Intel 4 teknolojisinin yüksek hacimli üretimi başladı

Intel bugün yaptığı bir duyuruyla birlikte, aşırı ultraviyole (EUV) teknolojisini kullanan Intel 4 çiplerin gelişini ve EUV’nin Avrupa’da yüksek hacimli üretimde ilk kez kullanılmasını kutladı. Firma için bu hamle, yapay zekâ bilgisayarlarının önünü açacak olan Intel Core Ultra işlemcileri (kod adı Meteor Lake) ve 2024 yılında çıkacak olan ve Intel 3 işlem düğümünde üretilen yeni nesil Intel Xeon işlemcileri gibi ürünler için son derece kritik bir önem taşıyor.

Intel 4’ün üretiminde kullanılan EUV teknolojisi, yapay zeka (AI), gelişmiş mobil ağlar, otonom sürüş ve yeni tip veri merkezi ile bulut uygulamaları gibi en zorlu bilgi işlem uygulamalarına güç veriyor. Firmanın geliştirdiği öncü yarı iletken teknoloji düğümlerinde EUV kullanılıyor. EUV teknolojisi Intel’in dört yıl içinde beş düğüm sunma ve 2025 yılına kadar süreç teknolojisinde liderliği yeniden ele geçirme hedeflerine ulaşmasında adeta mihenk taşı olacak.

Intel CEO’su Pat Gelsinger, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Intel ekibinin yanı sıra, bu anı hayata geçirmek ve süreç liderliğine geri dönme yolunda ilerlememizi sağlamak için bizimle birlikte çalışan müşterilerimiz, tedarikçilerimiz ve iş ortaklarımızla gurur duyuyorum” diyor ve ekliyor. “Silikon Adası her zaman uzun vadeli stratejimizin merkezinde yer almıştır ve bugün Fab 34’ün açılışı AB’nin daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir yarı iletken tedarik zinciri oluşturma hedefine katkıda bulunmaktadır.”

Daha Sürdürülebilir, Dayanıklı ve Güvenli Bir Küresel Tedarik Zinciri

Intel, İrlanda’nın Leixlip kentindeki Fab 34’ün açılışıyla birlikte; Almanya’nın Magdeburg kentinde planlanan yonga plakası üretim tesisi ve Polonya’nın Wrocław kentinde planlanan montaj ve test tesisi ile birlikte Avrupa’da türünün ilk örneği olan uçtan uca bir yarı iletken üretim değer zincirinin oluşturulmasını hedefliyor. Firmaya göre yapay zeka, telekomünikasyon, veri merkezi ve otomotiv gibi teknolojinin öncüsü sektörlere ev sahipliği yapan Avrupa’nın esnek ve öncü bir yarı iletken tedarik zincirine ihtiyacı var. Firma bu ihtiyacı adresleyebileceğine inanıyor.  

Intel Başkan Yardımcısı ve Küresel Operasyonlar Direktörü Keyvan Esfarjani, “Intel’in İrlanda operasyonları küresel üretim ayak izimizin temel taşlarından biri ve Avrupa’da uçtan uca bir yarı iletken üretim değer zinciri oluşturmanın önemli bir parçasıdır” diyor ve ekliyor. “17 milyar euroluk yatırımımızı ilerletmeye devam ederken, Intel’in EUV kullanan en yeni ve en büyük Intel 4 teknolojisini Fab 34’e, İrlanda’ya ve Avrupa’ya getirerek İrlanda operasyonlarımız için önemli bir kilometre taşına imza atıyoruz.”

Intel başkan yardımcısı ve Teknoloji Geliştirme Genel Müdürü Dr. Ann Kelleher ise bu yeni yatırımı şu sözlerle tanımlıyor: “Bu, Intel ve tüm yarı iletken endüstrisi için bir dönüm noktasıdır. Intel 4 proses teknolojisinin İrlanda’da yüksek hacimli üretime aktarılması, Avrupa’da öncü üretimi mümkün kılma yolunda atılmış dev bir adım ve Oregon’daki teknoloji geliştirme ekiplerimiz için de büyük bir an.”

Intel’in İddialı Çevre Taahhüdü: İleriye Doğru Sürdürülebilir Bir Yol

Intel, yaptığı açıklamaya göre çevresel ayak izini en aza indirirken faaliyetlerini genişletmeye de kararlı. Şirket bugün, sera gazı (GHG) emisyonlarını, enerji kullanımını, su kullanımını ve çöp sahasına giden atıkları azaltma çabalarını detaylandıran İrlanda İklim Eylem Planını da yayınladı.  Bu plan doğrultusunda Leixlip’deki fabrika da LEED Gold sertifikasına ulaşma yolunda ilerliyor. Yeni tesis, daha fazla sürdürülebilirlik için çeşitli tasarım yenilikleri içeriyor. Örneğin, binalarda ısı geri kazanımıyla üretilen ısının geleneksel yöntemlerle üretilen ısıya oranı 9’a 1 olacak ve inşaat sırasında kullanılan çimentonun çoğunluğu, geri dönüştürülmüş içeriğin entegrasyonu nedeniyle düşük karbonlu olarak nitelendirildi.  

Intel’in yaptığı açıklamalara göre İrlanda’daki Leixlip kampüsü %100 yenilenebilir tedarik için elektrik satın alma stratejisini uygulamaya devam etmekte, suyunun %88’ini Liffey Nehri’ne geri vermekte ve 2022 yılında toplam atığının %0,6’sını çöp sahasına göndermektedir. Firma 2030 yılına kadar küresel operasyonlarında %100 yenilenebilir elektrik kullanımı, net pozitif su ve çöp sahalarına sıfır atık; 2040 yılına kadar küresel operasyonlarda net sıfır sera gazı emisyonu ve 2050 yılına kadar net sıfır yukarı akış sera gazı emisyonu elde etmeyi hedefliyor.

Akıllı yüzük bir gün popüler olabilecek mi?

0

Fitness takip cihazları günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldi ve akıllı yüzükler de bunların en sonuncusu. İlk olarak 2013 yılında McLear firmasının RingPay’i piyasaya çıktığından bu yana akıllı yüzükler gerek teknolojik kısıtlamalar gerekse de daha büyük giyilebilir cihazlarla rekabet nedeniyle ana akım haline gelmekte zorlandı. Pek çok eleştirmen akıllı yüzük konseptinin aslında çığır açıcı bir şey sunmayan, akıllı saatlerin küçültülmüş ve ekransız versiyonları olarak görüyor. Ancak Apple, Samsung ve diğer teknoloji devlerinin giyilebilir akıllı cihazlara her geçen gün daha fazla yatırım yaptığı düşünülürse, akıllı yüzüklerin popülerlik kazanması için hala zaman olabilir.

Akıllı yüzük, aslında temel olarak parmağınıza taktığınız elektronik birer bant gibidir. Geleneksel yüzüklere benzerler, ancak sensörleri vardır ve Bluetooth ile Yakın Alan İletişimi (NFC) teknolojisini birleştirirler. Yüzük üzerindeki sensörler vücudunuzu okuyarak örneğin nabzınız ve adım sayınız gibi sağlık ve aktivite durumunuz hakkında bilgi toplar. Bununla birlikte bu küçük cihazlara stres seviyelerini ve duygusal durumu belirlemek için parmağınızdaki ter üretimini izleyen EDA sensörü, oksijen doygunluk sensörü ve vücut sıcaklığındaki değişimi takip eden NTC sensörü gibi birçok farklı sensör yerleştirilebilir.

Ekranı olmaması en büyük dezavantajı

Küçük bir ekranda geri bildirim aldığınız giyilebilir saatlerin aksine, akıllı yüzükler kompakt boyutları nedeniyle bir ekrana sahip değildir. Verileri görüntülemek için akıllı telefonunuz veya tabletinizle eşleştirmeniz gerekir. Tipik olarak, işletim sistemine özgü veya platformlar arası destek sunan özel bir uygulamaya sahiptirler. Bildirimleri yönetmek, kimliklerinizi eklemek ve diğer özelleştirmeleri yapmak için menüler sağlar. Yüzüğü bir banka kartına veya diğer ödeme yöntemlerine bağlamak dijital cüzdan çözümleri de sunulmakta.

Üstelik piyasada 15mAh ila 22mAh kapasite aralığına sahip şarj edilebilir modeller (ki ekrana sahip olmadığı için tam şarj ile 1 haftaya varan kullanım süresi mevcut) ve su altında da çalışabilen IP67 sertifikalı seçenekler mevcut. Günümüzde çoğu marka, Zirkonyum seramikler ve Fiziksel Buhar Biriktirme (PVD) kaplama gibi farklı, aşındırıcı olmayan ve hipoalerjenik malzemelerle akıllı modeller üretmekte.

Birçok üreticinin akıllı yüzük üretiminde dikkate aldığı alerjiler konusunda endişeleriniz olabilir. Geleneksel yüzüklerde en büyük kabusunuz ucuz nikel, gümüş veya altın takılar satın alıp isilik olmaktır. Ancak çoğu marka, Zirkonya seramikleri ve Fiziksel Buhar Biriktirme (PVD) kaplama gibi farklı aşındırıcı olmayan ve hipoalerjenik malzemelerle akıllı modeller üretmektedir.

Kısacası, akıllı yüzükler bir anlamda akıllı saatlerin sunabildiği neredeyse tüm sağlık ve fitness hizmetlerini sunabilen ancak ekranı olmayan bir giyilebilir teknoloji ürünü. Güney Kore merkezli teknoloji devi Samsung da akıllı yüzük modeli Galaxy Ring’i tüketiciyle buluşturmak için yoğun bir şekilde çalışıyor ancak cihazların popülerlik kazanıp kazanmayacağını ise zaman gösterecek.  

Mercedes-Benz Türk’ten Aksaray’a güneş enerjisi yatırımı

Santral ile yaklaşık olarak yıllık 900 ton karbon salımının engellenmesi hedeflenirken elde edilen enerji ile çevreye 22 bin 120 adet ağaç dikimine eş değer fayda sağlanacak.

‘Çevreye duyarlı üretim’ anlayışıyla sektörde öne çıkan Mercedes-Benz Türk, Aksaray Kamyon Fabrikası’nda 1.3 MWp kurulu güce sahip Güneş Enerjisi Santralini devreye aldı. Pazarlama Merkezi’nde kurulu 3.5 MWp gücündeki Güneş Enerjisi Santralini Haziran ayında tam kapasite olarak devreye alan firma, sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesinde gerçekleştirdiği çalışmaların bir adımı olarak hayata geçirdiği Aksaray Kamyon Fabrikası Güneş Enerjisi Santrali projesi ile yenilenebilir enerji kaynakları çalışmalarına devam ediyor.

Fabrika elektrik ihtiyacının yüzde 8’i Güneş Enerjisi Santrali’nden

Mercedes-Benz Türk’ün ‘Yeşil Hedefler’ programı kapsamında 2039’a kadar üretim sırasında sıfır CO2 salımı gerçekleştirmeyi hedeflediğini vurgulayan Mercedes-Benz Türk Aksaray Fabrika Direktörü Ulf Raese; “Daimler Truck AG’nin en önemli kamyon üretim üslerinden biri konumunda olan ve dünya standartlarında üretim yapan fabrikamız, üretim faaliyetlerinde ve yaptığı çalışmalarda doğanın korunmasını önceliklendiriyor. Aksaray’da açılacak Güneş Enerjisi Santrali ile yıllık 1 milyon 900 bin kWh elektrik enerjisi üretmeyi hedefliyoruz. Fabrikamızın elektrik ihtiyacının yüzde 8’i bu santralden karşılanacak. Sürdürülebilir bir gelecek için Mercedes-Benz Türk olarak çalışmaya devam edeceğiz” dedi. 

22 bin 120 adet ağaç dikimine eş değer fayda

Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası’nda Güneş Enerjisi Santrali çalışmalarına devam edeceklerinin altını çizen Ulf Raese sözlerini şöyle sürdürdü: “Fabrikada Güneş Enerjisi Santrali aracılığıyla elektrik üretimi yapılırken bir yandan da yaklaşık olarak yıllık 900 ton karbon salımı engellenecek. Elde edilen enerji ile 656 hanenin 1 yıllık elektrik tüketimine, çevreye ise 22 bin 120 adet ağaç dikimine eş değer fayda sağlayacağız. Mercedes-Benz Türk’ün tesislerinde güneş enerjisi kullanma hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı bundan sonra da sürdürerek, yeşil enerjiye dönüşüm için üzerimize düşeni yapacağız.“ 

Axon Tech Summit etkinliğini gerçekleştirdi

0

Axon Ülke Müdürü Altay Çamlıgüney’in konuşmasıyla başlayan etkinlikte Axon’un TASER serisi enerji cihazları ve Axon ekosistemi üzerinden kamu güvenliği ve adalet sistemine sunduğu yeni teknolojiler tanıtıldı.

