İstanbul ve Berlin arasında melek yatırımcı köprüsü kuruldu

0
BIC Angels melek yatırımcıları yeni yatırım fırsatları aramak, girişimcilik ekosistemini yerinde incelemek için Avrupa’nın en gelişmiş ekosistemine sahip olan Berlin’e gitti. Berlin’deki kuluçka merkezleri, hızlandırma programları ve ortak çalışma alanları ziyaret edildi. 18 melek yatırımcının katıldığı gezi kapsamında Almanya’nın girişim sektöründe önde gelen hızlandırma programları ve kuluçka merkezlerinden Hubraum, Startupbootcamp, Axel Springer Plug & Play, Techstars Berlin, Point Nine Capitalziyaret edildi. Rainmaking Loft, Betahaus Berlin, The Workplace gibi ortak çalışma alanları incelendi. Berlin’deki yatırım fırsatları hukuki ve vergilendirme kapsamında değerlendirildi. Gezi sayesinde Berlin ve İstanbul melek yatırım ekosistemleri arasında yeni ve güçlü bir bağın önemli adımları atıldı. Avrupa’nın en gelişmiş melek yatırım ekosistemlerinden birine sahip olan Berlin’i ziyaret etmelerinin çok önemli olduğunu paylaşan Dr. Joachim Behrendt, kurdukları bağ ve iletişim ile birlikte İstanbul’daki girişimci ve melek yatırımcı evrenine önemli bir katkı sağlamayı hedeflediklerini paylaştı. Melek yatırımcılığın Türkiye’de emin adımlarla ilerlediğinin altını çizen Behrendt bu kapsamda bir köprü görevi üstlenmelerinin kendileri açısından gurur verici olduğunu söyledi.

WhatsApp nasıl çalışıyor?

0
Facebook F8 etkinliğindeki en iyi konuşmanın Mark Zuckerberg değil, bir WhatsApp mühendisinden gelmesi şaşırtıcıydı. İki yıl önce Facebook tarafından 19 milyar dolara satın alınan WhatsApp’te yazılım mühendisi olarak çalışan Rick Reed, sadece 57 mühendisin, 900 milyona ulaşan WhatsApp kullanıcısının birbirine her gün gönderdiği 42 milyar mesajın altından nasıl kalktıklarını anlattı. Rick Reed’in konuşmasının ana temasını, küçük ve işine odaklı bir ekip ve startup ruhu ile çalışarak cesur şirket politikalarını uygulamaktan korkmamak oluşturuyordu. Bunu ise WhatsApp’in lazer keskinliğindeki odağı sağlıyor. Reed buna örnek olarak Hangouts ya da Messenger gibi diğer anlık sohbet uygulamalarının sunduğu envai çeşit -sohbet dışı- özelliği veriyor: “Bizim odaklandığımız şey ise en basit, en güvenilir sohbet uygulamasını yapmak. Görevimiz bir sürü fazladan zımbırtı olmaksızın basit, hızlı ve güvenli bir iletişim aracı oluşturmak.” Deneyimli mühendise göre bunun adı “Yetecek Kadar mühendislik” (Just Enough engineering) ve bu sayede şirket, kaynaklarını, kendi odağını dağıtmayacak şekilde değerlendirebiliyor.

WhatsApp ekibi toplantı yapmıyor

Şirket demek bizim için toplantı demek. Beş kişilik küçük bir ekip bile ofis ararken önce “toplantı odası nerede olacak?” sorusuyla işe başlar. Oysa WhatsApp bunun tam tersini benimsiyor. Şirketin “toplantısızlık” kültürü (her zaman sağlanamasa da) toplantılardan tümüyle arındırılmış bir çalışma düzenini hedefliyor ve çalışanların birbiriyle çeşitli mesajlaşma araçları (Rick Reed burada isim vermedi ama muhtemelen Slack’i kastetti) üzerinden iletişim kurmasını teşvik ediyor: “Böylelikle yaptığımız işe odaklanabiliyoruz ve oldukça sessiz bir ofise sahibiz.” Business Insider, 57 mühendise sahip bir ekibin, olası bir soruna Facebook ya da Google kadar cömert bir şekilde işgücü kaynağı aktaramayacağının altını çiziyor. Böyle bir ekipte titiz bir planlama ve mühendislik ekiplerini ve zamanı doğru şekilde ayarlama gerekliliği vardır. Ancak bunu başardığınız anda eldeki ekipi tam olarak sorun çözmeye odaklanabilir. Reed, doğru pozisyona doğru kişiyi getirmek için oldukça fazla çalıştıklarını belirtiyor.
Fotoğraf: Matt Weinberger / Business Insider
Fotoğraf: Matt Weinberger / Business Insider

Az insan az hata yapar

Google’da çalışan binlerce kişilik personelin yapabileceği hataların toplamını düşünün. Bir de 57 mühendisin birim zamanda yapacağı toplam hatayı göz önüne getirin. İkincisi daha kesin çözüm gibi görünüyor, değil mi? Rick Reed daha az çalışan sayesinde, insan eliyle yapılacak hataların ve karışıklıkların önüne geçtiklerini söylerken, böylelikle şirket altyapısını da daha küçük ölçekte tutabildiklerini vurguluyor. Diğer teknoloji devleri ise yeni özellikler ve devasa veri yığınları nedeniyle insana bağlılıktan kurtulabilmek için milyonlarca dolar yatırım yaparak, süreç otomasyonu çözümlerine başvuruyor. Reed, mutlaka gerekmediği sürece otomasyon çözümleri kullanmadıklarını, mühendislerin el emeğine kıymet verdiklerini anlatıyor. Az kişi olmak aynı zamanda her bir çalışanın yokluğunun daha fazla hissedilmesi demek oluyor. Reed konuşmasını bitirirken, pazarlama, basın toplantıları veya geliştirici konferansına fazla vakit ayırmanın şirket odağını dağıtacağına inanıyor ve Facebook F8 geliştirici konferansındaki konuşmasını şöyle bitiriyor; “Eğer biri sorarsa, ben burada yokum.”

Kocaeli’de drone uçurmak ikinci bir emre kadar yasak

0
Drone olarak bilinen insansız hava araçlarının havalimanları, askeri bölgeler gibi yerlerde güvenlik amacıyla yasaklanması normal bir olay. Ancak bu tip bir yasağın tüm bir ili kapsayacak şekilde uygulanması örneği ise Kocaeli’nde gerçekleşti. Kocaeli Valiliği’nden yapılan duyuruya göre insansız hava araçları terör amaçlı kullanılabilecekleri gerekçesiyle sadece il merkezi değil, ilçeleri de kapsayacak şekilde yasaklandı. Kararın gerekçesinde; “Ülke genelinde terör örgütlerine yönelik yapılan operasyonlarda, birçok terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiş, barındıkları yerlerde yapılan aramalarda patlayıcı madde, silah, mühimmat, DRONE (insansız hava aracı) ele geçirilmiştir. Terör örgütlerinin insansız hava araçları ve benzerlerini bombalı saldırı ve keşif amaçlı eylemlerde kullanabilmek amacıyla bulundurdukları ve kullandıkları anlaşılmıştır.” ifadesine yer verildi. Yasağa uymayanlara hapis cezası İkinci bir emre kadar yasaklandığı belirtilen drone uçuşlarında karar uymayanları hapis cezasına varan cezalar verileceği de yapılan resmi duyuruda yerini aldı. Karara uymayanların karşılaşacağı cezalar ise resmi duyuruda şu sözlerle tanımlandı: “5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 66. Maddesi ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca cezalandırılır. Ancak kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini tehlikeye düşürecek toplumsal olayların baş göstermesi halinde Vali tarafından kamu düzenini sağlamak amacıyla alınan ve usulüne göre ilan olunan karar ve tedbirlere aykırı davrananlar, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmüne istinaden adli ve idari işlem yapılacaktır.”

