Avea, 2014 yılı gelirlerini geçen yıla oranla yüzde 12 artırarak 4 milyar 312 milyon TL ile bugüne kadarki en yüksek gelirine imza attı. Ara bağlantı etkisi hariç gelir büyüme oranı yüzde 17’ye ulaştı.
2014’te müşteri sayısını da yaklaşık 1,8 milyon artırarak son 6 yılın en yüksek müşteri artışı ile toplamda 16.3 milyon müşteriye yükselten Avea‘da, faturalı müşteri sayısı ise geçtiğimiz yıla oranla yüzde 19 artarak payını yüzde 48’e çıkarttı.
Bir başka önemli gelişme de faturasız pazarda yaşandı. Türkiye GSM sektöründe faturasız pazar 2014 yılında yüzde 3 küçülürken, Avea yüzde 7 büyüyerek 8,5 milyon faturasız müşteri adedine ulaştı.
Numara taşımada son 4 yıldır kesintisiz olarak liderliğini sürdüren Avea, 2014 yılında numara taşımayla 1,3 milyon net müşteri kazanarak bu alandaki liderliğini sürdürdü.
Avea, 2014 yılında geçtiğimiz yıla oranla data gelirlerini en çok artıran operatör oldu. Şirket, yüzde 74’lük artışla ilk kez 1 milyar TL sınırını aştı ve toplam 1 milyar 8 milyon TL’lik veri geliri elde etti. Avea akıllı cihaz penetrasyon oranı da geçtiğimiz yıla kıyasla 15 puan artışla yüzde 52’ye ulaştı. Böylece Avea, akıllı cihazlardaki liderliğini 14 çeyreğe taşıdı.
Alınan bu sonuçlarla 2014 yılının Avea tarihindeki en başarılı yıl olduğunu söyleyen Avea CEO’su Erkan Akdemir, “Rekabetin gürültüsüne ortak olmadan, Türkiye’deki yatırım iklimine ve müşterilerimizin beklentilerine odaklandık. Bunun karşılığını da finansal sonuçlarımızla alırken, sektörün çehresini değiştirdik. Verimlilik ve istikrar odaklı yatırım anlayışı doğrultusunda yaptığımız yatırımlar, sunduğumuz teklifler ve teknoloji üreten bir şirket olma konusunda gösterdiğimiz kararlılıkla, 2014 yılında Avea tarihinin en başarılı sonuçlarına imza attık. İstikrar ve verimliliğe odaklı stratejimiz ile pazar payını en fazla artıran operatör olduk. Elde ettiğimiz sonuçlar, bireysel ve kurumsal alanda kesintisiz büyümemizi sağlayan ekosistemimizin ve müşterilerimizin bize duyduğu güvenin bir sonucudur. ” dedi.
Avea’nın en hızlı internet, en uygun paket ve tekliflere ek olarak yeni nesil teknolojilere yaptığı yatırımlarla iletişimde özgür dönemin yaratıcısı olduğunu söyleyen Akdemir, “Geleceğe yön veren mobil veri alanında ve akıllı cihazlarda gösterdiğimiz hızlı büyüme, Avea’nın yalnızca bugünü değil, geleceği de sahiplendiğinin bir göstergesi. Müşterilerimizin akıllı cihazlar ve giyilebilir teknolojiler etrafında şekillenen mobil yaşam tarzından daha fazla keyif almaları için, sunduğumuz zengin cihaz ve tarife seçenekleriyle tüketicilerin öncelikli tercihi olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
2014’ün yıllardır süren aralıksız çalışmalarının en üst düzeyde karşılığını aldıkları sene olduğunu belirten Erkan Akdemir, yılsonu itibariyle gelirlerini önceki yıla göre yüzde 12’lik artışla 4 milyar 312 milyon TL’ye çıkardıklarını, ara bağlantı etkisi hariç büyüme oranının yüzde 17’ye ulaştığını belirtti.
Avea, 2010-2014 yılları arasında 3,5 milyar TL’nin üzerinde yatırım yaptı. 2014 yılındaki yatırım miktarı ise; 783 milyon TL. Avea 2014’ü rekorla kapattı
Avea, 2014 yılı gelirlerini geçen yıla oranla yüzde 12 artırarak 4 milyar 312 milyon TL ile bugüne kadarki en yüksek gelirine imza attı. Ara bağlantı etkisi hariç gelir büyüme oranı yüzde 17’ye ulaştı.
