Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 608

Karbondioksitten temiz yakıt üreten devrimci keşif!

Araştırmacılar, karbondioksidi (CO2) temiz yakıtlara dönüştürmek için istenmeyen yan ürünleri ortadan kaldıran verimli bir yöntem keşfetti. Bu buluş, iklim değişikliğiyle mücadelede çığır açabilecek bir potansiyele sahip.

Chicago Üniversitesi Pritzker Moleküler Mühendislik Okulu’ndaki bilim insanları, CO2’yi temiz yakıtlara ve faydalı kimyasallara dönüştürmeyi amaçlayan çalışmalarda karşılaşılan hidrojen gazı ve karbonatlar gibi istenmeyen yan ürünlerin oluşumunu engelleyen yeni bir yöntem geliştirdi. Bu keşif, sera gazı emisyonlarını azaltarak temiz bir enerji döngüsü oluşturma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

CO2, 1990 ile 2022 yılları arasında Dünya’nın atmosferindeki enerji dengesindeki değişimin %78’inden sorumlu olan ve fosil yakıtların yanmasıyla ortaya çıkan bir sera gazıdır. CO2’nin elektrokimyasal azaltımı (CO2R) adı verilen bir işlemle temiz yakıtlara ve kimyasallara dönüştürülmesi mümkün olsa da, bu işlem genellikle düşük verimde gerçekleşiyor ve istenmeyen yan ürünlerin oluşmasına neden oluyor. Chicago Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, bu sorunun üstesinden gelmek için su moleküllerini manipüle eden bir yöntem keşfetti.

Araştırmacılar, organik çözücüler ve asit katkı maddeleri kullanarak suyun davranışını kontrol edebildiler ve istenmeyen yan ürünler üretmeden istenen molekülleri oluşturmak için doğru miktarda proton bağışlamasını sağladılar. Bu yeni yöntemle, katalizör olarak altın veya çinko kullanılarak, hafif asidik koşullar altında neredeyse %100 verim elde edildi. Özellikle, toprakta bol miktarda bulunan çinkonun kullanımı, bu süreci endüstriyel uygulamalar için daha uygun maliyetli hale getirerek küresel karbon yakalama ve depolama pazarında önemli bir potansiyele sahip olabilir.

Araştırmanın baş yazarı Reggie Gomes, keşiflerinin önemini şu sözlerle vurguladı: “Güneş ve rüzgardan yeşil elektrik elde edebileceğimizi ve daha sonra bu elektriği karbondioksiti tekrar yakıtlara dönüştürmek için kullanabileceğimizi hayal edin.”

Enerji sektörünü dönüştürebilir

Bu keşif, enerji sektörü ve iklim değişikliğiyle mücadele konularında çok önemli sonuçlara yol açabilir. CO2’yi kullanılabilir yakıtlara dönüştüren temiz bir enerji döngüsü yaratma potansiyeli taşıyan bu yeni yöntem, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve küresel ısınmanın etkilerinin hafifletilmesi için umut verici bir çözüm sunuyor. Ayrıca, etanol veya metan gibi temiz yakıtların üretilebilmesi, efektif şekilde elektriğe dönüştürülemeyen sektörlerde fosil yakıtlara olan bağımlılıktan kurtulmamıza yardımcı olabilir.

Ek olarak, araştırma platin, gümüş ve altın gibi pahalı katalizörler yerine çinko gibi toprakta bol miktarda bulunan metallerin katalizör olarak kullanılabilme potansiyelini ortaya koyarak, çeşitli endüstrilerde daha sürdürülebilir ve uygun maliyetli katalitik süreçlerin önünü açıyor.

Bu yeni ve verimli yöntem, temiz enerji teknolojilerinde devrim yaratabilir ve iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Microsoft Outlook Lite uygulamasına yeni özellik geldi!

Microsoft, 2022 yılında Outlook uygulamasının gelişmekte olan pazarları hedefleyen hafif bir sürümü olan Outlook Lite’ı piyasaya sürmüştü. Windowsreport’un bildirdiği habere göre bugün Microsoft, söz konusu uygulamanın SMS mesajları için destek alacağını duyurdu. Evet, Outlook Lite artık e-postaların yanı sıra SMS mesajlarınızı da yönetmenize olanak tanıyacak. Bu ekllenti, kullanıcıların hem e-postaları hem de kısa mesajları tek bir uygulama içinde yönetmelerine olanak tanıyarak iletişim kanallarını merkezileştirmeyi amaçlıyor. Üstelik 3. parti bir uygulama ve beraberinde gelen güven sorunları yaşamanıza gerek kalmadan.

Yazılım devi Microsoft, Office paketini tüketicilere ilk satmaya başladığında, aslında e-postalar ve mesajlaşma özellikleri için hiçbir şey içermiyordu. Office paketi ilk olarak 1990 yılında Microsoft Word, Excel ve Powerpoint ile birlikte piyasaya sürüldü ve 1997’ye dek ofis paketi oldukça küçük yenlikler barındırdı. 1997 yılında Office 97’nin piyasaya sürülmesiyle birlikteyse önemli bir değişim meydana geldi ve daha önceki sürümlerde sadece Microsoft Exchange Server için küçük bir eklenti olarak işlev gören Outlook, Office araçları içinde yerini aldı. Takip eden yıllarda sürekli güncellenen ve kullanıcı arayüzü geliştirilen bu uygulama, aradan geçen 27 yılda kurumsal için en önemli Office araçlardan birisine dönüştü.

2022’de ise Microsoft, mobil kullanıcılara özel olarak Outlook’un çok daha küçük boyutlu bir versiyonu olan Microsoft Outlook Lite’ı piyasaya sundu. Outlook.com, Hotmail, Live, MSN, Microsoft 365, ve Microsoft Exchange Online hesaplarını destekleyen bu yeni uygulama okullar, üniversiteler ve küçük işletmelerdeki benimsemeyi artırmak üzere planlanmıştı. Şimdi bu uygulamaya SMS yönetme özelliği de gelmiş oldu.

Güncellenmiş Outlook Lite uygulamasını Google Play Store’dan indirebilirsiniz. İndirdikten sonra, “SMS” adında bir alt sekme simgesi bulabilirsiniz. Buna dokunun ve uygulama içinde SMS özelliğini etkinleştirmek için gerekli izinleri verin. İşlem tamamlandıktan sonra, SMS mesajları göndermek ve almak için Outlook Lite uygulamasını kullanabilirsiniz. Gelecekte Microsoft, bu SMS deneyimini dünya çapındaki kullanıcılar için daha da iyi hale getirmek üzere aşağıdaki özellikleri sunacaktır.

Garanti belgelerini dijitalleştiren egaranti, Yapı Kredi mobil’de!

Yapı Kredi’nin, inovasyon kültürü ve girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Fast FRWRD Hızlandırma Programı’nın 2023 yılı mezunlarından ve aynı zamanda FRWRD İş Birliği Programı girişimlerinden biri olan egaranti; süper app’e dönüştürülen Yapı Kredi Mobil’de yerini aldı. Bu entegrasyon, girişimcilik ekosisteminde yenilikçi bir iş birliği yaratmanın en güzel örneklerinden oldu.

Ürünlerin garanti süreçlerini tek bir platformdan yönetmeyi sağlayan girişim egaranti, Yapı Kredi’nin yenilikçi yaklaşımı ile mobil bankacılığın sınırlarını genişletiyor. egaranti iş birliği sayesinde, kullanıcılar tüm cihazlarının garanti yönetimini Yapı Kredi Mobil’in Evim+ platformu üzerinden gerçekleştirebilecek.

Garanti süreçlerini tek bir uygulamadan yönetmek mümkün!

egaranti, üretici ve ithalatçı firmalarla anlaşarak garanti belgelerini dijitalleştiriyor ve kullanıcıların satın aldıkları tüm ürünlerde güvence süreçlerini tek bir uygulamadan yönetmelerini sağlıyor. Kullanıcılar, egaranti’nin anlaşmalı olduğu 140 adedin üzerindeki firmadan aldıkları ürün için garanti dokümanına otomatik olarak erişebiliyor. Garanti süresini uzatmaktan, tek tuşla arıza ve kurulum taleplerini göndermeye kadar birçok servisi kullanıcıların hizmetine sunuyor. Ek olarak, sürdürülebilirliğe katkıda bulunan egaranti, garanti belgeleri ve kullanım kılavuzları gibi dokümanları dijitalleştirerek kâğıt kullanımında tasarruf sağlıyor.

