Yükselen trend: Çocuk dostu siteler

TOBB E-ticaret Meclisi Üyesi, Ticimax E-ticaret Sistemleri Kurucusu Cenk Çiğdemli, çocuk dostu online mağaza konseptinin dünyada yükselen trend haline gelmeye başladığını ifade ederek, “Yaz tatili boyunca çocuklarda internet kullanımının artması e-ticaret sitelerine de yansıyor. Alışverişi yapan yetişkinler olsa da, ne alınacağı konusunda karar mercii çoğu zaman çocuklar ” dedi.

Son yıllarda çocukların e-ticaret sitelerine olan ilgisi hızla artıyor. Çocuklar ailelerine aldırmak istedikleri eşyaları e-ticaret sitelerinde aratıyor, fiyat karşılaştırması yapıyor. Okulların tatil olmasıyla beraber çocukların internette ürün aratma istatistiklerinde ani bir yükseliş olduğuna işaret eden Ticimax E-ticaret Sistemleri Kurucusu Cenk Çiğdemli, “İstedikleri karne hediyelerini internette aratıyorlar. Fiyat kıyaslaması yaparak ailelerini hangi siteden alabilecekleri konusunda yönlendiriyorlar. Yaz tatili boyunca çocuklarda internet kullanımının doğal olarak artması e-ticaret sitelerine de yansıyor” dedi.

Çocuk dostu site konsepti

Sadece yetişkinlerin değil, günümüz çocuklarının da e-ticaret siteleri için potansiyel müşteri olduğunu ifade eden Çiğdemli, çocuk dostu site anlayışının geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Alışverişi yapan yetişkinler olsa da, ne alınacağı konusunda çoğu zaman çocukların karar mercii olduğunu dile getiren Çiğdemli, çocukların en çok spor giysi, elektronik ve oyun kategorisinde internet araması yaptığını belirtti. Çocuk dostu online mağaza konseptinin dünyada yükselen trend haline gelmeye başladığını ifade eden Çiğdemli şunları aktardı:

“Çocuklar daha karmaşık desenleri ve hareketleri yetişkinlere kıyasla kolaylıkla fark edebilir. Detayları algılama kapasiteleri daha yüksektir. Ayrıca videolu içerik tüketmeyi daha çok tercih ederler. Site tasarımlarının ve ürün tanıtımlarının bu doğrultuda hazırlanması geri dönüşleri arttıracaktır. Sitelerin çocuklara yönelik hazırlanmış versiyonları da tasarlanabilir.”

iyzico ve PayU girişimlere umut oldu (Röportaj)

Haziran ayının ilk haftalarında iyzico bir satın alma haberiyle gündeme geldi. 165 milyon dolar karşılığında PayU tarafından satın alınan iyzico ilerleyen dönemde neler yapacak? Merak edilen tüm sorular için mikrofonumuzu iyzico Kurucu Ortağı ve CEO’su Barbaros Özbuğutu’ya uzattık.

Girişimcilik dünyasının dikkat çeken haberlerinden biri olan iyzico satın alması, ilerleyen dönemde şirket cephesinde neleri değiştirecek? Özbuğutu, TechInside izleyicileri ve okurları için hem şirketin ilk dönemlerini hem de bundan sonraki planlarını anlattı.

Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan sizleri videomuzla baş başa bırakalım. İyi seyirler…

iyzico PayU tarafından satın alındı

2013 yılında kurulan iyzico, işletmelerin çok fazla POS cihazı arasında boğulmasının önüne geçmeyi amaçlıyor. Bir ödeme alma hizmeti olan iyzico, ödeme hizmetlerinde kolaylıklar üzerine kurgulanmış bir dünya yaratmayı hedefliyor. Dijital dünyada ödeme kabul etmek isteyen işletmeler için bunu tek bir platform haline getiren iyzico, yakın zamanda PayU tarafından satın aldı. 165 milyon dolar karşılığında satın alınan iyzico, bütün startup’lara umut oldu.

Son 6 yıl içinde yaklaşık 28 milyon dolarlık yatırım alan iyzico bu yatırımını Türkiye’deki iş modelini oluşturmaya ve büyütmeye harcadı. 2017 yılından 2018 yılına kadar yaklaşık yüzde 70 oranında büyüyen şirket, 2018’den 2019’a kadar ise yaklaşık yüzde 150 büyüme kaydetti. Bunu gören şirketlerin ilgisini çeken iyzico, PayU’nun da radarına takıldı.

Özbutuğu, PayU tarafından gelen teklifi kabul etmelerinin sebebi olarak, Türkiye’de 5 yıl içinde en büyük 5 finansal kuruluşu arasına girme hedefini gösterdi. Bu yolda PayU ile güçlerini birleştirerek çok daha hızlı ilerleyebileceklerini düşünen Özbuğutu, oluşturulan vizyonda ve misyonda bu ortaklığın önemli olacağını vurguladı.

Nielsen, Türkiye’de hızlı tüketim ve e-ticaretteki son trendleri açıkladı

0

Araştırma şirketi Nielsen, Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği’nin “Değişen Tüketici, Dönüşen Perakende” teması ile düzenlediği E-ticaret etkinliğine katıldı

Nielsen, İstanbul’daki Point Hotel Barbaros’ta hayata geçen, perakende sektörünün bu özel buluşmasında “Türkiye’de FMCG Trendleri ve E-ticaret” konulu bir sunum yaparak önemli bilgiler verdi. Nielsen, sektöre değer katacak FMCG E-ticaret Paneli’nin de lansmanını yaptı. Sunumda Nielsen Türkiye Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan ve Nielsen Perakende Hizmetleri Direktörü İlker Unutkan birlikte dijital dönüşüm ve e-ticaret ile ilgili bilgilerini paylaştı.

Ülkemizde e-ticaret yüzde 38 büyüdü

Didem Şekerel Erdoğan, Nielsen 2018 Küresel E-Ticaret Raporu’na göre, dünya genelinde e-ticaretin, 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 18 büyüme kaydederek 2,9 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştığını açıkladı. Erdoğan, “Bu rakam, tüm küresel perakende satışların yüzde 12’sine karşılık geliyor. Burada, e-ticaretin toplam ticaretteki payı olarak öne çıkan bölgelere baktığımızda, Asya Pasifik ve Kuzey Amerika bölgelerinin başı çektiğini görüyoruz. Asya Pasifik bölgesi, aynı zamanda yüzde 30’u aşan büyümesiyle küresel e-ticaretin motor gücü olarak öne çıkıyor.” dedi.

Ülkemizde e-ticaretin 2018’deki payı yüzde 5,3, büyümesi ise yüzde 38 olduğunu belirten Şekerel Erdoğan, diğer bir deyişle, Asya Pasifik bölgesinden bile daha çok büyüdük dedi. Türkiye FMCG (Hızlı Tüketim Ürünleri) kategorilerindeki online alışveriş payının yüzde 2’ye ulaştığını paylaşan Şekerel Erdoğan bu alanda büyüme potansiyeli olduğunu ifade etti.

Online alışverişte promosyon ve indirimler belirleyici oluyor

Nielsen Perakende Hizmetleri Direktörü İlker Unutkan, online alışverişçilerin “seçici” bir kitle olduğunu vurguladı. Unutkan “Çünkü online alışverişçilerin çok büyük bir kısmı, satın alma kararı vermeden önce genelde kapsamlı bir ürün araştırması ve değerlendirmesi yapıyor, alışverişlerini önceden planlıyor. Öte yandan online alışverişçilerin yüzde 86’sının satın alma eğilimlerinde promosyon ve indirimler belirleyici oluyor, buna paralel olarak da marka sadakatleri düşük.” şeklinde konuştu.

