Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 637

Techinside StartupTeknoloji girişimcilik etkinliğinde ödüllendirildi!

Girişimcilik ekosistemi, StartupTeknoloji’nin düzenlediği etkinlikte bir kez daha buluştu. Cube Incubation’da gerçekleşen etkinlik, girişimcilik dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi ve nitelikli iş birliklerine zemin hazırladı. Co-Founder Academy ve TechInside olarak bizler de bir süredir destek olduğumuz bu etkinlik serilerinde bu hafta kurucumuz Hakkı Alkan ile beraber katılım sağladık, etkinliğe özel verdiğimiz röportajı izlemek için:

Etkinlik, ekosistem paydaşlarının kahvaltısıyla başladı. Girişimcilere, yatırımcılara ve diğer tüm paydaşlara kapılarını açık tutan StartupTeknoloji, girişimcilik dünyasını desteklemeye devam ediyor.

Açılış konuşmasını, Kulüp Garajı’ndan Neslihan Kaplan yaptı. Ardından ev sahipliği ve sunum için sözü alan Cube Incubation girişimcilik merkezinin müdürü Ahmet Kerim Nalbant, katılımcılara Cube incubation hakkında çok değerli bilgiler verdi.

Etkinlikte sponsor olarak yer alan markalar arasında SharingoTürkiye, egaranti, DinamikCRM, PitGrowth, ve Walkers girişimcileri, sahnede sunumlarını gerçekleştirdiler. Her biri kendi alanında başarılı girişimleri ve yenilikçi projeleriyle dikkat çekti.

Girişim sponsorları Mistikist, QarkOptical, ve Hydrolyx ise sahneye çıkarak girişimleri hakkında bilgi verdiler. Yenilikçi fikirleri ve potansiyel yatırım olanaklarıyla ilgili değerli bilgiler paylaştılar.

Etkinliğin en önemli bölümlerinden biri, yatırım paneliydi. Girişimcilik ekosisteminde önemli yatırımlara imza atan Tunç Berkman ve Hande Enes, Selma Bahçıvanoğlu ve Anıl Gökçen Körpınar girişimciliğin geleceği ve yatırım olanakları hakkında katılımcılarla değerli görüşler paylaştılar.

Tunç Berkman, kurumsal geçmişine ve girişimciliğe adım atış sürecine değinerek kurumsal tarafın girişimciliğe bakışını ve gelişim sürecini aktardı. 

Hande Enes ise girişimcilikte duygu-insansı sezgilerin önemine vurgu yaparak, bunun gelecekte yapay zeka modellemelerinde çığır açacağını ifade etti. Ayrıca yerel bilgelik ve kültürel mirasın girişimciliğe nasıl katkı sağladığını anlattı.

Anıl Gökçen Körpınar ise, idacapital’in Türkiye’de olmayan ama olması gereken debt financing (borç finansmanı) modelini aktardı. Girişimcilerin hisse vermek yerine borçlanma yolunu tercih edebilecekleri bir finansman modelinin eksikliğine dikkat çekti ve bu konuda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Selma Bahçıvanoğlu, ekosistemdeki 10 yıllık deneyimine dayanarak son 5 yılda girişimcilik ekosistemindeki değişimi ve gelecekteki olası değişimleri anlattı. Ekosistemdeki gelişim sürecine dair değerli gözlemlerini paylaştı ve gelecekteki eğilimleri öngörmeye yönelik değerli önerilerde bulundu.

Son olarak, SimyaVC’nin hangi alanlara odaklandığına dair bilgileri katılımcılarla paylaşarak, girişimcilik ekosistemine katkı sağlamak için yapılan çalışmalara değindi.

Genç girişimci yetiştirme platformu olan Fikir Değirmeninden çocuk girişimciler, etkinliğe katılarak renk kattılar. Genç girişimciler, geleceğin liderleri olarak dikkat çektiler.

Etkinlikte ayrıca, StartupTeknoloji’nin medya destekçilerine özel ödüller takdim edildi. BrandingTürkiye adına Mürsel Ferhat Sağlam, TeknoTalk adına Behti Soykan, TechInside adına Hakkı Alkan, Technologic adına Melih Bayram Dede ve diğer medya kuruluşlarının temsilcileri, StartupTeknoloji’nin önemli bir parçası oldukları için teşekkür edildi.

Etkinlikte ayrıca StartupTeknoloji adına İlker Elal ve Teknopark İstanbul adına Ümran Demirel birlikte bir iş birliği anlaşmasına imza attı. 

Networking etkinliğiyle sona eren 9. Girişimcilik Ekosistemi Buluşması, katılımcılarına değerli bağlantılar kurma ve işbirlikleri oluşturma fırsatı sundu. Etkinlik toplu fotoğraf çekimi ve networking etkinliğiyle sona erdi.

IoT sensörlerine pilsiz güç sağlamak mümkün mü?

Değişen ortam sıcaklığına dayanan küçük ısı pompası, IoT cihazlarına ve sensörlere pilsiz güç sağlamanın anahtarı olabilir. Bilim insanları, geliştirdikleri yeni bir teknikte nanopartiküllerin süreç için kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor

IoT teknolojisi ilerledikçe, özellikle güvenilir elektrik kaynaklarının az olduğu yerlerde bu cihazlara nasıl güç sağlanacağı sorusu önemli bir zorluk teşkil etmekte. Utah Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ndeki araştırmacılar, bu ikilemi çözmeye yardımcı olabilecek yeni bir pil türüne öncülük ettiler. Henüz kavram kanıtlama aşamasında olan çözüm, bir piroelektrokimyasal hücre (PEC) biçiminde geliyor.

Makine mühendisliği doçentleri Roseanne Warren ve Shad Roundy tarafından geliştirilen entegre cihaz, ortamdaki termal enerjiyi topluyor ve depolanmış elektrokimyasal enerjiye dönüştürüyor. Böylece IoT ve sensör uygulamaları için ideal olabilecek bir süper kapasitör ya da pil ortaya çıkıyor.

Üretilebilen enerji son derece küçük ama yeterli olabilir

Söz konusu cihaz, ister bir aracın, ister bir uçağın içinde, hatta tarımsal bir ortamda toprağın altında bulunsun, çevresindeki sıcaklık değişimleriyle şarj olarak çalışıyor.

Roseanne Warren “Burada büyük ölçekli değil, çok düşük seviyelerde enerji hasadından bahsediyoruz” diyor ve ekliyor: “Ancak dağıtılabilen ve sahada yeniden şarj edilmesi gerekmeyen sensörlere sahip olma yeteneği projenin ana avantajı. Bunun temel fiziğini araştırdık ve sıcaklıktaki bir artış veya sıcaklıktaki bir düşüşle küçük miktarlarda da olsa bir şarj üretebileceğini gördük. IoT sensörleri için bu yeterli olabilir”

Güneş pilleri IoT cihazları için alternatif bir güç kaynağı sağlayabilirken, pratikte çoğu zaman sorunlar ortaya çıkmaktadır. Roundy, “Pek çok ortamda iki sorunla karşılaşıyorsunuz” diyor ve ekliyor: “Birincisi, güneş panelleri zaman içinde kirleniyor. Güneş pillerinin temiz tutulması gerekiyor. Bir de tabi güneş ışığının olmadığı pek çok uygulama alanı var. Örneğin, toprağın üst yüzeyinin hemen altına yerleştirdiğimiz toprak sensörleri üzerinde çalışıyoruz.”

Pil veya güç kaynağı gerektirmeyen çözüm

Elektrokimyasal bir hücrede ayırıcı olarak gözenekli poliviniliden florür (PVDF) ve baryum titanat nanopartiküllerinden yapılmış bir piroelektrik kompozit malzemenin kullanılmasıyla, cihazın elektriksel özellikleri ısıtıldıkça veya soğutuldukça değişiyor. Bu eylem piroelektrik ayırıcının polarizasyonunu değiştiriyor. Bu sıcaklık değişimi de hücre içinde bir elektrik alanı yaratarak iyonların hareket etmesini ve hücrenin enerji depolamasını sağlıyor.

Tek bir ısıtma/soğutma döngüsünden santimetrekare başına sadece 100 mikro jul üretilmesine rağmen, bu bazı IoT uygulamalarının ihtiyaçları için yeterli olabilir. ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından finanse edilen çalışma, Royal Society of Chemistry tarafından yayınlanan Energy & Environmental Science dergisinin 21 Mart tarihli sayısında kapak konusu olarak yer alıyor.

Excel artık el yazısını metne dönüştürebiliyor!

Excel, veri girişi ve temel olarak e-tablo içeren her şey için en iyi araçlardan biri ve her alanda popüler olarak kullanılıyor. Excel kullanırken, çoğunlukla tercih edilen giriş yöntemi bir klavye.  Sonuçta, genellikle sayılar ve formüller gibi şeylerle uğraşıyorsunuz, dolayısıyla en etkili veri girişi yöntemi klavye ile yazmak. Ancak yalnızca metin veya sayı girmeniz gerekiyorsa artık desteklenen bir kalem ve dokunmatik ekranlı cihazla Excel’e bilgi girmek mümkün olacak.

Microsoft, daha önce Windows için Word, OneNote ve PowerPoint’te sunulan Ink to Text  Pen aracının artık Excel’e de geleceğini duyurdu. Bu özellik, dijital bir kalem veya ekran kalemi kullanarak el yazısını metne dönüştürmenize ve verileri basitleştirmenize olanak tanıyor. Hücre içeriğini seçmek ve silmek için Excel’deki Eylem Kaleminin işlevselliğini değiştirerek kalem hareketleri de kullanılabilecek.

Excel formüllerini girmek o kadar kolay değil

Bu özellik formülleri girerken zorlayıcı olabilir ve formüllerle uğraşmanız gerekiyorsa yine de bir klavyeyi yanınızda bulundurmanız gerekli. Ancak basit veri girişi yapıyorsanız, işinize oldukça yarayabilir. Büyük bir tableti klavyesiz kullanıyorsanız dokunmatik klavye hantal olacağından dolayı yazarak girmek en rahat seçenek olabilir.

Excel’de Ink to Text Pen aracını kullanmak için bu aracı Çizim sekmesinden seçmek gerekiyor. Dokunmatik özellikli cihazlar için Çizim sekmesi otomatik olarak etkinleştirilirken diğerleri için ayarlar aracılığıyla etkinleştirilebilir. Seçim yapıldıktan sonra, etkin sayfa, belirli hücreleri hedeflemeyi kolaylaştırmak için yakınlaştırır. Mevcut içeriği değiştirmek için hücrelerin üzerine yazmaya başlayabilir veya metni seçip silmek için hareketleri kullanabiliyorsunuz.   Ink to Text Pen özelliği şu anda Microsoft 365 Insider programındaki herkes tarafından kullanılabiliyor ve tüm hatalar giderildikten sonra önümüzdeki haftalarda veya aylarda Excel’in normal kararlı sürümünde de sunulacak. İşletim sisteminin ise 31 Ekim 2023 güncellemesinin (KB5031455) yüklü olduğu Windows 11 23H2 olması gerekiyor.

