Araştırmalar veri ihlallerinin daha sıklaştığını ve ciddi seviyelere ulaştığını gösteriyor. Saldırganların kullandığı kaynakların artması da, BT yöneticilerinin, çalışanlarının riskleri yönetebilmesi için kapsamlı koruma sunması gerektiği anlamına geliyor. F-Secure, Business Suite güvenlik çözümünü bu ihtiyaçları göz önünde bulundurarak güncelledi ve ürün gamı, kontrol ve yönetilebilirliği vurgu yapılarak düzenlendi.
Business Suite, F-Secure’un internet içerik kontrolü ve otomatikleştirilmiş yama yönetimi gibi benzersiz özellikleri bir araya getirdiği kurumsal güvenlik çözümü. Business Suite, mevcut ve yeni ortaya çıkan tehditlere karşı kapsamlı koruma sunarak firmalarla beraber çalışıyor. Yeni Business Suite’te yapılan güncellemeler, F-Secure’un ödül kazanan Client Security ve güncellenen Policy Manager’ı kapsıyor. Bu yenilikler, BT yöneticilerine şu becerileri kazandıracak;
-Advanced Protection ile içerik engelleme (Java, Flash veya diğer internet komponentleri gibi)
-Web Content Control ile çalışanların zararlı internete maruz kalmalarını engelleme
–Connection Control ile potansiyel olarak güvensiz olan sitelere erişimi, iş-kritik görevleri yerine getirirken, kontrol etme.
Bu komponentler, Business Suite’un diğer unsurlarıyla beraber çalışarak firmalara, geleneksel anti-virüs korumalarının ötesine geçme fırsatı veriyor ve BT yöneticilerine modern siber güvenlik tehditlerini tanımlama ve yok etmelerine yardımcı oluyor.
Konuya ilişkin bir değerlendirme yapan F-Secure Kıdemli Araştırmacısı Jarno Niemelä, “Saldırganlara, saldırı için kaynakları sunmazsanız, günümüzdeki birçok siber saldırı, teknik anlamda çok basit görünüyor ve kolayca önlenebiliyor” diyor. Jarno Niemelä, “Aslında saldırılar için iki temel şey gerekiyor: Potansiyel kurbanlara ulaşmak için bir kanal ve potansiyel kurbanlar için ise saldırganların kullanabileceği savunmasız bir yazılım. Yani, iyi bir siber güvenliğe sahip olmak, saldırganların bu iki stratejiyi yürütmelerini engellemek için araç ve taktikleri kullanmak anlamına geliyor” diyerek açıklamasını sürdürüyor.
Riskler yönetilebilir ve kontrol edilebilir
2014’ün son çeyreğinde veri ihlalleri, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 25 oranında arttı. Ayrıca geçen 10 yılda Avrupa’daki 350 önemli ihlali ele alan bir araştırmada saldırıların yüzde 41’inin hacker’lar tarafından gerçekleştirildiği ve yüzde 57’isinin ise “özensizlik”ten ortaya çıktığı belirtildi. Bu rakamlar, çeşitli güvenlik risklerinin tamamen açılmış hadiselerinin engellenip kontrol edilebilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.
F-Secure Kurumsal Güvenlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Pekka Usva’ya göre, Business Suite BT yöneticilerine modern BT tedarik zinciri ortamında çalışırken ortaya çıkan güvenlik sorunlarını kontrol edecek araçlar sunuyor. “Günümüzde hiç kimse birbirinden soyutlanmış halde çalışmıyor ve şirketler de, az güvenlik veya hiç güvenliği olmayan şirketlerin altyapısıyla entegre çalışırken veri ihlallerine maruz kalabiliyor” diyen Pekka Usva, BT yöneticilerinin bu durumda Connection Control gibi bir özellikleri kullanarak kendi ağlarındaki hassas verileri potansiyel risklere karşı koruyabileceğini aktarıyor. Ödüllü bitiş noktaları koruması, daha önce hiç görülmemiş şekilde yeni tehditleri bile tarayabilecek.
Business Suite, 100 veya daha fazla çalışanı olan firmaları, yerinde korumak için tasarlanmış bir güvenlik çözümü. Ürün şu anda bütün dünyada mevcut ve 3 binden fazla bayi tarafından satışa sunuluyor. Business Suite ayrıca F-Secure’un internet sitesinden 3 ay ücretsiz şekilde indirilebiliyor. Siber güvenlikte proaktif koruma
Araştırmalar veri ihlallerinin daha sıklaştığını ve ciddi seviyelere ulaştığını gösteriyor. Saldırganların kullandığı kaynakların artması da, BT yöneticilerinin, çalışanlarının riskleri yönetebilmesi için kapsamlı koruma sunması gerektiği anlamına geliyor. F-Secure, Business Suite güvenlik çözümünü bu ihtiyaçları göz önünde bulundurarak güncelledi ve ürün gamı, kontrol ve yönetilebilirliği vurgu yapılarak düzenlendi.
Business Suite, F-Secure’un internet içerik kontrolü ve otomatikleştirilmiş yama yönetimi gibi benzersiz özellikleri bir araya getirdiği kurumsal güvenlik çözümü. Business Suite, mevcut ve yeni ortaya çıkan tehditlere karşı kapsamlı koruma sunarak firmalarla beraber çalışıyor. Yeni Business Suite’te yapılan güncellemeler, F-Secure’un ödül kazanan Client Security ve güncellenen Policy Manager’ı kapsıyor. Bu yenilikler, BT yöneticilerine şu becerileri kazandıracak;
-Advanced Protection ile içerik engelleme (Java, Flash veya diğer internet komponentleri gibi)
-Web Content Control ile çalışanların zararlı internete maruz kalmalarını engelleme
–Connection Control ile potansiyel olarak güvensiz olan sitelere erişimi, iş-kritik görevleri yerine getirirken, kontrol etme.
Bu komponentler, Business Suite’un diğer unsurlarıyla beraber çalışarak firmalara, geleneksel anti-virüs korumalarının ötesine geçme fırsatı veriyor ve BT yöneticilerine modern siber güvenlik tehditlerini tanımlama ve yok etmelerine yardımcı oluyor.
Konuya ilişkin bir değerlendirme yapan F-Secure Kıdemli Araştırmacısı Jarno Niemelä, “Saldırganlara, saldırı için kaynakları sunmazsanız, günümüzdeki birçok siber saldırı, teknik anlamda çok basit görünüyor ve kolayca önlenebiliyor” diyor. Jarno Niemelä, “Aslında saldırılar için iki temel şey gerekiyor: Potansiyel kurbanlara ulaşmak için bir kanal ve potansiyel kurbanlar için ise saldırganların kullanabileceği savunmasız bir yazılım. Yani, iyi bir siber güvenliğe sahip olmak, saldırganların bu iki stratejiyi yürütmelerini engellemek için araç ve taktikleri kullanmak anlamına geliyor” diyerek açıklamasını sürdürüyor.
Riskler yönetilebilir ve kontrol edilebilir
2014’ün son çeyreğinde veri ihlalleri, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 25 oranında arttı. Ayrıca geçen 10 yılda Avrupa’daki 350 önemli ihlali ele alan bir araştırmada saldırıların yüzde 41’inin hacker’lar tarafından gerçekleştirildiği ve yüzde 57’isinin ise “özensizlik”ten ortaya çıktığı belirtildi. Bu rakamlar, çeşitli güvenlik risklerinin tamamen açılmış hadiselerinin engellenip kontrol edilebilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.
F-Secure Kurumsal Güvenlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Pekka Usva’ya göre, Business Suite BT yöneticilerine modern BT tedarik zinciri ortamında çalışırken ortaya çıkan güvenlik sorunlarını kontrol edecek araçlar sunuyor. “Günümüzde hiç kimse birbirinden soyutlanmış halde çalışmıyor ve şirketler de, az güvenlik veya hiç güvenliği olmayan şirketlerin altyapısıyla entegre çalışırken veri ihlallerine maruz kalabiliyor” diyen Pekka Usva, BT yöneticilerinin bu durumda Connection Control gibi bir özellikleri kullanarak kendi ağlarındaki hassas verileri potansiyel risklere karşı koruyabileceğini aktarıyor. Ödüllü bitiş noktaları koruması, daha önce hiç görülmemiş şekilde yeni tehditleri bile tarayabilecek.
