Google CEO’su, Avrupa Parlemantosu’na cevap verdi

0

Avrupa Parlemantosu dün Google’a Android politikası nedeniyle 5 milyar dolarlık ceza kesmişti. Bugün şirketin CEO’su, Sundar Pichai’den bu karara karşı bir açıklama geldi.

Sundar Pichai’nin karar nedeniyle yaptığı açıklama şöyle:

Android daha az değil, daha fazla seçenek yarattı

Android bir telefon aldığınızda en popüler iki mobil platformundan birini, dünya çapında kullanıcılar için mevcut telefon seçeneklerini artıran platformu seçmiş olursunuz.

Bugün Avrupa Komisyonu Android’e ve iş modeline karşı bir rekabet kararı aldı. Söz konusu karar Android telefonların; Komisyon’un kendi pazar araştırmasındaki katılımcıların yüzde 89’u tarafından da teyit edildiği gibi, iOS telefonlarla rekabet ettiği olgusunu görmezden gelmektedir. Karar aynı zamanda Android’in; Android cihazlar üreten ve satan binlerce telefon üreticisi ve mobil şebeke operatörlerine, işlerini Android ile kurmuş dünya çapındaki milyonlarca uygulama geliştiriciye ve artık son teknoloji akıllı telefonları satın alabilen milyarlarca tüketiciye ne kadar fazla seçenek sunduğunu da gözden kaçırmaktadır.

Bugün Android sayesinde aralarında Almanya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İspanya, İsveç, Letonya, Polonya ve Romanya ’dan da üreticilerin yer aldığı 1300’den fazla farklı markanın ürettiği, her fiyat aralığında 24 binden fazla cihaz bulunmaktadır.

Bu şirketler tarafından üretilen ve hepsi birbirinden farklı olan telefonların tek ortak özelliği aynı uygulamaları çalıştırabilme kapasitesidir. Bu da cihazların boyutu veya şekli ne olursa olsun teknik uyumluluğu garantileyen basit kurallar sayesinde mümkün olmaktadır. Hiçbir telefon üreticisinin bu kuralların altına imza atma zorunluluğu dahi bulunmamakta, tıpkı Amazon’un Fire tabletleri ve TV çubuklarında yaptığı gibi Android’i diledikleri şekilde kullanıp değiştirebilmektedirler.

Açık işletim sistemlerinin başarılı olabilmesi için, tüm kullanıcıların ihtiyaçlarını büyük bir titizlikle dengelemesi zorunludur. Temel uyumluluk konusunda kuralların olmaması halinde, açık platformların kullanıcılara, geliştiricilere ve telefon üreticilerine faydalı olmayacağı ve başarısızlıkla sonuçlanacağını tarih de göstermiştir. Android’in uyumluluk kuralları, herkes için uzun vadeli ve çözüm sunan bir platform olmasına katkı sağlıyor.


Esneklik, seçenek ve fırsat yaratma

Bugün Android sayesinde tipik bir telefon, sadece telefonu satın aldığınız şirkete değil çok sayıda geliştiriciye ait ön yüklenmiş 40’a varan uygulama ile birlikte geliyor. Farklı uygulamaları –ya da tarayıcı veya arama motorunu- tercih etmeniz halindeyse, önceden yüklenmiş olanları kolayca devre dışı bırakmanız veya silmeniz, yerine ise-bazıları geçimlerini uygulama geliştirici olarak sağlayan 1,6 milyon Avrupalı tarafından geliştirilmiş- diğer uygulamaları seçmeniz mümkün.

Aslında tipik bir Android kullanıcısı, telefonuna 50 kadar uygulamayı kendisi kuruyor. Geçtiğimiz yıl Play uygulama mağazamızdan 94 milyarın üzerinde uygulama yüklendi. Opera Mini ve Firefox gibi tarayıcılar 100 milyon, UC Browser ise 500 milyon kereden fazla yüklendi.

Bu durum, 1990’lar ve 2000’lerin başındaki çevirmeli ağ bağlantısı çağıyla taban tabana zıt bir durum ortaya koyuyor. O dönemlerde bilgisayarda önceden kurulu uygulamaları değiştirmek veya yenilerini eklemek teknik açıdan zor ve zaman alıcıydı. Komisyon’un Android kararı, bugünkü geniş seçenekleri ve insanların telefonlarını nasıl kullandığıyla ilgili açık durumu görmezden gelmektedir.


Akıllı telefon çağı için geliştirilmiş bir platform

2007 yılında Android’i telefon üreticileri ve mobil şebeke operatörlerine ücretsiz olarak sunmayı seçtik. Kuşkusuz Android’in geliştirilmesine ilişkin maliyetler söz konusu, Google son on yıl içerisinde Android’in bugünkü haline gelmesi için milyarlarca dolar yatırım yaptı. Söz konusu yatırım bizim açımızdan önemli; zira telefon üreticilerine bir kısmı bize gelir kazandıran ama daha da önemlisi her biri, telefon kutudan çıktığında “çalıştığını” garantilememize yardımcı olan (Arama, Chrome, Play, Haritalar ve Gmail gibi) popüler Google uygulamalarını içeren bir seti önceden yükleme seçeneği sunabiliyoruz. Telefon üreticileri bizim hizmetlerimize yer vermek zorunda değil; ayrıca bizimkilerin yanı sıra rakip uygulamaları da önceden yüklemekte özgürler. Bu da yalnızca bizim uygulamalarımız kurulu olursa ve eğer insanlar rakip uygulamalar yerine bizim uygulamaları kullanmayı seçerlerse gelir elde ettiğimiz anlamına geliyor.


