Twitter Trump’ın fişini çekebilir

0

ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemlerdeki agresif Twitter paylaşımları, Trump’ın Twitter hesabının kapatılmasıyla sonuçlanabilir. Twitter’dan gelen bilgiler şirket yöneticilerinin bu seçeneği ciddi ciddi tartışmaya başladığını gösteriyor.

Trump bir süre önce bir gazeteci kadını hedef alan saldırgan paylaşımlarda bulunmuş, dün ise CNN televizyonunu temsil eden bir kişiyi dövdüğünü gösteren bir güreş videosu paylaşmıştı. Paylaşımlarında başkalarını tehdit eden, saldırgan tonlar kullanan Trump’ın başkan olmasa, yapılan şikayetler sonucu hesabının çoktan kapatılacağını savunan Twitter kullanıcıları da sosyal medya servisinin yönetimine hesabı kapatmaları için baskı yapıyorlar.

Şiddet vurgusu yapmak, tehdit içeren tweet’ler atmak Twitter’ın kullanıcı sözleşmesine tamamen aykırı bir durum. Ancak ABD Başkanı’nın hesabını kapatmak da ayrıca cesaret isteyen bir durum. Twiter bunu yapacak olursa, ya kahraman olacak ya da karşılaşacağı ağır yaptırımlarla kepenklerini kapatmak zorunda kalacak. Jack Dorsey’in  başkanın öfkesini doğrudan üzerine çekmeden bu sorunu nasıl çözebileceklerine dair Twitter yöneticileriyle yaptığı toplantılar son derece zor geçiyor gibi görünüyor.

CNN editörleri, paylaşılan video hakkında Twitter’a soru sorduklarında Twitter yöneticilerinin bu videoyu bir kural ihlali olarak görmediklerini, yapılanın politik bir mizah kurgusu olarak değerlendirdiklerini açıklamaları da dikkat çekmişti. Diğer bir deyişle, Twitter başkanın paylaşımlarına şimdilik hoşgörüyle yaklaşmayı tercih ediyor ancak baskılar arttığında veya Trump yeni bir paylaşımla tüm dünyayı çok ettiğinde hesabı kapatmak zorunda kalabilirler. 

İşte tartışmalara neden olan o video:

https://www.youtube.com/watch?v=hHvLtn2BhOk

Dropbox borsaya gidiyor

0

Popüler bulut depolama servisi Dropbox’tan sızan bilgiler, şirketin 2017 sonunda hisselerin halka arz edeceğini işaret ediyor.

Halka arz için uzmanlar aramaya başlayan Dropbox’ın, bu işlemden önemli bir gelir elde ederek, artan rekabet ortamında rakipleriyle baş etmek için yeni atılımlar yapması bekleniyor. Şirket en son 2014 yılında toplam 10 milyar dolarlık değerlendirmeyle yatırımcılardan fon toplamıştı. Borsaya açılırken bu değerin çok üzerinde bir fiyatlandırma yapması bekleniyor. Ancak bu sırada, Microsoft, Amazon ve Google’ın sunduğu depolama servisleriyle rekabet etmek zorunda kalan Dropbox’ın yatırımcılardan nasıl ilgi göreceği de merak ediliyor.

Dropbox’ın önemli bir rakibi olan Box, 2015’te halka arz edildiğinde borsada toplam 1,6 milyar dolarlık değerlendirmeyle karşılaşmıştı. Daha önceki yatırım turlarında ise yatırım fonlarından 2,4 milyar dolarlık değerlendirmeyle fon toplamıştı.

 

Microsoft binlerce kişiyi işten çıkaracak

0

Akıllı telefonların önlemeyen yükselişi ile hızla kan kaybeden PC sektörü, işleri PC sektörüne bağlı Microsoft’u da vurdu. Şirket içinden sızan bilgiler Microsoft’un önemli bir politika değişikliğinin eşiğinde olduğunu ve şirketin odağını PC’lerden çekip bulut hizmetlerine odaklanmaya hazırlandığını söylüyor. 

Bu gelişme ise Microsoft’un binlerce kişiyi işten çıkarması anlamına geliyor. Şirketin ilk aşamada dünya çapındaki Microsfot mağazalarını kapatması veya burada çalışanların sayısını azaltması bekleniyor. Bu sırada Microsoft’un kurumsal müşterilere hizmet eden servisleri de kıyımdan nasibini alacak gibi görünüyor.

Microsoft Amazon’la sert rekabete hazırlanıyor

Microsfot’un odaklanmak istediği yeni “altın madeni” ise bulut servisleri, yani Azure. Şirket, diğer alanlardan kaydırdığı kaynaklarını Azure platforunu güçlendirmek ve yaygınlaştırmak için kullanacak. Bu adımla beraber şirket aslında kullanıcılarını sunucu yazılımları satın almak yerine, bulut tabanlı sunucu servislerini kullanmaya teşvik etmeye başlayacak. 

Intel de geçen yıl benzer bir politika değişikliği ile şirket odağını PC’lerden ve laptoplardan çekip, veri merkezlerine, sunuculara ve bulut servislerine yönelteceğini açıklamış ve 15 bin kişinin işine son vereceğini açıklamıştı.

Microsoft’un ise toplamda kaç kişiyi işten çıkaracağı şimdilik kesin değil.

Hyundai IONIQ Hybrid satışa çıkıyor!

0

Hyundai, yenilikçi hibrit teknolojisine sahip IONIQ Hybrid modelini Türkiye’de satışa sundu. Hyundai IONIQ, elektrikli (EV), Plug-in Hybrid (PHEV) ve Hybrid (HEV) motorun sadece tek bir gövdede buluştuğu dünyadaki ilk otomobil olma özelliğine sahip.