AB Meta’ya dezenformasyon soruşturması açmaya hazırlanıyor!

Avrupa Birliği, Haziran ayındaki AB seçimleri öncesinde Rus dezenformasyonuna karşı yeterince çaba göstermediği endişesiyle Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta’ya karşı resmi işlem başlatmaya hazırlanıyor. Brüksel’in bu hafta içinde Facebook ve Instagram’ın sahibine karşı aldatıcı reklam ve siyasi içerik politikaları nedeniyle harekete geçeceği bildiriliyor.

Komisyonun ayrıca seçim içeriğinin etkili bir şekilde izlenmemesi ve yasadışı içeriğin işaretlenmesine yönelik potansiyel olarak yetersiz bir mekanizma konusundaki endişelerini de dile getirmesi bekleniyor. Avrupa Komisyonu’nun Meta’nın moderasyon sisteminin, sahte haberlerin potansiyel yayılımını ve engelleyecek kadar sağlam olmadığından endişe duyduğu anlaşılıyor. Yetkililerin özellikle bir sosyal medya algı yöntemiyle Rus müdahalesinden çekindikleri ancak işlemlerde Kremlin’e atıfta bulunmaktan kaçınacakları düşünülüyor

AB’de teknoloji şirketlerini kendi içeriklerini yasalara uygunluk açısından düzenlemeye zorlayan kapsamlı yeni yasalar uyarınca, herhangi bir seçim kampanyası süresince ilgili seçime müdahale riskine karşı Facebook ve diğer sosyal ağların koruma sağlayacak sistemlere sahip olmaları gerekiyor. Meta’dan bir sözcü şunları söyledi: “Platformlarımızdaki riskleri tespit etmek ve azaltmak için köklü bir sürece sahibiz. Avrupa Komisyonu ile işbirliğimizi sürdürmeyi ve onlara bu çalışmayla ilgili daha fazla ayrıntı sunmayı dört gözle bekliyoruz.”

Sosyal ağlarda dezenformasyon stres testleri yapıldı

Meta’ya yönelik hamle doğrulanırsa, Komisyon’un Rus dezenformasyonuna karşı yeterli önlemlerin alınıp alınmadığını belirlemek üzere tüm büyük sosyal medya platformlarına stres testleri uygulamasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşmiş olacak. Stres testleri, seçimleri etkilemeye yönelik tarihsel girişimlerin yanı sıra siber destekli bilgi manipülasyonuna dayanan bir dizi hayali senaryo içeriyordu. Bu senaryolar arasında deepfake’ler ve çevrimiçi taciz ve tehditler yoluyla gerçek görüşleri bastırma girişimleri de yer alıyordu.

Komisyon, “Amaç, platformların seçimler öncesinde ortaya çıkabilecek manipülatif davranışları, özellikle de farklı manipülatif taktik, teknik ve prosedürleri ele almaya hazır olup olmadıklarını test etmekti” dedi. Bu sayede sosyal medyanın, siyasetçilerin önümüzdeki altı hafta içinde yoğunlaşacağını tahmin ettikleri manipülasyona karşı dayanıklılığı test edilmiş oldu.

Avrupa Parlamentosu seçimleri 6-9 Haziran tarihlerinde, Rusya – Ukrayna savaşı sürerken ve blok genelinde dezenformasyonun arttığı bir ortamda gerçekleştiriliyor. Pazartesi günü parlamento, oy pusulalarında sadece belirli renk mürekkepli kalemlerin kabul edileceği iddiaları da dahil olmak üzere pek çok dezenformasyon tekniğinin nasıl işlediğini gösteren bir listeyi seçmenler için ipucu olması amacıyla yayınladı.

Slovakya, İspanya, Finlandiya ve Estonya’daki seçimlerde, oy kabinlerinde mürekkebi kaybolan kalemler bulunduğuna dair hikayeler sosyal medyada yayılırken, geçen yılki İspanya seçimlerinde seçmenlere oy kullanma merkezlerinde bombalar da dahil olmak üzere fiziksel tehditlerden bahsedilmişti.

Meta ve diğer sosyal medya platformları özellikle Ekim 2023’te gerçekleşen Hamas saldırısı ve ardından İsrail’in Filistin’e yönelik başlattığı saldırılar sırasında dezenformasyon yaymakla suçlanmış ve firmalar konuyla ilgili açıklamalar yapmıştı.

Yapay zekâ ürünü deepfake suçları artıyor!

Yapay zekâ içeren en son deepfake suç vakası geçen hafta ABD Maryland’deki bir lisede ortaya çıktı; polis, bir okul müdürünün sahte bir ses kaydıyla ırkçı olarak suçlandığını söyledi. Uzmanlar, bu vakanın sadece politikacıların ve ünlülerin değil, herkesin giderek güçlenen deepfake teknolojisi konusunda endişe duyması için bir başka neden olduğunu söylüyor.

Kaydedilmiş ses ve görüntülerin manipüle edilmesi yeni bir şey değil. Ancak birilerinin bilgileri kolayca değiştirebilmesi yeni bir olgu. Sosyal medyada dezenformasyonun hızla yayılabilmesi de öyle. Berkeley’deki California Üniversitesi‘nde profesör olan ve dijital adli tıp ve dezenformasyon konularına odaklanan Hany Farid, “Herkes saldırıya açıktır ve saldırıyı herkes yapabilir” diyor.

Okul müdürünü taklit eden sahte ses klibi, yapay zekânın ChatGPT, CoPilot ve Gemini gibi üretken yapay zekâ olarak bilinen alt kümesinin bir örneği. Bu sohbet robotları giderek daha kabiliyetli hale gelirken her türlü gerçekçi görüntüyü, videoları ve ses kliplerini yaratabiliyor. Son yıllarda daha ucuz ve kullanımı daha kolay hale gelen üretken yapay zekâ araçları deepfake yüzünden giderek korkutucu bir hale dönüşüyor.

Berkeley profesörü Farid, “Özellikle son bir yıldır, hemen herkes çevrimiçi bir hizmete girebilir ve ücretsiz olarak ya da ayda birkaç dolar karşılığında, birinin sesinin 30 saniyesini yükleyebilirler” diyor. Farid, bu saniyelerin bir sesli mesajdan, sosyal medya gönderisinden ya da gizli kayıttan gelebileceğini söyledi. Makine öğrenimi algoritmaları bir kişinin sesinin nasıl olduğunu yakalıyor ve klonlanmış konuşma daha sonra bir klavyede yazılan kelimelerden aynı seslendirme ile kolayca üretilebiliyor.

Son deepfake örneğinde neler yaşandı?

Son deepfake örneğine dönecek olursak, ABD Baltimore County’deki yetkililer, Pikesville Lisesi’nde spor direktörü olan Dazhon Darien’in Müdür Eric Eiswert’in sesini klonladığını söyledi. Polis, sahte kaydın ırkçı ve antisemitik yorumlar içerdiğini söyledi. Ses dosyası, sosyal medyada yayılmadan önce bazı öğretmenlerin gelen kutularında bir e-postada ortaya çıktı.

Polis, Eiswert’in Darien’in iş performansı ve okul fonlarının kötüye kullanıldığı iddialarıyla ilgili endişelerini dile getirmesinin ardından kaydın ortaya çıktığını söyledi. Yetkililer, sahte ses kaydının Eiswert’i izne çıkmaya zorladığını ve polisin evini koruduğunu söyledi. Okula öfkeli telefonlar yağarken, sosyal medyada da nefret dolu mesajlar birikti.

Dedektifler dışarıdan uzmanlardan kaydı analiz etmelerini istedi. Mahkeme kayıtlarına göre, uzmanlardan biri kaydın “yapay zekâ tarafından üretilen içeriğin izlerini taşıdığını ve sonradan insan tarafından düzenlendiğini” söyledi. Kayıtlara göre Berkeley profesörü Farid’in ikinci görüşü ise “birden fazla kaydın birbirine eklendiği” yönünde oldu.

Uzmanlar son dönemde bazı kişilerin ailelerden fidye parası almak için telefonda sözde kaçırılan çocukların seslerini klonladığını söylüyor. Bir başka yöntem ise acilen paraya ihtiyacı olan bir şirketin genel müdürü gibi davranarak para istemek.

Tuzağa düşmemek için ne yapılabilir?

Öncelikle, kullanıcıların duydukları her ses klibine doğrululuğunu sorgulamadan körü körüne inanmamaları gerekiyor. Bununla birlikte şirketler de yapay zekânın kötüye kullanımını engellemek için somut adımlar atmalı.

Yapay zekâ ses üretme teknolojisi sağlayıcılarının çoğu, araçlarının deepfake gibi zararlı kullanımlarını yasakladıklarını söylüyor. Ancak kendi kendine uygulama değişkenlik gösteriyor. Bazı tedarikçiler bir tür ses imzası gerektiriyor ya da bir sesin klonlanabilmesi için kullanıcılardan benzersiz bir dizi cümle kurmalarını istiyor.

Facebook’un ana şirketi Meta ve ChatGPT üreticisi OpenAI gibi daha büyük teknoloji şirketleri, kötüye kullanım riskleri nedeniyle yalnızca küçük bir grup güvenilir kullanıcının teknolojiyi denemesine izin veriyor.

Bilim adamları ucuz ve pratik bir süper pil tasarladı!

Bu devrim niteliğindeki pil prototipi, geleneksel pillerin ana bileşeni olan lityumdan (Li) 1000 kat daha bol ve daha ucuz bir kimyasal element olan sodyum (Na) kullanıyor.

Genel olarak sodyum iyon piller, daha düşük güç çıkışı, sınırlı depolama özellikleri ve uzun şarj süreleri gibi kısıtlamalarla karşı karşıya.

KAIST Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nden Profesör Jeung Ku Kang liderliğindeki yenilikçi pil tasarımı, geleneksel pillerde kullanılan anot malzemelerini süper kapasitörler için kullanılan katotlarla hibrit bir sisteme entegre ederek sodyum iyon bataryaların mevcut sınırlamalarıyla mücadele ediyor. Sonucun yüksek depolama kapasitesi ve hızlı şarj-deşarj oranları sağladığı bildiriliyor.