Hem iş ortakları hem de tüketiciler için fırsatlar

Android platformunun ve Google uygulamalar grubunun ücretsiz olarak dağıtılması yalnızca telefon üreticileri ve operatörler açısından verimli değil, geliştiriciler ve tüketiciler açısından da son derece yararlı. Uygulamalarımız üreticiler tarafından geliştirilen ve operatörler tarafından satılan geniş yelpazedeki cihazlarda yer almasaydı, Android ekosistemindeki hassas denge olumsuz etkilenirdi. Android iş modeli bugüne kadar, teknolojimiz için telefon üreticilerinden ücret talep etmek zorunda kalmadığımız ya da sıkı şekilde kontrol edilen bir dağıtım modeline bağlı olmamamız anlamına geldi.

Büyüklüğün beraberinde sorumluluğu da getirdiği konusunda her zaman hemfikir olduk. Sağlıklı ve gelişen bir Android ekosistemi herkesin yararına olacaktır ve biz de değişiklikler yapma konusundaki isteğimizi ortaya koyduk. Öte yandan bugün alınan kararın, Android ile elde ettiğimiz titiz dengeyi olumsuz etkileyeceğinden ve açık platformlara karşı özel sistemler lehinde sorunlu bir işaret vermiş olmasından kaygı duyuyoruz.

Hızlı inovasyon, geniş çeşitlilik ve düşen fiyatlar yoğun rekabetin ayırt edici özellikleridir ve Android tüm bunları mümkün kılmış durumda. Bugün alınan karar, herkes için daha az değil daha fazla seçenek yaratan Android’i destekleyen iş modelini reddetmektedir. Kararı temyize götürmeyi planlıyoruz. 

#AndroidWorks

Robot böcek filosu bakım ve onarım yapacak

0

Rolls-Royce, geleceğin uçaklarını tamir etmek için robot böcek filosu geliştiriyor. Robot böcek filosu, insanların ulaşamadığı noktalarda, bakım ve onarım yapabilecek.

Robot böcek filosu uçak endüstrisi için kullanılacak

Dünyanın en ünlü mühendislik şirketlerinden biri olan Rolls-Royce, Harvard Üniversitesi ve Nottingham Üniversitesi ile iş birliği yaptı. IntelligentEngine projesinin bir parçası olarak Rolls-Royce, robot böcek ve yılan filosu geliştirilecek. Doğadan ilham alınan bu projede, robotlar bakım ve kontrol için uçakta gezintiye başlayacak. 10 mm çapındaki robotlar, bakım ve kontrol sırasında karşılaştıkları sorunları mühendislere bildirecek.

Rolls-Royce’un kanat teknolojisi uzmanı Dr. James Kell, Digital Trends’e verdiği demeçte, “Jet motorunun içine girmemizi sağlayan birkaç minyatür cihaz geliştiriyoruz. Onarmalar, hasarlı malzemenin çıkarılması veya malzemenin tekrar yerleştirilmesi şeklinde olabilir. Bu onarmaları yapabilmek için doğadaki anahtar deliği cerrahisi tekniklerine benzer mekatronik probları geliştirmek için kapsamlı bir ortaklık ağı ile çalışıyoruz” dedi.

Kell, bu robotik onarım ve bakım sisteminin şu an için uçak endüstrisi için geçerli olacağını, otomotiv endüstrisinde kullanılmayacağını belirtti.

Avrupa Google’a 5 milyar dolar ceza kesti

0

Avrupa Komisyonu’nun Google düşmanlığı bu kez 5 milyar dolarlık bir cezaya konu oldu.

Android cezası

Google’ı Android işletim sistemi üzerinden telefonlara kendi uygulamalarını yükleme yönünde baskı yaptığı gerekçesiyle cezaya çarptıran Avrupa Komisyonu, bu kararla beraber telefon üreticilerinin alternatif Android sürümlerini kullanabilmesinin önünü de açtı.

Avrupa Komisyonu, 2016 yılında da Google’ı telefonlara kendi Chrome tarayıcısını, arama motorunu ve diğer Google uygulamlarını yüklettiği  için Anti-tröst yasalarına aykırı hareket ettiği gerekçesiyle suçlu bulmuş ve yine ceza kesmişti.

Komisyon’a göre Google anti-törst yasalarını üç farklı yöntemle çiğniyor. İlk olarak telefon üreticilerine Google uygulamarını cihaza yüklemeleri için baskı yapıyor. İkinci olarak telefon operatörlerine para ödeyerek operatör kullanıcılarına Google uygulamaları yükletiyor. Üçüncü olarak ise telefon üreticilerinin alternatif uygulamaları yüklemesine izin vermeyerek üreticileri hakim konumunu kullanarak zorluyor.

Google, denizaltına yeni kablo döşüyor

0

Google, artan internet trafiği yükünü karşılamak için ABD Virginia ile Fransa arasında yeni bir denizaltı veri kablosu döşeyecek

Google’dan beş kablo

2016’dan beri beşinci denizaltı kablo projesini başlatan Google böylece dünya çapında artan veri trafiği için alt yapı sağlayıcısı konumunu da güçlendiriyor.

Virginia sahillerinden suya girip Atlas Okyanusu boyunca yol alarak Fransa sahillerinden Avrupa’ya çıkacak olan yeni kablo projesinin tamamlanması 2020 yılını bulacak.

Güney Kore 5G kullanmaya başlıyor

Güney Kore 5G kullanmaya geçerek, ağ teknolojilerinde yenilikçi ülkelerden biri olmak istiyor. Güney Kore 5G ağını kullanan ilk ülke olacak.

