Alibaba Grubu’nun bünyesinde yer alan uluslararası e-ticaret platformu Alibaba.com’un Türkiye’deki iş ortağı E-Glober, şimdi aynı zamanda Alibaba Cloud’un da Türkiye’deki yetkili tek iş ortağı oldu. Alibaba Cloud’un güçlü bulut bilişim yetkinlikleriyle uluslararası altyapısını bir araya getiren bu genişletilmiş iş birliği, Türk şirketlerinin dijital dünyaya entegre olmalarını ve dünyaya açılmalarını kolaylaştıracak oldukça önemli bir gelişme.
Bulut sistemine geçiş oranı giderek hızlanan Türkiye’de, herkese açık olan bulut bilişim piyasası IDC’ye göre 96.93 milyon dolar değerinde. Bölgede giderek güçlenen bağlanırlık ve artan ticari faaliyetler, bulut bilişim teknolojisiyle donatılmış Türk şirketleri için büyüme fırsatları sunuyor. Alibaba Cloud’un uluslararası altyapısından yararlanan Türk şirketleri, uluslararası faaliyetleri desteklemek ve küresel ticaretteki rekabet gücünü arttırmak için coğrafi erişimini genişletebilecek.
Yeming Wang, Alibaba ve E-Global ortaklığı hakkında konuştu
Alibaba Cloud Uluslararası Genel Müdür Yardımcısı Yeming Wang, Alibaba Cloud’un her zaman geleceğe yönelik ve dayanıklı teknolojilerinin faaliyet gösterdikleri pazarlara dahil edilmesi konusunda taahhüdü olduğunu belirtti ve sözlerine devam etti;
“Eksiksiz bir bulut bilişim çözüm yelpazesini E-Glober’ın yerel pazardaki uzmanlığıyla bir araya getirerek, Türkiye’de her ölçekten şirketin tercih ettiği bir bulut hizmeti sağlayıcısı olmayı amaçlıyoruz. E-Glober gibi bilgi sahibi ve iyi bağlantıları olan yerel ortaklarla çalışmak, dil ve kültürel bariyerleri aşmamıza yardımcı olurken, Alibaba Cloud’un pazardaki konumunu güçlendirecek ve Türk şirketlerinin dünyaya açılmalarına ve dijital çağın fırsatlarını yakalamalarına fırsat sunacak.”
E-Glober CEO’su Orkan Aytulun, Türk şirketlerinin bulut bilişimin tüm özelliklerinden yararlanmaları konusunda büyük hedefleri olduğunu belirtti ve sözlerini sürdürdü; “Bu motivasyonu görmek, bize cesaret verdi. Oldukça etkili ve etkin uluslararası bulut hizmeti sağlayıcısı Alibaba Cloud ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğimiz sayesinde, büyük potansiyele sahip Türk pazarına sunacağımız son teknoloji bulut ürünlerine ve hizmetlerine yönelik giderek artan talebi karşılayacağız.”
İş birliğiyle her ölçekteki Türk şirketi, Alibaba Cloud’un kapsamlı bulut bilişim ürünleri yelpazesinde yer alan elasticcomputing, veri tabanı hizmetleri, ağ oluşturma, güvenlik, orta katman yazılımları, analizler ve büyük veri gibi hizmetlere erişebilecek. Bu çözüm portföyü, çevrimiçi perakende, multimedya ve oyun da dahil olmak üzere birçok sektörden yerli şirketin artan ihtiyaçlarını karşılayacak.
Özellikle, Alibaba Cloud Elastik Bilişim Hizmeti, Türk şirketlerine bulut uygulamaları sırasında daha kısa bekleme süreleri sunarak daha hızlı sonuçlar elde etmelerine ve gerçek zamanlı taleplere göre kapasite ölçeklendirmelerine imkan tanıyacak. Bu hizmete erişim özellikle, internette faaliyet gösteren şirketlerin ve KOBİ’lerin maliyet tasarrufu elde etmelerinde, inovasyon süreçlerini hızlandırmalarında ve piyasaya daha hızlı ürün sunmalarında önemli rol oynayacak.
KAIST ve Hanwha arasında kurulacak olan yeni ortaklık ile yapay zekalı otonom silahlar geliştirilecek. BM gelecek hafta yapacağı toplantıda, yapay zekalı otonom silahlar için çağrıda bulunacak.
Yapay zekalı otonom silahlar endişeye neden oluyor
Kore İleri Teknoloji ve Bilim Enstitüsü (KAIST), savunma üreticisi Hanwha Systems ile ortaklık kuracağını duyurdu. Kurulacak olan bu ortaklık, yapay zekanın silahlarda kullanılacağı anlamına geliyor. Bu haberlerden sonra dünyanın dört bir yanındaki akademisyenler, KAIST’in Güney Kore’nin en büyük silah üreticisi ile işbirliği yapmasını boykot için çağrıda bulundu.
