Sürücüsüz otomobiller, Las Vegas’ta şova hazırlanıyor!

0

Volvo-self-driving-car

Biz “sürücüsüz otomobil” diyoruz ama yabancılar “self driving car” yani “kendi kendini süren araba” anlamına gelen bir tanım kullanıyor. İşin felsefesini kavramak için bu tanım önemli. Çünkü yeni oluşmakta olan sektör sadece arabaları değil, kendinden sürücünün oluşturacağı ortamı, alanı ve etkileyeceği yüzlerce cihazı ilgilendiriyor.

Çinliler de piyasaya girdi…

Dünyanın önde gelen markaları sürücüsüz araba yapar da Çinliler boş durur mu? Geçen hafta Çinli Baidu, BMW ile birlikte sürücüsüz Pekin yakılarında arabalarını test ettiler. Muhtemel ki onlar da Las Vegas öncesi kendilerinden bahsettirme ihtiyacı hissettiler.

Aslında şimdiden kim ne derse, pek kulak asmayın. Üç hafta sonra her birinin yapabileceği ve ne yaptığı belli olacak.

Las Vegas’taki CES fuarı yanı Tüketici Elektroniği Şovu (Fuarı), mobil ürünlerle dünyada nam salmaya başladı. Mobil şirketler, burada büyük şovlar sergileyip mesajlarını veriyor. Ne yazık ki bu fuarda kendimizden söz ettirecek bir ürünümüz yok.

CES son iki yıldır, giyilebilir ürünler ve akıllı cihazlar konusunda en önemli sergi yeri haline geldi. Aynı şekilde geçen yıl birkaç marka elektrikli araçlarını burada sergileme fırsatı buldu.

Artık elektrikli araçlar yerine sürücüsüz olanları kendinden bahsettirecek. Çünkü, Tesla’nın birkaç ay önce yaptığı gibi, bir güncelleme ile hepsi sürücüsüz araç olabilecek şekilde üretiliyor.

Her araç sürücüsüz olabilecek!…

Bunda, Google’ın yaptığı testlerin büyük rolü olduğu söylenebilir. Aynı şekilde, ScanLab projelerinden biri olan LIDAR ile her araç sürücüsüz hale gelebilir. Bunun için de öyle büyük paralar ödemeniz gerekmiyor. 75 bin dolar değerinde cihazı alarak, otomobilinizi sürücüsüz yapabilirsiniz.

Haliyle bu prototip fiyatı oluyor. Eğer LIDAR bunu seri üretime sokabilirse, her biri 500 doların altına inebilecek.

Beş yıl içinde, akıllı sensörler olarak tanımlayabileceğimiz bu cihazı, seri üretimle 100 doların altına bile indirebileceklerini öngörüyorlar.

Bunun seri üretimini kimin yapacağına haliyle ScanLab karar verecek. Sürücüsüz otomobiller konusunda sessiz bir yarış bütün hızıyla sürüyor. Dün arkadaşımız Hakki Alkan, elektrikli arabaların öncüsü Tesla’ya yeni bir rakip geldiğini yazdı. Gerçekten de Faraday Future şirketi, hummalı bir çalışma içinde ve Las Vegas’ta en çok konuşulacak şirket olacağının işaretlerini veriyor.

Tesla’nın 5 önemli teknik yöneticinin yanı sıra BMW’den de transfer yapan Faraday Future ekibine en son Airbnb’nin kurucusu Brian Chesky‘i de dahil etti. Airbnb şirketi, tatile çıkacaklara bütün dünyada alternatif konaklama imkanları sunan, ilginç bir şirket.

Las Vegas’ın kuzeyinde 3 bin dönüm alana fabrika kuran Faraday Future, “Oyunun kurallarını değiştireceğiz” diyerek projesini hazine gibi saklıyor. Ancak vizyonlarına bakacak olursak, sadece otomobille ilgilenmiyorlar. Anlaşılan bir tedarik şirketi de olacaklar. Çünkü etkileşimle ve anlık paylaşımlı bir çevreden söz ediyorlar.

Ekip madem Tesla’dan geldi, öyleyse Tesla’dan daha ileri bir teknoloji ortaya koymadıkları takdirde, ilk sunumda şanslarını kaybederler.

Karayollarına mesaj var!…

Eğer sürücüsüz otomobiller deyince ortamdan bahsetmek büyük önem taşıyor. Eğer karayollarınız, bu araçlar için hazır değilse, buna yönelik doğru bir navigasyon yazılımı yoksa dünyanın en iyi teknolojisi ancak ilk köşeye kadar gidebilir.

Bence her ülke olduğu gibi Türkiye yolları da bundan böyle akıllı cihazlar ve sürücüsüz otomobillere uygun olacak şekilde ihale edilmeli ve yapılandırılmalı. Aksi takdirde, ileride akıl almaz kamu yükü doğacaktır.

Trafik işareti, yol çizgileri, geçiş platformları, yol kenarı bilboardlar, ikmal istasyonları, kamu binaları ve kamuya açık alanlar gibi yüzlerce cihaz, nesne akıllanmasa gerekiyor ve bilgileri araçlara tanımlanması gerekiyor.

İşin bir diğer boyutu da otomobil içindeki yolculara yönelik olacak. Eğer yolcular, aracın sürüşü ve yol durumuyla ilgilenmeyecekse, yolculuğunu nasıl değerlendirecek? Tablet, müzik, navigasyon, interaktif iletişim platformları hizmete girmelidir.

İşte CES 2016 buna da cevap veren onlarca şirketin kendini anlatma fırsatı bulacağı bir yer olacak.

Peki, Las Vegas CES 2016 Las Vegas’ta hangi markalar ve şirketler yer alacak?

Geleneksel markaların sürücüsüz otomobiller konusunda ne yaptığına gelmeden önce, en taze haberlere dikkat çekelim…

Akıllı telefonlar ile Apple’a rakip olduğunu gösteren Samsung, sürücüsüz otomobili ile de artık kendinden bahsettireceğini gösterdi. Söylentilere göre Apple, 2018 yılında başlayacağı sürücüsüz otomobil test sürüşlerini başlatıp, 2020 yılında trafiğe çıkaracak. Samsung, bu tarihten önce aracını piyasaya sürebilecek.

Ya Google neler yapıyor?

En deneyimli geliştirici olarak, test sürüşleri devam ediyor ve sürekli güncellemeler ile yol deneyimlerini ve navigasyon bilgileri geliştiriyor. Ancak otomobillerin ne zaman piyasada satılacağına dair bir bilgi yok.

Acaba, Google mobil yazılımda oluşturduğu Android platformu gibi bir altyapı mı sağlamaya çalışıyor? Patentlerini paylaşır ve üreticilere yazılım desteği sağlar. GoogleGlass yanı akıllı gözlükteydi gibi geri adım atabilir.

Uzmanlara göre sürücüsüz otomobiller dediğimiz bu alan Google, Mercedes, Audi ve Volvo tarafından yönlendirilecek gibi görünüyor. Çin’in Baidu ve Güney Kore’nin Samsung şirketlerinin çıkışı bu planı bozmuş olabilir.

Tesla’yı da hesaba katmakta fayda var.

Çünkü halen en uzun ömürlü araç pilleri onlarda bulunuyor. Diğer taraftan, sürücüsüz deneyimi test ötesine taşıyıp, reelde uygulatan ilk marka da oldu. Şu anda, sürücüsüz deneyim, yasal sorunlar sebebiyle tavsiye edilmediğini de unutmayalım.

Mercedes ve Audi, geçen yıl Silikon Vadisi’nden Las Vegas’a 550 millik bir sürüş deneyimi yaşatmıştı. Bu yıl ne yapacağını birlikte göreceğiz.

Emisyon sebebiyle Volkswagen grubu, bu yıl Amerika’da büyük itibar kaybı yaşadı. Dünyanın en büyük motorlu araç şirketi olan Volkswagen, sanırım çok yakın bir sürede kendini toparlayıp, sürücüsüz otomobiller konusunda bir atağa geçecektir.

Hyundai acele etmiyor!

Yine Güney Koreli Hyundai, sürücüsüz otomobiller sektöründe bilgisayar çipleri ve araçların gelişimi için ekipmanlar ve sensörler geliştirmeyi hedeflediğini duyurdu. Hyundai kendi aracını üretme konusunda acele etmeyecek görünüyor.

Volvo’nun iddiasını öncelikle sigorta ile duyurmayı seçti. Eğer aracı kaza yaparsa, sigortasını Volvo kendisi ödeyecek. Kaza yapmayacağı araçlarının 2017’de testlere başlayacağını ve 2020’de de trafiğe çıkacağı takvimini ortaya koydu.

Yukarıda da söylediğim gibi, CES 2016’da sadece otomobil markaları yer almayacak. Mesela, tablet klavyeleri ile tanıdığımız Logitech, sektörde olduğunu gösterecek ürünlerini burada tanıtacak.

