NVIDIA’dan 3D devrimi

0
Geçtiğimiz hafta Dassault Systemes tarafından İstanbul’da düzenlenen 3DEXPERIENCE Forum’a HP ile birlikte katılan NVIDIA, burada yeni ürün ve çözümlerini sergiledi.

3DEXPERIENCE Forum Türkiye gerçekleştirildi

0
Bu yıl beşincisi düzenlenen forumu 300’den fazla davetli izlerken katılımcılar; 3DEXPERIENCE’ın nasıl bir iş deneyim platformu olduğunu, bu amaca yönelik farklı sektörler için Dassault Systèmes’in sunduğu hizmetleri ve bu hizmetlerin kullanıcılara geri dönüşlerini etkinlikte tüm detaylarıyla öğrenme imkânı buldular. Etkinliğe Dassault Systèmes EMEA Bölgesi Başkan Yardımıcısı Laurent Blanchard, Dassault Systèmes Türkiye Ülke Müdürü Burak Süsoy, Dassault Systèmes’in Türkiye ve Fransa’dan üst düzey yöneticileri, teknik uzmanlar, Türkiye’deki Dassault Systèmes iş ortakları ile birçok Dassault Systèmes Türkiye müşterisi katıldı. Etkinlik Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Laurent Bili’nin konuşmasıyla açıldı. Dassault Systèmes’in Türkiye’de her geçen sene büyüdüğünü görmekten memnun olduklarını söyleyen Bili, “Fransa-Türkiye dostluğunun gelişimi açısından inovasyon ve Ar-Ge’nin gücüne inanıyoruz. Türk şirketlerinin dinamizmi ve enerjisiyle Dassault Systèmes’in yenilikçi çözümlerinin birleşmesi çok olumlu sonuçlar veriyor” dedi. Bili’den sonra söz alan Dassault Systèmes Türkiye Ülke Müdürü Burak Süsoy konuşmasında;  katılımcılara teşekkür ederken, “Türkiye ofisimizin açılmasının 6. yılını kutluyoruz. 2008’de 3 kişiyle başladığımız yolculuğumuz bugün alanında uzman 17 kişilik ekibimizle devam ediyor. Yılı ise yapacağımız yeni istihdamlarla kapatmayı hedefliyoruz. Diğer yandan iş hacmimiz de sürekli büyüyor. Firma olarak deneyim ekonomisi çağında herşeyin kökten değiştiğine inanıyoruz. Bu yeni dünyada yeni kavramları anlamak ve iş süreçlerini buna uygun şekilde dönüştürmek çok kritik öneme sahip. Bizim de temel vizyonumuz budur. Bu yolda hem organik hem de şirket alımlarıyla her geçen yıl gücümüze güç katıyoruz” dedi.

Tüm interneti tek fiberde taşımak

0
Hollanda ve ABD’den bir grup ortak araştırmacı fiber ağ hızında tek bir fiberglas kanal üzerinden saniyede 255 Terabit hız ile dünya rekorunu kırmayı başardılar. Bu da 1 Gigabyte’lık bir filmin iki milisaniyede indirilebileceği, 1 Terabyte’lık hard diskinizin iki saniye altında taşınabileceği hıza denk geliyor. 255 Tbps ile karşılaştırma yaparsak; günümüzde ticari amaçla kullanılan tek-fiberlik bağlantılar maksimum 100 Gbps’ye ulaşabiliyor, yani tam 2550 kat daha yavaşlar. 255 Tbps gerçekten akıllara durgunluk verici bir hız: Atlantik Okyanusu’nun altındaki yüzlerce fiber bağlantının toplam kapasitesinden çok daha fazla. Aslında 255 Tbps internet üzerinde en yoğun saatte akan toplam trafik ile aynı hatta belki de daha fazla.
Bu haber de ilginizi çekebilir: Türkiye’nin genişbant açmazı biter mi?
Eninde sonunda bir gün çok modlu fiberler günümüz internetinin tek modlu omurgasının yerine geçecek. Fakat böylesi bir güncellemenin gerektirdiği milyonlarca kilometre çok merkezli kablo döşemesi ve yeni çok modlu bağlantıların üstesinden gelebilmek için ihtiyaç duyulacak çok sayıda yönlendirici cihaz göz önüne alındığında bunun çok uzun bir süreç olacağı aşikar. Yine de internet trafiğinin video akışları ve akıllı telefon ve tabletlerin çevrimiçi hale getirdiği milyarlarca insan sayesinde tehlikeli bir biçimde büyüdüğü bu dönemde yakın zamanda internetin bant genişliğinin bitmesini engelleyecek teknolojilerin bulunduğunu görmek güzel.

Yaya algılama teknolojisi kazaları önleyecek

0
İki büyük otomobil üreticisi Ford ve Honda yaya algılama ve fren sistemleri üzerindeki çalışmalarını tamamladılar ve bu özelliğe sahip araçlarını yakında pazara çıkartıyorlar. Yeni otomobiller kişileri tespit ederek, sürücüyü uyarıyor ve çoğu zaman da fren yapmasına yardımcı olmak için radar ve kamera sistemlerini birleştiriyor. Böylece birlikte bu yaya güvenliği özelliklerine liderlik eden Lexus, Mercedes-Benz, Subaru ve Volvo’ya katılıyorlar. Çoğu sistem 15 ile 30 km/saat hızlarında mükemmel çalışıyor. Hızlar 50 km/saate yaklaştıkça algı için gerekli süre kısalıyor ancak en azından aracını hızını düşürmek mümkün oluyor. Böylece yayalara yüksek bir hız yerine daha düşük hızlarda çarparak hasarı en aza indirmek mümkün hale geliyor. Ford’un Teknolojisi: Pre-Collision Assist with Pedestrian Detection Ford’un sistemi Pre-Collision Assist with Pedestrian Detection (yaya algılamalı çarpışma öncesi destek) olarak adlandırılıyor. Radar ve optik (kamera) teknolojilerini birleştiren sistem diğer sistemler gibi öndeki araç ile mesafe hızla azaldığında uyarıyor ve sonra kazayı önlemek için ya hız kesiyor ya da fren yapıyor. Ford Pre-Collision Assist with Pedestrian Detection Technology Honda’nın Teknolojisi:  Pedestrian Collision Mitigation Steering System Honda çatı terim “Honda Sensing” altında tanımladığı yayaların ve yakındaki araçların üstesinden güvenle gelecek bir sistem sunduğunu söylüyor. Yaya güvenliği sistemi Pedestrian Collision Mitigation Steering System (yaya çarpışması azaltma idare sistemi) olarak adlandırılıyor. Radyatör ızgarasında milimetre dalgalı bir radar ve ön camdaki bir video kamera aracın önündeki ve yanındaki yayaları sezebiliyor. Yoldaki yayaların normalden fazla yakınlaşması durumunda araç yayadan uzağa doğru yön değiştiriyor ve belli ki bunu yaparken gelen başka araç olup olmadığına dikkat ediyor. Yayaları korumak için diğer özellikler Radarlar iyi görse ve optik kameralar da geceleri kısa mesafede yeterli performans sunsa da BMW ve Mercedes-Benz gibi otomobil üreticileri objelerin yaydığı ısıları yolun kızılötesi görünümüyle birleştiren kızılötesi gece görüş sistemlerinde uzmanlaşıyorlar. Bu BMW/Mercedes sistemleri çok ışınlı ve yönlendirilebilir farlarından birini çözerek yayanın ayağına tutup üç kere yakıp söndürebiliyor. Ayrıca geyik ve diğer büyük hayvanların üzerine ışık tutabiliyor. Amerika’da bu sistemler ABD güvenlik standartlarına uymak için basitleştirilmiş durumda. Honda-sensing-diagram Yaya algılama nerede yetersiz kalıyor? Yaya algılama gündüzleri gece olduğundan daha iyi çalışır. Çarpışma önleyici sistemler (özellikle sadece optik olanlar) kar ve yağmurdan etkilenebilir. Otomobil üreticileri ayrıca yayaların kesinlikle çarpılmayacağı maksimum hız konusunda da emin değiller. Radar ve kamera teknolojileri üçüncü partiler tarafından üretildiği için 2 veya 3 yıla kadar tüm otomobil yapımcıları bir şekilde yaya algılama sistemi sunmaya başlayacaklar. Tüm araçlarda nasıl USB girişleri bir standart halini aldıysa bu tarz teknolojilerin de birer standarda dönüşmesi için önümüzde sadece bir kaç yıl bulunuyor. Özellikle elektrikli otomobillerin yaygınlaşmaya başladığı bir dönem içindeyiz. Bu tarz yenilikçi teknolojiler sayesinde otomotiv dünyası yeni bir çağın içine giriyor. Akıllı ve elektrikli otomobiller Türkiye’nin kaçırdığı otomotiv üretim trendlerini tekrardan yakalaması için bir fırsat oluşturuyor.