Tüm ürünlerinizin garanti belgeleri Yapı Kredi Mobil Evim+’ta!

Yapı Kredi Mobil kullanıcıları Evim+ menüsü üzerinden egaranti’ye erişerek, sahip oldukları tüm ürünlerin süreçlerini kolayca yönetebiliyor. Bu çözümlerin yanı sıra önümüzdeki aylarda uzatılmış garanti ve bakım/onarım paketleri gibi servislerin de Yapı Kredi Mobil kullanıcılarının hizmetine sunulması hedefleniyor.

Kamil Kınacı: “2024’te 1 milyonun üzerinde kullanıcıya hizmet sunmayı hedefliyoruz”

Kullanıcıların satın alma sonrası teknolojik ürünlerinin tüm ihtiyaçlarını karşılayacakları bir platform olma hedefinde emin adımlarla ilerlediklerini vurgulayan egaranti Kurucu Ortağı ve CEO’su Kamil Kınacı, “Bu iş birliği ile kullanıcıların birçok farklı platformdan egaranti’deki ürünlerine ulaşabilecekleri bir yapıya doğru gidiyoruz. Hizmette sınır yoktur anlayışı ile müşterilerine çözümler sunan Yapı Kredi’nin girişim ekosistemi ile kurduğu doğru iş birlikleri, sektörümüzü geliştirdiği gibi kullanıcılar içinde birçok faydayı beraberinde getiriyor” şeklinde ifade etti.

Hayatınızı CRM ile kolaylaştırın!

CRM, müşteri ilişkileri yönetimi anlamına geliyor. Şirketinizin mevcut ve potansiyel müşterileriyle olan iletişimini yönettiği bir platform olan CRM, kurumsal hafızanın da kemiğini oluşturuyor. CRM ile beraber müşteri memnuniyeti ve sadakati artarken, sağladığı verimlilik avantajıyla beraber iş performansını ve karlılığı maksimum seviyeye çıkartıyor.

CRM’in faydaları neler?

CRM, müşterilerin ihtiyaçlarını ve isteklerini daha iyi anlamanıza yardımcı olarak, onlara daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmanızı sağlar. Satış fırsatlarını daha iyi belirlemenize ve takip etmenize yardımcı olarak, satışlarınızı artırmanıza yardımcı olabilir.

CRM, pazarlama kampanyalarınızın performansını takip etmenize ve en etkili kampanyalara yatırım yapmanıza yardımcı olabilir. CRM, müşteri hizmetleri temsilcilerinin müşterilerle olan geçmiş etkileşimlerini görmelerini sağlayarak, daha hızlı ve daha etkili bir şekilde yardımcı olmalarını sağlar.

CRM, birçok manuel görevi otomatikleştirerek, zamandan ve paradan tasarruf etmenizi sağlayabilir. CRM, her büyüklükteki şirket için faydalı bir araç olabilir. Özellikle müşterilerine odaklanan ve müşteri ilişkilerini geliştirmek isteyen şirketler için idealdir. Peki videomuzda inceleyeceğimiz Bitrix24 CRM’in avantajları ve farklılıkları neler? Gelin biraz da ona yakından bakalım.

Bitrix24 CRM

Bitrix24, gelirleri yükseltmek, müşteri etkileşimini artırmak ve satış temsilcilerinizin hayatını kolaylaştırmak üzere tasarlanan güçlü, ücretsiz bir çevrimiçi CRM sistemidir. Giderleri artırmadan, gelirleri artırmayı isteyenler için mükemmel bir CRM platformu.

Bitrix24, dünyanın en güçlü CRM’i dahil, 35’in üzerinde işletme aracı içeren bir çevrimiçi iş birliği, satış ve pazarlama paketidir. Bu platform, müşteri adaylarının yakalanması ve dönüştürülmesinden faturaların hazırlanmasına kadar tüm süreçleri kolaylaştırır. İşletmeler için müşteri adayı ediniminden müşteri hizmetlerine kadar satış süreçleri üzerinde tam kontrole sahip olmak isteyenler için idealdir.

Yapay zeka desteği sayesinde, telefon görüşmelerinizde aldığınız siparişleri yazıya dökerek, detayları atlamanızın önüne geçer.  CRM alanlarını da otomatik olarak doldurur. Aynı şekilde, görevler ve projeler, şirlet içi iletişim ve pazarlama kampanyalarında da copilot en iyi yardımcınızdır. Copilot sohbet sekmesinde her an elinizin altında. Her alanda istediğiniz soruyu sorabilir ve anında yanıt alabilirsiniz!

Bitrix24 CRM’in avantajları

Müşteri adayları oluşturun, yönetin ve dönüştürün: Müşteri adaylarını kolay bir şekilde elde edebilirsiniz.

Çok kanallı pazarlamacılık: Pazarlama kampanyaları yürütebilir, açılış sayfaları oluşturabilir ve eyleme dönüştürülebilir ölçümleri takip edebilirsiniz.

Proje ve ekip yönetimi: İş akışlarını otomatikleştirin ve satış temsilcilerinizin faaliyetlerini zahmetsiz bir şekilde izleyin.

Müşteri hizmetleri ve iletişim: Canlı sohbetleri, web formlarını veya VoIP telefonlarını kullanarak müşterilerinizle etkileşime geçebilirsiniz.

Ortak çalışma alanı: Tüm belgelerinizi ve dosyalarınızı tek bir alanda oluşturabilir, düzenleyebilir ve paylaşabilirsiniz.

Uzaktan çalışma için uygun: Çevrimiçi saat, video konferans, çevrimiçi görev ve proje yönetimi gibi özelliklerle uzaktan çalışmayı destekler.

Ayrıca, Bitrix24’ün yapay zekâ destekli satışlar için CoPilot AI asistanını kullanabilirsiniz. CoPilot, çağrı transkripsiyonu ve otomatik tamamlanan alanlar gibi özelliklerle satış operasyonlarınızı kolaylaştırır ve promosyon kampanyaları için orijinal fikirler bulmanıza yardımcı olur.

Micron, Hiroşima’da yeni DRAM bellek fabrikası kuracak!

ABD merkezli bellek üreticisi Micron Technology, Japonya’da yeni bir DRAM bellek yongası fabrikası kurmak için 5,1 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. 2027 yılına kadar tamamlanması hedeflenen bu yatırım, Japonya’nın yarı iletken teknolojisi alanındaki büyük hedeflerine önemli bir katkı sağlayacak.

Son yıllarda Japonya, yarı iletken teknolojisinde büyük adımlar atıyor. Sekiz büyük Japon şirketi (Denso, Kioxia, MUFG Bank, NEC, NTT, SoftBank, Sony ve Toyota) tarafından desteklenen ve devlet tarafından finanse edilen çip üreticisi Rapidus, 2nm ve 1nm çipler için geliştirme faaliyetlerine devam ediyor. Rapidus ayrıca IBM gibi devlerle de ortaklıklar kurarak sektördeki konumunu güçlendiriyor. Bu çabaların bir parçası olarak ülke, kendi topraklarına yeni yatırımlar çekmeye çalışıyor. Bu bağlamda, Micron’un Japonya’ya yapacağı 5,1 milyar dolarlık yatırım büyük önem taşıyor.

Micron’un Japonya’daki yeni yatırımı

Resmi bir açıklama olmamakla birlikte, son raporlar Micron Technology’nin Japonya’nın Hiroşima bölgesinde yeni bir DRAM çipleri üretim tesisi inşa edeceğini belirtiyor. Bu yeni tesisin 2027 yılına kadar faaliyete geçmesi planlanırken, toplam yatırımın 600 milyar ila 800 milyar yen (yaklaşık 5,1 milyar dolar) civarında olması bekleniyor. Micron’un tesisin inşasına 2026 yılında başlayacağı ve üretim için EUV litografi makinelerini kullanacağı da vurgulanıyor.

Japon hükümetinden destek

Micron’un bu yatırım kararına Japon hükümeti de 1,3 milyar dolarlık sübvansiyon paketi ile destek verecek. Geçtiğimiz yıl bu fonun, Micron’un ASML’nin önde gelen EUV litografi makinelerini kullanmasına yardımcı olacağı belirtilmişti. Yeni üretim tesisi, üretken yapay zeka, veri merkezleri ve kendi kendine sürüş teknolojileri gibi ileri teknoloji alanlarında büyük bir öneme sahip olacak.