Hyundai IONIQ Hybrid özellikleri

Doğrudan benzinli veya dizel herhangi başka bir versiyonu olmadan hibrit olarak üretilen Hyundai IONIQ, tamamen yeni bir otomobil olarak Hyundai’nin Türkiye’deki model gamına katılıyor. Yeni bir platform ve esnek motor özellikleri sunan IONIQ, farklı tasarımıyla Hyundai’nin geleneksel çizgilerine bambaşka bir bakış açısı getiriyor.

Hyundai Assan Genel Müdürü Önder Göker, gerçekleştirilen basın lansmanında “Geleceğin teknolojileri artık alternatif yakıtlı otomobiller. Hyundai olarak bizler de hibrit segmentine son derece kaliteli ve bir o kadar iddialı bir modelle giriş yapıyoruz. Hyundai IONIQ Hybrid, hem segmentinin hem de markamızın en şık ve estetik modellerinden. Bu sebeple heyecan verici tasarıma ve hibrit teknolojisine sahip IONIQ modelimizden 500 adet satmayı hedefliyoruz” dedi.

IONIQ Hybrid, yeni geliştirilen 1.6 GDI, dört silindirli Kappa benzinli motora sahip. Fakat bu benzinli motora ek olarak son teknoloji Lityum-İyon Polimer pil ile beslenen 43,5 beygirlik bir elektrik motoru daha bulunuyor. Her iki motorun birleşmesiyle toplam 141 beygir güç üreten IONIQ, 265 Nm toplam maksimum tork değerine de sahip. Yeni geliştirilen ve yüzde 96 güç transfer verimliliği sunuyor. 

IONIQ Hybrid, fastback formuyla da dikkat çekiyor. Hava akışını yönetmek için geliştirilen tasarımı sayesinde sınıfındaki en aerodinamik otomobillerinden biri olarak öne çıkıyor. Sadece 0.24 gibi olağanüstü bir Cd değeri sunabilen otomobil, bunu aktif ve pasif aero özellikleriyle birleştiriyor.

Müşterilerinin çeşitli yaşam tarzlarına uygun olarak geliştirilen IONIQ, akıllı telefon kullanıcılarının büyük çoğunluğu için Catering, Apple CarPlay ve Android Auto dahil olmak üzere birçok bağlantı özelliğini bir arada sunuyor. 7-inç TFT bilgi ekranıyla takip edilebilen hibrit sisteminin yanı sıra multimedya ünitesi de kokpitteki bu teknolojik ekrandan yönetilebiliyor. Ayrıca 8 inç navigasyon ve bilgi eğlence sistemi de sunan otomobilde kablosuz şarj özelliği de bulunuyor.

Hyundai IONIQ Hybrid, Türkiye’de iki farklı donanım seviyesiyle satışa sunuluyor. Elite Plus DCT 123.900 TL, daha donanımlı ve daha üst düzey özelliklere sahip Progressive Pack donanım seviyesine sahip IONIQ Hybrid ise 149.900 TL’lik etikete sahip.

NATO, Petya saldırısına cevap verecek!

0

Üçüncü Dünya Savaşı WannaCry veya Petya gibi fidye virüsleri nedeniyle patlayabilir.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in geçtiğimiz hafta NATO’nun siber saldırıları savaş nedeni sayma hakkı bulunduğuna dair açıklamasını haber yapmıştık

NATO şimdi bu kararının arkasında duracak gibi görünüyor. Batı dünyasının askeri ittifağı, Petya virüsünün basit bir hacker saldırısı olmadığını ve bu virüsün tamamen politik/siyasi amaçlarla hazırlanmış bir saldırı olduğunu düşünüyor.

Ukrayna’yı tamamen felç eden, günlük yaşamı durduran, ekonomiyi tam anlamıyla çökerten Petya virüsünün, Ukrayna ile savaş halinde olan Rusya tarafından geliştirilip kontrol edildiğini düşünen NATO, Rusya’nın adını doğrudan dile getirmese bile bu saldırının bir ülke yönetimi tarafından yönetildiğinin altını çiziyor. Buna karşılık Ukrayna gizli servisi, saldırının arkasında Rusya’nın bulunduğunu da resmen dile getirmiş durumda. 

NATO’nun siber güvenlik ordusu saldırı yapacak

Saldırıya karşılık verme kararı alan NATO şimdi siber güvenlik departmanı NATO Cooperative Cyber Defence Centre of Excellence (CCD COE) ile sorumlu olduğunu düşündüğü ülkeye karşı siber saldırı planlıyor. Estonya’da bulunan ve NATO tarafından sponse edilen ve işlevi siber güvenlik araştırmaları merkezi olarak geçen CCD COE’nin yöneticileri, Petya’ya karşılık vermek için hazırlık yaptıklarını da doğruladı. Böylece NATO ilk kez, bir başka ülkeye siber saldırı düzenleyeceğini de duyurmuş oldu. Ancak saldırının hangi ülkeye yapılacağı açıklanmadı. Rusya’nın bu saldırıdan ağır yara alması halinde, Putin’in çok daha agresif bir yanıt verip vermeyeceği ise şimdiden kestirilemiyor ancak pasif bir görüntü sergileyerek Rus kamuoyunda oy kaybetmek istemeyecek Putin’in ağır bir cevap verme ihtimali çok yüksek olarak görülüyor. Dolayısıyla, Üçüncü Dünya Savaşı’na giden yol Petya virüsünden geçiyor olabilir.

Elon Musk, Model 3’ün çıkış tarihini açıkladı

0

Tesla’nın uzun zamandır beklenen, “düşük fiyatlı” elektrikli otomobili Model 3’ün piyasaya çıkış tarihi kesinleşti.