KAIST ve Hanwha arasındaki işbirliğinde ana hedefte “askeri silahlara uygulanacak yapay zeka teknolojileri geliştirmek” için “Ulusal Savunma ve Yapay Zeka Yaklaşım Araştırma Merkezi” kurulması var.
Tüm bu gelişmelerin ardından, BM otonom silahları tartışmak üzere gelecek hafta Cenevre’de toplanacak. BM’den 20’den fazla ülke, katil robotlar üzerinde tam bir yasak oluşturmak için tekrar bir çağrıda bulunulacak.
New South Wales Üniversitesi’nden Toby Walsh yaptığı açıklamada “Askeri bağlamda da dahil olmak üzere hayat kurtarmak için yapay zeka ile yapabileceğiniz pek çok harika şey var. Ancak amacın açık bir şekilde otonom silahlar geliştirmek olduğunu ve bunun gibi bir ortaklığın büyük bir endişe kaynağı olduğunu” söyledi.
Apple, Apple Pay için Brezilya’da yerel bir banka ile Itaú ortaklık kurdu. Apple Pay ile Itaú ortaklığı ödeme noktalarını hızlı bir hale getirecek.
Apple Pay Brezilya’da!
Apple geçtiğimiz günlerde, Brezilya’daki mobil ödeme ve dijital cüzdan hizmetini yerel banka Itaú ortaklık kurdu. Yerel banka ile kurulan ortaklık sayesinde, ülke genelinde 1.2 milyon kullanıcıya ulaşılması hedefleniyor. 90 gün ile sınırlı olarak, uygulama kullanıcılarına özel indirimler sağlanacak. Süper market zincirleri, restoranlar, perakendeciler gibi yerlerden yapılacak alışverişlerde kullanıcılar indirimden faydalanabilecek.
Anlaşmanın bir parçası olarak, Itaú müşterileri de Apple ürünlerinin satın alınmasında indirimlerden faydalanabilecek. Itaú’a göre ortaklığın ana hedefi, perakende satış noktalarında ödeme gecikmeleri gibi sorunları ortadan kaldırmak.
Yaklaşık 60 milyon müşterinin bir müşteri tabanına sahip olan banka için ilk hedef 1.2 milyon kullanıcıya ulaşmak.
Apple’a göre, ülke çapındaki tüm satış noktalarının yüzde 67’si hızlı ödeme işlemlerine başlamaya hazır. Böylelikle Brezilya, Apple’ın Pay sisteminin başlatldığı 21. ülke olacak.
Veri merkezi konusunda yaşanan en büyük sorunlardan biri, sürekli çalışma ile yüksek derecede ısı açığa çıkması oluyor. Yeni bir çalışma, veri merkezi ile evlerin ısıtılmasını mümkün hale getiriyor.
Veri merkezi ısısı evlere dağıtılacak
Stockholm veri merkezinin ısı değiştiricileri, şehrin ısıtma ağına bağlanıyor. İskandinav veri merkezi operatörü, yeni ısıtma ağını İsveç’in lider enerji tedarikçisi olan Digiplex ve Stockholm Exergi ile ortaklaşa geliştiriyor. Bu proje ile veri merkezinin oluşturacağı atık ısı ile 10.000 hanenin ısınabilmesi hedefleniyor.
Hava-hava ısı eşanjörüne sahip bir operasyonel veri merkezinin, bir şehrin bölgesel ısıtma şebekesine aşırı ısı aktarımının ilk defa yapıldığını belirtiyor. Bu nedenle, bu projenin dünyada bir ilk niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz.
Veri merkezleri, dijital dünyada büyük bir yardımcımız olsa da dünyaya büyük ölçüde zarar veriyor. Yıllık karbondioksit emisyonlarının yüzde 2’sinden sorumlu olan veri merkezleri, dünyadaki güç tüketiminin yüzde üçünü oluşturuyor. Bu nedenle veri merkezlerinde karbon ayak izinin azaltılması oldukça büyük bir önem taşıyor.
Walmart, çevrimiçi alışveriş deneyimini iyileştirmek için Pickup Towers projesini genişletiyor. Çevrimiçi alışveriş için 500’den fazla yeni kulenin açılacağı belirtiliyor.
Çevrimiçi alışveriş için Pickup Towers
Walmart bu hafta yaptığı bir açıklamada, yıl boyunca ABD’deki mağazalarına 500’den fazla ek Pickup Tower açacağını duyurdu. Müşterilerin çevrimiçi alışverişlerini dağıtan yüksek teknolojili satış makineleri olan Pickup Tower, ilk olarak 2017 yılında yaklaşık 200 mağazaya tanıtılmıştı. Müşteriler mağazadan satın alma seçeneğini seçtiklerinde bu kuleler ile ürünlerini hızlı ve kolay bir şekilde temin edebiliyor.
Müşteriler bu otomat ile alımda satıcıya güven duyarken, Walmart da nakliye masraflarından büyük ölçüde kurtuluyor. 6700 adet kamyon filosu olan firma, bu sayıyı 4700’e indirerek işlemlerini tamamlayabilecek duruma geldi. Ayrıca mağazadan teslimatın 2 iş günü içerisinde ücretsiz gerçekleşmesi de müşterilerin ilgisini çeken bir diğer nokta oluyor.
