Profesyoneller ve akademisyenlere yönelik e-kitap platformu

0
Türkiye’de yayın sektörü büyüyor. Sayısı her yıl daha da artan akademik yayınlar, yayın sektörünün önemli bir bölümünü oluşturuyor. E-kitaplar, gelişmiş dağıtım ağı ve ileri teknolojiler sayesinde Türkiye’de akademisyenlere çok çeşitli alanlarda kitaplar sunuyor. Thomson Reuters Genel Müdürü Nadim Najjar, “Profesyonellerin ve akademisyenlerin kütüphane içeriğine erişim deneyimini geliştirmenin heyecanını yaşıyoruz. Sunduğumuz çözüm, Türkiye’deki yeni trendlere cevap veriyor; bu durum özellikle yayınevlerinin hem yeni ve son teknoloji programları sunmasından hem de akademisyenlere yeni e-çözüm teknolojileri uygulamasından kaynaklanıyor,” diye belirttikten sonra sözlerine şöyle devam etti; “Üniversite yöneticileri, stratejik politikalarına ulaşmalarını sağlayacak, araştırma performanslarını geliştirecek ve maliyetleri azaltacak gelişmelere odaklanıyorlar. E-kitaplar tüm bu stratejik öncelikleri ele alarak akademik kurumların bugünün dijital dünyasında rekabet üstünlüklerini sürdürmelerine olanak tanıyor.” Son kullanıcılar artık, kitaplık içindeki ProView başlıklarına daha hızlı ve rahat erişebilecek. Ayrıca kütüphane yöneticileri, akademik başlık koleksiyonlarını daha hızlı ve düşük maliyetle yönetebilecekleri otomatik çözümler elde edecekler. Bunların yanı sıra, kütüphane yöneticileri kütüphanelerindeki binlerce kitabı hızlı ve kolay bir şekilde senkronize edebilecek ve son ProView başlık bilgisini otomatik olarak indirebilecek. Thomson Reuters ProView, Thomson Reuters’ın özel içeriklerinin ve üretkenlik araçlarının her zaman, her yerden teslimatını ve kullanımını sağlayan, profesyonel seviyede bir platform. ProView hakkında daha fazla bilgiye veya ProView’ın sayısız referans ve profesyonel gelişim kitaplarına https://info.proview.thomsonreuters.com/en.html bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Yapay zeka web sitesi tasarlıyor

0
Web sitesi kurma aracı Wix, kullanıcıların tek tıkla web sitesi kurmasına yardımcı olmak için yapay zeka kullanmaya başladı. Wix’in Advanced Design Intelligence (ADI) adını verdiği yeni sistem, web sitesi kurmak isteyen kullanıcılarına, birkaç basit soru soruyor. İsminiz nedir, mesleğiniz nedir, siteyi kurma amacınız nedir, kimlere hitap etmek istiyorsunuz vs… Soruların cevaplarını analiz eden ADI, kısa süre içinde kullanıcının isteklerine uygun, tüm tasarımı bitmiş, kullanıma hazır bir web sitesi tasarımı yaratıp kullanıcıya sunuyor. Bu aşamadan sonra kullanıcılar isterse siteye başka özellikler de ekleyebiliyorlar. Satış sayfası, blog sayfası, hakkında sayfası, iletişim sayfası vs… ADI işleme başlamadan önce daha önce sistemde hazırlanmış benzer amaçlı siteleri kontrol ediyor ve o sitelerdeki özellikleri dikkate alarak yepyeni bir site yaratıyor. Kullanıcı isterse sitedeki renkleri, fontları, tasarım öğelerini detaylıca değiştirebiliyor. ADI’ın amacı, web tasarım ve kodlama bilgisi olmayan KOBI veya kişisel kullanıcıların büyük masraf ve organizasyonların altına girmeden, kendilerini anlatabilecek bir web sitesi yaratmalarını sağlamak. Wix ile başlayan bu yapay zekalı web tasarımının kısa süre içinde tüm web sayfası kuran servislerde ve içerik yönetim sistemlerinde (WordPress, Joomla, Drupal ve diğerleri) popüler hale gelmesi bekleniyor. Diğer bir deyişle, web sayfalarımızı artık yapay zeka tasarlayacak.

Amazon online müzik piyasasına mı girecek?

0
Teknoloji dünyasının son “dev dedikodusu”, Amazon’dan geldi. Amazon’da çalışan iki yöneticiye dayandırılan söylentiler, Amazon’un Spotify ve Apple Music’e rakip bir müzik servisi hazırladığını haber veriyor. Sızıntıya göre, şirketin üzerinde çalıştığı müzik servisi, daha önce deneyimlemiş olduğu Amazon Prime Music servisinden çok farklı olacak. Bu servise Prime aboneleri hala ulaşabiliyor ve müzik dinleyebiliyorlar ancak şirketin çok farklı, bağımsız bir servis üzerinde çalıştığı söyleniyor. Prime Music servisi ise aslında şirketin Prime servisine abone olanlara verilen bir tür “eşantiyon” servisi ve buradan müzik dinlemek isteyenlerin, şirketin öncelikli posta servisi Prime’a abone olması gerekiyor. Yeni hazırlanan servisin ise kendi başına bir müzik servisi olması ayrıca Amazon’un akıllı ev asistanı Echo ile de uyumlu çalışması bekleniyor. Böylece aboneler, diledikleri şarkıları seçip sesli komutlarla, akıllı ev asistanı Echo üzerinden dinleyebilecekler. Abonelik sistemiyle çalışacak yeni müzik servisinde ücret ise aylık 9.99 dolar olacak. Bu arada Prime Music servisine ne olacağı da ayrı bir soru olarak ortada duruyor. ABD’li online ticaret devi, ayda 10.99 dolar karşılığında kullanıcılara Prime aboneliği veriyor ve bu serviste hem müzik servisi, hem video servisi (TV şovları ve filmler izlemek mümkün), milyonlarca e-kitabı ücretsiz okuma imkanı, sınırsız fotoğraf depolama imkanı ve online alışverişlerde aynı gün içinde teslimat ayrıcalığı yer alıyor. Şimdi insanların neden 1 dolar fark ödeyerek bu kadar zengin imkanları bırakıp sadece müzik aboneliği için 9.99 dolar ödemek isteyeceği merak ediliyor. Şirket, Prime Video servisini de bu şekilde genel Prime servisinden ayırmış, sadece video aboneliği isteyenlere 2 dolarlık indirim yapmıştı.