Sonuçta Ocağın ilk haftasında sürücüsüz otomobiller konusunda biz neredeyiz, dünya nerede önümüze konulacak. Günlük sorunlar içinde boğuşurken, yepyeni bir alanı daha kaçırmak üzereyiz…

Sizce yerli otomobilciler ne yapacak?

Tor, o ismi işe aldı

0
Fransa’da yaşanan terör eylemleri sonrasında Fransa’nın kullanımını engellemeyi planladığı Tor servisi, Fransız hükumetinin şimşeklerini üstüne çekse de dünya çapında dijital özgürlüklerine büyük önem veren gazeteciler, araştırmacılar, insan hakları savunucularu, sivil toplum örgütü çalışanları tarafından büyük yoğunlukta kullanılıyor. tor Özellikle düşünce alanında baskıların uygulandığı ve devletlerin internet trafiğini çok sıkı denetlediği (bunların arasında ABD de bulunuyor) ülkelerde, iktidarların hoşuna gitmeyecek araştırmalar yapan, özgürlük söylemlerine sahip kullanıcılar için Tor servisi hayati önem taşıyor. Bu servisin sağladığı anonim bağlantı imkanı sayesinde izlenmeden, kimliklerini gizleyerek, yazışmalarının okunması endişesi taşımadan iletişim kurabilen ve internet üzerinde sörf yapabilen kullanıcılar da Tor’un bel kemiğini oluşturuyor. Tor servisi şimdi, kullanıcılarına daha iyi hizmet verebilmek ve güvenlik endişelerini minimuma indirip daha pratik, daha hızlı, daha kullanışlı servisler sunmak için, dijital özgürlükler alanındaki söylemleriyle bir efsaneye dönüşen Shari Steele’i, Sorumlu Yönetmen göreviyle işe aldı. Daha önce Electronic Frontier Foundation (EFF) bünyesinde görev yapan Steele, EFF’nin 10 yıl önce Tor servisi için fon sağlamasına büyük katkıda bulunup Tor’un yaratılmasına büyük rol oynamıştı. Ayrıca güvenli ve gizli bağlantı sunan HTTPS protokolünün standart hale gelerek yaygınlaşması için de EFF bünyesinde önemli girişimlerde bulunmuştu. Steele’in şimdi Tor’u daha yaygın kullanılan, daha pratik, daha güvenli ve daha hızlı bir ağ haline getirmek için çalışacağı tahmin ediliyor.  

Yapay zeka için gönüllü şirket kuruldu

0

Yapay Zeka çalışmaları, günümüzde dev firmalar önderliğinde geliştirilen nadir ve önemli bilim dallarından biri olarak görülüyor. Ancak bu durumdan farklı olarak OpenAI isimli şirket, kar amacı gütmeyen prensibi ile, aktif çalışmalara başlayacağını duyurdu.

Kısa bir süre önce varlıklarını dünya ile paylaşan OpenAI, şirket yapısı ve finansal durumları ile ilgili detayları paylaştı.

OpenAI tarafından aktarılan bilgilere göre, söz konusu bu kar amacı gütmeyen Yapay Zeka şirketi, herhangi bir gelir kaygısı olmadığı için, asıl amaçlarına daha net odaklanarak çalışmalar gerçekleştirebilecek.

Öte yandan şirketin yaptığı açıklamalardan en dikkat çeken nokta ise, insanlık için Yapay Zeka çalışmaları gerçekleştirecekleri vurgusu oldu.

Yaptığı açıklama ile OpenAI, Yapay Zeka çalışmalarının çok şaşırtıcı sonuçlar doğurabildiğini, kendilerinin de bu çalışmaları, insanlık hizmeti için üstleneceklerini belirtti.

Zorlu bir süreç içerisine girdiklerinin de altını çizen OpenAI, kar amacı gütmeyen felsefeleri ile, toplum tarafından da, ilgili ve tecrübeli kimselerce destek göreceklerini umduklarını anlattı.

Öyle görünüyor ki OpenAI isimli şirket, Yapay Zeka çalışmalarına farklı bir açıdan yaklaşmayı planlıyor. Zira günümüzde Google gibi isimlerin dahi, Yapay Zeka çalışmalarını sürdürüyor. Lakin bu çalışmalara, önemli isimlerin de karşı olduğu da biliniyor.

Dolayısıyla OpenAI, “insanlık için” vurgusuyla nasıl bir yol izleyecek, daha şimdiden merak konusu olmuş durumda…

Twitter daha fazla reklam gösterecek

1
Twitter reklamlarını görmeye hepimiz alışığız ancak bu sefer sosyal medya devinin hedefi daha yüksek. Dün yapılan açıklamayla siteye giriş yapmamış insanlara da reklam gösterileceği duyuruldu. Bu da firmanın tahminine göre ayda 500 milyon kişi demek oluyor. twitter-reklam[1]Test edilen bu yeni program ile birlikte profil sayfalarında ve özel tweet gösterimi yapılan sayfalarda, tweet’lerin arasına reklam yerleştirilecek. Bu da demek oluyor ki birisi Google yoluyla bir tweet gördüğünde ya da bir yazının içinde tweet görüntülendiğinde, giriş yapılmamış dahi olsa reklam oynatılabilecek. Ayrıca bu reklamlar sadece masaüstü kullanımında görülebilir olacak. San Francisco merkezli sosyal medya sitesi Twitter’a göre uygulamalar üzerinde ve Twitter sitesi dışında tweet görüntüleyen ve kullanan yarım milyar insan var. Firmanın CEO’su Jack Dorsey, giriş yapmayan kullanıcılar üzerinden para kazanmanın yollarını anlatıyor. Böylece firma bu insanlara reklam gösterimi yaparak, daha fazla reklamcı ve para çekecek. Twitter, bu yeni reklam taktiğini önümüzdeki günlerde Amerika, İngiltere, Japonya ve Avustralya’da kullanıma sunacak.   Kaynak: ShiftDelete.Net

Tesla’nın rakibi sahneye hızlı girdi!

0
faraday ABD’li girişimci Elon Musk’ın elektrikli otomobil üreten ünlü firması Tesla, sadece birkaç sene önce insanların çok da ciddiye almadığı, “birkaç zenginin oyuncağı” olarak görülen elektrikli otomobilleri, ABD’de en çok satılan otomobiller arasına sokmayı başardı. Bugün dünya yollarında sayısız Tesla otomobili görülebilirken Tesla bu başarıyı daha da ileri götürmek için bir şişe ağzını geçebilmek zorunda: Pil üretimi… Önümüzdeki yıldan itibaren yıllık 500 bin araça üretim seviyesine çıkmak isteyen Tesla bu amacı gerçekleştirebilmek için araçlarına monte edeceği piller bulmak zorunda ancak dünyadaki pil üretim kapasitesi Tesla’nın planları ile uyuşmuyor. Dolayısıyla, Tesla’nın daha fazla otomobil üretebilmesi için öncelikle pil kıtlığını geçebilmesi lazım. Elon Musk da bu amaçla, kendi pilini üretmeye karar verdi ve dünyanın en büyük fabrikasını kurmak için inşaata başladı. Bu dev fabrika hem dünyanın pil üretim kapasitesini iki katına çıkaracak, yani tüm dünyanın mevcut Li-ion pil üretim kapasitesi kadar bir kapasiteye sahip olacak fabrika sayesinde Tesla’nın otomobillerine yeterince pil üretilebilecek. Aynı fabrikada otomobil, güneş enerjisi panelleri ve Tesla’nın diğer ürünleri de geliştirilip üretilecek. Fakat şimdi Tesla’nın karşısında önemli bir rakibi de var. Tesla’nın hızlı büyümesinin farkına varan yatırımcılar, bu yağlı kapıdan kendilerine de ekmek çıkacağını fark ettiler ve Çinli milyarderlerin istiflediği dolarlardan fonlanan Faraday Future şirketi kuruldu. Elektrikli otomobil üretecek olan Faraday Future ilk prototipini birkaç hafta sonra düzenlenecek CES fuarında görücüye çıkaracak. Fakat otomobil üretme işi ciddi bir mesele ve prototip üreten herkes otomobil üretebilir diye bir kural yok. Bunun için ciddi bir alt yapı yatırımı ve güçlü bir fabrikaya ihtiyaç duyuluyor. İşte Faraday Future’un “yapacağım, edeceğim” diyen diğer adaylardan farkı burada ortaya çıkıyor. O bahsini ettiğimiz Çin kaynaklı milyar dolarların akacağı yerlerden biri, Faraday Future’un fabrikası olacak. Planları ve çizimleri basınla paylaşılan yeni fabrika, Tesla’nın giga fabrikasına rakip olabilecek boyutlarıyla medyanın büyük ilgisini çekti. Faraday Future, fabrikayı kurduktan sonra Tesla’y ciddi bir rakip olarak elektrikli otomobil pazarında önemli bir yer edinecek gibi görünüyor ancak bu fabrikanın asıl önemi, pil üretiminde olacak gibi görünüyor. Eğer Faraday Future fabrikanın kapasitesini pil üretimi için kullanacak olursa, dünyanın Li-ion pil üretim kapasitesi beklenmedik şekilde artmış olacak ve bu da pil fiyatlarının düşmesi anlamıan gelecek. Bir diğer deyişler, mobil cihazların en önemli maliyet kalemlerinden biri olan ve çok uzun yıllardır gelişme göstermeyen pil teknolojisinde önemli sıçramalar ve fiyat düşüşleri beklemek şaşırtıcı olmayacak. Elbette elektrikli otomobillerin maliyetinin düşeceğinden ve bu araçların hızla yaygınlaşacağından bahsetmiyorum bile. Şimdi, Ocak ayındaki CES fuarını heyecanla bekliyoruz.  

