Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1763

Bu bölümde iş bulma sorunu yok

0

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film – Animasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fethi Kaba, Fakültenin animasyon bölümünün 24 yıl önce kurulduğunu ve bugüne kadar 304 mezun verildiğini söyledi. Öğrencilerinin henüz okuldayken freelance olarak çalışmaya başladıklarını belirten Kaba, daha mezun olmadan öğrencilerin rahatlıkla iş bulduklarını bildirdi. ‘’Anadolu Üniversitesi çizgi Film Araştırma Geliştirme Merkezi’’ projesi için yaklaşık 1 milyon 480 bin TL destek kredisi aldıklarını ve kredi ile öğrencilerin iş yaşamlarını çok etkileyecek olan Wacom Laboratuvarı kurduklarını belirtti. Açılmış olan Wacom laboratuvarı için 18 Mart tarihinde Wacom Küresel PR Müdürü Jens Kellersmann, İllüstratör Burak Şentürk ve Pepe’nin Anadolu Üniversitesindeki geliştiricisi Düşyeri Stüdyosundan Mustafa Bilgiç’in katılımıyla öğrenciler için bir atölye çalışması gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen bu atölye çalışmasında Wacom’un duyurusunun yeni yapmış olduğu Wacom Cintiq 27QHD ve Cintiq Companion 2 ile İllüstratör Burak Şentürk’ün “Fikrin hızla tasarıma aktarılması” konulu sunumuyla öğrencilere sektör hakkında bilgiler verildi.

Cintiq 27HD ve Cintiq Companion 2 Tanıtıldı
Wacom yaratıcı profesyonellerin artan taleplerini karşılamak üzere Wacom, Cintiq 27QHD ile Cintiq 27QHD touch ürünlerini piyasaya çıkarıyor. Gelmiş geçmiş en iyi pen-on-screen performansına sahip, Wacom’un yeni ana ürünü Cintiq geniş, edge-to-edge cam çalışma yüzeyiyle, göz alıcı renkleri ve ergonomiye gösterdiği özenle sanatçıları ve tasarımcıları mest edecek. 27” ekranı sonsuz bir yüzey hissi uyandırırken, sanatçıların ve tasarımcıların gerçek anlamda büyük resmi görebilmelerini sağlıyor.

Cintiq Companion 2, benzeri görülmemiş bir özgürlük ve esneklik sunarak, kullanıcıların her yerde keşfe çıkmasına ve yaratıcı izlerini oluşturmasına imkân tanıyor. Wacom’un yeni mobil çözümü, bir Cintiq’in sunduğu tüm yaratıcı girdi kapasitesiyle beraber tam özellikli bir Windows 8 tablet olarak çalışabilir ya da ihtiyaç olduğunda, Cintiq Connect ile ev veya ofisteki Mac veya PC’ye bağlanarak, yaratıcı profesyonellerin yıllardır güvendiği, kalem performansıyla ünlü birincil veya ikincil bir Cintiq ekranı olarak işlev görebilir.

 

 

 

Takvimlerin Gösteremediği “Kırmızı Pazartesi”

1
19-YY-Makine
19. Yüzyıl İngiltere

Ta ki adamın biri kumaş dokuyan tahta mekiklerin yerine “çelik iğ” geliştirene dek. Sonra herşey değişti… Çelik iği yapan adam sadece işleri kolaylaştırmaya ve dokunan kumaşların daha sağlam olmasını sağlamaya çalışıyordu. Tabii uluslararası sömürgeciliği başlatan kişi olarak anılacağını bilse belki de buluşunu kimseye göstermezdi.

Fakat her dönüşüm süreci kendini yeni bir takım isimlere adlandırır: Bilgi Çağı ya da Endüstri Devrimi gibi… Bu bağlamda, her yeni süreç ya da dönem, kendini bir “mal” ile var edebilir. Örneğin Sanayi Devrimi: “Hollanda’ya dayalı dünya sistemini yıkıp İngiltere’ye bağlı yeni bir sistem kurma çabasıdır. İngiltere bunu yünlü̈ dokuma ile denemiş̧, başaramamıştır. Sonuca pamuklu dokuma ile ulaşmıştır.” cümleleriyle de ifade edilmektedir. [Kaynak:  İngiliz Endüstri Devrimi Öncesinde Avrupa’da Yünlü Dokuma Sanayii- 1979  – Doç. Dr. Y. Küçük, AİTİA Maliye Fakültesi]

Bugün her birimizin önünde birden çok ekran var ve herşey sonsuz bir hızda değişiyor…

Her hikâye taraflıdır
Tarihçi Merry E. Wiesner-Hanks “Erken Modern Dönemde Avrupa” adlı kapsamlı çalışmasının ilk sayfalarında söylüyor bunu: “Her insan gibi her tarihçi de geçmişe kendi perspektifinden bakar. Bu perspektif kişinin ilginç bulduğu konuları, bilgiye ulaşmak için kullandığı yöntemleri ve bulgularını anlattığı dili biçimlendirir. Bazen bir bakış açısı “önyargı” olarak tanımlanır; ancak bu sözcük çok olumsuz bir anlamla yüklüdür ve sanki “önyargısız” tarih, yani geçmişte meydana gelen gerçekleri olduğu gibi anlatmak mümkünmüş hissini uyandırır. Ancak, bu gerçekler insanlar tarafından toplandığı ve bu gerçekleri ortaya çıkaran kaynaklar da büyük oranda insanlar tarafından oluşturulduğu için, her hikâye taraflıdır.”

Tarihi, olan biten herşeyin, hakikati gösteren, kusursuz ve eksiksiz anlatımı ve tarihçiyi herşeyi tarafsızca kaydededen uslu bir memur sanmak, 17. yüzyılda belki geçerli bir varsayım ve tanımlama olabilirdi, günümüzde; özellikle yeni gelişmelere yeni bakış açıları getirilmezse, insanlık tarihinin anlaşılmaz hale gelme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu görebilmek için kâhin olmaya gerek var mı?

chronicle1Hepimiz aslında biliyoruz da söyleyecek söz arıyoruz…
20. yüzyılın en önemli yazarlarından birisi olarak nitelendirilen, 1982 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, tüm Latin Amerika’da Gabo olarak tanınan ve 2014 yılında sonsuzluğa uçan Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez “Kırmızı Pazartesi” adıyla Türkçeleşen, “Chronicle of a Death Foretold / İspanyolca: Crónica de una muerte anunciada” adlı ölümsüz eserinde, Kolombiya’da, çocukluğunu geçirdiği kasabada işlenen gerçek bir cinayetin öyküsünü anlatır.

Roman’ın ilk cümlesiyle, kimin ne zaman öldürüleceğini okuruz. Sorgulama/mülakat tekniği ile yazılmış bu kısa romanda sadece okuyucu değil, tüm kasaba ahalisi de kimin ne zaman öldürüleceğini önceden bilmektedir.

