AMD güvenlik açığı hakkında açıklama yaptı

0

AMD güvenlik açığı ile geçtiğimiz günlerde gündeme gelmişti. Özel bir siber güvenlik şirketi tarafından duyurulan AMD güvenlik açığı hakkında yeni bilgiler verildi.

AMD güvenlik açığını kabul etti

Geçen yıl kurulan Tel Aviv merkezli siber güvenlik kurumu olan CTS Labs, AMD işlemcilerin güvenlik açığının bulunduğunu iddiasında bulunmuştu. Bazı çevreler tarafından spekülasyon olarak değerlendirilen bu açıklamadan 24 saat geçmeden AMD, araştırmalarına başlamıştı. AMD’nin Ryzen ve EPYC işlemcilerinden hassas verileri koruyamadığı öne sürülen iddia, yapılan araştırmalar sonrasında AMD tarafından kabul edildi.

AMD, güvenlik açıklarını “önümüzdeki haftalarda” piyasaya sürülecek ürün yazılımı ve BIOS güncellemeleriyle düzeltebileceği açıkladı. Üç farklı kategoride güvenlik açığının bulunduğu ve ancak kapsamlı bir saldırıda sistemin bundan etkilenebileceği belirtildi.

AMD’nin 24 saat gibi kısa bir sürede bu soruna cevap vermesinin ardından, yeni güncellemeyi yayınlamasının çok da uzun sürmeyeceği tahmin ediliyor. AMD’nin baş teknoloji sorumlusu Mark Papermaster, değerlendirmelerinin çok hızlı bir şekilde devam ettiğini söyledi.

TinkTalks DQ ile dijital zekanın önemine değinildi!

0

İnsani değerlere sahip, dijital okur yazarlar ve girişimciler yetiştirmek amacıyla kurulan Teknoloji ve İnsan Kolejleri (Tink), her hafta öğrencileri için düzenlediği TinkTalks etkinliğini halka açık hale getirdi. TinkTalks DQ ismiyle ilk etkinliğini 19 Mart 2018, Pazartesi günü Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde düzenleyen Tink, konferansta eğitim ve teknoloji alanında uzman isimlerle bireyselleştirilmiş eğitimi ve teknolojinin eğitim için önemini masaya yatırdı.

Tink Kurucusu ve CEO’su Zeynep Dereli etkinlik hakkında şöyle konuştu:

“Teknolojinin doğal bir araç gibi kullanılabilmesi ve girişimciliğin gündelik bir tavır olarak yerleşmesi önem taşıyor. Bugün Tink’te öğrencilerimizin böyle bir temele sahip olmaları için büyük çaba harcıyoruz, dijital becerilere ve girişimcilik ruhuna sahip bir nesil yetiştiriyoruz. Şimdi bizim bu yükselen yeni nesilden büyük bir beklentimiz var: Türkiye’nin 11’inci Beş Yıllık Kalkınma Planı’ndaki 2023 yılına kadar üç unicorn yani bir milyar dolarlık girişim üretme hedefine ulaşmaları…” dedi.

TTGV Yönetim Kurulu Başkanı ve Vestel Ventures İcra Kurulu Üyesi Cengiz Ultav da yeni neslin dijital, internet ve sürdürülebilirlik üçgenlerine göre hayatlarına yön vermeleri gerektiğini vurgulayarak dijital üçgende büyük verinin ve tasarımın, internet üçgeninde lojistiğin, üretimin ve servisin, sürdürülebilirlik üçgeninde ise ileri malzemenin, enerji verimliliğinin ve paylaşım ekonomisinin yer aldığını paylaştı.

“Zaman artık dijital akıyor, hayat dijital yaşanıyor ” 
Konferansta konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik ise “4’üncü Sanayi Devrimi’yle birlikte bireyler, kurumlar ve hatta ülkeler için hayatta kalmanın kuralları değişti. Bence bunun adı ‘Sanayi 4.0’ değil, ‘Dünya 4.0’. IQ ve EQ ile birlikte, yakın gelecekte üzerine daha fazla konuşacağımız bir diğer zeka türünün ise DQ, yani dijital zeka olacağı netleşti.” dedi. 

