Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1679

Dijitalleşen dünyanın yeni gücü e-ticaret

Türkiye e-ticaret sektörünün dünyadaki yerini tespit etmek, e-ticaretin geliştirilmesi için yapılması gerekenleri belirlemek ve ilgili paydaşlara sunmak amacıyla, TÜSİAD tarafından 2014 yılında ” Dijital Pazarın Odak Noktası : e – Ticaret ” adlı rapor yayınlanmıştı.

2014 yılında yayınlanan raporda, Türkiye’de e-ticaretin büyümesi için 3 ana aksiyon alanı belirlenmişti:

(I) sektör ve idari yapı arasındaki iletişim eksikliği

(II)algı sorunu

(III) altyapı problemleri

Sektör ve idari yapı arasındaki iletişim konusunda, 2016 yılında TOBB e-Ticaret Sektör Meclisi‘nin kurulması çok yerinde bir başlangıç olmuş, sektör temsilcileri bir ortam söylem ve eylem planı çerçevesinde birleşmeye başlamıştır. Algı ve altyapı problemleri ile ilgili olarak ise geçtiğimiz 3 yıl içerisinde atılan adımlara rağmen halen önemli gelişim alanları mevcuttur.

Rapor, Türkiye e-ticaret sektörü için bir bilgi kaynağı ve referans niteliği taşımayı hedeflenmektedir. Raporun Türkiye’de e-ticaretin büyümesi için sektör temsilcileri tarafından geniş kapsamlı bir yol haritasının çıkarılması, uygulanması ve takip edilmesi sürecine katkı sunması umulmaktadır.

Rapor özetle 3 ana bölümden oluşmaktadır:

Dünya’da e-Ticaretin Dünü ve Bugünü

Dünyadaki e-ticaret büyümesi ve büyümeye etki eden faktörler bölgesel bada incelenmiş, sektördeki yeni trendler ile sektörün bugünü ve yakın geleceği üzerinde durulmuştur.

İnternet Nüfusu : Dünya nüfusuna olduğu gibi internet nüfusuna da en büyük katkı artık gelişmekte olan ülkelerden gelmektedir. Gelişmiş ülkeler Çin‘le beraber internet ekonomisinin yeni standartlarını belirlerken, gelişmekte olan ülkeler büyümeyi tetiklemektedirler. 

E- Ticaret Hacmi : Global perakende e-ticaret hacmi 2016 itibariyle 1.6 trilyon dolar seviyesine ulaşmıştır. 2011 yılında gelişmekte olan ülkeler hacmin yüzde 32‘sini oluştururken, bugün bu oran yüzde 59 seviyesine gelmiştir.2020 yılında ise toplam hacmin yüzde 64‘ünün gelişmekte olan ülkeler tarafından oluşturulması beklenmektedir.

 

 E-Ticaret Penetrasyonu: 2011 yılında dünyada, toplam perakende içerisindeki payı yüzde 3.6 olan e-ticaretin 2016’daki payı yüzde 8.5‘e yükselmiştir. 2021 yılında bu oranın yüzde 13 seviyesine ulaşması beklenmektedir.

Mobil: 2016 itibarıyla e-ticaret işlemlerinin yüzde 44‘ü mobil cihazlardan yapılmaktadır. Ucuz akıllı telefonların yaygınlığını artırması, akıllı telefon penetrasyonunun ve dolayısı ile mobil ticaretin artışındaki en önemli etkenlerdendir.

Omni-channel : Tek kanalla başlayan alışveriş deneyimi, omni-channel’a (tam kanal) doğru yol almakta ve ticarette kanallar arası sınırlar kalkmaktadır. 

Öne çıkan temalar : Yeni dönemde e-ticaretin öne çıkan konularından olan pazar yerleri ve sınırlar ötesi e-ticaret, e-ticaretteki iş yapış şekillerini değiştirmeye başlamış, özellikle küçük ölçekli işletmeler için yeni müşteri ve pazarlara erişim fırsatı yaratmıştır.

Teknolojik Trendeler:  Offline ve online arası sınırları kaldıran ve birçok alanda tüketici deneyimini ve bilgi seviyesini arttıran teknoloji trendleri de ticareti yeniden şekillendirmektedir.

ChatBotlar (sanal müşteri temsilcileri), kişiselleştirilmiş teklifler, drone‘larla teslimat gibi teknolojik trendler bugün  başlayarak ticaretin yakın geleceğini önemli ölçüde etkileyecektir.

Türkiye’de E-ticaret 

Raporda Türkiye’nin e- ticaret karnesinde ki durumu bu maddelerle özetlenmiştir.

İnternet Nüfusu : 46 milyon internet kullanıcı ile Türkiye dünyadaki önemli oyuncular arasındadır. 

E-ticaret Hacmi : 2013-2016 yılları arasında ortalam yüzde 34 büyüyen perakende e-ticaret hacmi,2016 yılı itibarıyla TÜBİSAD ve ETİD‘in hazırladığı çalışmalara göre 17.5 milyar TL‘lik bir hacme ulaşmıştır. 

E-ticaret Penetrasyonu : Yakalanan ivmeye rağmen, e-ticaretin toplam perakendeden aldığı pay 2016 itibarıyla yüzde 3.5 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Mobil : 2016 yılında yüzde 65′e ulaşan akıllı telefon penetrasyonu ile Türkiye, yüzde 60 olan dünya ortalamasının üzerindedir.

Klasik Perakende : Türkiye’nin e-ticaret büyümesi bugüne kadar daha çok sadece online‘da rekabet eden oyuncular tarafından tetiklenmiştir. E-ticaretin toplam perkendedeki payının dünya standartlarını yakalaması için klasik perakendecilerin de e-ticaret faaliyetlerine hız kazandırması gerekmektedir.

Tüketici algısı : Tüketiciler tarafından bakıldığında, Türk tüketicileri için e-ticaretin en önemli değer önerisi hala ucuzluktur. Türkiye’de internet kullanan her 3 müşteriden yalnızca 1‘i online alışveriş yapmaktadır. Online alışveriş yapan 4 müşteriden 1‘i de alışveriş işleminde sorun yaşamadığını belirtmiştir. 