Jack Dorsey iş görüşmesinde hangi soruyu soruyor?

0
Twitter’ın CEO’su, milyarder genç iş adamı Jack Dorsey, işe alacağı birine sorduğu en önemli soruyu açıkladı. Bir panelde konuşan Dorsey, başarılı bir iş yürütmenin tamamen insanlarla ilgili olduğunu vurguladığı konuşmasında, kendini işine adamış insanların bir şirketi tepeye çıkartabileceğine, işini önemsemeyen insanların ise şirketi batırabileceğini vurguladıktan sonra, kendisinin de işe alımlarda adaylara çok önemli bir soru sorduğunun altını çizdi: “Niçin buradasın?” İşe girmek isteyen kişilere bu soruyu sorduğunu vurgulayan Dorsey, en önemli sorunun da bu olduğunu hatırlattı. Bir çalışanın amaçlarına ulaşmak için tutkusu varsa, diğer tüm yetenekleri kazanabileceğini, her şeyi öğrenebileceğini anlatan Dorsey, aksi halde bir çalışanın tüm organizasyonu aşağı çekebileceğine dair uyarıda da bulundu. Eğer bir çalışan hedeflere ulaşmak konusunda odağını kaybeder ve çalışma azmi kırılırsa, yöneticinin de zor kararı alarak onunla yollarını ayırması gerektiğini söyleyen Dorsey, böylece son dönemlerde Twitter’da artan “işten ayrılmalara” dair ipucu da vermiş oldu. Sene başında Twitter’ın dört tepe yöneticisi işten ayrılmış, geçtiğimiz hafta da Twitter’de reklam satışları için çok önemli olan ürün geliştirme yöneticisi görevinden ayrılıp Twitter içinde daha önemsiz bir göreve çekilmişti.

Sosyal medya skoru günlük yaşama giriyor

0
Türkiye’de, kişilerin finansal durumlarını ölçmek için kullanılan Findex benzeri bir uygulama İngiltere’de yayına girecek. Ancak uygulama finansal skoru değil insanların sosyal medya skorunu hesaplamak ve bu skorun günlük yaşamda etkin olarak kullanılması için çalışacak.. Söz konusu skor insanların iş başvurularında hatta ev kiralamak istediklerinde karşısına çıkacak. Score Assured isimli girişim, özellikle ev sahiplerinin işini kolaylaştırmayı hedefliyor. Sistemin çalışması, kiracının rızasına bağlı ancak ev sahipleri evi kiralamak için bu sistemin kullanılmasını şart koştuğunda kiracıların sistemi kabul etmekten başka seçenek kalmıyor. Ev sahipleri kiracı adayından Score Assured sistemine üye olmasını istiyor. Score Assured ise kullanıcının tüm sosyal medya hesaplarına tam erişim isteyen bir uygulama. Uygulama kullanıcıların tüm paylaşımlarını, beğenilerini, üye olduğu grupları hatta özel mesajlarını da okuyabiliyor ve yapay zeka tüm bu metinleri analiz ederek kullanıcı hakkında bir skor ve rapor oluşturuyor. Ev sahipleri de bu rapora göre kişiye evini kiralama kararını veriyor. Benzer şekilde, işyerleri, insan kaynakları birimleri de çalışanların sosyal medyadaki aktivilerini değerlendirerek kişinin şirketlerine uygun olup olmadığına karar verecek. Uygulamada dikkat çeken detay, kullanıcının özel mesajlarını da okuyabilmesi. Kullanıcı ev sahibinden şikayet ettiğinde, borcu olduğundan bahsettiğinde, maddi olarak sorunlar yaşadığını belli eden ifadeler kullandığında yapay zeka bunları değerlendirerek ev sahibine bildiriyor. Bir diğer deyişler, “bu kiracının kirayı aksatma ve sizi zarara sokma riski var,” uyarısı yapıyor. Öte yandan bazı hukukçular, bu toplanan bilgilerin mahremiyet yasaları çerçevesinde başkasıyla paylaşılamayacağını savunuyor, dolayısıyla uygulamanın yasallığı sorgulanıyor ancak uygulamanın geliştiricileri bu bilgilerin kullanıcının izni ile toplandığını ve paylaşıldığını vurguluyorlar. Sonuç ne olursa olsun, uygulama hayata geçtiğinde dünya çapında büyük tepkiler toplaması kaçınılmaz gibi görünüyor.

ABD istihbaratı IoT cihazlarının peşinde!