1998’den beri yaşamı korumak misyonuyla kamu güvenliğine yönelik teknolojiler geliştiren Axon, Tech Summit etkinliğinde ülkemizin kamu güvenliğinde kilit role sahip kurumlarının yöneticilerini bir araya getirdi. Etkinlikte Axon’un kapsamlı ürün ailesinde öne çıkan TASER enerji cihazlarının kamu güvenliğine sunduğu yeni yaklaşımlar ve güç kullanımının hukuki boyutları geniş yelpazede ele alındı.

Etkinliğin odak noktası TASER enerji cihazlarına dair önemli bilgilerin paylaşıldığı etkinlikte bu cihazların bugüne kadar yaklaşık 280.000’den fazla kişinin hayatını kaybetmesini veya ağır bir şekilde yaralanmasını engellediğine, üzerinde 950’den fazla detaylı araştırma yapıldığına ve tıbbi onaylarının alınmış olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca araştırmadaki verilerle de kolluk kuvvetleri personellerinin ve şüphelilerin olay sırasında yaralanma ihtimalini önemli ölçüde azalttığının altı çizildi.

Axon Küresel Satış Başkanı Chris Kirby, konuyla ilgili şunları söyledi: “Axon olarak teknolojimizin toplumu ve polisleri güvende tutmasından mutluluk duyuyoruz. Küresel büyümemize devam ederken uluslararası müşterilerimiz de halkla faydalı bir etkileşim içinde olmak için TASER enerji cihazlarını, vücuda giyilen kameraları ve diğer teknoloji ürünlerimizi kullanıyor. Devletler ve kolluk kuvvetleri, Axon teknolojisi sayesinde emniyete yatırım yaparak sahadaki memurların hayat kurtarmak ve güvenliği sağlamak için ihtiyaç duyduğu araçlara sahip olmasını sağlıyor.”

TASER Uluslararası Pazarlar Başkanı Jon Lum ise görüşlerini şu şekilde dile getirdi: “TASER teknolojisi bir tehdidi durdurmak için kullanılabilecek yöntemler arasında üzerine en çok araştırma yapılan, güvenli ve etkili seçenek olarak öne çıkıyor. Axon’un yaşamı koruma misyonu kapsamında müşterilerimizin ve hizmet ettiği toplum bireylerinin güvenliğini her şeyin üstünde tutuyoruz. Bu yüzden TASER enerji cihazlarının hepsi piyasaya sürülmeden önce detaylı ve kapsamlı testlerden geçiyor ve piyasaya sürüldükten sonra da hem şirket bünyesinde hem de bağımsız uzmanlar tarafından test edilmeye ve araştırılmaya devam ediyor. TASER enerji cihazları memurlara olayları ölümcül güç kullanmadan kontrol altına alabilmeleri için değerli bir alternatif sunuyor. Bu sayede dünyanın dört bir yanındaki kolluk kuvvetlerinin standart teçhizatının en önemli bileşenlerinden biri haline geldi.”

Axon Orta Doğu ve Türk Devletleri ve Afrika Bölge Direktörü Anas Hammouri de “Axon’un TASER cihazları kolluk kuvvetlerine gelişen vakalar sırasında kullanabilecekleri tehlikeli olmayan bir alternatif sunarak toplum güvenliğine katkı sağlıyor. Axon olarak modern polisliğe öncülük etmek için ileri teknoloji çözümlerini uygulayan Türkiye’deki kurumlara destek veriyoruz. Ürün ağımızda TASER enerji cihazları, vücuda giyilen kameralar, araç içi kameralar, dijital kanıt yönetimi çözümleri, verimliliği artıran yazılımlar ve gerçek zamanlı operasyon imkanları yer alıyor” dedi.

Axon Ülke Müdürü Altay Çamlıgüney

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Axon Türkiye Ülke Müdürü Altay Çamlıgüney, “Axon’un TASER cihazları ve vücuda giyilen kameraları gibi ürünlerin yer aldığı yelpazesi, kolluk kuvvetlerinin tehlikeli olmayan teknolojileri kullanarak korudukları topluluklarla daha iyi bir ilişki içinde olmasını sağlıyor. Ölümcül güç kullanmak ile hiçbir şey yapmamak arasında kalmak yerine memurlar hayat kurtarabiliyor ve gelişen durumları daha başarılı bir şekilde kontrole alma imkânına sahip oluyor. Türkiye’nin lider pozisyonu ile içinde bulunduğu coğrafyadaki diğer ülkelere örnek teşkil ederek daha güvenli bir kamu güvenliği hizmetine öncülük ettiğine, bu kapsamda Axon teknolojisinin önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum” dedi.

Sony, yeni kablosuz mikrofonları ile ekosistemini genişletiyor

0

Mikrofon portföyünü genişleten Sony, kablosuz yayın mikrofonu ECM-S1’in yanı sıra ECM-W3 ve ECM-W3S kablosuz mikrofonlarını da tanıttı. Bu son teknoloji ürünü mikrofonlar, yüksek kaliteli ses yakalamayı hafif bir tasarımla birleştiriyor. Sony, ECM-W3, ECM-W3S ve ECM-S1 modelleriyle video içeriği oluşturucularına çeşitli çekim senaryolarında üstün ses kaydı elde etme olanağı sağlıyor.

ECM-W3 iki kanallı bir alıcı ve iki mikrofon, ECM-W3S ise tek kanallı bir alıcı ve bir mikrofon donanımı ile vlog’lar ve röportajlar gibi çeşitli çekim senaryolarında kullanıcısına kolaylık tanıyor. Aynı zamanda kameradan uzakta çekim yaparken bile yüksek kaliteli sesleri kolayca kaydetmenizi sağlıyor.

Röportaj ve birebir görüşmeler için harika çözümler sunan ECM-W3 ve ECM-W3S kablosuz mikrofonları, doğal ve organik sesleri yakalamaya odaklanan vlogger’lar ve video içerik oluşturucuları için sesleri net ve anlaşılır bir şekilde yakalıyor.

Gürültüyü etkili bir şekilde azaltırken ses alımını keskinleştiren mikrofonlar, Sony kameralarla Çoklu Arayüz (MI) Yuvası uyumluluğuna ek olarak, USB Type-C® terminali ve 3,5 mm ses çıkışı sayesinde kameralar, akıllı telefonlar ve PC gibi USB terminali ve 3,5 mm ses girişine sahip çeşitli cihazlarla bağlantı imkanı sunuyor. Şarj çantası ile birlikte verilen mikrofonlar, rahatlık taşınabilme imkanı sayesinde her an ve her koşulda kullanıcısına eşlik ediyor.

İçerik oluşturucular için tasarlanan ECM-S1; çekimler, canlı yayınlar ve podcast’ler için birinci sınıf ses kalitesine ihtiyaç duyan profesyonel videograflar ve video içerik oluşturucuları için mükemmel çözümler üretiyor. Hafif ve kompakt bir gövdeye sahip olan mikrofon, insan seslerini doğal ve yüksek kaliteli bir şekilde yakalamak için ayarlanmış üç adet 14 mm geniş çaplı kapsüller ile güçlendirildi. Kameralara, bilgisayarlara ve akıllı telefonlara sorunsuz bir şekilde bağlanabilen mikrofon, dinamik ve ilgi çekici bir ses-video deneyimi arayan içerik oluşturucular için en net cevabı oluşturuyor. Ses, kablosuz bağlantı yoluyla doğrudan kameraya kaydedildiği için canlı yayın sırasında meydana gelebilecek olan gecikmeleri önleyerek gecikme telafisi gereksinimini ortadan kaldırıyor.

Son teknoloji ile donatılan ECM-W3, ECM-W3S ve ECM-S1 mikrofonları, Sony’nin yenilik ve mükemmelliğe olan bağlılığını somut bir şekilde gösteriyor. Bu yeni mikrofonlarla Sony, ses teknolojisinin sınırlarını zorlamaya devam ederek yaratıcılara çeşitli içerik oluşturma alanlarında olağanüstü ses kalitesi elde etme gücü veriyor.

“ECM-W3” ve “ECM-W3S” kablosuz mikrofonların temel özellikleri

Azaltılmış gürültü ile yüksek kaliteli ses alımı 

Bir alıcı ve iki mikrofondan oluşan ECM-W3 ve bir alıcı ve bir mikrofondan oluşan ECM-W3S, ses kalitesini göz önünde bulundurarak daha az gürültü ile yüksek kaliteli ses alımını destekliyor.

Dijital sinyal işleme ile gürültüyü etkili bir şekilde azaltan gürültü kesme filtresi, rüzgar, klima ve titreşim gürültüsü gibi istenmeyen düşük frekanslı gürültüleri azaltan Düşük Kesme Filtresi ile çekim esnasında kolaylık sağlıyor. Mikrofonlar ile birlikte verilen ön cam sayesinde, kuvvetli rüzgar veya nefesin mikrofona çarpması durumunda oluşan gürültüyü azaltarak, ortamdan kaynaklanan parazitlerle net ses kaydedilmesini mümkün kılıyor. Filtreler ve ön cam birlikte çalışarak post prodüksiyon sırasında gürültü giderme işlemlerinin daha olmasını sağlıyor.

Minimum gürültü ile mükemmel ses kaydı sağlayan ECM-W3 ve ECM-W3S alıcıları, Çoklu Arayüz (MI) yuvasına sahip bir Sony kameraya bağlandığında dijital ses arayüzüyle uyumludur ve kamera ses sinyali çıkışını doğrudan kaydedebilme özelliklerini sunuyor. Yüksek ses seviyelerinde ses bozulmasını bastıran güvenlik işlevi ile yüksek hacimli kayıt sırasında sesi manuel olarak azaltan bir zayıflatıcı işlevini bir arada sunuyor. Hem ECM-W3 hem de ECM-W3S Bluetooth 5.3 (Bluetooth Düşük Enerji) ve LC3Plus codec ile düşük güç tüketimi, düşük gecikme süresi ve yüksek ses kalitesini kullanıcılarıyla buluşturuyor.

Çok yönlü bağlantı seçeneği

Pilsiz ve kablosuz çekim ile daha fazla esneklik sağlayan MI Yuva desteği, gücü doğrudan kameradan alıcıya aktarılmasını sağlayarak uzun süreli pil ömrü oluşturuyor. Bununla birlikte USB Type-C® girişine sahip olan mikrofonlar, alıcıdan USB bağlantılı bir akıllı telefona veya PC’ye dijital ses (48kHz/24bit) çıkışı yapabiliyor. Ayrıca MI yuvası olmayan kameralar, PC’ler, IC kayıt cihazları vb. ile uyumluluk sağlayan 3,5 mm mini jak (stereo) ses çıkış terminali ile kullanıcısına çok yönlü kullanılabilirlik sağlıyor. Ek olarak, çoklu arayüz ayağı için bir terminal koruma tutucusu/stant dahil edilmiştir ve alıcıyı kamera dışındaki bir ekipmana takarken veya vida delikli bir adaptör olarak bir akıllı telefon kelepçesine takarken mikrofon standı olarak da kullanılabiliyor. Mikrofon, harici mikrofon giriş terminali olarak kullanılabilen 3,5 mm mini jak (tek sesli) ile donatılarak ECM-LV1 gibi yaka mikrofonu ile birlikte kullanılabiliyor. Şarj edilebilir mikrofon, tam şarjla 6 saate kadar sürekli olarak kullanım sunuyor.

Kompakt ve hafif şarj kutusu 

Ağırlığı sadece 17g olan kompakt ve hafif tasarıma sahip mikrofonun boyutları (G/Y/D) 25.0mm x 52.5mm x 20.5mm’dir. 32.0mm x 29.0mm x 50.0mm (G/Y/D) boyutlarında ve 25g ağırlığında olan Alıcı, her an kolaylıkla kullanım imkanı oluşturuyor. Daha fazla dayanıklılık için toza ve neme dayanıklı olacak şekilde tasarlanan ECM-W3 ve ECM-W3S, dış mekan kullanımlarında performansından ödün vermiyor. Ayrıca, hafif ve taşınabilir şarj kutusu sayesinde hareket halindeyken şarj etmeyi mümkün kılıyor.

