NGN, Star of Bosphorus ile IDC’de

0
StarofBosphorus_datacenterNGN, IDC’nin 14 Mayıs tarihinde İstanbul’da gerçekleşecek “Veri Merkezi” etkinliğinin ana sponsoru oldu. NGN, yatırımı devam eden ve tamamlandığında Türkiye’nin en iddialı veri merkezlerinden biri olacak “Star of Bosphorus Veri Merkezi” ile bu dev etkinliğe katılıyor. NGN’in çatısı altında bulunduğu Rusya’nın lider BT şirketi CROC’un veri merkezleri konusunda uzman üst yöneticisi Ruslan Zaedinov ise veri merkezleri konusunda “CIO’ların öncelikleri” konusunda bir sunum yapacak. En önemli karar verme kriterlerini bu sunumda vurgulayacak olan Zaedinov, konuya sistematik bir yaklaşım için rehberlik edecek bilgileri katılımcılarla paylaşacak. Zaedinov etkinlikte, son çeyrekte faaliyete geçmesi beklenen Star of Bosphorus yatırımının yanı sıra CROC’un tüm dünyaya yayılmış veri merkezleriyle ilgili geniş deneyimini anlatacak. Veri merkezi yatırımlarında adeta bir üsse dönüşen ve yerli, yabancı yatırımcıların büyük ilgisini çeken İstanbul için büyük önem taşıyan bu etkinliğe, bilişim sektörünün önemli oyuncularının yanı sıra finans, lojistik, telekom ve kamu gibi diğer alanlardan da karar vericiler ve fikir önderlerinin de katılacağı vurgulanıyor. Son çeyrekte faaliyete geçecek IDC tarafından bu yıl gerçekleştirilen CIO anketinin sonuçlarının da değerlendirileceği buluşmada, veri merkezi özelinde felaket kurtarma ve veri merkezi yatırımları değerlendirilecek. Akıllı veri merkezleri, büyük veri ve mobil temelli altyapı mimarisi, yazılım tanımlı veri merkezi stratejileriyle veri merkezi enerji verimliliğinin masaya yatırılacağı bu büyük etkinlikte, Türkiye’de Uptime Enstitüsü Tier III tasarım ve tesis sertifikasına sahip “operatör bağımsız” bir ticari veri merkezi olacak Star of Bosphorus da başrolde olacak. İstanbul Tuzla’da teknolojinin ulaștığı son noktada veri merkezi yatırımını sürdüren NGN, 2015’in son çeyreğinden itibaren bu veri merkezinde Türkiye’nin en büyük firmalarına, maliyetleri azaltan ve verimliliği artıran uçtan uca veri merkezi çözüm ve hizmetleri sunarak sektörde önemli bir boșluğu dolduracak. Yaklaşık 24 bin metrekare kapalı alanıyla Türkiye’nin en büyüğü olmayı hedefleyen merkezde, 2 binin üzerinde standart kabinetin ișletimi gerçekleștirilecek.

Uber bu kez ayaklarınızı yerden kesecek

0
UberBazı iş modelleri gerçekten iki ucu keskin bıçak gibi. Kimi ülkelerde büyük beğeni toplayan, kimindeyse bizzat yönetimler tarafından yasaklanan Uber’in iş modeli de bu sınıfta yer alıyor. Lüks otomobillerle özel taksi hizmeti veren bir platform oluşturan Uber, buna rağmen son yıllarda yatırımcıların en gözde şirketlerinden biri olmayı başardı. Piyasa değeri 50 milyar dolara çıkan şirket, son olarak Nokia’nın harita servisi Here için 3 milyar doları gözden çıkarmasıyla adından söz ettirmişti.

Yeni servis: UberCopter

Özellikle yerel taksi organizasyonlarının “işimizi baltalıyor” diyerek eleştirdiği şirket bu kez çıtayı biraz daha yükseltmişe benziyor. Dünyaca ünlü Cannes Film Festivali için UberCopter isimli özel bir servis başlatan şirket, festivale katılan dünyaca ünlü isimleri festival alanına taşıyacak. Toplamda 125 bin kişinin ziyaret etmesi beklenen Cannes Film Festivali’nde bu ziyaretçilerin kaçı UberCopter’i tercih eder bilemiyoruz elbette.  Uber’in Nice Havalimanı ile Cannes arasında belirlenen karayoluyla ulaşım tarifesi aracına göre 60 ila 80 Avro arasında değişiyor. Şirket, UberCopter için bu tarifeyi 160 Avro olarak belirlemiş.

Alcatel-Lucent’ten operatörlere VoLTE desteği

0
Alcatel-Lucent, Hollanda’nın önde gelen telekomünikasyon şirketlerinden KPN’e ses, video ve mesaj servislerini uygulamalara entegre eden, maliyetleri düşüren ve yeni uygulamaların yaratılmasına olanak sağlayan Rapport çözümünü sundu. Rapport ile operatörler VoLTE gibi birçok ses servisini tek platforma taşıyabilme kolaylığına kavuşuyor. Alcatel-Lucent’in IP Multimedia Subsystem yazılımının yeniden düzenlenmiş bir versiyonu olan yazılım, gömülü olan Uygulama Programlama Arayüzü (API) üzerinde çalışacak yeni uygulamaların ve servislerin yaratılması için anahtar rol oynayacak. Arayüz sayesinde, KPN’nin tüm IP ağları üzerinden web iletişim servislerine çok fonksiyonluluk özelliği de eklenebilecek. Alcatel-Lucent, bu çözümü global olarak 69’dan fazla operatöre sağlayarak LTE ve VoLTE’yi de içeren gelecek nesil IP ağlarına iletişim çözümleri sunuyor. Alcatel-Lucent Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölge Müdürü Willem Hendrickx, konuyla ilgili şunları söyledi: “Alcatel-Lucent Rapport’un portfolyosu KPN’nin mobil ve sabit şebekelerinin yakınsamasını en iyi şekilde gerçekleştiriyor; zaman ve mekan fark etmeksizin, herhangi bir cihazdaki uygulama ve web sitesi kullanılarak, iletişime fonksiyonellik ve yeni hizmetler kazandırıyor. KPN müşterileri, bu sayede daha çok iletişim imkanına kavuşacak. Örneğin, gelen aramayı yanıtlarken ya da telefondayken bir tablet uygulamasına ya da web sitesine direkt giriş işlemlerinde sorunsuz bir şekilde her an sesten video verisine geçiş yapabilecekler.” KPN Network ve Servis Geliştirme Müdürü Andre Beijen, “Bu anlaşma KPN için, VoIP rasyonalizasyonu gibi birçok ses servisinin çeşitlendirilmesi ve VoLTE gibi yeni ses servislerinin Hollanda’daki müşterilerimizle paylaşılması için çok önemli bir adım” dedi.

İş süreçleri LAPIS ile daha kolay yönetilecek

0
Logo Yazılım CEO’su Mehmet Buğra Koyuncu
Logo Yazılım CEO’su Mehmet Buğra Koyuncu
Logo Yazılım’ın kendine özgü olarak hayata geçirdiği ve iş süreçlerinde kullandığı ürün geliştirme sistemi LAPIS (Logo Agile Process Improvement System), 15. Uluslararası Spice 2015 konferansında tanıtılacak. 16-17 Haziran tarihlerinde İsveç’te yapılacak konferansta sunulacak sistem; kalite artışını, şirket içerisinde zaman yönetim kültürünün yerleştirilmesini ve geliştirilmesini, risklerin analitik veriler sayesinde öngörülebilir ve yönetilebilir hale getirilmesini sağlıyor. LAPIS, tüm çalışanların kolay uyum sağlayabileceği, çevik ve yalın süreçler tasarlıyor. Böylece proje sürelerindeki sarkmaların önüne geçilirken; kapasite planlama, maliyet hesaplama, teslimat tarihi belirleme gibi konular analitik olarak hesaplanıyor. Ayrıca sistemden alınan sürekli geribildirimler sayesinde otokontrol ve motivasyon artışı sağlanıyor. Ana faaliyet alanı yazılım geliştirmek olan şirketler için masrafların yaklaşık yüzde 80’inin geliştirme faaliyetlerinden oluştuğunu, bu nedenle geliştirme süreçlerindeki en ufak iyileştirmenin dahi çok büyük katkısı olduğunu belirten Logo Yazılım CEO’su Mehmet Buğra Koyuncu; çözüm hakkında şunları söylüyor: “LAPIS, farklı metodolojilere dayanan ürün geliştirme yönetim modellerinden ve yalın felsefeden etkilenmiş, tarifinde Logo’un tüm ürün geliştirme personelinin katkı sağladığı bir proje yönetim modeli. Bu sistemi kullanmaya başladıktan sonra yanıt verme süresinden kaynaklanan müşteri memnuniyeti arttı. Sistemli çalışma kültürünün iş ortakları üzerinden müşterilere yansıması, rekabet gücümüzü olumlu yönde etkiledi. Sadece Logo tarafından kullanılan bu sistemi, uluslararası teknoloji konferanslarında anlatmak bizim için büyük bir gurur.”