0
ABD’nin Ulusal Güvenlik Ajansı NSA, sadece internette alınıp verilen e-postaları, sosyal medya hesaplarını, telefonların içinde kayıtlı özel verileri değil aynı zamanda evlerde kullanılan akıllı termostatları, akıllı buzdolaplarını, akıllı televizyonları, akıllı ampulleri, akıllı dijital ev asistanlarını ve diğer tüm IoT cihazlarını da dinlemek istiyor. ABD istihbaratı bu konudaki amacını ve hareket planını da ABD’deki bir askeri konferans sırasında ülkenin yöneticilerine ve askeri liderlerine açıkladı. Edward Snowde’nin sunucularına sızarak çok sayıda gizli bilgiyi çalıp basına açıklamasıyla tüm dünyayı dinleyen dev bir kulağa sahip olduğu anlaşılan NSA’nın yöneticisi Richard Ledget konferans sırasında yaptığı konuşmada, NSA’nın bu konudaki teori aşamasını geçerek araştırma aşamasına geçtiğini belirtti. Ledget konuşmasında örnek olarak, sağlık cihazlarını takip ederek, aranılan terörist birimlere ulaşmanın çok daha kolay olacağını vurgulaması da dikkat çeken detaylar arasında. Askeri yetkililer bu izlemenin sadece tıbbi cihazlarla mı sınırlı kalacağını yoksa Nest gibi akıllı ev cihazlarına, akıllı buzdolaplarına kadar her cihazı mı kapsayacağını sorduklarında NSA yöneticisi, tüm cihazların izleneceğini de vurguladı. Bu da şu anlama geliyor, sadece ABD’de değil dünyanın her yerindeki akıllı buzdolapları, akıllı ampuller, akıllı kahve makineleri, akıllı banyo aynaları, akıllı televizyonlar, akıllı termostatlar, akıllı bilek bantları veya aklınıza gelebilecek tüm IoT cihazları artık NSA’nın hedefinde olacak. Bir diğer ABD istihbarat kurumunun yöneticisi James Clapper da sene başında ABD senatosunda verdiği raporda, örgütünün bu yıl IoT cihazlarını takibe almak için özel çalışma yapacağını vurgulamıştı.

PayPal’in yerini Apple Pay mi alacak?

0
iOS cihazları üzerinden kredi kartı ödemesi gerçekleştirmeyi sağlayan Apple Pay servisi şimdi Web uygulaması ile online alışverişlerde PayPal ile rekabete hazırlanıyor. WWDC 2016 etkinliği sırasında duyuruyu yapmayı planladığı düşünülen Apple konu hakkında henüz açıklama yapmış değil ancak firmadan sızan bilgilere göre Apple Pazartesi günü servisi kullanıma açacak. 2014’te hizmete giren Apple Pay bugün altı ülkede 2 milyon lokasyonda geçerli bir ödeme hizmeti ancak Web uygulaması ile tüm dünyada rahatça kullanılabilecek bir işlev kazanacak. Fakat Apple’ın karşısında dev bir rakip var: PayPal… Türkiye’de hizmetini durdurmuş olsa da PayPal hala dünyada web ödemesi konusunda en önemli marka konumunda. Apple Pay’ın web uygulamasını tüm dünyada mı yoksa belli ülkelerde mi hizmete açacağı şimdilik bilinmiyor ancak Apple servisi Türk kullanıcılarını da kapsayacak şekilde konumlandırırsa, PayPal’ın boşluğunu doldurma için yeni hizmet arayan Türk kullanıcıların Apple Pay’e hücum etmesi kaçınılmaz görünüyor. Ayrıca, hizmeti kullanmak için mutlaka Apple cihaza sahip olmak gerekmeyeceği, bir Apple ID’si ile işlem yapılabileceği de konuşuluyor. Yine de Apple’ın servisi sadece Mac bilgisayarlarda ve Safari işlemcilerle kullanabilecek şekilde hizmete açması da olasılıklar dahilinde bulunuyor. Pazartesi günü Apple yeni servisini duyurduğunda tüm belirsizlikler ortadan kalkmış olacak.

Intel, yeni iPhone’ların modemlerini yapacak!

0
Android okyanusunda aradığını bulamayan Intel, iOS denizine doğru yelken açmış olabilir. Bloomberg’in yayınladığı bir rapora göre Intel ile Apple, yeni nesil iPhone’larda modem çiplerinin Intel tarafından sağlanması konusunda anlaşmaya vardı. ABD’li işlemci üreticisi uzun süre Android cihazlarına işlemci sağlamak için çalışma yapmış ancak bu alanda aradığı başarıyı yakalayamamıştı. Apple ile işlemci devinin yeni işbirliği, Apple’ın tedarikçilerini çeşitlendirme politikasının sonucu olarak gelişmiş gibi görünüyor. Apple, iPhone ve iPad’lerini Çin’deki dev elektronik üreticisi Foxconn’a yaptırıyor ve pek çok parçayı da Foxconn’dan tedarik ediyordu. Ancak Çin’li firma Foxconn’un Nokia markasını satın alması ve kendi Android telefonlarını dünya pazarına sunma planlarını yapması, iki firmanın ileride büyük rekabet içine gireceğinin göstergesi kabul ediliyor. Böyle bir durumda büyük bir tedarik sorunu yaşayabileceğini hesaplayan Apple artık ihtiyacı olan parçaları tek bir üreticiden değil, birçok üreticiden satın alma yoluna gitme kararı almıştı. ABD’li işlemci üreticisi, Android cihazları hedef lan ARM mimarisindeki işlemciler alanında lider olmaya çalışırken, maliyetlerin büyük rol oynadığı Android cihazlarda  yaygınlaşmayı başaramamış, bu sırada Apple’ın iPhone’larda kullanmak için ihtiyacı olan A serisi mobil işlemcileri üretmek için Samsung devreye girip Apple ile anlaşarak yıllarca büyü kazanç elde etti. ABD’li firma şimdi bu hatasını telafi etmek için Apple ile yakınlaşmaya çalışıyor gibi görünüyor. Şimdilik iPhone’lara sadece modem işlemcisini sokmayı başarsa da işbirliğinin genişlemesi durumunda daha fazla parçanın Intel tarafından üretilmesi mümkün olacak. Öte yandan haberin yayılmasıyla hafta başından itibaren işlemci devinin borsada işlem gören hisse senetlerinde belirgin bir yükseliş de bekleniyor. Şirketin işten çıkaracağını açıkladığı 12 bin çalışanın ne kadarının bu anlaşma sayesinde işlerini koruyup koruyamayacağı ise şimdilik belli değil.

