Ve kazanan Instagram Stories!

0

Facebook’un, Snapchat’i satın alma arzusu gerçekleşmeyince, Zuckerberg’ün Facebook hizmetlerini Snapchat ile rekabet edecek şekilde konumlandırması, son dönemde büyük eleştiri konusu oluyordu.

Ancak bu eleştiriler, Facebook’un büyük rakip olarak gördüğü Snapchat’e kan kaybettirmesini engelleyemedi. Zuckerberg’ün planladığı şekilde, Instagram’daki Hikayeler özelliği sonunda Snapchat’in Stories özelliğini geride bıraktı. 

Snapchat’ten esinlenerek yaratılan Instagram Hikayeler özelliği günde 250 milyon kişinin izlediği bir platforma dönüşmüşken, Snapchat’ın bu alandaki izlenme sayısı günlük 166 milyonda kaldı.

2013 yılında Snapchat’i 3 milyar dolara satın almak isteyen Facebook ise artık Instagram ile Snapchat’ten daha değerli bir markaya sahip durumda. Facebook’un büyük tehdit olarak gördüğü Snapchat ise borsadaki 20 milyar dolarlık değerlendirmeye karşı şu anda kar edemeyen bir şirket konumunda ve geleceği için Twitter’a benzer bir öyküye sahip olacağı tahmin ediliyor.

Elbette, Zuckerberg gibi çok güçlü bir düşmana sahip olan Snapchat’in Facebook’un genç okurlarını çalması nedeniyle her zaman için Facebook’a tehdit oluşturacağı gerçeği, Zuckerberg’ün Snapchat’i satın almadan veya gömmeden rahat etmeyeceği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde Facebook’un Snap’i köşeye sıkıştırıp kullanıcılarını çalmak için yeni hamleler yapması da şaşırtıcı olmayacak. 

Robot süpürge evinizin haritasını satacak

0

Robot süpürge üreticisi iRobot’un CEO’su, evlerde kendi kendine etrafı süpüren Roomba süpürgelerinin topladığı navigasyon bilgilerini Google, Amazon, Microsoft gibi şirketlere satacaklarını açıkladı.

Roomba üzerinde yer alan sensörler ve kameralar, evin haritasını çıkarmak ve robotun temizleyeceği yeri tespit etmesi için kullanılıyordu. Ancak şimdi bu bilgiler Amazon Echo gibi akıllı ev asistanlarının, ev hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmasına yardımcı olacak.

Örneğin Roomba’nın evin odaları içinde tespit ettiği ışıklandırma cihazlarının yerini yine Roomba’dan öğrenecek olan Echo, evde hangi odada nasıl bir ışıklandırma düzeyi kullanacağını bu verilere göre analiz edecek. Böylece, ev sahibi Echo’ya, “yatak odasının ışıklarını söndür,” emri verdiğinde, Echo hangi ampulleri kapatacağını otomatik olarak bilecek. Bir diğer deyişle, Roomba artık evin salonunda bir masa üzerinde duran Echo gibi akıllı ev asistanlarının diğer odalardaki gözü olacak.

Öte yandan, bir elektrikli süpürgenin tüm gün evin içinde dolaşıp kamerası vasıtasıyla evi sürekli gözlüyor olması ve bu bilgilerin internet üzerinden teknoloji firmalarına aktarılıyor olması, çoğu insanın mahremiyet endişelerini de azdırıyor. Dünya şimdi bu yeni gelişmenin ne kadar etik olduğunu tartışacak gibi görünüyor. Eğer ağır tepkiler gelirse, Roomba satışlarının hızla düşmesi de gündeme gelebilir.

Ayrıca bu yeni işbirliği, Amazon, Google veya Microsoft gibi yapay zeka asistanlar geliştiren şirketlerin, ev sahiplerine ihtiyaçlarına uygun teklifler ve reklamlar ulaştırması için bir dijital pazarlama aracı olarak da kullanılabilecek. Örneğin, banyoda temizlik yaparken, tuvalet kağıdının bittiğini veya azaldığını fark eden Roomba sayesinde, ev sahibi telefonunda, internete bağlandığı ekranlarda, Apple Music, Amazon Prime TV, Spotify veya YouTube gibi gibi ortamlarda müzik dinlerken veya video izlerken tuvalet kağıdı reklamları ile daha sık karşılaşabilecek.

Turkcell Dergilik’e gazeteler geldi

0

Türkiye’nin ilk dijital dergi platformu Dergilik, büyümeye devam ediyor. Artık Dergilik uygulamasından gazetelere de erişim sağlayabileceksiniz. Uygulamaya eklenen Gazetelik bölümü sayesinde Dergilik kullanıcıları, 300’den fazla derginin yanı sıra güncel gazetelere de tek uygulama üzerinden okuyabileceksiniz.

Sadece Turkcell değil, tüm operatör kullanıcıların kullanabildiği Dergilik’te yer alan dergilerin tümüne ayda 14.99 TL karşılığında ulaşılabiliyor. Uygulamayı indiren herkes Milliyet ve Vatan gazetesi ile 300’den fazla dergiyi ücretsiz okurken, dileyen okurlar abone olmadan da tek bir dergi satın alıp okuyabiliyorlar.

Turkcell aboneleri ücretsiz olarak Dergilik’ten faydalanabiliyorlar

Ücretli dergiler 3.49 TL, 6.99 TL ve 9.99 TL’den, Hürriyet gazetesi ise aylık 10.99 TL’den satılıyor. Dergilik uygulaması, Turkcell bireysel tarife kullanıcıları tarifelerine ek ücret ödemeden üstelik yanında 5 GB interneti ile birlikte tüm dergilere, günlük gazete içeriklerine ulaşabiliyorlar.

Dekorasyondan teknolojiye, mizahtan aile ve çocuğa, iş dünyasından moda ve eğlenceye çok sayıda kategoride derginin yer aldığı Dergilik, kullanıcı tercihine göre yeni öneriler de sunuyor. Uçak ya da metroda çevrimdışı iken de okuma ve otomatik indirme özellikleri bulunan uygulama, Apple Store ve Google Play üzerinden ücretsiz olarak yüklenebiliyor.