“Geleneksel Basın” için “Kırmızı Pazartesi” hızla yaklaşırken…
17. yüzyıla gelindiğinde tek yapraklı ve gazete diyebileceğimiz basılı ürünler çıkmaya başlamıştı, daha düzenli, kapsamlı ve çok sayfalı yayınlar için 18. yüzyıl başlarını beklemek gerekecekti. Ya bugün? İki saat önce basılmış bir gazete bile artık bize “eskimiş” geliyor…

En doğru habere ulaşmak için neden bir mikro blog sitesine bakıyor herkes? Neden çoğu zaman hiç bir yerle ilgisi olmayan insanların yazdıklarını izliyor?

Demek ki bizler, yani kasaba ahalisi de olacakları ve/veya olmakta olanı aslında biliyoruz…

Geleneksel basının 300 yıldan biraz fazla zamana yayılan doğuşu ve yükselişi, 21. yüzyıl tüm etkilerini göstermeye başladığında bir tür darmadağın olma noktasına hızla yaklaşmakta…

Bütün bunları “basılı bir dergi”nin kağıttan sayfalarında yayınlanacağını bilerek yazıyorum ama kalıcı olacak içeriğe dönüşümünün internette olacağını artık biliyorum. Basılacağı derginin dışındaki varlığının ve okunmasının sosyal medyada paylaşımla mümkün olacağını ve ilerde arama motorları üzerinden erişileceğini de biliyorum.

Her şey hızla hikâye olurken ya da her şey “Kırmızı Pazartesi”
Böylece şunu gözlemleyebiliyoruz, geleneksel basını hala çok önemsiyoruz; ama artık, yolun sonuna yaklaştığımızı da biliyoruz. Peki ne yapmalı?

Her şey o kadar hızlı oluyor ki, anlamak için belki onlarca yıl gereken dönüşümler bazen bir kaç hafta sürüyor. Benim kuşağım, evlerde telefon ve televizyonun olmadığı bir dünyanın çocukluğunu temsil ediyor. Şimdi ise, internetin olmadığı bir dünyayı bilmeyen insanlarla aynı koşullarda yaşıyoruz ve onların yükselişini kimimiz tedirgin, kimimiz korkulu, çoğumuz şaşkın, küçük bir kümemiz de övgü ve saygıyla izliyor.

Bu yazının ulaşmasını umduğumuz kümenin, övgü ve saygıyla izleyenleri kapsadığını umarak yazıyorum hepsini…

Değişim ve Dönüşüm mü? Yıkım ve Yeniden Yapılanma mı?
Teknoloji her yerde; evet, geçen yazıda Eric Emerson Schmidt’e atfen, teknolojinin görünmez olacak kadar yaygın hale gelmek üzere olduğundan söz etmiştik. Bu konunun bir de diğer yüzü var: Her yerde/ Her zaman olmakla birlikte teknoloji; erişilmesi giderek zorlaşan, karmaşıklaşan ve denetimi konusunda egemenlerin kaygılarının hudutsuz taleplere sürüklendiği bir olguya doğru evrilmekte…

Demokrasinin beşiği kabul edilen Büyük Britanya Krallığında sosyal medya sitelerine yasaklama getirme konusu ciddi ciddi tartışıldı: “İngiltere hükümeti dört gün boyunca ülkeyi kasıp kavuran yağma ve kundaklama olayları ardından kriz zamanlarında Twitter ve Facebook gibi sosyal iletişim ağlarını kapatıp kapatmamayı değerlendiriyor.

Başbakan David Cameron, istihbarat servisleri ve polisin, şiddet planlayanların iletişimlerinin engellenmesinin “doğru ve mümkün” olup olmadığını araştırdığını açıkladı.” [Kaynak]

Teknoloji her zaman herşeyi değiştirdi, bu dönüşüm ilk kez yaşanmayacak: İki taşı birbirine vurarak yakılan ilk ateşle başlayan bu değişim, geçtiğimiz binyıllarda uzun ve yavaş dönemlere kültürleşerek yayılır ve böylece dönüşüm süreçleri yönetilebilir hale gelerek kuşaklar arasında özümsenerek aktarılırdı. Şimdi artık durum çok vahim: Eğitim kurumları verili durumun neredeyse 15 yıl gerisinden gelmekte… Öğrendiğiniz ve öğreneceğiniz hiç bir şeyin hükmü yok…

Biri hariç: Öğrenmeyi öğrenmek…

Ölçsan satış ekibini güçlendiriyor

0
Ölçsan Satış Müdürü Tunç Pınar
Ölçsan Satış Müdürü Tunç Pınar

Türkiye ve EMEA bölgesine akıllı kart, biyometri ve güvenlik çözümleri, uygulama geliştirme ve teknoloji entegrasyonu alanlarında 1984 yılından bu yana hizmet sunan ileri teknoloji şirketi Ölçsan’ın satış ekibi yeni atamalarla genişliyor. Yeniden yapılanma kapsamında kurulan yeni satış ekibinin başına teknoloji sektöründe 20 yıla yakın tecrübeye sahip Tunç Pınar getirildi.

Ölçsan’ın yeni satış müdürü Tunç Pınar, siber güvenlikten güvenlik algoritmalarına, tehdit yönetiminden kimlik ve sertifika yönetimine, parmak izi, parmak damar izi, göz damar izi, iris tanıma ve 3 boyutlu yüz tanımanın da dahil olduğu biyometrik çözümlerden kurumsal ve ulusal kimlik kartlarına kadar geniş bir yelpazede ürün ve çözümler sunan şirketin satış ve bayi ağını yönetecek.

1971 yılında doğan Tunç Pınar, Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Kariyerine Besaş’ta Satış Temsilcisi olarak başlayan Pınar, 2002 yılında bünyesine dahil olduğu Pancom’da sırasıyla Ürün Müdürü ve Bayi Kanal Müdürü olarak görev yaptı. 2004 – 2006 yılları arasında Expo Channel TV’de program yapımcılığı ve sunuculuğu yapan Tunç Pınar, 2006 – 2009 yılları arasında görüntü ve ses otomasyon sistemleri alanında faaliyet gösteren Prokare’de Satış Müdürü olarak görev yaptı. 2009- 2012 yılları arasında  Hitachi Türkiye Distribütörü EMN ‘de iş geliştirme müdürü  görevini yapan Tunç Pınar, Ölçsan’daki yeni görevine başlamadan önce bir kez daha bir araya geldiği Panasonic Distribütörü  Pancom AŞ de Satış  Müdürü görevini yürütüyordu. Evli ve 2 kız çocuk babası olan Tunç Pınar, kariyerine Ölçsan Satış Müdürü olarak devam ediyor.

