Cadillac Live tanıtıldı

0

Otomotiv sektörünün önemli isimlerinden Cadillac, Cadillac Live isimli yeni projesini tanıttı. Müşteriler, sanal ortamda Cadillac araçları inceleyebilecek.

Cadillac Live ile daha kolay gezinti

Dijitalde yaşanan tüm gelişmelere rağmen günümüzde otomotiv satın alma işlemleri halen galeriler üzerinden yapıyor. Kullanıcılar hem araçları incelemek hem de araçları satın almak için galerileri ziyaret etmek durumunda kalıyor.

Cadillac, bu durumu dijitalleştirmek için Live isimli yeni çalışma metodunu duyurdu. Live ile kullanıcılar Cadillac galerilerinde online gezinti yapabiliyor ve araçları inceleyebiliyor. Böylelikle araçları incelemek için galeriye gitmeye ihtiyaç kalmıyor.

Ayrıca iPhone cihazlar ile canlı bağlantı kurularak, müşteri temsilcilerine anlık sorular da yöneltilebiliyor. Müşteriler araçların iç bölümlerini, farklı renk seçeneklerini Live sistemi üzerinden görebiliyor.

Ancak Cadillac’ın Live sistemi ile Tesla ve Polestar’ın sistemi arasında önemli farklılıklar da bulunuyor. Cadillac’ın Live sisteminde, müşteriler sadece araçları inceleyebiliyor yani herhangi bir online satın alma gerçekleştiremiyor.

Microsoft Wunderlist tarih oluyor

0

Görev yönetimi uygulaması Microsoft Wunderlist tarih oluyor. Artık Wunderlist’e olan destek çekilecek ve uygulama tamamen ortadan kalkacak.

Microsoft Wunderlist için son günler

Görev yönetim uygulaması olarak hayatına başlayan Wunderlist, 2015 yılında Microsoft tarafından satın alınmıştı. Ancak Microsoft, Wunderlist ile beklediği başarıyı yakalayamadı. Her yıl indirme sayılarının düşmesinin ardından Microsoft, Wunderlist’ın fişinin çekeceğini açıkladı. 2020 yılı Mayıs ayında, uygulamaya verilen desteğe tamamen son verilecek.

Microsoft, artık daha popüler not uygulaması olan Microsoft To Do’ya odaklanacak.

Wunderlist için artık yeni kullanıcı hesabı açılmayacak. Ancak eski kullanıcılar kısa bir süre olsa da Wunderlist’i kullanmaya devam edebilecek. Ayrıca Wunderlist’teki kullanıcı verileri, otomatik olarak Microsoft To Do’ya aktarılacak.

Wunderlist tasarımcısı Christian Reber, uygulamanın sonlandırılması kararından dolayı üzgün olduğunu ve Microsoft onaylarsa kendisinin uygulamayı satın alabileceğini açıkladı.

Çin yabancı teknolojileri yasaklıyor!

0

Çin ile ABD arasında yaşanan teknoloji savaşları artarak devam ediyor. Çin yabancı teknolojileri yasaklama kararı aldı ve bunu uygulamaya döküyor.

Çin yabancı teknolojiler için yaptırıma gidiyor

Huawei ile Google arasında yaşanan gerginlik, kısa sürede Çin ile ABD arasındaki teknoloji savaşına dönüşmüştü. ABD, Çin ile yaptığı ticarete kısıtlama getirmiş ve Çin merkezli teknolojilerin kullanımına yönelik kısıtlamalar getirmişti.

Çin Komünist Partisi’nin aldığı yeni kararla, Çin’deki tüm devlet daireleri ve kamu kurumlarında yabancı yazılımların ve bilgisayarların kullanımı yasaklanıyor. 3 yıl içinde tüm kurumlar, yabancı yazılımlar ve donanımlarını, yerel teknolojilerle değiştirmek zorunda kalacak.

Bu karar Çin’de önemli bir kullanıcı kitlesi bulunan HP, Dell ve Microsoft gibi şirketleri zor durumda bırakacak.

Çin’in aldığı bu kararın sadece ABD’ye tepki olmadığı, genel ölçekte bir yerelleşme adımı olduğu belirtiliyor. Çin bu uygulamayla, toplamda 20-30 milyon adet ekipmanı değiştirmek zorunda olacak.

Türk Telekom’da üst düzey transfer ve ayrılıklar

0

Türk Telekom’da üst düzey yeniden yapılanma devam ediyor

Türk Telekom’da üst düzey atamalar devam ediyor. En son 5 Aralık itibarıyla İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı olarak Mehmet Emre Vural ile Hukuk ve Regülasyon Genel Müdür Yardımcısı olarak ise Uğur Nabi Yalçın’ın atandığını paylaşmıştık.  

İki transfer

Türk Telekom’un bugün Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımladığı açıklamaya göre, Strateji Planlama ve Dijital Genel Müdür Yardımcılığı görevine Barış Karakullukçu transfer edildi. Barış Karakullukçu en son IBM Global Business Services Ülke Müdürü görevinde çalışıyordu.

Türk Telekom’daki diğer değişiklik ise Burak Ersoy’un Bireysel Satış Genel Müdür Yardımcılığı’na transfer edilmesi oldu. Burak Ersoy 2018 yılından bu yana SocialPeople ve BroFin şirketlerinin eş kurucusu pozisyonunda görev alıyordu.  

İki ayrılık

 Türk Telekom’da transferlerin yanı sıra ayrılıklar da yaşandı. KAP’taki açıklamaya göre, Dijital ve Siber Güvenlik Ürün Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Demir görevinden ayrıldı. Bu karar, Dijital ve Siber Güvenlik Ürün Geliştirme Genel Müdür Yardımcılığı ile Strateji, Planlama ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcılığı birimlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan Strateji Planlama ve Dijital Genel Müdür Yardımcılığı pozisyonu ortaya çıkmasıyla alındı. Daha önce Strateji, Planlama ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışan Fırat Yaman Er bu görevden 1 Ocak 2020 tarihi itibarıyla bu görevden ayrılacak.

