Casper, 25. yılında kurumsal pazara olan odağını arttırıyor!

0
Casper, yerel bir marka olarak, 25 yıldır bireysel pazarda yakaladığı başarının ardından, kurumsal pazarda da hedeflerini büyüttü. Son dört yıldır kurumsal satış kanalına olan odaklanması sonucunda, yükselen bir başarı grafiği yakalayan Casper, 25’inci yılını kutladığı 2016 yılında da kurumsal kanalda pazar payını arttırmayı hedefliyor. Günümüzde, teknolojinin, eğitim ve iş dünyasındaki önemini yakından takip eden Casper, bu gelişmelere paralel olarak, kurumsal pazardaki odağını artırdı. Casper, masaüstü ve dizüstü bilgisayar, iş istasyonu, HepsiBirArada2si1Arada ve tablet bilgisayar modellerini özel yazılımlarla entegre şekilde kamu ve özel sektördeki kurumsal müşterilerin hizmetine sunuyor. Ayrıca kamu ve özel sektördeki müşterileri için Energy Star 6.0 sertifikalı kurumsal ürün gamı ile çözüm sunan Casper, 6. Nesil ve en yeni teknolojiye sahip ürünleriyle, Türkiye’deki her ölçekteki firmalar ve tüm kamu kuruluşları için de ideal teknoloji çözüm ortağı olarak konumlanıyor. Özel Tasarım Ürün, İhtiyaca Göre Yazılım, Hızlı Ve Yerinde Teknik Servis İstanbul Ümraniye’de yerleşik 35.000 metrekare kapalı alana kurulu üretim tesisinde siparişe özel üretim yapabilme esnekliğini kullanarak kurumların ihtiyacına göre ürün tasarlayıp, yazılım tarafında, sektörün en başarılı iş ortaklarını da yanına alarak, iş kolunun gereksinimi doğrultusunda entegre çözümler sunabilen Casper, kurumsal pazardaki hedeflerini büyüttü. Dört yıl önce kurumsal pazara olan odaklanmasını, gelişen ve değişen piyasa koşullarına bağlı olarak artırma kararı alan Casper, kamu kuruluşlarından eğitimesağlık sektöründen küçük ve orta ölçekli işletmelere çözümler geliştirdi. Telekom operatörleriyle yaptığı projelerle kamu ve özel sektörde mobil internet ve bulut çözümlerinin yaygınlaşması konusunda stratejik başarı hikâyeleri oluşturdu. Son dönemde özellikle, öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun tasarladığı 2si1Arada (tablet + bilgisayar) ürünlerle birçok eğitim kurumuna hizmet veren Casper, iş istasyonu çözümleriyle de performans gerektiren işlemlerde kurumsal müşterilerine katma değer sağlıyor. Türkiye’de her KOBİ’nin ihtiyacına göre en geniş ürün yelpazesine sahip Casper, kurumsal satış destek ekibi ve saha satış ekibi ile de iş ortakları ve müşterilerine özel ürünler geliştiriyor. Talebe göre tüm ürün gruplarında MDM (Mobil Cihaz Yönetimi) ön yüklü çözümleriyle Bilgi İşlem Yöneticilerinin işini kolaylaştırıyor.

Instagram reklam yağmuruna hazırlanıyor

0

Instagram kullanıcıları yakın gelecekte ana sayfa akışında paylaşılan her içeriği göremez hale gelecek. Bunun yerine, haber akışına reklam yığmasıyla bildiğimiz Facebook’un kullandığına benzer bir algoritmayla “en iyi kullanıcı deneyimi” için her bir kullanıcının ilgisini çekebilecek içerikleri ön planda tutacak.

İyi bir bahaneniz ve detaylara takılmayan geniş bir kullanıcı kitleniz olduğu sürece her türlü yaptırımı sorunsuzca hayata geçirebilirsiniz. Instagram CEO’su Kevin Systrom’un açıklaması bu iyi bahaneyi içeriyor: “Instagram kullanıcıları, takip ettikleri hesaplardan kendi akışlarına düşen fotoğrafların yüzde 70’ini kaçırıyor. Bizim yapmak istediğimiz şey, geri kalan yüzde 30’un gerçekten sizin görmek istediğiniz içerikler olmasını sağlamak.”

Instagram için Facebook senaryosu tekrarlanacak

İlk bakışta kullanıcı odaklı ve iyi niyetli bir karar gibi görünse de, yıllar önce Facebook bünyesine dahil olan Instagram’ın, büyük patronun izinden gittiğini düşünmeden edemiyorum. Hatırlarsanız, Facebook da birkaç yıl önce kullanıcı sayısının muazzam artışını bahane ederek kronolojik akışı, kendi geliştirdiği algoritmayla değiştirmişti. Bu algoritma önce Facebook sayfalarının, yani profesyonel kullanıcıların içeriklerinin reklam ücreti ödemeksizin -takip eden kullanıcıların dahi- akışında görüntülenmesini önledi. Ardından mobil uygulamalar ve internet reklamları gibi yığınla içeriğe merhaba demek durumunda kaldık. Üstelik gerçekten ilgimizi çeken ve görmek istediğimiz içeriklere -ana sayfayı nasıl ayarlarsak ayarlayalım- erişemez hale geldik.

Facebook’un bu algoritmayı düzene oturtması ve ana sayfada reklam yağmurunun kesilmesi aylar sürdü. O sürede Sayfalar için yapılan yarı-zorunlu reklamlar  üzerinden kayda değer bir gelir sağlandı. Aynı senaryonun Instagram için tekrarlanmaması için hiçbir gerekçe görünmüyor. Umalım ki basitliği ve kolay takip edilebilirliğiyle bugünlere gelen fotoğraf paylaşım platformu, geliştirdiği algoritmanın ve para hırsının kurbanı olmasın.

