Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 785

Fiberde rekor kırıldı: Tek kabloda saniyede 22.9 petabit veri iletimi!

Japonya Ulusal Bilgi ve İletişim Teknolojileri Enstitüsü (NICT)’ndeki araştırmacılar, fiber optik iletişimde olağanüstü bir başarı elde ederek dünya rekoru kırdı. Tek bir fiber optik kablo üzerinden saniyede 22.9 petabits gibi devasa bir hıza ulaşan ekip, bu hızın tüm küresel internet trafiğinin 20 katından fazlasına denk geldiğini açıkladı.

Araştırmacılar, daha fazla internet trafiğiyle başa çıkmak ve iletişim kapasitesini artırmak için fiber optik iletişimde alan ve dalga boylarını kullanan multiplexing (çoğullama) teknolojisini kullanarak bu rekoru elde ettiler. Multiplexing, bir kablo üzerinden daha fazla veriyi iletmek amacıyla genişletme, ek şeritler ve trafik sinyalleri eklemenin bir yöntemidir.

Fiberde

NICT ekibi, fiber kablodaki her çekirdekten (kıldan) 0.3 ile 0.7 petabits/s arası veri iletebilen bir teknoloji geliştirdi. Bu çekirdeklerin bir araya getirilmesiyle, toplamda 22.9 petabits gibi inanılmaz bir hıza ulaşıldı. Her bir kabloda 38 fiber çekirdek kullanıldı.

Yapılan açıklamada, bu çığır açan teknolojinin tek bir çekirdek yerine üç modda veri iletebilen ve toplamda 114 uzamsal kanala sahip 38 çekirdekli bir kablo içerdiği belirtildi. Farklı bant dalga boylarında, çeşitli bağımsız data kanalları kullanılarak veri iletim kapasitesinin arttırılabildiği vurgulandı.

Araştırmacılar, hata düzeltme yöntemlerinde daha fazla optimizasyon yapılarak mevcut fiber optik sistemlerden 1000 kat daha hızlı, yani 24.7 petabits/s hıza çıkılabileceğini öne sürdü. Bu gelişmenin, gelecekteki ultra geniş kapasiteli fiber optik ağların geliştirilmesinde önemli bir kilometre taşı olduğunu belirttiler.

Dünya genelinde internet trafiğinin hızla arttığı bir dönemde, bu rekor hız, yüksek bant genişliklerine ve hızlara olan talebi karşılamak adına büyük bir umut vaat etmektedir. Bu teknolojik ilerleme, gelecekteki iletişim altyapıları için heyecan verici bir potansiyel sunmaktadır.

Bitcoin’in artışı ekran kartı fiyatlarını etkileyecek mi?

Son bir hafta içerisinde Bitcoin, kripto para piyasasında dikkat çekici bir performans sergileyerek, %12’lik bir artışla 42.000 dolara ulaştı. Bu yükseliş, Nisan 2022’de gördüğümüz seviyelere geri dönüşünü simgeliyor. Analistlere göre, bu önemli çıkışın arkasında Bitcoin borsa yatırım fonu (ETF) onayının bekleniyor olması ve ABD’de faiz indirimi beklentisi gibi iki temel faktör bulunuyor.

Bitcoin’in bu hızlı yükselişi, kripto para topluluğunda olduğu kadar, donanım piyasasında da endişe yaratıyor. Peki, bu durum ekran kartı fiyatlarını yeniden artırabilir mi? Uzmanlara göre, günümüzde GPU madenciliği eskisi gibi kârlı bir iş değil. Örneğin, RTX 4090 ile madencilik yaparak enerji maliyetini düşürseniz bile, günlük kazanç 1 dolardan fazla olmamaktadır.

Bitcoin'

Kart maliyetini çıkarmak için ise yıllarca madencilik yapmak gerekebilir.Bununla birlikte, ekran kartları için asıl tehdit, ABD’nin Çin’e yönelik yapay zeka işlemcilerine uyguladığı yaptırımlar olarak görülüyor. Kaçakçılar tarafından Çin’e sokulmaya çalışılan ekran kartları, fiyatlar üzerinde artış trendine neden oldu. Aynı zamanda, GPU üreticileri yapay zeka odaklı GPU’lara öncelik vermeye başladıkça,Fiyatlar daha da yükselmekte.Önemli bir not olarak, günümüzde kripto para madenciliği büyük ölçüde ASIC’ler ve özelleşmiş işlemcilerle gerçekleştiriliyor. GPU ile madencilik hala kısıtlı bir alan olsa da, eskisi kadar kârlı değil. Nisan 2022’deki Bitcoin yükselişi sırasında Ethereum birleşmesi gerçekleşmemişti, bu da oyuncuların ekran kartlarıyla kripto madenciliği yapabileceği bir dönemdi ve bu durum, ekran kartı fiyatlarını 3-4 katına çıkarmıştı.

Samsung Galaxy Book 4 Ultra geliyor! İşte özellikleri

Samsung’un yeni premium laptop modeli, “Galaxy Book 4 Ultra,” yakında tanıtılacak. Güçlü donanım özellikleri ve yapay zeka entegrasyonuyla dikkat çekecek olan bu dizüstü bilgisayarın tüm detayları ortaya çıktı.

Galaxy Book 4 Ultra, 960XGL model numarasıyla piyasaya sürülecek ve selefi gibi şık tasarımıyla ve etkileyici ekranıyla öne çıkacak. 16 inç Super AMOLED dokunmatik ekran, QHD+ çözünürlük ve 120Hz yenileme hızı sunarak kullanıcılara üstün bir görsel deneyim vaat ediyor. Bu ekran, önceki Galaxy Book modellerinde olduğu gibi en iyi kalitede görüntüler sunacak.

İşlemci tarafında, Galaxy Book 4 Ultra, Intel Core Ultra 7 155H işlemci ile güçlendirilecek. 16 çekirdek, 22 iş parçacığı, 24MB L3 önbellek ve 28W TDP’ye sahip olan bu işlemci, 4.80GHz’a kadar yüksek performans sunuyor. Dizüstü bilgisayar, 32GB LPDDR5x RAM ve 1TB’a kadar PCIe NVMe SSD ile birlikte gelerek hızlı ve güvenilir depolama imkanı sağlıyor. Ek olarak, Nvidia’nın GeForce RTX 4050 modeli, 6GB VRAM ile ekran kartı ihtiyaçlarını karşılayacak.

Galaxy Book 4 Ultra’nın diğer özellikleri arasında arkadan aydınlatmalı klavye, parmak izi okuyucu, 2MP web kamerası, büyük trackpad, 1 adet USB 3.2 Gen 2 Type-A portu, 2 adet Thunderbolt 4 portu, microSD kart yuvası, ve 3.5mm kulaklık girişi bulunuyor. Ayrıca, WiFi 6E ve Bluetooth 5.3 bağlantılarıyla yüksek hızda ve güvenilir kablosuz iletişim sağlanıyor. Ses tarafında ise Hi-Res Audio, Dolby Atmos ses ve AKG tarafından ayarlanmış dörtlü hoparlörler kullanılarak üstün ses kalitesi sunulacak.

Samsung’un yeni Galaxy Book 4 serisi, Galaxy Book 4, Galaxy Book 4 360, Galaxy Book 4 Pro, Galaxy Book 4 Pro 360 ve en üst model olan Galaxy Book 4 Ultra’dan oluşacak. Bu yeni dizüstü bilgisayar serisi, kullanıcılara geniş bir seçenek yelpazesi sunarak farklı ihtiyaçları karşılamayı amaçlıyor. Tanıtımın bu ayın ortalarında yapılması bekleniyor.