Tink öğrencileri kendi projelerini sergiledi

Etkinlik kapsamında Tink öğrencileri de geliştirdikleri projeleri sergilediler. Bakliyat ürünlerini istenilen miktarda vermesini sağlayan akıllı tartı, alışveriş sepetindeki ürünlerin fiyatlarını hesaplayan mobil uygulama bütçematik, eşyaları kaybetmeyi engelleyen akıllı rozet TinkBadge, insülin değerini hesaplayan ve gerektiğinde iğne yapan akıllı bel çantası Lifebag, ağaç dalı ya da levha gibi baş üzerinde kalan nesneler için görme engellileri titreşimle uyaran akıllı şapka ve sesle kontrol edilebilen akıllı ev sistemleri, öğrencilerin paylaştığı projeler arasında yer aldı.

Dijitalleşme ve Eğitim Modelleri

Konferans kapsamında ayrıca iki panel düzenlendi. Bir Fikrin mi Var? Girişimcilik yarışmasının yaratıcısı ve yapımcısı Fuat Sami moderatörlüğünde düzenlenen Teknoloji ve Eğitim panelinde, ION Akademi Kurucusu Ali Rıza Ersoy, Dell EMC Genel Müdürü Sinan Dumlu, TEB Girişim Bankacılığı Satış ve Pazarlama Müdürü Fatih Canan, Vodafone Yetenek ve Yetkinlik Geliştirme Direktörü Hande Yalgın teknolojinin ve dijitalleşmenin iş hayatına olan etkilerini değerlendirdiler. Kişiselleştirilmiş Eğitim panelinde ise Milliyet Gazetesi Köşe Yazarı Abbas Güçlü moderatörlüğünde, Tink öğrencilerinin katılımıyla Arkan & Ergin Holding Kurumsal Finansman Ortağı Doğan Taşkent, Tink Teknoloji Danışmanı Ongun Tan, Sebit AR-GE Direktörü Ali Türker ve SAP Türkiye Eğitim Direktörü Burçak Aksoy bireylerin yetkinliklerine uygun eğitim modellerini ve bu modellerin başarıya olan katkısını paylaştılar.

Ne yaptın sen Uber!

Uber’in otonom sürüş teknolojisini test bir aracının ABD’de bir bisikletliye çarparak ölümüne neden olması, dünyada büyük yankı uyandırdı.

Sakince karşıya geçen kurban

Arizon’da gece 22.00’de bisikletiyle karşıdan karşıya geçmeye çalışan kadını tespit edemeyen sürücüsüz Uber aracı, tüm hızıyla kadına çarptı ve ölümüne neden oldu.

Kadının yaya geçidinden geçmemiş olması, aracının bilgisayarlarının yayalara dair işaretleri görmemiş olması ve dolayısıyla kendini “otoyolda” sanmasına neden olduğu gibi şüphelerin de yer aldığı kazaya dair henüz tatmin edici bir açıklama yapılmış değil ancak bu kazayla beraber ABD’deki otonom araç testlerinin yeniden gözde geçirilebileceği ve çok yakın olduğu düşünülen tamamen sürücüsüz testlerin ertelenebileceği vurgulanıyor.

Ayrıca kazanın sorumlusunun kim olduğu, ölümlü bir kazada yapay zekanın suçlu olması halinde cezayı kimin çekmesi gerektiğine dair tartışmalar da yeniden alevlendi. 

Öte yandan Uber’in tam da Toyota ile milyar dolarlık otonom sürüş teknolojisi satışı gerçekleştirmek üzereyken böyle bir kaza yaşaması, Toyota ile anlaşmanın sonlanmaması ve diğer otomobil üreticilerinin de Uber teknolojisinden uzak durmak istemesi anlamına gelecek. 

Otonom sürüş testi yapan Uber araçları 2016’da da Kaliforniya’da yayalara çarpma riskleri yaratmış ve Kalifoniya halkından ağır tepki alınca Kalifoniya valiliği Uber’e testlerini sonlandırma emri vermiş ancak Uber bu kararı uygulamayacağını açıklayınca yaşanan kavga Federal Hükumet’e kadar ulaşmış, sonunda Uber Kalifoniya testlerini sonlandırıp Arizon’da testlere başlamak zorunda kalmıştı. 

Sesli asistan araba ve evlerde kullanılacak

0

IBM tarafından geliştirilen sesli asistan, arabalar ve evler için kullanılabilir hale geliyor. Sesli asistan, birkaç yıl içinde çeşitli cihazlarla entegre şekilde kullanıcılara yardım edecek.