Nesnelerin interneti doğayı sevdi

0
Bugünkü Vodafone Dijital Dönüşüm Zirvesi’nin sosyal medyaya yansıyan en çarpıcı cümlelerinden birini Sütaş CEO’su Muharrem Yıldız kurdu. Yıldız’ın; “Sizin kolunuza taktığınız akıllı saatleri bizim inekler 10 yıldır takıyor.” cümlesi sosyal medyadaki paylaşımları hareketlendirdiği kadar teknolojinin tuhaf bir şeyden her şeye nasıl dönüştüğünü de ortaya koyan bir ifadeydi. Sütaş’taki örnekte hayvanların sağlığı bu cihazlarla düzenli olarak takip edilerek gerektiğinde müdahale ediliyor, ayrıca bulundukları alanın dışına çıktıkları anda bu durum uydu üzerinden takip edilerek çiftleşme döneminde oldukları dâhi belirlenebiliyor. Benzer bir durum Turkcell’in koyunları ve tavukları takip ettiği, yine sağlık durumları vb. bilgilerin izlendiği örneklerde de karşımıza çıkıyor. Ve evet, sofralarımıza gelen yumurtaların akıbetinde de teknolojinin ve farklı nesnelerin interneti ile M2M çözümlerinin payı var. Aslında Muharrem Yıldız’ın bahsettiği durum yalnızca inekler ya da hayvancılıkla sınırlı değil. Bugün dünyanın pek çok yerinde tarlalara yerleştirilen sensörler ile toprağın nemi, ekili alanın aldığı yağış miktarı vb. bilgilerle doğru ve verimli bir çiftçiliğin yolu açılıyor. Hatta bazı örneklerde bu bilgileri toplayan borsa broker’ı tipindeki şirketler ileriye yönelik veri analizi yaparak uluslararası borsalarda hangi tahılın daha değerli olabileceği bilgisinin satışını gerçekleştiriyor. Nesli tükenmekte olan hayvanların GPS destekli tasmalarla takibi ise uzun zamandır uygulanan bir yöntem. Bu sayede hayvanların bulunduğu yerler kolayca takip edilirken, uzun süre hareketsiz kalmaları durumunda bir sorun olduğu anlaşılabiliyor. Güncel örneklerden biri Afrika’da iç savaş nedeniyle yok olmaya yüz tutan bir tabiat parkında yaşanıyor. Somali’de iç savaş sırasında, askerlerin gıda ihtiyaçlarını parktaki hayvanlarla karşılaması nedeniyle sayıları ciddi oranda azalan hayvanların uzun yılları kapsayan bir proje dahilinde yeniden hayat bulmalarına yardımcı olunuyor. Aslan gibi ekosistemin önemli parçalarından birine yerleştirilen GPS destekli tasmalar ile uydudan takip gerçekleştiriliyor. Projenin nihai amacı ise ekosistemi yeniden oluşturarak parkı eski görkemli günlerine geri döndürmek. Nesnelerin interneti ve doğa ilişkisine şehir içinden örnekler de vermek mümkün. Örneğin Madrid’te şehir içindeki parklarda bulunan ağaçlara yerleştirilen sensörler oradaki mikro iklimi ve hava kalitesini ölçerek şehrin daha yaşanılabilir bir yer olması için kullanılıyor. O bir uçak, o bir kuş, o Superman… Hayır, o bir teknoloji… Bu tip uygulamaların en yenilerinden biri Londra’da devreye alındı. Plume Labs isimli bir yeni girişim, şehirdeki güvercinlere yerleştirilen minik sırt çantaları ile şehirdeki hava kalitesini ölçme işini üstlenmiş durumda. Elbette bu minik sırt çantalarının içinde bir GPS alıcısı da var ve güvercinler oradan oraya uçsa da nokta atışı doğru tahminler yapmak mümkün hale gelebiliyor. Oluşturulan “güvercin timleri”nin elde ettiği bilgilere basit bir şekilde şehir sakinlerinin de ulaşması sağlanmış. Londra sakinleri, dilerlerse konumlarını Twitter üzerinden güvercinlere göndererek bulundukları yerdeki hava kirliliği oranlarına dair bilgiler alabiliyor. Plume Labs, kuruluş amacını hava kirliliği oranlarını doğru bir şekilde ölçerek daha yaşanabilir kentlerin oluşmasını sağlamak olarak tanımlıyor. İlk uygulamalardan birini Paris’te düzenlenen Birleşmiş Milletler Zirvesi’nde devreye alan şirket, yöntem olarak ise güvercinleri değil, sırt çantanıza dahi iliştirebileceğiniz kemer tokası büyüklüğündeki cihazlarla gerçekleştiriyor. ABD ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde (Türkiye’den İstanbul, Ankara ve İzmir de var) başlayan uygulamada Eylül 2015 itibariyle 11 binden fazla cihazdan veri toplanmaya başlanmıştı. Bu cihazlardan gelen veriler ise bulut ortamında çalışan bir yapay zeka uygulamasıyla değerlendirilerek analiz ve tahminler oluşturuluyor. Elde edilen sonuçlar web üzerinden ya da mobil uygulamalar aracılığıyla görülebiliyor.
Plume Labs verilerine göre yazıyı hazırladığımız sırada İstanbul'daki hava kirliliği
Plume Labs verilerine göre yazıyı hazırladığımız sırada İstanbul’daki hava kirliliği
Bu sistemi farklı şekilde kullanmak da mümkün. Akla ilk gelenlerden biri ise Pekin’deki Yaz Olimpiyatları sırasında sporcuların yüksek orandaki hava kirliliği nedeniyle yaşadığı sıkıntı. Benzer sorunları yaşayan ama Olimpiyat gibi uluslararası spor organizasyonlarını üstlenen şehirlerin yöneticileri de yakın gelecekte benzer projeleri devreye alabilir. Yukarıdaki örneklerde daha çok doğayı koruma ön planda olsa da farklı örnekler de hayata geçmiş durumda. Bunların en ilginçlerinden biri Şubat ayı başında Hollanda’da ortaya çıkmıştı. Hollanda polisi, izin verilmeyen alanlarda uçan drone’ları yakalayıp indirmek için kartalları eğittiğini açıklamıştı. Bu durum hayvanların bu şekilde kullanılması nedeniyle eleştiri toplasa da; kartal ve güvercinlerde karşılaştığımız örneklerle farklı hayvanlarda karşılaşmak şaşırtıcı olmayacak.

“Twitter doğal bir sosyal ağ değil!”

0
Mikro blog ağı Twitter, 2015 yılında köklü bir değişimden geçti. Şirketin CEO’su değişirken, birçok önemli ismi de ya istifa etti ya da görevinden ayrıldı. Ayrıca hatrı sayılır düzeyde çalışanıyla da yolunu ayırdı popüler sosyal medya platformu. Göstergeler Twitter adına gelirlerin bir türlü istenilen seviyeye gelemediği yönündeydi. Kullanıcı sayısı da artmıyordu, ilginç bir döngü halinde 300 milyonun üzerine çıkmış ve rakam, oldukça yavaş bir seyirde artma eğiliminden bir türlü çıkamamıştı. Oysa Facebook’un kullanıcı sayısı 1 milyarı çoktan geçmişti… MEGACITIES_COVER_FINAL Facebook’taki başarısıyla tanınan, ardından Spotify üzerine yoğunlaşan, yatırımlarıyla adından söz ettiren Sean Parker’dan Twitter’a dair çarpıcı açıklamalar geldi. Tanınmış medya platformu Bloomberg’e konuşan internet dünyasının tanınmış ismi, mikro blog ağının tanınmasında en önemli etkenin medya ve ünlüler olduğunu, şimdi ise desteğin geri alındığını belirtti. Parker’a göre medya desteği olmasaydı Twitter’ın böyle bir kullanıcı tabanına sahip olması mümkün değildi. Şimdi ise bu kullanıcı sayısının doğal bir sosyal ağ deneyimi yaşamadığını, bu yüzden de yeterince tatmin olmadıklarını ve düşüşün nedeninin de bu olduğunu sözlerine ekledi. Twitter’ı doğal olmayan bir sosyal ağ şeklinde tanımlayan Parker, Facebook’un ise insanları birbirine bağlama konusunda rakipsiz olduğunu ifade etti. Twitter’a dair açıklamalarını daha önce medya ve ünlülerle kurulan doğru ilişkilerin başarısına değinerek sürdüren tanınmış isim, bunun şimdilerde ise şirketin en büyük zayıflığı olduğu görüşünü de sundu. Twitter’ın geleceğine dair beklentiler bir hayli karmşık. Sosyal ağın daha fazla ilgi görmek için 140 karakter sınırını kaldırarabileceği de teknoloji dünyasındaki yoğun beklentiler arasında.

