Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1734

Tüketiciler bankacılıkta mobile kayıyor

0

ING Bank’ın uluslararası araştırması mobil bankacılığı mercek altına aldı. Türkiye dahil 13 Avrupa ülkesinin yanı sıra ABD ve Avustralya’da düzenlenen araştırmada, mobil bankacılığın nakit yönetimine olumlu etkisini en çok Türkiye’deki tüketicilerin deneyimlediği, mobil alışverişlerde Avrupa genelinde kıyafet alımının önde olduğu ancak Türklerin dünyanın en büyük yemek sipariş platformuyla tüm Avrupa ortalamasından daha fazla mobil sipariş verdiği ve ABD’de de mobil alışverişin en çok müzik için yapıldığı tespit edildi.

15.000’e yakın katılımcıyla gerçekleşen araştırmaya göre Avrupalı mobil bankacılık tüketicilerinin %71’i mobil çözümlerin nakit yönetimine yardımcı olduğuna inanıyor. Avrupalı tüketiciler arasında mobil bankacılık kullanım oranının geçen yılki %41’lik seviyesinden %47’ye çıktığını gösteren araştırma, %16’lık kesimin de önümüzdeki bir yıl içinde mobil bankacılığa geçeceğini ortaya koydu. Türkiye’deki tüketiciler için %44’lük aktif kullanım ve %15’lik bir yıl içinde kullanma beklentisi ile benzer sonuçların altını çizen araştırmaya göre, Türkiye’de son dönemde sağlanan artışta mobil internet penetrasyonunun artışı önemli rol oynadı.

Mobil alışverişleri de inceleyen araştırma, Avrupa’daki mobil cihaz sahiplerinin %66’sının son 12 ay içinde mutlaka bu kanaldan bir alışveriş yaptıklarını ortaya koydu. Araştırmanın öne çıkan bir diğer verisi ise araştırmaya katılanların yüzde 85’inin gelecek 12 ay içinde daha az nakit kullanacağını belirtmiş olması.

Türkler mobil bankacılığın nakit yönetimine olumlu etkisi olduğuna inanıyor

Mobil Bankacılık 2016 araştırmasına göre Amerikalılar’ın %78’i ve Avrupalıların %71’i mobil bankacılığın nakit yönetimine olumlu etkisi olduğuna inanırken, bu konuda en iyimser ülke Türkiye oldu. Türkiye’deki tüketiciler arasında bu oran %85 olarak ölçüldü. Araştırmaya katılanların %23’ü mobil bankacılık sayesinde hiçbir fatura ödemesini kaçırmadıklarını, %16’sı ise mobil çözümler sayesinde daha fazla tasarruf yapabildiklerini ifade etti.

Mobil bankacılığın para yönetimlerine olumlu etki yaptığını düşünenler arasında, kullanmaya başlama tarihinin az miktarda etkisi olduğu görüldü. Mobil bankacılık kullanmaya 2015 ve sonrasında başlayanlar arasında pozitif düşünenlerin oranı %74 iken bu oran 2014 ve öncesinde kullananlarda %76 oldu. Türkiye’de aynı oranlar sırasıyla %89 ve %90 seviyeleri ile Avrupa’nın en yükseği oldu.

Tüketicilerin mobil bankacılık kanallarını ne kadar sıklıkta kullandıklarını da sorgulayan araştırmaya göre, örneklem dahilindeki tüketicilerin günlük bazda en çok tercih ettikleri kanallar sırasıyla, %19 ile internet bankacılığı, %12 ile mobil bankacılık ve %5 ile ATM’ler oldu.

Mobil alışverişin payı artış eğiliminde ve bu segmentin lideri açık ara Türkiye

Araştırma son 12 ay içinde mobilden yapılan alışverişlerin de artış eğiliminde olduğu tespit etti. Mobil cihazlardan 2015’te ve 2016’da yapılan alışverişler incelendiğinde Avrupa ortalaması %58’den %66’ya yükselirken, Türkiye mobil alışverişteki liderliğini korudu. Geçen yıl %84 olan oran %88’e çıktı.

Mobil alışverişlerin Avrupa’daki kralı kıyafet olabilir ancak Türkiye’deki mobil yemek siparişleri Avrupa ortalamasının 2 katından fazla

Araştırmaya göre Avrupalı tüketicilerin mobilden en çok satın aldıkları ürünler sırasıyla kıyafet (%43), elektronik (%37) ve oyun (%23) olarak öne çıktı. İlk iki sırada kıyafet (%63) ve elektronik (%49) alışverişiyle Avrupa geneliyle uyumlu ilerleyen Türkiye’de üçüncü sırayı %41 ile yemek siparişleri aldı. Bu oran Türkiye’nin, Avrupa ortalamasının (%19) iki katından fazla mobil yemek siparişi verdiğini gösteriyor.

Diğer yandan araştırma mobil alışverişlerde kadın (%64) ve erkek tüketiciler (%69) arasında küçük bir fark olduğunu tespit ederken, asıl tüketim farklarının yaş gruplarında görüldüğünü ortaya koyuyor. Son 12 ay içinde mobil cihazından alışveriş yapanların oranı 18-24 yaş grubunda %86, 25-34 yaş grubunda %85, 35-44 yaş grubunda %72, 45-54 yaş grubunda %62 ve 55 yaş üzeri grupta %43 olarak ölçüldü.

Nakit paranın sonu geliyor mu?

Araştırmada sorulan sorulardan biri de son 12 ay içinde fiziksel nakit para kullanımının azalıp azalmadığıydı. Soruya daha az nakit para kullanıyorum cevabı verenlerin Avrupa ortalaması %53 olarak ölçülürken, Türkler araştırmaya katılan diğer tüm ülkelerden daha yüksek bir oran olan %67 ile bu soruya olumlu cevap verdi. Türkiye’nin hemen ardında %66 ile İtalya, %62 ile Romanya ve Polonya yer aldı.

Gelecekte cep telefonları ile daha çok ödeme yapmayı düşündüklerini belirtenlerin oranı Avrupa’da %52 olurken, bu konuda en istekli ülke Türkiye oldu. Türkiye’deki tüketicilerin %73’ü akıllı telefonları ile ödeme yapabileceklerini dile getiriyor.

Araştırma, Bitcoin gibi sanal para birimlerinin, online harcamanın geleceği olduğuna inancın da Türkiye’de, Avrupa ortalamasının çok üzerinde olduğunu gösterdi. Avrupa’da %33’lük bir kesim bu konuda hemfikir olurken, Türkiye’de aynı oran %49 oldu. Temassız ödemeye güven konusunda da fikirleri sorulan tüketiciler Avrupa genelinde %46, Türkiye’de %57 oranında olumlu görüş belirtti.