Web sitenizde mutlaka yapmanız gereken üç şey

0
Hangi tür işi yapıyorsanız yapın güçlü bir web yüzüne ihtiyacınız var. Girişimciler bugünlerde şirketlerini Linkedin ve Facebook ve diğer sosyal mecralar üzerinde tanıtmaya o denli konsantre oluyorlar ki kendi şirketlerinin webdeki merkezlerini gözden kaçırmaları kolay oluyor. Maalesef güzel bir web sitesi olmadan satış yapmak mümkün değil. Şirketinizin web sitesine müşteri deneyiminin diğer herhangi bir kısmına önem verdiğiniz kadar önem vermelisiniz. Sitenin her tarafı müşterilerin sizi bulmasını, sizinle iletişime geçmesini ve satın alım yapmasını kolaylaştıracak şekilde tasarlanmalıdır. 1. SEO’nun temellerini iyi öğrenin: Web siteniz müşterileriniz içindir ancak onların bulması için web sitenizi Google ve diğer arama motorlarını gözeterek hazırlamalısınız. Şirketinizin herhangi bir arama sonucundaki sırası görünürlüğünüze, web trafiğinize ve netice olarak da satışlarınıza doğrudan etki edecektir. 2. Müşterilerin sizinle iletişime geçmesini kolaylaştırın: Şirketiniz ne kadar büyük veya küçük olursa olsun web sitenizde her departman için detaylı iletişim bilgisi bulundurmaya ihtiyacınız vardır. Tek bir statik form değil telefon numaraları, adresler ve e-posta adresleri sağlayın. Eğer müşterilerinize size para vermelerinin kolay bir yolunu sunmazsanız paralarını başkalarına vereceklerdir. Müşterilerin size ulaşmasının kolaylaştırmanın yanında sitenize bir de canlı sohbet fonksiyonu eklemek müşteri etkileşimini arttırabilir, onların sorunlarına cevap vermenize yardımcı olabilir ve dönüşümleri arttırabilir. 3. Sıkı bir gelen link stratejisi geliştirin: Arama sonuçlarında yükselmek web sitenize ada muamelesi yaparak elde edebileceğiniz bir sonuç değildir. Bunun için sitenize gelen linklerden oluşan bir ağa ihtiyaç vardır. Endüstriniz ile ilgili yazılar yazan editörlere ve blog yazarlarına ulaşıp bir misafir yazısı kaleme alıp alamayacağınızı sorun. Sonra da müşterilerinizi kendi sitenize yönlendirmek için kendi bloğunuza link ekleyin. Olası müşterilerinizi sitenize çektiğinizde sitenizden satın alım yapmadan ayrılsalar bile markanızla onların akıllarında yer etmek sizin görevinizdir. Sitenizde müşterilerinizle iletişimde bulunmak ve onlara özel teklifler sunmak için e-posta adresini almanızı sağlayacak bir yol bulmalısınız. Bilinmeyen bir yerin ortasına listelenmemiş bir telefon numarasıyla bir dükkan inşa etmeyi düşünmezsiniz. SEO’yu göz ardı etmek ve müşterilerinize sizinle iletişime geçmeleri için bir yol sunamamak da bunun çevrimiçi versiyonudur. Böylelikle sanal trafik almamanın yanında müşterilerinize de onlarla ilgilenmediğiniz mesajını vermiş olursunuz. Çevrimiçi işinizi kurarken temellerin üstesinden gelmeden sosyal medya hakkında endişelenmeye başlamayın. Müşterilerin şirketinizi bulmasını ve size para vermesini kolaylaştırırsanız sonuçları beklediğinizden çok daha hızlı  görmeye başlayacaksınız.