Akbank dijital teminat mektubu hizmeti başlattı!

0

Bu yeni hizmet, Kamu İhale Kanunu (KİK) kapsamındaki elektronik teminat mektuplarını ve Gümrük Müdürlükleri ve Eximbank’a hitaben düzenlenen elektronik teminat mektuplarını Akbank Mobil uygulaması üzerinden uçtan uca dijital olarak oluşturmayı ve ilgili mercilere iletmeyi mümkün kılıyor.

Akbank Mobil uygulaması üzerinden sunulan bu özellik sayesinde müşteriler, şubeye gitmelerine gerek kalmadan işlemlerini her an, her yerden gerçekleştirebiliyor. Bu yenilik, mevcut gayrinakdi kredi limitine sahip tüm Akbanklıların finansal işlemlerini daha verimli ve etkili bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyor. Akbank Mobil uygulamasının kullanıcı dostu arayüzü sayesinde Akbanklılar, işlemlerini kolaylıkla gerçekleştirebiliyorlar.

Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz
Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz

Tüm hizmetlerinde müşteri ihtiyaçlarını önceliklendirdiklerini ifade eden Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Çetin Düz “Müşterilerimizin hayatını kolaylaştırma vizyonumuza uygun olarak uçtan uca dijital teminat mektubumuzu müşterilerimizin hizmetine sunmanın büyük mutluluğunu yaşıyoruz. Yeni hizmetimiz kapsamında müşterilerimiz Exim, gümrük müdürlüğü ve kamu ihale kurumuna hitaben verilecek mektupları dakikalar içinde bulundukları yerden başvuru aşamasından, düzenlenme aşamasında kadar rahatlıkla tamamlayabilecekler.

Hedefimiz bu çalışmanın kapsamını daha da genişleterek iş dünyasına sunduğumuz kolaylık ve ayrıcalıkları daha da artırmak. İş dünyasının pratik ve hızlı çözüm ihtiyaçlarına her alanda kolaylaştırıcı çözümler sunmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Çetin Düz
Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Çetin Düz

Elektronik teminat mektuplarında uçtan uca dijitalleşmenin müşterilerine hız, esneklik ve kolaylık avantajı sağladığını belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz; “KOBİ’lerimizi desteklemek ve onlara hız kazandırmak için ürün ve hizmetlerimizi genişletmeye devam ediyoruz. Bu amaçla Akbank Mobil’den alınabilecek ürünlere bir yenisini ekledik. Mevcut gayrinakdi kredi limiti bulunan müşterilerimiz Akbank Mobil’i kullanarak Kamu İhale Kurumu, Gümrük Müdürlüğü ve Eximbank’a hitaben elektronik teminat mektubu alabiliyorlar. Üstelik bu işlemi şubeye hiç gitmelerine gerek kalmadan dakikalar içerisinde uçtan uca dijital olarak tamamlayabiliyorlar. Yeniliklerimizle işine hız, gücüne güç katmak isteyen tüm KOBİ’lerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

50 farklı okuldan genç mucitler JPL Buluş Yarışması’nda yarışacak!

Türkiye’nin dört bir yanından cesur ve yenilikçi zihinlerin bir araya geleceği bu platformda, 50 farklı okuldan takım ve bilim hobicileri, gerçek dünya sorunlarına akıllı ve yaratıcı çözümler geliştirecek. Mühendislik ve tasarımın sınırlarını zorlayacak bu yarışmada, katılımcılar kendi cihazlarını tasarlayarak bilimi eğlenceli ve etkileşimli bir deneyime dönüştürecekler.

Bu yıl “Kağıt Sepete” konseptiyle gerçekleştirilen yarışmada, en yaratıcı, en sıra dışı, en artistik, en küçük ve en hafif tasarımlarla dereceye girenlere plaket ve ödül verilecek.

Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sağlayacak

JPL Buluş Yarışması

Bu yarışmalarla birlikte gençlerin bilim ve teknolojiye olan tutkularını pekiştirdiklerini ifade Özdisan Elektronik Genel Müdürü Mustafa Yurttaş: “Özdisan Elektronik olarak, 40 yıllık birikimimizi genç nesillerin eğitimi ve gelişimi için kullanmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Attığımız yenilikçi adımların yanı sıra teknolojik ilerlemenin ön saflarında da konumlanarak geleceğin parlak zihinlerine ilham kaynağı olmanın ötesinde, onlara bilim ve teknoloji dünyasının kapılarını aralamakta öncü bir rol üstleniyoruz.

Özdisan Elektronik Genel Müdürü Mustafa Yurttaş
Özdisan Elektronik Genel Müdürü Mustafa Yurttaş

NASA JPL Yıllık Buluş Yarışması’nın Türkiye finalleri, bu ilerlemeye tanıklık etmekle birlikte, öğrencilerimize gerçek hayatın mühendislik sorunlarına karşı yaratıcı düşünmeyi ve pratik çözümler geliştirmeyi öğretme misyonumuzun bir parçası. Bu yılki ‘Kağıt Sepete’ konsepti, basit bir görev gibi görünse de aslında gençlerimizin analitik düşünme, tasarım ve mühendislik becerilerini sınama fırsatı sunuyor. Yarışma boyunca, katılımcıların özgün cihazlar tasarlayarak ve test ederek elde ettikleri deneyimler, onları sadece yarının mühendisleri değil aynı zamanda yaratıcı problem çözücüler olarak da donatıyor. Özdisan Elektronik olarak, gençlerimize bu yolculukta hem rehberlik ediyoruz hem de onların başarılarını kutlamak için yanlarında yer alıyoruz. Onların bu tutkulu çabaları, Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne de katkı sağlayacaktır.” dedi.

Girişim sermayesi fonu 212, 70 milyon Euro’ya ulaşması hedeflenen üçüncü fonunu kurdu

Yatırım desteğinin yanında girişimlerle ihtiyaç duydukları alanlarda global ve yerel tecrübelerini de paylaşan 212, 70 milyon Euro’ya ulaşması hedeflenen yeni fonla birlikte Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi’nde B2B alanında küresel ölçekte büyüyen teknoloji şirketlerine yatırım yapmaya devam edecek. 212 yeni fonla ayrıca, gelişmiş pazarlardaki ülkelerde şirketini kurmuş ve kendi ülkesiyle bağları olan girişimciler (diaspora) için de desteklerini sürdürecek.

Başarı hikâyeleri yaratmaya kararlıyız

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan212 Kurucu Ortağı Numan Numan, şu açıklamayı yaptı: “212 olarak kurulduğumuz günden bu yana ilk iki fonumuzla girişimcilik ekosistemine önemli katkılarda bulunduk ve birçok ilke imza attık. Bugüne kadar toplam 29 tane şirkete yatırım yaptık ve böylece yönettiğimiz varlık 100 milyon Euro’yu aştı. Türkiye’nin ilk ve en büyük Fintek exit’i Iyzico ve yazılım alanında ilk unicorn’u Insider’ın ilk kurumsal yatırımcısı olmanın gururunu yaşıyoruz. Erken aşamada girişimlere yatırım yapıp desteklemekle kalmıyor, bir sonraki aşamaya geçmelerine de katkı sağlıyoruz. 12 yıl boyunca genişleyen network’ümüz, portföyümüzdeki girişimlere büyük fayda sağlıyor. Üçüncü fonumuzla da ilk iki fonda olduğu gibi başarı hikâyeleri yaratmaya kararlıyız. Yeni fonumuzun yaklaşık yüzde 60’ını daha önceki fonlarda da bizimle olan yatırımcılar oluşturuyor. Bu da bizim için çok kıymetli.”