Türkiye mobil ödeme uygulaması kullanımında en yüksek skora sahip

Mobil ödeme uygulaması kullanma konusunda da Türkiye liderliği bırakmadı. Avrupalı mobil cihaz sahiplerinin %40’ı (geçen yıl %33) bir mobil ödeme uygulaması kullandığını söylerken, Türkiye’de bu oran bir yılda 10 puanlık artışla %66 oldu. Gelecek bir yıl içerisinde kesinlikle ya da muhtemelen mobil ödeme uygulaması kullanacağını söyleyenler Avrupa’da %56, Türkiye’de %81 seviyesinde. Mobil ödeme uygulamasının tercih edilmesinde öne çıkan faktörler %53 ile hız, %45 ile kolaylık ve %34 ile farklı alanlarda kullanma imkanı olarak sıralandı.

Yeni girişimiyle konuşulan Sina Afra, DeFacto ailesine katıldı

0

Markafoni ile Türkiye’nin en önemli online girişimlerinden birine imza atan Sina Afra, yeni girişimi Evtiko için çalışmalarını sürdürürken, yeni bir yönetim görevini daha üstlendi: Sina Afra, hazır giyim markası DeFacto’nun yönetim kuruluna “Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi” olarak katıldı. E-ticaret yatırımları ve girişimciliği alanında uluslararası tecrübelerini DeFacto’ya taşıyacak olan ve şirket Yönetim Kurulu’nda e-ticaretten Sorumlu Üye olarak göreve başlayan Sina Afra, 2025 yılında fiziksel mağazalarının yanı sıra online ticaret sitesiyle de 100 ülkede faaliyet gösteren global bir moda markası olmayı hedefleyen DeFacto’nun bu stratejilerini hayata geçirmesine liderlik yapacak.

İhsan Ateş: DeFacto online satışta artık daha rekabetçi bir marka olacak

2016 yılında yüzde 4 olan e-ticaret pazar paylarını 20015’e kadar yüzde 10’a çıkarmayı hedeflediklerini belirten DeFacto Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İhsan Ateş; ”Sina Afra’nın yurtiçi ve yurtdışı online deneyimi ile başarılı girişimcilik geçmişinin; DeFacto’nun girişimci ruhu ve yenilikçi karakteri ile örtüşeceğine inanıyoruz. Afra’nın özellikle onlinedaki deneyimlerini DeFacto’nun gücü ile birleştirerek stratejilerimizi belirlemeyi ve çok daha rekabetçi bir hızla ilerlemeyi hedefliyoruz” dedi.

Sina Afra: DeFacto’nun e-ticaret vizyonu beni çok heyecanlandırdı

Online olarak 100 ülkeye açılma fikrinin çok büyük bir hedef olduğunu belirten DeFacto e-Ticaretten Sorumlu Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Sina Afra sözlerine şöyle devam etti: “DeFacto’nun e-ticaret vizyonu beni çok heyecanlandırdı. Tüm satış kanalları arasındaki entegrasyonu sağlayan omnichannel’ı Türkiye’de başlatan ve en yaygın şekilde uygulayan ilk moda markası olan DeFacto’nun ürünleri halihazırda global e-ticaret siteleri aliexpress.com, e-bay ve amazon.com ile pek çok farklı ülkede satılıyor.

Bundan sonrası için de birlikte yeni stratejiler belirleyip hem e-ticarette hem de diğer kanallar üzerinde büyümesini sürdüreceğiz. İlk etapta önümüzdeki 3 yıl içinde 5 ülkede lokal online organizasyonumuzu kurarak defacto.com.tr üzerinden satışlara başlayacağız. Bu yılın sonuna kadar da 6 ülkeye Türkiye’den ürün gönderimini başlatacağız ve 2017’de bu sayıyı 35-40’a çıkaracağız.”

Yahoo’nun 200 milyon hesabı çalındı mı?

0

Yahoo, Dark Web üzerinde yer alan 200 milyon hesaplık bir veri satışı nedeniyle soruşturma başlattı. Hacker’ların Yahoo hesapları olduğunu iddia ettikleri 200 milyon hesaplık veri dosyaları üzerine harekete geçen şirket yöneticileri, hacker’ların gerçekten şirket sunucularına sızıp sızmadığını soruşturuyor.

Dark web’deki teklifte, kullanıcı isimleri, şifreleri, e-posta hesapları ve doğum tarihlerinden oluşan veriler, üç bitcoin karşılığında satılıyor. Bu da yaklaşık 1500 dolar ediyor. Pace isimli hacker’ın açıklamasına göre, verilerin çoğu 2012 yılında toplanmış.

Yahoo ise bu gelişmeyi çok ciddiye aldığını ve gerçekten bir sızma yaşanıp yaşanmadığını soruşturacaklarını vurguladı. Veriler 2012 yılında çalınmış olsa bile çok uzun yıllar boyunca değiştirilmeyen şifreler olabiliyor. Aynı zamanda doğum tarihi gibi bilgiler, sosyal mühendislik yöntemleriyle kişileri mağdur edebilecek uygulamalar veya reklam pazarlama kampanyalarına dahil etmek için kullanılabiliyor.

Instagram, Snapchat’i taklit etti

0

Instagram’ın yeni tanıtılan “öykü” özelliği için, birebir Snapchat’in taklidi olduğu yönünde eleştiriler dikkat çekiyor.

Zuckerberg’in fotoğraf paylaşım platformunun yeni özelliği sayesinde kullanıcılar arka arkaya fotoğrafları ekleyebildiği öyküler oluşturabilecek. Ancak bu öyküler, 24 saat sonra otomatik olarak silinecek. Bu karakteristik, Snapchat’in kullandığı öykü özelliğini anımsatıyor.

Zuckerberg’in Snapchat’i satın almak için birçok kez, milyarlarca dolar değerinde teklif yaptığı biliniyor ancak Snapchat’in kurucusu Evan Speigel şirketini satmamakta kararlı. Şimdi, Snapchat’i satın alamayan Zuckerberg’in Snapchat’i taklit etmeye başladığı yorumları yükseliyor.

Instagram’ın yeni özelliğini duyurmasının ardından Snapchat çalışanlarının ve kimi selebritilerin sosyal medyada Instagram’ın kopyacılığı ile alay eden bazı paylaşımlar yapmaları da dikkat çekti.

Instagram’ın öykü özelliğinin çalışma şekli ise şöyle: Kullanıcılar takip ettikleri kişilerin hikayelerini haber kaynağın en başındaki bir çubuk içinde görecekler. Takip ettikleri hesaplar yeni bir hikaye yayınladığında profil fotoğraflarının etrafında renkli bir halka yer alacak. Profil fotoğrafına tıklayan kullanıcı ise ilgili kişinin veya hesabın hikayesini açabilecek.