Apple, Çin’de daha çevreci olmayı amaçlıyor

0
China_DragonApple oldukça uzun bir süredir üretim aşamasında doğaya minimum zararı vermek ve çok daha “doğaya saygılı” ürünler yaratmak hedefinde olduğunu dile getiriyor. Şirket kısa bir süre önce ise yeni bir atılım yaparak birden fazla Çinli çevreci girişimle bağlantıya geçti ve kağıt, tahta ve benzeri fiber yapıları kullanmaya gerek kalmayacak çözümler üzerinde düşünmeye başladı. Yenilenebilir enerji hedefi ile gündeme oturan Apple, bu kez uzun yıllar boyu sürecek olan projesi ile World Wildlife Fund’a (WWF) da katkıda bulunacak, bir yandan da farkındalığı artırmaya çabalayacak. Üzerinde çalışılan bu program sayesinde Çin’deki devasa büyülüğe sahip ormanlık alanlar da kurtulmuş olacak. Halihazırda bu topraklardaki ağaçlar Apple’ın ürünleri için kullanılmakta. Şirket yenilenebilir enerjiyi ön plana alarak kaynak tüketimini iyice azaltmak istediğini de dile getirirken, Çin’in Apple’ın bu konuda önemli bir yer tuttuğu belirtiliyor. Ünlü marka Sichuan bölgesinde oldukça büyük güneş enerjisi merkezleri kurmuş, ülkedeki ofisleri ve dükkanlarının enerjisini buralardan sağlamayı hedeflemişti. Öte yandan çeşitli enerji şirketleriyle de anlaşan Apple, iki adet 20 megawatt’lık güneş enerjisi çiftliği kuruyor. Buradan gelecek olan temiz enerji sayesinde 61 bin Çinli ev elektriğe kavuşacak. Kaynak: ShiftDelete.Net

Girişimcilik potansiyeli taşıyan öğrenciler aranıyor

0
girvakÜniversitede okuyan gençlerin girişimcilik ruhunu keşfetmelerini sağlamak ve onlara bu süreçte rehberlik etmek amacıyla düzenlenen Girişimcilik Vakfı Fellow Programı, başvuru sürecini başlattı. “Farkınız özgürlüğünüz, cesaretiniz girişiminiz olsun” mottosu ile yola devam eden Girişimcilik Vakfı, yenilikçi ve bilimsel yöntemler aracılığıyla adayların motivasyonunu ve girişimcilik potansiyelini ölçen seçim süreci sonunda Türkiye’nin genç girişimci adaylarını belirleyecek. 12 Haziran’a kadar başvuru formunu doldurup Girişimcilik Vakfı’na gönderen öğrenciler, bir sonraki aşamaya geçme hakkına sahip olacak. Altı adımdan oluşan seçim süreci, yenilikçi ve bilimsel yöntemler aracılığıyla adayların motivasyonunu ve girişimcilik potansiyelini ölçen özel kişilik testlerinden ve seçim komitesiyle yapılacak online ve yüzyüze mülakatlardan oluşuyor. Program, 17-24 yaşında, T.C. vatandaşı olan, Türkiye’de ikamet eden, Türkiye’de bir üniversiteye girmeye hak kazanmış ve kayıt yaptırmış olan, hâlihazırda Türkiye’deki üniversitelerin 1, 2, 3 ve 4. sınıflarında okuyan tüm üniversite öğrencilerine açık.

Geleceğin girişimci adayları neler kazanacak?

Fellow Programı’na katılma fırsatını yakalayan gençler, program dâhilinde ulusal ve uluslararası bir ağın parçası olacak. Her iki ayda bir rol model alabilecekleri başarılı girişimcilerle bir araya gelerek onların hikâyelerinden ilham alma şansını elde edecek olan başarılı gençler, üniversitelerinde girişim elçileri olarak görev yapacak. En önemli misyonlarından biri ise, kendi çevrelerinde girişimcilik kültürünü yaymak, çarpan etkisi yaratmak ve Girişimcilik Vakfı’nın “giveback” felsefesi doğrultusunda toplumdan aldığı destek ile kazandığı başarıyı yine toplumla paylaşarak başarıyı çoğaltmak olacak. Seçim sürecini başarıyla tamamlayan üniversite öğrencileri, aynı zamanda program kapsamında 12 ay boyunca aylık 500 TL burs almaya hak kazanacaklar. Girişimcilik Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra, yalnızca ilham mekanizmasını kullanarak yetenekli gençleri girişimciliğe teşvik etmenin önemine değinerek, girişimcilik kültürünü geliştirmek için altyapı oluşturmak gerektiğini ve bunun için en doğru başlangıç noktasının da üniversiteler olduğunu belirtiyor. Bu yıl Fellow Programı’na 15 binden fazla başvuru beklediklerini dile getiren Afra, yeni dönemle ilgili şunları söylüyor: “2014 seçim süreci duyurulduğunda, beklentilerimizin çok üstünde bir başvuruyla karşılaştık: Programa 81 ilden 6 bin 400 üniversite öğrencisi, 170’den fazla üniversiteden başvurdu. Sonuç olarak 20 kız – 20 erkek öğrenciden oluşan 40 Fellow seçtik ve onlarla birlikte Girişimcilik Vakfı Fellow Programı başlamış oldu. Bu daha ilk adım… Kaliteyi yüksek tutmak için bu yıl yine 40-50 arası bir Fellow sayısını bünyemize katacağız. Girişimcilerle buluşmaların yanı sıra Fellow’larımızı Türkiye ve dünyadaki önde gelen konferanslara ve San Francisco veya Tel Aviv gibi girişimcilik anlamında örnek teşkil eden merkezlere götürmeyi de planlıyoruz. Girişimcilik önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi en çok değiştirecek akımlardan biri çünkü girişimcilik yenilik demek, AR-GE demek, istihdam demek. Biz de uzun vadeli girişimcilik kültürünü geliştirme hedefimizle 2015 Fellow Programımıza büyük hedeflerle başlıyor, küçük adımlar atıyoruz. Bundan beş yıl sonrasını düşünürsek, yüzlerce Fellow’un Girişimcilik Vakfı programından geçeceğini söyleyebiliriz. Gitmek istediğimiz nokta ise girişimciliğin gençler arasında ciddi bir kariyer alternatifi olması. Bu yolda yürürken, Türkiye’nin özellikle kadın girişimcilere çok ihtiyacı olduğunun da altını çizmek isterim.”