IBM Identity Mixer kimlik hırsızlığına savaş açıyor

0
960-ibm-develops-identity-mixer-to-protect-sensitive-user-data[1] Bluemix üzerinde kullanıma sunulan IBM Identity Mixer, geliştiricilerin kimlik hırsızlığına karşı mücadele eden uygulamalar oluşturmasını sağlarken, kullanıcıların da kişisel gizliliğini koruyarak uygulamalara kolay erişmelerini sağlıyor. Geliştiricilerin IBM Bulut platformu olan Bluemix üzerinden erişebildikleri Identity Mixer, yıllarca süren kriptografi araştırması temel alınarak oluşturuldu. Ayrıca mobil ve web uygulamalarda kişisel veri paylaşımının sonucunda meydana gelen kimlik hırsızlığını azaltmaya yardımcı olan araç, algoritmaları kullanarak geliştiricilerin, “sıfır bilgi ispatı” olarak da bilinen, kişisel veri toplamadan kullanıcıların kimliklerini doğrulayabilen uygulamalar oluşturmalarına imkan tanıyor. Çoğu zaman kullanıcıların, ücretli abone ve reşit olduğunu doğrulamasını gerektiren çeşitli uygulamalara doğum tarihi ile birlikte ad-soyad, bulundukları yer gibi gerekli olmayan birkaç kişisel ayrıntıyı yazmaları isteniyor. Ancak yeni uygulama, Identity Mixer kullanarak, başka hiçbir ayrıntı toplamaya ve etkileşim kurmaya gerek olmadan basit bir şekilde kullanıcının belirli bir yaş üzerinde ve abone olduğuna ilişkin iddialarının gerçekliğini doğrulayabiliyor. Kişisel olarak tanınmaya yol açan başka bilgiler verilmediği için şirketlerin bu veriyi koruma ve verinin güvenliğini sağlama yükü kalmıyor. Ayrıca, kullanıcı verilerinin kötü niyetli üçüncü kişilere açık olması riskini ortadan kaldırıyor. İsviçre’nin Zürih şehrinde bulunan IBM Araştırma tesislerindeki bilim adamları tarafından geliştirilen Identity Mixer, kullanıcıların açık anahtar oluşturmasını isteyerek, onların kimliklerini doğruluyor. Her kullanıcının birden fazla açık anahtar veya kimlik ile uyuşan tek bir gizli anahtarı bulunuyor. Böylece hiçbir gizlilik açığı verilmemiş oluyor.