Tüm yasal izinleri tamamladıklarının altını çizen Musk, aracın 7 Temmuz Cuma gününden itibaren yollara çıkabileceğini duyurdu. Ancak Musk, ilk 30 müşteriye aynı anda teslimat yapabilmek için çıkış tarihini 28 Temmuz olarak belirlediklerinin altını çizdi. Böylece, Model 3’ü satın almak için ön ödeme yapan ilk 30 kişi 28 Temmuz günü araçlarını teslim alabilecekler. Bu teslimat sırasında ise büyük ihtimalle medyanın ilgisini çekecek önemli bir basın lansmanı da yapılacak.

Tesla Model 3’ün kalan siparişleri ise bu teslimatın ardından hızla bitirilecek. Üretim hızı artarak devam edecek. Ağustos ayı boyunca sadece 100 otomobil fabrikadan çıkacak ancak Eylül’de bu sayı 1500 olacak. Ekim’de ise 20 bin sayısına ulaşılacak. 

Model 3 ile beraber Tesla artık fiyat olarak benzinli araçlarla rekabet edebilecek bir fiyat politikasına sahip olacak. Araçlar, tek şarjla şehirler arası yolları kat edebilecek yeteneğe sahip olacak ve Model 3’ler sayesinde şehirlerdeki elektrikli araç sayısı arttıkça, şehir yönetimleri ve yatırımcılar, elektrikli araçların şarj ihtiyaçlarına uygun çözümleri de şehir alt yapısına entegre edecekler. Dolayısıyla, Model 3 için elektrikli araç devriminde önemli bir adım yorumu yapılıyor.

Windows 10 yüz kilidini fotoğrafla kırdılar

0

Dijital güvenlik konusunda son dönemlerin en popüler yöntemi, yüz tarama teknolojisi. Dijital cihazları, kullanıcıların yüzünü tanıyacak ve şifre girmeden cihazı açacak şekilde tasarlayan teknoloji şirketlerine karşı hacker’lar ise farklı saldırı tekniklerini kullanarak yüz tanıma teknolojisini aldatmayı deniyorlar.

Ancak bu yöntemlerden hiçbiri, yazıcıdan çıkartılan bir fotoğrafla kamera sistemini aldatmak kadar “basit” bir çözüm değildi.

Yazıcıdan fotoğraf bastılar, bilgisayarı kırdılar

Alman güvenlik firması SYSS ise bunun mümkün olabileceğin göstermek için yaptığı deneyde, bir Windows 10 laptop’ını, yazıcıdan çıkarılmış basit bir yüz fotoğrafıyla kandırmayı ve şifreyi girmeden sistemi açmayı başardı.

Öte yandan bu hack yöntemi her Windows 10 cihazında ve her Windows 10 sürümünde çalışmıyor. Ayrıca saldırganların yazıcıdan çıkartacakları fotoğrafı küçük bir düzenlemeden geçirerek biyometrik ölçümleri aldatabilmesini sağlamaları gerekiyor. Ancak güvenlik uzmanları bunun zor bir iş olmadığını ve normal bir fotoğrafı biyometrik okuyucuları kandıracak biçime dönüştüren bir yazılım hazırlayıp piyasaya sürmenin birkaç saat bile sürmeyeceğini hatırlatıyorlar. 

Güvenlik firması, tespit ettikleri açığı Microsoft’a bildirdiler ancak sadece Microsoft’un değil, yüz taraması ile güvenlik kontrolü yapan tüm sistemlerin benzer saldırılara karşı tarama sistemlerini çok daha fazla güçlendirmeleri gerektiğinin altı çiziliyor.

Özet olarak, yüz taramasıyla sağlanan güvenlik işlemleri şimdilik “kolayca kırılamayacak” kadar güvenli görünmüyor ve kritik verilerin saklandığı sistemlerde yüz taramasına ek olarak farklı güvenlik adımlarının da kullanılması tavsiye ediliyor.

2030’da toplantı notlarını beynimize indiriyoruz

Yapay zeka ile güçlendirilmiş beyin protezlerinin günlük hayata inmesi, sandığımızdan daha çabuk olabilir. Girişimci iş adamları Elon Musk ve Bryan Johnson’ın yatırım yapmayı planladığı beyin protezleri sayesinde insanlar düşünerek iletişim kurabilecek veya düşüncelerini not olarak kaydedip beyninde saklayabilecekler.

Duke Üniversitesi’nin kıdemli araştırmacısı Mikhail Lebedev’in 150 farklı beyin protezi hakkında yayınladığı araştırma raporuna göre, bu protezlerin günlük hayatın bir parçası olması, 2030 yılı kadar yakın. Elon Musk da sene başında yaptığı bir açıklamayla, insan beyni ile yazılımları ve donanımları birleştirecek teknolojiler üzerinde çalışacak, Neuralink isimli yeni bir şirket kurduğunu duyurmuştu. Bu şirketin amacı, yazılımlar yoluyla beynin işlevselliğini arttırmak ve hatta kaza veya hastalık sonucu hasar gören beyin işlevsilliğini geri getirmek olarak vurgurlanmıştı.

İş adamı Bryan Johnson ise, Parkinson hastalığının etkilerini ortadan kaldırabilecek bir teknoloji geliştirmek için tıp ve mühendislik alanından uzmanların bir arada çalıştığı Kernel isimli şirketi kurarken 100 milyon dolar yatırım yaptı.

