Samsung’tan dev satın alma!

0
Samsung tarihindeki en büyük satın alma olan 8 milyar dolarlık işlem ise Samsung artık otomobiller ve evler için önemli bir ses sistemi üreticisine dönüşecek.

Otomobil ürünlerinde rekabete hazırlık

Bu yeni satın alam Samsung’un akıllı otomobiller içinde yer almak için Google ve Apple ile rakabet edeceğinin de bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Samsung’un elektronik konusundaki geniş birikiminin Harman’ın otomotiv içi ürünler konusundaki uzmanlığı ile birleştiğinde, akıllı otomobiller için önemli ürünlerin ortaya çıkacağı düşünülüyor. Harman’ın sadece müzik değil, connected cars, güvenlik, elektronik, bağlantı ve telematiks odaklı ürünleri BMW, VW, Toyota başta olmak üzere toplam 30 milyon otomobilde kullanılıyor. Samsung’un satın alma işlemi hakkında daha fazla bilgi verip vermeyeceği şu anda bilinmiyor.

Veri depolamaya 13,2 milyar dolar harcanacak

0
Bağımsız araştırma kuruluşu Technavio’ya göre 2016 ve 2020 yılları arasında NAS pazarının yüzde 11 oranında büyümesi tahmin ediliyor. Kurumların verilerini güncel tutmaları ve güvenliğini sağlayabilmeleri, iş süreçlerinin kesintiye uğramadan devam etmesini sağlıyor. Bu alanda hizmet veren Synology, kurumların ve profesyonellerinin depolama ihtiyaçlarını karşılamak için Ar-Ge çalışmalarına devam ediyor. Kullanıcıların hizmetine sunulan DSM 6.1 beta (DiskStation Manager) sürümü ile Synology NAS cihazlarının all-in-one (hepsi bir arada) sunucu olarak kullanılması ve IT stratejilerinin merkezine konumlandırılması sağlanıyor. Synology’nin DSM 6.1 beta sürümü, kullanıcıların, yenilikçi NAS deneyimini farklılaştırıyor.

Verilere her yerden, her zaman ve kolayca erişilecek

DSM 6.1 beta sürümü birçok yeniliği beraberinde getiriyor. İşletim sisteminin yenilikleri; sistem durumu izleme, geliştirilmiş veri bütünlüğü sağlama, dosyaların kendi kendini iyileştirmesi ve Apple’ın Time Machine için genişletilmiş destek sunmasının yanı sıra, sistem yöneticilerinin işlerini kolaylaştırmak için esnek güncelleme seçenekleri sunuyor. Active Directory Domain servisi ile Synology NAS modelleri, kullanıcıları, grupları ve cihazları yönetmek için kullanımı kolay araçlara sahip.

Büyük boyutlu verileri aktarmak sorun olmaktan çıkacak

Synology tarafından yeni geliştirilen SITA (İnternet Aktarım Hızlandırıcısı) teknolojisi Presto ile bilgisayar ve internet üzerinden uzaktaki Synology NAS cihazları arasındaki dosya transferi ve performans optimize edilebiliyor. Universal Search uygulaması ile Synology NAS cihazları üzerinden, belgelere, multimedya dosyalarına veya herhangi bir uygulamaya istenilen an hızlıca erişilebiliyor. Synology kullanıcıları, cihaz üzerinde bulunan USB bellek sürücüleri ile NAS cihazından basit şekilde istenilen dosya veya belgeleri kopyalayıp yedekleyebiliyor. Synology tarafından sunulan özelleştirilebilir kurallar sayesinde kullanıcıların hangi dosyalara erişip erişemeyecekleri oluşturulan izin protokolü ile belirlenebiliyor.

Kimin hangi dosyaya erişebileceğine siz karar verin

Farklı ihtiyaçlara göre farklı çözümler sunduklarını belirten Synology Türkiye Ürün Müdürü Volkan Yiğit, “Ar-Ge çalışmalarımız sayesinde kullanıcılarımızın yeni teknolojilerden yararlanmasını sağlıyoruz. Synology High Availability’nin son sürümü, S.M.A.R.T testleri ve SSD Trim (Uygun Biçimlendirme Komutları) ile sunucuların düzenlenmesini sağlarken, kullanıcıların bölünmüş alanlarını azaltmak için çekirdek sunucu eklenmesine izin veriyor. Virtual DSM Manager sürümü, hizmet kesintisini önlemek için üçüncü bir makinede saklanan verileri tutarken, kullanıcıların sorunsuz şekilde iki Synology NAS cihazları arasında DSM sanal örneklerin aktarılmasını sağlıyor. Bununla birlikte, Btrfs özelliklerinden yararlanarak sanal DSM yöneticisi oluşturup, saniyeler içerisinde tüm makineleri geri yüklemeye olanak sağlıyor.” dedi.

Felaket durumunda bile veri kaybedilmiyor

Snapshot Replication uygulaması, belgeleri korumak için sanal makine verileri veya diğer önemli dosyaların felaket durumunda güvenli ve kullanılabilir kalmasını sağlamak için güncellenmiş yönetim araçlarının denetimini sağlıyor. Ayrıca anlık kopyalama işlemi yapmaya imkân tanıyor. Daha fazla esneklik için yerel birimlere anlık görüntüler kaydedilebiliyor. Hyper Backup’ın son sürümü sayesinde ise gelişmiş bütünlük kontrolleri yedekleri güvenli tutularak, veri tekilleştirme ile depolama tüketimi azaltılıyor. Hyper Backup uygulamasıyla kullanıcılar ayarlarını özelleştirebiliyor, veri saklama kuralları oluşturulabiliyor.

Blesh, Volkswagen için selfie çeken akıllı anahtarlık geliştirdi

Blesh, Bluetooth teknolojisini entegre ederek geliştirdiği akıllı anahtarlık ile Volkswagen araç sahiplerinin hayatını kolaylaştıracak.

Arabanın Anahtarını ve Telefonu Kaybetmeye Son

Volkswagen tarafından Volkwagenim mobil uygulamasına dahil edilen akıllı anahtarlık araç sahiplerine çok özel bir deneyim sunuyor. Kullanıcıların telefonları ile araba anahtarları arasında bir iletişim sağlayan akıllı anahtarlık, ikisinden biri kaybolduğunda özel alarmı ve lokasyon takibi sayesinde bulunmalarını kolaylaştıracak. Mobil uygulama içinden “Telefonumu Bul” veya duruma göre “Anahtarlığımı Bul” seçenekleri her zaman kullanıcıların kurtarıcısı olacak.

50 Metrelik Dünyanın En Uzun Selfie Çubuğu

Bluetooth ile çalışan akıllı anahtarlık aynı zamanda bir selfie kumandası olarak da çalışıyor. Blesh tarafından tasarlanan cihaz, kullanılan teknolojinin imkanları kapsamında “Selfie Kumandası” işlevi ile sahiplerinin 50 metreye kadar mesafeden telefonlarını yöneterek selfie çekmesini de imkan sunuyor. Bu sanal selfie çubuğu ile artık daha geniş kadrajlı selfieler çekilebilecek… Konuya ilişkin açıklama yapan Blesh CEO’su Devrim Sönmez, “Dünyanın önemli otomotiv üreticilerinden Volkswagen’in akıllı anahtarlık için teknoloji partneri olarak Blesh’i seçmesi bizi gururlandırdı. Blesh olarak Bluetooth teknolojisi ile çalışan beacon’lar konusunda hem Türkiye’de hem de dünyada ilgi gören bir Türk şirketiyiz. Türkiye geneline yerleştirdiğimiz ve 20 milyon kişiye erişim imkanı sağladığımız 35 bin adet sensörle 100’ü aşkın lider ve önemli şirkete hizmet veriyoruz.TRPE Capital liderliğinde yakın dönemde aldığımız 4 milyon dolarlık yatırımın da katkısıyla Ar-Ge gücümüzü artırıp yenilikçi projeler ortaya koyarak emin adımlarla büyümemizi sürdüreceğiz” dedi.