Güney Kore 5G hizmetini 2019’da başlatıyor

Dijitalleşme süreci, birçok cihazı internete bağlanabilir hale getiriyor. IoT teknolojisinde yaşanan gelişmeler ile internete bağlanan bu cihazlardan veriler toplanıyor, analiz ediliyor ve kullanıcıya sunuluyor. Daha sonra kullanıcı talimatları yeni bir veri transferine neden oluyor. Tüm bu süreçte veri transferinin gerçek zamanlı olarak yapılması, verimli bir çalışma için kritik öneme sahip oluyor. Bunun için Güney Kore oldukça hızlı adımlar atıyor.

5G testlerini başarıyla sürdürdüğünü açıklayan Güney Kore, 2019 yılının Mart ayında 5G kullanmaya başlayarak, 5G’ye geçen ilk ülke olacak. Daha önce Güney Kore’nin 2020 yılında geçeceği bekleniyordu ancak yapılan açıklama ile bunun 1 yıl erken olacağı ortaya çıktı. Birçok ülkede ise 2020-2023 yıllarında bu geçişin gerçekleşmesi bekleniyor.

Güney Kore’deki en büyük Telekom şirketleri SK Telecom, KT ve LG Uplus’ın 5G için gerekli alt yapıya sahip olduğu belirtiliyor.

Bitcoin 7000 dolar barajını geçti

Son aylarda ciddi bir düşüş yaşayan Bitcoin 7000 dolar barajını tekrar geçerek, yatırımcılarını sevindirdi. Bitcoin’de yaşanan artış, diğer kripto para birimlerini de etkiledi.

Uzun süre sonra Bitcoin 7000 dolara ulaştı

Aylardır dalgalanmalar yaşayan Bitcoin, 29 Haziran tarihinde 6000 dolar seviyesinin altına düşerek dibe vurmuştu. Kripto para piyasasında işlem hacmi çok yüksek olan Bitcoin’de yaşanan değer kaybı, kripto para piyasasının hacminde de düşüş yaşanması neden olmuştu.

18 Temmuz tarihinde, 1 saat içerisinde yüzde 10 artış yaşayan Bitcoin, 6700 dolardan 74000 dolara ulaştı. Böylelikle uzun bir aradan sonra tekrar 7000 dolar barajını aşmış oldu.

Yıllık hacmi 236 milyon dolara gerileyen kripto para piyasası, Bitcoin’de yaşanan yükselişle birlikte tekrar 300 milyon dolar seviyelerine yaklaştı.

Bitcoin’de yaşanan yükseliş, diğer kripto para birimlerinde de değer artışı sağladı. Ether, Ripple, Bitcoin Cash ve EOS değerleri yüzde 5-15 oranında yükseldi. Piyasada Bitcoin ile birlikte en çok dikkat çeken para birimi Stellar oldu. Stellar, saatler içerisinde yüzde 25 oranında değer kazandı.

Buraya tıklayarak Bitcoin’in şu anki değerini görebilirsiniz.

Helsinki AR uygulamaları için haritalandırıldı

Helsinki AR ve VR uygulamaları için 3D olarak yeniden haritalandırıldı. Umbra tarafından yapılan Helsinki 3D haritası, çeşitli uygulamalarda kullanılabilecek.

Helsinki AR geliştiricileri için uygun bir şehir

Şehirlerin çeşitli app’lere entegrasyonunda yaşanan genel sorun; 3D şehir haritalarına ulaşmak oluyor. 3D haritalama için büyük bir veri setine ihtiyaç duyuluyor. Helsinki için bu sorunu çözmek amacıyla 2015 yılından bu yana haritlama çalışması yürütülüyor. Helsinki’de havadan çekilen görüntüler ile yaklaşık 50 kilometrekarelik bir alanın 3D örgü haritası oluşturuldu.

Uydularla elde edilen GPS verileri, şu anda konuma dayalı çalışmakta ve 2 boyutlu seçenek sunmakta. Ancak elde edilen bu harita, gelecekte AR ile şehrin dijital kopyasına ulaşmayı mümkün hale getirecek.

Bu görselleştirme San Francisco merkezli Umbra tarafından, otomatik bulut platformu aracılığıyla yapıldı. Çekilen görüntüler, bir yazılım aracılığıyla birleştirilerek dijital şehir oluşturuldu. Geliştiriciler, elde ettikleri 3D veri kümesi ile Google Earth’den daha yüksek doğruluk sunma potansiyeli taşıdığını belirtiyor.

Aşağıdaki video ile Helsinki’ni 3D şehir haritasını inceleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?time_continue=15&v=Rd9NLGZGTkE

Adidas geri dönüşüm ile üretim yapacak

Adidas geri dönüşüm ile üretim yaparak, çevreci dostu bir şirket olmayı planlıyor. Böylelikle Adidas geri dönüşüm ile üretimini, amiral ayakkabılarının ötesine taşıyacak.

Adidas geri dönüşüm için 2024’ü hedefliyor

Adidas, son yıllarda amiral sınıfı olarak nitelendirebileceğimiz ayakkabılarının üretiminde geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor. Ancak şirket, bununla sınırlı kalmak istemiyor. Açıklanan gelecek planlarına göre Adidas, 2024 yılı itibariyle ayakkabı ve giysilerinde sadece geri dönüştürülmüş polyester kullanarak üretim yapacak.

Adidas’ın malzemesinin yaklaşık yarısının şu anda polyester olduğunu söyleyen Liedtke, bu geçişi kar marjını bozmadan aşamalı olarak yapacaklarını söyledi.

Üretimde kullanılacak plastiklerin rafine işlemleri hakkında ise henüz bir detay verilemdi. Ancak rafine işlemlerinin giderek ucuzlaması, 2024 yılına kadar Adidas’a avantaj sağlayabilir.

