Cumhurbaşkanı Erdoğan “4G’yi boşverelim” dedi

1
RTETürkiye, yaklaşık 5 yıl gecikmeyle 4G’ye geçiş için gün sayarken Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ilginç bir açıklama geldi. Türk Telekom’un Ankara’da düzenlenen 175. kuruluş etkinliğine katılan Erdoğan, konuşmasında kısa bir brifing aldığını, buradan aldığı bilgilerle 4G’ye hiç başlamadan 5G’ye geçmenin daha iyi olacağını ifade etti. Konuşmasında, “Gündemde 4G ihalesi var. Ama dünya 5G’yi konuşuyor. 4G’yle hiç zaman kaybetmeyelim. O zaman 3G’de 2 yıl daha sabredersek, 5G’ye geçeriz. Aksi takdirde 4G’ye geçersek Türkiye çöplük haline döner.” yorumunu yapan Erdoğan, 2 yıl daha beklenirse 5G’ye geçilebileceğini belirtti. 5G’ye geçiş mümkün mü? Dünyada 5G’nin sektörler arasındaki özel etkinlikler haricinde kullanıcıların karşısına ilk çıktığı etkinliklerden biri Mart ayında Barselona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi oldu. Henüz çok taze olan bu konu hakkında bir yandan standartları geliştirme çalışmaları sürerken, diğer yandan üreticilerin de gerek altyapı gerekse ürün bazında ciddi hazırlık yapması gerekiyor. Şu an için yolun oldukça başında olan 5G için gereken bu yeniliklerin tamamına yakını test aşamasında. Bu tarz testlerin tamamlanması ve gerek telekom operatörlerine gerekse son kullanıcılara ürün olarak sunulabilmesi için yıllar gerekiyor. Diğer yandan 5G’ye uyarlanmış telekom yönetim yazılımlarının da aynı titizlikle hazırlanması gerekmekte. Bu açıdan bakıldığında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasında yer alan “2 yıl bekleyelim” ifadesi karşılığını bulmuyor. Bununla birlikte üretici şirketlerin ve tabii telekom operatörlerinin 4G için belirlediği ticari kaygıları da hesaba katmak gerekiyor. Ticari kaygılar demişken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “4G nedeniyle ülkeyi çöplüğe çevirmeyelim.” cümlesini de irdelemek gerekiyor. Tüm teknik engeller aşılsa, altyapı hazırlansa bile satışta bulunan ürünler 5G değil, 4G uyumlu olacağı için çöplüğe dönüştürüleceği söylenen ürünler yine satılacak. Bu nedenle lisans verilse dahi lisans sonrası kullanım için 2020 sonrasının beklenmesi gerekecek. 5G’ye geçiş için sektörün ve ülkelerin planları neler diye baktığımızda ise karşımıza 2020 tarihi çıkıyor. Bazı Avrupa ülkeleri, ABD, Çin ve Japonya bu tarihte 5G’yi aktif hale getirmeyi planladıklarını açıklamışlardı. Özetle, kısa bir brifing sonrası yapılan bu açıklamayı talihsiz ve karşılığı olmayan bir ifade olarak yorumlamak mümkün. Henüz oldukça sıcak olan bu gündemin, gerçeklerin anlaşılmasıyla yerini yeniden 4G ihalesine bırakacağını öngörebiliriz.

Füze üreticisi Raytheon, Websense’i satın aldı

0
raytheon_cybersecurity1922’de kurulan ve asıl işi ordulara füze ve yan sistemleri satmak olan Raytheon, siber güvenlik alanının tanınmış şirketlerinden Websense’i bünyesine kattığını açıkladı. ABD merkezli şirket, bu hamleyle savunma alanındaki iş sınırlarını siber dünyaya da taşırken, nispeten zayıf olan bu alandaki faaliyetlerini ciddi oranda güçlendirmiş oldu. Öncesinde de bu alanda bazı girişimleri olan şirketin Websense alımı yaptığı en büyük yatırım anlamına geliyor. Websense’e 1.57 milyar dolar yatırım yaptığını açıklayan şirket, Websense’in TRITON platformunu kendi geliştirdiği sistemler için kullanacağını belirtti. Detaylara bakıldığında ise Websense’in sahibi Vista Equity Partners’le bir iş ortaklığı gerçekleştirilmiş olduğu da görülüyor. Raytheon’un kurulacak yeni şirkete yaptığı yatırım yeni şirketin yüzde 80’ini temsil ederken, kalan kısım için Vista Equity Partners’ın 400 milyon dolarlık bir yatırımı söz konusu. Bu da, siber güvenliğe odaklanmış yaklaşık 1,9 milyar dolarlık yeni bir şirket anlamına geliyor. Raytheoncyber.com adresinde yeni bir site de açan şirketin bu sitesinde 2020’de 25 milyar birbiriyle bağlantılı cihaz olduğu vurgusu, özellikle nesnelerin interneti güvenliğine odaklanacaklarını gösteriyor. Raytheon kimdir? 1922’de kurulan ve 1959’da kurulan şirketin aralarında Türkiye’nin de olduğu çok sayıda toplamda 63 bin çalışanı bulunuyor. Şirketin 2013 mali yılındaki geliri olan yaklaşık 24 milyar doların yüzde 90’lık kısmı askeri ürün ve sistemlerden geliyor. Yaklaşık 30 yıldır kendi içinde siber güvenlik çözümleri geliştiren şirket, Websense ile teknoloji dünyasına hızlı bir giriş yapmış oldu.