Apple’ın gelecekteki otomobilinin fiyatı ne olacak?

0
Otomobil ekosistemindeki pahalı markalar aşağı yukarı bellidir. Hatta zaman zaman kamuoyuyla paylaştıkları yüksek kar marjlarıyla da adlarından söz ettirirler. Örneğin Alman otomobil üreticisi Porsche, geçtiğimiz günlerde 2015 yılı için 21,5 milyar dolar gelir elde ettiğini, satışlarının da 2014’e göre yüzde 19 arttığını duyurdu. Öte yandan konuyla ilgili ilginç markaların olduğu da biliniyor. Bunlardan biri de Apple… Tüketici elektroniği şirketinin iPhone, sonraki Mac işletim sistemi ya da iOS’un sonraki sürümü gibi adımlarının yanında elektrikli araç geliştirdiği de ‘kısıtlı da olsa’ bilinen gerçekler arasında. Çok sayıda otomobil tasarımcısının şirketin bünyesine katıldığı da tartışma yaratan bir diğer konu. En son haber ise Apple’a ilişkin analistleri ile tanınan Gene Munster kaynaklı… “75 bin dolardan başlayacak” Munster yaptığı açıklamada Apple’ın elektrikli ve çok yüksek olasılıkla sürücüsüz otomobilini 5 sene içinde çıkarmasını beklediğini ve söz konusu modelin fiyatının da ‘75 bin dolardan başlayacağınının altını çizdi. Apple’ın üst segment ürünler geliştiren bir marka olduğunu, dolayısıyla gelecekteki otomobilinin de kalite ve fiyat olarak yüksek noktada konumlanacağını ifade etti. “2019’a hazır olun” Apple’ın gelecekteki otomobili hakkında çok uzun aralıklarla da olsa kamuoyuna çeşitli görüşler yansıyor. Basın her ne kadar şirketin geliştirmekte olduğu akıllı telefon ve yazılımlarla daha fazla ilgilense de gelecekte otomobil alanındaki sürprizlerle de karşılaşılmaya başlanması bekleniyor. Analist Munster bu konuda da görüşlerini paylaşarak, ilgili otomobile dair ilk resmi görüntülerin 2019-2020 yılları arasında yayınlanmasını beklediğini söylüyor. Ayrıca söz konusu elektrikli otomobilin ‘Apple Car’ adıyla geleceğine inandığını da belirtiyor. Apple, konuya ilişkin herhangi bir doğrulamada bulunmadı, ancak beklenildiği üzere yalanlama da gelmedi. Özetle sessizliğini korumaya devam ediyor. Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

Yeni ekonomi düzeni Ekonomi 2.0 Konferansı’nda tartışılacak

0
Gelecek bilincini geliştirmek, gelecek trend ve teknolojileriyle ilgili farkındalığı artırmak amacıyla her yıl düşünce kuruluşu GelecekHane tarafından gerçekleştirilen etkinliklere bu sene Ekonomi 2.0 Konferansı da katıldı. Günümüzdeki global ve tüketim odaklı ekonomi modelinin değişimini irdeleyecek olan konferans, 24 Mart Perşembe günü Borsa İstanbul’da gerçekleşecek. Ortak Değer, Sosyal Girişimcilik, Ekonominin Geleceği, Yeni Ekonomi, Döngüsel Ekonomi, Şeffaflaşma ve Paylaşım Ekonomisi ana başlıklarının irdeleneceği etkinlikte, alanında uzman konuşmacılar söz alacak. Değişen dünyaya bağlı olarak değişen ekonomik düzenin ele alınacağı Ekonomi 2.0 Konferansı’nda FonGoGo kurucusu Louise Westerlind, Ashoka Vakfı Avrupa-Türkiye Direktörü Matthias Scheffelmeier, S360 Danışmanlık kurucusu Kerem Okumuş, Vatan Gazetesi Ekonomi Yazarı Ali Ağaoğlu, Borsa İstanbul Kurumsal Gelişim ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve CIO’su Adnan Metin, YeşilİST Kurucusu Ergem Şenyuva, Uluslararası Şeffaflık Derneği Başkanı Oya Özarslan, Zumbara Kurucusu Ayşegül Güzel, Atölye İstanbul Kurucusu Kerem Alper, İskele 47 Kurucusu Bager Akbay söz alacak. Değişen Ekonominin Yeni Değerleri Neler Olacak? GelecekHane’nin kurucusu, fütürist Halil Aksu, değişen ekonomide “insan odaklı olma, misyon belirleme ve büyümede dengeyi bulma” konularının en önemli değerler olacağını belirtiyor. Ekonomideki yeni dönüşümün bireyleri, şirketleri ve ülkeleri daha fazla etkileyeceğini ifade eden Aksu, bu değerleri ve ekonominin yeni unsurlarını merak edenleri Ekonomi 2.0 Konferansı’na davet ediyor. BKM, SAP, Migros ve HP sponsorluğunda düzenlenecek, dünyaya hakim olacak yeni ekonomik düzenin konuşulacağı Ekonomi 2.0, 24 Mart Perşembe günü Borsa İstanbul’da gerçekleşecek. Konferans hakkında detaylı bilgiye ve etkinliğe katılım formuna buradan ulaşılabiliyor. Etkinlik Programı 09:00-09:20 Açılış –Vizyon Halil Aksu / CEO, GelecekHane 09:20-09:40 Dijital Ekonomi Adnan Metin / Kurumsal Gelişim ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve CIO, Borsa İstanbul 09:40-10:00 Şeffaflaşma Oya Özarslan / Yönetim Kurulu Başkanı, Uluslararası Şeffaflık Derneği 10:00-10:20 Döngüsel Ekonomi Ergem Şenyuva / Kurucu, YeşilİST 10:20 – 10:40 Sosyal Girişimcilik Matthias Scheffelmeier / Avrupa-Türkiye Direktörü, Ashoka Vakfı 10:40 – 11:00 Ortak Değer Paylaşımı Kerem Okumuş / Kurucu Ortak ve Genel Müdür, S360 11:00 – 11:30 Etkinlik Arası Ekonomi2.0 / Etkinlik Arası 11:30-12:30 Yeni Ekonomi Paneli Moderatör – Kerem Özdemir / Editör, Fortune Dergisi Paylaşım Ekonomisi – Ayşegül Güzel / Kurucu, Zumbara Ortak Ofis – Kerem Alper / Kurucu Ortak, Atöyle İstanbul Kitle Fonlama – Louise Westerlind / Kurucu Ortak, FonGoGo Maker Hareketi – Bager Akbay / Kurucu Ortak, İskele 47 12:30- 13:00 Ekonomi 2.0 – Gelişmeler Ali Ağaoğlu / Ekonomi Yazarı, Vatan Gazetesi 13:00-13:30 Kapanış Halil Aksu / CEO, GelecekHane