ABD’de çalışanların yüzde 43’ü ‘freelance’ olacak

0
Strateji, yönetim danışmanlığı, dijital, teknoloji ve operasyon alanlarında geniş hizmet ve çözümler sunan uluslararası profesyonel danışmanlık şirketi Accenture’ın gelenekselleşen ‘Teknoloji Vizyonu’nun 2016 yılı çalışması, dijital dönüşümün hız kesmeden devam ettiği, yeni dünyayı şekillendiren beş teknoloji trendini belirledi. Şirketlerin hâlihazırda hayata geçen veya kısa vadede etkisini hissettirecek olan dinamikleri öngörmelerine yardımcı olan Accenture Teknoloji Vizyonu trendlerinin özünde ‘Önce İnsan’ yaklaşımı yer alıyor. Hızla gelişen teknolojik gelişmeler, işgücünde de dönüşümü beraberinde getiriyor. Çalışmada, her ölçekteki şirketin; çalışanlarının dijital yetkinliklerini güçlendirecek yeteneklerini belirlemeyi, bu yetenekteki kişileri işe almayı onların sürekli gelişimlerine destek vermeyi önceliklendirmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Araştırmanın sonuçlarını yorumlarken, teknoloji sayesinde verinin hızlı üretilir, ulaşılabilir olması, internete erişimin ve bilgi işlem gücünün artması ile farklı sektörlerdeki şirketlerin işlerinin bir bölümünü dijital işe dönüştürdüklerinin görüldüğünü belirten Accenture Türkiye Teknoloji Grubu Ülke Lideri ve Yönetici Ortağı Emre Hayretçi, konuyla ilgili olarak; “Büyük bir teknoloji devriminin ortasındayız. Dijitalin artık şirketlerin DNA’larında olması kaçınılmaz. Küresel ekonominin yüzde 33’ü halihazırda dijitalden etkilenmiş durumda. Araştırmaya katılanların yüzde 86’sı da önümüzdeki üç yıl içinde teknolojideki değişim hızının çok yüksek ve beklenmedik düzeyde artış göstereceğine inanıyor.” yorumunu yapıyor.
Kaynak: Accenture Teknoloji Vizyonu 2016 Raporu
Kaynak: Accenture Teknoloji Vizyonu 2016 Raporu
Yapay zeka planlar arasına girdi 11 ülkede ve 12 endüstri dalında faaliyet gösteren 3.100’ün üzerindeki işletme ve IT yöneticisinin katılımıyla yapılan araştırmaya katılanların yüzde 70’i, son iki seneye göre teknolojiyle ilgili yatırımlarını önemli ölçüde artırdıklarını söylüyor. Aynı zamanda yöneticilerin yüzde 55’i yapay zeka platformlarını kullanmayı planladıklarını ifade ediyor. Accenture’un açıkladığı 2016 yılının teknoloji trendleri şu şekilde sıralanıyor: Trend 1 – Akıllı Otomasyon: Lider şirketlerin, rekabet avantajı sağlayacak yeni bir dijital dünya yaratmak için akıllı otomasyondan faydalanmaları gerekiyor. Bu dönemde makineler ve yapay zeka iş gücü ise vazgeçilmez unsurlar haline gelecek. Makineler, insanların güvenini kazanacak. Akıllı otomasyon yeni dünyada büyümenin ve inovasyonun başlangıç noktası olacak. Yapay zeka tarafından desteklenen çözümler, farklı sistemlerden muazzam miktarda veriyi elde etme ve işleme yeteneği sağlayarak şirketlerin iş modellerini ve iş yapma biçimlerini önemli ölçüde değiştirecek. 2020 yılında 44 zetabayttan fazla verinin olması ve bunların yüzde 33’ünün analizler için kullanılabilir durumda olması bekleniyor. Bugün sadece ABD’de yapay zeka konusunda çalışan startupların sayısı son dört yılda 20 katına çıktı. Bu doğrultuda, 2015 – 2018 yılı için profesyonel hizmetlere yönelik robotların 152.400 adetle 19,6 milyar dolarlık, kişisel hizmetlere yönelik ise 35 milyon adetlik 12,2 milyar dolarlık bir hacim oluşturacağı tahmin ediliyor. Trend 2 – Akışkan İş gücü: Şirketler sürekli değişen dijital çağa ayak uydurmak için gerekli teknolojilere ve araçlara yatırım yapıyor. Ancak tüm bunların arkasında çok kritik bir unsur daha var: İş gücü, yani çalışanlar…  Akışkan iş gücü, şirketin yetenek havuzunu sürekli güncel ve değişen ihtiyaçlara uyumlu tutmasına yönelik bir yaklaşım. Şirketler doğru teknolojiyi seçmekten daha fazlasını yapmalı. Bu teknolojileri kullanarak doğru kişilerin doğru adımları atmalarına imkan sağlamalı. Diğer yandan 10 yıl içinde Global 2000 listesinde yer alan ve tepe yöneticileri dışında tam zamanlı çalışanı olmayan bir şirketin doğması bekleniyor.  Ayrıca, 2015 yılında milenyum kuşağı iş gücündeki en büyük kitle haline gelirken, 2025’te bu oranın yüzde 76’ya çıkması bekleniyor.  2020 yılında ABD’deki iş gücünün ise yüzde 43’ünün freelance olacağı öngörülüyor.
Kaynak: Accenture Teknoloji Vizyonu 2016 Raporu
Kaynak: Accenture Teknoloji Vizyonu 2016 Raporu
Bu trendin insan kaynakları iç değerlendirme süreçlerini de değiştirmesi bekleniyor. Beyin avcıları için de kişilerin online ortamda gösterdikleri bireysel başarı ve etkililikle oluşturdukları dijital itibarın özgeçmişten daha belirleyici olması öngörülüyor. Diğer yandan işletmelerin yavaş işleyen eğitim programlarına karşılık kendi eğitim programlarını yaratacakları tahmin ediliyor. Trend 3 – Platform Ekonomisi: Yıkıcı inovasyonun bir sonraki aşaması, şu anda farklı endüstrilerde filizlenen, teknolojiyi kullanan ve platformlar tarafından desteklenen dijital ekosistemler tarafından oluşturulacak. Dijital şirketler yaratmak için teknolojinin nimetlerinden başarıyla yararlanan liderler şimdi de ekosistem temelli dijital ekonomide başarıyı getirecek, birbiriyle bağlantılı, ölçeklenebilir ve uyumluluk özellikleri güçlü bir platform ekonomisi ortaya koyuyorlar. Günümüzde platformlar iş dünyasındaki en büyük dönüştürücü unsurlardan biri olarak dikkat çekiyor. İş yapma biçimlerini yeniden tanımlayan ve yepyeni büyüme fırsatları oluşturan bu platformlar etrafında kurgulanan ekosistemler ve yeni modeller, Sanayi Devrimi’nden bu yana iş dünyasında yaşanan en büyük değişimlerden birini gerçekleştiriyor.  Halka açık olan en büyük 15 platform temelli şirketin piyasa değeri 2,6 trilyon dolara erişirken henüz halka açılmamış Unicorn (piyasa değeri  1 milyar dolar ve üstü startup) şirketlerin toplam değeri 500 milyar doları aşıyor. Platform tabanlı şirketler bugün 3 trilyon dolardan daha fazla bir piyasa değerini temsil ediyor. Teknoloji temelli ve doğuştan dijital şirketler rekor piyasa değerlerine ulaşarak dijital ekonomiyi domine etse de farklı endüstrilerden teknoloji odaklı olmayan şirketlerin de artık platform stratejileri geliştirerek önümüzdeki dönemde geleceğin inovasyon devleri olması mümkün. Trend 4 – Öngörülebilir Yıkım: Günümüzde her şirket dijital dünyanın dönüştürücü gücünü anlamış durumda. Ancak bunlar arasında yeni, platform temelli ekosistemlerin ne kadar güçlü ve sürekli bir değişim yarattığını özümseyenlerin sayısı çok da fazla değil. Sadece iş modelleri tepetaklak olmakla kalmayacak. Bu ekosistemler güçlü ve önceden tahmin edilebilir bir yıkım başlattıkça endüstrilerin ve ekonomik segmentlerin tamamı yeniden tanımlanmak zorunda kalacak. Bu durumda, önümüzdeki beş yıl içinde endüstriler arasındaki sınırların yok olarak bugünkü sınırların yarısı kadar olacağı tahmin edilirken, on yıl içinde ise geleneksel endüstriler arasındaki sınırların tüm sektörler için tamamen yok olacağı öngörülüyor. Fortune 500 listesinde yer alan şirketlerin çoğu da 2025 yılında listede olamayacak.
Kaynak: Accenture Teknoloji Vizyonu 2016 Raporu
Kaynak: Accenture Teknoloji Vizyonu 2016 Raporu
Trend 5 – Dijital Güven: Yeni teknolojiler yeni ve potansiyel risk alanları doğuruyor. Dijital ekonominin temelini güven oluşturuyor. Dijital şirketler, güven oluşturmadan veri toplayamayacağı ve kullanamayacağı için şirketlerin güvenlik ve etik unsurlarını öncelik haline getirmeleri gerekiyor. Şirketler, güven ortamı sağlamadan, verileri toplama ve işleme şansına sahip olamayacak. İşte bu nedenle günümüzün en gelişmiş güvenlik çözümleri sadece alan savunması yapmakla kalmıyor, veri konusunda en güncel etik standartlara uyumu da sağlıyor. Dijital ekonomide yaşanan bu hızlı değişim aynı zamanda bazı riskleri de beraberinde getiriyor.  Dijital şirketler, geleneksel şirketlerin karşı karşıya kalmadığı birçok riskle yüzleşmek zorunda. Raporun İngilizce orijinal versiyonuna bu linkten ulaşabilirsiniz.