Akıllı Anahtarlık Neler Sunuyor?

Anahtarım Nerede? Volkswagenim mobil uygulamasıyla anahtarlığınızın son konum bilgisine ulaşabilir, sesli uyarı vermesini sağlayarak yerini bulabilirsiniz. Telefonum Nerede? Anahtarınız cebinizde ama telefonunuzu bir türlü bulamıyorsunuz. Sorun yok. Anahtarlığınızın üzerindeki Volkswagen logosuna iki kez basarak telefonunuzun sesli uyarı vermesini sağlayabilirsiniz. Selfie Kumandası Madem tüm aile/arkadaşlar bir arada, fotoğraf çekmek için kimse kendini feda etmesin. Telefonunuzu uygun bir yere yerleştirerek anahtarlığınızın üzerindeki logoya basabilir, uzaktan fotoğraf çekebilirsiniz. Eksiksiz aile/arkadaş fotoğrafları için birebir.

Volkswagen Audi sahtekarlığını itiraf etti

0
Alman Bild gazetesinin geçen hafta manşetine taşıdığı Audi otomobillerindeki emisyon hile yazılımının varlığı, bugün Volkswagen grubu tarafından kabul edildi. Bild’in ABD Çevre Koruma Ajansı’ndaki bulgulara dayandırdığı iddiasına göre, Audi marka otomobillerin otomatik vites sistemlerine, emisyon testi sırasında vites devriyle oynayan gizli bir yazılım yerleştirilmiş durumda.

Hileli otomatik vites yazılımı

Bu yazılım, aracın direksiyonu hareketsizken motor uzun süre çalıştırıldığında emisyon testine girdiğini anlayarak emisyon miktarını düşürüyor. Direksiyonda 15 derecelik bir oynama tespit edildiğinde ise aracın yola çıktığı tespit ediliyor ve yeniden performanslı sürüş moduna geçerek, yüksek emisyon salgılamaya devam ediyor. Volkswagen şimdi bu iddianın doğru olduğunu kabul etti. VW marka dizel araçlarda yaşanan skandal nedeniyle ABD’de 17 milyar dolar ceza ödeyecek olan şirket ayrıca şirket hissedarlarında da verdikleri hasar nedeniyle 10 milyar dolara yakın tazminat ödemek zorunda. Şirket şimdi Audi araçlarındaki varlığını kabul ettiği hileli yazılımlar nedeniyle bir bu kadar daha ceza ve tazminat ödeme riskiyle karşı karşıya kaldı.

Fidye yazılımı mağdurları çığ gibi büyüyor

0
Kaspersky Lab’ın üç ayda bir yayınladığı BT Tehditleri Evrimi raporuna göre; dosya şifreleyen fidye yazılımlarına maruz kalan internet kullanıcılarının sayısı 2016’nın 3. çeyreğinde 2 kattan daha fazla artarak dünya çapında 821.865 kişiye ulaştı. Saldırıya uğrayanların sayısı son üç çeyrektir artış gösteriyor. Türkiye’de ise söz konusu türdeki zararlı yazılımlardan kullanıcıların %2.13’ü etkilendi. Kaspersky Lab Baş Güvenlik Araştırmacısı David Emm, fidye yazılımları ve özellikle de şifreleyicilerin gerek bireysel kullanıcılar gerekse şirketler için en tehlikeli tehditlerden biri olmaya devam ettiğini belirterek, “Zararlı yazılımlar sunucuları da hedeflemeye başladı. Linux ve Mac sistemleri için türevleri var ve siber suçlular kendilerini gizlemek için her türlü şeyi deniyor. Örneğin BitMessages ve elektronik para birimi Bitcoin’i dahi kullanıyorlar. Şifreleyici zararlı yazılımların beraberinde getirdiği, bütün verilerinizi kaybetme ve işlerinizin durması gibi büyük riskleri göz önünde bulundurup bu tür tehditlere karşı hazırlıklı olmak ve onlardan korunmak önemli.” dedi.

Önce şifreliyor sonra fidye istiyor

Şifreleyici fidye yazılımları, yani kurbanlarının dosyalarını şifreledikten sonra deşifre etme vaadiyle fidye isteyen zararlı yazılım türü, günümüz siber suçlularının dahil olduğu en yaygın faaliyetler arasında olmaya devam ediyor. Yazılım geliştirme maliyetleri çok düşük ve başarılı bir saldırı yüksek miktarda gelir kazandırabiliyor. Son zamanlarda saldırıya uğrayan kullanıcıların sayısındaki artıştan büyük oranda Trojan-Downloader.JS.Cryptoload adı verilen, JavaScript dilinde programlanmış ve farklı türlerde şifreleyici fidye yazılımları indirme kabiliyetine sahip bir indirici (downloader) ailesi sorumlu. Bunlardan dünya genelinde ve üçüncü çeyrekte en yaygın olanları CTB-Locker (kullanıcıların %28.34’üne saldırmış), Locky (%9.6) ve CryptXXX (%8.95). Türkiye’de ise en yaygın olanları Locky (Şifrelici fidye yazılımları tarafından saldırıya uğrayan Kaspersky Lab ürünleri kullanıcılarının %9.7’si), CTB-Locker (%7.44) ve TeslaCrypt (%2.14). “Üçüncü çeyrekte tespit ettiğimiz fidye yazılımı türevlerinin sayısı toplamda 32.000 türevi aşarak, ikinci çeyrekte keşfettiklerimizin 3.5 katına ulaştı. Bunun sebebi günümüzde güvenlik şirketlerinin yeni fidye yazılımı örneklerini mümkün olduğunca hızlı tespit edebilmek için birçok kaynak ayırması olabilir. Böylece suçlular da tespit edilmemek için zararlı yazılımlarının birçok farklı türevini yaratmaya itiliyor.” diyor, Kaspersky Lab fidye yazılımı uzmanlarından Fedor Sinitsyn.

