Android Pay Avrupa yolcusu

0
Fintech dünyasıyla ilgilenmeyenler bile mobil cüzdanları biliyor; Apple Pay, Android Pay ve Samsung Pay arasında 2016 yılında alev alması beklenen bir rekabet kızışıyor. Apple Pay’in Avrupa’daki hizmetlerine Birleşik Krallık ile başlamasının ardından Google vakit kaybetmeden Android Pay’i aynı pazarda hizmete sunmaya hazırlanıyor. Hafta içinde yayınlanan bir blog gönderisine göre Android Pay önümüzdeki aylarda Birleşik Krallık’taki mobil kullanıcıların servisine sunulacak. Üstelik bankalardan ödeme ağlarına, perakende zincirlerinden mobil uygulamalara kadar pek çok iş ortağı da Google’ın yanında yer alıyor. Tıpkı Apple Pay’de olduğu gibi, Android telefon kullanıcıları cihazlarına girdikleri kredi kartı ya da banka kartı bilgileriyle sadece akıllı telefonlarını kullanarak alışverişlerini gerçekleştirebilecek.

Android Pay İngiltere’de daha avantajlı

İngiltere ve civarını kapsayan Birleşik Krallık’ta akıllı telefon pazarını yüzde 53 pay ile Android domine ediyor. iPhone kullanımı yüzde 39 oranında. Android Pay hizmete girdiği anda bu hizmeti kullanabilecek olan 26 milyonluk kalabalık bir kitle bulunuyor. Öte yandan HSBC, Lloyds, Bank of Scotland, Halifax ve ülkedeki diğer büyük bankaların Android Pay’i destekleyeceği aynı blog yazısında açıklanıyor. Bu da ilk andan itibaren tüm Birleşik Krallık bankalarının yüzde 60’ının Android Pay’i desteklemesi demek oluyor. Google’ın asıl iştahını kabartan ise; Birleşik Krallık’ta mobil cüzdan konusunda farkındalığın dünyanın geri kalanından çok daha iyi durumda olması. Temassız ödeme servisleri bu coğrafyada mobil kullanıcılar tarafından yaygın olarak biliniyor ve özellikle geçtiğimiz yıl sıkça tercih edilmeye başlandı.

Birleşik Krallık temassıza alışık

Bölge genelinde 319 bini aşkın temassız işlem noktası bulunurken, ülkede temassız kartlarla yapılan harcamalar 2015 yılında 10,8 milyar doları aşmış durumda. Bu sayı 2014 ve öncesindeki yedi yılın toplamından iki kat daha fazla. Android Pay pazara girdiğinde ise grafiğin daha da hızlı yükselmesi bekleniyor. Fintech alanında en hızlı gelişimin gözlendiği ve her geçen gün yeni bir finansal teknoloji startup’ıyla gündeme gelen Birleşik Krallık’ta Apple Pay Temmuz 2015’ten bu yana hizmet veriyor. Google bu yıl içinde pazara girecek ve Samsung Pay için de 2016 yılı için umutlar büyük. Mobil cüzdan teknolojilerinin Avrupa’da gösterdiği gelişim, dünyanın geri kalanında da trendin seyri açısından önem arz edecek.

e-Crime Turkey 2016’da mesaj netti: Oyuna gelmeyin!

0
Mektupları bir bir yırtıp, tüm iletişimimizi mobil uygulamalara ve bulut servislerine emanet ettiğimiz bir çağ, dijital paranoyayı da beraberinde getiriyor ve bunda phishing hatırı sayılır pay sahibi. Açtığımız her e-posta, gelen her tanıtım SMS’i aslında sandığımız kişiden gelmiyor olabilir. Telefon faturası diye açtığınız e-posta aslında tüm fotoğraflarınızı kilitleyip, sizden binlerce dolar fidye isteyen bir cryptolocker’ı barındırıyor belki de… Hal böyleyken, Türkiye’de kamu kurumlarıyla özel sektörü siber saldırılara karşı dijital güvenlik temasıyla bir araya getiren e-Crime Turkey 2016’nın da ana konusu phishing adı verilen ve “başka biri gibi görünerek karşı tarafı kandırma” anlamı taşıyan sosyal hack saldırıları oldu. Daha etkili siber güvenlik mekanizmalarının oluşturulması için yapılması gerekenlerin gündeme geldiği etkinlikte konuşan Phishme Operasyon Direktörü Jim Hansen, siber saldırıların önlenebilmesi için öncelikle çalışanların ataklara karşı eğitilmesi gerektiğini söyledi. Phishme ile birlikte markanın Türkiye’deki tek iş ortağı olan Innovera’nın da sponsorları arasında olduğu etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panelde “Phishing Saldırılarına Karşı Koruma: Örnek Olaylar ve İnsan Savunmaları” konulu bir konuşma yapan Jim Hansen, savunmanın insan odaklı yöntemlerine dikkat çekerek, proaktif simülasyon metotlarına değindi ve çalışanların eğitiminin saldırıları tespit etme ve önlemedeki rolüne dikkat çekti. Son 20 yılda güvenlik sektörünün teknolojik yatırımlara odaklandığını ancak sadece bunun güvenliği sağlamada sonuç vermediği dile getiren Hansen, “Phishing e-mailini aldığınızda bunu anlamanız mümkün. Zaten ayırt edebiliyorsanız durdurma imkanınız da var.  Hacker sizin ağınızda ise bunu bulmak aylar sürebiliyor. Saldırıların yüzde 91’i phishing e-maili ile başlıyor ve tek mail üzerinden çok hızlı şekilde yayılıyor. Yani ilk phishing saldırılarını fark edebilirsek, siber saldırıyı birkaç saat içinde önleyebiliriz” dedi.

Sahte e-postalar ile phishing eğitimi!

Siber güvenlik yatırımlarının şirket çalışanlarını da kapsaması gerektiğini vurgulayan Hansen, insanların phishing saldırılarını fark edebilmeleri için belirli bir eğitim sürecinden geçmeleri gerektiğini belirtti. Hansen, “Öncelikle çalışanlara sahte phishing mailleri göndererek onları kandırmaya çalışacağız ve maili açanlar için yemleme yöntemi kullanılacak. Eğitimde esas amacımız çalışanların davranışlarını değiştirmek ve onları eğitmek olmalı” diye konuştu. Çalışanların güvenlik farkındalığını artırmak için yola çıkılması gerektiğine işaret eden Hansen, şöyle devam etti: “Bugüne kadar 15 milyon kişiye sahte phishing maili gönderdik ve yüzde 50-60’ı buna kandı. Çalışanların öncelikle phishing e-postalarını fark etmesini sonrasında da bunu hızla raporlamalarını sağlamalıyız. Phishme’nin kullanıcılar için basitleştirilmiş, tek bir tıklama ile kullanılabilen raporlama özelliği bulunuyor.”