Hibrit bataryanın geliştirilmesi, pil tipi anotların enerji depolama oranının iyileştirilmesine ve süper kapasitör tipi katot malzemelerinin nispeten düşük kapasitesinin arttırılmasına dayanıyordu.

KAIST’teki araştırma ekibi, hibrit bataryaların optimize edilmiş bir sentezini oluşturmak için iki farklı metal-organik çerçeveden yararlandı ve bunun sonucunda gelişmiş kinetiğe sahip anot malzemesi ve yüksek kapasiteli bir katot malzemesi elde edildi.

Elektrik araç pil hacmi

Tamamen monte edilmiş hibrit sodyum iyon enerji depolama cihazının, ticari lityum iyon bataryaların enerji yoğunluğunu aştığı ve süper kapasitörlerin güç yoğunluğu özelliklerine uyduğu bildiriliyor. Profesör Kang, 247 Wh/kg enerji yoğunluğuna ve 34.748 W/kg güç yoğunluğuna sahip bu yeni pilin elektrikli araçlar, akıllı elektronikler ve havacılık teknolojileri de dahil olmak üzere çok çeşitli endüstrilerde kullanılabileceğini söylüyor.

KAIST doktora adayları Jong Hui Choi ve Dong Won Kim’in ortak yazdığı bu araştırmanın bulguları, uluslararası Energy Storage Materials dergisinde yayınlandı. 

Sürücüsüz araçlar Abu Dabi Otonom Yarış Ligi’nde yarıştı

Almanya’nın Münih Teknik Üniversitesi’nden (TUM) bir ekip, otonom sürüş teknolojisinin sınırlarını zorlayarak “yarış pistine bir bilim deneyi getirmek” olarak tanımlanan bir etkinlikte Yas Marina pistinde zafer kazandı. Yarışı takip edenler son derece sıkıcı geçtiğini söylese ve bu yarışların Formula 1 ya da NASCAR’ın sunduğu gösterilerle rekabet edebilmesi için önünde uzun bir yol olduğu açık olsa da organizatörler A2RL‘yi ciddi bir başarı olarak görüyor.

ABD, Almanya, İsviçre, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Macaristan, Singapur ve İtalya gibi farklı ülkelerden grupları temsil eden sekiz takım 2,25 milyon dolarlık ödül fonu için yarıştı. Tüm takımların kullandıkları araç standart haliyle bir F1 otomobilinden sonra dünyanın en hızlı açık tekerlekli yarış otomobili olarak kabul edilen, 550 bhp güç üreten ve 186 mph’ye kadar hız yapabilen 2023 Dallara Super Formula oldu. Ekipler arasındaki fark ise, yapay zekâya nasıl araç sürüleceğini öğretmek için kullandıkları farklı kodlama becerileri, kullandıkları yapay zeka algoritmaları ve makine öğrenimini yetenekleri oldu.

Yapay zekanın ustalaşması gereken unsurlar arasında yol tutuş seviyelerini anlamak, lastik sıcaklıklarını yönetmek, rakip araçların hareketlerini tahmin etmek ve sollama yapmak yer alıyor.Daha önce başka yerlerde otonom yarışlar görmüş olsak da, A2RL ilk kez dört yapay zeka güdümlü yarış aracının aynı anda piste çıkmasına sahne oldu. Sekiz turluk bir zamana karşı yarış formatında düzenlenen etkinlik, katılımcıların spin atma ve rastgele durma gibi bazı dengesiz davranışlarıyla noktalandı.

İtalya’nın Polimove şirketine ait bir aracın spin atması, hızın 25 mil/saate düşürüldüğü “sarı bayrak” koşulları ve bir dizi teknik sorunun ardından yarış toplamda yaklaşık bir saat sürdü. TUM yarışçısı, öndeyken yavaşlayan ve ardından durma noktasına gelen İtalyan Unimore’u geçtikten sonra zafere ulaştı.

Etkinlik Abu Dabi İleri Teknoloji Araştırma Konseyi’nin (ATRC) bir yan kuruluşu olan ASPIRE tarafından düzenlendi ve yaşanan son derece bariz bazı sorunlara rağmen CEO Stephane Timpano ortaya çıkan sonuçtan memnun kaldı.  Timpano, yarışla ilgili olarak “A2RL’nin lansmanı spor ve teknoloji dünyasını yeniden şekillendirdi ve gelecek yıllar için kalıcı bir etki bıraktı,” dedi ve ekledi: “İleriye dönük olarak, odağımızı farklı araç türlerini içerecek şekilde genişletirken, dünya çapındaki en iyi yetenekleri cesaretlerini sergilemeleri için aktif olarak çekiyoruz.”

Yas Marina’da yaklaşık 10.000 seyirci hazır bulundu. Bu arada ana destek yarışı, eski Formula 1 yarışçısı Rus Daniil Kvyat’ın “AI vs Human” mücadelesinde otonom bir araçla bir gösteri yapmasına sahne oldu. Kyvat açıkça daha hızlı olmasına ve kolayca kazanmasına rağmen, daha sonra otonom sürüş teknolojisini övdü.

Bu arada, otonom sürüş teknolojisi gerek robotaksi firmalarının karıştığı kazalar ve iptal edilen lisanları gerekse de Ford ve Tesla’nın yaşadığı sorunlar nedeniyle oldukça zor bir dönemden geçiyor.

30 dakikada 10 girişim SDN Summit sahnesine çıktı!

Türkiye’nin en büyük teknoloji zirvesi SDN Summit, 27-28 Nisan tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. İki gün süren etkinlikte, telekom, mobilite, savunma sanayi, otomotiv, yenilenebilir enerji ve tüketici elektroniği gibi çeşitli sektörlerden öncü şirketler en yeni teknolojilerini ve inovatif ürünlerini sergiledi.

SDN Summit, 10.000’den fazla katılımcıyı ağırladı ve teknoloji dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Etkinlik, yeni ürün lansmanları, panel tartışmaları ve interaktif demo alanları ile ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sundu. Etkinlikte, 30’dan fazla girişimci ve şirket temsilcisi, sektördeki güncel konuları ve geleceğin teknoloji trendlerini tartışmak üzere sahne aldı.

SDN Summit’te ayrıca, teknoloji dünyasının yenilikçi ruhunu yansıtan özel bir girişimler alanı da katılımcıları karşıladı. Bu alanda, teknoloji ve inovasyon odaklı birçok yeni girişim, kendi standlarında ziyaretçilere kendilerini ve ürünlerini tanıtma fırsatı buldu. Etkinliğin bu bölümü, başarılı olmak isteyen yeni şirketler ve girişimciler için değerli networking imkanları sunarken, ziyaretçiler de bu yeni fikirlerle doğrudan etkileşimde bulunarak ilham aldılar. SDN Summit, girişimcilik ekosistemine katkıda bulunmayı ve yenilikçi fikirleri desteklemeyi hedefleyen bu özel alanda birçok yeniliğe ev sahipliği yaptı.

SDN Summit girişimler sahnesinde yer alan 10 girişim

Navlungo: Türkiye’den dünya genelinde 3000’den fazla rotaya lojistik teklifi alma imkanı veren Navlungo; hava, kara, deniz ve tren yolu taşıma alternatiflerini saniyeler içinde kullanıcılarına sunarak ekonomik kazanımın yanı sıra, zamandan da tasarruf sağlıyor.

Helimore: 10 litrelik ilaçlama kapasitesine sahip, belirlenen noktalarda otonom uçuş sağlayan, görev yapacağı alandaki zararlı otları anlık görüntü işleme teknikleri ile fark eden ve ilaçlama yapan drone geliştirmektedir.

Coridor: Gençlerin oyunlaştırma ile kurumsal sosyal sosyal sorumluluk projelerine katılmasını sağlarken; kurumlara müşteri sadakati kazanma, deneyimsel gençlik pazarlaması ve ölçümleme imkanı sunan deneyim ve analiz yazılımıdır.

Utilify: Blokzincir tabanlı topluluk etkileşim platformudur.

Wisersense: Wisersense, makinalarınızda bir arıza oluşmaya başladığında uyarılmanızı ve önlemenizi sağlayan akıllı bir kestirimci bakım sistemidir.

Newky: Patentli IOT cihazı ve uygulaması üzerinden kullanıcının biyometrik verileri ile cep telefonunu güvenli dijital anahtara dönüştürerek araç, kapı, cihaz ve dosyalarla eşleştirip kullanıma erişim izni sağlamaktadır.

Octovan: Android ve iOS marketlerde yayında olan Octovan, telefonunuz üzerinden 79 TL’den başlayan fiyatlarla nakliye aracınızı bulmanızı, ihtiyacınıza yönelik araçla beraber ekstra taşıyıcı hizmeti alabilmenizi, eşyalarınızı sigortalamanızı ve tüm bu hizmeti kredi kartınızla ödeyebilmenizi sağlıyor.

esular: Kablosuz ve pilli tam otomatik IoT yapılı akıllı sulama sistemi alt yapısı ile çiftçileri, uygulayıcıları ve üreticileri bir araya getirirken, etkin akıllı sulama çözümü sunuyor.

Wyseye: Araç hasarlarını hızlı, hassas ve objektif bir şekilde değerlendirmeye olanak tanıyan yapay zekâ destekli bir platform sunmaktadır.

Tamamliyo: Sigorta şirketler ile sigorta ürünü satmak isteyen şirketleri birbirine entegre eden embedded insurance girişimidir.

SDN Summit’in büyük ilgi görmesi üzerine, ShiftDelete.Net 2025 yılı için daha büyük bir etkinlik planlıyor.

Merakla beklenen iPad lansmanında neler olacak?

0

Etkinliğin iPad’e odaklanması muhtemel. Söylentilerin çoğu bunun başrolde olacağına işaret ediyor; hatta davetiyede bile bir Apple Pencil yer alıyordu, bu da neyin başrolde olacağına dair neredeyse doğrudan bir onay.

Apple ayrıca geçen yıldan bu yana iPad’lerinden hiçbirini güncellemedi, bu da artık hepsinin gecikmiş olduğu anlamına geliyor.

Bu nedenle etkinlikte yeni Mac’ler veya iPhone’lar gibi başka büyük duyuruların görülmesi pek olası değil, ancak yine de bazı sürprizler içerebilir. İşte önümüzdeki hafta 7 Mayıs’ta gerçekleşecek etkinlikten beklediğimiz her şey.

iPad Air

İPad Air bir güncelleme bekliyor. İki yıldan fazla bir süredir yenileme yapılmadı ve kendini göstermeye başlıyor.