Kablosuz yayın mikrofonu “ECM-S1”in temel özellikleri

Yüksek kaliteli ses alma performansı ve kusursuz ses-video senkronizasyonu 

ECM-S1, üç adet ses alma moduna karşılık gelen üç büyük çaplı (14 mm) Tek yönlü, Çok yönlü ve Stereo kapsülleri ile yüksek hassasiyet ve geniş frekans özellikleriyle yüksek kaliteli ses alımı sağlıyor. Mikrofonun kendine özgü düşük gürültü seviyeleri ve geniş dinamik aralığı sayesinde en yumuşak sesleri bile net bir şekilde kaydedilebiliyor. 

İnsan seslerini doğal ve net bir şekilde kaydetmesi için tasarlanan mikrofon, kayıt sırasında yayın mikrofonlarına özgü gerçekçi ve zengin dokulu ses yakalayabiliyor. ECM-S1, gürültüyü azaltan ve yüksek kaliteli ses alımını destekleyen çok çeşitli işlevler ile kayıt sırasında üstün performans sunuyor. Dijital sinyal işleme yoluyla sert gürültüleri etkili bir şekilde ortadan kaldıran gürültü kesme filtresine ve rüzgar, klima ve titreşim gibi düşük frekanslı gürültüyü azaltan Düşük Kesme Filtresi ile çekim esnasında kullanıcısına kolaylık sağlıyor.

Kompakt, hafif ve çok yönli bağlantı özellikleriyle yeni bir ses alma stili

ECM-S1 mikrofon hafiftir, yalnızca 157 g ağırlığındadır ve 63,0 mm x 137,5 mm x 63,0 mm (G/Y/D) boyutlarıyla kompakttır ve 32 mm x 29 mm x 50 mm’de (G/Y/D)  25 g ağırlığında ultra hafif ve kompakt bir alıcıya sahiptir.

Bluetooth 5.3 (Bluetooth Düşük Enerji) ve LC3plus codec düşük güç tüketimi özelliği ve düşük gecikme süresiyle birlikte yüksek ses kalitesi sunan ECM-S1, kablosuz bağlantı sayesinde çevresel koşullardan etkilenmeyen bir kayıt tarzı sağlıyor. Bütün bu özelliklerin bir çıktısı olarak, enstrümanlar eşliğinde yapılan konuşmaların ve şarkıların yüksek ses kalitesinde kaydedilmesini sağlayan yeni bir ses alma düzeyini kullanıcıları ile buluşturuyor.

Alıcı, MI Yuvası aracılığıyla uyumlu bir kameraya kolaylıkla takılabiliyor. Mikrofon ve alıcı, 48 kHz/24 bit dijital ses çıkışını destekleyen USB Type-C® terminalleri ile kullanıcısına sunuluyor. Mikrofonu alıcının USB’si aracılığıyla kablosuz olarak bir PC’ye veya akıllı telefona bağlamak veya mikrofonu USB aracılığıyla doğrudan bir PC’ye veya akıllı telefona bağlamak gibi çeşitli yollarla yüksek kaliteli ses kaydedilebiliyor. Alıcıda ayrıca ses çıkış terminali olarak 3,5 mm mini jak (stereo) ile geniş kullanım imkanı sağlıyor.

İçerik üreticilerinin ihtiyacını karşılayan yüksek kullanılabilirlik

Ses kayıt seviyesini ayarlayan bağımsız bir kadranla donatılan EMC-S1, ses giriş seviyesi üst kadranla sezgisel olarak ayarlanabilirken gösterge lambalarıyla ses giriş seviyesi gerçek zamanlı olarak kontrol edilebiliyor. Dahili LINK lambası mikrofon ve alıcı arasındaki iletişim durumunu göstererek herhangi bir kayıt atlama probleminin önüne geçiyor.

Mikrofon ile PC veya akıllı telefon arasındaki USB bağlantısı üzerinden kayıt yaparken, bağlı cihazı dahil etmeden sesi izlemek için mikrofonun kulaklık çıkış jakına kulaklıklar (piyasada satılan) bağlanabiliyor. Mikrofon üzerindeki kulaklık ses seviyesi/karıştırma oranı ayar kadranı sayesinde mikrofondan gelen sesin giriş ses seviyesi ile USB bağlantısı üzerinden bilgisayardan veya akıllı telefondan gelen sesin ses karıştırma oranı kolaylıkla ayarlanabiliyor.

ECM-S1 ve alıcının her biri uzun süreli kullanım için dahili bir piliyle kullanıcısına sunuluyor. Alıcı, fotoğraf makinesinin MI Yuvasına veya bir USB Type-C® kablosuna bağlandığında doğrudan güç kaynağı desteği sayesinde sürekli olarak kullanılabiliyor. Mikrofon, USB Type-C® kablosu kullanılarak pil tamamen şarj edildiğinde 13 saate kadar sürekli kullanım imkanı tanıyor.

Ek olarak, gürültü patlaması korumasıyla birlikte konuşmacının ağzı mikrofona yakın olduğunda ve nefesi mikrofonla doğrudan temas ettiğinde ortaya çıkan patlama seslerini azaltıyor. Bu sayede vokaller, anlatımlar ve diğer sesler en uygun koşullarda kaydedilebiliyor ve post prodüksiyon için büyük bir kolaylık sağlıyor.

Mikrofona takılabilen bir stant da kutuyla birlikte kullanıcısına sunulurken aynı zamanda kayıt sırasında mikrofonun desteksiz durmasını sağlıyor ve mikrofon açısı ileri veya geri ayarlanabiliyor. Alternatif olarak da stant kullanılmadığında çıkarılabiliyor, mikrofonun altındaki ¼ inçlik vida dişi bir tripoda monte edilmesine veya piyasada bulunan bir mikrofon koluna takılmasına imkan sağlıyor.

Yapay zeka destekli WiFi sistemi

0

Deco X80, gelişmiş algoritmalar ve kendi kendine öğrenme yeteneği ile her zaman en iyi bağlantıyı sunan özelleştirilmiş bir WiFi ağı oluşturuyor. Yapay zeka teknolojisi artık yaşamın her alanında. Ağ pazarının öncü markası olan  TP-Link® de ağ çözümlerinde bu teknolojiden yararlanıyor ve bu sayede çok daha verimli WiFi ağları oluşturan ürünler geliştiriyor. Bunların son örneği yeni Mesh WiFi çözümü olan Deco X80. Yapay zeka odaklı bir mesh WiFi sistemi olan Dco X80, gelişmiş algoritmalarla ve kendi kendine öğrenme yeteneğiyle ihtiyaca yönelik ve her zaman en iyi bağlantıyı sunan bir WiFi ağı oluşturuyor.

WiFi 6 teknolojisine sahip olan Deco X80, daha hızlı bağlantı, daha geniş kapsama alanı ve çok daha fazla cihaza destek veren bir mesh WiFi kurabiliyor. Diğer Deco modelleri gibi tek ağ adı ve tek şifre ile kesintisiz ağın keyfini sunan ürün ile evde bağlıyken de rahatça dolaşmak mümkün oluyor.

Hem kablolu hem kablosuz yüksek bağlantı hızları

Deco X80, çift bantlı ve toplamda 6000 Mbps kablosuz hızlara ulaşabiliyor (5 GHz bandında 4804 Mbps, 2.4 GHz bandında 1148 Mbps). Aynı zamanda ‘akıllı bağlantı’ özelliğine sahip olan ürün, WiFi’a bağlanan cihazı en uygun ve verimli banda otomatik olarak yönlendiriyor. WiFi’a bağlı cihazları mevcut bantlar arasında en verimli şekilde dağıtarak, her zaman en iyi ağ performansıyla bağlantı sağlıyor.

Deco X80, kablolu bağlantıda Gigabit hız isteyenler için de uygun bir çözüm. Biri 2.5 Gigabit olmak üzere üç adet Gigabit bağlantı noktası sayesinde kablolu bağlantıda da yüksek hız ve veri iletimi sağlıyor.

Artırılmış kusursuz kapsama alanı

TP-Link’in yeni Deco Mesh sistemi, çok daha geniş bir WiFi kapsama alanı sunuyor. Her tür yapı malzemesi, kalın duvarlar, koridorlar gibi engelleri aşmak üzere tasarlanan X80, büyük evler için ideal bir WiFi çözümü. Normal şartlar altında üç birimli bir Deco X80 yaklaşık 670 m2 WiFi kapsama alanına sahip. Deco Mesh sistemlerinin birbirleriyle uyumu sayesinde istendiğinde farklı bir Deco modeli ekleyerek de ağ genişletilebiliyor. Ya da farklı Deco modeli ile mesh ağı kurmuş olan biri Deco X80’i bu ağa ekleyebiliyor.

2oo cihaza kadar bağlantı desteği verebilen ürün, HomeShield güvenlik paketi sayesinde ağ güvenliğini de en üst noktaya taşıyor. Aynı zamanda özellikle çocukların ağda güvenli için özelliklere sahip olan Deco X80’in kurulumu ve yönetimi de çok basit.

Deco X80 3 birimli paketi 12 bin 919 TL fiyatla Türkiye’de satışa sunuldu.

Ayrıntılı bilgi için: https://www.tp-link.com/tr/home-networking/deco/deco-x80/

Çip krizi ne zaman bitecek? 

Teknoloji dünyasının altını üstüne getiren çip krizi nedir? Nasıl başladı? Neden hala sürüyor ve ne zaman bitecek? Firmalar, bu krizi atlatmak için ne gibi çalışmalar yapıyor? Finans Uzmanı Muhammed Ali Tiryakioğlu ile değerlendirdik.

Dünya genelinde yaşanan çip krizi, elektronik ve otomotiv sektörlerindeki planlama hatalarının yanı sıra COVID-19 pandemisinin etkisiyle başladı. Bu kriz, otomobil üretimi ve elektronik cihazlar gibi çeşitli sektörleri olumsuz etkiledi. Başlangıçta otomobil üreticilerinden gelen sipariş iptalleri nedeniyle çip fazlalığı yaşandı, fakat elektrikli araçlar ve dijital cihazlar için artan talep, çip kıtlığına yol açtı. Uzmanlar, krizin en az 2023 sonuna kadar, muhtemelen 2024’ün ilk çeyreğine kadar sürebileceğini öngörüyor. Sorunu çözmek için çeşitli çabalar harcanıyor; ancak ülkeler ve üreticiler arasında iş birliği yapılması gerekiyor. Çip kıtlığı, maliyetlerin ve enflasyonun artmasına neden oldu ve çözümü sabırsızlıkla bekleniyor.

Akıllı cihazlara ve elektrikli araçlara olan ilginin artması, çip talebinde önemli bir artışa neden oldu. Ancak, elektronik ve otomobil üretim şirketlerinin yaptığı planlama hataları ve beklenmedik COVID-19 pandemisi, çip tedarik zincirini olumsuz etkiledi.

Küçük ev aletleri üreticilerinin üretim hatlarını kapatması nedeniyle, otomobil üreticileri araçlarında kullanacak yeterli çipi bulamıyor. Bu durum, emisyon ölçümü, fren sistemleri ve yorgunluk algılama gibi çeşitli özellikler için sensörlere bağımlı olan araçların işlevselliğini ve performansını olumsuz etkiliyor.

Çip üreten makinelerde de çip kullanıldığından dolayı, ortada bir kısır döngü varmış gibi görünüyor. Bu konuda çeşitli adımlar atılmış durumda ve üretimin artırılması için gerekli çalışmalar sürüyor. 2024 yılının ilk çeyreğinde çip krizi sona erecekmiş gibi görünüyor. 

Meta’nın yeni yapay zeka ürünleri hakkında her şey! Zuckerberg duyurdu!

Meta tarafından yapılan tüm bu yenilikler, güncellenmiş bir sanal gerçeklik kulaklığının yanı sıra foto-gerçekçi görüntüler oluşturabilen botları ve kullanıcı sorgularını yanıtlamak için tasarlanmış akıllı gözlükleri içeriyor.

Zuckerberg, Meta’nın düşük maliyetli veya ücretsiz yapay zeka çözümleri sunma taahhüdünün altını çizerek, bu ürünlerin günlük rutinlere sorunsuz bir şekilde entegre olma yeteneğini vurguladı. Meta’nın VR en çok satanı Quest, Apple tarafından daha pahalı bir kulaklığın yakında piyasaya sürülmesiyle tezat oluşturarak VR endüstrisindeki en iyi değer olarak övüldü.

Genişleyen Silikon Vadisi kampüsünden konuşan Zuckerberg, yeni nesil Meta’nın Ray-Ban akıllı gözlüklerinin 17 Ekim’de 299 $ fiyatla gönderilmeye başlayacağını duyurdu. Bu gözlükler yeni bir Meta AI asistanına sahip olacak ve doğrudan Facebook ve Instagram’a canlı akışı etkinleştirerek önceki neslin fotoğraf yakalama yeteneklerini artıracak.