Kaspersky Lab’dan fide yazılımlarından korunmanın 5 püf noktası

Kaspersky Lab uzmanları, sebep olabilecekleri ağır sonuçlar göz önüne alındığında şimdiye kadar yaratılmış en tehlikeli zararlı yazılımlardan biri olan şifreleyici fidye yazılımlarından korunabilmek için bir takım önlemler alınabileceğini söylüyor: 1- Dosyalarınızı yedekleyin. Tüm dosyalarınızı yedeklemeniz teknik olarak mümkün değilse, en önemlilerini seçin. 2- Güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın ve bu sırada gelişmiş güvenlik özelliklerini devre dışı bırakmayın. Bunlar genellikle yeni fidye yazılımlarını davranışları üzerinden tespit etmeye yarayan özelliklerdir. Örneğin Kaspersky Internet Security – çoklu cihaz 2017, kullanıcıların dosyalarında sıra dışı bir değişiklik fark eder etmez bunların taze birer kopyasını oluşturarak çalınmalarını önler. Sonra bu yazılımı yakından inceleyerek, şüpheli bir davranışta bulunduğunda onu bloke eder. 3- Bilgisayarınızdaki yazılımları güncel tutun. En popüler yazılımların çoğunun ve işletim sistemlerinin otomatik güncelleme özelliği bulunur. Bu özelliği açık tutun ve yazılımların size yaptığı güncelleme hatırlatmalarını görmezden gelmeyin. Şirketlerin de sistemleri için önem taşıyan yamaları düzenli olarak takip etmesi önem taşıyor. 4- Dosyalarınız bir fidye yazılımı tarafından şifrelendiyse ve fidye ödemeniz talep ediliyorsa, ödemeyin. Suçlulara gönderdiğiniz her bir bitcoin bu işin karlılığı konusunda inançlarını sağlamlaştırır, bu da yeni fidye yazılımlarının yolunu açar. Diğer taraftan, Kaspersky Lab dahil birçok güvenlik şirketi fidye yazılımlarıyla her gün mücadele etmektedir. Bazen şifrelenen dosyaları kurtaracak deşifre yazılımları geliştirilmektedir. Bunları www.nomoreransom.orgadresinden takip edebilirsiniz. Başınıza bir saldırı gelirse polisi bilgilendirerek gerekli araştırmanın başlamasını sağlayın. 5- Basit güvenlik kurallarını bilin ve onlara uyun. İnternetten indirdiğiniz ve e-posta ile aldığınız dosyalara, özellikle de güvenilmeyen kaynaklardan aldıklarınıza, dikkat edin. Örneğin, bir mp3 dosyasının .exe şeklinde bir uzantısı varsa kesinlikle bir müzik parçası değil, zararlı yazılımdır. Dosyalarınızın doğru uzantılar taşıdığından ve kullandığınız güvenlik yazılımının testlerinden başarıyla geçtiğinden emin olun.

Siemens AG 4,5 milyar dolara yazılım firması satın alıyor

0
Avrupa’nın en büyük endüstri kuruluşu Siemens AG, Mentor Graphics Corp isimli yazılım şirketini satın almak üzere yürüttüğü pazarlıkları 4,5 milyar dolara sonlandırmak üzere. Yarıiletkenler tasarlamak için yazılımlar üreten firma, Siemens AG’nin daha hızlı ve efektif ürün geliştirmesine katkı sağlayacak.

Siemens AG şirket satım alımlarıyla yenileniyor

Siemens AG, 2016’nın başında da  ABD merkezli mühendislik firması CD-adapco’yu satın almıştı. Şirketin hissedarları da bu satın almaları destekliyor ve satın almalar yoluyla daha aktif, daha geniş imkanlara sahip bir şirkete dönüşüm yapılmasını istiyorlar. Siemes AG, mevcut yapısıyla çok hantal bir endüstri şirketi olarak görülüyor ve hissedarları tarafından çağa ayak uyduramadığı eleştirisine hedef oluyor.

Facebook CrowdTangle’ı satın aldı

0
Facebook, 4 yaşındaki bir internet analiz aracı olan CrowdTangle’ı satın aldığını duyurdu. CrowdTangle, içeriklerin internette nasıl yayıldığını takip ediyor ve bu takibi bir rapor haline dönüştürebiliyor. Böylece içerik üreticileri, ürettikleri haberlerin, videoların, farklı içeriklerin hangi kanallardan ve nasıl yayıldığını tespit ederek kendi kullanıcılarını daha yakından tanıma imkanına kavuşuyorlar.

Facebook reklamverenlere yeni raporlar sunacak

Facebook şimdi bu aracı satın alarak, reklam verenlerine ve içerik üreticilerine, geliştirdikleri kampanyaların nasıl yayıldığına dair raporlar ulaştırmayı planlıyor. Bir diğer deyişle, daha başarılı viral kampanyaları yaratmak için gerekli doneler artık CrowdTangle aracından sağlanacak. Facebook’un satın alma için ne kadar ödediği bilinmiyor ancak CrowdTangle’ın son fon arayışında yatırımcılardan 2,2 milyon dolarlık fon topladığı biliniyor. Dolayısıyla, alışverişin milyar dolarlar seviyesinde olmadığı tahmin ediliyor. Ancak fiyat olarak küçük bir alışveriş olmasına rağmen aracın Facebook reklam projelerinde etkisinin büyük olacağı düşünülüyor.

Trump’ı destekleyenleri işten atıyorlar

0
ABD’de, Donald Trump’ın tüm saldırgan söylemlerine rağmen başkanlık seçimlerini kazanması beklenmedik derecede büyük bir şok etkisi yarattı. Yeni başkana sempati duyan bir ilkokul öğrencisinin, annesi tarafından evden atıldığını gösteren video medyada tartışma konusu olmuşken şimdi de teknoloji şirketlerinde başkanlık kavgası baş gösterdi. Seçim döneminde, Trump haberlerini silen Facebook çalışanları ile bunun sansür olduğunu dile getiren Facebook çalışanları arasındaki tartışmaya Zuckerberg müdahil olmak zorunda kalmıştı ve hiçbir haberin silinmeyeceğini söylemişti. Zuckerberg’ün bu tavrı, seçimden sonra Clinton’ın ekibi tarafından, rakibine seçimi kazandıran önemli bir faktör olarak sayılmıştı.

Trump’ı destekleyenleri aramızda istemiyoruz

Şimdi ise, yemek siparişi servisi grubHub’da çalışanlara gönderilen mektup konuşuluyor. Şirketin CEO’su Matt Maloney çalışanlara gönderdiği mektupta “eğer Trump bu şirkette çalışıyor olsaydı, o saldırgan söylemleri nedeniyle anında kovulurdu. Eğer siz de yeni başkanı destekliyorsanız, hemen istifa edin,” ifadeleri dikkat çekti. ABD’de yeni başkana karşı protestolar hala devam ediyor ve polis yöneticileri bu hareketlerin protestodan isyana dönüşmek üzere olduğunun altını çiziyorlar. Öyle görünüyor ki, sokaklardaki kavgalar, teknoloji şirketlerinde çalışan gençlerin arasına da yayılmak üzere. Yeni hafta ile birlikte başka şirketlerde de şiddetli tartışmalarının baş göstermesi bekleniyor.

Avrupa şirketlerine uzay madenciliği vizesi çıktı

0
Uzay madenciliği, yeni dönemin en büyük gündem maddesi olabilir. Özellikle büyük teknolojik üretimler için büyük hacimlerde gerekli olan madenleri dünya dışından getirmenin daha ekonomik olacağı bir döneme girmek üzereyiz. Bunun için ABD’de şirketler hazırlıklarını yapıyorlar. Bu arada NASA da tamamen bilimsel amaçlı madencilik için ilk görevine çıktı. Trilyonlarca dolar değerinde madene sahip olduğu düşünülen bir astreoide doğru yola çıkan OSIRIS-REx isimli uzay aracı 2017 Eylül’inde asteroid’e inecek ve sadece 60 gramlık örnek alıp üç yıl boyunca asteroidin üzerinde bekleyecek. Ardından yeniden harekete geçip dünyaya 2021 yılında dönecek olan uzay aracındaki örnekler incelendikten sonra bu asteroide tam kapsamlı bir madencilik aracı gönderilecek.

Şirketler hazır ama yasa yok

Avrupalı uzay ajansları da boş durmuyorlar. Uzay madenciliği şirketlerinin yasal alt yapısını oluşturmak isteyen Avrupa’da gerekli yasal düzenlemeler tamamlandı ve ilk yasa Lüksemburg’ta hayata geçti. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nin de merkezi olan Lüksemburg’ta kurulmuş bulunan 20’den fazla Avrupalı uzay madenciliği şirketi de böylece yasal dayanağa kavuşmuş oldu. Yasayla beraber, uzaydaki cisimlerin dünyaya indirilmesi halinde mülkiyetinin kime ait olacağı sorusuna cevap verildi. Böylece Avrupalı madencilik şirketleri uzaydan dünyaya indirdiği madenlerin mülkiyetine sahip olabilecek ve başkasının hak iddia etmesinin önüne geçilecek.  