Çin’in trafiği sıkıştırmayan otobüsü teste başladı

0

Çin, trafik sıkışıklığına karşı ağır maliyetler ve alt yapı çalışması gerektirmeyen toplu taşıma çözümleri arayışında, yükseltilmiş otobüs çözümünü denemeye karar vermişti. Normal otoyolda, raylarının üzerinde ilerleyen bu otobüsün özelliği, aynı anda araç trafiğinin otobüsün altından akmaya devam edebilmesi ve böylece dur kalklarda trafik sıkışıklığına neden olmaması.

Çin şimdi 300 yolcu taşıyabilen ilk otobüs prototipiyle teste başladı. 22 metre uzunluğunda, 4,8 metre yüksekliğinde ve 7,8 metre genişliğindeki ilk otobüsün altındaki boşluk ise en fazla SUV’ların geçebileceği kadar yüksek. Dolayısıyla, kamyonet ve daha yüksek araçların, otobüs yolundan değil, otobüsün çevresinden dolaşması gerekiyor.

Köprülere dikkat

Aracın altındaki boşluğun daha yüksek olmamasının sebebi, otobüsün maksimum yüksekliğinin 4,8 metreyi geçmemek zorunda olması. Aksi halde otobüsün şehir içindeki köprülerin altından geçmesi mümkün olmuyor.

16 lastik tekerleğe sahip olan araç ise trafikte yoldan çıkmaması ve altındaki araçlara tehlike oluşturmaması için raya bağlı 8 tekerlek tarafından yönlendiriliyor. Lastik tekerlekler ise sadece otobüsün ağırlığına destek veriyor. Saatte 50 kilometre hızla hareket edebilecek olan otobüs için şimdilik 300 metrelik bir test yolu oluşturulmuş durumda ancak testler bittikten sonra Çin’deki büyük şehirlerin yolları, bu otobüse uygun hale getirilecek.

Microsoft Hololens satışa çıktı!

0

Microsoft’un devrim yaratacağı düşünülen arttırılmış gerçekli gözlüğü Hololens, bugüne kadar Microsoft tarafından çok sıkı kontrol edilen çok az sayıdaki geliştiricilere satılıyordu. Ancak firma politikasını değiştirdi ve arttırılmış gerçeklik gözlükleri artık çok daha rahat satılabilecek.

Microsoft’un satış için belirlediği yeni kurallar, geliştiricinin bir Microsoft hesabına sahip olması ve gözlüğün teslim edileceği ABD içinde bir adresinin olması. Gözlüğün fiyatı ise 3000 dolar.

Son kullanıcı fiyatı ne olacak?

Bu fiyat elbette gözlüğün geliştiriciler versiyonu için geçerli ve son kullanıcı fiyatının çok daha düşük olması bekleniyor. Microsoft bu son hamlesi ile arttırılmış gerçeklik gözlüğü için çok daha fazla sayıda uygulama geliştirilmesinin önünü açmış oluyor. Böylece gözlük piyasaya çıktığında zengin bir uygulama desteğine sahip olacak.

 

Akıllı otomobiller sayesinde sigorta primleri düşecek

0

Detaylı sensörlere sahip akıllı otomobiller sayesinde trafik kazalarının %75 oranında azalmasını bekleyen sigorta sektörü, kazaların azalmasıyla birlikte sigorta primlerinin de düşeceğini hesaplıyor.

İnternet bağlantısına sahip oldukları için “bağlı” olarak da tanımlanan yeni nesil akıllı taşıtlarla ilgili bir değerlendirme yapan CSC Türkiye Genel Müdürü Alev Alp Esen, bu taşıtların kullanım kolaylığından konfor ve güvenliğe kadar, farklı alanlarda birçok yeniliği de beraberinde getirdiğini söyledi. Bağlanabilirlik sayesinde araçlardaki park yardımcısı, adaptif hız sabitleyici, kör nokta asistanı, çarpışma önleyici ve geliştirilmiş gece görüşü gibi güvenlik özelliklerinin iyileştirilebildiğini söyleyen Esen, bu tür özelliklerle donatılan araçların hem otomotiv sektörünü hem de sigorta gibi farklı sektörleri daha da ileri taşıdığını belirtti.

“Yeni nesil araçlardan elde edilen veriler de büyük bir değere sahip” diye konuşan Alev Alp Esen, “Bu veriler birçok farklı amaca hizmet ediyor. Parçaların kullanım sürelerini artırmak, motorun değişik koşullardaki performansını otomatik olarak optimize etmek, sürücü alışkanlıklarını anlamak, diğer araçlarla iletişim kurmak, arızaları öngörmek, kazayı raporlamak ya da araca ilişkin çeşitli metrikleri izlemek ve tahmin etmek bu amaçlardan sadece birkaçı” dedi.

Yeni iş modelleri getiriyor

Araçlardan toplanan verilerin sadece üreticiler için değil, sigorta şirketleri gibi üçüncü parti hizmet sağlayıcılar için de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Esen, “Verilerden derlenecek bilgiler sayesinde, sigorta şirketleri sürücülerin kullanım şekillerine göre kişiselleştirilmiş fiyatlandırmalar yapabilir, bu sayede daha etkili risk fiyatlama modelleri geliştirebilirler. Ayrıca yeni hizmetler de sunulabilir. Örneğin navigasyon cihazına bir adres giren sürücüye, rotası üzerindeki işletmelerden farklı teklifler yapılabilir; hava ve yol durumuna bağlı olarak, yol yardım hizmetleri önerilebilir” diye konuştu.

ABD ve AB çalışma yapıyor

Bağlı araçların sağladığı veriler, şirketlerin olduğu kadar kamu kurumlarının da ilgisini çekiyor. ABD, Avrupa Birliği ve Brezilya’da, güvenliği artırmak, kazaları bildirmek ve hırsızlık olaylarını azaltmak için, üreticilerin araçlarda yeni akıllı sistemleri kullanmalarını teşvik eden yasal düzenlemeler yapılıyor. Kazaların yüzde 75’ten fazla oranda azaltılabileceğini tahmin eden ABD Ulusal Taşımacılık Güvenlik Kurulu, araçlarda bu yeni teknolojilerin kullanılmasını sağlayacak standartlar getirilmesini planlıyor. Avrupa Birliği, araçlara yerleştirilecek çarpışma uyarı cihazlarının yılda 2 bin 500’den fazla canın kurtulmasını sağlayacağı görüşünde.

Akıllı otomobiller sayesinde, otomotiv şirketleri her araç için kişiselleştirilmiş bakım planı hazırlayabiliyor. Örneğin genel olarak 15 bin kilometrede bir değiştirilmesi önerilen yağın ya da bir parçanın, sürücünün kullanım alışkanları baz alınarak daha yüksek kilometrelerde değiştirilmesi mümkün olabiliyor. Yine bağlanabilirlik sayesinde, hava ve yol durumuna uygun olarak araçlar sürüş karakteristiklerini konfigüre edebiliyorlar.