Walmart, geçen yıl tanıtımlarından bu yana kulelerden yarım milyondan fazla siparişin alındığını belirtti. Program başarılı olduğu için Walmart, ABD genelinde 700’den fazla mağazaya, ABD nüfusunun yüzde 40’ına ulaşacak şekilde daha fazla kule açacak.
Korktuğumuz “Big Brother” distopyası sonunda gerçek oluyor. Çin’de tüm vatandaşlar sosyal medyadaki paylaşımlarına göre fişlenmeye ve özel bir puanlama sistemine dahil edilmeye başlandı.
Ne paylaştığınıza dikkat
İnsanları sosyal medya üzerindeki paylaşımlarıyla, hükumetin doğru bulduğu veya yanlış bulduğu detaylara göre puanlandıran bir sistemi hayata geçiren Çin böylece tüm vatandaşlarını, yöneticilerin istediği yönde sosyal medya paylaşımları yapmaya zorlamayı ve aykırı sesleri bastırmayı planlıyor.
2014 yılında ilk temeli atılan ve duyurusu yapılan sistemin şu anda deneme aşamasında olduğu ve tam fonksiyonel olarak 2020 yılında hayata geçecek. Sistem hayata geçtiğinde tüm devlet işlemlerinin, bireylerin toplumdaki rollerinin sosyal medya puanına göre şekillenmesi bekleniyor. Örneğin, sosyal medya puanı düşük bireylerin kredi almasının zorlaşması, daha fazla vergi ödemesi, yasal cezalar alması gibi uygulamaların hayata geçeceği düşünülüyor.
Diğer bir deyişle, Big Brother distopyası artık gerçek. Tüm dünyaya geçmiş olsun.
Twitter’ın, regule edilemeyen, otoriteler tarafından kontrolü sağlanamayan dijital para birimlerine ve kripto para borsalarına dair reklamları yasaklayacağı düşünülüyor.
Bireylere ve kurumlara daha fazlasını başarmaları için destek olmayı misyon edinen Microsoft, açık kaynak dünyasına destek olmayı sürdürüyor. Microsoft Türkiye’nin organizasyonu olan Open Source Summit etkinliğinde bir araya gelen 600’e yakın açık kaynak tutkunu, bilgi alışverişi yaparken en yeni teknolojileri deneyimleme fırsatına kavuştu. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Microsoft CTO’su Onur Koç ve Microsoft Türkiye Açık Kaynak Strateji Lideri Kaan Demircan tarafından yapıldı. Open Source Summit’e DevOps’un efsane isimlerinden Donovan Brown ve açık kaynak dünyasında yakından tanınan Stephen Walli de konuşmacı olarak katıldı.
Açık kaynak dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi!
Microsoft’un 2009 yılından bu yana açık kaynaklı yazılımlara olan desteğini sürdürdüğü söyleyen Microsoft Türkiye CTO’su Onur Koç, “Açık kaynak konusu özellikle bulut stratejimizin önemli bir parçası. Yazılımcılar tamamı açık kaynaklı olmak kaydıyla istedikleri veri tabanını, yazılım dilini ve altyapıyı kullanarak Azure üzerinde uygulama geliştirebiliyor. Bugün Türkiye’deki müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın Azure tabanlı uygulamalarının yüzde 40’ı açık kaynaklı yazılımlardan oluşuyor. Bu oranın gelecekte daha da artacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.
Maslak UNIQ İstanbul’da 5 Nisan 2018 tarihinde düzenlenen Open Source Summit 2018’de aynı zamanda zirvenin Ana Sponsoru Red Hat, Platinum Sponsoru SUSE ve Gold Sponsorlar Switch ve Comparex gibi global dağıtıcıların yeni teknolojilerinin deneyimlenebileceği workshop‘lar da yer aldı.
Spotify borsaya açılacak mı diye beklerken, sürpriz bir gelişmeyle online müzik devinin Microsoft’a satıldığı ortaya çıktı.
42 milyar dolarlık satış
Microsoft ile yapılan görüşmelerin ardından 41.8 milyar dolarlık satışın kabul edildiği ve Spotify’ın yakında Microsoft bayrağı altına gireceği anlaşıldı.
Microsoft ve Spotify yöneticileri de bu gelişmeleri doğrularken henüz resmi bir açıklama yapılmadı veya satın almanın teknik detaylarına dair bilgiler de medyaya ulaşmadı.
Ancak bu gelişmeyle beraber, Microsoft çok uzun yıllardır var olmak istediği ama bir türlü başarılı olamadığı online müzik yayıncılığı alanında artık lider konuma yükselecek.
Intel 2009 yılında 884 milyon dolara satın aldığı, mobil işletim sistemi geliştirme platformu Wind River’ı sattığını açıkladı.
