Rolls Royce, dijital dönüşüme ayak uydurarak veri analizine yönelik yeni bir girişimde bulundu. Rolls Royce, R2 Data Labs’ın lansmanını bu sektörde de iddialı olduğunu gösterdi.
Rolls Royce ve R2 Data Labs
İngiliz imalat devi Rolls-Royce, R2 Data Labs adlı bağımsız bir iş birimini başlattı. Şirket deniz, nükleer ve güç sistemleri bölümlerinde veri analizi uygulamalarını artırmayı hedefliyor.
Uygulamada, R2 veri laboratuvarı verileri keşfetmek ve yeni IoT merkezli hizmetleri oluşturmak için tasarlanan Rolls-Royce genelinde karışık uzman ekipleri içeriyor. Bu ekipler Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Singapur, Hindistan ve Yeni Zelanda’da bulunan bir dizi R2 Veri Laboratuvarı merkezi üzerinde çalışacaklar.
Rolls-Royce geçen yıl Microsoft’un Azure bulut bölümüyle iş birliği yaptı. Motor üreticisi, Azure Stream Analytics ve Power BI’yi, uçak motorlarının durumunu kapsamlı şekilde incelemek, hava trafiği kontrolü ve rota verileri, hava durumu ve yakıt kullanımı bağlamsal bilgilerle motorlarındaki sensör verilerini entegre etmeyi amaçladı.
R2 Data Labs’taki global ekosistem ve ortaklıklar direktörü Caroline Gorski “Hızlı çevik bir gelişim modeli üzerinde çalışıyoruz” dedi.
Chrome reklam konusunda 15 Şubat 2018 itibariyle “Daha İyi Reklam Standartları”na uymayan web sitelerine kısıtlama getirecek. Kullanıcı dostu yaklaşım ile daha rahat gezinti sağlanacak.
Chrome reklam stratejisi
Chrome, mobil ve masaüstü cihazlarda pop-up reklamları temizleyecek. Animasyonlu reklamlar, video reklamları sesli olarak otomatik olarak oynatılan ve daha birçok rahatsız edici reklamları Şubat 2018 itibariyle engelleyecek. Pop-up reklamlar içeren standart masaüstü reklamlar, sesli video reklamları otomatik olarak oynatma, geri sayımlı öncül reklamlar Chrome tarafından filtrelenecek.
Google SVP’lerinden Sridhar Ramaswamy, büyük ve küçük tüm içerik geliştiricilerinin çalışmalarını reklamcılıktan ziyade daha sürdürülebilir bir şekilde yürütmesi gerektiğini vurguladı. Böylelikle kullanıcılara sade bir şekilde içerik sunulurken, web siteleri daha yenilikçi gelir modeli sağlamaya çalışacak.
Google yaptığı açıklamada, kendi reklamlarının bile silineceğini duyurdu.
Mastercard Gelişmekte olan Avrupa Pazarlarında Ürünlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Yiğit Çağlayan Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü olarak atandı.
Mastercard Türkiye Müdürü Yiğit Çağlayan oldu
2011 yılından bu yana Mastercard bünyesinde çalışan ve son olarak Avrupa Pazarlarında Ürünlerden sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Yiğit Çağlayan yeni görevinde Türkiye ve Azerbaycan pazarlarında nakitsiz toplum ve dijitalleşme konularına öncülük edecek.
Kariyerine başladığı 2000 yılından bu yana Türkiye ve İngiltere’de bireysel bankacılık alanında kart, üye işyeri ve satış gibi farklı bölümleri yöneten Çağlayan, Mastercard bünyesinde, dijital ödeme çözümü Masterpass’in bölgede hayata geçirilmesi ve yaygınlaştırılmasına liderlik etti. Ödemelerin dijitalleşmesi konusunda hem Türkiye’de hem de hızlı büyüyen Avrupa pazarlarında ilkleri hayata geçiren ekipleri yöneten Çağlayan, “conversational commerce” ve transit alanlarında son kullanıcıya etki eden inovatif projelerden sorumluydu.