Dahası, en son Quest karma gerçeklik kulaklığı 10 Ekim’de piyasaya ve Meta’nın ilk tüketiciye yönelik üretken AI ürünlerini tanıtacak. Bunlar arasında hem metin yanıtları hem de foto-gerçekçi görüntüler üretebilen bir sohbet robotu olan “Meta AI” var. Zuckerberg, çığır açan icatlardan üst düzey teknolojiyi herkes için uygun fiyatlı hale getirmeye kadar şirketin inovasyon ahlakını vurguladı.

AI, Amerika Birleşik Devletleri’nde bir beta sürümünden başlayarak akıllı gözlüklerde asistan olarak görev yapacak. Gelecek yıl yapılacak bir yazılım güncellemesi, asistanı yerleri ve nesneleri tanımlama ve dil çevirisi yapma yeteneği ile donatacak. 

Meta GPT-4'e rakip yeni bir yapay zeka modeli geliştiriyor

Meta, Temmuz ayında halka açık ticari kullanım için piyasaya sürülen sağlam Llama 2 büyük dil modeline dayanan özel bir model kullanarak Meta AI geliştirdi. Sohbet robotu, Microsoft’un Bing arama motoruyla ortaklık yoluyla gerçek zamanlı bilgi erişimine sahip olacak. 

Reuters ile yaptığı bir röportajda, şirketin Küresel İlişkiler Başkanı Nick Clegg, halka açık kişilerin gerçekçi görüntülerinin oluşturulmasını önlemek için araca uygulanan eğitim verilerinden ve kısıtlamalardan özel ayrıntıları filtrelemek için alınan önlemleri vurguladı. 

Meta ayrıca, geliştiricilerin ve kullanıcıların özel AI botları tasarlamalarını sağlayan, onlara Instagram ve Facebook’ta profiller sağlayan ve sonunda bunları avatarlar olarak metaverse’e entegre eden bir platform oluşturma planlarını açıkladı. 

Duyurular, büyük ölçüde yeni gelir akışları tanıtmak yerine mevcut uygulamaları ve cihazları geliştirmeye odaklandı.

Zuckerberg ayrıca Xbox bulut oyunlarının Aralık ayından itibaren Quest’te kullanıma sunulacağını duyurdu. Bu gelişmeler, yatırımcı ilgisinin artırılmış ve sanal gerçeklikten yapay zeka teknolojilerine kayması karşısında Zuckerberg’in stratejisini vurguluyor. 

Etkinliğin önemi, Meta’nın geçen yıl Meta’da yapılan ağır harcamalar için yatırımcı incelemesinde vurgulandı ve işten çıkarmaların vizyonlarını finanse etmeye devam etmesine neden oldu. Geliştiriciler ve yatırımcılar, Meta’nın son donanımı için potansiyel uygulamalara ilişkin içgörüleri ve şirket için umut verici bir geleceğin işaretlerini hevesle bekledi.

Dünyanın en sessiz süpersonik jeti X-59 nasıl tasarlandı?

X-59’un jilet gibi keskin burnu uçağın uzunluğunun yarısını kaplıyor; görünürde kokpit yok; kanatlar tüm gövdeye kıyasla küçük; ve büyük boy kuyruk motoru düşmek üzere olan garip bir kambur gibi görünüyor. Tabii ki, bu deliliğin bir yöntemi var. Tasarım, gerçek bir tek boynuzlu at üreten özel bir tılsım: yerdeki insanları ve binaları patlatmayan süpersonik bir jet.

Sonik patlama, uzun zamandır süpersonik uçuşun Aşil topuğu olan bir olgu. Bir uçak ses hızından daha hızlı hareket ettiğinde, uçağın gövdesine karşı basınçlı hava molekülleri, yerde duyulan yüksek ve yıkıcı bir ses olan sonik bir patlama oluşturmak için birleşen şok dalgaları üretir. Bu gürültü, tarihsel olarak kara üzerinde süpersonik uçuşun ticari uygulanabilirliğine önemli bir engel oldu.

NASA ile birlikte geliştirilen X-59, NASA’nın yerdeki insanların süpersonik bir uçaktan ne kadar büyük bir patlama tahammül edebildiğini test etmek için kullanacağı deneysel bir jet olarak tasarlandı. Lockheed Martin’in X-59 program direktörü Dave Richardson’a göre, bu yeni tasarımla insanlar pek bir patlama beklememeli.

Richardson, X-59’un “sessiz” süpersonik bomunun pahalı büyülü malzemeler veya egzotik motorlar tarafından mümkün olmadığını açıklıyor. “Uçanın kendisinde radikal bir teknoloji yok. Bu gerçekten sadece uçağın şekli.” Ve şekil, insanlar tarafından yaratılan gerçek bir araçtan çok bir anime uzaylı uzay gemisine benziyorsa, bunun nedeni şirketin mühendisleri tarafından oluşturulan özel yazılımlar aracılığıyla başka bir boyutta hayal edilmesi.

Süpersonik uçuş tasarlamak

Süpersonik uçuşu rahatsız eden sorunların çoğu, New York’tan Londra’ya sadece üç buçuk saatte seyahat edebilecek ünlü süpersonik yolcu jeti Concorde örneği üzerinden gözlemlenebilir. Concorde 1969’da ilk uçtuğunda, insanlar super-fast hava yolculuğu fikrinden büyülendiler. Teknolojik bir harika gibi geldi, sesi duyana kadar.

Yolcu uçağı tepeye yakınlaşıp ses bariyerini kırarken, yere sağır edici bir patlama gönderdi. İnsanlar bomba patlamış gibi hissettiler. Cam pencereler paramparça oldu ve kapılar titredi.

X-59’un aksine, Concorde sessiz olacak şekilde tasarlanmamıştı. Delta kanatlı tasarımı tüm gövdesi boyunca bir kağıt uçak gibi görünmesini sağlayan iki çok büyük üçgen kanat ve güçlü motorlar sonik patlamaya katkıda bulundu.

ABD kıtasındaki uçaklar süpersonik olmaya başladıkça, ses patlamaları o kadar büyük bir sorun haline geldi ki, Kongre 1971’de karada süpersonik uçuşu yasakladı ve bu hareket daha sonra dünya çapında takip edildi.

Concorde, 2003 yılında hizmet dışı bırakılana kadar uçmaya devam etti, ancak çoğu havayolu, süpersonik yetenekleri yalnızca su üzerinde kullanılabiliyorsa, uçağı çalıştırmanın maliyetini haklı çıkaramazdı. Richardson, ”Süpersonik uçuş için gerçek atılım, bu süpersonik uçuşun daha avantajlı olduğu uzun rotalara sahip olmak için tekrar kara üzerinde uçabilmek olacaktır.” diyor. Lockheed Martin’in inşa etmek için yola çıktığı şey tam olarak bu.

Kongre’nin kara üzerinde süpersonik uçuşu yasaklayan yasayı geçirmesinden sonraki on yıllarda, NASA süpersonik patlamaları susturmak için bir görevdeydi. Ancak yakın zamana kadar sessiz bir süpersonik jet mümkün olmadı. Richardson, bunun sonik şokların etkileşimini ve 50.000 fit yükseklikten yere nasıl yayıldıklarını doğru bir şekilde tahmin edebilen yüksek hızlı bilgi işlem ve makine öğrenimi modelleri sayesinde olduğunu söylüyor.

Richardson, “Bu, bir süre önce yapma yeteneğine sahip olduğumuz bir şey değil.” diyor. “Bu tür bir uçağı tasarlayabilirdik, evet. Onu bir rüzgar tüneline koyabilirdik, ancak bugün bilgisayarda yapmak yerine rüzgar tünelinde yüzlerce veya binlerce kez büyük bir masrafla ve daha uzun yıllar yinelemek zorunda kalacaktık.”

Eldeki bu yeni teknolojiyle NASA, federal süpersonik yasağı yürürlükten kaldırma fırsatı hissetti. Patlayıcı sonik patlamayı hafif bir gümbürtüye indirgeyen bir X-59 araştırma uçağı tasarlamak ve inşa etmek için Quesst (Sessiz Süpersonik Teknoloji) adlı bir program başlattı. NASA, Kongre’yi süpersonik uçuşu ana akıma geri getirmeye ikna etmek için, düşük bomlu araştırmasını, bir uçağın camları kırmadan, milyonlarca kentliyi sinirlendirmeden ve sığır kalp krizi geçirmeden ses hızını yenebileceğini gösterecek gerçek bir deneye dönüştürmesi gerektiğini biliyordu.

2016’da NASA, Lockheed Martin ve bir dizi başka şirketten, karadaki süpersonik uçuşun normal ses altı uçaklar kadar güvenli ve sessiz olduğunu gösterebilecek bir test uçağı için bir teklif sunmalarını istedi. Hedef, sonik bomlar tarafından üretilen gerçek desibellerin aksine insanların sesi nasıl algıladığını ölçen bir hacim birimi olan sadece 75 PLdB’lik bir bomlu bir uçak yapmaktı. 75 PLdB, bir bulaşık makinesini bir saniyeden daha kısa bir süre duymaya eşdeğer. Karşılaştırma için, Concorde’un PldB’si 105 idi veya tam güçte bir elektrikli testere dinlemek kadar yüksekti.

2018’de NASA, Lockheed Martin’e düşük bomlu X uçağını tasarlamak, inşa etmek ve teslim etmek için 247,5 milyon dolarlık bir sözleşme imzaladı. Uçak, resmi lakabı X-59 Quesst’i ABD’den aldı.

Richardson, ”X-59 düşük bomlu uçuş göstericisinin doğuşu, daha hızlı uluslararası seyahate artan ilginin bir parçası olarak NASA’dan geliyor.” diyor.

X-59’a giden uzun yolculuk

Quesst’ten çok önce, Lockheed Martin’in Skunk Works’ü sonunda X-59 olacak şey üzerinde zaten çalışıyordu. 2013’te uçak C100 olarak biliniyordu ve Concorde’un biraz daha kısa bir versiyonuna benziyordu.

Tasarımcılar, kanatların şekli, kuyruğun konfigürasyonu ve burnun uzunluğu gibi ayrıntıları optimize etmek için yazılım kullandılar. Richardson, ” (yazılım) uçakta ne yapmamız gerektiğini bize bildirirdi.” diye anlatıyor. Sonunda CAD tasarımı bir ölçekli modele dönüştü ve ekip, mühendislerin öğrendiklerini aşağıdaki yinelemeye uygulayabilecekleri bir rüzgar tünelinde test etti.

Ardından, V-tail tasarımını kullanan ancak daha küçük kanatları ve daha keskin sivri burunlu çok daha uzun bir gövdeye sahip olan C435 modu geldi. Ardından, V’nin sonik patlamayı azaltmada daha iyi olmasına rağmen uçağı manevra etmeyi zorlaştırdığını fark ettikten sonra geleneksel bir uçak kuyruğu lehine V-tail’den kurtulan C506.

2015 yılına gelindiğinde, ekip, X-59’daki burnun ucuna bir kanard (kpitin yakınında görebileceğiniz iki küçük kanatçık) ekleyen C603 için bir tasarıma sahipti. Bu model aynı zamanda motoru daha da geriye itti ve kanatları iki farklı açıya yerleştirdi, önce orta bölümleri etrafında yukarı ve sonra aşağı gitti. C605, X-59’un ön tasarımını bilgilendiren son prototipti.

Tüm bu yinelemeler sayesinde Richardson ve ekibi, süpersonik patlama için tasarım hakkında birkaç önemli ders aldı. İlk olarak, uçağın ağır, hantal kısımlarının mümkün olduğunca geride olması gerekiyordu. “Gerçekten öne hiçbir şey koymadık, ama o uzun, iyi orana sahip olmak istiyoruz” diyor. Bu, uçak ses bariyerini kırdığında gürültü üretebilecek hiçbir yüzey kesintisi olmadan son derece ince bir burun ve gövde ile sonuçlandı. “Uçanın uzunluğu boyunca farklı şokları uzatabilmek ve yönetebilmek istiyorsunuz.” diye ekliyor.

Ayrıca, uçağın şeklinde süreksizliğe neden olan her şeyin patlama etkisine katkıda bulunabileceğini öğrendiler. Bu onların ön camdan tamamen kurtulmalarına neden oldu. Bunun yerine, Richardson’a göre X-59, uçaktaki tek ileri teknoloji olan harici bir görme sistemi kullanıyor. Pilot, geniş bir ekrandan dışarıyı izleyerek bir kamera kullanarak gezinir. Bu sistem, ulusal hava sahasında kullanım için Federal Havacılık İdaresi tarafından sıkı bir sertifika almak zorunda kaldı.