e-ihracatın Yol Haritası

0
ebay_shopping PayPal’ın e-ihracatın girişimcilere ve Türkiye ekonomisine kazandıracağı gerçeğinden yola çıkarak hem büyük hem küçük ve orta ölçekli işletmeleri, hatta bireyleri sınır ötesi online ticarete yönlendirmek için başlattığı e-ihracat seferberliği sürüyor. Bu kapsamda PayPal araştırma şirketi Ipsos ile birlikte, Türkiye dahil 29 pazarda* 23 bin tüketiciyi kapsayan Sınır Ötesi Alışverişte Tüketici Alışkanlıkları çalışmasına imza attı. 10 Aralık’ta İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında tanıtılan Sınır Ötesi Alışverişte Tüketici Alışkanlıkları araştırması, e-ihracatta mobilin ağırlığından farklı ülkelerdeki tüketicilerin yurt dışından satın almayı tercih ettikleri ürünlere, sınır ötesi ticaretin önündeki en önemli engellerden Türkiye’deki girişimciler açısından en büyük potansiyeli taşıyan pazarlarla ilgili önemli bilgiler içeriyor. Orta & Batı Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Genel Müdürü Sarah Clark açılış konuşmasında şunlara değindi: “PayPal Türkiye’de 2011 yılından bu yana hizmet veriyor. Geçtiğimiz 4 sene içerisinde hem büyük hem küçük ve orta ölçekte bir çok işletmenin ürünlerini dünyaya ulaştırmalarına olanak sağladık. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyadaki gelişmekte olan pazarlar, e-ticaret alanında ciddi bir büyüme kaydediyor. Ve bu durum hem girişimciler hem KOBİ’ler hatta bireyler için önemli bir potansiyel oluşturuyor. Türkiye hem konumu, hem de kaliteli ve çeşitli üretimiyle bölgenin çekim merkezi. Bundan sonraki en önemli konu, işletmelerin ve girişimcilerin küresel e-ticaret fırsatını nasıl kullanabilecekleri. Biz de bununla ilgili olarak e-ihracat yapan ya da yapmak isteyen herkes için buradayız. Bugün global olarak gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi alışverişte tüketici alışkanlıkları raporunu e-ihracatçılar için bir yol haritası olması adına sizlerle paylaşıyoruz.” 2018’de yurtdışındaki web sitelerinden yapılan alışveriş hacmi 130 milyona ulaşacak 2014 yılı verilerine göre dünyadaki yaklaşık 90 milyon kişi yurtdışındaki web sitelerinden düzenli olarak alışveriş yapıyor. 2018’e gelindiğinde ise bu rakamın 130 milyona ulaşması bekleniyor. Dünya e-ticaret sektörü, global olarak bakıldığında 2 trilyon dolar civarında; bunun 200 milyar doları sınır ötesi alışverişten geliyor. 2018 yılında ise bu rakamın 300 milyar doları aşacağı öngörülüyor. E-ihracat, ek gelir hedefiyle işe girişenlerden yeni pazarlara açılarak büyümek isteyen şirketlere kadar herkes için bir fırsat olarak görülüyor. Sınır ötesi alışverişte en çok harcayanlar: ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Sınır Ötesi Alışverişte Tüketici Alışkanlıkları araştırmasına katılan 23 bin kişinin yüzde 70’i, son 12 ay içerisinde en az bir kere online alışveriş yaptığını söylüyor; yüzde 50’si başka ülkelerden ürün aldıklarını belirtirken, yüzde 10’u alışverişlerini sadece sınır ötesi ülkelerden yaptıklarını söylüyor. Dünya genelinde sınır ötesi alışverişçilerin en çok tercih ettikleri beş ülke ise ABD (%25), Çin (%19), İngiltere (%14), Almanya (%11 )ve Japonya (%5). Rapor, 2015 itibarıyla sınır ötesi alışverişte en çok harcayanların ise ABD (27 milyar dolar), İngiltere (19 milyar dolar), Fransa (10 milyar dolar), Almanya (10 milyar dolar), Ortadoğu ve Kuzey Afrika (toplam 15 milyar dolar) olduğuna işaret ediyor. Araştırma sonuçları göre Türkiye; Hollanda, Rusya, Polonya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın “en çok sınır ötesi alışveriş yapılan ülkeler” listesinde ilk 10’da yer alıyor. E-ihracatta da mobil kullanım artıyor Mobil internetin ve mobil uygulamaların gelişimi sayesinde tüketiciler alışverişlerini istedikleri yerde, istedikleri zaman yapabilme özgürlüğüne erişti. PayPal’ın 2014 yılı sonuçlarına göre tüm dünyada mobil bir cihaz üzerinden gerçekleştirilen toplam PayPal işlem sayısı bir önceki seneye göre yüzde 68’lik artışla 1 milyar işlem adedine ulaştı. ABD, İngiltere ve Batı Avrupa ülkelerindeki tüketiciler yurtdışı online alışverişlerinde mobil cihazları masaüstü bilgisayarlara göre daha fazla kullanıyor. ABD’de yaşayan kullanıcıların sınır ötesi alışveriş alışkanlıklarına bakıldığında, kullanıcıların yüzde 36’sının sınır ötesi alışverişlerini mobil üzerinden gerçekleştirildiği görülüyor. Bu rakamı yüzde 33 ile İngiltere takip ediyor. Uygun fiyat tüketiciyi sınır ötesine çekiyor Tüketicilerin sınır ötesinden alışveriş yapma nedenlerine bakıldığında ilk fiyat avantajı geliyor. Araştırmaya katılanların yüzde 47’si sınır ötesi alışveriş yapmaları için güvenli ödeme yöntemlerinin “olmazsa olmaz” olduğunu söylüyor. Aynı zamanda ortalamada yüzde 50 ile ücretsiz kargo, e-ihracatçı için önemli bir tercih sebebi olarak öne çıkıyor. Tüketicilerin sıraladıkları sınır ötesine yönelmelerine neden olan beş sebep içerisinde kendi ülkelerinde bulamadıkları ürünler de var. Dünya genelindeki tüketicilerin %41’i bu sebebi belirtirken, özellikle Almanya, Avusturya ve İsviçreli tüketicileri için bu oran daha da yükseliyor. Bununla birlikte satın alınan ürünün orijinal olması da tüketiciler için önemli. Ödemede güvenlik ve rahatlık önemli Yurtdışı online alışverişlerde tercih edilen ödeme yöntemini belirleyen faktör ise güvenlik. Dünya genelinde sınır ötesi alışveriş yapanların en çok tercih etttikleri ödeme sistemi ise yüzde 67’lik oranla PayPal. Tüketicilerin PayPal’a yönelmelerinin en önemli nedeni ise güvenli bir yöntem olması. Kişisel ve finansal bilgilerini paylaşmadan, rahatça ödeme yapabilmek ve kendi yerel banka hesabı ve ödeme araçlarını kabul ediyor oluşu kullanıcıların PayPal’ı tercih etme nedenleri arasında yer alıyor. Sınır ötesi alışverişin gözdesi, giysi, elektronik ve seyahat Sınır Ötesi Alışverişte Tüketici Alışkanlıkları analizine göre dünya genelinde sınır ötesinden en çok giysi alışverişi yapılıyor. Batı Avrupalı tüketiciler giysilerini sınır ötesinden satın almayı tercih ederken gelişmekte olan pazarlardaki tüketiciler dijital ürünleri ve giysileri sınır ötesinden alıyorlar. Buna karşılık Ortadoğulular elektronik, seyahat ve giysi alışverişlerini hem online hem de sınır ötesi olarak yapmayı tercih ediyor. Avrupa bölgesinde tüketicilerin yüzde 50’den fazlası için alışveriş yaptıkları ülkenin yurtdışında olup olmaması önem taşımıyor Dünya genelinde tüketicilerin yüzde 64’ü yurtdışından alışveriş yaparken büyük online mağazaları tercih ettiklerini söylüyor. Özellikle Amerika’da yaşayan tüketiciler için global pazar yerlerini kullanma oranı yüzde 69. Ankete katılan tüketicilerin yüzde 61’i ise ürün fiyatları iyi olduğu sürece nereden satın aldıklarına önem vermiyor. Tüketiciler ana dillerinden farklı dillerde hizmet veren sınır ötesi sitelerden alışveriş yapsalar da, kendilerini rahat hissetmediklerini söylüyorlar. Kargo masraflarını düşürmenin yollarını arıyorlar Sınır ötesi alışverişte tüketicilerin en fazla dikkat ettikleri konuların başında kargo geliyor. Tüketiciler uluslararası gönderim için ödedikleri bedeli düşürmek için farklı yollar arıyorlar. Ankete katılan tüketicilerin yüzde 50’si ‘Ücretsiz Kargo’ seçeneğinin alışverişe yönlendiren önemli nedenlerden biri olduğunu söylüyor. Tüketicilerin yüzde 38’i ise; ‘Ücretsiz iade’ seçeneğinin önemli olduğunu belirtmiş. PayPal bu konuda tüketicinin iade ve kargo ücretlerini Fransa, Hollanda, İsveç ve daha birçok Avrupa ülkesinde karşılıyor. Kargo masraflarını düşürmek isteyen tüketicilerin bir kısmı kişiye özel adres hizmeti sağlayıcılarını kullanıyor. Tüketiciler bu şekilde farklı mağazalardan aldıklarını kendilerine toplu olarak göndertip kargo maliyetini azaltırken, gümrük ile ilgili karşılaşabilecekleri sorunları da bu özel hizmet ile çözebiliyorlar. Hatta alışveriş yapılan e-ticaret sitesi tüketicinin adresine ürün göndermiyor bile olsa, bu tip kişiye özel adres hizmeti sağlayan firmalar ile ürünler istenilen adrese teslim ediliyor. Ankete katılan tüketicilerin 4 bin’den fazlası bu tip kişiye özel adres hizmeti sağlayıcılarını tercih ettiklerini belirttiler. Bir diğer yöntem ise alışveriş yaptıkları ülkede yaşayan akraba ve arkadaşlara gönderim yapmak oluyor. Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Direktörü Kıvanç Onan şöyle konuştu: “E-ihracat Türkiye’deki iş yerleri ve girişimciler için önemli bir fırsat; Türkiye’nin 400 milyon dolar civarındaki e-ihracat hacmi önümüzdeki birkaç yıl içerisinde 3 milyar dolar seviyelerine yükselebilir. Türkiye’de PayPal kullanan iş yerlerinin yüzde 84’ü dış pazarlara satış yapıyor. Ve bu şirketler sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin 77 kentine yayılmış durumda. PayPal olarak bunun bir parçası olmaktan ve destek vermekten gurur duyuyoruz.” Sınır ötesi ticarette başarıyı yakalamak için girişimcilerin öncelikle özgün ürünler ve avantajlı fiyatlar sunmaları gerektiğinin vurgulandığı araştırmada ayrıca ücretsiz ve zahmetsiz iade, uygun fiyatlı ve hızlı kargo, yerel dilde web sitesi ve müşteri desteği, teslimat takibi, mobil uyumlu süreçler, güvenli ve tercih edilen ödeme yöntemlerinin kullanılmasının önem taşıdığına dikkat çekiliyor. Raporun hem e-ihracata yeni başlayacak girişimcilerin hem halihazırda e-ihracat yapanların sınır ötesi online ticarette rekabet gücünü artıracak pek çok ipucu barındırdığına dikkat çeken Onan sözlerini “E-ihracatta gördüğümüz büyük potansiyeli tüm Türkiye’ye anlatmak ve başlattığımız seferberliğimizle e-ihracatı herkesin yapabileceğini göstermek istiyoruz. Bu raporun e-ihracat yapan her ölçekteki girişimci için bir el kitabı olacağına inanıyoruz” diye noktaladı.

Cisco Collobration Summit 2015 Değerlendirmesi

0
cisco spark Cisco’nun San Francisco’da düzenlediği Cisco Collobration Summit 2015 etkinliği çok önemli ürün ve hizmetlerin tanıtıldığı bir etkinliğe dönüştü. Özellikle de bir oyun değiştirici olarak tanımlanabilecek olan anında mesajlaşma yazılımı Spark, güvenli, hızlı ve pratik özellikleriyle iletişim alanında büyük ilgi çekecek bir ürün olarak etkinliğe damgasını vurdu. Videomuzda, etkinlik hakkındaki değerlendirmelerimizi seyredebilirsiniz.
 

E-Ticaret araştırma sonuçları yayınlandı

0
2015 yılı itibariyle online alışveriş, geniş kitlelere ulaşmaya ve bu yayılma sürecini hızlandıran bir yapı kazandı. Bu noktada bir veri elde etmek isteyen Turkcell ve Ipsos, e-ticaret araştırması ile kişilerin online alışveriş ile ilgili düşüncelerini belgeledi. Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre ortaya çıkan en bariz bilgiler; kişilerin e-ticaret kullanmasını sağlayan en önemi etkenlerin, güven, uygun fiyat ve iade kolaylığı olduğu açığa çıkıyor. Ipsos tarafından yayınlanan sayısal verilere göre ise Türkiye genelinin yüzde 14’lük bir bölümü, online alışveriş yapmayı tercih ediyor. Detaylarında ise bu yüzde 14’lük kısım içerisindeki dağılım; her üç kişiden birinin 15-25 yaş arası, alışveriş yapan dilimin yüzde 50 oranının 15-35 yaş arası ve en çok alışveriş yapan kitlenin ise öğrenciler olduğu beliriyor. Yine söz konusu bu yüzdelik kesimde öğrenciler dışında yer alan online alışveriş yapan bireylerin büyük çoğunluğu, özel sektörde çalışan kimselerden oluşuyor. 15-12/10/news_1-e-ticaret-verileri-aciklandi-2015.png Kullanıcıların online alışveriş aracı kullanım oranları ise %yüzde 15 cep telefonu, yüzde 5 tablet ve yüzde 80 bilgisayar olarak şekilleniyor. Mobil alışveriş yükselişte! Bu dağılım ile ilgili olarak dikkat çeken e-ticaret araştırma verisi ise, online alışveriş yapan bireylerin, alışverişlerinin yaklaşık %50-60’lık bölümünü, mobil aracılığıyla gerçekleştiriyor olması! Online alışveriş yapan bireylerle ilgili bir diğer detay ise; bireylerin online alışveriş yapamadan önce, alacaklarını ürünleri mağazalara giderek incelemeleri oluyor. Bu durumu, online alışveriş yapan her 5 kişiden 1’i uyguluyor. Özet olarak elde edilen verilere göre, kullanıcıları online alışverişe iten önemli nedenler; kolay iade ve uygun fiyat olarak öne çıkıyor. Araştırmanın Turkcell tarafında ise Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Murat Erkan, 2016 yılı kapsamında 4.5G ile birlikte, söz konusu mobil alışveriş yüzdesinin artacağını, genel olarak ise e-ticaret pazarının genişleyeceğini öngördüğünü açıklamış oldu.