Türkiye Bilişim Derneği’nin gündeminde robot işçiler var

0
Türkiye Bilişim Derneği’nin (TBD) her yıl düzenlediği geleneksel etkinliklerinden biri olan ve sektörde “Bahar Buluşması” olarak bilinen Bilgi İşlem Merkezi Yöneticileri (BİMY) Semineri 24- 27 Mart 2016 tarihlerinde Gloria Golf Resort Kongre Merkezi, Antalya’da yapılacak. BİMY’23 Etkinliği Yürütme Kurulu Başkanı Koray Özer, Ernst & Young EMEIA Bölgesi Dijital Hizmetler Direktörü Ahmet Hasanbeşoğlu’nun Sanayi 4.0’da Ulusal Durum: Geçiş Mi Kayboluş Mu?” oturumunda; Dünyada ve Türkiye’de Sanayi 4.0’ın ekonomik etkisi ne kadar olacak? Türkiye özellikle ‘Additive Manufacturing’ için ‘3D’ merkez olabilir mi? Türkiye için verimlilik mi, azalan maliyetler mi yoksa yeni gelirler mi hedef olmalı? Sanayi 4.1 , 4.2 ve 4.3 gerçek fayların oluşacağı dünyada Türk yazılım ve donanım şirketleri için neler yaparsak başarılı oluruz? sorularının bilişimcilerle irdeleneceğini belirtti. Hasanbeşeoğlu ayrıca sanayi 4.1, 4.2 ve 4.3 ile hayatımıza girecek yeni kavramları “Operasyonel Teknolojilerin – IT ile Entegrasyonu “, “Büyük Veri, Analizler ve Makinelerin Öğrenmesi” ,“Dijital İkiz Yeni İş Modeli”, “Mavi Yakalıların Robotlaşması”, “Robotların İnsanların Yerine Geçmesi” ve “Giyilebilir Teknolojileri” ele alarak geleceğin nasıl şekilleneceğini anlatacak. Davos’tan sonra Antalya Endüstri 4.0 ve etkileri, konuyu takip edenlerin anımsayacağı gibi Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos’taki etkinliğinde ana gündem maddesi olarak belirlenmişti. Medyada robotların insanların işini elinden alacağı ve 5 milyon kişinin işsiz kalacağı haberleriyle yansıyan bu etkinlikte Endüstri 4.0’ın getirdiği faydalar ve verimlilik ise gözardı edilmişti. TechInside olarak TBD’nin bu etkinliğinde Endüstri 4.0’a ve etkilerine hak ettiği değerin verileceğini umuyoruz.

“Evi alıyorum, Bitcoin ile ödeyeceğim…”

0
Bitcoin olarak tanınan, ancak asıl arka planda Blockchain adı verilen teknolojinin yaygınlığı gittikçe artıyor. Bitcoin adı ilk duyurulduğundan bu yana arkasında bir devletin ve herhangi bir uluslararası merkez bankasının bulunmaması başta finans sektörü olmak üzere akıllarda pek çok soru işareti bırakmıştı. Ancak Bitcoin adı için olmasa da Blockchain teknolojisi için nispeten daha pembe bir tablo çizmek mümkün. Basit bir ifadeyle şifrelenmiş, dağıtık bir veritabanı olarak tanımlanabilecek olan Blockchain, artık finans sektöründeki bankalar ile çeşitli resmi kurumların da gündemindeki yerini aldı. Almanya, Güney Kore, Kanada, Rusya gibi ülkelerin merkez bankalarının Blockchain’i nasıl etkin kullanırız diye özel ekipler oluşturduğunu ve kafa yorduğunu bir kenara not etmek gerek. Blockchain teknolojisinin finans sektöründeki etkisi her ne kadar yeterince dile getirilmese de uluslararası kuruluşların da gündeminde bulunuyor. Bunun en somut örneği Dünya Ekonomik Forumu’nun Eylül 2015’te duyurduğu “Technology Tipping Points and Societal Impact” başıklı rapor. Rapora 2018 – 2027 arasında teknolojinin getireceği dönüşümün yol haritası diyebileceğimiz bir tablo da bulunuyor. Örneğin 2021 robotların aktif kullanımı için söyleyen tarih; giyilebilir internet, büyük verinin şirketlerin karar verme mekanizmalarında yoğun olarak kullanıım, 3D yazıcılarla organ üretimi ve insanın yedek parçaya sahip olabilmesi dikkat çeken başlıklar arasında bulunuyor. Aşağıda detaylarını göreceğiniz bu tablonun dünya genelindeki 800 yöneticiyle yapılan bir araştırmayla şekillendiğini ve teknoloji sizce neleri değişecek sorusuna gelen yanıtlarla oluşturulduğunu ekleyelim.
Dünya Ekonomik Forumu'nun Eylül 2015 tarihli raporu teknolojiyle değişecek yaşamı sorguluyor.
Dünya Ekonomik Forumu’nun Eylül 2015 tarihli raporu teknolojiyle değişecek yaşamı sorguluyor.
Konuya finans sektörü açısından baktığımızda ise “Governments and the Blockchain” başlığıyla karşılaşmak mümkün. Raporda bu geçiş için öngörülen tarih 2023. Gittikçe etkisini artıran paylaşım ekonomisinin “yeni normal” haline gelmesi içinse 2025 öngörülüyor. 2027 ve sonrasındaysa Bitcoin ve Blockchain’in hükümdarlığını ilan etmesi bekleniyor. Farklı ülkelerin merkez bankalarının Blockchain sempatisi günlük hayatta karşılaştığımız tek örnek değil. Danimarka’da Bitcoin ile ilk ev satışı gerçekleşti bile. Coinify ApS isimli Bitcoin şirketinin The Just-Sold isimli gayrimenkul şirketiyle yaptığı işbirliğiyle satılan evin Morkov şehrinde olduğu açıklanmış. Satılan ev kaç odalı, site içinde mi, otoparkı var mı vb. soruların yanıtlarını bilmiyoruz. Bildiğimiz şey, finans sektörünü temsil eden resmi ya da özel kurum ve şirketlerin Bitcoin ve Blockchain teknolojisine eskiye oranla çok daha fazla eğildiği ve bunun da sanal paraların gerçek dünyaya geçişini bir hayli hızlandıracağı…