Fiyat, çeşit ve hız online alışverişin avantajları…

İlker Unutkan, online alışverişçinin alışveriş motivasyonları arasında ilk sırada fiyat kriterinin bulunduğunu söyledi. Unutkan “Fiyat kategorisini, çeşit ve hız takip ediyor. Ürünleri görmek ve dokunmak isteği bir diğer bariyer olarak öne çıkarken, site güvenilirliği üçüncü en büyük bariyer olarak dikkat çekiyor.” dedi.

Online alışverişle en çok giyim ve ayakkabı alıyoruz

Didem Şekerel Erdoğan, Nielsen’in 2019 yılı E-Ticaret Raporu’nda, Türkiye’de en çok online alışveriş yapılan ilk 5 kategori içinde giyim/ayakkabı, teknoloji/elektronik, kişisel bakım/kozmetik, kitap/müzik/film ve yemek siparişinin öne çıktığını aktardı. Alışveriş frekansı açısından ayda ortalama 4 kez ile yemek siparişi ve market gıda ürünlerinin ağırlıkta olması dikkat çekiyor. 

Google, makine öğrenmesi ile akciğer kanserini daha hızlı teşhis ediyor

0

Araştırmacılar 42 bin akciğer tomografisini inceledi ve makine öğrenmesiyle sistemi eğitti

 Google yeni geliştirdiği makine öğrenmesi algoritmalarıyla akciğer kanserini daha hızlı teşhis ettiğini açıkladı. Google’da çalışan araştırmacı Daniel Tse, geliştirdiği algoritmalarla akciğer kanserinin teşhisinde radyologların önüne geçtiğini bildirdi. Tse ve meslektaşları algoritma için 42 bin akciğer tomografisini inceledi ve sistemi eğitti. Sonuçta radyologlarla karşılaştırıldığında yüzde 11 daha az sayıda yanlış pozitif ve yüzde 5 daha az sayıda yanlış negatif veriye ulaşıldı. Tse ve meslektaşlarının çalışması Nature isimli bilimsel yayında paylaşıldı.

Farklı kanser türlerinde de deneniyor

ABD’de 2018’de akciğer kanser 160 bin kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, akciğer kanserinin ülkedeki en önemli ölüm nedeni olduğunu ortaya koyuyor. Akciğer tomografileri kanser taramalarında hayat kurtarıcı role sahip olsa da, yanıltıcı rolü de bulunuyor. Tse ve meslektaşları makine öğrenmesiyle kanser taramasını daha güvenilir hale getirmek istiyor. Fakat Tse bunun geçerliliğini doğrulamak için daha fazla popülasyona erişmek gerekitğini de kabul ediyor. Bununla birlikte farklı araştırmacılar da göğüs kanseri ve deri kanseri gibi kanser türlerinin teşhisinde makine öğrenmesinden faydalanıyor.

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’na başvurular başladı

0

13. kez düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması için başvurular başladı

Garanti BBVA’nın, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle bu sene 13. kez düzenlediği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması için başvurular başladı.

İş hayatında fark yaratan başarı hikâyelerini paylaşarak diğer kadın girişimcilere rol model olacak adaylar, yarışmaya www.garantibbvakadingirisimci.com adresindeki formu doldurarak 31 Ağustos’a kadar başvurabilecek. “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” ödülünü alacak girişimcinin 50 bin TL kazanacağı yarışmada, “Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimci”, “Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimci” ve “Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi” kategorilerinin birincilerine ise 40 bin TL’lik ödülün sahibi olacak.

Yarışmaya başvuru kriterleri

Resmi KOBİ tanımına giren, hakim ortağı ya da sahibi kadın olan ve Türkiye’de faaliyet gösteren tüm işletme sahibi kadın girişimciler yarışmaya başvuruda bulunabiliyor. Ayrıca daha önceki yıllarda başvuru yapmış kadın girişimciler yarışmaya tekrar başvurabiliyor. Yarışma kriterleri kategoriler arasında farklılaşmakla birlikte; başvurular, risk alma ve cesaretli olma, etkin müşteri ilişkileri yönetimi, pazarlama faaliyetlerindeki farklılaşma, sürdürülebilir finansal yapı, bulunduğu yörenin ekonomisine katkıda bulunarak fark yaratma, çevreye duyarlı, sosyal bir soruna yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler getirmiş olma gibi kriterler kapsamında değerlendirilecek.

13 yılda 37 bin başvuru geldi

Konuyla ilgili açıklama yapan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, “Bu yıl, elimizi bir kez daha taşın altına koyarak Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nı 13. kez düzenliyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 37 bin kişinin başvurduğu yarışmaya katılan kadın girişimciler, başarı hikayeleriyle rol model oldular ve her geçen yıl artarak da olmaya da devam ediyorlar. Bu yarışmanın Türkiye’de kadın girişimciliğine sunduğu katkıyı yaptığımız araştırmalarla net olarak görüyoruz. Yarışmaya katılan kadınların yüzde 85’i çevresindeki kadınları girişimcilik konusunda etkiledi. Yarışmada birinci olmuş kadın girişimcilerin cirosunda ise ortalama yüzde 40 artış meydana geldi” dedi.

Rüzgar enerjisinin başkenti: İzmir

0

Türkiye’nin rüzgar enerjisi üretiminin yüzde 20’sini karşılayan İzmir, rüzgar enerjisi sektörünün geleceğinin tartışıldığı  toplantıya ev sahipliği yaptı

Türkiye’nin rüzgâr enerjisi başkenti olan İzmir, hem enerji hem de ekipman üretimi alanlarında Avrupa’nın da önemli merkezlerinden biri olarak dikkat çekiyor. İzmir’in bu konumunu gündeme getirmek üzere İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen “İzmir Rüzgarı – Rüzgar Enerjisi Sektörü Toplantısı”, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcıları Dr. Çetin Ali Dönmez ve Mehmet Fatih Kacır ile sektör temsilcilerinin katılımıyla geçtiğimiz hafta, SwissOtel Otel Büyük Efes’te gerçekleştirildi.

Katma değeri yüksek ve İzmir’in mukayeseli üstün olduğu rüzgar enerjisi sektörünün gelişimini hızlandırmada, rekabetçiliğini artırmada rol oynayabilecek kamu ve özel sektörden pek çok aktörün bir araya geldiği toplantının açılış konuşmasını İZKA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Yavuz yaptı. Yavuz, İZKA’nın faaliyetlerini aktararak: “Sürdürülebilir yerel kalkınmada öncü ve etkin bir Ajans olma vizyonuyla hareket eden İZKA, bugüne kadar 18 Mali Destek Programı, 7 Güdümlü Proje, 3 Fizibilite desteği yürütmüştür. Bu desteklerle 647 projeye günümüz fiyatlarıyla yaklaşık 530 milyon TL kaynak tahsis etmiş bulunuyoruz. İzmir’in sürdürülebilir kalkınması için harekete geçirdiğimiz kaynak ise günümüz fiyatlarıyla yaklaşık 914 milyon TL’ye ulaşmıştır.” dedi.

Rüzgar enerjisi sektörünün Türkiye’deki en önemli çatı kurumlarından olan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Yıldırım konuşmasında “Türkiye’deki rüzgar kurulu gücünün 2018 sonunda 7 bin 400 megawatt olduğunu görüyoruz. Bu çok ciddi bir kurulumdur. Bu kurulumu yaparak geçtiğimiz 12 sene içinde ülke olarak bu işin yatırımını, teknoloji sağlamasını, danışmanlığını, finansını öğrendik. Dolayısıyla Türkiye’de rüzgâr enerjisinin ilk fazını tamamladığını, ikinci fazın ise daha sürdürülebilir olmasını; yani bu sektörün büyümesi gerektiğini düşünüyoruz.” dedi. Yıldırım, Türkiye’deki kurulu gücün Avrupa ile kıyaslandığında 5. sırada olduğunu belirterek; Türkiye’deki santrallerin yüzde 50’sinin Ege’de, 180 santralin 43’ünün ise İzmir’de olması dolayısıyla İzmir’in bu alandaki gücünü ve potansiyelini vurguladı.