Kendi oyununuzu ATOM desteğiyle geliştirin

0
Türk oyun şirketi çıkmaz kalıbı ODTÜ Teknokent ATOM gibi programlar sayesinde çok eskilerde kaldı. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de çeşitli üniversitelerin oyun ve animasyon üzerine açtığı yeni bölümler sayesinde biz de Peak Games gibi dünyada ses getiren startup’lar ile iftihar edebiliyoruz. Sekiz yıldır oyun alanına odaklanmış bir ön kuluçka merkezi olarak çalışan ATOM, 2016 yılından da bir TaleWorlds, bir Peak Games çıkarmak istiyor. Oyun alanında kariyer yapmak isteyen ve kendi oyununa imza atmak isteyen geliştirici gruplara ortak ofis alanı, donanım, yazılım, altyapı gibi destekler sunan ATOM programı bu yıl işlediği hayırları bir adım öteye taşıyacak: Yurt içi ve yurt dışından uzmanlar desteğiyle hazırlanan ve sunulan eğitim çalışmaları, mentorluk desteği, iş birliği imkanları, kapsamlı staj programının yanısıra bu yıl iş geliştirme ve proje yönetimi desteği, tanıtım ve yayın destekleri ile zenginleşen ön kuluçka programı, oyun geliştiricilerin hayallerini iş fikirlerine, iş fikirlerini de başarı hikayelerine dönüştürmeyi amaçlıyor.

Profesyoneller ODTÜ Teknokent ATOM’da buluşuyor

Yedi yılda 65 ekibe destek veren ATOM, Türkiye’de oyun geliştirme sektörünün de kilit taşını oluşturuyor. Şimdiye kadar 600 saatin üzerinde eğitim sağlayan ve binin üzerinde geliştiricinin faydalanmasına imkan yaratan merkez, bu şekilde sektörde faaliyet gösteren firmaların insan kaynakları ihtiyaçlarına, ekip yapılanmalarına da destek oluyor. Staj programları, geliştirme etkinlikleri, sektör toplaşmaları gibi aktivitelerle sektörün ve sektör paydaşlarının nabzını tutan ATOM bu yıl daha heyecanlı ve zengin bir programla başvuru sürecini açıyor. Yedi yıl boyunca binin üzerinde geliştiricide gözlemlenen eşsiz verileri bu yıl bir sektör raporu haline getirmek üzere çalışmalarını sürdüren ODTÜ TEKNOKENT ATOM yönetimi, ön kuluçka süreciyle başlayan girişimcilik serüvenlerinde öncelikli önerisini “paylaşmak gelişmenin en güzel yoludur” olarak belirledi.

ATOM başvurusu için bir haftanız var!

ATOM’a geliştirici olarak kabul edilmek için oyun veya animasyon alanlarında geliştirme faaliyeti yapmayı istemek ve henüz şirketleşmemiş olmak gerekiyor. Ekiplerin bir arada çalıştığı ve deneyimlerini paylaştığı ATOM’a başvurmak ve ilk aşama değerlendirmeye dahil olmak için www.atom.org.tr web sitesindeki detayları takip ederek atom.odtuteknokent.com.tr adresindeki başvuru formunu doldurmak gerekiyor. Başvuruları 1 Nisan 2016 günü mesai bitimine kadar kabul edecek olan ATOM’a bu yıl ekibi olmayan kişiler de başvurabilecek. Tüm başvurular ODTÜ Teknokent ATOM yetkilileri tarafından proje fikri, ekip yapısı ve ekip vizyonu çerçevesinde değerlendirilecek.

5 gün önce 10 yıl sonra #7 – Mobil Sağlık ve Sağlık Teknolojileri

0
TechInside.com’da Cuma akşamları saat 17.00’de yaptığımız “5 gün önce 10 yıl sonra” adlı canlı yayınımızda, sektörün geçen haftadaki önemli olaylarını ve 10 yıl sonrayı konuşmaya devam ediyoruz. Bu haftaki konumuz Mobil Sağlık ve Sağlık Teknolojileri. TÜSİAD’ın da özel bir raporla gündeme getirdiği Mobil Sağlık konusu, sektörün son yıllardaki en önemli konularından biri olma niteliği taşıyor. Akıllı bilekliklerden, görüntülemede düşük radyasyonun etkilerine kadar pek çok konuyu ele alacağımız programımızda “insansız hastane” kavramına da değineceğiz. Programımız YouTube üzerinden canlı olarak yayınlanıyor ve daha sonra kaydediliyor. Kaçıranlar diledikleri zaman tekrarını izleyebiliyor. Kanalımıza abone olarak TechInside’da yayınlanan tüm videolara erişebilirsiniz.    

Başarılı bir startup için 4 ipucu

0
Herkes maaşlı işini bırakıp iyi bir startup ile yoluna devam etmek istiyor. Özellikle Y ve peşi sıra gelen Z kuşağında bu süreç oldukça popüler. “Bir sonraki Mark Zuckerberg” ya da “bir sonraki Elon Musk” olmak, her sabah metrobüse binip saat 8’de mesaiye başlayan, akşam trafiğinde eve ancak yine 8’de gelebilenlerin en büyük hayali. Ne var ki hayaller Silikon Vadisi, gerçekler KOSGEB. Kendi işini kurma çabalarında başarı hikayelerinden çok fiyaskolar dinliyoruz. İyi fikir etrafında şekillenmek bir startup için başarının garantisi olmuyor. Süreç yönetimi, müşteri ilişkileri ve doğru bir ekip gibi pek çok faktör kurduğunuz işin başarısına etki ediyor. Kurucu ortağı olduğu Paraşüt ile İstanbul merkezli Revo Capital ve ABD merkezli girişim sermayesi fonu olan Ribbit Capital’den aldığı yatırımlarla başarılı girişimciler arasında gösterilen Sean X. Yu’nun tavsiyeleri, bir sonraki denemenizde başarı ile hayal kırıklığı arasındaki ince çizgide yürümenize yardımcı olacaktır:

Gurur duyacağınız bir şey üretin!

Bir şeyi sıfırdan yaratmayı sevin. Uzun süre yaşayacak bir şey… Zanaatkarlık zordur ama her zaman zoru sevin. Ürününüzü sadece kurumsal olarak değil, kişisel olarak da sahiplenin.