Aerodinamik bir vücut oluşturmak için ellerinden gelenin en iyisini yapmalarına rağmen, ekip şişkinliklerin kaçınılmaz olduğunu buldu. Richardson, motorun girişinin uçağın üzerine nasıl yerleştirildiğini, böylece oluşan şokun yere değil uzaya doğru gittiğini anlatıyor. (Kanatlarının altında olan Concorde’un motorlarında olan buydu.) Aynı şey, üstteki konumu aşağı yerine yukarı şok gönderecek olan herhangi bir aktüatör için de geçerli.

X-59, Concorde’dan daha düşük hızlarda uçarken şok dalgalarını en başından farklı şekilde yönetmek ve dağıtmak için tasarlandı (Conduda’un seyir hızı 2172 km/saat, X-59 ise yaklaşık 1488 km/saat hızla seyredecek). Richardson, ”Bence çoğu insan uçağa bakıyor ve ‘Bekle, bir şeyler yanlış’ diyorlar.” diyor. “(Düşünüyorlar) çok uzun. İniş takımı arkada çok uzak. Ve burun neden bu kadar uzun?”

Bir X-59 inşa etmek

Kasım 2018’e kadar Lockheed Martin, X-59’un ilk parçasının işlenmesini Palmdale, California’da başlattı. Ana yapısal bileşenler Mayıs 2019’a kadar monte edildi. Uçak o zamandan beri ağırlık kontrollerinden ve yakıt sistemi değerlendirmelerinden yer titreşim değerlendirmelerine kadar bir dizi testten geçti. Dikkat çekici bir şekilde, X-59 beklenen ağırlığın altındaydı, uçak geliştirmede tüm ekibi şaşırtan nadir bir başarı.

Ancak, yolculuk zorlukları olmadan olmadı. Şu anda X-59, tüm sistemlerin sorunsuz bir şekilde entegre ve işlevsel olmasını sağlayarak sistem kontrol aşamasında. Gelmesi beş ay süren parçalar nedeniyle planlı bir bakım ve modifikasyon için dinlenmeye ihtiyaç vardı. Bu gecikme, uçağın başlangıçta Aralık 2023 için planlanan açılış uçuşunu 2024’ün başlarına erteledi.

Bu muhteşem tuhaf uçağın ilk uçuşunu görmek için biraz daha beklememiz gerekecek. Bundan sonra, X-59’un şehirler ve kırsal alanlar üzerinde uçacağı, desibelleri ölçen ve yerdeki insanlardan geri bildirim alan ekibin üzerinden uçacağı birden fazla test olacak.

Richardson, hedeflerine ulaşırlarsa, uçak üreticilerinin keşfettikleri kavramları alıp ticari uçaklara dönüştürmemeleri için hiçbir neden olmadığını söylüyor. Aslında, NASA’nın proje için gereksinimlerinden biri Lockheed Martin’in bir uçak tasarımı sağlamasıydı. Lockheed’in ticari süpersonik hava yolculuğu vizyonu, 44 yolcu için 200 fit uzunluğunda (X-59’un iki katı uzunluklu) çift motorlu bir model.

Richardson, ”Bu uçaklardan birini gidip geliştirecek herhangi birinin sahip olacağı en büyük zorluk, art yakıcı olmadan Mach 1.8’de uçacak ve bu boyutta bir uçak için yeterince büyük olacak bir motor bulmak olduğunu düşünüyorum.” diyor, ancak bunun yapılabilir olduğunu belirtiyor.

“Bunun pazarını gören ve şirketlerine ilerlemek ve bir uçak geliştirmek için yatırımları olan insanlar varsa, süpersonik yasak yasaları yürürlükten kaldırılır kaldırılmaz hemen başlayabilirler.” diyor.

Bir gün, X-59’un tasarımı deneysel doğayı aşarak ve dünya çapında yüksek hızlı seyahat için yeni bir çağ başlatarak insanlara gökyüzünde uzaylı bir şekil gösterebilir.

Elon Musk Teknofest’e katılacak mı? Resmen açıkladı! 

0

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Elon Musk’ın ABD’de gerçekleşen toplantısı gündem oldu. Starlink’ten Tesla’ya kadar birçok konunun görüşüldüğü toplantının hemen ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Musk’ı 27 Eylül’de başlayan ve 1 Ekim’e kadar devam edecek Teknofest’eçağırdığı haberlerini aldık. Peki Elon Musk, Teknofest’e gerçekten katılacak mı? Kısa bir süre önce resmi açıklama geldi.

Elon Musk bu yıl olmasa da önümüzdeki yıl Teknofest’e katılacak

Elon Musk, kısa bir süre önce X (Twitter) hesabından yaptığı paylaşımla Teknofest iddialarına son noktayı koydu. İş insanı paylaşımında Teknofest’te yarışacak takımlara başarılar diledi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da daveti için teşekkürlerini iletti. 

Elon Muskbu yıl halihazırda devam eden Teknofest’e katılmayacağını, ancak önümüzdeki yıl festivalde yer alacağını söyledi. Ayrıca Türkiye’deki diğer yatırım fırsatlarını tartışmayı da sabırsızlıkla beklediğini dile getirdi.

Bilindiği üzere Teknofest, ilki 2018 yılında düzenlenen ve daha sonra bir gelenek haline getirilerek her yıl gerçekleştirilen havacılık, uzay ve teknoloji festivali olarak öne çıkıyor. Ülkemizdeki milli teknolojilerin geliştirilmesine odaklanan festivalde teknoloji yarışmaları, hava gösterileri, konserler ve çeşitli konularda söyleşi ve etkinlikler düzenleniyor. Kısacası gençlerin teknolojiyle buluşmasını sağlayan en önemli organizasyonların başında geliyor.

Türkiye ile iş birliğini ve ülkemizdeki operasyonlarını son dönemde bir hayli artıran Musk, kısa süre önce Starlink Türkiye operasyonları için önemli bir atama gerçekleştirdi. Şu ana kadar Tesla Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Kemal Geçer, aynı zamanda Starlink Türkiye Genel Müdürü olarak atandı.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle aktarmayı unutmayın.

Çin ve Hindistan arasında Ay’a iniş tartışması!

Hindistan’ın geçen ay Chandrayaan-3 gezicisini Ay’a indikten sonra (Ay’ın güney kutbunun yakınına bir uzay aracı koyan ve Çin’in en güneydeki Ay iniş rekorunu kıran ilk ülke olduktan sonra) üst düzey bir Çinli bilim adamı, başarı hakkındaki iddiaların abartılı olduğunu söyledi.

Çin‘in ay keşif programının babası olarak da bilinen Ouyang Ziyuan, Science Times gazetesine verdiği demeçte, 69 derece güney enlemindeki Chandrayaan-3 iniş sahasının direğe yakın hiçbir yerde olmadığını ve 88.5 ila 90 derece arasında tanımlandığını söyledi.

Dünya’da 69 derece güney Antarktika Çemberi içinde olurdu, ancak dairenin ay versiyonu kutba çok daha yakın.

Ouyang, Chandrayaan-3’ün kutup bölgesinden 619 kilometre uzakta olduğunu söyledi.

Chandrayaan-3’ün inişinden sonra; Global Times, kıdemli uzay uzmanı Pang Zhihao’nun Çin’in çok daha iyi teknolojiye sahip olduğunu söylediğini aktardı.

Gazete, Çin’in uzay programının “2010’da Chang’e-2’nin fırlatılmasından bu yana yörünge araçlarını ve iniş araçlarını doğrudan Dünya-Ay transfer yörüngesine gönderme yeteneğine sahip olduğunu, bunun da Hindistan’ın fırlatma araçlarının sınırlı kapasitesi göz önüne alındığında henüz gerçekleştiremeyeceği bir manevra olduğunu” söyledi. “Çin’in kullandığı motor da çok daha gelişmiş.”

Yine de Chandrayaan-3, diğer uzay araçlarından çok daha güneye gitti. Rusya’nın bir uzay aracını ay güney kutbuna yakın bir yere indirme girişimi, geçen ay aya çarptığında başarısızlıkla sonuçlandı.

2019’da ayın uzak tarafına ilk inen Çin’in Chang’e 4‘ü 45 derece güneye indi. NASA sondası olan Surveyor 7 ise 1968’de yaklaşık 41 derece güneyde aya ulaştı.

Ay’ın güney kutbuna yaklaşmak sadece övünç kaynağı olması bakımından önemli değil. Bilim adamları, bölgenin uzun süreli konaklamalar için potansiyel olarak değerli olabilecek buz rezervlerine sahip olabileceğini düşünüyor.

ABD ve Çin, NASA’nın Apollo programı yarım asır önce sona erdiğinden beri ilk kez astronotları aya gönderme planları için bölgeye bakıyorlar.

Raspberry Pi 5 sonunda bizlerle! İşte tüm detaylar

0

Raspberry Pi 5 sadece selefinden daha iyi performans göstermiyor, aynı zamanda şirket içi silikonla gelen ilk Raspberry Pi.

Raspberry Pi 5’in beynine güç veren, dört yaşındaki Raspberry Pi 4 ile karşılaştırıldığında performans artışının iki ila üç katına izin veren 2,4 GHz’de çalışan 64-bit dört çekirdekli bir Arm Cortex-A76 işlemcidir. Cihaz ayrıca Raspberry Pi Foundation’ın grafik performansında “önemli bir artış” sunduğunu söylediği 800MHz VideoCore VII grafik yongasıyla birlikte geliyor.

Raspberry Pi 5, web sayfalarını oldukça hızlı bir şekilde açıyor. Oldukça ısınıyor, ama neyse ki Raspberry Pi, doğrudan karta monte edebileceğim aktif bir soğutma bileşeni gönderiyor.

Ek olarak, Raspberry Pi 5, Raspberry Pi Vakfı tarafından ilk kez yapılan bir bileşene sahip; cihazın çevre birimleriyle iletişim kurmasına yardımcı olan yonga setinin bir parçası olarak da bilinen güney köprüsü. RP1 güney köprüsü ile Raspberry Pi Vakfı, mikrobilgisayarın “çevresel performans ve işlevsellikte bir adım değişikliği sağladığını” ve harici UAS sürücülerine ve diğer çevre birimlerine daha hızlı aktarım hızları sağladığını söylüyor.

Ayrıca, iki adede kadar kamera veya ekran bağlamanıza izin veren iki adet dört şeritli 1.5Gbps MIPI alıcı-verici açıyor. Ayrıca, “yüksek bant genişlikli çevre birimleri” için destek sunan ilk kez yeni bir tek şeritli PCI Express 2.0 arabirimi de var. Bununla birlikte, Raspberry Pi Foundation, bundan yararlanmanız için yine de M.2 HAT (Hardware Attached on Top) gibi ayrı bir adaptöre ihtiyacınız olacağını belirtiyor.

Bağlantı noktaları açısından, HDR desteği, bir microSD yuvası, iki USB 3.0 bağlantı noktası, iki USB 2.0 bağlantı noktası, gigabit ethernet ve USB-C üzerinden 5V DC güç bağlantısı desteği olan çift 4Kp60 HDMI ekran çıkışı bekleyebilirsiniz. Diğer bazı iyi özellikleri arasında Bluetooth 5.0 ve Bluetooth Düşük Enerji (LE) desteği ve SDR104 yüksek hızlı modu ile “ikiye katlanan” en yüksek SD kart performansı bulunuyor. İster ultra bütçeli bir masaüstü bilgisayar, ister bir medya sunucusu, hatta bir Kendin Yap güvenlik sistemi olarak kullanıyor olun, tüm bu yükseltmeler Raspberry Pi 5’i daha da çok yönlü hale getiriyor.

Raspberry Pi 5, lansmanda 4GB sürümü için 60$ (yaklaşık 1650 ₺) ve 8GB için 80$’a (yaklaşık 2200 ₺) mal olan birkaç farklı RAM seçeneğiyle gelecek. Bu, onu 4 GB RAM için 55 dolar (yaklaşık 1500 ₺) ve 8 GB için 75 dolar (yaklaşık 2060 ₺) olan Raspberry Pi 4’ten biraz daha pahalı hale getiriyor. Raspberry Pi 5, Ekim sonundan önce satın alınabilecek.

Google Pixel 8 ile fotoğraflara yüz değiştirme özelliği getiriyor!