Dünya devleri yatırım için İzmir’i seçti

Çalışma toplantısı kapsamında gerçekleşen ilk oturuma, yatırımları için İzmir’i seçen Enercon Türkiye, TPI Composites ve CS Wind Türkiye gibi  firmalar katılım gösterdi.

“Rüzgâr Enerjisi Ekipman Üretiminde Dünya Devleri İzmir’de” başlıklı birinci oturumda, CS Wind Türkiye Genel Müdürü Youngjae Ryu ve Enercon Türkiye Genel Müdürü Arif Günyar konuşmacı olarak yer alırken, TPI Composites Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Hindistan Başkan Yardımcısı Gökhan Serdar moderatör olarak katıldı.

Yerli firmalar sektörün değer zincirinde itici güç konumunda

Yabancı yatırımlarla gelişen rüzgâr enerjisi ekipman üretimi sektörünün değer zincirine, yerli firmaların da çok hızlı bir şekilde entegre olduğu gerçeğiyle gerçekleşen “Rüzgâr Enerjisi Ekipman Üretimi Değer Zincirinde İzmirli Tedarikçiler” isimli ikinci oturumun moderatörlüğünü İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat Çelik yaparken, konuşmacılar arasında Ateş Wind Power Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Güldoğan, Tibet Makina Genel Müdürü Tibet Arbak ve XGEN Enerji Yönetici Ortağı İskender Kökey yer aldı.

 

Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan GSMA Yönetim Kurulu’nda

0

Dünya çapında 800’ü aşkın şirketin üye olduğu kuruluşun 25 kişilik yönetim kurulunda yer alan Erkan, sektör gelişiminde Türkiye’nin de söz sahibi olması için çalışacak

Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan, dünyada mobil iletişim sektörüne yön veren ve 800’den fazla üyesi bulunan GSMA (Dünya GSM Birliği) Yönetim Kurulu’nun 25 üyesinden biri oldu. Erkan görevi süresince Turkcell’in ulusal ve uluslararası alandaki deneyimlerini bu global platformla paylaşacak. Ayrıca kuruluşun odağında olan yeni nesil iletişim teknolojilerinin gelişimi, mobil platformlar ile dijital ekonominin desteklenmesi ve mobil iletişimin toplumsal fayda için kullanımı gibi konularda yürütülen çalışmalara katkı da sağlayacak.

Tecrübelerimizi GSMA aracılığıyla tüm dünyaya aktaracağız

Mobil dünyaya yön veren böylesine önemli bir kuruluşun yönetiminde yer almanın mutluluğunu yaşadığını belirten Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan, “Türkiye’nin Turkcell’i olarak 25 yılda edindiğimiz deneyim ve tecrübeyi GSMA aracılığıyla dünya ile paylaşmanın heyecanını yaşıyoruz. Aynı zamanda bu önemli kuruluşun yönetiminde yer alarak, Türkiye’yi temsil ediyor olmak benim için ayrı bir gurur kaynağı. Bugüne kadar ülkemizde ilklere imza atan Turkcell’in GSMA nezdinde yürüteceği çalışmalarla da dünya mobil iletişim sektörünün gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bu vesileyle Turkcell’i temsilen beni bu göreve layık gören tüm GSMA yönetimine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Dünya çapında mobil iletişim endüstrisini temsil etme amacıyla 1995 yılında kurulan GSMA, çalışmalarını Londra merkezli olarak yürütüyor. Kuruluş başta Barselona olmak üzere Los Angeles ve Şanghay’da Mobil Dünya Kongresi toplantıları düzenleyerek sektörün fikir alışverişinde bulunabileceği etkinliklere imza atıyor. 

 

Sosyal medya kendini mi bitiriyor? Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan’dan açıklama

0

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan sosyal medya platformları ile ilgili açıklamalarda bulundu. 

Sayan yaptığı konuşmada sosyal medyadaki dolandırıcı hesaplar, bakanları taklit edenler, yalan haber yapanlar ve unutulma hakkının hiçe sayılması yüzünden sosyal medyaya erişimin engelleyebileceğini söyledi.

Dilerseniz sizi yapılan açıklamayla baş başa bırakalım. Videonun altında konuşmanın tamamını bulabilirsiniz. İyi seyirler…

Bakan Yardımcısı Sayan: Gerekenleri yapacağız

İnternette, özellikle de sosyal medyada yer alan ve Milli Güvenliğimizi tehdit eden içeriklerle etkin mücadelemizi sürdürüyoruz.

Ancak maalesef küresel sosyal medya platformlarının zaman zaman mahkeme kararlarına uymadıklarını ve yapılan uyarılara rağmen yasadışı içeriklere yer vermeye devam ettiklerini görüyoruz.

Bu anlamda en önemli noktalardan biri reklamlar.

İnsanların ziyaret ettiği sayfalarla ilgili istatistik ve bilgilere ulaşmak mümkün ama direk ya da haber akışlarına yerleştirilmiş reklamlar için kayıt yok.

Hiçbir şeyin izi yok, her şey tamamen karanlıkta. Sosyal medyada olan şey orada gizli kalıyor çünkü haber akışını sadece kullanıcı görüyor ve sonra kayboluyor, yani bir şeyi araştırmak imkansız. Size ne gösterdi, aynı şeyi kaç kere gösterdi, hepsi karanlıkta. Kimin hangi reklamı gördüğü hakkında hiçbir fikrimiz yok. Bıraktığı etki, bu insanları hedeflemede kullanılan veriler, bu reklamları verenler, harcanan para veya nereli oldukları hakkında hiçbir bilgimiz yok.

Şirketler bu cevapları biliyor ve şeffaf olma konusunda işbirliği yapmayı reddediyorlar.

BTK’nın Türk insanının verisinin Türkiye’de kalması için yazdığı yazılar, Cambridge Analytica skandalı ile ilgili talepleri nedense hep geçiştirilmeye çalışıldı.

Girişimcilerin, şirketlerin medya kuruluşlarının hesapları kural ihlali gerekçesiyle kapatıldı mı? Erişimi engellendi mi? Yalan haber konusunda ne gibi önlemler alındı? Türkiye’den giden mahkeme kararlarına ne kadar uyuldu?
Biz bu konularda bu şirketleri defalarca uyardık yazılar yazdık. Bu ve benzerlerinin yaşanmaması için yasalar koyduk. Ama her seferinde etrafından dolanmanın bir yolunu bulmaya çalıştılar. Bu yasalar artık işlemiyor.

Soruyorum size milyonlarca kullanıcısı olan, Türkiye’de milyonlarca dolar para kazanan şirketler ne kadar vergi ödüyorlar?

Türk insanın verilerini kimlerle paylaşıyorlar?

Türkiye’de kaç çalışanları var? Türkiye’de temsilcileri var mı? Yoksa niçin burada temsilcilik açmaya yanaşmıyorlar?

Hayatımızın çoğu artık internette yaşanıyor adeta. Bu hayatlara girebilmek için Facebook, Google veya Youtube reklamlarında sınırsız para harcayabilirsiniz ve kimsenin haberi olmaz, çünkü karşımızda tam bir kara kutu var. Bir belirsizlik ve bilinmezlik içinde işimizi yapmaya, insanlarımızı korumaya çalışıyoruz.