Gençlerin tercihi Snapchat oldu

0
Gençliğin yeni adresi Snapchat. Piper Jaffray tarafından gerçekleştirilen yarı yıl anketinde de bu sonuç değişmedi. ABD’de yaşayan 6500 gence yöneltilen “En önemli sosyal ağ hangisi?” sorusuna yüzde 28 oranında bu yanıt geldi. Üstelik sadece geçtiğimiz sonbaharda aynı oran yüzde 19 seviyesindeydi. Birkaç ay önce gençlerin üçte biri aynı soruyu Instagram olarak yanıtlamıştı. İlkbahar 2016’da ise oran yüzde 27 ile popüler fotoğraf paylaşım ağını ikinci sıraya düşürdü. Anketin diğer sonuçlarında Twitter’ın İlkbahar 2014’ten bu yana devam eden düşüşü göze çarpıyor. İki yıl önce yüzde 27 oranında gençlik mikro blog servisine öncelik tanırken, son ankette yüzde 18’e düşüş gözleniyor. Facebook ise İlkbahar 2015’te hayatımıza Snapchat’in girmesiyle bir anda kaybettiği 9 puanlık düşüşü yavaş yavaş toparlıyor. Geçen yıl gençlerin yüzde 14’ü “Mark Zuckerberg’in ağında yaşıyorum” demiş; bu yıl oran yüzde 17’ye yükselmiş.

Facebook Snapchat’e bileniyor

Aynı zamanda Instagram’in sahibi olan Facebook, iki cephede de yaşadığı hüsrandan memnun olacak gibi görünmüyor. Öyle ki, Instagram için kronolojik zaman akışı yerine algoritmaya dayalı paylaşım sıralama gibi sıra dışı fikirler deneniyor. Daha önce 3 milyar dolara Snapchat’i ele geçirmeye çalışan Facebook başarısız olunca kendi ağına pek çok “snap” benzeri özellik ekledi. Aylık kullanıcı sayısı 400 milyonu aşan fotoğraf paylaşım servisi Instagram’in karşısında 100 milyon günlük kullanıcıya sahip olan Snapchat bakalım sonbahar sezonunda PJC anketlerinde nasıl bir performans sergileyecek.

Facebook F8: Gelecek videoda

0
Sosyal ağlar başta olmak üzere, inovasyon ve teknolojinin kullanılacağı alanları geliştiricilerle birlikte irdeleyen F8 etkinliği sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik gibi görsel teknolojilere odaklandı. Facebook ise YouTube ve Periscope ile rekabette ciddi olduğunu bir kez daha hatırlattı. Tek özelliği canlı video yayını olan Periscope gibi servisleri oldukça zor günler bekliyor. Facebook yeni tanıttığı canlı yayın özelliğiyle milyarı aşkın kullanıcıyı kendi zeminine taşımayı hedefliyor. Onaylanmış Sayfalar ile başlayan canlı yayın ve sonrasında kaydı yeniden izleme özelliğinin doğrudan ana uygulama içinden gerçekleştirilmesi, her Facebook kullanıcısının bir yayıncı olmasını sağlayabilir. Çünkü eski nesil ve yeni nesil ünlülerin tamamı mevcut durumda sosyal ağda güçlü bir varlık göstermek zorunda olduklarını biliyor ve videonun buna sağlayacağı katkıyı hiçkimse gözardı etmiyor. facebook f8 video

Facebook vs. Youtube

Youtube cephesinde ise Facebook’un bugüne kadar güçlü adımlar attığını söylemek oldukça güç. En başta platformda YouTube’un yüksek kaliteli ve isabetli video arama özelliğinin esamesi okunmuyor. Sanatçı ve içerik üreticiler ise telif haklarının korunması konusunda neredeyse hiç adım atılmaması nedeniyle Facebook’u tercih etmiyor. Kısacası ne son kullanıcı ne de profesyoneller Mark Zuckerberg için video üretmekten memnun değil. Ancak F8 etkinliğinde yayınlanan ön gösterimde, sosyal medya devinin video konusuna ne kadar eğildiği bir kez daha anlaşıldı. İlk olarak, Telif Hakları Yönetimi adlı yepyeni bir menü içerik üreticilerin hizmetine sunuluyor. Video hazırlayanlar buradan sundukları içerikle ilgili kullanım kurallarını belirleyebiliyor; bu hakları ihlal edenleri listeleyebiliyor ve içeriğin kullanımına izin verilecek sayfaları beyaz listeye alabiliyor.

Surround 360 duyuruldu

Oculus Rift alımından sonra şirketin sanal gerçekliğe odaklandığını düşünürken, Facebook bizi Surround 360 ile şaşırttı. Adından anlaşılacağı üzere 360 derece video çekebilen bu yeni kamera, 30 bin dolarlık ABD fiyatıyla herkese hitap etmiyor olabilir. Ancak 8K çözünürlüğe ulaşan 17 lensli bir kamera, sosyal medyada video içeriğin şampiyonu olmak isteyen (ve geniş bir bütçesi olan) tüm profesyonellerin ilgisini çekecektir.