212 Kurucu Ortakları Numan Numan ve Ali Karabey
212 Kurucu Ortakları Numan Numan ve Ali Karabey

Yeni fon çok daha geniş bir coğrafyaya odaklanıyor

İlk iki fonda küresel listelemede fon çarpanları açısından ilk yüzde 10’luk dilime girdiklerini ve üçüncü fonda da benzer başarıya erişmek istediklerini ifade eden Numan, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim için dragon diye ifade ettiğimiz, yani exit anındaki getirinin fon toplam değeri ve yatırımcılara geri dönüşü en önemli kriterlerden biri. Bu fonda çok daha geniş bir coğrafyaya odaklanıyoruz ve her zamankinden daha güçlü, daha fazla fırsat görüyoruz. Özellikle diaspora dediğimiz, gelişmiş pazarlardaki ülkelerde şirketini kurmuş ve kendi ülkesiyle de bağlarını sürdüren girişimcilere daha çok ağırlık vereceğiz. Öte yandan geçtiğimiz yıl erken aşama girişimlere yatırım yapmak üzere hayata geçirdiğimiz girişim sermayesi yatırım fonu Simya VC de yeni fonumuza destek olarak girişimcilere daha fazla erişim imkânı sağlayacak. Ayrıca geçtiğimiz aylarda Akkök Holding ile birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye’nin ilk dikey derin teknoloji fonu 212 NexT ile de yatırımlarımıza devam edeceğiz.”

Yatırımcılara da fırsatlar sunulacak

12 yıllık deneyimleriyle piyasa ihtiyaçlarına hâkim olarak yatırımcılara uygun dinamik fonlar sunduklarını da vurgulayan 212 Kurucu Ortağı Ali Karabey ise şunları şöyledi: “Geleneksel fon yönetimi modelinin yanı sıra risk alarak yüksek getiri amaçlayan yatırımcılarımıza yeni yatırım fırsatları da sunuyoruz. Başarılı portföy şirketlerine daha fazla destek sağlamak için özel amaçlı şirketler (SPV) kuruyor ve yatırımcıların devam yatırımı yapmalarına olanak sağlıyoruz.Piyasa koşullarına cevap vermede gösterdiğimiz esneklik sayesinde yatırımcılarımız, başarılı şirketlerin büyüme potansiyellerinden daha yüksek pay sahibi olma şansı buluyor. Sadece girişimlere değil, yatırımcılarımıza da fırsatlar sunmayı sürdüreceğiz.”

İlaç firması Boehringer ile IBM arasında yapay zekâ işbirliği!

0

Alman ilaç şirketi Boehringer Ingelheim geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “etkili terapötiklerin geliştirilmesi için yeni aday antikorları keşfetmek üzere” IBM’in temel model AI teknolojisini kullanmak üzere IBM ile birlikte çalıştığını duyurdu.

İlaç şirketinin planı IBM tarafından geliştirilmiş ve önceden eğitilmiş bir yapay zekâ modeli kullanarak potansiyel antikorların keşfini hızlandırmak üzerine kurulu. Tahmin edilen adayların kalitesini artırmak için ise Boehringer’in ek tescilli verileri yapay zekâ modeline aktarılacak. IBM’in biyomedikal temel modeli, protein ve ilaç etkileşimlerine ilişkin verileri içeren çok çeşitli kamuya açık veri setlerine dayanıyor. Boehringer’in tescilli verileri de eklendiğinde, istenen özelliklere sahip yeni tasarlanmış proteinlerin ve küçük moleküllerin üretileceği umuluyor.

Boehringer Ingelheim’da Biyoterapötik Keşif Küresel Başkanı Andrew Nixon işbirliği açıklamasında “Bilgisayar simülasyonu ile biyolojik ilaç keşfini gerçeğe dönüştürme vizyonumuzu paylaşan IBM’deki araştırma ekibiyle işbirliği yapmaktan büyük heyecan duyuyoruz.  IBM bilim insanlarıyla güçlerimizi birleştirerek, Boehringer’in karşılanmamış ihtiyaçları olan hastalar için yeni tedaviler geliştirmesini ve sunmasını sağlayacak hızlandırılmış antikor keşfi için benzeri görülmemiş bir platform geliştireceğimizden eminim,” diyor.

İlaç endsütrisinde yapay zekâ kullanılabilir mi?

Boehringer, yapay zekâ destekli ilaç araltırmalarında yalnız değil. Örneğin kanser gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan terapötik antikorları keşfetmek ve geliştirmek zaman alan bir süreçtir ve Novartis, yeni ilaç arayışında yapay zekâ teknolojisini uygulamak için Microsoft ile işbirliği yaptı. Pfizer de hastalara yeni tedavileri daha hızlı ulaştırmak için süper bilgisayar ve yapay zekâ kullanıyor. Ancak uzmanlar bu konuda temkinli.

Üretken yapay zekâ uygulamaları taslak metin oluşturmak, kodlama yapmak ya da resim çizmek söz konusu olduğunda eğlenceli ve yaratıcı olsa da, teknoloji terapi adayları geliştirmek için kullanıldığında dikkatli düşünmek gerekir. Viski için yeni bir tarif bulmak başka bir şey, hasta güvenliği söz konusu olduğunda bu teknolojiyi kullanmak ise oldukça farklı bir şey…

FDA yapay zekâ kullanımı için kılavuz planlıyor

İlaç endüstrisi muhafazakarlığıyla ünlü çünkü bunun oldukça geçerli bir sebebi var. Dünya çapında birçok düzenleyici kurum, insanların riske atılmadığından emin olmak için ilaç endüstrisindeki çalışmaları yakından takip ediyor. Örneğin ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) “önümüzdeki yıl içinde yapay zekânın ilaç geliştirmede kullanımına ilişkin hususları içeren bir kılavuz yayınlamayı planladığını” söyledi.

Bununla birlikte, yapay zekâ teknolojisinin her alanda olduğu gibi sağlık sektöründe de pek çok değişikliği beraberinde getireceğini tahmin etmek zor değil. Statista verilerine göre, 2021 yılında 11 milyar dolar değerinde olan yapay zeka (AI) sağlık hizmetleri pazarının 2030 yılında 187 milyar dolar değerinde olacağı tahmin ediliyor. Bu büyük artış, tıbbi sağlayıcıların, hastanelerin, ilaç ve biyoteknoloji şirketlerinin ve sağlık sektöründeki diğerlerinin çalışma şekillerinde önemli değişiklikler görmeye devam edeceğimiz anlamına geliyor.

ABD Senatosu havaalanlarında yüz tanıma sistemini yasaklayabilir

0

ABD Ulaştırma Güvenliği İdaresi’nin halihazırda birçok Amerikan havaalanında kullanılmakta olan yüz tanıma teknolojisinin kullanımını genişletme planları, Senato’da yeni sunulan bir yasa tasarısının yasalaşması halinde başlamadan sona erebilir.

ABD Senatosunda hem Cumhuriyetçi hem Demokratların ortak kaleme aldıkları Gezgin Gizliliğini Koruma Yasa tasarısı geçtiğimiz hafta Senatörler Jeff Merkley (D-OR) ve John Kennedy (R-LA) tarafından tanıtıldı. İlgili tasarı yasalaşması halinde ABD Ulaştırma Güvenliği İdaresi’nin (TSA) yüz biyometrisi kullanımını sona erdirebilir. Gelecekteki denemeler için ise “açık kongre yetkisi” gerektirecek. Tasarı kabul edilirse, TSA’ya teknoloji kullanımına son vermesi ve sunucularında bulunan tüm yüz biyometrik verilerini temizlemesi için sadece 90 gün süre tanınacak.