Türk Telekom ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı

0

Türk Telekom, 2017 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. 2017’nin ilk altı ayında çift haneli büyüyen Türk Telekom, 8.8 milyar TL gelir elde etti. 2017’nin ilk üç ayında yüzde 13.3 büyüme ile 4.3 milyar TL gelir elde ederken, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 14.2’lik büyüme ile 4.5 milyar TL’nin üzerinde gelir sağladı.

Böylece şirket 2008’deki halka arzdan bu yana en büyük gelir artışını kaydetti. Türk Telekom’un ikinci çeyrek net kârı da, geçen yılın aynı dönemine göre 3.5 katına çıktı. 2016 ikinci çeyreğinde 248 milyon TL net kâr kaydeden Türk Telekom, 2017’nin aynı döneminde kârını 890 milyon TL’ye yükseltti.

Türk Telekom’dan 3.3 Milyar TL’lik yatırım planı!

Şirketin konsolide faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı (FAVÖK) ise Nisan-Haziran 2017 döneminde, 2008 yılındaki halka arzdan bu yana yıllık yüzde 30 artışla 1.7 milyar TL’ye yükseldi. FAVÖK marjı yıllık 4 puanın üzerinde büyüme göstererek yüzde 38’e çıktı. FAVÖK’teki bu güçlü iyileşmenin ardından 2017 ikinci çeyrekte faaliyet kârı da yıllık yüzde 50 artışla 939 milyon T’L’ye yükseldi.

Türk Telekom CEO’su Dr. Paul Doany ise rapor hakkında şunları söyledi:

“Türk Telekom olarak iyi bir başlangıç yaptığımız 2017’deki büyümemizi sürdürüyoruz. İkinci çeyrekte de hedeflerimizin üstüne çıkarak oldukça iyi operasyonel ve finansal sonuçlar elde ettik.

4.5 milyar TL’nin üzerinde gelir elde ettiğimiz ikinci çeyrekte net kârımızı geçen yılın aynı dönemine göre 3.5 katına çıkardık ve 890 milyon TL’ye yükselttik. Bu performans ile Türk Telekom olarak 2017 yılı için büyüme öngörülerimizi yukarı yönlü revize ettik. Grubumuz bünyesindeki tüm markaları tek çatı altında topladığımız marka birleşmesinin yarattığı sinerji ve verimlilik artışını da hesaba katarak, yıllık büyüme öngörümüzü yüzde 8-9 seviyesinden yüzde 10-11 seviyesine artırıyoruz”

Finansal bilgilerin ışığında, Dr. Paul Doany sözlerine şöyle devam etti:

“Kurumsal data ve bilgi teknolojilerindeki projelerde ikinci yarıda gerçekleşecek hızlanmaları da göz önüne alarak 2017 yılı yatırım planlarımızı 3 milyar TL’den, 3.3 milyar TL’ye çıkardık. LTE spektrum ödemesi hariç tutulduğunda Türk Telekom Grubu olarak 2017 ikinci çeyrekte 545 milyon TL yatırım harcaması gerçekleştirdik.

Türkiye’nin dijital dönüşümünü gerçekleştirmek amacıyla bilgi ve iletişim teknolojileri ekosistemindeki inovasyon ve yatırım odaklılığımız da tüm gücüyle devam edecek. Tüm hızla devam eden 5G ve yeni nesil teknolojilere yönelik çalışmalarımızın yanı sıra kurumsal girişim sermayesi mantığı ile inovatif girişimlere de yatırım yapmaya odaklanacağız. Böylelikle hem ülkemize hem de şirketimize daha hızlı ve sürdürülebilir değer yaratmaya çalışacağız” 

Facebook, Amazon Echo’ya rakip ürün geliştiriyor

Elon Musk ile yapay zeka konusunda kavgaya tutuşan Zuckerberg’in yapay zeka konusunda neden bu kadar duyarlı olduğu ortaya çıktı. Amazon ve Google arasında süregelen yapay zekalı ev asistanı yarışına Facebook da dahil oluyor. 

Facebook’un geliştireceği yapay zekalı ev asistanı, Amazon Echo ve Google Home’un aksine, hoparlörün yanında bir de dokunmatik ekrana sahip olacak. Kullanıcıların Facebook hesaplarına gelen mesajlarını da okuyabilecek akıllı asistan aynı zaman email alıp göndermek, hava durumunu, trafik durumunu takip etmek, haberleri okumak gibi yeteneklere de sahip olacak. Facebook asistanı elbette Amazon ve Google’da olduğu gibi, sesli komutlarla eve sipariş de verebilecek.

Facebook henüz konu hakkında yorum yapmazken şirketten sızan bilgiler, 15 inç boyutunda olacak cihazı iPhone’un da üreticisi olan Çinli Petragon’un üreteceğinin altını çiziyor.

Facebook’un gizemli araştırma laboratuvarı Building 8’de geliştirilen cihazlarda LG’nin dokunmatik panellerinin kullanıldığı, cihazın kasasının ise magnezyum-alüminyum karışımı ile tasarlandığı da vurgulanıyor.

Sosyal medya devinin üreteceği akıllı ev asistanı, ekranın kullanılmadığı anlarda ise kullanıcının Facebook hesabından seçtiği fotoğrafları gösteren bir fotoğraf albümü olarak salonda dekoratif bir ürün olarak işlev görecek.

Google Assistant’ın ortak sayısı 70’e ulaştı

Google’ın, Amazon Alexa’ya rakip olarak geliştirdiği yapay zeka servisi Google Assistant hızla büyüyor. Google Assistant ile uyumlu ev otomasyon sistemleri geliştiren üreticilerin sayısı 70’e ulaştı. Bunların arasında LG ve Logitech de bulunuyor.

Sundar Pichai’nin açıklamasına göre, Google Assistant şu anda 100 milyon Android cihaza yüklü durumda çalışıyor. Bu da 100 milyon kişinin evinde Google Assistant servisini kullandığı anlamına geliyor. Üreticilerin ortaklıkları sayesinde, ev sahipleri Assistant’a sesli komut vererek evdeki elektronik cihazları kontrol edebilecek.