0

Google’ın en yeni akıllı telefonları Pixel 8 ve Pixel 8 Pro, 4 Ekim’de New York’ta düzenlenecek bir etkinlikte tanıtılacak ve aynı gün ön siparişe açılacak. Ancak daha etkinlik gerçekleşmeden telefonların neredeyse tüm özellikleri sızdırılmış durumda. ABD’de 700 – 1000 dolar bandında satışa sunulması beklenen Pixel 8 ve Pixel 8 Pro’nun en dikkat çekici özellikleriyse, karanlıkta çekim yapabilen Gece Görüş kamerası ve video için Sesli Sihirli Silgi modu da dahil olmak üzere çok sayıda yapay zeka destekli yenilik olacak.

Hem Pixel 8 hem de Pixel 8 Pro daha kıvrımlı kenarlar, Pro’da mat bir yüzey ve düz ekranlarla seleflerine göre mütevazı bir tasarım değişikliği görecek. Google’ın Tensor G3 çip seti her iki cihaza da güç verecek, ancak önceki Pixel’leri rahatsız eden aşırı ısınma sorunlarının iyileştirip iyileştirmeyeceği merakla bekleniyor.

Google’ın en iyi iki uzmanlık alanı olan kamera ve yazılım konusunda ise çarpıcı gelişmeler söz konusu. Geliştirilmiş bir ana sensörün yanı sıra videoya gelmesi muhtemel Night Sight ile karanlıkta çekim yapmak her zamankinden daha iyi olabilir. Hem fotoğraflar hem de video için gelmesi beklenen geliştirilmiş Sesli Sihirli Silgi modu ve fotoğraf içi yüz değiştirme özelliği ise şimdiden tartışma konusu olmuş durumda.

Esasen bu araç, herhangi bir fotoğraftaki birinin yüzünü kütüphanenizdeki başka bir fotoğraftaki bir pozla değiştirmenize ve arka planda ikisini birleştirmek için bazı yapay zeka hileleri yapmanıza olanak tanıyacak. Sihirli Silgi aracına güç veren konseptin en uç noktaya taşınmış hali olan fotoğraf içi yüz değiştirme özellikle ebeveynler için önemli bir yenilik. Bu sayede mahremiyet endişeleri önemli ölçüde çözülebilir. Ancak bazı kullanıcılar Google’ın bu alanda fazla ileri gitmiş olabileceğini ve fotoğraf çekmenin özü olan “mevcut anı yakalama” hissinin büyük ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Hesaplamalı fotoğrafçılık, makine öğrenimi ve yapay zeka çağında, bu endişe aslında çok da yersiz sayılmaz. Telefonunuzda düzenleme arayüzünü açmasanız bile, çektiğiniz her görüntü gerçekliğin biraz dışında yaşamak için ayarlanmış ve değiştirilmiş durumda. İster fotoğrafınızın her yönünü öne çıkarmak için HDR’a güveniyor olun, ister gözleriniz kanayana kadar bir görüntünün doygunluk seviyelerini ayarlıyor olun günümüzde akıllı telefonunuzun kamerasıyla çektiğiniz her şey siz görmeden önce bir miktar işlemden geçiyor.

Google’ın 2021’de tanıttığı Pixel 6 ve geçtiğimiz yıl piyasaya çıkan Pixel 7’deki Sihirli Silgi ile dikkat dağıtan nesneleri ya da figürleri arka plandan silmek bazılarına fotoğrafınızın temsil ettiği şey için gerçekçi gelmemiş olsa da, “dikkat dağıtıcıları” çerçeveden hızlı ve kolay bir şekilde çıkarma yeteneği yeterince başarılı bir yenilik olarak görülüyordu. Şimdi ise Pixel 8 ve Pixel 8 Pro cihazlarda ise Google’ın ilk Sihirli Silgi’den bu yana ne kadar yol kat ettiğini göreceğiz. Geçtiğimiz iki yıl içinde, Pixel 7’de Yüz Bulanıklığını Giderme ve Fotoğraf Bulanıklığını Giderme özelliklerini gördük. Şimdi ise yüz değiştirme/düzeltme özelliği geliyor.

Sonuç olarak Google’ın Pixel 8 için sunduğu araç seti ve özellikler oldukça önemli. Pek çok insan, pahalı bir Photoshop aboneliği ve bu uygulamayı gerçek anlamda kullanmayı öğrenmek için zaman ayırmak zorunda kalmadan şeyleri, akıllı telefonları tarafından kendilerine verilen fotoğraf düzenleme yetenekleri sayesinde yapıyor olacak. Ama bu özellikle “her anı doğal haliyle yakalama” fikrinden de giderek uzaklaşıyor olacağız.

Tesla fabrikasında ırkçılık iddiaları yargıya taşındı!

ABD Eşit İstihdam Fırsatı Komisyonu (EEOC) tarafından açılan davaya göre Tesla, Kaliforniya’nın Fremont kentindeki fabrikasında 2015 yılından bugüne kadar ırkçılık ve ırkçı hakaret davranışlarına göz yumuyor. Kurum, otomobil üreticisinin “Siyah çalışanlarına yönelik yaygın ve süregelen ırkçı tacize” göz yumarak federal yasaları ihlal ettiğini belirtti. Ayrıca, maruz kaldıkları tacizle ilgili endişelerini dile getiren çalışanlar korunmak yerine görünüşe göre çeşitli yaptırımlara maruz kaldılar: Tayin edildiler, görevleri değiştirildi ya da işlerine son verildi.

EEOC’nin açtığı davaya göre, Tesla fabrikasındaki siyahi çalışanlara fabrika genelinde ve hatta işçilerin toplandığı merkezlerde bile düzenli olarak ırkçı hakaretler ediliyordu. İşçilere N-kelimesinin çeşitli varyasyonlarının yanı sıra “maymun”, “oğlan” gibi bir takım ırkçı hakaretler yöneltilmiş. Dava ayrıca ırkçılığa maruz kalan çalışanların hem çalışma masalarında hem de fabrika genelindeki tuvalet kabinlerinin ve asansörlerin duvarlarında gamalı haç ve darağacı ilmiği gibi ırkçı grafiti çizimleriyle karşılaştığını ortaya koyuyor.

Açılan davayla ilgili açıklama yapan EEOC Başkanı Charlotte A. Burrows “İşyerlerinde sistematik tacizle mücadele, EEOC’nin vazgeçilmez önceliğidir. Ne yazık ki, EEOC’nin bu mali yılda açtığı davaların da gösterdiği gibi, ırkçı taciz istihdamda kalıcı bir sorun olmaya devam etmektedir. Her çalışan medeni haklarına saygı gösterilmesini hak eder ve hiçbir çalışan soruşturmamızın ortaya çıkardığı türden utanç verici ırkçı bağnazlığa katlanmamalıdır” diyor ve ekliyor “Bugünkü dava, hiçbir şirketin yasaların üstünde olmadığını açıkça ortaya koymaktadır ve EEOC, Amerikan işyerlerinin yasadışı taciz ve misillemeden arınmış olmasını sağlamaya yardımcı olmak için federal medeni haklar yasalarını ve yasal yaptırımları şiddetle uygulayacaktır.”

Daha önce de Tesla’ya ırkçı taciz ve hakaretler nedeniyle bireysel davalar açılmış ve en az 2 vakada davacılar haklı bulunmuştu. Bu davacılardan birisi olan Melvin Berry, Tesla’da amirlerini kendisine karşı ırkçı hakaretler kullanmakla suçlamış ve 1 milyon dolarlık bir tazminat kazanmıştı.  Bir başka Tesla çalışanı Owen Diaz ise ırkçı hakaretlere maruz kaldığını ve çalışma alanında Mağara Adamı Inki’nin çizimleri gibi ırkçı grafitilerle iş yerinde güvensiz hissettirildiğini söyleyerek dava açmış ve dava neticesinde 3,2 milyon dolarlık bir tazminat kazanmıştı.

EEOC, otomobil üreticisi hakkında bir araştırma yaptıktan ve uzlaşma yoluyla dava öncesi anlaşmaya varmaya çalıştıktan sonra davasını açtığını bildiriyor. Açılan davada hem telafi edici hem de cezai tazminatların yanı sıra etkilenen tüm işçiler için geri ödeme talep ediliyor. Ayrıca mahkemeden “gelecekte bu tür ayrımcılığı önlemek üzere Tesla’nın istihdam uygulamalarında reform yapmak üzere tasarlanmış” bir tedbir kararı talep edilmekte.

BYD, üç elektrikli modelle Türkiye’ye giriş yapıyor

0

BYD (Build Your Dreams) geniş ürün gamı ve  “Bugün, Yarın, Daima” mottosuyla Türkiye’ye “merhaba” dedi. ALJ Türkiye distribütörlüğünde Türk otomotiv pazarındaki yerini alan BYD, yenilikçi teknolojisiyle elektrikli otomobillerde gelinen son noktayı gözler önüne serdi.

2003 yılından başlayarak bugüne kadar gerçekleştirdiği 5 milyonun üzerinde satış adediyle elektrikli araç segmentinde lider konumda bulunan BYD, premium tasarımı ve yüksek kalite anlayışı ile benzerlerinden ayrılıyor. Marka, yüksek menzil, performans ve güvenliği bir arada sunan “Blade Batarya” teknolojisiyle de pazarda öncü rol oynayacak. Kasım ayından itibaren C segmentindeki SUV modeli BYD ATTO 3 ile satışlarına başlayacak olan BYD Türkiye, 2024 yılının ilk çeyreğinde de tasarım ödüllü BYD SEAL ve BYD HAN modellerini Türk kullanıcısıyla buluşturacak. Bununla birlikte BYD SEAL U, BYD TANG ve BYD DOLPHIN gibi markanın diğer modellerinin de gelecek yıl sunulması planlanıyor.

BYD geniş ürün gamıyla farklı bir müşteri kitlesine hitap edecek

BYD’nin Türkiye otomotiv sektörüne girişi dolayısıyla düzenlenen toplantıda konuşma yapan ALJ Türkiye Başkanı ve CEO’su Ali Haydar Bozkurt, ALJ Türkiye olarak bir lider markayı daha Türkiye’ye kazandırmaktan mutlu olduklarını belirterek  “25 yıldır Türkiye otomotiv sektörüne önemli yatırımlar yapan ALJ Türkiye, BYD distribütörlüğü ile yeni bir yatırım daha gerçekleştirdi. Genç ve dinamik bir yapıya sahip Türk halkı teknolojik yeniliklere her sektörde olduğu gibi otomotiv sektöründe de çok açık. Bu bağlamda; dünyanın lider elektrikli araç ve batarya üreticisi BYD’nin son teknolojiye sahip elektrikli modellerini Türkiye pazarına ilk kez sunacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Otomotiv sektöründeki deneyimlerimiz ve itibarımız, BYD markasının da Türkiye pazarında önemli bir konuma sahip olmasına büyük katkı sağlayacak. BYD’nin geniş ürün gamıyla farklı müşteri kitlesine hitap eden elektrikli modellerinin, Türkiye’deki otomobil kullanıcıları tarafından büyük beğeni toplayacağından eminiz” dedi.

BYD markası kısa zamanda global bir şirket oldu

Türkiye lansmanı için Türkiye’ye gelen BYD Avrupa Genel Müdür Yardımcısı Brian Yang da, çok uluslu bir teknoloji şirketi olan BYD’nin, kısa sayılabilecek bir zamanda önemli atılımlar yaparak global bir marka haline geldiğini belirterek, “1995 yılında batarya üreticisi olarak kurulan BYD, şu anda 600 binden fazla çalışanı ile 70’in üzerinde ülkede elektrikli otomobilleri tüketicilerle buluşturuyor. Bugüne kadar otomotiv ürünleri ile birlikte, raylı taşıma sistemleri, ev kullanımı için aküler, elektrikli otobüsler ve diğer endüstriyel çözümleri de sunuyor. Dünyayı 1 santigrat derece soğutma hedefiyle yola çıkan marka, son dönemde yaptığı ataklarla elektrikli araç sektöründe 2022 yılında 1 milyon 860 milyon adet satarak global pazar lideri olarak öne çıktı. 2023’ün ilk 8 ayında gerçekleşen 1 milyon 780 bin adetlik satışı ile liderliğini koruyor. Bu rakamlara ulaşmamıza katkı sağlayan ilk global modelimiz BYD ATTO 3 ise sadece 18 ayda 500.000 adet üretildi ve birçok önde gelen Avrupa pazarında en çok tercih edilen modellerden biri haline geldi” dedi. 