Apple’ın şu anda çalıştırdığı M1’den M2 çipini eklemesi bekleniyor. Ve ilk kez daha büyük bir boyutta gelebilir; şu anda daha büyük 12,9 inç ekrana sahip olmak için iPad Pro’ya ekstra ödeme yapmanız gerekiyor.

iPad Pro

iPad serisinin premium üyesinin premium yükseltmeler alması bekleniyor. Bunların arasında yeni bir OLED ekran, dizüstü bilgisayar yatay olarak kullanıldığında doğru yerde olacak şekilde kamera yerleşiminde bir değişiklik ve yapay zekaya odaklanabilecek tamamen yeni bir çip yer aldığı söyleniyor.

Dış tarafta da daha belirgin tasarım değişiklikleri olabilir. Kısmen OLED ekranın daha ince olabilmesi nedeniyle boyutun küçültülmesi bekleniyor ve çerçeveler daha küçük olabilir.

iPad ve iPad Mini

iPad Mini ve iPad hakkında daha az söylenti vardı. iPad Mini, mevcut serinin en uzun süre güncelleme yapılmadan kalan üyesi. Eylül 2021’den bu yana bu tabletin yeni bir sürümü çıkmadı; bu da tabletin artık iki yıl yedi aylık olduğu anlamına geliyor.

iPad biraz daha yeni ve son güncellemesini Ekim 2022’de aldı. Ancak güncelleme olmadan bu süre normalden çok daha uzun; ondan önceki sürüm de Eylül 2021’de yayınlandı ve genellikle kabaca yıllık bir döngüye sahip.

Dolayısıyla bu tabletlerin hiçbiri güncelleme almazsa iPad Air ve Pro karşısında çok eski görünebilirler. Basitçe daha küçük çip güncellemeleri veya benzer yükseltmeler alabilirler veya Apple onları serinin daha ucuz ucu olarak bırakabilir ve daha yeni teknoloji arayan herkesi daha kaliteli Air ve Pro’ya ödeme yapmaya teşvik edebilir.

Apple Pencil

Bu, davetin yıldızıydı ve muhtemelen etkinliğin merkezinde yer alacak. Apple’ın yepyeni bir Apple Pencil’ı tanıtacağı yönünde yaygın söylentiler var.

Güncellemenin ne getireceği tam olarak belli değil. Ancak söylentiler, güncellemenin ilk kez MacBook’un trackpad’inin sanki basıyormuş gibi hissetmesini sağlayan küçük titreşimlere benzer dokunsal geri bildirim içerebileceğini öne sürüyor.

Bu aynı zamanda Apple’ın kafa karıştırıcı Pencil serisini temizlemesine de yardımcı olabilir. Şu anda Apple, Pencil’ın üç farklı versiyonunu sunuyor; özelliklerin ve uyumlulukların çözülmesi biraz kafa karıştırıcı.

Bazı söylentiler, Pencil‘ın yeni versiyonunun Vision Pro ile çalışabileceğini öne sürdü, ancak hemen işe yaramayabilir.

Yeni klavye

Apple’ın başka bir büyük aksesuar üzerinde çalıştığı da söyleniyor: iPad için güncellenmiş bir klavye. Bazı söylentiler bunun metal olabileceğini ve iPad’in daha çok dizüstü bilgisayar gibi bir şeye dönüşebileceğini öne sürüyor.

Yazılım

Yeni iPad Pro yapay zekaya odaklanacaksa muhtemelen üzerinde çalışacak yeni bir yapay zeka yazılımına ihtiyaç duyacaktır. Apple, mevcut ürünlerinin çoğuna yapay zeka araçlarını dahil etse de, bunların mevcut donanımda gayet iyi çalıştığı aşikar.

Ancak Apple genellikle yeni özellikleri ve önemli yazılım güncellemelerini başlatmak için Haziran ayındaki Dünya Çapında Geliştiriciler Konferansı etkinliğini kullanıyor. Bu yılki etkinliğin bazı yapay zeka güncellemelerini içereceği zaten söylendi.

Peki yeni lansman yeni yapay zeka araçlarını veya en azından bunların ne olabileceğine dair bazı ipuçlarını içerecek mi? Yoksa bu kez donanımı alıp, oluşturulan yazılımın çalışması için Haziran ayına kadar mı bekleyeceğiz?

Apple’dan yeni bir şeyler daha gelir mi?

Etkinlik iPad’lere odaklanmış gibi görünüyor ve Apple’ın çok fazla yeni ürün tanıtarak dikkatleri üzerine çekmesi pek olası değil. Bu nedenle muhtemelen herhangi bir sürpriz ya da başka bir duyuru olmayacak gibi görünüyor.

Ancak en büyük soru, Apple’ın Vision Pro kulaklığını diğer ülkelerde ne zaman tanıtacağı. ABD’de piyasaya sürüldüğünde bu yılın sonlarında diğer ülkelere de geleceğini söyledi ancak o zamandan beri hiçbir şey söylemedi.

Apple aynı etkinlikte daha geniş çapta satışa sunulacağını duyurmayı seçebilir mi? Henüz buna işaret eden hiçbir söylenti yok, ancak bu hala mümkün.

Bulutistan, Avrupa pazarında büyümeyi hedefliyor!

0

Turcorn 100 Programı’na kabul edilen Türkiye’nin ilk ve tek bulut hizmet sağlayıcısı Bulutistan, uluslararası teknoloji şirketi olma hedefiyle yurt içi ve yurt dışındaki büyüme yolculuğunu sürdürüyor.

İstanbul’da düzenlenen basın toplantısına katılan Bulutistan kurucusu ve CEO’su Begim Başlıgil, Bulutistan Türkiye Genel Müdürü Gökhan Gençtürk ve CTO Hakan İnanır, global ve Türkiye bulut pazarıyla ilgili büyüme beklentilerini yanı sıra, sektörlerin bulut saklama trendleri ve Bulutistan’ın yurt içi ve yurt dışı pazardaki büyüme hedeflerini paylaştı.

Toplantıda konuşan Bulutistan Kurucusu ve CEO’su Begim Başlıgil, dünyada dijital dönüşümün hız kazanmasının bulut bilişim çözümlerine ihtiyacı artırdığını belirterek, 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 600 milyar dolar olan küresel bulut pazarı büyüklüğünün 2027 yılında yaklaşık 900 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi. Başlıgil, Türkiye’de ise henüz olgunlaşma aşamasında olan bulut pazarının 500 milyon dolar civarında olduğunu birkaç yıl içerisinde 1 milyar dolar seviyesine ulaşmasını tahmin ettiklerini vurguladı.

Bulutistan’ın Türkiye ve yurt dışındaki yapılanmasıyla ilgili bilgi veren Begim Başlıgil, ana firmanın ICT Bulut Bilişim A.Ş olduğunu, Bulutistan’ın ise Türkiye ve Azerbaycan’da kullanılan bir isim olduğunu ifade etti. Başlıgil, Avrupa pazarında ise ICT Cloud markasıyla faaliyet gösterdiklerini bu şirketin geçen yıl Almanya’nın finans ve telekomünikasyon merkezi Frankfurt’ta kurulduğuna dikkat çekti. Avrupa pazarında faaliyet gösteren ICT Cloud GmbH’nin ana firma olan ICT Bulut Bilişim A.Ş’nin yüzde 100 iştiraki olduğunu dile getirdi. 

Avrupa pazarında yüzde 100 Türkiye sermayeli bir yatırımcı

Başlıgil, Bulutistan’ın büyüme ivmesine dikkat çekerek; “Geçmiş yıllarda Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketi olmanın gururunu yaşadık ve Avrupa’da da bu başarıyı sürdürdük. Yatırımcılarımızla birlikte ivmemizi artırdık ve büyümeye devam ettik. Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin %76’sına ve 20 holdingin %80’ine hizmet veriyoruz. Pazar payı geliri olarak dördüncü, müşteri sayısı olarak birinci olduğumuza inanıyoruz. Türkiye’de hiper ölçekli firmalarla rekabet edebiliyorsak, yurtdışında da edebiliriz. Samimiyet endeksi aracılığıyla Azerbaycan’dan başlayarak müşteri tabanımızı genişletiyoruz. Özellikle devlet hizmetleri için girişimlerde bulunuyor ve yeni pazarlara yatırım yapıyoruz. 

Frankfurt’ta şirket kurduk ve hızlı bir şekilde büyümeye devam ediyoruz. Almanya, İsviçre, Hollanda ve sonrasında Londra ve Dubai’de de faaliyet göstermek için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Avrupa pazarında yüzde 100 Türkiye sermayeli yatırımcıyız. Uluslararası gelirlerimizi %200 artırdık. Bununla birlikte değerlerimiz de önemli ölçüde arttı ve şirket değerlememiz unicorn seviyesine yaklaşıyor. Ancak, tek bir hedefe odaklanmak yerine uluslararası bir teknoloji şirketi olmayı hedefleyerek, gençlerin tercih ettiği bir iş ortamı yaratmak istiyoruz. Bu hedefimiz oldukça umut verici ve vizyonumuzu gerçekleştirmek için kararlıyız” dedi.

Yapay zeka şu anda sektörün önde gelen trendi

Teknoloji alanında Türkiye’nin devasa bir potansiyeli olduğuna dikkat çeken Başlıgil; “Türkiye’nin ilacı teknoloji yatırımı yapmak. Burası sektörde hızlı sonuçlar alabileceğimiz ve büyük etki yaratabileceğimiz bir yer. Yapay zeka, şu anda sektörün önde gelen trendi. Kurumlar, iş süreçlerinde yapay zekayı nasıl kullanacaklarını henüz tam olarak bilmiyorlar ve bu alanda yapay zeka danışmanlığına olan ihtiyaç artıyor. Danışmanlık sonrasında, çözümleri üreten yazılım şirketleri devreye giriyor. Yapay zekada üç temel alan var: eğitim, optimizasyon ve çıkarım. Bu alanda farklı iş süreçlerinin otomasyonu her geçen gün daha fazla konuşulmaya başlanıyor. Yapay zekanın gelişimine dünya genelinde karşı durmak mümkün değil; bu yüzden tüm dünyada yapay zeka tartışılıyor ve gelişimi devam edecek” açıklamasında bulundu. 

Devlet tarafında bir teknoloji politikası olması gerekli

Teknoloji alanındaki teşviklerle de görüş paylaşan Başlıgil, “Konu sadece finansla sınırlı değil. Birçok ülkede, ülkeler kendi şirketlerini tercih ediyorlar, özellikle teknoloji alanında. Satın almacılar ve IT uzmanları açısından bakıldığında, bir perspektif değişikliğine ihtiyacımız var. İyi işler yapıyoruz, ancak bunları sahiplenme konusunda geri kalıyoruz. Teknolojik açıdan geride değiliz, sadece kurumsal olarak daha ileri gitmemiz gerekiyor. Bu nedenle teşviklerden öte, kendi markalarımızı sahiplenmeyi öğrenmeliyiz. Devletin de bir teknoloji politikasına ihtiyacı var. Bu politika, sadece teknolojiye odaklanan, net hedefleri olan bir yapıya sahip olmalı. Finansal destek önemli, ancak asıl kritik olan bu değişimi sağlamak” diye konuştu. 