Sesli asistan: Watson Assistant

IBM’in yıllık Think konferansında Watson Assistant resmi olarak başlatıldı. Apple ürünlerine bağlı olan Siri’nin aksine Watson Asistant, birçok ürünle birlikte çalışacak. Arabalara, akıllı ev aletlerine, ofis cihazlarına bağlanarak kullanıcıya her alanda yardımcı olabilecek. Üstelik otellerde de kullanılarak, misafirlere teknoloji odaklı bir ev sahipliği yapabilir ve müşteri ihtiyaçlarına hızlı bir şekilde cevap verebilir.

Cihazınıza ve IBM’in iş ortağının nasıl dahil edeceğine bağlı olarak Watson Assistant’a metin veya ses yoluyla erişilebilecek. Böylelikle sesli veya metin mesajlı bir iletişim sağlanarak hızlı bir şekilde komut verilebilecek.

Watson Assistant’ı farklı kılsan bir diğer özelliği ise sadece anlık komutlara göre çalışmıyor olması. Daha önce verilen komutları ve yaptığı işlemleri analiz ediyor, önceki eylemlerinden öğrenebiliyor ve kullanıcı tercihlerini hatırlayabiliyor.

IBM Watson Asistant hakkında şimdilik bu ayrıntılar verilmiş durumda. Ticari durumu ve satış fiyatı hakkında henüz bilgi verilmedi.

Office 365 için ortaklık yapılıyor

Office 365 için Microsoft ve Telstra Calling ortaklığa imza atıyor. Bu ortaklık işe müşterilerin bulut ve ses servislerine erişimi sağlanacak.

Office 365 için Telstra ile ortaklık kuruldu

Microsoft’un müşterilerinin iş süreçlerini buluta taşımasına yönelik geliştirdiği bu hizmet ile Office dökümanları web üzerinden düzenlenebiliyor. E-posta listesine, iş takvimine ulaşım, anlık mesajlaşma, sesli ve görüntülü konferans sunulabiliyor.

Microsoft, bu hizmet içerisindeki sesli çağrı servisini daha da iyileştirebilmek için Avustralya telekomünikasyon şirketi Telstra Calling ile ortaklık kurduğunu açıkladı.

Telstra’dan Michelle Bendschneider ortaklık ile ilgili olarka: “Telstra sesli çağrısının yanı sıra, video konferansı ve toplantı yayın yetenekleri de dahil olmak üzere Office 365’in bulut üretkenliği ve işbirliği uygulamalarının tam kapsamlı hale getiriyor” dedi.

Microsft’un bu bulut çözümü, Ekim 2017 itibariyle toplamda 120 milyon iş kullanıcısına ulaşmayı başarmıştı. Microsoft, gün içinde çalışanlar için zaman kaybına neden olan işlemlerin, internet bağlantısı ile yapılabilmesini sağlıyor.

Yapay empati çağrı merkezinde kullanılıyor

Özel bir çağrı merkezi şirketi, yapay empati sistemi ile müşterilerinin ses tonlarından o anki duygularını anlayabiliyor. Bu sayede yapay empati ile her müşteri için farklı bir yaklaşımda bulunulabiliyor.

Yapay empati neden önemli?

Cogito adlı bir çağrı merkezi şirketi, müşteri hizmet temsilcilerinin müşterilerin nasıl hissettiğini daha iyi anlamalarına yardımcı olmak için ses analizini kullanıyor. Müşterinin ses tonu ve kalıplarını analiz eden bu sistem, müşteri temsilcilerinin her müşteri için farklı bir yaklaşımda bulunmasını sağlıyor. Bu kurumsal hizmetin arkasındaki teknoloji, aynı zamanda gazilerin psikolojik tepkileri ve depresyon durumlarını anlamak için de kullanılmaktadır.

MIT Media Labi 2001 yılında buna benzer bir sistem olan Pentland’i geliştirmişti. Ancak Pentland, müşterinin fikirlerinden çok ses tonuna odaklanmaktaydı. Yani müşterinin kelimelerine değil, bu kelimelerdeki vurgulamalarına odaklanıyordu. Dolayısıyla tam olarak doğru bir analiz sunamamaktaydı.

Ancak Cagito’nun Cogito Dialog adlı hizmeti, kelimeler ve ses tonunu birlikte analiz ediyor. Yazılım, müşteri hizmetleri çalışanlarına, müşterinin durumu hakkında anlık geri bildirimde bulunuyor. Böylelikle çalışanlar, her müşteriye özel bir şekilde davranıyor.