Üstün teknoloji ve premium kalite

BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun da Türkiye’de ilk kez tanıtılan BYD modellerinin lansmanında yaptığı konuşmada, dünyada her geçen gün hızla büyüyen markanın gelişimine ve büyümesine paralel olarak BYD’yi Türkiye’de temsil ederek önemli bir adım attıklarını kaydetti. Ergun, Türkiye’de de elektrikli araç pazarının çok hızlı gelişim gösterdiğini de söyleyerek şöyle konuştu;

BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun

“Yılın ilk sekiz ayında geçen seneye göre pazarda yüzde 83’lük bir artış meydana geldi ve toplam otomotiv pazarında elektrikli araçların payı yüzde 8’e yaklaştı. Türkiye’de 20’den fazla marka, 40’tan fazla model ile elektrikli araç pazarı her ay daha da genişliyor. BYD modelleri üstün teknolojiye ve premium kaliteye sahip elektrikli ürün gamı ile benzerlerinden ayrışırken, bu modelleri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ulaşabilir fiyatlarda sunacağız” diye konuştu.

Tüm modellerinde en uzun batarya garantisi sunan tek marka

BYD Türkiye orta ve uzun vadeli yapılanmasının tüm hızıyla sürdüğünü, bu yıl için başta büyük şehirlerde olmak üzere bayi yapılanmasını da yoğun bir şekilde başlatarak 2024 yılında 20’nin üzerinde bayi adedine ulaşmayı planladıklarını sözlerine ekleyen Ergun şunları söyledi;

“BYD Türkiye olarak operasyonlarımızı çok yönlü olarak değerlendiriyoruz. 2024 yılında bayi ağımızı Türkiye pazarının yüzde 82’sini kapsayacak şekilde yapılandıracağız. Kasım ayında satışların başlamasıyla birlikte ‘ BYD Dijital Bayi’ sistemini de devreye alacağız. Bu sayede 81 ilimizdeki müşterilerimize ulaşacağız. BYD modellerini tercih edenler ‘BYD Dijital Bayi’ üzerinden satın alma işlemini başlatmış olacaklar. Müşterilerimize en kaliteli ve eksiksiz hizmeti sunmak adına her ihtiyaca cevap verecek yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Bütün bayilerimizde markadan bağımsız olarak elektrikli araçlar hakkında en temel ve çok yönlü bilgileri müşterilere sunacak olan bir ‘Elektrikli Araç Danışmanı’ olacak. Bu kapsamda tüm bayilerimiz elektrikli otomobiller hakkındaki bütün soru işaretlerini ortadan kaldıracak şekilde yapılanıyor. BYD, tüm modellerinde 8 yıl/200.000 km garanti sunan tek marka olarak öne çıkacak. Ayrıca BYD modelleri için, satış, servis ve yedek parça gibi 360 derece hizmetleri en mükemmel şekilde ilk günden itibaren sunacağız.” 

Yüzde 10 ÖTV dilimine giren ATTO 3 ile satışlar başlıyor

Ergun, BYD Türkiye’nin yıl sonu ve önümüzdeki yıl planlamasından söz ederek, “İlk etapta yüzde 10 ÖTV dilimine giren en iddialı C SUV modelimiz BYD ATTO 3 ile pazara güçlü bir giriş yapıyoruz. BYD Türkiye müşteri deneyimini tasarlarken hem fiziksel hem de dijital bir deneyim elde etmeye odaklandık. Lansmanla birlikte BYD ATTO 3 için online olarak talepleri almaya başlayacağız ve hem fiziksel hem de dijital kanallarımızı müşterilerin hayatını kolaylaştıracak şekilde kullanacağız. 2024 yılında ürün gamına katılacak yeni modeller ile hiç durmadan yelpazemizi genişleteceğiz. Farklı segmentlerde sunacağımız modellerle her türlü beklentiye cevap vermek, birinci derecede önemli konumuz olacak” dedi.

Türk kullanıcısı BYD farkını görecek

Ergun, üstün teknoloji ve kaliteye sahip BYD modellerinin avantajından söz ederek, “2022’de içten yanmalı motor üretimini tamamen durduran BYD, kendi aktarma organları sistemlerini, bataryalarını, otomotiv yarı iletkenlerini, elektrik motorlarını ve motor kontrol sistemlerini geliştiren tek elektrikli araç üreticisi olarak öne çıkıyor. Türk kullanıcısı da bu lansmanla birlikte BYD’nin farkını görmeye başlayacak. Teknoloji ve inovasyon odaklı bir üretici olarak BYD, sektördeki en yenilikçi teknolojileri sunuyor. Kullanıcıları şaşırtacak çok sayıda donanımsal özelliklerin yanında geleneksel anahtarın yerini alan ‘NFC Card’ ve dönebilir 15.6 inç multimedya ekranı dikkat çekiyor. Ayrıca BYD, Blade Batarya ve e-Platform 3.0 gibi en son teknolojileri de kullanıcılarla buluşturuyor. Bu sayede markamız elektrikli araçlarda güvenlik, uzun menzil, verimlilik, performans, akıllı teknolojiler ve tasarım anlamında öncü rol üstleniyor” dedi

BYD, üç modelle Türkiye’ye giriş yapıyor

BYD, başlangıçta üç modeliyle Türkiye pazarında yerini alacak. BYD öncelikli olarak Kasım ayından itibaren BYD ATTO 3 modelini Türkiye’de teslim etmeye başlayacak. Bununla birlikte BYD HAN ve BYD SEAL modelleri ise 2024’ün ilk çeyreğinde Türkiye’de olacak. 2024’te yılı içerisinde ise farklı BYD modelleri de showroom’lardaki yerini alacak.

Sportif Aile SUV’u: BYD ATTO3 

Markanın yeni e-platform 3.0 ve Blade Batarya teknolojisiyle donatılan BYD ATTO 3, şık tasarımı, yüksek kaliteyi, yüksek verimliliği ve performansı bir araya getiriyor. Euro NCAP güvenlik testinden 5 yıldız alan BYD ATTO 3, dinamik tasarımıyla BYD’nin keyifli elektrikli araç performansından ipuçları veriyor. 150 kW gücü ve 310 Nm tork değeriyle birlikte 0-100 km/s hızlanmasını sadece 7.3 saniyede tamamlayan BYD ATTO 3, WLTP ölçümlerine göre karma kullanımda 420 km, şehir içinde ise 565 km menzil sunuyor. BYD ATTO 3, yüksek verimliliğiyle birlikte 15.6 kWh/100 km enerji tüketimiyle de dikkat çekiyor. BYD ATTO 3, 150 kW DC şarj ile yüzde 30’dan yüzde 80’e yalnızca 29 dakikada şarj edilebiliyor.

Geniş ürün yelpazesi Türk kullanıcısıyla buluşacak

Elektrikli araçlarda dünya lideri olan BYD, farklı segmentlerde farklı kullanıcıların ihtiyaçlarına göre tasarlanan geniş ürün yelpazesini de Türk kullanıcısıyla buluşturacak. BYD HAN ve BYD SEAL modelleri 2024’ün ilk çeyreğinde sunulacak. Bununla birlikte BYD SEAL U, BYD TANG ve BYD DOLPHIN gibi markanın diğer modellerinin de gelecek yıl sunulması planlanıyor.

Önümüzdeki yıldan itibaren BYD’nin SUV modelleri BYD SEAL U ve BYD TANG; markanın sedan modelleri BYD HAN ve BYD SEAL ile birlikte markanın hatchback modeli BYD DOLPHIN’in de Türkiye pazarında sunulması planlanıyor.

BYD HAN, E segmentinde konumlanıyor. BYD HAN, sportif ve aerodinamik tasarımı ultra lüks kabiniyle birleştiriyor. Geniş yaşam alanı, akıllı süspansiyonları ve dört çeker sürüşüyle yüksek performans ve yüksek konfor sunan BYD HAN, 380 kW güç ve 700 Nm tork üreten elektrik motorlarına sahip. 0-100 km/s hızlanmasını sadece 3.9 saniyede tamamlayan BYD HAN, WLTP ölçümlerine göre karma kullanımda 521 kilometre, şehir içi kullanımda ise 662km menzil sunuyor.

D segmentinin yeni yıldızları: BYD SEAL ve BYD SEAL U

BYD’nin D segmenti temsilcileri BYD SEAL sedan ve BYD SEAL U SUV da önümüzdeki dönemde Türkiye pazarına sunulacak önemli modeller olacak. Yüksek teknolojiyi, güvenlik, konfor ve fonksiyonellikle kombine eden BYD SEAL U ve BYD SEAL, etkileyici görünümleriyle de dikkat çekiyor. Sportif tasarıma sahip BYD SEAL, 82.5 kWh BYD Blade Batarya ile sunulacak. BYD SEAL ayrıca 230 kW arkadan itişli (313 HP) ve 390 kW (530 HP) dört çeker sürüşlü versiyonlarla tercih edilebilecek. BYD SEAL versiyona göre 570 km’ye kadar menzil sunacak. BYD SEAL U, 420 km menzil sunan 71.8 kWh ve 500 km menzil sunan 87 kWh BYD Blade Batarya seçeneklerine sahip olacak. BYD SEAL U modelinde 160 kW gücünde bir elektrik motoru yer alıyor. BYD SEAL U, beş kişi için konforlu ve geniş bir iç hacim ile geniş bagaj alanı sunan SUV olarak öne çıkıyor. BYD DOLPHIN ve BYD SEAL gibi okyanus tasarım temasından ilham alan model, 2024’in ilk yarısında Avrupa’da satışa sunulacak. 

BYD, aynı zamanda 7 koltuklu BYD TANG modelini de önümüzdeki dönemde Türk kullanıcılarıyla buluşturmayı hedefliyor. Geniş ailelerin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde yaşam alanları sunan BYD TANG, konfor ve lüks odaklı kabiniyle dikkat çekiyor. WLTP ölçümlerine göre ortalama 400 kilometre menzil sunan BYD TANG, 380 kW gücüyle 0-100 km/s hızlanmasını 4.6 saniyede tamamlıyor. 110 kW DC şarj ile 30 dakikada yüzde 30 kapasiteden yüzde 80 kapasiteye kadar şarj edilebiliyor.

BYD blade batarya teknolojisi ile daha güvenli, daha güçlü

Elektrikli araçlarda öncü konumda olan BYD, aynı zamanda elektrikli araçların en önemli unsurlarından biri olan bataryalarda da sektöre öncülük ediyor. BYD Blade Batarya teknolojisi, BYD’nin endüstride 28 yıldan daha uzun süredir sahip olduğu deneyimi temsil ediyor. Şirketin kurulmasından bu yana bataryaları kendi bünyesinde tasarlayan ve üreten BYD, mobilite konusundaki tutkusuyla her geçen gün yenilikçi teknolojilere imza atmayı sürdürüyor. 

Onlarca yıllık inovasyon, bilgi birikimi ve uzmanlığın bir sonucu olarak ortaya çıkan Blade Batarya teknolojisi, her koşulda yüksek performans göstermesi, yüksek güvenliği, uzun menzil sunması ve dayanıklılığıyla öne çıkıyor. BYD’nin bataryaları, sahip olduğu yenilikçi özelliklerle birlikte 5000 defa şarj-deşarj olmasının ardından dahi yüksek verimliliğini ve performansını devam ettiriyor. Ayrıca şarj süreleri, kullanılan şarj istasyonu hızına göre değişmekle birlikte DC şarj ile modele göre yüzde 30’dan yüzde 80’e 26-30 dakika gibi kısa sürelerde gerçekleştirilebiliyor.

E-Platform 3.0 ile elektrikli araçlarda yeni standart

BYD, sunduğu yenilikçi modellerle elektrikli araçlardaki standartları belirlemeye devam ediyor. BYD modellerinde yer alan en son e-platform 3.0 ise, her şartta maksimum sürüş deneyimi elde edilmesini sağlıyor. Yeni nesil e-platform 3.0, BYD’nin akıllı, güvenli, performanslı ve verimli elektrikli araçlar üretmesini sağlıyor. Farklı ölçeklerde farklı segmentlerdeki araçlarda kullanılabilen platform, yeni nesil elektrikli araçlara öncülük ediyor. Tek şarjda 1000 km’yi aşan menziller sunulabilmesini sağlayan platform, aynı zamanda sadece 5 dakikalık şarj ile 150 km menzil elde edilebiliyor. Ayrıca yeni elektrikli dört çeker sistemi sayesinde yüksek performanslı BYD modellerinin, 0-100 km/s hızlanmalarını 3.8 saniye gerçekleştirmesini sağlıyor.

Türkiye’deki yapay zeka girişimlerinin haritası

0

Türkiye’de kurumsal ve toplumsal yapay zeka farkındalığını artırmak ve ekosistemi geliştirmek amacıyla kurulan “Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi”nin TRAI Girişimler Haritası (Eylül 2023) yayınlandı. 2017 yılında 24 yapay zeka girişimi ile başlayan ve yılın her çeyreğinde güncellenen TRAI Girişimler Haritası’nda en yeni güncelleme ile toplam 325 yapay zeka girişimi yer aldı. 