İnovasyon için gerekli altyapıyı bu bilgisayarlar sağlıyor

0
İş bilgisayarı denince akla ilk olarak ofis masalarında yan yana dizilmiş, her biri 10 yıllık bilgisayarlar ve LCD teknolojisinin emekleme döneminden kalma monitörler gelebilir. Ancak bir de gerçek işlem gücüne ihtiyaç duyan, görev kritik girişimler, enerji sektörü operasyonları ve profesyonel stüdyolar var. Bu kurumlar teknolojinin kendilerine sağlayabileceği en yüksek kapasite ve performansa ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacı iş istasyonu adı verilen, son kullanıcıya oranla çok daha yüksek işlem ve depolama performansı sunan profesyonel bilgisayarlarla karşılıyorlar. HP Z serisi de bu iş istasyonlarından biri. Geçtiğimiz yıl ikiye bölünen HP’nin bilgisayar ve yazıcı işini üstlenen HP Inc. yeni şirket altında sırayı Z serisi iş istasyonlarına getirdi. HP Z Turbo Drive G2 adını verdiği 1 terabayt saklama alanına sahip PCIe SSD depolama aygıtıyla bugüne kadar sunduğu en hızlı Z Turbo Drive çözümünü tanıtan HP Inc., yenilediği HP Z840, Z640 ve Z440 masaüstü iş istasyonlarında ise hem AMD hem de Nvidia’nın en ileri seviye grafik seçeneklerini kullanıyor. İş istasyonları Microsoft veya Linux işletim sistemleriyle servis ediliyor. hp z iş istasyonu

Dört kat okuma performansı

İş akışı üretkenliğine ve yaratıcılığına olağanüstü seviyede güç sunmak için tasarlanan yeni 1 TB PCle SSD’li HP Z Turbo Drive, HP iş istasyonu iş akışlarını optimize ederek geleneksel SSD’lerin sunduğu okuma performansının dört katı kadar performansı neredeyse aynı maliyete sunuyor. İkinci nesil HP Z Turbo Drive, ultra hızlı I/O tepkisi elde ederek geniş veri setlerini işleyebiliyor. HP Z840, Z640, Z440 ve Z240 masaüstü iş istasyonları yüksek kapasiteli SATA HDD’lere ve SSD’lere sahip üst düzey performanslı HP Z Turbo Drive G2 1TB PCle ile entegre edilerek kolayca genişletilebiliyor. HP Z iş istasyonları medya, eğlence, grafik tasarım, CAD, mimari, fotoğrafçılık, üretim, finans, sağlık, bilimsel görüntüleme, petrol ve gaz arama gibi hesaplama gücünün kritik öneme sahip olduğu sektörlerin ihtiyaçlarına yanıt vermek için tasarlanıyor. Pazar lideri HP Z iş istasyonları portföyüne katılan yeni HP Z masaüstü iş istasyonları Adobe, Autodesk, Avid, Dassault, ESRI, SolidWorks, Siemens ve daha birçok onaylanmış istasyonu uygulamasına erişim de sunuyor. hp z turbo drive EMEA bölgesi tahmini fiyatları sırasıyla 1.600, 2.200 ve 2.600 avrodan başlayan HP Z440, Z640 ve Z840 iş istasyonları ile tahmini fiyatı 1.600 avro olması planlanan HP Z Turbo Drive G2 1TB PCIe’nin dünya çapında nisan ayında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

CEO’nun maaşı yatırımcıların gözüne battı

0
Kendi kurduğunuz şirkette, kendi maaşınıza karar veremedikten sonra Silikon Vadisi’nin zirvesinde olmanın ne anlamı var? Bulut devi Salesforce’un kurucusu ve mevcut CEO’su Marc Benioff şu sıra kendine sık sık bu soruyu soruyor olabilir. Silikon Vadisi’nin tehlikeli trendleri arasında sayılan “CEO’lara yapılan abartılı prim ödemeleri” ile gündeme gelen şirketlerden biri de Salesforce oldu. Marc Benioff’un yıllık maaşı 1,55 milyon dolar. Ancak bu maaş bile geçtiğimiz yıl aldığı prim ve hisse senedi opsiyonlarının yanında sönük kalıyor. Business Insider haberine göre Benioff, kendi kurduğu şirketin CEO’su olarak, maaş ve prim toplamında Ocak 2016’da sona eren mali yıl için toplamda 39,9 milyon dolarlık bir ödeme aldı. Neredeyse 40 milyon dolar! Bu para Salesforce tarafından öngörülen 8 milyar dolarlık yıllık gelirin içinde küçük bir pay gibi görünebilir ama anlaşılan o ki yatırımcıları endişelendirmek için yeterli oldu.

Marc Benioff bu yıl zam almayacak

Şirketin yaptığı açıklamada Benioff’un toplamda aldığı ödeneğin yatırımcılara endişe vermesi sonucu CEO’nun yıllık maaşının 2016’da değişmeden kalacağı (1,55 milyon dolar) belirtildi. Öte yandan Marc Benioff geçtiğimiz yıl aldığı toplam ödeneğin de yüzde 16’sını iade ediyor. Böylelikle Vadi’nin en zengin patronlarından biri olarak bilinen iş adamının yıllık geliri 33,36 milyon dolara düşmüş oluyor. Yapılan açıklamaya göre ayrıca CEO’nun kazanacağı prim miktarı bundan böyle şirketin genel performansına daha fazla bağlı olacak. Örneğin Salesforce hisse değerinin belirlenen hedeflere ulaşamaması durumunda Benioff bazı primleri alamayacak.

Salesforce parayı yöneticilere mi harcıyor?

Salesforce hisse değerlerinin son dönemde rekor üstüne rekor kırdığını hatırlatalım. Şirketin gelirleri de Wall Street tahminlerini yalancı çıkararak yüzde 25 oranında artmış durumda. Buna karşın bulut devinin karlılık konusunda çıkmaza girdiği ve gelirinin neredeyse yarısını satış ve pazarlama için harcadığı biliniyor. Halka arzının 12. yılında hissedarlar artık tatmin edici kar görmek istiyor. Yöneticilere ödenen abartılı primler hissedarlara biraz da bu yüzden “dokunuyor”. Öyle ki geçtiğimiz yıl yapılan hissedar toplantısında, yöneticilere ödenecek primlerle ilgili oylamada yüzde 47 oranında ret oyu kullanıldı. Dahası, Temmuz 2015’te hissedarların açtığı bir davada yöneticiler için harcanan paranın abartılı olduğu, prim ve hisse planınında reform yapılması gerektiği iddia edilmişti. Şubat 2016’da ise bu şikayetten vazgeçilmesi hususunda hissedarlar arasında anlaşma sağlandı.

Sürücüsüz araçlar karanlıkta nasıl gidiyor?