Eko bilinçli bir şirket olma yolunda ilerleyen Adidas, geri dönüştürülmüş üretimiyle bilinçli ve sadık bir müşteri kitlesi oluşturmayı da hedefliyor.

Verinin Türkiye’de tutulmasının 5 avantajı

0

Bulut bilişim kullanımı hızla artarken, verinin ülke içinde tutulması hem işletmeler hem de ülke ekonomisi açısından büyük önem taşıyor.  Verinin Türkiye’de tutulmasının 5 avantajı nelerdir?

Yeni nesil teknolojiler ve dijitalleşme modern ekonomiye yön vermeye devam ediyor. Son yılların en önemli teknoloji hizmetleri arasında yer alan bulut bilişim, verinin depolanması için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Verinin Türkiye’de tutulmasının 5 avantajı

Bulut bilişimin avantajlarından yararlanırken herhangi bir aksaklık yaşamamak için yerel bir veri merkezinden hizmet almanın önemine dikkat çeken Radore Veri Merkezi Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kubilay Akyol şunları söyledi: “Birçok şirket yurtdışında barındırdıkları verilerinin hangi ülkede ve hangi veri merkezinde bulunduğundan haberdar değil. Bu nedenle verilerinizin nerede barındırıldığını bilmek ve güvenliğinden emin olmak için yerel bir veri merkezinden hizmet almak büyük önem taşıyor. Şirket verilerinin Türkiye’de barındırılması yasal mevzuatlara uyum sağlamanın yanında bulut bilişimin avantajlarından çok daha etkin şekilde yararlanılmasını sağıyor. Türkiye’de bulut bilişimin gelişmesi ve sektörün büyümesi açısından da bu yaklaşım önem taşıyor.”

İstanbul’un merkezindeki veri merkezi Radore’nin Kurucu Ortağı Akyol, verinin ülke içinde tutulmasının faydalarını şöyle özetledi:

  • Mevzuatlara uyum
  • Kolay erişim ve çözüm fırsatı
  • Daha fazla bilgi güvenliği
  • Daha hızlı erişim
  • Ülke ve sektörün gelişimi

Örneğin bankacılık ve elektronik ödeme sektöründe verinin ülke içinde tutulması bir zorunluluk. Bulut depolama hizmetini yerel veri merkezlerinden alan işletmeler, benzer yasal zorunluluklara doğrudan uyum sağlayabiliyorlar.

Birçok yönetici, sunucularını şirket dışına taşıdığında gerektiği zamanda erişim imkânı olmayacağından endişe ediyor. Oysa yerel bir veri merkezinde sunucuları barındırmak her an kontrol edilebilir, fiziksel bir sunucu dünyası da sunuyor. Yerel veri merkezlerinde ana dilde iletişim kurmanın ve teknik destek alabilmenin avantajı bulunuyor. Bu sayede bir aksaklık yaşandığında, arzu edilirse destek veren profesyonelle yüz yüze tanışmak ve çok daha hızlı bir şekilde çözüme ulaşmak bile mümkün.

Bulut bilişimin nimetlerinden yararlanırken, şirket verisine erişim ve güvenliği konusu soru işareti yaratıyor. Oysa yerel bir veri merkezinde hem siber hem fiziksel güvenliği bire bir olarak kontrol etmek mümkün.

Bununla birlikte şirket ofisine yakın bir yerde barındırılan sunucular için de yöneticilerin aklına bir soru işareti düştüğünde alınan yedekten, sistemin izlenme sürecine kadar takip etmek mümkün oluyor.

Bir web sitesinin ziyaretçilerinin büyük çoğunluğu Türkiye’de olmasına rağmen yurt dışında barındırılması, aradaki fiziksel mesafe nedeniyle daha uzun bir yanıt süresine yol açıyor. Bu da kullanıcı deneyimini negatif etkileyerek, özellikle e-ticaret sitelerinde önemli kayıplar yaşanmasına sebep oluyor. Günde 100 bin TL’lik cirosu olan bir web sitesinin 1 saniyelik gecikme sonunda yıllık zararı 2,5 milyon TL’yi aşıyor. Yerel bir veri merkeziyle çalışmak, yerel ağlardan hiç çıkmadan, çok daha verimli ve hızlı bir veri aktarımı gerçekleşmesini sağlıyor.

Verinin yurt dışında barındırılması dünya çapındaki bulut bilişim ekonomisinden Türkiye’nin pay alamaması anlamına geliyor. Gartner verilerine göre, dünya çapında genel bulut (public cloud) gelirleri 2018 yılı sonunda 186 milyar doları aşacak. Yine aynı rapora göre, dünyanın en büyük ilk 10 bulut sağlayıcısı 2021 yılına gelindiğinde tüm pazarın yüzde 70’ine hâkim olacak. Verinin Türkiye’de tutulması hem işletmelere hem de ülkenin ve piyasasının gelişmesine katkı sağlayacak.

BMW araç paylaşım hizmetini tanıttı

BMW araç paylaşım hizmeti ile Uber ve Lyft gibi şirketlere rakip olmak istiyor. Pazar payı gittikçe artan araç paylaşım hizmeti sektörüne, artık otomobil devi BMW de girdi.

ReachNow: BMW araç paylaşım uygulaması

BMW tarafından geliştirilen ReachNow isimli uygulama, Seattle’de hizmete başlıyor. Daha sonra ABD’deki diğer şehirlerde de aktif olması hedeflenen hizmet ile kullanıcılar, uygulama üzerinden BMW araç kiralayabiliyor. ReachNow’un araba paylaşım filosu, BMW i3 elektrikli otomobil, BMW 3 Serisi, BMW X1 SAV, MINI Clubman, MINI 2 kapılı sabit disk ve MINI 4 kapılı hardtop modellerinden oluşuyor.