2014’te müşteri sayısını da yaklaşık 1,8 milyon artırarak son 6 yılın en yüksek müşteri artışı ile toplamda 16.3 milyon müşteriye yükselten Avea‘da, faturalı müşteri sayısı ise geçtiğimiz yıla oranla yüzde 19 artarak payını yüzde 48’e çıkarttı.
Bir başka önemli gelişme de faturasız pazarda yaşandı. Türkiye GSM sektöründe faturasız pazar 2014 yılında yüzde 3 küçülürken, Avea yüzde 7 büyüyerek 8,5 milyon faturasız müşteri adedine ulaştı.
Numara taşımada son 4 yıldır kesintisiz olarak liderliğini sürdüren Avea, 2014 yılında numara taşımayla 1,3 milyon net müşteri kazanarak bu alandaki liderliğini sürdürdü.
Avea, 2014 yılında geçtiğimiz yıla oranla data gelirlerini en çok artıran operatör oldu. Şirket, yüzde 74’lük artışla ilk kez 1 milyar TL sınırını aştı ve toplam 1 milyar 8 milyon TL’lik veri geliri elde etti. Avea akıllı cihaz penetrasyon oranı da geçtiğimiz yıla kıyasla 15 puan artışla yüzde 52’ye ulaştı. Böylece Avea, akıllı cihazlardaki liderliğini 14 çeyreğe taşıdı.
Alınan bu sonuçlarla 2014 yılının Avea tarihindeki en başarılı yıl olduğunu söyleyen Avea CEO’su Erkan Akdemir, “Rekabetin gürültüsüne ortak olmadan, Türkiye’deki yatırım iklimine ve müşterilerimizin beklentilerine odaklandık. Bunun karşılığını da finansal sonuçlarımızla alırken, sektörün çehresini değiştirdik. Verimlilik ve istikrar odaklı yatırım anlayışı doğrultusunda yaptığımız yatırımlar, sunduğumuz teklifler ve teknoloji üreten bir şirket olma konusunda gösterdiğimiz kararlılıkla, 2014 yılında Avea tarihinin en başarılı sonuçlarına imza attık. İstikrar ve verimliliğe odaklı stratejimiz ile pazar payını en fazla artıran operatör olduk. Elde ettiğimiz sonuçlar, bireysel ve kurumsal alanda kesintisiz büyümemizi sağlayan ekosistemimizin ve müşterilerimizin bize duyduğu güvenin bir sonucudur. ” dedi.
Avea’nın en hızlı internet, en uygun paket ve tekliflere ek olarak yeni nesil teknolojilere yaptığı yatırımlarla iletişimde özgür dönemin yaratıcısı olduğunu söyleyen Akdemir, “Geleceğe yön veren mobil veri alanında ve akıllı cihazlarda gösterdiğimiz hızlı büyüme, Avea’nın yalnızca bugünü değil, geleceği de sahiplendiğinin bir göstergesi. Müşterilerimizin akıllı cihazlar ve giyilebilir teknolojiler etrafında şekillenen mobil yaşam tarzından daha fazla keyif almaları için, sunduğumuz zengin cihaz ve tarife seçenekleriyle tüketicilerin öncelikli tercihi olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
2014’ün yıllardır süren aralıksız çalışmalarının en üst düzeyde karşılığını aldıkları sene olduğunu belirten Erkan Akdemir, yılsonu itibariyle gelirlerini önceki yıla göre yüzde 12’lik artışla 4 milyar 312 milyon TL’ye çıkardıklarını, ara bağlantı etkisi hariç büyüme oranının yüzde 17’ye ulaştığını belirtti.
Avea, 2010-2014 yılları arasında 3,5 milyar TL’nin üzerinde yatırım yaptı. 2014 yılındaki yatırım miktarı ise; 783 milyon TL. Zamanı doğru yönetmek için tavsiyeler
Özellikle de iş hayatında olmak üzere çoğu kez hayatımızın akışını elimizden kaçırabiliriz. Yanlış kararlar, düzenlenen hatalı programlar ve benzeri sebepler günlük akışa sekte vurabilir. Peki ya gerçek anlamda verimli ve kaliteli zaman harcamak nasıl mümkün olabilir?
Elizabeth Grace Saunders‘ın yakında çıkacak olan e-kitabı How to Invest Your Time Like Money‘de verilen tavsiyeler, hem iş hem de özel yaşamda verimli olmanın altın anahtarlarını sunuyor. Örneğin mesai saatinde gelen her bir e-postayı yanıtlamak yerine önem sırası oluşturup, önce işleri halletmek ve ardından bunlara yanıt vermek salık veriliyor.