Planlar tutmadı
Intel’in planlarına göre, mobil çağda her türlü cihaz için hızlı şekilde, amaca uygun işletim sistemleri geliştirebilecek olan Wind River sayesinde şirket mobil alanda önemli bir üstünlük sağlayacaktı.
Ancak Wind River’ın en büyük başarısı NASA’nın Mars’a gönderdiği robotlardan biri için “custom” işletim sistemi geliştirmek oldu. Platform bunun dışında önemli bir varlık gösteremedi ve günlük hayat içinde kendisine kullanım alanı açmayı başaramadı.
Teknoloji devi Intel de şimdi Wind River’ı yatırım firması TPG’ye sattığını duyurdu. Öte yandan Wind River’ın Intel projelerinde yer almaya devam edeceğini ve Intel ekosisteminin parçası olarak hayatını sürdüreceği de vurgulandı.
Micron NAND serisi ilk SSD’si olan 5200 ECO ve 5200 PRO tanıtımını yaptı. Micron NAND serisi ile gerek bulut gerekse sanallaştırma hizmetlerinde kullanıcılara kolaylık sağlayacak.
Micron NAND serisi
Micron yaptığı açıklamada, işletmelerin sanallaştırılmış iş yüklerine ve bulut mimarilerine NAND flash belleği ile güç vermek amacıyla 5200 serisi SATA SSD’sini duyurdu. Micron 5200 ECO ve 5200 PRO’nun yoğunluğu, verimliliği, tutarlılığı ve güç verimliliğini artırmak için 64 katmanlı 3B NAND üzerinde geliştirildiğini belirtti. 5200 serisi, 7.68 TB’a kadar kapasiteler sunuyor. 95 k IOPS rastgele okuma ve 33 k rasgele yazma sağlıyor. (IOPS: Input/output operations per second yani saniyede okuma, yazma hızı)
Micron, 5200 serisinin NAND teknolojisi ile satın alınabilecek ilk kurumsal SSD olduğunu söyledi. Micron’a göre 5200 SSD’ler kolay kurulum sağlıyor. Beş adet hedef iş yükü ve uygulaması vardır: sanallaştırma ve VDI, bulut depolama, OLTP, BI / DSS ve medya akış.
İşletmeleri geleneksel HDD’lerden uzaklaştıracağını belirten Micron, tek bir 2.5 inç SSD’nin 24 10K RPM sabit diskten oluşan bir belleğe göre üç kat daha fazla performans sağladığını belirtti.
Aşağıda görsel ile 5200’ın datasheet’ini inceleyebilirsiniz.
Facebook’un kurucusu Zuckerberg, şirketteki başkanlık görevinden kovulabilir mi? Daha önce Apple’ı kuran Steve Jobs’un ve Uber’i kuran Travis Calanick’in başına gelenler şimdi de Zuckerberg’ün başına gelebilir.
Psikolojik deney skandalı
Facebook’un milyonlarca kullanıcısının verisini, İngiltere’deki bir psikoloji laboratuvarı ile paylaştığının ve kullanıcılar üzerinde psikolojik deneyler yaptığının ortaya çıkmasıyla sayısız kullanıcı ve kurum Facebook hesaplarını kapatırken bu skandaldan büyük hasar alan sosyal medya devini kurtarmak isteyen büyük yatırımcılar harekete geçti.
Şirkette 1 milyar doların üzerinde yatırımları bulunan önemli bir hissedar olan Scott Stringer’ın medyaya verdiği demeçte Mark Zuckerberg’ü istifaya davet etmesi, hissedarların yakında Zuckerberg’ü istifa konusunda sıkıştıracaklarının sinyali olarak algılandı.
Zuckerberg, eğer istifa edecek olursa, şirketteki hisseleri nedeniyle sadece şirketin bir ortağı olarak varlığını sürdürecek ancak kararlarda etkisi olamayacak.
Bitcoin’in onlarca kat değer kazanması üzerine bütün dünyada kripto paralara olan yoğun ilgi, bu para birimlerinin değerlenme karakteristiğini çözmek isteyenleri de harekete geçirdi.
Aradığımız cevap Metcalfe yasası mı?
İsviçre’de Bitcoin hareketleri üzerine yapılan bilimse bir çalışma ise ilginç bir sonuç verdi.
Çalışmada Metcalfe yasası kurallarının kripto paranın değerlenme döngüsünü açıklayabildiğini fark eden bilim insanları, aynı yasaya uygun şekilde Bitcoin’in 2018 içinde %30 değer kaybedebileceğinin altını çizdi.
ETH Zurich Üniversitesi’nde yapılan araştırma Bitcoin’in 2018 sonuna kadar toplam piyasa değerinin 77 milyar dolara kadar eriyeceğini iddia ediyor. Araştırmanın bulgularına göre, Bitcoin’e ilk defa para yatıran yatırımcıların sayısı büyük oranda azalmış durumda. Bu da yeni ve büyük talep oluşmasını önlüyor.