Bir sonraki aşama : E-ihracat

Sektörün e-ticarette bu adımları atması halinde, bir sonraki aşama e-ihracatta büyüme olacaktır. Ekonomi Bakanlığı’nın çalışmalarında son aşamasına geldiği e-ihracat İhracat Stratejisi ve Eylem Planı’nın hayata geçirilmesi, ihracatın e-ticarete uygun mevzuat ,süre. ve teşviklerle desteklenmesi açısından kritik önem taşımaktadır.

Sınır ötesi ticaret 2016 itibarıyla dünyada 400 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Lojistik maliyetler, ürünlerin tüketicinin bilmediği bir pazardan gelmesi, gümrük vergileri, ulaşım süresi gibi konular dünyada sınır ötesi ticaretin önünde duran bariyerlerdir.

Türkiye’de ise bunlara ilave olarak, gümrük ve iade süreçlerinde yaşanan zorluklar, yüksek lojistik maliyetler gibi konulara çözümler bulunması gerekmektedir. İade ve gümrük süreçlerinin sınır ötesi ticareti destekleyecek şekilde kolaylaştırılması ve maliyetlerinin azaltılması ve karşılıklı ticaret potansiyeli yüksek olan ülkeler ile iş birlikleri yapılarak perakendeciler ve KOBİ’ler için yeni fırsatlar yakalanabileceği, raporda sunulan bir bir önemli konuydu. 

Raporun infografiğine buradan ulaşabilirsiniz.

Facebook ve YouTube reklamdan sınıfta kaldı

0

Dijital reklamcılığın iki devi Facebook ve YouTube, 2016’da reklamlardan elde ettikleri 100 milyar dolardan fazla kazanca rağmen, kendilerini kullanıcılara sevdirmeyi başaramadılar.

BI Intelligence’ın 2017 Dijital Güven araştırmasına göre, 2016’da Facebook reklamları ile kullanıcıları en rahatsız eden platform oldu. İkinci rahatsız edici platform ise hemen arkasından gelen YouTube oldu.

2016’da, dijital reklamlardan 27 milyar dolar kazanç elde eden Facebook’ta reklamların çok rahatsız edici olduğunu düşünen kullanıcıların oranı %45 oldu.

Reklamdan 79 milyar dolar kazanç

Dijital reklamlardan 79 milyar dolar kazanan Google ise YouTube platformundaki reklamları rahatsız bulan %43 oranındaki ziyaretçisiyle ikinci sıraya yerleşti. Ardından gelen sosyal medya servisi Twitter’ın reklamlarını rahatsız edici bulanların oranı sadece %6’da kaldı. Aynı şekilde Intagram ve Snapchat’in oranı ise sadece %3 ile sınırlandı.

Öte yandan Millenial jenerasyonun %51’i YouTube reklamlarını en rahatsız edici reklamlar olarak tanımlarken 50 yaş ve üstünü ifade eden Baby Boomers jenerasyonun %55’i Facebook reklamlarını en rahatsız reklamlar olarak seçti.

Ancak bu sonuçlar sürpriz olarak yorumlanmadı zira dünyadaki dijital reklam pastasından 100 milyar doların üzerinde bir dilim alarak en fazla kazanç sağlayan iki platformun çok yoğun reklam göstermesi, kazandığı büyük paranın da bir sonucu olarak kabul ediliyor. Reklam gelirleri çok düşük olan Twiter, Instagram ve Snapchat’in ise kullanıcıları rahatsız edecek derecede reklam alamadıklarının altı çiziliyor.

Larry Page’in uçan otomobili göründü

0

Google’ın kurucusu ve yöneticisi Larry Page’in uçan otomobil yaratmak konusundaki tutkusu yavaş yavaş elle tutulur sonuçlar vermeye çalışıyor. 

Tamamen kişisel yatırımıyla, iki ayrı geliştirme şirketi kuran Larry Page, bu iki şirketteki mühendisleri birbirleriyle rekabete sokarak, ticari ürüne dönüştürülebilir bir tasarım yaratmaya çalışıyordu. 

Şimdi, şirketlerden biri Kitty Hawk, Flyer ismini verdikleri bir prototipe dair kullanım videosunu yayınlayarak heyecan yarattı. Flyer aslında tam olarak bir otomobil değil, aksine uçan “jetski” demek daha doğru. Sahil bölgelerinde yaşayan insanlar için, suya inip kalkabilen dört motorlu drone tarzı bir ulaştırma aracı olarak tasarlanan Flyer, böylece özellikle yazlık bölgelerdeki büyük rağbet gören su eğlencelerinden biri olmayı amaçlıyor. Bu şekilde ilk ürünlerini rahatlıkla satacak firmanın, kara yolunda hareket edebilecek gerçek bir uçan otomobil üretmek için kaynak ve zaman kazanması bekleniyor.

Fiyatı ne kadar olacak?

Flyer için şimdilik bir satış fiyatı veya tarihi açıklanmış değil ancak aracı satın almak isteyenler için 100 dolarlık bir başvuru imkanı mevcut. Kitty Hawk firması, bu ön başvuru ile meraklıları satın alma listesine ekliyor ve aracı ilk olarak onlara ulaştıracağını garanti ediyor ancak firma bekleme süresinin de yaklaşık 3 yıl olacağının altını çiziyor.

Larry Page’in kişisel yatırımı ile hayata geçecek bu ürünün ise Google ile organik bir bağı olmayacak ancak yine de çatı şirket Alphabet araçları çok cazip bulursa, Larry Page’in şirketini bolca milyar doların bulunduğu bir fiyata satın almayı tercih edebilir. 

Aracın test sürüşüne dair hazırlanan videoyu aşağıda izleyebilirsiniz:

Turkcell Dergilik nasıl kullanılır?

İlk kez, 2011 yılında iPad kullanıcıları için kullanıma sunulan Turkcell Dergilik uygulaması gelişmeye ve yayın repertuarını genişletmeye devam ediyor.

Turkcell Dergilik uygulaması nasıl kullanılır?

Uçak ya da metroda çevrimdışı iken de okuma ve otomatik indirme özellikleri sunan Dergilik uygulaması Apple Store veya Google Play üzerinden ücretsiz olarak yüklenebiliyor. Şu anda 1 milyon 200 bin akıllı cihazda kullanılan Dergilik uygulaması, akıllı telefon ve mobil cihazların hayatımızdaki yeri arttıkça, katlanarak üye sayısını yükseltiyor.