Bilkent Cyberpark’ın TÜBİTAK’tan aldığı “BİGG M.A.R.K.A” desteği %50 arttı

0
TÜBİTAK 1512 BİGG-Teknogirişim Sermaye Desteği Programı kapsamında seçilen 17 Uygulayıcı Kuruluş’tan biri olan Bilkent CYBERPARK, bu kapsamda çeşitli eleme süreçlerinden geçen 60 iş fikri sahibi girişimci adaylarını tüm kamp boyunca CYBERPARK tarafından misafir ederek piyasa ederi yaklaşık 10,000 TL tutarında olan bireysel danışmanlık ve koçluk hizmetinden ücretsiz faydalandırdı. Genç girişimlerin sıklıkla yaşadığı sıkıntıları yakından tanıyan Bilkent CYBERPARK’ın, kurguladığı iş planı yazma programından sonra zorlu eleme süreçleriyle belirlediği nihai adaylar TÜBİTAK 2. Aşama İş Planı Değerlendirme Panellerinde tekrar bir elemeden daha geçtiler ve projelerin yaklaşık yarısı 2. aşamada desteklenmeye uygun bulundu. Biyomedikal Analiz Sistemleri, Kişisel Finans Yönetimi, Fiber Lazer Sistemleri, Mikroakışkan Manyetik Hücre Ayırma Kiti, Beacon Temelli Etkileşimli Etkinlik Uygulaması, Giyilebilir Teknoloji ve Akıllı Ev Sistemleri alanlarında TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanan BİGG MARKA projelerinin Türkiye ekonomisine bir çok katkı sağlamayı hedeflenmektedir. Girişimciliğin ve girişimcilere sunulan hizmetlerin iyi bir ekip işi olduğunu savunan Bilkent CYBERPARK, TÜBİTAK BİGG kapsamında desteklenmeye hak kazanan girişimcilere Atölye’de ücretsiz ofis ödülü ve sürekli mentörlük desteği gibi bir çok destek ile her aşamada girişimcilerinin yanında oluyor. Bilkent CYBERPARK’ta şirketleşmek isteyen girişimciler, CYBERPARK’ın girişimcilere özel tüm imkanlarından ve programlarından faydalanabilecekler.

Hindistan’da akıllı telefon pazarı alev alev!

0
Akıllı telefon dünyasını şekillendiren pazarlardan biri de Hindistan. Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi, gerek yerel gerekse küresel üreticiler için zorlu bir rekabet sahası ve bunun bazı sonuçlarıyla da karşılaşılmaya başlandı. Yarış, büyük yerli markaları kötü yönde etkiliyor. Örneğin ülkedeki en önemli üreticilerden Micromax için işlerin iyiden iyiye kötüleştiği belirtiliyor. Hindistan, dünyanın en hızlı büyüyen akıllı telefon pazarı. Satışları geçen yıl, 2014’e göre yüzde 29 arttı. Micromax ise pazar lideriydi. Ancak son dönemde Samsung’un Hint pazarına ‘şok edici’ fiyatlara sahip modeller sunmaya başlaması ve Çinli üreticilerin de (Xiaomi, Huawei, vb) daha rekabetçi adımları ile birlikte işlerin seyri değişmeye başladı. Sadece bir yıl önce ülkenin en çok tercih edilen markası olan Micromax’ta pazar payının yarı yarıya düştüğü ve en çok akıllı telefon satışı gerçekleştiren şirketler arasında da gerilediği görülüyor. Bilgiye göre şirketin pazar payı yüzde 22’den yüzde 13’e geriledi. Her geçen gün daha fazla sayıda üst düzey yönetici istifa ederken Micromax’ın süper-rekabetçi Hint pazarındaki akıbetı de daha yüksek sesle sorgulanmaya başlandı. Teknoloji alanında şirketlerin kaygan bir zeminde olduğuna dair son dönemdeki ilginç işaretlerden biri Micromax. Örneğin şirketin Bangalore’deki yazılım ofisini kapattığı ve üst düzey yönetim kadroları arasında ciddi tartışmaların olduğu da diğer bilgiler arasında.

Hindistan markalarının önlenemez düşüşü

Öte yandan konu sadece Micromax ile ilgili de değil. Çin markalarının ülkede pazar paylarını iki katına çıkardıkları belirtiliyor. Counterpoint araştırmasına göre Micromax’ın yanı sıra Intex, Lava ve Karbonn adlı diğer yerli markaların toplam pazar payı da yüzde 43-48 aralığında geriledi. Bu sofistike Asya ülkesinde akıllı telefon pazarına ilişkin göstergeler bir hayli ilginç. Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

Kadınlar için devir YouTube devri

0
YouTube, dünyanın her yerinden video yayıncılarının ilgisini çekmeye devam ederken çok sayıda kullanıcı için önemli bir gelir kanalı olmayı da sürdürüyor. Bu alanda rakipsiz isimler var, örneğin PewDiePie adlı kanalın sahibi Felix Arvid Ulf Kjellberg’in aylık gelirinin 1 milyon dolara yakın olduğu belirtiliyor. Ancak aylık kazancıyla ses getiren başka isimler de var. YouTube’un öne çıkan yıldızlarından Zoella adlı kanalı sahibi Zoe Sugg, aylık gelirinin 50 bin Euro olduğunu açıkladı. 10,2 milyon aboneye sahip olan 25 yaşındaki İngiliz Vlogger, daha önceki açıklamaya göre 2014’ün ilk 8 ayı sonunda 400 bin Euro kazanmıştı. Anlaşılan o ki 2015-2016 döneminde yıllık geliri 650 bin Euro seviyesine ulaşmış durumda. zoella_c-large Global birer yıldız halini alan çok sayıda YouTube fenomeninden biri olan Zoella, sadece makyaj, saç bakımı, çantalar ve erkekler hakkında paylaşımlarda bulunmuyor. Girl Online adlı bir de kitabı var ve bu çalışması da sadece bir hafta içinde 80 bine yakın kopya satmayı başarmıştı. Zoella, sevgilisi ile birlikte 1 milyon euroluk 5 odaklı bir konakta yaşıyor ve evini ilerleyen yıllarda daha da büyüteceğe benziyor. Sosyal medya, yüksek segmentli bir gelir modeli olma özelliğini, konuya derinlemesine yaklaşan kimselere sunmaya devam ediyor. Video paylaşım ve canlı yayın ağı YouTube, kadınlar için çarpıcı bir gelir modeli halini almaya devam ediyor. Bu alanda ülkemizde de genç ve gittikçe daha fazla ilgi gören kadın YouTuber’lar var ve sayıların hızla arttığı görülüyor.

