Sosyal medya kendini mi bitiriyor? Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan’dan açıklama

0

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan sosyal medya platformları ile ilgili açıklamalarda bulundu. 

Sayan yaptığı konuşmada sosyal medyadaki dolandırıcı hesaplar, bakanları taklit edenler, yalan haber yapanlar ve unutulma hakkının hiçe sayılması yüzünden sosyal medyaya erişimin engelleyebileceğini söyledi.

Dilerseniz sizi yapılan açıklamayla baş başa bırakalım. Videonun altında konuşmanın tamamını bulabilirsiniz. İyi seyirler…

Bakan Yardımcısı Sayan: Gerekenleri yapacağız

İnternette, özellikle de sosyal medyada yer alan ve Milli Güvenliğimizi tehdit eden içeriklerle etkin mücadelemizi sürdürüyoruz.

Ancak maalesef küresel sosyal medya platformlarının zaman zaman mahkeme kararlarına uymadıklarını ve yapılan uyarılara rağmen yasadışı içeriklere yer vermeye devam ettiklerini görüyoruz.

Bu anlamda en önemli noktalardan biri reklamlar.

İnsanların ziyaret ettiği sayfalarla ilgili istatistik ve bilgilere ulaşmak mümkün ama direk ya da haber akışlarına yerleştirilmiş reklamlar için kayıt yok.

Hiçbir şeyin izi yok, her şey tamamen karanlıkta. Sosyal medyada olan şey orada gizli kalıyor çünkü haber akışını sadece kullanıcı görüyor ve sonra kayboluyor, yani bir şeyi araştırmak imkansız. Size ne gösterdi, aynı şeyi kaç kere gösterdi, hepsi karanlıkta. Kimin hangi reklamı gördüğü hakkında hiçbir fikrimiz yok. Bıraktığı etki, bu insanları hedeflemede kullanılan veriler, bu reklamları verenler, harcanan para veya nereli oldukları hakkında hiçbir bilgimiz yok.

Şirketler bu cevapları biliyor ve şeffaf olma konusunda işbirliği yapmayı reddediyorlar.

BTK’nın Türk insanının verisinin Türkiye’de kalması için yazdığı yazılar, Cambridge Analytica skandalı ile ilgili talepleri nedense hep geçiştirilmeye çalışıldı.

Girişimcilerin, şirketlerin medya kuruluşlarının hesapları kural ihlali gerekçesiyle kapatıldı mı? Erişimi engellendi mi? Yalan haber konusunda ne gibi önlemler alındı? Türkiye’den giden mahkeme kararlarına ne kadar uyuldu?
Biz bu konularda bu şirketleri defalarca uyardık yazılar yazdık. Bu ve benzerlerinin yaşanmaması için yasalar koyduk. Ama her seferinde etrafından dolanmanın bir yolunu bulmaya çalıştılar. Bu yasalar artık işlemiyor.

Soruyorum size milyonlarca kullanıcısı olan, Türkiye’de milyonlarca dolar para kazanan şirketler ne kadar vergi ödüyorlar?

Türk insanın verilerini kimlerle paylaşıyorlar?

Türkiye’de kaç çalışanları var? Türkiye’de temsilcileri var mı? Yoksa niçin burada temsilcilik açmaya yanaşmıyorlar?

Hayatımızın çoğu artık internette yaşanıyor adeta. Bu hayatlara girebilmek için Facebook, Google veya Youtube reklamlarında sınırsız para harcayabilirsiniz ve kimsenin haberi olmaz, çünkü karşımızda tam bir kara kutu var. Bir belirsizlik ve bilinmezlik içinde işimizi yapmaya, insanlarımızı korumaya çalışıyoruz.

Ama şunu biliyoruz ki; manipülatif kampanyalara izin veriliyor, insanların özel hayatına saygı duyulmuyor. Bazı ülkelere tanınan “Unutulma hakkı” ülkemize verilmiyor.

Sosyal Medya şirketlerine buradan bir kez daha uyarıda bulunmak istiyorum.

Kişisel verileri işleyerek kullanıcı eğilimlerine göre içerik gösterme politikalarını açık ve şeffaf bir şekilde ortaya koymaları ve bu konuda ülkeleri bilgilendirmeleri gerekiyor. Şeffaf olmayan politikalarla arka planda farklı algoritmalar çalıştırmak suretiyle kullanıcıların manipüle edildiğine yönelik iddialar tüm dünyada endişelere sebebiyet vermektedir. Bu nedenle sosyal medya şirketlerinin veri işleme politikaları konusunda daha açık bilgilendirmelerde bulunma zorunlulukları vardır.

Biz teknolojinin bir suç mahali haline gelmesine seyirci kalamayız. Bunun adı özgür demokrasi değil karanlıkta yalanlar yaymaktır. Biz buna izin vermeyeceğiz, gerekenleri de yapacağız.

Google çalışanları YouTube’u protesto edecek

0

Google’ın video paylaşım platformu YouTube uyguladığı politikalarla Google çalışanlarının tepsini çekti.

YouTube tepki çekti

Video platormu üzerinde bir kullanıcının LGBT konusundaki saldırgan yorumları ve insanları taciz etmesi nedeniyle yaşanan tartışmalarda YouTube’un saldırgana göz yumması, Google çalışanlarını çileden çıkardı.

Bir kısım Google çalışanı bu politikası protesto etmek isterken, Google yönetimi çalışanların YouTube’u protesto etmelerini yasakladığını açıkladı.

Ancak yine de çalışanların “Google çalışanı” kimliği ile değil ama bireyse olarak YouTube protestolarına katılacaklarının altı çiziliyor. Google ise protestoları nedeniyle çalışanları işten çıkaracak olursa, şirket çapında daha büyük protestoların ve iş bırakma eylemlerinin yaşanabileceği düşünülüyor.

Cisco yapay zeka ve makine öğrenimindeki yeniliklerini duyurdu

0

Cisco, yeni yapay zekâ ve makine öğrenimi kabiliyetleri sayesinde, BT ekiplerinin ağ davranışını daha iyi anlamasına ve sorunları önceden tahmin etmesine yardımcı oluyor

Cisco, ağları yönetmeyi ve korumayı kolaylaştırmak üzere tasarlanmış yazılım inovasyonlarını kamuoyuna duyurdu. Günümüzün işletmeleri dijital teknolojilere daha fazla yatırım yaptıkça, BT ekipleri artan iş yükü nedeniyle zorluk yaşıyor. Bu yükü hafifletmek ve BT’nin inovasyona odaklanmasına olanak vermek için, Cisco BT ekiplerinin kişiselleştirilmiş ağ içgörüleri sayesinde makine hızı ve ölçeğinde çalışmasını sağlayacak yeni yapay zeka ve makine öğrenimi kabiliyetleri sunuyor. Cisco tüm işletme ağındaki kullanıcıları ve uygulamaları -kampüs ağlarından geniş alan ağlarına, veri merkezlerinden Nesnelerin İnterneti’ne kadar- daha etkili biçimde yönetmeye olanak sunan inovasyonlar geliştiriyor. 

BT ekipleri günümüzde göz korkutucu bir zorlukla karşı karşıya. 451 Research’e göre, kurumların yaklaşık üçte ikisi BT ekiplerinin iş yükünün arttığını belirtiyor; ancak önümüzdeki yıl şirketlerin sadece üçte biri BT ekibini büyütmeyi düşünüyor. Aynı zamanda, aşırı rekabetçi ortamda BT’den, hiç olmadığı kadar mükemmel dijital deneyimler sunması talep ediliyor. Bir işletmenin ihtiyaçları ile eldeki kaynaklar arasındaki farkı kapatmak için, veri temelli, yapay zeka ve makine öğrenimi ile desteklenen yenilikçi ağ otomasyonu ve analitiği araçları gerekiyor.