Telekom’da vergi sektör büyüklüğüne kafa tutuyor

0
TELKODER, 2014 yılına dair sektörel değerlendirmeleri, sorunları ve çözüm önerilerini bir araya getirdiği “2014 Yılı Sektör Düzenlemelerine Yönelik Değerlendirmeler” raporunu yayınladı. TELKODER tarafından yapılan çalışmada,  Türkiye’de telekomünikasyon sektörünün dolar bazında büyümediği, işletmecilerin kârlılıklarının önemli oranda düştüğü, sektör üzerindeki maliyet yükünün giderek arttığı ve eşit rekabet koşullarının oluşmadığı gibi dikkat çekici sonuçlar ortaya kondu. Hazırlanan raporda, telekomünikasyon sektörünün içinde bulunduğu durumun düzeltilmesi için atılması gereken adımlar da açıklandı. TELKODER tarafından düzenlenen raporda Türkiye’de telekomünikasyon sektörünün 2014 yılındaki toplam büyüklüğü 16,21 milyar dolar olarak belirtildi. 2013 yılında 16,78 milyar dolar büyüklüğünde olan sektörün 2008 yılından bu yana 16 – 17 milyar dolar aralığında kaldığına dikkat çekildi. Sektörün büyümemesinin yanı sıra işletmecilerin kârlılıklarını da hazırladığı raporda ortaya koyan TELKODER, sektör toplam kârlarının 2010 yılından 2013’e kadar yüzde 43 oranında azaldığına dikkat çekerek bu durumun sektörün geleceği açısından bir tehdit olduğunu belirtti. Raporda üzerinde durulan bir diğer nokta ise serbestleşme sürecinin üzerinden 13 yıl gibi uzun bir süre geçmesine rağmen yeni nesil işletmecilerin gelirlerinin toplam gelirin yüzde 6’sı seviyesinde kalması oldu. Sektörün büyüklüğü kadar vergi ve maliyet yükü Sektörün büyümesinin önündeki en büyük engeller arasında yüksek maliyet yükünün olduğunun dile getirildiği raporda, KDV, ÖİV, Hazine Payı, Kurum Masraflarına Katkı Payı, Evrensel Hizmet Fonu, Kurumlar Vergisi ve cezalar şeklinde sektörden devlete ödenen para kalemleri sıralandı ve bu miktarın 14 milyar dolar olduğuna dikkat çekildi. Raporda, 16 milyar dolar olan Telekomünikasyon sektör büyüklüğüne yakın bir rakamın devlete ödenmekte olduğuna ve bu tutarı doğrudan veya dolaylı olarak tüketicilerin ödemekte olduğuna dikkat çekildi. İşletmecilerin devletin vergi toplama aracı haline getirildiğinin vurgulandığı raporda, yüksek vergilerin sektöre yeni yatırımların yapılmasını zorlaştırdığı da dile getirildi. Genişbant internet abone sayısındaki artış yavaşladı Sabit, mobil, kablo ve fiber dahil olmak üzere toplam genişbant abone sayısında yaşanan artışın yavaşlamaya başladığının ifade edildiği raporda, 2014 dördüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre toplam genişbant abone sayısının sadece yüzde 3,6 oranında arttığı belirtildi. TELKODER raporda mobil genişbant ve fiber abone sayısındaki artışların yavaşladığını, kablo İnternet abone sayısının düştüğünü ve xDSL abone sayısında ise bir ilerleme kaydedilmediğini açıkladı. Yaşanan bu durumun nedeni olarak; sektörde eşit rekabet şartları gelişmediğinden,  kullanıcıların talebini artıracak, farklı kalite, hız ve kotalardan oluşan bir hizmet çeşitliğinin sunulamaması gösterildi. Son 1 yıl içinde 10 Mbps – 30 Mbps aralığındaki hızlarda abone sayısının artmış olmasının Türkiye’de veri talebinin giderek arttığı yönünde yorumlandığı raporda, 2013 yılında yüzde 18 orana sahip olan 10Mbps – 30 Mbps abonelerinin 2014 yılında yüzde 45,5’e ulaştığı belirtildi. Raporda ayrıca mobil İnternet kullanımın da yüzde 115 seviyesinde arttığı açıklandı. TELKODER 2014 Değerlendirme Raporu’nda belirtilen diğer önemli bulgular şu şekilde sıralandı:
  • Güvenlik gerekçeleriyle yapılan çok sayıdaki kanun değişiklikleri ile getirilen yasal dinleme ve erişim engelleme yükümlülükleri sektörde yer alan işletmecilere zorluk yaratmakta, işletmeci sayısının azalmasına yol açmaktadır.
  • Hızlı İnternet ve 4G, 5G için gerekli olan Fiber şebekeler yeteri kadar hızlı yaygınlaşamıyor, bu alandaki engeller giderilmelidir. BTK fiber muafiyet kararı kaldırılmalıdır.
  • Sektör üzerinde aşırı düzenleme ve denetleme bulunmaktadır, özellikle tüketici düzenlemelerindeki iki başlı yönetim tüketicilere zarar vermeye başlamıştır.
  • 2014 yılında serbestleşme ve rekabeti arttıracak önemli 21 düzenlemeden 2 tanesi tamamlanmış, 5 tanesi kısmen tamamlanmış, 14 düzenleme ise tamamlanmamıştır.

Xerox, New York sağlık sistemini modernize edecek

0
Xerox+Medicaid+gorsel+2Xerox, sağlık sektöründe önemli bir anlaşmaya imza attı. New York Eyaleti Sağlık Departmanı ile yaklaşık 564.9 milyon dolar değerinde 5 yıllık hizmet anlaşması imzalayan Xerox, Medicaid sağlık sigortası taleplerini ve bu hizmetler kapsamında yapılan ödemeleri yönetecek. Xerox, New York’ta 6 milyon yoksul kişinin yararlandığı sağlık sigorta sistemi Medicaid hizmetlerini, günümüz teknolojisine uygun olarak modernize edecek. New York Eyaleti Medicaid Program Müdürü Jason Helgerson anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada “Xerox’un, sağlıklarını bize emanet eden vatandaşlarımıza sağlık görevlilerimizin daha iyi hizmet vermesini sağlayacak şekilde Medicaid programını geliştireceğine ve sistemin daha iyi yönetilmesine yardımcı olacağına dair güvenimiz tam” dedi. Xerox’un Medicaid sisteminin geliştirilmesi için hazırladığı sağlık çözümü New York’ta uygulanan Medicaid programına şu yenilikleri kazandıracak: Daha hızlı güncellemeler: Bugüne kadar Medicaid’in  geleneksel merkezi veri sistemi üzerinden idare edilen Medicaid Yönetim Bilgi Sistemi (MMIS) üzerinde bir değişiklik yapmak için önemli miktarda zaman ve maddi kaynak gerekiyordu. Xerox’un sunduğu Sağlık Çözümü ise Medicaid yöneticilerine esnek bir program yönetimi imkanı sunarak görevlilerin hızlı bir şekilde güncelleme yapabilmelerini sağlayacak. Sistem üzerinde hasta bakımı ve tedavisini kolaylaştıracak yeni özelliklerle, yeni ödeme ve tahsilat yöntemleri sunulacak. Modülarite ve İş birliği: Xerox Sağlık Çözümü ile New York Sağlık Departmanı diğer eyaletlerle veri alışverişi yapabilecek, güvenli bir bilgi ağında hızlı ve uyumlu bilgi transferi gerçekleşecek. Mobil Erişim: Medicaid programından faydalanan tüm vatandaşlar Xerox Sağlık Çözümü ile ilk kez bir web sitesi üzerinden Medicaid program hizmetlerine ulaşıp talepte bulunabilecek, Android ve iOS tabanlı mobil cihazları üzerinden sisteme bağlanabilecek; tıbbi geçmişlerine erişim de dahil olmak üzere çeşitli hizmetler alabilecekler. Toplum Sağlığı Yönetimi: Sistem New York Medicaid programını kullanan kişilerin verilerini otomatik inceleyerek, bölgede sağlık ve bakım ihtiyacı bulunan riskli gruptaki insanları tespit edecek. Böylece New York Sağlık Departmanı yetkilileri bu insanlarla kolayca iletişime geçme, kontrol etme ve önceden müdahale etme şansı elde edecek.