Apple yine zirvede

0
The Boston Consulting Group (BCG) bu yıl 10.’su hazırlanan “The Most Innovative Companies 2014–En Yenilikçi Şirketler 2014” raporunu açıkladı. BCG’nin 2004 yılından bu yana 1.500’den fazla global şirket üst düzey yöneticisinin katılımı ile gerçekleştirdiği ve ‘inovasyon’ kavramının değerlendirildiği araştırmada yöneticilerin seçimine göre şirket sıralamasına ek olarak, inovasyonda öne çıkmayı sağlayan ipuçları da yer alıyor. Apple, 2014 yılında da, en yenilikçi firma sıralamasında sahip olduğu lider konumunu korurken, listede geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi teknoloji ve telekomünikasyon şirketlerinin ağırlığı devam etti. Apple’ı Google, Samsung, Microsoft ve IBM izlerken, bu yıl ilk ellide toplam yirmi bir teknoloji ve telekomünikasyon şirketi yer aldı. Otomotiv şirketlerinin inovasyon önceliğinde düşüş gözlenirken, ilk ellide sadece dokuz otomotiv şirketi listeye girebildi. 2014 yılın en yenilikçi firmaları listesi aşağıdaki şekilde oluştu: Yapılan çalışmaya göre:
  • Inovasyonun önemi geçtiğimiz yıllardaki gibi artmaya devam ediyor.
  • Katılımcıların yüzde 60’dan fazlası inovasyon üzerine 2013’de yaptıklarından daha fazla yatırım yapmayı planlıyor.
  • Gelişmekte olan ülkelerde inovasyona verilen önemin küresel ortalamanın üzerinde olduğu gözleniyor.
  • Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’de inovasyonda ‘güçlü’ olduklarını düşünenler cirolarının %20’den fazlasını son üç yılda geliştirdikleri yeni ürün ve hizmetlerden sağlıyor.
İnovasyonda ‘güçlü’ olduklarını düşünenler ile ‘zayıf’ olduklarını düşünenlerin diğer cevapları incelendiğinde iki grubu birbirinden ayıran beş ana nokta göze çarpıyor.
  1. Üst düzey yöneticilerinin inovasyona olan desteği ve bağlılığı: Yöneticilerin yeniliğe verdiği önemin şirketin inovasyon profilini doğrudan etkilediği gözlemleniyor. En yenilikçi şirketlerde, ‘inovasyonu kim yönlendirir?’ sorusuna verilen cevapların yüzde 46’sınında CEO’ların ya da genel müdürlerin olduğu belirtiliyor.
  2. Fikir mülkiyetine odaklanma: Listede yer alan en yenilikçi şirketler fikir mülkiyetinin rekabetçi avantaj yaratmada en önemli araç olduğu konusunda ortak görüş bildiriyor. Güçlü yenilikçi şirketlerdeki katılımcıların neredeyse yüzde 70’i rakiplerini fikir mülkiyetiyle saf dışı bırakabildikleri görüşünde birleşiyor.
  3. Müşteri odaklılığı ve müşterinin inovasyon sürecine mümkün oldukça fazla dahil edilmesi: Yenilikçi şirketlerin müşteri nabzını yoklama ve müşteri geri bildirimlerini yeni ürün geliştirme sürecine en etkin biçimde dahil ettikleri gözleniyor.
  4. Etkin proje portföyü yönetimi: Yenilikçi firmaların sürekli portföylerindeki projeleri takip ettiği, uzun vadeli avantaj sağlayacak projeleri ve alanında köklü değişiklik yaratacak girişimleri önceliklendirdikleri gözleniyor.
  5. Yeni ürün geliştirme kabiliyeti: Bir şirketin yeni ürün geliştirme kabiliyetini belirleyen faktörler olarak, etkin süreç yönetimi, proje takibi ve zamanlama, şeffaf ve iyi belirlenmiş karar verme mekanizmalarının öne çıktığı anlaşılıyor.

Kısa mesaj denetimi sıkılaşıyor

0
TBMM’de görüşülen Elektronik Ticaretin Düzenlenmesine ilişkin yasa tasarısı kapsamında izinsiz olarak gönderilen pazarlama ve tanıtım amaçlı kısa mesaj (SMS) ve e-postalara denetimler sıkılaştırılıyor. Toplu kısa mesaj gönderimlerinde, bu yasa kapsamında izinsiz pazarlama yapan firma ve şahıslara büyük cezalar geliyor. Defne Telekomünikasyon Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu GSM şirketlerinin mevcut düzeni içerisinde, cezadan kurtulabilmeleri için özel filtreleme yazılımlarını kullanmaları gerektiğini belirterek: “Bu hizmetlerin altyapı sağlayıcıları olan mobil operatörlerin ve kısa mesaj kısa mesaj lisansıyla faaliyet gösteren STH’ların bu cezalara maruz kalmamaları için altyapılarında iyileştirme çalışmaları yapmaları ve önlemler almaları gerekmektedir” dedi.
Defne Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu
Defne Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu
Haliloğlu, mecliste görülen yasa tasarısı ile ilgili yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi: “Bu önlemlerin en başında hem bu hizmeti sağlayan telekom operatörlerinin hem de abonelerin filtreleme yapabilmelerini sağlayan kısa mesaj Filtreleme veya Kara Liste/Beyaz Liste gibi uygulamalar ön plana çıkmaktadır. Bu filtreleme uygulamaları sayesinde operatörler mesajı gönderen kaynağın (originating number) kendi iletişim ağları aracılığıyla izinsiz kısa mesaj gönderimini engelleyebilir ya da izin verebilirler (kısa mesaj Filtreleme). Bu filtreleme uygulamaları yurt içi ve yurt dışı kaynaklı tüm izinsiz kısa mesaj gönderimleri için geçerlidir. Filtreleme uygulamalarındaki ayarları kullanarak aboneler, istedikleri kaynaklardan gelen mesaj ve telefon çağrısını alma, istemedikleri kaynaklardan gelen iletişimleri de engelleme imkânına sahiptirler (Kara Liste/ Beyaz Liste). Aboneler filtreleme ayarlarına telefonları üzerinden kullanımı kolay bir ara yüzle veya tanımlanmış bir Web sitesi üzerinden rahatlıkla ulaşabilir ve istedikleri filtreleme değişikliklerini kolaylıkla hayata geçirebilirler” dedi. Defne Telekomünikasyon’un ürün yelpazesinde yer alan ve bu tarz izinsiz pazarlama çalışmalarında filtreleme hizmetleri sunan SMS Filtering ve Black List/White List ürünleri ile hem SMS altyapısı sunan telekom operatörlerinin hem de abonelerin istemedikleri firmalardan veya abonelerden gelen SMS ve çağrıları engelleyebileceklerini, istediklerine de izin verebileceklerini belirten Haliloğlu, “CIS ve Orta Doğu ülkelerinde hali hazırda pek çok iletişim ağında servis veren Defne SMS Filtering ile Black List/White List ürünleri sayesinde aboneler günlük iletişimlerini istedikleri gibi yönlendirebiliyorlar ve telekom operatörleri müşteri memnuniyetini arttırmış olmanın verdiği rahatlığı yaşıyorlar” dedi.