Hindistan Google Street View’a izin vermedi

0
Dünyanın büyük şehirlerini sokak sokak 360 derece fotoğraflayarak haritalandıran Google Street View, Hindistan’da faaliyet izni alamadı. Üzerine 360 derece çekim yapabilen kameralar yerleştirilmiş otomobillerle şehirlerin bütün sokaklarını dolaşarak çekim yapan ve bu fotoğrafları harita üzerine yerleştirerek şehir haritaları içinde sokak görünümü seviyesinde dolaşmayı mümkün kılan servise Hindistan’da izin verilmemesinin nedeni ise, güvenlik endişeleri. Pakistan ile uzun yıllardır düşük yoğunluklu savaş halinde olan Hindistan, özellikle IŞİD gibi radikal İslam temelli örgütlerin çok güçlendiği bir dönemde, ülke içindeki saldırılardan çekiniyor. Öte yandan, Hindistan’ın kendi yazılım ve navigasyon şirketlerinin Google rekabeti altında ezilmemek için terör saldırılarını bahane göstererek Google’ın ülkeye girmesini engellemeye çalıştığı da düşünülüyor. 2008 yılında Mumbai’deki otele yapılan ve çok sayıda insanın öldüğü terörist saldırının da bölgenin fotoğraflı haritaları üzerinde planlandığı anlaşılmıştı. Öte yandan Google Hindistan İçişleri Bakanlığı’nın henüz kendilerine resmi bir yazı göndermediğini de vurguladı. Street View başka ülkelerde de sorun oluşturabiliyor. Sadece güvenlik değil, mahremiyet şikayetleri de yer alıyor. 2010 yılında Almanya’da 250 bin kişi, Google otomobilleri tarafından çekilmiş fotoğraflarının internette yayınlandığını ve mahremiyetlerinin hasar gördüğü gerekçesiyle mahkemelere koşmuştu. Mahremiyet tartışmalarının çok yaygın olduğu Çek Cumhuriyeti’nde ise Google’ın servisi yasaklanmıştı.

Hack’n Break İzmir’de başlıyor

0
20-27 Ağustos 2016 tarihleri arasında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde gerçekleşecek olan Hack’n Break, gerçek hayat problemlerine çözüm üretmek amacıyla, tasarım ve teknoloji yaklaşımlı çözümler geliştirme motivasyonuna sahip, inovatif düşünen, tasarlayan, üreten ve geliştiren farklı disiplinlerdeki insanları, “rekabet” duygusuyla bir araya getirecek. Bir hafta sürecek ve katılımcılara rekabet dolu anlar yaşatacak olan Hack’n Break’te, aynı zamanda tasarım ve yeni fikir geliştirmeye yönelik maratonlar (ideathon), workshop, eğitim ve teknoloji girişim sunumları da yer alacak. Başarılı bulunan fikirler, mentor desteği ile iş modeli ve teknik fizibilite açısından iyileştirilecek; ardından kurumsal yatırım yöneticileri ve melek yatırım ağı temsilcileri tarafından değerlendirilecek. Bunların yanı sıra gerçekleştirilecek olan sosyal ve kültürel aktiviteler ile hem katılımcılara hem de mentor ve yatırımcılara değerli bir hafta sunulacak.

Yatırımcılar bu yaz tatil rotasını İzmir Hack’n Break’e çeviriyor

Türkiye ve Avrupa’dan çeşitli sivil toplum kuruluşları, teknoloji grupları, mentor networkleri ve melek yatırım ağları tarafından aktif olarak desteklenen etkinlik, nesnelerin interneti (IoT), elektrikli araçlar, akıllı ev, akıllı şehirler, lojistik, sanal/artırılmış gerçeklik, sinir bilim, robotik, tarım-yiyecek-içecek teknolojileri, oyun ve oyunlaştırma, finans teknolojileri, büyük veri, bulut bilişim gibi inovasyona dayalı çözüm desteğine ihtiyaç duyan alanlarda, yerli ve yabancı şirketlerin sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Pek çok ilki barındıracak olan etkinlikte, çevre, sürdürülebilirlik ve temiz teknoloji gibi sosyal inovasyon konuları merkezde olacak. Etkinliğe katılım, www.hacknbreak.com adresinden başvuruda bulunanlar arasından seçilen kişi, girişim ve teknoloji start-up’larına davetiye gönderilmesi şeklinde olacak. Kampüs içi konaklama ve yemek imkânı sunulacak olan etkinlikte, sahil şeridinde bulunan kamp alanlarında 300 çadıra kadar ücretsiz konaklama imkânı da sunulacak. 15 Haziran 2016’da programının ve katılımcı kuruluşların açıklanacağı etkinlik ile ilgili tüm güncel duyurulara www.hacknbreak.com adresinden ulaşılabilirsiniz.

Soner Canko: Ekosistem önemli bir oyuncu kaybetti!

0
PayPal artık Türkiye’de yok. Faaliyetlerini Haziran ayının ilk haftasında durduran dijital ödeme servisi, Türkiye’deki pek çok kullanıcının aklında soru işaretleri bırakan bir açıklamayla veda etti. Açıklamanın yapıldığı gün, Printec ile bir basın duyurusu gerçekleştiren Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Genel Müdürü Soner Canko ile bir araya geldik ve konuyu bir muhatap olarak değil, sektörün fikir liderlerinden biri olarak değerlendirmesini istedik.

İşte o video:

Eski FBI uzmanından iletişim tavsiyeleri

0
Chris Voss tam 24 yıl boyunca FBI’ın rehine kurtarma bölümünde görev yaptı ve sayısız olayda rehineyi suçlunun elinden kurtarabilmek için dilini silah olarak kullandı. Konu insanları konuşturmak ve öğrenmek istediklerinizi almak olunca, Voss’un eline su dökebilecek çok fazla insan bulunmuyor. O, FBI’da uzun yıllar boyu elde ettiği bilgi birikimini, şimdi The Black Swan Group adıyla kurduğu ve Fortune 500 listesindeki pek çok şirkete karmaşık iş görüşmelerinde danışmanlık hizmeti sağlamakta kullanıyor. Soru-cevap platformu Quora’da gelen bir soruya Voss’un verdiği yanıt ise, “ücretsiz danışmanlık” kapsamına alınsa yeri… “Rehine kurtarma alanındaki hangi taktikleri günlük hayatınızda kullanıyorsunuz?” sorusuna uzun bir cevap veren Voss, temel olarak etkin duraksamaları ve “aynalamak” olarak tarif ettiği taktiği halen sıkça kullandığını anlatıyor: “Karşınızdaki kişinin son söylediği 1 ila 3 kelimeyi ya da konuşmasında geçen en önemli 1-3 sözcüğü aynen kullanıp, bunu soru sorar gibi bir tonla karşı tarafa tekrar yöneltmeye ayna diyoruz.” diye açıklayan Voss, bu yöntemin en etkili kullanım şeklinin de hemen öncesinde bir anlık duraksama olduğunu ekliyor. “Burada karşınızdakinin sesini ya da vücut dilini taklit etmeyeceksiniz, sadece sözcüklerini kullanacak ve onları soru tonuyla tekrarlayacaksınız.”