Kuantum Bilgisayar, 100 milyon kat daha güçlü

0
Google’ın, özellikle Yapay Zeka çalışmaları için yoğun olarak gelişimi üzerine çalışmalar yaptığı The D-Wave isimli Kuantum Bilgisayar, gelişim göstermeye devam ediyor. Son gelen bir açıklamaya göre Google, NASA ile çalışmalarını sürdürdüğü D-Wave 2X Kuantum Bilgisayar gücünü, geleneksel tek çekirdek bit işleme hızını, yaklaşık 100 milyon katına kadar çıkarmış durumda! NASA_Ames-Cleantech_Institute-490px NASA’nın, Kaliforniya’da bulunan Ames Araştırma Merkezi kapsamında kullandığı D-Wave ile ilgili, Google Mühendislik yöneticisi Hartmut Neven, kullandıkları kuantum işlemcinin bit işleme ve derleme gücünün, geleneksel işlemcilere göre 100 milyon kat gücüne ulaştığını açıkladı. Bu açıklama ile Google, aynı zamanda Intel’e de bir gönderme de bulunmuş olarak kabul ediliyor. Zira Google, Kuantum Bilgisayar çalışmaları için, yonga üretimi konusunda yüksek tecrübesi olan Intel ile aynı masaya oturmayı tercih etmeyerek, kendi özgün laboratuvarını oluşturmuştu. Bunların dışında Google Donanım Programı yöneticisi John Martin; D-Wave Kuantum Bilgisayar gelişimi için, kuantum bilgisayarların gelişiminin çok zor bir iş olduğunu, bundan ötürü gelişim süreci boyunca hiçbir şekilde ne maddi ne de herhangi farklı bir konuyu endişe etmeyerek, çalışmalarını sürdürdüklerini vurguladı. The D-Wave 2X ise, elde ettiği bu muazzam bit işleme gücü ile, NASA’nın uzay çalışmalarına öncülük etmeye devam edecek.

Çinliler de sürücüsüz otomobil işinde!

1
baidu Sürücüsüz otomobil teknolojileri alanında yeni bir firma daha, ben de varım dedi.  Çin’in Google’ı olarak bilinen Baidu’nun geliştirdiği otonom sürüş teknolojisinin son testleri, beklenenden de iyi geçti. Şirketin Beijing’deki merkezinde başlayan ve 19 kilometre boyunca hiçbir otomobille sorun yaşamadan gerçek trafik içinde kendini kanıtlayan test aracı, Çin’li devin yakında kızışacak otonom otomobil pazarında var olacağını ispat etti. Modifiye edilmiş bir BMW 3 ile yapılan test boyunca aracın hızı 100 km/s’e kadar çıktı. Farklı yol formatlarının karıştığı özel bir rotayı test eden Baidu yöneticileri otomobil çok rahat şekilde sağdan/soldan geçmeleri, U dönüşlerini yapabildiğini, kavşaklardan dönerek şehir trafiği içine sorunsuzca kazanabildiğini görünce başarılarını basınla da paylaştılar. Baidu’nun otonom sürüş teknolojisinin AutoBrain ismini taşıyor ve söz konusu sistemde yolu 3D olarak algılayacak sensörler kullanılmış. Öyle görünüyor ki, gelecekte özellikle Çin yapımı otomobiller, AutoBrain sistemiyle entegre olarak piyasaya çıkacaklar.

Visa ile Swatch saatlerinden ödeme ortaklığı

0
swatch-brings-visa-to-your-wrist-wireless-payments-via-nfc Önümüzdeki yılın ilk aylarında pazara sunulması planlanan BELLAMY, Visa ödemelerinin kabul edildiği, dünyanın tüm temassız ödeme noktalarında kullanılabilecek. Dünyaca ünlü işlevsel Swatch tasarımı ile Visa’nın ödeme teknolojisini buluşturan BELLAMY ödemelerde yeni bir dönemin başlangıcı olacak. BELLAMY adını “Geçmişe Bakış 2000-1887” adlı romanın Amerikalı yazarı Edward Bellamy’den alıyor. Bellamy, 1888 yılında yayınlanan romanında kredi ve banka kartlarının nakdin yerini aldığı ütopik bir dünya kurgulamıştı. Aynı zamanda Fransızcada “iyi arkadaş–bel ami” anlamına da gelen BELLAMY, kullanıcılar için iyi bir ödeme “arkadaşı” olacağının da mesajını veriyor. BELLAMY, Swatch’ın bilinen eğlenceli, renkli ve tasarım özelliklerini taşımakla birlikte kadranında tüketicilerin satış noktalarında temassız ödeme yapmalarına imkan verecek bir NFC çip içeriyor. Temassız NFC teknolojisi, yüksek frekanslı radyo dalgaları kullanarak elektronik cihazların genellikle 10 cm’den daha bir kısa mesafede haberleşmelerini sağlıyor. Kol saati ile yapılan ödeme işlemleri herhangi bir güç kaynağına ihtiyaç duymuyor, bu da kullanıcıların mevcut saat pillerini kullanarak ödeme yapabilecekleri anlamına geliyor. BELLAMY’nin öncelikli olarak ABD, İsviçre ve Brezilya’daki Visa kart sahipleri ile buluşması hedefleniyor.

Her telefon, potansiyel bir toplantı!

0
IMG_1307 Her yıl düzenlenen Cisco Collabration Summit, bu yıl 7 Aralık’ta San Francisco’da geniş bir katılımla başladı. İş ortakları, analistler ve basın mensuplarının izlediği etkinlikte konuşan Cisco CEO’su Chuck Robbins, 2 önemli görevleri olduğunu söyledi; kurumların verimliliğini artırmak ve onların dijitalleşmesine destek olmak. Cisco, geride bırakmak üzere olduğumuz yılı, ciddi satın alımlar ve işbirlikleriyle geçirmişti. Bunlar arasında iletişimi özelleştirme konusunda başarısıyla dikkat çeken Tropo ve konferans konusunda geliştirdiği yöntemlerle beğeni toplayan Acano vardı.

IMG_1324

Cisco Spark, şimdi daha yetenekli.

Satın alınan şirketlerle beraber Cisco, müşterileri ve iş ortaklarının beklediği duyuruyu yaptı ve 2015’te duyurulan Spark adlı hizmetini daha da geliştirerek kurumların iletişimini daha verimli ve keyifli yapmasını sağlayacak çözümleri paylaştı. Böylece iletişimi de bulut ortamına taşıyan firma; mobil cihazları, web ve video konferans ortamlarını birbirine bağlayarak çalışanların zaman kaybetmeden bilgiyi en değerli olduğu zamanda paylaşılması konusunda önemli iyileştirmeler gerçekleştirmiş oldu. Microsoft’un Office 365’teki arama özelliği duyurusunun üzerinden çok geçmeden zaten arama hizmetleri ve konferans çözümlerindeki ürünleriyle tanınan Cisco’nun, bu hizmetlerini bulut ortamına taşıması, rekabetin buluta kaydığını ve Cisco’nun da bu rekabete sıkı hazırlandığını kanıtlamış oldu.

IMG_1337

Konferans, verimi artıyor!

Trafik ve park sorunu yaşayan metropollerden biri olan İstanbul’u hafızanızın bir köşesinde tutun. Aynı zamanda, günlük hayatımızın bir parçası haline gelen akıllı telefonlarını mesai saatinde çekmeceye atmak yerine işlerini de bu ekrandan da takip etmek isteyen ofis çalışanlarını düşünün. Cisco, tam olarak bu ihtiyaçları karşılayacak, güvenliğin ve kullanıcı deneyiminin ön planda tutulduğu bir çözümle şirketlerin verimliliğini artırmayı hedefliyor. Gelen her telefonun potansiyel bir toplantıya dönüşebileceğini belirten Cisco, videonun sunduğu avantajları da hatırlatarak, video konferansla beraber veri paylaşımı ve ajanda yönetiminin de en az telefonla konuşmak kadar basit olması gerektiğini ve bunun için çalıştıklarını söylemekten çekinmiyor.

Fırsatlara göz atmanızda fayda var

Firma, Spark Messaging ile beraber standartları yükselmiş kurumsal mesajlaşma, uçtan uca şifreleme, güvenli arama, akıllı filtreler ve bildirimler gibi yeteneklerin sunulduğunu iddia ediyor. Uygulama geliştiriciler için önemli bir fırsat olan Cisco Spark, diğer popüler platformlarla haberleşecek API’ler sayesinde kullanıcılara büyük kolaylık sağlayabiliyor. Cisco Spark hakkında daha fazla bilgi almak, uygulamaları denemek için http://www.ciscospark.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Verizon, Yahoo ile İlgileniyor!

