Türkiye’nin iş analizi alanındaki ilk sektörel araştırması olan “Türkiye İş Analizi Raporu”; Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri, iş analizi liderleri ve yöneticileri, iş ve sistem analistleri, ürün yönetimi yapan iş birimleri, proje yöneticileri ve farklı görev tanımlarındaki BT uzmanlarının katkılarıyla gerçekleştiriliyor.
İş Analizi alanındaki kullandığı uluslararası metodolojiler ve tekniklerle Türkiye’ye yöne veren, eğitim ve danışmanlık şirketi BA-WORKS tarafından düzenlenen BAistanbul konferansında bu önemli araştırma raporunun sonuçları açıklanacak, aynı zamanda basılı olarak konferans günü tüm katılımcılar ile paylaşılacak.
BA-Works, Türkiye İş Analizi araştırmasına katkıda bulunan katılımcılara, BAistanbul Uluslararası İş Analizi Konferansı kayıtlarında erken başvuru tarihi üzerinden ilave yüzde 10 indirim imkânı da sunuyor.
Raporda sektöre dair en kritik soruların yanıtları aranıyor
Bankacılık, sigorta, e-ticaret, üretim, bilişim, sağlık, FMCG gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere için iş birimlerinin ihtiyaçlarını daha hızlı ve beklenen kalite düzeyinde karşılayabilmek gibi pek çok konuda farklı bakış açıları sağlayacak raporda;
Bilişim ve İş ortaklığı düzeyi nedir?
Mevcut sistemlerin geliştirilmesi dışında şirketler hangi teknolojiler ve iş çözümlerine yatırım yapmaktalar?
Şirketlerde, zamanında, yenilikçi ve yüksek kaliteli ürünler sunmak için neler yapılabilir?
BT ve iş birimlerinin birlikte çalışmasını en iyi şekilde sağlamak için iş analizi takımlarından beklentiniz nedir?
gibi, sektöre dair en kritik sorulara yanıt aranıyor.
Araştırmanın yayınlanacağı etkinlik bilgilerine buradan ulaşmak mümkün.
Anadolu Bilişim Hizmetleri Genel Müdürü Yakup Kadri Ünal
Anadolu Bilişim’de genel müdürlük görevi için yeni atama duyurusu yapıldı. 2012 Nisan ayından beri şirket bünyesinde görev alan ve 2014 Mart ayından beri Teknoloji Çözümleri ve Hizmetleri Direktörlüğü’nü sürdüren Yakup Kadri Ünal, Anadolu Bilişim Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü olarak atandı. Yakup Kadri Ünal, görevi İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmakta olan Bülent Gönç’ten devraldı.
1971 yılında Ankara’da doğan Yakup Kadri Ünal, 1989 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra lisans eğitimini 1995 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. 2002 yılında Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olan Ünal; Pamukbank, Tanı İletişim ve Koç.Net’te çalıştıktan sonra 2012 Nisan ayında Anadolu Bilişim’de Veri Merkezi Hizmetleri Müdürü olarak göreve başladı. 2014 Mart ayı itibarıyla Teknoloji Çözümleri ve Hizmetleri Direktörü olarak Anadolu Bilişim’de görevini sürdüren Yakup Kadri Ünal 1 Temmuz’da şirketin Genel Müdürü oldu. İngilizce bilen Ünal, evli ve iki çocuk babası.
Son dönemde, küçük işletmeler, sistemlerinde gitgide daha değerli veriler barındırmalarına rağmen siber güvenliğe yeterince özen göstermedikleri için sıklıkla siber suçluların kurbanı oluyorlar. Kaspersky Lab ve B2B International tarafından gerçekleştirilen 2014 Global Kurumsal BT Güvenlik Riskleri araştırmasına göre, çalışanlarının kurumsal ağ üzerinde kişisel cihazlarını kullanmasına izin veren şirketlerin oranı 2014’te yüzde 62’ye yükseldi. Aynı zamanda, işletmeler müşterilerinin kişisel bilgilerinin (yüzde 25), ödeme gereksinimlerinin (yüzde 13) ve ticari sırlarının (yüzde 12) en öncelikli bilgi güvenliği ihtiyaçları arasında olduğunun farkında olmalarına rağmen, ücretsiz kötü amaçlı yazılımdan koruma ürünlerine bel bağlıyorlar. Araştırmaya katılanlar, makul bir fiyat etiketine sahip, güçlü ama basit ve kullanımı kolay bir güvenlik çözümü arzuladıklarını belirtiyorlar.
Kaspersky Small Office Security, kurumsal teknolojiler ile donatılmış olmasına rağmen, çok küçük işletmelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere özel olarak tasarlandı. Ödüllü kötü amaçlı yazılımdan koruma özelliğini, bu segmentin talep ettiği kolay kullanım biçiminde çevrimiçindeki işlemlerin korunması, bulut yönetimi, yedekleme ve şifre yönetiminin gücü ile bir araya getiriyor.
Kaspersky Lab Türkiye Ülke Müdürü Sertan SelçukKaspersky Lab Türkiye Ülke Müdürü Sertan Selçuk şunları söyledi: “Her ne kadar küçük bir işletmeyi yönetmek heyecan verici ve keyifli bir deneyim olsa da, küçük olmanız siber suçluların dikkatini daha az çekeceğiniz anlamına gelmiyor. İşletmelerin siber güvenliklerini sağlamaya daha fazla özen göstermesi son derece önemli ve Kaspersky Small Office Security yazılımı da bunu kolaylaştırdı. Bu kurulumu, ayarlaması ve bakımı kolay çözüm sayesinde, işletme sahipleri en iyi bildikleri işi yapmaya, yani şirketlerinin başarısını sağlamaya odaklanabiliyorlar.
Damien Weissenburger
Sony, departmanlarını müşteri ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verebilecek şekilde yönlendirmek için aldığı stratejik kararın bir parçası olarak, video güvenlik ürünlerini de içinde barındıran yeni bir Kurumsal ve Eğitime Yönelik Çözümler iş kolu oluşturmakta olduğunu duyurdu. Kurumsal ve Eğitime Yönelik Çözümler; Medya Çözümleri, Sağlık Çözümleri ve Sinema Salonu Çözümleri ile birlikte Sony’deki dört çözüm grubundan biri. Bu yeni adım, Sony’nin iş segmentleri arasında sinerji oluşturarak kurulumcuların, entegratörlerin ve son kullanıcıların şirketin ürün ve çözüm portföylerine daha kolay erişmesini sağlamak üzere atıldı.
Sony, video güvenlik çözümlerini Kurumsal ve Eğitime Yönelik Çözümler iş koluna dahil ederek sunduğu çözüm yelpazesini genişletiyor ve ürünlerini bugünkü kurumsal müşterilerin ihtiyaçlarına daha uygun hale getiriyor. Kurumsal ve Eğitime Yönelik Çözümler İş Kolu, ilk olarak Sunum ve İletişim, Video Güvenlik, Görselleştirme ve Simülasyonun yanı sıra Bilgi Ekranı ürün ve çözümlerine odaklanacak. Bu yeniden yapılandırma, Sony’nin Avrupa genelinde geliştirilmiş kullanıcı deneyimi ve gelişmiş sistem entegrasyonu sunması için profesyonel ürün yelpazesinde daha fazla devamlılık sağlayacak.
Bu yeni iş segmentinin başarılı olması için Damien Weissenburger, Kurumsal ve Eğitime Yönelik Çözümler Bölüm Başkanı görevine getirildi. Son 5 yıldır Sony’nin Sunum ve İletişimler iş kolunu yöneten Weissenburger, şirketin video güvenlik teklifini modernleştirmede ve tüm Avrupa’da son kullanıcı iş geliştirme yöneticilerinden oluşan bir ekibi yönetmede şirkete son derece faydalı olacak.