Micron’un Japonya’daki konumu halihazırda oldukça güçlü. Şirket, yaklaşık on yıl önce büyük bir Japon DRAM üreticisi olan Elpida’yı satın almıştı ve şu anda ülkede 4.000’den fazla mühendis ve teknisyene sahip. Micron’un bu yeni yatırımı, Japonya’daki mevcut varlığını daha da güçlendirecek ve ülkenin teknoloji sektöründeki hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacak.

Bu yatırım, ilk olarak 2024’te yapılması planlanmıştı ancak piyasa koşulları nedeniyle süreçte gecikmeler yaşandı. Ancak, Micron’un Japonya’ya olan bağlılığı ve yarı iletken teknolojisi alanındaki uzun vadeli hedefleri, bu büyük yatırımı hayata geçirmeye devam etmelerini sağlıyor.

ASELSAN, 2024’e rekorla başladı!

0

ASELSAN, 2024 yılının ilk çeyreğinde hem finansal açıdan güçlü bir performans sergiledi hem de Türkiye’nin savunma sanayiinde önemli adımlar attı. Şirket, 1,2 milyar TL net kar ile tarihinin en yüksek bakiye sipariş rakamına (11,1 milyar dolar) ulaştığını açıkladı. Bu başarının temelini ise ihracat odaklı büyüme stratejisi ve savunma sanayisindeki yenilikçi projeleri oluşturuyor.

ASELSAN, 11.1 milyar dolarlık bakiye siparişine ulaştı, ilk çeyrek karı 1.2 milyar lira oldu!

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, şirketin milli savunma ekosistemine ve ekonomiye önemli katkılar sağladığını söyledi. Şirket, bu dönemde Tanklara İlave Yetenek Kazandırılması Projesi kapsamında M60T tanklarını modernize ederken, KAAN savaş uçağı için de aviyonik sistemler geliştirdi.

DÜFAS

Ayrıca, DÜFAS (Düşük Frekanslı Aktif Sonar Sistemi) ile Türk Deniz Kuvvetleri’nin denizaltı savunma yeteneklerini artırırken, Otonom Sualtı Aracı Deringöz’ün ilk dalışlı testlerini başarıyla tamamladı. Bu önemli gelişmelerin yanı sıra, MARLİN İnsansız Deniz Aracı, YENER Mayın Tespit Sistemi ve TOLUN Güdümlü Mühimmatı gibi yeni projeler de envantere katıldı.

ASELSAN, yurt dışına yönelik ihracatını da artırıyor. ASELFLIR-500 EO Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi’nin ilk ihracatını gerçekleştiren şirket, MURAD Uçak Burun Radarını F-16 platformuna entegre etti ve test uçuşlarına başladı.

Tabii şirketin faaliyetleri yalnızca askeri alanda değil. Zira sivil alanda da faaliyet gösteren ASELSAN, mobil röntgen cihazı (ADR-M100) ve ALP 300-G Taşınabilir Erken İhbar Radar Sistemi gibi önemli projeleri hayata geçirdi.

Şirketin gelecek hedefleri arasında dünyanın en büyük 30 savunma sanayi şirketinden biri olmak yer alıyor. Bu hedefe ulaşmak için ise 2030 yılına kadar ürün ve teknolojilerinde izlenecek yol haritalarını belirledi ve 400 milyon doları aşan dört büyük yatırıma başladı.

Rusya Starlink uydusunu kilitledi

0

Rusya, Elon Musk’un Ukrayna’daki Starlink uydusunu ilk kez kilitledi. Rusya, Elon Musk’un Ukrayna’daki Starlink uydu internet hizmetini kesintiye uğratıyor ve askeri iletişimi önemli ölçüde etkiliyor.

Rusya, Elon Musk’un Ukrayna’daki Starlink uydu internet hizmetini kesintiye uğratıyor. Bu hamle Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaşı etkileyebilir. Bu olay ilk kez, Rus birlikleri bu ay Ukrayna’nın kuzey sınırını geçmeden  hemen önce askerlerin internete erişimini kaybetmesiyle gün yüzüne çıktı. Bu kısıtlama nedeniyle Ukraynalılar artık sürpriz bir şekilde gerçekleşen saldırıya ilişkin bilgi paylaşamıyor.

Rusya daha güçlü elektronik silahlar kullanıyor ve Starlink’in Ukrayna’daki internet hizmetini bozmayı hedefliyor. Her şey normal olduğunda askerler birbirleriyle iletişim kurmak için interneti kullanırlardı. Rusya’nın bu yeni eylemiyle Ukrayna’nın iletişim kurma, istihbarat toplama ve insansız hava aracı saldırıları düzenleme yeteneği ciddi şekilde tehlikeye girecek. Ukraynalı askerler medya kuruluşuna, hizmetlerin kesintiye uğramasının ellerini kolunu bağladığını, bu durumun kendilerine yaklaşan veya devam eden Rus manevraları veya saldırıları hakkında istihbarat paylaşma olanağı bırakmadığını açıkladı.

Sıkışma ilk olarak Ukrayna’nın kuzey cephesinde meydana geldi çünkü bu bölge genellikle Rusya’nın ilerleyişleriyle çakışıyordu. Karıştırma devam ederse, bu durum çatışmada taktiksel bir değişime işaret edebilir. Bu, Ukrayna’nın Starlink’e artan bağımlılığının altını çiziyor. Musk, X’e bu tür birçok yorumun Rusya yanlısı bir duruş taşıdığını söyledi. Dezenformasyon uzmanları, bu eylemin, özellikle ABD’dekiler de dahil olmak üzere 2024’te yapılacak seçimler göz önüne alındığında, Rusya’nın gündemine olumlu yansıyabileceğinden endişe ediyor. Ukrayna güçlerinin Starlink’i dış saldırılardan korumak için gerçekten çok çaba harcadığını bildirdi. Hatta terminalleri zemine kazılmış deliklere yerleştirmeyi ve üzerlerine metal ağ koymayı bile denediler. Pek çok uzman, Ukrayna’nın internet gibi hayati bir kaynak için açıkça tek bir şirkete bağımlı olduğu görüşünü dile getirdi. Ayrıca Ukrayna gibi çok sık saldırı yapan bir ülkenin, Musk’ın ne yapacağı belli olmadığı için onun hizmetlerine bağımlı olmaması gerektiği görüşünde.

Microsoft Linkedin için büyük yenilikler getiriyor!

İş dünyasının en önemli platformlarından biri olan LinkedIn, Microsoft çatısı altında büyük yeniliklerle güçlendiriliyor. Microsoft, üretken yapay zeka sistemi Copilot‘u yakında LinkedIn’e entegre etmeye hazırlanıyor. Bu entegrasyonla ilgili henüz çok fazla detay bulunmamakla birlikte, Copilot‘un kullanıcılara büyük imkanlar sunması bekleniyor. Microsoft, 2016 yılında 26 milyar dolara satın aldığı LinkedIn platformunu daha da geliştirmek için başka adımlar da atıyor.

LinkedIn, kullanıcılarının platformda daha fazla vakit geçirmesi için Wordle tarzı puzzle oyunları olan Queens, Crossclimb ve Pinpoint‘i tanıttı. Bu oyunlarla ilgili olarak firma, “Eğlenceli, günlük oyunlarla bağlantı kurun. Zihin egzersizi yapın ve puanlarınızı diğer kullanıcılarla karşılaştırın.” açıklamasında bulundu. Oyunlara direkt olarak yeni açılan bir sayfadan ulaşılabiliyor ve her oyunun günde yalnızca bir kez oynanabilir olacağı belirtiliyor. Ayrıca, kullanıcılar skorlarını arkadaşlarıyla paylaşabilecekler. Zamanla başka oyunların da eklenmesi planlanıyor.

Premium şirket sayfaları ve abonelik avantajları

LinkedIn, yakın bir zamanda premium şirket sayfaları özelliğini de kullanıma sunacak. Aylık 99 dolar olacak bu abonelik kapsamında, şirketlere özel bazı imkanlar sağlanacak. Abonelik ile şirketler, kendileri için içerik üretebilecek bir yapay zeka aracına sahip olacak ve takipçi sayılarını artırmaya yönelik çeşitli sistemler sunulacak. Şu anda sessiz sedasız test edilen bu özellik, yakında tüm kullanıcılara açılacak.