2013 yılında yine Duke Üniversitesi’nden arşatırmacı Miguel Nicolelis, farelerin beynine yerleştirdiği protezle, iki farenin düşünerek birbirleriyle iletişim kurmasını ve bilgi paylaşmasını mümkün kılmıştı. Şimdi aynı teknolojinin insanlar için geliştirilmesi gündemde. Araştırmalara göre, 2030 yılına geldiğimizde, beyine yerleştirilebilecek bu tür protezler sayesinde, düşünerek iletişim veya dijital dünya ile düşünce gücüyle etkileşim mümkün olabilecek.  

Apple, iPhone’u sonlandıracak mı?

0

Akıllı telefon alanında bir devrim olarak kabul edilen iPhon 10 yaşına bastı ve Apple’ı batmak üzere olan bir şirketten dünyanın en zengin şirketine dönüştürdü. Ancak her rüyanın bir sonu vardır ve iPhone’nun da sonu gelmiş olabilir. 

Apple içinden sızan bilgiler, dev şirketin iPhone’un gözden düşmesine neden olabilecek teknolojik gelişmeleri analiz ederek, iPhone sonrası dünyaya hazırlanmak için stratejiler geliştirdiğini ortaya koyuyor.

Aynı, iPhone ve akıllı telefon devriminin, müzik çalarları ve elbette iPod’u anlamsız kılması gibi, ortaya çıkabilecek yeni mobil dijital akıllı cihazların, akıllı telefonları gereksiz kılabileceği zamanlar yaklaşıyor.

Özellikle artırılmış gerçeklik alanına yapılan onlarca milyar dolarlık yatırımın, yakın gelecekte telefonları piyasadan silebileceği düşünülüyor. Google’ın, yıllar önce Glass gözlüklerine büyük yatırım yapması ve Glass’ı yeni çağın fenomen ürünü gibi pompalaması da bu yüzdendi. Google, “bir sonraki büyük şeyin” akıllı bir gözlük olacağına öylesine inanmıştı ki, bu devrimi de Apple’a kaptırmamak için piyasaya çok hızlı girmeye kalktı ancak insanların cyborg gibi görünmesinin yarattığı sosyal tepkiyi göz ardı edince, geri çekilmek zorunda kaldı.

Halk henüz istemiyor ama şirketler gözlükler konusunda ısrarcı

Yine de akıllı gözlüklerin potansiyeli ne Google ne de diğer teknoloji şirketleri tarafından inkar edilmiyor. Microsoft, Sony, Samsung, Google ve Facebook bu alana çok büyük yatırım yapmış durumdalar ve bu devrim için artık ok yaydan çıkmış durumda. Şimdilik video oyuncuları ve ev eğlencesi peşindeki elektronik tutkunları VR ve AR gözlüklerine binlerce dolar harcamaya gönüllü olsalar da, bu cihazların boyutlarının küçülmesi ve Google Glass benzeri “günlük kullanım” için uygun bir cihaza dönüştürülmesiyle insanların telefon kullanmayı hızla bırakarak akıllı gözlüklere yöneleceği tahmin ediliyor. Bunun da sert bir sonucu olacak: iPhone kullanımı sona erecek.

Apple şimdi, AR ortamlarında insanların yazılımla daha kolay etkileşime geçmesini sağlayacak arayüzlerin tasarlanması için bir kontrol ünitesi geliştirdiğini duyurdu. Bu da Apple’ın yakın geleceği domine edecek akıllı gözlüklerde, kendi sistemlerinin, kendi kontrol ara yüzlerinin kullanılması için şimdiden oyuna dahil olduğunu gösteriyor. Bir diğer deyişle, ne kadar çok insan artırılmış gerçeklik cihazlarında Apple ara yüzlerine aşina olursa, iPhone öldüğünde ve yerine gelecek akıllı gözlükler ortaya çıktığında, Apple cihazları daha çok tercih edilecek. 

Apple’ın bu hedef uğruna, arka planda sürekli VR ve AR şirketlerini satın aldığını da unutmamak gerekiyor. Firma resmi olarak bir akıllı gözlük üzerinde çalıştığını hiçbir zaman açıklamadı ama yeni duyurduğu AR kontrol kiti, bu alanda çok güçlü bir ürün hazırladığını ve ekosisteminin de buna hazır olmasını istediğini ortaya koyuyor. Kim bilir, belki bu Eylül’de veya 2018 Eylül’ünde Apple’ın devrimsel yeni gözlüğü ile karşılaşabiliriz. Sürprizlere hazır olalım.

ABD ve Rusya arasında Kaspersky kavgası patladı

0

Rusya’nın, ABD seçim sistemini hack’lediğini iddia eden ABD istihbarat birimleri, şimdi de ABD senatosu üzerinden, askeri ve güvenlik kurumlarında Kaspersky antivirüs ürünlerinin kullanımını yasaklatmak istiyorlar.

Kaspersky’ın Rusya kaynaklı bir antvirüs yazılımı olması nedeniyle bu yazılımı kullanan askeri kurumlardaki tüm verilerin Rusların eline geçeceğini savunan ABD senatörleri, yazılımın kamu kurumlarında kullanılmasının yasaklanmasını tartışıyorlar.

Rusya karşılık verecek mi?

Öte yandan Rusya İletişim Bakanlığı, ABD’nin böyle bir karar alması halinde karşılık verme ihtimalini göz ardı etmediklerinin altını çizdi. Bu da, ABD kaynaklı yazılım ürünlerinin Rusya’da yasaklanması anlamına gelebilecek.

 

Peki Tumblr’a ne olacak?

Yahoo’yu satın alan Verizon, şimdi önünde duran çok zor bir soruya cevap arıyor: Tumblr’a ne olacak?