Weissenburger, konuyla ilgili şöyle dile getirdi:
“Sony olarak, kendimizi müşterilerimize uçtan uca en kaliteli çözümleri sunmaya adadık. Entegre çözümler arayan kullanıcıların sayısı her geçen gün artıyor. Biz de müşterilerimizin ihtiyaçlarını dikkate alıyor ve onları memnun etmek için aktif olarak çalışıyoruz. Pazarlarımız arasındaki sinerjinin artışını ve bu artışın ortaklarımıza getireceği avantajları sabırsızlıkla bekliyoruz.”
IT sektörü, evden çalışmaya en uygun alanlardan biri. Yazılımcılar, geliştiriciler, tasarımcılar, içerik üreticileri evlerinin konforundan ayrılmadan, sabah ve akşamları ağır trafik sorunuyla savaşmadan işlerini diledikleri yerden yürütebiliyorlar. Mobil cihazlarınız ve internet bağlantınız yeterli olduğu sürecek, dünyanın her köşesi sizin için ofis olabilir.
Bu avantaj, serbest çalışan veya ek iş arayan IT profesyonellerine yeni kapılar da açabiliyor. Dünyada pek çok işveren, değişik projeler için sürekli yeni çalışanlar arıyor ve bu projeler evden çalışmaya izin veriyor. Üstelik, işvereninizle aynı şehirde hatta aynı ülkede yaşamanız da gerekmiyor. Tek ihtiyacınız olan, işverenle anlaşmanızı sağlayacak ortak bir dil ve onları nerede bulacağınızı bilmek.
Bu noktada devreye freelancer IT çalışanları arayan işverenlerle IT uzmanlarını buluşturan web siteleri giriyor. Bu sitelerde açtığınız hesaplarda kendinize bir özgeçmiş hazırlayıp gelen teklifleri değerlendirebildiğiniz gibi, açılan projeleri ve iş ilanlarını değerlendirip başvuruda da bulunabiliyorsunuz. Böylece evinizde çalışmak için yeni iş imkanlarına kavuşabiliyor veya boş zamanlarınızı dolara çevirmek için gereken projelere ulaşabiliyorsunuz.
Dünyanın her yerinden değişik IT projelerini ve IT uzmanlarını buluşturan popüler web sitelerinden bazılarını aşağıda listeledik.
1- WFH.io
Özellikle teknoloji alanında çalışanların evlerinden yapabilecekleri işlerin yoğun olarak paylaşıldığı WFH, freelancer yazılımcıların, geliştiricilerin çok sık kullandığı ve sürekli iş alabildikleri bir platform. İş aramalarınızı, customer support, design, DevOps, software development ve system administration gibi alanlara göre filtreleyebilirsiniz. Yazılım konusunda uzman olmasanız bile , eğer yabancı diliniz yeterliyse, dünyanın başka bir ucundaki şirketin, müşteri temsilcisi olarak, müşterilerden gelen şikayet mektuplarını okuyup çözüm bulunması için şirketin gerekli departmanlarına forward edebilir ve müşteri ile şirket arasında köprü olabilirsiniz. Özellikle, web hosting firmalarının bu alanda çok sayıda çalışana ihtiyaç duyduğunu hatırlatalım.
2- Flex Jobs
1.3 milyon üyesi olan Flex Jobs, ABD’nin en popüler “esnek” iş arama platformlarından biri. Yine ağırlıklı olarak teknoloji ve telekomünikasyon sektöründen işlerin listelendiği sitede dünyanın her yerinden işler bulmanız mümkün. Ancak sitenin ücretli abonelik sistemiyle çalıştığını da vurgulamak gerekiyor. Aylık 15 dolar, yıllık ise 50 dolar üyelik ücreti isteyen siteye freelancer’lar büyük ilgi gösteriyor.
3- Virtual Vocations
İlgilendiğiniz her sektörde, uzaktan çalışma yönetmiyle iş bulabileceğiniz site, ücretsiz üyelik imkanı sunduğu gibi, daha gelişmiş arama kriterleri ve iş bulmayı kolaylaştıran bazı özel site yetenekleri için ücretli abonelik istiyor. Aylık ücret 7 dolardan başlıyor.
4- We Work Remotely
Metin yazarı, içerik üreticisi, yazılımcı, yazılım projelerinin farklı aşamalarında görev yapacak değişik uzmanlar, müşteri temsilcisi, tasarımcı ve benzer pozisyonlar için uzaktan çalışmaya uygun iş imkanlarını listeleyen sitenin amacı ve misyonu zaten isminden de belli oluyor.
5- Authentic Jobs
Büyük firmalarda, yeteneklerinize uygun iş imkanlarını listeleyen site sayesinde, belki siz de bir Apple, Microsoft, Google çalışanı olabilirsiniz. Üstelik evden çalışma fırsatı bulabileceğiniz gibi, kimbilir, belki de bavulunuzu toplayıp Silikon Vadisi’ne taşınacak bir fırsat yakalarsınız. Ama Silikon Vadisi’ndekilerin, çalışma koşullarının sizden iyi olduğunu düşünmeyin. O kıskandığınız Facebook, Twitter, Google ofislerinde çalışanlar, “bizi 24 saat ofis içinde tutup daha çok çalıştırıp sömürmek ve evimize, ailemiz gitmeden tüm hayatımızı şirkete adamamız için buraya video oyun konsolları, bilardo masaları, kafeler/pizzacılar koyuyorlar ama bunlar aslında bizi köleleştiriyor,” diyerek isyan ediyorlar. Yani karar vermeden önce iyi düşünün…
Zenium Technology Partners tarafından İngiltere, Almanya ve Türkiye’de gerçekleştirilen bağımsız araştırma, bugün her iki işletmeden birinin doğal felaketlere karşı dayanıksız veri merkezleri işletmeye devam ettiğini gözler önüne serdi. “Büyüme, Risk ve Bulut Yönetimi” başlıklı araştırmaya katılanların yüzde 45’i veri merkezlerinin su baskınlarına, yüzde 43’ü depreme karşı dayanıklı olduğunu; yüzde 60’ı ise veri merkezlerinin fiziksel ve çevresel risklerden uzak bölgelerde inşa edildiğini itiraf ediyor. Buna rağmen doğal felaketlere hazırlıksız olma durumu, veri merkezi sektörü açısından en önemli sorunlardan biri olmaya devam ediyor.
Araştırmaya göre, her 2 şirketten 1’i geçtiğimiz 10 yıl içinde deprem veya başka bir doğal felaket yüzünden veri merkezi operasyonlarında aksaklık yaşadığını ifade ediyor. 3 ülkede katılımcılar ortalama 10 yıllık süre zarfında bu tür 5 vaka yaşadıklarını dile getiriyor. Bu da veri merkezlerinde her 2 yılda bir doğal felaketlerle ilgili bir sorun yaşandığını gösteriyor. Araştırmaya göre Türkiye yüzde 65’lik oranla 3 ülke arasında bu sorunu en fazla yaşayan ülke.
Doğal felaketler sonrasında veri merkezi operasyonunda aksaklık yaşadığını söyleyen şirketlerin neredeyse tamamı (yüzde 91), maliyeti 2 milyon lirayı bulabilen bu ekstra giderleri bilançosundan karşılamak zorunda kalıyor. Üstelik CIO, başkan yardımcısı ve direktör seviyesindeki her 3 katılımcıdan 1’i (yüzde 34), bu ekstra maliyetin tam olarak ne kadar olduğunu bilmediğini itiraf ediyor.