Google’ın yeni algoritması ve düşündürdükleri

3
dijital dünya
Dijital Dünya

Son 15 gündür çok çeşitli kaynaklarda haberi çıktı. Belki sizin de gözünüze ilişmiştir. Google, arama sonuçlarında çıkan sitelerin sıralama algoritmasında bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Google arama sonuçları algoritmasında çok sıklıkla değişiklik yaptığı için ilk bakışta bu haberi çok önemli görmeyebilirsiniz. Hatta sadece arama motoru optimizasyonu uzmanlarına uyum sağlamak zorunda oldukları bir yeni değişiklik gibi de görünebilir. Ancak bende bir takım farklı düşüncelerin oluşmasına da yol açtı bu yeni algoritma. Sizlerle de paylaşmak istedim.

Öncelikle neymiş bu yeni algoritma, ona bir bakalım. Google, arama sonuçlarını sıralarken bir çok farklı kritere bakıyor. Yine de hepsinin içerisinde en öncelikli olanı bir sitenin aldığı link sayısı. Yani bir siteye diğer sitelerden ne kadar link verildiyse Google bu siteyi o kadar muteber kabul ediyor. Ancak bu metodolojinin sakıncalı yanı, manipüle edilebiliyor olması. Her ne kadar Google çeşitli kontrol mekanizmaları ile gelen bu dış linklerin sağlıklı olup olmadığını kontrol etmeye çalışsa da her zaman başarılı olamayabiliyor ve bazı art niyetli siteler bu linkleme algoritmasından kendi faydaları için yararlanabiliyorlar.

Google da daha sağlıklı ve hakkaniyetli bri arama sonucu site listesi oluşturabilmek için yeni bir yöntem oluşturmuş. Buna da ‘fact based’ adını vermiş. Türkçede ‘doğruluk/hakikat tabanlı’ diye anmak en iyisi olacak sanırım. Algoritma şöyle çalışıyor. Bir sitedeki içerik Google araştırmacılarının geliştirdiği Bilgi-Tabanlı Doğruluk (Knowledge-Base Trust) skoruna göre sıralanıyor. Yani bir sitede ne kadar yanlış içerik varsa o sitenin değeri o kadar düşüyor. Google, bu skoru oluşturabilmek için içeriğe bakıyor ve bunu Google Bilgi Kasası’ndaki (Knowlege Vault) bilgiler ile kıyaslıyor. Bilgi Kasası’ndaki bilgiler İnternet’ten toplanan hakikatlerden oluşuyor. Yani İnternet’te üzerinde yaygın bir şekilde uzlaşılmış bir bilgi doğru olarak kabul ediliyor. Örnek vermek gerekirse 1982 Dünya Kupası’nın kazananı 1000 kaynakta İtalya, 50 kaynakta Almanya olarak gözüküyorsa, Bilgi Kasası, İtalya’yı doğru bilgi olarak kabul ediyor. Daha yaşayan bir bilgi üzerinden örneklemek gerekirse, Doruktan Türker’in yaşadığı yer 20 kaynakta İstanbul, 2 kaynakta Londra gözüküyorsa, İstanbul doğru bilgi olarak kabul ediliyor. Son olarak da eğer bir site Bilgi Kasası tarafından yanlış kabul edilen bir bilgiyi barındırıyorsa o site sıralamada aşağılara itiliyor.

Teorik olarak baktığınızda iyiniyetli ve doğru bilgiye erişimi kolaylaştıracak bir algoritma gibi gözüküyor. Ancak bir de madalyonun öbür yüzü var. Bir bilginin daha çok kaynakta aynı şekilde yer alıyor olması o bilginin doğruluğunun kanıtı mıdır? Belki aradığınız bilgi Edgar Allen Poe’nun doğum tarihiyse Google’ın Bilgi Kasası’na güvenmek hayatınızı kolaylaştırabilir. Ancak ya aradığınız bilgi daha felsefi, ideolojik ya da siyasi bir içerik ise? O zaman çoğunluğun tekrarladığı bilgiyi doğru mu kabul etmek durumunda kalacağız? Gerek Türkiye’de gerekse Dünya’da, son 5 yıl içerisinde tüm mass medya tarafından aynı anda yayınlanmış ve savunulmuş yüzlerce haberin yanlış ya da yalan olduğu defalarca ortaya çıkmadı mı? Ötesi Zaytung ya da TheOnion gibi varlığının nedeni bilgiyi esnetmek olan mizah ya da eleştiri sitelerini yok mu sayacağız?

İşte beni düşündüren kısım da tam burası. Google, Yahoo, Bing, Yandex ya da diğer arama motorlarının görevi nedir? Benim için aradığım bilgiyi Web’de tarayıp, sonuçları tarafsız bir şekilde karşıma çıkartmak mı yoksa benim adıma doğrunun ne olduğuna karar vermek mi? Açıkçası iyiniyetli olduğuna canı gönülden inanmak istesem de manipülasyona bu kadar açık yöntemlerin, artık toplumsal yönelimlerde çok etkili olan arama motorları tarafından devreye sokulması damağımda buruk bir tat bırakıyor.

Google henüz doğruluk/hakikat tabanlı algoritmasını devreye sokmadı. Şu an test çalışmaları sürüyor. Benim ümidim, en azından bu algoritma devreye alındığında Google’ın kullanıcılara manuel olarak bu yöntemi arama sonuçlarının dışında tutma opsiyonunu sunması.

TechInside’ın 7. sayısı çıktı

0

TechInside-Dergi-Sayi-007-1Değerli TechInside okurları,

Her geçen gün geliştirdiğimiz TechInside basılı dergimiz bu ay MWC 2015 özel ekiyle birlikte hazırlandı. Mart ayı başında Barselona’da düzenlenen Mobile World Congress – Mobil Dünya Kongresi’ni yerinde takip ederek size özel içerikler hazırladık.

Dergimizin bu sayısında artık yalnızca bilişim sektörünü değil, tüm sektörleri ilgilendiren bulut bilişim konusunu masaya yatırdık. Bulut bilişimin geldiği noktayı paylaşırken ileride nasıl bir bulut ortamıyla karşılaşacağımıza da yer vermeye gayret ettik. Bununla birlikte, artık kamunun da ileriye yönelik planları arasına giren bu konuda verilecek teşviklere de değindik.

Yedinci sayımızda sinema dünyasının vazgeçilmez ekipmanlarından biri olan tripoda dair teknolojik gelişmelere de değindik.

Bu ay ayrıca, otomotiv sektörünün geleceğini temsil eden kendi kendine gidebilen, yani otonom sürüş yeteneğine sahip araçları üretmeye ne kadar hazır olduğumuzu da sorguladık.