Gerçek zamanlı park yeri bilgisi

Esen’in verdiği bilgilere göre, halen sürdürülen pilot projeler tamamlandığında, akıllı araçların gücü tam anlamıyla ortaya çıkaracak. Bu projeler sayesinde, navigasyon cihazına bir adres girildiğinde, cihaz o adresteki park yerlerinin boş mu dolu mu olduğunu gerçek zamanlı gösterebilecek. Aynı şekilde, birden fazla kişinin kullandığı araçların kapılarını açmak ve aracı çalıştırmak için anahtara gerek olmayacak. Kapılar, akıllı telefondan gönderilecek bir kodla açılabilirken, koltuk, ayna ve radyo ayarı gibi kişisel ayarlar da telefonda bir butona dokunarak yapılabilecek.

Eski araçlar da “akıllanabilir”

Bugün yollardaki araçların sadece çok küçük bir yüzdesi telematik olarak da adlandırılan bu yeni sistemlere sahip. Ancak daha önce üretilmiş araçlar için de geç kalınmış değil. CSC’nin sunduğu, donanım, çeşitli servisler ve online platform bileşenlerinden oluşan sistem, araçların performans verilerini toplayarak, tanı amacıyla kullanılmasını sağlıyor. Bu veriler, sürücünün yanı sıra üretici ve filo yöneticisi tarafından da görüntülenebiliyor. Sistem, üreticiler, kiralama şirketleri ve kurumsal filolar için milyonlarca aracın online olması anlamına geliyor.

Cumhurbaşkanlığından TİB için açıklama geldi

0

On yılı aşkın süredir Türkiye’de internet ve özellikle “erişim engeli” denince akla gelen kurumlarda başı çeken Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, kısa adıyla TİB hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir son dakika açıklaması yaptı. Daha önce dokunulmazlık gibi ek haklara sahip olması için çalışmalar yapılan TİB, ShiftDelete.Net haberine göre 15 Temmuz gecesi yaşanan üzücü olayların ardından alınan tedbirler kapsamında kapatılacak.

Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamada, internet üzerinden Türkiye dışında veya içinde barındırılan içeriklere erişimi idari kararla etkileme yetkisine sahip olan ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na bağlı olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın, tamamen BTK’ya devredileceğini belirtti.

tib istatistik

Ülkemizde erişime engeli bulunan 112 binden fazla internet sitesinin, yaklaşık olarak yüzde 94’üne yönelik karar TİB tarafından verilmiş durumda. TİB’in kapatılma nedeni olarak ise, terör örgütüne bağlı çalışanların sayısının kurum içerisinde oldukça fazla olması söyleniyor.

Türk Olimpiyat Takımı için hashtag’ler belli oldu

0

Türkiye, spor alanındaki başarılarını dünyaya taşımaya devam ediyor. 5-21 Ağustos 2016 tarihleri arasında Brezilya’nın ikinci en büyük kenti olan Rio de Janeiro’da düzenlenecek olan olimpiyat oyunlarına 105 Türk sporcu katılacak.

Ülkemizin bu yıl olimpiyatlara katılımda göstermiş olduğu başarı ve özellikle olimpiyat takımımızda yer alan genç ve gelecek vadeden sporcuların çokluğu, ilerleyen yıllarda olimpiyatlardaki başarı grafiğimizin yükselmeye devam edeceğinin göstergesi oluyor.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteğiyle harekete geçirilen proje kapsamında Türkiye’nin önde gelen isimleri bir araya gelerek, her biri kendi alanında dünya çapında büyük başarılara imza atan sporcularımıza destek veriyor. Spor, sanat, televizyon ve medya camiasından çok sayıda ünlü isim olimpiyat ruhunu paylaşmak ve bu önemli süreçte olimpiyatlara katılacak sporcularımıza destek olmak için bir araya geliyor.

2000 Sydney Olimpiyatları ve 2004 Atina Olimpiyatları’nda 10 branşta ve son olarak 2012 Londra Olimpiyatları’nda 16 branşta mücadele eden Türkiye, olimpiyatlardaki başarı alanını gittikçe genişletiyor. 2016 Rio Olimpiyatları’nda toplam 28 branşta mücadele verilecek. Turkcell’in de 2016 Rio Olimpiyatları’nda destek verdiği olimpiyat sporcularımız büyük bir başarıya imza atarak 21 branşta birden mücadele etmeye hazırlanıyor.

Ülkemizin mücadele edeceği branşlar arasında yıllardır büyük başarılara imza attığımız güreş ve halter gibi branşların yanı sıra, ilk kez katılacağımız tenis, modern pentatlon, kano ve kürek gibi yeni branşlar da yer alıyor.

Olimpiyat tarihimizde ilk

2016 Rio Olimpiyatları, Türkiye adına olimpiyatlara katılım anlamında pek çok gurur verici gelişmeye ev sahipliği yapıyor. 17 yaşındaki Tutya Yılmaz, Türkiye’yi Olimpiyatlarda temsil eden en genç jimnastikçi olacak. Olimpiyat takımımızda yer alan en genç sporcumuz, 17 yaşındaki Mete Gazoz ise Rio Olimpiyatları’nda okçuluk branşında mücadele etmeye hazırlanıyor. Bu başarılarla ülkemiz olimpiyatlarda genç ve gelecek vadeden sporcularıyla öne çıkıyor.

Göğsümüzü kabartan bu gelişmelerin yanı sıra, jimnastik branşında 108 yıl sonra ilk kez Türkiye adına bir erkek sporcunun katılacak olması dikkat çekiyor.

Türkiye’nin bu sene olimpiyatlara katılımda gösterdiği bu gurur verici tablo, sporun her alanında başarılarımızın artmaya devam edeceğinin ve umut dolu yarınların müjdecisi oluyor.

Olimpiyat takımımıza destek için sosyal medya etiketleri: #tekbayraktekyürek #teamTürkiye #teamTR #olimpiyatruhu #rio2016

Facebook Live video yayınlarına reklam girecek

0

Facebook’un canlı video yayın servisi Facebook Live kısa sürede büyük ilgi görmüştü. Facebook şimdi bu canlı yayınların içine 15 saniyelik reklamlar almak üzere hazırlık yapıyor. Facebook’un açıklamasına göre, video yayıncıları yayına 15 saniyelik bir ara verecek ve bu araya reklam videoları girecek.

Test aşamasında olan yeni özellik şimdilik küçük bir grup yayıncı tarafından deneniyor. Testler bazı selebritilerin ve medya şirketlerinin hesaplarında yapılıyor ve raporlara göre, kimi kullanıcılar bu reklamlardan 3 milyon dolar seviyesinde reklam göstermiş bulunuyor. Facebook’un bu geliri paylaşmak için YouTube’un modeline benzer bir sistem planladığı da konuşuluyor.