Trump’ın ABD şirketlerini korumak için gümrük vergilerini artırarak ithal ürünlerin maliyetini artırma politikası, Mart ayı içinde demir-çelik sektöründe büyük krize neden olmuştu. Trump şimdi de özellikle Çin menşeli teknoloji ürünlerinin ABD’ye girişini engellemek için ağır gümrük vergileri getirmek üzere hazırlanıyor.
50-60 milyar dolar ihracat
Çin’den her yıl ABD’ye 50-60 milyar dolarlık dev bir teknoloji ürünü satışı gerçekleşiyor. ABD’li eski hükumetlerin icat ettiği “globalleşme” trendi ile gelişen serbest ticaret uygulamaları sayesinde hızla gelişen Çin teknoloji sektörü kısa sürede dünyanın en önemli teknoloji üreticisi olmuştu.
ABD’nin şimdi globalleşme konseptinin tam tersi uygulamalarla ABD pazarını dış ürünlere kapatması, Avrupa Birliği ve Çin gibi iki dev ekonomi içinde büyük kriz beklentilerine neden oldu. Demir-çelik tartışmaları sırasında Avrupalı liderler bile Trump’a karşı tavır almışken, Trump’ın yeni ithal teknoloji vergisi nedeniyle özellikle yapay zeka teknolojileri geliştiren Avrupa Birliği şirketlerinin de ABD’li şirketlerle yaptıkları işbirliğinin büyük hasar görebileceği tahmin ediliyor.
Çin ise, ABD’nin yeni gümrük vergilerine daha ağır bir cevap verebilir ve bu da son dönemde bahsi edilen “ticaret savaşları”nın dünya çapında yıkıcı ekonomik etkiler yaratmasına neden olabilir.
Hatırlamak gerekiyor ki, Dünyanın en büyük şirketi Apple bile, bütün dünyaya sattığı iPhone’ları Çin’de yaptırıyor. Bu taşeron işleri kaybetmesi ise Çin için ağır sonuçlar doğurabilir ki Trump’ın tam olarak da bunu istediğinin altı çiziliyor.
Çin şimdiden, ABD’nin teknoloji ürünlerine ağır gümrük vergileri uygulaması halinde, ABD’den ithal ettiği makine parçaları, havacılık ve soya fasülyesi gibi ürünlere karşı sert önlemler alacağını açıkladı.
Öyle görünüyor ki, dünya ticaret savaşları şimdi teknoloji ürünleri üzerinden alevlenmeye hazırlanıyor.
Little Caesars, pizza robotu patentini alarak fast food endüstrisinde otomatikleşmeye geçiş için öneli bir adım attı. Pizza robotu, malzemeleri kullanarak pizzayı yapabiliyor ve fırına verebiliyor.
Pizza robotu: Little Caesars
Pizza üretimide otomatikleşme çalışmaları genel olarak 3D yazıcı sektörü üzerinde yoğunlaşmış durumda. Ancak Little Caesars farklı bir çalışmaya imza atarak pizza yapabilen robot patenti aldı. Robot temel olarak bir robot koldan farksız çalışıyor. Eklemeli bir yapıya sahip olan robot, hamur tepsisini kaldırıp hareket ettirebiliyor ve fırına yerleştirebiliyor. Sos, peynir gibi malzemeleri pizzaya ekleyebiliyor.
Geçtiğimiz günlerde benzer bir çalışmayla hamburger yapabilen Flippy isimli robot restoranda işe başlamıştı.
Fast Food endüstristindeki bu hızlı otomatikleşme, birçok çalışan için istihdam konusunda tehlike oluşturuyor. Ancak fast food sektörüne üretim hattı eklenmesi ile daha hızlı ve hatasız şekilde siparişlerin hazırlanmasının önü açılıyor. İşe başlaması yaklaşık yıl süren Flippy robotun ardından Little Caesars tarafından patentlenen robotun ne zaman işe başlayacağı merak ediliyor.
Walmart robot arı patenti alarak, farklı bir alanda da çalışmalara başlayacağının sinyalini verdi. Walmart’ın robot arı patenti, özellikle tarım sektörüne yeni bir hareketlilik getirebilir.
Robot arı çalışmaları neden önemli?
Alışveriş sektöründeki dev firmalardan biri olan Walmart, otonom robot arılar veya diğer adıyla tozlaşma drone’ları üzerine bir patent aldı. Şirket bu konu hakkında kamuya açık bir beyanda bulunmasa da kendi ekin üretimi ve tarım çalışmaları üzerine bir proje geliştiriyor olabilir. Tozlaşma drone’u haşere tanımlama sistemi olarak hizmet veren, tarımın sağlığını izleyen ve verimi tahmin eden patentlerin dışında tutuluyor.
Maryland Üniversitesi’nde entomoloji doçent ve proje müdürü Dennis vanEngelsdorp, tüm yıl boyunca yüzde 30’luk koloni kaybı yaşandığını ve tarım için önlem alınmasını gerektiğini belirtiyor. Bilim kurgu filmlerinde genellikle dünyanın sonunu getiren bu robot arılar, aslında dünyamız için bir kurtarıcı olabilir.