Öte yandan araştırma şirketi eMarketer tarafından yayınlanan bir rapora göre evinde yapay zekalı akıllı sistemleri kullanan Amerikalılarının sayısı 35.6 milyon olarak tahmin ediliyor. Bu sayının bir önceki yıla %128 oranında artış anlamına geldiğinin de altı çiziliyor. Bir diğer deyişle, yapay zeka asistanlarını kullananların sayısı her yıl büyük bir hızla artıyor.

Arena, e-ticaret sitesi yukko.com’u açıyor!

2

Bilgi teknolojileri konusunda Türkiye’nin en büyük distribütörlerinden biri olan Arena Bilgisayar, e-ticaret sitesi yukko.com’u açmaya hazırlanıyor.

Arena, e-ticaret sitesini açıyor

Teknoloji ürünleri pazarında ülkemizin en yaygın dağıtım şirketi olan firma, sektördeki büyük tecrübesini e-ticaret platformuna taşımaya hazırlanıyor.

400’den fazla markanın dağıtımcılığı yapan Arena’nın 7500’ün üzerinde aktif satış noktası bulunuyor.

Sektördeki lojistik ve dağıtımcılık tecrübesini e-ticaret ortamına www.yukko.com adı altında taşımayı planlayan Arena, bu iki konudaki bilgi birikiminden faydalanacak.

Günümüzde e-ticaret sitelerinin en önemli sorunlarından biri olan lojistik ve dağıtım ağı konularında, kendi çözümlerini kullanarak avantajlı konuma geçebilecek olan şirketin yeni sitesinin önümüzdeki hafta içinde hayata geçirilmesi bekleniyor. 

Ad-blocker yazılımları neden kullanılıyor?

E-ticaret alanındaki deneyim ve işleyiş ise fiziksel mağaza ve dağıtım ağı deneyiminden daha farklı. Arena’nın bu noktadaki çözümü ise e-ticaret alanında deneyimli yöneticileri bünyesine katmak olacak.

Aldığımız duyumlara göre, önümüzdeki hafta aktif hale gelecek olan Yukko için, e-ticaret sektörünün tecrübeli isimlerini bu yapı altında göreceğiz. 

E-ticaret ekosisteminin en kritik detaylarından biri ise yukarıda da bahsettiğimiz gibi lojistik becerisi.

Hepsiburada gibi önemli bir markanın da kendi lojistik ağını oluşturduğunu düşünecek olursak, şirketin bu alandaki geçmişi, e-ticaret atılımındaki en önemli kozlarından biri olacak.

Ülkemizde dağıtıcılığını yaptığı çok sayıda marka ve ürün ile birlikte ürün satış zenginliğine sahip olması da Yukko adıyla açılacak olan e-ticaret sitesinin en önemli avantajlarından biri olacak. 

TechInside.com olarak Yukko’ya ve ekibine başarılar diliyoruz. Gelişmeleri okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz. 

Var olduğuna inanamayacağınız, para kazandıran ilginç sektörler

0

Günümüzde doktorluk ve avukatlık gibi geçerliliği hemen hemen her herkes tarafından onaylanmış mesleklerle birlikte kabul görmüş bazı endüstriler var. Bu makalemizde yer alan sektörler ise, herkes tarafından bilinmeyen ve “gerçekten bu şekilde para kazanılıyor mu?” diye soracağınız cinsten.

Ölü kuyumculuğu

Aslında belirttiğimiz sektörün orijinal adı “Cremation Jewelry” ve binlerce yıldır da hayatta olan bir endüstri.

İnsanlar olarak, sevdiğimiz bir insanı kaybettiğimizde onlarla bir şekilde bağlı kalmak istiyoruz. Bunun da en iyi yolu onların bir parçasını kendimizde tutmak. Bu nedenle sevdiğimiz insanın saçını veya öldükten sonra yakılmayı tercih ettiyse külünü bir elmasa yerleştiren onlarca farklı firma var.

Müze sergileri

Sergilerin insanlık yararına yapıldığını düşünebilirsiniz ancak tahmin ettiğiniz üzere olaylar pek de öyle olmuyor. Kâr etme amacı güden birçok halka açık şirketin, haklarına sahip olduğu sergileri vardır.

Örneğin bir ara ülkemize de uğrayan ve büyük ilgi gören “İnsan vücuduna çarpıcı yolculuk” sergisi, bir şirkete ait ve tüm dünyayı gezerek bu sergiden para kazanıyor.

Yemek yeme rekabeti

Geçtiğimiz ay Joey Chestnut ismindeki bir adam, sadece 10 dakikada 72 sosisli sandviçi mideye indirdi. İşin ilginç tarafı ise Chestnut‘ın sadece yiyerek yılda 300 bin dolar gibi bir para kazanması.

Her geçen büyüyen “yemek yeme yarışmaları” endüstrisi, bu alana gönül vermiş insanların da güzel paralar kazanmasına vesile oluyor.

Ödül avcılığı

Vahşi Batı fimlerinden, üzerinde “Wanted” yazısı olan suçlu afişlerine ve bunları yakalayan ödül avcılarına aşinayız. Günümüzde bu mesleğin öldüğünü düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.

Çünkü ödül avcıları varlığını sürdürüyor, ancak çok daha profesyonel ve eğitilmiş bir şekilde. Özellikle ABD yargı sistemi sayesinde varlığını sürdüren ödül avcıları, bir yakalama sayesinde 100 bin doları kolayca ceplerine indirebiliyor.

WWE

Aslında ABD’de popüler olan ancak ülkemizde de özellikle gençler tarafından ilgiyle takip edilen WWE dövüşleri, ciddi paraların kazanıldığı bir alan.

WWE şirketinin yıllardır yarım milyar dolar gibi gelir açıkladığını düşünürsek, WWE güreşçilerinin de hiç fena para kazanmadığını söyleyebilriz.

Fekal Transplantasyon

Kan bağışlamanın önemli olduğunu biliyoruz. Ancak, dışkınızı da hayat kurtarabileceğini biliyor muydunuz? 