0
Bir zamanların ciddi arama motoru alternatifleri arasında yer alan Yahoo, özellikle Google ile karşılıklı çalışmalar ile gündeme geliyordu. Ancak Yahoo, son dönemlerde beklediği kullanıcı kitlesine ulaşamadığı ve mali sıkıntılar yaşadığı ile ilgili gündeme gelen bir firma haline geldi. Üstelik bu konuşmalar arasına, Yahoo’nun mali sıkıntılarını karşılayabilecek ve eski dönemlerine yeniden dönebilmesini sağlayacak, olası bir alıcı aradığı da bulunuyordu.
Verizon CFO'su Fran Shammo
Verizon CFO’su Fran Shammo
Son olarak ise bu konuşmalara, ciddi bir isim olarak Verizon eklenmiş oldu. Verizon, Yahoo ile masaya oturabilir! Yakın bir zamanda, Yahoo’nun bu satın alma ihtimalleri ile ilgili olarak doğrudan Verizon kanadından bir açıklama geldi. Bilindiği gibi Verizon, Amerika’nın önde gelen mobil operatörleri arasında yer alıyor. Bir konferans kapsamında ise, konu ile ilgili gelen sorulara cevap veren, aktif Verizon CFO görevini üstlenen Fran Shammo, olası ihtimaller için hazırlıklı olduklarını belirtti. Bununla beraber, Yahoo ile ciddi anlamda ilgilendiklerini ve Yahoo tarafından bir satışa çıkartılma kararı açıklanırsa, öncü taliplerden olabileceklerini ima etmiş oldu. Ek olarak Shammo, henüz böyle bir karar almayan Yahoo için, detaylı bilgi vermenin ve konuşmanın da anlamlı olmayacağı söyleyerek, gelen soruları kapatmayı tercih etti. Öyle görünüyor ki Yahoo, resmi olarak açıklamasa da, arka planda en azından şirketin belirli bölümleri için farklı firmalarla iletişim halinde. Söz konusu olacak olası bir satın almanın, Yahoo’nun mali sıkıntılarını giderebileceği ve ilerleyen dönemlerde hangi konumlara yükselebileceği de, merak edilenler arasında yer alıyor.

Bitcoin’i yaratan adamın başı dertte!

2
bitcoin Bitcoin, dijital dünyanın en büyük fenomenlerinden birine dönüştü. Fiziksel hiçbir karşılığı olmayan ve sadece yazılım üzerine kurulu bir para birimi olan Bitcoin, dünya çapında dijital işlem yapan çok sayıda insan tarafından hızla benimsendi. Elbette Bitcoin, bu alanda tek kalmadı. Benzer algoritmalarla başka dijital para birimleri de ortaya çıktı ancak Bitcoin’in, dijital para kavramının mümkün olduğunu anlamamızı sağlayan sembolik önemi de tartışılamaz. Bitcoin hakkındaki en büyük bilinmez ise onu kimin yarattığı sorusuydu? Bitcoin’i kim tasarladı, kim programladı, kim hayata geçirdi, Bitcoin’in arkasında kim var, bunu kimse bilmiyordu. Yıllarca bu soruya cevap arandı ancak Bitcoin’in yaratıcısının ağır saldırılara hedef olmamak için kendini sakladığı çıkarımından öteye bir sonuç elde edilemedi. Üstelik, Bitcoin’i yaratan kişinin, dijital para üretim sisteminin ilk döneminde kolayca elde edilen Bitcoin’leri istiflemiş olduğu ve sonraki yıllarda Bitcoin’in fiyatı hızla yükseldiğinde, yüz milyonlarca dolar değerinde bir servet elde etmiş olabileceği de konuşuluyordu. Tabi bunun için, bu gizemli kişinin Bitcoin’in gelecekte çok değerli olacağını tahmin edip elindeki sayısız Bitcoin’i erkenden kullanmamış olması gerekiyordu. page_bitcoinin-yaraticisi-satoshi-nakamoto-nobele-aday-gosterildi_524574666[1] Bir diğer bilinmez de, Bitcoin’in yaratıcısının ileride bu para biriminin uyuşturucu ticareti yapmak isteyenler ve kiralık katil tutmak isteyenler tarafından talep göreceğini tahmin edip etmediğiydi. Maalesef, takip edilemeyen ve kaynağı görülemeyen bu para birimi, internet üzerindeki tekin olmayan web sitelerinde uyuşturucu alıp satmak veya öldürmek istedikleri insanları yok etmesi için kiralık katil tutmak isteyen karanlık kişilerin favorisi haline dönüştü. Silkroad gibi Bitcoin üzerinden ticaretin yapıldığı web sitelerine kimliklerini ve adreslerini saklayarak bağlanan kullanıcılar her gün kilolarca uyuşturucu takası için anlaşmalar yapıyor ve ödemeler de Bitcoin üzerinden gerçekleşiyordu. Daha da karanlık dark web sitelerinde, mirasına konmak için babasını öldürmek isteyen hayırsız evlatlar veya işine çomak soktuğu için birini yok etmek isteyenler, kiralık katil ilanlarına başvurup ödemeleri Bitcoin ile yapıyordu. Aynı şekilde, fuhuştan kalpazanlığa, sahtecilikten kredi kartı hırsızlıklarına kadar her türlü kirli işin takasında Bitcoin kullanılmaya başlandı ve sonunda FBI devreye girip bu işe bir dur demeye karar verdi. Önce Silkroad’ın kurucusunu tespit edip, siteden kazandığı milyon dolarlarla yaşadığı tatlı hayatının bir sabahında genç yazılımcıyı kıskıvrak tutukladı. Ardından Bitcoin’in yaratıcısına ulaşmak için soruşturma başlattılar ancak bir sonuç alamadılar. Ta ki, düne kadar. İnternette yayınlanan haberlerde, Bitcoin’in yaratıcısı olduğu düşünülen ve Satoshi Nakamoto sahte ismini kullanan kişinin Craig Steven Wright isimli Avustralya’lı bir bilgisayar dahisi olduğu iddia edildi. İşte bu haberler daha soğumadan, Wright’in kaçmasından endişelenen Avustralya polisi yazılımcının evini ve ofisini bu sabah bastı. Evde, çok büyük elektrik ihtiyacı gerektiren ağır bir bilgisayar sistemi de bulundu. Wright’in Bitcoin üreten bir dijital madenci olduğu kesin ama Bitcoin’i yaratan kişi olduğu doğru mu? Bu şimdilik kesin değil ancak internet medyasında yayınlanan haberlerde, Wright’in Satoshi Nakamoto ismini kullandığı pek çok olaya dair belgeler de yer alıyor. Peki, güvenlik güçleri Satoshi Nakamoto’dan ne istiyor? Şurası doğru ki, siz bir yazılım yaptığınız için, o yazılımın kötü amaçla kullanılmasından dolayı suçlanamazsınız. Yani, bir dijital para birimi yarattığınız için o dijital parayla uyuşturucu satın alanların suçu size yüklenemez. Yoksa bütün merkez bankası başkanları ve o paraların üzerinde imzası olan devlet başkanları hapisten çıkamazdı. Ne de olsa, dünyadaki bütün pis işler, binlerce yıldır gerçek parayla yapılıyor. Ancak şu var ki, Bitcoin çok önemli bir suça aracı mekanizma olarak kullanılmaya başlandığı için, bu mekanizmayı çözebilmek ve kimin ne yaptığını anlayarak kayıt dışı olan o para işlemlerinin kaydını bulabilmek adına, Bitcoin’i yaratan kişinin büyük yardımı dokunabilir. Kısacası, Bitcoin’in yaratıcı kimse, güvenlik güçlerinin eline geçtiğinde güvenlik ve istihbarat örgütleri tarafından çok uzun süre sorgulanacak ve iş birliği yapmaya zorlanacak. Bir diğer acımasız gerçek de şu ki, hiçbir devlet kendi para basma hakkının yerine ülkesinde başka bir para biriminin kontrolsüz ve izinsiz olarak oluşmasına izin vermez. Bunlar ağır mali yasalarla korunan uygulamalar ve Bitcoin hiçbir yasal izne sahip olmadan ortaya çıkarak mali otoriteleri çıldırtan bir olgu. Dolayısıyla, vicdanen doğru olmadığını düşünsek de, devletin Bitcoin’in yaratıcısını çok uzun yıllar boyunca hapiste tutmak için sayısız bahane bulacağına emin olabilirsiniz. Şimdi bakalım, Avustralya güvenlik güçlerinin soruşturmasından ne çıkacak?