2023 yılının üçüncü çeyreğinde üretim, perakende, e-ticaret, online pazar yerleri, bankacılık, enerji, sürdürülebilirlik, siber güvenlik alanları yoğunluklu olmak üzere özellikle üretken yapay zeka alanında yapılan çalışmalar dikkat çekiyor. Perakende sektöründe online çalışmaların yanı sıra, çok kanallı (omnichannel) çözümlerin ön planda olduğu gözlemleniyor. 

Haritada yapay görü, makine öğrenmesi, öngörü ve veri analitiği, chatbotlar ve diyalogsal yapay zeka, dopal dil işleme, optimizasyon, robotik süreç otomasyonu (RPA),otonom araçlar, arama motoru ve arama asistanı, akıllı platformlar, nesnelerin interneti, üretken yapay zeka kategorilerinde yapay zeka girişimleri yer alıyor.

2023 yılının üçüncü çeyreğinde yeni eklenen girişimlerin sektörel dağılımı:

Bon Intelligence
Perakende
Catch.itGenel, Üretim, Perakende, Bankacılık, Sigortacılık, E-ticaret, Online pazar yerleri, Otomotiv, Hukuk, Tarım, Akıllı Şehir, Enerji, Sürdürülebilirlik, Sağlık, Telekom, Savunma, Eğitim, Lojistik, Güvenlik, Siber Güvenlik

Crait.it
E-ticaret, Online Pazar Yerleri

Curiosity Tech
Genel, E-ticaret, Sürdürülebilirlik, Eğitim

Decktopus
Genel, Marketing 

Homster
Perakende, E-ticaret, Online Pazar Yerleri, İnşaat, Emlak, İç Mimari Tasarım

Next Geo
Perakende, Bankacılık, Otomotiv, Enerji, Telekom

Poltio
Genel, Perakende, Bankacılık, Sigortacılık, E-ticaret, Online Pazar Yerleri, Otomotiv, Akıllı Şehir, Sürdürülebilirlik, Sağlık, Telekom, Eğitim, Lojistik, Güvenlik 

Pooly
Sürdürülebilirlik, Mobilite

Refabric
Moda, Sürdürülebilirlik

Telescope
Marketing/Digital Marketing SaaS

VISIGHT Teknoloji
Üretim, Bankacılık, Akıllı Şehir, Güvenlik

Wiro.ai
Genel

TRAI Yapay Zeka Girişimleri Haritası bir yandan ekosistemdeki gelişimi takip edebilmemizi sağlarken bir yandan da özel sektör ve yatırımcıların yakından takip ettiği bir araç olarak kullanılıyor. Yeni girişimleri takip eden yatırımcılar haritaya eklenen girişimleri yakın markaja alıyor. Aradıkları çözüme ekosistem işbirlikleri ile ulaşmayı hedefleyen şirketler de hem var olan hem de yeni eklenen girişimlere güncellenen harita aracılığı ile sağlıklı bir şekilde ulaşabiliyorlar. 

TRAI Yapay Zeka Girişimleri Haritası’nda yer alarak TRAI girişimleri, etki alanlarını genişletiyor. TRAI ekosistem etkinlik ve faaliyetlerinde aktif rol alıyor, etkinliklere konuşmacı olarak katılıyor ve/veya TRAI Summit ve TR AI Week gibi etkinliklerde stant alanlarında ve startup sahnesinde yer alabiliyorlar. 

Haritanın ayrıntılarına https://turkiye.ai/startup-map adresinden ulaşmak mümkün.

Epic Games, 870 çalışanını işten çıkardı!

0

Epic Games ayrıca, geçen yıl satın aldığı çevrimiçi bir ses dağıtım platformu olan Bandcamp’ı elden çıkardığını ve 2020’de satın aldığı çocuk güvenli bir teknoloji geliştiricisi olan SuperAwesome’un çoğunu elden çıkardığını duyurdu. İşten çıkarma haberleri ilk olarak Bloomberg tarafından bildirildi.

Epic Games CEO’su Tim Sweeney çalışanlara yazdığı bir notta, ”Bir süredir, kazandığımızdan çok daha fazla para harcıyoruz, Epic’in bir sonraki evrimine yatırım yapıyoruz ve yaratıcılar için metaverse’den ilham alan bir ekosistem olarak Fortnite’ı büyütüyoruz.” dedi. “Bu geçişte işten çıkarmalar olmadan güç verebileceğimiz konusunda uzun zamandır iyimserdim, ancak geçmişe bakıldığında bunun gerçekçi olmadığını görüyorum.”

Epic Games, Epic Games Store operasyonunu başarılı bir şekilde yürütebilmek için çok kaynak tüketti ve şirketin tüm kademelerinden işgücü aktarımı sağladı fakat bundan da olumlu bir dönüş alamadı. Bunun yarattığı atmosfer, zor zamanlardan geçen şirketin üst yönetiminde hayal kırıklığı olarak karşılık buldu.

Sweeney, şirketin “net sıfır işe alıma geçmek ve pazarlama ve etkinlikler gibi şeylerde işletme harcamalarını azaltmak da dahil olmak üzere maliyetleri azaltmak için sürekli çaba sarf ettiğini” belirtti. Bu çabalara rağmen, şirket “finansal sürdürülebilirliğin çok altında kaldı” ve Epic, işten çıkarmaların bir sonraki mantıklı adım olduğu sonucuna vardı. Sweeney, işten çıkarmaları şimdi ve bu ölçekte yürütmenin şirketin finansmanını dengeleyeceğini söylüyor.

Bandcamp ve SuperAwesome’a gelince, Bandcamp bir müzik pazarı şirketi olan Songtradr’a katılırken, SuperAwesome’un reklam işi artık şu anki CEO’su Kate O’Loughlin liderliğindeki SuperAwesome markası altında bağımsız bir şirket olarak ortaya çıkacak.

Sweeney, ”İddialı planlarımıza odaklanmaya devam edebilmemiz için geliştirmeyi veya temel iş kollarımızı bozmadan maliyetleri düşürüyoruz.” dedi. “İşten çıkarmaların yaklaşık üçte ikisi çekirdek geliştirmenin dışındaki ekiplerdeydi. Ürünlerimizin ve girişimlerimizin bazıları programa uygun olacak ve bazıları şu an için yetersiz kaynaklara sahip oldukları için planlandığı zaman gönderilmeyebilir. Hedeflerimize ulaşma, karlılığın diğer tarafına geçme ve lider bir metaverse şirketi olma yeteneğimize bağlı olmak anlamına geliyorsa, program değiş tokuşu konusunda sorun yok.”

Şirket, bir sonraki Fortnite Sezonu ve Fortnite Bölüm 5, Del Mar, Sparks ve Juno’yu içeren en başarılı girişimlerini göndermeye odaklandığını söylüyor. Epic Games, bu projeler için yayın programlarının değişmediğini söylüyor.

Haber, Epic Games’in bugün Fortnite V-Bucks’ın 27 Ekim’de birçok ülkede fiyatının artacağını duyurmasıyla geldi. Blog gönderisinde şirket, paket başına yaklaşık %12 ila %15’lik fiyat artışının “enflasyon ve döviz dalgalanmaları gibi ekonomik faktörlerden” kaynaklandığını açıkladı.

İşten çıkarmalar, Epic Games’in Çarşamba günü Yüksek Mahkeme’ye bir onay dilekçesi sunması ve mahkemeden Apple’ın App Store politikalarıyla ilgili 2021 tarihli bir kararı yeniden incelemesini istemesiyle geldi. Yüksek Mahkeme davayı dinlemeye karar verirse, Epic Games ve Apple arasında Ağustos 2020’de başlayan yasal bir savaşı yeniden açacak.

Bir haber odası gönderisinde Epic Games, “yasal giderlerimizi azaltmak için adımlar attığını, ancak Apple ve Google dağıtım tekellerine ve vergilerine karşı mücadeleye devam ettiğini, böylece metaverse’in Epic’e ve diğer tüm geliştiricilere gelişebileceğini ve fırsat getirebileceğini” belirtiyor.

Intel: Yapay Zeka Evrenselleşiyor!

Intel, yıllık Intel Innovation etkinliğinde, yapay zekanın hızla entegrasyonunu kolaylaştıran, müşterilerden uç ağlara ve buluta kadar tüm iş yüklerini kapsayan yeni teknolojileri duyurdu. Dünyanın yapay zeka evrimine tanık olduğu bu dönemde, silikon tabanlı yapay zeka destekli sistemler, bilgi ve fiziksel görevlerin etkili bir şekilde yerine getirilmesine katkıda bulunuyor.

Intel veri yönetiminde yapay zekaya odaklanıyor

Intel Türkiye Perakende Satış Direktörü Serkan Civlik, “Veri yönetimi konusunda yeni küresel stratejimizin bir parçası olarak yapay zeka teknolojilerine odaklanıyoruz. 2026’ya kadar verilerin yarısının akıllı cihazlardan, telefonlardan, televizyonlardan, otomobillerden ve hatta akıllı trafik ışıklarından gelmesini bekliyoruz,” dedi.

Intel Innovation, yapay zekanın her yönüyle evrenselleşmesini sağlayacak teknolojik yenilikleri sergiledi. Bu yenilikler arasında, bulut tabanlı yapay zeka çözümlerine hızla erişim, veri merkezleri için üstün fiyat/performans oranına sahip yapay zeka hızlandırıcıları, 2024’te on milyonlarca yeni yapay zeka destekli Intel cihazının piyasaya sürülmesi ve uç noktada güvenli yapay zeka dağıtımları yer alıyor.

Ayrıca Intel, yapay zeka ve HPC uygulamalarını kolaylıkla keşfetmeleri ve entegre etmeleri için geliştiricilere yönelik Intel Cloud Developer platformunu genel kullanıma sunduğunu açıkladı. Bu platform, Intel CPU’ları, GPU’ları ve bulut tabanlı yapay zeka hızlandırıcılarıyla destekleniyor ve geliştiricilere çeşitli işlem kaynaklarına erişim sağlıyor.

Keywords: Intel Innovation, Yapay Zeka, Silikon Tabanlı Sistemler, Intel Türkiye, Intel Cloud Developer

Sistem Global, Enqura’ya yatırım yaptı

0

Şirketlere Vergi, Hukuk, Globalleşme, Ar-Ge ve Patent alanlarında büyüme odaklı iş danışmanlığı ve servisler sunan Sistem Global, finansal kuruluşların ve sigorta şirketlerinin teknoloji ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştiren Enqura’ya yatırım yaptığını duyurdu. Bu yatırımla birlikte Türkiye finansal teknolojiler ekosistemindeki yatırımlarına bir yenisini ekleyen Sistem Global, Enqura’nın İngiltere üzerinden başlattığı globalleşme çalışmalarına katkıda bulunacak.

Enqura, uzaktan dijital müşteri edinimi, güçlü kimlik doğrulama, mobil ve web uygulamaları, dijital kanal yönetimi, dijital cüzdan, mobil uygulama güvenliği ve güvenli anlık mesajlaşma ürünleri ile uçtan uca finansal kuruluşların ve sigorta şirketlerinin teknoloji ihtiyaçlarına tek noktadan hizmet sağlıyor. Türkiye’den ve yurt dışından çeşitli ödüllere sahip ürünleriyle Türkiye’de önemli global markalara çözüm sağlayan Enqura, müşteri odaklı hizmet kültürü ile fark yaratıyor.

Konuya ilişkin açıklamada bulunan Sistem Global Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karslıoğlu, “Sistem Global olarak Türkiye’nin katma değer üretimine katkıda bulunan; ekip yapısı, iş modeli ve büyüme potansiyeli açısından kendini kanıtlamış girişimleri yakından takip ediyoruz. Sistem Global ekosisteminin kapsayıcılığını artıran bu girişimlerle çeşitli iş birlikleri ve stratejik ortaklıklar geliştirmek veya bazılarına doğrudan yatırım yapıyor olmak, teknolojiyi odağa alan yenilikçi adımlarımızı daha da güçlendiriyor. Enqura’ya yaptığımız bu yatırım özellikle, Türkiye reg-tech sektörünün gelişimine yön veren çalışmalarımız kapsamında kritik önem arz eden adımlarımızdan biri. Enqura’nın geliştirdiği yapay zekâ ve makine öğrenmesi temelli yeni nesil TechFin ve siber güvenlik teknolojilerinin yurt dışı pazarlarda da yaygınlaşmasını sağlayarak, global bir marka olma hedefine ulaşacağına inancımız tam” dedi.