Ama şunu biliyoruz ki; manipülatif kampanyalara izin veriliyor, insanların özel hayatına saygı duyulmuyor. Bazı ülkelere tanınan “Unutulma hakkı” ülkemize verilmiyor.

Sosyal Medya şirketlerine buradan bir kez daha uyarıda bulunmak istiyorum.

Kişisel verileri işleyerek kullanıcı eğilimlerine göre içerik gösterme politikalarını açık ve şeffaf bir şekilde ortaya koymaları ve bu konuda ülkeleri bilgilendirmeleri gerekiyor. Şeffaf olmayan politikalarla arka planda farklı algoritmalar çalıştırmak suretiyle kullanıcıların manipüle edildiğine yönelik iddialar tüm dünyada endişelere sebebiyet vermektedir. Bu nedenle sosyal medya şirketlerinin veri işleme politikaları konusunda daha açık bilgilendirmelerde bulunma zorunlulukları vardır.

Biz teknolojinin bir suç mahali haline gelmesine seyirci kalamayız. Bunun adı özgür demokrasi değil karanlıkta yalanlar yaymaktır. Biz buna izin vermeyeceğiz, gerekenleri de yapacağız.

Google çalışanları YouTube’u protesto edecek

0

Google’ın video paylaşım platformu YouTube uyguladığı politikalarla Google çalışanlarının tepsini çekti.

YouTube tepki çekti

Video platormu üzerinde bir kullanıcının LGBT konusundaki saldırgan yorumları ve insanları taciz etmesi nedeniyle yaşanan tartışmalarda YouTube’un saldırgana göz yumması, Google çalışanlarını çileden çıkardı.

Bir kısım Google çalışanı bu politikası protesto etmek isterken, Google yönetimi çalışanların YouTube’u protesto etmelerini yasakladığını açıkladı.

Ancak yine de çalışanların “Google çalışanı” kimliği ile değil ama bireyse olarak YouTube protestolarına katılacaklarının altı çiziliyor. Google ise protestoları nedeniyle çalışanları işten çıkaracak olursa, şirket çapında daha büyük protestoların ve iş bırakma eylemlerinin yaşanabileceği düşünülüyor.

Cisco yapay zeka ve makine öğrenimindeki yeniliklerini duyurdu

0

Cisco, yeni yapay zekâ ve makine öğrenimi kabiliyetleri sayesinde, BT ekiplerinin ağ davranışını daha iyi anlamasına ve sorunları önceden tahmin etmesine yardımcı oluyor

Cisco, ağları yönetmeyi ve korumayı kolaylaştırmak üzere tasarlanmış yazılım inovasyonlarını kamuoyuna duyurdu. Günümüzün işletmeleri dijital teknolojilere daha fazla yatırım yaptıkça, BT ekipleri artan iş yükü nedeniyle zorluk yaşıyor. Bu yükü hafifletmek ve BT’nin inovasyona odaklanmasına olanak vermek için, Cisco BT ekiplerinin kişiselleştirilmiş ağ içgörüleri sayesinde makine hızı ve ölçeğinde çalışmasını sağlayacak yeni yapay zeka ve makine öğrenimi kabiliyetleri sunuyor. Cisco tüm işletme ağındaki kullanıcıları ve uygulamaları -kampüs ağlarından geniş alan ağlarına, veri merkezlerinden Nesnelerin İnterneti’ne kadar- daha etkili biçimde yönetmeye olanak sunan inovasyonlar geliştiriyor. 

BT ekipleri günümüzde göz korkutucu bir zorlukla karşı karşıya. 451 Research’e göre, kurumların yaklaşık üçte ikisi BT ekiplerinin iş yükünün arttığını belirtiyor; ancak önümüzdeki yıl şirketlerin sadece üçte biri BT ekibini büyütmeyi düşünüyor. Aynı zamanda, aşırı rekabetçi ortamda BT’den, hiç olmadığı kadar mükemmel dijital deneyimler sunması talep ediliyor. Bir işletmenin ihtiyaçları ile eldeki kaynaklar arasındaki farkı kapatmak için, veri temelli, yapay zeka ve makine öğrenimi ile desteklenen yenilikçi ağ otomasyonu ve analitiği araçları gerekiyor.

 Cisco, anonimleştirilmiş ve kümelenmiş verileri kullanmak için tasarlanan yeni yazılım kabiliyetlerinden yararlanıyor; bu, 35 yıldır dünyanın ağlarını inşa eden Cisco’nun kurumsal bilgisiyle birleştiğinde, BT ekiplerinin daha etkin bir şekilde çalışmasını sağlayan daha akıllı çözümler ortaya çıkıyor.

Bu yeni kabiliyetler BT ekiplerine şu olanakları sunacak:

  • Görünürlükte Artış: Bütün ağlar birbirinden farklıdır. Ortamlar devamlı değişir. Cisco, sürekli olarak yerel ağlardan ilgili verileri toplar ve bunları anonimleştirilmiş ve kümelenmiş veri setiyle ilişkilendirerek, yüksek düzeyde kişiselleştirilmiş ağ taban çizgileri oluşturur. Bu taban çizgileri; cihaz, kullanıcı ve uygulamaların sayısı evrildikçe ve ortamlar değiştikçe sürekli olarak öğrenir ve onlara adapte olur.
  • Daha Fazla İçgörü: Ağ üzerinde en büyük etkiyi yaratacak sorunları ortaya çıkarmak için, Cisco makine öğrenimini kullanarak, ağdan gelen müthiş miktarda veriyi kişiselleştirilmiş ağ taban çizgileriyle ilişkilendirir. Böylece, sorunların önemli olup olmadığını netleştirir ve en yakıcı sorunlar hakkında BT’yi uyarır. Aynı zamanda trendleri ve kalıpları keşfeder; böylece BT’nin sorunları birer problem haline gelmeden önce etkili bir şekilde tespit etmesini sağlar.
  • İsabetli Eylemler: Cisco, bir problemi çözmek için makine akıl yürütme algoritmaları ve otomatikleştirilmiş iş akışlarını kullanarak, bir mühendisin bir problemi çözmek için kullanacağı mantıksal sorun giderme adımlarını gerçekleştirir. Bu, BT’nin sorunları ve açıkları tespit etmesine, altta yatan nedeni analiz etmesine ve son derece hızlı bir biçimde telafi tedbirleri almasına imkan tanır.

Cisco Türkiye Genel Müdürü Didem Duru, “Ortamın değişim temposu ve çeşitliliği hızla gelişmeye devam ederken, Cisco çözümlerini sürekli olarak basitleştirmeye kararlı. Yapay zekâ ve makine öğrenimi, şirketlerin hangi konuları önceliklendireceğini etkili bir şekilde ayırt etmesini, böylece daha çevik ve proaktif hale gelmesini sağlayabilir. Bunun ağ operasyonları ve onları yöneten BT ekipleri üzerinde kuvvetli bir etkisi olacaktır” diyor.

[Rapor]Ericsson ConsumerLab raporu, 5G’nin tüketicilere sağlayacağı değerlere ilişkin doğru bilinen yanlışları ortaya koyuyor

0

Tüketiciler varsayılanın aksine 5G’nin kısa vadede fayda sağlayacağı kanısında; kentlerde şebeke yoğunluğunun azaltmasını ve daha fazla ev genişbant seçeneği sunmasını dört gözle bekliyor

Ericsson,  5G Tüketici Potansiyeli adlı yeni bir ConsumerLab raporu yayınladı. 5G’nin tüketiciler açısından değerine ilişkin endüstride doğru bilinen yanlışları gözler önüne seren bu rapor, iletişim hizmet sağlayıcılarının sahip olabileceği olanakları da genel hatlarıyla ele alıyor.