Sağlıklı insanlar, ihtiyacı olan hasta insanların dışkılarını bağışlıyor ve sonucunda bu durum gerçekten de hayat kurtarıyor. Ayrıca her bağış sonrasında bağışçıların 40 dolar ödeme aldığını da belirtelim.

Hazine avcılığı

Eğer modern zamanların Indiana Jones’u olmak istiyorsanız, bu mümkün. Günümüzde batmış gemileri bularak içerisindeki hazineleri açığa çıkartan birçok şirket var.

Ayrıca tabii ki sadece gemi değil, karada da hazine arayan ve bundan para kazanan şirketler var.

Apple ABD’de üç büyük fabrika kuracak

0

Trump’ın, seçim propagandası sırasında ABD halkına verdiği sözlerden biri, dev Amerikan şirketlerinin üretimlerini yurt dışından ABD’ye getirmelerini sağlayacak olmasıydı.

Bu konuda kararlı olduğunu ve sözünü tutacağını da çeşitli fırsatlarda göstermeyi başardı. Henüz seçimi yeni kazanmışken, otomobil üreticisi Ford çok önceden Meksika’da kurmak üzere hazırlıklarına başladığı fabrika inşaatını durdurdu ve bu fabrikayı ABD sınırları içinde kuracağını açıkladı.

Ancak, ABD içinde üretim yapması istenen en önemli şirketlerin başında Apple geliyordu ve Apple bugüne kadar bu konuda bir açıklama yapmazken, sürprizi Trump patlattı. Medyaya konuşan Trump, Apple’ın CEO’su Tim Cook’un ona ABD’de 3 büyük üretim tesisi kurmak için söz verdiğini açıkladı.

Apple’ın fabrikaları konusundaysa henüz Trump’ın bir cümlelik açıklaması dışında bir bilgi bulunmuyor. Fabrikaların nereye kurulacağı veya ne zaman inşaata başlanacağı bilinmiyor.

Fabrikaları Foxconn mu kuruyor?

Öte yandan Apple’ın bu fabrikaları kendi başına kurup işletmesi de beklenmiyor. Apple’ın üretim ortağı Foxconn’un ABD’de iki yeni fabrika kurmak için hazırlık yaptığı biliniyordu. Tim Cook’un Foxconn’dan iPhone üretimini ABD’de kurulacak fabrikalara aktarmasını istediği düşünülüyor ancak Apple henüz bu konuda hiçbir açıklama yapmış değil.

Alphabet’in gelirini yükseltme planı

0

Google’ın ana şirketi Alphabet, gelirlerini %20 oranında artırmak için yeni bir politikayı hayata geçiriyor. Alphabet’in planına göre, şirket mobil, video, bulut ve yapay zeka alanındaki servislerini güçlendirerek gelirlerini her yıl %20 oranında artıracak. Bu konuda en büyük görev ise Alphabet’in lokomatif şirketi Google’a düşüyor.

680 milyar dolar şirket değerine sahip olan Alphabet’in yıllık 100 milyar dolar değerinde geliri bulunuyor. Şirket, lider konumda olmadığı bulut ve yapay zeka gibi alanlardaki hizmetlerini güçlendirerek lider konumda olan Amazon ve Microsoft gibi şirketlerden pazar payı almaya çalışacak. 

Mobil platformlar kral olacak

Şirketin mobil alana odaklanma kararı da dijital dünyada daha fazla mobil içeriğin hayata geçmesi anlamına gelecek. Reklam verenleri mobil alana yönlendirerek buradaki gelirlerini artırmaya çalışacak olan Google, bu reklamlardan pay almak isteyen yayıncıların da daha güçlü mobil içerikler hazırlamasına neden olacak.

Her ay 1,5 milyar ziyaretçisi bulunan YouTube ise video konusunda Google’ın elindeki en büyük koz ancak aynı zamanda bir video platformuna dönüşmüş olan Facebook’un aylık aktif kullanıcı sayısının 2 milyardı geçtiğini unutmamak gerekiyor. Dolayısıyla Google’ın YouTube’u da daha popüler bir video paylaşım platformuna dönüştürmesi gerekecek.

Yapay zeka konusunda ise Amazon’un Alexa servisinin arkasında kalan Google hizmetlerini güçlendirmek için Avrupa’da milyarlarca dolar değerinde araştırma merkezleri işletiyor. Bu sayede Amazon’un Echo servisine rakip olan Google Home ürününü piyasaya sürebilen ve Asistant servisini geliştiren Google’ın yeni politikasıyla beraber Asistant servisini günlük hayata çok daha fazla sokmak için agresif bir pazarlama politikası uygulaması bekleniyor.

Neşet Dereli, Turkcell’in yeni İletişim Direktörü oldu

0

Haziran ayının ortalarından Turkcell Grup Kurumsal İletişim Direktörlüğü görevinden ayrılacağı açıklanan Engin Gedik‘in ardından, görevi devralacak isim sonunda belli oldu.

Turkcell’in yeni Kurumsal İletişim Direktörü Neşet Dereli oldu

2 yılı İletişim Direktörlüğü olmak üzere, 7 yıl boyunca Turkcell’de görev alan Engin Gedik, farklı iş fırsatlarına odaklanmak için Turkcell‘deki görevinden ayrılmıştı.

Onun yerine gelen isim ise daha önceleri Türk Havayolları Dijital İletişim Müdürlüğü de yapan Neşet Dereli oldu. 2004 yılından beri Boğaziçi Üniversitesi‘nde öğretim görevlisi olan Dereli, THY’deki Dijital İletişim Müdürlüğü görevini ise 5  yıla yakın bir süre boyunca yürütmüştü. En son 2016 Kasım ayında Halkbank İletişim Müdürlüğü‘nü üstlenen Neşet Dereli’nin son durağı ise iletişim devi Turkcell oldu.

AWS, Türkiye planlarını hayata geçiriyor!

Amazon kurucusu Jeff Bezos’un “2 pizza kuralı”, toplantıların daha verimli geçmesi için harika önerileri barındırıyor.