ReachNow, kullanıcıların araçları birkaç dakika veya birkaç gün gibi çeşitli kullanım ihtiyaçları için kiralamasına izin veriyor. Yeni uygulama, Uber ve Lyft’ten farklı olarak daha kişisel bir deneyim sunmak için birkaç başka özellik sunuyor. Üyeler, acil bir pickup seçebilir veya yedi gün öncesine kadar bir yolculuk planlayabilirler. Ayrıca ReachNow üzerinden en fazla 5 günlüğüne araç kiralanabildiği belirtiliyor.

Ubr ve lyft’in araç paylaşım hizmetlerini bir adım öteye taşıyarak, kullanıcıları toplu taşımaya kadar götüren bisiklet ve scooter paylaşımına da başlaması, otomobil sektörünü tehlikeye atıyor. Kullanıcısı bütçesi için daha uygun bu yöntemler, otomobil üreticileri için gelecekte ciddi sorunlara neden olabilir. BMW’nün ReachNow hizmeti ile bu sektöre girmesi, geleceğe yatırım olarak değerlendiriliyor.

Instagram takipçi silme özelliğini test ediyor

0

Bir milyardan fazla kullanıcıya sahip fotoğraf/video paylaşım servisi Instagram, çoğu kullanıcının dışarıya kilitli özel hesap seçmesi nedeniyle zor günler yaşıyor olabilir.

Herkesi engellemek çözüm değil

Herkesin fotoğraflarını/videolarını dışarı kapalı, özel olarak konumlandırması nedeniyle yakın zamanda sadece aile/arkadaş arasında paylaşımların gündeme gelmesi söz konusu olunca Zuckerberg, insanları daha “halka açık” paylaşım yapmaya teşvik edecek çözümler aramaya başladı.

Intagram’ın test etmeye başladığı yeni özelliğe göre kullanıcılar artık belli bir takipçiyi “engelleme”  özelliğini kullanmada arkadaş listesinden çıkarabilecek. Böylece söz konusu kullanıcıyla iletişim imkanı kesilmeden o kullanıcıyı hesaptan uzak tutmak mümkün olacak. 

Yine de test edilen bu özelliğin resmen yayına girip girmeyeceği veya testin ne zaman biteceği belli değil.

Küba, mobil internet hizmetine başlıyor

0

56 yıl süren ve eski ABD Başkanı Obama döneminde sonlandırılan ABD ticaret ambargosu nedeniyle hala 1950’li yıllarda kalmış gibi görünen komünist Güney Amerika ülkesi Küba, ülkede mobil internet hizmetlerinin başlayacağını duyurdu.

Turistler e-maillerine ulaşabilecek

2018 içinde mobil şebekeler üzerinden cep telefonlarına internet erişimi verileceğini açıklayan Küba böylece hem halkın dünya ile entegre olmasını kolaylaştırırken hem de tatillerinde mobil internetten kopmak istemeyen, iş ve özel yazışmaları için acil internete ihtiyaç duyan turistleri de mutlu ederek daha fazla turist çekmeyi planlıyor.

Ancak öte yandan Küba hükumeti, halkın geniş şekilde internete erişim sağlaması halinde, toplum üzerindeki kontrolü kaybetmekten ve ülkede çıkabilecek ayaklanmalarla rejimin düşürülmesinden de çekiniyor.

 

Hacker’lar neden yazıcılara saldırıyor?

0

İnternete bağlı cihazların güvenliğini korumak için uzmanların verdiği tavsiyelerin başında cihazla birlikte gelen varsayılan şifreleri değiştirmek geliyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün 2.000 evi inceleyerek oluşturduğu istatistikler ise bu durumun aksini gösteriyor. Araştırmaya göre IP kameralarda ve depolama aygıtlarında güçlü şifre kullanma oranı daha yüksekken yazıcılar tehlikesiz görülüyor ve varsayılan şifreleri dahi değiştirilmiyor.

İnternete bağlı cihazların güvenliği için verilen önerilerin başında cihazla birlikte gelen varsayılan şifreyi değiştirmek geliyor. Kullanıcılar bu basit prensibe bağlıymış gibi görünse de, dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün Kuzey Amerika’daki 2.000 evden topladığı istatistikler bu durumun aksini gösteriyor. Araştırmaya göre internete bağlı cihazlar arasındaki en zayıf şifreler %50 oranla yazıcılara ait.

160.000 Yazıcı Hacklenmişti

Araştırma sonuçları, yazıcı sahiplerinin cihazlarını aldıkları şirketin verdiği kullanıcı bilgilerini hiç değiştirmediğine ya da çok çabuk ele geçirilebilecek bir şifre seçtiklerine işaret ediyor. Ev ağının bir parçası olan yazıcılar, tıpkı diğer internet bağlantılı cihazlar gibi saldırı alanı olabiliyor. Bu cihazları korumasız bırakmak diğer cihazları da güvenlik önlemleri olmadan çalıştırmakla eşit derecede tehlike yaratıyor. Örneğin iki yıl önce bir hacker, yazıcıların nasıl kötüye kullanılabileceğine dair tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir saldırıya imza atarak ağ üzerinden pek çok yazıcıya sızmıştı. Hacker, Amerika’daki bazı okul, üniversite ve ofislerde bulunan toplam 20.000’den fazla yazıcıya ırkçı mesajların yer aldığı bir el ilanı bastırma emri vermişti. Başka bir hacker ise geçtiğimiz yıl en az 160.000 yazıcıya istediği mesajları bastırmıştı.