 Cisco, anonimleştirilmiş ve kümelenmiş verileri kullanmak için tasarlanan yeni yazılım kabiliyetlerinden yararlanıyor; bu, 35 yıldır dünyanın ağlarını inşa eden Cisco’nun kurumsal bilgisiyle birleştiğinde, BT ekiplerinin daha etkin bir şekilde çalışmasını sağlayan daha akıllı çözümler ortaya çıkıyor.

Bu yeni kabiliyetler BT ekiplerine şu olanakları sunacak:

  • Görünürlükte Artış: Bütün ağlar birbirinden farklıdır. Ortamlar devamlı değişir. Cisco, sürekli olarak yerel ağlardan ilgili verileri toplar ve bunları anonimleştirilmiş ve kümelenmiş veri setiyle ilişkilendirerek, yüksek düzeyde kişiselleştirilmiş ağ taban çizgileri oluşturur. Bu taban çizgileri; cihaz, kullanıcı ve uygulamaların sayısı evrildikçe ve ortamlar değiştikçe sürekli olarak öğrenir ve onlara adapte olur.
  • Daha Fazla İçgörü: Ağ üzerinde en büyük etkiyi yaratacak sorunları ortaya çıkarmak için, Cisco makine öğrenimini kullanarak, ağdan gelen müthiş miktarda veriyi kişiselleştirilmiş ağ taban çizgileriyle ilişkilendirir. Böylece, sorunların önemli olup olmadığını netleştirir ve en yakıcı sorunlar hakkında BT’yi uyarır. Aynı zamanda trendleri ve kalıpları keşfeder; böylece BT’nin sorunları birer problem haline gelmeden önce etkili bir şekilde tespit etmesini sağlar.
  • İsabetli Eylemler: Cisco, bir problemi çözmek için makine akıl yürütme algoritmaları ve otomatikleştirilmiş iş akışlarını kullanarak, bir mühendisin bir problemi çözmek için kullanacağı mantıksal sorun giderme adımlarını gerçekleştirir. Bu, BT’nin sorunları ve açıkları tespit etmesine, altta yatan nedeni analiz etmesine ve son derece hızlı bir biçimde telafi tedbirleri almasına imkan tanır.

Cisco Türkiye Genel Müdürü Didem Duru, “Ortamın değişim temposu ve çeşitliliği hızla gelişmeye devam ederken, Cisco çözümlerini sürekli olarak basitleştirmeye kararlı. Yapay zekâ ve makine öğrenimi, şirketlerin hangi konuları önceliklendireceğini etkili bir şekilde ayırt etmesini, böylece daha çevik ve proaktif hale gelmesini sağlayabilir. Bunun ağ operasyonları ve onları yöneten BT ekipleri üzerinde kuvvetli bir etkisi olacaktır” diyor.

[Rapor]Ericsson ConsumerLab raporu, 5G’nin tüketicilere sağlayacağı değerlere ilişkin doğru bilinen yanlışları ortaya koyuyor

0

Tüketiciler varsayılanın aksine 5G’nin kısa vadede fayda sağlayacağı kanısında; kentlerde şebeke yoğunluğunun azaltmasını ve daha fazla ev genişbant seçeneği sunmasını dört gözle bekliyor

Ericsson,  5G Tüketici Potansiyeli adlı yeni bir ConsumerLab raporu yayınladı. 5G’nin tüketiciler açısından değerine ilişkin endüstride doğru bilinen yanlışları gözler önüne seren bu rapor, iletişim hizmet sağlayıcılarının sahip olabileceği olanakları da genel hatlarıyla ele alıyor.

Şu ana kadarki en geniş kapsamlı tüketici beklenti çalışmalarından biri olarak güvenilir araştırma sonuçlarıyla desteklenen rapor, 5G’nin tüketicilere yarar sağlama potansiyeline bakıyor ve bunlarla ilgili dört yaygın endüstri efsanesini çürütüyor:

  1. 5G, tüketicilere kısa vadeli faydalar sunmuyor.
  2. 5G için gerçek bir kullanım senaryosu yok ve 5G’de bir ücret farkı olmayacak.
  3. Akıllı telefonlar 5G için “tek çözüm” olacak: beşinci nesil hizmet sunmanın tek ve sihirli çözümü.
  4. Mevcut kullanım miktarı gelecekteki 5G talebini öngörmek için kullanılabilir.

Bu çalışma, bilgi ve iletişim teknolojisi endüstrisinde 5G’nin potansiyeline dayanan bir tüketici ürünü sunup sunmadığı konusunda devam eden tartışmalara daha gerçekçi bir yaklaşım sunuyor.

Çalışmanın temel bulguları arasında, 5G’nin özellikle her 10 akıllı telefon kullanıcısından altısının kalabalık alanlarda ağ sorunlarıyla karşı karşıya olduğu mega kentler için kentsel ağ yoğunluğunun gidermesine dair beklentileri yer alıyor. Araştırmaya katılanlar ayrıca 5G’nin piyasaya sürülmesiyle daha fazla ev genişbant seçeneğinin olacağını düşünüyorlar.

5G ile gelecek hizmetler için ek ücret ödemeye hazırız

Rapor ayrıca, tüketicilerin 5G için ek bir ücret ödemeye olmadıklarına dair genel kanının gerçeği yansıtmadığını da ortaya koyuyor. Akıllı telefon kullanıcıları beşinci nesil hizmetler için yüzde 20 ek ücret ödemeye hazır olduklarını, 5G’ye ilk geçeceklerin yarısının ise yüzde 32 daha fazla ücret ödeyebileceklerini ifade ediyor. Bununla birlikte, ek ücret ödemeye istekli olanlara bakıldığında, her 10 kişiden dördü, sürekli olarak alabilecekleri yüksek bir internet hızına ek olarak yeni kullanım durumları, yeni ödeme metotları ve güvenli bir 5G ağı beklentisi içerisinde.

5G ile veri tüketiminin ayda 200 GB’ı aşması bekleniyor

Diğer bir önemli bulgu ise mevcut 4G kullanım seviyesinin gelecekteki kullanım durumlarının göstergesi olmadığına işaret ediyor. Video tüketimi 5G ile artacak. Tüketiciler sadece daha yüksek çözünürlükte video akışı değil, aynı zamanda Artırılmış gerçeklik (AR) ve Sanal gerçeklik (VR) gibi video formatlarını da kullanmayı bekliyor. Bir saatlik AR gözlük ve VR başlık kullanımı da hesaba katıldığında, mobil cihazlarda haftalık olarak üç saatlik ek bir video içeriğinin izlenmesi demek oluyor. Çalışma, 2025 yılına gelindiğinde, her beş akıllı telefon kullanıcısından birinin 5G cihazlarındaki veri kullanımının ayda 200 GB’ı aşabileceğini de ortaya koyuyor.

Bu ve bunun gibi birçok bilgiden yola çıkarak Ericsson ConsumerLab, 31 farklı uygulama ve hizmeti içeren bir tüketici yol haritası hazırladı. Bu yol haritası altı farklı kullanım kategorisinden oluşuyor: eğlence ve medya; gelişmiş mobil genişbant; oyun ve AR/VR uygulamaları; akıllı ev ve sabit kablosuz erişim; otomotiv ve taşımacılık; alışveriş ve AR/VR destekli iletişim. 

Ericsson ConsumerLab’in son çalışması, 22 farklı ülkede 15-69 yaşları arasındaki akıllı telefon kullanıcıları ile yapılan 35 bin görüşmeyi baz alıyor. Katılımcıların görüşleri neredeyse 1 milyar insanı temsil ediyor. 5G’nin tüketici değerine ilişkin endüstri duyarlılığını daha iyi anlamak için aralarında telekomünikasyon operatörlerinin, cihaz ve çip üreticilerinin, start-up’ların ve düşünce kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin yanı sıra akademisyenlerin de bulunduğu 22 kişiyle daha görüşmeler yapıldı.

İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödülleri’ne başvurular başladı

0

Üç kategoride dağıtılacak ödüllerin bu yıl üçüncü kez sahiplerini buluyor

Kale Grubu Kurucusu İbrahim Bodur anısına düzenlenen İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödülleri’ne başvurular başladı. Bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilecek yarışmaya başvurular 19 Haziran’da başlayacak ve  29 Temmuz’da sona erecek. Ashoka Türkiye ortaklığında hayata geçen yarışmada kazananlara ödülleri 3 Aralık’ta verilecek.

Başvuru süreci

Ön değerlendirme sürecinde, başvuru süresi içerisinde internet sitesi üzerinden başvuru formunu tamamlayan tüm adayların başvuruları Ashoka Türkiye ekibinin sosyal girişimci seçme uzmanları tarafından değerlendirilecek. Bu sürecin ardından gerçekleştirilen Ön Değerlendirme Kurulu toplantısında, Ashoka Türkiye ekibinin değerlendirme sonuçları Kale Grubu yetkilileri ile paylaşılacak. Ön değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan toplam 11 aday kısa listeye alınarak jürinin değerlendirmesine sunulacak.Jürinin bir araya gelerek başvuruları değerlendirdiği toplantının ardından kazanan adaylar ile iletişime geçilecek.

Ödüller üç kategoride dağıtılacak

Herhangi bir konu sınırlaması olmaksızın, erken ve ileri aşamalarda tüm projeleri kapsamına alan İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Ödülleri’nde aynı zamanda iş birliği ödülü de veriyor. Ödül miktarı her kategori için 50 bin TL olup toplamda 150 bin TL olarak belirlendi. 2018’de erken aşama kategorisinde Anlatan Eller, ileri aşama kategorisinde E-Bursum ve işbirliği kategorisinde Türkiye’nin Kadın Balıkçıları isimli girişimler ödüle layık görülmüştü.

BKM Express kararı neden alındı? (Video)

Türkiye’nin dijital cüzdan çözümlerinden biri olan BKM Express yakın zamanda Rekabet Kurumu’ndan gelen haberle sarsıldı. Rekabet Kurumu, BKM Express’in kapatılması yönünde bir karar aldı. Biz de bu videoda BKM Express kapatılma kararını değerlendirdik. BKM Express kapatılıyor mu?

Rekabet Kurumu’nun aldığı kararın ardından BKM de bir açıklama yaptı. Biz de bu yaşanan süreci videoda değerlendirdik.

Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan sizleri videomuzla baş başa bırakalım. İyi seyirler…

BKM Express kapatılıyor mu? Neler oldu?

Rekabet Kurumu aldığı kararlar BKM Express’in 60 gün sonra hizmetlerini sonlandırması gerektiğine dikkat çekti. Konuyla ilgili açıklama yapan Rekabet Kurumu, BKM Express hizmetinin, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan koşulları sağlamaması nedeniyle söz konusu faaliyete muafiyet tanınamayacağını belirtti.

BKM Express hizmeti ile ilgili alınan karara BKM cephesinden de yanıt gecikmedi.

Yanıtta şunlar yer alıyordu:

Türkiye’nin Dijital Cüzdanı BKM Express, dünyada örnek gösterilen güvenli, hızlı ve kolay ödeme çözümleri sunmaktadır. Türkiye’nin Dijital Cüzdanı BKM Express, dünyada örnek gösterilen güvenli, hızlı ve kolay ödeme çözümleri sunmaktadır. Ülkemizdeki e-ticaret sektörünün güvenli bir şekilde büyümesi hedeflenerek başlatılan çalışma ve yatırımlar neticesinde bugün tüm perakende sektöründe uluslararası örneklerden daha üstün bir dijital cüzdan haline gelmiştir.

Bütün bu çalışmalar ülkemiz menfaatleri gözetilerek yasa ve düzenlemelere tümüyle uyumlu bir şekilde yürütülmekte, düzenleyici kurumlarla her zaman tam bir uyum içinde faaliyet gösterilmektedir.

Rekabet Kurulu’nun BKM Express hizmetinin sonlandırılması yönündeki kararının gerekçeleri henüz kamuoyuna açıklanmamıştır.

Rekabet Kurumu kararı: http://bit.ly/2IL0Nm2
BKM tarafından yapılan açıklama: http://bit.ly/2Rxuh9O

Avrupa yolculuğuna çıkacak Türk girişim belli oldu (Röportaj)

MediaMarkt Startup Challenge ikinci dönem kazananları belli oldu. Bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmanın birinci olan ismi Avrupa için yola çıkıyor. Biz de TechInside olarak kazananların açıklandığı etkinliğe katıldık.

25 Haziran günü gerçekleştirilen ödül töreninde farklı fikirlere sahip başarılı startuplar ödüllendirildi. Bu yıl ikinci kez düzenlenen ve başarılı girişimlerin ödüllendirildiği yarışmada kazanan proje Bagaj oldu.

Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan sizleri videomuzla baş başa bırakalım. İyi seyirler…


MediaMarkt Startup Challenge ’19 sonuçları açıklandı

MediaMarkt Türkiye tarafından, Tekzen kurumsal ortaklığıyla gerçekleştirilen girişim projesi “MediaMarkt Startup Challenge 2019’un kazanan isimleri düzenlenen ödül töreniyle açıklandı. Kazanan proje Bagaj olurken, ikinci proje Poltio oldu. Bu yıl ilk kez Yunanistan’da başvuru alan yarışmada üçüncü ise Yunanistan’dan katılan Pegneon isimli proje oldu.

Bagaj isimli proje, bir kişisel eşyayı fiziksel olarak, şehir merkezi, AVM, plaj, konser salonu gibi belirlenen mekanlarda güvenli olarak saklamaya yarayan bir mobil uygulama olarak tanımlanıyor.

Yarışmanın birincisi olan proje Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenecek olan Retailtech Hub Programı’na katılacak. Ayrıca bu proje, girişimciler için kurumsal ortaklıklar sunan hızlandırma programına dahil olma hakkı, Silikon Vadisi’nin en aktif yatırımcıları arasında olan Plug and Play’in girişimci ağına dahil olma şansı yakalayacak.

Poltio isimli ikinci proje, müşteri davranışlarını analiz edebilen ve buna göre hedefleme yapan bir data platformu.

İkinci olan proje fikrini MediaMarkt ve Tekzen’in Türkiye’deki mağazalarında pilot olarak uygulayacak. Ayrıca, Kategori Mağazacılığı Derneği’ne çözümlerini sunma hakkı elde edecek.

Yunanistan’dan katılan ve üçüncü olan Pegneon projesi ise oyun yöntemi ile çalışan eğitimleri hazırlıyor.

Pegneon, yine MediaMarkt ve Tekzen’in Türkiye’deki mağazalarında pilot uygulama imkanına sahip olacak. Ayrıca her üç proje, 1 Ekim’de İstanbul’da gerçekleşecek Perakende Teknolojileri Konferansı’nda çözümünü tanıtabilecek.

MediaSaturn Perakende Grubu İcra Kurulu Üyesi, MediaMarkt Türkiye ve Yunanistan İcra Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım yaptığı açıklamada “MediaMarkt Startup Challenge’ı yurt dışına açacağımızı ve Yunanistan’dan girişimcilerin de katılacağını açıklamıştık. Ancak projemizin uluslararası özelliği daha da boyutlandı. Yunanistan’ın yanı sıra Polonya, İrlanda, Azerbeycan, Nijerya ve Filistin gibi ülkelerden de bizi şaşırtan başvurular aldık” dedi.