Facebook test sürecinde yayıncılara beş dakikalık reklam süresi vermiş bulunuyor. Yayıncılar bu beş dakikalık süreyi, diledikleri aralıklarla reklam göstererek doldurabiliyor. Reklamlar ise maksimum 15 saniyelik videolardan oluşuyor. Kullanılan reklamlar ise Facebook’un reklam platfromunda halihazırda bulunan ve aktif olan reklam kampanyalarından oluşuyor.

Sosyal medya servisi bu reklam özelliğinin hayata geçip geçmeyeceği konusunda şimdilik yorum yapmıyor ancak testlerden elde edilen geri dönüşler olumlu olursa, Facebook Live özelliğinde reklam göstermenin hem Facebook için önemli bir gelir kaynağı olacağı hem de çok sayıda yayıncıyı Facebook’a çekmek için cazip bir yöntem olacağı düşünülüyor.

Salesforce Quip’i satın aldı

0

Facebook’un eski CTO’su tarafından geliştirilen üretkenlik hedefli uygulama Quip, Salesforce tarafından 750 milyon dolar karşılığında satın alındı.

Quip dört yıl önce, Facebook’tan ayrılan Bret Taylor tarafından geliştirildi. Ofis dokümanlarının online olarak ve çalışma arkadaşları ile eş zamanlı şekilde yorum yapmayı mümkün kılarak düzenlenmesini sağlayan Quip kısa sürede iş dünyasında beğeni kazanan bir uygulamaya dönüştü. Dört yıl boyunca bağımsız olarak ama yine Salesforce’dan destek alarak ayakta duran uygulama, sonunda şirketin 750 milyon dolarlık teklifine hayır diyemedi.

Quip satın almadan sonra daha güçlü olacak

Salesforce’un yatırım kanadı Salesforce Ventures daha önce uygulamaya küçük miktarlarda yatırım yapmış ve bu sayede uygulamanın 4 yıl boyunca ayakta kalmasını sağlamıştı. Satın almadan sonra Quip ayrı bir uygulama olarak varlığını sürdürecek ancak aynı zamanda Salesforce hizmetleri ile de entegre olacak. Uygulamayı geliştiren ekip de Salesforce içinde çalışmaya devam edecek. Öte yandan, Salesforce’ın dev kaynakları sayesinde uygulamanın bundan sonra adını çok daha fazla duyurması ve daha hızlı gelişmesi bekleniyor.

Pokemon GO 100 milyon download’a ulaştı

0

Mobil dünyanın yeni fenomeni ve bir pazarlama başarısı olarak görülen arttırılmış gerçeklik oyunu Pokemon GO, 100 milyon indirme sayısına ulaştı. Oyun Temmuz’un ikinci yarısında sadece 25 milyon kişiye ulaşmıştı.

Google destekli olarak piyasaya çıkan oyun aynı zamanda dünya çapında sayısız kafe, market ve benzeri işletmeler için müşteri çekmenin yeni yolu olarak görülüyor. Uygulama reklam göstermenin yanı sıra, Pokemon avlamak isteyen oyuncuları kendi mekanlarına çekmek isteyen işletmeler de ücret ödeyerek mekanlarında çok sayıda Pokemon çıkmasını sağlayabiliyorlar. Tüm bu kaynaklar oyunun günde 10 milyon dolar seviyesinde gelir elde etmesini sağlıyor.

Oyun aynı zamanda başka geliştiriciler için de örnek olmuş durumda. Kitleleri harekete geçirebilecek, eğlenceli uygulamalar geliştirmek isteyenler oyunu örnek alıyorlar veya daha gelişmiş türevlerini ortaya çıkarmak için çalışıyorlar. Ayrıca şimdiden, arttırılmış gerçeklik teknolojisine sahip olacak Harry Potter GO oyunu geliştirmek için de çalışmalar başlamış durumda.

Visa Silikon Vadisi’nde yeni ofis açıyor

0

Palo Alto’da kurulacak yeni 5.760 metrekarelik ofiste; yaklaşık 300 Visa çalışanı teknoloji araştırmaları, iş zekası, veri güvenliği ve üye işyerlerine yönelik geliştirilecek çözümlere odaklı çalışmalar yürütecek.

Visa’nın Teknolojiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Rajat Taneja, “Ar-Ge yeteneklerimizi küresel alanda geliştirmeyi sürdürüyoruz ve ekiplerimizin dijital ticari çözümler üretebileceği tesislere yatırım yapıyoruz” dedi. Taneja şöyle devam etti: “Palo Alto’daki yeni ofisimiz, birçok farklı yeteneğin bir araya geldiği Bay Area’daki dünyaya katılımımızı sağlayarak Silikon Vadisi’ndeki bilim insanları, mühendis ve girişimcilerle daha güçlü bağ kurmamıza yardım edecek.”

Palo Alto ofisi, Visa’nın son bir yılda açtığı ofislerden sadece biri. Hizmete geçen birimler arasında Bangalore’da açılan yeni teknoloji geliştirme merkezi ile Dubai, Miami, San Francisco ve Singapur’da açılan inovasyon merkezleri sayılabilir. Bu tesislerde bankalar ve iş ortakları Visa’nın ödemeler konusundaki uzman ekipleriyle birlikte çalışarak geleceğin ticari deneyimlerini geliştiriyorlar. Visa ayrıca Singapur ve Austin’deki teknoloji geliştirme birimlerinde de büyümeye gitti.

Visa’nın yeni ofisi, şirketin Foster City ve San Francisco’daki birimlerine eklenerek San Francisco Bay Area bölgesindeki varlığını genişletecek. 1970’lerin başlarından bu yana Silikon Vadisi’nde bulunan Visa’nın San Francisco Bay Area’da 3 bin 500’den fazla çalışanı bulunuyor.

Visa İnsan Kaynaklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Michael Ross, “Ödemeler sektörünü yönlendiren Visa’nın itibarı Bay Area’daki geçmişine ve bu bölgedeki kültürel çeşitlilik, yaratıcılık ve inovatif düşünme şekliyle iç içe çalışmamıza dayanmaktadır” dedi.

Tesla ve Solar City birleşiyor

0

Elon Musk’ın kurmuş olduğu iki şirket Tesla ve Solar City, bir süredir beklenen birleşmelerini açıkladılar. Elbette iki şirket de farklı hissedarlara sahip yapılar olduğu için bu birleşme, Tesla’nın Solar City’yi 2,6 milyar dolar ödeyerek satın almasıyla gerçekleşti.

