Nielsen’ın kısa süre önce paylaştığı araştırmaya göre, katılımcıların büyük kısmı market alışverişini online dünyada yapabileceğini dile getirmiş. Bu kitlenin sadece çeyreği ise şimdiden online alışveriş anlayışına girmiş. 60 ülkeden 30 bin kişinin katıldığı araştırmada katılımcıların yüzde 55’i bu yeniliğe evet derken, yüzde 25’i hali hazırda gündelik alışverişini internet üzerinden yapıyor.
Kuzey Amerika’da, yüzde 55 eve teslim şartı ile online market alışverişine olur verirken, sadece yüzde 12 bu işlemi yapıyor. Online sipariş verip, mağazadan ürünlerini teslim alabileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 57 ve bunu şimdiden gerçeğe dönüştürenlerin seviyesi sadece yüzde 9 civarında.
Dünya genelinde ise ağırlıklı olarak 2000 sonrası doğan kesimden oluşan genç katılımcılar otomobil ile markete gitmeyi tercih ettiğini söylüyor. 21 – 34 yaş aralığındaki bu katılımcı kitlesi eve teslim online alışverişe yüzde 30 oranında onay veriyor.
Verilere göre bu sistemi kabul edenlerin büyük kısmı Asya’dan. Özellikle de Çin başta olmak üzere katılımcıların yüzde 46’sı online market alışverişi yaptığını söylemiş. Nielsen Başkan Yardımcısı James Russo, online market alışveriş pazarının Asya, Afrika, Orta Doğu ve Latin Amerika’da yükselişe geçebileceğini ve insanların bu anlayışı kabullenebileceğini dile getiriyor.
ABD ve Kanada’da ise müşterilerin bu konuda daha istekli olduğunu ancak ağırlıklı olarak market ziyareti yaparak alışveriş yaptıklarını not düşen araştırma için konuşan isim, Kuzey Amerikalıların dijital dünyayı daha çok arama, araştırma konularında kullandığını, online alışverişe sıcak baksalar da ağırlıklı olarak birebir alışveriş yöntemini tercih ettiklerini belirtiyor. Market alışverişleri artık sanal dünyadan yapılıyor
Nielsen’ın kısa süre önce paylaştığı araştırmaya göre, katılımcıların büyük kısmı market alışverişini online dünyada yapabileceğini dile getirmiş. Bu kitlenin sadece çeyreği ise şimdiden online alışveriş anlayışına girmiş. 60 ülkeden 30 bin kişinin katıldığı araştırmada katılımcıların yüzde 55’i bu yeniliğe evet derken, yüzde 25’i hali hazırda gündelik alışverişini internet üzerinden yapıyor.
Kuzey Amerika’da, yüzde 55 eve teslim şartı ile online market alışverişine olur verirken, sadece yüzde 12 bu işlemi yapıyor. Online sipariş verip, mağazadan ürünlerini teslim alabileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 57 ve bunu şimdiden gerçeğe dönüştürenlerin seviyesi sadece yüzde 9 civarında.
Dünya genelinde ise ağırlıklı olarak 2000 sonrası doğan kesimden oluşan genç katılımcılar otomobil ile markete gitmeyi tercih ettiğini söylüyor. 21 – 34 yaş aralığındaki bu katılımcı kitlesi eve teslim online alışverişe yüzde 30 oranında onay veriyor.
Verilere göre bu sistemi kabul edenlerin büyük kısmı Asya’dan. Özellikle de Çin başta olmak üzere katılımcıların yüzde 46’sı online market alışverişi yaptığını söylemiş. Nielsen Başkan Yardımcısı James Russo, online market alışveriş pazarının Asya, Afrika, Orta Doğu ve Latin Amerika’da yükselişe geçebileceğini ve insanların bu anlayışı kabullenebileceğini dile getiriyor.
ABD ve Kanada’da ise müşterilerin bu konuda daha istekli olduğunu ancak ağırlıklı olarak market ziyareti yaparak alışveriş yaptıklarını not düşen araştırma için konuşan isim, Kuzey Amerikalıların dijital dünyayı daha çok arama, araştırma konularında kullandığını, online alışverişe sıcak baksalar da ağırlıklı olarak birebir alışveriş yöntemini tercih ettiklerini belirtiyor. Kariyer ve girişimcilik festivali Newco Türkiye’de
Duyurulduğu ilk günden bu yana gerçekleştirildiği tüm ülkelerde büyük ilgi çeken NewCo Festivali; bugünün kariyer ve girişimcilik anlayışına farklı bir bakış açısı getiriyor. Markaların hikâyelerini, gelişim süreçlerini ve felsefelerini, konferans salonlarında değil, şirketlerin çalışma ortamlarında deneyimleme fikrinden yola çıkan NewCo, genç girişimcilere, üniversite öğrencilerine, yeni mezunlara ve kariyer değişikliği düşünenlere bir fırsat sunuyor.
50 farklı markanın ev sahipliği yapacağı NewCo Türkiye festivaline katılanlar, yakından tanımak istedikleri markaların ofislerini ziyaret etme, şirket CEO’ları ile tanışma ve merak ettikleri kariyer hikâyelerini kurucularından dinleme imkânı bulacak.
Daha önce San Francisco, New York, Amsterdam, Londra gibi dünyada onlarca büyük şehirde gerçekleştirilen NewCo, 10 Haziran 2015’te Türkiye’de olacak.
ist.newco.co sitesi üzerinden başvurulabilen festival çerçevesinde, 50 farklı şirket, 10 Haziran 2015 günü takvimde gösterilen saatlerde “1 Saatliğine” kapılarını festival katılımcılarına açacak. Her marka, kendi saat diliminde farklı etkinliklere ev sahipliği yapacak.