Benzer tavsiyeler eşliğinde ülkemizde ofisi bulunan Amazon Web Services Türkiye Yöneticisi Mert Doğu ile bir araya geldik ve tüm dünyada oluğu gibi ülkemizde de hızla büyüyen şirketin planları hakkında konuştuk.

İlk adımını atan start-up’lardan tutun da köklü kurumların bulut çözümlerini sağlayan AWS, bu zamana kadar önemli işbirliklerine imza atmış durumda.

Bilinen markalar arasında Peak Games, Digiturk, Arçelik, Pegasus ve Bahçeşehir Koleji gibi markalarla olan çalışmaları örnek gösteren firma, gelecek için ülkemiz adına daha da umutlu.

Tüm dünyada 16 bölgede hizmet veren AWS, her bölgede en az 2 veri merkezi ile çalışıyor. Bazı yoğun bölgelerde bu sayı artıyor ve toplamda 43 veri merkezine sahip.

2018 planları ise heyecan verici.

Haritaya 4 yeni bölge daha ekleyecek olan firmanın hedeflediği ülkeler arasında şimdilik ülkemiz bulunmuyor. Ancak, henüz detaylarını paylaşamadığım ciddi yatırımların açıklanmasına çok az kaldığını belirtebilirim.

Ülkemizde AWS hizmetinden faydalanan firmalar, veri merkezi olarak genelde Frankfurt ve İrlanda’yı tercih ederken, yeni açılan İngiltere ve Fransa veri merkezleri de giderek cazibesini artırıyor.

Asıl beklentimiz, bu veri merkezlerinden birinin ülkemizde açılması.

Bu yatırım, hem AWS’ye yatırım yapan şirketlerin hız alanını artırırken, bölgedeki konumunu gelecek için fırsata çevirmek isteyen Dijital Türkiye adına da önemli bir motivasyon kaynağı olacak.

AWS, dahil olduğu kurumun kültürünü benimseyerek, hızlı çıkış yapan ve kuralları altüst eden firmalardan biri.

2006’dan sonra kurulan ve 10 milyar dolar ciro barajını en hızlı aşan şirketler arasında adını ilk sıraya yazdırırken, benzer ivmeyi ülkemizde de gerçekleştirmek istiyor.

Geçtiğimiz çeyrekte %43 büyüyerek cirosunu 3,66 milyar dolara çıkarmayı başaran AWS, ülkemizde proaktif şirketlerin gelecekte yerini sağlamlaştıracağını düşünüyor ve o şirketlerin çözüm ortağı olmak istiyor.

İş ortaklarından gelen geribildirimlerde en çok “sizinle çalıştığımız için içimiz rahat” yorumunu aldıklarını belirten Mert Doğu, bilişim sektöründeki satın alma döngüsünü tamamen değiştirdiklerini belirtiyor.

Eskiden, teknoloji yatırımları 10 senelik planlar dahilinde yapılırken şimdi ise istendiği takdirde, 2048 işlemciye sahip bir sistemi, birkaç saatliğine kiralamanın çok kolaylaştığını anlatan Doğu, işletmelerin bu hız alanı ile eşine az rastlanır başarı hikayeleri oluşturduğunu aktarıyor.

AWS tarafından gelen bilgiler, şimdilik bu şekilde.

Piyasada, “güvenilir ama pahalı” algısını değiştirmek için güzel fikirleri hayata geçirmek isteyen firmanın Türkiye planlarını TechInside okurları ile paylaşmaya devam edeceğiz.

2017 Yarıyıl Siber Güvenlik Raporu yayınlandı!

Cisco tarafından düzenlenen 2017 Yarıyıl Siber Güvenlik Raporu (MCR), siber tehditlerin hızla gelişip saldırıların şiddetini artırdığını belirtirken, potansiyel hizmet tahribatı saldırılarına (DeOS) karşı uyardı. Bunlar, organizasyonların yaşanan bir saldırı ardından sistemlerini ve verilerini kurtarmak amacıyla kullandıkları yedeklerini ve güvenlik ağlarını ortadan kaldırma riski taşıyor.

Nesnelerin İnterneti‘nin yaygınlaşması ile birlikte kritik önem taşıyan sektörlerin operasyonlarının daha büyük bir oranda sanal ortama taşımış olmaları, bu tehditlerin saldırı yüzeyiyle birlikte potansiyel ölçek ve etkilerini de artırıyor. 2017 Yarıyıl Siber Güvenlik Raporu (MCR), siber tehditlerin hızla gelişip saldırıların şiddetini artırdığını belirtirken, potansiyel hizmet tahribatı saldırılarına (DeOS) karşı uyardı.

Nesnelerin İnterneti güvenlik açıkları oluşturuyor

Bunlar, organizasyonların yaşanan bir saldırı ardından sistemlerini ve verilerini kurtarmak amacıyla kullandıkları yedeklerini ve güvenlik ağlarını ortadan kaldırma riski taşıyor. Ayrıca Nesnelerin İnterneti’nin yaygınlaşması ile birlikte kritik önem taşıyan sektörlerin operasyonlarının daha büyük bir oranda sanal ortama taşımış olmaları, bu tehditlerin saldırı yüzeyiyle birlikte potansiyel ölçek ve etkilerini de artırıyor.

Yakın tarihli WannaCry ve Nyetya gibi siber saldırı olayları, geleneksel fidye yazılımları (ransomware) gibi görünen, ancak bunlardan çok daha yıkıcı sonuçları olan saldırıların yayılma hızlarını ve etki alanlarının genişliğini ortaya koydu. Bu tarz saldırılar, Cisco’nun hizmet tahribatı saldırısı olarak adlandırdığı ve işletmelerin olası bir siber saldırı ardından toparlanma imkanlarını tümüyle ortadan kaldıran yeni bir tehdit türünün habercisi niteliği taşıyor. 

Nesnelerin İnterneti suçlular için yeni fırsatlar yaratmayı sürdürürken, kötüye kullanılabilecek güvenlik zaafları, etkileri giderek artan bu saldırıları mümkün kılan temel faktörlerden biri olacak. Son zamanlarda görülen botnet aktivitesi, bazı saldırganların şimdiden, tüm İnterneti sekteye uğratabilecek kadar etkili ve geniş ölçekli bir saldırının altyapısını hazırlamaya başlamış olabileceklerini gösteriyor.