Saunders, kitabı hakkında Harvard Business Review için hazırladığı yazıda şu tavsiyelerden bahsediyor:
Dikkatli olmamak: Zamanınızı nasıl harcadığınıza dikkat edin, her şeyi kayıt altında tutun. Bu sayede neye, ne kadar ve ne derece doğru vakit harcadığınızı göreceksiniz.
Başkaları zamanınızı çalmasın: Hayatın akışı içerisinde, hem iş hem de günlük yaşantıda başkalarının sizin hayatınıza yön vermesine engel olun. Lüzumsuz talepler ile vakit kaybetmeyin, hayır cevabını vermekten korkmayın.
Aile ve arkadaşlar: Yaşamın olmazsa olmazı aile ve arkadaşlar konusunda önem sırası oluşturun. Nasıl ki bazı durumlarda iş için aileden feragat etmek gerekiyorsa, tam tersi de size büyük katkı sağlayabilir.
Tatilleri es geçmeyin: Yapılan araştırmalar tatil ve dinlencelerin sağlığı olumlu etkilediğini ve hatta kalp krizi riskini bile azalttığını gösteriyor. Doğru anda yapılan tatiller hem sakinleştirir, hem de zamanı daha verimli kılar.
Sağlığa dikkat edin: Sağlıklı yemekler yemek, yeterli uyku ve stressiz yaşam boşa vakit harcamanızı da engelleyecek.
Para biriktirmeye dikkat: Nasıl para biriktirmek gelecekte hayat kurtarıcı rol üstlenebilirse, gerektiği anda yapılmayan fazla harcamalar sizi vaktinizden de edebilir.
Kendinizi tanıyın: Neler yapmaktan hoşlandığınızı bulun. Vaktinizi bunlarla değerlendirin, hem stressten uzaklaşın hem de keyifli vakte sahip olun. NASA Satürn’e denizaltı gönderiyor
“Siber çağda güvenlik çok önemli”
Bakan Işık: “Türkiye’de silikon çip üreteceğiz”

Turkcell Superonline birinciliğini sürdürmeye kararlı

Tim Cook’tan sanal gizlilik tavsiyeleri

Eutelsat büyümeye devam ediyor
Mali yıl başlangıcı Haziran olan Eutelsat, toplam gelirlerini ilk altı ayda geçtiğimiz yılın aynı dönemine öre göre yüzde 4.3 artırarak, hedefleri doğrultusunda büyümeyi başardı. Net dağıtılabilir kârını yüzde 9,1 oranında artırarak 161 milyon Avro’ya yükselten şirketin FAVÖK (faiz amortisman ve vergi öncesi kar) marjı ise yüzde 77,4 olarak hesaplandı.
İlk yarı yılı yorumlayan Eutelsat Communications Başkanı ve CEO’su Michel de Rosen şunları söyledi:
“Eutelsat’ın yarı yıl mail sonuçları, karşılaştırmalı yüzde 4,3 gelir büyümesi ve yüzde 77,4 olarak elde edilen FAVÖK marjı ile hedefler doğrultusunda gerçekleşti. Video kazançları geçen yıl başlatılan ek kapasite ve Latin Amerika pazarının pozitif dinamiklerinden faydalanıyor. Verilerdeki kazanç trendleri hafif bir gelişme gösterirken Katma Değerli Hizmetler KA-SAT’ta yükseldi. Kamu Hizmetlerinde yeni sözleşmeler daha önceki on iki ayın düşük yenileme oranını dengeliyor.”
“Hedefleri karşılamada doğru yoldayız”
Hedefler doğrultusunda hızla ilerlediklerini belirten Michel de Rosen “İlk yarı yılın performanslarını temel alırsak, ikinci yarı yılda daha zorlu bir karşılaştırma tabanı ve Rusya’daki ortam göz önünde bulundurulduğunda bir yıllık hedeflerimizi karşılamak için doğru yoldayız. Önümüzdeki iki yıla dair hedeflerimiz de onaylanmıştır. Sektörümüzdeki uzun vadeli talep trendi bağlamında kendimize güveniyoruz ve Eutelsat Quantum gibi sektör lideri inovasyon projeleriyle geleceğimizi geliştirmeye yatırım yapıyoruz” dedi. Arap siber casusların hedefinde Türkiye de var
Siber casusluk son yılların yükselen trendlerinden biri. Bununla ilgili yapılan çok sayıda araştırma, bu tür gruplardaki artışı teyid ediyor. Kaspersky Lab’ın son araştırması ise ilk Arap siber casusluk grubu Çöl Şahinleri‘ni ortaya çıkardı.