NewCo Türkiye’ye katılan firmalar
NewCo Festivali’ne ev sahipliği yapacak şirketlerse şöyle sıralanıyor; “3Dörtgen, Bankalararası Kart Merkezi, BiTaksi, BlaBlaCar, Dekatlon Buzz, Dora Telekomünikasyon, FIT Solutions, Ford Otosan, Galata Business Angels, Garanti Bankası, GittiGidiyor, Havas, Hürriyet, Ideasoft, ITU ARI Teknokent, iyzico, Kariyer.net, Logo Business Solutions, Markafoni, Mentornity, mobilike, Mobven, Monitise, Mutlu Mikrop, n11.com, Netmarble Turkey, Paraşüt, Pharos Digital, Project House, Promoqube, Riot Games Türkiye, Shopi go, Sociomantic Labs, Superonline, Tasit.com, tmob, TOBB İstanbul Genç Girişimciler Kurulu, Türk Ekonomi Bankası, Türk Hava Yolları, Uber, Userspots, Vestel LED Aydınlatma, Vestel Teknoloji Çözümleri, Vodafone, Volt, Webrazzi, Yemeksepeti ve Zomato.”Bulut dünyasının yeni milyar dolarlık şirketi
Bulut üzerinde çözüm sunan şirketlerin değeri hızla yükseliyor. Son olarak Forbes’un paylaştığı bilgilere göre Twilio aldığı 100 milyon dolarlık yatırımla birlikte 1 milyar değerindeki şirketler arasına katıldı. Bulut üzerinde iletişim çözümleri sunan şirket, yaklaşık 2 yılın ardından ilk kez Nisan ayında yatırım almış oldu. Bu yatırımla toplamda 8 milyon 841 bin 730 yeni hisse payı, adedi 11.31 dolardan değerlendirilen şirketin değeri 1.1 milyar dolar seviyesine yükselmiş oldu.
Yeni yatırımcıların kim olduğu şirket tarafından açıklanmazken, şirketin sözcüsü yorum yapmaktan kaçındı. Şirket 2008 yılının ardından böylece değerini ikiye katlamış oldu. Twilio daha önce ise yaklaşık 500 milyon seviyesinde bir değere sahipti.
San Francisco’lu Twilio, bulut tabanlı iletişim sistemi ile iş dünyasının müşterileri ile iletişimde olmasını sağlıyor. Markanın birlikte çalıştığı isimler arasında ise Uber, Box, eBay, Hulu, Sony gibi tanınmış firmalar bulunuyor.
Geçtiğimiz Şubat ayında Wall Street Journal’a konuşan Series D yatırımcısı Scott Raney ise, 2014 yılından itibaren gelir miktarını 100 milyon seviyesinde tuttuğunu ve her hafta 1 milyon eklediğini dile getiriyor. Bu dönemden itibaren Twilio, video desteği veren ve iki aşamalı onay startup’ı Authy’i aktif hale getirmiş. Öte yandan yatırımcının verdiği bilgiye göre 500 binin üzerinde geliştirici Twilio’nun API’lerini kullanıyor.
Twilio’nun kısa sürede bu seviyeye gelmesinde yönetim ekibinin önemli bir rolü var. Örneğin şirketin CEO’su Jeff Lawson uzun yıllar girişimci dünyasının önemli isimlerinden biri olmuştu. Keza COO Roy NG ise SAP’nin 3.4 milyar dolara satın aldığı SuccessFactors’te başkan yardımcısı konumundaydı. Yönetimdeki diğer isimlerin geçmişlerine bakınca Kodak Digital, Zynga, BEA ve Microsoft’ta önemli kademelerde görev almış isimlere rastlamak mümkün. Bu ekipte, işin mühendislik tarafının Skype’ın ilk çalışanları arasında bulunan Ott Kaukver‘e emanet edildiğini de söylememiz gerek. Güney Kore’nin yeni resmi hedefi: Nanoteknoloji
Güney Kore, orta ve uzun vadeli hedeflerinde nanoteknolojiyi ayrı bir yerde tutuyor. Business Korea’nın haberine göre Güney Kore hükümeti bu yıl nanoteknoloji alanında endüstrileşme amacıyla 177.2 milyar Won (164.2 milyon dolar) yatırım yapacak.
Bütçe, akıllı robotlarda ve giyilebilir teknoloji ürünlerinde kullanılacak 3D nano-elektronik içeriği üretmek ve bununla birlikte toplamda 7 alanda yürütülecek çalışmalar için harcanacak. Stratejik ürünler ise küçük çaplı firmaların odak noktası olacak, sektörün yüzde 90’ına hükmeden bu şirketler küresel pazarda daha rahat rekabet edebilecekler.
Bilim Bakanlığı ile Ticaret, Endüstri ve Enerji Bakanlığı’nın ortaklaşa yaptığı duyuruya göre, 2020 yılında küresel bazda nanoteknoloji pazarının 3 trilyon dolar seviyesine yükseleceği ve Güney Kore’nin ise bunun yüzde 20’sini ele geçirmek istediği açıklandı.
Nanoteknoloji; biyoteknoloji, bilişim teknolojileri, çevre teknolojisi ve diğer alanlarda önemli yeniliklerin kapısını aralıyor. Güney Kore hükümeti de bütçesinin 122.4 milyar Won (113.4 milyon dolar)’lık miktarını yedi farklı başlık için ayırırken, 32.5 milyar Won (30.1 milyon dolar)’ı şirketlerin desteği ve 22.3 milyar Won (20.7 milyon dolar)’ı da altyapı yenilemeleri için ayıracak. Turkcell, T60’la daha da iddialı
Turkcell, kendi markasıyla çıkardığı T serisi akıllı telefonlara bir yenisini daha ekledi. 8 çekirdekli işlemcisi, 13 MP’lik kamerası ve akıllı sensörleri ile Turkcell T60, T serisinin en gelişmiş ve en yeni üyesi.
150 Mbps hız kapasitesiyle 4G teknolojisine uyumlu olan T60’ın 16 GB’lık dahili hafızası, SD kart ile 32 GB’a kadar artırılabiliyor.