Facebook Messenger’da halka açık sohbet dönemi başlıyor

0
Facebook, mesajlaşma uygulaması Messenger’a yeni bir özellik kazandırıyor. Messenger bugüne kadar kişisel veya grup sohbetleri için kullanılan bir uygulamaydı ancak bu durum değişiyor. Messenger’a eklenecek olan yeni halka açık sohbet odası özelliği ile uygulama, internetin ilk dönemlerinde çok popüler olan IRC sohbet odalarına benzeyecek. Halka açık sohbet odası özelliği daha önce Messenger güncellemelerinin kodları içinde bulunmuş ancak Facebook konu hakkında yorum yapmamıştı.

İlk deneme Kanada ve Avustralya’da yapılacak

Şimdi ise Facebook’tan gelen açıklama ile konu netlik kazandı. Sohbet odalarını ilk defa Kanada ve Avustralya’da denemeye başlayacak olan Facebook, testler bittiğinde ise bu özelliği tüm dünyanın kullanımına açacak. Messenger sohbet odalarında kullanıcılar diledikleri konu başlığı ile bir sohbet başlatabilecekler ve halka açık olan bu sohbetlere herkes katılabilecek. Kullanıcılar odalara trollerin dadanmaması için eğer dilerlerse, katılımcıları yöneticinin onayına da bırakabilecekler. Sohbet odalarında yapılan sohbetler herkes tarafından da okunabileceği için, sohbet katılımcılarının yanında, çok sayıda okuyucu da olacak. Sohbet odalarının, sosyal medyadaki yeni ilgi odağı olacağı ve kullanıcıların Snapchat gibi alternatiflere daha az zaman harcayacağı düşünülüyor.

AT&T de video kalitesini düşürecek

0
ABD’de operatörlerin mobil veri trafiğinde video kalitesini düşürme uygulaması genişliyor. Daha önce T-Mobile’ın uyguladığı yöntemi şimdi AT&T de “Stream Saver” uygulamasıyla gündemine aldı ve 2017’de hayata geçireceğini açıkladı. Stream Saver uygulaması, kullanıcıların mobil internet bağlantısından izledikleri videonun kalitesini maksimum 480p kalite ile sınırlayacak. Böylece kullanıcı daha yüksek kalitede bir videoyu izlemeye başlasa bile kalite otomatik olarak 480p’ye inecek.

Video kalitesini düşürmek çözüm mü?

Ancak dileyen kullanıcılar hesap ayarlarından bu sınırı kaldırabilecekler. Daha önce de T-Mobile benzer bir uygulamayla mobil internet bağlantısında video kalitesini 480p ile sınırlamıştı. Eğer kullanıcılar bu sınırın dışına çıkmak isterlerse kullanıcı profil ayarlarından gerekli düzenlemeyi yapıyordu. Fakat T-Mobil, 480p ve altındaki videoların, veri planındaki trafik limitinde yer kaplamayacağını açıklamıştı. Yani kullanıcılar trafik limiti sorunu yaşamadan diledikleri kadar video seyredebiliyorlardı. Ama videoların 480p’den daha kaliteli olmaması şartı vardı. AT&T ise 480p video trafiğini sıfır saymayacak ancak video kalitesi Full HD’den 480p’ye inince, kullanıcıların aylık kullanım miktarında önemli bir düşüş yaşanması ve limitlerini aştıkları için ekstra faturalarla karşılaşma sorununa çözüm olacağı düşünülüyor. Benzer uygulamarın dünyadak diğer GSM operatörlerinde de benimsenmesi bekleniyor zira artık bütün sosyal medya servisleri de video üzerine odaklanmışken operatörlerin alt yapıları bu ağır yükü kaldırmakta zorlanıyor.

Tümleşik iletişim pazarı 144 milyar dolara koşuyor

0
İnternete erişimin kolaylaşmasıyla birlikte mobil cihazlar sadece kişisel hayatımızın değil, iş hayatımızın da vazgeçilmez bir parçası oldu. Ofis ortamında ulaşılan uygulamalara artık mobil cihazlardan da erişilebiliyor. Bu durum, iş modellerini, çalışma alışkanlıklarını değiştiriyor ve mobilitenin önemini ortaya çıkarıyor. Her yerden ve her zaman bilgiye ulaşma ihtiyacı mobilite ile desteklenirken, şirketler iş sürekliliğini kesintiye uğratmamak için yenilikçi çözümler kullanmayı tercih ediyor. Sade ve kolay yönetilebilir bir sistem altyapısıyla farklı iletişim modellerini bir araya getirmeyi başaran şirketler, maliyet, iş gücü ve iş süreçleri bakımından avantaj elde ediyor. Kurumların iletişim kurma ve işbirliği süreçlerinde kolektif çalışmayı sağlayan Unify, şirketlere katma değer sunan ve iş performansını artıran çözümleriyle dönüşüme öncülük ediyor.

2021’de toplam 28 milyar cihaz birbirine bağlanacak

2021 yılına kadar internete bağlı cihaz sayısı yıl bazında yüzde 23 büyüyecek. 2021’de toplam 28 milyar cihazın birbirine bağlı olması öngörülüyor. İletişim yazılımları ve servisleri sunan Unify, farklı networkleri, cihazları ve uygulamaları kullanımı kolay tek bir çatı altında birleştirip, iş birimlerinin zengin ve anlamlı bir iletişim deneyimi yaşamasını sağlıyor. Tümleşik iletişim teknolojileri iş süreçlerini kolaylaştırırken maliyetleri azaltıyor ve verimliliği artırıyor.

2020’de mobil işgücünün toplama oranı yüzde 42 olacak

Kurumların tümleşik iletişim uygulamalarını tercih etme sebeplerinin başında verimliliği artırmak geldiğini belirten Unify Türkiye Ülke Müdürü Erda Tütüncüoğlu, “Yaptığımız araştırmalarda kurumların tümleşik iletişim çözümlerini tercih etmelerinin nedenleri arasında yüzde 53 ile verimliliği artırmak ve yüzde 11 ile geleneksel araçların kullanımındaki zorlukların geldiğini görüyoruz. Dünya genelinde mobil işgücünün toplam işgücüne oranının şu anda yüzde 37’ler seviyesinde olduğu ve bu oranın 2020 yılında yüzde 42 seviyesine yükseleceği tahmin ediliyor. Çalışanların mekân ve zaman bağımsız iş uygulamalarına ve kurum verilerine erişip, iş süreçlerini verimli kılma oranlarının giderek artacağı kanaatindeyiz.” dedi.

Rusya LinkedIn’i yasakladı

0
Rusya’nın batılı teknoloji şirketlerine karşı sert tutumu, eski NSA/CIA ajanı Edward Snowden’in ortaya çıkardığı Prism skandalından beri çok netleşmişti. ABD’den kaçan Snowden’e de kucak açan ve sığınma hakkı veren Rusya, muhtemelen Snowden’den öğrendiği bazı bilgiler ışığında, artık ülkesinde hiçbir batılı internet/teknoloji şirketini istemediğini açık açık dile getirmeye başladı. Bu çatışmanın son kurbanı ise kariyer odaklı sosyal ağ LinkedIn oldu. Microsoft’un 24 milyar dolar ödeyerek satın aldığı LinkedIn artık Rusya’da yasaklı. Rusya’nın geçen yıl çıkardığı veri merkezi yasasına dayanarak, Rusya’da faaliyet göstermesi mahkemece yasaklanan LinkedIn bundan böyle Rusya’da erişime kapatılacak.