Şu ana kadarki en geniş kapsamlı tüketici beklenti çalışmalarından biri olarak güvenilir araştırma sonuçlarıyla desteklenen rapor, 5G’nin tüketicilere yarar sağlama potansiyeline bakıyor ve bunlarla ilgili dört yaygın endüstri efsanesini çürütüyor:

  1. 5G, tüketicilere kısa vadeli faydalar sunmuyor.
  2. 5G için gerçek bir kullanım senaryosu yok ve 5G’de bir ücret farkı olmayacak.
  3. Akıllı telefonlar 5G için “tek çözüm” olacak: beşinci nesil hizmet sunmanın tek ve sihirli çözümü.
  4. Mevcut kullanım miktarı gelecekteki 5G talebini öngörmek için kullanılabilir.

Bu çalışma, bilgi ve iletişim teknolojisi endüstrisinde 5G’nin potansiyeline dayanan bir tüketici ürünü sunup sunmadığı konusunda devam eden tartışmalara daha gerçekçi bir yaklaşım sunuyor.

Çalışmanın temel bulguları arasında, 5G’nin özellikle her 10 akıllı telefon kullanıcısından altısının kalabalık alanlarda ağ sorunlarıyla karşı karşıya olduğu mega kentler için kentsel ağ yoğunluğunun gidermesine dair beklentileri yer alıyor. Araştırmaya katılanlar ayrıca 5G’nin piyasaya sürülmesiyle daha fazla ev genişbant seçeneğinin olacağını düşünüyorlar.

5G ile gelecek hizmetler için ek ücret ödemeye hazırız

Rapor ayrıca, tüketicilerin 5G için ek bir ücret ödemeye olmadıklarına dair genel kanının gerçeği yansıtmadığını da ortaya koyuyor. Akıllı telefon kullanıcıları beşinci nesil hizmetler için yüzde 20 ek ücret ödemeye hazır olduklarını, 5G’ye ilk geçeceklerin yarısının ise yüzde 32 daha fazla ücret ödeyebileceklerini ifade ediyor. Bununla birlikte, ek ücret ödemeye istekli olanlara bakıldığında, her 10 kişiden dördü, sürekli olarak alabilecekleri yüksek bir internet hızına ek olarak yeni kullanım durumları, yeni ödeme metotları ve güvenli bir 5G ağı beklentisi içerisinde.

5G ile veri tüketiminin ayda 200 GB’ı aşması bekleniyor

Diğer bir önemli bulgu ise mevcut 4G kullanım seviyesinin gelecekteki kullanım durumlarının göstergesi olmadığına işaret ediyor. Video tüketimi 5G ile artacak. Tüketiciler sadece daha yüksek çözünürlükte video akışı değil, aynı zamanda Artırılmış gerçeklik (AR) ve Sanal gerçeklik (VR) gibi video formatlarını da kullanmayı bekliyor. Bir saatlik AR gözlük ve VR başlık kullanımı da hesaba katıldığında, mobil cihazlarda haftalık olarak üç saatlik ek bir video içeriğinin izlenmesi demek oluyor. Çalışma, 2025 yılına gelindiğinde, her beş akıllı telefon kullanıcısından birinin 5G cihazlarındaki veri kullanımının ayda 200 GB’ı aşabileceğini de ortaya koyuyor.

Bu ve bunun gibi birçok bilgiden yola çıkarak Ericsson ConsumerLab, 31 farklı uygulama ve hizmeti içeren bir tüketici yol haritası hazırladı. Bu yol haritası altı farklı kullanım kategorisinden oluşuyor: eğlence ve medya; gelişmiş mobil genişbant; oyun ve AR/VR uygulamaları; akıllı ev ve sabit kablosuz erişim; otomotiv ve taşımacılık; alışveriş ve AR/VR destekli iletişim. 

Ericsson ConsumerLab’in son çalışması, 22 farklı ülkede 15-69 yaşları arasındaki akıllı telefon kullanıcıları ile yapılan 35 bin görüşmeyi baz alıyor. Katılımcıların görüşleri neredeyse 1 milyar insanı temsil ediyor. 5G’nin tüketici değerine ilişkin endüstri duyarlılığını daha iyi anlamak için aralarında telekomünikasyon operatörlerinin, cihaz ve çip üreticilerinin, start-up’ların ve düşünce kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin yanı sıra akademisyenlerin de bulunduğu 22 kişiyle daha görüşmeler yapıldı.

İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödülleri’ne başvurular başladı

0

Üç kategoride dağıtılacak ödüllerin bu yıl üçüncü kez sahiplerini buluyor

Kale Grubu Kurucusu İbrahim Bodur anısına düzenlenen İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödülleri’ne başvurular başladı. Bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilecek yarışmaya başvurular 19 Haziran’da başlayacak ve  29 Temmuz’da sona erecek. Ashoka Türkiye ortaklığında hayata geçen yarışmada kazananlara ödülleri 3 Aralık’ta verilecek.

Başvuru süreci

Ön değerlendirme sürecinde, başvuru süresi içerisinde internet sitesi üzerinden başvuru formunu tamamlayan tüm adayların başvuruları Ashoka Türkiye ekibinin sosyal girişimci seçme uzmanları tarafından değerlendirilecek. Bu sürecin ardından gerçekleştirilen Ön Değerlendirme Kurulu toplantısında, Ashoka Türkiye ekibinin değerlendirme sonuçları Kale Grubu yetkilileri ile paylaşılacak. Ön değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan toplam 11 aday kısa listeye alınarak jürinin değerlendirmesine sunulacak.Jürinin bir araya gelerek başvuruları değerlendirdiği toplantının ardından kazanan adaylar ile iletişime geçilecek.

Ödüller üç kategoride dağıtılacak

Herhangi bir konu sınırlaması olmaksızın, erken ve ileri aşamalarda tüm projeleri kapsamına alan İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödülleri’nde aynı zamanda iş birliği ödülü de veriyor. Ödül miktarı her kategori için 50 bin TL olup toplamda 150 bin TL olarak belirlendi. 2018’de erken aşama kategorisinde Anlatan Eller, ileri aşama kategorisinde E-Bursum ve işbirliği kategorisinde Türkiye’nin Kadın Balıkçıları isimli girişimler ödüle layık görülmüştü.

BKM Express kararı neden alındı? (Video)

Türkiye’nin dijital cüzdan çözümlerinden biri olan BKM Express yakın zamanda Rekabet Kurumu’ndan gelen haberle sarsıldı. Rekabet Kurumu, BKM Express’in kapatılması yönünde bir karar aldı. Biz de bu videoda BKM Express kapatılma kararını değerlendirdik. BKM Express kapatılıyor mu?

Rekabet Kurumu’nun aldığı kararın ardından BKM de bir açıklama yaptı. Biz de bu yaşanan süreci videoda değerlendirdik.

Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan sizleri videomuzla baş başa bırakalım. İyi seyirler…

BKM Express kapatılıyor mu? Neler oldu?

Rekabet Kurumu aldığı kararlar BKM Express’in 60 gün sonra hizmetlerini sonlandırması gerektiğine dikkat çekti. Konuyla ilgili açıklama yapan Rekabet Kurumu, BKM Express hizmetinin, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan koşulları sağlamaması nedeniyle söz konusu faaliyete muafiyet tanınamayacağını belirtti.

BKM Express hizmeti ile ilgili alınan karara BKM cephesinden de yanıt gecikmedi.