Business Suite, 100 veya daha fazla çalışanı olan firmaları, yerinde korumak için tasarlanmış bir güvenlik çözümü. Ürün şu anda bütün dünyada mevcut ve 3 binden fazla bayi tarafından satışa sunuluyor. Business Suite ayrıca F-Secure’un internet sitesinden 3 ay ücretsiz şekilde indirilebiliyor. Windows XP kullanmaya devam eden 7 büyük kurum
Windows XP, işletim sistemleri dünyasında gerçek bir efsaneye dönüştü. Bu gerçeği artık kimse inkar etmiyor. Sorunsuz, hızlı ve istenileni veren, üstelik de Microsoft’un sürekli mavi ekran veren işletim sistemlieri nedeniyle yerlerde sürünen prestijini kurtarmak için büyük itinayla hazırlanmış Windows XP, yıllar içinde aldığı güncellemeler ve yamalarla daha da güvenilir ve sorunsuz bir işletim sistemine dönüştü. Ardından gelen Windows’ların çoğu, kullanıcıları Windows XP kadar mutlu edemedi ve çok sayıda kullanıcı Windows XP’den yeni bir sisteme geçmeyi reddetti.
Microsoft, yıllar içinde kişisel kullanıcıları bir şekilde yeni Windows sürümlerine geçirmeyi başardı. Yeni oyunlar, yeni yazılımlar, yeni yetenekler, yeni laptoplar derken kişisel kullanıcılar arasında, Windows XP kullanan çok insan kalmadı. Ancak kurumlar için durum o kadar basit değil.
Kaspersky Labs ve Net Applications’ın raporlarına göre, dünyadaki bilgisayarların %17’sinde hala Windows XP kullanılıyor ve tahminlere göre bu bilgisayarların çok büyük bir kısmı, kurumsal bilgisayarlar, sunucular, eski ofis yazılımları kullanan iş makineleri…
Yeni Windows işletim sistemlerine geçmek için, kurumdaki tüm bilgisayar donanımlarını yenilemek zorunda olan, yeni sistemle uyumlu pahalı yeni yazılımlar lisanslamak zorunda olan ve elbette yeni Windows lisansları satın almak zorunda olan dev kurumlar, zaten onlara gereken iş yazılımlarını sorunsuz çalıştıran Windows XP’yi terk etmeye ikna olmayınca, Microsoft da teknik desteğini resmen kestiği Windows XP için kurumlara özel, ücretli teknik destek vermeye başladı. Dolayısıyla hâlâ Windows XP kullanmaya devam eden çok büyük kurumlar/şirketler bulunuyor ve onların isimlerini duyunca çok şaşırabilirsiniz, çünkü aralarında çok büyük isimler var.
1- ABD Donanması
Dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olan ABD Donanması, dünyanın tüm denizlerinde operasyon yapan, sayısız üsse ve on binlerce personele sahip olarak, 100 bin terminalde Windows XP kullanıyor. Donanma, 2017’ye kadar Windows XP desteği almak için Microsoft’a 9.1 milyon dolar ödeyecek. Ayrıca yine eskiyen Microsoft’s Office 2003, Exchange 2003 ve Server 2003 için de Microsoft’a ayrıca bir ödeme yapıyor. Donanmanın eski sistemleri yenilemek için bir planı veya bütçesi olup olmadığıysa şimdilik bilinmiyor ancak 100 bin terminali yenilemek için ihale açtığında, bu ABD tarihinin en büyük ihaleleri arasına girecektir.
2- ABD Kara Kuvvetleri
ABD Ordusu, XP desteği kesilince geçen yıl sistemlerini yenilemek yerine Microsoft’tan, Windows XP için Özel Destek Paketi satın almak durumunda kaldı. Yine donanma gibi, çok sayıda terminalde Windows XP kullanılıyor ancak Kara Kuvvetleri de, Donanma gibi, hangi noktalarda ve hangi sistemlerde XP kullandığını söylemek istemiyor. En azından bir 100 bin adet XP’nin daha Kara Kuvvetleri’nde çalıştığı tahmin ediliyor. Diğer bir deyişler, ABD silahlı kuvvetleri, Microsoft’un en büyük müşterileri arasında yer alıyor.
3-Kraliyet Ticari Hizmetleri
İngiltere’nin devlet kuruluşu Kraliyet Ticari Hizmetleri, İngiltere’de Ticaret Bakanlığı gibi çalışıyor ve ülkenin ticari operasyonlarını, ihracat ve ithalat bağlantılarını, şu andaki ve gelecekteki ticari operasyonlarını planlıyor. Bu kurum için, dünyadaki en büyük ticari operasyonların yönetildiği kurumlardan biri demek yanlış olmaz. 2015’e kadar destek anlaşması olan kurum, Mayıs ayında biten kontratı yenilemek istemedi ve şu anda on binlerce bilgisayarında yamanmayan, teknik destek almayan, hacker saldırılarına açık Windows XP yazılımları çalışıyor.
4-İngiliz Ulusal Sağlık Servisi
İngiltere’nin diğer bir resmi kuruluşu, bizdeki SGK kurumuna benzer bir görev yürütüyor. İngiliz vatandaşlarının sağlık hizmetlerini ve sigortalarını yöneten kurum her yıl on milyarlarca dolarlık bütçelerle çalışıyor ancak kurum içindeki binlerce bilgisayarda çalışan XP’leri güncellemeye hiç gönüllü değiller.
Geçtiğimi Ekim ayında yapılan sayıma göre, kurumdaki terminallerin %35’inde Windows XP çalışıyor. Sağlık Servisi, 2008 yılında eskimiş sistemlerini yeni sistemlerle güncellemek için bir operasyon planı çıkarmış ve bu iş için 12 milyar Pound bütçe ayırmıştı ancak 2008’de Avrupa’da ortaya çıkan ekonomik krizle birlikte bu plan ertelenmişti.
5- Dünyadaki ATM’ler
Şaşırtıcı biçimde, dünyanın her köşesindeki ATM cihazları, büyük oranda Windows XP kullanıyor. Öyle ki, tüm bu ATM’leri kısa süre içinde yeni sistemlerle değiştirmeye kalkışmak, dünya çapında enflasyonu tetikleyen bir etki bile yaratabilir. O nedenle bankalar bu dev masraf kalemine bir anda girişmek yerine, ATM’lerini yıllar içinde yavaş yavaş yenilemeyi tercih ediyorlar. Bu sırada tüm bankalar, Microsoft’a hatırı sayılır miktarda destek ücreti ödemeye devam ediyor. Microsoft, mobil telefonlar satamasa bile avucuna aldığı bankalardan güzel paralar kazanarak uzun süre keyfine bakabilir.
6-Su dağıtım şirketleri
Forbes’un araştırmasına göre, dünyadaki su dağıtım şirketlerinin %75’i, tüm faliyetlerini Windows XP üzerinden sürdürüyorlar. Bu sistemde meydana gelecek bir sorun nedeniyle büyük bir bölgede su dağıtım hizmetleri ağır darbe alabilir, kısa süreli de olsa yaşanacak susuzluk, kritik dönemde tarım ürünlerinin susuz kalmasına ve o yıl büyük gıda krizlerinin yaşanmasına neden olabilir, salgın hastalıkların aniden ortaya çıkmasına ve binlerce insanın ölümüne yol açabilir. Musluklarımızdan akan su bize dünyanın doğal akışıymış gibi geliyor ancak işler öyle kolay değil. Dev apartmanlara, büyük şehirlere, milyonlarca hergün kesintisiz şekilde su ulaştırmak çok büyük ve pahalı bir organizasyon ve tarihte bu su dağıtım işinde sorun yaşandığı için dev imparatorlukların çöktüğünü, hastalıkların on binlerce insanı yok ettiğini biliyoruz. Dolayısıyla su dağıtım meselesi, medeniyetin en kritik görevlerinden biri ve o görev şu anda Windows XP’ye emanet. Allah yardımcımız olsun.
7- ABD Elektrik Enerjisi Endüstrisi
Dev nükleer santraller, dev barajlar, dev güneş santralleri… ABD’nin tüm elektrik alt yapısı, çok ağır biçimde Windows XP’ye sırtını dayamış durumda. Bir hacker’ın bir nükleer santralin yönetim paneline sızması halinde olabilecekleri kimse düşünmek istemiyor ancak yüz binlerce bilgisayar terminalini güncellemek fikri maddi olduğu kadar operasyonel olarak da çok zor bir görev.