TI7_MWC15TechInside’ın bugüne kadarki en kapsamlı içeriklerinden birine sahip olan yedinci sayımızın dijital kopyasını her zamanki gibi ücretsiz indirebilirsiniz. MWC 2015 özel ekimize ise bu linkten ulaşabilirsiniz.

Eğer herhangi bir işletmede yönetici, medya veya PR ajansı çalışanı iseniz, bu formu doldurarak dergimize ücretsiz aboneliğinizi başlatabilirsiniz.

Henüz kaydolmadıysanız haftalık e-posta bültenimize de kaydolmanızı tavsiye ediyoruz.

Umarız okurken keyif alır ve faydalanırsınız. Lütfen bizimle görüşlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

E-imza kullanan her 10 kişiden 9’u memnun

0
Türkkep Genel Müdürü Yüksel Samast
Türkkep Genel Müdürü Yüksel Samast

BTK verilerine göre, Türkiye’de 2014 sonu itibariyle, toplam 1.647.085 adet e-imza ve mobil imza üretildi. Aktif olarak kullanılan e-imza sayısı 715.385 adete, mobil imza sayısı ise 21.473 adede ulaştı. E-imza sahiplerinin yüzde 19’unu 19-25 yaş arası, yüzde 40’ını 25-40 yaş arası, yüzde 41’ini 40 yaş ve üstü kullanıcılar oluşturuyor.

E-imza ve KEP’in iş yapış yöntemlerini ve süreçlerini doğrudan etkilediğini belirten TÜRKKEP Genel Müdürü Yüksel Samast, “KEP kullanımı ülkemizde hızla yaygınlaşıyor. 2014 sonu itibariyle 95.624’i kurumsal, 12.806’i bireysel olmak üzere, toplam 108.430 KEP adresi kullanılıyor. KEP adreslerinin yüzde 88’ini kurumsal, yüzde 12’sini bireysel adresler oluşturuyor.” bilgisini verdi. KEP sisteminin, e-imza kullanımının yaygınlaşmasını sağlayan ve e-dönüşümün en önemli uygulamalarından biri olduğunu söyleyen Samast, “2014 sonu itibariyle, e-imza, ülkemizde yüzde 46 oranında başta MERSİS, EKAP, UYAP gibi yaygın kamu uygulamalarında, yüzde 54 oranında da başta bankacılık, finans ve ticari işlemlerde olmak üzere özel sektörde kullanılıyor.” dedi.

E-imza kullanıcılarının yüzde 90’ı bu uygulamadan memnun olduğunu belirtirken, kadın kullanıcılarda bu oran yüzde 95’e ulaşıyor. E-İmza ve mobil imza sayılarının özellikle KEP sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte daha fazla artacağı öngörülüyor. 2014 yılında KEP’in e-imza sayısına katkısı 50 bin adetin üzerinde oldu.

2015 yılı içerisinde KEP kullanımı amaçlı e-imza veya mobil imza edinenlerin sayısının birkaç kat daha artacağı öngörülüyor. E-kimlik uygulamalarının önümüzdeki süreçte bireysel amaçlı e-imza kullanımını yaygınlaştırması bekleniyor. 5 yıl içinde de e-imza ve mobil imza sayısının 5 milyon adedi, KEP hesap sayısının da 8 milyon adedi aşacağı tahmin ediliyor.

“Türkiye biyometrik konusuna daha iyi hazırlanmalı”

0

1984 yılından bu yana faaliyet gösteren Ölçsan, Türkiye ve EMEA bölgesine ağırlıklı olarak akıllı kart, biyometri ve güvenlik çözümleri, uygulama geliştirme ve teknoloji entegrasyonu alanlarında hizmet veriyor. Ölçsan Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Burak Sondal ile yeni projelerini konuştuk.

Hindistan’daki mobil ihalede milyar dolarlar konuşuldu

0

hindistanHindistan, mevcut mobil frekans bandı yetkilendirmesi için hem yenileme hem de sıfırdan alım için yeni bir ihale düzenledi. Toplamda 8 gün süren ve 49 ayrı teklif sunulan frekans bandı ihalesinde toplam teklif değeri 16 milyar doları (1.02 trilyon Rupi) buldu. Açılan teklifler sonrası en çok ilgi gören teklif 900 MHz bandı için olurken, burada Bharti Airtel, Idea ve Vodafone arasında çetin bir savaş yaşandı. Bu yarışın sebebi ise önümüzdeki yıl bu bant için bitecek olan lisansın ele geçirilebilmesi. Bu bant sayesinde yeni kurallar altında, aynı zamanda da 3G servis seçeneği ile hizmet mümkün olacak.

The Economic Times’ın haberine göre, ülkenin üç büyük telekom şirketinin 900 MHz bandına olan bu hırslı atağı sonrasında Reliance Jio Infocomm da 3G frekans bandına da yöneldi. Habere göre sektörün önemli şirketlerinden birinin yönetici üyesi, “Bizler için oldukça önemli olan 900MHz bandı için Jio meblağı arttırmaya devam etti” şeklinde konuşmuş. Bu isme göre şayet bu bant için böylesi bedeller öderlerse, 2.1 GHz için ellerinde yeterince “silah” kalmayacak.

3G bandına (2.1GHz) olan ilgi ise aslında pek beklendiği seviyede olmamış. Eldeki rezervlerin sadece dörtte biri bu frekans bandına kaydırılmış.

Andhra Pradesh, Delhi ve Mumbai’de 3G bandına pek ilgi gösterilmezken, Bihar, Karnataka, Kolkata, Tamil Nadu ve Uttar Pradesh (doğu ve batı)’da da 800 MHz bandı pek fazla talep görmemiş.

Türkiye’de Mayıs ayında gerçekleşmesi beklenen 4G ihalesi için hükümet en az 2,3 milyar avroluk bir gelir beklediğini resmi olarak duyurmuştu.

Xerox’tan Android cihazlar için ücretsiz baskı uygulaması

0

XeroxXerox, Apple iPad ve iPhone gibi mobil cihazlardan baskı almayı sağlayan Xerox Airprint uygulamasının bir benzerini Android işletim sistemli mobil cihazlar için de geliştirdi.

Xerox’un yeni uygulaması ile Android cihaz kullanıcıları, ek bir yazılım yüklemesine ve kablo bağlantısına gerek kalmaksızın Xerox baskı cihazlarından çıktı alabilecek. Google Play Store’da “Xerox Print Service Plugin” adı ile yer alan uygulama ücretsiz yüklenebiliyor.

Xerox Android Baskı Hizmeti uygulaması ile farklı tipte dokümanlar, web sayfaları, fotoğraflar ağ ortamına bağlı kablosuz baskıyı destekleyen Xerox baskı cihazları üzerinden kolayca yazdırılabiliyor. Yazdırılmak istenen dokümanın birden çok kopyayla ve çift taraflı basılmasına da imkan veren uygulama, baskı almak istediğiniz Xerox ofis cihazını otomatik olarak buluyor. Böylece Xerox baskı cihazını uygulamaya tanıtmak için herhangi bir ek yükleme ve kurulum işlemine gerek kalmıyor.