Büyük bir sağlık sigortası şirketi olan Humana ile yapılan bir vaka çalışmasında, müşteri memnuniyeti konusunda yüzde 28’lik bir artış yaşandı.

MicroLED patent sayısında patlama yaşanıyor!

MicroLED patent sayısı sadece bir yılda iki kat artış gösterdi. MicroLED patet sayısındaki bu artış, MicroLED teknolojisinin gelecekteki önemini de ortaya koyuyor.

MicroLED teknolojisi nedir?

Micro-LED ya da diğer adıyla mLED ekran teknolojisi LCD, LED ve OLED teknolojilerinin ardından geleceğin tenolojisi olarak gösteriliyor. Aslında OLED ile benzerlikler gösteren mLED, ışık üretilen bölümdeki farklılıklarıyla avantaj sağlıyor. Organik olmayan GaN kullanılan bu teknolojide daha ince paneller üretilebiliyor. Ayrıca her piksel kendini aydınlatarak, arka plan ışık ihtiyacını ortadan kaldırıyor ve yüksek enerji verimliliği sağlıyor.

Yeni nesil ekranlar için yaygın olarak kabul edilen bir teknoloji olan mLED’e yönelik patentler, 2017 yılında Güney Kore’de ikiye katlandı. 2016 yılında 67 adet olan mLED patentleri, 2017 yılında 120’ye çıktı. 2014 yılında ise bu sayı sadece 36’ydı.

2018 CES’te Samsung, bu teknolojiyi kullanan The Wall adlı bir TV tanıttı. Samsung, bu TV’nin bu yıl içerisinde ticarileşeceğini duyursa da gecikme yaşanacak gibi görünüyor.

Samsung’un dışında LG de mLED teknolojisi üzerine yoğunlaşan firmalar arasında bulunuyor.

5G ile farklı iş fırsatları sunulabilecek!

Ericsson, 5G-Nesnelerin İnterneti raporunu dünyanın en önemli teknoloji etkinliklerinden biri olan Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC) yayınladı. Rapor, 5G teknolojisiyle gelen endüstriyel dijitalleşmenin operatörlerin gelir artışına etkisini derinlemesine inceliyor; operatörler için farklı iş fırsatları sunmanın yanı sıra onları nasıl geliştirebilecekleri konusunda da yeni bir yol haritası sunuyor.

Geçtiğimiz yıl Ericsson tarafından yayınlanan 5G İş Potansiyeli raporunun devamı niteliğindeki bu rapor, 5G’de iş fırsatlarını artırmak için operatörler tarafından rehber olarak kullanılabilecek. Ericsson raporda, dünya ekonomisinde öne çıkan 10 sektörde 5G kullanımıyla ortaya çıkan yeni iş fırsatlarını operatörler için değerlendiriyor.

5G İş Potansiyeli raporunda, operatörlerin 2026 yılında 1,7 trilyon dolar olan tahmini hizmet gelirlerinin, 204 ile 619 milyar dolar arasında artış gösterebileceği ortaya koyuluyor. Bu artış, operatör gelirlerinde yüzde 12 ile 36’lık seviyede bir artışa karşılık geliyor. Operatörler bu artışı, 5G-IoT teknolojisini kullanarak otomotiv ve imalat gibi öncü sektörlerde dijital dönüşümü sağlayarak gerçekleştirebilecek.

Yayınlanan yeni 5G-IoT raporunda ise Ericsson, dünya ekonomisinin çarklarını döndüren 10 sektörde 5G ile sağlanacak endüstri dijitalleştirmesinin getireceği 400’den fazla iş potansiyelini inceliyor. İncelenen sektörler ise; enerji ve kamu, imalat, kamu güvenliği, sağlık hizmetleri, toplu taşıma, medya ve eğlence, otomotiv, finansal hizmetler, perakende ve tarım olarak raporda belirtiliyor.

Ele alınan 400 senaryonun 200’ünden fazlasında 5G’nin hayati bir rol oynaması bekleniyor. Senaryolar gelir fırsatlarını artırmak ve dağıtım gibi operatörlerin karşılaşılabilecek zorlukları da göz önüne alarak sektörler içinde gruplandırılarak inceleniyor.

2026’da IT teknolojileri yüzde 13,6 büyüyecek!