Ayrıca Türk Telekom’da Satış Genel Müdür Yardımcılığı pozisyonunun Kurumsal Satış Genel Müdür Yardımcılığı ve Bireysel Satış Genel Müdür Yardımcılığı şeklinde yeniden yapılandırıldığını not edelim. 

BMW ve Hyundai siber saldırıya uğradı

0

BMW ve Hyundai siber saldırı yaşadı. İki dev şirket de güvenlik önlemleri sayesinde bu saldırıyı sorunsuz bir şekilde atlattı.

BMW ve Hyundai siber saldırıyı atlattı

Alman medya kuruluşu BW Recherche tarafından paylaşılan bilgilere göre otomotiv sektörünün iki dev ismi BMW ve Hyundai, siber saldırıya uğradı. Saldırının OceanLotus isimli bir hacker grubu tarafından yapıldığı belirtildi.

BMW BT güvenlik uzmanlarının, saldırıdan aylar önce OceanLotus grubu tarafından izlendiği belirtildi. Hackerların BMW çalışanlarının bilgisayarlarına, uzaktan erişim sağlayan Cobalt Strike isimli bir araç kurduğu açıklandı.

Ancak BMW şirketinin ve kullanıcılarının hiçbir bilgisinin karşı tarafa sızdırılmadığı duyuruldu. Hackerların benzer şekilde Hyundai için de bir siber saldırıda bulunduğu belirtildi.

Otomotiv şirketlerini hedef alan bu iki saldırının da başarısız olması, şirketleri önemli bir maddi ve manevi zarardan kurtardı.

Batarya teknolojisinde ar-ge desteği!

AB batarya teknolojisinde ar-ge desteği için yeni bir karar aldı. Bu kararla birlikte toplamda 3.2 milyar euroluk ar-ge bütçesi ayrıldı.

Batarya teknolojisinde ar-ge dönemi

Avrupa Birliği Komisyonu, dönem dönem yenilikçi projeler ve teknolojiler için hibe ve destek çağrılarında bulunabiliyor. AB, bu kez batarya teknolojileri için yeni bir çağrıda bulundu.

Çağrı kapsamında, batarya teknolojilerine yönelik ar-ge projeleri için 3.2 milyar euroluk bütçe desteği sağlanacağı duyuruldu. Ayrılan fonlarla 2031 yılına kadar yenilikçi batarya projeleri desteklenecek. Bu desteklerden Belçika, Finlandiya, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya ve İsveç yararlanacak.

Ek desteklerle önümüzdeki süreçte yapılacak toplam teşviğin 5 milyar euroya çıkabileceği de belirtiliyor.

AB yöneticilerinden Margrethe Vestager, bu yardımla birlikte aradaki rekabetin bozulmadan, yenilikçi projelerin destekleneceğini söylüyor.

Samsung Türkiye: Faaliyetlerimize devam ediyoruz

0

Samsung, ülkemizden çıkıp çıkmayacağına ilişkin açıklama yaptı

Bugün gün boyunca Samsung Türkiye’nin ülkemizden çıkıp çıkmayacağına ilişkin haberler medyada karşımıza çıktı. Samsung Türkiye, bu haberler üzerine bir açıklama yaptı. Gelen açıklamayı aşağıda paylaşıyoruz:

“Samsung Electronics olarak faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerin yasalarına göre ticari faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Türkiye’de Rekabet Kurumu’nun Google’ın faaliyetleri ile ilgili aldığı kararı ve bununla ilgili süreçleri yakından takip ediyoruz. 2020’de çıkacak yeni Galaxy ürünleri ile ilgili Türkiye’deki lansman çalışmalarımıza ve planlamalarımıza devam ettiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.

Rekabet Kurumu tarafından yürütülen süreçle ilgili gelişmelere göre kullanıcılarımızı ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz.”

 

 

[Son dakika] Rekabet Kurumu’ndan Google açıklaması

0

Google’ın ardından Rekabet Kurumu’ndan da bir açıklama geldi

Dünkü haberimizde, Rekabet Kurumu’nun (RK), Google’ı  Android mobil işletim sistemi, uygulama ve hizmetler alanındaki uygulamalarının ve şirketin mobil cihaz üreticiyle yaptığı sözleşmelerin Rekabet Kanunu’na aykırı olduğu gerekçesiyle cezalandırdığını yazmıştık.  

Bu cezayla ilgili Google’dan gelen açıklamayı da paylaşmıştık. Öte yandan, RK da bugün bir açıklama yayımladı. RK’dan gelen açıklamayı aşağıda yer veriyoruz:

“Google Inc, Google International LLC ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti.den oluşan ekonomik bütünlüğün (Google), Android işletim sistemi ve mobil uygulama ve hizmetlerin sunumuna ilişkin davranışlarının ve Google ile cihaz üreticileri arasında imzalanan sözleşmelerin rekabeti ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla 09.02.2017 tarihinde Kurulumuzca soruşturma başlatılmıştır.

Bu kapsamda temel olarak, Google’ın mobil işletim sistemleri pazarında sahip olduğu tekele yakın pazar gücünü, faaliyette bulunduğu diğer pazarlarda, özellikle de internet arama hizmetleri pazarında, hâkimiyetini korumak veya güçlendirmek amacıyla kötüye kullanıp kullanmadığı hususuna yoğunlaşılmıştır. 

Yürütülen soruşturma sonucunda Google’ın cihaz üreticilerine getirdiği yükümlülükleri kullanarak, internet arama hizmeti pazarındaki diğer rakiplerinin ürünlerinin mobil cihazlara yüklenmesine engeller getirdiği ve mobil cihazlarda tek arama hizmeti sağlayıcısı olması koşuluyla mobil cihaz üreticilerine finansal destek sağladığı tespit edilmiştir.