Kaspersky Lab uzmanları, Çöl Şahinleri’nin en az iki yıldır aktif olduğunu belirtiyor. İlk fiili saldırıları ise 2013 yılında yaşanmış. Hedeflerin çoğu Mısır, Filistin, İsrail ve Ürdün‘de bulunurken, Türkiye’den de saldırıya uğrayan kurbanlar olduğu ifade ediliyor.
Hedeflenen kurban listesinde özellikle kara para aklama ile mücadeleden sorumlu çalışanların yer aldığı askeri örgütlerin ve Hükümet kuruluşlarının yanı sıra sağlık ve ekonomi kurumları; lider medya kuruluşları; araştırma ve eğitim kurumları; enerji ve altyapı sağlayıcıları; aktivistler ve siyasi liderler; fiziki güvenlik şirketleri ve önemli jeopolitik bilgilere sahip başka hedefler yer alıyor.
Kaspersky Lab uzmanları, 50’nin üzerinde ülkede 3000’den fazla mağdura ait toplam bir milyondan fazla dosyanın çalındığına dair ipuçları olduğunu belirtiyor. Çöl Şahinleri’nin ana faaliyet odağının Mısır, Filistin, İsrail ve Ürdün gibi ülkeler olduğu düşünülse de Katar, Suudi Arabistan, BAE, Cezayir, Lübnan, Norveç, Türkiye, İsveç, Fransa, Amerika, Rusya ve başka ülkelerde de çok sayıda kurbanları olduğu görülüyor.
Öncelikli teknikleri kimlik avcılığı
Zararlı içeriğe sahip yükleri teslim etmek için Şahinler tarafından kullanılan başlıca yöntem, e-postalar, sosyal ağ iletileri ve sohbet mesajları aracılığıyla kullandıkları kimlik avcılığı. Kimlik avcılığı mesajları, meşru belgeler veya uygulamalar gibi davranan kötü amaçlı dosyaları (ya da bu dosyalara giden bir bağlantı) içeriyor. Çöl Şahinleri, kurbanlarını bu zararlı dosyaları çalıştırmaya ikna etmek için çeşitli teknikler kullanmakta. En özel tekniklerden biri, sağdan sola uzantıyı geçersiz kılma diye bilinen bir hile.
Bu yöntem, bir dosya adındaki karakterlerin sırasını tersine çevirmek için özel bir Unicode karakterinden yararlanarak, dosya adının ortasındaki tehlikeli dosya uzantısını gizleyip dosya adının sonuna yakın bir yere zararsız görünümlü sahte dosya uzantısını yerleştiriyor. Bu teknik kullanıldığında, zararlı dosyalar (.exe, .scr) zararsız bir belge veya pdf dosyası gibi görünüyor ve iyi bir teknik bilgiye sahip dikkatli kullanıcılar dahi bu dosyaları çalıştırmak üzere kandırılabiliyor. Örneğin, .fdp.scr ile biten bir dosya .rcs.pdf olarak görünüyor.
Bir kurbana başarılı bir şekilde virüs bulaştırdıktan sonra Çöl Şahinleri, iki farklı arka kapıdan birini kullanıyor: her ikisi de sıfırdan geliştirilmiş gibi görünen ve sürekli gelişim içinde olan esas Çöl Şahinleri Truva Atı veya DHS Arka Kapısı. Kaspersky Lab uzmanları, grup tarafından saldırılarda kullanılan toplam 100’den fazla zararlı yazılım örneğini tanımlamayı başarmış. KOBİ’ler NAS ürünleriyle büyüyor
Synology, yeni ürünleriyle kullanıcılarına katma değer yaratmaya devam ediyor. Esnek, ölçeklenebilir ve ihtiyaçlara göre şekillenebilen Synology Ağa Bağlı Depolama (NAS) ürünleri, gerek bireysel gerekse kurumsal kullanıcıların verilerini hızlı ve güvenli bir şekilde depolamalarını sağlıyor. Geniş bir yelpazeye ürünlerini ulaştıran Synology, kullanıma yeni sunduğu RackStation RS815+, RS815RP+ ve DiskStation DS2415+ ürünleriyle kullanıcılarına 360 derece hizmet vermeyi sürdürüyor.
