Julian Assange konsolosluktan kovuluyor mu?

0

6 yıl önce Wikileak üzerinden yayınladığı belgelerle ABD’nin kirli sırlarını açığa çıkaran Julian Assange, o günden beri Londra’daki Ekvator konsolosluğunda saklanıyor.

Wikileaks skandalı

ABD istihbaratı adına çalıştıkları Rusya tarafından ifşa edilen bir kadın tarafından cinsel saldırı/tecavüz suçlamasıyla İsviçre’de mahkum edilmek isterken önce Londra’ya kaçan, ardından da Londra’daki Ekvator konsolosluğa sığınan Assange için ABD’de casusluk suçlamasıyl dava açılmış durumda ve İngiliz polisi 7/24 Ekvator konsolosluğunun önünde bekleyerek eğer Assange dışarı çıkarsa onu tutuklamak için fırsat kolluyor. 

Öte yandan 6 yıldır konsoloslukta bir odada yaşayan Assange, Ekvator’da seçimle değişen iktidardan sonra, artık konsoloslukta istenmiyor.

ABD’nin baskısı ile Assange’ı konsolosluktan kovmak isteyen iktidar uluslararası toplumun tepkisi ile karar alamıyordu ancak Mart ayında Assange’ın internetini keserek onun dünya ile bağını koparmıştı. Hükumetin şimdi de Assange’ı konsolosluktan kovma kararı aldığı vurgulanıyor ancak bunun ne zaman olacağı henüz kesin değil. Ekvator’daki yetkililer, birkaç saat veya birkaç gün sonra da olabileceğini belirtirken, Assange’ın ingiltere’de tutuklandıktan sonra ABD’ye teslim edilmesine karşı hukuk savaşı başlatabileceği ve yıllarca İngiltere hapishanelerinde kalabileceği de düşünülüyor.

 

Blockchain veri depolamada kullanılacak

Danışmanlık alanındaki lider firma, blockchain veri depolama patentini aldı. Bu proje ile lojistik firmaları, iş süreçlerinde verimlilik artışı yaşayacak.

Blockchain veri depolayarak verimlilik sağlayacak

Uluslar arası danışmanlık firması Accenture, lojistik sektörüne yönelik yenilikçi bir projeye imza attı. Accenture tarafından patenti alınan çalışmada, blockchain ile veri depolanmasına yönelik bir proje duyuruldu. Lojistik firmalarını hedef alan patent, taşınan malların içeriğini, yerini ve durumunu blockchain sistemi üzerine kaydedilmesini temel alıyor. Lojistik firmaları, malların hangi noktada olduğuna ve durumuna bu depolanan veriler ile ulaşabilecek.

Kayıt sisteminin otomatik yapılacak olması sayesinde, olası bir veri uyuşmazlığında lojistik firması bilgi alabilecek. Böylelikle otomatik geri ödeme işlemleri de herhangi bir manuel işlem yapmadan tamamlanabilecek.

Blockchain ile veri depolanması sayesinde iş süreçleri otomatik hale gelecek ve verimlilik sağlanacak. Ayrıca b sayede müşteri memnuniyetinin de artması hedefleniyor.

Deneyim Tasarımı nedir?

0

TechInside olarak sektöre yön veren bir röportaj ile karşınızdayız. Deneyim Tasarımı kavramını, bu kavramını kurucularından olan I-AM şirketinin kurucu ortaklarından Emre Kuzlu ile konuştuk. Deneyim Tasarımı nedir? Bu sorunun yanıtını sizler için aldık.

Deneyim Tasarımı nedir?

Marka, mimari ve tasarım alanlarında marka ve dijital ortamlardaki deneyimini baştan sona yürüten deneyim ajansı I-AM, global çapta bir şirket. 120 kişilik ekip ve 6 ortaktan oluşan şirketin asıl amacı, insanların davranışlarını ve algılarını şekilleyen deneyimi oluşturmak. 

360 derece yaklaşım ile markaları, müşterileri ve çalışmalarını detaylı şekilde araştıran ve analiz eden şirket, bankacılık, GSM operatörleri ve  gıda sektörü gibi markalara hizmet veriyor. Global çapta, büyük sayıda ve büyük ölçekli müşterilere hizmet veriyor.