LinkedIn, ayrıca TikTok‘tan ilham alarak dikey formlu kısa video akışını platforma eklemek için çalışmalar yürütüyor. Bir süredir test aşamasında olan ve resmi olarak doğrulanan bu özellik, olumlu geri dönüşler alması halinde Instagram, TikTok ve YouTube‘daki gibi dikey yapıdaki kısa videoların LinkedIn’de de sıkça karşımıza çıkmasını sağlayacak. Kullanıcılar, bu video akışındaki içeriklere yorum yapabilecek veya beğenide bulunabilecek.

LinkedIn‘in bu yeni özellikleri, platformun kullanıcı etkileşimini ve bağlılığını artırmayı hedefliyor. Özellikle Copilot entegrasyonu ve oyunların eklenmesi, kullanıcıların platformda geçirdikleri süreyi artıracak ve iş dünyasında daha fazla bağlantı kurmalarını sağlayacak. Premium şirket sayfaları ise işletmeler için önemli avantajlar sunacak ve platformun profesyonel kullanımını daha da güçlendirecek. TikTok ilhamlı dikey video akışı ise, modern sosyal medya trendlerine uyum sağlayarak kullanıcıların platforma olan ilgisini canlı tutacak.

Apple’ın gizli planı: iPad bilgisayar mı olacak?

Apple, iPad’lerinde kameraları yatay konuma taşıyarak başlattığı değişime devam ediyor. Şirketin gelecek planlarında ise Apple logosunu da yatay konuma çevirmek yer alıyor. Bu hamle, iPad’in giderek bilgisayar olarakkonumlandırılmasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Uzun yıllardır dikey modda kullanılmak üzere tasarlanan iPad, son yıllarda artan gücü ve büyüyen ekranıyla bilgisayara rakip olmaya başladı. Apple da bu değişime ayak uydurarak yeni iPad’lerde ön kamerayı ve Face ID sensörünü yatay olarak konumlandırdı.

Yatay logo ve bilgisayar pozisyonu

Apple’ın ürün tasarımcısı Molly Anderson, iPad’deki Apple logosunun gelecekte değişebileceğini ve yatay konuma gelebileceğini belirtiyor. Anderson, iPad’in uzun zamandır portre modunda kullanıldığını ancak günümüzde kullanıcıların cihazı giderek daha fazla yatay modda kullandığını da ekliyor.

Apple’ın bu adımı, iPad’lerin Magic Keyboard gibi aksesuarlarla birlikte bilgisayar yerine geçecek ürünler olarak değerlendirilmeye başlamasının bir göstergesi olarak görülüyor. Tabii ki bilgisayarın yerini tam olarak alabilmesi için, bilgisayarlara benzer kalitede ve çeşitlilikte uygulamaların geliştirilmesi gerekiyor.

Apple, iPad açılışındaki logosunu halihazırda yatay modda göstermeye başladığından, gerekli değişiklikleri yapmaya şimdiden başlamış durumda.

Apple’ın iPad’leri bilgisayara dönüştürme planları, tablet pazarında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Yatay logo ve diğer değişiklikler, kullanıcıların iPad’leri bilgisayara alternatif olarak görmelerini sağlayabilir.

Microsoft’un yapay zekası Copilot, Telegram’da kullanıma sunuldu!

Microsoft, yapay zeka destekli Copilot’u Windows 11’in ardından şimdi de popüler mesajlaşma uygulaması Telegram’a getirdi. Şirket, Copilot botunu sessiz sedasız Telegram kullanıcılarının hizmetine sundu. Bu yeni bot, Microsoft’un WhatsApp ve Telegram gibi sosyal ağ uygulamalarına üretken yapay zeka getirmeyi amaçlayan “copilot-for-social” projesinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Telegram kullanıcıları, resmî Copilot botuna @CopilotOfficialBot aramasıyla kolayca erişebilirler.

Microsoft, Telegram kullanıcılarının Copilot’a hemen her konuda soru sorabileceğini belirtiyor. Arama yapmak, gezi planlamak, fitness planı oluşturmak, filmler ve oyunlar hakkında bilgi edinmek gibi birçok konuda Copilot’tan faydalanmak mümkün. Ancak, Copilot yalnızca metin isteklerini kabul ediyor ve metinden görüntü oluşturamıyor. Bot, birebir sohbet olarak çalışıyor ve kullanıcıların taleplerine anında yanıt verebiliyor.

Telegram’da Copilot’u denemek isteyenler, bu bağlantıya tıklayabilir veya arama bölümüne @CopilotOfficialBot yazarak bota ulaşabilirler. Kullanıcıların botu kullanabilmesi için hesaplarına bağlı telefon numarasını onaylamaları gerekecek.

Microsoft’un bu yeni adımı, yapay zekanın günlük hayatımıza nasıl daha fazla entegre olacağını göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Copilot botunun Telegram kullanıcıları arasında nasıl bir popülerlik kazanacağı ise merak konusu.

Nvidia CEO’su Huang ne kadar kazanıyor?

0

Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang, para kazanma konusunda benzersiz bir deneyime sahip. Net serveti sadece beş yıl içinde 3 milyar dolardan şaşırtıcı bir şekilde 90 milyar dolara fırladı. Nvidia’nın yapay zeka (AI) işlemcilerine yönelik bastırılamaz talep, şirketin bu inanılmaz yükselişle doğrudan bağlantılı olan olağanüstü hisse senedi fiyatlarını artırıyor.

Nvidia CEO’su Huang gelirini son üç yılda katladı

Bu yükseliş 2022’nin sonlarında ateşlendi. ChatGPT, yapay zeka alanındaki yenilikçi çalışmalarıyla tanınan bir araştırma laboratuvarı olan OpenAI tarafından tanıtıldı. Bu teknik, bilgisayarların muazzam miktarda veriden öğrenerek tamamen yeni materyaller ve çözümler yaratabildiği bir alan olan üretken yapay zekanın muazzam potansiyelini ortaya koydu. Özellikle Nvidia’nın güçlü teknolojisi, ChatGPT’yi büyük ölçüde Nvidia’nın GPU’larına dayanarak geliştiren OpenAI tarafından vurgulandı.

Bu olay teknoloji şirketleri arasında bir beslenme çılgınlığına neden oldu. Microsoft, Google ve Meta gibi sektörün önde gelen aktörleri yapay zeka araştırma ve geliştirme departmanlarını güçlendirmek için harekete geçti. Sofistike yapay zeka modelleri oluşturmak, geniş hesaplama yetenekleri gerektirir; ve Nvidia’nın yapay zeka merkezli GPU’ları mevcut en iyiler olarak kabul edildi. Bu şirketlerin yapay zeka alanındaki hedeflerine güç katmak için Nvidia’nın milyarlarca dolar değerindeki en son çiplerine ihtiyaçları vardı. Bütün bunlar o olaydan kaynaklanıyor: Bu, diğerlerinin özellikle mümkün olan tüm hız ve enerjiyle ilgi veya arzu göstermesi için bir itici güçtü.

Vizyon sahibi bir lider ve Nvidia’nın kendini “satış şefi” ilan eden Huang, bu şansı ustalıkla değerlendirdi. Sürekli olarak yapay zekanın potansiyelini savunmaya devam etti ve Nvidia’nın GPU’larının yapay zekanın ilerlemesinde kritik bir rol oynadığını vurguladı. On yılı aşkın bir süredir Nvidia, sağlam bir yapay zeka yazılım ve araç koleksiyonunu bir araya getirerek sessizce temeli atıyordu. Öngörüleri onları dünya çapındaki büyük teknoloji şirketleri arasında tedarikçi olarak seçilecek lider aday olarak konumlandırdı; çünkü bunca yıldır yaptıkları bu fırsatlara kırmızı halı sermekten başka bir şey değil.

Ancak Nvidia’nın geçmişi tamamen yapay zekadan ibaret değildi. Şirket 1993 yılında kurulduğunda öncelikli hedefi hızla büyüyen 3D oyun sektörü için GPU üretmekti. Uzun yıllar boyunca bu bölge onların ana gelir kaynağıydı.