Yönetim kurullarında bir sandalye yapay zekaya ayrılacak

Bulutistan Türkiye Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, şu anda hem dünyada hem Türkiye’de her sektörde yapay zeka furyası yaşandığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Her sektörde insanlar “yapay zekayla ne yapabilirim” diye sormaya başladı. Çünkü büyük bir furya geliyor. Örneğin GPU, yapay zeka işlemcileri ve diğer görselleştirme teknolojileri üreten Amerikan teknoloji şirketi Nvidia bir anda dünyanın en değerli markaları arasına girdi. 

Bize de gittiğimiz her müşteri bu konuyu soruyor. Özellikle GPU (Graphics Processing Unit) ile donatılmış sunucuları soruyorlar. Çünkü yapay zekayla çalışabilmesi için mevcuttaki donanım alt yapısı, teknolojisi yetmiyor. Daha gelişmiş bir teknoloji gerekiyor. GPU tabanlı donanımlar şu anda tercih ediliyor ve bekleniyor. Biz orada da öncü davrandık.”

Gençtürk, yapay zekanın şirketlere katkısının genel anlamda süreçte, kaynakta, işlem hızında ve karar mekanizmasında olacağını belirterek, “Hatta bir süre sonra şirketlerin yönetim kurullarında bir sandalye yapay zekaya ayrılacak. Çünkü hiç kimse yapay zekanın eriştiği dataya erişemiyor. Onun kadar hızlı düşünemez. Onun gibi farklı algoritmalardan çözüm öneremez.” dedi.

CTO Hakan İnanır: “2023 yılında kabinet sayımızı yüzde 71, tükettiğimiz enerjiyi yüzde 75 artırdık”

Bulutistan Teknolojiden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi (CTO) Hakan İnanır, Bulutistan’ın işlem rakamlarıyla ilgili şu bilgileri paylaştı: “2023 yılında kabinet sayımızı yüzde 71, tükettiğimiz enerjiyi yüzde 75 artırdık.   Bu alt yapımızdaki büyümenin ve çeşitliliğin çok önemli bir göstergesi. Yine SAP Hana Cloud pazarındaki altyapımızı yüzde 40 büyüttük ki, SAP Hana alt yapımızın ayakta kalma süresi %100. Bununla birlikte süreklilik de çok önemli, sistemlerimizi yedekliyoruz ve günde 1 milyona yaklaşan back-up aldık. Bunlar çok büyük işlem hacimleri anlamına geliyor. Tüm bunları yaparken günde 2 milyonun üzirinde değeri ölçüyor ve kendimizi de analizlerimizle geliştiriyoruz.”  

Samsung, AI bellek yongası tedarikini üç katına çıkaracak!

Bu amaçla Samsung, bu aydan itibaren sekiz DRAM bellek yongasını üst üste istifleyen HBM3E adlı beşinci nesil HBM yongasını üretmeye başladı ve ikinci çeyrekte 12 katmanlı bir HBM3E’nin seri üretimini yapmayı planlıyor.

Duyuru, şirketin ilk çeyrekte, yarı iletken ve akıllı telefon işlerinin etkisiyle 2023’ün aynı dönemine göre yüzde 931,87 artışla 6,61 trilyon won (4,78 milyar dolar) işletme karı elde etmesinden sonra geldi. Samsung, yıllık yüzde 12,82 artışla 71,92 trilyon wonluk satış elde etti.

Samsung, 2024’te AI bellek yongası tedarikini üç katına çıkarma sözü verdi.

Samsung’un bellek iş biriminin icra başkan yardımcısı Kim Jae-june, yatırımcılara birinci çeyrek kazanç çağrısı sırasında “Bu yılın HBM tedarik hacmi, geçen yıla göre üç katından fazla artmaya devam edecek ve müşterilerle zaten görüşülüp anlaşıldı.” dedi.

“Gelecek yıl, bu yılın en az iki katı kadar tedarik etmeyi planlıyoruz.”

Teknoloji devi, satış ve faaliyet kârındaki artışları, artan bellek yongaları fiyatlarına ve amiral gemisi akıllı telefonu Galaxy S24 serisinin güçlü satışlarına bağladı.

Spesifik olarak, Samsung’un bellek yongası işinden sorumlu Cihaz Çözümleri bölümü, 1,91 trilyon wonluk işletme kârı elde ederek beş çeyrekte ilk kez kâr elde etti. Çip bölümü, 2022’nin dördüncü çeyreğinde 270 milyar won işletme kârı kaydettikten sonra 2023’ün dört çeyreğinin tamamında faaliyet zararı yaşadı.

Akıllı telefonlar ve ev aletleriyle ilgilenen Device eXperience (DX) bölümü, 4,07 trilyon won işletme karı bildirdi. Samsung, Galaxy S24 serisinde yüklü olan Galaxy AI özelliğinin müşteriler tarafından oldukça beğenildiğini vurguladı.

Samsung Galaxy S24

Samsung’un ev aletleri iş kolu, 75 inç veya daha büyük TV’ler, birinci sınıf klimalar ve yapay zekalı ev aletleri gibi yüksek fiyatlı ürünleri satmaya odaklandığı için güçlü talep gördü.

Öte yandan Samsung Display’in faaliyet kârı, yoğun satış rekabeti nedeniyle yıllık yüzde 56,4 düşüşle 340 milyar won’a geriledi.

Samsung, ikinci çeyrekte olumlu iş koşullarının devam etmesini beklediğini söyledi.

Sunucular ve depolama için bellek yongalarının satışlarının, üretken yapay zekadan gelen talebin devam etmesi nedeniyle artması beklenirken, yonga fiyatlarının da artması bekleniyor.

Kim, “Son zamanlarda üretken yapay zeka modelleri gelişmeye devam ettikçe, SSD tedarikine yönelik taleplerde de bir artış oldu.” dedi. “Bu yıl sunucular için SSD sevkiyat hacminin geçen yıla göre yüzde 80 oranında artması bekleniyor.”

Akıllı telefon bölümü, bu yılın ikinci yarısında piyasaya sürülecek olan gelecek nesil katlanabilir cihazları için yapay zeka kullanıcı deneyimini geliştirmeyi hedefliyor. Ayrıca Samsung, aynı dönemde Galaxy Ring akıllı cihazını tanıtmak için yaptığı hazırlıklarını doğruladı.

Yonga tasarım şirketleri için yonga üreten dökümhane işletmesiyle ilgili olarak Samsung, ABD’nin Teksas eyaletinde şu anda inşaat halinde olan Taylor fabrikasının 2026 yılında seri üretime başlamasının beklendiğini duyurdu.

ChatGPT Plus’a yeni hafıza özelliği geldi!

0

OpenAI tarafından geliştirilen üretken yapay zekâ sohbet robotu ChatGPT kısa süre önce önemli bir güncelleme aldı. Bu güncelleme kapsamında yapay zekâ aracına, hafıza özelliği geldi. Hem ücretsiz hem de ücretli sürümlerinde birkaç ay süren testlerin ardından OpenAI, Kore ve Avrupa hariç tüm bölgelerde şimdilik sadece ödeme yapan müşteriler için bu özelliği etkinleştirmeyi seçti.

ChatGPT Plus, yapay zekâ ile komutla yönlendirilen “konuşmalar” sırasında, sizinle ilgili ayrıntılar da dahil olmak üzere konuşmalarla ilgili önemli gerçekleri hatırlayabilir ve ardından bu bilgileri gelecekteki etkileşimlere uygulayabilir. Başka bir deyişle, ChatGPT Plus biraz ilgisiz bir tanıdıktan, doğum gününüzün önümüzdeki hafta olduğunu veya yakın zamanda bir köpek satın aldığınızı hatırlayacak kadar önemseyen bir arkadaşa dönüştü. Sisteme bir şeyi dolaylı olarak hatırlamasını söyleyebilir veya sadece hatırlamasını istediğiniz şeyleri net olarak kendiniz belirtebilirsiniz.

Bu yeni özellik ilk bakışta çok büyük bir adım gibi gelmese de aslında ChatGPT gibi yapay zekâ araçlarını çok daha kullanışlı ya da tamamen korkutucu hale getirebilecek türden bir şey. Şimdiye kadar çoğunlukla her açılışında sıfırdan konuşmaya başladığımız adeta kısa süreli hafıza kaybı yaşayan üretken yapay zekâ sohbet robotlarıyla uğraştık. ChatGPT, Gemini, Grok veya Microsoft CopIlot bağlamı korumak için iyi bir iş çıkardıkları uzun konuşmalar sürdürebilse de bir konuşmayı bitirip başka bir konuşmaya başladığınızda, sizin hakkınızda ya da üç dakika önce yaptığınız konuşma hakkında hiçbir şey bilmeyen tamamen farklı bir kişiyle karşılaşmış gibi oluyordunuz. Şimdi bu değişiyor.

ChatGPT Plus hafızasını kontrol etmek

Yeni güncelleme, yapay zekâ sohbet robotlarının bir anlamda birer web tarayıcısı gibi işlev görmesini sağlayacak. Google Chrome, Safari ve Opera gibi Web tarayıcılar, siz Gizlilik Modu’nu aktif etmediğini veya tarayıcı geçmişini temizlemediğiniz sürece, tüm tarayıcı geçmişinizi kaydederler. Buradaki amaç hem kullanıcıya ilgi alanları dahilinde sonuçlar göstermek hem de kullanıcı verisini (anonimleştirildiği iddia edilmekle birlikte) satarak hedefli reklamcılık vs ile para kazanmaktır.

Şimdi ChatGPT Plus’a da kendiniz hakkında hatırlamasını istediğiniz şeyleri söyleyerek Hafızasını oluşturmasına yardımcı olabilirsiniz. Bunu yaptığınızda, örneğin yaşınızı veya nerede yaşadığınızı sorduğunuzda, size söyleyebileceğini fark edeceksiniz. ChatGPT ayrıca bu ayrıntıları alacak ve bunları gelecekteki sorgularla birleştirecek, bu da konuşmanızı kısaltabilir ve sonuçları daha doğru ve kullanışlı hale getirebilir.

Güncelleme sonrasında aktif hale gelen hafıza özelliği, varsayılan olarak etkindir. Bunu Ayarlar/Kişiselleştirme altında bulabilirsiniz. Bu ayarlarda hafızayı kapatabileceğiniz bir geçiş anahtarı  da mevcut.