KapGel.com 500 bin dolar yatırım aldı
İstenilen siparişi satın alıp belli bir hizmet bedeliyle eve teslim eden talep temelli bir dağıtım girişimi olan KapGel kahve, market, yemek, teknoloji, alış veriş, hizmet gibi farklı noktalardan ihtiyaca uygun ürünlerin en fazla 1 saat içerisinde teslim edilmesi üzerine kuruldu.
Ne lazım? Hemen getirelim!
“Ne lazım? Hemen getirelim!” sloganıyla, Tüketicilerin ihtiyaç duydukları her şeyi dakikalar içinde kapılarına teslim ederek, bir nevi kişisel asistanlık hizmeti sunmayı amaçlayan KapGel, kullanıcıların tüm mağaza ve mekânların ürün ve hizmetlerine ulaşabilmesini amaçlıyor. Şu anda İstanbul bölgesinde belirli ilçelerde yaklaşık 500 dükkan ve 5.000 ürün seçeneğiyle hizmet veren KapGel, Pazartesi-Cumartesi günleri arasında 10:00-20:00 arasında kullanılabiliyor. En kısa zamanda önce tüm İstanbul, sonrasında da tüm Türkiye’ye hizmet vermeyi planlayan KapGel yatırımcıları bu kapsamda gelecek ay Ataşehir ilçesiyle İstanbul Anadolu Yakası’na giriş yapacak.
500.000 dolarlık yatırım desteği
Katıldığı E-ticaret 2015 konferansında eve teslim işleri önemsediğini ve bu yönde yeni adımlar atmayı planladığını belirten Aslanoba Capital‘in kurucusu Hasan Aslanoba, yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. KapGel Teknoloji A.Ş.’ye 500.000 dolarlık bir yatırım yaparak, Temmuz ayı itibariyle şirketin %25 ortağı oldu. Daha önce de Bitaksi, Modanisa, Incir, Ininal, Düğün, Meal Box, BuldumBuldum, Tasit, Doktorsitesi, Hemenkiralik, Modacruz, MobilOtoServis, Obilet, Vivense ve Webrazzi gibi Türkiye’nin en gözde girişimlerini destekleyen Aslanoba Capital, KapGel’i de geniş portföyüne eklemiş oldu.
Temmuz’da Google Play Store’da!
2015 Haziran ayından beri iOS tabanlı olarak erişilebilir olan KapGel uygulaması 3.000 kayıtlı kullanıcıya hizmet verebilmektedir. Temmuz ayı sonunda Android versiyonuyla da Google Play Store’dan indirilebilecektir. Kariyer hedefinde start-up mı kurumsal mı?
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler için Bulut Tabanlı Finansal Yönetim Uygulaması Geliştiren Paraşüt’ün Kurucu Ortağı Sean X. Yu, Kariyer Hedefi Olarak Start-up Şirketlerin Yükselişi Hakkında Önemli Bilgiler Paylaştı.
2000’lerin ilk yılları iş hayatında kurumsal şirketlerde çalışmanın hızla yükseldiği bir dönemdi ve her üniversite mezunu özgeçmişine büyük firmaların isimlerini ardı ardına dizmenin hayaliyle yanıp tutuşuyordu. 2010’ların başına geldiğimizde ise kurumsal hayatın altın yaldızlı kaplaması hızla dökülmeye, buralarda sürülen hayat cazibesini yitirmeye başladı. Bugün özellikle de çalışma hayatına yeni katılan veya katılacak olan Y ve Z jenerasyonları, çalışmak için start-upları hedef olarak gözlerine kestirmiş durumda.
Peki, yönelim değişiminin nedenlerini ne? Start-uplar çalışanlarına neler vaat edebiliyor?
Bireysel başarı X ekip başarısı
X kuşağının aksine Y ve Z kuşakları kendi gibi insanlarla bir “aile” düzeninde çalışmak istiyor. Bu genç jenerasyonlar bireysel başarıya ve kişisel olarak sivrilmeye inanılan kurumsal hayatta aidiyet sorunları yaşıyor ve çalışma ortamına yabancılaşıyor. Kendini kanıtlama sürecindeki start-uplarda ise bireyler kendi işlerini parlatmaktansa ortak çıkacak işe odaklı çalışıyor. Ekip ruhu hem bireysel mutluluğun hem de iş başarısının anahtarı oluyor.
Dikey yapılanma X yatay yapılanma
Özgürlükçü bir anlayışla yetişen genç nesiller, haftada bir iki kere asansörde karşılaştıkları, o zamanda düğmelerini iliklemek zorunda kaldıkları patronlar için çalışmaya katlanamıyorlar. Start-uplarda ise aynı masayı paylaşıp, farklı bakış açılarını ortaya sürerek patronla çalışan işveren ilişkisinin ötesine geçmek mümkün. Böylece birbirini dinleyen ve birlikte üreten iki taraf da çok daha verimli olabiliyor ve iş için her zaman en doğru karar veriliyor.
İş tatmini X mesai doldurma
Y jenerasyonu çalışmak için yaşamıyor yaşamak için çalışıyor. Bu nedenle kurumsal hayatta toplantılarda boşa akıp geçen zaman, mail kutusu boşaltmakla harcanan saatler, birimler arasındaki çatışmalara harcanan efor yerine gerçekten denemeye, geliştirmeye, üretmeye odaklanılan start-up düzeni bu jenerasyonun tatmin olmasını sağlıyor.
Pratikte öğrenmek X teoride öğrenmek
Y jenerasyonu öğrenme odaklı bir jenarasyon. Kurumsal hayatın eğitimleri genelde teori ile sınırlı ve eğitimden kısa bir sonra süre alınan sertifikalar süslü bir biblo gibi bir rafta unutulmaya bırakılıyor. Start-uplarda ise iş, iş üstünde çalışılarak öğreniliyor. Çalışan genelde bireysel araştırmalar ve deneyimleme yolu ile öğrendiklerini hem kendi bireysel hanesine yazıyor hem de çalıştığı firmaya değer olarak katıyor.
Çarkın kendisi olmak X bir çarkın dişi olmak
Ekip çalışmasına yatkınlığının dışında Y ve Z jenerasyonları özgüvenleriyle de öne çıkıyor. Bu nedenle kurumsal hayatta bir işi tek boyutunu çözmekle sınırlı kalmak ve operasyonel bir iş yapmak yerine araştırmadan uygulamaya, uygulamadan yönetmeye, çalıştığı alanın tamamına hakim olma şansına sahip olduğu bir düzen sayesinde, tam sorumluluk alabilmek bu jenerasyonları cezbediyor.
Elbet tüm bunların dışında ceket, kravat, topuklu ayakkabı yerine sahilde yürüyüşe gider gibi işe gidebilmek, yeni yetme çocuk misali serbest giyim gününü iple çekmek zorunda kalmamak da cabası. Logitech’ten yeni logo
Uzun yıllara dayanan mirasının üzerine lider teknoloji markası olarak bir süredir ürünlerinde tasarımı ön planda tutan Logitech, kendini yeniden şekillendiriyor. Bilgisayar aksesuvarlarından yaşamın her alanında bir yere sahip ürünlere kadar geniş ürün yelpazesi sunan Logitech, renkli kimliği ve yeni modern logosuyla şirketin yeniden yapılanmasını yansıtıyor. Şirket bazı ürün kategorileri üzerinde artık yeni bir marka da konumlandıracak: “Logi”
2013 yılından itibaren üzerinde çalışılan yeni kimlik yapılanması bir süredir ürün yenilikleriyle tüketici karşısına çıkıyordu. Önümüzdeki dönemde Logitech’in bu yeni marka kimliği, iddialı renkleri ve sade tasarımların yanı sıra logitech.com, sosyal medya hesapları, ürün ambalajları ve mağaza içi tasarımlarına da yansıyacak.
Logitech’in yeni marka kimliğini değerlendiren Logitech CEO’su Bracken Darrell, “İleri teknoloji ve tasarım ürünleri üzerine yoğunlaşarak kullanıcılarımızı şaşırtan yenilikler sunmaya çalışıyoruz. Yaptığımız her işin merkezinde tasarım yer alıyor. Tasarıma yaklaşımımız klasik tanımın ötesine geçiyor. Bizim için tasarım, gelişmiş teknoloji ve mükemmel kullanıcı deneyiminin birleşimi. Bu süreçte ürünlerimiz çok yol katetti ve şimdi markamızı daha ileri taşımanın sırası” dedi.