Bankalar yatırıma hazır

0
İstanbul’da gerçekleştirilen Wincor Nixdorf Uluslararası Yönetim Semineri’nde International Data Corporation (IDC) tarafından açıklanan araştırma sonucuna göre, her geçen gün yeni teknolojileri daha fazla benimseyen bankalar, 2017 yılında şube dönüşümüne 16 milyar dolarlık yatırım yapmış olacak. Wincor Nixdorf adına yürütülen IDC araştırmasının sonucu, 20 ülkeden 150 sektör uzmanının katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Yönetim Semineri’nde açıklandı. Wincor Nixdorf AG’nin küresel bankacılık faaliyetlerinden sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Jens Bohlen’in sonuçlarını açıkladığı araştırma, banka şubelerinin birer dağıtım kanalı olarak bankalar için çok değerli olduğunu, fakat köklü bir dönüşüm geçirmeleri gerektiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, şube dönüşümüne yönelik projelerin başarıya ulaşması için gereken temel faktörler, şube ağı dâhilindeki şube tiplerinin farklılaşması, iyileştirilmiş bir müşteri deneyimi yönetimi ve nakit hareketleri ile diğer standart işlemlerin hızlı ve kolay bir şekilde tamamlanması olarak sıralanıyor. “Otomasyon teknolojilerine yönelik küresel talep her geçen gün artıyor. Dünya çapındaki bankaları, dönüşüm projelerini hayata geçirme konusunda gerekli yazılımlar ile desteklemek ve çok kanallı satışlarını optimize ederken aynı zamanda müşteri deneyimlerini de iyileştirmek istiyoruz” diyen Wincor Nixdorf CEO’su Eckard Heidloff, önümüzdeki yıllarda yazılım satışlarını iki katına çıkararak orta vadede yaklaşık 600 milyon avroya ulaşmayı hedeflediklerini belirtti. Heidloff konuşmasında, aynı zamanda Diebold ve Wincor Nixdorf tarafından temelleri atılan ve sektör oyuncuları tarafından olumlu tepkiler alan ATM Güvenlik Derneği’nden (ATM Security Association) bahsetti. Derneğin hedefi, bu self servis dağıtım kanalı için güvenlik standartları oluşturmak, bilinen güvenlik tehditlerine karşı önlemler almak ve geliştirilen karşı tedbirleri dünya çapında yaygınlaştırmak. Geçtiğimiz günlerde kuruluş sürecini resmen tamamlayan dernek, geçtiğimiz hafta kurucu üyelerin Londra’daki ATMIA Güvenlik Konferansı’nda yaptığı ayrıntılı sunumdan sonra üyelik için bankalar, üreticiler ve tedarikçilerden 70 başvuru aldı. IDC araştırması: Şubelerin dijital dünyaya entegrasyonu Araştırma, şube ağının başarısı veya başarısızlığının, müşteri tarafından kabul edilebilirliğiyle doğru orantılı olduğunu ortaya koyuyor. Başarıyı garanti etmek için yalnızca şubelerin değil, çevrimiçi ve mobil kanalların da mükemmel bir hizmet sunması gerektiğine vurgu yapan çalışma, günümüzde şubelerin, müşterilerin her geçen gün daha fazla zaman geçirdiği ve bankacılık işlemlerini yürüttükleri dijital dünyaya bütünüyle entegre olması gerektiğini belirtiyor. IDC’ye göre bu, pek çok banka için zorlu bir süreç anlamına geliyor, fakat aynı zamanda pek çok yeni iş fırsatını da beraberinde getiriyor. Şube altyapısı geliştikçe müşteri memnuniyeti de deneyimle sabit olarak artırıyor. Yazılım ATM’lerde işlem kolaylığı sağlıyor Wincor Nixdorf Türkiye Genel Müdürü Hakan Özçubukçu tarafından sunumu yapılan iki yazılım projesinin odak noktası ise müşteri odaklılık oldu. Halkbank ve Wincor Nixdorf ekipleri, ortak yürütülen yeni projelerinde ATM’lerdeki arayüzlerin optimizasyonu üzerine çalışıyor. Yaşı ilerlemiş olan müşterilerinin ekrandaki yazıları daha kolay okuması için müşteri panelini genişletmek üzere yola çıkan bir banka, aynı zamanda Wincor Nixdorf’un ProFlex yazılımını kullanıyor. Bu yazılım, bankaların self-servis sistemlerindeki hizmetleri ve hizmet ekranlarını özelleştirmelerini ve bu sayede ara bağlantı hizmet operatörlerinden kaynaklanan yükleme sınırlamasından kurtulmalarını sağlıyor. Tek ATM’ler ile merkezi bilgisayar arasındaki iletişimi en aza indirgeyen ProFlex, böylece bankanın ağ maliyetlerini de düşürüyor. Garanti Bankası da şu anda farklı üreticilerden temin ettiği 4000 farklı ATM’sini bankanın çok kanallı mimarisiyle entegre etmek için ProFlex yazılımını kullanıyor. Özçubukçu’ya göre ProFlex, “bankanın ATM ağının tamamında yeni işlevler sunmasına yardımcı oluyor.”

İzmir Hosting Festivali için hazır

0
İnternet sektörünün en önemli yapı taşlarından olan hosting sektörünün önemi her geçen gün hem ülkemiz hem de dünyamız için artan bir ivme ile devam ediyor. Bu sektörde kalıcı olmak isteyen Türk hosting şirketleri müşterilerine yoğun bir rekabet ortamında kesintisiz hizmet vermenin ağırlığını ve sorumluluğunu omuzlarında taşyor.   Bu nedenle ülkemizin hosting sektörünün daha da geliştirilmesi için yola koyulan ve sektör temsilcilerinin değerli katkılarıyla ilki İstanbul’da 100’den fazla firma ve 400’e yakın katılımcı ile yapılan Hosting Festivali rotasını Ege’ye çeviriyor.   Türkiye hosting sektörünün uzman isimlerinden Selçuk Saraç’ın moderasyonunda gerçekleştirilecek etkinlik ile sektörün sorunları, çözüm ve güçlenme yolları ile birlikte, firmalar arası kurulacak yakın ilişkiler sektör standartlarının üst noktalara taşınması planlanıyor.   Konu hakkında açıklama yapan Selçuk Saraç, “Sektörü daha kaliteli ve dünya standartlarında bir noktaya çekmeyi kendine misyon edinmişHosting Festivali’nin ikincisinin gelecek sene yapılmasını planlıyorduk. Fakat ilk Hosting Festivalinden sonra gelen yoğun istek ve talepler bizleri Hosting Festivali’ni Workshop şeklinde şehir şehir dolaştırmaya yetecek kadar güç ve azim verdi. Bu yolculuğun ilk adımını da İzmir Workshop ile yapacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. İlerleyen günler de Ankara ve Güney bölgemize kapsayacak bir şehrimizde olacak şekilde yılda 4 kez organizasyon planlıyoruz. Hosting Festivali İzmir Workshop’da değerli katılımcılarımız ilkine göre daha fazla pratik çalışma şansı bulabilecek, teknik anlamda daha da doyurucu olacak” şeklinde konuştu.