Turkcell’in yeni genel müdürü Kaan Terzioğlu tarafından tanıtılan T60, Haziran ayının ikinci yarısında raflarda yerini alacak. T serisi üyesi telefonların 2 milyondan fazla kullanıcıya ulaştığına dikkat çeken Terzioğlu, bu sayede cari açığın kapatılmasına 1 milyar TL’lik katkı sağladıklarını ifade ederken, T60 ile bu değeri daha da yükseltmeyi amaçladıklarını dile getirdi.
Yazılımcılar için yeni fırsatlar
Turkcell T60’ın en önemli özellikleri arasında gösterilen gelişmiş sensörleri, ortamdaki sıcaklık, nem ve basıncı ölçebiliyor. Kullanıcılarının gün içinde kaç adım attığını da sayabilen T60, mobil uygulama geliştirenlere yeni kapılar açacak. 13 megapiksellik otomatik odaklamaları arka kamerasının yanında, 5 megapiksellik ön kamerayla da kaliteli çekimler yapılabilmesini sağlayan T60, ayrıca telefona temas etmeden sesli komut ve el işaretiyle de kumanda edilebiliyor. Bu sayede sadece gülümseyerek “selfie” çekmek veya bir aramayı kabul ya da reddetmek mümkün.Ön sipariş fiyatı 799 TL
15 Mayıs’tan itibaren ön siparişte bulunulabilecek olan T60, bu dönem boyunca 799 TL’lik fiyatla alınabilecek. 2400 mAh batarya ve Android Lollipop sürümüyle gelecek olan T60’ın ön sipariş sonrasındaki fiyatı ise 999 TL.Dijital devrimin geleceği burada konuşulacak
Yaşamın her alanı, her sektör peyderpey dijitalleşiyor. Peki, bu dijitalleşme sürecinde birey ya da kurumlar olarak hangi noktadayız, hangi noktaya gidiyoruz? GelecekHane, Vodafone’un sponsorluğunda gerçekleştirilecek olan Dijital 2.0 etkinliğiyle bu soruların yanıtını arıyor. Geçmişte Finans 2.0, Ticaret 2.0 ve Şehir 2.0 etkinliklerine imza atan GelecekHane, bu defa dijital devrimi masaya yatıracağı Dijital 2.0 ile dijitale dair farklı deneyimleri paylaşıyor.
Etkinliğe katılacak isimler arasında bulunan Chris Skinner, uzmanları arasında gösterilen dijital bankacılığı anlatırken; üretim sektörünün dijitalleşmesini ise SAP’nin Chief Storyteller’ı Julia Roehm aktaracak.
Etkinliğin diğer konuşmacıları ise Hürriyet’ten Reha Argaç, Migros’tan Rıza Görler ve Vodafone’dan Ebru Özgüç olacak. Gelecekhane’nin kurucusu ve başdüşünürü Halil Aksu ise etkinliğin açılış ve kapanış kısmında ilginç ve ilham verici öngörülerini paylaşacak.
4 Haziran 2015 tarihinde, fuaye alanında pek çok ilginç teknoloji ve girişimin sergileneceği etkinlik, Bahçeşehir Üniversitesi, Beşiktaş kampüsünde gerçekleştirilecek. Samsung SSD depolama ürünleri Türkiye’de
Gelişmiş bellek teknolojisinin önde gelen şirketlerinden Samsung Electronics, CES 2015 Fuarı’nda “cebe sığabilecek kadar küçük harici SSD ürünler” olarak tanıttığı Samsung T1 ürün serisini Türkiye’de satışa sundu.
Kartvizit boyutunda bir sürücüye 1 terabyte’a kadar veri depolayabilen Samsung T1 ürünleri veri okuma/yazma hızıyla da dikkat çekiyor. 3D V-NAND adı verilen teknolojiyle desteklenen ve bu sayede geleneksel harici sabit disklerin dört katı veri okuma/yazma hızına sahip olan Samsung T1 ürünleri, 3GB’lık bir film dosyasını 8 saniye kadar kısa bir sürede kaydetmeyi mümkün kılıyor.
Yalnızca 28 gramlık bir ağırlığa sahip olan Samsung T1’in dikkat çeken bir diğer özelliği ise güvenlik desteği. T1, gelişmiş donanım kriptolama, şifre yazılımı, darbeye dayanıklılık ve dinamik termal koruma gibi özellikleri barındırıyor. T1 serisi, 1 TB’lık üst modelin haricinde 250 GB ve 500 GB’lık kapasitelerle de satın alınabiliyor. Cibali’de bir akıllı kampüs

5G’de saflar netleşiyor
Dünyada 5G’nin devreye alınması için yapılan çalışmalar gittikçe hızlanıyor. Mart ayında Barselona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde de kendine yer bulan 5G için, bu alanda teknoloji geliştiren büyük şirketler adeta bir patent yarışına girdi.
Financal Times’da Daniel Thomas imzasıyla yayınlanan bir makale, 5G yarışındaki durumun bir özeti olma niteliği taşıyor. 2020 yılının vurgulandığı makalede, 5G sonrası özellikle IoT, yani nesnelerin interneti alanında, otonom sürüşe sahip otomobillerin ihtiyaç duyacağı veri hareketliliğinde ve akıllı şehir teknolojilerinde önemli bir dönüşüm olacağına vurgu yapılmış.
Thomas, otomobillerin ihtiyaç duyduğu veriyi Google’ın sürücüye ihtiyaç duymadan kendi kendine gidebilen, direksiyonsuz tasarıma sahip aracıyla örnekliyor. Bu aracın veri iletişimi için 10 Gbps’lik bir hıza ihtiyaç duyduğuna dikkat çekilmiş. Ek bilgi olarak, bu aracın sensörler, kameralar ve diğer araç içi elektronik sistemlerle 1 dakikada 1 GB veri ürettiğini de biz söyleyelim.