Yasa tasarısını hazırlayanlardan Los Angeles bölgesi Demokrat Parti senatörü John Kennedy, “TSA her gün binlerce Amerikalının yüzünü onların izni olmadan tarıyor. Üstelik yolcuların bu invaziv taramadan vazgeçebileceklerini açıkça belirtme zahmetine bile girmiyor” dedi ve ekledi: “Yolcu Mahremiyetini Koruma Yasası, yüz tanıma programını sona erdirerek her Amerikalıyı Büyük Birader’in müdahalesinden (George Orwell – 1984 kitabına atıf) koruyacaktır.”

Bekleyen mevzuat hakkında yorum yapmayı reddeden TSA, teknolojiyi ABD genelinde yaklaşık 30 havalimanında test ediyor. Kurum önümüzdeki on yıl içinde bu teknolojiyi Amerika’daki 430 havalimanına yaymak istediğini belirtmişti. TSA tarafından işletilen güvenlik kontrol noktalarında kullanılan sistem Credential Authentication Technology 2 (CAT-2) olarak biliniyor ve Fransız biyometrik firması Idemia’dan geliyor. Idemia’nın tüm biyometrik teknoloji paketi kısa bir süre önce Interpol tarafından kullanılmaya başlandı ve Interpol, Bosna Hersek’teki bir polis kontrol noktasında sahte evrak ibraz eden şüpheli bir kaçakçının biyometrik tabanlı ilk tutuklamasını gerçekleştirdi. Interpol’ün “Biyometrik Merkezi”, mevcut parmak izi ve yüz tanıma veri tabanlarını diğer Idemia teknolojileriyle birleştiriyor.

TSA’nın CAT-2 kullanımı, bir yolcunun yüzünün taranmasını ve taranmış bir kimlik kartı veya pasaportla karşılaştırılmasını içeriyor. Sistem sahte kimlikleri “çok hızlı bir şekilde” tespit edebiliyor ve ayrıca kişinin herhangi bir ek tarama listesinde olduğunu ve önümüzdeki 24 saat içinde seyahat etmeyi planladığını doğrulayabiliyor. Buna karşın yüz tanıma teknolojisi mahremiyet hakları grupları tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor ve birçok vakada belirli ırk gruplarına karşı önyargıları olduğu ve kandırılmasının nispeten kolay olduğu gösterildi.

Senatörler Edward J Markey (D-MA), Roger Marshall (R-KS), Bernie Sanders (I-VT) ve Elizabeth Warren (D-MA) tarafından ortaklaşa desteklenen tasarının daha geniş bir oylamaya dönüşmeden önce ABD Senatosu Ticaret komitesinden geçmesi gerekiyor.

OpenZFS veri bozulmasıyla karşı karşıya!

0

Yayınlanan düzeltmenin çıkış noktası ise bir veri bozulması. OpenZFS veri bozulmasının temel nedeninin blok klonlama özelliği olmadığı ve v2.2.1’in hala veri bozulmasına yatkın olduğu, v2.2 öncesi sürümlerin de bu dosya sistemi veri bozulması sorununa karşı savunmasız olduğu ortaya çıktı.

ABD’deki tatil hafta sonunda, bu OpenZFS veri bozulması hatasının sadece v2.2 sürümüyle sınırlı olmadığı; eski sürümlerin de bu durumdan etkilendiği ve v2.2.1’in hala olası veri bozulmasına açık olduğu daha açık hale geldi.

En azından iyi haber şu ki, gerçek dünya senaryolarındaki veri bozulmalarının sınırlı olduğuna inanılıyor ancak bazı komut dosyaları yardımıyla bozulma yeniden üretilebiliyor. Artık OpenZFS 2.2 blok klonlama özelliğinin sorunla karşılaşma olasılığını artırdığına inanılıyor.

FreeBSD projesi bugün bu OpenZFS veri bozulması sorunuyla ilgili bir danışma belgesi yayınladı. Geçici bir çözüm olarak, sorunla karşılaşma olasılığını “büyük ölçüde azaltmak” için “sysctl vfs.zfs.dmu_offset_next_sync=0” ayarının yapılmasını öneriyorlar.

General Motors, 2024’te elektrikli araç üretiminde kâra geçmeyi hedefliyor!

Detroit merkezli otomotiv devi General Motors (GM), elektrikli araç üretiminde kâr elde etme hedefleri doğrultusunda önemli adımlar atmaya hazırlanıyor. Şirketin finans şefi Paul Jacobson, yakın bir tarihte düzenlenen Barclays yatırımcı konferansında, GM’nin 2024’ün ikinci yarısından itibaren elektrikli araç üretiminde kâra geçmeyi planladığını açıkladı.

Elektrikli araç üretimi sürecinde yaşanan mali zorluklara rağmen GM, artan üretim hacmi, hammadde maliyetindeki düşüş ve batarya maliyetlerindeki azalma gibi faktörlerin birleşimi ile kâr elde etmeyi amaçlıyor. Jacobson, özellikle şirketin kendi batarya tesislerinin devreye girmesiyle ithal batarya hücrelerine olan bağımlılığın azalacağını ve bu durumun maliyetleri düşüreceğini vurguladı.

GM, 2024’e kadar araç başına hammadde maliyetlerini 4.000 doların üzerinde azaltma hedefiyle hareket ediyor. Elektrikli araç karlılığına, sera gazı kredileri, federal vergi kredileri, BrightDrop ve GM Energy işi gibi çeşitli faktörlerin de katkı sağlaması bekleniyor.

Ancak, şirketin elektrikli araç stratejileriyle ilgili bazı erteleme haberleri de gündemde. GM CEO’su Mary Barra, Ekim ayında Chevrolet Equinox EV, Chevrolet Silverado EV RST ve GMC Sierra EV Denali modellerinin lansmanlarının birkaç ay ertelendiğini duyurdu. Bu erteleme kararı, GM’nin daha uygun fiyatlı Silverado ve Sierra EV modellerinin üretimini, “değişen elektrikli araç talebi” nedeniyle 2025’in sonlarına doğru ertelediği açıklamalarının ardından geldi.

General Motors, 2024’ün ikinci yarısında elektrikli araçlarında kâra geçmeyi ve bir sonraki yıl %5 civarında bir kâr marjına ulaşmayı hedefliyor. Şirket, elektrikli araç pazarındaki bu stratejik adımlarla sürdürülebilirlik ve rekabet avantajını artırmayı amaçlıyor.

Amazon Q sohbet robotu sektöre yenilik getiriyor

0

AWS, yapay zeka asistanı yarışında sonuncu olabilir ancak Amazon Q, müşteriler için ilgi çekici bir araç sunuyor. ChatGPT’nin ilk yaş gününü kutlamasıyla birlikte AWS gibi sektörün en büyük isimleri, yapay zeka asistanlarının reşit olduklarını ve birçok iş fonksiyonunda operasyonel verimliliği artırmaya hazır olduklarını kanıtladı.

AWS, bu hafta başında yıllık re:Invent konferansı sırasında ‘Amazon Q’ kurumsal sınıf sohbet robotunun lansmanını duyurdu. Yapay zeka asistanının piyasaya sürülmesi, bulut devinin kurumsal yapay zeka sohbet robotu alanına ilk büyük adımını işaret ediyor ve firmayı önümüzdeki aylarda Microsoft destekli OpenAI ve Google ile bir savaşa hazırlayabilir. Microsoft Copilot veya Google Bard’a benzer şekilde yapay zeka asistanı, kullanıcı istemlerine doğal dil tabanlı yanıtlar sağlayacak.