Musk’ın planlarına göre, güneş enerjisi teknolojileri geliştiren Solar City’nin ürünleri ve patentleri, Tesla altında daha verimli ve kullanışlı şekilde değerlendirilecek. Ayrıca Tesla’nın inşaa etmekte olduğu dev pil fabrikası, Solar City’nin tüm ABD’ye güneş enerjisi sistemleri satmasını kolaylaştıracak.

Elon Musk bu amaçla Powerwall isimli, duvar tipi bir pil ve şarj istasyonunu geçen yıl duyurmuştu. Powerwall sayesinde evlerde güneş enerjisi panellerini kurmak ve işletmek çok daha kolay ve avantajlı hale gelecek. Solar City, her yıl beş milyon yeni çatıya güneş enerjisi panelleri kurma hedefini taşıyor ve bu amaca ulaşabilmek için Powerwall çok kritik bir ürün.

Solar City’in çeyrek dönem finansal sonuçları önümüzdeki hafta açıklanacak. Ancak Tesla birleşmesinden sonra Solar City’nin çok daha verimli çalışacağı düşünülüyor.

Ucuz işgücünden kuantuma; gerçekçi bir Çin masalı

0

Uzun yıllardır ucuz işgücüyle dünyanın fabrikası haline gelen Çin’in planlarında artık çok daha fazlası var. Endüstri 4.0’la robotları adeta bağrına basan ülke, şu sıralar kuantum iletişim için altyapı oluşturuyor ve bu iş için kullanacağı uyduyu fırlatmaya hazırlanıyor…

Sosyal medyada rutin aralıklarla olmasa da ara ara karşıma çıkan bir grafik var. 1980 yılında, Çin’in ve ABD’nin gayrı safi milli hasıla değerlerini gösteren bir grafik. O tarihte ekonomik güç olarak aralarında uçurum olan iki ülkenin bugün hem ekonomik büyüklük hem de Ar-Ge alanındaki durumu Çin’in ne kadar hızlı bir yükseliş sergilediğini gösteriyor. Ülkedeki Ar-Ge payının pek çok alanı kapsayacak şekilde arttığını ekleyelim. Beklentiler, 2022 yılına gelindiğinde ABD ve Çin’in toplam Ar-Ge harcamasının 600 milyar doları bulacağı yönünde.

İşte bu Ar-Ge çabasının sonuçları arasında yakın gelecekte sıklıkla karşımıza çıkacak ve kısa olmasa da orta vadede yaşamımıza girecek kuantum iletişim de yer alıyor. Einstein’dan bu yana fizikçiler ya da konuyla özel olarak ilgilenenler dışında çok kimsenin algılayamadığı kuantum kavramıyla artık çok daha iç içeyiz.

Kuantum bilgisayarlar, teknoloji ve kuantum sözcüklerinin bir araya geldiği ilk ‘ürün’ olmuştu aslında. Bu bilgisayarların yetenekleri muazzam. Wikipedia bilgilerine göre yalnızca 300 işlem birimli bir kuantum bilgisayarın, 2300 işlemi, yani tüm Evren’deki toplam parçacık sayısı kadar işlemi, birkaç saniyede yapabileceği hesaplanıyor. Ama bu bilgisayarları kullanacak olanların, hayatın anlamı nedir gibi sorular sormasını beklememek gerek. Bu cihazlar, bugün süper bilgisayarların üstlendiği iklim modelleme, uzay çalışmaları gibi işlemesi uzun yılları alacak verilerle ilgilenecek. Elbette bir de siber güvenlikle. Çünkü bu cihazlar üzerinden çalıştırılacak, kuantum standartlarında şifrelenmiş bilgi ve verilere erişmek pek de kolay bir iş değil.

Çin’in kuantum macerası

Peki, Çin kuantuma neden bu kadar önem veriyor? Her şeyden önce ülke, TechInside’ın bir önceki sayısında yazdığım gibi ucuz işgücü sarmalından çıkıp yüksek teknolojili ürünlerle katma değer yaratması gerektiğinin farkında. Bu yüzden Endüstri 4.0’ı ve robot işgücünü adeta bağrına basan Çin’in veri dünyasına yatırım yapması kimseyi şaşırtmamalı.

Bununla birlikte, işin elbette psikolojik güç olma yönü de bulunuyor. Uzaya çıkmakla yetinmeyip Mars’a doğru yelken açan Çin’in, iletişimi geri planda bırakması ihtimal dahilinde bile değildi. İşte bu yüzden Çin, son birkaç yıldır kuantum iletişim altyapısını geliştirmek için hummalı bir çalışma içine girmiş durumda.

Çin Bilimler Akademisi’ndeki kuantum uzmanlarından biri olan Pan Jianwei başkanlığında 2012 yılında Hefei’de dünyanın ilk anakent alanı kuantum şebekesini kurmuştu. Bu şebeke, kuantum standartlarında gerçek zamanlı sesli iletişime, kısa mesaj gönderimine ve dosya transferine olanak tanıyor.

Çin’in bir sonraki adımı ise kuantum iletişimin ihtiyaç duyduğu altyapıyı hem yeryüzünde hem de gökyüzünde inşa etmek oldu. Uzay ile yeryüzü arasında kuantum iletişimi gerçekleştirebilecek dünyanın ilk uydusu bu Temmuz ayında fırlatılıyor. Ülkesi adına bu ‘müjdeyi’ veren Çin Uluslararası Radyosu, “Çin Kuantum İletişimde Dünya Lideri Olma Yolunda İlerliyor” başlıklı bir bülten yayınlarken pek de haksız sayılmaz. Zira bu bültende ülkenin pek çok kentte kuantum iletişim ağları kurmaya başladığı, Pekin ile Şanghay arasında 1000 kilometrelik bir hattın inşaasının tamamlandığı da belirtilmiş. Kurulacak sistem, öncelikle hükümet kurumları, Çin ordusu ile bankalar tarafından kurulacak ve siber güvenlik risklerini büyük ölçüde azaltmış olacak.

Dünyanın uzak bir köşesine ait bu bilgiyi ve vizyonu paylaştığıma göre, artık Türkiye’de fiber altyapının bile neden yavaş ilerlediğini tartışmaya devam edebiliriz…

Google biyoelektronik peşinde!

0

Google’ın çatı şirketi Alphabet, syborg teknolojileri olarak da adlandırabileceğimiz, biyoelektronik konusunda işbirliği yapmak için İngiliz ilaç şirketi GSK ile ortaklık yapacağını açıkladı. Galvani Bioelectronics ismini alacak ortak şirkette GSK %55, Alpabet’in Verily Life Sciences şirketi ise %45 paya sahip olacak. Verily Life Sciences, Alphabet’ten önce Google Life Sciences olarak tanınıyordu ve en çok da hücrelerin yaşlanmasını önlemek ve ölümsüzlüğe ulaşmak amacını taşıyan çalışmalarıyla gündeme gelmişti.