XPS 13 kurumsalda da iddialı

0
15 saate varan pil ömrü, neredeyse çerçevesiz ekranı ve en yüksek performanslı en küçük PC olmasıyla tanıtıldığı ilk günden bu yana büyük ses getiren Dell’in 13 inçlik dizüstü bilgisayarı XPS 13, Türkiye’de piyasaya sürüldü. Kurumsal kullanıcılar için de alternatif olacak ürünle ilgili Dell Türkiye Ülke Müdürü Didem Duru ile konuştuk.

Twitter’daki DM değişikliği şirketlere yarayacak

0
twitterİş dünyası, özellikle pazarlama departmanlarıyla müşterilerine sosyal medya üzerinden ulaşma gayretinde. Bu iletişimi kolaylaştırmak için kurulan dijital iletişim hizmeti veren ajanslar ise önemli bir sektörün doğmasını sağladı. Twitter’ın bugün başlattığı, “takip zorunluluğu olmadan herkese doğrudan mesaj gönderebilme” özelliği en çok bu kanal üzerinden müşteri hizmetlerine ulaşılma olanağı sunan şirketlerin işine yarayacak. Bugüne kadar kendisine Twitter yoluyla ulaşan kişilere geri dönebilmek için resmi hesaplarından o kişiyi takip etmek zorunda kalan ve “Konuyla ilgili size geri dönebilmemiz için DM yoluyla iletişim bilgilerinizi yollayın” mesajını adeta kopyala yapıştır metoduyla kullanan şirketler, yeni olanakla birlikte artık bu takip zorunluluğundan kurtulacak. Ancak gerek bu şirketlerin gerekse şirketlere hizmet veren ajansların dikkat etmesi gereken önemli bir detay var. Twitter’ın bu özelliği yalnızca izin veren kullanıcılar için geçerli. Yani doğrudan mesaj almak isteyenlerin, Twitter’daki ayarlar bölümünde bulunan Gizlilik ve Güvenlik sekmesine giderek bu seçeneği aktif hale getirmesi gerekiyor.

Software AG veri analitiğinde güçleniyor

0
SoftwareAGSoftware AG, veri analitiği firması Evalueserve’un Partner Ekosistemi’ne katıldığını duyurdu. Veri Analitiği danışmanlık hizmetleri ve çözümlerinde uzmanlaşan Evalueserve, Software AG’nin katma değer yaratan iş ortaklarından biri olarak, işletmelerin büyük ve hızlı veriden en üst düzeyde faydalanmasına ve rekabet üstünlüğü sağlayan gerçek zamanlı içgörüler elde etmesine yardımcı olacak. Software AG ile güçlerini birleştiren Evalueserve, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu veri akış analitiği hizmetlerine yönelik olarak tasarladığı kapsamlı süreçler ile tanınıyor. Tüketici tercihleri ve pazar koşullarındaki değişimleri, “mind+machine” yaklaşımıyla gerçek zamanlı olarak takip eden Evalueserve, 360 derece veri analitiği hizmetlerinde işletmelerin mevcut konjonktürler karşısında aksiyona dönüştürülebilir içgörüler edinmesini sağlıyor. Yüksek teknolojiyi temel alan “mind+machine” uygulamasının ardında ise, araştırma ve veri yönetimi alanında yenilikçi hizmetler geliştiren, işletmelerin sorunları doğrultusunda iş zekâsı sistemleri tasarlayan dünya çapındaki uzman analistler var. Evalueserve, işbirliği kapsamında mevcut hizmetlerini çeşitlendirmek ve iyileştirmek amacıyla bundan böyle Software AG’nin Apama Akış Analitiği Platformu’ndan faydalanacak. Platform, şirketin Risk ve Uyumluluk, Müşteri İçgörüleri, Nesnelerin İnterneti gibi karmaşık süreçlerde veri akışlarını yönetmesine yardımcı olacak. İşletme için kritik bileşenlerdeki herhangi bir sorunu öngörme ve proaktif şekilde aksiyon alma konusunda hizmet mühendislerine yol gösteren Apama, cihazlardan ve makinelerden durmaksızın gelen verileri gerçek zamanlı analizler ile değerlendirerek beklenmedik aksaklıkların ve maddi kayıpların önüne geçiyor.