Müşteriyi anlamaya çalışmak ve analiz etmenin tasarım aşamasına geçmeden önce çok önemli olduğunu belirten I-AM Kurucu Ortağı ve İstanbul operasyonunun patronu Emre Kozlu, markaların geleceğe bakmak zorunda olduklarını belirtiyor. Şirketin üzerinde durduğu ve deneyim tasarımı projelerinde, fiziksel ve dijital tasarım aynı anda etki etse de, ibrenin dijital tasarıma yöneldiği ortada. Markaların dijital tasarıma ağırlık verdikleri ve daha da ağırlık verecekleri bir döneme girildi. 

Google, yerel olaylara odaklanıyor!

Şirketlerin başlıca ihtiyacı, müşterilerin markalarını yeterince tanıyamaması ve müşterilerin analizi, tasarım öncesinde büyük bir önem taşıyor. Mekan tasarımı, hikaye oluşturma ve kanallar, şirketlerin en çok önem verdiği konu başlıkları arasında. I-AM, şirketlerin günü değil geleceği planlamaları gerektiğini düşünüyor. 

I-AM kimdir?

I-AM tasarım araştırmacıları, mimarlar, servis ve kullanıcı deneyimi tasarımcıları, iletişimcilerden oluşan; insanı tasarımlarının merkezine yerleştiren bir tasarım ve marka deneyimi ajansıdır. 100’den fazla yaratıcı akıldan oluşan ekip ile, 4 ülkede markaların kullanıcılarına yaşatmayı hedefledikleri deneyimlere ulaşmalarını sağlanıyor. İnsanların her gün kullandıkları servislere fiziksel ve dijital tüm temas noktalarını kapsayan bütüncül bir anlayış ile yaklaşıp, markalar ile kullanıcıları için hedefledikleri deneyimleri kurgulamalarını sağlıyor.

Markalar ve insanlar arasında bu güçlü bağı kurmak için fikirlerini yine insanlardan alan şirket, kullanıcının ihtiyaç ve isteklerini en iyi şekilde analiz ediyor. Marka hedeflerini de göz önünde bulundurarak tasarım stratejisini oluşturuyor. Kısacası, markaların insanlara iyi bir deneyim sunmasını sağlamak, marka ve kullanıcıları arasında güçlü ve sürekli bir bağ kurulmasını sağlamak, şirketin başlıca hedefleri arasında.

Hepsiburada E-ticaret zirvesi gerçekleşti

0

TechInside olarak, Hepsiburada’nın Trabzon’da düzenlediği etkinliğe katıldık ve etkinlik sonrasında, Hepsiburada Ticari Grup Başkanı Mutlu Erturan ile Hepsiburada E-ticaret zirvesi hakkında konuştuk!

Hepsiburada E-ticaret zirvesi gerçekleşti

Hepsiburada, Türkiye’nin 6 aylık internet alışveriş tercihlerini açıkladı. Hepsiburada’nın verilerine göre, 2018’in ilk 6 ayında en hızlı büyüyen kategori %269 ile sinema bileti ve film kategorisi olurken onu %130 ile ofis ve kırtasiye takip etti. 6 aylık dönemin sürprizi ise talepte %110 artış gösteren altın kategorisi oldu.

Trabzon’da gerçekleştirilen Hepsiburada E-ticaret Zirvesi’nde ilk kez açıklanan, 6 aylık trend raporuna göre, Türkiye’de internette en çok alışveriş yapılan saat 21.30 olurken, en çok tercih edilen gün Pazartesi oldu. İstanbul, İzmir, Ankara dışındaki 78 ilin toplam e-ticaret alışverişindeki payı %61’e ulaşırken, e-ticaret hacmini en hızlı büyüten ilk 3 il ise, sırasıyla %121 ile Gaziantep, %96 ile Kocaeli, %91 ile Denizli oldu. Trabzon ise %85 ile büyümede üst sıralarda yer aldı.