Alışveriş sektöründe özellikle hızlı hizmet gibi çalışmalara öncelik eden Walmart’ın, bu alanda patent alarak çalışma yürütecek olması da durumun önemini gösteriyor.
Dünyanın en zengin şirketi Apple, şanına yaraşır bir merkez binası inşaa etmek için uzun yıllar ve 5 milyar dolardan fazla para harcadı. Ancak binada Apple yöneticilerinin tahmin ettiği bir sorun olabilir mi?
Uzay gemisi
Apple Park adını alan ancak herkesin “uzay gemisi” olarak tanımladığı yeni merkez binanın dışını kaplayan cam duvarlar, binanın bahçesinde yürüyen çalışanlar için optik ilüzyonlar yaratıyorlar ve günün bazı saatlerinde, güneşin açısına göre, bazı çalışanlar camları fark edemeyip çarpıyorlar.
Daha şimdiden 3 Apple çalışanı, ciddi yaralanmaya sebep olacak hızlarda binanın camlarına çarptılar ve iç kanama geçirmediklerinden emin olmak için binanın revirinde kontrolden geçmek zorunda kaldılar.
Öyle görünüyor ki, Apple’ın tasarımcları bu kez büyük bir hata yaptılar ama bu hatayı güncelleme yayınlayarak düzeltmek mümkün görünmüyor. Bakalım Apple, ağır bir kazaya neden olmadan bu sorunu çözebilecek mi?
Bütün dünya güne, Elon Musk’ın elektrikli otomobil üreten şirketi Tesla hakkında kredi kuruluşlarının yaptığı “iflas riski” haberiyle uyandı.
Model 3 skandalı
Elon Musk’ın geçtiğimiz yıllarda dünyaya tanıttığı “ucuz” elektrikli otomobil Model 3 için topladığı milyarlarca dolarlık ön siparişe rağmen araçların üretimini bir türlü başaramayışı ve şu sıralar ayda 20 bin adet üretilmesi gereken Model 3 için gerekli üretim hatlarının kurulamaması nedeniyle bugüne kadar sadece 462 adet Model 3’ün teslim edilmesi, Tesla’nın içine düştüğü ağır sorunların işareti kabul ediliyor.
Kredi derecelendirme kuruluşu Moodys’in kredi notunu düşürdüğü Tesla’nın şu anda şirketin faliyetlerini sürdürmek için 2-3 aylık nakinin kaldığı daha sonrası içinse krediye muhtaç olduğu vurgulanıyor ancak ne var ki, kredi notu düşen ve teslimatlarını yapamayan, yoğun talebe ve siparişlere rağmen otomobil üretmekte zorlanan şirketin kredi bulmasının zor olacağının altı çiziliyor.
Elon Musk’ın Model 3’ü medyaya tanıtmadan önce aylarac fabrikanın üretim ve tasarım bölümlerinde gecelediği ve Model 3’ü şirketin kurtuluşu için hayati önemde bir otomobil olarak gördüğü biliniyordu. Ne var ki, Model 3 için toplanan ön siparişlerdeki milyar dolarların üretim kapasitesini artırmak için kullanılmadığı anlaşılıyor.
Öte yandan Musk’un Panasonic ile ortak olarak inşaa ettiği pil fabrikası Gigafactory’nin de büyük maliyetiyle Tesla’nın kasasını zorladığı, henüz tam kapasite üretime başlamayan Gigafactory’nin yeterince kazanç sağlamadığı da biliniyor.
Tüm bu veriler birleşince, Musk’ın planlarının yolunda gitmediği ve Tesla’ya özel bir krizin kapıda olduğu anlaşılıyor. Ancak Musk’ın Nasa’nın emrine verdiği SpaceX ve ABD hükümetinin çok sevdiği tünel açma şirketi Boring Company’nin para basmaya devam ettiği de biliniyor.
Bir Hewlett Packard Enterprise (NYSE: HPE) şirketi olan Aruba, daha akıllı işyeri deneyimleri sağlamak için iş ortaklıklarının yanı sıra otonom ağ kurmaya olanak sağlamak için yapay zeka (AI) destekli Mobile First Architecture’ı geliştirdi.
BT organizasyonlarının mobilite, IoT ve bulutu kullanmaya devam ederken, kullanıcı deneyimini geliştirmeleri ve iş esnekliğini sağlamalarına yardım etmek için Aruba, ağ performansını optimize etmek amacıyla yapay zeka tabanlı NetInsight‘ı tanıttı.
Aruba ayrıca, IoT’yi güvenli bir şekilde destekleyen yeni nesil işyeri deneyimleri, bina otomasyonu, konuk ve çalışanlar için kişiselleştirilmiş, konum tabanlı hizmetler sağlamak amacıyla, kurumsal mülk (CRE) liderleri, bağlantılı mobilya şirketleri ve teknoloji üreticileri de kapsayan ArubaEdge Teknoloji İş Ortağı Programı‘na yeni bir akıllı dijital işyeri iş ortakları kategorisi ekledi.