Synology’nin yeni ürünleri, yenilikçi şifreleme motoru ile kullanıma sunuluyor. 6 GB’a kadar genişletilebilir RAM modülünü üzerinde bulunduran ürünler, 2,4 GHz dört çekirdekli işlemci özelliğine sahip. Yenilikçi ürünler sayesinde, şifrelenmiş bilgilere daha hızlı şekilde ulaşabilmek mümkün. İş süreçlerinin daha esnek ve hızlı yönetilebilmesini sağlayan ürünler, aynı zamanda maliyetleri minimuma indirip faydayı da en üst seviyelere çıkarabiliyor.
Yenilikçi çözümlerle veri depolama alanında köklü bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini aktaran Synology Türkiye Ürün Müdürü Volkan Yiğit, yeni ürünlere dair; “Verimli ve kullanışlı bir deneyimi garanti altına alan ürünlerimiz, sahip olma maliyeti, enerji tasarrufu sağlaması gibi avantajlar ile birlikte çevikliği ve gücü de kullanıcılarının hizmetine sunuyor. Ev veya ofis ortamınızı korumak üzere IP kameraları yönetebilen web tabanlı bir uygulama olan Surveillance Station sayesinde de 64 ekran canlı olarak izlenebiliyor ve 80 kameraya kadar kayıt edilebiliyor. Ürünlerimiz, veri yedekleme, güvenilirlik, esneklik, kolay kullanım, yüksek ulaşılabilirlik, uzaktan erişebilirlik avantajları ile benzerlerinden ayrılıyor. Birbirine yedekli olan ürünlerimiz arıza durumunda bile veri güvenliği ve kesintisiz çalışma olanağı sağlıyor.” yorumunu yaptı. Genç CEO Buluşmaları’nın ilki gerçekleştirildi

Borsa İstanbul’da ‘1 milisaniye’ dönemi
Gedik Yatırım, Borsa İstanbul tarafından hayata geçirilen Birincil Veri Merkezi’nin ilk kullanıcısı oldu. Gedik Yatırım, Genel Müdür Metin Ayışık ve Borsa İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Kemal Yılmaz’ın katılımlarıyla düzenlenen gong töreni ile birlikte Kolokasyon Sistemi’ni kullanmaya başladı.
Borsa İstanbul İşlem Sistemi altyapısına Birincil Veri Merkezi üzerinden bağlantı imkânı tanıyan Kolokasyon hizmeti, yatırımcıların alım satım işlemlerini daha hızlı ve daha kesintisiz bir biçimde gerçekleştirmelerini sağlıyor.
Törende bir konuşma yapan Gedik Yatırım Genel Müdürü Metin Ayışık, Borsa İstanbul’da tarihi anlara tanıklık eden gongun bu kez sermaye piyasalarının önde gelen yatırım kuruluşları arasında yer alan Gedik Yatırım için çaldığını söyledi. Ayışık, bütün paydaşları ile bir değer zinciri oluşturmayı hedefleyen Borsa İstanbul’un yeni dönemdeki teknoloji atılımının, zincirin bir halkası olarak kendilerini de heyecanlandırdığını ifade etti.
Metin Ayışık, Borsa İstanbul Kolokasyon Hizmeti’ni kullanıyor olmanın işlemlerini Gedik Yatırım ile gerçekleştiren yatırımcılara önemli avantajlar sağlayacağını vurguladı. Yatırımcılar için alım satım işlemlerinde hız ve sürekliliğin en önemli kriterler arasında yer aldığını belirten Ayışık, “Bu yeni hizmet sayesinde, Gedik Yatırım olarak Birincil Veri Merkezi’nde Borsa İstanbul İşlem Sistemi alt yapısına bağlanabiliyor, böylece yatırımcılarımıza daha hızlı ve sürekliliği daha yüksek emir iletim hizmeti sunabiliyoruz. Uzaktan Erişim Ağı emir iletim kanalı kullanılarak gönderilen bir alım satım emrinin yatırım kuruluşunun bilgisayarından Borsa İstanbul’a iletilmesi 15 milisaniyeyi bulabilirken, yeni Kolokasyon Hizmeti ile teknolojide bu süre 1 milisaniyeye iniyor. Böylece yatırımcılar işlemlerini en hızlı biçimde gerçekleştirebiliyor. Ek olarak hızlı emir iletim altyapısı gerektiren, yeni trend olan algoritmik emir iletimine de hazırız. Siber güvenlik tarafında alınan önlemler ve her zaman yedekli olarak çalışan sistem de tüm işlemlerin en yüksek güvenlik ve süreklilik seviyesinde sorunsuz olarak gerçekleştirilebilmesini garanti ediyor” diye konuştu.