Kişisel sağlık verilerine yeni düzenleme geldi

0

Yönetmelikle çeşitli hususlar düzenleniyor. Yönetmelikten satır başlarını bir araya getirdik

Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı “Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik” Resmî Gazete’de yayımlananrak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle kişisel sağlık verilerine erişim, kişisel sağlık verilerinin gizlenmesi ve imha edilmesi ile veri güvenliği hususlar düzenleniyor.

Yönetmelikten derlediğimiz satır başları şöyle:

-Avukatlar müvekkilinin sağlık verilerini genel vekâletname ile talep edemeyecekler. Bunun için özel bir hüküm bulunması gerekecek

-Vefat etmiş bir kişinin verileri 20 sene süreyle saklanacak

– e-Nabız hesabı bulunan kişilerin sağlık verilerine, kendi gizlilik tercihleri çerçevesinde erişim sağlanabilecek

– Sağlık verileri, bilimsel çalışmalarda anonim olarak kullanılabilecek

-Geçmiş sağlık verilerinin herhangi bir kimse tarafından erişilmesini istemeyen kişilere ilgili gizlilik tercihi e-Nabız üzerinden sunuluyor

-İlgili kişi, kendisi hakkında yanlışlıkla oluşturulan sağlık verilerinin düzeltilmesi konusunda sağlık verisinin oluşturulduğu sağlık hizmeti sunucusunun bağlı bulunduğu il sağlık müdürlüğüne başvurabilecek

– Sağlık hizmeti sunmakla görevli kişiler, ilgili kişinin sağlık verilerine ancak verilecek olan sağlık hizmetinin gereği ile sınırlı olmak koşuluyla erişebilecek

Sağlık Bakanlığı’nın 2016 yılında yayımladığı yönetmelik, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çeşitli itirazları sonucunda yargıya götürülmüş ve iptal edilmişti. Yönetmelik itirazların ardından gözden geçirildi.

Girişimler MediaMarkt Startup Challenge ile Avrupa’ya gidiyor

0

MediaMarkt Türkiye’nin Tekzen kurumsal ortaklığıyla gerçekleştirdiği girişim projesi MediaMarkt Startup Challenge’19’un kazananları açıklandı

Elektronik perakendecisi MediaMarkt’ın, Tekzen kurumsal ortaklığıyla geçen yıl Türkiye’de ilkini gerçekleştirdiği MediaMarkt Startup Challenge projesinin ikinci döneminin kazananları belli oldu. 25 Haziran’da İstanbul’da düzenlenen ödül töreninde perakende dünyasında, inovatif değişikliklerle fark yaratan ve dönüştüren uygulamaları hayata geçirmeyi amaçlayan başarılı startuplar ödüllendirildi.

Startup Challenge 19’un kazananı: Bagaj

MediaMarkt Startup Challenge 19’un kazananı ise Bagaj adlı proje oldu. Proje, bir kişisel eşyayı fiziksel olarak, şehir merkezi, AVM, plaj, konser salonu gibi belirlenen mekanlarda güvenli olarak saklamaya yarayan bir mobil uygulama olarak tanımlanıyor.

Bu kapsamda Bagaj, Almanya’nın Münih kentinde düzenlenecek Retailtech Hub Programı’na katılmanın yanı sıra; girişimciler için kurumsal ortaklıklar sunan hızlandırma programına dahil olma hakkı, Silikon Vadisi’nin en aktif yatırımcıları arasında olan Plug and Play’in girişimci ağına dahil olma fırsatı yakalayacak.

İkinci olan Poltio ise müşteri davranışlarını analiz edebilen ve buna göre hedefleme yapan bir veri platformu. Poltio, MediaMarkt ve Tekzen’in Türkiye’deki mağazalarında pilot uygulama fırsatı ve Kategori Mağazacılığı Derneği’ne çözümlerini sunma hakkı elde edecekken; Yunanistan’dan katılan ve üçüncü olan Pegneon projesi ise oyun yöntemi ile çalışan eğitimleri hazırlıyor. Pegneon, yine MediaMarkt ve Tekzen’in Türkiye’deki mağazalarında pilot uygulama imkanına sahip olacak. Ayrıca her üç proje, 1 Ekim’de İstanbul’da gerçekleşecek Perakende Teknolojileri Konferansı’nda çözümünü tanıtabilecek.

100’den fazla başvuru geldi, 35’i yurtdışından

MediaMarkt Startup Challenge 19’un bu yıl uluslararası bir boyut kazandığını ifade eden MediaSaturn Perakende Grubu İcra Kurulu Üyesi, MediaMarkt Türkiye ve Yunanistan İcra Kurulu Başkanı Yenal Gökyıldırım “MediaMarkt Startup Challenge’ı yurt dışına açacağımızı ve Yunanistan’dan girişimcilerin de katılacağını açıklamıştık. Ancak projemizin uluslararası özelliği daha da boyutlandı. Yunanistan’ın yanı sıra Polonya, İrlanda, Azerbeycan, Nijerya ve Filistin gibi ülkelerden de bizi şaşırtan başvurular aldık. MediaMarkt Startup Challenge, elektronik perakende sektöründe bir inovatif girişimcilik merkezi haline geliyor. Öyle ki, aldığımız 100’ün üzerinde başvurunun 35’i yabancı ülkelerden. Bu, bize büyük bir gurur verdi”.

 

 

[Rapor] Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin ajandası: Yapay zekâ

0

Microsoft ve EY (Ernst & Young), Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’ndeki şirketlerin yapay zekâ kullanımını değerlendirmek üzere hazırlanan  raporun sonuçlarını paylaştı

Microsoft ile uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young), Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde yapay zekânın nerede, neden ve nasıl kullanıldığını, şirketlerinin yapay zekâ stratejilerini, yapay zekânın şirketlere ve ülkelere sunduğu katkıları ortaya koyan bir rapor hazırladı. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 5 ülkede faaliyet gösteren 100’den fazla şirket yöneticileriyle yapılan görüşmelerle hazırlanan “Artificial Intelligence in Middle East and Africa” raporunun Türkiye sonuçları, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında paylaşıldı. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ve EY Orta, Doğu, Güneydoğu Avrupa ve Orta Asya (CESA) Bölgesi, Dijital Lideri Onur Doğan’ın katılımıyla gerçekleşen toplantıda, yapay zekâ ekseninde Türkiye’nin dijital yolculuğuna ışık tutacak bilgiler, öngörüler ve fırsatlar ele alındı.   

Yapay zekâda bölgenin lideri Türkiye

Türkiye, yapay zekâ olgunluğu bakımından bölgenin lider ülkesi olarak öne çıktı. Raporda, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 80’inin yapay zekâ stratejilerini doğrudan üst düzey yönetimde ele aldığı belirtildi. Şirketlerin yüzde 25’i yapay zekâyı stratejik dijital öncelikleri arasında görürken, yüzde 60’ı ana faaliyetleri için yapay zekânın önemini kabul ediyor. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 15’i ise yapay zekâ olgunluğu açısından kendilerini gelişmiş olarak değerlendiriyor. Bu oranlar Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde ankete katılan diğer ülkelerden daha yüksek. Ülkemizdeki şirketler yapay zekâ gündemini hem teknolojik gereklilik hem de iş süreçlerini iyileştirme perspektifinden yönetiyor. Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde bu anlayışı benimseyen şirketlerin oranları yüzde 43 iken Türkiye’de bu oran yüzde 55 seviyesinde.