IAS, 25. yılını kutladı

0
  İstanbul Beşiktaş’taki Shangri La Bosphorus Hotel’de gerçekleştirilen toplantıya, iş ve teknoloji dünyasının temsilcileri ile akademisyenlerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 300 kişilik bir davetli topluluğu katıldı. IAS Holding’in Almanya ve Dubai’deki operasyonlarından temsilciler de lansman katılımcıları arasındaydı.  IAS’nin kuruluşundan itibaren alanında pek çok teknolojik yeniliğin öncüsü olduğunu vurgulayan IAS CEO’su Behiç Ferhatoğlu, “Ulusal ve uluslararası alanda elde ettiğimiz bu güçlü konumu, yıllar içinde teknolojik üstünlüğümüze deneyimli kadrolarımızın hizmet kalitesini ve farklı sektörlere ilişkin bilgi birikimimizi de ekleyebilmiş olmamıza borçluyuz. Hizmet ve ürünlerimizin kalite çıtasını giderek artan bir ivme ile yükseltmiş olmaktan gurur duyuyoruz” dedi. IAS’nin kurumsal kaynak planlama yazılımı caniasERP’nin 25 ülkede, 12 ayrı dilde aktif olarak kullanıldığını belirten Ferhatoğlu, yurtdışı operasyonlarını Almanya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ofislerinin yanı sıra 14 ayrı ülkedeki iş ortakları aracılığıyla sürdürdüklerini anlattı; Türkiye’de ise İstanbul, Ankara ve İzmir’de ofisleri ve Türkiye’nin farklı illerinde 19 çözüm ortağı bulunduğunu kaydetti. IAS Türkiye’nin çeyrek yüzyıldır üstün hizmet ve kalite anlayışı ile Türkiye’nin orta ve büyük ölçekteki firmalarının küresel pazarda rekabet edebilecek konuma erişimine katkıda bulunduğunu anlatan Ferhatoğlu, “Kaynakların verimli kullanılmasının yalnızca şirketlere değil ülke ekonomisine ve küresel ekonomiye katkısının da farkındayız” dedi.

Mobil iş kuranlara 5 önemli tavsiye

0
Twitter geçen hafta San Francisco’da Twitter Flight adını verdiği ilk mobil geliştirici konferansını düzenledi. Şirketin CEO’su Dick Costolo da etkinliğin başında sahne alarak hata düzeltmeleri, hayran kitlesi oluşturma ve başarılı bir uygulama geliştirmede karşılaşılabilecek zorluklardan bahsetti. Costolo; ‘‘Amacımız Twitter için en iyi olanı değil, geliştiricilerin nasıl daha verimli olacağını bulmak olacak’’ diye konuştu. İşte bu etkinlikte mobil uygulama geliştirenlere verilen tavsiyeler;
  1. Çökme raporlarını analiz edin: Eğer uygulamanız çökerse bu sadece sorunu yaşayan kullanıcıyı etkilemekle kalmayacaktır. Kullanıcı uygulama mağazasında 1 yıldız verdiği takdirde bu durum tüm işiniz için olumsuz sonuçlar doğurabilir.
  1. Kullanıcı geri bildirimleri alın: Uygulamanızı Apple veya Android mağazasında yayınlanmadan önce gerçek insanların yeterince denediğine emin olmalısınız. Beta testleri bunun içindir.
  1. Bir büyüme planı belirleyin: Başarılı bir uygulama geliştirmekte onun nasıl daha çok kullanıcıya ulaşacağını ve kullanıcıları nasıl içeride tutacağını belirlemek hayati önem taşır.
  1. Uygulamanızdan para kazanın: Fabric, MoPub ile yaptığı partnerlik ile geliştiricilere uygulamalarından para kazanma şansını sunuyor. Hizmetleri arasında direk reklamları yönetme, en yüksek getirili reklam ağını seçme ve reklam verenlerin uygulamalar üzerinde reklam göstermek için teklifler verdiği MoPub marketinde yer alma imkanı sağlama bulunuyor.
  1. Kayıt olmayı kolay hale getirin: Mobil uygulamalar üzerinden kayıt olmak için e-posta adresi ve şifre istemek en temel yöntem olsa da bu şifreleri daha sonra hatırlamak oldukça zor hale geliyor. Facebook ve Twitter hesaplarıyla giriş yaptırma yavaş yavaş popülerleşmeye başlasa da kişisel bilgilerini paylaşmaktan bıkan kullanıcılar bunu tercih etmeyebiliyor.
Muhtemelen bu tavsiyelerin hepsini bildiğinizi düşünebilirsiniz, haklısınız. Ancak altı çizilmesi gereken, bu kadar basit yaklaşımların Twitter tarafından bir strateji olarak sunulması. Önemli olanise  bu stratejileri uygulamak için doğru bir iş planı kurmak.

Tayvan’da 4G abone sayısı 1,7 milyona ulaştı

0
Tayvanlı telekomünikasyon şirketleri 2014 yılının Mayıs ayında hizmete sundukları 4G servisinde toplam 1,7 milyon müşteriye ulaştı. National Communications Comission’nun (NCC) verilerine göre toplam 4.920 istasyonun hizmet verdiği ülkede mobil ağ operatörlerinin kurulumu için başvurduğu 12.300 LTE istasyonundan 10.300’ünün planları da onaylandı. CommsUpdate’in eski raporlarında işaret ettiği üzere ülkenin ilk 4G ağı Chunghwa Telecom tarafından Mayıs 2014’de devreye sokulmuş, rakipleri Far EasTone ve Taiwan Mobile Company de 4G ticari servislerini Haziran 2014’ün başlarında açmışlardı. Türkiye açısından 4G servislerine baktığımızda mevcut GSM operatörlerinin yoğun şekilde planlama ve yatırım analiz çalışmaları sürdürdüklerini biliyoruz. Pazardaki üç GSM operatörü de geçtiğimiz yıllardan başlayarak 4G teknolojisi için çeşitli demolar ve testler yapmaya devam ediyorlar. Ancak Türkiye’de hâlâ 4G frekans ihalesi yapılmış değil ve bu ihalenin 2015 yılının sonuna doğru yapılması bekleniyor. Bu durumda 2016 yılından önce Türkiye’de 4G servisinin devreye girmesini beklemek pek mantıklı görünmüyor. Öte yandan Türkiye 3G teknolojisine de geç girmekle beraber hızlı bir yaygınlaşma abone sayısını arttırmıştı. BTK’nın yayınladığı 2014 2. Çeyrek dönem raporuna göre Türkiye’de 53,3 milyon 3G abonesi bulunuyor ancak bu abonelerin tamamının 3G servisini aktif şekilde kullandığını söyleyemeyiz. Tahminimiz Türkiye’de 4G servisleri başladığında tüm akıllı cep telefonu kullanıcılarının yüzde 90’a yakını 4G servislerini kullanmaya hazır olacaklar ve GSM operatörlerinin 4G servisini yaygınlaştırma hızına paralel olarak ülkemizde 4G servisi kullanıma büyüyecek.