Ödeme sistemlerinde yeni teknolojilerin yayılmasını sağlayan önemli iş birliklerinin arkasındaki isim olarak gösterilen Çağlayan; “Stratejik önemdeki Türkiye ve Azerbaycan pazarlarını kapsayan yeni görevimde nakitsiz toplum ve dijitalleşme konularına öncülük etmeye devam edeceğim. Ülkemiz Mastercard içinde de büyük öneme sahip ve en yenilikçi ürünlerin piyasaya ilk sunulduğu pazarlardan biri. Ben ve ekibim her zaman olduğu gibi, Türkiye’nin organizasyonumuz içindeki lider konumunu daha ileri taşımak için çalışacağız.” şeklinde konuştu.
Popüler kariyer sosyal ağı LinkedIn, hiç beklenmedik bir şekilde uluslararası siyasetin gündemine girdi.
Çin’in LinkedIn’de açtığı sahte kurumsal hesaplarla, Alman vatandaşlarının kariyer ve hesap detaylarını çektiği anlaşıldı.
Profiline kim bakmış?
Alman istihbaratının devlet kurumlarını uyarmasıyla ortaya çıkan gelişmeye göre, Çin’de kurulu görülen ama gerçekte olmayan şirketler bugüne kadar 10 bin alman vatandaşının LinkedIn detaylarını inceledi. Kurumsal kimlikle, kullanıcılara dair daha detaylı bilgi alabildikleri için Çin isthbaratının bu yöntemi tercih ettiği anlaşılıyor.
Alman istihbaratına göre bu eylemin amacı ise Çinlilerin özellikle gelecekteki Alman siyasetçilerine karşı dosya oluşturması.
Öte yandan Alman istihbaratı haklıysa, Çin istihbaratının sadece Almanya ile sınırlı kalmadığı, tüm dünya ülkelerindeki kullanıcıların LinkedIn detaylarını dosyaladığı tahmin ediliyor. Böylece Çinliler, gelecekte ülkelerinde önemli iş adamı, yönetici, siyasetçi olacak kişilere karşı Çin şirketlerinin veya hükumetin ihtiyaç duyacağı istihbaratı şimdiden toplamış oluyor.
Kaspersky Lab ile ABD hükümeti arasındaki gerginlik sürmeye devam ediyor. Kaspersky Lab, stratejik bir adımla bu gerginlik arasında Washington ofisini kapatma kararı aldı.
Kaspersky Lab onaylı IT satıcısı listesinden kaldırıldı
Kaspersky, ABD hükümeti ile oldukça zor bir yıl geçirdi. Bloomberg’in haberine göre şirket, Washington DC’deki ofisini kapatma kararı aldı. Ancak bu hareket geri çekilmeden çok daha kapsamlı bir anlam içeriyor. Kaspersky, federal olmayan ABD’li müşterilere satış yapabilmek için Chicago ve Los Angeles’ta ofis açacak.
Kaspersky ile ABD hükümeti ile arasındaki gerginliğin nedeni ise gizli kurum bilgilerinin Rusya’ya sunulması oldu. Bu karmaşa arasında hükümet Kaspersky’i onaylı IT satıcıları listesinden kaldırdı ve ülke genelinde engellemeye yönelik birçok adım atıldı. Best Buy, kısa süre sonra Kaspersky ürünlerini raflarından çıkardı. ABD hükümeti sonuçta federal kurumların şirketin güvenlik yazılımını Eylül ayında kullanmasını yasakladı.
Beyaz Saray, IT modernizasyonu ile 2018 yılına bulut bilişim konusunda hızlı bir giriş yapıyor. Beyaz Saray IT kullanımını desteklemenin yanı sıra yeni güvenlik önlemleri ile yeni yıla hazırlanıyor.
Beyaz Saray için ana konu: Güvenlik
Başkan Donald Trump ve yönetimi, paylaşılan hizmetler tarafında daha güvenli, daha düşük maliyetli altyapıya geçmeyi planlıyor. Yayınlanan raporda, mevcut politika ve programların bulut benimsemesinin önündeki engellerin kaldırılması için “hızlı” bir şekilde güncelleneceği belirtildi. Böylelikle federal hükümet içindeki ajansların da buluta geçmesi bekleniyor.