Mart 2017 rakamlarına göre, 800 bin adet dergi okundu. Dergilik’i cihazına indiren kullanıcı sayısı önceki aya göre yüzde 50 artış gösterdi. Dergilik’te en çok okunan yayınlar eğlence dergileri oldu. En çok okunan kategoriler ise şu şekilde sıralandı: Eğlence, kadın, iş dünyası, erkek, mizah.

17-04/24/dergilik-gorsel.jpg

Elbette içerikler bununla sınırlı değil. Dergilik’te şu anda dekorasyondan teknolojiye, mizahtan aile ve çocuğa, iş dünyasından moda ve eğlenceye, kadın ve erkek yayınlara 9 kategoride 300 popüler yayın bulunuyor.

Uygulama içerisinde en çok okunan ve sevilen ilk beş yayın ise şunlar oldu;

Leman: 73.119

Atlas: 27.622

Bayan Yanı: 26.088

OT Dergi: 24.835

Lezzet: 21.104

Turkcellli olup belirli tarifelerde yer alan kullanıcılar da tarifelerine ek ücret ödemeden Dergilik içeriğinde yer alan 300’e yakın dergiyi indirip okuyabiliyorlar. Üstelik dergi indirmek, okumak için kullanacakları aylık 5GB mobil internet de yanında! Diğer operatör kullanıcıları aylık 14,99 TL karşılığında Dergilik’e abone olabiliyor.

Turkcell Dergilik iOS indir.

Turkcell Dergilik Android indir.

Uygulamaya giriş yapmak için telefon numarası yazıldıktan sonra SMS ile gelen 4 haneli şifrenin girilmesi yeterli. Tarifeleri kapsamında Dergilik yer alan Turkcell’liler dergi indirmek, okumak için harcayacakları veriyi yine tarifelerine ek ücret ödemeden kullanacakları Dergilik’te geçerli 5GB mobil veri paketinden harcıyorlar. Diğer operatör kullanıcıları dergi indirmek ve okuma işlemlerini wifi ya da mobil internet ile yapabiliyorlar.

HP sanal gerçeklik topuna giriyor

0

Google, Microsoft, Samsung, Sony, Facebook ve hatta Apple sanal gerçeklik alanında önemli yatırımlar yaparken, HP bu alanda sessiz kalmış ve sanal gerçeklik ürünlerine yatırım yapmamıştı. Ancak bu durum değişecek gibi görünüyor.

Donanım üreticisi HP, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik konusunda yatırımlara odaklanan Virtual Reality Fund’a ortak olacağını açıkladı. Söz konusu fon, tamamen sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik ürünlerine yönelik yatırımlara odaklı çalışıyor.

HP’in fona ne kadarlık bir miktarla katılım yaptığı açıklanmadı ancak HP’nin yatırım kolu olan HP Tech Venture firması fonun katılımcıları arasına logosunu yerleştirdi. VR Fund, bu alanda yatırım yapan en aktif fon olarak tanınıyor, dolayısıyla HP’nin kısa süre sonra satın alınan bir startup’ın VR ürünleriyle pazarda kendini göstermesi bekleniyor.

Goldman Sachs’ın raporuna göre VR alanındaki yatırım fonlarının miktarı 2016 yılında 1,8 milyar dolara ulaştı. Bunun önemli bir kısmını da VR Fund oluşturuyor. 2025’e geldiğimizde ise bu pazara yatırım yapacak sermayenin 80 milyar doları geçmesi bekleniyor.

Facebook’un telefonları yok edecek planı

0

Sosyal medya devi Facebook’un patronu Zuckerberg, F8 konferansında Facebook’un gelecek 10 yılı hakkında önemli planlarını açıkladı.

Zuckerberg’e göre, 2026’ya ulaştığımızda dünyada internete erişemeyen kimse kalmayacak ve bunu de Facebook’un bağlantı servisi internet.org sağlayacak. Öte yandan gelecekte internete bağlanmak için asıl cihazlar telefonlar olmayacak. Facebook’un planına göre, akıllı gözlükler artık ana iletişim cihazına dönüşecek. Google’ın ilk başta büyük tepki çeken Glass gözlükleri gibi, herkes gözünde akıllı gözlükleri ile dolaşacak. Bu gözlükler sayesinde bilgisayarlarla konuşmak, onları dinlemek, görmek ve uygulamaları kontrol etmek mümkün olacak. 

Öte yandan bu gözlük hayalini gerçeğe dönüştürecek önemli bir teknoloji de yapay zeka olacak. Yapay zeka sayesinde kullanıcılar bilgisayarlarla daha rahat iletişim kuracak. Gözümüzdeki akıllı gözlük bizi tanıyacak ve bizimle iletişim kurabilecek.

Facebook böylece hayatımızdaki diğer ekranların da kalabalık etmesini önleyecek. Artık televizyon seyretmek istediğimizde, güzel bir film açmak istediğimizde, doğrudan göz bebeği üzerine yansıyan dev ekranımız yine gözlüğümüz olacak.

Bu konudaki çalışmaların sadece Facebook’a ait olmadığını da biliyoruz. Microsoft da Hololens gözlükleri ile tam olarak bu amaç için çalışıyor. Dolayısıyla teknolojinin büyük oyuncuları 2026 için hayatımızdaki teknolojilerin resimlerini şimdiden çizmiş durumdalar.

 

Güvenli kurumsal mobil için yeni bir savunma

0

Kendi cihazını getir, bulut ve nesnelerin interneti, ağın çevresindeki saldırı noktalarına karşı savunma yapmak için kurumsal savunma planlarını değiştiriyor. Kaynakların güvenliğini sağlamak için bu yeni bağlantı yolları, klasik tehdit radarlarının çalışma şeklini değiştirdi.

Kötü amaçlı yazılımların bulaştığı dizüstüler ve akıllı telefonlar, doğrudan ön kapıdan girip BT biriminin bilgisi olmaksızın doğrudan ağa bağlanıyorlar. Bu güvenli olmayan kullanıcı cihazlarından başlayan saldırıları, mobil cihazlardaki hassas verilerin kaybını ve riskli son kullanıcı davranışlarını hesaba kattığınızda, kurumsal güvenlik ihlallerinin yüzde 90’ından fazlası buralardan geliyor.