Chris Voss konuyu netleştiriyor

Aynalamanın, özellikle birinden herhangi bir konu hakkında doğrulama almak, konuyu netleştirmek için mükemmel bir taktik olduğuna değinen eski FBI uzmanı, “Ayna taktiği inanılmaz basittir ama birinden daha fazla bilgi almanız gerektiğinde her zaman o kişiyi daha iyi açıklama yapmaya iter,” diyor. Chris Voss bu yöntemi daha iyi izah etmek için yakın zamanda kendi başına gelen bir örneği paylaşmaktan da geri durmuyor: “Geçtiğimiz gün bir konuşma yapmak için Google kampüsündeydim. Park yerinde aracımı bıraktıktan sonra, görevliye ne tarafa gitmem gerektiğini sordum. Bana ‘Şu binanın arkasında’ dedi ve o yöne baktığımda birden fazla bina olduğunu gördüm. Bir an duraksadım, ‘arkasında?’ şeklinde soru tonuyla onun sözünü aynaladım.” Tahmin edeceğiniz üzere, park yeri görevlisi hemen dökülmeye başlamış ve “Hemen yanımızdaki binanın sonuna doğru git, sağa dön ve gitmek istediğin yer hemen solda kalacak. Aradığın kapı numarasını görebilirsin ve resepsiyon görevlisi içeride olacaktır.”

Ayna yöntemi pazarlık yaparken de işe yarıyor

İnsanlar meşgul olduğunda ya da zihinleri dolu olduğunda, bir kelime seçerler ve bunun sizin için yeterince açıklayıcı olduğunu düşünürler. Voss bunu turistle karşılaşan yerlilerin konuşmasına benzetiyor: “Söylediklerimiz anlaşılmayınca, aynı kelimeleri daha yüksek sesle tekrar ederiz. Halbuki bunun karşı taraftaki etkisi değişmez.” Voss’a göre aynalama aynı zamanda sıkı bir pazarlık yöntemi olarak da kullanılabiliyor: “Aynı akşam bir arkadaşımla yemek yedik ve bana bahçıvanla yaptığı pazarlığı anlattı. Bahçıvan ilk başta oldukça yüksek bir saatlik fiyat söylemiş (saatte 65 dolar!) ve arkadaşımın tek yaptığı, bir anlık tereddüt sonrası söylenen fiyatı gayet sakin, masum bir soru tonuyla tekrarlamak olmuş. ’65 dolar?’.” Bahçıvan her ayna karşısında fiyatı 10 dolar daha düşürmüş, Voss’un arkadaşı “evet” ya da “hayır” bile demeye gerek kalmaksızın, fiyatı saatlik 30 dolara kadar düşürmeyi başarmış!

Android lokasyona göre uygulama önerecek

0
Google’ın yeni duyurduğu özelliğe göre, Android işletim sistemi artık kullanıcının bulunduğu lokasyona göre ihtiyacı olabilecek veya ona avantaj kazandırabilecek uygulamaları önerecek. Nearby isimli yeni özellik, uygulama marketi PlayStore ile bağlantılı çalışacak. Böylece kullanıcılar, bulundukları lokasyonda işlerine yarayabilecek uygulamalar hakkında bilgilendirilecek. Örneğin hava limanında THY check-in bankolarının yakınında bulunan bir mobil cihaz kullanıcısına, eğer varsa THY’nin uçak içinde film ve dizileri ücretsiz olarak izlemesine izin veren uygulaması hatırlatılacak, kullanıcı uyarıya tıkladığında PlayStore’da ilgili sayfaya yönlendirilecek ve uygulamayı indirip kurması mümkün olacak. Nearby aynı zamanda cep telefonu ile Android Wear cihazları arasındaki veri iletişimini de düzenleyecek. Google yeni uygulamanın reklam verenler tarafından nasıl kullanılabileceğine dair henüz bir açıklama yapmadı ancak Nearby yeteneğinn lokasyon bazlı reklamlar için de kullanılmasına kesin gözüyle bakılıyor.

ABD’nin en sevilen CEO’ları belli oldu

0
Online iş/eleman bulma servisi Glasdoor’un ABD’de çalışanlar arasında her yıl yaptığı geniş çaplı araştırma, ülkedeki büyük şirketlerin çalışanlarının CEO’ları hakkında ne düşündüğünü ortaya koyuyor. Bu yıl yapılan çalışmada Google’ın yeni CEO’su Sundar Pichai, en sevilen patron oldu. Pichai, patronu Larry Page’in geçen yıl oturduğu birincilik koltuğunu alırken Page de ikinci sıraya düştü. Facebook’un CEO’su Mark Zuckerberg, dördüncü sırada yer alırken, SalesForce’un CEO’u geçen yılki 21. sırasından 15 sıra birden yükselerek yılın en hızlı yükselen CEO’su oldu. Nestle Purina PetCare’ın yöneticisi Joseph Sivewright 9. sırada  listeye ilk kez girerken, listede ilk kez yer alan NBCUniversal’in yöneticisi Stephen Burke 39, lululemon’un CEO’su Laurent Potdevin 48. sırada yer aldı. Glasdoor’un her yıl yaptığı araştırması, ülkede çalışanlar arasında çok popüler bir çalışma. Ancak araştırma sadece basit bir patronunuzu ne kadar çok seviyorsunuz sorusundan ibaret değil. Araştırma çalışanların işe girdikleri şirketler hakkında Glassdoor’a yaptıkları geri bildirimlerin detaylı analiziyla oluşturuluyor. Araştımaya sadece 1000’in üzerinde çalışana sahip şirketler konu oluyor ve bu şirketlerin en az 100 Glasdoor üyesi çalışan tarafından yorumlanmış olması gerekiyor. Yorumlar part time, full time, freelance veya sözleşmeli çalışanlardan kabul ediliyor. Stajyer çalışanların ise yorumları sayılmıyor. Glassdoor’un araştırması, çalışanların şirketleri ile arasındaki bağa, güvene, kendilerini işe adamalarına dair önemli ipuçları içeriyor.