Hükümet, raporda ayrıca bulut e-postası ve iş birliği araçlarının benimsenmesini hızlandıracağını da belirtti. Mevcut paylaşılan hizmetleri iyileştirmeyi ve güçlendirmeyi ve ajanslar için paylaşılan hizmetlere ek güvenlik sağlamayı planlıyor.
Raporda, ismi açıklanmayan bir bulut tabanlı e-posta sağlayıcısının hükümetten bulut tabanlı e-posta taşıma harcamalarının izlenmesine yardımcı olacağı belirtildi. Ayrıca 2016 yılında ABD Hükümet Sorumluluk Ofisi tarafından hazırlanan bir raporda, hükümetin her yıl IT’ye 80 milyar dolar harcadığı vurgulandı.
Project Tango için Google, 1 Mart 2014’te destek vereceğini açıklamıştı. Ancak bu süreç fazla sürmedi. Google, Android cihazlar için AR uygulamaları ve oyunları oluşturmak için ARCore üzerinde yoğunlaştığı için Project Tango’nun sonu geldi.
Google yaptığı açıklamada “ARCore ile tüm Android ekosistemine arttırılmış gerçekliği getirmeye odaklandığımız için Tango desteğini geri çekiyoruz. Son 3 yılda Tango ile bu kadar ilerleme kaydettiğimiz inanılmaz geliştirici topluluğuna teşekkür ediyoruz” dedi.
Tango, mobil cihazları etkinleştirmek için GPS kullanmadan çevrelerindeki konumlarına göre yerlerini tespit etmek amacıyla oluşturulmuştu. Lenovo ayrıca, 3D hareketini izlemek için cihazın arkasında bir sensör ve kamera da dahil olmak üzere bir Tango tabanlı telefon başlatmıştı. Tango’dan farklı olarak, ARCore ek donanım gerektirmiyor.
Sanal gerçeklik kavramı, 2017 yılında çok ciddi bir şekilde ivme kazandı. Pazara bakıldığında uygun fiyatlı olarak Samsung Gear VR ve daha pahalı olarak Facebook’un Oculyus Rift cihazını görüyoruz. Bu gelişmelerin ışığında ise sosyal medyayı da yorumlamak gerekiyor.
Sanal gerçeklik sosyal medyayı nasıl etkiliyor?
Yapılan bir araştırma, sosyal medya ve sanal gerçeklik teknolojisi arasındaki bağın güçlendiğini gösteriyor. İngiltere’de yapılan araştırma nüfusun %6 gibi bir diliminin sanal gerçeklik cihazlarına sahip olduğunu gösteriyor. Bu oran çok gibi görünmese de, tablet penetrasyonun %3 olduğu bir ortamda oldukça büyük olarak yorumlanabilir.
Sanal gerçeklik içerikleri düşünüldüğünde, 3 boyutlu içeriklerin ciddi oranda önemli bir konumda olduğu ortada. Özellikle oyun dünyasında bu teknolojinin ilerlediği bir gerçek. Peki ya sosyal medya?
Sosyal medyada, bu teknolojinin gelişimi için en önemli içeriklerin VR fotoğraflar ve 360 derece videolar olduğunu belirtmek gerekiyor. Dijital pazarlama uzmanı James McQuivery, 1 dakikalık bir videonun 1.8 milyon kelimeye eşit olduğunu ifade ediyor. Bir ürüne ait videonun, yazılı içeriğe göre 4 kat daha fazla tercih edilmesi de önemli bir istatistik. Yakın gelecekte ise standart video içerikleri yerini sanal gerçeklik ile hazırlanmış içeriklere bırakacak. Müşteriler, daha fazla etkileşim içinde olacakları içerikleri tercih etmeye başladı.
Facebook’un Mart ayında başlatmış olduğu Facebook 360 servisi, 360 derece fotoğraf ve videoların geleceğini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Facebook’un açıkladığı rakamlara göre, şu ana kadar 1 milyon video ve 25 milyon fotoğraf bu formatta paylaşıldı. Android ve iOS cihazların 360 derece içerik kaydetme özelliği de geliştikçe bu sayının artması kaçınılmaz.