Avrupa’nın siber güvenlikte öne çıkan şirketleri

0

cloud_securityDünyada siber güvenlikte öne çıkan firmaların kurulduğu ülkeler daha çok ABD ve İsrail olsa da, Avrupa’nın içinden çeşitli genç şirketler de geliştirdikleri çözümlerle bu alanda etkinliklerini artırmaya çalışıyor. Tech.eu tarafından hazırlanan 10 firmalık listede Almanya merkezli olan firmaların yoğunluğu dikkat çekiyor.

Listedeki firmalar ve kısa öyküleri ise şu şekilde sıralanıyor;

Silent Circle, İsviçre: 2011’de Mike Janke ve Phil Zimmerman tarafından sunulan Silent Circle, şifrelenmiş iletişim teknolojileri üzerine çalışıyor. Firmanın en dikkat çekici ürünü ise en güvenli akıllı telefon iddiasıyla ortaya çıkan Blackphone’daki sistemleri geliştirmeleri olmuş. Şirket, Mart 2015’te 50 milyon dolarlık yatırım almayı başarmış.

BehavioSec, İsveç: 2007’de kurulan BehavioSec, biyometrik güvenlik sistemlerindeki çalışmalarıyla tanınıyor. Şirket, yazım hızı, ses seviyesi gibi kriterler üzerinden güvenlik teknolojileri geliştiriyor. Stockholm merkezli şirketin, Fast Company tarafından 2015’in en inovatif 10 şirketi arasında gösterildiğini de ekleyelim.

ZenMate, Almanya: Berlin merkezli şirketin odağında kullanıcıların internette güvenli gezinmelerini sağlayan teknolojiler bulunuyor. Türkiye’de Twitter’ın yasaklandığı dönemde adı gündeme gelen ZenMate, bu dönemde Türkiye’deki kullanıcı sayısı hızlı bir şekilde artan servislerden biri olmuştu. ZenMate’in tarayıcı eklentisi olarak sunduğu çözüm kullanıcılar arasında hızla yayılmıştı.

Scytl, İspanya: 2001’de kurularak listedeki en eski şirket ünvanını da elinde bulunduran Scytl slogan olarak “İnovatif Demokrasi” ifadesini kullanıyor. Güvenli elektronik seçim teknolojileri geliştiren şirket bugüne kadar 7 yatırımcıdan toplam 113 milyon dolar yatırım almayı başardı.

Telegram, Almanya: Yine Türkiye’de ismi tanınan şirketlerden biri olan Telegram, 2013 yılından bu yana faaliyette. Bulut tabanlı şifrelenmiş mesajlaşma uygulamaları sunan şirket Aralık 2014’te aylık 50 milyon kullanıcıya erişmişti.

Hoccer, Almanya: 2010’da kurulan Hoccer, WhatsApp’ın güvenilir alternatifi olarak tanımlanıyor. Şirketin güncel piyasa değerinin 100 milyon Euro olduğu ifade ediliyor.

Darktrace, İngiltere: 2013 yılında kurulan Darktrace, siber saldırılara karşı geliştirdiği çözümlerle Avrupa’nın tanınmış siber güvenlik şirketlerinden biri haline geldi. Cambridge Üniversitesi’nde geliştirilen ve öğrenen bir algoritma içeren teknolojiyi kullanan Darktrace, kısa bir süre önce aldığı 18 milyon dolarlık yatırımla değerini 80 milyon Euro’ya çıkarttı.

Cryptosense, Fransa: Fransa’nın listedeki tek temsilcisi olan Cryptosense‘in odağında özellikle finans dünyası için özel geliştirilmiş güvenlik çözümleri yer alıyor. 2013’te kurulan Cryptosense Eylül ayında 700 bin Euro’luk bir yatırım alarak da gündeme gelmişti.

Detectify, İsveç: Web siteleri için SaaS temelli güvenlik çözümleri sunan Detectify, İsveç’in listedeki iki firmasından biri. Şirket, bu ay yaklaşık 1,5 milyon avroluk bir yatırım aldığını açıkladı.

Protonet, Almanya: Merkezi Hamburg’da bulunan Protonet, KOBİ klasmanındaki firmalar için güvenli sunucular geliştiriyor. Şirket, geçen yıl 89 dakika içinde 1 milyon dolarlık fon bulmasıyla dikkatleri üzerine çekmişti.

ODTÜ, Silikon Vadisi’nde üs kuruyor

1

girisimciODTÜ TEKNOKENT tarafından yönetilecek olan ve T-Jump adı verilen San Francisco Merkezi Türkiye’de yer alan girişimciler için ABD’ye resmi olarak kolay giriş, San Francisco ilişki ağına erişim ve ekosisteme kolay adaptasyon imkanları sunacak. Bu imkanlar sayesinde girişimcilerin piyasayı yakından takip etme, işlerini ve fikirlerini geliştirme, büyütme, yeni müşteriler elde etme ve yatırım alma fırsatlarına ulaşmaları çok daha kolay şekilde mümkün olacak.

Merkezde ayrıca; yoğunlukla San Francisco’da yer alan girişimcilere yönelik olarak sunulacak olan “Birlikte Çalışma Hizmeti”, merkezin girişimciler tarafından aktif kullanılan bir yer olmasını sağlayacak. Öte yandan, ODTÜ TEKNOKENT ve projeye destek veren kuruluşlar tarafından yürütülen kuluçka/hızlandırma programlarının ABD ayaklarının merkez kapsamında düzenlenmesi planlanıyor. Türkiye’de belirli bir eğitim aldıktan sonra San Francisco’ya gelecek girişimciler için özel olarak hazırlanmış programlar ile girişimcilerin hızlı şekilde pazara uyum sağlaması amaçlanıyor.

Ekonomi Bakanlığı’nın desteği ve ODTÜ TEKNOKENT sahipliğinde kurulan ve T-Jump San Francisco adı verilen merkez, Türkiye’den yeni girişimciler ve belirli büyüklüğe ulaşmış şirketlerin ABD pazarına girebilmesini kolaylaştıracak. Merkezin iş ortakları arasında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türk Ekonomi Bankası (TEB) ve Intel yer alıyor.

ODTÜ TEKNOKENT’in teknoloji tabanlı girişimciliğin desteklenmesi kapsamında “Teknoloji Transfer Ofisi” ve “Projeler Ofisi”nin yanı sıra, kuluçka merkezleri ODTÜ KOSGEB TEKMER, ODTÜ-MEMs; ve Teknogirişimcilik Programı, ön kuluçka programları “Yeni Fikirler Yeni İşler Yarışması” ve “Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi – ATOM” ile teknoloji amaçlı girişimciliği desteklemek amacıyla bir finansal araç olarak geliştirilen “Teknoloji Fonu” ve “Teknokent Teknoloji Yatırımcıları Derneği” gibi çalışmaları da bulunuyor.