EngageYa Türkiye operasyonunun başına Gökhan Seçkin getirildi

0
EngageYa (Engage Your Audience), Türkiye’deki ofisinin açıldığını duyurdu. Sektörün deneyimli isimlerinden Gökhan Seçkin ise EngageYa Türkiye Ülke Müdürü olarak atanırken, Türkiye’deki operasyonlarını genişletmeyi planladıklarını açıkladı. Yayıncılar, reklamverenler ve networkler için 360 derece SaaS (Software as a Service-Hizmet olarak Yazılım) hizmeti veren, doğal reklamcılık platformu EngageYa, 12 bölgede hizmet verdiği kullanıcıları ile aylık 10 milyarın üzerinde bir gösterim rakamına ulaşıyor. Elde ettiği gösterimlerin yüzde 25’ini Türkiye’den sağlayan EngageYa, Türkiye’de ETS Tur, N11, Boyner, Dumankaya İnşaat, Işık FX, Ağaoğlu İnşaat, Zingat gibi birçok farklı sektör lideri ile çalışıyor. Kişiselleştirilmiş içerik gösterimleri ile kullanıcı bağlılığını artıran EngageYa, dünya çapında 50 binden fazla sitede kullanılıyor. EngageYa Türkiye’de ofis açmaları ve Gökhan Seçkin’in Ülke Müdürü olarak atanmasıyla Türkiye’ye yapacakları yatırımlara hız kazandıracaklarını söyleyen Engage EMEA Bölge Sorumlusu Oded Lev sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğal reklamcılık dijital pazarlamanın en yeni gözdesi olarak görülüyor. EngageYa olarak, dijital pazarlamacıların tüketiciyle bağlantı kurması için hem heyecan verici yeni bir yöntem hem de yayıncılar için yeni bir reklam geliri kaynağı sunuyoruz. Son yıllarda baş döndüren bir hızla gelişen teknolojiye paralel olarak, analistlere göre doğal reklamcılık harcamalarında 2020 yılına kadar yüzde 156 oranında bir büyüme öngörülüyor. Türkiye’nin sahip olduğu genç nüfus ve Avrupa’yı geride bırakan teknoloji kullanımı da bizim Türkiye’ye yaptığımız yatırımların en önemli sebeplerinden biri. Türkiye’nin dijital dönüşümüne katkı sağlamak, yayıncı ve reklamverenleri yeni nesil teknolojilerle buluşturmak adına Türkiye’ye yatırımlarımızı artıracağımızı belirtmekten mutluluk duyarım. Ülke müdürümüz Gökhan Seçkin’in hem yerel hem de uluslararası şirketlerde edindiği tecrübesinin, gerek Türk yayıncı ve reklamverenlerle yakın işbirliği sağlayacağına gerekse bölgedeki konumumuzu kuvvetlendireceğine inancımız tam.

Canon, Drupa 2016’da dijital baskı çözümlerini sergiledi

0
Canon, 31 Mayıs – 10 Haziran tarihleri arasında Düsseldorf’ta düzenlenen Drupa 2016 fuarında, portföyündeki teknolojik yeniliklerini sergiledi. Canon, baskı hizmeti sağlayıcılarının işlerindeki potansiyeli açığa çıkarmalarında onlara nasıl yardımcı olduğunu gözler önüne serdi. Canon, üretim baskısı alanına giriş yapmasının üzerinden 10 yıl bile geçmeden, baskı hizmeti sağlayıcılarına geliştirilmiş dijital çözümler sunan önemli bir marka haline geldi. Canon, kendisine ait üçüncü taraf iş akışları ve sonlandırma çözümleri tarafından desteklenen, pazarda öncü son teknolojili tabaka beslemeli toner ve inkjet baskı makineleri, kesintisiz beslemeli inkjet baskı makineleri, rulo ve düz yataklı geniş formatlı baskı makineleri sunabiliyor. Canon’un Drupa 2016 fuarındaki standında üretim baskısı çözümlerine ait portföyünün tamamından örnekler, 25’ten fazla farklı canlı üretim iş akışı ile entegre bir şekilde sergilendi. Ziyaretçiler, baskı makinelerinin kapasitelerinin canlı bir şekilde gösterildiği ortamda, 300’den fazla baskı uygulamasını incelediler. canon 1 Canon Avrupa Başkan Yardımcısı Jeppe Frandsen Drupa 2016’yı şöyle değerlendiriyor: “Canon’un üretim baskı pazarına girdiği ilk günden bu yana, dijital teknoloji ile yapılabileceklere dair sektörde kanıksanmış algılara meydan okumak üzere hareket ettik. Matbaalara sınırlarını zorlamaları için ilham vermek için teknolojik inovasyon ve uzmanlıkla onları desteklemek üzere çalıştık. Sektörde uzun vadeli planlarımız ve girişimlerimiz var. Müşterilerimizin daha iyi işler kurmaları için onlara yenilikçi dijital teknolojiler sunmaya devam edeceğiz. Drupa 2012’den bu yana inkjet ve geniş format dahil portföyümüzü oldukça genişlettik. Bugün, Canon sektörde mevcut en geniş çözüm portföyünü sunuyor. Burada, Drupa 2016 fuarında, dijital baskının farklı kalite spektrumunda hemen hemen her uygulamada kullanılabilecek bir seçenek olduğunu gösterebiliyoruz.”