Yetkisiz bir şekilde çıktı almak genelde kötü bir şaka düzeyinde görülüyor ancak bir siber saldırganın bundan daha fazla zarar verebileceği göz ardı edilmemeli. Çıktısı alınan önemli belgelere erişilmesi ve yazıcıların görevlerinin manipüle edilmesi her zaman olası bir risk olarak değerlendiriliyor. Yazıcılar aracılığıyla güvenlik önlemlerini aşılması ve yazıcılarla aynı ağı kullanan diğer sistemlere saldırılması da potansiyel bir tehdit olarak karşımıza çıkıyor.

Kameralarda ve Depolama Aygıtlarında Daha Güçlü Şifreler Kullanıyor

Madalyonun öteki yüzünde ise, IP kameralar ve ağ bağlantılı depolama aygıtları bulunuyor. Bitdefender Antivirüs’ün araştırmasına göre, internete bağlı cihazlar arasından kameraların sadece %5’i, depolama aygıtlarının ise sadece %2’si güvenilir olmayan şifrelere sahip. Kullanıcılara göre bir web cam, evin içini gösteren pencere gibi görülerek güvenliğinden vazgeçilmesi doğrudan özel hayatın gizliliği anlamına geliyor. Depolama aygıtlarında tutulan kişisel verilerin internet ağı üzerinden ele geçirilmesi de benzer sonuçlar vereceğinden, kullanıcılar bu iki cihazın güvenliğine daha çok dikkat ediyor.

En Zayıf Korunan Cihaz İle Tüm Güvenlik Önlemleri Aşılabiliyor

İnternete bağlı cihazlar için kullanılan şifrelerdeki tutarsızlık, bazı cihazların diğerlerine göre saldırıya uğramaya daha eğilimli olduğunu ve daha önemli veriler içerdiğini gösteriyor. Fakat bu tutarsızlık evinizdeki tüm cihazları aynı oranda riske atıyor. İnternete bağlı tüm cihazlar için iyi bir şifre koruması kullanmak, ağınızın büyük bir saldırıdan kolay ve çabuk etkilenme ihtimalini oldukça düşürür. Cihazların internete doğrudan erişimini gerekli olmayan durumlarda kesmek ise riski daha da azaltacaktır.

Boeing blockchain ve yapay zeka için ortaklık kurdu

Boeing blockchain ve yapay zeka çalışmaları için SparkCognition ile ortaklık kurdu. Böylelikle Boeing blockchain çalışmalarını SparkCognition’la yürütecek.

Boeing blockchain ve yapay zekada güçlenmek istiyor

Bockchain teknolojisi günümüzde birçok bankacılık, nakliyat ve ulaşım şirketi tarafından kullanılıyor. Boeing ve SparkCognition şirketleri, blockchain ve yapay zekaya entegre bir şekilde kullanabilmek için ortaklık imzaladı. SparkCognition CEO’su Amir Husain bu ortaklığın 3 trilyon dolar değerinde olduğunu imzaladı.

Ortaklık ile Boeing ve SParkCognition, insansız hava araçlarını takip edip, güvenli hava yolları hakkında veriler toplamayı ve bu verileri analiz etmeyi planlıyor. Blockchain ve yapay zekanın entegre şekilde kullanılacağı bu çalışmada, insansız hava yolculuğunun alt yapısı oluşturulmak isteniyor.

Yapay zeka şirketi SParkCognition ile kurulan bu ortaklığın, şimdiye kadarki en büyük ortaklık olduğu belirtiliyor. İki şirket, akıllı şehirler için bireysel otonom uçuşu güvenli hale getirmek için çalışacak.

IBM patent davası açtı

IBM patent davaları ile gündeme gelmeye devam ediyor. IBM patent ihlali yapıldığını öne sürerek Groupon’a dava açtı.

IBM patent ihlali için 167 milyon dolar istedi

Teknoloji devi şirketler, ürün ve hizmetlerinin yanı sıra patentleri ile kıyasıya rekabet ediyorlar. Hatta bazı zamanlar bu rekabet, hırsızlık suçlaması ile mahkemeye kadar gidebiliyor. Özellikle IBM, birçok kez patent ihlalini öne sürerek markaları mahkemeye verdi. Bu markalardan sonuncusu ise indirim kuponları sağlayan web sitesi Groupon oldu.

25 yıl boyunca 9043 patent alan IBM, Groupon’u kendisine ait 4 patenti izinsiz kullanmakla suçladı. Bu patentleri Facebook, Amazon gibi şirketlere yıllık 20 milyon dolardan fazla bir bedelle verdiğini belirten IBM, Groupon’un izinsiz bu kullanım nedeniyle 167 milyon dolarlık ödeme yapması gerektiğini iddia etti.

Groupon avukatı David Hadden ise kullandıkları hizmetin IBM ile bir ilgisi olmadığını ve 80’lerden beri internet dünyasında var olduğunu belirtti. Hadden ayrıca, IBM’i piyasadaki tüm patentleri almaya çalışıp, şirketleri patent ihlali konusunda suçlayarak para kazanmaya çalışmakla suçladı.

Lityum iyon pil atıkları 100 bin tonu geçecek

0

Gelecekte yaşayacağımız önemli sorunlar arasına lityum iyon pil atıkları da hail oluyor. 2036 yılında lityun iyon pil atıkları 100 bin tonu geçecek.