Müşterilerinizi dikkatle dinleyin

Yeni bir ekosistem yaratarak müşterilerinize daha kapsamlı hizmetler sunabilmek için yeni çözüm ortaklarını bu ekosistemin paydaşı yapın. Müşterilerinizi dikkatle dinleyerek, özenle destek verin. Kendinizi en iyi şekilde ifade ederek, verdiğiniz sözlerin arkasında durmayı vaat edin.

Ekibiniz yaptıkları işle gurur duyan bireylerden oluşmalı

Ne iş yaparsanız yapın, ekibinize tutkulu insanları almaya özen gösterin. İşletme olarak çalışanlarınıza tutkularını ve yaratıcılıklarını kullanarak kendilerinden bir şeyler katmalarını teşvik edin. En iyi ürünler ve en mutlu çalışanlar tutkuların bastırılmadığı bir ortamda ortaya çıkar.

Yalın girişim yöntemini ekibinizle uygulayın

İşe alımlarda sadece belli yetkinliklere sahip kişilerin seçimi değil, şirket kültürünü yaşatabilecek, ekip içinde uyumlu çalışabilen ve birbirine güvenen kişilerin seçilmesi çok önemli. Özellikle de girişimin başlangıç safhasında güvendiğiniz kişilerle çalışmak başarı ihtimalinizi arttıracaktır. Yalın girişim; sürekli yeni hipotezlerle gelerek deneme yanılma yöntemi ile öğrenerek yapılan işi geliştirmek anlamına geliyor. Dolayısıyla, bu şirket kültürünü benimseyebilen, yaratıcı, denemeye ve öğrenmeye açık, çözüm ve müşteri odaklı, enerjik, sorumluluk sahibi, teknolojiyi takip eden kişiler ile çalışmak oldukça önemli. Bu sayede girişiminiz sürekli kendisini geliştirebilir ve ekibinizle beraber tüm yeniliklere açık olursunuz.

Google’ın dev veri merkezine davetlisiniz

0
Google Cloud Platform ile arama devinin bulut alanında da vites yükselttiğini sizlerle daha önce paylaşmıştık. Anlaşılan şirket, son dönemde bulutta yakaladığı güçlü basın yansımalarının kesilmesini istemiyor. Bu amaçla da yepyeni bir video yayınladı: Google Cloud Platform kanalında yayınlanan videoda şirket devasa veri merkeziyle adeta gövde gösterisi yapıyor. Türkçe altyazı seçeneğiyle, 4K çözünürlükte ve 360 derece deneyimiyle izlenebilen videoda teknoloji devinin Oregon’daki veri merkezi tesisini Google Cloud Platform Geliştirici Yardımcısı Sandeep Dinesh kılavuzluğunda dolaşma şansı yakalıyoruz. Veri merkezinin çeşitli birimlerinde dolaşırken, alanında uzman yetkililerden Gmail ve Haritalar gibi popüler servislerin arka planında çalışan sistemi öğreniyoruz.
Verilerin saklandığı donanımlardan, farklı ülkelerdeki veri merkezlerinin birbirine nasıl bağlandığına ve iklimlendirme sistemlerine kadar pek çok konuyu ele alan video, ışık tuttuğu yüksek teknolojiyle sıradan şirket videolarından ayrılıyor. Videoyu şirketin mukavvadan imal edilen sanal gözlüğü Cardboard ya da bir diğer sanal gerçeklik gözlüğüyle tecrübe etmek mümkün ancak bir bilgisayarda izlerken de sol üstteki ok tuşlarını kullanarak etrafa göz atabilirsiniz. Google önümüzdeki yıllarda Cloud Platform’u en büyük gelir kaynaklarından biri haline getirmeyi planlıyor ve önümüzdeki iki yılda toplam 12 yeni bölgede veri merkezi kurmayı hedefliyor. Son IDC raporuna göre şirketin buluttaki payı yüzde 4’ü geçmiyor. Bakalım bu özverili çalışmalar ve büyük ölçekli yatırımlar, Google’ın Amazon Web Services ve Microsoft Azure’dan ne kadar pazar payı kapmasını sağlayacak.

Bu romanı bir robot yazdı

0
Dövüş Kulübü’nün yazarı Chuck Palahniuk bizi yapay zeka karşısında zamanında uyarmıştı: Fotoğraf icat edildiğinde ressamlar ne yaşadıysa, yapay zekanın gelişimiyle birlikte öykü yazarları aynısını yaşayacaklar. Robot yazarlar kusursuz kitaplar yazabilecekler. Bu yüzden tıpkı ressamlar gibi sürreal çalışmaktan ve gramer sınırlarını zorlamaktan çekinmeyin. Usta yazarın bahsettiği gün nihayet geldi. Japonya’nın Hakodate, Hokkaido bölgesindeki Future University araştırmacıları, geliştirdikleri yapay zekaya bir roman yazdırdı. “Bir Bilgisayarın Roman Yazdığı Gün” adını taşıyan roman Japonya’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan Hoshi Sinichi Edebiyat Ödülü için yarışmaya katıldı. Toplamda 1.450 romanın yarıştığı etkinlikte Hitoshi Matsuraba ve ekibinin geliştirdiği yapay zekanın yazdığı kitap finale kadar yükselmeyi başardı.

Yapay zeka ekmeğimizle oynuyor!

Robot yazarlar bugüne kadar veriye dayalı içerikler üretmek konusunda kullanılıyordu. Stok raporları, analizler ve diğer veri bazlı yazılar için çoğu zaman insanlardan iyi iş çıkarıyorlar. Ancak sıfırdan bir hikaye oluşturma ve karakter tasvirleri yapabilme becerileri, roman yazarları için endişe verici bir gelişme olsa gerek. Etkinlik sonrası konuşan Japon bilim kurgu yazarı Satoshi Hase’nin açıklamasına göre, kitap şaşırtıcı şekilde başarılı bir kurguya sahip. Buna karşın karakter tasvirleri konusunda halen aşılması gereken eksiklikler bulunuyor.

İşin sırrı yazılımda

Aslında bu noktada iş yapay zekada değil, onu geliştiren programcıda bitiyor. Çünkü bir yapay zekanın gerçek anlamda yaratıcı bir eser ortaya koyması mümkün değil. Sistem her zaman programlandığı sınırlar çerçevesinde çalışabiliyor. Öte yandan insani duygular barındırmayan yapay zeka karakter gelişimini tasvir ederken güçlük çekiyor. Finalist olan “robot yazarın” geliştiricisi Hitoshi Matsubara ise geleceğe dair umutlu. Bugüne kadar yapay zeka programlarının, çözümü olan sorunların üstesinden gelmek için kullanıldığını hatırlatan Japon akademisyen, “Gelecekte yapay zekanın potansiyelini insana ait kreatif zekayla yarışacak seviyeye getirmek isterim” diyor. Bunun gerçekleşmesi durumunda, biz de TechInside editörlerini Uber sürücüsü yapmaya karar verdik.