Hızlı şarj teknolojiyi yeniden şekillendirecek

0
Singapur’daki Nangyang Technological University’den (NTU) araştırmacılar yüzde 70 şarj seviyesine sadece iki dakika içinde gelebilen yeni bir lityum iyon pili geliştirdi. Cep telefonlarının ve elektrikli arabaların birkaç dakika içinde şarj olmalarını sağlayacak bu teknoloji aynı zamanda günümüzdeki bir lityum iyon pilinin ömrünün yaklaşık 20 katına denk gelen 10.000 şarj/deşarj döngüsü ömrüne sahip olacak. Belki de en heyecan verici gelişmeler ise NTU’nun bu yeni Li-on teknolojisinin patentini almış olması, günümüzdeki pil üretim işlemleri ile uyumlu olması ve “endüstrinin ilgisini çekmiş olması”. Geliştirilen pek çok lityum iyon pilinin aksine bu pil piyasaya birkaç yıl içinde çıkabilir. battery Pek çoğumuzun farkında olduğu gibi modern yaşam (belki biraz sinir bozucu veya üzücü bir şekilde) pillere ayrılmaz bir şekilde bağlı. Bir cihazın pil ile ne kadar süre dayanabildiği ve ne kadar şarj süresi gerektirdiği iş ve sosyal yaşamımızın pek çok kısmına doğrudan etki ediyor. Bu durum giyilebilir teknolojiler, elektrikli araçlar ve nesnelerin interneti ile daha da kötüye gidecek. Pil teknolojilerinde zaman zaman gelişmeler görebilsek de hala 1991 yılında Sony tarafından ticarileştirilen lityum iyon pil teknolojisine büyük oranda bağımlıyız. NTU’nun bu inanılmaz ömürlü çok hızlı şarj olan yeni teknolojisi acil ihtiyacımız olan büyük devrim olabilir. Chen Xiaodong ve arkadaşları tarafından geliştirilen NTU’nun yeni pili standart lityum iyon pillerin grafit anodunu titanyum dioksit (TiO2) nano tüpleri ile değiştiriyor. Haberimiz olmasa da ucuz ve bol bulunan ve titania olarak da duymuş olabileceğiniz bu kimyasal madde görünen o ki lityum iyonlarını ve dolayısıyla elektrik akımını depolamada oldukça başarılı. Nano yapılı bir jel kullanmak anodun yüzey alanını ve dolayısıyla çok fazla lityum iyonu tutma yeteneğini kat kat arttırmış. Böylece hızlı şarj olabilme yeteneği yanısıra 10 bin kez şarj olma özelliği sağlanmış. tio2 Gelecek 2-3 yıl içinde bu teknolojinin yaygın şekilde kullanılması durumunda mobil cihazlarımızı hatta elektrikli araçlarımızı yine şarj etmek zorunda kalacağız ancak bu işlem için saatlerce beklemek yerine bir kaç dakika içinde tamamlanabilecek. Gündelik hayata doğrudan etkisi olacak bu teknoloji aynı zamanda havacılık, robotik endüstrisi, savunma sanayi, sağlık gibi pek çok farklı alanda enerji sıkıntısı yüzünden hayata geçemeyen pek çok projenin de tekrar ele alınması için bir fırsat doğuracak. Bir süre daha şarj adaptörlerine ihtiyacımız devam edecek ama görünen o ki artık onlar ile daha kısa süreli ilişkiler yaşayacağız.