İki firme, İngiltere’de kurulacak yeni şirkete 7 yıl içinde toplam 540 milyon Pound yatırım yapacak. Ayrıca gerekli telif haklarını da bu yeni şirkete devredecekler.

Basın açıklamasında ise, biyoelektroniğin çeşitli hastalıklara veya sakatlıklara karşı önemli çözümler üretebilecek kapasiteye sahip bir disiplin olduğu vurgulanıyor. Bir diğer deyişle, Google (Alphabet) artık uzuvlarını kaybetmiş insanlar için, vücut ve beyinle etkileşim kurabilecek, gelişmiş implantlar üretebilecek. Ya da daha futuristik olmak gerekirse, Google kısa süre sonra sibernetik vücut parçaları üretmeye başlayacak ve “cyborg” dönemini resmen başlatacak.

Türkiye’deki dijital haritalar ne kadar güncel?

0

Akıllı telefon ve cihazların sayısı arttıkça dijital haritacılığın kullanımı ve önemi de bir o kadar artıyor. Artık akıllı telefon kullanıp bir yere giderken haritadan veya navigasyon programından gideceği yeri aramayan neredeyse yok. Adresi bilenler için de trafik yoğunluğundan kaçmak için dijital haritalar alternatif yolları bulmak için iyi bir çözüm.

850 binden fazla firma datasının bulunduğu online firma rehberi Yellow Pages, rehberde bulunan firmaları, Apple, Bing, Facebook, Foursquare, Google ve Yandex gibi platformlara ve bunların dijital haritalarına yerleştiriyor. Türkiye’de KOBİ’leri Apple Haritalarına yerleştiren Yellow Pages, sistemine kayıtlı bu 850 bin iş yeri datasının yaklaşık %60’ının coğrafi kodlamasını “manuel” olarak, yani otomatik koordinatlama kullanmadan, tek tek doğrulayarak tamamladı.

‘’Doğru yerde olmayan firmanın harita platformlarında hiç olmaması daha iyidir’’ diyen Yellow Pages Genel Müdürü Semin Özmoralı, şöyle açıklıyor; ‘’Kullanıcı, bu servisleri firmanın kapısına kadar gidebilmek için kullanıyor. Gittiği yerde aradığı firma yoksa, firmanın müşterisini rakibe kaptırma olasılığı da yüksek. KOBİ’lerin dijital haritalarda doğru noktalarda bulunabilmesi günümüz rekabet koşullarında çok önemli. Bu hizmetlerle KOBİ’lerin dijital bulunabilirliklerini yükseltiyoruz.’’

Yellow Pages’ın Dijital Haritalar ekibi Türkiye’de kullanılan harita programlarından Apple, Bing, Google ve Yandex’in kendilerine göre kullanım avantajları ve dezavantajları olduğunu belirtiyor. Buna göre:

Apple Haritalar iddialı

Apple Haritalar Türkiye’de harita özelliğinde fazla gelişmemiş olmasına rağmen son zamanlarda önemli çalışmalar yapıyor. Türkiye’deki diğer harita platformlarında karşılaşılan yanlış işaretlenmiş POI’ler konusunda elini sıkı tutuyor. Apple, Dünya Geliştiriciler Konferansı WWDC’de toplu taşıma güzergahlarını göstermeyi iOS 9 ile birlikte aktif edeceğini duyurdu. Apple Haritalar mobil cihazlar üzerinden sesli yol tarifi de yapabiliyor. Apple Haritalar son olarak Türkiye’de trafik bilgisini aktif ederek online harita uygulaması yarışında iddialı olduğunu gösterdi.

En doğru posta kodları Bing Maps’de

Microsoft’un harita platformu Bing Maps HERE’ın sağladığı haritaları kullanıyor. Bing’in mobil platformlarda bir harita ve navigasyon programı bulunmuyor. Bing Maps’i sadece web tarayıcı ve Windows işletim sistemi (8, 8.1 ve 10) üzerinden kullanabiliyorsunuz. Bing Maps’in en iyi olduğu konu, Türkiye’deki posta kodlarını doğru göstermesi diyebiliriz.

Google Türkiye haritasında büyük güncelleme gerçekleşti

Google Maps, yaklaşık 4 senedir verisini güncellemiyordu. 2011 harita verilerini kullanan Google Maps, geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız bir şekilde haritalarını güncelledi. Halen 2015 yılı verileriyle güncelleme yapılmasa da, birçok eski cadde, sokak ve yerleşim yeri adları düzeltildi. Bu güncellemenin getirdiği en büyük yenilik ise 3D yapı görümlerinin gelmesi oldu. Genelde İstanbul’da aktif olan bu özelliğin, haritaların güncellenmesi ile birçok yere gelmesi bekleniyor.

Yandex yol bilgisi açısından daha iyi

Yandex’in Türkiye pazarına girmesi ile birlikte, Yandex.Navigasyon Türkiye’de en çok kullanılan harita/navigasyon uygulamaları arasına girdi. Yandex.Haritalar‘ın uydu görünümleri çok yeterli değil. Google gibi toplu şekilde değil de parça şeklinde sadece kendince önemli gördüğü yerlerin uydu görüntülerini ekliyor ve güncelliyor. Yol bilgisi/navigasyon özellikleri açısından ise daha iyi. Ancak son zamanlarda POI konusunda mükerrer data yayınlaması kullanıcılardan şikayet alıyor.

Ünlü şeflerin başarı ipuçları

0

Türk halkının zengin mutfağı ve açık iştahı göz önünde bulundurulduğunda, yemek programları furyasının ülkemizde bu kadar geç başlaması aslında şaşırtıcı bir durum. Ancak bir kez başladı mı önünü alamıyoruz. Bugün TV’de hangi kanalı açarsanız açın, ya yarışma formatında ya da tarif paylaşımı şeklinde bir yemek programı bulmak mümkün.

Özellikle Master Chef gibi yarışmalarda, katılımcıların önüne konulan mücadeleler ve zorlayıcı kurallar aklımıza ister istemez bir diğer zorlu süreci getiriyor: Bir startup kurup başarıya ulaşmak! Peki, kısıtlı kaynaklar, rekabet ve zamana karşı yarışı alışkanlık haline getiren ünlü şeflerden alabileceğimiz başarı ipuçları nelerdir? Melanie Deziel bu soruya şu beş maddeyle yanıt veriyor:

Şartlar asla mükemmel değildir

Yemek programlarında aşçıların önünde mutlaka bir engel vardır; ya süre kısıtlıdır, ya malzeme o yemeğe uygun değildir ya da beklenmedik başka sürprizler çıkar. Ancak yarışmacıların bir şekilde yemeği masaya servis etmeleri beklenir. Girişimcilikte de işler böyle yürüyor: Asla gelmeyecek olan “ideal koşulları” bekleyerek atılımlarınızı geciktirmek gibi bir lüksünüz yoktur. Gerektiği zaman doğaçlama yapmalı, gerektiğinde takım içinde değişikliklerle zorlukların üstesinden gelmelisiniz.