AOL, 4.4 milyar dolara Verizon’ın

0
verizon2015’teki yüklü miktar içeren satın almalara bir yenisi eklendi. ABD’nin en büyük telekom operatörlerinden biri olan Verizon, yine ABD’nin en önemli medya kuruluşlarından biri olan AOL’ü bünyesine kattığını açıkladı. Yapılan resmi açıklamada bahsedilen tutar tam 4.4 milyar dolar. Ancak bu tutarın içinde yalnızca AOL şirketinin olmadığını, iştiraklerinin de dahil olduğunu söylememiz gerek. Bir medya kuruluşu için yüksek denebilecek bir tutar gibi görünse de işin arkasında sadece haber siteleri değil, AOL adı altında sunulan dijital reklam platformu da bulunuyor. Verizon’ın alışveriş sepetindeki markaların neler olduğuna baktığımızda alanlarında dünyanın en tanınmış siteleri karşımıza çıkıyor. Bunlar arasında teknoloji dünyasının yakından tanıdığı TechCrunch ve yeni nesil habercilik alanında örnek gösterilen Huffington Post da bulunuyor. Açıklanan tutar, hisse başına 50 dolarlık bir bedelin belirlendiği anlamına geliyor. AOL, 2013’te 2.3 milyar dolarlık gelir elde etmiş, net kazancı ise 92,4 milyon dolar olarak gerçekleşmişti.

İddialar gerçek çıktı

Verizon’ın AOL’u satın alacağı dedikoduları 2015 başında da gündeme gelmişti. O dönem bir açıklama yapan Verizon CEO’su Lowell McAdam bu açıklamasında iddianın kesinlikle doğru olmadığını dile getirmiş ve şu açıklamayı yapmıştı: “AOL ve benzeri medya kuruluşları ile ortaklık yapmak gibi girişimler olası. Buna rağmen bizim bu şirket ile ciddi bir görüşme içerisinde olduğumuz bilgisi geçersizdir”.

Hackerlar hızlandı!

0
hacker-attack-hackGünümüzün en yaygın siber saldırı şekli olan, şirketlerin İnternet sistemini çökerterek İnternet üzerinden işleyen tüm süreçleri ve sundukları hizmetleri engellemeye yönelik DDoS saldırıları, 2015’in ilk çeyreğinde yine saldırganların ilk tercihi oldu. Amerikan siber güvenlik kuruluşu Arbor’ın dünya çapında 330’u aşkın İnternet servis sağlayıcısı şirketin trafik verilerinden yola çıkarak tüm siber saldırıların anlık olarak izlenmesine olanak tanıdığı ATLAS isimli istihbarat ağı, saldırıların ulaştığı yeni boyutları ortaya koyuyor. Son verilere göre, büyük hacimli saldırıların çoğun bilgisayarları dünya saatleriyle uyumlandıran Ağ Zaman Protokolu (NTP), ağdaki diğer aygıtların algılanmasını sağlayan Basit Hizmet Algılama Protokolu (SSDP) ve alan adı sistemleri (DNS) kullanılarak yapıldı. 2015’in ilk çeyreğinde tarihin en büyük DDoS saldırısı kaydedildi. Bu saldırı Asya’daki bir ağ operatörüne yönelik olarak saniyede 334 Gb büyüklüğünde oldu. 2015’in ilk çeyreğinde saniyede 100 Gb’ı aşan saldırı sayısı ise 25 oldu. Türkiye’ye yönelik saldırılarda ise 2015 yılının ilk çeyreğinde yapılan en büyük DDoS atağı saniyede 77 Gb ölçeğindeydi. Ortalama DDoS saldırı büyüklüğü ise saniyede 0,63 Gb oldu. 50Gb’ten büyük atakların yüzde 17’si, 10 Gb’tan büyük saldırıların yüzde 26,4’ü HTTP ataklarıydı. Siber güvenlik çözümleriyle birlikte saldırganların da teknikleri gelişiyor. Bilgisayarların ağdaki diğer aygıtlarını algılamalarını sağlayan Basit Hizmet Algılama (SSDP) Protokolu kullanılarak “SSDP yansıtma” tekniği ile gerçekleştirilen saldırı sayısı 2014’ün ilk çeyreğinde 3 iken, 2015’in aynı döneminde 126 bin oldu. 2015’in ilk çeyreğinde gerçekleştirilen saldırıların yüzde 90’ı bir saatten daha kısa sürerken etkileri arttı. Saldırganların artık çok daha kısa sürede etki gösterebilen teknikler geliştirdiklerine değinen Arbor Türkiye Ülke Müdürü Serhat Atlı, “Saniyede 200 Gb’ın üzerindeki saldırılar ağ operatörleri için oldukça tehlikeli olabiliyor ve hizmet sağlayıcılar, bulut barındırma hizmetleri ve kurumsal ağlar üzerinde büyük zararlara yol açabiliyor. Bugünün DDoS tehditleriyle başa çıkılabilmesi için çok katmanlı bir savunma, uygulama katmanı saldırılarına karşı yerinde koruma ve daha yüksek etkili hacimsel saldırılara karşı bulut tabanlı koruma kullanılmasını önemle tavsiye ediyoruz. Kuruluşlar sadece bu şekilde günümüzün DDoS saldırılarına karşı tam koruma sağlayabilir.” dedi.  

Yeni başlayanlar için fatura

0
Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu
Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu
Kendi işini kurmak isteyen girişimciler için en önemli konulardan biri, gelir faturası kesme işlemidir. Geçmiş iş hayatında ön muhasebe konusunda bilgi sahibi olmayan bir kişi, kendi işini kurduğunda en çok nasıl yanlış yapmadan fatura keseceğini düşünüyor. İş hayatına San Fransisko’da Lehman Brothers’da ve bir özel sermaye şirketinde uzun bir süre finansal analist olarak çalışarak başlayan Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu, kendi işini kurmak isteyenler için doğru fatura kesme yöntemleri hakkında ipuçları verdi. Fatura her yerde bastırılmaz Fatura kıymetli ve resmi bir evraktır. Maliye Bakanlığı tarafından fatura basma yetkisi verilmiş matbaalarda fatura bastırılabilir. Kolay fatura yazdırmanın yolu, faturanızın boyutunda gizlidir Fatura formatınızın A4 boyutunda olması uygulama açısından size kolaylık sağlar. Bu sayede piyasadaki birçok standart yazıcıdan çıktı alabilirsiniz. Her bir faturanın en az üç nüsha kopyası olmalıdır İlk nüsha müşteriniz, ikincisi muhasebeciniz üçüncüsü de şirket dosyanızda arşivlenmek içindir. Kağıt tasarrufu için bir A4 boyutundaki kağıda yan yana ya da alt alta 3 kopya bastıracak şekilde faturanızı tasarlatabilirsiniz. Daha hızlı tahsilat için müşterinizin ödeme yapacağı banka hesap numaralarını da faturanızda bastırmayı ihmal etmeyin. Fatura seri ve sıra no takibi yapmak önemlidir Seri-sıra no’nun nerden başladığı önemli değildir. Fatura basmaya yetkili matbaalar, belirli seri-sıra no aralığındaki faturaları basma yetkisini alırlar. Müşterilerinden talep geldikçe, bu aralıkta yer alan belirli bir bloğu müşterilerine atarlar. Ancak, faturalarınızı seri-sıra no takip ederek yazdırmalısınız. Vadeli bir satış yapıldığında faturanın üst kısmına kaşe vurulup imzalanır Bu tip faturalara “Açık Fatura” denir. Peşin ödemeli satış yapıldığında ise fatura bedelinin peşin olarak alındığını göstermek için faturanın alt kısmı kaşelenip imzalanır. Bu da “Kapalı Fatura” olarak ifade edilir. Ticari hayatta uygulaması olan açık ya da kapalı ayrımı vergi kanunlarında yoktur. Vergi kanunlarına göre kaşenin faturada nereye vurulduğunun bir önemi ya da hukuki olarak tahsilata ilişkin ispat gücü de yoktur. Faturanın dili Türkçe olmalıdır Vergi kanunlarına göre tüm muhasebe işlemleri Türkçe tutulur. Bu sebeple fatura da Türkçe düzenlenir. Ancak, yurtdışına kesilecek bir fatura var ise bu faturada açıklama kısmına ilgili dilde açıklamalar yazabilirsiniz. Muhasebe işlemlerinde Türk Lirasının kullanılması gerekir. Dövizli fatura kesiminde detaylar önemlidir Dövizli tutarda fatura kesecekseniz fatura açıklamasına kullanılan kur bilgisi, faturada hesaplanan KDV’nin TL karşılığını yazın. Mali Müşavirinizin onayını da almayı ihmal etmeyin. Faturalar çöpe atılmamalıdır Fatura kaybolur ise vergi dairesine bildirimde bulunun. Yanlışlık yaptığınız faturayı ise kesinlikle çöpe atmayın. Tüm nüshaların üzerine “iptal” yazın ve saklayın. Faturalar vergi kanunları açısından 5 yıl saklanmakla yükümlüdür. Faturanın kesilme süresi bir haftayı geçmemelidir Malın ya da hizmet verildikten sonra 7 gün içinde fatura kesilmelidir. Eğer bu 7 günlük süre ile bir sonraki aya geçiş var ise fatura kesimi için 7 günlük süre beklenmeden o ay içinde düzenlenmelidir. Çünkü faturanın ilgili ayın KDV beyannamesinde yer alması gerekir. Faturanın ikinci ve üçüncü nüshası saklanmalıdır Faturaların fotokopileri ve proforma faturalar mali açıdan geçersizdir. Faturanın aslı yani ilk nüshası kaybolmuş ise ikinci ya da üçüncü nüshadan fotokopi alın ve aslı gibidir kaşesi basarak yetkili kişiler tarafından imzalatın. Yurtdışından gelen faturalarda orjinallik aranmaz. e-Fatura hayatınızı kolaylaştırır e-Fatura’ya geçiş yaparak, kağıt fatura ile gelen tüm operasyonel yükten kurtulabilir, maliyetlerinizi düşürebilirsiniz.