Lityum iyon pil atıkları tehlike oluşturuyor

Elektronik cihazların yaygınlaşması ile lityum iyon pil kullanımında da artış yaşandı. Dolayısıyla e-atık sorunlarına lityum iyon piller de dahil oldu. Commonwealth Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Örgütü (CSIRO) Avustralya’daki lityum-iyon pil atıklarının durumunu ortaya koyan bir çalışma gerçekleştirdi. Raporda, Avustralya’da şu anda 3300 tonluk lityum iyon pil atığının yalnızca yüzde 2 sinin geri dönüştürüldüğü belirtiliyor. Ayrıca, bu pillerin bileşenlerinin yüzde 95 oranında yeni pil oluşturmak için geri dönüştürülebildiğine vurgu yapılıyor.

CSRIO araştırmasına göre ise atıkların yılda yüzde 20 oranında artması ve 2036 yılına kadar 100 bin tonu aşması bekleniyor. Küresel çapta artan bu sorun, kobalt, lityum, baz ve diğer metaller gibi değerli kaynakların bilinçsizce kullanılmasına neden oluyor. CSRIO, küresel ölçekte lityum iyon pi atıklarının, geri dönüşüm tesislerinde değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Ayrıca dünya genelinde bu tip tesislerin azlığı, yüksek kazançlı bir iş kolunun gelişmesine de imkan sağlayabilir.

Lyft bisiklet ve scooter paylaşım planını açıkladı

Lyft bisiklet ve scooter paylaşım hizmeti ile kullanıcı dostu bir politika sürdürmeye devam edecek. Lyft paylaşım hizmetleri ile kişisel araç kullanımını azaltmak istiyor.

Lyft bisiklet ve scooter paylaşımını başlatacak

Araç paylaşımı hizmetinin ötesine geçmeyi planlayan Lyft, bisiklet ve scooter paylaşımı ile ilgili gelecek planlarını açıkladı. Motivate’i satın olacak şirket, kullanıcılara, toplu taşımadan indikten sonra da hizmet etmeyi hedefliyor. Blog yazısındaki açıklamaya göre, yakında gerçek zamanlı toplu taşıma bilgilerini alınabilecek, çok modlu bir seyahat planlayabilecek. Lyft Bisikletleri ve Scooter’ı yerel bir toplu taşıma durağına ya da paylaşımlı biniş noktasına bağlanabilecek.

Bu sayede topluma taşımaya binmeden önce ve bindikten sonra kullanıcılar bisiklet veya scooter ile kalan kısa mesafelerini tamamlayabilecekler. Şu anda yüzde 35 oranında paylaşımlı hizmet veren Lyft, 2020 yılına kadar bunu yüzde 50’ye çıkarmayı planlıyor.

Lyft 2019 yılının sonunda, 1 milyon arabanın yollardan çekilmesini, kullanıcıların araç paylaşım hizmetlerine yönelmesini hedefliyor. Geçtiğimiz yıl topluluk üyelerinden 250.000 kişinin kişisel arabalarını bıraktığı belirtiliyor.

Lyft ve Uber, San Francisco’da elektrikli scooter programlarını uygulamak için başvuruda bulundu. Ancak kentin belediye ulaştırma dairesi, hangi beş şirketin izin alacağı konusunda henüz karar vermedi.

Web uygulamalarında güvenlik riskleri mi var?

0

Siber saldırganların 2017’de en çok hedef aldığı alanlardan birinin web uygulamaları olduğu gerçeği gözden kaçırılıyor. Trustwave’nin 2018 Global Güvenlik Raporu için incelediği onlarca uygulamanın her birinde mutlaka bir güvenlik zafiyeti bulunuyor. Bilişim güvenliği alanındaki dağıtım ve çözümleriyle pazarda lider konumda bulunan Komtera Teknoloji’nin güvenlik uzmanları, web uygulamalarını hedefleyen siber saldırılara daha fazla dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizerek şirketlere önerilerde bulunuyor.

Şirketler için web uygulamalarındaki riskler, fidye yazılımları kadar ilgi çekmiyor ancak geçtiğimiz yılların en büyük veri sızıntılarından biri, web uygulamaları aracılığıyla yapılan başarılı saldırılardan kaynaklanıyordu. 2017’de kullanılan uygulamalar arasından incelenen onlarca örnekte uygulama başına 11 zafiyet bulundu. Uygulamalardaki güvenlik zafiyetlerinden kaynaklanabilecek zararları gözden kaçırmamak gerektiğinin altını çizen Komtera Teknoloji güvenlik uzmanları, web uygulamalarının bir risk oluşturmasını engellenmesi için önerilerde bulunuyor.

Umursanmayan veya bilinmeyen zafiyetlere sahip web uygulamalarının şirket işlerinde kullanılması, siber saldırılara ve dolayısıyla veri kaybı gibi zararlara davetiye çıkarıyor. Trustwave Spiderlabs’ın 2017 boyunca incelediği web uygulamaları arasında güvenlik zafiyetine sahip olmayan hiçbir web uygulaması bulunamazken, zafiyet sayısının bir uygulamada 154’e bile çıkabildiği gözlemlendi. Siber saldırganlar, web uygulamalarının tasarım, uygulama ve geliştirme aşamalarında yapılan çeşitli insan hatalarını veya ihmallerini fark ederek detaylı bir planlama yapıyor ve hangi tekniklerle saldıracaklarına karar veriyor. Ancak maalesef şirketlerdeki güvenlik ekipleri veya uygulama geliştiricileri bu saldırılara karşı yeterli önlem almıyor. Güvenlik ekiplerinin, öncelikle kullanılan uygulamalardaki eksikliklerin hepsini güncellemelerle kapatarak uygulamaların güvenliğini güçlendirmeleri gerekiyor.