Araştırmanın öne çıkan bir diğer noktası da, veri merkezi operasyonunu dış kaynak kullanımı ile yürüten şirketlerin, seçim yaparken lokasyon ve bina dayanıklılığı konusunda yeterince titiz davranmadıkları. ‘Yetersiz’ ve ‘uzman olmayan’ çözüm ortağı seçimi yapan şirketler, veri merkezi işini kendi içinde halleden şirketlere göre iki kat daha fazla doğal felaket kaynaklı aksaklık yaşadığını belirtiyor. Veri merkezi işini kendi içinde halleden şirketlerin son 10 yılda doğal felaket kaynaklı yaşadığı sıkıntılar yüzde 25 oranında iken, veri merkezini ‘yanlış’ üçüncü partilerle yürüten şirketlerde bu oran artarak yüzde 58’e çıkıyor. Bu da veri merkezi için dışkaynak kullanımında ‘doğru’ operatör seçiminin önemini bir kez daha ortaya çıkarıyor.
Araştırmaya katılanlar arasında veri merkezi operasyonlarının bir kısmını halihazırda dış kaynaktan temin eden şirket yöneticilerinin yüzde 64’ü, veri merkezi operasyonunu kendi içinde yöneten şirket yöneticilerinin de yüzde 36’sı, doğal felaketlere karşı riski azaltmak için daha fazla dış kaynağa yönelmeyi planladığını belirtiyor. Türkiye, yüzde 64 oranla, bu konuda en ön sırada yer alıyor. Risk azaltmak için dış kaynak kullanımına yönelmeyi düşünen şirket yöneticilerinin yüzde 88’i, verilerini her koşulda ulusal sınırlar içinde tutmanın önemine inanıyor. Bu noktada da Türk yöneticiler yüzde 87 oranla ilk sırada yer alıyor. Bu şekilde düşünen yöneticilerin oranı İngiltere’de yüzde 86, Almanya’da ise yüzde 75 olarak görülüyor.
Zenium Technology Partners Türkiye Ülke Müdürü Aslıhan Güreşcier, “Araştırma sonuçları, dış kaynaklı veri merkezi operatörü seçiminde şirketlerin yeterince dikkatli karar almadığını gösteriyor. Veri merkezi işinde doğal felaketler gündemin en önemli maddesi. Ancak şirketlerin veri merkezi iş ortaklarını seçerken ölçeklenebilirlik, bağlanabilirlik ve maliyet gibi kriterlere odaklandığını ama veri merkezinin lokasyonu konusunda yeterince dikkatli davranmadığını görüyoruz. Günümüzün 7/24 iş ortamlarında son derece kritik hizmetler sunan veri merkezlerinde operasyondan kaynaklanan aksaklıklar, şirketler için yıkıcı sonuçlara ve ciddi bir ekstra maliyetlere sebep olabiliyor. Araştırma doğal felaketlere karşı dayanıklı, sağlam ve esnek veri merkezi binalarına yönelik artan talebin, yerel bir veri merkezi operatörü ile çalışma tercihini artıracağını işaret ediyor. Katılımcıların yüzde 83’ü, Avrupa Birliği (AB) Veri Koruma Direktifi kapsamında yerel sağlayıcılardan daha fazla veri merkezi alanı kiralamak zorunda kalacaklarına inanıyor. Bu noktada doğru veri merkezi seçimi için uzun vadede en önemli kriterin “lokasyon” olduğunun altını çizmek gerekiyor” diye konuştu.
Halil Aksu
GelecekHane’nin kurucusu ve Baş Fütüristi Halil Aksu, 24-26 Temmuz tarihleri arasında ABD’nin San Francisco şehrinde gerçekleşecek 2015 Dünya Fütüristler Kongresi’ne konuşmacı olarak katılacak. Türkiye’ye getirdiği Maker Hareketi ve son dönemdeki başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken GelecekHane’nin kurucusu Halil Aksu, Dünya Fütüristler Kongresi’ne (World Future Society Conference) Türkiye’den davet edilen tek fütürist oldu. Halil Aksu, kongrede yapacağı konuşmada GelecekHane’nin en önemli çalışma alanlarından olan nesnelerin interneti, büyük veri, robotlar, insansız araçlar ve yapay zeka konularına değinerek öngördüğü dijital gelecek vizyonunu paylaşacak. Akıllı şehirlerin, akıllı mağazaların, akıllı bankaların, akıllı okulların ve akıllı hastanelerin giderek yaygınlaşacağını düşünen Aksu, konuşmasında 2050 yılına ve ötesine yönelik paylaşımlarıyla katılımcılara ilham verecek ve yeni ufuklar açacak.
Gelecek hakkında araştırma yapan, düşünen ve potansiyel gelecek senaryolarını ortaya koyan kişilerin oluşturduğu ilk birlik olan Dünya Fütüristler Birliği, 1996 yılından bugüne düzenlediği Dünya Fütüristler Kongresi ile tüm dünyadaki başarılı fütüristleri bir araya getiriyor. 2015 Dünya Fütüristler Kongresi’ne bu yıl Türkiye’den davet edilen tek konuşmacı Halil Aksu oldu.
Tolga Dinç ve Samet Zihir’in geliştirdiği bu devreler, günümüzdeki en yüksek mobil iletişim standardı 4G/LTE nin bir sonraki adımı olan 5G teknolojisinin çalışma frekansı olacağı tahmin edilen 60GHz’de çalışıyor.
Bu yüksek frekans 5G standardı ile HD kalitesindeki videoları bir saniye içinde cep telefonumuza indirebileceğiz. Ayrıca bu teknoloji ile günümüzde kullanılan çok yüksek maliyete sahip sistemler çok daha ucuz ve yüksek performanslı sistemler ile değiştirilebilecek.
Sabancı Üniversitesi Elekronik Mühendisliğimezunu araştırmacılar üzerinde çalıştıkları projeleri ile Amerika’da bu alandaki dünyanın en prestijli bilimsel konferansları olan ve Mikrodalga ve Radyo Frekansı (RF) ve milimetrik dalga entegre devreler alanındaki gelişmelerin duyurulduğu (IEEE International Microwave Symposium (IMS) /IEEE Radio Frequency Integrated Circuits (RFIC)) Radyo Frekansı Entegre Devreler Sempozyum’larında üstün başarı ödüllerini de kazandı.
5G teknolojisinde çığır açan çalışma
Benzer frekans ve alanda birçok araştırma yapılmakta ve her grup veya kuruluş elde ettiği en yüksek değerleri duyurmaktadır. Samet Zihir bu alanda ulaşılabilecek en fonksiyonellikte/yoğunlukta ve en yüksek güce sahip devreyi tasarladı. Bu çalışma ile silikon teknolojisiyle tasarlanabilecek sistem büyüklüğünün ve kompleksitesinin ulaşabileceği boyutlar tüm dünyaya gösterilmiş oldu.
Tolga Dinç ise dünyanın aynı frekansta aynı anda veri alıp gönderebilen ilk çipini tasarladı. Kablosuz iletişim ders kitapları aynı anda aynı frekansta veri göndermenin imkansız olduğunu yazar. Son bir kaç yıldaki araştırmalar her ne kadar bunun mümkün olduğunu gösterse de şu ana kadar bunu başarabilen bir çip 3G/4G/LTE frekanslarında bile tasarlanamamıştı.
Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu ve Aselsan Genel Müdürü Dr. Faik Eken
Turkcell ve Aselsan, 5G alanında atılacak adımlara öncülük etmek üzere elektronik teknolojileri alanında güç birliği yapıyor. Turkcell ve Aselsan arasında imzalanan çerçeve metin doğrultusunda, iki marka uzun vadeli bir işbirliği yürütmek ve geleceğin mobil teknolojilerini geliştirmek için ortak çalışma konusunda anlaşmaya vardı.
Metni imzalamak üzere bir araya gelen Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu ve Aselsan Genel Müdürü Dr. Faik Eken, ortaya koyulacak çalışmaların ülke çıkarları adına büyük önem taşıdığını vurguladılar.
Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu: “Türkiye 5G’de merkez üs olacak”
“Ülkemizin her köşesinde en hızlı ve en kolay şekilde iletişim sağlamak ve teknolojiyi kullanarak hizmet sunmak en büyük hedefimiz. Bugüne kadar yaptığımız yatırımlarla sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en güçlü 3G altyapısını kurduk ve 3G hızını 3 kat artırarak bugün dünyada sunulan en yüksek 3G hızı olan 63,3 Mbps’i hem altyapı tarafında hem de Turkcell Turbo T50 ile akıllı telefon tarafında destekleyen ilk ve tek operatör olduk. 4G için yaptığımız testlerle bu teknoloji ile ilgili hazırlıklarımızı tamamlarken, 5G hazırlıkları kapsamında da yönetim kurulunda yer aldığımız NGMN (Next Generation Mobile Networks) çatısı altında Türkiye’yi temsil eden tek operatörüz. Bu alandaki gelişmeleri yakından takip ediyor, bu konuda dünya standartlarının oluşmasına yön veriyoruz. Öncülüğümüzü ve yeni nesil mobil iletişim teknolojilerini Türkiye ile tanıştırma konusundaki liderliğimizi 5G’de de sürdürmek Turkcell için olmazsa olmaz nitelikte. Bu nedenle, hizmete yönelik teknoloji ve inovasyon geliştirme idealine bizim kadar bağlı Aselsan’la işbirliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. İmzaladığımız çerçeve metin ile uzun soluklu bir çalışmanın ilk adımını atmış olduk. Birlikte hedeflerimizi gerçekleştirerek Türkiye’nin 5G’de merkez üs olmasını sağlayabileceğimize tüm kalbimizle inanıyoruz.”
Aselsan Genel Müdürü Dr. Faik Eken: “Haberleşmede 40 yıllık markayız”
“Aselsan, 1975 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin haberleşme ihtiyaçlarını milli ve özgün olarak karşılamak için kuruldu. Haberleşme ile başlayan yolculuğumuz geçen 40 yıl içerisinde Türkiye’nin dışa bağımlılığını en aza indirecek şekilde savunma elektroniğinin her alanına yayıldı. Aselsan’dan transfer edilen teknoloji ile Kazakistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya ve Pakistan’da üretim yapan fabrikalar bulunuyor. Askeri teknolojilerde elde ettiğimiz teknoloji ve bilgi birikimini öncelikle 4G konusunda ULAK projesi ile hayata geçiren Aselsan, bu birikimini 5G gibi kritik teknolojik alanlarda da değerlendirerek, ülkemizin teknolojik altyapı ihtiyaçlarının milli olarak karşılanmasını hedeflemektedir. TASMUS ve JEMUS gibi yurt sathına yayılan geniş bir stratejik/taktik ağı kurmuş olan Aselsan, 5G’nin hazırlık, tasarım, üretim ve kurulumunda da en yetkin ortak olacaktır.”
Tatil döneminde veya iş seyahatleri sırasında, IT profesyonellerinin her an online olabilmesi, web sitelerine, şirket sistemlerine müdahale edebilmesi büyük önem taşıyor. İşte bu aşamada, yolculuk sırasında yanında bulundurması gereken önemli aksesuarlar devreye giriyor. Yolculukların, sorunsuz ve keyifli geçebilmesi için, IT profesyonellerinin işini kolaylaştıracak şu küçük aksesuarları bir araya getirdik, bavulunuzu hazırlarken bu listeye de bir göz atmanızda yarar var.
1- Şarj yeteneği olan laptop çantası
Laptoplar ve diğer mobil cihazlar/tabletler, IT profesyonellerinn vazgeçilmez yardımcıları, ancak ne yazık ki hızla eneri tükettiklerini unutmamak gerekiyor. Bu cihazları taşımak için alacağınız çantanın mümkünse güneş enerjisi ile şarj yeteneğinin olması önemli. Ya da en azından, içinde özel şarj pilleri olan ve yolculuk sırasında şarjı biten cihazlara ekstra enerji sağlayabilen çantaların da büyük yardımı olacaktır.
2- Akıllı kalem
Not aldığınız her detayın, dijital olarak kayıt altına alındığını bilmek, ofise döndüğünüzde o notları daha kolay incelemenizi sağlayacaktır. Bir akıllı kalem, deftere/kağıda yazdığını her detayı dijital olarak hafızasına alacak ve tabletinize veya bilgisayarınıza aktaracaktır.
3- Mobil Wi-Fi hotspot
Veri hattınızdaki 3G bağlantıyı, tüm cihazlarınıza dağıtabilmek için mobil hotspot cihazına ihtiyacınız olacak. Akıllı telefonunuzu da kablosuz bir modem gibi kullanmanız mümkün elbette ancak özellikle yurt dışında telefonunuz işe yaramayacaktır çünkü Türkiye’deki opertatörünüze bağlı telefon hattınızdan internet kullanmaya ve mobil cihazlarınıza dağıtmaya kalktığınızda çok ağır telefon faturalarıyla karşılaşabilirsiniz. Bunun yerine, gittiğiniz ülkede turistler için satılan geçici/ön ödemeli veri hatlarından alıp mobil wifi hotspot cihazınıza yüklediğinzde, hem telefonunuz, hem tabletiniz, hem laptopunuz hatta ailenizdeki diğer bireyler için de ekonomik ve hızlı internet bağlantısı sağlamış olursunuz.
4- Kablo çantası
Farklı ve çok sayıdaki kablolarınızı küçük bir organizer içinde taşımak hayatınızı çok kolaylalştıracaktır. Şarj kabloları, USB uzatıcılar, network kabloları gibi tüm seçenekleri, yolculuk telaşı içinde çantanızın farklı gözlerini uzun uzun karıştırarak aramak yerine, doğrudan minik bir el çantasından çıkarıp kullanmak hem zamanınızı hem de sinirlerinizi kurtaracaktır. Üstelik havalimanında, uçuşa az bir zaman kala tabletinizi şarj etmek isterken değerli dakikalarınızı çantalarınızın içinde kablo aramakla harcamamış olacaksınız ve o dakikalar boyunca tabletiniz/telefonunuz şarja bağlı olarak pilini doldurmaya devam edecek. Sinirleriniz de yıpranmayacak. Tüm bunlar için, basit, hafif ve ekonomik bir kablo çantası yeterli olacaktır.
Halep – Yıl: 1794 Müslüman ve Hıristiyanlardan kurulu bir müzik grubu. Tef,tambur, ney, kemençe ve nekkâre çalan müzisyenler.
Bu röportajda kültürel mirasın pasif bir şekilde kabul edilmesinin / ne de olsa geçmişte olup bitmiş bir tarihi zaten değiştirme şansımız yoktur / yetersiz olduğunu ve kültürün korunması bağlamında muhafazakârlığın, aslında kültürel mirasın dönüşümü ve yeniden üretimiyle mümkün olduğunu, geçmişte üretilen kültür mirasının ancak bu şekilde, toplumsal açıdan da yaşamaya / varolmaya devam edebileceğini belirtmiş. (*)
Haber nereden geliyor?