NETAŞ 2015’te 1 Milyar TL barajını aştı

0
Türkiye bilişim sektörünün en köklü şirketlerinden biri olan NETAŞ, başarılarını sayısal değerlere de yansıtıyor. 2015 finansal sonuçlarını düzenlediği bir basın toplantısıyla paylaşan şirket, geçen yıl satış gelirlerini 1 milyar TL’nin üzerine taşımayı başardı. Son üç yılda iki kat büyümeyi başardıklarını ifade eden NETAŞ CEO’su C. Müjdat Altay, kayıtlı sipariş miktarının yüzde 39 artışla 652 milyon TL seviyesine çıktığını açıklarken, alınan siparişlerde ise yüzde 29’luk bir artış elde ettiklerini dile getirdi. Toplantıda yerli baz istasyonu ULAK Projesi’ndeki konumları ile siber güvenlik çözümü NOVA hakkındaki detayları da paylaşan Altay, ayrıca 2015 sonunda Tekirdağ’da başlattıkları Şifa Ormanı sosyal sorumluluk projesine de değindi. Türkiye’nin dijital dönüşümünü hızlandırmak için çalıştıklarının altını çizen NETAŞ CEO’su C. Müjdat Altay ile, finansal sonuçları ve NETAŞ’ın 4.5G ve siber güvenliği de içeren vizyonunu konuştuk.

Eğitim ve teknoloji İstanbul’da buluştu

0
Eğitimciler, akademisyenler, eğitim teknolojileri uzmanları ve ilgili pek çok paydaş. Tüm bu kesimleri bir araya getiren 3. Eğitim Teknolojileri Zirvesi, yerli ve yabancı konuşmacılarıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Eğitimcilere ilham verip, onların deneyimlerinden ilham almayı amaçlayan Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nin (#ETZ2016) açılış konuşmaları MEB Yeğitek Eğitim Teknolojileri Geliştirme ve Projeler Daire Başkanı Mustafa Bücük ile Intel Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Yalım Eriştiren tarafından gerçekleştirildi. Gün boyu devam eden etkinlikte 76 konuşmacı, sayıları 1400’ü bulan katılımcılara eğitim dünyasındaki teknolojik yenilikleri ilginç örneklerle paylaştı. Katılımcılar ayrıca, panellerin haricinde düzenlenen atölyelerde deneyim kazanma olanağı da buldu. Etkinliğin başlangıç konuşmaları arasında yurtdışından gelen önemli isimler de bulunuyordu. Kitlesel açık çevrimiçi derserin yaratıcısı ve Bağlantıcılık kuramının öncüsü olarak kabul edilen Stephen Downes ve Apple Eğitimci Eğitmeni Oscar Stringer, dünyadaki trendleri ve uygulamaları katılımcılarla paylaştı. “Kendini eğitmek, kendini tanımak değildir” Maya Okulları Kurucusu ve TED Üniversitesi Mütevelli Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ziya Selçuk, ‘Kendini eğitmek, kendini tanımak değildir.’ temalı bir konuşma gerçekleştirirken, Prof. Dr. Soner Yalçın ise eğitimde teknolojinin gelişimi ile ilgili hataları ve bunlara çözüm önerileri getirdi. Blippar CEO’su Zehra Öney’in moderatörlüğünde yapılan panelde ise iş dünyasındaki teknolojik gelişmeler ve en son trendler paylaşıldı. Kodlama alanında yapılan çalışmaların öncüsü olan Doç. Dr. Şirin Karadeniz ve Dr. Yasemin Allsop ise son günlerde çok gündemde olan kodlama konusunda katılımcıları aydınlattı. Katılımcılar, Dinamo Danışmanlık kurucusu Evrim Kuran’ın katılımı ile ‘nesiller’, “Sosyal Medya Savaşları” kitabının yazarı Ümit Sanlav ve Abbas Güçlü ile de sosyal medya hakkında bilgi sahibi oldu. Ayrıca, Merck EMEA Yetenek ve Gelişim Direktörü ve PERYÖN Genel Başkanı Sevilay Pezek Yangın’ı dinlediler. Esat Uğurlu ve Selçuk Can Güven’in beyin ve öğrenme ile ilgili sunumları yoğun ilgi gördü. 25465207732_35b8e2fa8c_o Eğitimde arttırılmış gerçeklik ETZ 2016 kapsamında düzenlenen atölyelerde Maker Hareketi, arttırılmış gerçeklik ve hologram, “Tezgah Üretim Evi” hep birlikte üretilirken, STEM ve oyunlaştırmanın incelikleri anlatıldı. Eğitim ve iş dünyasının gündemine yerleşmeyi başarmış konulardan biri olan STEM özelindeki panel ise Doç. Dr. Tufan Adıgüzel önderliğinde BAU STEM tarafından yönetildi. ETZ’nin, ilk yılında olduğu gibi ikinci yılında da hologram gösterisi ile açılış yapılmıştı. Bu gösterilerde ilk yılın geçmişten gelen konuğu Albert Einstein olurken, 2. yılda konuk Graham Bell olmuştu. Bu yıl ise ETZ16’da katılımcılar kendi hologramlarını yaptılar. Zirvenin en ilginç etkinliklerinden biri Uğur Mert ve Lamia Aktaş’ın gerçekleştirdiği “Hologram Atölyesi” oldu. Geçen yıl “Eğitimde Fark Yaratan Kadınlar” panelindeki İngilizce öğretmeni bayanlar Sedef Özmen ve Dinçer Demir moderatörlüğünde bu yıl matematikçi beylerle karşı karşıya geldi ve hangi branşın teknolojiyi eğitime daha iyi entegre ettiğini tartışarak, tüm branşlar etkileşimde bulunduğunda daha fazla verim alınacağı sonucuna varıldı. İlk düzenlendiği yıldan beri çeşitli sosyal sorumluluk projeleri yürüten ETZ, bu yıl her konuşmacı için KAÇUV’a (Kanserli Çocuklar Umut Vakfı) bağış yaptı. Konuşmacılara bağış yapıldığına dair bir sertifika hediye edildi. Ayrıca İZEV (İstanbul Zihinsel Engelliler Vakfı) de ETZ’de yer aldı. Eğitim Teknolojileri Zirvesi Koordinatörü Öğretim Görevlisi Işıl Boy Ergül, etkinliği “Eğitim ve teknolojiye dair tüm paydaşları bir araya getirmenin yanında pek çok sürprizi içinde barındırdı, birçok uzman, yerli ve yabancı konuşmacı bizlerle birlikte oldu. Kısacası, Eğitim Teknolojileri Zirvesi bu yıl da bünyesinde ilkleri barındırdı ve yine adından sıkça söz ettirmeye devam edecek.” cümlesi ile özetledi.

iPhone pil sorunu böyle çözülmüyor!