Teknolojik yenilikler

Canon’un sürekli hale getirdiği Ar-Ge yatırımları, portföyün tüm alanlarında yeni nesil ürün serilerinde kendini açıkça gösteriyor. Canon’un en temel ürün inovasyonları şöyle: -Baskı makinesinin kapasitesini yüksek kaliteli grafik sanatları uygulamalarını da içerecek şekilde genişleten yeni Chromera mürekkeplerin kullanıldığı Océ ColorStream 6000 Chroma kesintisiz inkjet baskı makinesinin küresel lansmanı; -Geniş bir medya seçeneği aralığında en yüksek toner verimliğini sunan Canon imagePRESS C8000VP modelinin 2015 sonbaharında piyasaya sunulan başarılı imagePRESS C10000VP modelinden hemen sonra gerçekleşen lansmanı; -Océ VarioPrint i300 yaprak inkjet baskı makinesi için standart ofset kuşe medyada yüksek kalitede renk üretimi sağlayan yeni ColorGrip seçeneğinin ve yeni mürekkeplerin küresel lansmanı; -Düz yataklı geniş formatlı baskı makinesi Océ Arizona 2200 serisi, yeni Océ Arizona 1200 serisi ve Océ ColorWave 910 ile birlikte küresel lansmanı; -Şubat 2015’te lanse edilen standart ofset medya üzerine baskı için optimize edilmiş Océ ImageStream 2400 kesintisiz beslemeli inkjet baskı makinesinin ilk kez kamuya açık şekilde sergilenmesi. Canon’un genişleyen 3D baskı tekliflerini yansıtacak şekilde kısa bir süre önce duyurduğu Materialise ile ortaklığı sonrasında, Materialise Magics iş akışı yazılımlarıyla birlikte çalışır halde birçok sistem gösteriliyor. canon 2

Prototip inkjet baskı makinesini tanıttı

Drupa 2016 ziyaretçileri Voyager diye adlandırılan, Canon’un Prototip Yeni Nesil Üretim Inkjet Fotoğraf Baskısı Makinesi’nin canlı sunumlarını ilk kez görme şansına da sahip oldu. Hala geliştirme aşamasında olan bu B2+ baskı makinesinin fotoğraf kalitesindeki inkjet çıtayı yeniden belirliyor.

Canon standı 7 bölgeye ayrıldı

Ziyaretçilerin alanda kolay bir şekilde gezinmeleri için Canon’un standı, Canon müşterilerinin iş alanlarını yansıtacak şekilde birbirinden rahatça ayırt edilebilecek yedi bölgeye ayrıldı: Ticari baskı; işlemsel ve doğrudan posta dahil ticari iletişim; kitap, dergi ve gazeteler dahil yayıncılık; reklamcılık ve kreatif baskı; 3D baskı dahil fonksiyonel/endüstriyel baskı; paketleme ve fotoğraf ürünleri. Standa yayılan bu 7 bölgenin her birinde çeşitli canlı iş akışları sergilendi. Canon’un müşterilerini, uçtan uça çözümlerle destekleyip yüksek kaliteli sonlandırılmış ürünler sunma ilkesi, yirminin üzerinde teknoloji ortağına ait geniş iş akışı çözümü, medya işleme ve sonlandırma ekipmanı seçenekleriyle yedi bölgenin hepsinde kendini gösterdi. Drupa 2016’da Plockmatic ve BDT ile kurulan yeni ortaklıklar da duyuruldu. Her iki şirkete ait çözümler, Canon standındaki Canon’un imagePRESS renkli üretim baskı makineleri ile birlikte gösteriliyor. Standın merkezindeki Çözümler ve Danışmanlık Merkezi’nde iş akışı, renk yönetimi ve iş geliştirme araçları dahil Canon’un derin teknik uzmanlığına ve çözüm tekliflerinin derinliğine dair gözlemler sunuldu.

Uber’e Fransa’dan ağır ceza! Sırada Türkiye mi var?

1
Uber’in faaliyetlerini ülkede yasaklayan Fransa şimdi de şirketin yasa dışı olarak Fransa’da taşımacılık yaptığı dönemler için şirkete 900 bin dolar ceza kesti. Fransız yasalarına göre, ülkede mal veya insan taşıyabilmek için özel lisansların alınması gerekiyor. ABD’li otomobil paylaşım servisi ise, dileyen herkesin otomobili ile yolcu alıp para karşılığında istediklere götürmelerini sağlayan uygulaması ile Fransa’da yasa dışı kabul ediliyor. Fransız taksi şoförlerinin haksız rekabet şikayetlerinin artması ile Uber’i yasaklayan Fransa’nın tutumu, araç paylaşım servisini Avrupa’da istemeyen diğer ülkelere de örnek olabilecek. Aynı şekilde, Türkiye’de yoğun baskı altında olan ve araçları polis tarafından sık sık durdurulup yolcuları sorgulanan Uber’in yakında cezaya çarptırılması ihtimali var. Hava alanı girişleri gibi polis kontrolünün yoğun olduğu noktalarda firma için çalıştığından şüphelenilen araçların sık sık durdurulması ve yolculardan aracın taksi hizmeti verdiğine dair ifade alınarak tutanak tutulması, ABD’li firmaya karşı girişilecek yasal sürecin hazırlığı olarak görülüyor. Fransa ise soruşturmada şirketin ülkedeki ikiyöneticisini korsan taksi operasyonu yönetmekle suçlayarak tutuklamıştı. Polis, Mart 2015’te ABD’li şirketin Fransa ofisine yaptığı baskında ise çok sayıda dokümana el koymuştu. Uber şu anda Fransa’da sadece şoförlü limuzin servisi olarak hizmet verebiliyor. İsteyen herkesin aracı ile taksi servisi verebildği UberPop servisi ise kapalı durumda ve bu servis nedeniyle UberFransa’ya 900 bin dolar ceza kesilmiş durumda.