2016 ve 2026 arasında BİT (Bilişim ve İletişim Teknolojileri) oyuncuları için dijitalleşme gelirlerinin yıllık yüzde 13,6 oranında büyüyeceği, mevcut operatör hizmetlerindeki gelir artışının ise yüzde 1,5 olacağı öngörülüyor. 5G teknolojisinin sektörler için önemi giderek arttıkça, operatörler için de 5G’nin sağlayacağı gelir fırsatlarında artış yaşanıyor.

Raporda öne çıkan bir diğer nokta ise 5G’nin etkin kullanım değeri. 2026 yılında toplam 5G etkin değerin yüzde 47’si, operatörler tarafından kullanılacak.

Ericsson raporda, 5G iş potansiyelindeki fırsatların yüzde 90’ını kapsayan dokuz sektörü belirledi. Gerçek zamanlı otomasyon faaliyetleri, 2026 yılına kadar 101 milyar dolarlık gelir potansiyeliyle en büyük sektör olarak başı çekiyor. Geliştirilmiş video hizmetleri, otomasyon faaliyetlerini yakından takip ederek aynı yıl 96 milyar dolarlık gelir potansiyeliyle ikinci sırada yer alıyor.

Ericsson’un 5G Ticarileşme Başkanı Thomas Noren: “Yaptığımız çalışmalarda operatörlerin karşılaştıkları zorlukları ele almak üzere stratejik ve operasyonel faaliyetler gerçekleştirdiklerini ortaya koyduk. Operatörler halihazırda 5G hizmeti sunmasalar da, pazara açılma kanalları gibi faaliyetleri, 5G’ye doğru evrimleştiğinde eşit derecede, belki de daha önemli hale gelecek” dedi.
Bu yılın başlarında Ericsson, 10 sektörde 1000’den fazla çalışana sahip 900’ü aşkın şirketin 5G öngörülerini paylaşan “5G’nin Sektörel Etkisi” raporunu da yayınlamıştı.

Raporda, 5G kullanım senaryoları denemelerinin 2018’de başlayacağı, sonrasında faaliyetlerin hızla artacağı ve şirketlerin yüzde 70’inin 2021 yılına kadar üretimde kullanım senaryolarını gerçekleştirmeyi hedeflediklerini ortaya koyuyor. İmalat, enerji ve kamu hizmetleri, toplu taşıma ve finansal hizmetler, 2020 yılına kadar üretimdeki kullanım senaryolarına sahip olma ihtimalleri en yüksek olan sektörler olarak raporda öne çıkıyor.

Facebook çalışanı kullanıcıların psikolojik profillerini satmış

0

Facebook çok ilginç bir skandalla çalkalanıyor.

Dev bir sosyal deney alanı

2 milyar kullanıcısı bulunan Facebook aynı zamanda farklı bilimsel çalışmalar için kimi zaman kullanıcı veri tabanını üniversitelere açabiliyor. Bilim insanları Facebook platformu üzerinde değişik psikolojik ve sosyolojik çalışmalar gerçekleştiriyor.

Facebook ayrıca, kendi bünyesinde uzman psikologlar çalıştırıyor ve kullanıcıları hakkında düzenli raporlar ve analizler yapıyor. Bu psikologlardan biri olan Joseph Chancellor’ın ise şimdi 50 milyon kullanıcıya ait psikolojik verileri kendi kurduğu araştırma şirketine aktardığı, Global Science Research (GSR) isimli şirketin ise bu verileri satarak kazanç elde ettiği anlaşıldı.

Sosyal medya devi olay hakkında soruşturma açtı ve Joseph Chancellor ile onunla beraber çalışan diğer psikologların yetkilerini kısıtladı. Soruşturma sonunda, veri hırsızlığı kanıtlanacak olursa, GSR şirketini ve Chancellor’u yasal olarak çok zor bir süreç bekliyor olacak.

Rolls-Royce enerji depolama anlaşması imzaladı

0

Rolls-Royce enerji depolama sektörüne girmek için önemli bir adım attı. Şirket, Superdielectrics ile yüksek enerji depolama anlaşması imzaladı.

Enerji depolama anlaşması ile yeni bataryalar üretilecek

Havacılık, mühendislik ve savunma şirketi Rolls-Royce, Superdielectrics ile anlaşma imzaladı. Anlaşmaya göre şirket, Bristol ve Surrey Üniversitelerinden araştırmacılarla da birlikte çalışacak. Çalışmaların ana konusu ise daha çok enerjiyi daha küçük bir alanda, güvenli ve verimli bir şekilde depolamak üzerine olacak. Elektrik depolayan kapasitörlerin, elektrik depolama kapasitelerini artırmak için ar-ge çalışmaları yürütülecek.