Yanıtta şunlar yer alıyordu:

Türkiye’nin Dijital Cüzdanı BKM Express, dünyada örnek gösterilen güvenli, hızlı ve kolay ödeme çözümleri sunmaktadır. Türkiye’nin Dijital Cüzdanı BKM Express, dünyada örnek gösterilen güvenli, hızlı ve kolay ödeme çözümleri sunmaktadır. Ülkemizdeki e-ticaret sektörünün güvenli bir şekilde büyümesi hedeflenerek başlatılan çalışma ve yatırımlar neticesinde bugün tüm perakende sektöründe uluslararası örneklerden daha üstün bir dijital cüzdan haline gelmiştir.

Bütün bu çalışmalar ülkemiz menfaatleri gözetilerek yasa ve düzenlemelere tümüyle uyumlu bir şekilde yürütülmekte, düzenleyici kurumlarla her zaman tam bir uyum içinde faaliyet gösterilmektedir.

Rekabet Kurulu’nun BKM Express hizmetinin sonlandırılması yönündeki kararının gerekçeleri henüz kamuoyuna açıklanmamıştır.

Rekabet Kurumu kararı: http://bit.ly/2IL0Nm2
BKM tarafından yapılan açıklama: http://bit.ly/2Rxuh9O

Avrupa yolculuğuna çıkacak Türk girişim belli oldu (Röportaj)

MediaMarkt Startup Challenge ikinci dönem kazananları belli oldu. Bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmanın birinci olan ismi Avrupa için yola çıkıyor. Biz de TechInside olarak kazananların açıklandığı etkinliğe katıldık.

25 Haziran günü gerçekleştirilen ödül töreninde farklı fikirlere sahip başarılı startuplar ödüllendirildi. Bu yıl ikinci kez düzenlenen ve başarılı girişimlerin ödüllendirildiği yarışmada kazanan proje Bagaj oldu.

Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan sizleri videomuzla baş başa bırakalım. İyi seyirler…


MediaMarkt Startup Challenge ’19 sonuçları açıklandı

MediaMarkt Türkiye tarafından, Tekzen kurumsal ortaklığıyla gerçekleştirilen girişim projesi “MediaMarkt Startup Challenge 2019’un kazanan isimleri düzenlenen ödül töreniyle açıklandı. Kazanan proje Bagaj olurken, ikinci proje Poltio oldu. Bu yıl ilk kez Yunanistan’da başvuru alan yarışmada üçüncü ise Yunanistan’dan katılan Pegneon isimli proje oldu.

Bagaj isimli proje, bir kişisel eşyayı fiziksel olarak, şehir merkezi, AVM, plaj, konser salonu gibi belirlenen mekanlarda güvenli olarak saklamaya yarayan bir mobil uygulama olarak tanımlanıyor.

Yarışmanın birincisi olan proje Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenecek olan Retailtech Hub Programı’na katılacak. Ayrıca bu proje, girişimciler için kurumsal ortaklıklar sunan hızlandırma programına dahil olma hakkı, Silikon Vadisi’nin en aktif yatırımcıları arasında olan Plug and Play’in girişimci ağına dahil olma şansı yakalayacak.

Poltio isimli ikinci proje, müşteri davranışlarını analiz edebilen ve buna göre hedefleme yapan bir data platformu.

İkinci olan proje fikrini MediaMarkt ve Tekzen’in Türkiye’deki mağazalarında pilot olarak uygulayacak. Ayrıca, Kategori Mağazacılığı Derneği’ne çözümlerini sunma hakkı elde edecek.

Yunanistan’dan katılan ve üçüncü olan Pegneon projesi ise oyun yöntemi ile çalışan eğitimleri hazırlıyor.

Pegneon, yine MediaMarkt ve Tekzen’in Türkiye’deki mağazalarında pilot uygulama imkanına sahip olacak. Ayrıca her üç proje, 1 Ekim’de İstanbul’da gerçekleşecek Perakende Teknolojileri Konferansı’nda çözümünü tanıtabilecek.

MediaSaturn Perakende Grubu İcra Kurulu Üyesi, MediaMarkt Türkiye ve Yunanistan İcra Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım yaptığı açıklamada “MediaMarkt Startup Challenge’ı yurt dışına açacağımızı ve Yunanistan’dan girişimcilerin de katılacağını açıklamıştık. Ancak projemizin uluslararası özelliği daha da boyutlandı. Yunanistan’ın yanı sıra Polonya, İrlanda, Azerbeycan, Nijerya ve Filistin gibi ülkelerden de bizi şaşırtan başvurular aldık” dedi.

Kişisel sağlık verilerine yeni düzenleme geldi

0

Yönetmelikle çeşitli hususlar düzenleniyor. Yönetmelikten satır başlarını bir araya getirdik

Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı “Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik” Resmî Gazete’de yayımlananrak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle kişisel sağlık verilerine erişim, kişisel sağlık verilerinin gizlenmesi ve imha edilmesi ile veri güvenliği hususlar düzenleniyor.

Yönetmelikten derlediğimiz satır başları şöyle:

-Avukatlar müvekkilinin sağlık verilerini genel vekâletname ile talep edemeyecekler. Bunun için özel bir hüküm bulunması gerekecek

-Vefat etmiş bir kişinin verileri 20 sene süreyle saklanacak

– e-Nabız hesabı bulunan kişilerin sağlık verilerine, kendi gizlilik tercihleri çerçevesinde erişim sağlanabilecek

– Sağlık verileri, bilimsel çalışmalarda anonim olarak kullanılabilecek

-Geçmiş sağlık verilerinin herhangi bir kimse tarafından erişilmesini istemeyen kişilere ilgili gizlilik tercihi e-Nabız üzerinden sunuluyor

-İlgili kişi, kendisi hakkında yanlışlıkla oluşturulan sağlık verilerinin düzeltilmesi konusunda sağlık verisinin oluşturulduğu sağlık hizmeti sunucusunun bağlı bulunduğu il sağlık müdürlüğüne başvurabilecek

– Sağlık hizmeti sunmakla görevli kişiler, ilgili kişinin sağlık verilerine ancak verilecek olan sağlık hizmetinin gereği ile sınırlı olmak koşuluyla erişebilecek

Sağlık Bakanlığı’nın 2016 yılında yayımladığı yönetmelik, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çeşitli itirazları sonucunda yargıya götürülmüş ve iptal edilmişti. Yönetmelik itirazların ardından gözden geçirildi.

Girişimler MediaMarkt Startup Challenge ile Avrupa’ya gidiyor

0

MediaMarkt Türkiye’nin Tekzen kurumsal ortaklığıyla gerçekleştirdiği girişim projesi MediaMarkt Startup Challenge’19’un kazananları açıklandı

Elektronik perakendecisi MediaMarkt’ın, Tekzen kurumsal ortaklığıyla geçen yıl Türkiye’de ilkini gerçekleştirdiği MediaMarkt Startup Challenge projesinin ikinci döneminin kazananları belli oldu. 25 Haziran’da İstanbul’da düzenlenen ödül töreninde perakende dünyasında, inovatif değişikliklerle fark yaratan ve dönüştüren uygulamaları hayata geçirmeyi amaçlayan başarılı startuplar ödüllendirildi.

Startup Challenge 19’un kazananı: Bagaj

MediaMarkt Startup Challenge 19’un kazananı ise Bagaj adlı proje oldu. Proje, bir kişisel eşyayı fiziksel olarak, şehir merkezi, AVM, plaj, konser salonu gibi belirlenen mekanlarda güvenli olarak saklamaya yarayan bir mobil uygulama olarak tanımlanıyor.

Bu kapsamda Bagaj, Almanya’nın Münih kentinde düzenlenecek Retailtech Hub Programı’na katılmanın yanı sıra; girişimciler için kurumsal ortaklıklar sunan hızlandırma programına dahil olma hakkı, Silikon Vadisi’nin en aktif yatırımcıları arasında olan Plug and Play’in girişimci ağına dahil olma fırsatı yakalayacak.