Veri merkezlerine yönelik siber güvenlik çözümleri

0
Yüksek performanslı siber güvenlik çözümleri sunan Fortinet, genişletilmiş Gelişmiş Tehdit Koruma (ATP) sistemi sayesinde ağ üzerindeki herhangi bir güvenlik açığına karşı tehdit korumasını son kullanıcıdan veri merkezine kadar uçtan uca genişletiyor. FortiClient çözümünde yapılan yeni geliştirmeler, hem sabit ve lokal hem de uzaktaki ve mobil cihazları her an, her yerde Fortinet’in koruması altına alıyor. Ayrıca FortiGate 3000 serisine ait yüksek performanslı iki yeni güvenlik duvarı da içerideki trafiği korumak ve ağ üzerinde ilerlemeye çalışan tehditleri engellemek için kullanıcılara sunuluyor. Bu güvenlik duvarları, özellikle sistemde en üst sırada yer alan uygulamalar için ideal bir koruma kalkanı oluşturuyor. Fortinet tarafından sunulan çok katmanlı güvenlik yaklaşımı, günümüzde işletmelerin sıkça karşılaştığı, sınır güvenlik mekanizmalarını aşarak sisteme giriş yapabilen çok yönlü ve karmaşık tehditleri tespit ve bertaraf etmeye yarıyor. Fortinet, megabit’ten terabit’e kadar ölçeklenebilen bir güvenlik platformu üzerinden, en küçük ofisten en büyük veri merkezlerine kadar, bulut altyapısı boyunca kapsamlı bir entegre koruma sistemi sunabilen tek ağ güvenlik şirketi olarak öne çıkıyor. Gelişmiş Tehdit Koruma sistemi son kullanıcı cihazlarıyla buluşuyor Manşetlere konu olan veri sızdırma vakalarının yaygınlığı, ağlardaki artan karmaşıklığın ve şirketler tarafından çalışanlara verilen mobil cihazların sayısındaki artışın, saldırı yüzeyini büyük ölçüde genişletebildiğini ortaya koyuyor. Bu güvenlik açıkları da, çoğu zaman ağ üzerinde tehditlerin kolaylıkla sistemlere sızabileceği, korunaksız giriş noktaları oluşturuyor. Fortinet’in genişletilmiş ATP platformu, yeni nesil FortiClient çözümüyle birlikte kesintisiz bir şekilde FortiSandbox ile entegre edilebiliyor. Bu sayede platform, şirket ağı içinde veya dışında olsun son kullanıcıdaki cihazlara sızmaya çalışan tüm tehditleri anında bertaraf edebiliyor. FortiClient, 2014’ün Aralık ayında yapılan koruma testinde en yüksek değerlendirmeyi aldıktan kısa süre sonra, dosya tespitindeki üstün başarısı nedeniyle AV Comparatives tarafından en yüksek Advanced+ derecelendirmesine layık görülmüştü. İki milyondan fazla kullanıcıya sahip olan FortiClient yazılımı, virüs ve casus yazılım tespit motorlarının yanı sıra, davranışsal ve repütasyon tabanlı gibi gelişmiş tespit yaklaşımlarıyla da öne çıkıyor. Yazılım bu özellikleriyle herhangi bir cihazda, web sitesinde veya USB sürücü gibi fiziksel olarak sisteme bağlanan araçlarda gizlenen yeni ve gelişmekte olan tehditleri kolaylıkla algılayıp olası tahribatı engelleyebiliyor. FortiClient, FortiSandbox ile entegre edildiği takdirde,  şüphe uyandıran nesneleri hücreler arasında aktararak ayrıntılı bir incelemeye tabi tutuyor.  Bu aşamada yeni çıkan kötü amaçlı yazılımları ve sıfır gün saldırılarını tespit ederek olası tehditlere karşı koruma sağlayan yazılım, aynı zamanda zararlı dosyaları, hatta gerekli olması halinde tüm cihazı, otomatik olarak karantinaya alıyor. İşletmelerin son kullanıcı korumasında büyük ölçekli yapılandırmaları hayata geçirebilmesini, takip edebilmesini ve yönetebilmesini kolaylaştıran yeni bir yönetim bileşeni de yakın zamanda piyasaya sürülecek. Dahili Ağ Güvenlik Duvarları en değerli verilerinizi koruyor Günümüzde her geçen gün daha fazla karmaşıklaşan tehditler, ele geçirilen cihazlar aracılığıyla mevcut koruma mekanizmalarını aşarak sisteme giriş yaparken, büyük bölümü de sistem içinde oluşuyor. Tehditler ağ içine girdiği andan itibaren en değerli kurumsal ve kişisel bilgileri de risk altına sokuyor. Buna rağmen bugün piyasadaki güvenlik sistemlerinin çoğu bu tür saldırılara karşı gerekli hazırlığa ve yeterliliğe sahip değil. Oysa bir şirketin kendi ağı içinde güvenlik önlemleri almanın ilk şartlarından biri, yüksek hıza ve performansa sahip çözümler geliştirmektir. Çünkü “doğu-batı” yönünde ilerleyen bu dahili trafik, ağdaki mevcut trafik hacminin dört katı büyüklüğe erişebiliyor. Fortinet’in duyurusunu yaptığı yeni FortiGate 3000D ve FortiGate 3100D Ağ Güvenlik Duvarları, mevcut sistemler içinde en üst sıralarda yer alıyor. Bu iki çözüm, FortiASIC ile desteklenen Fortinet’in efsanevi yüksek performansını ve bağlantı noktası yoğunluğunu artırırken, aynı zamanda piyasadaki hiçbir şirketin sunamadığı dahili ağ görünürlüğünü ve korumasını sağlıyor. Kompakt 2U form faktörü dahilinde 32 adet 10-Gigabit’e kadar Ethernet (GbE) bağlantı noktası sunabilen FortiGate 3000D ve 3100D, ağ içindeki trafik ile ilgili içgörüler sunuyor ve kötü amaçlı yazılımların ağ boyunca hareket etmesini engelliyor. Tercihe bağlı olarak FortiSandbox ile entegre edilebilen bu kritik güvenlik katmanı, siber suçluların Ar-Ge, İK, finans ve müşteri veritabanı gibi önemli noktalarda tutulan değerli verileri ele geçirmesine engel oluyor.  FortiGate çözümü, aynı zamanda yeni sıfır gün saldırılarını ve kötü amaçlı kodları keşfedip Fortinet’in FortiGuard Laboratuvalarına anında bildirebiliyor. Burada dosyalar otomatik olarak analiz ediliyor ve Fortinet’in güvenlik sistemleri, bu analizler sonunda güçlendirilip iyileştiriliyor. Fortinet Pazarlama Ürünleri Başkan Yardımcısı John Maddison, “Gittikçe karmaşıklaşan tehditler ve gelişen teknolojiler, şirketlerin mevcut güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Artık işletmeler, yalnızca sınır güvenliğine odaklanarak siber tehditlere karşı korunamayacaklarını biliyorlar. Bugün şirketler, yalnızca Fortinet’in sunduğu kapsamlı siber güvenlik platformuyla son kullanıcılarını, bulut sistemlerini ve veri merkezlerini aynı anda ve uçtan uca koruyabiliyorlar. Halihazırda ATP sistemine dahil olan FortiGate ve FortiMail’e ek olarak sunduğumuz FortiClient, güvenlik sektöründeki büyük bir güvenlik boşluğunu daha kapamak üzere işletmelere sunuluyor.”