Güvenlik uygulamalarının bu saldırılar karşısındaki etkililiğinin ölçümü, kritik bir husus. Cisco, bir tehdit ile bunun tespit edilmesi arasındaki süre olarak tanımlanan tespit süresini kısaltmak yönünde çalışmayı sürdürüyor. Tespit süresi, saldırganların hareket alanını sınırlama ve izinsiz girişlerin yarattığı hasarı en aza indirme bakımından kritik önem taşıyor.

Bu alanda çalışan Cisco, Kasım 2015’te 29 saat olan ortalama tespit süresini (TTD) Kasım 2016 – Mayıs 2017 tarihleri arasında 3,5 saate indirmeyi başardı. Bu rakamlar, Cisco’nun dünyanın dört bir yanında kurulan güvenlik ürünlerinden toplanan onaylı uzaktan ölçümlere dayandırılıyor.

Kötü amaçlı yazılımların sayısı hızla yükseliyor

Tehdit Ortamı : Neler Revaçta, Neler DeğilKötü amaçlı yazılımların 2017’nin ilk yarısı boyunca nasıl geliştiğini inceleyen Cisco güvenlik araştırmacıları, hackerların bu yazılımların bulaşma, gizlenme ve tespitten kaçınma tekniklerine getirdikleri bazı değişikler saptadılar. Bu yazılımları geliştiren kötü niyetli kişiler ayrıca komuta ve kontrol faaliyetlerini gizlemek için Tor vekil sunucu hizmetleri gibi anonim ve merkezsiz altyapılardan yararlanıyorlar. 

• Kötü amaçlı yazılımları yayma ve gelir elde etme çabalarının e-posta gibi alışıldık yöntemlere yönelmesiyle istenmeyen e-posta hacminde kayda değer bir artış yaşanıyor.

• Güvenlik uzmanları tarafından çoğu kez gerçek bir tehditten ziyade bir rahatsızlık sebebi olarak gördükleri casus yazılım ve reklam yazılımları da aslında şirketler için risk taşıyan kötü amaçlı yazılım türleri. Dört aylık bir süreçte 300 şirket üzerinde yapılan araştırmada, üç yaygın casus yazılım ailesinin örneklemin yüzde 20’sine bulaşmış olduğunu saptadı.

Ransomware-as-a-Service gibi modellerin yaygınlaşması örneğinde olduğu gibi, fidye yazılımlarında görülen değişimler, yetenekten bağımsız olarak daha fazla suçlunun bu saldırıları gerçekleştirmesine imkan tanıyor. Fidye yazılımlar manşetlerde kendilerine yer bulmuş ve verilen bilgilere göre 2016 yılında 1 milyar doların üzerinde gelir yaratmış olsalar da, bu tehdit bazı organizasyonları yanlış yönlendirerek daha büyük ve rapor edilmemiş tehdidi gözden kaçırmalarına yol açıyor olabilir.

2017 Yarıyıl Siber Güvenlik Raporu kapsamında mevcut tehdit ortamını belirlemekte kullanılan veriler, 10 güvenlik teknolojisi ortağı tarafından paylaşıldı. Rapora katkıda bulunan bu şirketler Anomali, Flashpoint, Lumeta, Qualys, Radware, Rapid7, RSA, SAINT Corporation, ThreatConnect ve TrapX

WannaCry ve Netya gibi yakın tarihli olayların da gösterdiği gibi, kötü niyetli kişilerin saldırıları giderek daha yaratıcı bir hal aldığının altını çizen belirten Cisco Türkiye Güvenlik Ürünleri Satış Yöneticisi Mutlu Güngören ” Organizasyonların büyük çoğunluğu bir saldırının ardından güvenlik önlemlerini artırıyor olsalar da endüstri genelinde şirketlerle saldırganlar arasında sürekli bir yarış hakim. Güvenlikte verimlilik bariz güvenlik açıklarını kapatıp güvenliği bir şirket önceliği haline getirmekle başlıyor” dedi.

Mağazaya ünlü girerse, haberiniz olacak!

0

İşletmelerin güvenliği için yapılan yanlış harcamalar ve eksik yapılan yatırımlar, tüm planları altüst edecek sonuçlar doğurabilir.

Bir araya geldiğimiz Milestone Systems yetkilileri ile gerçekleştirdiğimiz sohbette, ilginç konulara değindik.

1998 yılında Danimarka’da 2-3 kişilik bir ekip tarafından kurulan girişim, şu anda 100’den fazla ülkede 600’den fazla çalışanla açık platform IP video yönetim yazılım şirketi olarak yoluna devam ediyor.

İlginç bir bilgi de, son zamanlarda bir araya geldiğimiz tüm şirketler, merkezini Silikon Vadisi gibi bilinen merkezlere taşırken, Milestone Systems’ın merkezinin Danimarka’da ve yazılım geliştirme için kurulan ikinci büyük yapının da Bulgaristan’da olduğunu öğrendim.

Güvenlik kameraları üreten çok sayıda dünya devi var. Donanım ile beraber, ürettikleri yazılım da ileri seviyede. Ancak, aynı kurum içerisinde birden fazla markayı kullanan işletmeler, bu yapıları yönetecek alternatif sistemlere ihtiyaç duyuyor.

Milestone Systems Orta ve Güneydoğu Avrupa Bölge Müdürü Kiril Izov ile olan sohbetimizde, ilginç bilgiler edindim.

Dolmabahçe Sarayı ve JFK’yi kaydediyor

Türkiye’de 2000’den fazla işletme, Milestone Systems yazılımlarını kullanarak IP video yönetim ihtiyaçlarını karşılıyor ve bu sayı, her geçen gün artıyor.

Firmaya, güvenliğe önem veren işletmeleri düşündüğümüzde bu değerin çok küçük olduğunu belirttiğimizde, yeni ürün ve pazarlama politikaları ile bu pastadan daha fazla pay alacaklarını belirttiler.