Amazon Q sohbet robotu yenilikleri

re:Invent’in ikinci günün açılış konuşmasında, AWS’nin veri ve yapay zekadan sorumlu başkan yardımcısı Swami Sivasubramanian, katılımcılara chatbot’un çalışır haldeki pratik örneklerini gösterdi. Buna kod oluşturmayı destekleme yeteneği , otomatik özetleme yetenekleri ve iş zekası öngörüleri de dahildi.

Bulut devi, bunun çok çeşitli iş fonksiyonlarında destek sağlayabilecek olgun, kurumsal kullanıma hazır bir yapay zeka asistanı olduğunu göstermeye hevesliydi. IDC analisti Neil Ward-Dutton, ITPro’ya Amazon Q’nun piyasaya sürülmesinin hem AWS için keşfedilmemiş sulara doğru bir atılımı hem de hiper ölçekleyicinin yeni potansiyel müşterilere hitap etme fırsatını temsil ettiğini söyledi.

Yapay zeka sohbet robotu alanına yönelik bu girişimin ve yeni kullanıcı demografisinin hedeflenmesinin, şirketin tarihinde daha önce yalnızca bir kez Chime video konferans platformunun lansmanıyla eşleştiğini ekledi. AWS’nin burada adım attığı yeni zemin göz önüne alındığında Ward-Dutton, AWS’nin, bu tür araçları sağlama konusunda itibar kazanmış sektördeki meslektaşlarına kıyasla potansiyel müşterileri platformda bir şans denemeye aktif olarak ikna etmesi gerektiğine inanıyor. Ancak firmanın önde gelen hiper ölçekleyici olarak uzun vadeli konumu, onu iyi durumda tutuyor.

Ward-Dutton, buradaki potansiyel cazibenin bir kısmının Amazon Q’nun üzerine inşa edildiği temeller olabileceğini ekledi.   Chatbot, firmanın Eylül ayında resmi olarak başlatılan üretken yapay zeka modeli çerçevesi olan Amazon Bedrock tarafından destekleniyor. Bedrock, müşterilere Anthropic’in Claude 2.1 veya Meta’nın açık kaynaklı Llama 2 modeli gibi birden fazla şirket içi ve üçüncü taraf LLM seçeneği sunuyor.

GNoME yapay zeka ile yeni malzemeler keşfediyor!

0

Google’ın yapay zekası “GNoME” modern teknolojiler için çok önemli 2.2 milyon yeni kristal keşfediyor. Son raporlar, araştırmacıların 380.000’i en kararlı kabul edilen 2.2 milyon yeni kristali tanımlamak için GNoME’u kullandığını belirtiyor. Görünüşte basit olan bu atom düzenlemeleri, elektronik cihazlarımızdan enerji ağlarımıza, hatta bedenlerimize kadar her şeyde devrim yaratmaya hazırlanıyor.

GNoME, yeni malzemelerin kararlılığını tahmin ederek keşif sürecini önemli ölçüde geliştirmek için derin öğrenme aracı olarak özel olarak tasarlandı. Geleneksel olarak, yeni materyallerin keşfedilmesi, deneme yanılma içeren, genellikle pahalı laboratuvar deneylerine dayanan uzun ve zorlu bir süreçti. GNoME, gerçek dünyada hangi kristal yapıların muhtemelen kararlı olacağını tahmin etmek için derin öğrenme yeteneklerini kullanarak bunu ortadan kaldırır ve araştırmacılara büyük miktarda zaman ve kaynak tasarrufu sağlar.

GNoME yapay zeka yeni malzeme keşfinde oyunun kurallarını değiştirebilir

Stabiliteye odaklanmak çok önemlidir, çünkü bir malzeme stabil değilse aslında işe yaramaz. Parçalanabilir, bozulabilir veya beklendiği gibi performans göstermeyebilir. GNoME’un keşfettiği milyonlarca yapı arasından kararsız yapıları filtreleme yeteneği, tahminlerini bu kadar değerli kılan şey.

Bu yeni başarının öne çıkan özelliği, yapay zeka teknolojisinin malzeme keşfini tahmin etmek ve kolaylaştırmak için kullanılabileceği gerçeğinin bir kanıtı. İçinde bulunduğumuz çağda, plak çalarlar, saatler (Quartz), mikrofonlar, Mürekkep Püskürtmeli yazıcılar ve daha birçok icatla kristal teknolojisinin potansiyelinden zaten yararlanıyoruz. Pek çok araştırmacı şimdi kristallerin gelecekte ileri teknolojilere güç sağlamak için olası kullanımını araştırıyor.

Mayıs 2022’de NYU Abu Dhabi (NYUAD) Akıllı Malzeme Laboratuvarı’ndaki bir araştırmacı ekibi, mekanik olarak çok sağlam olan bazı organik kristaller keşfetti ve bu, kristallerin robotik ve elektronik gibi ileri teknolojiler için verimli ve sürdürülebilir enerji dönüşüm malzemeleri olarak kullanılabileceğini gösterdi.

Biz uçan arabaların hayalini kurarken, gerçek şu ki mevcut pillerimiz akıllı telefonlarımıza zar zor yetişebiliyor. Ancak kristaller oyunu değiştirebilir. Güneşi benzeri görülmemiş bir verimlilikle emen, perovskit kristallerden yapılmış güneş panellerini hayal edebilirsiniz. Güneş enerjisi çiftlikleri küçülebilir, enerji faturaları düşebilir ve temiz enerji nihayet uzak bir hayal değil, gerçek olabilir.

Apple çip laboratuvarı değişime öncülük ediyor!

0

Apple’ın yirmi yılda yükselen hisse senedi fiyatlarının arkasında ikonik tüketici cihazları yatıyor. Her şey iPod ve iMac ile başladı. Daha sonra iPhone ve iPad geldi, daha yakın zamanda Apple Watch ve AirPods’u gördü.

Ancak piyasa değerine göre ABD’nin en büyük şirketinde gadget’lardan çok daha fazlası var. Apple, Silikon Vadisi’ndeki genel merkezinde, vızıldayan birkaç yüz makine ve laboratuvar önlüğü giymiş bir avuç mühendisle dolu sıradan bir odada, en popüler ürünlerine güç sağlayan özel çipler tasarlıyor.

Apple çip laboratuvarı ile geleceğe yatırım yapıyor

Yerli yarı iletkenler ilk kez 2010 yılında iPhone 4′te piyasaya sürüldü. Bu yıl itibarıyla tüm yeni Mac bilgisayarları Apple’ın kendi silikonuyla çalışıyor ve bu da şirketin 15 yılı aşkın süredir Intel’e olan bağımlılığına son veriyor.

Donanım mühendisliğinden sorumlu John Ternus: “Apple’da son 20 yılda ürünlerimizde en büyük olmasa da en derin değişimlerden biri, bu teknolojilerin çoğunu kendi bünyemizde nasıl yaptığımız. Tabii ki listenin başında silikonumuz var” diyor.

Bu değişiklik aynı zamanda Apple’ı yeni bir dizi riskle karşı karşıya bıraktı. En gelişmiş silikonu öncelikle tek bir satıcı olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Company tarafından üretilmekte. Kasım ayında CNBC, Apple’ın Cupertino, California’daki kampüsünü ziyaret ederek gazetecilerin şirketin çip laboratuvarlarından birinde çekim yapabildi. Apple silikon başkanı Johny Srouji ile şirketin Amazon tarafından da takip edilen karmaşık özel yarı iletken geliştirme işine girmesi hakkında görüşlerini paylaştı.