Visa, gerçek zamanlı ödemeler platformu Visa Direct’in Avrupa’da kullanıma sundu. Visa Direct şirketlere, Visa’nın dünya çapındaki erişimi ve ölçeğinden yararlanarak işyerleri ve kişiler için yurt içi ve uluslararası ödeme fonksiyonlarını kullanma imkanı sağlayacak. Visa, hizmet tedarikçileri, finans kurumları ve stratejik ortaklar ile birlikte, içinde Visa Direct bulunan hizmetlerin pazara sunulması için çalışıyor.
Visa Direct nedir?
Visa Direct ile kişiden kişiye (P2P), işletmeden tüketiciye (B2C) ve işletmeden işletmeye (B2B) ödemeler mümkün olacak. Visa’nın yeni sistemi ile alıcının Visa hesabına hızlı, güvenli bir şekilde para transferi yapılabilecek. Bu paraya anında erişim sağlanabilecek ve dünyanın her yerinde toplam 44 milyon perakende satış noktasında alışveriş yapılabilecek.
Bir diğer yandan Visa, işyerleri için ödeme teknolojileri ve çözümleri alanında çalışan Worldpay ile işbirliği yaptığını da açıkladı. Bu işbirliği, Visa Direct’in önce Avrupa’da ve daha sonra da dünya genelindeki diğer pazarlarda işyerlerine sağlanmasını hızlandıracak. Paranın gönderildiği bankalar sistemlerinde gerekli değişiklikleri yaptığında Worldpay üyesi işletmeler bu sistem ile tüketicilerine gerçek zamanlı ödeme yapabilecek, böylece müşteri memnuniyeti de artacak.
Visa’nın global ödeme ağının güvenlik ve ölçek avantajlarından faydalanarak gerçek zamanlı ödemeleri mümkün kılması ve Avrupa’da ödemeleri dönüştürmesi bekleniyor.
Bu avantajlar şu şekilde:
İşletmeden tüketiciye:işletmelerin oyun kazançları, sigorta ödemeleri ve günlük ticari mutabakatlar gibi hemen hemen her türlü ödemeyi doğrudan Visa hesabına aktarmasını sağlıyor.
İşletmeden işletmeye: işletmelerin serbest çalışanlara, sözleşmeli çalışanlara ve diğer küçük işletmelere gerçek zamanlı ödeme yapılmasını mümkün kılıyor.
Kişiden kişiye: tüketicilerin hesabı bölüşme veya hediye gönderme gibi durumlarda mobil cihazlar aracılığıyla birbirlerine hızlı, rahat ve güvenli ödeme yapabilmesine olanak veriyor.
Geçtiğimiz günlerde size melek yatırımcılık ve girişimicilik ile ilgili Ali Rıza Babaoğlan ile gerçekleştirdiğimiz “Melek yatırımcı nedir? Türkiye’de melek yatırımcılık” videosunu paylaşmıştık.
Şimdi ise birçok kişinin aklındaki bir soruyu yanıtlandırıyoruz: Param yok, fikrim var. Ne yapmalıyım?
Fikrim var, param yok. Ne yapmalıyım? (VİDEO)
Günümüzde iyi bir fikirle başarılı olmak ve bu yolla zengin olmak mümkün. Birçok kişinin başarılı olacağına inandığı iş fikirleri varken, bunu hayata geçirecek bütçeye sahip olamayabiliyor. Peki böylesi durumlarda en yapmalı?
Bu videomuzda, Ali Rıza Babaoğlu ile fikri olan ve melek yatırımcı bulmak isteyen kişilerin dikkat etmesi gerekenleri konuştuk. Dilerseniz sözü daha fazla uzatmayalım ve sizi video ile baş başa bırakalım. İyi seyirler.
TROY, ünlü şef, gazeteci ve yazar Refika Birgül ile Türkiye’nin ortak değerlerini merkezine alan bir işbirliğine gitti. Refika’nın Mutfağı ile tanıdığımız Refika Birgül, TROY ile birlikte Türk mutfağının gizli kalmış değerlerini keşfe çıkacak. Yemek tariflerinden tutun, püf noktalara kadar yemek kültürümüzü birçok açıdan ele alacak işbirliğinin ilk çalışmaları yayınlandı.