Yahoo’nun eski CEO’su Marissa Mayer’ın 2013 yılında 1 milyar dolar ödeyerek satın aldığı Tumblr, Intagram’la boy ölçüşebilecek düzeyde bir kullanıcı kitlesine sahip. Ancak Tumblr’ın kullanıcıları ve ziyaretçileri bir hayli “marjinal” bir gruptan oluşuyor. veya insanlar Tumblr hesaplarına girince daha marjinal olmayı tercih ediyorlar. Bu da Tumblr’a reklam almayı zorlaştırıyor. Hiçbir reklam veren, pornografik öğeler barındıran bir içeriğin ortasında kendi markasını görmek istemiyor. Kaldı ki, Tumblr’ın kurucusu ve CEO’su platformda reklam görmek istemediğini de itiraf ediyor. Cebinde 1 milyar dolar nakit parası olan ve Yahoo’dan her ay maaşını almaya devam eden bir CEO’nun, Tumblr’a reklam almak için hiç çaba göstermeyişini anlamak zor değil. Bu bakış açısı ve yönetim mantığı, platformun yıllardır para kazanamıyor olmasının en önemli açıklaması.

Verizon ise Tumblr’ın para kazanmasını istiyor. En azından şimdilik zararını küçültmek için Yahoo’yu teslim alır almaz bazı Tumblr çalışanlarını işten çıkardılar. Reklam almak ve para kazanmak konusunda Verizon ile işbirliği yapmaz ise platformun CEO’su David Karp’ın da Verizon’dan kısa süre sonra ayrılmak zorunda kalması sürpriz olmayacak.

Yahoo bir süredir Tumblr’daki pornografik materyalleri, rahatsız olan kullanıcılara, bulandırarak gösteriyordu. Ancak bu çözüm de reklamverenleri ikna etmek için yeterli olmayacak. Verizon’un pornografi konusunda Tumblr’da çok sert kararlar almak zorunda kalacağı söyleniyor ancak bunun da Tumblr kullanıcıları arasında ağır tepki bulmasından endişe ediliyor. Pek çok ünlü ve popüler platformun, yanlış bir karara tepki veren kullanıcılar yüzünden battığı biliniyor. Dolayısıyla Verizon bu riski almak istemeyip Tumblr’ı bir kaç milyar dolara satarak, Yahoo’ya ödediği paranın büyük kısmını geri almayı denemesi de olası seçenekler arasında yer alıyor.

Bakalım, Instagram’dan çok önce var olan Tumblr’ın geleceği nasıl şekillenecek?

Her Bitcoin alışverişi bir evin haftalık elektriğini yakıyor

Bitcoin’in aşırı yavaş ve pahalı işlem hızı, artık herkesin malumu. Ancak Bitcoin’in çevreye verdiği zarar konusundaki araştırmalar sonuçlandıkça çok ilginç değerler de karşımıza çıkıyor.

Dev elektrik tüketimi

Bitcoin ekosisteminin hem madencilik hem de alışveriş nedeniyle harcadığı yıllık enerjinin 186 milyon insanın yaşadığı Nijerya’nın yıllık elektrik tüketimiyle aynı boyuta ulaştığı daha önce hesaplanmıştı.

Şimdi ise bir Bitcoin alışverişinin yarattığı enerji ihtiyacı konusunda yapılan araştırma herkesi şok edebilir. İki kişi arasında gerçekleştirilen Bitcoin transferi, ortalama bir ABD’li evin bir hafta boyunca tükettiği elektriğe eş değer boyutta enerji tüketimine neden oluyor.

Bu da Bitcoin ekosisteminin gelecekte dijital para sistemi olarak kullanılmasını zorlaştırıyor. Bitcoin ve diğer dijital para birimlerinin yükselen enerji tüketimi, dünyadaki karbon salınımını arttırdığı için yakında çevrecilerin ağır tepkisiyle karşılaşabilir

Avustralya’nın kangruları otonom sürüş teknolojisini yendi

0

Dev otomobil üreticileri, otonom araç devrimine geç kalmamak için hızla otonom sürüş teknolojilerini geliştirirken dünyanın farklı noktalarında, farklı hava koşulları, farklı coğrafi yapılar, farklı toplumlar içinde araçlarını test etmeyi ihmal etmiyorlar.

İşte bu testler sırasında Volvo ilginç bir detayın farkına vardı. Otonom araçlar, kanguruları tanımakta zorlanıyor ve bu da sürüş güvenliğini riske atıyor. Diğer bir deyişle, yolda kanguru gören otonom aracın aklı karışıyor ve ne yapacağını bilemiyor.

Kuş mu yoksa inek mi?

Bu sorun, kangurunun diğer hayvanların aksine zıplayarak hareket eden bir hayvan olmasından kaynaklanıyor. Araç kanguruyu fark ettiğinde onu karada otlayan inek, koyun gibi iri memeli hayvanlardan biri olarak değerlendiriyor ve sürüş politikasını buna göre düzenliyor. Ancak kanguru hemen sonra ani ve yüksek bir hızla yerden zıpladığında, aracın sensörleri havaya doğru yükselen bir hayvan olduğunu görüyor ve bunun bir kuş olduğuna karar veriyor. Ayrıca hayvanın birkaç saniye içinde yerden yükselip kanatlanarak, uçup gideceğini düşünerek, hızını kesmeden sürüşe devam ediyor.

Yol kenarlarında dururken araçları görünce aniden havalanıp uçup giden iri kargalar, martılar gibi kuşlarla aynı muamaleyi gören kanguru bir saniye sonra havadaki hareketini durdurup tekrar yere indiğinde ise araç onu yeniden ve bu kez havadan inmiş, inek, koyun gibi görmeye başlıyor. Dolayısıyla, yeni doğmuş ve gördüğü her şeye şaşıran bir bebek gibi dünyayı daha yeni yeni tanımaya başlayan bu masum yapay zekalar, şaşkınlık içinde ne yapacaklarını şaşırarak, saçmalamaya başlıyorlar.