Microsoft’a burada istenmiyorsun mesajı

Söz konusu yasa, Rus vatandaşlarına hizmet veren servislerin, Rus vatandaşlarına ait verileri sadece Rusya içindeki veri merkezlerinde saklaması zorunluluğu getiriyor. Bu yasa ile, aynı ABD’de istihbarat servislerin yaptığı gibi, Rus istihbarat servisleri de, söz konusu veri merkezlerine girip ülkede kimin ne yaptığını takip edebilme imkanına kavuşuyor. Ancak yasanın çıkmasından sonra, ülkede veri merkezi kurmayan batılı dijital servisler, birbir ofislerini kapatmak zorunda kalmışlardı. Googl Rusya’da işlettiği Ar-Ge ofisini de Rusya dışına taşımış, Rusya ile batılı internet/teknoloji şirketleri tam anlamıyla soğuk savaşa girmişti. Yeni kararla birlikte Rusya Microsoft’a da ağır bir darbe vurmuş oldu. Microsoft’un müşterilerinin bilgilerini sorgusuz sualsiz NSA ve CIA’ye teslim ettiğinin ortaya çıktığı Prism skandalından sonra Rusya ülkedeki devlet kurumlarında Microsoft ürünlerinin kullanımını yasaklamış, mümkün olan ilk fırsatta tüm Microsoft ürünlerinin Rus menşeli alternatif yazılımlarla değiştirilmesi emrini vermişti. Rusya’da şu anda Facebook’a alternatif çok popüler bir Rus sosyal ağı kullanılıyor. Google’a alternatif olarak Yandex servisleri hizmet veriyor. Microsoft ve Apple’a alternatif yaratma çabaları da tüm hızıyla devam ediyor.

Marka imajını yeniden yaratmanın 3 yolu

Marka imajınız, iş modelinizin B2B veya B2C olması fark etmeksizin müşterilerinizin size ulaşma kararı almalarını etkiliyor. Bu nedenle kurumsal başarınız markanızın imajını yeniden yaratarak iyileştirme yeteneğinize bağlı bulunuyor.

1. Acısıyla tatlısıyla işletmenizi en iyi siz bilin

Marka imajı yönetiminde en iyi strateji kendinize karşı dürüstlüktür. Şu soruları kendinize sorun ve gerçekçi bir şekilde cevaplayın: Müşterileriniz kurumunuzla ilgili en çok neyi beğeniyor? Neyi beğenmiyor? Rakiplerinizin arasında ayrıcalığınızı ortaya koyabiliyor musunuz? Daha çok iyileştirebileceğiniz noktalarınız neler? Bu soruların cevaplarına sahip olmanız müşteri beklentilerini aşarak olumlu vaat farkı oluşturmanızı sağlıyor.

2. İlk izlenimleri önemseyin

İlk izlenimler neden önemli? Çünkü müşteri-kurum etkileşiminin ilk anları o müşteriyle kurulacak duygusal bağın kalitesini belirliyor. Olumlu bir başlangıç, tanınırlığınızı ve güvenilirliğinizi sağlamlaştırıyor. Unutmayın ki ön yargılar kolaylıkla oluşur ancak zor yıkılıyor. Pisano kurucu ortağı Özkan Demir’e göre, tam da bu yüzden ne kadar küçük olursa olsun ayrıntılara her zaman dikkat etmek gerekiyor. Böylece bir alışkanlık edindiğinizde hizmet ve ürünlerinizde sürekli aynı kaliteyi yakalıyorsunuz. Kısacası, müşterileriniz neyle karşılaşacaklarını bilmek istiyorlar. Bu durum tüm satış, pazarlama ve müşteri hizmetleri stratejilerinizde markanızla özdeşleşmiş deneyimler sunmanızı gerektiriyor. Bekledikleri kalite seviyesini deneyimleyen müşterileriniz size daha fazla güveniyor; yaratılan güven sonucunda ürün ve hizmetlerinizin önerilme oranı artıyor. Bu süreç markalaşmanın önemli bir parçası ve kurumunuzun uzun süreli başarısı için hayati bir öneme sahip bulunuyor.

3. Marka değerlerinizi paylaşın

İçinde hazine bulunan ama kapağı kapalı bir kutu, herhangi normal bir kutudan farksızdır. Kurumsal danışmanlık şirketi CEB AŞ’nin araştırmasına göre, B2B müşterileri satın alma kararlarının yaklaşık %57’sini tedarikçi firmanın satış temsilcisiyle görüşmeden önce kesinleştiriyorlar. Bu sonuç, vaadinizin ve kurumsal değerlerinizin ortaya konmasının altını ısrarla çiziyor. Müşterilerinize markanızın imajını aktarmanız sadece web sitesi, reklam ve anketlerden öte bir süreç. Bu süreçte kurumunuzun her bir çalışanını marka elçiniz olarak düşünün. Unutmayın ki marka elçilerinizin görevi kurumsal değerlerinizi sizin istediğiniz şekilde temsil etmektir. Markanızın imajının hayal ettiğiniz şekilde inşa edilmesi için kurumunuz dahilinde hızlı ve güvenilir iletişim kanalları kurun. Doğru bir marka imajı için gerekli olan doğru iletişim kanalları ancak doğru araçlarla kurulabilir. Bu bağlamda Pisano gerçek zamanlı iletişim çözümleri üretiyor. Böylece işletmelerin marka imajlarını ve stratejilerini müşterileriyle birlikte oluşturmalarını sağlıyor. Yeniden yaratılan marka imajı,  gelecekteki başarıların önünü açıyor. İşletmenizi büyütmeniz için müşteri geri bildirimlerini sürekli olarak toplayıp, analiz etmek de bunun altın kuralını oluşturuyor.

Adobe’den 540 milyon dolarlık satın alım!

0
Adobe, ünlü reklam teknolojileri firması TubeMogul’u satın almak için 500 milyon dolardan yüksek bir rakam teklif etti ve anlaşma sağlandı.

TubeMogul son 2 yıldır gerileme yaşıyordu

2006 yılında kurulan TubeMogul, ajans ve markalara video reklam konusunda destek vererek tanındı. 2014 yılında hisseleri kamuya da açılan firma, buna rağmen son dönemde ciddi düşüş içindeydi. Bu hafta hisseleri 8 dolar seviyesine kadar düşen TubeMogul’un yatırımcılarını teşvik etmek için Adobe, hisse başına 14 dolar gibi bir miktar önerdi ve firmanın son dönem durumu düşünülünce, bu gerçekten de yüksek bir rakam. Şirketteki tüm nakit parayı ve borçları da kapsayan anlaşmanın net miktarı ise 540 milyon dolar oldu. Yapılan açıklamaya göre TubeMogul bundan böyle Adobe Marketing Cloud bünyesinde kullanılacak ve bağımsız reklam ile veri yönetimi hizmeti sağlayacak. Dev şirketin yetkili isimlerinden Brad Rencher da yaptığı açıklamada televizyonda, bağımsız filmlerde veya meşhur Hollywood filmlerinde artık video reklamların önemli yer tuttuğunu, TubeMogul satın alımıyla da Adobe’un müşterilerine daha stratejik hizmetler sunacağını dile getirdi. Satın alma işleminin şirketin 2017 yılı mali dönemi ilk çeyreğinde gerçekleşmesi beklenirken, TubeMogul CEO’su Brett Wilson bundan böyle Adobe çatısı altında aynı ekibiyle çalışmaya devam edecek. Kaynak: Shiftdelete.net

Snapchat otomatla gözlük satacak

Snapchat’ın merakla beklenen kameralı gözlüğü Spectacles hakkında ilginç detaylar ortaya çıktı. Popüler mobil sosyal medya uygulamasının piyasaya sürmeye hazırlandığı kameralı gözlükleri Spectacles için planları, çok ilginç bir pazarlama kampanyası içeriyor.