0
Google’a girip sürücüsüz otomobil veya benzeri bir arama yaptığınızda, karşınıza çıkan tüm görsel sonuçlarında gündüz çekimlerini göreceksiniz. Aslında bu bir tesadüf değil; otomotiv ve teknoloji devleri, kamuoyunun aklını zaten bir güvenlik endişesi meşgul ederken yeni soru işaretleri oluşturmak istemiyor. Gece sürüşü de bunlardan biri. Ford ise farklı bir yol izliyor ve Project Nightonomy adını verdiği çalışmayla otonom araçların karanlıktaki performanslarını masaya yatırıyor. Her ne kadar sihirli bir düzenek gibi görünse de, sürücüsüz otomobillerin kullandıkları sistem temelde basittir; araçta bulunan radarlar, kameralar ve “ışıklı lazer” olarak bilinen lidarlar sayesinde sürüş mesafesi, şerit takibi ve güvenlik gibi temel sürüş bileşenleri sağlanır. Ancak karanlık olduğunda bu üç sistemden biri, kameralar, devre dışı kalır. Otomotiv devi Ford’un yayınladığı yeni videoda ise, harita uygulamalarını ve lidarları kullanan araçların Arizona’daki bir test ortamında kamera kullanmaksızın nasıl çalıştığı anlatılıyor. Lidar tedarikçisi Velodyne tarafından geliştirilen en ileri teknoloji ışıklı lazerleri kullandığını belirten Ford, bu yıl içerisinde 30 sürücüsüz Ford Fusion ile insansız sürüş teknolojilerini test etmeyi planlıyor. https://www.youtube.com/watch?v=cc15Ox8UzEw

İstanbul Bilgi Üniversitesi ve YASAD yazılımcı yetiştirecek

0
İstanbul Bilgi Üniversitesi ile Yazılım Sanayicileri Derneği (YASAD) arasında işbirliği protokolü imzalandı. İki kurum, Yazılım ve Bilgi Teknolojileri sektöründe yazılımcı ihtiyacını karşılayacak işbirlikleri geliştirecek. Bu işbirliğiyle eğitim programları geliştirilip, ortak panel, sempozyum ve seminerler düzenleyerek Yazılım ve Bilgi Teknolojileri sektörüne yazılımcı yetiştirilecek. İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü Enerji Müzesi’nde, 11 Nisan 2016 tarihinde gerçekleşen imza törenine YASAD Başkanı Doğan Ufuk Güneş, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Rifat Sarıcaoğlu, Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) eski Başkanı Dr. Tayfun Acarer’in yanı sıra akademisyenler ile her iki kurumun yöneticileri katıldı. Açılış konuşmasını yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, “YASAD’la imzaladığımız protokol çok kapsamlı bir protokol. Öncelikli çalışma alanımız vakıf üniversiteleri arasında da ilk olarak açılan önlisans programı “Bilgi Güvenliği Teknolojisi” alanında olacak. Bu alan üniversitemizin çok ciddi olarak yatırım yaptığı ve Türkiye’ye çok büyük hizmetleri olacağını düşündüğümüz bir alan” dedi. Prof. Dr. Durman, “İşletme, Mühendislik ve Doğa Bilimleri başta olmak üzere diğer fakültelerimiz ve sürekli eğitim merkezimiz BİLGİ Eğitim aracılığıyla bu sektöre yönelik sertifika programları da düzenleyeceğiz” diye belirtti. İstanbul Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Rifat Sarıcaoğlu konuşmasında, “Bu bir başlangıç. Türkiye bugünlerde ciddi değişimlerden geçiyor. Mevcut ve yeni çıkacak yasalar bu sektörü daha da farklı yerlere taşıyacak. Nitelikli olan gençler nitelikli alanlarda kariyerlerine devam edecek” diye belirtti. YASAD Başkanı Doğan Ufuk Güneş ise, “Sektörümüz dünyayla rekabet etmeye çalışıyor. Her gün gelişimini takip etmek zorunda olduğumuz, yeni şeyler öğrendiğimiz bir meslek icra ediyoruz. Ancak pek çok meslek yüksekokulumuzda veya meslek lisemizde hala daha yıllar öncesinin eğitimleri veriliyor. Bu protokolle sektörde ihtiyaç duyulan eğitimin verilmesini sağlayacağız. Sanayiyle iç içe bir eğitim vermeyi hedefliyoruz. Mezunlarımız sektörde aranılan gençler olacak” dedi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) eski Başkan’ı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Tayfun Acarer işbirliğiyle ilgili olarak, “Derslerin içerikleri, eğitim kadrosuyla ilgili uzun süredir çalışıyoruz. Programın, Türkiye’ye çok olumlu bir katkı sağlayacağını ve örnek bir model olacağını ümit ediyoruz ” sözleriyle düşüncelerini belirtti.

Güney Kore’nin iki büyüğünden yeni rekabet alanı

0
Uzakdoğu ülkelerindeki şirketlerin nasıl hızlı bir şekilde büyüyüp adeta bir dünya devi olabildiğine baktığımızda, karşımıza ülke yönetimlerinin destekleyici politikaları çıkar. Özellikle Japonya ve Güney Kore’de karşılaştığımız bu tabloda şirketlerin birbiriyle doğrudan rekabet etme alanları ya sınırlıdır ya da Japonya’daki gibi birbirlerinin hisselerine sahiptirler. Bu durumun benzeri Güney Kore için de geçerli. Ülkenin iki büyük şirketi Samsung ve Hyundai’nin birbirlerinin önünü kesecek çapta çok fazla hareket etmedikleri görülür. Elbette rakip oldukları alanlar vardır ama dünyadaki bilinirlik seviyelerine baktığımızda Samsung’un elektronik, Hyundai’nin ise otomotivi öncelikli alan olarak seçtiğini görürüz. Oysa Samsung’un otomotiv sektöründe (Renault grubuyla işbirliği var, buradaki Renault Fluence ilk olarak Samsung SM3 ismiyle Güney Kore’de satışa çıkmıştı mesela) otomobilleri, kamyonları ve iş makineleri varken; Hyundai de televizyonları ve muhtelif elektronik eşyalarıyla Samsung’un dümen suyuna giriyor. Ancak teknolojinin her sektörü birbirine çok daha yakın hale getirmesi günümüzde bu tablonun değişmesini zorunlu kılmakta. Bu zorunluluk, Business Korea’nın haberinde görüldüğü gibi iki firmanın akıllı otomobiller geliştirme konusunda rekabete girdiğini gösteriyor. Hyundai halihazırda otonom sürüşe sahip araç geliştirme konusunda önemli bir aşama kaydetmiş durumda, keza Samsung da araç içi eğlence sistemlerinde hızla yükseliyor. İki firmanın karşı karşıya gelmesinde Hyundai Motor Company’nin yeni master planında birbiriyle haberleşebilen akıllı araç geliştirme için ayrı bir birim kurmasının rolü var. Hyundai, bu biriminde çeşitli fuarlarda sergilediği akıllı saatlerden otomobil kontrolü gibi teknolojilerin geliştirilmesi için çalışacak. Samsung ise geçen yıl gittiği reorganizasyonda benzer bir yol izlemişti. Bunu yaparken de rakip olarak Mercedes ya da Ford’un tıpkı Google ve Apple gibi davranmaya başlamasını sebep göstermişti. Şirketin yöneticileri, 10 yıldır akıllı ve otonom araçların gelişimi için çalıştıklarını, bundan böyle de yatırımlarında öncelik vereceklerini açıkladılar. Teknolojinin sektörleri ve rekabeti değiştirdiği kesin. Hyundai ve Samsung örneğinin benzerlerine diğer ülkelerde de rastlamak mümkün aslında. Özetle, global rekabet teknolojiyle yeniden şekilleniyor. Bunu bir satranç oyunu olarak tanımlamak gerekirse; yeni bir oyun başlıyor ve taşlar yeniden diziliyor…

Dell ek işletmeleri elden çıkarıyor

0
Dell SecureWorks adlı güvenlik şirketini 2011 yılında 612 milyon dolara satın almıştı. Şimdi ise 1,4 milyar dolarlık piyasa değeri üzerinden halka arz etmeye hazırlanıyor. ABD Sermaye Piyasası Kurulu (SEC) için hazırlanan başvuru belgelerine göre SecureWorks hisselerinin 15,50 ila 17,50 dolar arasında işlem görmesi bekleniyor. Eğer hisseler üst sınırdan işlem görürse, SecureWorks’ün değeri beş yılda iki kattan fazla artarak 1,4 milyar dolara ulaşacak. Başvuruya göre teknoloji devinin halka arz sonrası beklentisi 134,3 milyon ila 154,9 milyon dolar arasında bir gelir. Ancak Dell bu hasılatı iştiraklere aktarmayacağını belirtiyor. Diğer bir deyişle bu para Dell’in 67 milyar dolarlık EMC alımında kullanılmayacak.