Volvo şimdi bu sorunu çözmek için Kanguruları otomobillerine tanıtmak ve kangurulara karşı özel bir sürüş profili oluşturmak için yapay zeka üzerinde çalışmaya başladı. Sorunun yenilmesi çok uzun sürmeyecek ancak bu mesele, otonom araç teknolojisi geliştirilirken ne tür sorunların yaşandığını hatırlamamız için kenara not düştüğümüz ilginç bir anı olarak tarihte yerini almış bulundu.

 

Pentagon protezleri satışa çıkyor

0

ABD’nin, savaş gazilerinin kopan kol ve bacakları için geliştirdiği yüksek teknolojili protezler, satışa çıkıyor. 

Robotik ve sibernetik teknolojinin gelişmiş örnekleri olarak kabul edilen bu protezler, ABD gazilerinin kopan organlarının fonksiyonlarını üst seviyede taklit edebiliecek. Örneğin, kol protezi sayesinde bir gazi rahatça parmaklarını hareket ettirebiliyor, dirseğini büküp açabiliyor ve bu hareketleri sanki kendi gerçek kolunu hareket ettirmek ister gibi, düşünerek ve kaslarını hareket ettirerek yapabiliyor. 

DARPA kontrolünde ve Deka şirketi tarafından geliştirilen bu protezler ilk olarak ABD gazilerine tahsis edilecek. Ancak protezlerin fiyatları 100 bin dolardan başlıyor. ABD ordusu gazilerin protez fiyatını karşılayacak fakat siviller bu protezleri satın almak istediğinde, öncelikle sıraya girmek zorunda kalacak.

Yine de bu teknolojinin kısa sürede özel sektöre açılması bekleniyor. Organlarını kaybeden inasnlar için tek başına hayatlarını sürdürmelerini çok kolaylaştıracak bu yeni akıllı robotik protezlerin, insan ve makine birleşiminde büyük bir devrim olduğunun da altı çiziliyor.

Öyle ki bu teknolojinin geliştirilmesi sonrasında, mekanik kol ve bacakların, gerçek kol ve bacaklardan çok daha güçlü, daha yetenekli ve daha avantajlı hale gelebileceği hatta yakın gelecekte herhangi bir sakatlığı olmayan insanların dahi, vücutlarına bu tür protezler takmak için gönüllü olabileceğinin altı çiziliyor ki, bu durum tam olarak, bilimkurgu öykülerinde sıklıkla incelenen bir konu olarak insanlara yabancı değil. Robot teknolojisinin gelişmesiyle beraber, gerçek insan derisini taklit edebilen yapay dokuların ortaya çıkmasıyla bu tür protezlerin, gerçekten ayırt edilemeyecek şekilde terör, savaş veya kaza kurbanı insanlara yeni bir hayat kurma şansı verecek.

Nokia aradığı CEO’yu Samsung’da buldu

0

Nokia, kısa süre önce kurduğu ve yeniden tüketici elektroniği alanında hizmet vermesini sağlayacak Nokia Technologies için aradığı CEO’yu, Samsung’dan transfer etti. 

Samsung’un Kuzey Amerika CEO’su olan Gregory Lee, 2014 yılından beri devam ettiği görevini bırakarak artık Nokia Technologies’in CEO’su olarak görev yapacak. 

Bu yeni gelişmeyle beraber Nokia, Kuzey Amerika’da çok güçlü bir pozisyon elde etmiş olacak. Şu anda sanal gerçeklik gözlükleri ve bazı dijital tıbbi cihazlar üreten Nokia Technologies, eski Samsung CEO’su ile Kuzey Amerika pazarında son tüketicilere ulaşmak adına önemli kanallara ulaşabilecek.

Nokia ayrıca yeniden girdiği “telefon üretme” işinde Kuzey Amerika’nın da çok önemli olduğunun farkında dolayısıyla Samsung’u ABD’de çok güçlü olan Apple’ın karşısında ayakta tutan CEO’nun artık yeteneklerini Nokia için kullanacak olması, dengelerin değiştirebilecek önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor.

 

Microsoft fidye virüslerine savaş açtı

0

Microsoft sayısı hızla artan fidye virüsü saldırılarına karşı bilgisayarları koruma altına almak için yeni bir yöntem geliştiriyor.

Buna göre yazılım devi, hem sistem dosyalarına hem de kullanıcıların değerli dosyalarının bulunduğu özel klasörlere erişim için bir beyaz liste kontrolü yapacak. Böylece, bu klasörlere erişebilecek uygulamalar, bizzat Microsoft ve kullanıcılar tarafından seçilecek. Bu da, bilgisayara bulaşan her virüsün sistem dosyalarına veya kurumlar/kişiler için çok değerli olan özel klasörlere erişimi engelleyecek. Herhangi bir virüs bilgisayarı kilitlemeyi başarsa bile özel klasörlere erişimi olmadığı için bu klasörleri şifreleyemeyecek ve sabit diski çıkaran kullanıcı, değerli dosyalarını diskten çıkarıp alabilecek.