ChatGPT Plus’ın tüm anılarını görmek için, Hafıza açıklaması ve geçişinin hemen altında bulunan Yönet düğmesini seçebilirsiniz. Başlangıçta hafıza boşken, her sohbetin ardından “bellek güncellemesi” yapılır ve sohbetinizin ana hatları kayda alınır. Bu sayede örneğin yapay zekâ sohbet robotuna ev bitkilerini çok sevdiğinizi söylerseniz, daha sonra başka bir sohbette evimi nasıl yeniden dekore edebilirim diye sorduğunuzda size “Evinize birkaç ev bitkisi eklemek evinizi canlandırmak için harika bir yoldur! Sadece mekanı güzelleştirmekle kalmaz, aynı zamanda hava kalitesini artırır ve ruh halinizi iyileştirebilir. Ev bitkilerini sevdiğiniz için…. sahip olduğunuz türleri çeşitlendirmeyi düşünebilirsiniz” yanıtını verecektir.

Bu özellik şimdilik sadece ücretli aboneler için sunuluyor. GPT-4 modeline erişim sağlayan bir ChatGPT Plus aboneliği aylık 20 dolar civarında.  

Tesla araçlar otopilot ile ilgili inceleme altında!

Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA), Cuma günü otomobil üreticisinin Otopilot gelişmiş sürücü destek sistemlerine sahip neredeyse her Tesla aracını geri çağırmasının ardından bir soruşturma başlatıldığını duyurdu.

İlk olarak Aralık ayında bir yazılım güncellemesi olarak uygulanan geri çağırma, 2 milyondan fazla Tesla aracını kapsıyordu ve sistemin “sürücülerin yanlış kullanımını” ele almayı amaçlayarak sürücülerin Otopilot kullanırken dikkatli kalmasını sağlayan özelliklerin dahil edilmesini gerektiriyordu. NHTSA şimdi Tesla’nın geri çağırmanın ardından aldığı düzeltici önlemlerin yetersiz olduğunu ileri sürüyor.

NHTSA’nın raporuna göre, Arıza Araştırmaları Ofisi, güncellenmiş Otopilot yazılımıyla donatılmış araçların potansiyel olarak sürücü dikkatsizliğinden kaynaklanabilecek kazalara karıştığı örnekleri gösteren “çözüm sonrası kaza olayları” ile ilgili endişeleri dile getirdi.

Ek olarak NHTSA, Tesla’nın geri çağırma çözümünün “sahibin dahil olmasını gerektirdiğini ve sürücünün bunu kolayca tersine çevirmesine olanak tanıdığını” açıkladığını vurguladı.

Ayrıca NHTSA, yalnızca kaza olaylarından değil aynı zamanda “tedavi edilen araçlara” ilişkin kendi değerlendirmelerinden kaynaklanan endişelerini de dile getirdi.

Üç yıl önce başlatılan ilk soruşturma sırasında NHTSA, “bir veya daha fazla ölümle sonuçlanan ve çok daha fazlasının, sürücünün sistemi öngörülebilir şekilde yanlış kullanmasının belirgin bir rol oynadığı ciddi yaralanmaları içeren” en az 13 Tesla kazası tespit etti.

Tesla, NHTSA’nın son eylemlerine yanıt olarak henüz herhangi bir açıklama yayınlamadı.

Tesla’nın Otopilot sürücü destek yazılımı ve Tam Otomatik Sürüş (FSD) otonom yazılımıyla ilgili zorlukları, otonom sürüş teknolojisine yatırım yapan bir şirket için önemli engeller oluşturuyor.

Musk kısa süre önce 8 Ağustos’ta bir robotaksinin yakında tanıtılacağını duyurdu ve Tesla robotaksinin şirketin geleceğini temsil ettiğine ve geniş bir pazar fırsatının kilidini açtığına olan inancını yeniden doğruladı.

Seviye 2 otonom yazılım olarak sınıflandırılan Otopilot ile ilgili sorunlar, Seviye 4 ve Seviye 5 otonomi olarak sınıflandırılan tam otonom sürüş kabiliyetine ulaşma konusunda şüpheleri artırıyor. Söylentiler, Tesla’nın robotaksisinin direksiyon simidi veya pedallardan yoksun olabileceğini ve bu da tam Seviye 5 özerkliğine işaret ettiğini öne sürüyor.

Tesla, tamamen otonom sürüş sorununu çözmeyi başarsa bile uygulanabilir bir çözüme hâlâ yıllar var olabilir.

Google’ın eski CEO’su John Krafcik, “Tesla, sekiz yıl önce tüm arabalarının tamamen otonom olacağına söz verdi ve bu dönemde yaklaşımlarını birkaç kez değiştirmiş olsalar da, pek çok kişi hala tam otonomi elde etmekten yıllar uzakta olduklarına inanıyor.” dedi.

Roblox ve Walmart’tan E-ticaret hamlesi!

Sanal dünyanın dev ismi Roblox, gerçek dünyayla sınırlarını kaldırıyor! Artık oyuncular, Walmart’ın Roblox içindeki mağazasından alışveriş yapabilecek ve ürünleri gerçek hayatta kapılarında bulabilecek.

Walmart, Roblox evrenindeki varlığını bir adım öteye taşıyarak, oyunculara gerçek ürünler satmaya başlıyor. “Walmart Land” içinde yer alan yeni mağazada, seçili Walmart ürünlerinin sanal versiyonlarını deneyimleyebilir, beğendiğiniz ürünleri gerçek hayatta satın alabilirsiniz.

Roblox İçinden Walmart.com’a Giriş

Sistem, Roblox içinde açılan bir tarayıcı penceresi aracılığıyla çalışıyor. Oyuncular, sanal mağazada ürünleri denedikten sonra, Walmart.com‘a benzer bir arayüzle alışverişlerini tamamlayabiliyor. Ödeme ve kargo işlemleri ise Walmart tarafından güvenli bir şekilde gerçekleştiriliyor.

Pilot Uygulama Mayıs Ayı Boyunca Devam Edecek

Bu devrim niteliğindeki proje, Mayıs ayı boyunca pilot uygulama olarak devam edecek. Bu süreçte elde edilen veriler ve kullanıcı geri bildirimleri, gelecekteki e-ticaret deneyimlerini şekillendirmede kullanılacak.

Roblox’un e-ticarete adım atması, şirketin sadece bir oyun platformu olmaktan çıkıp, çok yönlü bir dijital platforma dönüşme hedefini gösteriyor. Bu adımla birlikte, Roblox’un Facebook ve Amazon gibi devlerin izinden giderek, farklı alanlarda da büyümesi bekleniyor.

Markalar ve İçerik Üreticileri İçin Yeni Fırsatlar

Roblox’taki e-ticaret imkanı, sadece Walmart gibi perakende devleri için değil, aynı zamanda markalar ve içerik üreticileri için de yeni fırsatlar sunuyor. Kendi Roblox dünyalarına sahip olan markalar, bu sayede ürünlerini doğrudan oyunculara ulaştırabilecek.

Walmart, pilot uygulamanın başarılı olması durumunda, Roblox içindeki e-ticaret varlığını genişletmeyi planlıyor. Hatta şirketin hedefi, platform genelinde varsayılan e-ticaret sağlayıcısı olmak.

G7 Ülkeleri Kömüre Veda Ediyor!

Bu karar, fosil yakıtlardan uzaklaşma yolunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. İtalya Enerji Bakanı ve G7 Bakanlar Toplantısı Başkanı Gilberto Pichetto Fratin, “Teknik bir anlaşmaya varıldı, nihai siyasi anlaşmayı Salı günü imzalayacağız” şeklinde açıklamada bulundu.

Bakanlar, ekonomilerini karbondan arındırmaya yönelik G7 taahhütlerini detaylandıran nihai bir bildiri yayınlayacak.

Rus Gazına Kısıtlama Gelebilir

Pichetto, bakanların ayrıca Avrupa Komisyonu’nun kısa vadede önermesi beklenen, Rusya’dan Avrupa’ya sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatına olası kısıtlamaları da değerlendirdiğini belirtti.

Bakan, gazetecilerle yaptığı brifingde “Konu, G7’nin teknik ve siyasi gündeminde. Üzerinde çalışıyoruz, daha fazlasını söyleyemem… Nihai bir karar çıkarsa bunu duyuracağım” dedi.

Kömür ve Nükleer Enerji

Kömürle ilgili anlaşma, geçen yıl COP28 Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde belirtilen, en kirletici fosil yakıt olan kömürden aşamalı olarak çıkış yönünde önemli bir adım olarak nitelendiriliyor.

İtalya, geçen yıl toplam elektriğinin %4,7’sini bir avuç kömürlü termik santralden üretti. Roma şu anda, son tarih 2028 olan Sardunya adası hariç, santrallerini 2025 yılına kadar kapatmayı planlıyor.

Almanya ve Japonya’da kömür daha büyük bir role sahip; geçen yıl bu yakıtla üretilen elektriğin payı toplamın %25’inden fazla.

Geçen yıl Japonya’nın başkanlığında G7, belirli bir son tarih belirtmeden kömürle çalışan enerji üretimini aşamalı olarak sonlandırmaya yönelik somut adımlara öncelik verme sözü verdi.

Nükleer enerji ve biyoyakıtlar, İtalya’nın toplantı gündeminin başında gelen diğer iki konu. Pichetto, her ikisinin de G7 ülkelerinin enerji üretimi ve taşımacılığında karbondan arındırma için seçebileceği seçenekler arasında nihai bildiride yer alacağını söyledi.

Bir kaynağa göre, G7 bloğu ayrıca, kesintili olan yenilenebilir enerjiyi depolamak için kritik öneme sahip batarya kapasitesinin 2030 yılına kadar 2022 seviyelerinden altı kat artırılması gerektiğini de belirtebilir.

Ford BlueCruise otonom sürüş soruşturma altında!

ABD’de federal güvenlik düzenleyicileri, Ford’un otonom sürüş destek sistemi BlueCruise’un yakın zamanda meydana gelen ve birden fazla kişinin ölümüne yol açan iki kaza sırasında aktif olduğunun tespit edilmesi üzerine soruşturma başlattı.

ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi’nin Kusur Araştırma Ofisi (NHTSA – ODI) yaptığı açıklamada BlueCruise’un her iki kazada da aktif olduğunu doğruladı. Kazalardan biri Şubat ayında Teksas’ta, diğeri ise Nisan ayı başında Pennsylvania’da meydana geldi. Bunlar BlueCruise kullanımını içeren kazalardan kaynaklanan bilinen ilk ölümler.