13 yıl ömrü kaldı, kendini inovasyona adadı

0
Ray Avery 69 yaşında eczacılık sektöründen servet kazanmış bir bilim insanı. Yetimhanelerde geçen çocukluğu sırasında ısınmak için girdiği halk kütüphanelerinde bilimle tanışmış ve bilim için yaptığı çalışmalar ona şövalyelik unvanı kazandırmış. Onu dünya gündemine oturtan ise yaptığı son hesaplama oldu. Yeni Zelanda’da yaşayan Avery, kendi yaşını, yaşıtlarının ortalama yaşam ömrünü ve tükettiği gıdaları da hesaba kattığı karmaşık bir algoritma kullanarak kalan ömrünü hesapladı ve sonuç tam olarak 4.794 çıktı. Aslında hesaplamayı yaptığı gün farklı bir sonuç çıkmış olabilir, ancak 25 Mart 2016 itibarıyla Ray Avery’nin kendi hesabına göre 4.794 günü kaldı ki bu da yaklaşık 13 yıl ediyor. sir ray avery

Sir Ray Avery kalan ömrüyle neler yapıyor?

Elbette ölümün ne zaman geleceğini kimse tam olarak bilemiyor. Ancak Ray Avery elde ettiği veriyi bir kanıt olarak değil, aksine yapmak istediği çalışmalarda bir motivasyon kaynağı olarak kullanıyor. “Sadece hazır olmayan insanlar hata yapar” diyen Avery, ömrünüzün bir gün biteceğini hatırladıkça sizi hedeflerinize taşımayan uğraşlarla vakit kaybetmeyeceğinizi belirtiyor. Tıpkı Albert Einstein ve Steve Jobs gibi Ray Avery de kıyafet seçimine vakit harcamıyor. Yazları beyaz bir tişört, kışları siyah bir kazak onun için yeterli. Avery buradan kazandığı vakti (ve sahip serveti) özellikle gelişmekte olan ülkelerde milyonlarca insana fayda sağlayacak buluşlar için harcıyor. Auckland’deki atölyeye dönüştürdüğü kendi garajında çalışan bilim insanı, Life Pod adını verdiği 2 bin dolarlık kuvöz cihazıyla 40 bin dolar değerindeki standart bir kuvözü karşılayamayan yerleşim yerlerinde bebek ölümlerini önemli ölçüde azaltıyor.

“İnovasyon için Silikon Vadisi’nden kurtulun”

Çalışmalarıyla insan hayatına dokunan Ray Avery’nin icat etmekle üzerine ilginç bir teorisi var: Silikon Vadisi’nin “gürültüsünü” hayatınızdan çıkarırsanız ve bir atölyede tornanın başına toplanan bir grup ile çalışırsanız, başka hiçkimsenin düşünemeyeceği öneriler ortaya koyabilirsiniz. Avery’nin halen üzerinde çalıştığı proje gerçekten de “bugüne kadar nasıl kimse düşünmemiş?” dedirtecek cinsten. KFC gibi fast food mağazalarında porsiyonlardan arta kalan tavuk parçalarından yüksek protein içeren gıda takviyeleri geliştiren bilim insanı; bu sayede gelişmekte olan ülkelerde milyonlarca bebeğin hayatını kurtarabileceğine inanıyor. Bunun için de -kendi hesabına göre- 4 bin 794 günü var.

Yahoo 10 milyar dolar istiyor

0

Mobil dönüşüme bir türlü ayak uyduramayan Yahoo, bir zamanlar neredeyse alternatifsiz olarak top koşturduğu online arama ve reklam işini şimdi 10 milyar dolara elden çıkarmaya hazır. Üstelik Microsoft da bu alımı yapmayı düşünenler için finansal destek sunmak istiyor.

Re/Code haberine göre Microsoft bir süredir özel sermaye şirketleriyle görüşme halinde. Şirket, alım yapmayı düşünen yatırımcılar için kesenin ağzını açmaya hazır. Elbette Microsoft bunu Yahoo CEO’su Marissa Mayer’in gül hatırı için yapmıyor; Windows ve Bing’in sahibi teknoloji devinin satışa çıkan şirket ile arama alanında kritik bir iş ortaklığı bulunuyor. Microsoft bu iş başka bir şirket tarafından yapılacaksa bile kendisinin söz sahibi olduğu bir kurulumda gerçekleşmesini istiyor.

Yahoo 10 milyar dolar eder mi?

Yahoo tarafına baktığımızda ise, son dönemde çoğu analistin 6 ila 8 milyar dolar arasında değer biçtiği şirketin 10 milyar dolarlık beklentisi biraz yüksek görünüyor ancak malum, “pazarlık sünnettir”. Yıllardır duraklama dönemi yaşayan şirketin çok acelesi olmadığını düşünürsek, potansiyel alıcıların önünde birkaç güne sığmayacak bir pazarlık dönemi olduğunu tahmin etmek mümkün. Diğer yandan şirketin satış sürecinin “laçkalaştığı” yönünde eleştiriler de gitgide büyüyor.

Hissedarlar arasında bulunan Starboard Value, bu sürece bir düzen getirmek amacıyla Yahoo’nun mevcut yöneticileri yerine kendi yöneticilerini konumlandırmak için bir yönetim kurulu oylaması başlatıyor. Starboard’dan Jeff Smith satış sürecinin çok yavaş olması ve ortak çıkarların belirlenememesi nedeniyle kamuoyundan sürekli eleştiri aldığını, tekrar güven sağlamak için yeni bir yönetim kuruluna ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

Apple Watch onu da bitirdi

1
Pebble hafızalara hem Kickstarter’da kullanıcılardan sağladığı 26 milyon dolarlık dev fonla hem de eli yüzü düzgün ilk akıllı saat olmasıyla kalmıştı. Çelik kasalı Steel ve renkli ekranlı Time modelleri bu başarıya başarı ekledi. Ancak Apple Watch geldi ve büyü bozuldu. Her ne kadar 2013 yılından bu yana satılan 1 milyonun üzerinde akıllı saat başarıyı simgelese de, sadece 2015 yılında satıldığı tahmin edilen 10 milyon Apple Watch’un yanında oldukça sönük kalıyor. Pebble da devler liginde mücadele etmeye çalışan ve zorluk çeken her startup gibi kendini farklı bir alanda konumlandırma kararı aldı.