Mobil Takip’le çalışanlar takipte

0
GD Holding Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Duyarlar
GD Holding Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Duyarlar
İnsan kaynakları, telekom, internet, bilişim, e-ticaret sektörlerinde gerçekleştirdiği yatırımlarla holdingleşme sürecini tamamlayan GD Holding’in başarı hikâyesinin arkasındaki isim olan Gökhan Duyarlar’ın “internetten Türkiye’nin yeni markalarını yaratmak” hedefiyle kurduğu “Kuluçka Merkezi” çeşitli nedenlerden ötürü projesini hayata geçiremeyen girişimcilerin imdadına yetişiyor. Merkezde GD Holding’in yarım milyon TL’lik yatırım desteği ile geliştirilen Mobil Takip projesi, özellikle pazarlama ve satış temsilcileri gibi saha çalışanlarının hangi lokasyonda olduklarını görmelerine ve birbirleriyle internet üzerinden anında iletişim kurmalarına olanak sağlıyor. Holding bünyesinde marketing, yazılım, donanım, operasyon, lojistik, hukuk, vergi, muhasebe, ve PR gibi her türlü alt yapı hizmeti sağlanarak olgunlaşan projede, girişimcilerin en büyük sorunu olan risk yönetimi de yine GD Holding tarafından sağlandı. Gökhan Duyarlar’ın bir seri girişimci misyonuyla hayata geçirdiği “Kuluçka Merkezi”nin ilk ürünü olan proje, internetten mobil uygulama olarak cep telefonu ve tabletlere indirilebiliyor. Uygulama, açık olduğu her an boyunca çalışanların hangi lokasyonda yer aldığı görülebiliyor.  Çalışanlar uygulama aracılığıyla birbirleriyle kesintisiz iletişim kurabiliyor. Telekom, internet, bilişim, e-ticaret, insan kaynakları alanlarında faaliyet gösteren şirket gruplarını içerisinde barındıran bir holding olarak Türkiye’ye yeni markalar kazandırmayı hedeflediklerini, “Kuluçka Merkezi”nin de bu hedefin bir parçası olduğunu ifade eden GD Holding Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Duyarlar, merkeze ve merkezin ilk projesi olan Mobil Takip hakkında şu değerlendirmede bulundu: Maaşlı girişimci “Türkiye’de Melek Yatırımcı platformunu temsil eden eko sistemin başarı oranı ne yazık ki yüzde 2’lerde kalıyor. Platformun başarı oranını artırabilmesi için eko sistemi geliştirmemiz gerekiyor. Biz bugün holding bünyemizde kurduğumuz “Kuluçka Merkezi” aracılığıyla bunu yapmayı hedefledik. Bunu yaparken de girişimcilerimizi kendi çalışanımız gibi görerek onlara maaş bağladık. Bu merkez aracılığıyla seçtiğimiz ilk proje Mobil Takip oldu.” Lokasyona göre iş bölümü “Bugüne kadar özellikle sahada çalışanların takibi ve iletişimi noktasında geliştirilen projelerden farklı bir proje geliştirdik. Mobil Takip aracılığıyla cep telefonları ve tabletlere indirilen bir uygulama ile çalışanların nerede olduğunu görebiliyoruz. Bu sahada çalışanların zaman ve emek kaybını ortadan kaldıran bir proje. Özellikle büyük şehirlerde yaşanan trafik kaosu, saha çalışanlarını olumsuz etkiliyor. Mobil Takip ile çalışanlar kendi aralarında lokasyona göre iş bölümü yapabilme fırsatı yakalayacaklar.”

Arena, Dell SonicWALL distribütörü oldu

0
Dell_SonicwallArena, Dell tarafından satın alınan SonicWALL‘un güvenlik cihazları ve bu cihazlara bağlı yazılım ürünlerinin distribütörü olduğunu açıkladı. Sonicwall ürünlerinin Türkiye çapında daha çok müşteriye ulaştırılmasını sağlayacak olan bu anlaşma ile tüm iş ortakları yeni ve katma değerli satın alma olanaklarına sahip oldu. Anlaşma sonrası görüşlerini açıklayan Arena Genel Müdür Yardımcısı Atıf Büyüksoy, katma değerli iş modelleri ile hizmet vermenin heyecanı içinde olduklarını ifade ederken sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyanın önde gelen markası Dell’in; server storage, network ve Dell Wyse’ın da thin client çözümleri ile Dell çatısı altında müşterilerimize değer sunuyoruz. Bunun yanı sıra günümüzün en önemli ihtiyacı olan güvenlik alanında önemli bir markayı daha portfoyümüze katmaktan mutluluk duyuyoruz. Dell markasının uçtan uca tüm çözümlerini iş ortaklarımıza ve iş ortaklarımzın müşterilerine sunmak, Arena Value değerini bir kez daha ön plana çıkarıyor. Dell Sonicwall işbirliğimiz tüm iş ortaklarımıza hayırlı olsun.” SonicWall’un kurulduğu 1991 yılından bu yana Gartner’ın raporlarında sınıfında lider markalar arasında yer aldığını belirten Dell Software İş Geliştirme Müdürü Özben Miçooğulları ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Başta güvenlik duvarı olmak üzere çeşitli güvenlik ürünleriyle tanınan SonicWALL, kurumsal çözümler pazarındaki bu başarısını daha da ileriye taşımak için konusunda uzman iş ortaklarıyla faaliyetlerine devam etmektedir. Bu kapsamda güvenlik cihazları ve bu cihazlara bağlı yazılım ürünlerinin dağıtıcısı olarak Arena ile gerçekleştirdiğimiz stratejik iş ortaklığından doğan sinerji ile, müşterilerimize doğru ürünleri doğru zamanda ve uygun finansal modeller ile ulaştırmayı hedefliyoruz.”

Google Wallet yatırımları güvence altında

0
google_walletYatırımlarınızı Google Wallet üzerinde saklıyorsanız artık daha güvenli bir sistemin içindesiniz. Yahoo Finance’ta yayınlanan habere göre Google, artık Wallet paralarını FDIC (Federal Deposit Insurance Corporation)’ın güvencesindeki bankalarda saklayacak. Bir başka deyişle, şayet Google ya da bu bankalardan birinin başına kötü bir durum gelirse, paranız ABD  hükümeti güvencesi altında olacak. Normalde ise Google Wallet gibi hizmetler FDIC garantisi taşımıyor. 1929’daki Büyük Buhran dönemi (ABD’nin en büyük ekonomik çöküşü) döneminde federal sistem, bankalardaki 250 bin dolar ve üstü birikim ile depozitoları güvence altına almış ve ABD vatandaşlarının yatırımlarını bankalarda saklaması için bir tür teşvik sağlanmıştı. FDIC ise 1933’te çıkartılan bir kanunla kurulmuştu. Bu karar aynı zamanda bu alanda bir ilk olma niteliği de taşıyor. PayPal ve Google Wallet gibi hizmetler bugüne kadar “para saklamadığı” için de böyle bir güvenceye ihtiyaç olmamıştı.