Sunum önemlidir

Ürününüzün kalitesi kadar, onu ne kadar iyi sunduğunuz da önem taşıyor. Bu ünlü şeflere sergileyeceğiniz tabağa gösterdiğiniz hassasiyet için de, potansiyel yatırımcılara sunacağınız finansal veriler için de geçerlidir. Hem ürününüzle ilgili estetik detaylara hem de kendi kılık kıyafetinize dikkat etmeniz gerekiyor. Önceliği kullanıcı deneyimi ve tasarım gibi unsurlara vermek, markanızı potansiyel müşteriler üzerinde etki bırakacak şekilde tanıtmak gibi konularda da en az ürününüzün kendisi üzerinde çalıştığınız kadar emek harcamanız gerekiyor.

Araçlar değil, onları nasıl kullandığınız önemlidir

Mutfaktayken körelmiş bıçaklar ya da içi geçmiş sebzelerle baş başa kaldığınızda, bununla nasıl baş edeceğinizi bilmeniz gerekiyor. Yeni kuracağınız startup için de bu kural değişmiyor. Yeterli ofis alanınız ya da doyurucu bir bütçeniz olmayabilir, en yeni ve güçlü teknolojiye paranız yetmeyebilir. Ancak yaratıcı fikirler üretmeye başladığınızda, hem elinizdekini en iyi şekilde kullanmanız hem de zayıflıklarınızı bir koz haline getirmeniz mümkün olacaktır.

Başarı demek, zaman yönetimi demektir

İster 20 dakikada yemek pişirmeye çalışın, ister işletmeniz için 12 aylık iş planını uygulayın, zamanınızı nasıl kullandığınız ne kadar başarılı olacağınızı doğrudan etkiler. Zamanı verimli kullanmak için sayısız ipucu mevcut, ancak temelde yapmanız gereken; ilginizi ve enerjinizi başarınız için en çok önem taşıyan şeylere odaklamaktır. Aksi takdirde istediğiniz etkiyi bırakmak beklediğinizden çok daha uzun sürebilir.

Kişinin en büyük rakibi kendisidir

Finansal ve donanımsal zorlukları bir yana koyduğumuzda yapılan çoğu hata bireyin kendisiyle ilgilidir. Zamanı doğru yönetememek, panik anında en temel kuralları unutmak ya da sonucu ağır olacak önemli bir detayı atlamak hem mutfakta hem de iş kurarken sık karşılaşılan hatalar arasında yer alıyor. Neye sahip olduğunuzun listesini çıkardıktan sonra, bir sonraki hamlenizi dikkatlice planlayın, neyin önemli olduğuna karar verin ve sık sık durup süreci gözden geçirin. Böylelikle temel konularda hata yapma ihtimaliniz azalacak, başarı şansınız artacaktır.

Didi, Uber Çin’e rekor fiyatla ortak oldu

0

Haftanın ilk gününde teknoloji piyasasının sansasyonel haberi Çin’den geldi. Çin’de Uber’e rakip olan yerel taksi uygulaması Didi Chuxing ve Uber’in Çin’deki şirketi Uber Çin evleniyorlar. Böylece iki şirketin Çin’deki faaliyetlerini birleştirecekler.

Birleşmenin maddi alışveriş kısmı ise biraz karışık ancak toplamda 35 milyar dolarlık varlık el değiştirmiş olacak. Öncelikle Didi Chuxing, Uber Global’a 1 milyar dolar yatırım yaparak ortak olacak. Bu yatırımla beraber Uber Global’ın toplam fiyatlaması 68 milyar dolara çıkmış oluyor.

Öte yandan Uber China’nın hissedarları, yeni oluşacak şirketin %20’sine sahip olacaklar ki, bu da 35 milyar dolara denek geliyor. Ayrıca, Didi Chuxing’e kısa süre önce 1 milyar dolar yatırıp ortak olan Apple da böylece resmen Uber Global’ın ortakları arasına girmiş oluyor. Uber China’nın ortakları arasındaysa Çin’in dev arama motoru Baidu ve önde gelen Çin’li iş adamları yer alıyordu.

Uber China, bu operasyonun ardından varlığını devam ettirecek ancak yeni şirketin ortağı olarak görünecek ve çeşitli yatırım fırsatlarını değerlendirecek.

KOBİ’ler parayı aynı gün çekecek

0

Dijital ödeme yöntemlerinin önündeki en önemli barajlardan biri, Square tarafından atılan yeni adımla ortadan kalkıyor. Müşteriler için kusursuz işleyen dijital ödeme sistemleri, satıcı tarafında ise birkaç güne varabilen tahsilat süreciyle bazen operasyonel zorluklar çıkarıyor. Özellikle KOBİ’ler için satış yaptığı gün parayı temin edememek, bazen ertesi günün sermayesinden yemek anlamına gelebiliyor.

Square ise yeni duyurduğu “Tarifeli Mevduat” özelliği ile isteyen satıcılara parasını aynı gün içinde teslim ediyor. Tatil günleri ve hafta sonları dahil, yılın 365 günü yapılan satışın ödemesini hemen tahsil etmek bu sistemle mümkün. Ancak aynı gün para çekimlerinde Square, toplam mevduatın yüzde 1’ini komisyon olarak alıyor.

Dijital ödeme satıcılar için de kolaylaşıyor

Square Capital aracılığıyla müşterilerine sunduğu hızlı krediler ve “ertesi gün kurulumu” gibi özelliklerle paraya hızlı ve güvenilir biçimde ulaşma imkanı sağlamayı ilke edindiklerini belirten Square yetkilileri, satıcıların geçtiğimiz yıl hayata geçen “Anında Para” özelliğinden iki milyonun üzerinde satıcının faydalandığını belirtiyor. Bu yılın başından itibaren yaptığı satışın gelirini hemen almak isteyen Square kullanıcılarının sayısı iki katına çıkmış durumda. Şirket yöneticileri de bu ihtiyaca yanıt vermekten memnuniyet duyduklarını söylüyor.

ABD’nin Colorado eyaletinde Five Points Pizza adlı restoranın sahibi Eden Myles, yüksek kaliteli malzemeler kullanarak fark yaratan bir marka oluşturabilmek için yaptığı her satışın gelirine aynı gün erişmek durumunda: “Yeni bir işletme sahibi olarak, operasyonel giderlerimi karşılamak için sağlıklı bir nakit akışına ihtiyacım var. Paramı aynı gün içinde alabilmek, beklenmedik bir arıza çıkaran dondurucu ya da her hafta ödeme bekleyen personelim karşısında dara düşmemi engelliyor.”