Törende söz alan Borsa İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Kemal Yılmaz ise, “Kolokasyon hizmeti ile Borsa’nın emir işlem sistemlerine çok daha hızlı ve güvenli ulaşmayı mümkün kılmanın yanı sıra algoritmik ve yüksek frekanslı işlemler için de gerekli tüm alt yapıyı sağlamış olduk. Verdiğimiz bu hizmete yurt içinden Borsa üyeleri olduğu kadar yurt dışından finansal kurumlar da ilgi göstermektedir. Londra’da geçtiğimiz ay açtığımız erişim noktası (PoP) ile birlikte düşünüldüğünde bu hizmet, Borsa’nın uluslararası finansal piyasalarda görünürlüğünü ve erişilebilirliğini artırma noktasında önemli bir adımdır” dedi. Microsoft, bulut güvenlik standartlarını yükseltti
Microsoft, yaptığı duyuru ile bulut hizmetleri güvenliği konusunda uluslararası standartlara erişen ilk şirket olduğunu açıkladı. Kurumsal şirketler bu sayede bulut servislerimizi çok daha güvenli şekilde kullanabilecekler diyen Microsoft, ISO (International Organization for Standardization) tarafından belirlenen ISO/IEC 27018 standartına ulaştıklarını dile getirdi.
Açıklamada, İngiliz Standartlar Enstitüsü’nün (BSI) de, Microsoft Azure’nin yanısıra Office 365 ve Dynamics CRM Online’ın artık genel bulut güvenlik şartlarını karşıladığını onayladığına değinildi.
Microsoft’a göre bu standartlar sayesinde müşteriler, kendilerinin verdiği izinler haricinde kalan verilerin şirket tarafından erişimini engelleyebilecek. Bir başka deyişle Microsoft verilerinize göz atmayacak. Bunun yanında verilerinizin o esnada nerede depolandığı, hangi ortakların ne zaman ve hangi veriyi incelediğini öğrenmek mümkün olacak.
Saklanan veriler için ekstra güvenlik katmanlarından da bahseden firma, kurumsal ortakların verilerinin hiçbir şekilde ticari işlemler için incelenmeyeceği garantisini de veriyor. Hükümetlerin verilere erişim talep ettiğinde direkt olarak kullanıcıların da haberinin olacağını ekleyen şirket, Microsoft Cloud konusunda artık daha da iddialı olduklarının altını çiziyor. Kasko primlerini yüzde 30 düşüren teknoloji

İş toplantılarında sihirli numaralar

IBM yazılım tanımlı depolamaya odaklanıyor

Kağıttan ekrana matbaanın binbir yüzü

Binlerce yıl geçmiş, porselen bir harf üretmek, oradan ahşaba oyarak yapılan harfler ve sonra kurşun kalıplara gelene dek… 80’lerin ortasına kadar kullanılan dizgi makinelerini bugün gördüğümüzde, sadece ne yaptığını tahmin edebilmek değil, nasıl olup da icat edilebilmiş olduğuna akıl sır erdirmek bile mümkün değil gibi geliyor insana..

Herşey internete bağlanmaya başladığı için “Internet of Things” dönemi başladı.
Geçtiğimiz gün tabletten hesap makinesi açtığımda, şöyle bir uyarı verdi: “Hesap makinesi uygulaması konumunuzu öğrenmek için izin istiyor” Nasıl yani? Kaçı kaçtan çıkardığımızı ve bunu nerede yaptığımızı merak eden birileri mi var? “Şeylerin İnterneti” böylece giderek “her şeylerin ekranı” diyebileceğimiz bir süreci de anlaşılır hale getiriyor: Ekrandan geçmeyen hiç bir şeyi hiç bir yere aktaramıyor ve basamıyoruz… Tasarımlarımızın, görsel ögelerin, yazıların ya da akan görüntülerin tümü ekrandan ekrana geçiyor ve sonrasında amaca uygun zemin ya da nesnelere aktarılıyor. Bu kadar tekrarla anlatmaya çalıştığım şeyi özetlemek gerekirse; 20. yüzyıla kadar kağıda bazı şeyleri basabilmek matbaa dediğimiz konunun asli işlevi iken, geldiğimiz noktada “bir şeyleri kağıda basmak” çok daha geniş bir veri seti ve nesne kümesinin içindeki herhangi bir ayrıntı durumuna gelmiş durumda.Örneğin geçen günkü bir toplantıda bize uzatılan kartvizit metaldi ve matbaada basılmıştı…
Matbaanın e haliDavos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Google’ın üst düzey ismi Eric Schmidt, ‘internetin yakın gelecekte her an her yerde olacağını ve böylece gözden kaybolacağını’ söylemiş.