Bu çerçevede, Google’a 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (Kanun) uyarınca idari para cezası verilmiş, ayrıca Kanun kapsamında ihlal sayılan uygulamalara son verip gerekli uyumu sağlaması için 6 ay süre tanınmıştır. İlgili süre 06.08.2019 tarihinde sona ermiş ve aynı tarihte Google ilgili sözleşmelerde yaptığı değişiklikleri Rekabet Kurumuna sunmuştur. Google tarafından sunulan değişikliklerin Rekabet Kurulunca değerlendirilmesi neticesinde bu değişikliklerin soruşturma sonucunda tespit edilen ihlalleri ortadan kaldırmada yetersiz kalacağı tespit edildiğinden, Google’a 07.11.2019 tarihinden itibaren Kanun’da öngörülen süreli (günlük) idari para cezası uygulanmaya başlanmıştır. 

Google’ın soruşturmaya konu uygulamaları Avrupa Birliği (AB) ve Rusya Federasyonu nezdinde de benzer soruşturmalara konu olmuştur.  Rusya Federasyonu Rekabet Otoritesi tarafından yürütülen süreç Google’ın bu uygulamaları sonlandırmaya yönelik taahhütleri neticesinde sonuçlandırılmıştır. Yine, AB Komisyonu yürüttüğü incelemelerde konuyla ilgili olarak rekabet ihlali sonucuna ulaşmış ve Google’a 4,34 milyar Avro para cezası vermiştir. Bunun yanı sıra, AB Komisyonu tespit ettiği ihlalleri sona erdirmesi için Google’dan Kurulumuz tarafından talep edilen yükümlülüklerden daha kapsamlı adımları atmasını istemiş ve bu talebin gereği Google tarafından yerine getirilmiştir.

Gelinen noktada Google’ın, diğer ülkelerde yaptığı gibi, Kurulumuz kararında yer alan yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmesi gerekmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

 

Yurt dışı harcamalarında maliyeti düşürecek iş birliği

PeP ve Visa güçlerini birleştirdi. Ortaya çıkan iş birliği ile yurt dışında yapılan ödeme ve nakit çekim gibi hizmetlerde tüketicilere avantajlı döviz kurları sunulacak. Biz de bu iş birliğinin duyurulduğu toplantıya gittik ve mikronlarımızı PeP Genel Müdürü Artun Kumrulu ve Visa Türkiye Genel Müdürü Merve Tezel‘e uzattık. 

PeP ve Visa güçlerini birleştirdi

Yapılan iş birliği kapsamında PeP Visa kart sahipleri, hem dünyanın dört bir yanında hem de internette yaptıkları harcamalarda avantajlı döviz kurlarından faydalanacak.

Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan sizleri röportajlarımız ile baş başa bırakalım. İyi seyirler…

Pep kartı sahipleri, Pep’in sağladığı faydaları Visa’nın Visa’nın 200 ülkede 54 milyon işyeri ve 2,7 milyon ATM’yi kapsayan ağı ile dünyanın dört bir yanında kullanarak kolayca işlem yapma imkanına sahip olacak.

Konuyla ilgili açıklama yapan PeP Genel Müdürü Artun Kumrulu şunları söyledi:

“Visa logolu PeP kart ve buna bağlı para transferi ve yurt dışı işlemlerinde, hem ticari hem bireysel harcamaların kur farkından zarar görmeden gerçekleştirilmesini sağlıyoruz. PeP üyeleri böylelikle Türkiye’nin yanı sıra yurt dışı işlemlerinde de avantajlı hizmetlerle buluşacak. Hedef kitlemiz; yurt dışına ticari veya turistik amaçlı seyahat edenler, yurt dışında yaşayanlar, eğitim için yurt dışına giden öğrenciler ve yurt dışından ödeme alan kişi ve şirketler.”

Visa Türkiye Genel Müdürü Merve Tezel ise “PeP kartı sahipleri, PeP’in sağladığı faydaları Visa’nın 200 ülkede 54 milyon işyeri ve 2,7 milyon ATM’yi kapsayan ağı ile dünyanın dört bir yanında kullanarak kolayca işlem yapma imkanına sahip olacak.” dedi.

PeP hem yurt dışında hem de yurt içinde para transferinden fatura ödemelerine kadar birçok alanda farklı avantajlar sunuyor. Hem kurumsal hem de bireysel kullanıcılara hitap eden PeP, online alışverişte de güvenli bir deneyim vaat ediyor. 

Samsung 5G’li telefon satışlarında lider

0

Samsung 5G telefon satışlarında yüzde 74 paya sahip

5G özellikli akıllı telefon satışlarında Samsung’un ilk sırada olduğu açıklandı. Araştırma firması IHS Markit’in verdiği bilgiye göre, Samsung bu yılın üçüncü 5G’li telefon satışlarında yüzde 74 paya sahip görünüyor. Bu veri Samsung’un dünyada üçüncü çeyrekte 4,3 milyon 5G’li telefonun 3,1 milyonluk kısmını sattığını ortaya koyuyor. Şirket, 2Ç’te satılan 3,2 milyonluk telefonun 1,5 milyonluk bölümünü satmayı başarmıştı.

Samsung’un ulaştığı rakamları değerlendiren IHS Markit Kıdemli Analisti Gerrit Schneemann, Samsung’un burada hızlı gelişen Güney Kore piyasasında satışlarını artırmak için yurtiçindeki avantajını kullandığını söyledi. Samsung ayrıca 5G tarafında en fazla bu özelliğe 5 model sunarak portföyünü geniş tuttu.

Samsung Galaxy Note 10 Plus 5G, 1,6 milyon sattı

Markalara göre satışlara baktığımızda ise Samsung Galaxy Note 10 Plus 5G’nin 1,6 milyon ile en çok satılan model olduğunu görüyoruz. LG ve Vivo 400 binlik satışıyla Samsung’u takip ederken, Huawei, Oppo ve Xiaomi de 100 binlik satışı yakalamış durumda. Bununla birlikte, 5G özellikli telefonların ortalama satış fiyatlarının bu özelliğe sahip olmayanlara göre üç kat daha pahalı olduğu aktarılıyor. Buna göre, 5G özellği olmayan bir telefonun ortalama satış fiyatı 309 dolar seviyesinde bulunduğu belirtiliyor.