Kayıp cihazlar, tek başlarına ciddi bir iç tehdittirler. ABD’de 2014’te 2.1 milyon akıllı telefon çalındı ve 3.1 milyonu da kayboldu. Kayıp cihazlara genellikle, bir şirketin değerli verilerine ve kritik iş sistemlerine erişmek için birileri ihtiyaç duyar. İK direktörünün dizüstü bilgisayarı tüm şirketin doğrudan mevduat bilgilerine erişir ve ağ yöneticisi de muhtemelen şirketteki sistemlerin yüzde 70’ine erişmek için gerekli giriş haklarına sahiptir.

İçerik bağlantıyı kontrol edin

Ağın içinde, ağda halen bulunan mobil cihazlar ile gelmekte olan IoT cihazları arasında yumuşak bir karın oluşmuştur. Bu, farklı tipte bir güvenlik yaklaşımını – ağın içinden başlayan, ortamın ötesine kadar genişleyen ve kullanıcıların dinamik doğasına uyarlanabilen – ve mobile yönelik tehditleri gerektirir –bunlar herhangi bir yerden kaynaklanabilir.

Bu güvenlik yaklaşımının özellikleri şunlardır: paylaşılan bağlamsal bilgi ve mobilite ihtiyaçlarına dayanan uyarlanabilir kontroller. Uyarlanabilir bir güven yaklaşımı, iki kullanıcının birbirine benzemediğini tanıyarak, BT biriminin, benzer görevleri ve hedeflerini paylaşan şahıs veya grupların haritasını çıkaran daha kişisel politikalar belirlemesine izin verir.

Güvenli bir ağ sağlıklı bir ağdır

Uyarlanabilen bir güven yaklaşımına geçen kurumlar, bulut veya IoT’nin taleplerine güvenle yanıt verir. Consulate Health Care , iç tehditlere karşı koruyan uyarlanabilen bir güven yaklaşımına geçen, güvenlik düşüncesi liderleri arasındadır. Sağlık merkezi, her gün ağa bağlanan şirketin dağıttığı yüzlerce mobil cihaza ve binlerce konuk cihaza sahipti, ancak güvenlik sağlam değildi.

Consulate, hem ziyaretçilere hem de çalışanlara hizmet eden ve hasta bilgileri ile diğer özel sağlık verilerini koruyan cihaza ve kullanıcı rolüne dayalı olarak, ağa bağlanan cihazlara politikalar atamak istedi. Yeni savunma yaklaşımı sağlık merkezine, son derece dinamik mobil ortamı etrafında çok daha iyi bir güvenlik sağlıyor.

Bir kez uyumlu olarak tanındıklarında, hastalar, sakinler ve aile üyeleri, iç ağın güvenliğini etkilemeyecek Internet erişimi için kendi kendine kayıt sürecini tamamlayabilirler. Bununla birlikte merkezin sağlık personeli ağa bağlandığında,  iç kaynaklara erişimleri onaylanıyordu. Kullanıcı görevine ve cihaz sahipliğine bağlı olarak BT birimi, hangi kaynaklara erişebileceklerini kolaylıkla belirleyebilir – böylece hasta bilgilerinin ele geçirilme olasılığı azalıyor. Consulate şimdi, verilerinin ve sistemlerinin iç tehditlere karşı güvencede olduğundan çok daha güvenli.

Kurumlar uyarlanabilir bir güven yaklaşımına geçtiklerinde, BT birimleri kullanıcıların ve cihazların nasıl bağlanacakları ve erişim ayrıcalıklarının nasıl uygulanacağı konusunda daha akıllı kararlar verebilir. Bu, gelecek yıllarda ağ güvenliğinin sınırlarını zorlamaya devam edecek olan bugünkü mobil işgücü için gereklidir. Bu hızlı tempolu, yükselen mobil dünyada en iyi savunma, uyarlanabilmektir.

Uber’in üçkağıdını Apple yakaladı

0

Araç paylaşım uygulaması Uber, kuralları hiç umursamaması ile büyük ün yaptı. Faaliyet gösterdiği neredeyse tüm ülkelerde yasaları zorlayarak ve çoğu zaman da ihlal ederek çalışan Uber, kısa süre önce de Kaliforniya şehir yönetimi ile kavga ederek, şehir yönetiminin doldurmasını istediği otonom araç testi belgelerini tanımadığını beyan ederek şehir yönetimi ile ters düşmüş, sonunda ABD federal devleti Uber’i uyaran bir mesaj yayınlayınca geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Uber’in şimdi de Apple’ı tam anlamıyla “uyuttuğu” ortaya çıktı.

Apple’ın uygulama marketinde yer almak isteyen uygulamaların uymak zorunda olduğu kuralları aşmak için tam anlamıyla bir tiyatro çeviren Uber’in, yazılım mühendisleri sayesinde Apple’ı aldatarak kural dışı Uber uygulamasını App Store’a yüklediği ortaya çıktı.

Apple, uygulamaların silindikten sonra iPhone’larda kullanıcıları takip edecek herhangi bir kod parçasının kalmamasını istiyor. Uber ise bu kuralı geçebilmek için sinsice bir plan hazırlayarak, Apple merkezinin çevresinde uygulamayı yükleyenlerin göremeyeceği bir özelliği uygulamasına adapte etti.

Buna göre, App Store’a yüklenen uygulamaları indirip test eden, deneyen ve onay veren Apple gözlemcilerinin Apple’ın şirket merkezinin çevresinde yaşadığı öngörüsünden yola çıkan Uber, coğrafik olarak uygulama bu bölgede çalıştırıldığında veya bir telefona yüklenip incelendiğinde, Apple’ın kurallarına aykırı olan kod parçasını saklayacak bir tasarım hazırladı. Böylece Apple mühendisleri Uber’in kural dışı özelliklerini göremeyip onay verdi ve Uber, dünyadaki herkesin telefonuna bir trojan yerleştirmeyi başardı. Daha sonra bu kullanıcılar Uber’i telefonlarından silseler bile Uber hala onları izlemeye devam edebiliyordu.