Marka yenilenme sürecinde mevcut kategoriler arasından seçili bazı ürünlerde yeni marka ‘Logi’ yer alırken, önümüzdeki günlerde teknoloji tutkunlarını şaşırtacak bazı yenilikler ve sürprizler de olacak.
Markanın konuyla ilgili hazırladığı videoyu buradan izleyebilirsiniz. Electrolux Design Lab 2015’te final heyecanı
Bu yıl yine büyük ilgi gören ve 60 ülkeden 1.500’ün üzerinde başvurunun yer aldığı yarışma kapsamında, halkın seçimi olan proje 15 Ekim tarihinde Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak.
Ev aletleri ve profesyonel ürünlerde dünya lideri olan Electrolux’ün düzenlediği, endüstriyel tasarım alanında dünyanın en prestijli ve ilgi gören yarışmaları arasında yer alan Design Lab 2015’te People’s Choice (Halkın Seçimi Ödülleri) oylaması başladı.
Lisansüstü endüstriyel tasarım öğrencilerinin yemek pişirme, kumaş bakımı ve hava temizliği alanında gelecekte evlerimizde kullanılacak ev aletlerine ilişkin hayallerini sergileyen projeler arasından seçilen ilk 3 projenin yanı sıra halkın seçimiyle belirlenecek proje de Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de düzenlenecek ödül töreninde duyurulacak. Halkın seçimi olan en popüler konsept proje ayrıca 2.000 Euro değerindeki para ödülünün de sahibi olacak.
Oylamaya katılmak isteyenler www.electroluxdesignlab.com websitesi üzerinden Design Lab’de yer alan projelerle ilgili detaylı görsel ve videoları inceleyerek beğendikleri projeyi oylayabilecek. Türkiye’den yarışmaya katılan ve ilk 35 proje arasında yer almayı başaran Örsan Berkay Tülüce’nin, hayat ağacı konseptini modern teknoloji ile birleştiren ve sunduğu kamera ve mobil aplikasyon özelliği ile ailenin hatıralarını kayıt almasını sağlayan Dorian isimli tasarımına oy vermek isteyenler ise http://po.st/Dorianpr websitesi üzerinden oylarını kullanabilecek.
Ayrıca oy kullananlar arasından belirlenecek şanslı bir kişi de 15 Ekim’de Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de düzenlenecek ödül törenine katılma fırsatı yakalayacak. Bunun için katılımcıların, yarışmanın bu yılki konusu olan “Sağlıklı ve Mutlu Çocuklar” sizin için ne ifade ediyor?” sorusuna cevap vermeleri yeterli olacak. Oylama 14 Eylül tarihine kadar devam edecek. Huawei, Türk öğrencileri Çin’e götürüyor
Ev ofisi bir kabus mu?

Sağlık sektöründe kurumsal TV dönemi
Hasta ve yakınları çoğu kez hastanelerin oda ve bekleme salonlarındayken canları sıkılıyor. Sistem 9 Medya’nın kurduğu Kurumsal TV sayesinde hastalar, hastanelerin kurduğu dijital ekranlardan artık hem bilgi alıyor hem de eğleniyor. Böylece hastanede geçen süreleri daha eğlenceli hale geliyor.
Kurumsal TV’lerin klasik televizyonların aksine, kurum ve kuruluşlara istedikleri içerikleri planlayıp hedef kitlelerine gösterme imkânı sunduğunu hatırlatan Sistem 9 Medya İcra Kurulu Başkanı Kaan Akın, “Hastanelere kurduğumuz sistemler, hastane yönetimi ve doktorlara hasta bilgilerini güvenli bir şekilde saklama imkânı veriyor. Sisteme sesle uyarı da eklenebiliyor” dedikten sonra, hastanelere kurdukları Kurumsal TV’lerin hasta ve refakatçilerine ihtiyaç duyulan tüm bilgileri ekrandan gösterdiğini vurguluyor.
Akın, sistemin diğer yararlarını şöyle özetliyor: “Tarafımızdan yapılan merkezi kontrol sayesinde mesajlar doğru zamanda doğru yerde ekrana getiriliyor. Hastaneleri kâğıt ve evrak karmaşasından kurtarıp, çevre dostu bir ortam yaratılıyoruz. Hastalar ekranlardan haberleri okuyup, hava durumu hakkında bilgiler alırken, doktorlar da yaklaşan seminer ve toplantıları hakkında ayrıntılı bilgileri görebiliyor.”
Uluslararası alanda Digital Signage olarak bilinen Kurumsal TV’lerin, sadece bir televizyon değil, televizyonun ötesinde bir mecra olduğunun altını çizen Akın, “Kurum ve kuruluşlar hedef kitleye mesajlarını sistem üzerinden en kısa yoldan gönderebiliyor. İçerikleri Sistem 9 Medya ekibi tarafından hazırlanan Kurumsal TV’lere haberlere ek olarak video da ekleyebiliyoruz. Ekibimiz, bilgileri hızlı bir şekilde güncelleyebiliyor. Bilgi ekranlarını tek merkezden yönetiyoruz. Bizden bu hizmeti alan kuruluşlar, kendilerini müşterileri karşısında farklılaştırıp, rakiplerinin de bir adım önüne geçti” diyor. Türk Telekom’da toplu iş sözleşmesi imzalandı
Türk Telekom ile Türkiye Haber-İş Sendikası arasında 15 Nisan 2015 tarihinden itibaren yürütülmekte olan 11. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. Toplu iş Sözleşmesi Türk Telekom Genel Müdürü Rami Aslan, Türk-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Ergün Atalay, Haber-İş Sendikası Genel Başkanı Veli Solak ile diğer sendika ve kurum temsilcilerinin katılımıyla Türk Telekom Ankara Genel Müdürlük Binası’nda düzenlenen törenle imzalandı.
Aslan: “Gücümüzü dayanışma ve takım ruhundan alıyoruz. Anlaşmamız müşteri odaklı yaklaşımımızın da bir parçası”
11. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin uzlaşmayla sonuçlanmasından duyduğu memnuniyeti ifade eden Türk Telekom Genel Müdürü Rami Aslan, “Türk Telekom olarak müşteri odaklı, güvenilir, sorumlu ve özverili bir şirket olma misyonu ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gücümüzü, dayanışma ve takım ruhundan alıyoruz. Bu takım ruhu içerisinde sendikalı – sendikasız çalışan ayrımı gözetmeden tüm çalışanlarımızın mutlu ve verimli olacağı bir çalışma ortamı yaratmak için çalışmalar yapıyoruz. Bu dönemde daha düşük ücretli çalışanlarımızı desteklemek, daha yüksek tutarda ücret artışı alabilmelerini sağlamak amacıyla, ilk altı aylık dönemde seyyanen artış ve sonrasında altı aylık süreçlerle ücret iyileştirmesi yapmayı tercih ettik” dedi.
Çalışanların beklentilerini karşılayacak ve şirketi de, sürdürülebilirlik temelinde korumaya yardımcı olacak dengeli bir toplu iş sözleşmesi imzaladıklarını belirten Aslan sözlerine şöyle devam etti: “Türk Telekom Grubu olarak en önemli sermayemizin insan kaynağımız olduğunun bilinciyle, toplu sözleşme sürecinde çalışanlarımız için mümkün olanın en fazlasını sağlamaya çalıştık. Bu, yaptığımız her şeyin merkezine müşteriyi koyma vizyonumuza uygun olarak daha fazla müşteri memnuniyeti elde etmek için de çok önemli. Sahada yüksek performans gösteren çalışanlarımızın ödüllendirilmesi müşteri memnuniyetinin artırılması için kilit öneme sahip olacak. Eminim ki bu anlaşma çalışanlarımız, şirketimiz, müşterilerimiz ve ülkemiz için güzel sonuçlar doğuracak.”
Solak: “Türk Telekom çalışanlarının haklarını geliştiren bir sözleşme imzaladık.”
Haber-İş Sendikası Genel Başkanı Veli Solak ise konuşmasında, “Sözleşme görüşmelerinin anlaşma ile sonuçlanmasında hiç şüphe yok ki, karşılıklı güvenin, hoşgörü ve diyaloğun güçlü bir etkisi olmuştur. Türk Telekom çalışanlarının haklarını koruyup geliştiren bir sözleşmeyi imzalayarak, üyelerimizin sıcak yuvalarına ve ailelerine güven içinde ekmek götürebilmelerini başarmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz” dedi.