0

Cep telefonlarında tek şarjla bir hafta kullanım dönemi çok eskilerde kaldı; bugün iPhone pil sorunu ile boğuşan milyonlarca kullanıcı cihazını bir saat daha fazla kullanabilmek için her türlü fedakarlığa hazır. Bluetooth’u kapatıp, mobil şebekedeyken video izlemeyen bu kullanıcı kitlesi, akıllı telefonun her türlü nimetinden vazgeçerek pil ömrünü uzatmaya çalışıyor.

Elbette sorun sadece iOS cihazlarda değil, Android platformundaki telefonları kullananlar da her geçen gün azalan “tek şarjla cihaz kullanım süresinden” şikayetçi. Bu sorunun pek çok geçici çözümü bulunuyor. Ancak bizzat Apple Yazılım Şefi Craig Federighi tarafından verilen yanıta göre, çalışan uygulamaları sürekli kapatmak bunlardan biri değil.

iPhone pil sorunu için başka çözümler arayın

Çoklu görev özelliğinin icadından bu yana, Ana Ekran tuşuna iki kez dokunup uygulama geçmişini açmak ve buradaki uygulamaları “pil yemesin” diye kapatmak iPhone kullanıcıları arasında alışkanlık oldu. Ne var ki bu işlemin telefona tek şarjla daha uzun kullanım sağladığını öne süren şehir efsanesi önceki hafta tarihe karıştı! Bir iPhone kullanıcısının “iOS uygulamalarını çoklu görev ekranından sık sık kapatır mısın be bu işlem pil ömrü için gerekli midir?” sorularına e-posta ile yanıt veren Federighi ikisine de “Hayır” dedi ve konu kapandı. Artık kullanılmayan uygulamaları kapatmanın pil ömrüne etkisi olmadığını resmi olarak biliyoruz.

Dahası, 9To5Mac’te bahsedildiği gibi, uygulama kapatmak bir işe yarasaydı bunu yapmanın -en azından iOS platformunda- daha kolay ve anlaşılır bir yolu olurdu. Cihazdaki tek düğmeye çift tıklayıp, ardından uygulamaları yukarı doğru sürüklememiz gerekmezdi. Bu özellik normal koşullar altında sadece donan veya bir sebepten yeniden başlatılması gereken uygulamalar için kullanılıyor.

Sürücüsüz Chevrolet çok yakında!

0
Apple ve Google şu ara farklı otomobil üreticilerine ait modellerle sürücüsüz araç teknolojilerini denerken, ABD’nin en ünlü markalarını çıkaran General Motors sürpriz bir hamleyle atağa geçti. Chevrolet, Buick ve Cadillac gibi markaların sahibi GM, Silikon Vadisi’nde otonom araç denince ilk akla gelen girişimlerden olan Cruise adlı şirketi 1 milyar dolar karşılığında satın aldı. Anlaşma sonrasında kendi operasyonlarına GM’den ayrı olarak devam edecek olan Cruise, bir yandan da General Motors fabrikalarında üretilen otomobilleri kendi teknolojileriyle donatmak için kolları sıvayacak. Anlaşmayı Re/code için değerlendiren GM Başkanı Dan Ammann, “Bu alım sayesinde kendi kendine gidebilen otomobillerimizin piyasaya çıkışı kayda değer biçimde hızlanacak” ifadesini kullandı.

Sürücüsüz araçlarda üst vitese geçildi

Bugüne kadar toplamda 18,8 milyon dolar yatırım toplayan Cruise Automation, standart araçları otonom hale getirmeye yarayan kitlerini tanesi 10 bin dolardan satıyordu. Şirketin rezerve usulü satışa sunduğu ilk 50 otonom kitinden birini satın almak artık mümkün değil. Bu kitler ve devamı, GM araçlarına önümüzdeki dönemde fabrika çıkışında sürücüsüz kullanım kabiliyeti kazandırmakta kullanılacak. Önümüzdeki dönemin en popüler trendlerinden biri halini alacağı anlaşılan sürücüsüz otomobiller için bir yandan teknoloji devleri, diğer yandan otomotiv sektörünün gediklileri adeta bir yarış halinde. Google’ın karıştığı son kaza, anlaşılan iki tarafı da yavaşlatmadı. Yakın dönemde Lyft ile kurduğu iş ortaklığı sonrası 10 yıl içinde kendi kendine yol alan araç filosu kurma planları yapan General Motors, bakalım Cruise alımıyla vites yükselterek sürücüsüz Chevrolet ve Cadillac’ları piyasaya vaktinde sunabilecek mi.

Yahoo bu servislerin fişini çekiyor!

1
yahoo tumblr marissa mayer Yahoo adına işler son yıllarda pek iyi gitmiyor. Şirketin çalkantılı bir süreçten geçtiği, üst düzey yatırımcılarının başta CEO Marisa Mayer olmak üzere yönetim kadrosundan memnun olmadığı biliniyor. 2016 yılı birinci çeyrek finansal göstergelerini kamuoyuyla paylaşan ve hayal kırıklığı yaratan köklü markanın bazı servislerini kapatma kararı da açıklandı. Kapatılan servisler arasında Yahoo Games öne çıkıyor. 14 Mart 2016 itibarıyla oyun satışı odaklı söz konusu servisin fişi çekiliyor. Türkiye’de faaliyette olmayan servis; Avustralya, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, İngiltere ve ABD’de 18 yıldır varlığını sürdürüyordu. Özelleştirilmiş arama servisi BOSS da kısa süre sonra kapatılacak servisler arasında. 31 Mart 2016’da faaliyetlerine son verilecek. Yahoo Maktoob ve Astrology de kapatılan servisler arasında yer alıyor. Maktoob adından da anlaşılacağı üzere Arapça ve aynı zamanda İngilizce dillerinde haber akışı sağlayan bir web platformuydu. Astrology ise aralarında Hindistan’ın da bulunduğu birkaç ülkede hizmete veren bir astroloji ortamıydı. Yahoo Livetext ise kapatılacak diğer bir servis. 2015 yazında faaliyetlerine başlayan bir mesajlaşma uygulamasıydı, 1. Yaşını doldurmadan fişi çekiliyor. Açıkçası Yahoo’nun ‘Yahoo Messenger’ varken kendi mesajlaşma platformuna alternatif bir uygulama çıkarması şaşkınlıkla karşılanmıştı, anlaşılan girişim başarılı da olmadı. Şirket, 2014 yılına kadar 60’a yakın servisini kapatmıştı. Bu rakam son iki yılda adeta katlandı. Şirketin mali tablo açıklamasında artık sadece 7 hizmet ekseninde hareket edileceği bildirildi. Bunlar; Tumblr, Spor, Haberler, Lifestyle, Finans, Arama ve Mail.