Yukarıdaki cümleden bağımsız olarak; günümüzde nasıl etkileşim kurduğumuz ve bilgiye, güncel duruma, özellikle de haberlere nasıl ulaştığımız, kendi içinde yepyeni katmanlar yarattı. Fakat daha ilginç olabilecek olan, zihnimizde yarattığımız ve algıladığımız dünyayı vareden parametrelerin tümünü etkileyen en önemli süreç, teknolojik araçlara nasıl ulaştığımız veya ulaşıp ulaşamadığımız haline gelmiş durumda…
O kadar içindeyiz ki yazınca artık ilginç değilmiş gibi gelmeye başladı, neredeyse: “Elbette balıklar suda yüzer ve kuşlar tabii uçuyor” doğallığına indirgenmiş bir durum bu. İstanbul’da yaşayanlardan kurgularsak, örneğin çok yüksek ses çıkaran ve kaynağı belirsiz bir gürültü duysak, ilk iş gazete sitelerine bakmak mı olacak, yoksa sosyal medyaya mı?
Tabii ki herkesin aynı şeyleri yaptığını ya da ne yaptıklarını bildiğimi söyleyemem, ama ben hemen, sosyal medya hesaplarıma bakıyorum ve çoğunlukla sonuçtan çok memnunum.
Geçtiğimiz günlerde çeşitli kentlerde yaşanan “şehir selleri” ile ilgili özellikle videoların ve ilk elden durumu apaçık ortaya koyan fotoğrafların büyük çoğunluğunu, gazeteler ve diğer profesyonel medya sitelerinden önce hepimiz görmedik mi ve hatta bir gün sonra gazetelerde, bir şekilde önceden sosyal medyada izlediğimiz “user content”lerin “güncel” haber olarak sunulduğunu görmedik mi?
Tabii ki bu olaylar ve haberler arasındaki eş zamansızlık artarak sürecek ve giderek medya araçları kişiselleşmeye devam edecek gibi görünüyor, en son Periscop örneğinde izlediğimiz gibi…
Güncel Haberin tarihiGazetelerin kimlikleri
Muhtemelen gençler pek bilmez ama, eskiden gazeteler de kişiseldi, hangi gazeteyi alıp okuduğunuz size bir kimlik kazandırırdı, Tercüman okuyan ayrı Cumhuriyet okuyan bir farklı kimlik kümesindeydiler…
Günümüzde hergün neredeyse bütün gazeteleri okuyoruz. En azından bu olanağa çoğunlukla sahibiz. Bu gelişmeyle ortaya çıkan evet; bence bir kişinin neredeyse bütün gazeteleri okuması ve ya bu fırsatı olması önemli bir gelişmedir ve henüz benim tanımlandığına tanık olmadığım bu yeni durumun anlamı ne olabilir? Çoğumuz için “haber”e erişim, sosyal medya araçları ve siteler üzerinden gerçekleşen bir sürece dönüşmeye başladı ve böylece artık, “hepimizin gazetesi internet” olmuş oluyor…
Örneğin güncel sorunlarımız olan: “Şehir selleri” ve “kuraklık” gibi konularda, sansasyonel bir karşılığı yoksa, gerçekten “içerik değeri ve bilgi” taşıyan bir yazıyı, ana akım medyadaki herhangi bir mecrada bulabilmemiz mümkün müdür?
Yazı dünyayı yeniden değiştiriyor
Yazının; bulunuşundan binlerce yıl sonra, sıradan insanın hayatında gerçekten bir yer edinmeye başlamasını sağlayan “örgün eğitim” ülkemizde, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile başlamıştı ve bugün artık, okur yazarlık oranı oldukça yüksek, ülkemizde de dünya genelinde de…
İnternetin, içinden çıktığı dünyayı yeniden kurgulayan ve değiştiren doğasının bilincine varmakla ilgili aşamaları hıza geçerek, yepyeni ve neredeyse sınırlanamaz kaynakları geliştirebilmek zorlu bir yolun başındayız…
Yeni alışkanlıklar ediniyor ve yeni yollar geliştiriyoruz durmaksızın. İnsanlık, tarih boyunca her zaman kritik eşiklerde varolabildi, ancak ilk kez öncelikli ve tek gerçek tehlike olarak kendi varlığını tehdit eder noktasına ulaştı.
Küresel Ekonomi mi dediniz?Henri Matisse – Mavi Pencere – 1913
Bir kaç gün önce çoğumuzun gözüne ilişmiş bir haber olarak şu cümleye dikkat çekmek istiyorum: “Dünya genelindeki çatışmaların maliyetinin geçen yıl (2014 yılı) 14,3 trilyon dolara ulaştığı, bir başka deyişle küresel ekonominin yüzde 13’üne mal olduğu hesaplandı.”
Görünen o ki: 3. Dünya Savaşı çıkacağından korkmak için çok geç kalmış gibi görünüyoruz, 4. Savaş nasıl önlenebilir ona bakmak, belki de en gerçekçi gelecek planı olabilir.Yukarıdaki paragrafı yazdıktan sonra, gelecek için iyimser olmanın giderek zorlaştığı bir gezegende yaşamanın insan algısını nasıl ters yüz ettiğini derinden hissettim ve yazıyı bitirecek son sözleri bulmakta zorlanıyorum.
Bu yüzden, ustalardan yardım alarak bitirmek dışında bir çare yok gibi görünüyor: Bir kilo mavi yarim kilo maviden daha mavidir. Henri Matisse(*) (Kaynak: Jacques Derrida ve Elisabeth Rudinesco, For What Tomorrow: A Dialogue, çev. Jefff Fort (Stanford, California: Stanford University Press, 2004), s. 1-19. / Aktaran: Elif Sezer: BAŞKA BİR TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ MÜMKÜN OLABİLİR MİYDİ?: ZİYA GÖKALP VE RAUF YEKTA’NIN FİKİRLERİ ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI BİR OKUMA)
Ekonomi bakanı Nihat Zeybekci’nin 2 Temmuz 2015 tarihinde yapmış olduğu önümüzdeki bir ay içinde cep telefonu ve tablet bilgisayar gibi ürünlere ek vergi geleceğine ilişkin açıklaması Bilişim Sanayicileri Derneği TÜBİSAD tarafından değerlendirildi. Dernek konuyla ilgili şu açıklamyı basınla paylaştı:
“Ülkemizin bilişim ve iletişim teknolojileri sektörünün gelişmesinin önündeki en büyük engellerden birinin, sektörde uygulanan ağır vergi yükü olduğu açıktır. Özellikle bilgisayar ve iletişim donanım ekipmanlarına uygulanması düşünülen ek vergi yükünün, bilişim ürünlerinin genel olarak fiyatını yükselteceği; dolayısıyla kullanım ve erişim oranlarını ciddi bir şekilde düşüreceği bir gerçektir. Bu durumun da gerek ekonomik gerekse de bilgi toplumuna dönüşüm hedefleri bakımından gelişimin önünde önemli bir engel oluşturacağı açıktır.