Türk Mutfağının gizli kalmış değerli keşfedilecek
Bankalararası Kart Merkezi (BKM) tarafından, Türkiye bankacılık ve finans sektörünün ortak çabalarıyla 2016’da hayata geçirilen ödeme yöntemi TROY, tüm özelliklerini ve ilhamını Türkiye’nin toplumsal dinamizminden ve asırlara yayılan ödeme alışkanlıklarından alıyor. “Paranın ve ticaretin doğduğu topraklarda neden Türkiye’nin kendi ödeme yöntemi olmasın” sorusuyla yola çıkan TROY, bilgisi ve birikimi ile Anadolu’nun tatlarını izleyicilerine ulaştırmasıyla tanınan Refika Birgül ile Anadolu’nun saklı lezzetlerini ve hepimizin çok sevdiği yemekleri keşfediyor.
TROY türkülere kattığı yenilikçi yorumlarla tanınan genç sanatçı Evrencan Gündüz’le bu toprakların seslerini keşfederken bir taraftan Refika Birgül ile de damak tadımızın bir haritasını çıkaracak.
Apple Finisar için 390 milyon dolarlık yatırım yaptığını açıkladı. Finisar, özellikle iPhoneX ile oldukça gündem olan Face ID’nin tedarikçisi olarak tanınmaya başlamıştı.
Apple Finisar ile büyüyecek
Finisar’ın fonları Face ID, Animoji ve TrueDepth kameranın Portre modu için iPhone X’te kullanılan dikey boşluklu yüzey yayıcı lazerler ve Ar-Ge harcamalarını ve üretimini artırmak için kullanılacak. Finisar, Apple AirPods’da kullanılan yakınlık sensörlerinin üretimini de artıracak.
Ar-Ge’nin ötesine geçen Finisar, Sherman’da 700.000 metrekarelik yeni bir üretim tesisi kuracak. Mühendislik, teknik ve bakım ekipleri için yaklaşık 500 kişinin istihdam edilmesi planlanıyor.
Apple’ın çalışmalarının optik teknolojiler olan Face ID, Animoji ve TrueDepth kameranın Portre modu için hızlanacağı belirtiliyor. Ayrıca bu teknolojilerin dünyadaki toplam üretiminin 10 katı kadar teknoloji satın alınacağı belirtiliyor.
Şirket bilgisayarlarını güvenli HP bilgisayarlar ile yenileme vakti geldi! HP Türkiye kurumsal müşterileri için Geri Satın Alma Programı’nı hayata geçirdi.
HP Türkiye’den kurumsal müşterileri için Geri Satın Alma Programı
Şirketlerin eski bilgisayarlarını HP bilgisayarlarla değiştirebileceği Geri Satın Alma Programı’nı hayata geçiren HP, www.superdonusum.com sitesi üzerinden yapılacak başvuruları bekliyor. Siteye erişen şirketler, eski bilgisayarlarının markalarını, birim sayısını ve teknik özelliklerini belirterek toplam parasal değerini anında hesaplayabiliyor ve ihtiyaçlarını karşılamak için yeni HP bilgisayar portföyü arasından bir teklif alıyorlar.
HP’nin satış teklifininin onaylanmasının ardından yeni HP bilgisayarlar şirketlerin ofisine gönderilirken eski bilgisayarlar da ofislerinden teslim alınıyor. Servis sağlayıcı firma tarafından yapılan fiziksel kontrolün ardından eski bilgisayarların içindeki bilgiler ücretsiz olarak güvenle silinip güvenlik sertifikaları şirketlere teslim ediliyor.
HP Geri Satın Alma Programı sayesinde şirketler eski bilgisayarlarını en yeni HP bilgisayarlarına yükseltiyor. HP satış teklifinin müşteri tarafından onaylanması akabinde servis sağlayıcı firma tarafından eski bilgisayarlar için müşterilere yapılan ödemeyle şirketler yeni satın aldıkları HP bilgisayarlarını fonlamış oluyor. Böylece hem şirketler eskiyen bilgisayarları yenilerken kazanıyor hem de ekipleri son teknoloji HP bilgisayarla çalışıyor.