Google’dan Facebook’a veri merkezi desteği

0
visite-google-datacenter-092 Teknoloji dünyasının dinamikleri arasında belki de en önemli olanlar yüksek segmentli rekabet noktasında görülüyor. Birbiri ile kıyasıya yarışan dünya devleri; daha fazla kullanıcı, daha fazla aylık sayfa gösterimi, daha fazla aylık aktif kullanıcı, önceki çeyreğe göre daha fazla net kar gibi parametreler için durmaksızın çalışıyorlar. Facebook ve Google, bu noktada rekabetin seyrini oluşturan markalar arasında. Üstelik birbirleriyle de rekabet halindeler. Örneğin Facebook, kendi platformuna yüklenen videolarla bir YouTube alternatifi olma yolunda adımlar atıyor. Google’ın Plus’ı ile Facebook yarışı da belki de en çok bilinen rekabet sahalarından biriydi… En nihayetinde ise birbirleri ile çok da iyi ilişkileri olmayan Facebook ve Google, ilginç bir ortak paydada buluşma kararı aldılar. Üstelik konu, günümüzün olduğu kadar geleceğin de en değerli teknoloji kavramları arasındaki ‘veri merkezleri’ alanında… Google, Facebook’un Open Compute Project adlı veri merkezi yapılarının birçok aşamada geliştirilmesi konulu yapısına dahil olduğunu açıkladı. İlk etapta yeni bir sunucu ile katkı sağlayacağını duyuran Google, Open Compute Project kapsamındaki diğer geliştirme çalışmalarında da katkılarda bulunulacağını belirtti. Teknoloji dünyasında sürpriz olarak değerlendirilen gelişme olumlu karşılandı. Büyük şirketlerin birbirleri ile daha fazla ortak çalışma alanları bulmaları yönünde de en güncel örneklerden biri olarak kayıtlara geçti.

Para kazanmanın tatlı yolu Parantez’in içinde saklı

1
Girişim dünyasında en başarılı olanlar arasında aklınıza gelen 8-10 tanesini saymanızı istersek, bunların çoğunun tamamen sıfırdan yepyeni bir fikir üretenler değil, günümüz dünyasının gerçeklerinden kopmadan, o alanda yeni bir boyut açanlar olduğunu görebilirsiniz. Özel bir röportaj gerçekleştirdiğimiz Parantez CEO’su Altuğ Beşer’in de şirketiyle geldiği noktada bu tür bir boyut açabildiğini söylemek mümkün. Kısa süre içinde hızlı bir yükseliş gerçekleştiren Parantez, klasik sadakat kartı programlarıyla yemek kartlarını ve restoranları bir araya getirmeyi başarmış durumda. Parantez, şu an için Multinet kullanıcıları arasındaki 300 binin üzerindeki üyesine 5 binden fazla restoranda sunulan avantajlardan faydalanma olanağı sunuyor. Sunulan olanaklarla restoranlar daha fazla ciro yapma fırsatı elde ederken, kart sahibi Parantez üyeleri de, ay sonu gelmeden bitirdikleri kartlarıyla daha fazla yemek yeme olanağı elde ediyor. Restorana gitmeden önce web sitesi ya da mobil uygulama üzerinden bildirimde bulunmasıyla işler hale gelen sistem için Beşer; Parantez üyelerinin, kartlarına anında yüklenen “Tatlı Para” ile sisteme üye olmayanlara oranla iki gün daha fazla yemek yiyebildiklerini ifade ediyor. Parantez’in çalışma sistemine ait diğer detayları ve şirketin CEO’su Altuğ Beşer’in geleceğe yönelik planlarını videomuzdan izleyebilirsiniz.

IDC: Hibrit bilgisayarlara ilgi artacak

0
Araştırma kuruluşu IDC, hibrit bilgisayar olarak da bilinen ikisi bir arada tablet/notebook cihazların geleceğine dair öngörülerini içeren yeni bir rapor yayınladı. İstenildiğinde dizüstü bilgisayar olarak kullanılabilen, klavyesi çıkarılarak ya da ters döndürülerek tablet formuna dönüşen ve bu yapısıyla hibrit bilgisayar şeklinde tanımlanan tüketici elektroniği ürünlerinin, 2020’de 63 milyon 800 bin birimlik satış rakamına ulaşacağı öngörüsünde bulunuldu. Söz konusu tahmin, 2015 satışlarına göre 16 milyon 600 bin adet daha fazla satışın gerçekleşeceğine işaret ediyor. Raporda tablet satışlarına dair beklentilere de yer verildi. Buna göre 2016’da, geçen yıla göre yüzde 5,9 daha az tablet satışı beklentisi var. Tablet bilgisayarlar, küresel satış anlamında her geçen yıl biraz daha kan kaybederken 2’si 1 arada cihazların gördüğü ilgi şaşırtıcı seviyelere ulaşıyor. Bu noktada 2015 yılında satılan cihaz sayısı da bir önceki yıla göre daha fazlaydı. 2-in-1IDC raporunda tabletlerdeki ekran boyutları da çeşitli şekillerde ele alındı. 9 inç ve altında ekran boyutuna sahip tabletlerin yerine 9-13 arası ekran boyutuna sahip olanların daha fazla tercih edilmesinin beklendiği ifade edildi. Söz konusu ekran boyutlarına ilişkin analiz, sektörde iyiden iyiye yaygınlaşan ‘dev tabletlerin’ daha fazla görüneceğine dair ipuçları arasında. Öte yandan Apple, Samsung gibi köklü tablet üreticilerinin yanı sıra Huawei, Alcatel gibi bu alanda üretim faaliyetlerini yeni yeni ivmelendiren şirketlerin de oyuna katılmasının marka bazındaki pazar paylarında değişimleri beraberinde getireceğinin altı çizildi. Son olarak Windows 10 için önümüzdeki sürecin önemine değinildi. İlgili işletim sistemi ile gelecek modellerin, 2016 yılında etkili olacağının altı çizildi. Android ve iOS işletim sistemleri ise pazarın mutlak hakimi olmaya devam edecekler. Raporda 2020’de ise Android’in tablet ekosistemindeki işletim sistemleri arasında ağırlıklı olarak kullanımda olacak yazılım olacağı belirtiliyor.