Garanti BBVA’dan veri ihlali bildirimi

0

Banka çalışanı müşterilere ait yatırım hesaplarını sızdırdı

Garanti BBVA, bir banka çalışanının yatırım hesaplarını sızdırdığını açıkladı. Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun (KVKK) sitesinde yayımlanan açıklamaya göre, Garanti BBVA’nın bir çalışanı 346 banka müşterisinin şube no, hesap no, cep telefonu numarası ve bu müşterilerin banka hesaplarından bir yatırım firması hesabına gönderdikleri yatırım işlemi tutarı bilgilerini başka bir yatırım firmasındaki arkadaşına e-postayla gönderdi.

346 müşteri etkilendi

KVKK’nın sitesinde veri ihlalinin 31 Ekim’de gerçekleştiği ve 4 Aralık’ta tespit edildiği ifade ediliyor. Banka bu ihlalin banka dışında bir adrese gönderilen e-postaların kontrolüne yönelik iç süreçlerin tasarlandığı süreçte tespit edildiğini aktarıyor. İhlal sonucunda 346 müşteriye ait kimlik, iletişim, müşteri işlem ve finans verileri etkilendi.

Robot refakatçiler geliyor

0

Telefon uygulamalarıyla hasta rehberliği, giyilebilir medikal teknolojiler, biyometrik veri akışı sağlayan çiplerin yanı sıra refakatçi robotlar da yakında hayatımıza girecek

KPMG, küresel sağlık sektöründeki değişimi inceledi. KPMG’nin hazırladığı rapora göre, sağlık hizmetlerindeki yüksek maliyetleri düşürmek isteyen devletler, yaşam kalitesini yükseltecek ve hastane ziyaretlerini azaltacak politikalar geliştiriyor.

KPMG’nin hazırladığı rapora göre yaşlanan nüfusla birlikte artan hizmet talepleri sektörde baskı oluşturuyor. 2030 yılına kadar dünya genelindeki 60 yaş ve üzeri nüfusun 1,4 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Halen 80 yaş ve üzerindeki nüfus 125 milyon. 2050’de bu sayının 434 milyonu bulması bekleniyor. Yaşlanan nüfus, sağlık hizmetlerindeki talebin ve maliyetin ciddi şekilde artmasına yol açıyor. Küresel sağlık sektöründe, sağlık hizmetlerinin merkezi yapılardan uzaklaşıp evlere dağıldığı görülüyor.

KPMG Türkiye İlaç ve Sağlık Sektör Lideri Hakan Orhan, ABD ve Avrupa merkezli gelişmeler hakkında şu bilgiyi verdi:

“Yapılan araştırmalar, hastaların hastaneler dışında toplum bazlı sağlık kuruluşları tarafından iyileştirilebileceğini gösteriyor. Bu sistemde, insanların sağlıklı bir yaşam sürmesi ve sağlık hizmetleri üzerindeki baskının azaltılması amaçlanıyor. Entegre Sağlık Sistemi adı verilen bu yöntemde, tek seferlik tedavi uygulamak yerine hastanın genel sağlık durumunu merkeze alan bir anlayıştan yola çıkılıyor. Hastane dışı hizmetler için üç aşamalı bir model var; hastane öncesi, hastane dışı ve hastane sonrası diye ayrılıyor.

Hastane öncesinde; kişinin sağlıklı yaşam konusunda bilinç kazanması ve zorunlu olmayan hastane ziyaretlerinin azaltılması hedefleniyor. Hastane dışında; hastaların eczaneler, ruh sağlığı ya da aile sağlığı merkezleri gibi yerlerden faydalanması bekleniyor. Hastane sonrası ise hastanede tedavi görmüş kişilerin iyileşme sürecinin evden yürütülmesini destekliyor.

ABD’deki birçok hastane şimdi hastaları evde ziyaret edecek doktor, hemşire, diyetisyen, vaka yöneticisi, eczacı ya da tıbbi destek personeli sağlıyor. Düzenli ev ziyaretleri ve sağlık ihtiyaçlarının sık karşılanması kişilerin acil servislere veya hastanelere gitmesini azaltıyor. Böylece maliyet düşüyor.”

Ameliyat sonrası robotlar bakacak

Rapora göre teknoloji, geleneksel hizmet modellerini değiştiriyor, sistemde entegrasyonun artmasında etkili oluyor. Sektörde inovatif çözümler sunan örnekler artıyor. Telefon uygulamaları üzerinden hasta rehberliği, giyilebilir medikal teknolojiler, uzaktan teşhis ve reçete imkanı, hasta iletişim ağları, sensör aracılığıyla uzaktan hasta takibi, biyometrik veri akışı sağlayan çipler bunlardan bazıları. Ayrıca teknoloji hastaların hastane sonrası bakımları için robot refakatçilerle çözüm sunuyor. Böylece hastanın taburcu edilebileceği anda nekahat dönemini evinde geçirmesi imkanı sağlanıyor, hastanede bakım için uzun yatış süreleri ortadan kalkıyor.

 

Turkcell elektronik atıklarla eğitime kaynak sağlayacak

0

Turkcell, TÜBİSAD işbirliği ile Türkiye genelinde “Eğitime Dönüştür” projesini başlattı

Turkcell çalışanlarından bayilerine, tedarikçilerinden müşterilerine ve tüm Türkiye’yi kapsayacak olan “Eğitime Dönüştür” projesi bir yandan çevrenin korunmasını ve doğal kaynaklardan tasarruf edilmesini sağlarken bir yandan da çocukların eğitimine katkı sağlayacak.

Proje kapsamında Turkcell mağazalarına yerleştirilecek olan kutularda toplanan elektronik atıklar, bu ürünlerin toplanması ve geri dönüştürülmesi alanında yetkili olan Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) tarafından ekonomiye kazandırılacak. Elde edilen gelirin tamamı çocuklarımızın eğitiminde kullanılmak üzere Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na (TEGV) bağışlanacak.

Murat Erkan: “Bu çocuklarımız için ‘ileriye dönüştürme’ projesi”

Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan sürdürülebilirliğin temel şirket stratejilerinin odağında bulunduğunu belirterek şunları söyledi: “Karbon ayak izimizi azaltmak için attığımız adımların sonuçlarını da her yıl fazlasıyla alıyoruz. Tüm bu çalışmalarımıza ek olarak başlattığımız “Eğitime Dönüştür” projemiz için, tüm müşterilerimizi ve bayilerimizi kapsayan bir elektronik atık seferberliği diyebiliriz. Bu, çocuklarımızın eğitimi için çok önemli bir proje. Aslında bir ‘ileriye dönüştürme’ projesi.”