130 dolarlık gözlükler bisküvit/şeker gibi satılacak

Gözlüklerin normal elektronik mağazalarında müşteri beklemek yerine, müşterileri peşinden koşturduğunu göreceğiz. 130 dolarlık gözlükler, Snapchat’in özel otomatlarında satılacak ve bu otomatlar sürekli yer değiştirecek. Gözlükleri satın almak isteyenler, uygulamadan otomatların yerini takip edip peşine düşmek zorunda kalacaklar. Snapchat böylece gözlükleri bir “arzu nesnesine” çevirerek satışlarını patlatmayı planlıyor. Kampanya başarıya ulaşır da Snapchat bu yöntemle büyük miktarda gözlük satmayı başarırsa veya gözlükler bu kampanya sayesinde çok popüler olursa, bundan sonra Apple dahil pek çok teknoloji şirketinin ürünlerini, müşteriyi peşinden koşturtarak satmaya kalkışması hiç şaşrtıcı olmayacak. Sosyal medya servisi bu yeni kampanyası hakkında bir de teaser video yayınladı. Bu videoların devamının da geleceği anlaşılıyor. Aşağıda izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=Vc9SOkPWqIQ    

Online alışverişte dilediğin zaman teslimat devri

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de online alışveriş oranı her geçen gün artıyor. Hızla büyüyen bu pazarda özellikle ülkemiz açısından bakıldığında en büyük sorun teslimatın gecikmesi, yanlış ya da hasarlı ürün teslim edilmesi.  Peki kaliteli teslimatta neye dikkat etmeli? TÜİK’in 2015 yılı Hane halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre, Türkiye’de 16-74 yaş aralığındaki bireylerin yüzde 56’sı internet kullanıyor ve bunların yüzde 33,1’i, kişisel kullanım amacıyla sanal mecradan alışveriş yapıyor. Internet alışverişlerinde en fazla karşılaşılan sorunların arasında ise, ürünün gönderim süresi, hasarlı veya sipariş verilenden farklı ürün teslimatı olduğu görülüyor. İnternet üzerinden yaptıkları alışverişlerde sorun yaşayanların yüzde 47’sinin siparişi gecikirken, yüzde 45,4’ü de hasarlı veya farklı bir ürün teslim aldığını ifade ediyor. pit_start-kargo-teslimat-eticaret-online_alışveriş

E-ticaret şirketleri teslimat için neye dikkat etmeli?

  • Satış hacmi: Günlük, haftalık, mevsimsel ve yıllık satış hacminiz nedir? Örneğin günde ortalama kaç ürün satıyorsunuz?
  • Paketleme maliyetleri: Ürünlerinizi neyle paketliyorsunuz? Karton kutu, paketleme malzemeleri (örneğin baloncuklu zarf), etiket, bant ve benzerinde hangi markaları, materyalleri kullanıyor ve bunlara paket başına ne kadar ödüyorsunuz?
  • Paketleme ve teslimat süreleri ile maliyetleri: Sipariş geldikten sonra paketleyip kargoya vermek ne kadar sürüyor? Örneğin gece paketlesiniz ve sabah teslim etseniz maliyetleriniz düşer mi?
  • Depoyla ev arası mesafe: Trafiğin yoğun olduğu saatlerde ürünü evlere ulaştırmak ne kadar sürer?
  • Gönderim hızı: Siparişler ne kadar acil? Örneğin en uzun süreli ve en ucuz teslimat seçenekleriyle hem müşteriyi memnun edip hem de maliyetleri azaltarak daha rekabetçi fiyatlar verebilir misiniz?
  • Kargonun ortalama teslimat mesafesi ve ortalama ağırlığı: Sipariş edilen ürünlerin maksimum ve minimum ağırlığı arasında ne kadar fark var? Bu da maliyetlerinizi ne kadar etkiliyor?
  • Kargo takip: Siz ve müşterileriniz ürünü yolda takip edebiliyor musunuz?
E-ticarette rekabetin katma değerli hizmetlerde geliştiğinden yola çıkan ve yukarıdaki kriterlere göre maksimum gönderim kalitesini hedefleyen Pit Start, İnternet alışveriş teslimatlarında 24 saat boyunca kesintisiz ve güvenilir hizmeti kalitesi ile bir ilki gerçekleştiriyor. E-perakendecilerin gönderilerini istedikleri saatlerde depolarından teslim alarak hasar vermeden aynı gün 4-6 saat içinde tüketicilere teslimat yapabiliyor. 16 yıllık teslimat sektörü deneyimi ile kurulan Pit Start, tam güvenlik içinde yapılan yeni nesil teslimat uygulaması ile e-perakende firmalarını ve tüketicilerinin işini rahatlatmayı hedefliyor. Pit Start, bugün itibariyle Çiçek Sepeti, Evidea, Buldum Buldum, Webrazzi Store, İpekyol, Modanisa, Morhipo ve E-bebek gibi ülkemizin önde gelen e-ticaret siteleri ile çalışıyor ve entegrasyon sürecini tamamlıyor.

YTÜ Kuluçka Girişimciliğin Tüm Paydaşlarına Çözüm Sağlıyor

0
Türkiye’de girişimcilik ekosistemi olgunlaşmaya başladı. Teknoparklar teknoloji transfer ofisleri ve kuluçka merkezleri ile hızla kurumsal yapılara dönüşüyor. Melek ağlar doğru yatırımcı ve girişimciyi buluşturmakta üniversitelerin desteğiyle daha büyük başarı sağlıyor. Fintech girişimciliğe yeni bir soluk vermiş bulunuyor. Techiside adına Türkiye’nin gelişen teknoloji ekosistemini Yıldız Kuluçka Müdürü Latif Ulu ile konuştum.

Üniversiteler açısından girişimciliğin kısa bir özetini sunabilir misiniz?

Teknoparklar dışarıdan içeriye çalışan yapılar. Aslında dünyada üniversitelerde geliştirilen fikirlerin yeni kurulan şirketlerle ticari hayata taşınması konusu Silikon Vadisi’nde başladı. Bu Amerika’da yıllardır garaj kültürü diye tanıdığımız bir süreç. Stanford Üniversitesi’ndeki bir öğretim üyesinin öğrencilerine mezun olunca kendi şirketinizi kurabilirsiniz demesiyle başlayan eğilimi bugün biz girişimcilik ekosistemi olarak görüyoruz. Ancak Türkiye’de hikaye tersine bir süreçle başladı: Üniversite bünyesinde teknopark kuralım. Firmalar Ar-Ge çalışmaları için bu alanlarda ofis açsınlar. Karşılığında teşvik amacıyla vergi muafiyeti gibi avantajlardan yararlansınlar mantığı uygulandı. Türkiye’de böyle olması gerekiyordu; çünkü biz bu trene geç bindik ve açığı kapatmak için hızlı olmamız gerekiyor. Ayrıca akademisyenlerin devlet memuru olması nedeniyle şirket kurması, fikirlerini üniversitenin bilgisi dışında bir iş yaparak ticarileştirmesi yasaktı. Bunu çift yönlü sağlayabilmek için önce üniversite kampüslerine teknoparklar kurulmaya başladı. YTÜ bünyesindeki Yıldız Kuluçka Merkezi’nin amacı da bu. Üniversite-sektör işbirliğini güçlendirmek.