Her saniye 1 ürün satılıyor

2018 yılının ilk 6 ayında ortalama 80 milyonun üzerinde ziyarete ev sahipliği yapan Hepsiburada’da, saniyede 1 ürün satışı yapıldı. Her bir ziyaretin yaklaşık 5,5 dakika sürdüğü Hepsiburada’nın aynı dönemdeki ziyaret trafiğinin %76’sını mobil, %24’ünü de web kullanıcıları oluşturdu. Mobil kullanıcı sayılarındaki büyüklüğe dikkat çeken Hepsiburada Ticari Grup Başkanı Mutlu Erturan, “Türkiye’de mobil penetrasyon oranı %94.6. Bu da Türk tüketicilerinin cep telefonlarında giderek daha fazla zaman geçirdiği ve tüm ihtiyaçlarını oradan karşıladığının bir göstergesi. Müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini odak noktamıza koyup onların hayatını kolaylaştırma felsefesinden yola çıkarak biz de Hepsiburada mobil uygulamamızı her geçen gün geliştiriyor ve yeniliyoruz.

Trabzon’da e-ticaret seferberliği

Daha önce Adana, Bursa, Antalya, İzmir, Kayseri ve Gaziantep’te gerçekleştirilen Hepsiburada E-Ticaret Zirvesi’nin 7. durağı bu defa Trabzon oldu. Yıl sonuna kadar e-ticaret zirveleriyle şehir şehir dolaşarak 10.000’in üzerinde küçük-orta ölçekli yerel girişime ulaşmayı hedefleyen Hepsiburada, bu girişimiyle e-ticarete katılımı artırarak Türkiye ekonomisinin kalkınmasına destek oluyor. Trabzon’da faaliyet gösteren küçük-orta ölçekli girişimciler ve esnaflarla bir araya gelen Hepsiburada, gerçekleştirdiği e-ticaret zirvesinde Trabzon’un online alışveriş verilerini de açıkladı. Açıklanan verilere göre; 35-45 yaş grubunun daha fazla alışveriş yaptığı Trabzon’da en çok alışveriş yapan ilçe Ortahisar olurken onu Merkez, Akçaabat, Of, Yomra ve Sürmene ilçeleri takip ediyor.

E-ticaretin gücü ülke çapında büyüyor

Trabzonluların Hepsiburada’dan tercih ettiği ürünler incelendiğinde toz maskesi, priz, bebek ıslak mendili, bebek şampuanı, bebek bezi, şampuan, saç boyası, usb bellek, top ve egzersiz aletleri dikkat çekiyor. En çok yapı malzemeleri kategorisinden alışveriş yapan Trabzonluların bu tercihleri, ev ve işyeri bakımını kendilerinin üstlendiğini ortaya koyuyor. Yapı malzeme kategorisinin ardından ise en çok anne bebek, oyuncak ürünleriyle, sağlık güzellik, bilgisayar ve spor ürünleri öne çıkıyor.

Hepsiburada E-ticaret zirvesinden notlar

Hepsiburada Trabzon E-ticaret zirvesine katılarak, Hepsiburada’yla çalışmaya başladıktan sonra işlerini nasıl geliştirdiklerini anlatan “Hırdavatan” markasından Sinan Sezgin, “Şirketimizin kuruluşu 1946 yılına dayanıyor. E-ticaret ile tanışana kadar sadece çok sınırlı bir bölgede hizmet verebiliyorduk.  Her ne kadar bulunduğumuz il ve çevre illere hitap edebilsek de internetin ve online alışverişin artık hayatımızda vazgeçilemez noktaya ulaşması bizim gibi doğu şehirlerinden ticaret yapan firmaları büyük bir araştırma ve partner arayışı içini itti.

Hepsiburada ile tanışmadan önce bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar şehir ile ticaret yaparken, şimdi Türkiye’nin 81 iline ürün gönderen bir firma olduk. Artık tüm Türkiye ile rekabet ediyor ve rakiplerimizi de yakından takip etme şansına sahibiz. Hepsiburada’nın sunduğu disiplin ve stok titizliği, bizim de kendimizi bu konuda kendimizi geliştirmeye yardımcı oldu. Önceden sadece perakende mağazamız üzerinden satış yaparken, şu anda ise Hepsiburada üzerinden e-ticaret satışlarıyla ilgilenen 3 kişilik bir ekibimiz bulunuyor. Büyüyen bu pazar ve Hepsiburada’nın pazardaki liderliği sayesinde hem çalışan sayımızın, hem de ticaret hacmimizin gün geçtikçe artacağına eminim.” dedi.