Huang, şirketteki büyük hissesi (yüzde 3,5’ten fazla) nedeniyle Nvidia’nın başarısından büyük kazanç elde etti. Hisse senedi değerindeki son artış, yalnızca bir günde muazzam bir 7,7 milyar dolar kazanmasıyla sonuçlandı; bu, onu dünya çapında en zengin 20 kişi arasına yerleştiren astronomik bir artıştı. Bu gerçekten bir Silikon Vadisi masalı; Nvidia gibi bir teknoloji devi ve onun ileri görüşlü lideri için bir gecede elde edilen zenginlik ve servete tanıklık ediyor.

Nükleer santrallerde radyoaktif atık azalacak!

Çığır açan İsviçre teknolojisi, nükleer santrallerdeki radyoaktif atıkların yüzde 80’ini azaltıyor. Nükleer atıkların radyoaktivitesi binlerce yıldan 500 yılın altına indirilebilecek. Özel nükleer fisyon şirketi Transmutex’te çalışan eski bir CERN bilim adamı, nükleer atıkların radyoaktivitesini yüzde 80’e kadar radikal bir şekilde azaltabilecek yeni bir yaklaşım geliştirdi.

Nükleer santrallerde radyoaktif atık sorunu

Merkezi İsviçre’de bulunan Transmutex’in teknolojisi, nükleer atıkları yöneten İsviçre ulusal organı Nagra tarafından birkaç ay boyunca incelendi ve o da bu tahmine ulaştı. Nükleer fisyon reaktörlerinin operasyonel güvenliği sıklıkla ilgi odağı olsa da, kullanılmış yakıtın güvenliği daha fazla dikkat gerektirmektedir. Nükleer fisyon yakıtı, kendisinden elde edilen enerji tükendikten çok sonra bile yüzbinlerce yıl boyunca radyoaktif kalıyor.

Ülkeler fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yollarını ararken, nükleer fisyon teknolojisi geri dönüşe hazırlanıyor. Geçen yılki COP28’de 20 ülke önümüzdeki 25 yıl içinde nükleer enerji kapasitelerini üç katına çıkarmaya karar verdi ancak kullanılmış yakıtın uzun vadeli depolanmasına ilişkin planlar henüz hazırlanmadı. Ülkelerin nükleer enerji üretimini artırması nedeniyle, Transmutex gibi teknolojik atılımlar benimsenmedikçe bu tür tesislere daha fazla ihtiyaç duyulacak.

Adından da anlaşılacağı gibi Transmutex, elementlerin dönüşümüne, yani bir elementin kendi izotopuna veya tamamen başka bir elemente dönüştürülmesine dayanıyor. Teknik açıdan bakıldığında bu, simyacıların geçmişte metalleri altına dönüştürmek için uygulamaya çalıştıkları prensibin aynısı. Simyacıların başarısız olduğu yerde, CERN’den eski bilim insanları başarılı olmayı başardı. Araştırmacılar, parçacık hızlandırıcı kullanarak toryum gibi hafif radyoaktif bir elementin uranyum izotopuna dönüştürülmesini öneriyor. Hızlandırıcı, yeni üretilen uranyumun hemen işlenebileceği bir nükleer fisyon tesisine bağlı. Ancak günümüzde nükleer santrallerde kullanılan uranyum benzerinin aksine bu uranyum, plütonyum veya diğer yüksek düzeyde radyoaktif atık üretmiyor.

Rubbia’nın eski işyerinde parçacık hızlandırıcıya erişimi olsa da nükleer enerji santralleri aynı lükse sahip değil. CERN’in Büyük Hadron Çarpıştırıcısını kurmak için yaklaşık 5 milyar ABD doları harcadığı göz önüne alındığında, her tesisin yakınında bir parçacık hızlandırıcı inşa etmek oldukça pahalı olabilir. Diğer zorluk ise nükleer teknolojiye karşı muhalefet. Daha önce Almanya’nın nükleer santrallerini nasıl aşamalı olarak kapattığını bildirilmişti. İsviçre’nin de mevcut dört nükleer enerji üretim tesisi için benzer planları var.

Activision ve Meta’ya dava şoku!

0

Activision, Meta ve silah üreticisi Daniel Defense firmasına dava açan aileler, daha önce Sandy Hook’ta vurulan kurbanların aileleri için silah üreticisi Remington’dan bir uzlaşma kazanan avukat Josh Koskoff tarafından temsil ediliyor. Teknoloji şirketlerine karşı açılan dava özellikle, “AR-15 saldırı tüfeği için yeni ve genç bir tüketici tabanı oluşturmaya yardımcı olan kurnaz bir pazarlama biçimi” olarak tanımladığı Activision’ın popüler “Call of Duty” video oyunu serisine ve davanın “görünüşte ateşli silah reklamını yasaklayan dayanıksız, kolayca atlatılabilen kuralları bilerek yayınladığını; aslında bu kuralların silah endüstrisi için bir oyun kitabı işlevi gördüğünü” iddia ettiği fotoğraf uygulaması Instagram’a işaret ediyor.

Activision yaptığı açıklamada, “bu anlamsız şiddet eyleminden etkilenen ailelere ve topluluklara en derin üzüntülerini” ifade etti, ancak “Akademik ve bilimsel araştırmalar, video oyunları ile silah şiddeti arasında nedensel bir bağlantı olmadığını göstermeye devam ediyor” dedi.

Dava dosyasında yer alan iddialara göre, Uvalde’deki saldırgan bir “Call of Duty: Modern Warfare” oyuncusuydu ve Daniel Defense’in Instagram’daki reklamları tarafından da hedef alınmıştı. Dosyada “Activision oyunu Modern Warfare’i indirdikten sonraki haftalar içinde, saldırgan çeşitli saldırı silahlarına göz atıyor, oyun tarafından popüler hale getirilen ateşli silah eklentilerini ediniyor ve Daniel Defense’in web sitesine tekrar tekrar dönüyordu” ibareleri yer alıyor.

Uvalde okul saldırısı, 24 Mayıs 2022’de ABD’nin Teksas eyaletinin Uvalde kentindeki Robb İlkokulu’nda meydana gelmişti. Okulun eski öğrencilerinden 18 yaşındaki Salvador Ramos’un 19 öğrenci ve iki öğretmeni öldürdüğü, 17 kişinin ise yaralandığı ancak hayatta kaldığı toplu saldırı kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. ABD’de son 24 yılda 83 farklı okul saldırısı gerçekleşirken, 2000 – 2021 yılları arasında ABD’de sadece ilk ve orta dereceli öğretim kurumlarında toplam 276 kişinin bu saldırılarda yaşamını kaybettiği rapor ediliyor.  

Politikacılar ise video oyunlarının silah şiddetini teşvik edip etmediğini tartışmaya devam ediyor. Stanford Brainstorm Lab tarafından yakın zamanda yapılan bir incelemede konuyla ilgili 82 tıbbi araştırma makalesi incelenmiş ve şu sonuca varılmıştır: “mevcut tıbbi araştırmalar ve akademik çalışmalar video oyunları oynamak ile gerçek hayatta silah şiddeti arasında herhangi bir nedensel bağlantı bulamamıştır.”

Nvidia çipiyle süper bilgisayar geliyor!

0

Elon Musk, 100.000 Nvidia çipiyle desteklenen dünyanın en güçlü yapay zeka süper bilgisayarını inşa ediyor. Elon Musk’ın yapay zeka keşfi, xAI’nin benzersiz bir süper bilgisayar oluşturma konusundaki cesur çabasının duyurulmasıyla önemli ölçüde ilerliyor. “Gigabilgisayar” olarak adlandırılan bu devasa varlık, şaşırtıcı 100.000 Nvidia H100 grafik işlem birimi (GPU) tarafından hayata geçirilen muazzam hesaplama yetenekleriyle yapay zeka alanında devrim yaratmayı amaçlıyor.

Nvidia çipiyle süper bilgisayar

The Information’ın bu girişimle ilgili raporu ortaya çıktığından beri teknoloji sektörü heyecan ve merakla çalkalanıyor. Bu devasa işin üstesinden gelmek için xAI, bulut altyapısı ve kurumsal yazılım alanında önemli bir oyuncu olan Oracle ile bağlantı kurdu; bu şirket, xAI’ye yapay zeka çabalarını hızlandırmak için kritik kaynaklar ve teknik bilgi sağlamada etkili olacak. İşbirliği aynı zamanda xAI’nin “Gigafactory of Compute” olarak adlandırdıkları şeye yönelik daha geniş vizyonunun ayrılmaz bir parçası olup, büyük ölçekli yapay zeka altyapısına yönelik bağlılıklarını açıkça ortaya koyuyor ve böylece etkileyici bir fon elde etmelerini sağlayan başarılı bir finansman turunu kapattıktan kısa bir süre sonra bir programı açıklıyor.