Bilişim güvenliği alanındaki dağıtım ve çözümleriyle pazarda lider konumda bulunan Komtera Teknoloji güvenlik uzmanları, web uygulamalarındaki açıklar kullanılarak yapılan saldırılara karşı şirketinizi güvende tutmanızı sağlayacak 3 önemli yol öneriyor.

1. Zafiyet Taraması ve Güvenlik Testleri

Bir uygulamanın tasarlama, çalıştırma, geliştirme ve güncelleme aşamalarının hepsinde uygulama veri tabanının taranarak test edilmesi, zafiyetlerin nerelerde bulunduğuna ve ne kadar tehlikeli olduklarına dair oldukça faydalı sonuçlara ulaştırır. Bu veriler ile web uygulamaları aracılığıyla yapılacak saldırıları nasıl önleyebileceğinize, gerçekçi bir perspektif ile karar verebilirsiniz.

Fark ettiğiniz güvenlik zafiyetlerinin kaç tanesini onarmaya çalışacağınız sizin risk almaya ne kadar gönüllü olduğunuzla ilgilidir ancak ne kadar zafiyet kalırsa, veri kaybına ve diğer türlü zararlara uğrama ihtimalinin de bir o kadar artacağı unutulmaması gerekir.

2. Güvenlik Duvarları

Web uygulamaları için kullanılan güvenlik duvarları, hassas verilerinizin ve şirketinizde en çok kullandığınız uygulamaların güvenliği için çok doğru bir savunma yöntemidir. Güvenlik duvarları, uygulamalardaki web trafiğini, şüpheli hareketleri ve güvenlik için konulan kuralları denetler. Güncel olmayan özellikleri de tespit etmesiyle gündemde olan saldırı tekniklerinden kaynaklanan bir zarar oluşmadan zafiyetleri ortaya çıkartır.

3. Güvenlik Eğitimleri

Ekibinizdeki uygulama geliştiricilerine, uygulamaları test edenlere, proje yöneticilerinize ve bilgi işlem uzmanlarına yazılımların güvenlik seviyesini artırmaya dair eğitimler vermeniz ve en son siber saldırılar hakkında onları bilgilendirmeniz, ekibinizin bir güvenlik bilincine sahip olmalarını sağlar.

Haberiniz olmadan üzerinizden kripto para üretiyorlar

Siber suçlular, başkalarının bilgisayarlarını kullanarak gerçekleştirdikleri kripto para madenciliğini sürdürüyor. ESET, üç ay önce, buna imkan veren CoinMiner zararlısını dünyanın en yaygın görülen siber tehdidi olarak tanımlamıştı. ESET’in Haziran ayı Tehdit Raporu, CoinMiner’in suç liderliğini koruduğunu gösteriyor. CoinMiner, böylece 2018’in ilk yarısında dünyada en yoğun karşılaşılan siber tehdit oldu.

Başta Bitcoin olmak üzere Etherium, Riple, Monero gibi çeşitli kripto paralar, yükselen değerleri nedeniyle tüm dünyada büyük ilgi odağı konumunda. Bu paraların üretilmesini ifade eden “kripto para madenciliği“ de son dönemin en popüler iş kolu haline geldi. Ancak bu kripto paraların üretilmesi için yüksek miktarda bilgisayar işlemci gücüne ihtiyaç var. İşte siber korsanlar, bu yüksek işlemci gücünü, başkalarının sistemlerini çalıştırarak elde ediyorlar.

Global anitivirüs markası ESET’in tespitlerine göre bu işlem gücünün ‘çalınmasına’ yardımcı olan zararlı yazılımı “CoinMiner”, 2017’nin son aylarından başlayarak, 2018 yılının ilk yarısında küresel düzeyde bilgisayarlara en çok bulaşan zararlı yazılım oldu. CoinMiner, bilgisayar kullanıcısının bilgisi olmadan kripto para birimi madenciliği gerçekleştiriyor.

ESET’in yayınladığı Şubat ayı global tehdit raporunda CoinMiner, yüzde 17,77’lik oranla, dünyada en çok görülen siber tehdit olarak öne çıkmıştı. ESET’in yılın ilk yarısının son raporu olan 2018 Haziran ayı Tehdit Raporu‘na göre CoinMiner’in etkisi biraz düşmüş görünüyor. Ancak buna rağmen, CoinMiner bu kez yüzde 5.67’lik oranla yine birinciliğini, dolayısıyla da küresel olarak en yaygın görülen siber tehdit olmayı sürdürüyor.

Nasıl bulaşıyor?

CoinMiner enfekte web siteleri üzerinden bulaşıyor. Özellikle ücretsiz indirilebilen uygulamalar, ücretsiz film veya maç yayını yapan web sayfalarında bu zararlıya daha sık rastlanıyor. Sıklıkla ‘Coinhive’ isimli JavaScript kod parçacığı web sayfalarına enjekte edilerek Monero adlı kripto para biriminin madenciliği yapılabiliyor.


Nasıl korunmalı?

Öncelikle işletim sistemi ve kullanılan yazılımlara ilişkin yamaların yapılması, güncellemelerin takip edilmesi büyük önem taşıyor. ESET, bu tür yamalara ilişkin de kullanıcılarına uyarılarda bulunuyor. Bununla birlikte tüm global antivirüs markaları, bu zararlı yazılıma karşı önlem almış durumda. Ancak siber korsanların bu zararlının değişik versiyonlarını piyasaya sürmesi ihtimali nedeniyle proaktif güncelleme yapan antivirüs ve internet güvenliği yazılımları tercih edilmeli. Bireysel ve kurumsal ESET kullanıcıları, JS/CoinMiner ve onun başka versiyonları Win32/CoinMiner ve Win64/CoinMiner gibi versiyonlara karşı korunuyor.