Pebble fitness bilekliği yapacak

Bugüne kadar akıllı saatleriyle tanıdığımız şirket artık yoluna fitness aksesuarlarıyla devam edecek. Diğer bir deyişle “Kickstarter şampiyonu” artık Apple’ın değil, FitBit’in rakibi olacak. Elbette burada akla ilk olarak şu soru geliyor: Fitness bileklikleri alanında Fitbit’in bileğini bükmek kolay mı? Biz bilmesek de, Pebble bu soruya tatmin edici bir yanıt bulmuş olsa gerek. Akıllı saatlerden akıllı bilekliklere geçişin bedeli ise yüzde 25 oranında bir küçülme ve 40 kişilik personeli kapsayan işten çıkarma oldu. Bu zor kararı veren CEO Eric Migicovsky, Tech Insider’a yaptığı açıklamada Silikon Vadisi yatırımcılarının cebindeki akrebi suçlarken, gelecek 5 ila 10 yıl arasındaki dönemde giyilebilir teknoloji alanındaki vizyonlarına güvendiklerini belirtti. Amazon ile kurduğu stratejik iş ortaklığı, Pebble’a Hindistan bileti sağlayacak. Özellikle giriş seviye ürünlerin rağbet gördüğü Hint pazarında uygun fiyatlı ürünler satmak bakalım bu iyi niyetli girişimin Silikon Vadisi’nde göremediği maddi desteği sağlamasına yetecek mi.

Google Glass 2 tefecide rehin kaldı!

0
Google’ın ilk akıllı gözlük denemesi geçtiğimiz yıl fiyaskoyla sonuçlanmıştı; buna rağmen şirket Google Glass tasarlamaktan vazgeçmiyor. Bu kez şirketler için endüstriyel amaçlarla geliştirilen yeni akıllı gözlük öyle bir yerde görüldü ki, kazara barda unutulan piyasaya çıkmamış iPhone modellerini bile geride bıraktı. Tasarım açısından ilk modelden farklı olmamasına karşın, fonksiyonları profesyonel kullanıma yönelik olması planlanan “Google Glass 2”, Kaliforniya’daki bir rehin dükkanında (bizdeki adıyla tefecide) ortaya çıktı. Borç karşılığı bu cihaza sahip olduğu tahmin edilen Redwood City’deki dükkanın sahibi Frank Romero, ürünü eBay’de listeleyince 20 bin dolara kadar yükselen teklifler karşısında neye uğradığını şaşırdı.

Romero: Google Glass 2 olduğunu bilmiyorduk

Elbette “gerçek mal sahibi” olan Google konuya hızlıca el attı ve şirket yetkilileri Romero ile iletişime geçerek ürünü almak istedi. Konuyla ilgili oldukça ketum davranan Google, Romero’ya da sessizlik yemini ettirmiş olacak ki rehin dükkanı sahibi de detay vermekten kaçınıyor. Bu nedenle Google herhangi bir ödeme yaptı mı yoksa kanuni yaptırım mı uyguladı şimdilik bilemiyoruz. Ürünü eBay’e koyarken bir sonraki nesil Glass modeli olduğunu fark etmediklerini itiraf eden Frank Romero’nun BusinessInsider’a yaptığı açıklama ise şu şekilde: “Google bizimle irtibata geçti, ürünü onlara geri iade etmekten mutluyuz. Geri kalan her şey şirketle aramızda kalmalı. Hikayenin geri kalanını istediğinizi biliyorum ancak bizim için önemli olan tek şey, bu cihazın Google’a ait olduğunu öğrendiğimizde onun emin ellere dönmesini sağlamaktı.”

Clash of Clans ne kadar kazanıyor?

1
Basit bir mobil oyun geliştirip Clash of Clans gibi voliyi vurmak, karikatürlere bile konu olan, milenyum kuşağının en büyük hayalidir. Oysa pazarlama şirketi Swrve tarafından yayınlanan yeni rapora göre bu hayali gerçeğe dönüştürme şansı binde bir bile değil. Mobil kullanıcıların harcama alışkanlıklarına ışık tutan araştırmada Şubat ayı boyunca oynaması ücretsiz olan 40 oyunu ve 20 milyonun üzerinde kullanıcıyı değerlendiren şirket, oyuncuların sadece yüzde 0,19’unun oyuna para harcadığını ortaya çıkardığı. Diğer bir deyişle free-to-play modeliyle oyun geliştirenler, her bin kullanıcının ikisinden bile para kazanamıyor. İndirdiği F2P oyunları hiç para ödemeden oynayan yüzde 99,81’lik dev bir kitle bulunuyor. clash of clans

Oyuncudan kazanamayınca: “Şimdi reklamlar”

Elbette mobil geliştiriciler için tek gelir kaynağı doğrudan oyuncudan alınan ücretler değil. Candy Crash veya Flappy Bird gibi hiçbir ücret ödemeden aylarca oynayabileceğiniz yapımlar, sık aralıklarla reklam görüntülüyor ve buradan da kayda değer bir gelir elde ediyor. Yine de oyunların asıl hedeflediği kitleden sadece yüzde 0,19 oranında maddi dönüş sağlamak motivasyon kırıcı olsa gerek. Üstelik bu “binde 1,9’luk” kitlenin aylık harcama sıklığı da umut vadedici türden değil. F2P oyunlara para ödeyen bu küçük kullanıcı topluluğunun yüzde 64’ü ayda sadece bir defa oyun içi satın alım yapıyor. Ayda beş ya da daha fazla kez ödeme yapan grup ise yüzde 6,5 ile sınırlı. Binde 1,9’u yüzde 6,5 ile çarpınca ortaya çıkan oran milli piyangonun size çıkma ihtimaline oldukça yakın. flappy bird

İşin sırrı: milyonlarca mobil oyuncu

Mobil uygulama mağazalarında “en çok ciro yapanlar” sekmesine girdiğinizde, ilk beş uygulamanın Clash of Clans, Mobile Strike, Game of War gibi oynaması ücretsiz oyunlar olduğunu göreceksiniz. Bu tabloyu sağlayan ise bu oyunları milyonlarca kullanıcının oynaması. 10 milyonun üzerinde oyuncusu olan bir F2P oyun için “binde biri” bile baz alsanız ortaya her ay ödeme yapan on binlerce kullanıcı çıkıyor. 10 milyar dolarlık mobil oyun sektörünü binde bir alım yapan bir kullanıcı kitlesi büyütebilir mi? Swrve yıldan yıla büyümenin yeterli olmadığına dikkat çekiyor ve geliştiricilerin ayakta kalabilmek için oyun içi satın alımlara daha fazla odaklanması gerektiğini belirtiyor. Bizim gönlümüzden mobil uygulama mağazalarının reklam yığılı ve sürekli para isteyen F2P oyunlar yerine, bir defa ücretini ödeyip sonrasında gönlümüzce oynayabildiğimiz eski tip iş modeline dönülmesi yatıyor. Ancak bir yandan sürekli artan mobil oyuncu kitlesi, öte yandan reklam gelirleri ile bunun gerçekleşmesi oldukça zor.