Türk-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Ergün Atalay ise Türk Telekom’un çalışana değer veren, işçi sağlığı ve iş güvenliğine harfiyen uyan çok değerli bir kurum olduğunun altını çizerek, sözleşmenin taraflar için hayırlı olmasını diledi.
Çalışanlara daha yüksek zam yapıldı, sosyal haklarda artış sağlandı
Toplu sözleşme sürecinin sonunda, Türk Telekom ve çalışanları için en yüksek faydayı sağlayacak oranlarda mutabık kalındı. 12 bin çalışana ilk 6 ay için 1.500 TL’nin altındaki aylık çıplak ücretler 1.500 TL’ye yükseltildikten sonra tüm ücretlere seyyanen 200 TL, ikinci 6 ay için yüzde 4,5, üçüncü 6 ay için yüzde 3,5 ve dördüncü 6 ay için de yüzde 3 zam yapılacak. Üçüncü ve dördüncü 6 aylık dönemlerde tüketici fiyatları endeksi zam oranlarından yüksek çıkması halinde maaş zammına enflasyon farkı da eklenecek.
12 bin işçiyi kapsayan anlaşma 2017’ye kadar geçerli olacak
Türkiye genelinde Türk Telekom bünyesinde çalışan 12 bin sendika üyesi işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi, 1 Mart 2015-28 Şubat 2017 tarihleri arasında geçerli olacak. Toplam 118 maddeden oluşan 11. Dönem Toplu İş Sözleşmesi ücret, sosyal haklar, izinler, çalışma süreleri, iş sağlığı ve güvenliği ile disiplin hükümlerine ilişkin maddelerden oluşuyor.
SanDisk depolamada son teknolojiyi tanıttı
ZyXEL’den alternatif veri depolama çözümleri
Mobil cihazların hızla gelişmesi ve bulut servislerinin çok daha fazla rağbet görmesi ile birlikte kullanıcılar, istedikleri bilgiye anında ve her yerden ulaşabilir hale geldiler. Artık bilgisayarlarda, akıllı telefonlarda ya da tabletlerde oluşturulan verilere daha kolay erişebilmek için bulut servisleri de daha çok tercih ediliyor. Kullanıcı beklentilerini çok iyi analiz eden ve ağ ve internet ürünlerinde dünya lideri firmalar arasında yer alan ZyXEL de sunduğu yüksek performanslı veri depolama çözümleri ve NAS ürünleriyle göz doldurmaya devam ediyor.
Her Kullanıcıyı Adresleyen Farklı Çözümler!
Günümüzde giderek dijitalleşen dünyada veri artık her yerde! Ev tipi kullanıcılar, örneğin tatil fotoğraflarını veya nişan/düğün/doğum gibi kendileri için en özel anıları güvenle saklamak ve bu anılara her zaman erişebilmek isterken; ve küçük ve orta büyüklükteki firmalar ise üretim raporları, satış analizleri, anlık bilançolar gibi kendilerini rekabette bir adım öne çıkartabilecek verilere her an erişebilmek istiyorlar. ZyXEL’in ağ teknolojilerinde sahip olduğu 25 yıllık uzmanlık ile pazara sunduğu veri depolama çözümleri de farklı tipteki kullanıcıların değişik ihtiyaçlarını analiz etmesi ve tüm kullanıcı gruplarına optimum performansta veri depolama imkanı vermesiyle ön plana çıkıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan ZyXEL Türkiye Ürün ve İş Geliştirme Müdürü Şamil Doğan şu ifadeleri kullanıyor: “Tüm dünyada, üretilen dijital verinin hızla artış gösterdiğine tanık oluyoruz. Bu verilerin güvenli bir biçimde saklanması, hızlı ve etkin bir biçimde ağ üzerinden paylaşılabilmesi de giderek daha önemli hale geliyor. ZyXEL de ağ teknolojilerinde lider bir firma olarak, kullanıcıların değişen ihtiyaçlarını analiz ederek bu konuda önemli adımlar atıyor. Pazara sunduğumuz NAS ürünleriyle, kullanıcılara akıllı ve yüksek performanslı veri depolama çözümleri sunuyoruz. Tamamında üstün ZyXEL teknolojisi kullanılan cihazlarımız, veri depolamayı ve paylaşımı her kullanıcı tipi için kolay ve kullanışlı hale getiriyor. Giriş seviyesindeki kullanıcılardan, ileri seviyedeki ev tipi kullanıcılara ve küçük işletmelere dek sunduğumuz farklı çözümlerle pazarda fark yaratıyoruz.”
ZyXEL NSA310S ile giriş seviyesi kullanıcılar için kişiye özel bulut depolama!
Ev tipi kullanıcılar, Dijital fotoğraf makinaları, cep telefonları ve tablet cihazlarıyla ürettikleri veriye veya internetten indirilen içeriklere her an erişebilmek istiyorlar. Dijital arşivini tek bir noktada toplayıp buna tüm cihazlarından erişebilmek isteyenlere yönelik özellikler de sunan NSA310S, tüm multimedya içeriğini depolayıp kullanıcılara diledikleri cihazdan ve her noktadan erişim sağlıyor. Ayrıca uyumluluk özelliği sayesinde UPnP ve DLNA sertifikalı medya çalıcılar, akıllı TV’ler ve Sony PlayStation, Microsoft Xbox gibi oyun konsolları ile fotoğraf, video ve müzik paylaşımı kolaylaşıyor. NSA310S, aynı zamanda kişisel bir bulut depolama alanı gibi çalışarak dışarıdan da dosyalara erişimine olanak tanıyor. NSA310S’in desteklediği ücretsiz indirilebilen zCloud uygulaması sayesinde fotoğraflar, müzikler ve videolara hem internet üzerinden erişilebiliyor hem de farklı kullanıcılar ile paylaşılması sağlanabiliyor. Bu sayede kullanıcılar evlerinden uzakta olsalar bile medya dosyalarının hepsine ulaşabiliyorlar.
Giriş seviyesi kullanıcılar için tasarlanmış olan NSA310S, bir adet 3.5 SATA I/II 6TB’a kadar sabit disk desteğine sahip. Üzerinde bulunan bir adet Gigabit Ethernet portu ile yüksek performansta ağ bağlantısı sağlarken iki adet USB 2.0 portu ile de USB bellekler veya harici disklerden kolayca veri aktarılmasına imkan tanıyor. Cihaz üzerinde bulunan tek bir tuş sayesinde harici disk ve belleklerdeki tüm veriler hızlı bir şekilde dahili disk içerisine aktarılmış oluyor. 1GHz’lik güçlü işlemciye sahip olan NSA310S, büyük boyutlu HD videolara erişimi, hızlı ve kesintisiz bir şekilde oynatılmasını sağlıyor.
ZyXEL NSA325 v2 ile yüksek performanslı, kişiye özel bulut servisi!
ZyXEL NSA325 v2, giriş seviyesinin üzerinde yer alan ve hem veri depolama, hem depoladıkları verileri akıllı bir biçimde yönetebilme hem de performans ihtiyacı olan ev tipi kullanıcılar için ideal çözüm. Yüksek kalitede videolara ev ağındaki her cihazdan aynı anda erişilebilmesi için NSA325 v2 yüksek performans için 1,6 GHz işlemciye ve 512 MB hafızaya sahip olarak geliyor. Maksimum veri depolama kabiliyeti için üzerinde 2 disk slotu barındıran NSA325 v2, aynı zamanda verilerin diskler içerisine hızlı bir şekilde aktarılabilmesi için Gigabit Ethernet portuna ve USB 3.0 portuna sahip.
NSA325 v2 günümüzün en yaygın medya sunucu standartları ile birlikte gelerek evdeki tüm cihazların medya sunucusuna kolayca erişebilmelerine imkan tanıyor. UPnP ve DLNA sertifikalı medya çalıcılar, akıllı TV’ler ve Sony PlayStation, Microsoft Xbox gibi oyun konsolları ile fotoğraf, video ve müzik paylaşımı kolaylaşıyor. Gittikçe popüler olmaya başlayan Apple TV ve Chromecast ürünleri ile uyumlu olarak çalışan NSA325 v2, Twonky Beam, BubbleUPnp, Avia ve Samsung TV’nin de aralarında bulunduğu birçok uygulama aracılığıyla, cihaz içerisinde depoladığınız tüm medya dosyalarınızı Apple TV ve Chromecast üzerinden internette yayınlanabilmesine olanak tanıyor.