Srouji: “Binlerce mühendisimiz var. Fakat çip portföyümüze bakarsanız aslında çok yalın. Çok verimli. Çünkü aslında dışarıda cips satmıyoruz, ürüne odaklanıyoruz” dedi. “Bu bize optimizasyon özgürlüğü veriyor ve ölçeklenebilir mimari, farklı ürünler arasındaki parçaları yeniden kullanmamıza olanak tanıyor.” diyor. Srouji, iPhone için özel çipler tasarlayan 40 veya 50 mühendisten oluşan küçük bir ekibe liderlik etmek üzere 2008 yılında Apple’a geldi. Apple, katıldıktan bir ay sonra 150 kişilik bir girişim olan PA Semiconductor’ı 278 milyon dolara satın aldı.

Creative Strategies’in CEO’su ve baş analisti Ben Bajarin: “Kendi çiplerini yapmaya başlayacaklar: PA Semi’yi satın aldıklarında hemen yaptıkları şey buydu” dedi. Bajarin, “doğal tasarım odağıyla” Apple’ın “mümkün olduğunca yığının çoğunu kontrol etmek” istediğini söyledi. Satın alma işleminden iki yıl sonra Apple, ilk özel çipi A4′ü iPhone 4 ve orijinal iPad’de piyasaya sürdü.

Apple’ın ana faaliyet alanında ek makro zorluklar var çünkü akıllı telefon satışları son yılların en düşük seviyelerinden toparlanıyor. Ancak yapay zeka iş yüklerine olan talep, özellikle Nvidia gibi şirketlerin ürettiği GPU’lara yönelik silikon siparişlerinde artışa neden oluyor. ChatGPT ve diğer üretken yapay zeka hizmetlerinin popülaritesine bağlı olarak hisseleri bu yıl yüzde 200′den fazla arttı.

Elektrikli hava aracı için mutabakat imzalandı! 2026’da hizmete girecek!

Suudi Arabistan’daki bir elektrikli hava aracı (EAV) üreticisi ve düşük maliyetli bir havayolu, hizmetin 2026’da başlatılmasını araştırıyor. Eve Air Mobility ve Flynas, Riyad ve Cidde’de eVTOL (elektrikli dikey kalkış ve iniş) hizmetlerini keşfetmek için bir mutabakat imzaladı.

Flynas’ın şu anda 60 uçağı var ve yurt içi ve yurt dışı destinasyonlara haftalık 1.500’den fazla uçuş gerçekleştiriyor. Eve CEO’su Johann Bordais: “Bu ortaklık, yalnızca sürdürülebilir hava yolculuğuna yönelik ortak vizyonumuzdaki bir kilometre taşını temsil etmiyor. Aynı zamanda daha verimli, çevre dostu ve erişilebilir bir ulaşım ortamını şekillendirme taahhüdümüzü de temsil ediyor. Suudi Arabistan’da hava hareketliliğinin geleceğini ilerletmek için güçlerimizi birleştirirken Flynas ile bu çığır açıcı yolculuğa çıkmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

Elektrikli hava aracı için testler

Eve Air ve Koreli havayolu Jeju Air yakın zamanda Jeju Adası’ndaki EAV araçlarına yönelik konsepti oluşturdu. Eve düşük maliyetli taşıyıcılarla anlaşmalarını genişletiyor gibi görünüyor. Model Eve Air, Embraer tarafından desteklenmektedir ve Jeju Air, Kore’nin en büyük düşük maliyetli havayolu şirketi olarak faaliyetlerini sürdürüyor. İki şirket tarafından hazırlanan teknik rapor, Jeju Adası’nda UAM (kentsel hava hareketliliği) hizmetlerinin kurulmasına ilişkin operasyonel ve ticari iş durumunu ayrıntılarıyla anlatıyor. Güney Kore zaten kentsel hava hareketliliğinin temelini atıyordu.

Eve, ABD, Brezilya ve Birleşik Krallık’taki operasyon konseptlerini oluşturmak için şehirler, ülkeler ve düzenleyici otoritelerle birlikte çalışıyor. Hunch Ventures ve Blade Air Mobility’nin ortak girişimi olan Eve Air ve Hunch Mobility, Bangalore’u Hindistan’ın Bangalore şehrinde kentsel hava hareketliliği için lansman şehri haline getirmek üzere zaten birlikte çalışıyordu. Eve EAV aracı tamamen elektrikli olup 100 km menzile sahip ve sonunda aracın kendi kendine uçmasını sağlamayı planlıyor.

Eve Air yakın zamanda Eve’in eVTOL araç operasyonları için tedarik zinciri özelliklerini incelemek amacıyla DHL Supply Chain ile bir anlaşma imzaladı. Şirkete göre Eve’in EAV’si için birikmiş siparişleri toplam 2.850 uçan araçtan oluşuyor. Şirket ayrıca, ilk eVTOL teslimatları ve 2026’nın başlarında hizmete girmesi beklenen kentsel hava trafik yönetimi yazılımını da oluşturdu.

Eve’in dört yolcu kapasiteli EAV’sinin Brezilya’nın yanı sıra birçok ülkede uçması için anlaşmaları var. Diğer şirketler de EAV hizmetleri için Hindistan’ı hedefliyor. Archer Aviation ve InterGlobe Enterprises kısa süre önce , 200’e kadar Archer Midnight uçağının satın alınması da dahil olmak üzere, 2026’da Hindistan’da bir hava taksi hizmeti başlatmak için bir anlaşma imzaladı.

CCTV Depolamanın Olmazsa Olmazları

0

Günümüzde CCTV veya akıllı videoya olan ihtiyaç, güvenlik kullanım alanını aşıyor. Verimli perakende yönetiminden gelişmiş veri depolamaya kadar akıllı videonun önemini vurgulayan birçok yeni ve ilginç kullanım alanı ortaya çıkıyor.

Üstelik, kurulumu kolay kameralardan yüksek teknolojili yapay zeka (AI) destekli kameralara kadar çeşitli kameralar, CCTV pazarının büyümesine yardımcı oluyor. Özel depolama, akıllı bir video kurulumunun en önemli bileşenlerinden biri haline geliyor. İşte CCTV depolama çözümlerinin olmazsa olmaz diye nitelendirilen en önemli özelliklerden bazıları:

Yüksek Kapasite
CCTV 7/24 bir ortamda video görüntüleri çalıştırıp kaydettiği için, ister kamera üzerinde microSD kart olsun, ister görüntüleri gelecekte izlemek üzere depolamak için bir sabit disk sürücüsü (HDD) olsun, yüksek kapasiteli depolama çözümlerine yatırım yapmak büyük bir önem taşıyor.

Düşük kapasiteli depolama çözümlerinin devreye alınması, CCTV kurulumuna sahip olmanın hakiki amacına, yani uzun süreli olarak yüksek kalitede kayıt alma ihtiyacına hizmet etmemiş oluyor.

Depolama gereksinimi kamera sayısına, çözünürlüklerine ve kayıtların kaç gün saklanacağına bağlı olarak farklılık gösteriyor. Western Digital’ın WD Purple Pro Smart Video HDD’si, CCTV kurulumu için ideal bir depolama sunuyor ve 22 TB’a varan depolama kapasitesi ile geliyor.

Kamera üzeri depolama için ise Western Digital’ın WD Purple SC QD101 Ultra Endurance microSD kart seçeneği, 1 TB’a* kadar depolama kapasitesiyle geliyor.