Ayrıca hidrofolik malzemeler üzerine de geliştirme çalışmaları yürütülecek.

Rolls-Royce, Merkezi Teknoloji Direktörü Dr Dave Smith: “Elektrifikasyonun önümüzdeki yıllarda piyasalarımızın çoğunda giderek daha önemli bir rol oynayacağına ve sağlayabileceğimiz elektrik enerjisi depolama için potansiyel yeni teknolojiler üzerinde ortaklarla çalışacağımıza inanıyoruz. Rolls-Royce yeni gelişmelerden yararlanmak için iyi konumlandırılmış” açıklamasında bulundu.

Burger robotu işten kovuldu!

0

Burger robotu Flippy, geliştirme çalışmalarının ardından CaliBurger’da işe başlamıştı. Burger yapan robot, 1 günlük mesainin ardından işten kovuldu.

Burger robotu neden işten kovuldu?

Miso Robotics tarafından geliştirilen Flippy, fast food zincirlerinde kullanılmak üzere tasarlandı. Üzerinde bulunan 3D tarayıcılar, termal ve normal görmeyi  sağlayan sistem sayesinde burger etinin pişmesini sağlayarak, yemeğin hazırlanmasını otomatik hale getiriyor. Flippy, bu özellikleri sayesinde CaliBurger tarafından, mutfak kısmını robotik sistemlerle donatmak üzere işe alınmıştı. Ancak bu çalışma çok da uzun sürmedi.

Flippy, işe başladıktan sadece 1 gün sonra kovuldu. Ancak robotun işten kovulma gerekçesi yavaş veya hatalı çalışması değil.

Cali Group’un burger zincirinin CEO’sunun yaptığı açıklamaya göre insan çalışanlar, henüz bir robot ile birlikte çalışmaya hazır değil. Bunun için çalışanların eğitilmesi gerektiği ve daha sonra robotun sisteme dahil edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Yani bu iş süreci şu an için olumsuz sonuçlanmış olsa Flippy’nin başarısız olduğunu söyleyemeyiz. Eğitimlerin ardından robotun tekrar işe başlaması sürpriz olmayacaktır.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=lMIkWyiJp0k]

Basketbol robotu geliştirildi

0

Toyota mühendisleri tarafından basketbol robotu geliştirildi. CUE isimli basketbol robotu, tüm atışlarını sayıya çevirerek profesyonel basketbolculardan daha başarılı bir performans sergiliyor.

Basketbol robotu: CUE

Toyota mühendisleri, basketbol atışlarını fiziksel olarak modelleyerek ve bunu yazılım ile uyarlayarak CUE isimli robot geliştirdi. Yaklaşık 190 cm uzunluğunda olan ve tekerlekli bir platform üzerinde hareket eden CUE robot, insansı bir tasarıma sahip. Robotun geliştirme süreci için 200 binden fazla deneme yapıldı.

Robotun tüm atışları doğru bir şekilde yapabilmesi için basketbol topunun ağırlığını, potaya olan mesafeyi, gerekli ortalama hızı, yer çekimini hesaba katan bir modelleme gerçekleştirildi.

Japon basketbol liginden profesyonel iki basketbolcu ile CUE robot için antrenman videosu çekildi. Profesyonel basketbolcular 10’da 8’lik br isabet sağlarken, CUE tüm atışlarını baskete çevirmeyi başardı.

Ayrıca bu antrenman dışında robotun tüm atışlarını başarılı bir şekilde sayıya çevirdiği, hesaplama altyapısı sayesinde hiç başarısız olmadığı belirtildi.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=y_SwHY8phQ0]

Yazılım programlanabilen çip tasarlanıyor

Dijitalleşme süreci ile birlikte, yazılım programlanabilen çip çalışmaları hız kazanıyor. Xilinx firması, yazılım programlanabilen çipleri ile veri merkezlerinin beyni görevini üstlenecek.

Yazılım programlanabilen çip veri merkezlerinde kullanılacak

Yarıiletken sektöründeki dev firmalardan biri olan Xilinx, çip sektörüne önemli bir yenilik getiriyor. Şirket, Adaptive Compute Acceleration Platform adıyla programlanabilen çip ailesi tasarlıyor. Yeni çiplerin, özellikle üstel performans artışları nedeniyle veri merkezlerinde kullanılması planlanıyor. Xilinx’e göre ACAP, üretimden sonra daha fazla yapılandırılabilmesi nedeniyle FPGA ile farklılıklara sahip.