İki kazayla ilgili soruşturma, şu anda Mustang Mach-E’de ve bazı Ford F-150’lerde (Lightning dahil), Explorers ve Expeditions’da bulunan BlueCruise üzerindeki baskıyı ve incelemeleri artırıyor. Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu Teksas’taki kazayla ilgili bir soruşturma başlattı bile. Ford yaptığı açıklamada “soruşturmayı desteklemek için NHTSA ile birlikte çalıştığını” söyledi.

Yeni soruşturma, ODI’nin bugüne kadarki en yüksek profilli otonom sürüş ve sürücü destek soruşturmasını kapatmasından sadece birkaç gün sonra geldi. Güvenlik kurumu ilk olarak 2021 yılında, sürücüler Autopilot kullanırken Tesla’ların sabit acil durum araçlarına çarptığına dair çok sayıda raporun ardından Tesla’nın Autopilot’u hakkında bir soruşturma açmıştı. ODI geçen hafta soruşturmayı kapatırken “sürücülerin [Autopilot’un] çalışma yeteneklerine ilişkin beklentileri ile sistemin gerçek yetenekleri arasındaki kritik güvenlik açığına” vurgu yaparak otonom sürüş sisteminin “öngörülebilir kötüye kullanım ve önlenebilir kazalar” yarattığını tespit ettiğini açıklamıştı.

Ford otonom sürüş sistemi BlueCruise’i 2021’de duyurdu. Bu sistem yalnızca önceden haritalanmış otoyollarda kullanılabiliyor ve Ford bu sistemi, sistem aktifken sürücülerin gözlerinin hala yolda olup olmadığını kontrol eden kamera tabanlı bir sürücü izleme sistemi ile eşleştiriyor. Bunlar sistem üzerinde Tesla’nın Autopilot kullanımına koyduğu kısıtlamalardan çok daha sıkı kısıtlamaları temsil ediyor.

BlueCruise, Tüketici Raporları da dahil olmak üzere bazı testlerde ve sürüş deneyimlerinde yüksek puan almış olsa da, son kazalar ve sonuçta ortaya çıkan soruşturmalar, gelişmiş sürücü destek sistemlerinde bu şirketlerin bazılarının kabul etmek istediğinden daha temel bir sorun olabileceğini gösteriyor.

Öte yandan Mercedes-Benz geçtiğimiz hafta Seviye 3 otonom sürüş teknolojisine sahip araçları doğrudan ABD’li tüketicilere satan ilk otomobil üreticisi olurken, Tesla’nın sahibi Elon Musk ise otonom sürüş konusunda benimsemeyi artırabilmek için Çin’de çeşitli ziyaret ve temaslarda bulundu.  

Londra’nın ilk savunma teknolojileri hackathon etkinliği büyük ilgi çekti!

Geçtiğimiz hafta Birleşik Krallık Ukrayna’ya yönelik bugüne kadarki en büyük askeri destek paketini açıkladı. Tasarı, Birleşik Krallık’ın bu mali yıl için toplam desteğini 3 milyar sterline çıkarıyor. Bu meblağ ABD’nin yakın zamanda taahhüt ettiği 50 milyar dolar kadar olmasa da yine de önemli. Söz konusu fonların çoğu geleneksel askeri donanıma harcanacak olsa da, geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen yeni bir teknoloji hackathon etkinliği Ukrayna’nın Rusya’ya karşı asimetrik savaş yeteneklerini geliştirmeyi amaçlıyordu.

Londra Savunma Teknolojileri Hackathon’u, İngiltere’nin teknoloji, risk sermayesi ve ulusal güvenlik alanlarındaki en parlak beyinlerinden bazılarını askeri bir ortamda bir araya getiren ilk etkinlikti. Amaç hem Ukrayna’ya yardımcı olacak fikirleri bir araya getirmek hem de hızlı tempolu sivil teknoloji dünyası ile ordunun çok farklı dünyası arasında çok daha gözenekli bir katman oluşturmaktı.

Etkinlik Skyral’dan Alex Fitzgerald ve Future Forces’tan Richard Pass tarafından düzenlendi ve ikiliye Honourable Artillery Company, Apollo Defense, Lambda Automata ve D3 VC gibi diğer ortak organizatörler de katıldı. NATO da hackathon etkinliğine özel bir fon ile katıldı. Etkinlik; savunma, ulusal güvenlik ve derin teknoloji alanlarında inovasyonu teşvik etmek için hem donanım hem de yazılım konusunda yetenekli geliştiricileri bir araya getirdi. Drone’lar ve savaş alanındaki uygulamaları, hem donanım hem de onları hedeflerine uçurmak için gereken elektronik sistemler ve karşı-drone sistemleri üzerinde önemli sunumlar da yapıldı.

Savaşın çoğu gözlemcisinin de belirttiği gibi, Rusya – Ukrayna savaşı önceki savaşlara kıyasla tamamen yeni bir boyut kazanmış durumda. Ukrayna’nın çok daha büyük bir saldırgan olan Rusya’ya karşı asimetrik yöntemlerle mücadele etmeye çalıştığı günümüzde insansız hava araçları ve elektronik karşı tedbirler günün konusu. Etkinliği düzenleyen Skyral’dan Alex Fitzgerald “Bu etkinliklere gelen üç grup insan var. İnşaatçılar, yatırımcılar ve askerler. Bence bu noktada herkes meslektaşlarını savunma teknolojisini inşa etmek ya da yatırım yapmak için bir seçenek olarak daha fazla düşünmeye ikna etmeye çalışıyor” diyor

Etkinliğin ilham kaynaklarından biri bu yılın Şubat ayında Kaliforniya, El Segundo’da düzenlenen savunma teknolojileri hackathonuydu. Fitzgerald, “Bence askeri teknolojiyle ilgili en önemli şey, onu kullanımı kolay ve inşa edilen bazı tüketici teknolojileri kadar güçlü hale getirmektir” diyor ve ekliyor: “Klasik bir söz vardır: ‘Snapchat’teki bir snap’te, çoğu modern askeri sistemde olduğundan daha fazla yapay zeka var.”

Etkinliğe Apollo Defense’i temsilen katılan Catarina Buchatskiy ise etkinliğin Hackathon formatında düzenlendiğini çünkü bunun daha fazla etkileşim yarattığını söylüyor. Buchatskiy “Savunma teknolojisi 10 yıl süren sözleşmelerden oluşan dev bir kara kutu gibi görünebilir ve inşa edilen teknolojiler genellikle halkın gözünden gizlenir. Bir hackathon’da ise fark yaratacak bir şey ortaya koymak için yalnızca 24 saatiniz vardır” diyor.

Peki NATO neden bir hackathon etkinliğini finanse ediyor?

NATO Yatırım Fonu ortağı Patrick Schneider-Sikorsky fonun “kolektif savunma güvenliği ve direncini güçlendiren” girişimleri desteklemek üzere kurulduğunu söylüyor ve “derin teknolojiye yatırım yapıyoruz, ancak fon Ukrayna’daki savaştan önce tasarlandı. Çatışma şu anda yatırım tezimizi büyük ölçüde etkiledi ve Avrupa’yı daha güvenli ve emniyetli hale getirebilecek savunma teknolojilerine yatırım yapmaya hevesliyiz” diyor.

Schneider-Sikorsky ayrıca “Savunma teknolojilerinin pek çok geliştirici için yeni olduğunu düşünüyorum. Oluşabilecek zorlukları anlamak ve son kullanıcılara erişmek onlar için o kadar da kolay değil. Normalde pek çok geliştiricinin savunma bakanlıklarındaki doğru kişilerle temasa geçmesi aylar, hatta yıllar alabilir ama pek çoğu bugün burada ve hemen erişebilir durumda. Umarım bu, işleri önemli ölçüde hızlandırır” diyor.

Londra’daki Hackathon, oldukça ilgi çekse de savunma teknolojilerinin kullanımı konusunda gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Örneğin Google kısa bir süre önce İsrail ile yapılan tartışmalı Project Nimbus sözleşmesi nedeniyle yaptıkları oturma eyleminin ardından 28 çalışanını işten çıkardı.

Kargo ve posta şirketi görünümlü kimlik avı saldırıları yükselişte

0

Son dönemde gerek ülkemizde gerekse de tüm dünyada e-devlet sitelerini, kargo firmalarını ve posta servislerini taklit ederek kimlik avı saldırısı (phishing) gerçekleştiren siteler oldukça revaçta. Akamai tarafından gerçekleştirilen bir araştırma Amerika Birleşik Devletleri Posta Servisi’ni (USPS) taklit ederek kullanıcıları hedef alan kimlik avı saldırış yapan sitelere olan trafiğin yasal siteye olan trafik kadar yüksek olduğunu ortaya koydu.

Kimlik avı operasyonları genellikle insanların hassas bilgilerini (hesap bilgileri, kart bilgileri) hedef alır ya da kullanıcıları dolandırıcı mağazalara ödeme yapmaları veya çeşitli nedenlerle beklemeye alınan öğeleri temizlemek için gerekli olduğu varsayılan ücretleri karşılamaları için kandırmaya çalışır. 2023 tatil sezonu boyunca Akamai Technologies, USPS hizmetini taklit eden “combosquatting” alan adlarına giden önemli miktarda DNS sorgusu gözlemledi.

Akamai, Ekim 2023’te bir çalışanın kötü amaçlı JavaScript kodu içeren bir siteye yönlendiren şüpheli bir SMS almasının ardından USPS temalı kimlik avını araştırmaya başladı. Analistler daha sonra, son beş ay içinde aynı JS dosyasını kullanan tüm alan adlarının bir listesini çıkardı ve yalnızca adında USPS dizesi olanları tutarak bir analiz gerçekleştirdiler.

Sahte sayfaların tasarımı oldukça ikna edici ve durum güncellemeleri için gerçekçi izleme sayfaları ile gerçek USPS sitesinin tam kopyaları olarak görünüyorlar.  Analistlere göre bir vakada, kimlik avı aktörleri, tüketicilerin tatil sezonu için hediye ve koleksiyon ürünleri satın almaya çalıştığı Kasım ayı sonlarında önemli ölçüde trafik almaya başlayan özel bir posta ürünleri mağazası gibi görünen bir mağaza kurdu.

Ekim 2023’ten Şubat 2024’e kadar, Akamai’nin keşfettiği en popüler kötü amaçlı alan adları yaklaşık yarım milyon sorgu aldı ve en popüler iki sahte alan adına gelen trafik toplam 300 bini aştı. İncelenen dönem boyunca Akamai’nin araştırması tarafından ortaya çıkarılan tüm kötü amaçlı web siteleri tarafından oluşturulan toplam sorgu sayısı ise 1.128.000’inin üzerinde. Meşru USPS sitesi için aynı dönemde kaydedilen sorgu sayısı da 1.181.000 civarında.