Yapay zekâda 8 olgunluk kriteri

Türkiye’de yapay zekâ, en çok tahminleme, otomasyon, iç görü oluşturma, hizmetlerin kişiselleştirilmesi ve önlem alma yeteneklerine sahip olmak için kullanılıyor. Şirketler, kullanım yoğunluğuna göre, en çok makine öğreniminden faydalanıyor. Makine öğreniminden faydalanma oranı Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde yüzde 61 iken Türkiye’de yüzde 85 civarında. Operasyonlarına yapay zekâyı entegre eden Türkiye’deki şirketlerin yüzde 80’i etkili faydalar bekliyor. Yapay zekânın sunduğu faydaların başında operasyonların optimizasyonu, ürün ve hizmetlerin dijital dönüşümü, çalışanların güçlenmesi ve müşterilere daha yakın olmak geliyor.

Raporda, şirketlerin yapay zekâ olgunlukları 8 yetenek çerçevesinde ele alındı. Bu yetenekler, İleri Analitik, Veri Yönetimi, Yapay Zekâ Liderliği, Açık Kültür, Yeni Teknolojiler, Çevik Geliştirme, Üçüncü Taraflarla İş Birliği ve Duygusal Zekâ olarak sıralanıyor. Bu yetenekler konusunda Türkiye, araştırmaya katılan şirketler tarafından yapay zekâda en önemli iki yetenek olarak kabul edilen ileri analitikte 5 üzerinden 3,4 ve veri yönetiminde 5 üzerinden 3,6 ile en yüksek puanlara sahip ülke oldu. Türkiye’deki şirketlerin yapay zekâya duygusal zekâ ekleme yetkinliği, 5 üzerinden 2,6 puanla diğer ülkeler arasında en düşük sırada yer aldı.

Yapay zekâdan en yüksek faydayı görmeyi bekleyen sektörlerin başında ise Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Medya ve Finansal Hizmetler geliyor ve sıralama, Sağlık, Üretim ve Kaynaklar, Profesyonel Hizmetler, Perakende, Altyapı ve Taşımacılık sektörleriyle devam ediyor. Akıllı robotlar, derin öğrenme, metin analizi, görsel ajanlar, doğal dil işleme, konuşma algılama, biyometri ve bilgisayar görüntüsü, yapay zekâdan en çok faydalanan teknolojiler arasında yer alıyor.

Türkiye’den rapora katılan, Microsoft yapay zekâ çözümleri kullanan şirketler arasında Tüpraş, Opet, THY, Arçelik, Allianz Türkiye, Setur, Jolly Tour, Migros, CarrefourSA, Teknosa, TEB, Vakıf Emeklilik, Yapı Kredi Bankası ve BKM bulunuyor.

 

Mercedes-Benz Türk StartUP Yarışması finalistleri belli oldu

0

Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasında ilk 10’a giren girişimler belli oldu

Mercedes-Benz Türk’ün yenilikçi, sürdürülebilir ve yaratıcı fikirleri destekleyerek topluma ve çevreye fayda sağlayan, pozitif sosyal etkisi olan ve hayatı kolaylaştıran çözümler üreten girişimcilere katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirdiği Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasında finale kalan isimler belli oldu. 21 Mayıs’ta gerçekleşen eğitim kampının ardından video başvurularını hazırlayan ilk 60 startup alanında uzman isimlerden oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Değerlendirme sürecinde Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasının bu yılki ilk 10 startup’ı belli oldu.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden bir veya birkaçına katkıda bulunan startup’ların davet edildiği yarışmada BenzinLitre, BioGuy Ver.2, Bluedot Co., BREN, ConFarm, Enio Çevre Teknolojileri Ltd. Şti., KompoRize, SafeTech, Tolkido ve Triwi ilk 10’a kalan startup’lar oldu.

İlk 10 arasına giren girişimcilerin 3’ü İstanbul, 3’ü Ankara ve 3’ü İzmir’den başvururken, 1 yarışmacı ise Yalova’dan başvurdu. Bu yılki jüri özel ödülü kız çocuklarının ve kadınların güçlenmesi alanında verilecek olan yarışmanın finalistlerinin kadın-erkek dağılımı da eşit oldu.

İlk 10’a StartUP Boost Gelişim Programı ve Almanya Seyahati Ödülü

Mercedes-Benz Türk StartUP yarışmasında 604 başvuru arasında ilk 10’a kalan startup’lar onlara özel olarak tasarlanan StartUP Boost Gelişim Programı’na katılarak bir kuluçka eğitimden geçecekler. Finale kalan ilk 10 startup ImpactHub İstanbul’un tasarladığı 3 gün sürecek olan bu eğitiminin ardından final değerlendirmesinde büyük ödüller için yarışacak. “Teknoloji”, “Sosyal fayda” ve “Jüri özel ödülü” olmak üzere 3 farklı kategoride kazanan 3 startup‘a finalde toplam 150 bin TL olmak üzere 50’şer bin TL para ödülü verilecek. Ayrıca ilk 10 startup’a Almanya seyahati ödülü verilecek. Seyahate katılacak olan startup’lar Almanya’da sosyal girişimciler ve yatırımcılarla tanışma imkânı bulacak.

Türkiye ve Dünyanın Sürdürülebilirlik Sorunlarına Çözümler

Yarışmada İlk 10 içine giren startup’lar Türkiye ve dünyanın güncel sürdürülebilirlik sorunlarına yönelik çözüm önerileri sunuyor. Akıllı tarım, sağlık teknolojileri, temiz gıdaya erişim, engellilerinin desteklenmesi, enerji yönetimi ve atık yönetimi konuları finale kalan startup’ların çözüm ürettiği alanlar olarak ortaya çıktı.

Kazanan startup’lar arasında yer alan BenzinLitre ve Bluedot.co; paylaşım ekonomisi ile enerji yönetimine yönelik çözüm üretiyor. BioGuy ve KompoRize; bio-mühendislik teknolojisi ile atık yönetimi alanında çözümler sunuyor. Isı ve hareket enerjisini kullanılabilir elektrik enerjisine üreten BREN; sürdürülebilir enerji kullanımını destekliyor. Enio Çevre Teknolojileri ve ConFarm; akıllı tarım teknolojileri geliştiriyor. Tolkido; otizmli çocukların dil ve konuşma eğitimi için kişiselleştirilmiş eğitim materyalleri üreterek engellilerin desteklenmesi ve eşitsizliklerin azaltılmasına katkı sağlıyor. SafetTech, geliştirdiği siber güvenlik teknolojisi ile sürdürülebilir şehirler için katkı sağlıyor. Triwi ise geliştirdiği akıllı sütyen ile meme kanseri teşhisinin erken tespiti sağlamak istiyor.

Tüketiciyi hacker’dan çok perakendeci korkutuyor

0

Araştırma, tüketicilerin kişisel verilerinin bilgisayar korsanlarınca çalınmasından çok, perakende firmaları tarafından kötüye kullanılmasından endişe ettiğini gösteriyor

Uluslararası vergi, denetim ve danışmanlık firması KPMG’nin hazırladığı Tüketici Kaybı Barometresi araştırması, tüketicilerin son yıllarda yaşanan kişisel veri ihlallerinden ötürü, perakende firmalarına olan güvenlerinin sarsıldığını ortaya koydu.

Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 71’i, kişisel verilerinin bilgisayar korsanları tarafından çalınmasından çok, perakende firmalarınca kötüye kullanılmasından endişe ettiklerini belirtti.

Katılımcıların yüzde 45’i, online perakende firmalarından, kişisel bilgilerini saklamalarını ve başkalarıyla paylaşmamalarını beklediğini söyledi.  Yine katılımcıların yüzde 34’ü, kişisel bilgilerinin saklanması ve üçüncü partilerle paylaşılması konusunda kontrol kendilerinde olduğu sürece, kişiselleştirilmiş alışveriş konusunda herhangi bir endişeleri bulunmadığını kaydetti. Araştırmaya göre tüketiciler en fazla (yüzde 48) perakende firmaları tarafından coğrafi konumlarının takip edilmesinden rahatsız.