Paraşüt yatırıma doymuyor

0
TEAMSilikon Vadisi merkezli girişim sermayesi fonu Ribbit Capital, Paraşüt’e 3.7 milyon TL ile ikinci tur yatırım yaptığını açıkladı. Böylece Şubat ayında Revo Capital’ın yaptığı 1.5 milyon TL’lik ikinci tur yatırım ile Paraşüt, 2015 yılının ilk çeyreğinde  toplamda 5.2 milyon TL yatırım aldı. 2013 yılında kurulan Paraşüt, ilk yatırımlarını Revo Capital ve Ribbit Capital’den toplam 1.650 milyon TL olarak almış ve büyümüştü. Paraşüt bu başarısı ile Türkiye’nin Silikon Vadisi’nden yatırım çeken ilk kurumsal teknoloji (B2B) şirketi oldu. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal operasyonlarını daha verimli yönetebilmesini sağlamak amacıyla geliştirilen Paraşüt, 10 bini aşkın firma tarafından kullanılıyor. Tecrübeli kadrosuyla, sürekli yenilenerek ihtiyaçları karşılamayı başaran bir hizmet olmayı sürdürüyor. Paraşüt, fatura oluşturma ve yazdırma, kredi kartı ile online tahsilat, ödeme takibi için otomatik hatırlatmalar, maaş takibi ve anında raporlama gibi pek çok hizmeti tek bir platform üzerinden veriyor. Yakın zamanda e-Fatura hizmeti de sunmaya başlayacak olan Paraşüt’ün bankalarla entegrasyon çalışmaları da devam ediyor.

İşyerindeki internette sömürü düzenine son

0
Cyberoam, kimlik ve kural bazlı ağ güvenliği ve yönetimine dair yeni bir teknolojinin patentini aldığını duyurdu. Tamamen Cyberoam’a özgü olan bu yeni teknoloji, son kullanıcı kimliğiyle ağ güvenliği politikalarını etkin bir şekilde bir araya getiriyor. Böylece çalışanların erişim güvenliğini güçlendirirken, her bir çalışan için ayrılacak kaynakların ihtiyaca göre bağımsız olarak kurgulanmasını ve yönetilmesini kolaylaştırıyor. Bu yeni teknoloji, Cyberoam’ın ağ güvenliğine yönelik sunduğu yeni nesil Firewall (NGFW) ve birleşik tehdit yönetimi (UTM) cihazlarının merkezinde yer alıyor. Her bir kullanıcının erişim yetkileri bağımsız olarak tanımlanabiliyor Geleneksel güvenlik yaklaşımları, herhangi bir ağ trafiğine izin vermek veya engellemek için kaynak ve erişim noktasındaki IP adreslerini karşılaştırma prensibiyle çalışıyor. Cyberoam’ın yeni patentli teknolojisi ise kaynak ve erişim noktasında her bir kullanıcı için özelleştirilebilen yeni kurallar tanımlanmasına olanak sağlıyor. Layer 8 güvenlik teknolojisinin parçası olan bu yeni güvenlik yaklaşımı, her bir kullanıcının ihtiyacına özgü detaylı kuralların çok daha esnek bir şekilde kurgulanabilmesini sağlıyor. Böylece kullanıcıya özgü ağ ve uygulama erişim yetkileri, kullanılabilecek en yüksek bant genişliği ve bağlantı erişim sürelerinin kısıtlanması gibi kurallar kolayca hayata geçirilebiliyor.
Cyberoam Technologies CEO’su Hemal Patel
Cyberoam Technologies CEO’su Hemal Patel
Uluslararası güvenlik regülasyonlarına uyumu kolaylaştırıyor Cyberoam Technologies CEO’su Hemal Patel, güvenlik zincirinde en zayıf halkanın çalışanların ağ erişiminden kaynaklandığını, bu nedenle kullanıcı bazlı güvenliğin en önemli öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti. Patel, “Ortaya koyduğumuz yeni teknolojiyle bu zayıf halkanın güçlendirilmesi adına sistem yöneticilerine ihtiyaç duydukları yeni yetenekler kazandırıyoruz. Ağ erişimine dair yönetim olanaklarını genişleten, güvenliği ve şeffaflığı artıran bu teknoloji sayesinde Cyberoam’ın kimlik bazlı ağ güvenliğindeki liderliğini daha da pekiştireceğiz” dedi. Patel, ayrıca Layer 8 güvenlik standartlarına dayalı bu yeni patentli teknolojinin kurumların HIPAA, CIPA, PCI-DSS, GLBA gibi regülasyonlara uyumunu kolaylaştırdığına da dikkat çekti.