 Kübra Erman Karaca: “Herkesi evlerinin atık kahramanı olmaya davet ediyoruz”

 TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Kübra Erman Karaca bağışlanan her atığın eğitime önemli katkı sağlayacağını belirtti: “Turkcell ve TEGV ile birlikte, bağışlanan atıkların kayıtlı ekonomiye dönüştürüldüğü ve TEGV’de nitelikli eğitim desteği alan çocuklar için bir eğitim seferberliğinin başladığı ‘Eğitime Dönüştür’ projesini gerçekleştiriyoruz. TÜBİSAD olarak Turkcell mağazaları kanalıyla da toplama ağımızı 7 binden 8 bin 300’lere taşıyacağız. Herkesi Turkcell mağazalarına atıklarını getirmeye ve evlerinin atık kahramanı olmaya davet ediyoruz.”

İlk destek 6 bin 500 telefon ile Turkcell’den

Turkcell mağazalarında daha önce gerekli hallerde müşterilere ikame telefon olarak verilmek üzere ayrılmış fakat artık kullanılmayan 6 bin 500 adet telefon da Turkcell personeli tarafından tekno atık kutularına atılarak projeye ilk destek verilmiş olacak.

Elektronik atık getirenlere Huawei P30 Lite kazanma şansı

Turkcell mağazalarındaki tekno atık kutularına artık kullanmadığı elektronik cihazlarını atan herkese özel kampanya sticker’ı hediye edilecek. Bu sticker’ı #eğitimedönüştür etiketiyle sosyal medyada en yaratıcı görselle paylaşan bir kişiye her ay Huawei P30 Lite akıllı telefon hediye edilecek. Sosyal medya yarışması beş ay boyunca devam edecek.

Güvenli mobil ödemeyle 6,5 milyar TL tasarruf

0

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın güvenli mobil ödeme sistemlerinin kullanımına yönelik yayımladığı tebliği ile işletmeler POS cihazları yerine mobil cihazları kullanmaya başlıyor

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın geçtiğimiz Eylül ayında yayımladığı 507 Sıra No’lu Vergi Usül Kanunu Genel Tebliği ile işletmeler artık; e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-İrsaliye, e-Defter ve e-SMM sistemine zorunlu geçiş yaparak e-Dönüşüm sürecine hız veriyor. Güvenli Mobil Ödeme sistemlerinin devreye girmesiyle finansal işlemlerini elektronik ortama taşıyan her ölçekten şirket, önemli bir maliyet avantajı elde edecek. İşletmeler yeni uygulama ile mobil cihazlarını kullanarak banka anlaşma ve POS cihazı ücretleri, yazarkasa maliyetleri ve basım maliyetlerinden kurtulacaklar.

Regülatif teknolojiler şirketi Sovos Foriba, işletmelerin yeni bir sistem altyapısı kurmadan, Güvenli Mobil Ödeme Sistemi üzerinden, yeni uygulamaya geçiş yapabileceklerini, aylık ekstra herhangi bir ücret ödemeden finansal işlemlerini gerçekleştirebileceklerini açıkladı.

Türkiye’de şu anda kullanımda olan bir milyon 635 bin POS cihazı, mobil ödeme sistemlerine geçişle ortadan kalkacak. 4 yılda bir yenilenen POS cihazlarının herhangi bir işletme için yıllık kira maliyeti yaklaşık 370 TL. POS kullanımı, verimsizlik gibi nedenlerle bir işletme, komisyon olarak banka başına yıllık ortalama bin 800 TL ödüyor. Dolayısıyla bir işletmenin yılda ortalama 2 bin 170 TL’lik POS maliyeti oluyor. POS cihazlarının kullanımının sona ermesiyle mobil cihazlar üzerinden ödeme alabilecek olan 3 milyon işletme, yıllık 6,5 milyar TL’lik maliyet avantajı sağlamış olacak.

Sovos Foriba 5 finansal kuruluşla anlaştı

Güvenli mobil ödeme ve elektronik belge yönetim sistemi konusunda hizmet sunacak firmalar arasında bulunan Sovos Foriba, söz konusu uygulamanın şirketlerin dijitalleşmesi açısından devrim niteliğinde olduğunu açıkladı. Konuya ilişkin çalışmalarını aktaran Sovos Stratejiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Koray Gültekin Bahar, işletmelere en kapsamlı güvenli mobil ödeme hizmetlerini sunmak amacıyla şimdiden 5 finansal kuruluşla anlaşma imzaladıklarını kaydetti.

Bahar, günümüzde POS cihazları üzerinden geçen alışverişin yıllık 800 milyar TL civarında olduğunu, nakit alışverişlerin de kolayca mobil ödeme sistemlerine kaymasıyla bu rakamın yaklaşık 2 trilyon TL’ye ulaşabileceğini söyledi.

 

HSBC Türkiye, sosyal fayda sağlayan start-up’ları destekleyecek

0

HSBC Türkiye, Sürdürülebilir Büyüme Programı ile Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na yönelik çalışmalar yapan start-up’ları destekleyecek

HSBC Türkiye, sürdürülebilir kalkınma ve büyümeye katkı sağlamak amacıyla sosyal fayda sağlayan start-up şirketlere yönelik bir girişimcilik programı başlatıyor.

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (Türkonfed) ve Hackquarters iş birliğiyle hayata geçirilen Sürdürülebilir Kalkınma Programı, yalnızca Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na yönelik çalışmalar yapan start-up’ların kabul edildiği bir program olma özelliği taşıyor. Program ile; Türkiye’de start-up, girişimciler, mentorlar ve yatırımcılardan oluşan güçlü bir ekosistem inşa edilmesine destek olunması ve sektörel bazda yeni ticarî fırsatlar yaratılmasına ve start-up’ların ürün ve hizmetlerini pazara sürüm hızlarını ve etkilerini artırmalarına destek olunması amaçlanıyor.