Network güvenliği artık öncelikli konu haline geldi

0

Uzun yıllar güvenlik alanında çeşitli global şirketlerde yöneticilik yapan Tunç Çokkeser, Eylül 2014’ten bu yana Tnetworks ile girişimciliğe de adım atmış durumda. Tnetworks’ün network teknolojileri ve güvenlik teknolojileri alanında uzmanlaştığını söyleyen Çokkeser, finans, telko ve kamudaki büyük kurumsal müşterilere çözüm sunduklarını ifade ediyor.

5-6 yıl önce network güvenliğinin yalnızca firewall’dan ibaret olduğuna dikkat çeken Çokkeser, o tarihlerde güvenlik önlemleri arasında kendine ikinci, üçüncü sırada yer bulan network güvenliğinin bugün birinci öncelikli konu haline geldiğine vurgu yapıyor.

Bu kapsamda farklı ihtiyaçlar için halen 10’un üzerinde güvenlik çözümü sunduklarını belirten Çokkeser, Tnetworks’ün farklılaştığı noktayı temsil ettikleri global firmaların Türkiye’deki en yetkin iş ortağı olmaları olarak nitelendiren Tunç Çokkeser, 2015 ve sonrasındaki planları arasında tanınmış büyük firmalar ve belirli bir alana odaklanmış niş üreticilerle birlikte yol almayı planladıklarını söylüyor.

2016’dan itibaren Ortadoğu’ya da açılmak için hazırlık yaptıklarını kaydeden Çokkeser, Dubai’de açacakları ofisle çözüm ve hizmetlerini bölgedeki diğer ülkelere sunmayı amaçladıklarını da ifade ediyor.

TBV’de Başkan değişmedi

0

TBV_logoTürkiye Bilişim Vakfı (TBV), 21. Seçimli Olağan Genel Kurulu’nu İstanbul Kanyon İş Merkezi’nde gerçekleştirdi. Bu yıl 20. yılını kutlayan TBV’nin başkanı bir kez daha Faruk Eczacıbaşı olurken, Bilgi İletişim ve Telekominikasyon sektöründe faaliyet gösteren yerli ve uluslararası firmaların tepe yöneticilerinden oluşan 33 kişilik yeni yönetim kurulu da seçimle birlikte oluşturuldu.

2015 – 2017 döneminde görev alacak yeni yönetime başkanlık edecek olan Faruk Ezcacıbaşı’nın güven tazelediği 21. Seçimli Olağan Genel Kurul’da, TBV’nin 2014 değerlendirilmesi yapılırken, 2015 yılı hedefleri ve projeleri de masaya yatırıldı. Faruk Eczacıbaşı kurulda yaptığı konuşmada, “Bütün bu çalışmaların en tepe hedefi, borç alarak değil üreterek, veri temelli bir ekonomi yönetimiyle, hem ekonomik büyümeyi hem sosyal kalkınmayı herkese eşit biçimde sağlayacak bir düzeni oluşturmaya çalışmak. Bu, zaten 2015’te 20. yılını idrak eden vakfımızın vizyonu ve misyonuna uyan bir hedef” diyerek, TBV’nin yeni dönemine ilişkin hedeflerini özetledi.

TBV’nin yeni yönetim kurulunda bilişim sektörü firmalarının üst düzey yöneticileri dışında internet ve girişim dünyası ile üniversitelerden temsilciler de yer alıyor. Bu isimler arasında Girişimcilik Vakfı Başkanı Sina Afra ile eTohum kurucusu Burak Büyükdemir dikkat çekerken, akademik dünyayı temsilen Sabancı Üniversitesi’nden Cemil Arıkan, Bilkent Üniversitesi’nden Fikret Üçcan ve İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Vural Yılmaz yer alıyor.

33 kişilik yeni yönetim kurulunun tamamı ise şu isimlerden oluşuyor

Faruk  ECZACIBAŞI – Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Bülent GÖNÇ – Sistem Org Str ve Yön Dan, YKB Yardımcısı
Sina AFRA – Girişimcilik Vakfı YKB
Müjdat ALTAY – Netaş, Genel Müdür
Cemil ARIKAN – Sabancı Üniversitesi
Yasin BECENİ – BTS Hukuk, Ortak Kurucu
Berrin BENLİ – Novusens, Ortak Kurucu
Erol BİLECİK – Index, CEO
Burak BÜYÜKDEMİR – Goril Bilişim ve Yayıncılık A.Ş. , Yönetim Kurulu Başkanı
Kemal CILIZ – TUBİSAD Başkanı
Berç ÇUBUKCİYAN – HP Türkiye
Dr. Ramazan DEMİR – TürkTelekom A.Ş. Gn. Md. Yrd.
Behçet ENVARLI – Dijital Türkiye Platformu Koordinatörü
Erdem ERKUL – Samsung Türkiye Kamu Sektörü Direktörü
Ayşegül İLDENİZ – Intel Yeni Teknolojiler Bölümü Dünya Başkan Yardımcısı
Osman Hakan ERKAN – IBM , Türkiye Genel Müdürü Yardımcısı
Şekip KARAKAY – Sampaş Bilişim ve İletişim Sist. A.Ş., İcra Kurulu Başkanı
Cenk KIVILCIM – Cisco Turkiye Genel Müdürü
Mehmet NALBANTOĞLU – Koç Sistem Bilgisayar Sistemleri A.Ş. ,Genel Müdür
Ahmet ÖNGÜN – GANTEK Bilgisayar Danışmanlık TİC. A.Ş. ,Genel Müdür
Burak ÖZER – Xerox Türkiye Genel Müdürü
Zeynep ÖZBİL – Turkcell / Kurumsal Sosyal Sorumluluk Sponsorluklar ve STK İlişkileri Direktörü
Halil ÖZTÜRKÇİ – ADEO Bilisim Danismanlik Hizmetleri Kurucu Üyesi
Barış ÖZİSTEK – SHR Group/Joygame – CEO
Ali SAYDAM- Bersay İletişim Grubu Onursal Başkanı, İletişim Uzmanı
Hasan SÜEL – Türkiye Vodafone Vakfı İcra Kurulu Başkanı
Coşkun ŞAHİN – Türk Telekom Grubu Teknoloji Genel Müdür Yrd.
İlker TABAK – Türkiye Bilişim Derneği Başkanı
Tunç TAŞMAN – BİMSA, Genel Müdür
Cengiz ULTAV – Vestel, İcra Kurulu Üyesi
Fikret ÜÇCAN    – Bilkent Üniversitesi, Öğretim Üyesi
Ruşen YAYKIN – INTERPRO Holding A.Ş., Yürütme Kurulu  Başkanı
Vural YILMAZ – İstanbul Kültür Üniversitesi, Rektör Danışmanı

Uber, New York’ta taksileri solladı

0

uber_newyorkNew York’taki taksilerin yönetimini üstlenen Taksi ve Limuzin Komisyonu’nun (TLC) raporuna göre özel taksi olarak tanımlanan Uber’e kayıtlı araçlar artık sarı rengiyle özdeşleşen taksilerden daha fazla.