Microsoft kullanım kolaylığı sağlamak için, kullanıcıların sık sık kullandığı uygulamaları da en baştan beyaz listeye alacak, ancak ilk defa kullanılan veya çok nadir çalıştırılan bir uygulama korunaklı klasörlere ulaşmaya çalıştığında Windows alarm verecek, uygulamayı engelleyecek ve kullanıcıyı haberdar edecek. Kullanıcı sorun olmadığını bildirirse uygulamanın çalışmasına izin verilecek. Microsfot aslında benzer bir uygulamayı, yazılımların kuruluşu aşamasında kullanıyor. Bir yazılım ilk kez kurulurken Windows kullanıcıyı habedar ederek izin istiyor. Böylece kullanıcının bilgisi dahilinde arka planda bilgisayara sinsice zararlı yazılımların kurulması engelleniyor. 

Microsoft bu yeni özelliği sonbaharda Microsoft Defender’a yükleyecek. Böylece tüm Windos kullanıcıları, korunaklı klasörlere sahip olabilecek. Yeni uygulama şimdiden Windows 10 Insider Preview Build 16232 sürümünde denemeye başlandı. Hacker’ların bu önlemi de geçebilecek yöntemler geliştirmesi de mümkün ancak işlerinin çok daha zor olacağı da aşikar.

Çin, Elon Musk’ı iflasa sürükleyebilir!

0

Elon Musk’ın yakın geleceğin en zengin insanı olma planı, Çin’deki yeni teknoloji planları ile suya düşmüş olabilir. Hatta öyle ki, Elon Musk’ın birkaç yıl içinde iflasa sürklenebileceği ihtimali de hiç zayıf görünmüyor.

Musk, milyarlarca dolar yatırdığı ve elektrikli araçlar için pil üretecek Gigafactory’yi henüz düşük kapasiteyle test etmeye çalışırken ve eğer bu yatırımı başarılı olursa, dünyadaki elektrikli araç üretimini desteklemek üzere 5 yeni Gigafactory daha açmaya niyetliyken, Çin her yıl toplam 120 gigawatt-saat’ten fazla kapasiteye sahip pil üretimi gerçekleştirecek bir fabrikanın temelini atmak üzere harekete geçti. 

Eğer karşılaştırma yapmak gerekiyorsa, Musk’ın fabrikası 2018 yılında tam kapasiteyle üretime başladığında yıllık pil üretim kapasitesi sadece 35 gigawatt-saat ile sınırlı olacak. Yani Çin daha ilk fabrikasıyla, Musk’ın Gigafactory’sini dörde katlamış olacak.

2021 yılında faaliyete geçecek olan fabrika böylece Musk’ın dünyadaki en güçlü pil üreticisi ve bir anlamda elektrik enerjisi çağının yeni petrol baronu olma planını yerle bir etmiş oldu. Çin’deki bu fabrika her yıl 1,5 milyon Tesla aracına veya 15 milyon adet Toyota Pirius’a yetecek kadar pil üretebilecek. Üstelik bunun Çin’deki son fabrika olmayacağı da tahmin ediliyor. Elektrikli araç devrimi yaygınlaştıkça Çin’li otomobil üreticilerinin sadece kendi üretimleri için benzer fabrikalara daha fazla ihtiyaç duyacakları düşünülüyor.

Bu gelişme aynı zamanda 2018 yılında Musk’ın fabrikası sayesinde ucuzlayacak pil fiyatları ile daha satın alınabilir düzeye inecek olan elektrikli otomobillerin, Çin’in 2021’de devreye girecek fabrikasıyla, çok büyük bir fiyat düşüşü yaşayacağını gösteriyor. Ayrıca Avrupa’da pek çok ülkenin de 2025 yılından sonra ülkelerinde benzinli veya dizel sıfır otomobil satışına izin vermeyeceği biliniyor. Kısacası, elektrikli otomobil devrimi adım adım yaklaşıyor.

Dünyanın farklı ülkelerine 5 ayrı Gigafactory kurup pil satarak dünyanın en zengin iş adamı olmayı planlayan Musk ise şu sıralar büyük hayal kırıklığı yaşayacak gibi görünüyor.

Doğru veri tabanı seçimiyle yüzde 60 maliyet avantajı sağlanabilir

Ölçeklenebilirlik, süreklilik, yüksek performans, uyumluluk, kullanım kolaylığı ve yerel destek hizmeti gibi özellikler doğru veri tabanlarında aranan özellikler. Ancak uygun maliyetli çözümlerin sunduğu ve göz ardı edilemeyecek bir fayda daha bulunuyor.

Yapılan tüm harcamaların ana nedeninin rekabete dayandığı günümüz iş dünyasında, başarılı bir şekilde rekabet edebilmek için daha modern, daha hızlı, daha yaratıcı olmak ve doğru kararları almak gerekiyor.

Kurumların üst yapıları nasıl olursa olsun, tüm karar mekanizmaları ve sonuç olarak atılan adımlar çeşitli verilere dayanıyor. Veri, artık herkesin kabul ettiği üzere, günümüzün ve önümüzdeki yılların en değerli varlığı olarak görülüyor.

Diğer yandan, sürekli büyüyen veri boyutları, yapılan işlem/sorgu sayısındaki artış, büyük ve yapılandırılmamış verilerin daha iyi yönetilmesi ve ayrıca siber saldırılara paralel olarak verilerin daha iyi korunması ihtiyacı gibi etkenler ise hedeflenen modernizasyonun, dolayısıyla daha iyi rekabet edebilmenin önündeki en büyük engeller olarak karşımıza çıkıyor.