İkinci olan Poltio ise müşteri davranışlarını analiz edebilen ve buna göre hedefleme yapan bir veri platformu. Poltio, MediaMarkt ve Tekzen’in Türkiye’deki mağazalarında pilot uygulama fırsatı ve Kategori Mağazacılığı Derneği’ne çözümlerini sunma hakkı elde edecekken; Yunanistan’dan katılan ve üçüncü olan Pegneon projesi ise oyun yöntemi ile çalışan eğitimleri hazırlıyor. Pegneon, yine MediaMarkt ve Tekzen’in Türkiye’deki mağazalarında pilot uygulama imkanına sahip olacak. Ayrıca her üç proje, 1 Ekim’de İstanbul’da gerçekleşecek Perakende Teknolojileri Konferansı’nda çözümünü tanıtabilecek.

100’den fazla başvuru geldi, 35’i yurtdışından

MediaMarkt Startup Challenge 19’un bu yıl uluslararası bir boyut kazandığını ifade eden MediaSaturn Perakende Grubu İcra Kurulu Üyesi, MediaMarkt Türkiye ve Yunanistan İcra Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım “MediaMarkt Startup Challenge’ı yurt dışına açacağımızı ve Yunanistan’dan girişimcilerin de katılacağını açıklamıştık. Ancak projemizin uluslararası özelliği daha da boyutlandı. Yunanistan’ın yanı sıra Polonya, İrlanda, Azerbeycan, Nijerya ve Filistin gibi ülkelerden de bizi şaşırtan başvurular aldık. MediaMarkt Startup Challenge, elektronik perakende sektöründe bir inovatif girişimcilik merkezi haline geliyor. Öyle ki, aldığımız 100’ün üzerinde başvurunun 35’i yabancı ülkelerden. Bu, bize büyük bir gurur verdi”.

 

 

[Rapor] Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin ajandası: Yapay zekâ

0

Microsoft ve EY (Ernst & Young), Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’ndeki şirketlerin yapay zekâ kullanımını değerlendirmek üzere hazırlanan  raporun sonuçlarını paylaştı

Microsoft ile uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young), Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde yapay zekânın nerede, neden ve nasıl kullanıldığını, şirketlerinin yapay zekâ stratejilerini, yapay zekânın şirketlere ve ülkelere sunduğu katkıları ortaya koyan bir rapor hazırladı. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 5 ülkede faaliyet gösteren 100’den fazla şirket yöneticileriyle yapılan görüşmelerle hazırlanan “Artificial Intelligence in Middle East and Africa” raporunun Türkiye sonuçları, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında paylaşıldı. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ve EY Orta, Doğu, Güneydoğu Avrupa ve Orta Asya (CESA) Bölgesi, Dijital Lideri Onur Doğan’ın katılımıyla gerçekleşen toplantıda, yapay zekâ ekseninde Türkiye’nin dijital yolculuğuna ışık tutacak bilgiler, öngörüler ve fırsatlar ele alındı.   

Yapay zekâda bölgenin lideri Türkiye

Türkiye, yapay zekâ olgunluğu bakımından bölgenin lider ülkesi olarak öne çıktı. Raporda, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 80’inin yapay zekâ stratejilerini doğrudan üst düzey yönetimde ele aldığı belirtildi. Şirketlerin yüzde 25’i yapay zekâyı stratejik dijital öncelikleri arasında görürken, yüzde 60’ı ana faaliyetleri için yapay zekânın önemini kabul ediyor. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 15’i ise yapay zekâ olgunluğu açısından kendilerini gelişmiş olarak değerlendiriyor. Bu oranlar Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde ankete katılan diğer ülkelerden daha yüksek. Ülkemizdeki şirketler yapay zekâ gündemini hem teknolojik gereklilik hem de iş süreçlerini iyileştirme perspektifinden yönetiyor. Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde bu anlayışı benimseyen şirketlerin oranları yüzde 43 iken Türkiye’de bu oran yüzde 55 seviyesinde.

Yapay zekâda 8 olgunluk kriteri

Türkiye’de yapay zekâ, en çok tahminleme, otomasyon, iç görü oluşturma, hizmetlerin kişiselleştirilmesi ve önlem alma yeteneklerine sahip olmak için kullanılıyor. Şirketler, kullanım yoğunluğuna göre, en çok makine öğreniminden faydalanıyor. Makine öğreniminden faydalanma oranı Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde yüzde 61 iken Türkiye’de yüzde 85 civarında. Operasyonlarına yapay zekâyı entegre eden Türkiye’deki şirketlerin yüzde 80’i etkili faydalar bekliyor. Yapay zekânın sunduğu faydaların başında operasyonların optimizasyonu, ürün ve hizmetlerin dijital dönüşümü, çalışanların güçlenmesi ve müşterilere daha yakın olmak geliyor.

Raporda, şirketlerin yapay zekâ olgunlukları 8 yetenek çerçevesinde ele alındı. Bu yetenekler, İleri Analitik, Veri Yönetimi, Yapay Zekâ Liderliği, Açık Kültür, Yeni Teknolojiler, Çevik Geliştirme, Üçüncü Taraflarla İş Birliği ve Duygusal Zekâ olarak sıralanıyor. Bu yetenekler konusunda Türkiye, araştırmaya katılan şirketler tarafından yapay zekâda en önemli iki yetenek olarak kabul edilen ileri analitikte 5 üzerinden 3,4 ve veri yönetiminde 5 üzerinden 3,6 ile en yüksek puanlara sahip ülke oldu. Türkiye’deki şirketlerin yapay zekâya duygusal zekâ ekleme yetkinliği, 5 üzerinden 2,6 puanla diğer ülkeler arasında en düşük sırada yer aldı.

Yapay zekâdan en yüksek faydayı görmeyi bekleyen sektörlerin başında ise Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Medya ve Finansal Hizmetler geliyor ve sıralama, Sağlık, Üretim ve Kaynaklar, Profesyonel Hizmetler, Perakende, Altyapı ve Taşımacılık sektörleriyle devam ediyor. Akıllı robotlar, derin öğrenme, metin analizi, görsel ajanlar, doğal dil işleme, konuşma algılama, biyometri ve bilgisayar görüntüsü, yapay zekâdan en çok faydalanan teknolojiler arasında yer alıyor.

Türkiye’den rapora katılan, Microsoft yapay zekâ çözümleri kullanan şirketler arasında Tüpraş, Opet, THY, Arçelik, Allianz Türkiye, Setur, Jolly Tour, Migros, CarrefourSA, Teknosa, TEB, Vakıf Emeklilik, Yapı Kredi Bankası ve BKM bulunuyor.

 

Mercedes-Benz Türk StartUP Yarışması finalistleri belli oldu

0

Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasında ilk 10’a giren girişimler belli oldu

Mercedes-Benz Türk’ün yenilikçi, sürdürülebilir ve yaratıcı fikirleri destekleyerek topluma ve çevreye fayda sağlayan, pozitif sosyal etkisi olan ve hayatı kolaylaştıran çözümler üreten girişimcilere katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirdiği Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasında finale kalan isimler belli oldu. 21 Mayıs’ta gerçekleşen eğitim kampının ardından video başvurularını hazırlayan ilk 60 startup alanında uzman isimlerden oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Değerlendirme sürecinde Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasının bu yılki ilk 10 startup’ı belli oldu.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden bir veya birkaçına katkıda bulunan startup’ların davet edildiği yarışmada BenzinLitre, BioGuy Ver.2, Bluedot Co., BREN, ConFarm, Enio Çevre Teknolojileri Ltd. Şti., KompoRize, SafeTech, Tolkido ve Triwi ilk 10’a kalan startup’lar oldu.