Apple ise bu üçkağıdı fark ettiğinde fırtınalar koptu. Apple’dan sızan bilgilere göre Tim Cook, Uber’in CEO’su Travis Kalanick’i bizzat Apple merkezine çağırıp, tam anlamıyla bağıra çağıra kavga etti ve Uber uygulamasını App Store’dan kaldırmakla tehdit etti. 

Bu gelişmenin üzerine Uber uygulamasını güncelleyerek kural dışı kodları uygulamadan çıkardılar ancak Apple şimdi Uber’i tam anlamıyla özel gözlem altına almış durumda. Öyle görünüyor ki, Uber bir hata daha yaparsa iOS kullanıcılarını tamamen kaybedebilir zira NSA’in Prism skandalı ile büyük darbe alan Tim Cook’un, Apple’ın imajını bozmamak için ABD mahkemelerinin emirlerini bile yok sayarak FBI ile kavga ettiğini ve iPhone kullanıcılarının mahremiyetini her şeyin üzerinde tuttuğu biliniyor. Cook’un, Uber’in kullanıcı mahremiyetini ihlal eden bir hatasını bir daha affetmeyeceği ve Uber’i App Store’dan çıkaracağı vurgulanıyor. Bu da Uber’in tam anlamıyla bitişi anlamına gelecek. 

Travis Kalanick bu kez sert kayaya çarptı.

120 milyon dolarlık meyve sıkacağı Silikon Vadisi’ni salladı

0

Silikon Vadisi bugünlerde, 120 milyon dolarlık bir meyve sıkacağı nedeniyle büyük tartışmalar yaşıyor. 700 dolara satılan Juicero isimli meyve sıkacağını geliştiren Start-up, piyasadan 120 milyon dolarlık fon toplayarak herkesin dikkatini çekti.

Temel olarak, firmanın ürettiği taze meyve poşetlerini sıkarak içinden çıkan suyu bardağa boşaltma işlevine sahip olan bir cihaz için yatırımcıların 120 milyon dolarlık yatırım yapması herkesi şaşırtıyor.

Akıllı meyve sıkacağı

Geliştirici firma, meyve poşetinin üzerine baskı uygulayarak meyveleri sıkan cihaza ayrıca internet üzerinden kontrol gibi “akıllı” özellikler de ekleyerek cazibesini arttırmaya çalışsa da cihazın yaptığı tek işin meyve sıkmak olduğunun altını çizen medya, Juicero’nun geliştirilmesi için 120 milyon dolar para harcandığına inanmak istemiyor.

Silikon Vadisi’nde JuiceGate (meyve suyu skandalı) adını alan meyve sıkacağı için özel olarak üretilen meyve torbalarını elliyle sıkarak bir test yapan Bloomberg editörünün makineyle aynı miktarda meyve suyunu elde etmesi nedeniyle 700 dolarlık cihazın gerekliliği de büyük tartışma konusu oldu. Bu sırada firma gelen tepkiler nedeniyle cihazın fiyatını 400 dolara düşürdü. Juicero ise iş modelinde sıkma cihazı kadar abonelik modeliyle müşterilerine ulaştırılan taze meyve/sebze torbalarının üretiminin büyük önem taşıdığını iddia ediyor. 

Tesla 53 bin aracını geri çağırıyor

0

Elektrikli otomobil üreticisi Tesla, 2016 yılında sattığı 76 bin otomobilin 53 binini, önemli bir hataya sahip olduğu şüphesiyle geri çağırdı.

Tesla’ya göre, el freni mekanizmasında yer alan sorunlu bir parçanın aracın el frenini boşa almayı engellemesi nedeniyle araç sahipleri zor zamanlar yaşayabiliyor. Firma sorunu düzeltebilmek için bu sorunlu parçanın takılı olduğunu tespit ettikleri 53 bin aracı geri çağırma kararı aldı.

Tesla ayrıca bu sorunun bir güvenlik sorununa yol açmadığını ancak aracın sürüş konforunu olumsuz etkilediğini, şoförlerin parktan çıkmakta zorlandığını dile getiriyor.

Fakat bu sorunun ortaya çıkmasıyla Tesla’nın hisse değerleri %2 oranında değer kaybetti. Öte yandan firmanın Autopilot uygulaması hakkında da sorunlar yaşanıyor ve çoğu kullanıcı Autopilot uygulamasının “otonom sürüş teknolojisi” gibi pazarlandığını ve aldatıldıklarını dile getirerek şikayet ediyorlar. Bazı kullanıcıların bu nedenle firmaya dava açmaya hazırlandığı da medyaya yansıyan duyumlar arasında. Bakalım Tesla bu zor günleri imajını zedelemeden atlatabilecek mi?

Elektrikli jet uçağı Lilium test uçuşlarına başladı

Şehir içi ulaşımda önemli bir devrim yaratmayı amaçlayan, elektrikli motorlarla çalışan ve dikine kalkıp inebilen jet uçağı Lilium, test uçuşlarına başladı.

Geliştirici şirketin yayınladığı video ile aracın test uçuşları halka tanıtılırken, Lilium için şehir içi ulaşımda devrim yaratacak bir araç ifadelerinin kullanılması da dikkat çekti.

Lilium, Uber benzeri servislerin yoğun ilgi göstereceği bir araç olarak tasarlanıyor. Dikine inip kalkabilen ve çok sessiz çalışan araç, saatte 300 km hıza çıkabiliyor ve 300 km mesafe yol alabiliyor. Kanatları katlandığında ise otomobil olarak kullanılabilen uçağın yerdeki sürüş kapasitesi şimdilik çok sınırlı ancak modelin geliştirilmesi ile uçma kapasitesine sahip güçlü bir otomobil olarak dikkat çekeceği düşünülüyor.

Uber’den Lilium çağrılabilecek mi?

Akıllı telefonlarla, en yakın iniş alanına çağrılabilecek Lilium’un özellikle zamanı çok kısıtlı olan ve şehir trafiğinde sıkışmak istemeyen iş adamları tarafından yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Helikopter gibi dikine iniş kalkış yapabilmesi nedeniyle binaların çatılarına, parklara hatta banliyö bölgelerinde evlerin bahçelerine inip kalkabilme kapasitesine sahip olan aracın, işyeri ve evi arasında gidip gelecek iş adamları için önemli bir tercih olacağı düşünülüyor.