Rapora göre şehirde TLC’ye kayıtlı 13 bin 587 taksi varken, Uber’e kayıtlı araçların sayısı 14 bin 88’e ulaştı. İlk olarak Mayıs 2011’de New York’ta hizmet vermeye başlayan Uber, yaklaşık 4 yılda bu noktaya gelmeyi başarmış durumda.

Raporda, Uber’de kayıtlı araç sahiplerinin kazancına da değinilmiş. New York Post’un görüş aldığı Joel Abreu isimli 24 yaşındaki Uber üyesi lüks SUV aracıyla yılda 85 bin dolar kazandığını belirtmiş. 61 yaşındaki taksi şoförü Shammi Sharma ise saatte ortalama 10 dolar kazandığını ifade ederken yıllık gelirinin 35 bin dolar seviyesinde olduğunu açıklamış.

TELKODER: “4G ihalesinde sanal mobil şebeke de olmalı

0
TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak
TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak

TELKODER, yaklaşan 4G ihalesi kapsamında çeşitli tartışmalara da sahne olan Türkiye mobil iletişim pazarına ilişkin önemli bir konuya dikkat çekti. 4G ihalesi ile yaklaşık 2,5 milyar dolarlık bir gelir kazanacak olan devletin, ihale şartnamesine eklenecek bir madde ile ülkemiz telekomünikasyon sektörünü dünyada 45 milyar dolara yaklaşan dev bir pazarın parçası haline getirebileceğine dikkat çekti. Bu yaklaşıma göre devletin ihaleden elde edeceği tek seferlik gelir dışında, Sanal Mobil Şebeke Hizmeti şirketlerinin hizmet sunmasına izin verilmesiyle birlikte devlet için orta ve uzun vadede sağlanabilecek ek gelirler yaratılabileceği açıklandı.

“89 işletmeci önemli bir gelir kaynağı oluşturabilir”

2009 yılından bu yana Türkiye’de 89 işletmeci Sanal Mobil Şebeke Hizmeti (SMŞH) lisansı almış olmasına rağmen bunların hiçbirinin faaliyete geçememiş olmasının Türkiye ekonomisi için büyük bir fırsatın kaçırılması olduğunun altını çizen TELKODER, 4G ihale şartnamesine SMŞH ilgili eklenecek maddelerin devlet için yeni ve çok önemli bir gelir kaynağı oluşturabileceğini belirtti.

Konuyla ilgili olarak TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, “4G lisans şartnamesinde Sanal Mobil Şebeke Hizmeti (SMŞH) işletmecilerine kapasite ayrılması maddesi mutlaka yer almalı. Dünyada bunun çok sayıda örneği mevcut. Fransa’da gerçekleştirilen 4G ihalesinde, SMŞH’lere kapasite ayıran GSM işletmecilerine ihalede öncelik sağlandı. Dünyada SMŞH’lerin yıllık geliri 45 milyar dolar civarında. Türkiye ise bu büyük pastadan pay almayı maalesef kaçırıyor. Yakında gerçekleştirilecek olan 4G ihalesinde, SMŞH işletmecilerine kapasite ayrılması ön koşul olmalı” dedi.

4G ihale tutarlarına Turkcell’den açıklama geldi

0
Turkcell Genel Müdür Vekili İlker Kuruöz
Turkcell Genel Müdür Vekili İlker Kuruöz

Turkcell Genel Müdür Vekili İlker Kuruöz imzasıyla yapılan açıklamada Turkcell’in 2015 için 4G lisans bedeli hariç 2,5 milyar TL’lik bir yatırım bütçesi ayırdığı ifade edildi.

“Dünyada 4G teknolojilerinin olgunlaştığı bir dönemde 4G’ye geçiyor olmamızı ülke kaynaklarımızın daha verimli kullanılması yönünden çok büyük bir fırsat olarak görüyoruz. Geride bıraktığımız 20 yılda bu ülkeye 25 milyar TL’den fazla yatırım yapmış bir şirket olarak, sürdürülebilir yatırımın önemine inanıyoruz.” sözlerinin yer aldığı açıklamada şartname ve lansman tarihini de bekledikleri kaydedilerek, 4G’de en yüksek kapasiteyi sunacak frekanslara talip oldukları belirtildi.

İnovasyon meraklıları İzmir’de buluşacak

0

TR_InovasyonHaftasi_IzmirTürkiye İnovasyon Haftası 2015’in ilk durağı geçtiğimiz yıl olduğu gibi yine İzmir. 19-20 Mart 2015 tarihlerinde Swissotel’de iki gün devam edecek etkinliklere; yurtdışından ve Türkiye’den davet edilen birçok uzman, konuşmacı ve panelist katılacak. Organizasyon kapsamında çeşitli workshoplar ile inovasyon kültürü katılımcılarla paylaşılacak.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, “Türkiye İnovasyon Haftası 2015 İzmir Buluşması’nda tüm katılımcılarımıza inovasyon, teknoloji, tasarım, mobil gelecek, geleceğin kentleri, sıradışı kadınlar, televizyon dizileri, iş dünyasına yön verenler, markalaşma, kariyer gibi temalarla inovasyonu sevdirmeye hazırlandık. Tüm İzmirliler’i, kendilerinden bir şey bulabilecekleri, değerli konuşmacılarımızdan inovatif fikirler edinebilecekleri etkinliğimize davet ediyoruz.” dedi.

İzmir inovasyon etkinliklerinin ilk günü Kevin Ashton’un ‘nesnelerin interneti’ konferansı ile başlayacak; Embarq Türkiye Direktörü Arzu Tekir, IBM İş Geliştirme Yöneticisi Bülent Ekuklu ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Şehir ve Bölge Planlama’dan Koray Velibeyoğlu’nun konuşmacı olarak katılacağı ‘geleceğin kentleri’ paneli ile devam edecek.

Günün ikinci yarısı ise moda tasarımcısı Simay Bülbül, İsviçre Tasarım Ödülleri Küratörü Michel Hueter, İsveçli mimar Andreas Vogler’in ‘Tasarım, Mimari ve Moda’ konulu paneli ile başlayacak.