Risk taşıyor

KPMG Türkiye Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektör Lideri Emrah Akın, perakende firmalarının günümüzde müşterilerinin kişisel verilerini, hizmetlerini geliştirmek adına yoğun şekilde kullandıklarını, ancak bu durumun müşterilere karşı büyük bir sorumluluk da doğurduğunu vurguladı. Akın, “Perakendeciler, müşteri güvenini kaybetmemek için kişisel verilerin korunması ve kullanılması konularında son derece şeffaf olmalı. Bu noktada müşterilere, kişisel verileri üzerinde kapsamlı bir kontrol yetkisi tanınmalı” diye konuştu.

Müşteri ihtiyaçları ve beklentilerinin firmaların dijital dönüşümlerine yön verdiğini kaydeden  Akın, “Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tüketicilerin dijital ürün ve hizmetlerin nasıl sunulduğuna ilişkin beklentileri de yükseliyor. Güvenlik de müşterilerin dijital deneyimlerinin önemli bir parçası” dedi.

Öncelikleri farklı

Araştırmaya göre tüketicilerle bilgi güvenliği şefleri arasında siber güvenlik konusunda farklı görüşler mevcut. Müşterilerin yüzde 42’sinin önceliği olası bir siber saldırı sonrasında tüm kayıplarının karşılanması. Güvenlik şeflerinin önceliği ise, siber saldırıdan etkilenen tüm taraflardan özür dilenmesi (yüzde 47) ve bilgi güvenliği ekibine direkt bir iletişim hattı kurulması (yüzde 47). Siber saldırı mağduru müşterilerin kayıplarının karşılanması güvenlik şeflerinin sadece yüzde 42’sinin önceliği.

Uygulamalar ve Wi-Fi riskli

Araştırmaya göre tüketicilerin kişisel bilgilerinin gizliliği açısından en riskli bulduğu teknolojilerin başında aplikasyonları (yüzde 78) ve Wi-Fi (yüzde 74) geliyor. Bunların nesnelerin interneti (yüzde 69), bulut (yüzde 67) ve otomobiller (yüzde 56) takip ediyor.

Katılımcıların yüzde 75’i mobil cihazlar ve uygulamalar tarafından toplanan kişisel verilerinin çalınacağından ya da kötüye kullanılacağından endişeli.

Bulut teknolojisi

Tüketicilerin yüzde 75’i bulut teknolojisi ve bağlantılı cihazlara korsan saldırılara karşı ek güvenlik getirilmesi gerektiğini düşünüyor. Buna karşın sadece yüzde 35’i, bu tür cihazlarda hassas bilgilerini kısıtlı şekilde kullanıyor ve güvenliği artırılmış cihazlar için daha fazla para vermeyi kabul ediyor.

Finansal hizmetler

Katılımcıların yarıya yakını (yüzde 48) finans kuruluşlarının, bankacılık için kullanılan mobil cihazların güvenliği konusunda tam ya da eşit sorumluluğa sahip olması gerektiğini düşünüyor.

Otomobillerin güvenliği

Tüketicilerin yüzde 56’sı, otomobillerinin hacklenmesinden endişe duyduğunu söylüyor. Yüzde 73’ü gelecek 5 yıl içerisinde araçlarının hacklenmesinden korkuyor. Araştırma müşterilerin, araçların siber güvenliği konusunda üreticilerden beklenti içerisinde olduklarını gösteriyor.

 

SAP Geliştirme Merkezi yeni Deneyim Merkezi ile büyüyor

0

SAP, Teknopark İstanbul’da yer alan SAP Geliştirme Merkezi’ni yeni nesil teknolojileri canlı olarak sunduğu bir deneyim merkezi ile büyütüyor

SAP Türkiye’nin, İstanbul Teknopark’ta 2013 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren SAP Geliştirme Merkezi içinde hayata geçirdiği SAP Deneyim Merkezi’nde Sanal Gerçeklik, Öğrenen Makineler, Yapay Zekâ ve Blockchain gibi yenilikçi teknolojiler kullanarak oluşturulmuş örnek senaryolar yer alıyor. SAP’nin iş ortaklarından Detaysoft, Innova, MBIS’in desteğiyle hayata geçirilen merkez, Türkiye’deki ve bölgedeki SAP ekosistemini bir araya getirerek, inovatif fikirler geliştirmek için de benzersiz bir deneyim üssü görevini üstlenecek.

Müşteri deneyimleriyle geliştirilen projeler

Yeni deneyim merkezi ile  SAP ekosisteminin Türkiye için daha fazla değer üreteceğini vurgulayan SAP Türkiye Genel Müdürü Uğur CandanSAP Deneyim Merkezi’nde SAP’nin dünyada 437 binden fazla müşterisinden aldığı ilham ve tecrübeyle geliştirdiği projeler ve ideal senaryolar yer alıyor. Bu merkez ile dijital dönüşüm süreçlerinde yol arkadaşlığı yaptığımız akıllı işletmelerin işlerini daha iyi yapmak için yeni nesil teknolojileri nasıl birbirine entegre ettiklerini ziyaretçilerimizin gözünde canlandırmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Merkezde sekiz senaryo yer alıyor

Bir tasarım odaklı düşünce (design thinking) odası da bulunan SAP Deneyim Merkezi’nde yer alan 8  canlı senaryo ve demo şu şekilde: Blockchain for Supply Chain (Tedarik Zinciri için Blokzincir), Cozmo the Robot (Depo Yönetimi Robotu), Future of Work – HR Digital Experience (Geleceğin İş Gücü – İK Dijital Deneyimi), Charly Chatbot (Charly Rehber Sohbet), Intelligent Enterprise (Akıllı İşletmeler), Intelligent Entertainment Park (Akıllı Eğlence Parkı), Smart Kicker (Futbolun Analitiği), Enterprise with İOS (İOS ile İşletmeler).

 

Siber saldırganların yeni hedefi: Operasyonel teknolojiler

0

Fortinet 2019 Operasyonel Teknoloji Güvenlik Trendleri Raporu yayımlandı

Siber güvenlik şirketi Fortinet, operasyonel teknoloji (OT) ağlarına yönelik güvenlik trendlerini incelediği Fortinet 2019 Operasyonel Teknoloji Güvenlik Trendleri Raporunu yayımladı. Rapor, merkezi kontrol ve veri toplama sistemleri (SCADA) ile endüstriyel kontrol sistemlerinin (ICS) siber güvenlik durumunu tespit etmek için milyonlarca Fortinet cihazından toplanan verileri analiz ediyor. Bu analize göre, OT sistemlerine yapılan saldırılar, yamalanmamış yazılımlarla çalışan eski cihazları hedef alıyor. Ayrıca, artık BT ağlarında etkili olmayan eski saldırı yöntemlerine dayalı BT tabanlı saldırılar da OT sistemlerini her geçen gün daha fazla hedef alıyor. Öte yandan, tüm siber güvenlik sektörü, belirli bir amaca göre tasarlanmış, SCADA ve ICS sistemlerini hedef alan OT saldırılarında ciddi bir artış olduğunu gözlemliyor. Raporda, bu saldırıların OT ağlarının en zayıf bölümlerini hedef aldığı ve saldırganların standart protokollerin olmayışının yarattığı karmaşıklıktan faydalandıkları öne çıkan bulgular arasında yer alıyor. Ayrıca, her tür dikey pazar ve bölgede görülen önemli saldırılardan anlaşıldığı üzere, tehdit aktörleri sektör ya da coğrafya ayrımı yapmıyor.