ZyXEL NSA325 v2 kullanıcıları zCloud mobil uygulamasını kullanarak ev ağlarında bulunan tüm dosyalara uzaktan güvenle ulaşabiliyor. Böylece ev kullanıcılar dosyalarına internet üzerinden erişim sağlayabildikleri gibi uzaktan rahatlıkla yedekleme, dosya indirme veya yeni dosya yükleme işlemlerini yapabiliyorlar. ZyXEL tarafından geliştirilmiş olan zCloud uygulaması tüm bu işlemlerin mobil cihazlar ile kontrol edilebilmesine imkan tanıyor.
Ayrıca yine NSA325 v2 ile birlikte kullanıcılara ücretsiz olarak sunulan ZyXEL’in yenilikçi servisi myZyXELcloud DDNS servisi ile cihazlarınızı tek bir bulut hesabına kaydederek oluşturacağınız tek bir link üzerinden cihazınıza direkt olarak erişebilirsiniz.
İleri seviye ev tipi kullanıcılar ve küçük işletmeler için ideal çözüm ZyXEL NAS540!
ZyXEL NAS540, ağ bağlantılı depolama sistemleri arasında üstün performansı ile dikkati çekiyor. Üzerinde bulunan 1.2 GHz’lik çift çekirdekli işlemcisi ve 1 GB DDR3 hafızası ile yüksek veri transferi gerektiren işlemlerde performans sorunu yaşanmamasını sağlıyor. RAID-5 konfigürasyonu, küme bağlantılı olarak kullanılabilen iki Ethernet LAN portu, yüksek hızlı USB 3.0 girişleri ve SDXC desteğine sahip SD kart okuyucusu sayesinde büyük miktarda verileri farklı platformlardan yüksek hızda transfer edebilirsiniz. NAS540, fotoğraf makinesi veya video kamerası gibi cihazlardaki dosyaları, hızlı USB portları üzerinden 130 MB/saniyesi hızında okuyabiliyor ve 48 MB/saniye hızında yazabiliyor.
Ayrıca yine NAS540 ile birlikte kullanıcılara ücretsiz olarak sunulan ZyXEL’in yenilikçi servisi myZyXELcloud DDNS servisi sayesinde cihazlarınızı tek bir bulut hesabına kaydederek oluşturacağınız tek bir link üzerinden cihazınıza direkt olarak erişebilirsiniz.
4 disk girişi bulunan ZyXEL NAS 540 bu sayede toplam 24 Terabyte’lık veri depolama kapasitesine erişebiliyor. Ev ağlarında en çok ihtiyaç duyulan müzik, video ve fotoğraf arşivleme sorunlarına gerçek bir çözüm sunan NAS 540, bu kapasitesi sayesinde 6000 film, 4 milyon müzik veya 6 milyon fotoğraf dosyasının depolanabilmesine izin veriyor. Ayrıca ZyXEL NAS540 yedekleme ve daha hızlı performans için RAID 1, 5, 6 veya 10 desteği de sunuyor. Bu özellikler sayesinde 4 disk kapasiteli NAS540 sistemi herhangi bir disk hatasına karşı tüm verilerin halen güvenli bir şekilde erişilebilmesine izin veriyor. Kullanıcılar bir diskin arızalanması durumunda bile çalışmaya devam edebiliyor ve diski değiştirseler bile hiçbir veri kaybı yaşamıyorlar.
Güç tasarrufu ve yeşil teknoloji tüm ürünlerde ön planda!
Çevre dostu yaklaşım ve güç tasarrufu, tıpkı ZyXEL’in pazara sunduğu diğer tüm ürünlerde olduğu gibi veri depolama çözümlerinde de ön planda. ZyXEL’in 310S, NSA325 v2 ve NAS540 ürünlerinde bulunan güç zamanlayıcı fonksiyonu sayesinde otomatik olarak kapanabilen cihazlar, kullanılmadığı zamanlarda içerisindeki sabit diski otomatik olarak uyku konumuna geçiriyor. Ortam ısısının ve sistem sıcaklığının düşük olduğu durumlarda fan hızını azaltan cihazlar, Wake-on-Lan özelliği sayesinde kapalı iken uzaktan çalıştırılabiliyor ve tekrar kapatılması sağlanabiliyor! Platin Bilişim, web sitesi yenilendi

Vodafone veri merkezine uluslararası onay
Dijital bağlantılı Türkiye hedefiyle teknoloji yatırımlarını aralıksız sürdüren Vodafone, kurumsal müşterilerinin bilgi işlem ve iletişim ihtiyaçlarını karşılamak üzere sunduğu veri merkezi hizmetlerinde önemli bir başarıya imza attı. 2013 yılında İstanbul Esenyurt’ta kurulan ve bulut teknolojileri ve dijital hizmetler alanında Türkiye’nin en büyük teknoloji merkezi olan Vodafone Türkiye Bulut Teknolojileri Üssü, dünyanın önde gelen veri merkezleri araştırma kuruluşlarından Uptime Institute tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, veri merkezlerinin uygulama, yönetim ve tasarım performansını belirleyen ve tüm dünyada geçerliliği olan TIER 3 Sertifikası’nı almaya hak kazandı. Bu sertifikayla birlikte Vodafone Türkiye’nin sunduğu veri merkezi hizmetlerinin güvenilirliği ve kalitesi uluslararası düzeyde bir kez daha tescillenmiş oldu.
Yüzde 99,982 oranında kullanılabilirlik ile kesintisiz hizmet
Veri merkezi sektöründe verinin kullanılabilirlik oranı farklı seviyelerle ifade ediliyor. Seviye yükseldikçe verinin kullanılabilirliği de artıyor. Bu kapsamda, sıfır hataya yakın çalışma koşulları ile birlikte yüzde 99,982 oranında kullanılabilirlik ve 72 saatlik kesintiye karşı dayanıklılık sağlayan, tam yedekli, yüksek teknoloji özelliklerine sahip veri merkezleri, TIER 3 seviyesine erişmiş sayılıyor. TIER 3 sertifikası alabilmek için, yedek elektrik şebekesi, yedek enerji ve soğutma sistemleri ve yedek hizmet sağlayıcılarına sahip olmak gerekiyor. Vodafone Türkiye Bulut Teknolojileri Üssü de soğutma sistemi dahil yedekli altyapı kapasitesi, yedekli bilgi işlem sistemleri ve çalışır durumdayken bile bakımı yapılabilen güvenilir teknoloji merkezi ile TIER 3 seviyesi için gerekli tüm kriterleri karşılıyor.
Kurumsal müşteri hizmetlerinde bir dünya lideri olan Vodafone Grubu’nun teknoloji alanındaki bilgi birikimini Türkiye’ye taşıyarak ülkemizin uluslararası bir bilişim merkezi olma vizyonuna katkıda bulunmayı hedeflediklerini belirten Vodafone Türkiye Şebeke ve Teknolojiden Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Vekili Ara Yıldızlı, şunları söyledi:
“Kurumsal müşterilerimize komple iletişim hizmetleri sunma stratejimiz doğrultusunda 2013 yılında kurduğumuz Vodafone Türkiye Bulut Teknolojileri Üssü, teknoloji yatırımlarımızın önemli bir halkasını oluşturuyor. Dünyanın en ileri teknolojileriyle donattığımız bu merkezde, kurumların rekabet gücünü artıracak yeni nesil bilgi işlem ve iletişim hizmetleri sunuyoruz. Türkiye’nin en büyük veri merkezi olarak konumlandırdığımız merkezimiz, yalnızca ülkemizde değil, uluslararası düzeyde tüm Vodafone kurumsal abonelerine hizmet sunmak hedefiyle faaliyet gösteriyor. Vodafone’un dünya çapında 6 inovasyon merkezinden biri olan merkezimizin veri merkezleri standardizasyonu konusunda uluslararası düzeyde geçerli bir belge olan TIER 3 Sertifikası’nı almasından mutluluk duyuyoruz. Türkiye’nin dijital geleceğine liderlik etme vizyonumuz doğrultusunda, ükemizde faaliyet gösteren kurumların daha rekabetçi, verimli, yenilikçi olmasını sağlamak üzere teknoloji alanındaki yatırımlarımızı artırarak sürdüreceğiz.”