Ancak 5G yarışı elbette sadece bu tip araçları ya da telekom operatörlerini ilgilendirmiyor. Arka planda, bu yüksek hızlı veri iletiminin sorunsuz olmasını sağlayacak ürün ve çözümlerin de geliştirilmesi gerektiğini söylemek gerek. Şu an yarışta öne çıkan isimler arasında bulunan Ericsson, 2022’de 50 milyar adet birbirine bağlı cihaz olacağı öngörüsünden hareketle çalışmalarını sürdürüyor. Kısa bir süre önce Alcatel-Lucent’ı alan Nokia 5G’de önlerde yer alan bir başka şirket. Kuzey Avrupa merkezli bu iki şirkete yanıt uzakdoğudan geliyor: Güney Kore’den Samsung ve Çin’den Huawei. Tüm bu isimler özellikle yeni ürün geliştirme ve bunların patentlerinin alınması noktasında ciddi bir yarış içinde.
Diğer yandan, 5G teknolojisi geliştirme noktasında akademik dünyayla da ortak çalışmalar gerçekleştiriliyor. Daniel Thomas, buna örnek olarak Vodafone ve BT’nin (British Telecom) üniversitelere yaptığı yüklü bağışları veriyor.
2018’den önce test yok
Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 4G’yi boşverip iki yıl sonra 5G’ye çıkışını gündemi takip eden herkes hatırlayacaktır. Erdoğan daha sonra ikna edilmiş ve 4G ihalesinin iptal edilmesi ihtimali -bir son dakika değişikliği olmazsa- ortadan kalkmıştı. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) 5G için belirlediği yol haritasına göre ITU, 2016 ortasında geliştirilecek ürünlerin test standartlarını belirlemek için toplanacak. Kurum, 5G’nin günlük yaşama dahil olması içinse en erken 2020 tarihini vermişti. Sektörün ve bu alanda çalışan akademik dünyanın tahmini, 2018’de teknolojinin testlerinin başlayabileceği yönünde.5G için Avrupa ve Çin işbirliği
5G için atılan önemli adımlardan biri Avrupa’daki telekom şirketlerin temsilen Avrupa Komisyonu ile Huawei arasındaki anlaşma oldu. Kısaca PPP (Public and Private Partnership – Kamu Özel Sektör İşbirliği) olarak tanımlanan yöntemle tam 1.4 milyar Avro’luk bir bütçe 5G’nin geliştirilmesi için ayrılacak. Bunlara yenileri katılır mı, zamanla göreceğiz.Türkiye’de 5G hazırlıkları
4G baz istasyonu ve yan ürünlerinin geliştirilmesi noktasında Türkiye’de yapılmış önemli çalışmalar mevcut. Hatta bununla ilgili 4G ihalesinin neden daha fazla ertelenmediği eleştirileri de kamu kurumlarının yöneticileri arasında tartışma konusu olmuştu. Savunma Sanayi Müsteşarlığı ve BTK arasındaki kısa süreli sözlü ve yazılı atışma şimdilik durulmuş görülüyor. Bir başka adım ise 7 Mayıs itibariyle İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından atıldı. Bilişim, elektronik ve telekomünikasyon alanında uzman akademisyenlerden oluşan “İTÜ 5G Çalışma Grubu” resmen duyuruldu. Keşke, gönderilen duyuru metninde yazdığı gibi Cumhurbaşkanı’nın gündeme getirmesi/talimatı sonrasında değil de, dünyadaki teknoloji trendlerinin gelişimine uygun bir şekilde daha önceden başlatılmış olsaydı. Yine de, sebebi ne olursa olsun bu tür bir hazırlığın olduğunu görmek gelecek adına olumlu.HP’den 3D ve lazer yazıcı hamlesi
HP Türkiye yetkilileri, şirketin pazar hedeflerini, piyasaya çıkacak yeni teknolojileri ve teknoloji sektörünün genel durumunu değerlendirdi. Etkinlikte ayrıca kurumların daha verimli çalışabilmesi için tasarlanan yeni LaserJet yazıcı serisi tanıtıldı.
Toplantıda konuşan HP Türkiye Baskı ve Kişisel Sistemler Grubu Ülke Direktörü Filiz Akdede, HP’nin Türkiye pazarındaki durumu, şirketin ikisi bir arada bilgisayar alanında sergilediği başarılar ve geleceğin üç boyutlu teknolojilerinin temelini oluşturacak olan HP Sprout platformu hakkında bilgiler verdi. IDC’nin en son verilerine göre HP’nin Türkiye pazarındaki konumunu değerlendiren Filiz Akdede, HP’nin kişisel sistemler pazarında yüzde 23, masaüstü bilgisayar pazarında yüzde 32, yazıcı pazarında da yüzde 50 oranlarla lider olduğunu vurguladı.
Kişisel sistemler ürün grubu içerisinde mobilite, masaüstü ve dizüstü bilgisayar ürün gruplarının başarısını vurgulayan Filiz Akdede, hem tablet hem de dizüstü bilgisayarın rahatlığını sunan X360 dönüştürülebilir bilgisayar modellerinin satış rakamlarından duydukları memnuniyeti ifade etti. Ekranının ana gövdeden ayrılarak bir tablet olarak kullanılabildiği HP X2 ürün ailesinin özellikle kurumsal tarafta iş verimliliğini artırdığına dikkat çeken Filiz Akdede, Android ya da Windows tabanlı 8 farklı modelle özgün kurumsal ihtiyaçları karşılama becerisine sahip olduklarını belirtti.