Rapordan öne çıkan bulgular

  • 2018’de neredeyse her ICS/SCADA sağlayıcısında istismarlar hem sayıca hem de yaygınlık açısından arttı.
  • Saldırganlar OT sistemlerini hedef almak için düzenli olarak BT tehditlerinde geri-dönüşüme gidiyorlar.
  • 2018’de saptanan tekil tehditlerin yüzde 85’i OPC Classic, BACnet ve Modbus protokollerinin çalıştığı cihazları hedef aldı.
  • BACnet saldırıları Ocak-Nisan 2018 arasında arttı; bu saldırılar Mirai botneti ile örtüşüyor.
  • Moxa 313 zafiyeti, özellikle Japonya’da yoğun bir şekilde yaşanıyor.

BT-tabanlı saldırılar OT sistemlerini giderek daha çok hedefliyor 

Fortinet’in 2019 Operasyonel Teknoloji Güvenlik Trendleri Raporu, siber suçluların OT sistemlerine saldırmak için BT-tabanlı eski tehditleri kullanabileceğini ortaya koyuyor. Saldırıların çoğu, yamalanmamış uygulamalar ve işletim sistemleri gibi eski teknolojileri hedefliyor. Bunun yanı sıra, siber suçlular çok çeşitli OT protokollerini hedef alarak cihazlara saldırmayı amaçlıyor. BT sistemlerinin uzun yıllardır TCP/IP protokolü üzerinde standartlaşmış olmasına karşın, OT sistemleri, büyük çoğunluğu işleve, sektöre ve coğrafi konuma özgü olan geniş bir yelpazede farklı protokoller kullanıyor. Bu durum, ortamlarını korumak isteyen güvenlik yöneticilerinin birbirinden çok uzakta sistemler oluşturmasını gerektirerek çeşitli güçlüklere neden oluyor. Böylece, sağlayıcı çözümleri ve ürünlerinin karmaşıklığı sorunu da ortaya çıkıyor. Geleneksel BT tabanlı zararlı yazılım saldırılarıyla da, bu yapısal sorunlar, pek çok OT ortamında dijital dönüşüm çabaları nedeniyle istenmeyen güvenlik hijyeni uygulamaları sonucuyla daha da karmaşık bir hal alabiliyor.

Özel tasarlanmış OT saldırıları yükselişte 

Özellikle ICS ve SCADA sistemlerini hedef alan zararlı yazılımlar 10 yılı aşkın süredir geliştiriliyor. Örnekler çok fazla olmasa da, giderek bir hedef haline gelen emniyet sistemleriyle birlikte, OT sistemleri için özel olarak tasarlanmış saldırıların artmaya başladığı görülüyor.

Son on yılda öne çıkan OT tabanlı saldırılar arasında Stuxnet, Havex, Industroyer ve yakın zamanda dahil olan Triton/Trisis yer alıyor. Özellikle, Triton/Trisis’in, pek çok açıdan OT sistemlerine gerçekleştirilen ilk siber-fiziksel saldırı olması sebebiyle pek çok uzmanı alarma geçirdiği biliniyor. Zararlı yazılımın emniyet sistemlerini hedef aldığı düşünüldüğünde, makinelere zarar vermesi ve insan hayatını tehdit etmesi gibi çok daha kötü bir olay yaşanabilir.

Siber suçlular hem eski hem de yeni ağlar ve teknolojilerde bulunan zafiyetleri ve korunmayan sistemleri istismar etmeye devam ederek geliştirdikleri her yeni tehditten maksimum fayda sağlayabiliyor. Dijital dönüşüm çabalarına bağlı olarak BT entegrasyonu ve yakınsaması bu durumu daha da ciddileştiriyor. Bu yeni durumla mücadele etmenin yolu ise, çözümü sadeleştiren, organizasyondaki BT ve OT uzmanlarının birlikte çalıştığı kapsamlı bir stratejik yaklaşım benimsemekten ve onu uygulamaktan geçiyor.

Teknoloji, kültür ve vizyonun, iş verimliliğini artırmak için iş birlikteliği

0

Türkiye’nin de içinde bulunduğu 23 ülkede yapılan araştırma sonuçları, yedi etkenin değişimi yönlendirmekte gerekli olduğunu vurguluyor

Oracle ve WHU – Otto Beisheim İşletme Fakültesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, doğru teknolojinin yedi temel etken ile birlikte uygulamaya konulması halinde işletme verimliliğinin üçte iki oranında arttığını gösteriyor. Bu araştırmaya göre birçok kuruluş doğru teknolojilere yatırım yapıyor ancak gereken kültür, beceri ve davranışlara sahip olmamaları nedeniyle de bu yatırımlarından tam anlamıyla faydalanamıyor. Çalışma ayrıca teknolojinin bu belirlenen yedi etken olmadan hayata geçirilmesi halinde işletme verimliliğinin sadece beşte bir oranında arttığını da ortaya koyuyor. 

Bu yedi temel etken şunlar. veri odaklı karar verme, esneklik ve değişimi benimseme, girişimcilik kültürü, ortak dijital vizyon, kritik düşünme ve sorgulama, öğrenim kültürü ve açık iletişim ve işbirliği.

Yapılan bu yeni araştırmada 850 İK Yöneticisinin yanı sıra 5 bin 600 çalışana da dijital çağda rekabetçi bir avantaj elde etmek için kuruluşların neler yaptığı soruldu. Alınan cevaplar, işletme verimliliğine erişmenin, değişime ayak uydurabilecek çevik bir kuruluş haline gelme açısından kritik olduğunu ortaya koyarken işletmelerin yüzde 42’si, işletme verimliliğine erişildiğinde kuruluşun performansında genel bir artış görüldüğünü belirtiyor.

Çalışanların yüzde 25’i işlerini makinelere kaptırmaktan korkuyor

Araştırma, dünyanın dört bir yanındaki işletme liderlerinin üçte birinin halihazırda yetenekleri cezbedecek veya bu yetenekler için rekabet edecek bir şekilde çalışmadıkları kanaatinde olduğunu gösterdi. Bu oran, Hindistan, Brezilya ve Çin gibi ülkelerdeki işletme liderlerinde ise yarıya kadar çıkmaktadır. Öte yandan dünyanın dört bir yanındaki çalışanların dörtte biri, işlerini makinelere kaptırmaktan endişe duyuyor.

Araştırma, Ağustos 2018’de en az 250 tam zamanlı çalışana sahip işletmelerde ve dünyanın dört bir tarafındaki 23 farklı ülkeden katılımcılarla yürütüldü. 

MediaMarkt Startup Challenge için projeler sahneye çıkıyor

MediaMarkt Startup Challenge projesi kapsamında kısa listeye kalan projeler 25 Haziran Salı günü jüri karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Kazanan girişimin Avrupa yolcusu olacağı yarışmada, tüm projeler hünerlerini sergileyecek.

MediaMarkt Startup Challenge kazananı Münih yolcusu

25 Haziran Salı günü Tekfen Tower’da düzenlenecek olan sunumlarda, projeler hünerlerini sergileyecek. Türkiye’deki girişimcileri bir araya getiren yarışmada girişimcilerden ilk üçe kalmaya hak kazananlardan birinci olan Münih’e gidecek. Retailtech Hub Programı’na katılacak olan birinci girişim aynı zamanda Silikon Vadisi’nin en aktif yatırımcıları arasında olan Plug and Play’in girişimci ağına dahil olacak.

İkinci ve üçüncü olan projeler ise MediaMarkt ve Tekzen’in Türkiye’deki mağazalarında pilot uygulama yapabilecek. İkinci olan proje Kategori Mağazacılığı Derneği’ne çözümlerini sunma hakkı elde edecek.