Google gözünü buluta dikti

1
Veri merkezi analisti John Dinsdale geçtiğimiz hafta Google Cloud Platform’un, bulut altyapısı pazarında Amazon Web Services (AWS) ve Microsoft Azure’un halen çok gerisinde olduğunu açıklamıştı. Oysa bunu gözlemlemek için uzman bir analist olmaya gerek yok. Halihazırda Google’ın dünya genelinde dört bölgede bulut altyapısı bulunuyor: İkisi ABD sınırları içinde, biri Batı Avrupa’da, diğeri ise Asya’da. Buna karşın AWS 12, Microsoft ise 22 farklı konumda bulut sunucularını barındırıyor. Bahsi geçen dağılım bir ölçüde pazar paylarına da yansıyor. Bulutun dört atlısı; AWS, IBM, Microsoft ve Google’ın bulut pazarında farklı dağılımları bulunuyor. Synergy Research Group araştırmasına göre AWS yüzde 31 ile açık ara liderliğini korurken, Microsoft yüzde 9, IBM yüzde 7 paya sahip. Google ile halen yüzde 4 ile yetinmek durumunda.

Google Cloud Platform için 12 yeni bölge

Bulut yarışında sonunculukla yetinmek istemeyen Google, önümüzdeki iki yıl içinde (2017 sonuna kadar) Cloud Platform’un dünyanın dört bir yanında 12 yeni bölgede daha faaliyete geçeceğini açıkladı. Bunun anlamı, Google 12 yeni veri merkezi daha açacak. Şirketin resmi blogunda yapılan açıklamaya göre ilk iki veri merkezi ABD’nin Oregon bölgesinde ve Japonya’nın başkenti Tokyo’da bu yılın sonunda devreye alınacak. Geri kalan 10 veri merkezi ise 2017 yılı boyunca çeşitli bölgelerde bulut altyapısına destek sağlayacak. Google bu veri merkezleriyle Gmail, Arama ve Haritalar’ın yanı sıra diğer Google Cloud Platform hizmetlerinin de yükünü karşılıyor. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Google Cloud Ürün Müdürü Varun Sakalkar, “Yeni bölgelerde veri merkezi yatırımları yaparak, Cloud Platform kullanıcısı şirketlerin, kendi müşterilerine daha yakın servis ve uygulamaları kurmalarını, daha az gecikme ve daha iyi tepki süreleriyle çalışmalarını sağlamak istiyoruz” dedi. Google 10 yıl kadar önce sıfırdan inşa ettiği Android platformu ile “geç kaldığı” mobil pazarda bugün en büyük iki oyuncudan biri. Bakalım aynı senaryo önümüzdeki yıllarda bulut pazarında da tekrarlanacak mı.

Apple Pay’i bilgisayarda kullanır mısınız?

0
Apple Pay mobil cüzdan sektöründe yıkıcı bir değişim yapmanın yollarını arıyor. Sektöre yakın kaynaklar, Apple’ın internet tarayıcılarına özel bir teknoloji üzerinde çalıştığını ve şimdiden potansiyel iş ortaklarıyla görüşmelerin başladığını belirtiyor. Re/Code tarafından paylaşılan bilgilere göre yıl sonuna kadar yayınlanması planlanan bu teknoloji Apple’ın kendi web tarayıcısı olan Safari ile sınırlı olacak. Ayrıca mobil cüzdanını internette dolaşırken kullanmak isteyenlerin Touch ID destekli bir iPhone kullanması gerekecek ki iPhone 5 ve sonrasında çıkan modeller bu kategoriye giriyor.

PC için Apple Pay mümkün mü?

Dedikodu kazanını biraz daha karıştırdığımızda ise ortaya daha ilginç bilgiler çıkıyor: Apple Pay aynı dönemde masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda da kullanıma açılabilir. Henüz bu söylentiyle ilgili yeterince detay yer almasa da, Apple’ın bir sonraki MacBook modellerine Touch ID parmak izi tanıma teknolojisini ekleyecek olması ihtimalleri güçlendiriyor. Tabii bu durumda mobil cüzdanın masaüstü yolculuğu sadece Mac ve MacBook kullanıcılarıyla kısıtlanabilir. Peki, siz Apple Pay’i bilgisayarınızda kullanır mıydınız? Araştırmalar, ödeme teknolojileri için bilgisayar platformunun gayet ideal bir hedef olduğunu gösteriyor. Çünkü internette dolaşmak ve ürün seçmek için mobil cihazlarımızı kullansak da, iş satın alma işlemine gelince halen geleneksel masaüstü ve dizüstü bilgisayarları tercih ediyoruz. Apple’ın yaz mevsiminin başında düzenleyeceği WWDC etkinliğinde bu konuya ışık tutması bekleniyor. Konuyla ilgili detaylar netleştikçe TechInside okurlarıyla paylaşmaya devam edeceğiz.

God of War ve Uncharted telefonlara gelebilir!

0
Sony Japonya’daki mobil oyun pazarını tamamen Nintendo’ya bırakmak istemiyor; yeni kurduğu ForwardWorks adlı şirket de bunun en büyük kanıtı. Japon elektronik ve eğlence devi, eğlence sektöründeki tüm çalışmalarını -PlayStation dahil- Sony Interactive Entertainment adı altında birleştireceğini henüz bu yılın ilk ayında duyurmuştu. Şimdi ise bir başka eğlence odaklı şirkete hayat veriyor. ForwardWorks, Sony çatısı altında tıpkı Sony Interactive Entertainment gibi 1 Nisan itibarıyla faaliyete geçecek taze bir şirket. Bu şirkette yıllardır PlayStation ile sağlanan bilgi birikimi, Japonya ve genel olarak Asya pazarına kaliteli mobil oyunlar sunmak için kullanılacak. Açıklamaya göre “sayısı PlayStation oyunu ve onlarla özdeşleşen karakterler” kullanılarak yeni yapımlar geliştirilecek. Şirketin başına ise Sony Tokyo Başkanı Atsushi Morita getirildi.

ForwardWorks hangi oyunları geliştirebilir?