HP geri dönüşüm programı, aynı zamanda kullanılan bilgisayar ekipmanlarının topluma ve çevreye karşı sorumlu bir şekilde elden çıkarılması ve geri dönüştürülmesini hedefliyor. Bu çerçevede, satış değeri bulunmayan ve kullanım ömrü tükenen bilgisayarlar, HP, Gezegen Ortaklığı Geri Dönüşüm Programı içindeki lisanslı tesislere gönderiliyor ve sürdürülebilir tedarik zincirleri yaratmak için geri dönüştürülüyor.
HP, uzun süredir kapalı döngü geri dönüşümünde sektör lideri. HP Gezegen Ortaklığı Programı aracılığıyla müşterilerin gönderdiği ürünler, yeni orijinal HP kartuşları üretmek için kullanılıyor. Kuruluşlar ve şirketler Gezegen Ortaklığı Geri Dönüşüm Programı’ndan, web sitesinde bulunan talep formunu doldurarak yararlanabilir.1
HP Türkiye Genel Müdürü Filiz Akdede, “Teknoloji, şaşırtıcı bir hızda ilerliyor ve yenilik genelde geçmişin silinmesi anlamına geliyor. Elektronik atıkları en aza indirmede üzerimize düşen görevi yapmakta kararlıyız. Geri Satın Alma Programı, şirketlere en yeni HP teknolojisini sunmanın yanı sıra eski ürünlerin geri dönüşümünü sağlayarak çevreyi koruyor” dedi.
Kamu Teknoloji Platformu tarafından 3.kez düzenlenecek olan “Uluslararası Akıllı Şehirler Konferansı” 28-29 Mart 2018 tarihlerinde Ankara JW Marriott’de gerçekleştirilecek. “Küresel Başarı’nın Yeni Anahtarı: Şehirlerin Liderliği” teması ile gerçekleşecek konferans dünyaca ünlü isimleri ağırlayacak.2001-2014 yılları arasında görev yapan Paris’in efsanevi belediye başkanı Bertrand Delanoe ve Newyork Belediyesi İnovasyon ve Teknoloji Direktörü Jeff Merritt şehircilik ve teknoloji tecrübelerini paylaşmak üzere Türkiye’ye gelecek.
Uluslararası Akıllı Şehirler Konferansı 3. kez düzenleniyor
Kamu Teknoloji Platformu’nun başlatmış olduğu akıllı şehirlere dönüşüm kapsamında Türkiye’de başarılı kamu projelerinin tanıtılması, belediyelerin akıllı şehir yatırımlarını paylaşması ve dünyanın önde gelen şehirleri ile bilgi paylaşımı yapılması sağlanacak. Konferans akıllı şehir konusunda bir kez daha tüm paydaşları ve ekosistemi bir araya getirecek.
Şehirler artık insan sermayesiyle, marka değeriyle, ekonomileri ile ülkelerden daha önemli durumda. Şehirler ekonominin yeni itici gücü! Şehirler bugün günümüzün başlıca zorlukları ile mücadelede liderlik edecek heyecanlı bir pozisyonda. Bu yıl küresel rekabette şehirlerimizin pozisyonu, rekabet gücü, marka değeri ne durumda, bu sürecin ekonomiye, turizme ve yaşam kalitesine etkisi nasıl? Tüm bu süreçleri akıllı şehir ile nasıl iyileştirilebilir?Bu sorunların cevapları konferansta aranacak.Yine Şehirlerin dönüşümünde teknolojinin rolü ile birlikte, şehir ekonomileri, kamu-özel sektör işbirliği modelleri ve şehirlerin sürdürülebilirliği konferansın ajanda başlıklarından sadece birkaçı.
Uluslararası Akıllı Şehirler Konferansı gündeminde neler var?
2 gün sürecek konferansta; 100’e yakın konuşmacı, 60’dan fazla belediye misafir edilecek. Kamu-özel sektör arasında önemli bir iş geliştirme köprüsü kuran etkinlikte aynı zamanda şehirlerin trafik, enerji, güvenlik, alt yapı gibi sorunlara çözüm aranacak. Şehircilik finansmanı konusunda da yeni açılımların yapılacağı konferansta belediyelerin mega yatırımları için çeşitli modeller tartışılacak.