SecureWorks satışı EMC’ye hazırlık mı?

Business Insider haberine göre siber güvenlik yazılımları geliştirerek, şirketlerin BT altyapılarını hacker ve kötü niyetli yazılımlara karşı denetlemesini sağlayan SecureWorks son iki yılında sırayla 262,1 milyon ve 339,5 milyon dolar gelir elde etti. Brüt kâr oranı 155,7 milyon dolar olan güvenlik uzmanının, net zararı 72,3 milyon dolar oldu. Dell’i 2013 yılında özel şirkete dönüştüren kurucu Michael Dell, aynı zamanda güvenlik şirketinin de tamamına sahip. Söylentilere göre Dell SonicWall ve Quest Software gibi diğer birimlerini de her biri 2 milyar dolar fiyat etiketiyle tezgaha çıkarmaya hazırlanıyor. Dış kaynak işi Perot Systems ise 5 milyar dolardan alıcı bekliyor. Şubat ayında EMC ile birleşme onayı alan şirketin Dell bu anlaşmanın tamamlanmasının ardından tamamı teknoloji odaklı olan en büyük birleşmeye imza atmış olacak.

Dropbox dosyalarını Facebook Messenger ile paylaşın

0
Facebook’un ofis çevrelerine gözünü diktiğini gösteren bir başka güncelleme de anlık mesajlaşma uygulaması Messenger için yayınlandı. Mobil dünyanın en popüler uygulamasında sohbet eden son kullanıcılar ve profesyonel iş çevreleri, kademeli olarak yayınlanan bu güncellemeyi akıllı telefonlarına aldıktan sonra herhangi bir sohbet esnasında Dropbox üzerinden birbirine dosya gönderip alabiliyor. Arka planında bir bulut entegrasyonu barındıran bu yeni özelliği kullanmak için sohbetteki her iki tarafın da akıllı telefondan görüşüyor olması, Dropbox ve (haliyle) Messenger kullanıcısı olmaları gerekiyor. Masaüstü bilgisayarlarda web üzerinden yapılan görüşmelerde dosya gönderimi mümkün olduğu için bu bir yenilik sayılmazdı muhtemelen.

Facebook Messenger ile Dropbox nasıl kullanılıyor?

Akıllı telefonlarda Dropbox alanındaki dosyaları paylaşmak için çeşitli uygulamalar bulunuyor. Ancak Facebook’un sunduğu destek, bir milyarın üzerinde dev bir kullanıcı ağına hitap etmesiyle önem taşıyor. Dropbox böylece ilk kez “mainstream” oluyor. Dosya paylaşımının daha yaygın olduğu ofis çevrelerinde çoğunlukla Messenger gibi servislerin engelli olmasına karşın, BYOD trendiyle birlikte mobil cihazlarda bu kısıtlamanın daha zor uygulanması telefon üzerinden erişimi herkes için kolaylaştırıyor. Özelliği kullanmak için, Android ya da iOS cihazınızda Messenger üzerinden biriyle sohbet ederken, ek uygulamaların bulunduğu “Daha Fazla” tuşuna (Beğen tuşunun hemen solundaki) tıklayarak yeni Dropbox seçeneğine gelmeniz yeterli. Buradan Dropbox klasöründeki resim, video ve metin dosyalarını seçebilirsiniz. Facebook’un Dropbox alanından paylaşım özelliğini kademeli olarak yayınladığını da hatırlatmakta fayda var. Henüz bu güncellemeyi almadıysanız, birkaç gün içinde uygulamanın “Daha Fazla” menüsünü yeniden kontrol edin.

BlackBerry Android’e geçiyor

2
Güvenlik konusuna yoğunlaşması ve BBM gibi 10 yıl öncesinin benzersiz özellikleriyle BlackBerry, iPhone ve Android öncesi mobil dünyanın en havalı cihazlarından biriydi. İnci şeklindeki navigasyon tuşuyla başta ofis çalışanları olmak üzere farklı olmak isteyen herkes bir BlackBerry ediniyordu. Takvimler 2016’yı gösterdiğinde ise çevrede TechInside Yayın Danışmanı Melih Çelik haricinde bu markayı kullanan kimse kalmadı. Eski adı Research in Motion olan ve bugüne kadar pek çok satılma dedikodusuyla gündeme gelen şirket ise kötü talihini değiştirmek için alternatif yollar aramaktan vazgeçmiyor. BlackBerry CEO’su John Chen’in verdiği son röportaj bunun kanıtı. Chen bu yıl piyasaya sürülmek üzere orta seviye iki Android cihaz üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Bunlardan biri dokunmatik ekran, diğeri ise fiziksel klavye ile gelecek.

BlackBerry için orta segment doğru seçim mi?

Ne var ki Android’in orta segmenti Samsung’dan Huawei’ye, Sony’den HTC’ye kadar farklı pazarlarda farklı oyuncular tarafından domine ediliyor ve oldukça kalabalık. Üstelik 2016 yılında kim BlackBerry alır (Melih Çelik hariç) sorusu kafaları kurcalıyor; geçtiğimiz yılın sonlarına doğru çıkan Priv adlı modelin üç ayda sadece 600 bin satması bu soruyu daha acı bir hale getiriyor. John Chen ise orta segmenti tam da bu sebeple hedeflediklerini anlatıyor; “Çıkış sırasında Priv 700 dolardan satılıyordu ve yakın zamanda fiyatını 649 dolara düşürdük. Buna karşın pek çok müşteriden 400 dolar seviyesinde bir cihaz istediklerini duydum.” Dilerim birileri koskoca şirket CEO’sunu gaza getirmek için böyle bir kampanya yürütmüyordur; zira ben kimseden 400 dolarlık bir orta segment telefon talebi duymadım. ABD pazarının sadece binde birine (%0,1) hitap eden BlackBerry işletim sistemi, yakın zamanda Facebook ve WhatsApp gibi en popüler mobil uygulamaların desteğini de kaybedecek. Bu nedenle Android platformuna dönüş yapmak akıllıca bir hamle gibi görünebilir. Ne var ki Çinli üreticiler sağolsun, Android pazarında artık yurtdışı fiyatı 200 doları aşmayan, 4G destekli, uzun pil ömürlü ve iyi bir kameraya sahip olan pek çok orta segment cihaz bulunuyor. BlackBerry bu sahaya üzerinde 400 dolarlık formayla daldığında bakalım neler yaşanacak.