Bilişimin geleceğinde kadınlar söz sahibi olacak

0
Birleşmiş Milletler’in 50 ülkede eş zamanlı olarak düzenlediği ‘Bilişimde Kızlar Günü’, Türkiye’de Cisco ve Vodafone Türkiye işbirliği ile gerçekleştirildi. Bu yıl 4’üncüsü düzenlenen etkinlik,  yaşları 13 ile18 arasında değişen kız öğrencilerin bilişim sektöründeki kariyer fırsatlarını daha yakından tanımalarını ve kariyer rotalarını çizerken teknoloji, bilim, mühendislik ve matematik gibi alanlara yönelmelerini amaçlıyor. Cisco’nun 2011 yılından bu yana desteklediği etkinliğe katılan genç kızlar tam bir gün boyunca teknolojinin hayatlarında yaratabileceği farkı uzmanlardan dinleyerek, sorularına cevap buldu. Cisco, bu yılki etkinlik kapsamında 50 ülkedeki 80 ofisinde kız öğrencileri ağırladı. Bu yıl Türkiye’den farklı teknik liselerden 70 kız öğrencinin katıldığı Bilişimde Kızlar Günü’nün ev sahipliğini Vodafone Türkiye üstlendi. Cisco ve Vodafone Türkiye’deki deneyimli kadın yöneticilerle tanışma fırsatı bulan genç kızlar, sektördeki heyecan verici iş fırsatları ve gelişmeler hakkında ilk ağızdan bilgi aldı. Sektörde daha çok kadına ihtiyaç var Bilişimde kariyer fırsatlarının herkese açık olmasını çok önemsediklerini belirten Cisco Türkiye Pazarlama Müdürü Özlem Çalışkan “Her şeyin interneti 21. yüzyılı şekillendirip, dev bir ekonomi oluştururken, Cisco olarak bu ekosistemin ihtiyacı olan yetenek havuzuna destek olmayı çok önemsiyoruz. Genç kızlarımızı küresel olarak desteklemekten gurur duyuyoruz. Eğer, genç kızlarımız sektörde onları bekleyen farklı iş fırsatları hakkında daha iyi bilgilendirilirse çok daha fazla kadın, bilişimde kariyer yapmayı tercih edecektir” dedi. Kadının ekonomiye katılımının teşvik edilmesine olan ihtiyacı açık ve net bir şekilde gördüklerini bu nedenle sektöre büyük sorumluluk düştüğüne inandıklarını belirten Türkiye Vodafone Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Gizem Keçeci, “Bugün baktığınızda hemen hemen tüm ülkeler ve toplumlar dijital bir dönüşümün eşiğinde. Biz de Vodafone olarak, Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik etmek istiyoruz. Bu değişim ve dönüşümde en etkili rolü ise kadınlarımızın üstleneceğine inanıyoruz. Bu nedenle Türkiye Vodafone Vakfı çatısı altında geliştirdiğimiz projelerin odağın da kadınlar var. Hayata geçirdiğimiz ‘Vodafone Önce Kadın Programı’ ile kadınlarımızın bilişim teknolojileri ve özellikle mobil iletişim imkânlarından yararlanarak ekonomik hayata katılmalarına destek veriyoruz. Kadınlarımızın hayatlarının her evresinde Vodafone Türkiye olarak yanlarında yer alıyoruz. Vodafone Türkiye çatısı altında düzenlediğimiz Bilişimde Kızlar Günü etkinliği ile de kız öğrencilerimizi, bilişim ve teknolojiyi kariyer planları arasına almalarına teşvik etmek istiyoruz. Kadın çalışan oranı yüzde 23,2 olan telekomünikasyon sektöründe yüzde 42 ile sektörün yaklaşık iki katı kadın çalışana sahip bir kurum olarak Bilişimde Kızlar Günü’ne ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi. Türkiye’de gelişen teknoloji sektörünün her geçen gün daha da dinamik ve heyecanlı hale geldiğini belirten Cisco Kurumsal Sosyal Sorumluluk Yöneticisi Deniz Sungurlu da “Artık mesleklerin büyük bir kısmı teknik yetkinlik gerektiriyor ve teknoloji yepyeni meslekler yaratmaya devam ediyor. Bu nedenle, genç kızlarımızın teknolojiyi sevmelerinin yanı sıra bu alanda kariyer yapmak için heyecan duymalarını çok önemsiyoruz. Avrupa Birliği üyesi ve aday ülkeler arasında kadınların iş gücüne katılma oranının en düşük olduğu ülkenin Türkiye olduğunu görüyoruz. Çalışan kadınlar ise daha çok nitelikli tarım, hayvancılık, avcılık, ormancılık gibi sektörlerde istihdam edilmekte.  Kadınların ekonomiye daha nitelikli görevlerle daha fazla katkı sağlaması ülkemizin geleceği için hayati önem taşıyor” diye konuştu. Bilişimde yepyeni iş fırsatları doğuyor Küresel olarak bilişim sektöründe eğitimli iş gücüne talep her geçen gün artıyor. Ağ teknolojileri lideri Cisco da, ‘Bilişimde Kızlar Günü’ ve ‘Networking Akademi’ gibi yetişmiş insan kaynaklarını ön plana alan girişimleriyle bilişim sektöründe artan nitelikli çalışan eksikliği sorununa çözüm bulmayı amaçlıyor.  Öyle ki, Cisco’nun da katkıda bulunduğu Küresel Yetenek Rekabet Endeksi’ne göre bu yıl 1,2 milyonluk uzman IP ağ profesyoneline ihtiyaç duyulacak. Öğrenciler meslek seçimlerini yaparken,  çoğu zaman çevrelerindeki bilgi birikiminden faydalanıyor. Ailede veya çevrede teknik alanlarda yeterince bilgili olan biri olmaması veya mesleklerin ne iş yaptıklarını anlayamamaları ise gençleri alandan soğutan faktörlerin başında geliyor. Cisco çalışanlarının bu alanda mentorluk üstlenmeleri öğrencilerin deneyimlerini zenginleştiriyor, onlara somut örnekler sağlayıp gelecek endişelerini de azaltmaya yarıyor.

İşletmelerde güvenlik algısı ve gerçekler…

0
Siber güvenlik alanında Türkiye’de önemli bir çalışmaya imza atılıyor. TechInside, Deloite ve Trend Micro işbirliğiyle gerçekleştirilen “İşletmelerde Güvenlik Algısı ve Gerçekler Raporu”, Türkiye’de işletmelerin siber güvenliğe bakış açısını ortaya çıkartmayı amaçlıyor. Metodolojisi Deloitte tarafından belirlenen, teknik çalışmaları ise Trend Micro tarafından gerçekleştirilen araştırmaya ait detayları Deloitte Türkiye Risk Servisleri Direktörü Ali Yılmaz Kumcu ve Trend Micro Akdeniz Ülkeleri Genel Müdürü Yakup Börekcioğlu‘dan aldık.