Galata Business Angels 3. Kez Buluştu

0
GBA Investor Meetup, bu yıl ilk kez yerel potansiyeli harekete geçirmek amacıyla İstanbul Kalkınma Ajansı’nın (İSTKA) 2014 Yenilikçi İstanbul Mali Destek Programı desteği ile Ulusal/Uluslararası Mentorluk ve Melek Yatırımcı Ağı Oluşturulması Projesi kapsamında düzenlendi. Gold sponsorluğunu Microsoft’un, Platin sponsorluğunu TEB ÖZEL Melek Yatırım Platformu ve TEB Girişim Bankacılığı ile Koç Holding ve Koç Üniversitesi ortaklığında kurulan İnventram’ın üstlendiği GBA Yatırımcı Buluşması, Intel Türkiye, Arya Women’s Investment Platform ve 26 milyon kullanıcısıyla Türkiye’nin en büyük internet portalı olan Mynet’in Silver sponsorluklarıyla yatırımcıları bir kez daha bir araya getirdi. Yabancı yatırımcıların Türkiye’yi yakından tanımalarına fırsat veren, Türk ve yabancı yatırımcılar arasında diyalog ortamı yaratan etkinlikte, Woto, Ustaeli, Insider, Prisync, Hızılıçeviri ve Joyfoodz gibi GBA üyelerinin yatırım yaptığı girişimler de sunum yaparak görücüye çıktı. Konferansın açılış konuşmasını yapan GBA Başkanı ve 26 milyon kullanıcıyla Türkiye’nin önde gelen internet mecralarından Mynet’in Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli, GBA’nın kurulduğu 2011 yılından bu yana yatırım desteği arayan toplam 1500 girişimden başvuru aldıklarını ve bu girişimlerden 600’üyle birebir görüşmeler yaptıklarını dile getirdi.  Seçim sürecinde 110 girişimciyle görüşme yaptıktan sonra 12 tanesine toplam 5 milyon TL civarında yatırım yaptıklarını belirten Kurttepeli, bunlardan dördünün GBA dışındaki firmalardan ikinci yatırımlarını aldıklarını ve ikisinin de başarılı bir şekilde yurt dışına açıldıklarını anlattı. Kurttepeli, “MENA bölgesinin en büyük internet ekosistemlerinden birini oluşturan bir ülke olarak, yerel kimliğimizi öne çıkararak bölgesel kalkınmaya odaklanmalıyız. İyi ekosistemlerin ve bizim gibi güçlü oyuncuların birinci görevi, bölgenin güçlü yanını ortaya çıkarmaktır” diyerek sözü, “Savaş Hikâyeleri: Gelişmekte Olan Ülkelerde Girişimlere Değer Biçme ve Çıkış Fırsatları” başlıklı panelin moderatörü ve Suudi Arabistan-Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde Yeni Girişimler Startup Hızlandırma Bölümü Yöneticisi olan Ozan Sönmez’e bıraktı. Yalnızca globalde büyümeye odaklanmak yerine girişimcinin ve yatırımcının kendi ülkesinde uzun vadeli değer yaratması ve yeni ekonominin yerelde güçlendirilmesi gerektiğini belirten Sönmez, gelişmiş bir yatırım ve girişimcilik kültürünün yerelde oluşması için ne yapılabileceğini ve başarılı bir çıkış stratejisinin püf noktalarını konuşmacılara sordu. Pozitron adlı şirketini bu yılın Şubat ayında 100 milyon dolara Monitise’a satarak büyük bir çıkış ve büyüme fırsatına imza atan, aldığı sayısız ödüllerle Türk girişimci ve yatırımcıları gururlandıran Pozitron Kurucusu, Monitise MEA Genel Müdürü Fatih İşbecer, konuyla ilgili şöyle konuştu: ”Artık girişimcilik, gençlerin zihninde müthiş bir kariyer alternatifi olarak yer etmiş, zihinlerde oturmuş durumda. Şimdi özel şirketler ve kamu kurumları da oyuna dahil olmalı ve hep birlikte güçlü bir devlet desteğini harekete geçirmeliyiz. Önümüzdeki 5-10 yılı yeni ekonomi ve girişim-yatırım ekosistemi konusunda kurumları eğitmeye ayırmalıyız. Bireysel ve kurumsal düzeyde de, Türkiye’den ve komşularımızdan çıkan girişimcilerin ürün ve hizmetlerini kullanarak bölgesel kalkınmaya destek olmalıyız. Girişimciler ise yatırım kovalamak yerine, çok çalışıp sektörü öğrendikten sonra şirketin geleceği için her şeyi doğru yapmaya çalışırsa ve biraz da şanslıysa, doğru yatırım ve çıkış fırsatları zaten önlerine gelecektir.” MENA bölgesinin ilk teknoloji girişim sermayesi fonu olan Accelerator Technology Holdings Kurucusu ve CEO’su Fawaz Hatim Zu’bi de İşbecer’i destekleyerek Ürdün’den bir örnek verdi. Ürdün Kralı başta olmak üzere devlet kanallarının teknoloji ve BT sektörüyle ilgili karar verme ve gerekli yasal altyapıyı hazırlama süreçlerinde çok etkili olduğunu belirten Hatim Zu’bi, üst düzeydeki karar vericilerin yeni ekonomiye yönelik yoğun ilgisinin tüm ülkeyi olumlu yönde etkileyerek dünya görüşünü dönüştürdüğünü, fiziksel sınırlarla birlikte zihinsel sınırları da ortadan kaldırdığını vurguladı. Devletin iş dünyasını ve girişimcilik potansiyelini belirli bir yönde yönlendirmeden yalnızca gerekli zemini sağlaması gerektiğini savundu. Özellikle enerji, doğal kaynaklar ve teknolojik inovasyon alanlarındaki girişimlerin gelişmesini destekleyen ve 2001 yılından beri dört ülkedeki ofisleri aracılığıyla 16 şirkete yatırım yapan Grupo Arcano’nun Kurucusu ve Başkanı Alberto Chang-Rajii ise, “22 yaşında ilk yatırımını Silikon Vadisi’nde yapan ve dört farklı bölgede yatırımları olan bir şirketin kurucusu olarak yatırım konsantrasyonumu tek bir ülke üzerinde toparlamak istemiyorum. Bence inovasyon Türkiye’den de çıkabilir, Çin’den de” dedi. Etkinliğin ikinci ve son oturumu ise, geçtiğimiz yıl Amerika’da en aktif network seçilen ve GBA’nın yakın zamanda işbirliği anlaşmasına imza attığı Houston Angel Network’ün Genel Müdürü Juliana Garaizar’ın moderatörlüğünü üstlendiği “Amerika, Avrupa ve Gelişmekte Olan Ülkelerde Yatırım Trendleri” başlıklı panel oldu. Özellikle ABD ve EMEA bölgesindeki bilişim ve telekom girişimleri konusunda tecrübeye sahip Vaelsys’in Ana Yatırımcısı ve Sofia Business Angels Üyesi Marcel Dridje ve Chilton Capital Management’ın varlık ve portföy yönetimi sektörlerinde sürdürülebilir ve dönüşümcü stratejiler oluşturmaktan sorumlu Baş Stratejisti Ann DeRosa’nın da konuşmacı olarak katıldığı panelistlerden biri de Houston Angel Network’ün Yönetim Kurulu Başkanı David Steakley oldu. Steakley, ABD çıkışlı bir yatırımcı ağı olarak yatırım fırsatlarını ABD’de aramaktansa gelişmekte olan ülkelerdeki fırsatlara eğildiklerini söyledi. Zeus + Dione Kurucu Ortaklarından, aynı zamanda Endeavor Yunanistan’ın Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mareva Grabowski ise, konuşmasında Türkiye ve Yunanistan gibi yeni ekonominin gelişmekte olduğu ülkelerdeki en büyük yatırım sorununun sermaye eksikliği olduğunu belirtti. Yunanistan’da tarım, teknoloji, turizm ve insan sermayesine odaklanan bir şirket olarak, sektörde daha fazla risk sermayedarı ve özel sermaye şirketleri görmek istediklerinin altını çizdi.

E-kitap pazarı henüz yeterince büyük değil

0
Küresel e-kitap endüstrisi 8,5 milyar dolarlık hacmiyle 53,9 milyar dolar büyüklüğe sahip basılı kitap endüstrisinin oldukça gerisinde. Dijital okuma devrimindeki büyüme de 2013 yılında oldukça dikkate değer bir gerileme yaşayarak yüzde 5’te kalmıştı. 2012 ve 2013 yılları arasında duraksayan gelirler de 3 milyar doların biraz üzerinde. İnsanlar tozlu baskı kitaplarını elektronik cihazların istilasına tercih ediyor olabilir mi? Amerikalı internet kullanıcılarının yüzde 46’sı sadece basılı kitap okurken yalnız e-kitap okuyanların oranı sadece yüzde 6. Öyle görünüyor ki kitap dükkanlarının ölümüne henüz var. Öte yandan ülkemizde son günlerde babil.com‘un Calibro e-kitap okuyucular için yürüttüğü pazarlama kampanyası da büyük şehirlerimizde dikkat çekiyor. Özellikle e-kitapların eğitim açısından sağladığı imkanlar göz önüne alınırsa umuyoruz ki ülkemizde bu sektör büyür zira bu sektörün potansiyeline olan inancımız devam etmekte ve gelecek yıllarda e-kitapların ekonomik hacim olarak bir sıçrama yaşamasını bekliyoruz. İstatistik servisi Statista’nın e-kitap sektörü ile alakalı yayınladığı infografiği aşağıda bulabilirsiniz.