Farklı bir masaüstü: Sprout
HP’nin fiziksel ve dijital dünyalar arasındaki sınırları kaldıran Sprout bilişim platformundan da bahseden Filiz Akdede, “23 inç dokunmatik ekranlı Sprout, bir bilgisayarın çok ötesine geçerek dahili projektörü sayesinde önüne konulan kitap, defter gibi nesneleri bilgisayar ortamına aktarabiliyor. Bu sayede önceden fiziksel olan her türlü obje dijitalleşiyor ve Sprout’un yaratıcılık uygulamaları sayesinde başka objelere dönüştürülebiliyor” açıklamasını yaptı. HP Sprout’un kullanıcı deneyimini yeniden tanımlayacağını ve geleceğin üç boyutlu teknolojileri için de bir temel oluşturacağını söyleyen Akdede, Sprout’un bu yönüyle türünün tek örneği bir bilişim platformu olduğunu vurguladı.3D baskıda hedef endüstri
2D baskı alanında son 30 yılın dünya lideri olduklarını hatırlatan Filiz Akdede, 3D alanında da HP MultiJet Fusion teknolojisi ile devrim yaratacaklarını ifade etti. “3D yazıcıların ticarileşmesi ve bireysel kullanıma açılması için hız, kalite ve maliyet unsurlarını çözen MultiJet Fusion teknolojisiyle, mevcut en hızlı 3D baskı teknolojisinden 10 kat daha hızlı baskı alınabilmesini sağlayacağız” dedi. 3D baskı teknolojilerinde HP’nin kendi geliştirdiği teknolojilerle endüstriyel kullanımı hedeflediğini belirten HP Türkiye Baskı Sistemleri Kategori Müdürü Serkan Bayır, ürünün 2016 yılında satışına başlanacağını kaydetti.Kurumsal baskı çözümlerine kapsamlı yaklaşım
HP’nin kurumsal baskı alanında sadece ürün değil, servis ve hizmet noktasında da çözümleri olduğunu belirten Bayır, şifreli baskı, cihaz ya da bulut üzerinde veri saklama, sadece kayıtlı cihazdan veya istenilen yerden baskı alabilme gibi güvenliği ön planda tutan çözümleri olduğunu da kaydetti. Bayır, tanıtılan üç yeni ürün haricinde Eylül ayında portföylerine yeni lazer yazıcılar dahil edeceklerini de sözlerine ekledi.HP’nin yeni yazıcıları
HP, etkinlikte üç yeni modelini tanıttı. bunlardan LaserJet Pro M252 serisi kompakt yapısı ve enerji verimliliğiyle dikkat çekerken, mobil baskı seçenekleri ve kendi sınıfında ilk sayfayı en hızlı basan yazıcı olma özellikleriyle de farklılaşıyor. İkinci model olan LaserJet Pro MFP M277 ise en küçük çok işlevli yazıcı olma ünvanını elinde bulunduruyor. Kendi sınıfında en hızlı çift taraflı baskı alan yazıcı da olan M277 verimliliği artırmayı vaat ediyor. Lanse edilen diğer yeni ürünler olan LaserJet Enterprise M552 ve M553 serileri ise 5 ila 15 kullanıcının bulunduğu büyük çalışma grupları için ideal bir çözüm olarak sunuluyor. Bu ürünler, Google’ın Chromebook’lar ve Chrome işletim sistemli uygulamalar için yerel baskı standardı olan Google Cloud Print 2.0’ı destekleyen ilk yazıcılar olma niteliği de taşıyor. Yeni ürünlerin fiyatları ise KDV hariç 211 dolar ile 485 dolar arasında değişiyor.GD Holding’ten 2 milyon TL’lik yatırım desteği

OBASE, RichRelevance ile iş ortaklığı yaptı

Türk şirketlerinin en büyük kabusu veri kaybı
Bimsa 19 Mart-8 Nisan tarihleri arasında yüzde 81’i 500 çalışanın üstünde olan şirketleri temsil eden 100 CIO’ya yönelik olarak bir anket düzenledi. 100 şirketin teknoloji konusunda 2015 projeleri, profesyonel hizmet aldıkları teknoloji şirketlerinden beklentileri, kritik operasyonları ve operasyonlara bağlı sıkıntıların araştırıldığı anket sonuçlarına göre büyük şirketlerin teknoloji liderleri için en kritik BT uygulaması yüzde 78 oranı ile kurumsal kaynak planlaması – ERP. Ankete katılanların ERP uygulamasının ardından ikinci sırada en önem verdikleri uygulama ise yüzde 33 ile e-dönüşüm projeleri oldu.
CIO’ların “BT konusunda en büyük korkunuz nedir?” sorusuna ise yüzde 54 ile “Verilerin kaybolması” olarak yanıtı verildi. Verilerin kaybolması konusundaki endişeden sonra ise yüzde 49 ile ERP uygulaması sorunları ikinci sırada, yüzde 42 ile siber saldırı üçüncü sırada yer alıyor.
“En çok sıkıntı çekilen uygulama?” sorusuna ise CIO’ların yüzde 37’si ile ERP, yüzde 24,69’u güvenlik, yüzde 23,46’sı veri depolama yanıtını verdi.“En çok operasyonel sıkıntı çekilen departman” sorusuna iseyüzde 40,74 ile üretim yanıtı verilirken, ikinci sırayı yüzde 23,46 ile finans aldı.