Avrupa Birliği, sanal medyadan KDV almayacak

0
AvrupaBirligiAvrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamaya göre, sunulacak yasa tasarısı ile birlikte üye ülkelerde hayatını devam ettiren online gazeteler katma değer vergisinden muaf olacak. Junkcer’ın dediğine göre AB bu yasayı gelecek yılın ilk yarısında hayata tam anlamıyla geçirebilir. Böylece gazetelerin de dijital hallerinden katma değer vergisi alma geleneği son bulacak. Alman gazete yayıncılığı federasyonu BDZV ve benzeri organizasyonlar ise geçtiğimiz ay Google gibi ABD teknoloji devlerinin kartelleşmeye engel yasaları hiçe saydığını söylemiş ve AB yetkililerine itirazda bulunmuşlardı. Ayrıca AB’li içerik sağlayıcılarının ABD’nin hükmettiği pazarda daha fazla korunma ihtiyacı olduğu dile getirilmişti. İki ay önce AB’nin en üst seviyedeki mahkemesi, kitaplara uygulanan KDV’nin dijital e-kitaplar için geçerli olmadığına karar kıldı. Almanya’da baslı yayınlar diğer mecralardaki yüzde 19’luk KDV yerine yüzde 7’lik bir ödeme yapıyor. İngiltere’de ise gazeteler katma değer ödemezken, online hizmetlerden yüzde 20 talep ediliyor.

Örümcekler en güçlü fiberi üretti

0
Görsel: Donald Jusa, Flickr
Görsel: Donald Jusa, Flickr
Doğa ve teknolojinin birleşimi adeta sınırları zorluyor. Popular Science’ta çıkan bir habere göre, şimdilik pek de etik görünmeyen bir yönteme başvuran bilim insanları, örümceklerin dünyanın en güçlü fiber ağ iplerini örmesini sağlamış. Bir grup örümceğe su, karbon nanotüp ve grafenden oluşan bir karışım püskürten ekip, ürettikleri ipliklerin kalitesini test etmiş. Sonuçlar ise bir hayli şaşırtıcı görünüyor. Kimyasal karışıma bulanan örümcekler, kevlar malzemeden daha dayanıklı fiber iplikler örmeyi başarmış. Bilim insanları şimdilik bu gelişmenin tam olarak nasıl gerçekleştiğinden emin değil. Bir başka deyişle, örümceklerin nasıl grafen ve nanotüpleri enzim haline getirerek, ipliklerine işlediklerini bulamadılar. Ekibin konu üzerindeki tahmini, bahsi geçen karışımı içmeyi başaran örümceklerin bedenlerinin geri kalan her şeyi otomatik olarak tamamladığı yönünde. Üretilen bu ipliklerin gelecekte medikal dikiş iplikleri, elektronikler ve hatta sinir yapılandırması gibi alanlarda kullanılabileceği tahmin ediliyor. Bu şaşırtıcı sistemin tam anlamıyla nasıl işlediği, ileride hangi bitki ya da hayvanların bu projede verimli olup olamayacağı ise gelecekte gerçekleştirilecek araştırmalarla belli olacak.

Nanoteknolojili tenis raketi

Karbon nanotüplerin nerelerde kullanıldığına baktığımızda ise karşımıza ilginç sonuçlar çıkıyor. Örneğin bu malzemenin kullanıldığı tenis raketleri, topun rakette daha fazla kalmasını sağlayarak daha iyi ve isabetli vuruşlar yapılmasını sağlıyor. İlgili patentlere baktığımızda özellikle Japonların konuyla yakından ilgili olduğu görülüyor. Bu malzemenin, kullanıldığı ürünlerin dayanıklılık süresini de artırması nedeniyle pek çok araştırmada ve nanoteknoloji temelli üründe tercih edildiği göze çarpıyor. 90’lı yıllarda bir Japon bilim insanı tarafından ‘tesadüfen’ bulunan karbon nanotüplerle ilgili ilk patentlerin 2000’lerin başlarında alındığını da ekleyelim.

Akıllı şebekeler sahne aldı

0
kongre1Ericsson, geçtiğimiz haftalarda İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen 3. Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler Kongresi ve Fuarı’nın bu yılki platin sponsoru oldu. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen etkinlikte ziyaretçiler özellikle enerji sektöründe kullanılan teknolojiler, akıllı şebeke ağı ve ölçme çözümleri alanlarında Ericsson’un yenilikçi teknolojilerini yakından tanıma fırsatını buldu. Fuar ziyaretçileri, iki gün süren etkinlik süresince Ericsson standında bulunan enerji sektöründeki kuruluşların karşılaşabileceği potansiyel ihtiyaçlara yönelik çözümleri uygulamalı olarak inceleme şansını yakaladı. Paylaşılan uygulamaların arasında şebeke alanına yeni bir zekâ getiren akıllı şebeke ağları, akıllı şebeke yönetimi, akıllı ölçüm kullanılan şebeke takip sistemi,  gaz sayaç uygulamaları ve abone ve müşteri bilgi yönetim sistemi yer aldı. Ericsson Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Özlem Tibet konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Uçtan uca bilişim ve iletişim teknolojileri yaklaşımı ve enerji sektöründeki varlığı ile birlikte Ericsson, bu etkinlikte enerji sektöründeki  kuruluşların bağlantılı toplumun (networked society) bir gereği olarak yeni alanlarda ve yeni iş modelleriyle ilerlemesine destek olmak amacıyla akıllı şebeke bağlantılı teknoloji çözümlerini sundu. Akıllı şebeke çözümlerimizin, sürdürülebilirlik için bağlanabilirliği artırma ve akıllı ölçümleri sayesinde kurumların karbon ayak izini azaltmaya yardımcı olacağına inanıyoruz. Ericsson olarak 2020 yılına kadar, sokak lambalarından ev aletlerine, güç transformatörlerinden güneş ve rüzgar tribünlerine kadar milyarlarca cihazın akıllı enerji şebekelerine bağlanacağı görüşündeyiz.”

Robotlar sayesinde doktor hastanın ayağına gelecek

0
SaglikBilisimZirvesiSektörün gündemini ve geleceğini belirleyen Uluslararası Sağlık Bilişim Zirvesi, 8-9 Mayıs 2015 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Zirvede, sağlık bilişimi alanında dünyadaki yeni gelişmeler, sağlık ve bilişim sektörü profesyonelleri ile paylaşıldı. Sağlıkta robot devrimi zirvenin öne çıkan konusu oldu. Dijital Hastane Platformu’nun ünlü konuğu, Memorial Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, hasta ile doktorun ülkelerarası iletişimini sağlayan hasta vizit robotu ilk kez denedi. “Yeni teknolojilerin önemli bir bölümünü oluşturan robotlar sayesinde artık doktor, iyi olacak hastanın ayağına gelecek” diyen Prof. Dr. Sönmez, hasta ile doktor arasındaki sürekli iletişim kurabilen, hastanın durumunu anlık takibini sağlayan ve doktora hassas teşhis ayrıcalığı sunabilen teknolojilerin, gelecekte sağlık sektöründe çok önemli bir yer tutacağını söyledi. Uluslararası Sağlık Bilişim Zirvesi’15 kapsamında sağlık ve bilişim sektörünün ortak çalışması olarak hayata geçirilen yeni projeler, dünyadaki bu alandaki en son uygulamalar, sektörün geleceği ve özellikle “Dijital Hastane” projesi gibi konularda sektörün kanaat önderlerinin görüşlerinin paylaşıldığı çok önemli panel ve konferanslar da gerçekleştirildi. Zirve kapsamında dünyanın ilk ve tek Dijital Hastane Platformu da kapılarını yeniden dünyaya açtı. Sağlık bilişimi alanında yeni gelişmeleri ve son teknolojileri tek bir çatı altında toplayan, 1000 m2’lik alanda gerçek zamanlı çalışan bir hastane kompleksi olan Dijital Hastane Platformu’nda özellikle geleceğin hastanelerinde kullanılacak robot teknolojileri tanıtıldı. Sağlık ve bilişim dünyasını buluşturan Sağlık Bilişim Zirvesi’15 kapsamında, bu üçüncüsü düzenlenen “Altın Steteskop Ödülleri” de sahiplerini buldu.