Dijital Ekonominin Geleceği adlı panelde konuşan Schmidt, internetin geçireceği evrim kendisine sorulduğunda, ‘Web’in yok olacağını’ ifade ederek: “Bu sorunun cevabı kolay. İnternet yok olacak… Gelecekte o kadar fazla IP adresi, cihaz, alıcı ve giyilebilir teknoloji olacak ki etkileşime girdiğiniz teknolojiyi fark etmeyecek noktaya geleceksiniz. Her an sizinle yaşayan birer parçanız haline gelecekler” tespitini yapmış. (Kaynak)
Matbaa kavramının en geniş bağlamındaki cihazlar da bu sürece dahildir. Eric Schmidt’in “gözden kaybolma” ifadesi, tam olarak matbaacılık konusunda da su yüzüne çıkmakta ve ekrana bir şeyler basmak da artık matbaacılığın esas konusu olmaya başlamak üzeredir diye düşünüyorum. İş yapma biçimlerimizdeki değişime etkisi hakkındaBu başlığın altında yazacaklarımın, akademik bir iddiası yoktur, ama tarihe not düşmek bağlamında, kısa bir özet yapmayı deneyeceğim. Buradaki belki de her satır, kendi başına uzun araştırma ve yazım çalışmalarını gerektirecek kadar önemlidir aslında piyasanın sektöre taşınması sürecinde ve bu açıdan, her türlü eleştiri, geliştirme, tartışma olanağı ve katkının sevindirici olacağını baştan belirtmek uygun olacaktır sanırım.
Kısa özet: Web işleri ortaya çıktığından beri sürecin gelişimi şu biçimde oldu gibi görünüyor. Basım işleri yapılan yerlerde talep oluşmaya başladı ve müşteri: “Basılı işlerimizi yapıyorsanız web işlerimizi de siz yapın” demeye başladı ve bir süre bu böyle gitti. Sonrasında piyasa oluşmaya başladığında ağırlıklı olarak web işi yapan kişi ve kurumlar ortaya çıktı ama özellikle büyük işlerde hala bu tür konular ajanslar üzerinden aktarılmaya devam etti. Yakın zamanlarda, sadece “dijital” konularda hizmet veren ajanslar oluşmaya başladı, sosyal medya ve bağlı bileşenlerin, ardından da tabletler ve mobil cihazların yaygınlaşmasıyla ihtiyaçlar çok daha karmaşık hale geldi ve bu ajanslar da kendi içinde katmanlara ayrılmaya başladı. Bunlar herkesçe bilinen ve gözlemlenebilen gündelik bilgiler…Ama asıl büyük değişim dalgası bu gündelik gelişmelerin altından büyük bir hızla gelmektedir diye düşünüyorum…
İçinde bulunduğumuz tarihlerde başlamak üzere, matbaa ihtiyacı olan müşteri: “Dijital işlerimizi siz yaptığınıza göre, artık basılı işlerimizi de siz yapın” demeye başlayacak, bu olduğunda yaşanacak alt üst oluşu şimdiden bütün ayrıntılarıyla tahmin etmek kolay değilse de, yaşanmakta olan değişimi, gündelik iş süreçlerinde hissetmeye başladığımızı söyleyebiliriz. Matbaa öldü: Yaşasın matbaa!Schmidt’in, internetin geçireceği evrim kendisine sorulduğunda, ‘Web’in yok olacağını’ ifade etmesi ve “İnternet yok olacak…” tespitini yapmasının bu yazıdaki yansıması şöyle olabilir: Matbaa yok olacak! Çünkü her şey ve neredeyse her yerde basılabilir hale geldiğinden onu göremez olmaya başlıyoruz, zira her yer ve her şey zaten matbaa olacak.
Düşünün ki iç organlarımız bile 3D yazıcı ile “basılabilir” olmak üzere.