Bu gigabilgisayarın kalbi, AI veri merkezi çipleri için mevcut altın standart olan Nvidia’nın H100 GPU’larından oluşan geniş bir grupta yatıyor. Musk, bu makinenin mevcut GPU kümelerini dört kat gölgede bırakacağını ve yapay zeka yeteneklerinin sınırlarını zorlamak için gereken muazzam hesaplama gücünün altını çizeceğini öngörüyor. Ancak bu imrenilen çiplerin bu miktarlarda elde edilmesi önemli bir engel teşkil ediyor. H100 GPU’ların karmaşık yapay zeka görevlerini yerine getirmedeki olağanüstü performansı, onları popüler bir ürün haline getirerek sınırlı kullanılabilirliğe yol açtı.

Bu zorluklara rağmen Musk, xAI’nin gidişatı konusunda iyimser olmaya devam ediyor. VivaTech 2024 konferansında xAI’nin 2024 yılı sonuna kadar OpenAI, Microsoft ve Google DeepMind gibi AI endüstri liderleriyle başa baş olacağına dair güvenini dile getirdi. Daha ileriye bakıldığında Musk, 2025 yılına kadar xAI’nin chatbot’u gibi AI sistemlerinin ortaya çıkacağını öngörüyor. Grok, çeşitli görevlerde insan yeteneklerini aşabilir. Şu anda gelişiminin ilk aşamalarında olan Grok, derin öğrenme tabanlı güçlü bir yapay zeka dil model. Bu çok yönlü araç, doğal konuşmalar, yaratıcı içerik üretimi ve doğal dil istemlerinden yararlanan çok çeşitli görevler için optimize ediliyor. Grok 3 gibi gelecekteki yinelemelerin mevcut yetenekleri önemli ölçüde aşması bekleniyor.

Simya VC ikinci fonunu kuruyor!

0

Erken aşama girişimlere odaklanan uluslararası hızlandırma fonu Simya VC, 10 milyon dolar büyüklüğe ulaşması hedeflenen ikinci fonunu kuruyor. Simya VC, bu yeni fonla 14 girişime yatırım yapmayı hedefliyor.

Türkiye’nin ilk girişim sermayesi fonu 212’nin, erken aşama girişimlere yatırım yapma hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği Simya VC, ikinci fonu için kolları sıvadı. Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) ikinci fonu için kuruluş onayı alan Simya VC’nin iş ortakları arasında Neo Portföy ve dünyanın en iyi hızlandırma programlarından biri olan Alchemist Accelerator yer alıyor. Kurulduğu günden bu yana toplam 7 girişime yatırım yapan ve yatırımlarına devam edecek olan Simya VC, ikinci fonunu toplam 10 milyon dolar büyüklüğe ulaştırmayı ve bu fonla da 14 girişime yatırım yapmayı hedefliyor.

Hedef küresel alanda somut adımlar atan ilk ve tek GSYF olmak

Simya VC Yönetici Ortağı Selma Bahçıvanoğlu, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “2022 yılında kurulan bir girişim sermayesi yatırım fonu olarak 1,5 yıl gibi kısa bir sürede ikinci fonumuzu hayata geçirmekten dolayı çok mutluyuz. İkinci fonumuzun odağında; ilk fonumuzda da olduğu gibi globalleşme potansiyeli olan veya global bir soruna çözüm bulan, B2B iş modeline sahip teknoloji üreten erken aşama girişimler olacak.”

Simya VC Yönetici Ortakları Çağdaş Yıldız ve Selma Bahçıvanoğlu
Simya VC Yönetici Ortakları Çağdaş Yıldız ve Selma Bahçıvanoğlu

İkinci fon için yatırımcı kabulü başladı

Simya VC olarak yatırım yaptıkları girişimlere sağladıkları en önemli faydalardan birinin dünyanın en iyi B2B erken aşama hızlandırma programları arasında yer alan Alchemist ile yaptıkları iş ortaklığı olduğuna vurgu yapan Bahçıvanoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Portföyümüzdeki girişimler Alchemist ile uluslararası pazarlarda tecrübe kazanmış liderlere hızlı bir şekilde erişip birebir çalışma fırsatı buluyor ve global oyuncu olma yolunda bir adım önde oluyor. Önümüzdeki dönemde özellikle İngiltere, Kanada ve MENA Bölgesine odaklanan farklı hızlandırma programları ve fonlarla iş birlikleri yapacağız. Ayrıca, fonumuzun kurucusu 212’nin yatırım deneyimi ve geniş küresel yatırımcı ağı sayesinde de girişimlerin global arenaya taşınmasına güç katıyoruz. En önemli motivasyonumuz; portföyümüzdeki girişimlerin global pazarlara açılmasını sağlamak için somut iş planları ve iş ortaklıkları oluşturan ilk ve tek girişim sermayesi fonu (GSYF) olmak.” Bahçıvanoğlu, ikinci fon için yatırımcı kabullerine başladıklarını belirtti.

“Tüm paydaşlar için sürdürülebilir bir değer yaratıyoruz”

Simya VC Yönetici Ortağı Çağdaş Yıldız ise Simya VC’nin temel değer önerileriyle ilgili şu açıklamayı yaptı: “Girişimlerimiz için hızlı, şeffaf ve inovatif bir yatırım süreci yürütmekle birlikte uluslararası hızlandırıcı programımız sayesinde, girişimleri ABD pazarına yönlendirebiliyoruz ve yaptığımız yatırımla globale açılmalarına destek oluyoruz. Fon yatırımcılarımıza da kısa sürede ve daha yüksek yatırım geri dönüşü sağlıyoruz. Bunun yanı sıra oluşturduğumuz network sayesinde; yatırımcılarımızla portföyümüzdeki girişimler arasında iş birliği imkânları sunarak, ürün deneme ya da müşteri olma gibi fırsatlar sağlıyoruz. Ekosisteme ise sürdürülebilir ve esnek fonlama imkânları sunuyoruz. Orta vadede her yeni kurduğumuz fonda farklılaşan stratejiler belirleyebilme özgürlüğüne erişmeyi hedefliyoruz. Böylece daha hızlı stratejiler geliştirip, uygun olmayan bir stratejiyi değiştirerek diğer fonlardan farklılaşmayı amaçlıyoruz. Bu yarattığımız döngü, girişimcilerin büyümesine olanak tanırken, aynı zamanda yatırımcıların da yatırımlarından maksimum getiriyi elde etmelerine imkân tanıyor. Bu şekilde, ekosistemdeki tüm paydaşlar için sürdürülebilir bir değer yaratıyoruz.”

Simya VC’nin portföy girişimleri şöyle sıralanıyor; tarım teknolojisi geliştiren Agrotics, yapay zekâ destekli veri analitiği platformu B2Metric, yapay zekâ tabanlı içerik üretimi platformu Evercopy, yapay zekâ tabanlı B2B SaaS girişimi Juphy, nadir hastalıklar için RNA tabanlı klinik karar destek sistemi sunan AI startup’ı Phitech, üretken yapay zekâ girişimi Syntonym ve yenilenebilir enerjiye odaklanan Werover.

Servis robotları müşteri hizmetine başladı

0

Servis robotları, siparişleri yerine getirmek için Naver 1784’te gezinerek mühendislerin süreçteki insan-makine etkileşimlerini iyileştirmesine olanak tanıyor. üşterilere siparişleri sunan yaklaşık 100 robotun bulunduğu benzersiz bir Starbucks hayata geçti.

Servis robotları müşteri desteği sunuyor

Bu, dünyanın en büyük robotik test alanı olan Naver 1784 kulesinde ve aynı zamanda Güney Koreli teknoloji firması Naver’in genel merkezinde her gün gerçek oluyor. Sayısal rakam olan 1784, sitenin parti numarası adresi olan 178-4’ü ve aynı zamanda ilk sanayi devriminin başlangıcını işaret eden yılı ifade ediyor.