ACAP altyapı kurulumu, esneklik, kullanım kolaylığı, performans faydaları ve güç verimliliği ile veri merkezlerinde performans artışı sağlayabilecek kapasitede.

Şirket bu teknolojinin 5G, otomotiv, havacılık, savunma ve kablosuz iletişim gibi gelişmekte olan pazarlara da uygulanabileceğini belirtiyor. Ayrıca nesnelerin interneti, makine öğrenimi ve yapay zeka alanlarında kullanılabilecek.

Xilinx, Everest kod adlı ilk ACAP ürün ailesinin geliştirileceğini duyurdu.

Yazılım programlanabilen

L’Oreal artırılmış gerçeklik işine mi giriyor?

0

LOreal artırılmış gerçeklik firması satın alarak, dijital dönüşüm çağına uyum sağlamayı planlıyor. L’Oreal artırılmış gerçeklik ile pazarlama süreçlerine yenilik getiriyor.

L’Oreal artırılmış gerçeklik ile taınıtım yapacak

Artırılmış gerçeklik teknolojisi, üretim ve pazarlama süreçlerinde yoğun bir şekilde kullanılıyor. Son olarak bu dönüşüme makyaj ürünleri üreticisi L’Oreal de dahil oldu. Şirket, on yılı aşkın süredir mobil ve masaüstü için artırılmış gerçeklik uygulamaları oluşturan Modiface’i satın almak üzere.

Modiface’ın AR teknolojisi, yukarıdaki görselde de görebileceğiniz gibi rujları dijital olarak deneyebileceğiniz bir web sitesi de dahil olmak üzere oldukça uzun bir güzellik uygulamaları listesine sahip.

Modiface ayrıca yüzünüzdeki makyajı gerçek zamanlı olarak üstlenebilen AR aynaları geliştiriyor. Ayrıca çeşitli saç stilleri ve renkleri denemeyi mümkün kılan bir uygulama üzerinde de çalışılıyor.

Şirket, L’Oreal markasına ait 30’dan fazla ürün için dijital deneyim yaratmaya odaklanacak.

Rüzgar türbini temizliği yapan drone!

Rüzgar türbini temizliği, yükseklik ve kurulu olduğu bölgelerdeki zorlu hava şartları nedeniyle uzun ve yorucu bir süreçtir. Ancak drone’lar rüzgar türbini temizliği konusunda da kolaylık sağlayacak.

Rüzgar türbini temizliği: Aerones

Aerones tarafından rüzgar türbinlerini temizlemek için özel bir drone tasarlanıyor. Rüzgar türbinlerinin bulunduğu bölgelerdeki zorlu çalışma şartları nedeniyle bu drone, 28 motor ve 16 bataryaya sahip. Türbin drone’u ayrıca 180 kg’lık yük taşıma kapasitesine sahip. Böylelikle çeşitli potansiyel görevleri de yerine getirebilecek.

Şirketin CEO’su Janis Putrams yaptığı açıklamada “Son iki aydır, rüzgar türbini sahipleriyle çok aktif bir şekilde konuşuyorduk. Rüzgar türbini temizliği için Teksas, İspanya, Türkiye ve Güney Amerika’da çok sayıda ilgi ve niyet mektubu var” dedi. Bu nedenle şirket, drone üzerinde yapacağı ar-ge çalışmalarıyla, gelen talebe olumlu cevap vermeye çalışıyor. Yeni drone’lar özellikle buz yükü oluşumuna karşı önemli bir temizlik aracı olabilir.

Aşağıdaki video ile drone temizliğinin nasıl yapıldığını izleyebilirsiniz.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=mP5LZYpFggM]

Toyota ve Uber otonom sürüş anlaşması mı yapacak?

Uber, Google’dan çaldığı ve geliştirerek yeni boyuta taşıdığı otonom sürüş teknolojisini Toyota otomobillerine yerleştirmek üzere.

Uber ve Toyota ortaklığı

İki şirket, Toyota araçlarında Uber teknolojisinin kullanılması için iş birliği yapmak üzere pazarlık masasına oturdular. Aynı zamanda Uber’in ortağı olan Toyota’nın, Uber’in rakibi olan Waymo veya diğer otonom sürüş teknolojilerini kullanması düşük bir olasılık olarak görülüyor. 