Şirketler için Facebook’ta başarılı olma taktikleri

0
facebook-likeFacebook neredeyse dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip Çin kadar üyeye sahip. Bu da iş dünyasının Facebook üzerinden ciddi anlamda kazanımlar elde edebileceği anlamına geliyor. Entrepreneur tarafından hazırlanan sekiz başarılı olmuş tekniği sizler için derledik. 1) Müşteri kitlenize standart e-posta gönderimi yapmak yerine, onlar için Facebook reklamları oluşturun. Sizin kayıtlarınızda bulunan e-posta adresi ile Facebook’a giriş yaptıklarında sizin reklamlarınızı görebilmeliler. 2) Sosyal medya yarışmaları düzenleyin. Hayır kurumları ya da kâr amacı gütmeyen şirketler ile ortak çalışarak dikkatleri üzerinize çekin. 3)  Facebook standart sekmelerin sırasını değiştirmenize olanak sağlamakla beraber yeni ücretsiz sekmeler yüklemenize de izin veriyor. Bunu kullanın… 4) Video ve oynatma listelerini kullanarak ilgiyi üzerinize çekebilirsiniz. YouTube gibi bir mecra ile çekişen Facebook video hizmeti hem daha profesyonel görünüyor hem de yüksek boyutlara izin vererek, geniş bir yorum bırakma alanı vaat ediyor. 5) Müşteri hizmetlerini Facebook’a entegre edebilirsiniz. Anlık canlı destek gibi hizmetler bu sosyal medya mecrası üzerinden de yürütülebilir. 6) Sizin resmi Facebook sayfanızı beğenen kullanıcıların hangi benzer sayfaları da kullandıklarına bakın ve onları hedef almayı ihmal etmeyin. 7) Facebook Ad Manager üzerindeki Audience Insights aracını kullanın. Bu araç sayesinde sayfanızı beğenen kitleye ait neredeyse sınırsız bilgiye ulaşabilirsiniz. 8) Farklı platformlar üzerinden yeniden pazarlama stratejisi deneyin. Facebook üzerinden istediğiniz neticeye ulaşamıyor ancak Bing ya da Google AdWords ile istediğinizi elde ediyorsanız platformlar arasından yeni müşterilere yönelin.

Vodafone’dan 4G veri yükleme rekoru

0
Dijital bağlantılı Türkiye hedefiyle yaptığı teknoloji yatırımları kapsamında 4G’ye ağırlık veren Vodafone, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan aldığı izinler kapsamında gerçekleştirdiği 4G şebeke testlerine bir yenisini daha ekledi. 13 Nisan’da İstanbul Maslak’taki Vodafone Plaza’da noter huzurunda gerçekleştirilen veri yükleme (uplink) testinde, 1800 MHz ve 2600 MHz frekans bantları 4G ile birleştirilerek, tek test terminaliyle 4G veri yükleme yönünde ulaşılabilecek “en yüksek hız” olan 141.06 Mbps’lik hıza ulaşıldı. Böylece Vodafone, Türkiye’de 4G veri yükleme ikili taşıyıcı birleştirme testini yapan ilk operatör olurken, Çin’den sonra dünyada ikinci kez veri yükleme ikili taşıyıcı birleştirme testini gerçekleştiren operatör de oldu. Vodafone Türkiye mühendisleri tarafından Huawei altyapısı üzerinde gerçekleştirilen bu testle aynı zamanda LTE-FDD bantlarında dünyada ilk kez veri yükleme yönünde ikili taşıyıcı birleştirme başarıyla denendi. Vodafone’un veri yükleme testi, 4G teknolojisinin sadece veri indirme yönünde değil veri yükleme yönünde de yüksek hızlarda servis verebileceğini göstermesi açısından önem taşıyor.
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Vekili Ara Yıldızlı
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Vekili Ara Yıldızlı
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Vekili Ara Yıldızlı, şunları söyledi: “Vodafone Türkiye olarak 4G hazırlıklarımızı ve testlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Bu amaçla son yaptığımız testlerde Türkiye’de ilk defa 800 MHz ve 900 MHz üzerinden 4G servisini veren operatör olmuştuk. 4G teknolojisi ile mevcut spektrum bantları birleştirilerek yüksek hızlara ulaşmak mümkün. Bu kapsamda yaptığımız testlerde Türkiye’de ilk defa 3 farklı bandı tek terminal ile birleştirerek 450.79 Mbps  veri indirme (downlink) hızına ulaşmıştık. Şimdi de gerçekleştirdiğimiz bu son testle spektrum bantlarının aynı zamanda veri yükleme (uplink) yönünde birleşebileceğini ve bu sayede yüksek hızlara ulaşılabileceğini gösterdik. Veri yükleme yönünde 4G frekanslarının birleştirilmesi, özellikle resim ve video yüklemek isteyen sosyal medya kullanıcıları ile bulut (cloud) teknolojisini kullanan kurumsal firmaların yüksek hız ihtiyaçlarına cevap verebilecek. Nisan ayında gerçekleştirdiğimiz testlerle Vodafone olarak Türkiye’de ilk defa hem veri indirme hem de veri yükleme yönünde tek terminalle ulaşılabilecek en yüksek hızlara ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Global pazarda 4G teknolojisinin geliştirilmesi çalışmalarına ilk başlayan operatörlerden biri olarak, Türkiye’de de 4G teknolojisine yön verenler arasında yer almayı ve abonelerimize ilk günden itibaren en iyi 4G hizmetini sunmayı hedefliyoruz.”
Veri Yükleme Hızları (Upload)
Dosya Gönderme Data (MB) 3G Tek taşıyıcı 3G İki Taşıyıcı 4G Tek taşıyıcı 4G İki Taşıyıcı
5 fotoğrafı e-posta ile göndermek 20 28 sn 15 sn 2 sn 1 sn
Sunum yüklemek 50 1 dk 9 sn 36 sn 6 sn 3 sn
Cloud’a dosya yüklemek 100 2 dk 19 sn 1 dk 13 sn 11 sn 6 sn
5 dk HD 1080p video yüklemek 450 10 dk 25 sn 5 dk 27 sn 51 sn 26 sn
 