Bilişim ve iletişim pazarı 2016’da yüzde 2 büyüyecek

0
network Bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon alanının önde gelen küresel araştırma kuruluşu International Data Corporation (IDC) Türkiye ofisi, Türkiye’nin bilişim gücü Microsoft’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda dünya ve Türkiye için 2016 öngörülerini açıkladı. Bilişim sektörünün buluşma noktalarından biri haline gelen toplantıda gerçekleşen panelde sektör liderleri de öngörülerini paylaştı. Yapı Kredi Bankası Bilişim Teknolojileri ve Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan’ın yönettiği panelde Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, HP Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak, IBM Türkiye Genel Müdürü , Cisco Türkiye Genel Müdürü Cenk Kıvılcım, SAP COO’su Uğur Candan beklentilerini ele aldı. Tahminler revize edildi IDC Türkiye Ülke Müdürü Nevin Çizmecioğulları’nın açıkladığı IDC tahminleri, 2016 için daha önce açıklanan rakamı revize etti. 2014 ve 2015’in Türkiye için zorlu bir dönem olduğuna dikkat çeken Çizmecioğulları “Yaşanan makroekonomik zorluklar BİT harcamalarını gözle görülür şekilde etkiledi. Kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren şirketler büyük projelerini askıya almak durumunda kaldı ve bu durumda Türk Lirası’nın ABD Doları karşısında değer kaybetmesi çok önemli rol oynadı. BT harcamalarının ağırlıklı ithal ürünlere dayalı olması vemaliyetlerin Türk Lirası bazında artmış olmasıkurumların bütçe yönetimini zorlaştırdı. Buradaki önemli nokta, zorluklarla uğraşmak durumunda kalan tek ülkenin Türkiye olmamasıydı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Orta Doğu ve Afrika bölgesi de zorlu bir dönem geçirdi ve IDC 2016 yılının da zorlu geçeceğini düşünerek bu bölgedeki toplam büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti. 2016 yılında bu bölgenin BİT harcamalarının 260 milyar dolara ulaşması beklenmekte olup bir önceki tahmine kıyasla 10 milyar dolar değerinde aşağı yönlü revizyon dikkat çekmekte” dedi. International Data Corporation Türkiye ofisinin öngörülerine göre Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) pazarı yüzde 2 büyüme ile 25,9 milyar dolar seviyesine ulaşacak. Murat Kansu: Bulut bilişim ile yeni iş fırsatları ve meslekler doğacak Toplantıdaki konuşmasında küresel bulut bilişim pazarının yıllık yüzde 30 büyüme oranı ile 2020 yılında 270 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğüne dikkat çeken Microsoft Genel Müdürü Murat Kansu da “Dünya çapında işsizliğin arttığı, kritik sektörlerin büyümesinin yavaşladığı bir dönemde, bulut bilişim sektörü hızla büyümekte. IDC firmasının yaptığı analize göre 2015 yılında bulut bilişimin yarattığı yeni iş imkanı sayısı 14 milyon olacak. Pazarın gelir seviyesi ise 1.1 trilyon dolara ulaşacak. Dolayısıyla, bulut bilişim ekonomilerin gelişimi açısından da muazzam fırsatlar sunuyor. Microsoft Research’ün 2026 öngörülerine de baktığımızda bulut bilişimin tetiklediği yeni ekonomik düzen, iş dünyasına yeni roller ve görevler kazandıracak. Data Mevzuat Kontrol Birimleri kurulacak, şirketlerde Etik komiteleri oluşacak ve kişisel veri yönetmelikleri artacak” dedi. Bilişim sektörünün buluşma noktalarından biri haline gelen etkinlikte gerçekleşen panelde sektör liderleri de öngörülerini paylaştı. Yapı Kredi Bankası Bilişim Teknolojileri ve Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan’ın (ortada) yönettiği panelde (soldan sağa) SAP COO’su Uğur Candan, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, IBM Türkiye Genel Müdürü Isabel Gomez Cagigas, Cisco Türkiye Genel Müdürü Cenk Kıvılcım, HP Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak beklentilerini aktardı.

Dijital reklamdan 1.4 milyon kişi ekmek yiyor

0
digital des Araştırma sonuçları, son yıllarda müthiş bir yükseliş trendi yakalayan dijital reklamcılığın ekonomiye 100 Milyar Euro gayrisafi katma değer yarattığını ortaya koydu. Dijital reklamcılığın Avrupa ekonomisine istihdam bazındaki katkısını ayrıntılı biçimde ortaya koyan ilk çalışma olma özelliği taşıyan araştırmaya göre, dijital reklamcılık son 15 yılda yeni gelişen bir sektörden, önemli bir güç merkezine dönüştü. “Avrupa Ekonomisinde Dijital Reklamcılığın Yeri” araştırmasının sonuçlarına göre Avrupa’da 1 milyondan fazla istihdam sağlayan dijital reklam endüstrisi, ekonomiye 100 milyar Euro’nun üzerinde gayrisafi katma değer yaratıyor. DİJİTAL REKLAM YATIRIMLARI 30,7 MİLYAR EURO’YA ULAŞTI Dijital reklam yatırımları 2014 yılında 30,7 milyar Euro’ya ulaşarak, toplam reklam yatırımlarının yaklaşık üçte birini oluşturdu. Geleneksel ve dijitale entegre geleneksel yayıncılık haricinde, sadece dijital yayıncılığa yakından bakıldığında, gelirlerin yaklaşık yüzde 75’ini oluşturan reklamların, haber içerikleri için önemli bir finansman kaynağı olduğu bu araştırmayla görüldü. Söz konusu araştırma sayesinde, hızla gelişen mobil içerik pazarının büyümesi ile reklamlar arasında da yakın bir ilişki tespit edildi. 2015 yılında reklamlar, gelir kaynağı açısından birinci sırada bulunan ücretli aplikasyonların yerini almış durumda. DİJİTAL, TV’Yİ GERİDE BIRAKACAK Dijital, günümüzde TV’nin ardından Avrupa’daki en büyük ikinci reklam mecrası konumuna geldi. IHS ve IAB Avrupa’nın ortaklaşa yaptığı “Avrupa Ekonomisinde Dijital Reklamcılığın Yeri” araştırmasına göre, 2015 sonu itibariyle dijitalin, İngiltere’den sonra Avrupa’nın diğer gelişmiş ülkelerinde de TV’yi geride bırakması bekleniyor. Böylece internet için önemli bir finans kaynağı olan dijital reklam endüstrisi, Avrupalı tüketicilere düşük ücretlerle ya da ücretsiz olarak geniş bir eğitim, bilim, bilgi ve eğlence hizmeti sunmayı sürdürecek. VERİ VE TEKNOLOJİ MERKEZLİ REKLAMCILIK Araştırmada dijtal reklamcılığın aynı zamanda, kaliteli veri analizi ve ekonomiye yarar sağlayabilecek birçok dijital beceriyi de beslediği ortaya kondu. Konuyla ilgili açıklama yapan IAB Avrupa CEO’su Townsend Feehan, “Reklamcılık giderek veri ve teknoloji merkezli oluyor. Dijital endüstri bu sayede, diğer sektörleri de dönüştürebilecek ve onların gelecekteki değişikliklerden etkilenmemesini sağlayacak yetenekleri yetiştirme, istihdam etme konusunda daha da öne çıkacaktır” dedi. “PROGRAMATİK” İLE DÜNYA ÇAPINDA İŞLER YAPILABİLECEK Bu yeteneklerden bir kısmının, dijital reklamların satış ve alış süreçlerine yepyeni bir boyut getiren “Programatik” konusunda çalışmak için de gerekli olduğu belirtildi. “Programatik”in, veri ve yazılım kullanılarak gerçekleştirilen alım satım işlemlerinin otomasyonunu ifade ettiğini vurgulayan IAB Avrupa Yönetim Kurulu Üyesi ve GroupM Connect EMEA Bölgesi Genel Müdürü John Wittesaele, “Programatik önemli bir gelişme alanı haline geldi ve Avrupa bu konuda da dünya çapında işler yapabileceğini gösterdi” ifadelerini kullandı. Araştırmada, reklamların finanse ettiği internetten faydalanan kullanıcılar ve Avrupa’da dijital inovasyonun gelişimini korumak için çalışan karar alıcılar için önemli önerilere de yer verildi. IAB Avrupa tarafından geliştirilen bu öneriler, halen AB kurumları tarafından görüşülen metinler yerine, tüketicilere daha çok yarar sağlayacak, mevzuata uygun veri koruma kurallarını da içeriyor.