2 yıl önce 80 milyon TL’lik yatırımla kuruldu
Vodafone Türkiye’nin 2 yıl önce 80 milyon TL’lik yatırımla hayata geçirdiği Vodafone Türkiye Bulut Teknolojileri Üssü, 9 bin metrekarelik kapalı alanıyla Türkiye’nin en büyük veri merkezi olma özelliğini taşıyor. İstanbul Esenyurt’ta bulunan merkezde, kurumlara, veri stoklama, altyapı destek hizmetleri, bulut temelli uygulama servisleri, yönetilebilir güvenlik hizmetleri, sanal sunucu/uygulama barındırma hizmetleri dahil bilgi işlem ve iletişim altyapısı ile ilgili tüm ihtiyaçları karşılayacak kapsamlı hizmetler sunuluyor. Merkez ayrıca, bilgi işlem tabanlı servislerin takip ve operasyon ana merkezi olarak, Vodafone’un Tuzla ve İzmir’deki veri merkezleri ile yedekli çalışarak iş sürekliliği ve kesintisiz hizmet sunulmasını sağlıyor. Türkiye’de ilk kez uygulanan “bina içinde bina” yapısıyla dikkat çeken merkez, sıcak hava kapsama uygulaması ile yüzde 15, soğutma altyapısı ile de yüzde 30 enerji tasarrufu sağlarken, 20 bin ev tipi konutu besleyecek kapasitede enerji altyapısı barındırıyor. Türkiye’de ilk defa “Green IT, Energy-Efficient Data Center” sertifikasını da alan merkez, çevreye duyarlı yapısı ve temiz enerji sunması ile öne çıkıyor. Video işindeki 10 büyük yanlış!
Çok sayıda firma artık ürünlerini ve hizmetlerini web videoları ile tanıtmayı tercih ediyor. Bu yeni pazarlama aracı, potansiyel müşterilerin bir ürünü incelemek ve satın alma kararını almak için bir mağazaya gidip ürünü uzun uzun inceleme gereğini de ortadan kaldırıyor. Çoğu müşteri, satın alma kararını, ürün/hizmet hakkındaki videoyu seyrettiği anda alıyor, sonrasında ise ya online sipariş veriyor ya da ilk fırsatta en yakın mağazaya giderek ürünü satın alıyor.
Ancak firmalar ürünlerini/hizmetlerini video ile tanıtırken büyük hatalar yapabiliyorlar ve müşteriyi daha videoyu seyretmeye başladığı sırada kaybedebiliyorlar. Üstelik aynı müşteri, videosunu beğenmediği ürünü tekrar inceleme altına almıyor ve hayati derecede ihtiyacı olmadığı sürece o ürünü satın almayı düşünmüyor. Dolayısıyla bir ürün/hizmet hakkında video hazırlarken, yapılmaması gereken hataları bilmek önem kazanıyor. İşte, ürün/hizmet videolarında olmaması gerekenler:
1- Videonun temiz/belirgin bir amacının olmaması
Videoları hazırlarken, videonun amacını önceden kesin şekilde belirlemek ve o amacın dışına çıkmadan anlatımda bulunmak önem kazanıyor. Aksi halde izleyiciler, “amacı belli olmayan amatör bir video” karşısında dakikalarını harcadıklarını düşünüp rahatsız olabiliyorlar. Örneğin, eğer bir ürün tanıtımı yapıyorsanız, ürünün bir veya birden çok faydasını gösterme amacına yoğunlaşabilirsiniz. Bu amacı da videonun isminde, tanıtım metninde açıkça belirtmeniz işinizi kolaylaştıracaktır.
2- İletişim bilgilerinin olmaması
Ürün veya hizmet tanıtımı yaptığınız videoyu izleyen seyircinin amacı bu ürünü veya hizmeti satın almak olacaktır. Ancak, videonuzu beğenip satın alma kararı veren müşterinin size ulaşmak için kolayca bir telefon numarası, web adresi, e-mail adresi bulamaması, ilgisini kaybetmesine neden olacaktır. Videonun bir köşesinde sürekli duracak şekilde, şirketinizin web sayfasının adresini yazmanız, müşterinizin satın alma kararı verdiği anda size ulaşmasını kolaylaştıracaktır.
3- Çok fazla teknik detaya girmek
Videonuzu izleyen seyircilerinizin, sizden teknik eğitim almak isteyen öğrenciler değil, ürününüzü satın alıp almamaya karar vermek isteyen potansiyel müşterileriniz olduğunu unutmayın. Ürün/hizmet hakkında çok fazla teknik detaya girdiğinizde, seyirciler anlamadıkları bu detaylar nedeniyle sıkılacak ve videodan kopacaktır. Sonrasında ise daha sürükleyici videolar hazırlayan rakip şirketin ürünlerini satın alacaklarına emin olabilirsiniz.
4- Çok fazla ürünü aynı anda tanıtmaya çalışmak
Firmanızın çok sayıda ürünü olabilir. Hepsini aynı videoda anlatmaya çalışmak, seyircileri kaçırmak için en garantili yöntemdir. Bir müşterinin tüm ürünlerinizi satın almayacağını, sadece işine yarayacak bir modeli seçmek isteyeceğini unutmayın. Her ürün için ayrı video hazırlamanız, seyircilerin daha kolay seçim yapmasını sağlayacaktır.
5- Göstermek yerine konuşmak
Ürünün bir özelliğini tanıtmak isterken, bunu kamera karşısında göstermek yerine sadece anlatarak geçiştirmek, videonun etkileyiciliğini azaltacak önemli bir yanlıştır. Örneğin, parmak iziyle açılan bir telefon tanıttığınızı düşünelim. Cihazın parmak izi sensörüne parmağınızı okutup açıldığını canlı canlı göstermek yerine, buraya da parmağınızı okuttuğunuzda telefon açılıyor,” diye geçiştirmek büyük bir hata olacaktır.
6- Çok uzun videolar yapmak
İnsanların uzun videolar seyretmek için patlamış mısır ve kola alıp dev sinema salonlarına girmek gibi özel ritüelleri olduğunu unutmayın. Kimse sizin saatlerce uzunluktaki ürün/hizmet tanıtım videonuzu seyretmek için gönüllü olmayacaktır. İşi kısa, öz ve etkili tutmaya çalışın.
7- Pazarlama kanalı dili kullanmak
TV’deki pazarlama kanallarını biliyorsunuz. Bu kanallardaki çığırtkan sunucuların, ürün videolarında kullandıkları “şunu alana, bir tane de yanında şunu bedava veriyoruz, yetmedi, bir tane de bundan, ayrıca, bir tane de bundan bizim hediyemiz…” türevi ifadeleri videolarınızda kullanmaktan kaçınmaya çalışmalısınız zira 70’li 80’li yıllarda ABD’deki televizyon izleyicilerini kandırmak için kullanılan bu pazarlama yöntemi artık eskidi. Bugünün tüketicisi, samimi bir dil ve dürüst satıcılar görmek istiyor. Ürününüze ve faydalarına odaklanın, ucuz pazarlama kanalları dilinden uzak durmaya çalışın.
8- Düşük çözünürlük/kötü ses
Eğer videonuzun çözünürlüğü kötü, ses kaydı rahatsız ediciyse, izleyen seyirci “basit bir video bile çekmeyi başaramayan bir şirketin kimbilir ürettiği ürün/hizmet ne kadar rezalettir?” diye düşünmeden edemeyecektir. Eğer bu işi profesyonel seviyeye taşımak istiyorsanız, doğru kamerayı ve mikrofonu almak, doğru video editleme uzmanlarıyla çalışmak, profesyonel kalitede bir video üretmek zorundasınız. Yoksa hiç girişmeyin…
9- Cep telefonundan izlenemeyen bir video yapmak
Baştan kaybettiniz!