3D organ basımıGeleceğin en stratejik 10 IT öngörüleri (Kaynak) yazısının bazı inanılmaz satırlarına gözatalım: 3D bioprinting teknolojisi henüz gelişme aşamasında olmasına rağmen yatırımcıların dikkatini çekiyor. Gartner’ın tahminlerine göre bioprinting’in insan üzerinde kullanımı 2016 yılında hukuksal düzenleme veya bazı yasaklamalar kapsamında yoğun tartışma ve karşı çıkışlara yol açacak.
Bununla beraber Organovo ve OTC firmaları 3D bioprinting sektörüne yatırım yapacaklarını açıkladılar. Bir 3D bioprinter’ın fiyatı ortalama olarak 200 bin doların biraz altında.
Şu haberle yazıyı bitireyim: Princeton Üniversitesi modifiye edilmiş bir mürekkep püskürtmeli yazıcıdan biyonik kulak yaptı. Bir petri (biyologların laboratuvarlarda kültür üretmek için kullandıkları şeffaf kutu) kabında kültürlenen kulak 10 hafta müzik duyabildi. (Kaynak)Türk Telekom, 18 ülkeyi birleştiren denizaltı kablo sistemine dahil oldu
Türk Telekom Grubu’nun uluslararası toptan ses ve data altyapı satış ve pazarlama faaliyetlerinden sorumlu şirketi Türk Telekom International, SEA-ME-WE-5 denizaltı kablo sistemine tam üye oldu.
Yeni ve gelişime açık teknolojilerin kullanılacağı kablo sistemi 2016 yılı sonunda hizmete girecek. Tasarım kapasitesi saniyede 24 terabit olarak belirlenen sistem Güneydoğu Asya’dan Avrupa’ya 20 bin kilometreden uzun bir mesafede 18 ülkeyi birbirine bağlayacak.
Türk Telekom International’ın konsorsiyuma katılması ile birlikte Muğla’nın Marmaris ilçesi, SEA-ME-WE-5 denizaltı kablo sistemine bir istasyon olarak eklenecek. Sistem, kablo üzerindeki diğer operatörler için, hem Türkiye üzerinden diğer ülkelere ulaşım, hem de Batı Avrupa ve Afrika yönünde alternatif bir rota sağlayacak.
Konsorsiyumun adı olan “SEA-ME-WE-5”, Güneydoğu Asya, Ortadoğu ve Batı Avrupa kelimelerinin İngilizce baş harflerinin kısaltmalarından oluşuyor. Yatırımcılar, Ocak ayında mobile 4,2 milyar dolar yatırdı
Rutberg’in son verilerine göre mobil çözümler sunan şirketler Ocak ayında 118 ayrı anlaşma ile risk sermayesi oranını 4.2 milyar dolara çıkarttı. Uber, bu listenin başındaki isim olarak gözüküyor. Uber’in 1,7 milyar dolarlık geliri ve diğer 17 yatırıma rağmen (50 milyon ve üstü), startup’lardan geçtiğimiz ay 765 milyon dolar gelmiş.
Light Reading’in haberine göre ikinci ve üçüncü en büyük anlaşmalar ise Çinli rakiplerden, Kuadi Dache (Alibaba.com, Hong Kong Ltd., SoftBank Corp. ve Tiger Global Management’tan 600 milyon dolar) ve Didi Dache (DST Global, Temasek Holdings ve Tencent Inc. ile 700 milyon dolar) gelmiş.
Ocak ayındaki yükseliş sadece mobil uygulamalardan da gelmiyor. Telekom hizmet sağlayıcıları ise Rounds gibi isimleri takibe alıyor, Samsung Ventures ve Verizon Ventures destekli Sequoia Capital gerçek zamanlı ve grup opsiyonlu mobil video chat uygulamalarına yatırım yapıyor.
Altiostar ise ethernet bağlantısı kullanarak radyo ve kontrolörleri birbirine bağlayan radyo arayüzlerinden 50 milyon dolar kazanmış. Wi-Fi bağlantılı robotlar üreten Jibo’da ise durum hiç fena değil. Şirket bu dönemde bu proje üzerinden tam 25.3 milyon dolar gelir elde etmiş.
Ocak ayındaki bu yüklü yatırım miktarı önceki aylara bakıldığında daha net kendini gösteriyor. Yine Rutberg’in verilerine önceki aylarda ulaşılan en yüksek yatırım tutarlarından birinde 1,4 milyar dolara ulaşılmış. Ocak 2015’teki 4 milyarı aşan yatırım, mobilin yatırımcılar gözündeki değerinin arttığına işaret ediyor. 