Yüksek Dayanıklılık
Zorlu hava koşullarında çalışabilme özelliğine sahip oldukları için kameralardaki CCTV depolama çözümleri için daha yüksek dayanıklılık, büyük bir önem taşıyor. Üstelik CCTV çözümünün yerleşimi nedeniyle düzenli bakım yapmak da oldukça zor olabiliyor.

Daha yüksek dayanıklılığa sahip bir depolama çözümü seçtiğinizde, depolama çetin hava koşullarına dayanabiliyor ve çok daha uzun süre çalışabiliyor. Böylelikle kesinti süreleri ve bakım maliyetleri de minimuma inmiş oluyor.

Perakende sınıfı microSD kartlar, akıllı videolar için gereken dayanıklılık özelliklerine sahip değiller. WD Purple microSD kartlar ise her zaman açık bir ortam için doğru sağlamlığı, performansı, dayanıklılığı, güvenilirliği ve özellikleri sunduklarından, özellikle CCTV kurulumları için tasarlandı.

Yüksek Performans
Tüm depolama çözümleri, her zaman açık bir ortamda uzun vadede yüksek düzeyde performans sağlayacak şekilde tasarlanmıyor veya bu kapasiteye sahip değiller. Bu nedenle, 7/24 akıllı video iş yüklerinin altından kalkabilecek şekilde tasarlanmış depolamayı seçmek çok önemli.

Bir CCTV sisteminin depolama cihazı, birden fazla yayın veya akıştaki videoları kesintisiz olarak kaydedebilmeli, saklayabilmeli ve yeniden oynatabilmeli. Tüm WD Purple Pro sürücüler, ATA akışını iyileştirmeye ve kare kaybını azaltarak genel video oynatmayı iyileştirmeye yardımcı olan; aynı zamanda da sistem içinde derin öğrenme analitiği için 32 AI’ın üzerinde akışa destek veren AllFrame AI teknolojisiyle donatıldı.

Akıllı videoların kullanımı çeşitli sektörlerde ilgi görmeye devam edecek gibi görünüyor. CCTV kurulumundan en iyi verimi almak için akıllı video depolama çözümlerini seçerek özel depolamayı kullanmak büyük önem taşıyor.

Türk yapay zekâ görüntü oluşturucu QBitmap yayında!

ChatGPT, Google Bard ve DALL-E gibi üretken yapay zekâ uygulamaları 2023’ün en çok ilgi çeken teknolojik yenilikleri olarak hayatımıza girdi. Türk firmalar ve geliştiriciler de bu pazarda yer almak için kolları sıvamış durumda.  “Fotoğraflarınızla dijital hayallerinizi gerçeğe dönüştürün” mottosuyla yola çıkan QBİTmap AI da sadece birkaç gün önce yayınlanmasına karşın binlerce kullanıcıya ulaşmasıyla dikkat çekiyor.

Yaratıcıları QBitmap’i “Birden fazla AI sanat oluşturma yöntemine sahip bir AI Art Generator uygulaması” olarak tanımlıyor. Hem Android cihazlar için Google Play hem de Apple cihazlar için App Store üzerinde yer alan QBitmap, sinirsel stilde aktarım kullanarak fotoğrafınızı bir başyapıta dönüştürmeyi vaat ediyor.

Temel kullanım ücretsiz, yoğun kullanım kredi bazlı ücretlendiriliyor

Uygulamada 500’den fazla güncel yapay zeka şablonu kullanıcıları beklerken, kullanıcılar her gün ücretsiz 10 krediye sahip oluyor. Uygulamayı yoğun kullanmak istiyorsanız ise 100 krediyi 79,99 TL, 500 krediyi 189,99 TL ve 1000 krediyi 274,99 TL fiyatlama ile satın alabiliyorsunuz. Yani Qbitmap temel kullanım için ücretsiz ama yoğun kullanımlar için ücretli paketler sunan bir uygulama. QBitmap yalnızca birkaç gün önce yayınlanmasına karşın Google Play Store’da şimdiden 1000’den fazla kez indirilmiş durumda. Kullanıcı yorumları da bir hayli yüksek puanlı.

2022 yılında İstanbul – Ataşehir merkezli kurulan QBITWISE TEKNOLOJİ VE BİLİŞİM ANONİM ŞİRKETİ tarafından geliştirilen bir ürün olan QBitmap, hem fotoğraf üzerinden üretken yapay zekâ ile yeni görüntü yaratabiliyor hem de metinsel tanımlardan görüntü oluşturabiliyor. Firma, ürününü şu sözlerle tanıtıyor: “Qbitmap’in son teknoloji ürünü Üretken A.I. En son derin öğrenme algoritmalarından yararlanan motor, benzeri görülmemiş bir hız ve doğruluk sunar. Endüstri kriterlerini aşan bu çığır açan teknoloji, en karmaşık görsel işlemeleri bile yalnızca milisaniyeler içinde düzenleyebilir. Bu kadar hızlı ve gelişmiş bir görsel oluşturma yeteneğini deneyimlemek, beklentilerinizi yeniden tanımlayacak.”

Yalnızca birkaç gün önce yayınlanan QBitmap, rekabetin son derece yoğun olduğu üretken yapay zekâ pazarında başarıyı yakalayabilecek mi kestirmek zor. Ancak Google Bing, DALL-E, Midjourney, DreamStudio ve Craiyon gibi firmaların yarıştığı bu pazarda bir Türk yapay zekâ görüntü uygulamasının da bulunması mutluluk verici.

Google, yeni nesil yapay zekası Gemini’yi erteledi

Google, merakla beklenen ve öne çıkan metin ve görüntü oluşturma yetenekleri ile dikkat çeken yeni nesil yapay zeka modeli Gemini’yi sessizce önümüzdeki yıla kadar erteledi. İlk tanıtıldığında, Gemininin rakipsiz özelliklere sahip olduğu ve birden fazla veri türünü işleyebildiği vurgulanmıştı. Ancak, son raporlara göre, özellikle İngilizce olmayan istemlere ve sorulara güvenilir yanıt verme konusundaki zorluklar nedeniyle çıkış tarihi ertelenmiş durumda.

Gemini, Google’ın bugüne kadar geliştirdiği en karmaşık yapay zeka modellerinden biri olarak tanımlanıyor. Multimodal özelliklere sahip olan bu model, metin ve görüntülerin yanı sıra web siteleri gibi çeşitli içerik türlerini anlama ve üretebilme yeteneğine sahiptir. Bu özellikleriyle, Gemini, kullanıcılarına geniş bir veri yelpazesini etkili bir şekilde işleme ve anlama imkanı sunmayı hedefliyor.

Ancak, yaşanan gecikme, özellikle İngilizce olmayan dillerdeki istemlere güvenilir yanıt verme eksikliği nedeniyle ortaya çıktı. Google, bu konudaki sıkıntıları gidermek ve daha güvenilir bir ürün sunmak için çalışmalarını sürdürüyor. Gemini için yeni bir çıkış tarihi henüz belirlenmedi, ancak kullanıcılar, gelişmiş yapay zeka özelliklerini deneyimlemek için biraz daha beklemek zorunda kalacak gibi görünüyor.

Google’ın zaten sahip olduğu Bard adlı yapay zeka modeline rağmen, Gemininin daha fazla bilgi işlem gücünden yararlanarak OpenAI’ın GPT-4’ünden daha iyi performans gösterdiği ifade ediliyor. Google’ın Bard ve Google Asistan’dan sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yöneticisi Sissie Hsiao, Gemini’nin istemlere anlık olarak görsel üretebilme yeteneğine vurgu yapmıştı.