Yeni NetInsight AI-Destekli analitik ve güvence sağlamayı amaçlıyor
Bugün, IT kurumları, altyapı yönetmek için tasarlanmış olan ve kullanıcı deneyimi geliştirme konusunda işe yaramayan araçlarla oldukça dinamik ve tahmin edilemeyen bağlamları yönetme sıkıntısı yaşıyorlar. IT uzmanları, performanstan öte proaktif çalışabilen, muhtemel durumlarla ilgili görüş iletebilen ve kullanıcıları ya da şirketleri etkilemeden önce ağı optimize eden konfigürasyon değişiklikleri önerebilen modern araçlara ihtiyaç duyuyorlar.
Bu sorunu çözmek için Aruba, Mobile First Architecture’ın analitik ve güvence yeteneklerini yeni NetInsight çözümüyle genişletti. NetInsight, kullanıcı bağlantısı ve RF performansına özel olan dataya dayanarak, günümüzün önce-mobil çalışanları ve işyerleri açısından kritik, kablosuz IoT cihazları için, ağı sürekli olarak izlemek, anormal bir harekette görüş iletmek ve ağı en iyi nasıl optimize edebileceğinizle ilgili bilgiler ve öneriler sunmak için makine öğrenimini kullanıyor.
Aruba müşterisi Washington Üniversitesi, kampüslerinde, hastanelerinde ve kliniklerinde olumlu bir kullanıcı deneyimi sağlamaya odaklanmış. Ağ üzerinde günlük olarak 12.000‘den fazla Wi-Fi erişim noktası ve 150.000‘den fazla cihazla, boyut, öngörülemeyen kullanım örnekleri ve geniş bir performans gerektiren uygulama yelpazesi nedeniyle performans yönetimi zorlukları gerçek bir endişe kaynağı.
Washington Üniversitesi’nde Ağlar ve Telekomünikasyon Direktörü olan David Morton, “Bugünün dijital kampüsleri ve hastaneleri, gittikçe, karmaşık uygulamalar, akıllı cihazlar ve heryere bağlanmayı bekleyen mobil kullanıcılara bağlı kalıyorlar. Aruba NetInsight’ı kullanarak, genişletilmiş ve yeni kapsama alanının gerektiği yerler (yeni yapısı için dış mekan Wi-Fi’si gibi) konusunda kritik kararlar vermemize yardımcı olacak akış görüntülemeleri ve işlenmeye uygun analitik ile ağ verilerine erişebiliriz. En iyi kullanıcı deneyimini proaktif bir şekilde sağlayabilmemiz için, ağ değişikliğinin etkilerini önce ve sonra da doğrulayabiliriz” dedi.
Mobile First Architecture’ı kullanan Aruba, Aruba Edge Teknoloji İş Ortağı Programı‘nı, kurumsal mülk (CRE), bağlantılı mobilya ve yeni teknoloji şirketlerini de içeren yeni bir iş ortağı kategorisiyle genişletti. Aruba ile birlikte, bu yeni iş ortakları, son kullanıcı mobilitesi, güvenli bağlantı ve lokasyonun kurumsal IoT’nin algılama bağlamıyla benzersiz şekilde eşleşen işyerlerini yaratacaktır.
Bu deneyimler, tek bir altyapı üzerinde, kişiselleştirilmiş işyeri ergonomileri ve aydınlatmadan, mobil tümleşik iletişim ve tam otomatik konferans odaları, önleyici ekipman bakımı ve otomatik enerji konservasyonuna kadar uzanır.
CBRE’de Global İşyeri Çözümleri Dijital ve Teknoloji Şefi olan Sandeep Davé, “Tüketiciler yaptıkları her şeyde sorunsuz deneyimler beklemeye başladılar ve bu işyerlerini de içeriyor. Müşterilerimiz, en iyi ve en parlak elemanları çekmeye ve elde tutmaya çalıştıkça, gelişmiş bir işyeri deneyimi sunmayı da önemli buluyorlar.
Öncü teknolojilerin sağladığı deneyim hizmetlerini sunan CBRE 360 aracılığıyla verdiğimiz deneysel hizmetler ve dijital bir işyerini sunmak için CBRE’ye dönüyorlar. CBRE’nin entegre emlak hizmetleri ve Aruba’nın akıllı dijital işyeri yönü ile yeni nesil işyeri ortamları oluşturma hedefi arasında güçlü bir uyum var. Bu, ekiplerimizin işbirliği yaptığı ve gelecekte daha fazla sinerji yaratması beklenen bir alandır” dedi.