iyzico ilk 3 yılını böyle geçirdi

0
Türkiye’nin ilk fintech startup’larından iyzico, dördüncü yılına bölgede ödeme alanında lideri olma hedefiyle giriyor. Ülke genelinde 29 binin üzerinde kayıtlı üye iş yerine sahip olan şirketin yayınladığı infografik, bir yandan da Türkiye’deki ödeme sistemlerinin gelişimine ışık tutuyor. Ödeme sistemleri üzerine odaklanan startup, 2013 yılında Barbaros Özbugutu ve Tahsin Isin tarafından kuruldu. Bugün çekirdek ekibin sayısı 50’yi aşıyor ve her ay ortalama 400 iş yeri daha ödeme sistemlerini bu hizmet ile buluta taşıyor. Son 1 yıl içinde ortalama işlem sayısını beş katına çıkaran, ortalama işlem hacmini ise yüzde 900 oranında artıran iyzico, Türkiye’de 14 farklı banka ve ödeme yöntemiyle entegre olarak çalışıyor. iyzico 3 yil infografik

iyzico bölgeye açılıyor

Üçüncü yılına girerken yurt dışına açılma hedefi koyan şirket, bu hedefini çok büyük bir iş birliği ile gerçekleştirmiş durumda. 2016 yılı başında yaptığı iş birliği ile İran’da yılda 20,5 milyar dolarlık online ödeme işleminin yapıldığı 231 milyon banka kartını dünyaya entegre etti. Bu sayede uluslararası şirketler ve ödeme sistemleri sağlayıcıları iyzico çözümlerini kullandıkları takdirde İran’daki Shetab sistemine dahil olan kartlara ulaşabiliyor, İranlılar da iyzico sayesinde Shetab kartlarıyla İran dışından online alışveriş yapabiliyorlar. IFC başta olmak üzere 212, Speed Invest ve Endeavor Catalyst gibi kurumlardan son 1 yıl içinde 16 Milyon TL yatırım alan iyzico, İran iş birliği ile birlikte dördüncü yılına bölgenin ödeme şampiyonu olma hedefiyle giriyor. iyzico CEO’su Barbaros Özbugutu yaptığı açıklamada, “IFC, 212, Speed Invest ve Endeavor Catalyst’ten aldığımız 16 Milyon TL’lik yatırım ve İran açılımıyla yeni döneme çok daha büyük hedefler koyarak giriyoruz. Hızlı ve kararlı büyümemiz dördüncü yılımızda da devam edecek. Türkiye’de ödeme sistemleri alanında öncü ve yenlilikçi konumumuzu koruyarak, bölgemizde de ödeme sistemi şampiyonu olma yolunda emin adımlarla ilerlemeyi sürdüreceğiz. Ülkeler arası ödemelerin daha kolay yapılmasını sağlayacak ve Türkiye’deki şirketlerin yurt dışına satış yapabilmelerini kolaylaştıracak çözümler üzerine odaklanmaya devam edeceğiz. ” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi’nden halka açık ‘yapay zeka’ eğitimi

0
Boğaziçi Üniversitesi, bu yıldan başlayarak sosyal, beşeri ve fen bilimlerini kapsayan Açık Ders adı altında halka açık seminer dizisine başlıyor. Beşiktaş Belediyesi işbirliğiyle düzenlenecek olan seminer programı, bilimsel merak, özgür düşünce ve yaratıcı fikirlerin oluşmasına katkıda bulunacak bilgi ve tartışmaları toplumun her kesimine ulaştırmayı hedefliyor. Programın hedef kitlesini, bilimsel alandaki son gelişmeleri takip etmeye meraklı toplumun her kesiminden insanlar oluşturuyor. Farklı temalar altında oluşturulan seminer dizileri, psikolojiden bilgisayar mühendisliğine fizikten dilbilime varıncaya kadar birçok alandaki güncel gelişmeleri ve önemli tartışma konularını katılımcılarla paylaşacak. Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından verilecek seminerler 90 dakika sürecek. Bu sürenin yaklaşık 50 dakikası öğretim üyesi sunuşuna, 40 dakikası ise katılımcılarla gerçekleştirilecek soru-cevap bölümüne ayrılacak. Katılımcılardan herhangi bir ücretin talep edilmediği Açık Ders programı ilgi duyan herkese açık olarak düzenleniyor. İlk ders: Yapay Zeka Açık Ders 2016 Bahar dönemi, Prof. Dr. Cem Say’ın “İnsan ve Makine Beyinlerinin Sınırları” başlıklı semineri ile 19 Nisan tarihinde başlayacak. Say, seminerinde bilgisayar biliminin kurucusu olarak kabul edilen, ünlü matematikçi Alan Turing’in temelini attığı Hesaplama Kuramı’nın bilim ve yapay zekaya dair sorularına verdiği yanıtları tartışmaya açacak. Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek dersler belirli aralıklarla devam edecek. Açıklanan programa göre 10 Mayıs’ta Yrd. Doç. Dr. Elif Duman, “Stresin Sinir Sisteminin Üzerindeki Etkileri”ni anlatırken, 23 Mayıs’ta ise Doç. Dr. Mine Nakipoğlu, “Dil, Beyin ve Evrim” başlıklı bir seminer verecek. Mayıs ayının son etkinliği ise 31 Mayıs’ta gerçekleştirilecek. Yrd. Doç. Dr. İnci Ayhan, zamanı nasıl algıladığımızı ve bu algıyı oluşturan biyolojik ve psikolojik faktörleri içeren “Zaman Algısı” isimli bir eğitim verecek.

Twitter yönetim kurulu değişiyor

0
Twitter yönetim kurulu, internet girişimcisi olarak bilinen Martha Lane Fox ve PepsiCo’nun finansal operasyonlarını yöneten Hugh Johnston’ı bünyesine kattı. Online gezi sitesi LastMinute.com kurucusu olarak bilinen Lane Fox, henüz startup ve VC kavramlarının popüler olmadığı 2005 yılında bu girişimini Sabre Holdings’e 577 milyon pounda satmıştı. Bilişim dünyasının önde gelen yöneticileri arasında yer alan Lane Fox, halen Channel4, mydeco.com, Marks & Spencer ve Go ON UK kurumlarında yönetim kurulu üyesi olarak bulunuyor. Fox’un ayrıca 2013’ten bu yana İngiltere’de Lordlar Kamarası bağımsız üyesi olarak çalıştığı da biliniyor.

PepsiCo’dan Twitter’a takviye

PepsiCo’ya 1987 yılında katıldıktan sonra çeşitli görevlerde rol alıp, son olarak 2010 yılında CFO olarak çalışmaya başlayan Hugh Johnston ise 2015’ten bu yana şirketin yönetim kurulu başkan vekili olarak görev yapıyor. Currie Capital Başkanı Peter Currie ve Chernin Group Kurucusu Peter Chernin ise 2016 yılı hissedar toplantısında tamamlanacak olan sözleşme tarihlerinin ardından Twitter yönetim kurulu için tekrar seçime girmeyeceklerini açıkladılar. Twitter CEO’su Jack Dorsey ise yakın gelecekte yönetim kuruluna yeni alımların yapılacağını açıkladı.

Twitter yönetim kurulu listesi

Mayıs ayında gerçekleşecek olan 2016 yılı hissedar toplantısı öncesi Twitter’ın yönetim kurulu kadrosu an itibarıyla şu şekilde: Omid Kordestani — Twitter Yönetim Kurulu Başkanı Jack Dorsey — Twitter ve Square CEO Peter Fenton — Benchmark Capital Komandite Ortağı David Rosenblatt — 1stdibs.com CEO Majorie Scardino — MacArthur Foundation Yönetim Kurulu Başkanı Evan Williams — Medium ve Obvious Corp. CEO Martha Lane Fox — Go On UK Yönetim Kurulu Üyesi Hugh Johnston — PepsiCo Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CFO

Startup kuran her girişimcinin sorması gereken 3 soru

0
Maaşlı, SSK’lı işinizden ayrılıp bir startup kurmak, çocukluğu milenyuma denk gelen, Bill Gates ve Steve Jobs’ın başarı hikayeleriyle büyüyen herkesin hayalini kurduğu bir atılımdır. Bir iş kurup büyütmeyi ve sonrasında bir teknoloji devine bu startup’ı satıp voliyi vurmayı kim istemez? Ancak bu büyük adımı atmaya maddi ve psikolojik yönden hazır olduğunuzu düşünseniz de, bu senaryonun gerçekten gerçekleşmesi durumunda sizi nelerin beklediğini bilmenizde fayda var.