Şirketin robot bilimi, yapay zeka ve bulut hizmetlerindeki ilerlemelerini kanıtlayan bir zemin oluşturuyor ve Naver’in fikirleri somut çözümlere dönüştürme konusundaki kararlılığını sergiliyor. Naver’a göre 1784, yaşama ve çalışma şeklimizi yeniden tasarlıyor ve firmanın web sitesine göre “daha iyi bir çalışma ortamı sağlamak için ileri teknolojilerin binaya yerleştirildiğini ve bizi geleceğe bir adım daha yaklaştırdığını” iddia ediyor.

2022 yılında Güney Kore’nin Seongnam kentinde açılan Naver 1784 Tower, teknoloji devinin “teknoloji yakınsama binası” konseptinin bir örneğini oluşturuyor. Naver’ın otonom hizmet robotu Rookie, Seul’ün güney eteklerindeki 36 katlı binada Starbucks ve diğer hizmetlerde taşıyıcı olarak hizmet veriyor.

Normal bir günde, yaklaşık 100 Çaylak hizmet botu NAVER 1784’ün tüm katlarında dolaşarak paketler, kahve ve öğle yemeği kutuları dağıtıyor. Rookie, kendi kendine hareket eden, beyinsiz, bulut tabanlı bir robottur ve Naver’ın hizmet botları yelpazesi için desteklediği bir teknoloji. Bu tür robotlar, Naver Cloud ve 5G ağını temel alan çoklu robot istihbarat sistemi olan AI, Robot ve Cloud (ARC) adı verilen bir platform üzerinde çalışıyor.

Tekerlekli Rookie’nin yiyecek, içecek veya istenen yere taşınabilecek diğer eşyaları depolamak için bir bölmesi var. Rookie, farklı katlara erişimi mümkün ve daha hızlı hale getiren özel bir robot asansörü olan Naver Roboport ile uyumlu. Rookie’ye görevleri yerine getirmede yardımcı olan, Starbucks’taki insanlarla güvenli etkileşimi sağlayan yenilikçi güç aktarım mekanizmalarına sahip çift kollu bir robot olan Ambidex. Hassasiyet ve hız için tasarlanan bu cihaz, benzersiz kabloyla çalışan yapısı sayesinde yüksek taşıma kapasiteli görevlerin de üstesinden gelebiliyor. Platform, insanlarla robotların kusursuz bir şekilde bir arada yaşamasını kolaylaştırmak için yüksek hassasiyetli veriler ve öncü algoritmalar kullanıyor. Naver’a göre birçok robot, onları ARC’ye bağlayan ultra düşük gecikmeli bir ağ aracılığıyla aynı anda akıllı hale gelebilir. Servis robotları müşteri memnuniyetinde de önemli bir iyileştirme sağlayabilecek.

xAI değeri 24 milyar dolar!

Elon Musk’un yapay zeka şirketi xAI, 6 milyar dolarlık B Serisi bağış toplama turuyla para sonrası değerlemede başarıyla 24 milyar dolar topladı.

xAI değeri finansman turlarıyla yükseliyor

xAI tarafından yayınlanan bir blog yazısına göre, Andreessen Horowitz ve Sequoia Capital gibi önde gelen yatırım firmaları B Serisi finansman turuna çekildi. Bu önemli destek, xAI’nin hızla değişen yapay zeka pazarında gelişme ve rekabet etme becerisine ilişkin artan iyimserliğin göstergesi. Musk’ın X’te yaptığı bir gönderiye göre, bu yatırım turundan önce şirketin para öncesi değerlemesi 18 milyar dolardı.

Çeşitli önemli xAI alanlarını iyileştirmek için kasıtlı olarak altı milyar dolar yatırım yapılacak. Her şeyden önce para, işletmenin ilk ürün serisini tanıtmasına yardımcı olacak ve bu, gelişiminde büyük bir dönüm noktası olacak. Ayrıca yatırım, şirketin operasyonlarını sürdürmek ve büyütmek için gereken son teknoloji altyapının oluşturulmasına yardımcı olacak. Ek olarak, fonların bir kısmı araştırma ve geliştirmeyi hızlandırmaya ayrılacak ve xAI’nin teknolojik ilerlemede ön sıralarda kalmasını garanti edecek.

Finansman duyurusuna yanıt olarak Musk, X’teki bir gönderide: “Önümüzdeki haftalarda açıklanacak daha çok şey olacak” diyerek gelecekteki gelişmelere dair ipuçları verdi. Bu, xAI’nin hazırlık aşamasında olan birçok heyecan verici proje ve girişime sahip olduğunu gösteriyor.

Alphabet ve Microsoft destekli OpenAI gibi büyük firmaların büyük yatırımlar ve çığır açan gelişmeler sayesinde büyük kazançlar elde etmesiyle, üretken yapay zeka alanında üstünlük rekabeti kızışıyor. xAI aracılığıyla elde edilen önemli miktardaki fon, yapay zeka endüstrisinin şu anda karşı karşıya olduğu artan ilgi ve finansal bağlılığın altını çiziyor. Bu işletmeler hakimiyet için rekabet ederken, yapay zeka ortamının devrim niteliğinde değişimler ve benzersiz atılımlar geçirmesi bekleniyor.

Bilgi ve iletişim teknolojileri sektör büyüklüğü 785 milyar TL’ye ulaştı!

0

Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD), bir etkinlik düzenleyerek paylaştığı “Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü 2023 Yılı Pazar Verileri ve Trendleri” raporuna 2023 yılında 10 bin 424 şirket veri sağladı. TÜBİSAD’ın yanı sıra Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, Data Market CEO’su Murat Boyla, sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu’nun katıldığı toplantıda açıklanan rapora göre Türkiye Bilgi ve İletişim pazarı büyüklüğü 2023 yılında TL bazında bir önceki yıla kıyasla %83 oranında büyüyerek 784,6 milyar TL’ye ulaştı. 2019-2023 yılları arasında sektörün TL bazındaki yıllık ortalama büyümesi %50 civarında seyretti. Sektörün dolar bazındaki büyüklüğü ise %27’lik bir artışla 33 milyar dolara çıktı. Global BIT pazarı aynı yıllarda %1,1 büyüdü. 

TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak ile Türkiye’nin yazılımdaki gücünü ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü 2023 Yılı Pazar Verileri ve Trendleri raporunu değerlendirdik.

TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak raporla ilgili olarak yaptığı açıklamada “TÜBİSAD olarak 13 yıldır şirketler, kamu ve akademi başta olmak üzere aslında Türkiye için oldukça önemli olan Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü Pazar Verileri Raporu’nu paylaşıyoruz. Sektörün dolar bazındaki büyüklüğü ise %27’lik bir artışla 33 milyar dolara çıktı. Bu yıl tarihte ilk defa, bilgi teknolojilerinin büyümesi ve büyüklüğü, iletişim teknolojilerini geride bırakarak yeni bir dönemin kapılarını aralıyor” dedi ve ekledi:

“Bu, sadece bir dönüm noktası değil, aynı zamanda ülkemizin ve sektörümüzün potansiyelini gözler önüne seren bir gelişme. Yazılım ve servis sektöründeki bu hızlı yükseliş, yazılım ihracatımızda da bir artış yaratıyor ve geleceğe dair umutlarımızı yeşertiyor. Biz, sektör temsilcileri olarak, TÜBİSAD ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte, kamu ve özel sektörün sinerjisini kullanarak bu büyümeyi daha da ileriye taşıma konusunda kararlıyız.”

Yazılım ihracatına 40 milyar TL destek!
T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu ile Türkiye’nin yazılım ekosisteminin başarısını ve yerli yazılım firmalarının yurtdışına açılmaları için verilen destekleri değerlendirdik.

BT sektörü iletişim teknolojileri sektöründen daha hızlı büyüyor

Toplam sektör büyüklüğünü oluşturan iki ana unsura bakıldığında; 2019-2023 yılları arasında daha hızlı büyüyen bilgi teknolojilerinin, 2023 yılında pazar büyüklüğü olarak iletişim teknolojilerinin önüne geçtiği görüldü. 2019-2023 yılları arasında %60 büyüyen bilgi teknolojileri, 2023 yılında 402,2 milyar TL’ye ulaşırken; iletişim teknolojileri ise %41 büyüyerek 382,4 milyar TL’ye çıktı. Bilgi teknolojileri son dört yılda artan kura rağmen büyürken, iletişim teknolojileri kurdan etkilenerek küçüldü. Bilgi teknolojilerinin 2023 yılında dolar bazında büyüklüğü 16,9 milyar dolara, iletişim teknolojilerinin ise 16,1 milyar dolara yükseldi.