Yatırımlar veri güvenliğine
Ankete göre; 2015 yılında şirketlerde teknolojiyi yönetenler için yatırım önceliklerinde ilk sırada yüzde 41,3 oranı ile veri güvenliği geliyor. Yatırımda ikinci sırada yüzde 33,3 oranı ile kurumsal kaynak planlamasında yapacakları geliştirmeler, üçüncü sırada ise yüzde 26,7 oranı ile büyük veri analizi geliyor. Büyük şirketlerin yüzde 87’si verilerini kendi veri merkezinde tutuyor ve veri güvenliğini şirket olarak kendileri sağlıyor. Teknoloji liderlerinin yüzde 51’i kurumsal kaynak planlaması uygulaması için, yüzde 37’si donanım ürünleri için ve yüzde 30’u büyük veri ve bulut uygulamaları için bir BT tedarikçisinden destek alıyor.Şirket başına veri miktarı 1,4 petabyte
BimSA Genel Müdürü Tunç Taşman, 2015 yılında 2010 yılına kıyasla yönetilecek veri miktarının 7 kat artacağı ve şirket başına yönetilecek veri miktarının 1,4 petabayt olacağı öngörüsüne dikkat çekerek, “Türkiye’de de büyük şirketlerin 2015 yılı için yeni yatırım konusunda verinin saklanması ve korunması için planlama yaptığı görülüyor. Bu sonuçlar verilerin artması, Büyük Veri’nin bulut ortamında saklanması, maliyet avantajı sağlaması, kolay erişilebilir ve raporlanabilir olması, mobil cihazlardan erişime açık olması ve bunun siber güvenliğe sahip bir ortamda gerçekleştirilmesi gibi ihtiyaçları beraberinde getiriyor” dedi. BimSA olarak bu ihtiyaçların hızla karşılanması için 2015 yılında yeni veri merkezi yatırımı yaptıklarını belirten Taşman, “Veri merkezi kapasitemizi iki katına çıkardık. Teknolojik olarak yazılımlarımız ve güvenlik sistemimiz ile doğru analiz yapılabilen, raporlanabilen veriye hızlı ulaşım ve veri güvenliğini sağlamak konusunda da iddialıyız.İki ayrı veri merkezimizdeki verileri yedekleyerek olası bir felakete karşı hem Holding verilerimizi, hem de müşterilerimizin verilerini koruyoruz” diye konuştu.İTÜ’de 5G Çalışma Grubu kuruldu
Yaklaşık 1 yıldır 5G üzerine araştırmalarına devam eden İTÜ, ileri teknolojilerde öncü olma misyonuyla yeni bir çalışma başlattı. Bilişim, elektronik ve telekomünikasyon alanında uzman akademisyenlerden oluşan “İTÜ 5G Çalışma Grubu” kuruldu. Bu sayede, sadece ülkemiz değil dünya için de yeni olan bu teknolojiyle ilgili teknolojik bileşenler, standartlar ve insan kaynağı konusunda araştırmalar yürütülecek.
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, “250. Yaşına doğru ilerlerken dünyanın en köklü üniversitelerinden biri olarak, amacımız yeni teknolojilerin keşfedilme sürecinden itibaren tüm aşamalarında sektörel paydaşlarla işbirliği yaparak yer almak. İTÜ bilimsel ve teknolojik çok sayıda yeniliğe imza atmış, ülkemizi yeni teknolojilerle tanıştırmış bir kurum olarak bugün de pek çok geleceğe yönelik çalışma yürütüyor. Şimdi ise dünyanın gündemindeki böyle önemli bir konuda, geleceğin teknolojilerini yapılandıracak aktörlerden biri olmak için çalışıyoruz” dedi. İTÜ’nün akademik bir kurum olarak başlıca görevleri arasında nitelikli insan kaynağı yetiştirmenin olduğuna dikkat çeken Karaca, şunları kaydetti:
“5G’nin Türkiye’de şekillenmesi sürecinde aktif yer almak istiyoruz. Bunun standartları, frekansları ve alt teknoloji bileşenlerinin belirlenmesi gibi birçok aşamayı ele alacağız. Ama en önemlisi, bu alanla ilgili uzman işgücünü yetiştirmek hedefindeyiz. Bunun için öncelikle insan kaynağı eksikleri nedir, hangi akademik programlar geliştirilmeli konularına eğileceğiz. 5G üzerine hem sektörde hem de akademik anlamda çalışacak insan kaynağını yetiştirmeye yönelik yüksek lisans ve doktora programları açmayı hedefliyoruz.”
İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Şeker de mobil internet pazarının giderek büyüdüğüne ve bu temeldeki teknolojilerin insan hayatının her alanını kolaylaştıracağına dikkat çekti. Şeker, “Mobil internet, nesnelerin interneti, makineler arası iletişim ve bulut teknolojilerinin potansiyeli hem ülkemizin ekonomik kalkınması hem de bilimsel ve teknolojik ilerleme adına çok önemli. İTÜ, bilimsel ve akademik ilerlemede inisiyatif alarak, bu alanda Türkiye’de yapılacak araştırma çalışmalarının mimarları arasında yer alma amacındadır” dedi. EMC World’de inovasyon ve BT tekrar buluştu
Son yıllarda EMC World etkinliklerinin teması olarak Redifine’ı kullanan EMC, bu yıl bir değişilik yaparak mottosunu Redifine.Next olarak belirledi. Şirket, bundan sonraki yol haritasında iş ortaklarıyla daha yoğun bir yolculuğua girişmeyi hedefliyor. Katılımcı sayısı artan ve her geçen yıl daha da büyüyen EMC World’e bu sene ise 99 farklı ülkeden 10 binin üzerinde ziyaretçi katıldı. İşte bu etkinlikle ilgili tüm detaylar videomuzda.
Girişimcilerin Silikon Vadisi’ne giriş bileti
Bu yıl 3-5 Ekim 2015 tarihleri arasında 40 ülkeden 1500’den fazla katılımcıyı ağırlaması beklenen Startup İstanbul, web sitesi üzerinden indirimli kayıt başvurularını (early bird) almaya başladı. Etkinlik, farklı ülkelerdeki girişimcilik kültürünü takip etmek isteyen yatırımcılara ve dünyaya açılmak isteyen tüm girişimcilere açık.
Teknoloji girişimcilerinin sayısını artırmak ve uluslararası networking ortamı yaratmak amacıyla bu yıl üçüncü kez düzenlenecek olan etkinlik, geçtiğimiz yıl Startup İstanbul kapsamında gerçekleştirilen “Startup Challenge” girişimci yarışmasının birincisi Connected2.me’nin 500 Startups’tan yatırım almasını sağlamış ve Türkiye çıkışlı genç girişimcilerin kısa sürede Silikon Vadisi’ne taşınmasına yardımcı olmuştu. Startup İstanbul’da yabancı yatırımcıların ilgisini çekmeyi başaran ve küresel bir girişim yaratma yolunda hızla ilerleyen Connected2.me kurucuları Ozan Yerli ve Göksu Orhun, Aralık 2014’te Türkiye’deki yatırımcılardan da 1,2 milyon TL’lik yatırım almıştı.