Kurumlar için maliyet çok önemli bir kriter

Bulut bilişim, altyapı ve modernizasyon çözümleriyle BT pazarında yüksek performanslı çözümler sunan TmaxSoft’un Türkiye Genel Müdürü İlker Saltoğlu, “Tüm bu ihtiyaçlar veri tabanı tarafında ele alınarak engeller aşıldığında uygulama geliştirme süreçleri hızlanıyor ve kaynaklar da daha verimli kullanılabiliyor. Dolayısıyla, bir uygulama satın alırken veya geliştirirken kullanılan veri tabanına daha fazla önem verilmesi gerektiği açıkça görülüyor” diyor ve doğru veri tabanının sahip olması gereken özellikleri şöyle sıralıyor:

  • Büyüyen veri miktarları ile baş edebilir, ölçeklenebilir olmalıdır.
  • Yerel destek hizmeti olmalıdır.
  • Süreklilik arz etmelidir.
  • Performansı yüksek olmalıdır.
  • Her türlü ortama uyum sağlayabilmelidir.
  • Kolay yönetilebilmelidir.

Doğru veri tabanının tüm bunları sağlarken aynı zamanda uygun maliyetli olmasının şirketlere rekabette önemli bir avantaj sağladığına da değinen Saltoğlu, “Seçeceğiniz veri tabanı, yüksek satın alma maliyeti ve yüksek bakım maliyetleri ile bütçe düşmanı olmamalı. Tam tersine, tasarruf ederek yeni projelere bütçe yaratabilmenizi sağlamalıdır. Bu, kurumlar için göz ardı edilmeyecek kadar önemli bir fark” diyor.

IoT projelerinde başarı oranı yüzde 25

Cisco’nun IoT World Forum’da sektörün lider temsilcileriyle yaptırdığı araştırmaya göre IoT projelerinin büyük çoğunluğu başarısızlıkla sonuçlanıyor. Araştırma, Nesnelerin İnterneti projelerinin yüzde 60’ının daha “kavram kanıtlama” aşamasında durdurulduğunu ortaya koydu

Katılımcıların yüzde 60’ı nesnelerin interneti inisiyatiflerinin kâğıt üzerinde iyi göründüğünü aktarırken, uygulama aşamasında beklenenden çok daha fazla zorlukla karşılaştıklarını ifade ediyor.

Nesnelerin internetini geliştirme amacıyla sektörün en iyi, en parlak ve en tutkulu liderlerinin bir araya geldiği IoT World Forum’da farklı sektörlerden BT yöneticileri ve karar vericiler arasında yapılan araştırmayla Nesnelerin İnterneti projelerinde şirketlerin başarı sırlarının yanı sıra karşılaşılan engellerin de ortaya çıkarılması hedeflendi.

IDC’nin tahminlerine göre 2025 yılında tüm dünyadaki Nesnelerin İnterneti uç noktalarının sayısı 82 milyardan fazla olacak. 2016 yılı sonunda ise bu rakam 14,9 milyardı. Bu büyüme hızı ile nesnelerin interneti artık internetin kendisi kadar vazgeçilmez olacak.

Mesele hala “insan”

Nesnelerin İnterneti tamamen teknoloji ile ilgili görünse de araştırmaya göre kültür, organizasyon ve liderlik gibi insan faktörleri projelerde hala kritik önem taşıyor. Araştırmada;

BT ve iş birimleri arasındaki işbirliği katılımcıların yüzde 54’ü tarafından en önemli faktör olarak belirtildi.  

Teknoloji odaklı bir kültür ve üst düzey lider desteği yüzde 49 tarafından önemli görüldü.

IoT Deneyimi ise yüzde 48 tarafından seçildi.

– BT karar vericileri teknoloji, organizasyon kültürü, uzmanlık ve sağlayıcılara daha çok önem veriyor.

– İş birimleri karar vericileri en çok strateji, süreçler, iş modelleri ve kilometre taşlarına odaklanıyor.

– BT karar vericileri nesnelerin interneti projelerini başarılı olarak değerlendirmeye daha yatkın. Yüzde 35’i projelerinin tam olarak başarılı olduğunu düşünürken, iş birimi yöneticilerinin sadece yüzde 15’i aynı fikirde.

IoT projelerinin sürprizi karlılık artışı

Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 73’ü tamamlanan nesnelerin interneti projeleri ile elde ettikleri veriyi işlerini geliştirmek için kullanıyor. Nesnelerin interneti uygulamalarının en önemli 3 faydası müşteri memnuniyetinde artış ( yüzde 70), operasyon verimliliği (yüzde 67) ve gelişmiş ürün ve hizmet kalitesi ( yüzde 66). Ayrıca katılımcılar karlılık artışının da sürpriz faydalardan olduğunu belirttiler.

Ekosistem işbirlikleri başarıya taşıyor

Araştırmada ayrıca en başarılı nesnelerin interneti projelerinin ekosistem işbirlikleri ile gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Başarılı olan şirketler stratejik planlamadan, veri analizine kadar her aşamada iş ortakları ile çalışıyorlar.

Katılımcıların yüzde 60’ı nesnelerin interneti inisiyatiflerinin kâğıt üzerinde iyi göründüğünü aktarırken, uygulama aşamasında beklenenden çok daha fazla zorlukla karşılaştıklarını ifade ediyor. Uygulama aşamalarının tamamına bakıldığında en çok karşılaşılan 5 zorluk ise şöyle: Tamamlama süresi, şirket içinde sınırlı uzmanlık, veri kalitesi, ekipler arasında entegrasyon ve bütçe aşımı.  En başarılı şirketler IoT iş ortağı eko sistemini her aşamaya dahil ederek
ile öğrenme sürecini kolaylaştırıyorlar.

Karar vericilerin yüzde 64’ü durdurulan ya da başarısız olan nesnelerin interneti projelerinin şirketlerinin bu alandaki yatırımlarını hızlandırdığını belirtiyor. Araştırma katılımcılarının yüzde 61’i nesnelerin interneti teknolojilerinin şirketleri için yapabilecekleri söz konusu olduğunda daha yolun başında olduklarını düşünüyor.