Bilişim Teknolojileri Donanım kategorisi %68 büyüyerek 133 milyar TL seviyesine çıkarken, Bilişim Teknolojileri Yazılım kategorisi % 132 büyüyerek 206,9 milyar TL oldu. Bilişim Teknoloji Hizmet ise %96 büyüyerek 62,2 milyar TL’ye ulaştı. Öte yandan İletişim Teknolojileri Elektronik Haberleşme kategorisi %72 büyüyerek 224,5 milyar TL, iletişim teknolojileri Donanım kategorisi ise %93 büyüyerek 157,8 milyar TL’ye çıktı.

Teknokentler ve ihracata katkı

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistikler baz alındığında 2022-2023 yılları arasında teknokent sayısının %4,1 artarak 101’e çıktığı ve şirket sayısının %14,5 oranında artarak 10 bin 275 seviyelerine geldiği görüldü. Teknoloji geliştirme bölgelerinde çalışan kişi sayısı %16,3’lük artışla yaklaşık 93 bin kişiden 108 bin 360 kişiye geldi. Teknokentlerin toplam cirosu %174,5 büyüme oranıyla 75,6 milyar TL’den 207,5 milyar TL’ye ulaştı. Cirodaki artışla birlikte %138,7’lik artış oranıyla toplam ihracat 19,9 milyar TL’den 47,5 milyar TL’ye yükseldi.

2023 yılında toplam ihracatta % 85’lik büyüme gözlendi ve 58 milyar TL’ye ulaştı. Toplam ihracat içerisindeki en büyük payın ise Bilgi Teknolojileri Yazılım kategorisinde olduğu görüldü. BT Yazılım ihracatı %92 oranında büyüyerek 52 milyar TL tutara ulaştı. Sektörün toplam ihracatı 2018-2022 yılları arasında dolar bazında yıllık ortalama %22 büyüdü.

Sektörün toplam istihdamı %11’lik büyümeyle 237 bin kişiye ulaştı. Sektörün % 31’ini kadın çalışanların oluşturduğu görülürken, üniversite mezunu çalışanlar ise %63’lük bir orana sahip oldu.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Türk Telekom 800GE ile tam 800 Gbps hıza ulaştı!

0

Türkiye’nin dijital dönüşümünde önemli bir rol oynayan Türk Telekom, yeni nesil 800GE veri iletim teknolojisini uzun mesafede canlı trafik taşıyarak deneyen ilk operatör oldu. İstanbul-Ankara arasında gerçekleştirilen testlerde 800 Gbps bağlantı hızına ulaşıldı.

Nokia iş birliğiyle gerçekleştirilen bu önemli denemede mevcut veri iletim teknolojilerine kıyasla 2 kat daha yüksek hızlara ulaşıldı. Aynı zamanda yüzde 44 seviyesinde enerji tasarrufu sağlandı. Geleceğe yönelik geliştirilen bu teknoloji sayesinde dijital iş süreçleri kesintisiz ve verimli bir şekilde yürütülebilecek, ses, video ve veri hizmetleri entegre bir yapıda sunulabilecek.

Kamu güvenliği, akıllı şehirler, akıllı araçlar, akıllı ulaşım, akıllı sağlık ve Endüstri 4.0 uygulamaları başta olmak üzere, iş ve özel hayatın her alanında ortaya çıkacak yeni ihtiyaçları karşılamada önemli rol oynayacak.

Türk Telekom Destek Hizmetleri ve Satınalma Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Beytur, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Şebekemizi en gelişmiş fiber optik teknolojileri ile güçlendirerek bireysel ve kurumsal müşterilerimizin giderek artan taleplerini bugün olduğu gibi gelecekte de rahatlıkla karşılayabiliyor olacağız. Yaptığımız denemelerde İstanbul ve Ankara gibi iki büyük şehri birbirine 800 Gbps olarak yüksek bir hızla bağladık. Eriştiğimiz bu hızlar ulaşım, dijital oyun, otomotiv, enerji, gıda, tarım, akıllı şehir yönetimi, sağlık ve üretim gibi daha birçok dikey pazar uygulamasının daha verimli kullanılmasına imkân sağlayacak.

“Daha yüksek hız, kapasite ve enerji tasarrufu sağlayan teknolojiler ile müşterilerimize kaliteli ve çeşitli sürdürülebilir servisler sunmayı amaçlıyoruz. Bu teknoloji, 2 kat daha yüksek hızlara ulaşmayı sağlarken aynı zamanda yaklaşık yüzde 44 enerji tasarrufu sağlıyor.

Yaptığımız denemelerde İstanbul ve Ankara gibi iki büyük şehri birbirine 800 Gbps yüksek hızla bağladık. Eriştiğimiz bu hızlar ulaşım, dijital oyun, otomotiv, enerji, gıda ve tarım, akıllı şehir yönetimi, sağlık, üretim gibi daha birçok dikey pazar uygulamasının daha verimli kullanılmasına imkân sağlayacak”

Nokia Türkiye Genel Müdürü Erensoy Bilgin ise şunları söyledi:

“Nokia’nın F5 teknolojisi ile 7750 SR yönlendiricilerinde etkinleştirilen 800GE, hizmet sağlayıcıların trafik talebine ayak uydurabilmeleri ve geniş ölçekte farklılaştırılmış hizmetler sunabilmeleri için ihtiyaç duydukları kapasiteyi ekler. Türk Telekom ile birlikte Türkiye’de ilk kez uzun mesafeli bir bağlantı üzerinden hem teknolojinin performansını hem de enerji verimliliğini kanıtlayabilmiş olmanın gururunu yaşıyoruz”

Isıdan elektrik üreten yeni pil: enerji depolamada yeni bir çağ başlıyor

Michigan Üniversitesi’nde yürütülen son araştırmalar, termofotovoltaik (TPV) teknolojisinin ticari kullanımına yönelik önemli bir adımı temsil ediyor. Bu araştırma ekibi, ısı pili olarak bilinen yeni bir teknoloji geliştirdi ve bu pilin %44’lük bir enerji dönüşüm verimliliği sağladığını ortaya koydu. Bu, termofotovoltaik hücrelerin teorik maksimum verimliliğine çok yakın bir değerdir ve ticari kullanım için oldukça umut verici bir adımdır.

Isıdan elektrik üreten yeni pil Geleneksel güneş pillerinin termal bir türü olarak çalışan termofotovoltaik hücreler, özellikle düşük enerjili kızılötesi fotonları kullanarak ısıyı elektriğe dönüştürürler. Bu özellikleri sayesinde, yüksek sıcaklıkta çalışabilirler ve bu da onları, güneş ışığının ulaşamadığı veya güneş ışığının yetersiz kaldığı ortamlarda kullanılabilir kılar. Ayrıca, termal enerji depolama sistemleri ile entegre edilerek, fazladan üretilen enerjinin depolanması ve daha sonra elektriğe dönüştürülmesi sağlanabilir.

Yapılan araştırmada, termofotovoltaik hücrelerin verimliliğini artırmak için hava köprüleri kullanıldığı vurgulanmaktadır. Bu köprüler, enerjinin doğru fotonları yakalayarak elektriğe dönüştürme sürecini optimize ederken, gereksiz enerjinin kaybını minimize etmeye yardımcı olur. Araştırmacılar, bu teknolojinin geliştirilerek daha düşük emitör sıcaklıklarında da kullanılabilmesi için çalışmalarını sürdürüyorlar.

Araştırmanın baş yazarı Andrej Lenert, termal pillerle ilgili olarak, “Bu teknoloji, enerjiyi depolamak için basit ve ucuz bir yöntem sunuyor ve çeşitli malzemelerin kullanımına olanak tanıyor” şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.

Bu gelişme, termofotovoltaik teknolojisinin ticari kullanımı için umut vaat eden bir adımdır. Araştırmacılar, gelecekteki çalışmalarla verimliliği daha da artırarak, termofotovoltaik hücrelerin yaygınlaşmasını sağlamayı hedeflemektedirler. Bu, enerji sektöründe dönüşümü hızlandırabilir ve daha sürdürülebilir bir enerji geleceğine doğru bir adım olabilir.