Sürdürülebilir kalkınma ve büyümeye katkı sağlayacak

Sosyal fayda yaratan start-up şirketleri destekleyeceklerini belirten HSBC Türkiye Kurumsal İletişim Grup Başkanı Pınar Türker Fadıllıoğlu, program ile ilgili olarak şunları söyledi: “Sosyal fayda yaratan girişimcileri destekleyeceğimiz ‘Sürdürülebilir Kalkınma Programı’ ile sürdürülebilir kalkınma ve büyümeye katkı sağlamanın yanı sıra global vizyonumuz doğrultusunda Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı desteklemeyi hedefliyoruz.”

Programa 31 Aralık’a kadar başvurulabiliyor

Ocak ayında başlayacak program kapsamında, farklı alanlarda uzman 20 kişiden oluşan bir mentor ekibi, işletme modeli, ürün geliştirme, pazarlama, yatırımcı ilişkileri, iş geliştirme, iletişim stratejileri, markalaşma, tasarım, patent, hukuk ve grafik tasarım gibi alanlarda programa katılmaya hak kazanan 5 start-up şirketi 6 ay boyunca sürekli destekleyecek. Bu mentor ekibe ek olarak, programa gönüllü olarak destek veren HSBC çalışanları da uzmanlıklarına göre program boyunca start-up’lara mentorluk ve rehberlik sağlayacak. Start-up’lar programdan mezun olduklarında prototiplendirme ve ürün lansmanı, global bir etki yaratma, ağ oluşturma (networking), büyüme ve satış alanlarında çok kapsamlı bir eğitimden geçmiş olacaklar.Programı tamamlayan start-up’lara ayrıca toplamda 125 bin TL destek sağlanacak. Programa 31 Aralık’a kadar kadar https://sustainablegrowthprogram.com/ adresinden başvuru yapılabiliyor.

UNDP Türkiye genç girişimcileri Adana’da Start-up Weekend for All’da buluşturdu

0

Yürütülen proje kapsamında, Adana’da Start-up Weekend for All etkinliği 13-15 Aralık’ta gerçekleştirildi

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile yürütülen, Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen Suriye Krizine Yanıt Olarak Türkiye’de Dayanıklılık Projesi (TDP) – İstihdam Yaratımı Bileşeni kapsamında girişim ekosistemi paydaşlarını bir araya getiren bir etkinlik düzenledi. Adana Girişimcilik Merkezi, Çukurova Teknokent ve Çukurova Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi işbirliğiyle Adana’da gerçekleştirilen Start-up Weekend for All etkinliğine, Adana, Mersin, Konya gibi illerden  farklı yaş gruplarında 300’den fazla genç girişimci katıldı. 18 uzman mentor eşliğinde 54 saat süren etkinlikte katılımcılar farklı alanlarda yeni girişim fikirlerini ortaya koydu. Techinside olarak UNDP Türkiye’nin davetiyle etkinliği yerinde takip ettik.

28 ekibin yarıştığı etkinlikte en iyi iş fikirler ödüllendirildi

 54 saat süren maratonun ardından projelerini tamamlayan 28 ekip, jüri üyelerine iş fikirlerini içeren sunumlarını gerçekleştirdi. İlk üçe giren takımlar bilgisayar ve tablet hediyelerinin yanı sıra Turkcell Arıkovanı’ndan kitlesel fonlama, mentorluk ve network alanında destek aldı. Buna göre; otizimli çocuklara yönelik sanal gerçeklik uygulamaları geliştiren TDVR, diyabet hastalarına yönelik yerli insülin pompası geliştiren DIA-BET, su tasarrufuna yönelik akıllı banyo sistemleri geliştiren 3S7K Turkcell Arıkovanı’ndan kitlesel fonlama, mentorluk ve networking alanında destek alacak. Ayrıca, Augmented Team, Aki-Tech, Data’s, Cashier, 7. Kıta ve Halfman-Half Robot ekipleri, jüri tarafından tablet ve diz üstü bilgisayarlar ile ödüllendirildi. Takımları değerlendiren jüri, şu isimlerden oluştu:  Dr. Mustafa Kemal Akgül (Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Uygulamaları Daire Başkanı), Mustafa Can Geçkiner (Turkcell Arıkovanı), Duygu Eren (Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü), Bora Kocaman (Adana Sanayi Odası Genel Sekreteri), Prof. Dr. Selçuk Çolak (Adana Girişimcilik Merkezi Koordinatörü) ve Özlem Çavuşoğlu (UNDP Geçim Kaynakları Sektörü Müdürü).

54 saat süren maraton

Katılımcıların iş fikirlerini belirleyip takımlarını oluşturmasıyla başlayan 54 saatlik maratonda, 28 ekip e-ticaret, sağlık teknolojileri, giyilebilir teknolojiler, akıllı ulaşım, tarım ve turizm uygulamaları, robotik teknolojiler, dijital pazarlama, iklim değişikliğine uyum, kadının güçlenmesi, yeşil ekonomi, çevre ekonomisi, lojistik, iletişim teknolojileri gibi alanlarda, sosyal faydayı hedefleyen 68 yeni iş fikri ortaya koydu. Girişimcilerle bir araya gelen Adana Girişimcilik Merkezi Müdürü Serap Urunga “İş Modeli Eğitimi”, Google StartUp Weekend Sertifikalı Eğitmen, Mentor ve Stage Co Kurucu Ortağı Patrick Bosteels ise mentorluk, pitching ve süreç yönetimi konularında katılımcılara, mentorlara ve jüri üyelerine eğitim verdi.

UNDP Türkiye’nin Suriye Krizine Yanıt Olarak Türkiye’de Dayanıklılık Projesi (TDP)

 Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Türkiye’de yaşayan Suriyeliler ile ev sahibi toplulukların ekonomik ve sosyal dayanıklılığı ile ulusal ve yerel kurumların güçlenmesine katkı sağlamak için işbirliği yapıyor. 50 milyon Euro bütçeli ve iki yıl devam edecek olan proje, Türkiye’de 11 ilde istihdam yaratılmasına katkı sağlanması, yerel yönetimlerin kapasitelerinin ve belediye hizmetlerinin güçlendirilmesi ile Suriyelilere yönelik Türkçe eğitimine odaklanıyor.