İlk 10 arasına giren girişimcilerin 3’ü İstanbul, 3’ü Ankara ve 3’ü İzmir’den başvururken, 1 yarışmacı ise Yalova’dan başvurdu. Bu yılki jüri özel ödülü kız çocuklarının ve kadınların güçlenmesi alanında verilecek olan yarışmanın finalistlerinin kadın-erkek dağılımı da eşit oldu.

İlk 10’a StartUP Boost Gelişim Programı ve Almanya Seyahati Ödülü

Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasında 604 başvuru arasında ilk 10’a kalan startup’lar onlara özel olarak tasarlanan StartUP Boost Gelişim Programı’na katılarak bir kuluçka eğitimden geçecekler. Finale kalan ilk 10 startup ImpactHub İstanbul’un tasarladığı 3 gün sürecek olan bu eğitiminin ardından final değerlendirmesinde büyük ödüller için yarışacak. “Teknoloji”, “Sosyal fayda” ve “Jüri özel ödülü” olmak üzere 3 farklı kategoride kazanan 3 startup‘a finalde toplam 150 bin TL olmak üzere 50’şer bin TL para ödülü verilecek. Ayrıca ilk 10 startup’a Almanya seyahati ödülü verilecek. Seyahate katılacak olan startup’lar Almanya’da sosyal girişimciler ve yatırımcılarla tanışma imkânı bulacak.

Türkiye ve Dünyanın Sürdürülebilirlik Sorunlarına Çözümler

Yarışmada İlk 10 içine giren startup’lar Türkiye ve dünyanın güncel sürdürülebilirlik sorunlarına yönelik çözüm önerileri sunuyor. Akıllı tarım, sağlık teknolojileri, temiz gıdaya erişim, engellilerinin desteklenmesi, enerji yönetimi ve atık yönetimi konuları finale kalan startup’ların çözüm ürettiği alanlar olarak ortaya çıktı.

Kazanan startup’lar arasında yer alan BenzinLitre ve Bluedot.co; paylaşım ekonomisi ile enerji yönetimine yönelik çözüm üretiyor. BioGuy ve KompoRize; bio-mühendislik teknolojisi ile atık yönetimi alanında çözümler sunuyor. Isı ve hareket enerjisini kullanılabilir elektrik enerjisine üreten BREN; sürdürülebilir enerji kullanımını destekliyor. Enio Çevre Teknolojileri ve ConFarm; akıllı tarım teknolojileri geliştiriyor. Tolkido; otizmli çocukların dil ve konuşma eğitimi için kişiselleştirilmiş eğitim materyalleri üreterek engellilerin desteklenmesi ve eşitsizliklerin azaltılmasına katkı sağlıyor. SafetTech, geliştirdiği siber güvenlik teknolojisi ile sürdürülebilir şehirler için katkı sağlıyor. Triwi ise geliştirdiği akıllı sütyen ile meme kanseri teşhisinin erken tespiti sağlamak istiyor.

Tüketiciyi hacker’dan çok perakendeci korkutuyor

0

Araştırma, tüketicilerin kişisel verilerinin bilgisayar korsanlarınca çalınmasından çok, perakende firmaları tarafından kötüye kullanılmasından endişe ettiğini gösteriyor

Uluslararası vergi, denetim ve danışmanlık firması KPMG’nin hazırladığı Tüketici Kaybı Barometresi araştırması, tüketicilerin son yıllarda yaşanan kişisel veri ihlallerinden ötürü, perakende firmalarına olan güvenlerinin sarsıldığını ortaya koydu.

Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 71’i, kişisel verilerinin bilgisayar korsanları tarafından çalınmasından çok, perakende firmalarınca kötüye kullanılmasından endişe ettiklerini belirtti.

Katılımcıların yüzde 45’i, online perakende firmalarından, kişisel bilgilerini saklamalarını ve başkalarıyla paylaşmamalarını beklediğini söyledi.  Yine katılımcıların yüzde 34’ü, kişisel bilgilerinin saklanması ve üçüncü partilerle paylaşılması konusunda kontrol kendilerinde olduğu sürece, kişiselleştirilmiş alışveriş konusunda herhangi bir endişeleri bulunmadığını kaydetti. Araştırmaya göre tüketiciler en fazla (yüzde 48) perakende firmaları tarafından coğrafi konumlarının takip edilmesinden rahatsız.

Risk taşıyor

KPMG Türkiye Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektör Lideri Emrah Akın, perakende firmalarının günümüzde müşterilerinin kişisel verilerini, hizmetlerini geliştirmek adına yoğun şekilde kullandıklarını, ancak bu durumun müşterilere karşı büyük bir sorumluluk da doğurduğunu vurguladı. Akın, “Perakendeciler, müşteri güvenini kaybetmemek için kişisel verilerin korunması ve kullanılması konularında son derece şeffaf olmalı. Bu noktada müşterilere, kişisel verileri üzerinde kapsamlı bir kontrol yetkisi tanınmalı” diye konuştu.

Müşteri ihtiyaçları ve beklentilerinin firmaların dijital dönüşümlerine yön verdiğini kaydeden  Akın, “Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tüketicilerin dijital ürün ve hizmetlerin nasıl sunulduğuna ilişkin beklentileri de yükseliyor. Güvenlik de müşterilerin dijital deneyimlerinin önemli bir parçası” dedi.

Öncelikleri farklı

Araştırmaya göre tüketicilerle bilgi güvenliği şefleri arasında siber güvenlik konusunda farklı görüşler mevcut. Müşterilerin yüzde 42’sinin önceliği olası bir siber saldırı sonrasında tüm kayıplarının karşılanması. Güvenlik şeflerinin önceliği ise, siber saldırıdan etkilenen tüm taraflardan özür dilenmesi (yüzde 47) ve bilgi güvenliği ekibine direkt bir iletişim hattı kurulması (yüzde 47). Siber saldırı mağduru müşterilerin kayıplarının karşılanması güvenlik şeflerinin sadece yüzde 42’sinin önceliği.

Uygulamalar ve Wi-Fi riskli

Araştırmaya göre tüketicilerin kişisel bilgilerinin gizliliği açısından en riskli bulduğu teknolojilerin başında aplikasyonları (yüzde 78) ve Wi-Fi (yüzde 74) geliyor. Bunların nesnelerin interneti (yüzde 69), bulut (yüzde 67) ve otomobiller (yüzde 56) takip ediyor.

Katılımcıların yüzde 75’i mobil cihazlar ve uygulamalar tarafından toplanan kişisel verilerinin çalınacağından ya da kötüye kullanılacağından endişeli.

Bulut teknolojisi

Tüketicilerin yüzde 75’i bulut teknolojisi ve bağlantılı cihazlara korsan saldırılara karşı ek güvenlik getirilmesi gerektiğini düşünüyor. Buna karşın sadece yüzde 35’i, bu tür cihazlarda hassas bilgilerini kısıtlı şekilde kullanıyor ve güvenliği artırılmış cihazlar için daha fazla para vermeyi kabul ediyor.

Finansal hizmetler

Katılımcıların yarıya yakını (yüzde 48) finans kuruluşlarının, bankacılık için kullanılan mobil cihazların güvenliği konusunda tam ya da eşit sorumluluğa sahip olması gerektiğini düşünüyor.

Otomobillerin güvenliği

Tüketicilerin yüzde 56’sı, otomobillerinin hacklenmesinden endişe duyduğunu söylüyor. Yüzde 73’ü gelecek 5 yıl içerisinde araçlarının hacklenmesinden korkuyor. Araştırma müşterilerin, araçların siber güvenliği konusunda üreticilerden beklenti içerisinde olduklarını gösteriyor.