Bu senenin önemli yeniliklerinden biri de “sıradışı kadınlar” paneli. Panelin konukları ise Al Jazeera Türk editörü ve savaş muhabiri Ayşe Karabat, dünyadaki en iyi 50 öğretmenden biri olan Dilek Livaneli, dünya şampiyonu Tennur Yerlisu Lapa ile Türkiye’nin ilk kadın borsa başkanı Işınsu Kestelli.

İlk gün etkinlikleri Türkiye’nin en yeni endüstrileri arasında gösterilen ‘televizyon dizileri’ paneli ile sona erecek. TV ve Sinema Yapımcısı Mahmut Özden’in moderatörlüğünde gerçekleştirilecek panele; Türkiye’nin en büyük dizi platosu yaratıcısı Burhan Özkan, dizi yapımcısı Birol Güven ve Türkiye’den dizi ihracatı gerçekleştiren Can Okan konuşmacı olarak katılacak.

BlaBlaCar yolculuklara güven ve rahatlık getiriyor

0

Paylaşım ekonomisi ve yolculuk paylaşım platformları Türkiye’de yeni yeni kendine yer buluyor. Bu akımın ilk akla gelen isimlerinden biri olmayı başaran BlaBlaCar, Türkiye’ye hızlı bir giriş yaptı.

Temmuz 2014’te aldıkları 100 milyon dolarlık yatırım sonrasında ilk olarak Türkiye’ye giriş yaptıklarını söyleyen BlaBlaCar Türkiye Ülke Müdürü Esin İmer, Türkiye’nin BlaBlaCar’ın hizmet verdiği 13. ülke olduğunu ifade etti.

Türkiye’de yatırım yapma kararının ardında birden çok etken bulunduğunu da dile getiren İmer, bunları yakıt fiyatları, şehirler arası mesafelerin uzun olması ve genç nüfus olarak sıraladı. Türkiye’nin ardından Avrupa haricinde Latin Amerika ve Asya ülkelerine giriş yapmayı düşündüklerini söylüyor.

Sistem nasıl işliyor?

BlaBlaCar’ın çalışma sistemi için Facebook üyeliği zorunlu tutuluyor. Kullanıcılar iPhone ya da Android için ücretsiz olarak sunulan uygulamalar üzerinden bağlanabilirken, siteden de giriş yapabiliyor. Bunu özellikle güvenlik açısından istediklerini belirten İmer, “İnsanların gerçek profil ve resimlerinin kullanıldığını bilmek istiyoruz.” yorumunu yapıyor.

Sisteme giriş yapan kullanıcılar eğer sürücüyse gidecekleri güzergah, tarih vb. bilgileri girerken, yolcular ise açılmış olan yolculuklar üzerinden kendilerine uygun kişi, araç ve zaman seçimini  yapıyor. Bunun ardından sürücü ve yolcular arasında alış yeri, araç modeli, evcil hayvan taşınıp taşınmayacağı gibi kriterler üzerinde anlaşma sağlanıyor ve yolculuk gerçekleşiyor.

Bu noktada topluluk tarafından gerek sürücüler gerekse yolcular için yorum ve puanlama yapılabildiğini söyleyen İmer, bu puanlamaların sonraki yolculuklarda tercih noktasında önemli olduğunu ifade ediyor.

BlaBlaCar’ın bir yolculuk paylaşım platformu olduğunu, yolculuk hizmeti veren bir kurum olmadığına dikkat çeken İmer, sistemin yolculuk bilgisi yayınlandıktan sonra yolcu başına maliyet katkı payı önerdiğini belirtiyor. İmer, buradaki tutarın değiştirilebildiğini, ancak bu değişikliğin belirlenmiş alt ve üst limitler arasında olması gerektiğini sözlerine ekliyor.

Ereteam iş zekasında Tableau ile ortaklığa imza attı

1
Ereteam Genel Müdürü Gökhan Nalbantoğlu
Ereteam Genel Müdürü Gökhan Nalbantoğlu

Ereteam, Gartner’ın “İş Zekâsı ve Analitik Platformlar” raporunda son iki yıldır açık ara en iyi şirket olarak gösterdiği Tableau ile stratejik ortaklığa imza attığını duyurdu.

2015 stratejisini “Büyük Veri’nin hayat bulduğu yer” olarak konumlandıran Ereteam, bu anlaşmayla birlikte Büyük Veri ile entegre olabilecek iş analitiği uygulamalarında daha kapsamlı çözümler sunmayı hedefliyor.

Bu işbirliğiyle birlikt kamu, finans, telekomünikasyon, ilaç, sigorta ve perakende gibi pek çok sektöre sunduğu çözümleri çeşitlendirmeyi amaçlayan Ereteam, kurumların iş dönüşümünde daha etkin rol almayı hedefliyor.

Gartner raporlarında gösterdiği başarılı performansın yanında dünya çapında ödüllü yazılımlara imza atan Tableau Software’in dünya genelinde havacılık, savunma, otomotiv, tarım, madencilik, enerji ve sağlık gibi sektörlerde 23 binden fazla müşterisi bulunuyor.

Hükümet, 4G’den en az 2,3 milyar avro bekliyor

10

para telefonResmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlanan karara göre 4G ihalesi sonrası beklenen gelir 2 milyar 298 milyon 67 bin 661 avro oldu. Bu tutar, ihale sırasında yapılacak açık artırma sonrası daha da yükselebilir.

800, 900, 1800, 2100 ve 2600 MHz frekansları için 20 ayrı bant genişliğinde yapılacak olan ihale ile toplam bant genişliği 390,4 MHz olacak.

Yapılan açıklamaya göre belirlenen asgari değerler üzerinden çıkılacak ihale sonucunda oluşan ihale bedeli, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanacak ihale şartnamesinde belirlenecek usulle ihaleyi kazananlar tarafından peşin veya ilki peşin olmak ve geri kalan taksitler ilk ödemeyi takip eden 6’şar aylık dönemlerde ödenmek üzere 4 eşit taksitte ödenebilecek.

Peşin ödemeden sonraki taksitler belirlenen süreden önce ödense dahi taksit miktarlarında iskonto yapılmayacak.

Taksitlerin vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde ödeme yapılmayan miktar ve süre için 6 aylık yüzde 1,31’in iki katı gecikme faizi uygulanacak. Ödemenin vade tarihinden en fazla 30 gün içinde belirtilen faiz oranıyla yapılmaması halinde yetkilendirme BTK tarafından iptal edilecek.

Frekanslar arasında en düşük tutar 6.464.729 avro ile F4 olarak numaralandırılan 2600 MHz olurken, en yüksek asgari tutar ise 372.926.013 avro ile A1 kodlu 800 MHz frekansı oldu. İhaleye katılan firmalar, bu minimum bedeller sonrası oluşacak fiyata ek olarak belirlenen fiyat üzerinden KDV ödemesi de gerçekleştirecek.

20150318-1-1-1