Deloitte Consulting LLP, Pazarlama Direktörü ve ABD Lideri Francisco J. Acoba, “Şirketler, daha iyi ayarlamak ve işin geleceğini sağlamak için iş stratejilerini yeniden değerlendiriyorlar. Akıllı dijital işyeri, işverenlerin günümüzde yetenekleri çekme, elde tutma ve artırma arayışları ile, kurumlar için önemli bir ayrışma noktasıdır. İşin geleceği, akıllı işyeri deneyimleriyle tanımlanacak ve BT şirketleriyle birlikte kurumsal mülk liderleri, mobilitenin ve kurumsal IoT’nin fiziksel ofisi nasıl dönüştüreceğini hesaba katmalılar” dedi.
Herman Miller’de İleri Seviyede İş Geliştirme Direktörü olan Jeff Gibson, “Dijital ve veri katmanlarının eklenmesiyle büyük bir işyeri deneyimi oluşturan şey hızla gelişiyor. İnsanların çalışma etkinliklerini gerçekleştirmek için çeşitli ayarlara ihtiyaçları var ve sunduğumuz dijital katmanlar deneyimi en üst düzeye çıkarmaya yardımcı oluyor. Önce-mobil bir dijital deneyimi desteklemek için bulut bağlantılı mobilya ve cihazların kullanılabildiği bu vizyonu yaratmak için Aruba ile çalışıyoruz. Verilerin ve analizlerin kullanılması, kuruluşlar için alanın verimli kullanımını sağlamanın yanı sıra performans potansiyelini de en üst düzeye çıkarıyor” dedi.
DCIM100GOPROGOPR0049.JPG
Gelişmiş işbirliği ve kesintisiz işyeri verimliliği
Birçok dijital kurumda, sesli görüşme ve masaüstü paylaşımı için Skype for Business ve video toplantıları için Zoom gibi, iki veya daha fazla işbirliği uygulaması eş zamanlı olarak kullanılıyor ve bunlar mobil ve konferans odası cihazlarında çalışıyorlar. Zoom’un konferans salonları ve ekip alanlarındaki kesintisiz toplantılara odaklanması, Aruba’nın akıllı dijital işyerigirişimi ile son derece uyumlu.
Zoom CEO’su Eric Yuan, “Çalışma yerleri, insanların, içeriklerin ve araçların sorunsuz bir şekilde etkileşime girmesi gereken deneyimlere dönüştü. Zoom’un mobil, masaüstü ve yazılım temelli konferans salonu sistemleri, çoğu uygun araçla birlikte çalışmaya izin vererek bu deneyimleri destekliyor. Bu açıklık, yıllardır ağlarını ve telekonferans sistemlerini tek bir satıcıdan satın almaktan başka seçenekleri olmayan müşteriler için yeni bir soluktur” dedi.
Çok çeşitli denenmiş dijital işyeri verimliliği ve kurumsal IoT çözümleri sunmak için Aruba, ayrıca ArubaEdge Teknoloji İş OrtağıProgramı’na da sahip, böylece Envoy, Robin ve Teem‘in bulunduğu bir listeye akıllı dijital işyeri iş ortakları AccelTex, HPE Pointnext, Lunera, Patrocinium ve SpaceIQ‘i de ekliyor. Bu iş ortakları, güvenli kurumsal IoT yönetimi, işbirlikli fiziksel ortamlar ve kişiselleştirilmiş, otomatik dijital işyerleri için geçerli entegre çözümler sunuyorlar.
NetInsight, ağ cihazı (erişim noktası, denetleyici) başına 30 dolardan başlayan abonelik fiyatı ile hazır durumdadır. Fiyat, birkaç yıllık abonelik ile değişebiliyor.
Dünya çapındaki kripto para çılgınlığının büyük mağdurlar yaratması ve bazı dolandırıcıların ICO yönetmiyle insanlara kripto para ümitleri vererek büyük vurgunlar yapması üzerine Facebook kısa süre önce kripto para konulu reklamları yasaklayacağını açıklamıştı.
Yasalar izin verirken Facebook nasıl yasaklar?
Ancak bu karar, kripto para pazarındaki ciddi şirketleri ve organizasyonları rahatsız etti.
Çin, Güney Kore ve Rusya’daki kripto para şirketlerinin birleşerek oluşturduğu Eurasian Blockchain Association, Facebook’un bu kararını tekel konumunu kullanarak belli bir ekonomi sektörüne baskı uygulamak olarak değerlendirdi ve şirketi dava etmeye karar verdi.
Üstelik bu dava kararı tek olmayacak gibi görünüyor. Kripto para alanında faaliyet gösteren sayısız organizasyon ve şirket, yasalarca suç kabul edilmeyen ve yasaklanmayan reklamları ve bir sektörü, tekel konumunu kullanarak baskı altına almaya çalıştığı için Facebook’a karşı ağır davalar açmaya hazırlanıyorlar.
Öyle görünüyor ki, bu kadar baskıdan sonra Facebook’un tekelcilik gibi ağır suçlamalarla karşılaşmamak için kripto para sektörüne yeniden reklamlarını açmak zorunda kalması hiç şaşırtıcı olmayacak.