Konferansta dünyaca ünlü konuşmacılar global trendleri ve fikirleri paylaşırken aynı zamanda da kamu kurumları ve özel sektör temsilcileri de şehirlerimizin dönüşümü için birlikte en iyi fikirleri üretecekler. Şehirlerin sermayesi olan insan kaynağı, rekabet gücü, kültür ve teknoloji gibi alanların şehirleri nasıl daha güçlü hale getirebileceği konuşulacak. Akıllı şehirler ile şehirlerin liderliği arasında bulunan bağ masaya yatırılacak! Amaç Türkiye’de akıllı şehirler ile lider şehirler çıkarmak olacak.
Robotların ve yapay zekanın gelişimiyle işsizlik konusundaki endişeler de büyüyor. Devletler bu konuda yasal düzenlemeleri hazırlamak için önemli araştırmalar yaptırıyor ve robotlar nedeniyle yaşanabilecek sosyal tahribatları önceden tahmin etmeye çalışıyorlar.
Zengin ülkelerde %30 işsizlik riski
McKinsey Global Institute tarafından yapılan araştırmaya göre, 2030 yılına geldiğimizde bugüne oranla 375 milyon insan işlerini robotlar nedeniyle kaybetmiş olacaklar. Bu da dünya nüfusunun %5’inin işsiz kalması anlamına geliyor. Ancak robotların tüm dünyada değil, daha çok gelişmiş, zengin ülkelerde yoğun olarak kullanılacağı düşünüldüğünde 375 milyon insanın bu zengin ülkelerdeki çalışanlardan olacağını da göz önünde tutmak gerekiyor. Bu da zengin/gelişmiş ülkelerde %20-%30 oranında bir işsizlik anlamına geliyor.
Bu tür bir değişimin neden olacağı sosyal tahribatı engelleyebilmek içinse İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin Avrupa’yı yeniden inşaa etmek için yürürlüğe soktuğu Marshall Plan’ı gibi dev bir sosyal yenilenme operasyonuna ihtiyaç duyulabilir. Marshall Planı ile ABD, Avrupa’nın yeniden inşaası ve yeni işlerin yaratılması için 1950’lerin fiyatlarıyla onlarca milyar dolarlık harcama yapmıştı.
Robot devriminin toplumlara hasar vermeden hayata geçebilmesi için de devletlerin ve özel sektörün büyük harcamalarla yüz milyonlarca insanı farklı iş alanlarına yönlendirecek eğitimler ve yatırımlar yapmaları gerekecek.
Bu noktada Bill Gates ve Elon Musk gibi aydınların savunduğu evrensel sabit gelir konusunun da yoğun olarak tartışılmasına hazır olalım.
Uygulama ekonomisinin yaratıcısı Apple, oyun dünyasında bir süredir büyük rağbet gören ve geliştiriciler için önemli bir gelir kaynağı oluşturan ön sipariş sistemini App Store’a uyarlıyor.
Geliştiricilere destek
iTunes Connect uygulamasına gelen güncellemede keşfedilen yeni özelliğe göre, uygulama geliştiriciler artık uygulamalarını ön siparişe açabilecek. Böylece geliştiriciler uygulama sayfasını henüz uygulama resmen yayına girmemişken görebilecek ve düzenleyebilecekler. Kullanıcılar ise ilgi gösterdikleri bir uygulamayı ön sipariş vererek, piyasaya çıktığında otomatik olarak cihazlarına yükleyebilecekler.
Ancak, video oyunlarında yaşanan, yıllar süren ön sipariş/erken erişim sürecinin aksine, Apple ön sipariş sürecini 90 günle sınırlamış bulunuyor. 90 gün içinde final sürümü yayınlanmayan uygulama ön sipariş sürecinden çıkarak yeniden erişilemez hale gelecek. Kullanıcılar ise ön sipariş verdikleri ücretli uygulamalar için sipariş anında para ödemeyecekler ancak uygulama piyasaya çıktığında uygulama ücreti hesaplarına yansıtılacak.