Bilişim sektörünün gelişmesi, yalnızca bilişim sektörüne değil tüm ülke ekonomisinin gelişmesine önemli ölçüde etki etmektedir. TÜBİSAD olarak yaptığımız kapsamlı çalışmalarda, Bilgi ve İletişim sektörünün GSMH icindeki payının artmasının, ülke ekonomisinin büyümesine yaklaşık 1.6’lık bir çarpan etkisi ile fayda sağladığı bir gerçektir. Bilişim teknolojilerinin üretimi ve kullanımı 1990’lardan itibaren yaygınlaşarak ülkelerin büyüme oranlarına önemli katkılar yapmaya başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerde bu etki gelişmiş ülkelere kıyasla daha yüksektir. Söz konusu etki göz önüne alındığında ülkemizin ekonomik büyümesinin hızlanabilmesi için bilişim sektörü üzerindeki olası ek vergi yükünün kesinlikle uygulanmaması ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörünün ekonominin tüm diğer alt sektörleri için bir kaldıraç gücü oluşturan stratejik bir sektör olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.
TÜBİSAD Bilişim sektöründe, özellikle yazılım ve katma değerli bilişim ürünleri üretiminde yerli üretimin önemine inanmakta ve bunu her platformda desteklemektedir. TÜBİSAD bu ek vergilendirmeye dayalı koruyucu tedbirlerin ve politikaların terk edilmesi ve bunun yerine sektörün gelişmesini sağlayacak önlemlerin alınması için tüm ilgili aktörlere çağrı yapmaktadır. Bu kapsamda TÜBİSAD bilişim sektörü üzerindeki vergilerin artırılarak değil, özellikle yerli üretime ve ihracata yönelik desteklerin ve teşviklerin arttırılarak sektörün büyümesinin sağlanması ve bu yolla gelişen sektörün yeni iş alanları ve potansiyeller yaratarak vergi gelirlerini arttıracağı inancını taşımaktadır.”
Douglas Engelbart
Hayatının ikinci yarısında bilgisayar ile insan etkileşimi üzerine çalışmalar yapacak olan Douglas Engelbart; daha yirmi yaşında iken ikinci dünya savaşı yaşanıyordu ve radarın başında hiç durmadan noktaları takip edip sürekli rapor veriyordu. Üstün zekası bir saniye olsun boş durmuyordu. Ekranda yanıp sönen noktalara hükmedebilse, yerlerini değiştirebilse ne güzel olurdu diye düşünüyordu.
Yıllar sonra “insan zekasını artırma” isimli bir projede çalışırken ekranda farklı konumlardaki noktalara hızlıca erişme ihtiyacı önem kazanmıştı. İşleri hızlandırmak için ikinci dünya savaşındaki günler gelmişti aklına. Ekranda bir nokta olsa ve onu hareket ettirebilsem demişti.. Oturup icatlarını hayata geçirdi ve arkadaşlarına sundu. Bugün halen kullandığımız fare birkaç alternatiften bir tanesiydi sadece. Işıklı kalemler, joystick’ler de vardı buluşları arasında. Ama hangisinin en uygun olacağına karar verememişti. NASA’ya gidip çalışanlar ile birlikte test ettiğinde en etkilisinin fare olduğuna karar verdi. Daha sonra başka bir firmada çalışan ve çok yakın arkadaşı olan Bill English’den daha uygun bir tasarım istedi. Bill neredeyse bugün kullanılan farelerin aynısını tasarladı ve Douglas ile ekibine kullanması için verdi. Böylece insan zekasını artırma projesinde işlerin daha hızlı yapılabilmesi için fare kullanılmaya başlanmış oldu.
O dönem Bill‘in çalıştığı firma patenti kendi üzerine almıştı. Patentte fareye “görüntüleme sistemleri için X-Y yer gösterici sistem” tabiri kullanılmıştı. Douglas bir mucitti, bu konuya çok takılmadığını yıllar sonra yaptığı röportajlarda açıklamıştı. Bu patenti daha sonra Steve Jobs sayesinde yaklaşık 40 bin dolara Apple firması satın almıştı. Steve Jobs zekasını burada da konuşturmuş ve deha bir fikri ticari bir fikre dönüştürmüştü. 1966 yılında kullanılabilirlik üzerine yine büyük bir fark yaratmıştı.
Bugün kullanılabilirlik deyince akla gelen ilk isim olan Steve Jobs ne ilginçtir fare ile değil, Apple, iPhone tasarımı ile anılır. Steve Jobs bu nedenle sadece birkaç yıl öncesinin dehası değil, fareyi yaygınlaştırarak, son yarım asırın en deha insanlarından biri olmuştur. Onun sayesinde grafiksel işletim sistemlerinin önü açılmıştır çünkü yıllar önce..
Diğer yandan farklı bir bakış açısıyla… Ticari deha olmak mı daha önemli yoksa mucit olmak mı? Eğer Steve Jobs olmasaydı Douglas’ın keşfi bu kadar hayatı kolaylaştırıyor olmayabilirdi…
Aynen Tesla ile Edison’un hikayesi gibi.
Towers Watson, yeni yazılım çözümü Towers Watson Unify’ı kullanıma sundu. Towers Watson Unify sayesinde sigorta şirketleri, Towers Watson ve üçüncü parti yazılım çözümleri de dahil olmak üzere, kullandıkları finansal modelleme ve raporlama uygulamalarını iş akış süreçlerine otomatik ve yönetilebilir bir şekilde entegre edebiliyorlar.
Towers Watson’ın Global Hayat Branşı Finansal Modelleme ve Raporlama Lideri Joel Fox, “Sigorta şirketleri, sıkı bir yönetim ve kontrol imkanı sunan, hem daha zengin hem de derinlemesine gerçekleştirilmiş analizlere daha sık ve hızlı ihtiyaç duyuyorlar,” dedi. “Bununla birlikte şirketler, işletim maliyetlerinin önemli miktarda azaltılmasını gerektiren bir ekonomik ortamla karşı karşıyalar. Bu nedenle de söz konusu ihtiyaçlarına çözüm üretmek için pahalı kaynaklara yönelmeleri imkansız hale geliyor. Daha çok işi daha hızlı ve daha düşük bir maliyetle yapmak durumundalar. Towers Watson Unify, işte tam da bunu yapabilmelerine olanak veren dönüşümsel bir çözüm olarak öne çıkıyor.”
Yazılım çözümlerinin entegre edilmesini sağlayan bir kurumsal risk ve aktüeryal sistemler platformu olan Towers Watson Unify, bu çözümleri çalıştırmak için ihtiyaç duyulan esnek ve kullanıcı tanımlı iş akışlarının otomasyonunu da sağlıyor. Buna ek olarak platform, güvenlik, sürüm denetimi ve kapsamlı denetim geçmişlerinin otomatik olarak oluşturulması da dahil olmak üzere entegre iş akışı süreçlerinin yönetimini destekliyor.
Unify platformu hem Towers Watson’ın hayat branşı çözümlerini içeren risk yazılım ürünleri, hem de diğer firmaların yazılımlarıyla çalışıyor. Towers Watson’ın yeni yazılımının sahip olduğu kusursuz entegrasyon yeteneği, bu uygulamalar arasında daha iyi veri akışı ve etkileşim sağlıyor. Kullanıcı tanımlı iş akışları uçtan uca süreçler olarak tümüyle otomatize edilebiliyor; bu süreçler manuel olarak başlatılabildiği gibi, gelecek bir zamanda çalışmak üzere programlanabiliyor ya da şirketlerin halihazırda kullanmakta oldukları diğer harici sistem ya da zamanlama araçları tarafından tetiklenebiliyor. Kullanıcı yorumları, onaylar ve diğer kullanıcı müdahalelerini de içeren ihtiyaçlara göre oluşturulmuş yönetim protokolleriyle iş akışları tasarlanabiliyor ve ayrıntılı denetim günlükleri, sistem içerisindeki tüm etkileşimleri ve iş akışının bir parçası olarak çalışan alt sistemlerin özgün denetim günlüklerini yakalayıp kaydedebiliyor.