Geçtiğimiz yıllarda Startup İstanbul dâhilinde Microsoft Ventures ve Qualcomm Startups gibi dünya devlerine ev sahipliği yapan Etohum, bu yıl da ABD’den İran’a, Londra’dan Kosta Riska ve İsveç’e kadar dünyanın dört bir yanından gelen başarılı girişimcileri, dünya çapında ün salmış yatırımcılar ve mentorlar karşısında ağırlamayı planlıyor. 12. Teknoloji Ödülleri’ne başvurular alınmaya başlandı
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD), Türkiye’nin teknoloji geliştiren ülkeler arasında yer almasının sağlanması ve yenilikçi ürünlerin geliştirilmesinin teşvik edilmesi amacıyla düzenlediği Teknoloji Ödülleri’nin 12’ncisi için başvurular alınmaya başlandı.
Teknoloji Ödülleri Yürütme Kurulu Başkanı C. Müjdat Altay, TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, TTGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Ultav ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve 2023 hedeflerine ulaşma konusunda, devlet ile özel sektörün elele vererek seferber olması gerektiği çağrısında bulunuldu.
Toplantının açılış konuşmasını yapan XII. Teknoloji Ödülleri Yürütme Kurulu Başkanı C. Müjdat Altay, “Bugün artık Türkiye’nin, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak, ileri teknoloji tasarımı ve üretiminde bölgesel merkez olmak gibi iddialı hedefleri var. Geleceğin tasarlandığı bu süreçte, 2023 hedeflerine ulaşmak için yüksek teknolojide hakimiyet sağlamak ve Bilgi Toplumu’na dönüşmek şart” dedi.
“Daha çok kaynak ayrılmalı”
Türkiye’nin dünyada rekabetçi ekonomiler arasında yerini sağlamlaştırabilmesi için yenilikçi ürün ve teknoloji geliştirmeye daha fazla kaynak ayrılması gerektiğine dikkat çeken Müjdat Altay, “2014 yılında 242 milyar dolar olan toplam ithalatımızın yaklaşık 180 milyar doları imalat sanayi ürünlerinden oluşuyor. Bu alanda ortalama Ar-Ge’ye ayrılan payın yüzde 2.5 olduğunu varsayarsak yurtdışında yapılan Ar-Ge’yi 3 milyar dolar ile desteklemiş olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu trendi, tersine çevirmek zorundayız. Unutmamalıyız ki, bu alanda ancak topyekûn bir işbirliği ile başarılı olabiliriz” dedi. Türkiye’nin her yıl düzenli olarak yayınlanan Küresel İnovasyon Endeksi’nde son 4 yılda basamakları 10’ar, 20’şer tırmandığının altını çizen Müjdat Altay, “30 başvuru ile başladığımız Teknoloji Ödüllerine 11 yılda 872 proje ön başvuruda bulundu. Bugün 12’ncisini başlatırken, önceki yılın 198 olan ön başvuru sayısını aşmayı hedefliyoruz” diye konuştu. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes günümüzde milyarlarca makinanın, önümüzdeki yakın yıllarda ise yüz milyarca makinanın birbirleriyle iletişimde olup, veri üreten bir yaşamın olacağına değinerek; “Yaşamın her noktasında ve her anında bu bilgiler insanların, kurumların iş yapma biçimlerini ve yaşam beklentilerini, özel hayatlarını değiştiriyor olacak. Daha akıllı endüstriler, akıllı şehirler ve sonunda daha akıllı bir dünya söz konusu olacak. Bizim işte böyle bir dünyaya hazırlanmamız gerekiyor. Ülkemizde teknolojiye yatırım yapan şirketlerin ve nitelikli araştırmacı insan gücünün katkısıyla büyüttüğümüz Teknoloji Ödülleri’nin 12.sinin başvuru sürecini bugün başlatıyoruz. Başvuruların sayılarının bu sene artmasını ümit ediyoruz. Etkinliğimizin özel sektör içerisinde heyecan verici bir yarış olduğunu görmekten çok mutluyuz. Bugünün acımasız küresel rekabet ortamında, kazananlar tarafında olmak istiyorsak, amaç, neler olabileceği üzerine fikir yürütmek değil, nelerin olmasını sağlayabilirim diye hayal kurmak olmalıdır. Yenilik tiryakisi olmak zorundayız” açıklamasını yaptı.“Orta gelir tuzağından çıkış yolu, teknoloji”
TTGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Ultav ise Teknoloji Ödülleri’nin Türkiye’deki benzerlerine göre en önemli farkının; ‘her alanı temsil etme gücü’ olduğunu vurguladı. Ultav, konuşmasında şunları söyledi: “Önemli bir dönemeçten geçiyoruz. İçinde bulunduğumuz orta gelir tuzağından kurtulmak, ancak inovasyon ve teknolojiyle mümkün. Ülke olarak, bir üst lige çıkmak, verimlilik ekonomisi paradigmasını değiştirmek için, rekabet gücümüzü ortaya koymamız gerekiyor. Bu önemli dönüşümde ‘ben de varım’ diyen tüm firmaları, Türkiye’nin Teknoloji Ödülleri yarışına katılarak rekabet güçlerini göstermeye davet ediyoruz. Bizden önce, bu yolculuğa çıkan ülkelere yetişmek, onları geçmek, bütçeleri ile birçok devlet bütçesini aşan dünya devi markaları yakalamak için tek yol; Ar-Ge’de, teknolojide, inovasyonda yetkinliğimizi artırmak. İnanıyoruz ki, bundan sonra da devlet ve özel sektör el ele verip aynı inançla çalışırsa, teknoloji geliştirme konusunda topyekun bir seferberlik ilan edip, başarıya giden yolu hızlandırabiliriz.” Toplantıda TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu ise özel sektörün yenilik geliştirme konusunda başarılı ve girişken olduğunu, kendine güvendiğine değinerek; “Ar-Ge anlamında da zihinsel bir dönüşüm yaşıyor. Başarının burada olduğunu bizzat yaşayarak görüyor. Devlet desteği ile birlikte bu başarı çok yükseklere çıkıyor. Ar-Ge ve yeniliğin öneminin farkında olan bir devlet politikası izlenmesi ve buna sınırsız destek verilmesi ile ciddi mesafe aldığımızı söyleyebiliriz. Bugün Ankara’da özel bir etkinlikle Türk Sanayisi için geliştirilen ve tanıtımı gerçekleştirilecek Ufuk2020 projesi de güzel bir örnek. Bu teşviklerle ödüller başvurunun nitelik ve nicelik olarak artacağını söyleyebiliriz. Bugün sürecini başlattığımız 12. Teknoloji ödülleri sürecinin sonunda yaklaşık 1 yıl sonra farklı ödül kategorilerinde ve farklı ölçeklerde başarılı firmalar teknoloji ödüllerine kavuşmuş olacaklar. Seneye bu vakitlerde bir firmamız büyük ödülü alarak en büyük sevinci yaşayacak. Biz de onları alkışlayarak bu coşkuya ortak olacağız. Bu yarışta yer alacak tüm firmalarımızı kutlamak istiyorum. Aslında kaybedeni olmayan bir yarışma olacak.’ dedi.Twitter’da spam riski devam ediyor
Sosyal medyanın devlerinden Twitter, koyduğu yeni kurallar ile spam’leri, tehditleri ve hakaret içeren gerçek dışı tweet’leri engellemeyi hedefliyor. Ancak gelen bilgiler Twitter’ın aktif hale getirdiği bu kurallar sisteminin yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. CIO Insight için bu riskleri ele alan Mike Elgan, konuyu şu sebeplerle özetliyor.