Dayanıklılık merkezli, yerel ve sürdürülebilir kalkınma perspektifini odağına alan proje, Suriye krizi nedeniyle ortaya çıkan sorunlara uzun vadeli, kapsamlı ve yapısal çözüm önerileri getiriyor. Ekonomik entegrasyon, sosyal uyum, yerel kapasitenin desteklenmesi ve bölgesel kalkınmayı merkezine alan Suriye Krizine Yanıt Olarak Türkiye’de Dayanıklılık Projesi, UNDP’nin sürdürülebilir kalkınma konusundaki 50 yılı aşkın uzmanlığını, AB’nin finansal desteği ile bir araya getiriyor.   

 

Google’dan Android işletim sisteminin Türkiye’deki kullanımıyla ilgili yeni açıklama

0

Google’dan Türkiye’deki iş ortaklarına ilişkin yeni bir açıklama geldi

Hatırlanacağı gibi, Rekabet Kurumu (RK), Google’ı  Android mobil işletim sistemi, uygulama ve hizmetler alanındaki uygulamalarının ve şirketin mobil cihaz üreticiyle yaptığı sözleşmelerin Rekabet Kanunu’na aykırı olduğu gerekçesiyle cezalandırmıştı. Bu kararın ardından ise Google’ın Android işletim sistemine sahip akıllı telefonlara destek verip vermeyeceği iddiaları gündeme gelmişti. Google Türkiye’den bu konuya ait bir açıklama yayımlandı. Açıklamanın tamamını aşağıda paylaşıyoruz:

“2007 yılında Android’i birçok şirketin mobil cihazlarına güç vermek üzere, açık kaynaklı bir işletim sistemi olarak geliştirmeye başladık. O günden bu yana, Android’e milyarlarca dolar yatırım yaptığımız gibi, dünyanın her yanındaki insanlar için cihazlar ve deneyimler üretebilmeleri için üreticilere ve geliştiricilere ücretsiz olarak sunduk.

Android’e olan yatırımımız bizim için çok anlamlı, çünkü telefon üreticilerine, bazıları bizim için gelir üreten ve üreticilere müşterilerine yararlı servisler sunmalarını sağlayan popüler Google uygulamalarını önceden yükleme seçeneğini veriyoruz. Telefon üreticileri bizim servislerimizin hiçbirini cihazlarına yüklemek zorunda olmadıkları gibi, aynı zamanda bizimkilerin yanında rakip uygulamaları da yüklemekte özgürdür. Bu da bizim ancak uygulamalarımızın yüklü olması ve kullanıcıların alternatifler yerine bizim uygulamaları tercih etmeleri durumunda gelir elde ettiğimiz anlamına geliyor.

Bugün, Türkiye’de milyonlarca kullanıcı her gün arkadaşlarıyla bağlantı kurmak ve işlerini yapmak için Android telefonlarını kullanıyor. Bu da, Android telefonları satan Türk ve uluslararası üreticiler ve Türkiye’deki mobil operatörler ile mobil cihazlar için uygulamalar, oyunlar ve servisler hazırlayan geliştiriciler için ekonomik fırsatlar yaratmaktadır.

Rekabet Kurumu ile üç yıldan fazla süre çalıştıktan sonra Ağustos ayında yine Rekabet Kurumu’nca alınan bir karar üzerine, Android iş ortaklarımızla yaptığımız anlaşmalarda bazı değişikliklere gittik. Bu değişiklikler arasında, iş ortaklarımıza cihazları üzerinde Google’ın gelir üreten uygulamalarının önceden yüklenmesi konusunda sunduğumuz esnekliği çok daha yüksek bir seviyeye taşımak da yer alıyordu. Ancak, Kasım ayında Rekabet Kurumu bu değişikliklerin yeterince uygun olmadığı ve Türkiye’de bu anlaşmalarla faaliyet gösteremeyeceğimiz yönünde kanaat bildirdi.

Google olarak bu konunun olabildiğince hızlı şekilde çözümü için Rekabet Kurumu ile birlikte çalışmayı sürdürüyoruz. Bu çerçevede, Türkiye’de hızlı şekilde kanunlarla uyumlu biçimde çalışmak bizim için büyük önem taşıdığından, iş ortaklarımızla temasa geçerek kendilerini Türkiye’de yeni çıkacak Android cihaz modellerini onaylamayı durdurmak zorunda olduğumuz doğrultusunda bilgilendirdik.

Bu, Türkiye’de yeni cihaz modellerinin Google servisleri ile pazara sunulamayacağı anlamına geliyor. Halihazırda mevcut modellerin satışı ve çalışması ise normal şekilde devam edecek. Mevcut cihazlar ve uygulamalar da normal biçimde çalışmaya ve güncellemeler almaya devam edecek. Google’ın diğer ürünleri ve servisleri ise durumdan etkilenmeyecek.

Bu durumun Türkiye’deki kullanıcılar, üreticiler, uygulama geliştiriciler ve operatörler için getirdiği zorlukları anlıyor, bu sebeple Rekabet Kurumu ile birlikte çalışarak konuyu en kısa sürede çözüme kavuşturabilmeyi umuyoruz.”

Sabancı Vakfı’nın Filantropi Semineri’nde engelsiz yaşam teknolojileri tanıtıldı

0

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı: “Günümüzde hayırseverlik daha katılımcı süreçlerle, hayatlara dokunmaya ve fark yaratmaya odaklanıyor”

Sabancı Vakfı’nın 2007 yılından bu yana sivil toplum alanındaki yeni yaklaşımları tartışmak amacıyla düzenlediği Filantropi Semineri, “Engelsiz Yaşam Teknolojileri – Eğitim ile Güçlenme” başlığıyla Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın ev sahipliğinde gerçekleşti. Sivil toplum, özel sektör ve kamu temsilcilerini uluslararası uzmanlarla buluşturan Filantropi Semineri’nin bu yılki ana konuşmacısı engellilik ve kapsayıcılık alanındaki çalışmalarıyla alternatif Nobel Ödülü olarak görülen Right Livelihood Ödülü (2017) ve The Spirit of Helen Keller Ödülü (2018) sahibi Yetnebersh Nigussie oldu.