Başlangıç hikayenizden söz eder misiniz?

Yıldık Teknik Üniversitesi teknoparkı için 2003’te burada, Davutpaşa kampüsü civarında bir alan oluşturuldu. Ancak faaliyete geçmemiz 2009’u buluyor. Ar-Ge yapmak isteyen firmaların, yazılım geliştiren firmaların üniversiteyle etkileşim halinde yenilikçi projeler geliştirmesi için gereken ortamı sunmayı amaçladık. Teknoparklar aynı zamanda üniversite öğretim üyeleri ve öğrencilerinin burada şirket kurmasına da imkan tanıdı. Şirketleri teşvik etmek amacıyla vergisel avantajların sunulmasına ek olarak teknoloji transfer ofisleri (TTO) de kurulmaya başladı. Üniversitede bu ofislerin proje büroları gibi altyapıya yönelik belli birimleri zaten üniversite bünyesinde bulunuyordu. Ancak, TÜBİTAK 2013 yılından itibaren daha da ileri giderek TTO’ları finanse etmeye başladı. Böylece TTO’lar öğretim üyeleri ve öğrencilere iş fikirlerini şirketleştirme ve patentini alma sürecinde danışmanlık vermeye de başladılar. İşte YTÜ Kuluçka Merkezi gibi oluşumlar bu noktada devreye girdiler; çünkü bu işin sadece teknopark ve TTO’lar arasındaki işbirliğiyle yürütülmesi mümkün değildi. Tüm danışmanlık, teşvik, destek ve altyapı hizmetlerinin organize edilmesiyle mentorluk programlarının tesis edilmesi için kuluçka merkezleri altında ayrı bir yapılanmaya gidilmesi gerekiyordu. Ardından startuplar teknopart şirketi olarak veya üniversite dışında yapılanarak faaliyetlerine devam edeceklerdi. YTÜ Kuluçka merkezinin hikayesi de Şubat 2014’te başlıyor. Merkezimiz Teknopark B2 blokta 700 metrekarelik bir alanda faaliyete geçti. Ancak o kadar büyük talep gördük ki İkitelli’deki YTÜ yerleşkesinde de 400 metrekarelik bir ofis açtık. Örneğin, orada konuşlanan firmalar da sanayiye yakın girişimler ve yalnızca yazılım geliştiricilere değil, uçtan uca her sektöre destek vermemizi sağlıyorlar.

Girişimcilik okuluyuz

Yine de artan talebe sadece teknik olarak değil, sosyal alanlar ve daha geniş bir altyapıyla cevap vermemiz gerekiyordu. Böylece Davutpaşa’da Ekim ayı içerisinde 2500 metrekarelik yepyeni bir alan açtık. Bu noktada ön kuluçka hizmetleri de vermeye başladık. Bildiğiniz gibi iş fikrini hayata nasıl geçireceği konusunda danışmanlık ihtiyacı doğuyor. Şirketleşmeye hazır girişimler veya mevcut girişimlerden daha fazla sayıda talebi karşılamak gerektiği için yeni yerimizin tam zamanında açıldığını söyleyebiliriz. ytu_kulucka-kulucka-teknopark-teknoloji_transfer_ofisi-tto

Peki girişimcilik sistemi sizde nasıl çalışıyor?

İş fikri olan girişimciler bize başvuruyorlar. Hem TTO’nun girişimcilik modülünü işlettiğimiz hem de Yıldız Kuluçka’nın yönetimini üstlendiğimiz için bu konuda özel avantajlar sağlıyoruz. Girişimcilik modülü şapkamızda öncelikle iş fikirlerinin hayata geçirilmesiyle ilgili danışmanlık sunuyoruz. İş fikri doğru mudur? Bunu nasıl doğrulayabiliriz? Nasıl bir sürdürülebilir kârlılık iş modeline aktarabiliriz?

Girişkenlikle girişimciliği karıştırmayalım

Elbette bu soruları kafamızdan cevaplamıyoruz. Bunun yerine girişimci adaylarıyla bir araya gelip pazar analizi yapmalarını sağlıyor, iş fikirlerini modelliyor, yatırım fizibilitesini çıkarıyoruz. Ön kuluçka aşamasına gelmeden girişimci adaylarına bunları yapmaları için küçük ödevler veriyoruz (zaten bu nedenle kendimizi girişimcilik okulu olarak tanımlıyoruz). Yenilikçi fikirlerini pratik iş zekasıyla birleştirip şirketleşmeye hazır hale gelen girişimcileri ön kuluçkaya alıyoruz. Henüz şirketleşerek para kazanmaya başlamamış girişimlere ofis sağlıyoruz. Ön kuluçka merkezinde 80 saatlik bir eğitim programımız var. Burada pazarlamadan finansa ve muhasebeden şirket yönetimine kadar birçok ders görüyorlar. Bu eğitim programı hızlandırıcılık hizmetlerimizin bir parçası. İkinci kısmında ise mentorluk aşaması var. Ön kuluçkadan çıkan firmalara üçer mentor atıyoruz. Kendini kanıtlayarak ilerleme kaydetmiş teknopark firmalarından orta-üst düzey yöneticiler (bunlar networking ve şirket kurma, yönetimi hakkında bilgi veriyor), özel sektör mentorları (bu kez şirketin açılacağı pazarda faaliyet gösteren özel şirketlerin yöneticileri pazara açılma, satış kanalları kullanma gibi bilgiler veriyor) ve son olarak da akademik mentorlar var. Yıldız Teknik Üniversitesi yapısı itibariyle teknik açıdan donanımlı öğretim üyeleri barındırıyor. YTÜ Kuluçka’nın en önemli özelliklerinden biri de desteklediğimiz girişimcilerin yüzde 60’nın donanım üreticisi olması. Bunun içinde öyle ilginç şeyler var ki: Bir kere 3D printerlar var. Hem de sanayi tipi cihazlar. Buna ek olarak dokunma hissine sahip yapay deri ile hassas işleri yapan robotlar geliştirme, damar görüntüleme spreyi gibi ürünler var. Dolayısıyla YTÜ Kuluçka’da ileri düzeyde Ar-Ge çalışmaları yapılıyor. Elbette bunları desteklemek için akademik mentorlar gerekiyor.

Sadece bu değil

Akademik mentorların kuluçka firmalarına destek vermesi, kendilerinin de ileride kurabilecekleri veya çalışabilecekleri girişimlerde en iyi uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmasını sağlıyor. YTÜ Kuluçka’nın iki yönlü iletişimi destekleyen yapısı diğer nadir yapılarla birlikte ülkemizde önemli bir işlevi yerine getiriyor. Elbette donanım geliştirirken girişimci teknisyenlere başta malzeme bilimi olmak üzere birçok alanda destek oluyorlar.

Kuluçka prototip atölyesi

Biz de bu bağlamda girişimcilere yardımcı olmak için CNC tezgahlarından elektronik aletlere, deney ve test ekipmanlarına kadar birçok farklı cihazı barından prototip atölyemizi ücretsiz olarak kullanıma açtık. Aslında torna, freze ve diğer makineleri kullanan teknisyenlerimiz var; ama prototip geliştirmenin dünyanın en heyecan verici ve yaratıcı işlerinden biri olduğunu unutmamak lazım. Kuluçka merkezini de işin mutfağı olarak düşünmek gerekiyor ve bu açıdan birçok girişimcinin torna tezgahı kullanmayı öğrendiğini de görüyoruz.