Milestone Systems tarafından hizmet verilen bilindik yerler arasında ülkemizde Dolmabahçe Sarayı, dünyada da JFK Havalimanı’nı belirtebiliriz. Her iki yer de, stratejik açıdan çok değerli ve görüntülerin sağlıklı bir şekilde kayıt altına alınması, verilerin saklanması ve ihtiyaç duyulduğunda hızlı bir şekilde görüntülenmesi çok önemli.

Firma, bu yılın en önemli gelişmelerinden biri olarak Milestone XProtect 2017 R2 Video Yönetim Yazılımı‘nın son güncelleştirmesiyle birlikte üç yeni XProtect ürününü piyasaya sundu;

  • XProtect Essential
  • XProtect Express
  • XProtect Professional

Bu yazılımlar, birkaç adetten binlerce kameraya kadar tüm sistemleri destekliyor ve siber güvenliğin öneminin artmasıyla birlikte video kaydını özel bir güçlü şifreleme ile koruma altına alıyor.

Mağazaya giren ünlüyü tanıyor

Şirket, her ne kadar bu sistemin işlemesi konusunda çalışmalarını devam ettirse de, üçüncü parti yazılımlarla olan entegrasyon konusunda da oldukça iddialı. Örneğin, yüz tanıma sistemleri sayesinde mağazanıza giren bir ünlü ve tanınmış kişi olursa hemen bildirim alabiliyorsunuz.

Sadece duvara asılan kameralar değil, Bulgaristan’daki bir girişim ile drone’ları da güvenlik kamerasına dönüştürebiliyorsunuz.

Şirket tarafından yapılan bir uyarıyı da not etmekte fayda var!

Piyasada çok sayıda kullanılan ve güvenliği sağlamak için tesis edilen Çin menşeili kaynağı belirsiz ve teknik desteği yetersiz sistemlerin kendisinin bizzat güvenlik açığı olduğunu belirten Izov, alım yapılırken mutlaka bu kriterlerin değerlendirilmesinin gerekliliğini vurguladı. 

SOS Alerts: Kriz anları için Google çözümü

0

Google, arama ve harita servisleri için SOS Alerts özelliğini hayata geçirdi. Kullanıcılara doğal afet veya farklı kriz ortamlarında daha iyi bilgilendirme sunmak için tasarlanan bu özellik, ilk etapta şirketin arama ve harita servislerine entegre olarak çalışacak.

SOS Alerts neler sunacak?

Google, bu servis için Red Cross, Acil Durum Yönetim Dairesi ve Filipin Hava ve Astronomi Servis İdaresi gibi kurumlarla daha iyi bilgi akışı sağlamak için ortak çalışıyor.

SOS Alerts ile birlikte Google aramalarında ilgili krizin genel durumu, ilgili haber başlıkları, acil durum numaraları, web siteleri ve diğer ilgili bilgiler görünüyor. Ayrıca eğer bahsi geçen olayın yakınındaysanız, Google size bilgileri bildirim göndererek de iletebiliyor.  Harita tarafında ise yukarıdaki bilgilere ek olarak bazı bilgileri haritanın üzerinde pop up şeklinde çıkıyor. 

sos alerts

Bahsettiğimiz bu yeni özellik hem masaüstü, hem de iOS ve Android için sunulmuş durumda. Yeni özellik, şirketin halihazırda kullandığı Google Person Finder, Crisis Map ve Public Alerts portfolyosuna dahil oldu.

Mobil ad-blocking neden kullanılıyor?

0

Akıllı telefonların ve işletim sistemlerinin gelişmesi ile dijital pazarlama stratejileri ve mobil reklamların önemi de arttı. Bunun karşısındaki büyük engel ise mobil ad-blocking kullanımı. Peki, mobil cihaz kullanıcıları mobil ad-blocking yazılımlarını neden kullanıyor?

Mobil ad-blocking neden kullanılır?

Teorik olarak ad-blocking yazılımlarının ana kullanım sebebi bellidir. Kullanılan uygulama veya ziyaret edilen siteleri reklamsız görüntülemek. Bu teorik sebebin altında daha farklı sebepler de konuşuluyor.

Hindistan otonom araçları yasaklıyor?

İnternet bağlantılı aktivitelerin bilgisayarlardan mobil cihazlara taşındığı son dönemde, reklamlar da mobil cihazlar için daha yaygın olmaya başladı. GlobalWebIndex tarafından yapılan bir araştırma ise, Amerika’daki kullanıcıların ad-block alışkanlıklarını ortaya koyuyor. 

Yapılan araştırmaya göre erkeklerin %58’i ve kadınların %42’si reklam engelleyici uygulamalar kullanıyor. Yaş aralığı noktasında ise 25-34 yaş aralığındaki kullanıcıların kayda değer bir üstünlüğü var. 

mobil ad-blocking-2

Yukarıdaki tabloda da, reklam engelleyici yazılım kullananların cihazlara göre dağılımı belirtiliyor. Bu listeye göre PC ortamında ad-blocking kullanımı hala en yoğun alan olsa da, mobil cihazlarda da hatrı sayılır bir kitlenin olduğu ortada. 

mobil ad-blocking-3

Mobil ad-blocking kullanımı noktasında, kullanıcıların gerekçeleri de dikkat çekici. Araştırmaya katılanların %42’lik kısmı, reklamların mobil cihazlarda bilgisayara kıyasla daha sinir bozucu olduğunu düşünüyor. %40 oranında yer alan kullanıcı grubu ise websitelerini mobil cihazlar üzerinden fazla gezmediklerini ifade ediyor.

Ad-blocker kullananların %54’lük kısmı, bu reklam tutarsız ve rahatsız edici olduğunu söylüyor. %47’lik bir kısım ise mobil cihazlardaki reklamların, ekranda çok fazla yer tuttuğunu ve bu yüzden reklam engelleyici kullandıklarını açıkladı.

Araştırmadaki ilginç bir detay ise reklam engelleyicilerin varlığından haberdar olmayan insanların oluşu. Amerika’daki internet kullanıcılarının %52’lik bir kısmı reklamların nasıl engelleneceğini bilmiyor. 