Uber’in teknolojisinin hangi Toyota modellerine yerleştirileceği ise henüz net değil ancak iki şirket anlaşmayı sağlarsa, Toyota otomobilleri de artık Tesla araçlarının yapabildiği gibi, otoyollarda sürücü müdahalesi olmadan rahatça hareket edebilecek.

 

HoloLens inşaat sektöründe kullanılıyor

0

HoloLens inşaat sektöründe kullanılarak, çalışanlara yapının tasarımı hakkında fikir veriyor. HoloLens inşaat sektörü için işleri kolaylaştıracak potansiyele sahip.

HoloLens inşaat sektörü için neler sunuyor?

Artırılmış ve sanal gerçeklik için yapılan çalışmalar, özellikle üretim ve pazarlama alanlarında kritik rol oynuyor. Bunun için HoloLens daha önce birçok alanda kullanılmıştı. Artık buna inşaat sektörü de eklendi.

Arazi etüdleri ve inşaat şirketi Trimble’da karma-gerçeklik programının yöneticisi olan Aviad Almagor, HoloLens uygulamalarına yeni bir soluk getirdi. Karmaşık gerçeklik ile üzerinde çalışılan projeye ait tasarımı deneyimlemek mümkün hale geliyor.

Örneğin bir yapı inşa ediliyor ise HoloLens araçlığıyla fiziksel olarak tasarımda gezinebilir ve nasıl olduğunu görülebilir. Ziyaretçi, çok kolay bir şekilde tasarımı deneyimleyebilir. Böylelikle tasarım hakkında ziyaretçi ve tasarımcı arasındaki pürüzler, proje tamamlanmadan önce giderilebilir.

Sistem temel olarak 3D geometriyi kullanarak ve sensörler aracılığıyla ziyaretçiye bu imkanı sağlıyor.

ABD kripto madenciliği yasaklayacak mı?

Rusya’da ve Çin’de kripto para madenciliğinin yasaklanmasının ardından şimdi de ABD’de alınan bir karar gözleri ABD’ye çevirdi.

Her yer kripto para madeni

ABD’de New York’a bağlı küçük bir şehir olan Plattsburgh, uzun zamandır kriptp para madencilerinin istilasına uğramıştı. Bunun nedeni ise şehrin ABD’deki en ucuz elektrik fiyatına sahip olma olmasıydı. Buldukları her boş araziye fanlarla donatılmış konteynerlar yerleştiren kripto para madencileri artık şehir halkını bezdirmiş durumda.

Madencilerin yarattığı ağır elektrik arzı nedeniyle küçük şehrin elektrik alt yapısında sorunlar çıkmaya, ayrıca şehrin emlak piyasasında da kiraların abartılı boyutlara ulaşması nedeniyle isyan eden şehir halkı sonunda şehir yönetimini hareke geçirdi.

Şehirde önümüzdeki 18 ay boyunca kripto para madenciliği yapmak yasaklandı. Böylece ABD’nin en ucuz elektriğini kullanmak için bölgeye akın eden kripto para madencileri artık tezgahlarını başka bir yere taşımak zorundalar.

Steteskop 3D yazıcı ile basıldı

0

Steteskop 3D yazıcı ile üretilerek savaş bölgelerindeki doktorlara yardım edecek. Steteskop 3D yazıcı kullanılarak 3 saat gibi çok kısa bir sürede basılabiliyor.

Steteskop 3D yazıcı ile 3 dolara üretildi

Sağlık kontrollerindeki en önemli cihazlardan biri olan steteskoplara ulaşmak, ekonomik sorun yaşayan ülkelerde ciddi bir probleme neden oluyor. Ancak 3D yazıcı ile steteskop basabilmek artık mümkün. 3D yazıcı kullanılarak yapılan baskıda ABS gibi plastikler kullanıldı. 3 saatlik baskı işlemiyle steteskop elde edildi. Maliyeti 3 dolar olan bu steteskop, birçok bölgede doktorlara yardımcı olabilir.

3D baskılı stetoskoplar test edildikten sonra, premium marka modelleri ile aynı akustik kaliteye sahip oldukları görüldü. Ekip, ücretsiz açık kaynaklı bir yazılım kullandı. Savaş yerlerindeki doktorların kısa sürede erişebilmelerini ve kendileri için stetoskoplar yazabileceği umuluyor.

3D yazıcılar, sağladığı hızlı ve ucuz baskı ile özellikle sağlık alanında yaşanan birçok sorunun önüne geçebilecek potansiyele sahip.