25 Haziran günü projelerin yarışacağı etkinliğin ardından kazanan üç projenin sahibi 1 Ekim günü İstanbul’da gerçekleşecek Perakende Teknolojileri Konferansı’nda çözümünü tanıtabilecek.

Türk sanayisinin dijital dönüşümüne destek veren TÜSİAD SD2 programına başvurular başlıyor

0

Türkiye’de alanında lider 18 teknoloji kullanıcısı şirket, teknoloji tedarikçilerinin çözüm önerilerini bekliyor

TÜSİAD SD2 Türkiye’de “Sanayide Dijital Dönüşüm” teması ile oluşturulan ve teknoloji kullanıcıları ile teknoloji tedarikçilerini bir araya getiren ilk kapsamlı program olma niteliğini 2.yılında da taşımaya devam ediyor.

Program, dijital dönüşümde arayışı olan, farklı sektörlerde faaliyet gösteren teknoloji kullanıcısı şirketlere doğru çözüm ortağını bulma imkânı sunuyor. Teknolojik ürün ve hizmet geliştiren tedarikçi firmalar da bu programla çözümlerini sunarak, müşteri doğrulaması yapabilecekleri bir platforma ulaşıyor.

2018 döneminde 13 teknoloji kullanıcısı ile yüzlerce başvuru arasından eşleşen tedarikçiler, birebir çalışma dönemini tamamlayarak ticarileşme aşamasına geldi. Birlikte oluşturdukları proje dosyası ile işletmelere sağladıkları değer irdelendi. Seçkin üyelerden oluşan jüri, projelerin en fazla başarı sağladıkları kategorileri belirledi. Başarı hikayeleri töreninde bu kategorilere göre plaketler sahiplerini buldu.

26 Temmuz’a kadar başvurulabiliyor

TÜSİAD SD2 programı sayesinde 2018 döneminde teknoloji kullanıcısı şirketler arayışlarına bir çözüm ortağı bulurken, teknoloji tedarikçisi firmalar programda yer alan tüm teknoloji kullanıcısı şirketlerle tanışma imkanını buldu.

2019 dönemi çağrıları bu hafta itibarıyla başvurulara açıldı. TÜSİAD SD2 Programı kapsamında çağrı açan Assan Hanil, Bayer, Brisa, Çimsa, Ditaş, Ekoten, Enerjisa, Ford Otosan, Kastamonu Entegre, Kordsa, Migros, Nobel İlaç, Norm Civata, Organik Kimya, Securitas, Tab Gıda, Tofaş, Umur’dan oluşan 18 teknoloji kullanıcısı, teknoloji tedarikçilerinin çözüm önerilerini bekliyor.

Çalışan prototipi olan, mikro, küçük ve orta ölçekli tüm teknoloji tedarikçileri 26 Temmuz’da kadar programa başvurabilir.

Telefonunuzu açarken bu 20 PIN kodunu kullanmayın

1

ESET, en çok kullanılan 20 PIN numarasına dikkat çekti ve “bunları kullanıyorsanız hemen değiştirin” çağrısı yaptı

ESET, çeşitli araştırmalardan yola çıkarak kısa süre önce dünyada milyonlarca kişinin benzer parolaları kullandığı konusunda uyarıda bulunmuştu. ESET bu kez de, bilgi güvenliği eğitimi üzerine uzmanlaşmış ABD merkezli Sans Enstitüsü’nün araştırmasına dikkat çekti. Araştırma, telefonun kilidini açmak üzere girilen PIN numaralarının çoğunun aynı olduğunu söylüyor. Buna göre en çok tercih edilen 20 telefon PIN kodu şöyle sıralanıyor:

0000

1004

1010

1111

1122

1212

1234

1313

2000

2001

2222

4444

3333

4321

5555

6666

6969

7777

8888

9999

Yüzde 26 bu numaraları tercih ediyor

Şaşırtıcı bir şekilde, bu kodlar denenerek test edilen tüm telefonların yüzde 26’sının kilidinin açıldığı görüldü. Bu da gösteriyor ki, telefon çalınır ya da kaybolursa, suçlular cihazın sahibi hakkında hiçbir şey bilmeseler bile, birkaç denemede telefona erişebilirler. ESET İngiltere’den Güvenlik Uzmanı Jake Moore, “Bu PIN’leri kullanıyorsanız, hemen değiştirin” tavsiyesinde bulundu.

Anlam ifade eden tarihler kullanmayın

Jake Moore, bir başka yöntem olarak kişilerin PIN kodlarını hatırlamak için, onlara herhangi bir anlam ifade eden sayılar kullandıklarını söyledi. Moore, “Telefonlarda 4 rakamdan oluşan kodlar kullanıldığında, kişiler çoğunlukla bir yıl belirten kodlar kullanıyorlar. 6 rakamlı kod gerekli olduğunda da genellikle kolay hatırlanabilen bir tarih kullanıyorlar. Ne yazık ki bu durum, bir siber suçlunun telefonunuzun kilidini açmak için olası kodları denemesine olanak tanıyor” dedi.

Nasıl güvende kalabiliriz?

Jake Moore, şu önerilerde bulundu: “En iyi önlem, telefonunuzun kilidini açmak adına sizin için anlam taşımayan bir rakam dizisi kullanmaktır. Kod oluştururken, hareketlerinizi kimin izliyor olabileceğine dikkat etmeniz gerektiğini de belirtmekte fayda var. Toplu taşıma araçlarında insanların sık sık PIN kodlarını, şifreleri girdiğini hatta telefonda, arkasındaki üç haneli CVV numarası da dahil olmak üzere tüm kredi kartı bilgilerini bağırarak paylaştığını gördüm.”

Cihazınızı yedekleyin

Moore, “Son olarak, cihazınızı yedekledikten sonra, iOS için ‘iPhone’umu Bul’ ve Android’de ‘Cihazımı Bul’ seçeneğini açarak daha fazla güvenlik katmanı eklemelisiniz; bu da çalınırsa telefonunuzu uzaktan silmenize olanak tanır. Bu cihazı bir daha asla göremeyebilirsiniz, en azından suçlular cihazınıza giremez ve kişisel verilerinize ve bilgilerinize bakamaz” diye konuştu.

Hacettepe Üniversitesi’ne yeni bölüm: Yapay Zekâ Mühendisliği

0

Bölüm bu yıl öğrenci almaya başlıyor

Hacettepe Üniversitesi, Yapay Zekâ Mühendisliği Bölümü açacağını söyledi. 2019-2020 yılında öğrenci almaya başlayacak olan bölüm için üniversite tarafından Twitter hesabından açıklama yapıldı. Açıklamaya göre, programa 30 öğrenci kabul edilecek.

İlk bilgisayar mühendisliği bölümünü açan üniversitelerden birisi

Bölüm, bu anlamda Türkiye’de kendi alanında açılan ilk bölüm olacak. Bununla birlikte, üniversitenin paylaştığı bilgi, 42 yıl önce ODTÜ ile birlikte Türkiye’nin ilk Bilgisayar Mühendisliği bölümünü yönünde.

Bölümde okutulacak dersler

Hacettepe Üniversitesi, açıklamasında Yapay Zekâ Mühendisliği bölümünde okutulacak dersleri de aktardı. Buna göre, Programlamaya Giriş’ten Yapay Zekânın Prensipleri’ne, Bilgisayarlar ve Etik’ten seçmeli derslere değişen dersler bulunuyor. Seçmeli dersler arasındaysa Görüntü İşlemenin Temelleri, Doğal Dil İşleme Uygulamaları, Robotiğe Giriş, Veri Madenciliği Laboratuvarı ve Biyoinformatiğe Giriş gibi başlıklar yer alıyor.