VoIP Expo Video Konferans Zirvesi 22 Nisan’da

0
voipexpoVideo konferans kullanımı, teknolojinin getirdiği kolaylıklarla artıyor. Bu kapsamda artan ilgi, Türkiye’nin ilk video konferans zirvesinin de düzenlenmesini sağladı. VoIP Expo isimli etkinlik, 22 Nisan 2015 tarihinde, Koç Üniversitesi’nin Şişli’deki Kuluçka Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Saat 13:30’da Video Konferans’ın Geleceği başlıklı oturumla başlayacak olan organizasyon kapsamında 200 kadar sektör profesyoneli bir araya gelirken, sekiz video konferans uzmanı konuşmacı tek oturumda katılımcılarla buluşacak. Etkinlik sırasında UltraHD (4K) video konferans deneyimi de gerçekleştirilirken; bulut teknolojileri, Android tabanlı yeni donanımların lansmanları ve getirileri ile video konferans uygulamalarının başka sistemlerle entegrasyonu da ele alınacak. Plusclouds, Empatiq, Grandstream ve TrueConf sponsorluğunda gerçekleştirilen etkinliğe dair diğer bilgiler ve tüm programa voipexpo.net adresinden ulaşabilirsiniz.

Moleskine defterlerin dijital dönüşümü

0
Moleskine_EvernoteYazar Bruce Chatwin, seyahatleri esnasında yanında her daim küçük not defterleri taşırdı. Paris’teki bir kağıt dükkanından aldığı bu defterler ile dünyayı dolaştı 1987 tarihli The Songlines adlı kitabında bunlar için “carnets moleskins” ismini kullandı. Bu özel defterlerin artık üretilmediği için üzgün olduğunu da eserinde not düşen yazarın kitabı yaklaşık 10 yıl sonra İtalyan tasarımcı Maria Sebregondi tarafından okundu. New York Times’ta Claire Martin, bu sözleriyle başladığı yazısında kendi alanında en tanınmış markalardan biri olan Moleskine’in dijital dünyayla nasıl barıştığını aşağıdaki sözleriyle anlatmış. Tasarımcı bu defterlerin Picasso, Van Gogh ve Ernest Hemingway tarafından da kullanıldığını öğrendi ve moleskine adını tescilleterek defterleri adeta yeniden diriltti. Günümüzde Moleskine not defterleri tablet ve akıllı telefonlar ile birlikte anılıyor. Kendi mağazalarını açan marka kendi lisansını da aldı, belli temalara sahip farklı tasarımlarla gelen ürünler piyasaya sürdü. Öte yandan Adobe, FiftyThree, Evernote ve Livescribe gibi şirketler ile anlaşma imzalayarak Moleskine defterlerdeki her türlü içeriği dijital dünyaya taşımanın önünü açtı. Şirket kısa süre sonra LEGO‘dan dijital bir stratejisti bünyesine kattı ve kendileri için yabancı olan dünyada nasıl ilerleyeceklerinin şemasını çizdi. Bu planlama ile birlikte Evernote işbirliği başladı, FiftyThree adlı bir başka teknoloji şirketiyle de anlaşılarak Paper uygulamasıyla çizim ve yazıların gerçek defterlere aktarılabilmesi sağlandı. Geçtiğimiz yıl Livescribe ortaklığına imza atan Moleskine, akıllı kalem teknolojisi sayesinde gerçek deftere yazılanların anında dijital platforma taşınmasını da olanaklı hale getirdi. Moleskine şu günlerde 250 çalışana ve New York, Şangay, Hong Kong ve Cologne (Almanya)’da ek ofislere sahip. 2014 yılındaki satışları da neredeyse 104 milyon dolar civarında.

Gigaset S850 gerçeğe yakın ses kalitesi vaat ediyor

0
Gigaset_S850Renkli TFT ekran, Bluetooth, mikro USB girişi gibi birçok özelliği bir arada sunan Gigaset S850, kullanıcılarına HD Voice ile yüksek ses kalitesi ayrıcalığını yaşatıyor. HD Voice sayesinde telefon görüşmeleri daha net ve “gerçeğe yakın” hale gelirken, eller serbest özelliğiyle yapılan tüm görüşmeler de bu ses deneyimi sayesinde çok daha canlı ve kesintisiz olabiliyor. Gigaset S850, 500 vCard kayıtlık kapasite sunan hafızayla geliyor. Yedeklenen kartvizitler USB aracılığıyla telefon rehberinize kaydedebiliyor, Mini USB özelliği sayesinde bilgisayarınıza bağlanarak Outlook ve rehberle eşleştirilebiliyor. Gigaset S850, Bluetooth özelliğiyle telefonunuzu kulaklıkla kullanma şansı veriyor. 12 saat konuşma ve 300 saat bekleme kapasitesinin yanı sıra, sahip olduğu özellikleriyle alışkanlıkları değiştirmeyi vaat ediyor. Yüksek çözünürlüklü geniş TFT renkli ekranı gözleri yormadan okumayı ve menüler arasında geçiş yapmayı kolaylaştırıyor. Tasarruflu güç kaynağıyla geleneksel kablosuz telefonlara oranla daha az enerji tüketen S850, el cihazıyla baz istasyonu arasındaki mesafeye göre yayın gücünü azaltıp artırabiliyor. Gigaset S850’in entegre ECO DECT teknolojisi ise baz istasyonunun yayın gücünü yüzde 60’a kadar düşürebilmeyi sağlıyor.