Türk Telekom Avrupa’dan vazgeçmiyor

0
Türk Telekom,  Avrupa Telekomünikasyon Operatörleri Birliği’nin Yönetim Kurulu Üyeliğine ikinci kez seçildi. Geçtiğimiz günlerde Avrupa için «Dijital Düşün» gündemini duyuran ETNO, Avrupa’da regülasyonu ve üyeleri için ticari ortamı şekillendiriyor. ETNO’dan alınan bu güvenoyu Türk Telekom’un uluslararası arenadaki liderliğinin kanıtı oldu. “Avrupa’da telekomünikasyon sektörünü şekillendirenler arasında bir Türk şirketi olması büyük önem taşıyor” Türk Telekom CEO’su Rami Aslan, şirketin Avrupa Telekomünikasyon Sektöründe söz sahibi olmasının önemine değinerek, “Türk Telekom ailesinin, Avrupa kıtasının telekomünikasyon alanındaki politikasını şekillendiren şirketler arasında yer alması, Türkiye adına taşıdığımız çok kıymetli bir sorumluluk. Türk Telekom, sadece Avrupa’da değil GSMA ve SAMENA gibi küresel ve bölgesel platformlarda da aynı anda söz sahibi olan tek Türk şirket olarak önemli bir rol üstleniyor” dedi. Avrupa önümüzdeki beş yıl içinde dijital dönüşümde 3 trilyon Avro’luk yatırım hacmine ulaşacak Aslan, internetin beraberinde getirdiği rekabet ve telekomünikasyon sektörünün çok segmentli yapısı karşısında, gelecek için yeni bir ekonomik model ihtiyacı doğduğunun altını çizerek şunları söyledi: “Avrupa’nın dijital dönüşümü için yapılacak yatırımların yaklaşık 3 trilyon Avro’luk bir ekonomi yaratacağı tahmin ediliyor. Bu hem Türkiye hem de Avrupa telekomünikasyon sektörü için çok büyük bir fırsat ve parlak bir geleceği tarif ediyor. Türkiye’nin en değerli markası olarak ülkemizin dijital dönüşümünü gerçekleştirmeyi önceliğimiz olarak belirledik. Bu hedefle ilerlerken uluslararası yeni iş modelleri ve yaklaşımları geliştirmeye devam edeceğiz.” ETNO Yönetim Kurulu Başkanı Luigi Gamberdella: “Türkiye ve Türk şirketleri daha güçlü bir Avrupa geleceği resminde yer almalı” Bölgedeki yetkinliği ve etkisiyle Türk Telekom’un tekrar seçilmesinden dolayı memnuniyet duyduklarını belirten ETNO Yönetim Kurulu Başkanı Luigi Gamberdella “ETNO temsili AB sınırlarının ötesine geçiyor. Türk Telekom’un yönetim kuruluna tekrar üye olarak seçilmesinden memnuniyet duyuyoruz; Çok değerli katkıları sektörümüzün geleceği ve politikalar hakkında daha etraflı bir bakış açısını benimsememize yardımcı oluyor. Türkiye ve Türk şirketleri daha güçlü bir Avrupa geleceği resminde yer almalıdır” dedi.

Türk Hava Yolları uygulaması yenilendi

1
Monitise (eski adıyla Pozitron), Türk Hava Yolları’nı mobilde bambaşka bir görsel deneyime taşıdı. Monitise’ın uçtan uca geliştirip tasarladığı yeni Türk Hava Yolları uygulaması, değişen müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı ve verimli yanıt verirken, aynı zamanda kullanıcıların hava yolu şirketlerinin mobil uygulamalarına bakışını tamamen değiştirecek nitelikte. Android, iOS ve Windows Phone platformlarında çalışan yeni THY mobil uygulaması kullanıcılara bilet satın alma, check-in yapma, Passbook’tan mobil biniş kartı oluşturma, koltuk seçme, uçuş bilgilerine erişme, bagaj takibi yapma, favori havalimanları listesi oluşturma, promosyonlardan haberdar olma ve Türk Hava Yolları’nın sadakat programı Miles & Smiles’a kayıt olup avantajlarından yararlanma imkânı tanıyor. Türk Hava Yolları’nın yine Monitise tarafından yenilenen mobil web sitesi de, kullanıcılara 360 derece bir deneyim sunarak hayatı kolaylaştırıyor. Uygulamada öne çıkanlar Yeni konsept ile kullanıcılar telefon rehberlerinde yer alan kişilerin bilgilerine erişip onlar için rezervasyon yapabiliyor ve bilet satın alabiliyor. Yapılan rezervasyonlar mobil takvime eklenebiliyor ve kullanıcıya hatırlatılıyor. Uygulamada öne çıkan animasyonlar ise iPhone, Android ve Windows Phone kullanıcılarına çok daha görsel bir deneyim sunuyor. Kullanıcılar bir uçuş seçtiklerinde harita üzerinde kalkış ve varış noktalarını gösteren bir animasyon görüyorlar. Gerekli bilgilerin doldurulmasının ardından uçuş özeti, hava durumu ve varış noktasını barındıran bir animasyonla da sergileniyor. iPhone, Android ve Windows Phone uygulamasında ana menü, uygulamaya giriş saatine göre gece ya da gündüz görünümüne bürünüyor. Monitise MEA CEO’su Fatih İşbecer, yeni THY uygulaması ile ilgili şunları söylüyor: “2009 yılından bu yana Türk Hava Yolları ile mobil teknolojiler alanında iş birliği halindeyiz. Türk Hava Yolları için 2009 yılında ilk mobil uygulamalarını tasarlayıp geliştirmiştik. Hatta THY iOS uygulamasında Passbook entegrasyonu sunan, dünyadaki ilk havayolu şirketleri arasında yer almıştı. Havayolu uygulamalarındaki tüm deneyimimizi ve uzmanlığımızı Türk Hava Yolları’nın bu yeni mobil konseptine uygulamaktan büyük bir mutluluk duyduk. Sonuç olarak ortaya Türk Hava Yolları’na yakışır bir uygulama çıktı.”

ABD halkı şirket casusluğundan korkuyor

0
Amerikan Hükümeti ve teknoloji şirketleri gizlilik savunucularının kızgınlıklarını arttırıyor. Öte yandan ABD meclisinin Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) veri toplamasını engellemek için bir şey yapmamasına rağmen halkın tepkisini daha çok özel şirketler alıyor. Daha bu hafta içinde, Bing aramaları sonuçlarını geliştirmek için konum bilgisini almasına rağmen, Apple yeni Spotlight’ın kullanıcıları takip etmediği konusundaki endişeleri yatıştırmak zorunda kaldı. Gerçekten de yapılan yeni bir araştırmaya göre Amerikalılar casusluk yapan şirketlerden casusluk yapan devlete göre daha çok korkuyorlar (ancak aralarındaki fark çok az). Toplamda Amerikalıların yüzde 82’si şirketlerden korkarken, yüzde 74’ü devletten korkuyor. graphic Veriler Chapman University’nin ‘Amerikalıları korkutan her şey’ anketinde ortaya çıktı. İnternet korkularının yanı sıra Amerikalıların yüzde 65’i aynı zamanda topluluk önünde konuşmaktan da korkuyor – bu da daha fazla Amerikalının topluluk önünde konuşmaktan ziyade internet gizliliğinden çekindiği anlamına geliyor. Konuyla alakasız ancak ilginç bir bilgi olarak: Amerikalıların yüzde 20’si bir şekilde palyaçolardan korkuyor. Araştırmanın detayına buradan ulaşabilirsiniz.