Towers Watson’ın Global Hayat Branşı Finansal Modelleme ve Raporlama Lideri Joel Fox sözlerini şöyle sürdürdü: “Unify, sigorta şirketlerine tüm finansal modelleme ve raporlama süreçlerini daha yüksek verimlilik, tutarlılık ve yönetilebilirlik için kökten dönüştürme imkanı sağlıyor. Unify ile sigorta şirketleri risk ve sermaye yönetim performanslarını daha yüksek bir standarda çıkarabilecekler.”
TÜBİTAK önümüzdeki 3 sene boyunca başvuruların toplanması, değerlendirilip seçilmesi, eğitim, mentörlük ve önkuluçka hizmetlerinin verilmesi, panellerle TÜBİTAK’a hibe için başvurabilecek projelerin belirlenmesi görevlerini uygulayıcılara devretmek için bir çağrı açtı. Sabancı Üniversitesi’nin Ege Üniversitesi ideEge TGB ve Adana Üniversite Sanayi Ortak Araştırma Merkezi ÜSAM ile kurduğu BiGG-SEA Projesi uygulayıcı olmaya hak kazandı.
BiGG-SEA Projesi kapsamında Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesinde 25 ili kapsayan bir alanda, girişimci adaylarına iş fikri oluşturmada, iş planı hazırlamada ve “Teknogirişim Sermaye Desteği Programı”na başvuru yapılması konusunda yardımcı olunacaktır. Üç senede 2000’den fazla girişimciye ulaşmak, 1200’den fazla girişimciye eğitimler vermek, 300’den fazla iş planı başvurusuna destek olmak hedefleniyor.
TÜBİTAK uygulayıcıların yönlendirdiği ve beğendiği iş planlarına verdiği 100,000 TL hibeyi de 150,000 TL’e çıkarıyor. Geçtiğimiz üç senede TÜBİTAK 1512 program altında 3200’den fazla girişimciden başvuru alıp, 1100’den fazlasına eğitim verip, iş planı hazırlatıp 350 girişimciye 100,000 TL hibe vermişti.
BiGG-SEA projesi 15+ üniversite, TTO, teknopark ve sanayi odası, aralarında General Electric, Eczacıbaşı, Netaş, KORDSA, Farplas gibi kurumların olduğu 13+ kurumsal ortak, aralarında 212 Ltd, Arya Women Investment Platform, BIC Angel Investments, Diffusion Capital Partners, Galata Melek Yatırım Ağı, Keiretsu Forum İstanbul, Revo Capital ve Şirket Ortağım olan yatırım gruplarıyla başlayan ve genişleyen ciddi bir destek ağıyla girişimcilere destek veriyor.
Dijitalleşen dünyada iletişimin dönüşümüne yerinde ve doğru tepkiler vermeye devam eden Boğaziçi Üniversitesi, bu kez üniversite adaylarıyla iletişimi renklendirmeyi ve kuvvetlendirmeyi amaçlıyor. Üniversite, her yıl tercih döneminde düzenlenen Tanıtım Günleri’nde bu kez adaylara birçok farklı kanal aracılığıyla ulaşabilmek amacıyla çalışmalara başladı. Facebook ve Twitter’dan #bogazicinesor hashtag’i ile gelen sorular anlık olarak cevaplanmaya devam ederken, Whatsapp ile tanıtıma dair ister birebir, ister bir grup kurarak anlık mesaj gönderebilecek; Snapchat’in görsel ve yazılı özellikleri dahilinde sorularını iletebilecekler.
Türkiye’de Snapchat hesabına sahip olan ilk üniversite
Türkiye’de resmi bir Snapchat hesabına sahip ilk üniversite olan Boğaziçi Üniversitesi, sene içerisinde olduğu gibi Tanıtım Günleri’nde de kampüs atmosferini ‘Snapchat Hikâyeler’ üzerinden kalıcı görüntü ve videolar ile aktarmaya devam edecek. Bir başka kanal olarak, yeni yeni gelişmekte olan mobil canlı yayın kanalı Periscope sayesinde adaylar, Boğaziçi Üniversitesi hesabından Tanıtım Günleri heyecanına mobil aygıtları başından da ortak olabilecekler.
Türkiye’de ve dünyada ilk kez hayata geçirilmesi planlanan bu uygulamalar kapsamında geçtiğimiz senelerde olduğu gibi bölüm tanıtım sunumlarının canlı yayınları internet üzerinden adaylarla buluşacak. Adayların internet aracılığıyla tanitim.boun.edu.tr/canliyayin adresinden tüm gün izleyebilecekleri programda, sunumlar arasında öğretim üyeleri, üniversite öğrencileri ve adaylarla yapılacak kısa röportajlara da yer verilecek. Boğaziçi Üniversitesi, sosyal medya kanalları ve canlı yayın ile sorulara açık, dolu dolu gerçekleşecek Tanıtım Günleri programıyla yeni Boğaziçilileri bekliyor.
Dünyada 42 ülkede faaliyet gösteren ve dijital reklamcılığın, internetin gelişmesi için çalışan Interactive Advertising Bureau tarafından 24 ülkede yapılan “Mobil Video İzleyicileri Araştırması”nın sonuçları, insanların beşte birinin televizyon izlerken düzenli olarak akıllı telefonlardan video seyrettiğini gösteriyor. Araştırmanın yapıldığı her ülkede mobil reklamcılığın kişiye özelleştirilmiş kullanımının ilgi çektiği görülüyor.
Interactive Advertising Bureau’nun 24 IAB ülkesinin ortak katılımıyla gerçekleştirdiği, mobil video tüketimini küresel ölçekte irdeleyen araştırmaya göre, mobil ekranlar genel kanının aksine düzenli olarak uzun videolar izlemek için de kullanılıyor. Katılımcıların yüzde 36’sı telefonlarıyla günlük veya daha sık olarak 5 dakika ya da daha uzun süreli videoları izlediklerini söylüyor. Akıllı telefonlardan uzun süreli video seyredenlerin arasında Türkiye, Finlandiya, Çin, Rusya ve Singapur izleyicileri başı çekiyor. Hatta uzun metrajlı film ya da televizyon programlarının bölümleri de telefondan izlenebiliyor. Film ve program izleme konusunda özellikle Çinliler ön plana çıkıyor.
24 ülke için mobil video izleyicilerinin, videolara ulaşma yolları olarak aşağıdakiler öne çıkıyor:
Video paylaşım siteleri (yüzde 62)
Sosyal ağlar (yüzde 33)
Web arama sonuçları (yüzde 20)
Reklamlar (yüzde 14)
Aynı anda hem televizyon hem video izliyorlar
Tüm ülkelerde çok sayıda internet kullanıcısı, akıllı telefonlarında kısa veya uzun süreli video tüketimlerinin yıldan yıla arttığını belirtiyor. En büyük oranda artış sırasıyla ABD (yüzde 50), Kanada (yüzde 42), Yeni Zelanda (yüzde 42), Güney Afrika (yüzde 42) ve İngiltere’de (yüzde 40) görülüyor. Bu eğilim, televizyon izleme alışkanlıklarını da etkiliyor. Çin’de yüzde 37, Singapur’da yüzde 35 oranında izleyici telefonlarında daha fazla video izledikleri için televizyonu daha az seyrettiklerini belirtiyor. Mobil video izleyicilerinin yüzde 22’si televizyon seyrederken aynı zamanda mobil video da izliyor. Bu tür çoklu ekran kullanımı Japonya hariç tüm ülkelerde göze çarpıyor.