Uzun süre 300-400 dolar bandı arasında duraklayan Ethereum yeniden yükselişe geçmiş olabilir. Bitcoin’den sonra en yüksek toplam değere sahip olan kripto para birimi Ethereum, 500 dolar değerini geçerek önemli bir sıçrama yaptı.
Bankacılar Ethereum’u mu destekleyecek?
Yükselişin nedeni ise İsviçreli finans devi UBS’in, Ethereum temelli bir blockchain platformu kuracağını açıklaması olarak gösteriliyor.
UBS’in kuracağı blockchain platformuna Barclays, Credit Suisse, KBC, İsviçre borsası SIX’in de destek verecek.
Kripto paranın fiyatı 500 doların üstüne çıktığında, 2017 içinde fiyat artışı da %5000’e ulaşmış oldu. Ethereum’daki bu yeni gelişme para birimine olan ilginin yeniden yükselmesi için bir fırsat olarak değerlendirilirse fiyatta ani yükselişlerin görülmesi mümkün olabilir.
Bitcoin’in hızla artan değeri hacker’ları da ona yöneltiyor. Güvenlik araştırmacıları, Kuzey Kore’li hacker’ların kripto para borsalarına saldırılarında büyük bir artış yaşandığının altını çiziyor.
Milyonlarca dolar hacker’ların hedefinde
Kripto para borsalarından gelen hırsızlık haberleri de bu saldırıları doğruluyor. Kısa sürede binlerce Bitcoin’in çalındığı dijital saldırılar sonrası kripto para borsalarının güvenlikleri de sorgulanmaya başlandı.
Güvenlik uzmanı Ashley Shen’in tespitlerine göre, kripto para borsalarına yapılan saldırıların izleri, Kuzey Kore ile bağlantılı hacker gruplarına ulaşıyor. Bu gruplar sadece Bitcoin çalmıyor, Avrupa ve ABD’deki finansal kurumlara, bankalara hatta ATM’lere de saldırıyorlar.
Shen’e göre, kripto para borsalarını test eden hacker’lar önümüdeki dönemde daha fazla saldırı gerçekleştirecekler ve önemli miktarda Bitcoin’i çalmayı da hedefliyorlar.
2017’nin başarısız teknolojilerini inceleyerek bu yıla dair genel bir çalışma yaptık. Birçok başarılı girişimin olduğu 2017’de, 5 başarısız teknolojiyi ve teknoloji girişimini sizler için derledik.
2017’nin başarısız teknolojik gelişmeleri
Fake news: Facebook’daki sahte haberlerin 2016’daki ABD’de başkanlık seçimini etkilediğini iddia edilmişti. Bunun için sahte haberler ile propagandaların önlenmesine yönelik çalışmalar yapılmaya karar verilmişti. Ancak sahte haberler ile mücadele, şimdiye kadar başarısızlık ile sonuçlandı.
K5 robot: Güvenliğin robotlarla sağlanması için Knightscope K5 isimli bir robot geliştirilmişti. Amerika’da sarhoş bir kişi bu robota sinirlenerek yumruk attı ve suya düşürdü. Bu anı, robotlar ile insanlarının savaşının başladığı an olarak değerlendirebiliriz.
♦ Model 3: Tesla’nın oldukça iddialı bir şekilde duyurduğu Model 3, üretimde yaşanan sorunlardan bir türlü kurtulamadı. Üretim hattında yaşanan sorunların ardından Tesla bir otomasyon şirketini satın almış ve 2018 için yeni hedefler belirlemişti.
♦ iPhone 8: Büyük bir merakla beklenen iPhone lansmanında X model oldukça büyük bir ilgi görmüştü. Ancak aynı şeyi 8 için diyemiyoruz. iPhone 7 ile çok fazla benzerlik göstermesi nedeniyle 8 modeli 2017’nin başarısız teknolojileri arasında gösteriliyor.
♦ Equifax: Tüketici kredisi raporlayan şirket, 2017’de büyük bir veri ihlali ile gündeme geldi. 140 milyon müşterisinin verilerinin çalındığı tespit edildi. Şirket CEO’su istifa etse de Equifax’in başarısızlığı yılın en çok konuşulanlarından oldu.