Biz buradan, başta Uncharted serisinin esas oğlanı Nathan Drake olmak üzere Rachet and Clank ve hatta şansımız yaver giderse God of War ile tanıyıp sevdiğimiz asabi savaşçı Kratos’u yakın gelecekte iPhone ve Android telefonlarda görebileceğimizi anlıyoruz. Elbette bunun için önce ForwardWorks’ün bu oyunları geliştirmesi, ardından Asya pazarının ötesine geçerek Batı’ya da servis etmesi gerekiyor. Sony yetkilileri, ForwardWorks’ün ilk oyunlarının ne zaman piyasaya sürüleceğini henüz duyurmadı. Ancak Nintendo’nun da önümüzdeki iki yıl içinde sağlam bir mobil planı olduğunu göz önünde bulundurursak, “şimdi Japonya’da olmak vardı” dememek için kendimizi zor tutuyoruz.

HP Enterprise, Oracle ile mahkemelik oldu

1
Her şey Oracle’ın 2010 yılı başında Sun Microsystems’i satın alarak, HP ile donanım pazarında doğrudan rekabete girmesiyle başladı. Eski ortaklar o günden bu yana sadece duruşma salonlarında bir araya geliyor. HP’den olaylı bir şekilde ayrılan eski CEO Mark Hurd’ün Oracle tarafından işe alınması ise iki şirket arasında zaten limoni olan ilişkiye tuz biber ekti. Şimdi ise iki şirket arasındaki hukuk mücadelesinde yeni bir perde açılıyor. Geçtiğimiz yılın Kasım ayında HP Enterprise (HPE) ve HP Inc. adında iki ayrı şirkete bölünen Hewlett Packard, bilgisayar ve yazıcı işini; kurumsal donanım, yazılım ve servis işlerinden ayırmış oldu. Büyük ölçekli şirketlere kurumsal teknolojiler satan HP Enterprise’ın, davacının iddiasına göre Oracle’a ait Solaris işletim sistemi için şirketlere üçüncü parti yazılım desteği sunan TERiX Computer Company ile ortak çalışması dava dosyasında gerekçe olarak geçiyor.

Oracle servis gelirlerini bölüşmek istemiyor

Oracle’ın gelir kapılarının en büyüğünü, kendi yazılımları için sunduğu yazılım ve servis desteği oluşturuyor. Dolayısıyla kendi sunduğu hizmetleri daha ucuza şirketlere sağlayan üçüncü parti şirketleri pazarda kesinlikle istemiyor. Daha önce de TERiX’i ve diğer benzer şirketleri dava etmiş, son olarak Haziran ayında mahkeme TERiX’in 57,7 milyon dolar tazminat ödemesinde karar kılmıştı. BusinessInsider Oracle’ın aynı senaryoyu SAP ile de yaşadığını hatırlatıyor: SAP’nin TomorrowNow adlı bir üçüncü parti destek sağlayıcıyı satın almasının ardından yıllarca mahkeme kapılarını aşındıran iki rakip, 2014 yılında SAP’nin Oracle’a 356,7 milyon dolar tazminat ödemesini kabul etmesiyle uzlaşmıştı. HP Enterprise’ın TERiX ile ortak çalıştığına ilişkin bulgulara daha önce açılan TERiX davası sürecinde eriştiklerini belirten davacı taraf, “Bizim yazılımımızı kendi finansal kazançları için yanlış şekilde kullanan şirketlerin peşinden gitmeye devam edeceğiz” açıklamasını yaptı. HPE tarafı konuyla ilgili açıklama yapmazken, kurumsal teknoloji dünyasının iki devi arasındaki bu davanın da uzun soluklu olacağını tahmin etmek güç değil.

Firefox OS yola Nesnelerin İnterneti ile devam edecek

0
Mozilla’nın Bağlantılı Cihazlar (Connected Devices) ekibi ilk kurulduğunda hedef Firefox OS ve onu baz alarak çalışacak telefonların makul koşullar çerçevesinde pazara sunulmasıydı. Aradan geçen birkaç yıl ve etki bırakmayan fuarlar sonrasında geçtiğimiz Aralık ayında Firefox mobil cihaz defterini kapattı. Firefox OS adını verdiği kendi işletim sistemini ise parçalara ayırıp Nesnelerin İnterneti gibi yükselen teknolojilerde tekrar değerlendirecek. Peki, Bağlantılı Cihazlar ekibi çalışanları ne olacak? The Verge haberine göre bu ekibin bir kısmı işten çıkarılıyor. Mozilla’da Bağlantılı Cihazlar bölümünden sorumlu başkan vekili olarak çalışan Ari Jaaksi, ekibin küçük bir kısmının işten çıkarılacağını, geri kalanının ise Mozilla içinde farklı projelerde değerlendirileceğini belirtiyor. İşletim sistemi ise şimdilik TV üzerinde online yayın izlemeye yarayan cihazlar, router’lar ve klavyeye gömülü bir Raspberry Pi bilgisayar ile yoluna devam edecek gibi görünüyor. Teknoloji startup kültürünü şirket politikası haline getirmeye çalıştıklarını belirten Mozilla yetkilisi, bu amaçla pek çok farklı proje için küçük küçük bütçeler ayırdıklarını ve gelecekte de ürün geliştirmede bu stratejiyi sürdüreceklerini söylüyor.