360 Security Türkiye’de

0
360-Security-Main Türkiye’de artan akıllı telefon kullanıcı sayısını göz önüne alan, Çin’in lider mobil antivirüs ve performans uygulama geliştiricisi 360 Mobile Security Limited Türkiye pazarına girdi. Akıllı telefon kullanıcıları için geliştirdiği uygulama ile dünyada 300 milyon kullanıcının ilk tercihi olan 360 Security’nin Türkiye lansmanı, şirketin üst düzey yöneticilerinin katılımı ile gerçekleşti. Bulut temelli gelişmiş antivirüs yazılımı ile akıllı telefon kullanıcılarını virüs ve hacker saldırılarına karşı koruyan 360 Security, hızlandırma, gereksiz dosya temizleme, uygulama kilitleme, kayıp telefonları bulma özellikleri ile Türkiye’de 24 milyonu aşkın Android telefonu ücretsiz koruyacak. “TÜRKİYE’DE AKILLI TELEFON KULLANIMI ARTARKEN, GÜVENLİK AÇIKLARI BÜYÜYOR” Akıllı telefon ve mobil internet pazarının yükselişini her geçen gün sürdürdüğünü, Türkiye’nin Avrupa’da en hızlı büyüme kaydeden ülkelerin başında geldiğini belirten 360 Mobile Security Global Operasyon Direktörü Huang Yan, “Türkiye’de yüzde 69’u 30 yaş altında olmak üzere yaklaşık 24 milyonu aşkın Android telefon kullanıcısı mevcut. Toplam akıllı telefon pazarının yüzde 78’ini oluşturan Android işletim sistemine sahip akıllı telefon kullanımı hızla artarken, güvenlik açıkları da her geçen gün büyüyor. Kullanıcıların güvenilir olmayan kaynaklardan temin ettikleri uygulamalar, kişisel bilgilerin çalınma oranını da artırıyor. ABD’ye göre 6,5 kat daha fazla virüs ile karşılaştığımız Türkiye pazarında 10 milyon kullanıcımızda günlük 30 bin virüs yakalıyoruz. 2015 yılı süresince Türkiye’de akıllı telefon sahipleri 2,5 milyon kez virüs saldırısına maruz kaldı. 360 Security olarak biz bunların 1 milyonunu tespit edip, telefonları koruma altına aldık. Sadece kişisel bilgileri güvence altına almakla kalmayıp, aynı zamanda telefonlarına performans kazandırıp, pil ömrünü uzatarak kullanıcılar için en akıllı çözümü sağlamayı hedefliyoruz” dedi. “TEK TUŞLA TÜM TELEFONLARDA ÜSTÜN PERFORMANS” 360 Security’nin Türkiye başta olmak üzere tüketicilerin beklentileri göz önünde bulundurularak hepsi bir arada özellikleri içermesi fikriyle geliştirildiğini kaydeden Huang Yan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bildiğiniz üzere gelişen uygulama özellikleriyle birlikte akıllı telefon kullanıcıları genel olarak kısıtlı depolama alanı ve düşük RAM’dan şikayetçi. 360 Security’deki özellik sayesinde kullanıcılar tek bir tuşla o an kullanmadıkları uygulamaları kapatarak cihazlarını daha fazla hızlandırabiliyor. Bu özellik sayesinde tüm Android cihazları yüzde 18 oranında hızlanıyor. Uygulama aynı zamanda, arka planda çalışan istenmeyen programları da kapatarak pil ömrünü uzatıyor. Güç tüketen uygulamaları sonlandıran 360 Security sayesinde pil ömründe ortalama 3,5 saate kadar artış yaşanıyor.” “ON BİNLERCE UYGULAMAYI ANALİZ ETTİK” Toplantıda Türkiye’de mobil oyun kullanımına da değinen 360 Mobile Security Global Operasyon Direktörü Huang Yan, oyunların kullanışlı olsun ya da olmasın cihazlarda önemli ölçüde önbellek dosyası bıraktığını, bu durumun da telefonlarda verimi düşürdüğünü belirtti. 360 Security’de bu sorunun kaynağına ulaşmak için on binlerce uygulamanın analiz edildiğini belirten Huang Yan, “Oyunların bıraktığı ön bellek dosyalarını sistemde çözmek, en gelişmiş işletim ortamını sunmak son dönemde en karmaşık sorunlardan biri. Bu sorun için yazılım ekibimiz ile önemli mesailer harcadık. Uygulamamız ile Türkiye’de de hayli popüler olan Score! Hero, Candy Crush Soda, Clash of Clans gibi zamanla önbellekte biriken dosyaları kullanıcılar tek dokunuş ile temizleyebiliyor. Oyun hızlandırma özelliği Türkiye’de günde 700 bin kişi tarafından kullanılıyor. Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında %33.7 daha yüksek bir kullanım oranı mevcut” açıklamasını yaptı. “KORUMASIZ CİHAZLARDA KİŞİSEL BİLGİLER TEHDİT ALTINDA” Günlük hayatı pek çok yönüyle kolaylaştıran akıllı telefonlarda kişisel bilgi gizliliğinin korunmasının en önemli gündem maddesi olduğunu söyleyen Huang Yan, WhatsApp, Facebook, Twitter, Gmail gibi pek çok akıllı telefon uygulamasının kişisel bilgilere sahip olduğunun altını çizdi. Yan, akıllı telefon belleklerinin büyük bir bölümünde kişisel mesaj, video, ses kaydı ve fotoğraf gibi başkalarıyla paylaşılmak istenmeyecek bilgilerin yer aldığını, bu bilgilerin gizliliği için cihazların mutlak bir uygulama ile korunması gerektiğini söyledi. Birleşik Amerika ve Avrupa ülkelerinde güvenlik konusunun gün geçtikçe daha hassas hale geldiğini söyleyen 360 Mobile Security Global Operasyon Direktörü, “Türkiye gibi hızla gelişen pazarlarla birlikte kullanıcılar, sabit internet riskleriyle daha fazla yüz yüze geliyor. Güvenliği artırmak için kendini adayan 360 Security akıllı bulut tarama özelliğine sahip dünyanın bir numaralı antivirüs motorunu ve güncel veri tabanını kullanıyor. Kullanıcılarımız tek bir tuşla kötü amaçlı yazılım, virüs, trojan ve sistem hassasiyetlerini ortaya çıkarma ve koruma sürecinde en kolay yolu sunuyor” dedi. Hepsi bir arada çözümün kullanıcı dostu arayüzünde bir uygulamadan diğerine sorunsuz ve kısa sürede geçildiğine de değinen Huang Yan, “Yazılımı geliştirirken farklı bir iskelet oluşturduk. 30 dilde kullanılabilen 360 Security’de kullanıcı tek bir tuşla telefonu için o an gereksinimi olan özelliği açarak, ister güvenliğini koruma altına alıyor, isterse telefonuna performans kazandırıyor. Öte yandan uygulama içerisinde yer alan ‘Telefonumu Bul’ özelliği ile cihaz kaybolduğunda, alarm devreye sokularak uzaktan tüm bilgiler silinebiliyor. Üst düzey kişisel bilgi gizliliğine sahip uygulama sayesinde belirleyeceğiniz kişilere gönderdiğiniz iletileri şifreleyebiliyor ve uygulamaları kilitleyebiliyorsunuz. Google Play’de ücretsiz olarak kullanıma sunduğumuz 360 Security ayrıca istenmeyen uygulamalarla bağlantılı dosyaları da tek bir dokunuşla kaldırarak, telefonun verimliliğini üst düzeye taşıyor” açıklamasını yaptı.

İşletmeler Facebook kullanıyor

0
smb Facebook, dünya genelinde 50 milyondan fazla işletmenin, müşterileri ile iletişime geçmek için Facebook Sayfalarını kullandığını, aynı zamanda, bu sayfalarda her ay 2,5 milyar yorum yapıldığını açıkladı. Türkiye’de ise Facebook’taki insanların yüzde 77’sibir KOBİ ile bağlantılı halde bulunuyor. Facebook, işletmelerin Sayfaları üzerinden müşteri ilişkilerini yönetebilmesini kolaylaştırmak adına yeni özellikler de geliştirdi: -Sayfa sahipleri için daha fazla iletişim kontrolü: Sayfalar artık “birkaç dakika içinde”, “bir saat içinde”, “birkaç saat içinde” veya “bir gün içinde” seçeneklerinden birini tercih ederek mesajlara cevap verme sürelerini belirleyebiliyor -Gelen kutusunun yeni tasarımı ile müşteriler hakkında daha fazla bilgi: Sayfa sahipleri artık mesajlara daha hızlı bir şekilde müdahale edebiliyor ve iletişimi daha rahat yönetebiliyor. -Yorumları daha kolay cevaplamak ve takip etmek için yeni bir araç: Yeni ‘Hareketler’ sekmesinin altında yer alan araç, yöneticilerin Sayfadaki yorumları takip etmesine ve cevaplamasına yardımcı oluyor. Facebook Sayfalar Ürün Müdürü Michael Sharon konuyla ilgili olarak “İnsanlar şirketlere herhangi bir yerden, herhangi bir cihazla ulaşabiliyor. Bu doğrultuda Sayfalar için müşteri iletişimini kolaylaştıracak yeni araçlar sunuyoruz. Güçlü ilişkiler kurmanız ve işinizi büyütebilmeniz için, artık Sayfalardan hem herkese açık yorumlara, hem de özel mesajlara cevap vermek daha kolay.” Facebook COO’su Sheryl Sandberg ise, “KOBİ’lerin bir numaralı sorunu müşterilere ulaşmak. Facebook Sayfalar, şirket sahiplerinin yeni müşterilere ulaşmalarını ve var olan müşterileri ile iletişime geçmelerini sağlayarak dünya genelinde milyonlarca işletme için mobil çözümler sunuyor. Bu sayede işletmeler, müşterilerine oldukları yerde, yani mobilde ulaşabiliyor” şeklinde açıklama yaptı.