10- Sosyal medya stratejisinin olmaması
Videonuzu çektiniz, YouTube’a yüklediniz. Süper. Peki onu kim gelip seyredecek? Dünyadaki 7 milyar insanın, “X şirketi kendi ürünlerini tanıtacak video hazırlasın da seyredelim, cebimizdeki paraları şirketin hesabına akıtalım,” diye beklediğini mi düşünüyorsunuz? Onu seyredecek potansiyel müşterilerinize ulaşmak için doğru bir sosyal medya tanıtım stratejisi ve online reklam/tanıtım kampanyası hazırlamalısınız. Veri merkerzinde BT ve tesis yönetimi birleşiyor
Bir veri merkezini tasarruflu bir şekilde yönetebilmek için BT ve tesis yönetimi arasındaki boşluğu kapatmak kritik bir önem taşıyor. Operasyon için gereken tüm varlıkların görselleştirilmesi ve yönetilmesi, veri merkezlerine enerji talebini optimize etme ve operasyonel şeffaflık sağlama imkânı sunuyor. Siemens Bina Teknolojileri, DCIM (Datacenter Infrastructure Management – Veri Merkezi Altyapı Yönetimi) çözümü olan Datacenter Clarity LC, enerji yönetimi, bina yönetimi, yangın güvenliği, bina izleme, veri depolama sistemleri, anahtarlar, yönelticiler, sunucular ve raflar gibi bugüne kadar ayrı olarak yönetilen bir dizi altsistemden gelen bilgileri bir araya getiriyor. Altyapı ve BT bileşenlerine ait performans verisini gerçek zamanlı ve 3D göstermesi ise veri merkezi operatörlerinin kayıt tutması ve kapsamlı raporlar oluşturmasını sağlıyor. Bu çözüm açık mimarisiyle BT ve tesis yönetimi uygulamalarında 850’nin üzerinde protokolü destekliyor.
2.2 versiyonunda bulunan yeni HTML 5 tabanlı internet arayüzü özelliği sayesinde Datacenter Clarity LC’ye tüm internet sunucularından erişim sağlanırken kullanıcılar, dashboardlarıyla zaman ve mekândan bağımsız olarak çalışabiliyor. Aynı zamanda internet arayüzü sayesinde platform daha sezgisel yönetilebiliyor. Datacenter Clarity LC ve BT servis yönetimi (ITSM) çözümleri arasındaki entegrasyon da geliştirildi. Bu sayede artık varlıkları mantıksal olarak gruplamak ve varlıklara özellikler eklemek ayrıca otomatik varlık envanteri oluşturmak da mümkün oluyor. Bununla birlikte, alarm yönetiminin de geliştirilmesiyle altsistemlerden gelen kritik alarmlar Clarity LC içinde görüntülenip yönetilebiliyor. Ek vergi zammı yerli üretimi mi vuracak?
Ekonomi Bakanı’nın açıkladığı ithal elektronik cihazlar ek vergi “müjdesi”nin yankıları sürüyor. Türkiye’de üretilen teknoloji ürünlerini koruma amacını taşıyan karar gerçekten de bu amaca ulaşabilecek mi?
Cep telefonlarına ve elektronik cihazlara yönelik sunduğu sigorta ve hizmet paketleriyle sektörde bir ilki gerçekleştiren Cepkask A.Ş firması Genel Müdürü Tayfun Gülgeç ek vergilerle ilgili şöyle konuştu: “ Yerli üretimi teşvik etmek ülkemiz için kaçınılmaz bir gereklilik. Hükümetimizin bu yöndeki çabaları ve katkıları takdirle karşılanmalı. Bir şekilde bizim de içeride üretip, Güney Kore örneğinde olduğu gibi küresel markalar yaratmamız lazım. Bu konuda herkesin elinden gelen katkıyı vermesi gerekir. Ancak bu uygulamalar, teknolojiyi ve küresel uyumluluğu sağlayabilecek bir altyapınız yoksa yerli üretime bir katkı sağlamayabilir. Bugün Türkiye’de anakart ve ekran üretimi yapılmıyor. Yerli üretim %70 oranında ithalata bağlı yürütülüyor. Henüz Türkiye yerli üretimde kendi kendine yetecek bir durumda değil.”
Pazar Küçülmez!
Yapılan vergi zamlarının pazarı küçültmeyeceği görüşünü savunan Tayfun Gülgeç; genellikle tüketicinin tüketim alışkanlıkları ve tercihlerinin yapılan zamlarla değişmediğini belirterek şöyle konuştu: “Türkiye de son model ve pahalı bir cep telefonuna veya elektronik cihaza sahip olmak maalesef bir statü göstergesi olarak kabul edilmekte. Bu anlayış tüketimi belli bir seviyenin altına düşürmemektedir. Kredi Kartına Taksit Yasağı Tüketimi İstenen Ölçüde Frenlemedi. Örneğin 2013 de 14 milyon küsur cep telefonu satılırken 2014 yılında taksit yasağına rağmen 11 milyon küsur cep telefonu satıldı. Görüldü ki taksit yasağına rağmen Türk halkı tüketim alışkanlığından vazgeçmedi. Hatta taksit yasağı satış kanalları tarafından banka kredisi ve senetli satışlar ile operatörlerin kontratlı satışları ile bir şekilde aşıldı. Kredi Kartına getirilen taksit yasağı sadece küçük esnaf dediğimiz bağımsız bireysel mağazaların satışlarının gerilemesinde etkili oldu.” Büyük Veri havacılığın kalbine yerleşiyor
Büyük Veri, pek çok sektörü etkilediği gibi havacılık sektörünü de olumlu etkiliyor. Hong Kong merkezli Cathay Pacific tarafından başlatılan ve Büyük Veri analizini temel alan bir proje, şirkete ciddi kazanımlar sağladı.
Özellikle yakıt tüketimi alanında elde edilen faydaların yüzde 40’lara ulaşması teknolojinin doğru kullanımının ne kadar etkili olduğunun önemli bir göstergesi olma niteliği taşıyor.
Cathay Pacific CIO’su Joe Locandro, MIT Sloan Management Review‘e verdiği röportajda yaptıkları çalışmanın uzun soluklu olduğuna dikkat çekiyor. Yaklaşık dört yıl süren bir dönemi kapsayan çalışmalarda, şirketin pek çok süreci Büyük Veri temelinde ele alınmış. Locandro, süreçlerin üç temel başlık altında ele alındığını belirtiyor: Operasyonel verimlilik, performans geliştirme ve inovasyon.
Bu kapsamda şirketin portföyünde bulunan uçakların motor performansı uçuş süreleri ve mesafeye göre tek tek ele alınmış. Bu analiz sayesinde yakıt tüketiminde yüzde 40’lara varan tasarrufun yolu açılmış.
Locandro, Büyük Veri analizinin operasyonel verimlilikteki faydasının ise çalışanlar özelinde ortaya çıktığına dikkat çekiyor. 15 bin kadar çalışanları bulunduğunu söyleyen Cathay Pacific CIO’su, çalışanların uçuş dağılımları, çalışma aralıkları gibi konuların bu analizlerle optimum seviyeye taşındığını belirtiyor.
Yolcular hangi koltuğu seçiyor, hangi yemekleri seviyor?
Locandro, Büyük Veri analizinin bir diğer etkisinin ise müşteri memnuniyetinde ortaya çıktığını belirtiyor. Her bir yolcunun ne sıklıkla, hangi güzergahlarda seyahat ettiği analiz edilirken, bu yolculuklarında ne tür filmleri izlemeyi tercih ettikleri, yemek alışkanlıkları gibi ince detaylar dahi analize dahil edilmiş. Bu analizler sayesinde müşterilerine yemek, koltuk seçimi ve diğer servislerde çeşitli avantajlar sunabildiklerini belirten Locandro, elde ettikleri getirinin müşteri deneyiminde dünyanın en iyi havayolu şirketi seçilmeleriyle sonuçlandığının altını çizmeyi ihmal etmiyor. Locandro’nun verdiği bilgilere göre şirket yılda 30 milyon yolcu taşıyor. Büyük Veri analizi için yapılan çalışmalar ve analiz edilen yolcu verisi ise 3-4 yıl için 100 milyonu geçiyor.
Joe Locandro, bu sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesi ve geliştirilmesi için BT departmanında bir inovasyon birimi kurduklarını da sözlerine ekliyor. Bu birim, şirketin arka plandaki bagaj etiketleme sisteminde yenilikçi çözümler geliştirilmesi gibi servislerle hem çalışan hem de müşteri memnuniyetini daha da artırmak için çaba gösteriyor. Büyük veri için 3 milyar dolarlık yatırım