IAB ABD Digital Video and Mobile Marketing Center of Excellence Genel Müdürü, mobil ve videodan sorumlu Başkan Yardımcısı, Anna Bager durumu “Küçük ekranlarda dijital video tüketiminin popülerliği dünya genelinde yadsınamaz bir noktaya gelmiştir.” olarak yorumluyor. İnsanların sadece kısa videoları izlemek için değil uzun süreli programları izlemek için de telefonlarını kullanması, markalara bu çarpıcı mobil etkileşimin bir parçası olmak için kapı açıyor. Fakat tüketicinin çoklu ekran kullanım eğilimi reklamverenler için yeni bir pazarlama sorununu ortaya çıkartıyor: İzleyicinin dikkati aynı anda iki ekrana dağılırken ona nasıl ulaşabiliriz?
Çözüm belki de kişiselleştirilmiş mobil video reklamında yatıyor. Ülkelerin çoğunda tüketicilerin yüzde 80’inden fazlası, kişiye özelleştirilmiş reklamların, genel içerikli reklamlara oranla daha fazla ilgi çektiğini. Bu olgu reklamverenlerin mobile özel reklam yapması gerektiğini, televizyon reklamlarını mobilde aynen kullanarak bazı fırsatları kaçırabildiğini gösteriyor. Araştırma bulgularına göre özellikle ABD ve Kanada’da yaşayan tüketiciler, o anda izledikleri videonun içeriğiyle ilgili veya video izleme geçmişleriyle ilişkili reklam görmeyi tercih ediyor.
Araştırmaya katılanların sadece yüzde 28’i televizyonda daha önce görmüş olduğu reklam filmini mobil video izlerken de görmüş olduğunu belirtiyor. Bu oranın Fransa’da yüzde 38, Türkiye’de yüzde 36, Finlandiya’da ve ABD’de ise yüzde 35 olduğu görülüyor. Böylece kişiselleştirilmiş video reklamının önemi bir kez daha gözler önüne seriliyor.
IAB ABD, Mobile Marketing Center of Excellence Direktörü Joe Laszlo, bu durumu “Araştırma çıktıları dünyada tüketicilerin, izledikleri videoların içeriğiyle ilgili olan mobil video reklamları daha çok kabul ettiğini gösteriyor” sözleriyle açıklıyor. “Bu durum hedef kitlelerine ulaşmak isteyen reklamverenler için büyük bir fırsat barındırıyor.”
IAB Türkiye Başkanı Dr. Mahmut KurşunIAB Türkiye Başkanı Dr. Mahmut Kurşun görüşlerini, “Bu araştırma mobil video reklamcılığının geleceğine ışık tutuyor. Örneğin eMarketer 2019’da dünyadaki tablet kullanıcılarının sayısının 1,5 milyara ulaşacağını öngörüyor. PwC Global Entertainment and Media Outlook 2015-2017 raporu, mobilin 2018’de displayi geçeceğini söylüyor. Bu büyümenin hangi formattan geleceğini ise IAB’nin raporu net biçimde ortaya koyuyor.” şeklinde dile getirdi.
Site yerine mobil uygulama kullanmada Türkiye üçüncü
Videolara ulaşmada reklamların etkisinin ABD’de yüzde 22 ve Kanada’da da yüzde 18 ile diğer ülkelerden daha fazla olduğu gözlemleniyor. Mobil uygulamaların, mobil video izlemek için kullanılan pratik bir yöntem olduğu görülüyor. Araştırmaya katılanların yarıya yakını (yüzde 48) mobilden video izlemek için genel olarak uygulamaları kullandığını belirtiyor. Mobil video izlemek için uygulamaları en çok kullanan ülkeler yüzde 63’le İngiltere, yüzde 60’la Brezilya ve yüzde 58’le Türkiye. Buna karşılık sadece yüzde 18’lik bir kesim video izlemek için genel olarak internet sitelerini kullanıyor.
IAB’nin “Mobil Video İzleyicileri” raporuna buradan ulaşabilirsiniz.
Siber suçlular, Türkiye’de bu kez koalisyon konusunu fırsata dönüştürerek bilgisayar kullanıcılarını sosyal mühendislik yoluyla oltalarına düşürmeyi amaçlıyorlar. Sosyal mühendislik, kişilerin merak duygusundan ve dikkatsizliğinden faydalanarak, ilgili sisteme casus yazılım yüklemeyi ve hedef kişi veya kurum hakkında bilgi toplamayı tanımlar.
Twitter’de dolaşıyor
Zararlı yazılım ya da daha doğrusu bu ‘koalisyon‘ truva atı, sosyal medya platformu Twitter üzerinden genelikle bir tanıdık veya arkadaştan doğrudan mesaj (Direct Message) olarak geliyor. Mesajdaki link tıklandığında, kullanıcı bir web sitesine yönlendiriliyor. Kısaltılmış bağlantı ismi (URL) nedeniyle bilgisayar kullanıcısı linkin gerçekte nereye bağlanacağını görmüyor ve linki tıklıyor. Oysa bu bağlantı genellikle sahte ve virüslü bir siteye yönlendiriyor. Bu sahte site üzerinden bilgisayara zararlı yazılım bulaşıyor. Ardından kullanıcının arkadaşlarına da kendi adıyla ve aynı başlıkla mesajlar gönderiliyor. Truva atı, bu şekilde yayılıyor.
ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev AkkoyunluNe yapılmalı?
ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu’ya göre kullanıcılar sosyal medyada çok fazla rahat davranıyor. Bu rahatlık tehlikeye dönüşebiliyor. Akkoyunlu, şu bilgiyi paylaştı: “Arkadaşlarımızdan gelen bağlantıları merak edip tıklıyoruz ve şüphe etmiyoruz. Ancak gelen her türlü linke şüphe ile yaklaşılmasını öneriyoruz. Kısaltılmış bağlantılar (URL) özellikle Twitter üzerinde yaygın. Bir video ya da yazı için tıklayıp da truva atı ile karşılaşabilirsiniz. Bu yüzden siz tam adresi görmeden tıkladığınız şeye şüpheyle yaklaşmaya devam edin.
Şifrelerinizi mutlaka değiştirin!
Ayrıca mevcut şifrelerin de hemen değiştirilmesini öneriyoruz. Dönem dönem de bilgisayarlarınızdaki önemli dökümanları, fotoğrafları mutlaka yedekleyin.“
Japon Kyocera Document Solutions’ın Türkiye distribütörü Bilgitaş, Temmuz ayında çok fonksiyonlu A3 S/B fotokopi makinası Kyocera TASKalfa 1800’de yaptığı kampanya ile sıcak yaz aylarında serinleten fırsatlar sunuyor.
Ürün 18 sayfa/dakika A4 hıza sahip olup fotokopi, yazıcı ve tarama fonksiyonlarını standart olarak barındırmaktadır. Farklı kağıt ebatlarını desteklemesinin yanı sıra kağıt kapasitesi 1300 sayfaya kadar arttırılabilen TASKalfa 1800, Energy Star sertifikasına sahip olmakla birlikte uzun toner ve drum ömrü sayesinde de tüketicilere maliyet avantajı sunmaktadır. Ürün, 50 sayfalık opsiyonel doküman besleyicisi sayesinde ofis ortamındaki iş akışını kolaylaştırmaktadır.
Kompakt ve şık tasarımı ile A3 S/B giriş seviyesi ürünler arasında dikkat çeken TASKalfa 1800 fotokopi makinesi fiyatı ve 31 Temmuz 2015 tarihine kadar geçerli olan kampanya detayları hakkında bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.