Digital Signage’de interaktivite dönemi

0
Her geçen gün sayıları artan ekranlar ve bu ekranlardaki reklam ve tanıtımların arkasında zengin bir teknoloji yer alıyor. Bu teknolojiyi geliştiren firmalardan biri olan Sistem 9 Medya, Türkiye’deki başarısını yurtdışına taşımak için önemli adımlar atıyor. Sistem 9 Medya İcra Kurulu Başkanı Kaan Akın, yaptığımız röportajda NBK Capital’den aldıkları yatırımla ihracata daha fazla ağırlık vermeye başladıklarını ifade ederken, Ar-Ge merkezlerinde geliştirilen yeni digital signage teknolojilerinin oynadığı role de dikkat çekiyor. Digital Signage’de artık interaktivite ve kişiselleştirme döneminin başladığını belirten Akın, Avcılar’da bulunan Ar-Ge merkezleri ile bu talebe yönelik çözümler geliştirdiklerini ifade ederken, dünyadaki yeni trendin de bu yönde olduğunun altını çiziyor.

Microsoft Yaz Okulu için başvuru zamanı

0
Microsoft_YazOkuluTürkiye’deki tüm üniversitelerin bilgisayar mühendisliği bölümü ve ilgili bölümlerinden öğrencilere açık olan Microsoft Türkiye Yaz Okulu, bu yıl 3 – 28 Ağustos 2015 tarihlerinde Microsoft Türkiye İstanbul ofisinde gerçekleşecek. Yaz okulunda Microsoft Türkiye ekibinin yanı sıra Türkiye’nin farklı sektörlerdeki önde gelen şirketlerin yöneticileri ve akademisyenler de öğrencilerle bir araya gelecek. Microsoft Türkiye Yaz Okulu için 11 Mayıs 2015 tarihine kadar başvurular devam edecek. Başvuru sonuçları 25 Mayıs 2015 tarihinde açıklanacak. Başvurularda başvuru öncesi Windows Store’da uygulama yayınlamış veya Microsoft Azure servislerini kullanan herhangi bir platformda geliştirilmiş uygulama (IoT, Oyun, Araç, eklenti, Ofis ürün eklentisi vs.) sahibi öğrencilere öncelik verilecek. Program başvuru sürecinde, katılımcıların yaz okulu boyunca geliştirecekleri projelerin raporunu hazırlamaları ve Microsoft ile paylaşmaları gerekiyor. Projelerini geliştirirken birbirlerinden ve hocalarından yardım alabilecek olan katılımcılar, program sonunda ise projelerini Microsoft çalışanlarına ve bilişim dünyasındaki önemli firmalara sunma imkanı bulacaklar. Ayrıca, yaz okuluna katılan ve anlatılan konular üzerine yapılacak dönem sonu sınavında başarılı olanlar öğrencilere ‘Başarı Belgesi’ de verilecek. Microsoft Türkiye Yaz Okulu 2015’e aka.ms/yazokulu adresinden 11 Mayıs 2015 öncesine kadar başvuru yapılabilecek. Sonuçlar ise 25 Mayıs 2015 tarihinde fb.com/mskampus adresinden açıklanacak.

Jabra’nın biyometrik kulaklığı Türkiye’de

0
Jabra_biyometrikMobil tüketici pazarına yönelik hands-free (eller serbest) iletişim ürünleri geliştiren dünyanın lider kablosuz iletişim markası Jabra, sporculara ve yoğun fitness çalışanlara özel yenilikçi Sport Pulse Wireless stereo kulaklıklarını Türkiye’de satışa çıkardı. Giyilebilir teknolojilerde dönüm noktası yaratan, tek bir cihazda pek çok fonksiyonu toplayan kablosuz kulaklık, kalp atış hızını gösteren bir monitör ve opto-mekanik bir sensör ile entegre edilmiş dünyanın ilk kulaklığı. Aynı zamanda akıllı ses teknolojileriyle donatılmış, sporculara kişiselleştirilmiş sesli tavsiyelerde bulunan, güvenilir, hafif ve kompakt bir egzersiz ve sağlık rehberi. 4.5 saatlik pil ömrüne sahip NFC ve Bluetooth destekli Sport Pulse Wireless, yüksek performansı, yağmura ve tere dayanıklı yapısıyla atletlerin farklı ortamlardaki zorlu antrenmanlarına ayak uydurabilecek şekilde Ergonomic Audio Response ScienceTM teknolojisiyle geliştirildi. Sekiz farklı cihazla aynı anda eşleştirilebilen Sport Pulse Wireless, aynı zamanda hem müzik dinlemek hem de telefonla konuşmak için kullanılabiliyor. Dünyanın ilk biyometrik kulaklığı Sporcuların antrenmanlarını planlamasını, takip etmesini ve değerlendirmesini sağlayan biyometrik kulaklık Sport Pulse Wireless, sol kulaklıkta yer alan opto-mekanik sensör sayesinde kullanıcının kulağındaki deri üzerinden oksijen tüketimine, hızına ve kalp ritmine dair bilgileri topluyor. Ayrıca zaman, kalori ve mesafe bilgilerine dayalı olarak antrenmanları optimize ediyor ve sporculara hafif, yağ yakma, kardiyo, yoğun, maksimum olarak altı farklı kalp atış hızı kategorisinden birini seçme şansı tanıyor. Dâhili Sports Life App uygulaması ise, tek bir tıkla verilere daha kolay erişim sağlarken, aynı zamanda kullanıcılarına kişiselleştirilmiş sesli tavsiyelerde bulunabiliyor.