İstatistikler, özellikle tatil ve alış veriş dönemi olarak nitelenen Kasım-Aralık ayları arasında kötü niyetli alan adlarına yönelik trafiğin yasal trafiğe kıyasla daha yüksek olduğunu göstermekte ve bu da kış tatili sezonunda kötü niyetli faaliyetlerin arttığına işaret etmekte. Üstelik Akamai’nin bu araştırması sadece USPS üzerine odaklamış, dolayısıyla potansiyel olarak çok daha fazla markayı kapsayan bu kimlik avı kampanyalarının gerçek ölçeği muhtemelen daha büyük.

Güvenlik uzmanları tüketicilerin dikkatli olmaları ve paket gönderileriyle ilgili SMS veya e-posta mesajlarına şüpheyle yaklaşmaları çağrısında bulunuyor. Kullanıcılar mümkünse şüpheli SMS ve e-postaları hiç açmamalı, açtılarsa da iletide yer alan linkleri tıklamaktan kaçınmalılar. Herhangi bir e-devlet hizmeti, posta servisi veya kargo firmasını Google’dan ararken de adres çubuğuna bakarak ilgili  sayfanın mutlaka https ile başladığına ve .shop, .xyz, .info, .io gibi uzantılarla sonlanmadığına dikkat etmeliler.

Ordu, akıllı telefon kullanımına katı sınırlamalar getiriyor! Samsung, sınırlamalardan muaf!

Yasağın Samsung menşei ülkenin Hava Kuvvetleri karargahında başladığı bildiriliyor. Salı günü yayınlanan bir rapor, yasağın ses kaydı yapabilen ve üçüncü taraf uygulamaların bunu kapatmasına izin vermeyen tüm cihazları kapsadığını belirtiyor, özellikle de iPhone’u adlandırıyor.

Askerlere dağıtılan belgede, “Resmi iletişimlerin yanı sıra, toplantılar, ofis konuşmaları, iş duyuruları ve halktan gelen şikayetler ve danışmalar gibi resmi olmayan iletişimlerin yanı sıra askeri binalarda yapılan özel telefon görüşmeleri de dahil olmak üzere her türlü ses kaydını engellemek kaçınılmazdır.” deniyor.

Salı günkü raporda alıntılanan konuya aşina kaynaklara göre, iPhone açıkça yasaklanmış durumda. Samsung marka Android tabanlı cihazlar ise yasaktan muaf tutulmuş durumda.

Yasak sadece iPhone’larda geçerli değil. Ayrıca Apple Watch gibi giyilebilir cihazları da kapsadığı söyleniyor.

Evde yetiştirilen cihazlara yönelik potansiyel kayırmacılığın ötesinde, Güney Kore hükümetinin neden iPhone’daki üçüncü taraf uygulamaların ses kaydını kilitleyemeyeceğini düşündüğü açık değil. Raporda, kameranın mobil cihaz yönetimi tarafından kilitlenebileceği ancak ses kaydını önlemenin de yolları olduğu belirtiliyor.

Sorun, Güney Kore Ulusal Savunma Mobil Güvenliği mobil cihaz yönetimi uygulamasının mikrofon kullanımını engelleyememesi gibi görünüyor. Bu, MDM 2013’te sunuldu ve 2021’de tüm askeri üyeler arasında kullanım zorunlu kılındı.

Raporda, yazılımla ilgili kullanıcı şikayetlerinden ve marka, model ve işletim sistemine bağlı olarak tutarsız sınırlamalardan bahsediliyor. Yayına konuşan bir askeri yetkili, Android‘deki eksikliklerin bir yazılım güncellemesiyle giderileceğini söyledi.

Samsung ABD'

Görünüşe göre yasağın tüm orduyu kapsayacak şekilde genişletilmesi yönünde tartışmalar sürüyor. Ordunun da yasağı denediği söyleniyor.

Görünüşe göre hatalı Güney Kore askeri MDM’si bir yana, güvenliğin en üst seviyede olduğu durumlarda dış dünyayla iletişim kurabilecek bir cihazın el altında bulunmaması için bariz nedenler var.

Gereksinimlerin güvenlik ihtiyaçlarıyla orantılı olarak artması nedeniyle, güvenli tesislerde bir tür akıllı cihaz kısıtlamasının olması alışılmadık bir durum değil.

Güney Kore’nin tüm askeri binaları ve personeli kapsayan potansiyel iPhone yasağı aşırı düzeyde. Güvenlik eğitimi, uyumluluk ve erişim kontrolüyle ilgili daha büyük bir soruna değiniyor. Samsung cihazlarına açıkça izin verildiği için bir miktar milliyetçilik de mevcut.

Her 10 Güney Koreli askeri üyeden yedisi Samsung kullanıcısı. Dolayısıyla yasağın çoğunlukla sembolik olduğu görülüyor.

OpenAI Financial Times’ın içeriklerini satın alıyor!

0

Yapay zekâ sohbet robotu ChatGPT’nin üreticisi OpenAI, Avrupa’da bir başka haber lisans anlaşması daha yaparak, içerik erişimi için ödeme yaptığı yayıncılar listesine Londra’nın Financial Times gazetesini de ekledi. OpenAI’nin daha önceki yayıncı lisans anlaşmalarında olduğu gibi, anlaşmanın mali koşulları kamuya açıklanmıyor.

Son anlaşma, Alman devi Axel Springer ya da AP, Le Monde ve Prisa Media ile Fransa ve İspanya’da yapılan anlaşmalar gibi diğer OpenAI yayıncı bağlantılarından biraz daha kapsamlı görünüyor çünkü ikili anlaşmayı “stratejik ortaklık ve lisans anlaşması” olarak adlandırıyor. Ancak bunun münhasır olmayan bir lisans anlaşması olduğunu ve OpenAI’nin FT Group’ta herhangi bir hisse almadığı söyleniyor. Dolayısıyla kurulan “stratejik ortaklık” aslında OpenAI’ın üretken yapay zekâ sohbet robotu ve dil modellerini eğitmek için Financial Times içeriklerinden yararlanması şeklinde özetlenebilir.

Zaten iki firma da yapılan anlaşmanın OpenAI için FT’nin içeriğini yapay zekâ modellerini eğitmek ve uygun olduğunda ChatGPT gibi araçlar tarafından üretilen üretken yapay zekâ yanıtlarında görüntülemek için kullanmasını kapsadığını ve bunun diğer yayıncı anlaşmalarıyla aynı göründüğünü söyledi. Buradaki stratejik unsur, FT’nin özellikle bir içerik keşif aracı olarak üretken yapay zekâ anlayışını artırmasına ve “FT okuyucuları için yeni yapay zekâ ürünleri ve özellikleri” geliştirmeyi amaçlayan bir işbirliğine evrilebilecek olması.

FT anlaşmayı prestij meselesi olarak görüyor

FT konuyla ilgili bir basın açıklamasında, “Ortaklık sayesinde ChatGPT kullanıcıları, ilgili sorgulara yanıt olarak FT gazeteciliğine atfedilen seçkin özetleri, alıntıları ve zengin bağlantıları görebilecekler” dedi. Yayıncı ayrıca bu yılın başlarında OpenAI’nin ChatGPT Enterprise ürününün müşterisi olduğunu da belirtti. FT, yapay zekâ kullanımını derinleştirmenin yollarını araştırmak istediğini belirtirken, otomatik çıktıların güvenilirliği ve okuyucu güvenine yönelik potansiyel riskler konusunda dikkatli olduğunu ifade etti.

FT Group CEO’su John Ridding yaptığı açıklamada, “Bu bir dizi açıdan önemli bir anlaşma,” diyor ve ekliyor: “Bu anlaşma ödüllü gazeteciliğimizin değerini bir kez daha gözler önüne seriyor ve içeriğin yapay zekâ aracılığıyla nasıl ortaya çıkarıldığına dair bize erken içgörü sağlayacak. Bu anlaşmanın FT’ye sağlayacağı faydaların yanı sıra, sektör için daha geniş etkileri de var. Yapay zekâ platformlarının yayıncılara materyallerinin kullanımı için ödeme yapması söz konusu. OpenAI şeffaflığın, atıfta bulunmanın ve telifli içeriğin önemini anlıyor ve bunların hepsi bizim için çok önemli. Aynı zamanda, bu ürünlerin güvenilir kaynaklar içermesi açıkça kullanıcıların yararına.”

OpenAI telif davalarından mı kaçıyor?

ChatGPT sohbet robotuna güç veren OpenAI’nin GPT’si gibi büyük dil modelleri (LLM’ler), bilgi üretme veya “halüsinasyon görme” kapasiteleriyle ünlüdür. Bu, gazetecilerin bilgi ve haber doğrulaması için yaptığı çalışmanın tam tersi. Dolayısıyla OpenAI’nin daha doğru içerikler sunabilmek için model eğitiminda içerik lisanslamaya yönelik ilk hamlelerinin gazeteciliğe odaklanması aslında şaşırtıcı değil. Yapay zekâ devi bunun “halüsinasyon” sorununu çözmesine yardımcı olacağını umuyor olabilir.

Yine de burada başka bir önemli motive edici faktör daha var: Telif haklarıyla ilgili yasal sorumluluk. Geçtiğimiz aylarda New York Times, telif hakkıyla korunan içeriğinin YZ devi tarafından lisanssız olarak modelleri eğitmek için kullanıldığını iddia ederek OpenAI’ye dava açtığını duyurdu. OpenAI buna itiraz ediyor ancak LLM’lerin geliştirilmesini beslemek için içerikleri muhtemelen kamuya açık İnternet’ten kazınan (veya başka bir şekilde toplanan) bir model için haber yayıncılarının daha fazla dava açma riskini ortadan kaldırmanın bir yolu, yayıncılardan telifli içerikleri satın almak.

Yapay zekâya dahil olmak yayıncılar için bir itibar kaynağı mı güven zedeleyici mi?

Geçen yıl, içerik üretim aracı olarak üretken yapay zekâyı benimsemekte acele eden teknoloji yayıncısı CNET, Futurism’deki gazetecilerin yapay zekâ aracılığıyla oluşturulmuş makalelerde çok sayıda hata bulmasıyla ciddi bir itibar kaybı yaşamıştı. FT kaliteli gazetecilik yapma konusunda köklü bir üne sahip. Ancak yapay zekâyı çift yönlü kullanmaya başladığında (yani hem içeriklerini satıp hem de yapay zekâya makale yazdırmaya başladığında) benzer sorunlar yaşayabilir.