Lilium benzeri elektrikli motorla çalışan ve insan taşıyabilen bir “drone”un, Temmuz ayında Dubai’de resmen hizmete girmesi ve turistik bölgelerde özellikle yüksek binaların üstünde yer alan restoran ve kafelere müşteri taşıyacak shuttle servisleri olarak işlev görmesi bekleniyor. 

Jet motorlu, elektrikle çalışan ve dik inip kalkabilen bu yeni aracın ilk test videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=ohig71bwRUE

Trump’tan kaçan teknoloji şirketleri Kanada’ya sığınıyor

0

Trump’ın, iş imkanlarının ABD dışına kaçmasını engellemek ve ABD vatandaşlarını iş sahibi yapmak için uyguladığı göçmen karşıtı politika ters tepmiş olabilir. İronik bir şekilde, bu politika nedeniyle teknoloji şirketleri Kanada’da ofisler ve kampüsler açma hazırlığına girerek, çalışanlarını Kanada’ya yerleştirme kararı alıyorlar.

Trump’ın başa geçmesinden hemen sonra, Müslüman ülkelerden ABD’ye girişi yasaklayan kararı imzalaması nedeniyle Google Kanada’da yeni bir yapay zeka laboratuvarı kurmak için 5 milyon dolarlık fon ayırdı. Bu laboratuvar, ABD’ye girişi yasak olan ülkelerden gelecek ve dünyada çok az bulunan, yetenekli yapay zeka uzmanlarının çalışma ofisi olacak.

Vizeler şirketlerin başına dert oldu

Üstelik ABD Adalat Bakanlığı’nın, dünyadaki yetenekli insanların ABD’deki şirketlerde çalışmasını sağlayan H-1B vizesi alan kişileri soruşturacağını ve aynı işi ABD vatandaşlarının yapabileceğine dair izlenim oluşursa şirket hakkında da soruşturma açılabileceğini hatırlatan uyarısından sonra teknoloji şirketleri ABD dışında ofisler açarak yetenekli yabancı çalışanlarını buralarda görevlendirmeyi daha mantıklı bir çözüm olarak görmeye başladılar. Bu ofisler içinse en uygun yer, ABD ile arasında “yok gibi” sınır bulunan Kanada.

Kanada’nın genç başbakanı da Trump’ın göçmen karşıtı politikalarını işaret ederek “Farkılıklar bizim gücümüzdür,” ifadesini tweetlemiş ve yabancıların ülkesine gelmesinden memnun olduğunu açıklamıştı.

Şimdilik Amazon Kanada’da 700 kişi istihdam etmeye başladı. Microsoft ise 750 kişilik bir ofis kurmuş durumda. Google’ın 200 kişiyi Kanada’ya yerleştirdiği biliniyor. Diğer teknoloji şirketleri de Kanada’nın farkına varmış durumda ve rekabette büyük önem taşıyan yabancı yetenekleri buraya yerleştirmek için Kanada şehirlerinde ofis aramaya başladılar.

 

Amazon yapay zeka servisini tüm müşterilerine açıyor

0

Amazon’un yapay zeka servislerinin arkasındaki asıl güç olan Amazon Lex hizmeti artık tüm Amazon Web Services müşterilerinin erişimine açık olacak.

Böylece uygulama geliştiriciler, üzerinde çalıştıkları uygulamalara yapay zeka rutinleri ekleyebilecekler ve Amazon Lex’in yeteneklerini kendi uygulamalarında kullanabilecekler. Amazon Lex, teknik olarak Amazon’un yapay zeka servisi Alexa’nın motoru olarak işlev görüyor ve çok kompleks algoritmaları başarıyla çözebiliyor.

Amazon Lex’i geliştirmek ve işletmeye devam etmek için Amazon’da binlerce yapay zeka uzmanı çalışıyor. Amazon bu ekipler uzun yıllardır Lex’i geliştirmek için büyük emek ve para harcamış durumda.

Küçük yazılım şirketlerinin ise bu tür bir yapay zeka servisi geliştirmeleri mümkün olmadığı için, Amazon Lex’e erişim sağlayabilmeleri, yapay zekalı hizmetler sunabilmeleri için büyük önem taşıyor.

Google, Ad-blocking stratejisini netleştiriyor

0

Web sayfalarında dolaşmak artık bir kabusa dönüşmeye başladı. Minik bir haber okumak için dakikalarca sürebilen reklam bombardımanına katlanmak kullanıcıları canından bezdirdiği için ad-blocking uygulamaları büyük ilgi görüyor. Ancak bu durum, reklamlardan para kazanan internet yayıncılığını da olumsuz etkiliyor.

Reklamların okurları rahatsız etmeyecek şekilde etik olarak yerleştirilmesi bugün artık internet yayıncılığında önemli bir ayrıntıya dönüştü. Ancak, her yayıncının bu etik kurallara uyduğunu görmek mümkün olmadığı gibi, özellikle mobil ziyaretçilerin bir sayfayı yüklemeye çalışırken tüm ekranı kaplayan dev reklamlarla boğuşması şikayet konusu olmaya devam ediyor.

Google şimdi bu soruna yapıcı bir çözüm bulabilmek için, popüler Chrome tarayıcısına Ad-blocking özelliği eklemek için kolları sıvadı. Şirketten sızan bilgilere göre Google, kendi Ad-blocking uygulaması sayesinde, web gezginlerini rahatsız eden etik dışı reklamları otomatik olarak engelleyecek. Böylece web’de dolaşmak çok daha rahat ve daha az sorunsuz olacak.

Google’ın gerçek amacı nedir?

Kendisi de internetin en önemli reklam platformunu işleten Google için, Ad-blocking konusu büyük bir sorun oluşturuyor. Kendi kontrolünde olmayan Ad-blocking uygulamaları nedeniyle google reklamlarını okurlar gösteremeyen Google aynı zamanda büyük gelir kaybına da uğruyor. Şirket şimdi Chrome’a ekleyeceği entegre Ad-blocking uygulaması sayesinde en azından tüm Chrome kullanıcılarının Google reklamlarını görmesini sağlarken, Google platformu dışında yayınlanan rakip reklamları da engellemiş olacak.