Ad-blocker yazılımlarının karşısındaki en zorlayıcı detaylar arasında bilinirlik ve hatırlanma konuları geliyor. Genelde kulaktan kulağa yöntemler ile tavsiyeler sonrası kullanılan bu tip yazılımların bir çoğu unutuluyor. Ortaya çıkan sonuçlara göre reklam önleyici yazılımların %50’lik bir kısmının kullanım sonrası adı hatırlanmıyor ve kullanıcılar başka çözümlere yöneliyor. 

Özetleyecek olursak, ad-blocker yazılımlarının başlı başına reklamları durdurmak yerine, temelinde yatan başka sebeplerin de olduğunu görmekteyiz.

Sizler ad-block kullanıyor musunuz?

Zuckerberg, Elon Musk’a ağır çaktı!

0

Silikon Vadisi, iki mucize çocuğun kavgasına şahit olacağı günlere gebe olabilir.

Yapay zekaya düşmanlığı ile bilinen Elon Musk ve yapay zeka geliştirmek için milyarlarca dolar harcayan Zuckerberg arasında şiddetli bir çatışma başlayacak gibi görünüyor.

Elon Musk’ın ABD’deki valilerin toplandığı bir zirvede konuşma yaparak devleti yapay zeka çalışmalarını denetlemeye davet etmesi üzerine Zuckerberg çok sert bir çıkış yaptı.

Teknoloji konusunda felaket senaryoları üreten insanları anlamakta zorluk çektiğini dile getiren Zuckerberg, bunun büyük sorumsuzluk olduğunun da altını çizdi.

Elon Musk’ın aksine Zuckerberg, yapay zekanın çok sayıda hayatı kurtaracağını, erken teşhisle hastalıkların tedavisini mümkün kılacağını, trafikteki kazaları önleyeceğini ve insan yaşamının kalitesini artıracağını savunuyor.

Öte yandan Elon Musk da bunları inkar etmiyor ve kendisi de Tesla araçlarında yapay zeka kullanarak araçlarına otonom sürüş teknolojisi entegre ediyor. Ancak Musk devletlerin yapay zekayı silahlandırması halinde veya yapay zekanın “kimin ölüp kimin yaşayacağına” karar verecek bir seviyeye ulaşması durumunda, insanlık için büyük bir tehlikenin başlayacağının altını çizerek devletleri bu tür çalışmalara karşı uyarıyor.

Microsoft Avustralya’da Quantum bilgisayar geliştirecek

0

Microsoft, Sydney Üniversitesi ile birlikte Quantum bilgisayar geliştirmek için 150 milyon dolar bütçeli bir anlaşma imzaladı. 

Microsoft’un Quantum Mimarisi ve Bilişimi (QuArC)  takımınında yer alan ve Pentium 4 işlemcisinin de mimarı olan Douglas Carmean’ın açıklamasına göre, Sydney Üniversitesi’nde yer alan ekip, eşsiz bir Quantum teknolojisi deneyimine sahip. Quantum teknolojisini bilimsel olarak ölçekleyebilen bir teknik geliştiren ekibin deneyimleri sayesinde pratik kullanımı mümkün olan bir Quantum bilgisayar geliştirmek için çalışacak olan Microsoft’un bu ortaklığı Quantum bilgisayar alanında önemli bir adım olarak görülüyor.

Quantum bilgisayarlar sayesinde, özellikle ilk aşamada, bilim insanlarının ve büyük veri ile uğraşan kurumların ihtiyaç duyduğu yüksek işlem gücüne ulaşmak mümkün olacak. Bu da sayısız bilimsel projenin sonuçlandırılması, yeni teknolojilerin çok daha hızlı şekilde hayatımıza girmesi anlamına gelecek. Ticari kurumlar ise Quantum bilgisayarlar vasıtasıyla çok daha gelişmiş ürün ve hizmetler sunmaya başlayabilecekler. Ticari alandaki Quantum uygulamaların yaygınlaşması, işsizliği azaltacak, toplumlardaki refahı artıracak bir etkisi olacak.

Quantum bilgisayar çalışmaları şu anda “minyatürleşme” aşamasında tıkanmış bulunuyor. Bilim insanları, iri boyutlarda Quantum bilgisayarları geliştirebiliyor ancak bunlar 1940’lardaki oda boyutundaki bilgisayarları andırıyor.

Nano boyutlarda işlemciler üretmek içinse 50 yıllık bir çalışma daha yapılması gerektiğine inanılıyor. Bu kadar küçük bir alanda ise Quantum enerjisi Albert Einstein’in tanımladığı şekliyle “ürpertici” bir hal alıyor. Teknoloji firmaları ise bu enerjiyi kontrol altına alarak, mini Quantum PC’leri mümkün kılacak teknolojiyi geliştirmeye çalışıyorlar.

 

Hindistan otonom araçları yasaklıyor

0

Dünya, sürücüsüz otomobillere hazırlanırken, Hindistan Ulaştırma Bakanı bu teknolojinin Hindistan’a girmesine izin vermeyeceklerini açıkladı.

“Bu konuda çok netiz, Hindistan yollarında otonom araç olmayacak. İnsanları işsiz bırakacak hiçbir teknoloji Hindistan’a giremez,” ifadesini kullanan Bakan, böylece halk arasında yaşanan “otonom araç” endişelerini de ortadan kaldırmış oldu.

ABD gibi Hindistan’da da otonom araçların insanları işsiz bırakacağı korkusu yaşanıyor. Ancak ABD’nin aksine, halkı çok fakir olan ve sosyal uygulamaları da çok yetersiz olan Hindistan’da işsiz kalma fikri insanlar için daha ağır bir süreç anlamına geliyor.

Bakanın açıklamalarına göre nüfusu 1,5 milyara yaklaşan Hindistan’da şu anda 2.200.000 şoföre ihtiyaç var. Bazı teknoloji firmaları ise otonom taksiler ve otonom kamyonlarla şoför ihtiyacını karşılamayı planlıyorlar.