Apple elektrik satmaya başlıyor

0
Bugüne dek telefon, tablet, bilgisayar, monitör, akıllı saat, müzik, film ve yazılım satarak kasasını dolduran Apple, Ağustos ayından itibaren elektrik satmaya başlayacağını duyurdu. Firma elektriği şimdilik, kendi kampüslerinin elektrik ihtiyacını karşılamak için kurduğu güneş enerjisi santrallerinden elde edecek. Elektrik satışı için Apple Energy isminde bir de şirket kuran Tim Cook ve ekibi, güneş enerjisi santrallerinden kendi kampüsleri için ihtiyaç duydukları enerjiyi çektikten sonra, kalan fazla elektriği piyasaya verecek. Apple’ın bu girişimi ilk bakışta şüpheli görünmüyor gibi olsa da detayları bilmek önemli. ABD’de kendi elektriğini karşılamak için güneş enerjisi panelleri kuran firmalar veya özel kişiler, ellerindeki fazla elektriği satabiliyorlar ancak bunun için şirket kurmalarına gerek yok, elektriği doğrudan piyasadaki elektrik şirketlerine satıyorlar. Apple ise güneş enerjisi santrallerinden elde ettiği fazla elektriği elektrik dağıtım şirketlerine değil, evlere satacak. Yani, kendisi elektrik dağıtım şirketi olacak. Bu iş için bir şirket kurmuş olduğundan, şirketin yöneticileri daha fazla kazanç sağlamak için yeni yatırımlar yapmak isteyecek, genişleme planları oluşturacak ve firma ileride dev bir elektrik dağıtımcısı haline dönüşebilecek. Gözden kaçan ikinci bir detay ise Apple’ın büyük bir gizlilikle yürütmeye çalıştığı otomobil üretimi çalışmaları. Firma bu konuda hiçbir yorum yapmasa da otomotiv endüstrisinden işe aldığı mühendisler, kiraladığı dev depolar ve Uber’in rakibine ortak olmak için verdiği 2 milyar dolar ile, otomobil üretmek üzere hazırlandığı görünümü veriyor. Elektrik dağıtım şirketi kurması da bu senaryoyu destekliyor çünkü elektrikli otomobillere şarj istasyonları kurmak için bir elektrik dağıtım şirketi gerekiyordu. Bu istasyonlar aynı iOS uygulama marketinin iPhone ve iPad’lere uygulama satması gibi, otomobillere elektrik satacak. Dolayısıyla, elektrik dağıtım şirketi kuran firma, otomobil üreteceği söylentilerini bir kez daha doğrulamış oldu.

Larry Page ve çılgın start-up’ları açığa çıktı

0
Google’ın kurucularından Larry Page’in, teknoloji dünyasındaki “yeni büyük şey”i icat etmek için giriştiği çılgın planları medyaya sızdı. Bllomberg’in yayınladığı rapora göre, Larry Page uçan otomobil icat etmek için çılgın bir planı hayata geçirdi. Buna göre Larry Page, gizli şekilde iki start-up kurdu ve iki şirketi, uçan otomobil teknolojileri geliştirmek için birbiriyle yarıştırıyor. Rapora göre, uçan otomobil teknolojileri üzerinde çalışan Kaliforniyalı iki Start-up, Zee.Aero ve Kitty Hawk’ın kasasına giren paranın kaynağı, Google’un kurucusu iş adamı Page. Page daha önce de benzer bir girişimde bulunmuş ancak Google’ın kampüsünde filizlenen bu girişim fazla uzun sürmemişti. Bu kez Page’in gizlice fonladığı iki start-up ise Google bünyesinin dışında hareket ediyorlar ve hem çok gizli çalışıyorlar hem de yaptıkları işte çok ciddiler ve sonuç odaklılar. Üstelik şirketlerden biri Zee.Aero kend prototipini çoktan geliştirmiş durumda. Basından sır gibi gizlenen bu araç Kaliforniya’da test sürecinde ve otoyoldan kalkıp havalanıyor. Bölgede yaşayanlar medyaya sık sık, uçan garip bir otomobil gördüklerini rapor ediyorlar. Görgü tanıklarına göre otomobil aslında bir uçağa benziyor ve pervanesi arkasında bulunuyor. Ancak aracın bir kişilik, küçük bir araç olduğu da belirtiliyor. Öyle görünüyor ki Page şimdilik fazla dikkat çekmeyen ve tüm mekaniği sorunsuz çalışan küçük bir aracı tamamlayarak daha sonra keşfettiği formülü daha büyük araçlara uygulamak istiyor. Uçuş dinamikleri konusunda son derece yetenekli mühendisleri işe almış olan Zee.Aero son derece gizli çalışsa da, çalışanlarının 2013’teki RedBull “motorsuz uçuş” yarışmasında tavuk kıyafetleriyle dans edip uçuş rekoru kırdıkları görüntüler de medyaya sızmış durumda.

Larry Page gizli kalmak konusunda ısrarcı

Öte yandan Kitty Hawk ise Zee.Aero ile rakabet etmesi için kurulmuş ve Google’ın drone’lar, balonlar, insansız uçaklar ürettiği Google X Lab girişimin kurucusu Sebastian Thrun tarafından yönetilen bir start-up. Sebastian Thrun aynı zamanda internette bir arama motoru geliştirmiş kendi halinde bir internet ve yazılım şirketi olan Google’ı sürücüsüz otomobil teknolojileri üretmeye ikna eden yönetici olarak tanınıyor. Kitty Hawk, quadcopter formatında insanlı bir otomobil/araç üzerinde çalışıyor. Ancak Larry Page’in, eğer firmalarla bağlantısı ortaya çıkarsa, iki firmadan da elini çekme kararında olduğu söyleniyor. Dolayısıyla medyaya yansıyan bu haberlerden sonra uçan otomobil hayalleri rafa kaldırılabilir.