Genç bir startup, büyük bir şirket tarafından satın alındığında ne oluyor?

Milyar dolar değere ulaşan bir unicorn startup olsanız dahi, yolun sonunda iki seçenek görünüyor: Ya kendiniz bir teknoloji devine dönüşeceksiniz (Uber ya da Airbnb gibi) ya da daha büyük bir teknoloji devi tarafından satın alınacaksınız (WhatsApp, Instagram ve dahası). Girişimini satmayı planlayanlar için Inc.com güzel bir kılavuz hazırlamış. Gelin birlikte göz atalım: Şirketinize bir yatırımcı veya daha büyük şirket talip olduğunda size iki seçenek sunarlar. İlkinde paranızı alır, tüm haklarınızı ve hisselerinizi devredip şirketten ayrılır, erken emekliliğin tadını çıkarırsınız. Ancak anlaşmaların büyük çoğunluğunda şirkette kalmanız, ya bir departmanı yönetmeniz ya da yönetim kurulunda küçük hissedar olarak rol almanız beklenir. Bu tür anlaşmalar fazlasıyla karmaşık olacağından, eğer sizden şirkette kalmanız isteniyorsa, neye imza attığınızın farkında olun ve sözleşmeyi tamamen okuyun.

Maaşlı işe dönecek misiniz?

Satın almanın ardından, kendi kurduğunuz ve patronu olduğunuz şirkette sıradan bir maaşlı çalışan, iyi ihtimalle orta seviye bir yönetici olmaya hazırlanın. Esnek çalışma saatleri, seyahat engeli olmaması ve tüm diğer o standartlar hayatınıza geri dönecek. Yeni bir şeyler üretmenin tutkusunu bu pozisyonda sürdürebilecek misiniz? En başa dönecek olursak, maaşlı işinizden zaten bu yüzden ayrılmamış mıydınız?

Ne kadar pay alacaksınız?

Sanılanın aksine, WhatsApp kurucusu Jan Koum ve arkadaşları, Facebook satışından elde ettikleri 20 milyar dolara yakın parayı aralarında bölüşmedi. Onları bugünlere getiren yatırımcılar ve diğer paydaşlar da bu parada hak sahibiydi. Çoğu startup hızlı büyüme ivmesini melek yatırımcılar ve diğer paydaşlara borçludur. Olası bir satın alma durumunda da bu kişilere sahip oldukları pay karşılığı ödeme yapılır. Kurucusu olduğunuz startup için hisse karşılığı yatırım ve diğer ödemeler nedeniyle çoğu zaman elinizde yüzde 50 hisse gibi bir pay kalır. Satın alma gerçekleştiğinde de ödenen miktarın iyi ihtimalle yarısını alabilirsiniz.

Kontrol kimde olacak?

Startup size ait iken her türlü karar yetkisi size aitti. Bir başka şirketin parçası olduğunuzda ise bu kadar esnek ve cesur davranmanız mümkün olmayacak. Çoğu girişimci için tutkuyla geliştirip meydana getirdiği ürünün bir başkasına ait olmasını izlemek acı vericidir. Satın alma sonrası başarıya ulaşan çok az ürün vardır. Büyük şirketler genelde ekibe ve yeteneğe önem verir, ürünün geliştirilme sürecini ise bir süre sonra ya kendi ürünüyle birleştirir ya da tamamen sonlandırır. Mark Zuckerberg tarafından şirket dışı kalmaya zorlanan Facebook kurucu ortağı Eduardo Saverin’i düşünün. Her ne kadar Zuckerberg daha sonra kendisine yüklü bir ödeme yapmış olsa da, modern dünyayı şekillendiren sosyal ağı bir zamanlar kendi emeğiyle meydana getirdi ve şu an Facebook üzerinde hiçbir söz hakkı bulunmuyor. Kısacası başarıya ulaşan bir startup sahibiyseniz, gelen satın alma tekliflerini değerlendirirken neyi satmakta olduğunuzu gözden geçirin. Ürünlere, ekibinize ve hatta yeteneğinize bile bir etiket koyulabilir, ancak sizi o noktaya taşıyan tutkuya paha biçilemez.

Yahoo’yu İngilizler de istiyor

1
İnternetin bugünkü halini almasında erken yola koyulan firmaların varlığının büyük önemi var. Bu firmalardan biri olan Yahoo!, 12 Nisan’da yani yarın halka açılışının 20. yaşgününü kutlayacak. Ancak bu önemli dönemeç şirket için çok da iyi haberlerle medyaya yansımıyor. Zira doğumgünü kutlaması yerine, Yahoo!’nun yeni sahibi kim olacak haberleriyle karşılaşıyoruz. 1994 yılında David Filo ve Jerry Yang tarafından kurulan şirket, gelir beklentilerini karşılayamadığı için eleştiriliyordu. Sonuçta CEO Marissa Mayer, geçen hafta uzun zamandır dedikodu olarak kendine yer bulan şirketin satışı için karar alındığını açıkladı. Buna göre Yahoo, temel operasyonlarını resmen satışa çıkardı. TechInside sayfalarında sizlere detaylı bir şekilde aktardığımız haberde ABD merkezli Verizon ve Google’ın en büyük potansiyel alıcılar olduğunu aktarmıştık. Bu iki önemli isme Time Inc ile özel sermaye şirketleri Bain ve TPG de dahil olmuştu. https://www.techinside.com/yahoo-satisa-cikti-google-verizon-talip/ Son potansiyel alıcı haberi ise İngiltere’den geldi. Bloomberg’in haberine göre İngiltere’nin en büyük yayıncı kuruluşlarından Daily Mail de Yahoo!’ya teklif vermeye hazırlanıyor. İlgili haberde Daily Mail’in şirketi alması durumunda bir özel sermaye fonu internet operasyonlarını alırken, Daily Mail’in ise medya ve haber birimlerini alabileceğinden bahsediliyor. Yahoo! sadece Yahoo! değil Yahoo!’nun taliplilerinin artmasının ardında şirketin arama motoru ve portal kimliğinin çok daha ötesi var. Şirket 2014 başından bu yana operasyonlarını yenilemek ve hizmet çeşitliliğini artırmak amacıyla çok sayıda alım gerçekleştirdi. 7 Ocak 2014 ile son şirket alımının yapıldığı 31 Temmuz 2015 arasında tam 20 şirketi bünyesine katan Yahoo!’nun bu alım serisinde en dikkat çekeni nakit 640 milyon dolar ödediği BrightRoll. 2006 yılında kurulan 22 çalışanlı BrightRoll, dijita video reklamcılığı çözümleri üretiyor. Şirketin bugüne kadar yaptığı en büyük alımlardan birini görmek içinse Mayıs 2013’e gitmek gerekiyor. Yahoo!, o tarihte popüler blog servisi Tumblr’ı tam 1.1 milyar dolar karşılığında bünyesine katmıştı. Kurucusu Jerry Yang üzerinden Alibaba’ya 2006’da 1 milyar dolarlık yatırım yapmasını da unutmamak gerek. Bugün dünyanın en büyük B2B platformu haline gelen Alibaba, kuşkusuz şirketin geçmişindeki en başarılı yatırımlardan biri. Şirketin taliplilerinin ne kadar teklif vereceği merakla bekleniyor. Ancak konuya sadece internetin en eski isimlerinden birinin satılması değil, Yahoo!’nun bünyesine kattığı ya da yatırım yaptığı şirketlerle düşünmek gerekiyor. Şirketin yöneticilerinin ve yatırımcılarının tekliflere bu gözle bakması kuvvetle muhtemel.