Akıllı, kağıtsız ve yeşil hastane konsepti…

Dijital hastane teknolojilerini bu yıl; akıllı, kağıtsız ve yeşil hastane konseptlerinden oluşan üç ayrı başlıkla sunacaklarını ifade eden Sağlık Bilişim Derneği Başkanı Yasin Keleş, altyapısı hazırlanmış olan ve çok yakında hayata geçirilecek dijital hastane teknolojilerini anlattı. İğnesiz kan alma: Kan alınması gerektiği durumlarda kola takılan ve üzerinde hiçbir iğne ya da şırınga görünmeyen cihaz, 2 dakika içinde vakum yolu ile gerekli olan kanı alacak. Yüzük şeklinde ateş ölçer: Portatif termometre çocuğun ateşinin alnından ölçülmesini sağlayacak. Böylece kulağına cisim sokulmasına gerek kalmayacak. Her organın sesine duyarlı steteskop: Elektronik steteskop; kalbin, midenin, karaciğerin, böbreğin sesini dinleyerek, doğru ve uygun bir tedavi sağlayacak. Deri üzerinden anjiyo: Mobil inovatif cihaz kalbin üzerine konulduğunda, tıkalı olan kalp damarlarını tespit edebilecek. Elektronik çatalla zayıflama: Çatal alınan besinlerin kalorilerini anında hesaplayarak diyetisyene bir veri olarak aktaracak ve hastanın kalori sınırını aşması önlenecek. Tümörü bulan lazer kalem: Beyin tümörünün yerini belirleyebilen kalem şeklindeki lazer, sağlıklı ve kanserli dokuyu ayırt ederek, operasyon süresini 3 saatten 30 dakikaya indirecek. Giyilebilir ultrason ile 24 saat bebek takibi: Giyilebilir ultrason cihazı ile anne adayları evlerinde de bu cihaz sayesinde bebeklerinin hareketlerini 24 saat izleyebilecek. Dijital sistem ile diz ağrılarının kontrolü: Özel dijital portatif cihazlar dizdeki ağrı noktasını tespit edilerek o bölgeye verdiği elektro magnetik dalgalarla ağrıları ortadan kaldıracak. Beyin depolayıcısı ile Alzheimer tedavisi: Hastaların vücuduna yerleştirilen bir cihaz ile geçmişte olaylar depolanarak, beyne gönderilen sinyaller sayesinde unutulması önlenecek. Gerçeğe yakın el ve ayaklar: Uzuv kayıplarında kullanılacak yeni protezler dışarıdan uygulanan basıncı hissedecek ve kişi gerçek bir el ya da ayak hissi yaşayacak. Placecam görüntülü hasta ziyareti: Yoğun bakımlarda hastanın yakınları ile uzaktan konuşması sağlanarak, enfeksiyon riski sıfıra indirilecek. Dijital migren tedavisi: Cihaz alnı çepeçevre saracak şekilde takılarak, elektronik dalgalar yayacak. Ağrının tetik noktalarını bulup hafiflemesini sağlayacak. Gece görüşü lensler: Lens kullanımının özellikle akşam ve gece saatlerinde zorlaşıyor. Yeni teknoloji gece görüş lensler ile kişi rahatsızlık yaşamayacak. İlaç dozlarını ayarlayabilen robotlar: İlaç Yönetim Robotu ampul, flakon, tablet (Blister içindeki ilaçları blisterinden çıkarmadan otomatik olarak keserek) cinsindeki ilaçları otomatik olarak birim dozlara ayırıp paketler ve entegre deposunda depoluyor. Birim doz paketlenmiş ilaçlar, robot kolları tarafından toplanarak hasta bazlı tedavi halkası oluşturuluyor. Tedavi halkasında bulunan ilaçların tüm bilgileri, tedavi zamanları ve hasta bilgileri ayrıca halkaya eklenen etikete yazdırılıyor.

Reklam mesajlarını engellerken aldatılmayın

0
TrendMicro_SMStehlikeTürkiye’de yürürlüğe giren yeni kanunla şirketlerin tüketiciye yönelik izinsiz SMS ve e-posta mesajlarıyla birlikte telefon aramalarının yasaklanmasından sonra kullanıcıların telefonlarına ve e-posta adreslerine, gönderimin durdurulmasına yönelik birçok onay mesajı gelmeye başladı. Her gün birçok izinsiz gönderimi durdurma mesajıyla karşılaşan kullanıcılar ise genellikle fazla incelemeden ve kaynağından emin olmadan bu mesajlara onay veriyor ve içindeki bağlantıları açıyorlar. Bununla beraber gelen bazı mesajlarda gönderime onay verildiği takdirde çeşitli hediyeler vaat edilerek kullanıcılar bağlantıya tıklamaları için ikna edilmeye çalışılıyor. İnternet ve veri güvenliğinde küresel çözüm sağlayıcı Trend Micro, kötü niyetli kişiler tarafından taklit edilen onay mesajlarının, kullanıcıların cep telefonlarına ve bilgisayarlarına zararlı yazılımlar bulaştırılma riskine karşı uyarıyor. Siber suçlular tarafından yapılan olta saldırıları ve uygulanan sosyal mühendislik yöntemleri kapsamında SMS’lere ve e-postalara eklenen zararlı bağlantılar, dosyalar ve uygulamalar, özellikle Android platformundaki cep telefonları için ciddi tehlikeler içeriyor. Kullanıcı eğer sahte bir onay mesajıyla karşı karşıyaysa, “İzinsiz gönderimi durdurmak için aşağıdaki bağlantıya tıklayın” ya da “Hediyenizi almak için aşağıdaki bağlantıyı açın” gibi yönlendirmelere tıkladığı durumda zararlı yazılımlarla karşı karşıya kalabiliyor. Dünya çapında yaşanmış birçok örneği inceleyen Trend Micro, SMS ve e-postalardaki tehlikelere dikkat çekiyor.

Dakikada 3 bin merdiven altı SMS gönderimi

Trend Micro’nun, Çin’in mobil siber suç altyapısı üzerine hazırladığı raporda incelenen Android tabanlı bir saldırıda, istenmeyen SMS’ler üzerinden kullanıcıların cep telefonlarına bulaştırılan zararlı yazılımla alınan her bir SMS için fazladan ücretlendirme yapıldığı belirlendi. Çin Kamu Güvenliği Bakanlığının verilerine göre bu saldırı 3 bin 540 kişiyi etkiledi. Bu saldırıyı düzenleyen grubun ise bugüne kadar zararlı bağlantı içeren 200 milyonun üzerinde istenmeyen SMS gönderimi yaptığı düşünülüyor. 16 SIM kart yuvalı tek bir GSM modeminin saat başı 9 bin 600, bilgisayar üzerinde kurulan sahte SMS sunucularının ise dakikada 3 bin istenmeyen kısa mesaj gönderimi yapabildiği düşünülürse bu alanda ciddi bir tehlike potansiyeli bulunuyor. Üstelik siber suçlular bu illegal düzenekleri ortalama 7 bin 500 dolar gibi bir maliyetle kurabiliyorlar. Trend Micro kullanıcıların bu mesajlarla gelen internet bağlantılarını açmamalarını ve bu mesajlar aracılığıyla herhangi bir program ve uygulama indirmemelerini tavsiye ediyor. Ayrıca kullanıcılara, istenmeyen SMS’leri engelleyen filtre özelliğine sahip ve sürekli güncellenen bir mobil veri güvenliği ürünü kullanmalarını öneriyor.