1- Mesaj filtreleme algoritması
Twitter’daki en büyük değişiklik, zararlı içeriğe sahip tweet’lerin algoritmalar tarafından tespit edilip gizlenmesi. Ancak bu adım faydalı olmanın aksine, kurban durumundaki kullanıcı için daha büyük zararlar içeriyor. Zira kullanıcı trolllerin yayınladığı zararlı tweet’leri görmezken, geri kalan tüm Twitter üyeleri bu paylaşımları görebiliyor! Yani zarara uğrayan kişilerin sadece gözü kapatılmış oluyor.
2 – Tehdit açılımı genişliyor
Eski kurallar direkt olarak gelen tehditlere karşıyken, yeni uygulamalar ile dolaylı yoldan gelen tehditvari içerikler de engelleniyor. Ancak bu yöntem halen yetersiz bulunuyor.
3 – Hesapların geçici olarak kullanım dışı tutulması
Twitter kullanıcıları zararlı içeriğe sahip tweet’leri rapor ettiklerinde, Twitter kötü niyetli kullanıcıların hesabını inaktif hale getirebiliyor. Hesabın tekrar aktif hale gelmesi için telefon numarası ile onaylama talep eden marka böylece troll’lerin önüne geçmeyi hedefliyor. Lakin troll kullanıcılar çok kısa sürede sayısız yeni sahte hesap açabileceği için bu girişim de manasız oluyor.
4 – Takip etmediğiniz kişilerin özel mesajlarına izin
Kısa bir süre önce devreye alınan ve takip etme zorunluluğu gerektirmeden özel mesaj gönderebilme izni veren “Receive Direct Messages from Anyone” opsiyonu ile birlikte artık Twitter üyeleri, bu seçeneği aktif hale getirirlerse takip etmedikleri kişilere özel mesaj atabiliyor. Zira troll tayfası eskiden bir kişiye zarar vermek istediğinde, onun bağlantıda olduğu kişilere de saldırıda bulunabiliyordu. Tehdit altında olduğunuzu belli etmek için herkese açık mesaj paylaşımı yaptığınızda ise troll kullanıcıları diğer arkadaşlarınıza yönlendirmiş oluyorsunuz. Tam olarak, takip etmediklerinize özel mesaj atamıyorsunuz, yine genel bir paylaşım yapmanız gerekebiliyor ve troll arkadaşlarınızı rahatsız edebiliyor. 2015’in ilk 3 ayında siber saldırılar 2 kat arttı
2015, siber saldırılar açısından hızlı başladı. Yılın ilk üç aylık döneminde şimdiye kadarki en sofistike, gelişmiş ve kalıcı siber casusluk örneğiyle karşılaşıldı: Equation. Stuxnet ve Flame süper tehditleriyle bağlantılı bu tehdidin bilinen ilk örnekleri 2002 yılına kadar uzanıyor. Aynı dönem içinde ayrıca Kaspersky Lab, doğrudan bankalardan çalınan 1 milyar ABD Doları ile bugüne kadarki en karşı siber suç eylemi olan Carbanak; ilk Arap siber casusluk grubu Desert Falcons’un keşfi ve Fransızca konuşulan siber casusluk kampanyası Animal Farm tarafından gerçekleştirilen saldırılar hakkında da ayrıntılı bir rapor yayınladı.
Kaspersky Lab Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) Baş Güvenlik Uzmanı Aleks Gostev, bu artışa dair şu yorumları yaptı: “Geçtiğimiz yıllarda Kaspersky Lab, Rusça, Çince, İngilizce, Korece veya İspanyolca gibi birçok dilde akıcı olduğu görülen çok sayıda siber tehdit aktörü gözlemledi. 2015 yılında Arapça ve Fransızca “konuşan” siber tehditlere rastladık ve aklımıza ister istemez “sonrakinin kim olacağı” sorusu geldi. Bizim işimizde en dikkat çekici olan, daha önce bildiklerinizden üstün yeni bir tehdidi keşfetmektir. Her seferinde son keşfinizin zararlı yazılımların kralı olduğunu düşünürsünüz. Ancak aylar içinde bir önceki keşfinizi de geride bırakan yeni bir şey keşfedersiniz. Siber dünya bu şekilde işler: bizi kandırmak için kullandıkları araçları sürekli olarak yükselten avcıları avlarken biz de öğreniriz.”