Yeni kanuna dikkat!

0
İnternet ve telefon üzerinden satış/pazarlama faaliyeti sunan şirketlere yönelik çeşitli yükümlülükler getiren Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun 1 Mayıs’ta yürürlüğe giriyor. Daha çok tüketicinin izni olmadan ticari herhangi bir amaçla kendisi ile temas kurulmasının önüne geçmeyi amaçlayan kanun, her ne kadar ticari iletinin izinsiz gönderimini engelliyor gibi görünse de izin alma, tahsilat, borç hatırlatma, bilgi güncelleme, anket, bilgilendirme,doğum günü tebriği vb. amaçlarla yapılacak aramaların önünün kestiği düşünülebilir. Bu durum  tüm sektörlerde haklı olarak endişe yaratıyor. Yeni kanunla birlikte birçok sektörde olduğu gibi çağrı merkezi sektöründe de önemli değişikliklerin yaşanması bekleniyor. 45 üyesiyle birlikte Türkiye çağrı merkezi sektörünün yaklaşık yüzde 90’ını temsil eden Çağrı Merkezleri Derneği, kanunun etkilerine karşı sektöre önemli biligilendirme ve tedbir önerilerinde bulundu. ÇMD Yönetim Kurulu Başkanı Metin Tarakçı, yeni yasayla birlikte özellikle CRM uygulamalarında, sadakat programlarında ve dijital pazarlama faaliyetlerinde çok ciddi bir dönüşüm yaşanacağını söylüyor.
Çağrı Merkezleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Tarakçı
Çağrı Merkezleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Tarakçı
Konuyla ilgili açıklama yapan Çağrı Merkezleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Tarakçı, bu tip düzenlemelerin, tüketicinin haklarının korunması ve bilgilerinin güvenliğinin sağlanması, sektörlere olan güvenin artırması ve AB uyumu açısından önemli olduğunu ancak eş zamanlı olarak sektörlerin ticari faaliyetlerinin de aynı bakış açısı ile korunması gerektiğini düşündüklerini ifade etti. Ankara’da çeşitli temaslar gerçekleştirdiklerini ve ardıl yönetmelikler konusunda sektörün görüşlerini ve somut önerileri yetkililere aktardıklarını belirten Tarakçı, sözlerine şöyle devam etti; “80 bin kişiye istihdam sağlanan çağrı merkezi sektörü, bölgesel kalkınmaya destek konusunda da en stratejik ve önemli sektörlerden birisi durumunda. Sektörün firma ve kurumlara yarattığı katma değerlerin öneminin anlaşılmasıyla birlikte sektördeki iş hacmi büyümekte ve yeni yatırımlar planlanmakta. Bu ortamda, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun’un getirdiği uygulamalar ve yaptırımlar daha da önem kazanıyor. Mayıs itibariyle izni olmadan hiçbir tüketiciye kısa mesaj,  e-posta gönderilemeyecek, sesli arama yapılamayacak. Opt-in olarak adlandırılan bu yöntemin hayatımıza girmesi ile kurumlar müşteri ilişkileri yönetimlerindeki iş yapış biçimlerini ve süreçlerini tamamen değiştirmek zorunda kalacaklar. Herhangi bir sıkıntı yaşamadan tüketiciye ulaşmak isteyen tüm kurumlar ya müşterilerinden bu izinleri alacak, ya da elinde izinli veri tabanı bulunan kaynak firmalarla iş birliği yaparak profesyonel destek almak durumunda kalacaklar. Kanunun gerekçesi itibariyle daha önce de ifade ettiğim gibi bu tip yasal düzenlemelere kesinlikle ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu kadar katı ve belirsizliklerle dolu bir düzenleme her ne kadar iyiniyetle kurgulanmış olsa da, ülkedeki ekonomik ve ticari faaliyetlerin önüne kesmekle birlikte sağlanan onbinlerce istihdamın da olumsuz etkilenmesine neden olacağı aşikardır. Kanunun uygulama esaslarını belirleyecek olan yönetmeliklerin sektörleri de rahatlatacak ve koruyacak  şekilde hazırlanması bu noktada son derece elzemdir. Kanun çok genel kapsamda yayınlandığından, eksik kalan bir çok husus için uygulama usul ve esasları belirlemek adına hazırlanacak ikincil düzenlemelerin de yayınlanmasını bekliyoruz. Dernek olarak sektörümüzü temsilen TC Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü yetkililerini Ankara’da birkaç kez ziyaret ettik ve önemli gördüğümüz bazı hususları somut önerilerimizle birlikte aktardık. Umuyoruz ki kanun yürürlüğe girmeden evvel bu konudaki çalışmalarımız sonuç verir ve hem tüketiciler hem de sektörümüz açısından faydalı olacak şekilde  bir uygulama hayata geçer.”