TÜSİAD’dan Endüstri 4.0’ın ardından şimdi de “Mobil Sağlık” raporu

0
Türkiye’de iş dünyasını temsil eden en önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan TÜSİAD, teknolojiyle iş dünyasını birleştiren konuları ele almayı sürdürüyor. Geçen hafta Boston Consulting Group ile detaylarına bu haberimizden ulaşabileceğiniz “Türkiye’nin Sanayi 4.0 Dönüşümü” başlıklı raporu paylaşan TÜSİAD’ın gündeminde bu kez sağlık sektörü ve “Mobil Sağlık” vardı. “Sağlığa Yenilikçi Bir Bakış Açısı: Mobil Sağlık” başlıklı rapora dair detayları düzenlediği bir toplantıyla duyuran TÜSİAD, raporda dünyada mobil sağlığın gelişimini ve mobil sağlık uygulamalarını etkileyen teknolojik faktörleri ele alırken; mobil sağlıktan Türkiye’de etkili bir biçimde faydalanmak amacıyla politika önerileri sunuyor. Mobil teknolojilerin kullanımının giderek arttığı günümüzde, sürdürülebilir bir sağlık sisteminde mobil sağlığın yeri, mobil sağlığın sunduğu fırsatlar, mobil sağlık uygulamalarının yaygınlaşması ve sağlık sistemine yerleşmesi için yol haritasının ne olması gerektiği ile kamu ve özel sektörün, üniversitelerin rollerinin masaya yatırıldığı toplantıda sonuçları açıklanan rapor, Türkiye’nin bu alandaki konumunu da ortaya koyuyor. TUSIAD_MobilSaglik Mobil sağlığı etkileyecek faktörler Raporda öne çıkan başlıklardan biri, mobil sağlığı etkileyecek faktörler olarak ele alınıyor. Bu başlık altında nesnelerin interneti, bulut bilişim, büyük veri, oyunlaştırma (gamification), taşınabilir tıbbi cihazlar ile giyilebilir teknolojilerin her biri ayrı alt başlıklar altında değerlendiriliyor. TÜSİAD Sağlık Çalışma Grubu ile ODTÜ Öğretim Görevlisi ve BeWell ve b-wise Kurucu Ortağı Dr. Cenk Tezcan tarafından hazırlanan raporda hangi teknolojinin nasıl kullanıldığına dair güncel örneklere de rastlamak mümkün. Örnekler arasında Medtronics, Microsoft ve Ford’un, içinde keton dedektörü olan ve diyabetli sürücüyü gerektiğinde uyaran bir araba üzerinde yürüttüğü çalışmalar gibi ilginç uygulamalar da yer alıyor. Kişisel sensörlerden toplanan verilerden elde edilecek tıbbi bilginin önümüzdeki 10 yılda oldukça artacağına değinilen raporda, bu alanda bulut bilişim teknolojilerinin rolüne de değiniliyor. Bu verileri kullanan araştırmacı ve bilim adamlarının, daha geniş ölçeklerde örneklem yaparak veya yeni sonuçlar çıkararak hasta tedavilerini iyileştirilebileceğine dikkat çekilirken, sağlık verisinin potansiyelini artırmanın verimlilikte artış sağlayacağına değiniliyor. Yine aynı bölümde ABD’nin sağlık sektöründeki bulut bilişim uygulamalarıyla 2024’e kadar 300 milyar dolarlık bir tasarruf sağlamayı hedeflediğinin de altı çiziliyor. Toplam 115 sayfalık bu kapsamlı raporun tamamını bu linkten indirebilirsiniz.

EMC’den flash depolama ile saniyede 10 milyon işlem

0
EMC Corporation, flash depolamada önemli bir atılım yapan EMC DSSD D5’i piyasaya sunuyor. Yeni bir flash depolama kategorisi olan Kabin Ölçekli Flash’in ilk örneği olan DSSD D5, hem standart hem de mümkün olan en düşük gecikme süresiyle son derece yüksek performans seviyeleri gerektiren yeni nesil veri yoğun uygulamalar için tasarlanan tamamen yeni bir mimari olarak öne çıkıyor. DSSD D5, genetik dizilim hesaplamaları, dolandırıcılık tespiti, kredi kartı kimlik doğrulaması ve gelişmiş analiz gibi uygulamaları on kata kadar hızlandıran gerçek sonuçlarla performansı yeni boyutlara taşıyor. EMC’nin oyunun kurallarını değiştirecek yeniliği görerek DSSD’yi 2014’te satın aldığını hatırlatan EMC Doğu Avrupa, Afrika ve Ortadoğu Bölge İş Geliştirme Müdürü Gökçe Öztürk, “Bugün piyasaya güçlü, test edilmiş bir ürün sunarak bilinen flash dünyasını değiştiriyoruz ve EMC’nin halihazırda güçlü olan flash portföyünü tamamlıyoruz. DSSD son derece hızlı ve yüksek performans veren bir platform. Yeni Kabin Ölçekli Flash çağında zorlu uygulamalarda önemli iyileştirme sağlayan bu teknoloji, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’deki müşterilerin de ilgisini fazlasıyla çekiyor.” açıklamasını yaptı. Saniyede 100 GB iş üretimi DSSD D5, 48 istemciye kadar son derece yoğun, yüksek performanslı, erişimi son derece kolay ve gecikme hızı son derece düşük bir paylaşılan flash depolama çözümü sağlıyor. D5, her noda 3. Nesil PCIe üzerinden bağlanıyor ve PCI bağlı flash performansı sağlayan NVMe teknolojisini kullanıyor. Aynı zamanda D5, paylaşılan depolamanın faydalarını sağlayan, bilgi işlem sürecinden ayrılmış tek başına kullanılan bir uygulamadır. Sonuçta neredeyse 100 mikrosaniye gecikme, saniyede 100 GB iş üretimi ve 10 milyona yakın IOPS ile yeni nesil performans elde ediliyor. Kabin Ölçekli Flash sistemi olarak DSSD D5 standart kurumsal iş yüklerini hızlandırmak için tasarlanan diğer tüm depolama dizilerinden farklı kullanım durumlarına çözüm sağlıyor. Ultra yüksek performanslı D5 sıfırdan geliştirildi ve şu anda piyasada bulunan diğer depolama seçeneklerinden farklı bir konumda olmasını sağlayan, endüstride ilk kez görülen çeşitli donanım ve yazılım yenilikleri içeriyor. DSSD D5 depolamanın ötesine, son derece yüksek performans ve ölçeklenebilirlik gerektiren yeni nesil uygulamaların dünyasına adım atıyor. Hadoop üzerinde yüksek performans DSSD D5, rakip ürünlere göre 1/25 oranında yer kaplayarak yüksek performanslı Oracle kümelerine dört kat daha fazla hız sağlamak üzere yenilikçi, düşük gecikmeli bir veri yolu üzerinden Oracle gibi mevcut veritabanlarını ve veri ambarı çözümlerini hızlandırıyor. DSSD D5 ile müşteriler birden çok uygulamayı tek bir depolama platformunda birleştirebiliyor ve verilerin birden çok kopyasını, karmaşık dizinlemeyi, karmaşık bölümlendirmeyi ve somutlaştırılan görünümleri ortadan kaldırarak veri ambarlarını sadeleştiriyor. Hadoop iş yükleri için DSSD D5 standart DAS altyapısına göre operasyonel analizleri önemli derecede hızlandırıyor. Bunun yanı sıra müşteriler, bilgi işlem ile depolamayı bağımsız olarak ölçeklendirerek, HDFS’de belirlenen kopyalama faktöründen bağımsız olarak flash üzerine verilerin yalnızca bir kopyasını yazarak flash yatırımlarından maksimum getiri elde edebiliyor. DSSD D5 ile uygulamalar yoğunluk, IOPS ve bant genişliğinden yararlanıyor. DSSD D5’in performans yoğunluğu ayrıca müşterilerin %59’a varan toplam sahip olma maliyeti düşüşü ve tek bir D5 ile veri merkezi boyutunu 28 kat azaltma olanağı sunuyor.