Elbette etik dışı reklamların engellenmesi kullanıcılar açısından olumlu bir yaklaşım olsa da, Google’ın elindeki bu yeni gücü, rakip reklam platformlarının önünü kesmek için kullanmadığına ikna olmak isteyecek Avrupa Komisyonu gibi kurumların Google aleyhine yeniden tekelcilik soruşturmaları açması da sürpriz olmayacak.

 

Zuckerberg düşünceleri okumaya kararlı

Facebook’un kurucusu Zuckerberg, sanal gerçeklik alanına yaptığı milyarlarca dolarlık yatırımla büyük şaşkınlık yaratmıştı. Geleceğin dünyasında sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik teknolojisinin çok önemli olacağını düşünen genç girişimci, Oculus gözlüklerine yaptığı yatırım sayesinde bugün sanal gerçeklik alanında önemli bir yere sahip.

Ancak sadece sanal gerçeklik gözlüğü geliştirmek Zuckerberg’e yeterli gelmiyor. Facebook’un patronu, insan ve makine arasındaki etkileşimi düşünceyle iletişim boyutuna da taşımak istiyor. 

Facebook’un geliştiricileriyle buluştuğu yıllık toplantısı F8’de bu yıl yaptığı sürpriz açıklamayla gündeme oturan Zuckerberg’e göre, 2019’a ulaştığımızda makinelerle ve dolayısıyla diğer insanlarla, düşünerek iletişim kurmamız mümkün olacak.

Dakikada 100 kelime düşünmek

Bunun için, düşünceleri okuyup metine çeviren bir sistem üzerinde çalıştıklarını açıklayan Zuckerberg’e göre, düşünce okuyan bir bilgisayar sayesinde dakikada 100 kelimeyi düşünerek  karşı tarafa ulaştırabileceğiz.

Facebook’un donanım araştırma bölümü Building 8’in yöneticisi Regina Dugan F8’de yaptığı konuşması sırasında, “artırılmış gerçeklik ortamı için bir beyin faresi” geliştirdiklerinin altını çizdi. Yani Facebook bilgisayarlarımızın ekranındaki imleci düşünce gücüyle kontrol etmemizi sağlayacak bir arayüz geliştiriyor. Ancak burada tek amaç ekrandaki imleci hareket ettirmek değil, insan düşüncelerini dakikada 100 kelimeye dönüştürebilecek bir düşünce-okuma donanımı geliştirmek.

Konuşamayan düşünecek

Dugan’a göre henüz bu teknoloji ortada yok ancak beyin üzerinde yapılan çalışmalar sayesinde çok yakında mümkün olabilecek. Facebook’un üzerinde durduğu bir diğer teknoloji de, deriyi bir dinleme organına çevirmek. Bu sayede karşıdaki kişinin düşünceleri kelimelere çevrildikten sonra titreşim dalgaları şeklinde hedefteki insana gönderilecek ve bu kişi tenine çarpan titreşim dalgaları sayesinde karşıdaki insanın düşüncelerini sesli olarak duyabilecek.

Bu teknolojinin özellikle konuşma bozuklukları yaşayan insanların iletişim problemlerini yenmekte çok önemli bir yardımcı olacak. Bu aynı zamanda farklı dillerde konuşan insanların birbirlerini anlaması için ortak bir evrensel dil de oluşturabilecek.

Facebook’un tüm bu çalışmaları henüz sadece AR-GE aşamasında bulunuyor ancak 100 milyar dolardan fazla değere ve büyük bütçelere sahip bir şirketin bu işe el atmış olması, bu konuda elle tutulur gelişmelerin çok uzakta olmadığı umudunu doğuruyor.

Yahoo, Temmuz ayında Verizon’un oluyor

0

Yahoo’nun Verizon’a satışında arap saçına dönen pazarlıkların ve detayların sonuna yaklaşıyoruz.

Yahoo’nun CEO’su Marissa Mayer, satın alma işlemlerinin Temmuz ayında tamamlanacağını ve 4,5 milyar dolarlık alışverişin sonuca ulaşacağını açıkladı.

İnternet devi Yahoo için yapılan pazarlıklar sonunda Verizon, 4,5 milyar dolarlık teklifle açık arttırmayı kazanmıştı. Ancak Verizon Yahoo’nun tümünü değil, sadece internet varlıklarını satın alacak. Yahoo’nun Alibaba’daki ortaklığı gibi yatırımları bu pazarlığa dahil değildi.

Yahoo’nun Verizon’a geçişi aslında 2017’nin ilk üç ayında tamamlanacaktı anca Yahoo’nun sunucularında ortaya çıkan iki dev açık nedeniyle yaşanan sorunlar Verizon’u endişelendirdiği için işlemler duraksamıştı.

Verizon, Yahoo’yu bünyesine katmasıyla beraber dijital reklamlar konusunda büyük bir atağa kalkacak ve Google ile Facebook’un internet reklamlarındaki payından büyük bir dilim koparacak.

ABD havalimanlarına yüz tarama sistemi yerleştiriyor

0

Facebook gibi sosyal medya servisleri, mahremiyet tartışmaları nedeniyle yüz tarama ve tanıma sistemlerini devreye alamıyor olabilirler ama bu durum, teknolojinin çok geliştiği gerçeğini değiştirmiyor.

Facebook’ta yer bulamayan yüz tanıma sistemleri şimdi ABD havalimanlarında güvenlik önlemi olarak hizmete girecek.

Trump’ın ülkeye giriş çıkışlardaki güvenliği arttırmak yönündeki kararı nedeniyle önlem alınan gümrüklerde bundan sonra ülkeye girmek veya ülkeden çıkmak isteyenler, yüz taramasına girecek. Bu taramalarda alınan sonuçlar hem vize ve pasaport üzerindeki fotoğraflarla karşılaştırılacak hem de hava limanında gümrük güvenliğinden geçen kişi ile uçağa biniş kapısından çıkan kişinin aynı kişiler olduğuna emin olunacak. 

Sistem, Biometric Exit olarak adlandırılacak ve vizesi biten kişilerin ülkeden çıktığına veya doğru kişinin çıktığına emin olmak için kullanılacak.