5200 çekirdekli süper bilgisayar

Net söyleyebilirim ki en basitten en karmaşığa, işin mutfağında yetişen girişimcilerin çok daha başarılı olduğunu görüyoruz. İşin mutfağı derken sadece makine atölyesini düşünmemek lazım tabii ki. 5200 çekirdekli süper bilgisayarımız ile bilgisayar simülasyonları ve modellemelerinin yapılmasına da imkan tanıyoruz. Teknopark bünyesinde kurulan SVR Bilgisayar ve dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden olan Çin merkezli Huawei ile süper bilgisayarımızı hayata geçirdik. YTÜ süper bilgisayarı render alma ve video oyunlarının animasyonlarının yapılması, reklam filmleri için özel efektler hazırlanması gibi dijital medya alanlarında da kullanılıyor. ytü_kuluçka-kuluçka-teknopark-teknoloji_transfer_ofisi-tto

Merkez laboratuar

Davutpaşa gerçekten de büyük bir alan üzerine kurulu ve bu da girişimcilere en iyi olanakları sunmamız için gereken esnekliği sağlıyor. Teknopark’ın hemen karşısına kurulan merkez laboratuarında da kimya ve biyoloji sektörlerine yönelik çalışmalar yürüten arkadaşlarımız çalışacaklar, teknik imkanlardan yine ücretsiz olarak yararlanacaklar. İşte tüm bu aşamalardan geçerek kuluçka aşamasına giren girişimciler arasında TTO üzerinden TÜBİTAK, AB projesi ve KOSGEB gibi herhangi bir devlet desteğine uygun olan arkadaşların da ücretsiz olarak bu desteklere başvurmasına yardım ediyoruz. Hatta başvuru sürecini beraber yürütüyoruz. Ayrıca iş fikri patent başvurusuna uygunsa patent tarama ve yerli-yabancı patent başvuru işlemlerini de ücretsiz yapıyoruz. Dolayısıyla YTÜ Kuluçka’da iki firkateyn genişliğinde (yaklaşık 250 metre çapında) bir alanda tam kapsamlı bir girişimcilik ekosistemi kurmuş bulunuyoruz.

Donanım kuluçkası daha mı zor?

Doğrusu evet. Normalde şirketleşen girişimcilerden beklentimiz 1 yıl içinde ürünlerini geliştirip satışa hazır hale getirmeleri. Ancak takdir edersiniz ki NASA’nın da kullanacağı dokunmatik robot kol için dokunma hisli deri geliştiren arkadaşlarımızı bu kadar kısa bir süreyle sınırlayamayız. Bunun için de kuluçka sonrası programımız var. Bu ücretsiz değil ama indirimli bir program. Girişimciler daha büyük ofislerden düşük kiralarla yararlanabiliyor.

Melek ağlar da işin içinde

Melek ağlar kuluçka merkezlerinin ayrılmaz bir parçası. Ancak, Türkiye’de genellikle bu görüşmeler de girişimci mantığıyla yürür. Biz ise girişimcilerin doğru yatırımcıları ve açıkçası yatırımcıların da doğru girişimcileri bulmasını istiyoruz. Bunu sağlamanın yolu da kurumsal bir yatırım ofisini devreye almaktan geçiyordu. Biz de öyle yaptık. Yeni yatırımcı ofisimizde melek ağ temsilcileri ayın veya haftanın belirli günlerinde kendilerine ayırdığımız ofiste kalacaklar ve girişimcilerle yatırım yapmak için görüşecekler. İstedik ki 10 dakikalık hızlı görüşmeler yerine çok daha ciddi ve kalıcı buluşmalar olsun. Kalıcı derken aynı zamanda yatırımcı bulma konusunda mentorluk da yapmış olacaklar. Buna zaten bağlantı halinde olduğumuz melek ağlarla başladık (Keiretsu, BIC Angels, 212, İstanbul Startup, 500 Startups vb.); ama ofisimiz tüm akredite melek ağlarına açık. ytu_kulucka-kulucka-teknopark-teknoloji_transfer_ofisi-tto

Sıra işbirliği ofisinde

İşbirliği ofisleri melek ağları tamamlayan bir ekosistem oluşturuyor. Burada artık girişimcilere destek veren büyük şirketlerden söz ediyoruz. Bunların arasında Microsof, iyzico ve Radore gibi şirketler bulunuyor. İşbirliği ofislerimizin yatırım ofislerimize benzer şekilde çalıştığını söyleyebiliriz. Ancak bu konuda Türkiye ile sınırlı kalmayacağız. Ekonomi Bakanlığının desteğiyle San Francisco’ya gittikten sonra orda olmaya karar verdik ve bunun bir devamı olarak Silikon Vadisi’nde de bir ofis açacağız. KOSGEB bu noktada Amerika’da kuluçka merkezi kurmak isteyen üniversitelerin bir konsorsiyum olarak toplu başvuru yapmasını ve bu başvuruları destekleyeceğini söyledi. Böylece YTÜ liderliğinde İTÜ, Gebze Teknik Üniversitesi, BAU ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi ile toplu başvuru yapıldı. Sonuçta 5 yıl için 3,75 milyon dolar destek aldık, Türkiye’deki şirketimizi kurduk ve bu şirket de Silikon Vadisi’ndeki kuluçka merkezi şirketini kuracak. Gelecek ay Amerika’da uygun bir yeri kiralama işine başlamış olacağız. Bu sebeple şehir merkezini değil, ekosistemin, etkinlikler ve programların bulunduğu Silikon Vadisi’ni tercih ediyoruz. Aynı nedenle Seattle modelinden farklı olarak kendi yapımız içinde yer almak istiyoruz; çünkü amacımız teknopark firmalarının Amerika’ya açılmasını ve buradaki girişimcilerin Amerika’daki girişimcilerle bağlantı kurmasını hızlandırmak. Burada 5 üniversitenin iki büyük teknoparkı var. Birincisi YTÜ Teknopark, diğeri de İTÜ Arıkent. İki teknoparkta da Amerika’ya açılmak isteyen çok sayıda firma var ve elbette iki büyük kuluçka merkezimiz mevcut. Dolayısıyla Silikon Vadisi çok işlek bir merkez olacak ve biz de bu nedenle 400-500 metrekarelik hatırı sayılır bir alanı kiralamak istiyoruz. İşin ilginci bizim firmalarımız bu istekle devam ederse tıpkı Davutpaşa’da başımıza geldiği gibi, Amerika’da da ikinci, üçüncü ofisleri açmak zorunda kalacağız. Gelecekteki hedeflerimiz arasında Londra ve Dubai’de Kuluçka ofisleri açmak bulunuyor. Sonuçta teknopark firmaları bizi yönlendiriyor, onların talep ettikleri ülke ve şehirleri önceliklendirmemiz daha sağlıklı oluyor. Dış ilişkiler koordinatörlüğündeki arkadaşlarımız Ekonomi Bakanlığıyla birlikte ticaret heyetleri düzenleyerek bütün bu süreci organize ediyor. Teknoparkımızda kuluçka aşamasında olan 100 şirketle (yüzde 60’ı donanım girişimi) birlikte toplam 382 firmanın ihtiyaçlarını karşılamak için hızla büyümeye ve organize olmaya devam ediyoruz.