Şu ana kadar halka açık kullanım için piyasaya sürülmeyen Gemininin, çıkış yaptığında yapay zeka alanındaki dengeleri değiştirebileceği düşünülüyor. Ancak, analistler, Gemininin piyasaya sürülmesiyle bu denge dinamiklerinin nasıl şekilleneceği konusunda bekleyiş içinde.

Bu gelişmeler, yapay zeka dünyasındaki rekabeti ve teknolojik ilerlemeleri yakından takip edenler için önemli bir gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Google’ın Gemini için yapacağı iyileştirmeler ve yeni çıkış tarihi hakkında gelecek bilgilerle ilgili merak büyük.

Spotify, küresel ekonomik durum nedeniyle küçülüyor

Dünya genelinde en büyük çevrim içi müzik ve podcast platformu olan Spotify, CEO Daniel Ek’in yaptığı açıklamaya göre, küresel ekonomik belirsizliklerin devam etmesi nedeniyle bu yıl içinde üçüncü kez toplu işten çıkarma kararı aldı. Şirket, en az 1.500 çalışanının daha işten çıkarılmasıyla birlikte, 2023’ü maliyet azaltma önlemleriyle geçiren büyük şirketlerden biri olma konumunu pekiştirdi.

2023 yılı, COVID-19 pandemisinin küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin derinleştiği bir dönem olarak kayıtlara geçerken, birçok şirket maliyet kontrolü ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda personel sayısını azaltmıştır. Spotify da bu eğilimi takip ederek, son mali durum açıklamasında 9.250 civarında çalışana sahip olduğunu belirtmişti.

Spotify

Spotify CEO’su Daniel Ek, yaptığı açıklamada küresel ekonomik belirsizliğin devam ettiğini ve şirketin maliyetleri azaltma ihtiyacı doğduğunu vurguladı. Ek, bu kararın alışılmadık olmadığını ifade ederken, şirketin daha önce Ocak ayında 600 ve birkaç ay sonra 200 personelle gerçekleştirdiği toplu işten çıkarma kararlarını da hatırlattı. Ayrıca, işten çıkarılan personelin beş aylık tazminatın yanı sıra şirketin sağlık sigortası hizmetinden de faydalanmaya devam edeceğini belirtti.

Spotify’ın bu kararı, küresel ekonomik belirsizliklerin devam etmesi durumunda şirketin gelecekte benzer adımlar atmaya devam edip etmeyeceği konusunda belirsizlik yaratırken, toplu işten çıkarma sayısının üçe çıkması endüstri ve iş dünyası açısından dikkat çekici bir gelişmedir. Şirketin küresel müzik ve podcast pazarındaki liderliği, bu tür zorlu ekonomik koşullarla başa çıkma stratejilerini yakından izleyenler için önemli bir gösterge olarak değerlendirilebilir.

Google, WearOS ve Mesajlar’ı güncelledi

Google, WearOS, Google Mesajlar ve Google TV kullanıcılarına yönelik çığır açan özellikleri duyurdu. Yeni güncellemeler, akıllı saat kullanıcılarının ev kontrolünü kolaylaştırmanın yanı sıra, Google Mesajlar ve Google TV deneyimini de zenginleştirecek.

Ev kontrolü artık daha kolay

Google’ın duyurduğu özellikler arasında öne çıkanı, Wear OS tabanlı akıllı saatlerin Google Home ve akıllı ev cihazları üzerinde daha fazla kontrol sağlaması. Kullanıcılar, Google Home uygulaması üzerinden akıllı ampulleri kontrol etme, evde veya dışarıda olduklarını belirleme ve daha birçok akıllı ev işlevini basit bir şekilde yönetme imkanına sahip olacak.

Google WearOS

Güncelleme ayrıca, FIDO2 anahtarlarında özel PIN oluşturma ve Asistan kısayollarını içeriyor. Kullanıcılar, etkinlik hatırlatıcıları, seyahat güncellemeleri ve hava durumu gibi önemli bilgileri akıllı saatleri üzerinden kolayca takip edebilecekler.

Google Mesajlar ve Google TV’de yenilik rüzgarı

Google Mesajlar kullanıcıları, sesli mesajlara uygun arka plan renkleri ve büyük emoji animasyonları gibi görsel güncellemelerle iletişimlerini daha eğlenceli hale getirebilecekler. Google TV ise on yeni ücretsiz TV kanalı ve gelişmiş dil seçenekleriyle kullanıcı deneyimini zenginleştirecek.

Android akıllı telefonlardaki TalkBack özelliği, yapay zeka desteğiyle kullanıcılara görüntülerde eksik açıklamalar hakkında bilgi verme yeteneği kazanırken, Google Asistan telefon görüşmelerinde karşıdaki kişiye otomatik yanıt verebilme yeteneği sunuyor.

Sonuç olarak, Google’un WearOS, Google Mesajlar ve Google TV için duyurduğu yenilikler, kullanıcıların dijital deneyimini daha kişisel, eğlenceli ve kullanıcı dostu hale getirecek. Güncellemelerin önümüzdeki haftalarda tüm kullanıcılara sunulması bekleniyor.

Solvia ile İşletmenizi Enflasyonun Olumsuz Etkilerinden Koruyun

0

SAP Gold Partner’i ve Türkiye’nin önde gelen kurumsal yazılım çözüm sağlayıcılarından Solvia’nın SAP ERP sistemleriyle entegre Enflasyon Muhasebesi çözümü, işletmelerin enflasyondan arınmış gerçekçi finansal sonuçlara ulaşmasına yardımcı oluyor.

Son yıllarda dünyanın her yerinde hissedilen yüksek enflasyon ülkemizde de etkisini gösteriyor. Yüksek enflasyona maruz kalan piyasalarda yaşanan hızlı ve ani artışlar, nakit akışında yaşanan sıkıntılar ve belirsizlikler operasyonlardan raporlara ve finansal tablolara kadar işletmeler üzerinde birçok olumsuz etkiye yol açıyor.

Ayrıca finansal tablolar üzerinde doğru değerlendirmeler yapılamıyor ve şirketin gerçek performansını ölçmek zorlaşıyor. Bu durum, finansal tabloların enflasyonun etkilerinden arındırılması ve gerçeğe en yakın şekilde hazırlanması ihtiyacını ortaya çıkarıyor.

İşletmeler açısından finansal stabilitenin büyük önem taşıdığının altını çizen Solvia Genel Müdürü Serkan Yıldırım, “Enflasyonun gölgesinde faaliyet gösteren İşletmelerin finansal değişikliklere anlık tepki vermeleri, muhasebe süreçlerini otomatikleştirmeleri, risk analizi yapmaları ve uyum sağlamaları büyük önem taşıyor.

SAP ERP sistemleriyle entegre olan Enflasyon Muhasebesi Çözümümüz tam da bunu yaparak işletmelerin enflasyonun finansal risklerinden korunmalarına olanak tanıyor ve enflasyon karşısında daha güçlü durmalarını sağlıyor” dedi.

Parasal olmayan değerlerin finansal tabloların hazırlandığı dönemdeki satın alma gücünü yansıtacak şekilde düzenlenmesine olanak tanıyan Solvia Enflasyon Muhasebesi Çözümü, enflasyonun finansal tablolar üzerindeki etkisinin ortadan kaldırılarak daha gerçekçi rakamlara ulaşılmasına olanak tanıyor.

Türk mühendisler tarafından geliştirilen çözüm, işletmelerin tüm enflasyon muhasebesi süreçlerini birden fazla mevzuatla uyumlu olarak yönetebilmelerini, enflasyon etkisini minimuma indirmelerini, daha gerçekçi, dinamik ve güncel finansal tablolar oluşturmasını sağlıyor.