Sistem şimdilik Atlanta havalimanında, Atlanta-Tokyo uçuşlarında deneniyor ve sürecin hızlandırılması için çalışma yapılıyor. Ancak sistemin başarıyla devreye girmesinden sonra bu güvenlik önleminin tüm havalimanlarına kurulması bekleniyor. 

Öte yandan, havalimanlarında başlayacak yüz tarama sistemlerinin, kısa süre sonra sosyal alanlara sıçraması da bekleniyor.

Oracle, Hollandalı şirketi satın aldı

0

Veritabanı teknolojilerinin dev ismi Oracle, yazılım kodlarını test eden yapay zeka teknolojileri geliştirilen Hollandalı bir start-up olan Wrecker’ı satın alacağını açıkladı.

Amterdam’da 2012 yılında kurulan Wrecker, yazılımcılara konteyner tabanlı bir platform sunuyor ve kodlarını test edebilmeleri için gerekli araçları sağlıyor.

Oracle’dan öğrenildiği kadarıyla Wrecker’ın teknolojileri Oracle’ın mevcut araçları içine entegre edilecek ve kod geliştirmeyi kolaylaştıran hizmetler sunulması sağlanacak.

Wrecker’ın ne kadara satın alındığı veya Oracle’ın satın alma şartları hakkında henüz bir detay açıklanmış değil. 

Intel, Developer Forum’a son veriyor

0

Intel, geliştirdiği teknolojileri sergilediği ve iş ortaklarıyla paylaştığı fuar ve panellerden oluşan Intel Developer Forum’u sonlandırma kararı aldı.

20 yıldır her sene düzenlenen ve teknoloji dünyasının en önemli etkinlikleri arasında yer alan Intel Developer Forum’un sona ereceği haberi teknoloji dünyasında büyük şaşkınlık yarattı.

Intel, yayınladığı duyuruda, IDF’te açıklanan detayların artık Intel’in web sitesinde, Resource and Design Center başlığı altında sürekli yayında olacağını ve güncelleneceğini açıkladı. Geliştiricileri, donanım ve yazılım mühendislerini, iş ortaklarını bu alana yönlenmeye davet etti.

İşlemci devi bu yıl Çin’de düzenlenmesi beklenen IDF’i iptal edeceğinin işaretlerini daha önce vermişti ancak IDF 2017’nin ABD’de bir lokasyonda düzenleneceği düşünülüyordu. Dolayısıyla IDF’in tamamen sona erdirilmesi teknoloji dünyasında büyük bir sürpriz oldu.

Öte yandan Intel’in IDF yerine, yeni ürünlerini tanıtıp basın lansmanları yapacağı farklı bir formatta bir basınla buluşma zirvesi düzenlemesi de ihtimaller dahilinde bulunuyor çünkü 15-17 Ağustos’ta IDF’in yapılacağı kongre merkezinin kira sözleşmesinin iptal edilmediği dikkat çekiyor.

StarTURK, Silikon Vadisi’nde yerini aldı

0

Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleri ve ülkemizdeki teknolojik ürünlerin uluslararası pazarlarda yer alması, teknoloji yoğun startupların dünyanın en gelişmiş girişimcilik ekosistemleri içerisinde yer alması için güçlerini birleştirdi. Konsorsiyum, bu amaçla KOSGEB desteğini de alarak ABD Silikon Vadisinde StarTURK uluslararası kuluçka merkezini kurdu. Konsorsiyum’un konu hakkındaki açıklaması şu şekilde: 

“Türkiye bu kez hızla süren yeni sanayi devrimini kaçırmayacak. 4. Sanayi devrimi olarak bilinen Sanayi 4.0 vizyonunu da desteklemek üzere stratejik hedef oluşturan konsorsiyum bilişim merkezli olarak yeni bir atılımın da üssü olacak. Konsorsiyum’un ifadelerine göre, günümüzde olgunluk seviyesi Sanayi 2.0 ile 3.0 arasında kalan Türk şirketleri yapılan bu yatırımla Sanayi 4.0 düzeyine çıkabilmek için önemli bir fırsat yakalayacak.

Dünyaya Teknoloji İhraç Edeceğiz

Dünyada 4 Trilyon dolara ulaşan bilişim teknolojileri pazarı Türkiye’de 83 milyar dolar olurken Türkiye kaynaklı üretim ise 2.6 milyar dolar civarında olmuştur. Bu rakamlardan çok daha fazla pay alarak hızla bilişim sektöründeki pazar payımızı artırmak zorundayız.

Otonom robotlar, simülasyon, sistem entegrasyonu, nesnelerin interneti, siber güvenlik, bulut bilişim, eklemeli üretim, artırılmış gerçeklik ve büyük veri alanlarında dünya pazarına teknoloji sunmak hedefindeki startuplar StartTURK kuluçka merkezinde yer alacaktır.

Silikon Vadisinin Çocukları

2011 yılında dünyanın en büyük şirketleri enerji şirketleri iken bugün Dünyanın en büyük şirketleri artık teknoloji şirketleridir. Bunlar Silikon Vadisinin çocuklarıdır. Sadece inovasyon yapanlar lider olabilecek diğerleri yok olacaktır.

Beş Üniversitenin oluşturduğu konsorsiyum 4 teknopark, 700 teknoloji şirketi, 3.000 akademisyen, 15.000 arge personeli, 250 kuluçka firması, 100.000 öğrenci potansiyeline sahiptir. Bu potansiyel StarTURK’ün başarısını kaçınılmaz yapmaktadır.

Dünya girişim sermayesinin %30’unun bulunduğu Silikon Vadisinde, Stanford Üniversitesi, Apple, Google gibi dünya devlerinin arasında bir Türk yıldızı doğmuştur. Bu potansiyel artık Türk şirketleri için de ulaşılır olacaktır.

Silikon vadisinin ilk Türk Teknoloji ve İnovasyon Üssü

Silikon vadisinin ilk Türk Üssü StarTURK Uluslararası Kuluçka merkezinde Türk Girişimcilerine Çalışma alanları, kuluçka ofisleri ve hızlandırıcı programları sunulacaktır. Artık silikon vadisi eko sisteminde yaşamak o atmosferi solumak ve dünya devleri ile rekabet etmek Türk şirketleri için hayal olmaktan çıkmıştır.”