Seminerdeki konuşmacılar dikkat çekti

Dr. Yankı Yazgan’ın moderatörlüğünde düzenlenen seminerde yer alan diğer konuşmacılar ise henüz 9 yaşındayken Cerebral Palsy’li kız kardeşinin genel eğitim sınıfına alınması için dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’a hitaben yaptığı konuşmayla dikkat çeken Anastasia Somoza, görme engellilerin sesli kitap, gazete ve eğitimlere erişimini kolaylaştıran Hayal Ortağım uygulamasını geliştiren Duygu Kayaman, dünyada işaret dili ile eğitim veren tek üniversite olan Gallaudet Üniversitesi’ne Türkiye’den giden ilk kişi olan Cem Barutçu ve engelli hakları savunucusu Down sendromlu Robert Cem Osborn idi.

Seminerdeki fuaye alanında tanıtılan teknolojiler arasında Tolkido, Auto Train Brain, Braille Twin Bilim Kitleri, Greta & Starks ve Engelsiz Nota Kütüphanesi yer aldı. 

Türkiye’de üst düzey yöneticiler veri ve yapay zekanın önemine inanıyor

0

Araştırmaya göre, veri odaklı kültüre sahip liderlerin çoğu, önümüzdeki 2-3 yıl içinde makine öğrenimi de dâhil olmak üzere, yapay zekâya büyük yatırım yapmayı planlıyor

IBM’in iki yılda bir yaptığı ve bu yıl 20’incisi açıklanan “Güven Avantajınızı Oluşturun” adlı Üst Düzey Yönetici Araştırması’nın sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, Türkiye’de veri odaklı kültüre sahip liderlerin çoğu, önümüzdeki 2-3 yıl içinde makine öğrenimi de dâhil olmak üzere, yapay zekâya büyük yatırım yapmayı planlıyor.

IBM İş Değerleri Enstitüsü’nün (IBV) Oxford Economics ile işbirliğiyle yürüttüğü araştırma kapsamında, 98 ülkede ve 20 sektörde lider markaları yöneten 13 bin 500 üst düzey yöneticiyle anket çalışması yapıldı. Araştırmaya Türkiye’den 209 üst düzey yönetici katıldı. IBM Think Summit İstanbul’da sunulan araştırma sonuçlarına göre, şirketlere çoğunlukla pazar liderliği getiren en temel unsur, bir kuruluşun müşterilerinden, kendi iş süreçlerinden ve iş ortağı ekosisteminden gelen verilere ilişkin yüksek düzeyde güven oluşturması.

Türkiye’den katılımcıların yüzde 21’i veri yolculuğunda lider konumda

Araştırma kapsamında ön plana çıkanlar, veri stratejisini iş stratejisiyle birleştiren en ileri grubu oluşturuyor. “Öncü” olarak adlandırılan bu liderler, dünya genelindeki katılımcıların yüzde 9’unu, Türkiye’deki katılımcıların ise yüzde 21’ini oluşturuyor. Öncüler, şeffaflığı ve karşılıklılığı, müşteri güvenini kazanmada, dolayısıyla büyümede kritik unsurlar olarak görüyor.

Bu liderler ayrıca verilere ilişkin güven inşa etmenin, içeriden elde edilen doğru iş verileriyle başladığını ve ancak güvenilir ekosistemler oluşturarak verilerin değerini artırabileceklerine inanıyor. Türkiye’de inovasyon ve değişimi yönetme alanında başarılı performansa sahip bu grup, şirketin gelir artışında yüzde 61, kârlılıkta ise yüzde 72 daha yüksek sonuçlar sağladı.

Bu liderler, müşteri ilişkilerinde güven oluşturmanın stratejik bir zorunluluk olduğunu düşünüyor ve bu güveni kazanıp sürdürmek için çok çalışıyorlar. Buna göre ;

  • Türkiye’de öncülerin yüzde 93’ü, verilerin müşterilerin güven seviyesini güçlendirmede stratejik bir avantaj yarattığına inanıyor.
  • Türkiye’de öncülerin yüzde 80’i, önümüzdeki 2-3 yıl içinde makine öğrenimi de dâhil olmak üzere, yapay zekâya büyük bir yatırım yapmayı planlıyor.
  • Türkiye’deki 10 öncünün 7’si, doğru ve eyleme dönüştürülebilir müşteri verilerine sahip.

Bir kuruluşun verilerine güven duymanın önemine odaklanan araştırmanın öne çıkan diğer sonuçları şöyle:

  • Türkiye’de öncüler, müşterilerinin güveni sayesinde, yeni iş modellerini daha iyi test edip yeni pazarlara girmeyi başarıyorlar.
  • Bu öncülerin yüzde 88’i halihazırda yeni iş modellerini geliştirmek için verileri kullanırken (emsallerinden yüzde 138 daha yüksek), Yüzde 77’si yeni pazarlara girme konusunda bilgiye dayalı kararlar almak için verileri kullanıyor.
  • Türkiye’de, Öncülerin yüzde 91’i, karar alma kalitesini artırmak için gereken veri anlayışına sahip olduklarına inanıyor.

Araştırmada iş dünyası için öne çıkan öneriler ise şu şekilde:

  • Şeffaflığı kanıtlayın – Verileri, müşterilerin adil olarak nitelendirdiği şekilde kullanmayı öğrenerek (yeniden) güven kazanın.
  • Karşılıklılık elde edin – Müşterilerinize verilerine karşılık, değer verdikleri bir şey sunun
  • İş akışları planlayarak çözüm ortaklarıyla değeri ve izin verilen verileri, serbest ve şeffaf bir şekilde paylaşın .
  • Verileri farklı taraflar ve farklı durumlar için kullanmak üzere, müşterilerin izinleri önceden programlamasına olanak tanıyın.