Dualpazar markasıyla Hepsiburada Pazar Yeri iş ortaklarından Onur Çelik, “Dual Bilgisayar’ı 2009 yılında kurduk, ilk başlarda ağır bir zincir mağaza baskısı hissettik. Bu durum karşısında sürekli arayış ve çözüm üretme çabasındaydık. Arayışlarımızın sonucunda online satış tekniklerini uygulamaya başladık. Dualpazar fikrini de bu dönemlerde hayata geçirdik. Hepsiburada ile yolumuz kesiştikten sonra e-ticaret alanında çok daha başarılı işlere imza attık, zincir mağazalara karşı bizim de satış gücümüz olduğunu kanıtladık.

E-ticarete giriş yapmak ve yer edinmek isteyen firmalara önerim, yollarını mutlaka Hepsiburada ile kesiştirmeleri olur. Farklı pazar yerleri ve online satış platformları olsa da Hepsiburada’yı farklı kılan en önemli özellikleri, ürünlerin satın alınma aşamasından, alıcıya ulaşmasına, ulaştıktan sonra yaşanabilecek olumsuzluklara varıncaya kadar satıcı mağaza ile birebir iletişimde kalarak, son tüketiciyi profesyonelce yönlendirmeleridir. Satış ve kargo anlaşmaları gibi önemli noktalarda katkı sağlayıp, işimize daha çok odaklanabilmemiz noktasında bize yardımcı oluyorlar.” dedi.  

Spotify’ın ücretli aboneleri 8 milyon kişi arttı

0

Stream müzik servisi Spotify’ın ücretli abone sayısı son çeyrekte 8 milyon kişi artarak 83 milyon aboneye yükseldi.

Yatırımcıların gözdesi oldu

Bu hızlı yükselişle beraber Spotify’ın gelirlerinde önemli bir artış görülürken, yatırımcıların da Spotify’a ilgisi yeniden alevlendi.

Müzik servisindeki hızlı yükselişin nedenlerinden biri olarak, yeni hizmete giren “Aile aboneliği” gösteriliyor.

Kişisel aboneliklere göre, Aile aboneliği planı satın alan hesaplar, ücretli aboneliklerini kolayca iptal etmiyorlar ve çok daha uzun süre ücretli abone olarak kalmaya devam ediyorlar.

Facebook Avrupa’da her ay 1 milyon kullanıcı kaybediyor

0

Facebook’un dünya çapında 2 milyar, Avrupa’da da 376 milyon kullanıcısı bulunuyor. Ancak bu rakamlar yakında azalabilir mi?

Genel Veri Koruma Regülasyonu

Avrupa’da yürürlüğe giren ve Facebook’un da sistemine uyarlamak zorunda kaldığı General Data Protection Regulation (Genel Veri Koruma Regülasyonu) gereği Facebook kullanıcılarının karşılaştığı sıkı güvenlik ve kimlik doğrulama adımları, Avrupalı Facebook kullanıcılarını bezdirmiş gibi görünüyor.

Dev sosyal medya ağı bu yüzden Avrupa’da her ay 1 milyon kullanıcı kaybetmeye başladı. Sorunun bir kaynağı olarak da Facebook’un neden olduğu Cambridge Analytica skandalı gösteriliyor. 

 

PowerGhost madencisi kurumsal ağları tehdit ediyor

0

Kaspersky Lab araştırmacıları PowerGhost adlı yeni bir kripto para madencisini tespit etti.

Bu yeni madenci Latin Amerika başta olmak üzere birçok bölgede kurumsal ağları hedef alıyor. PowerGhost, siber suçluların gelir elde etmek amacıyla madencileri kullanma eğiliminin en son örneği oldu. Bu eğilim arttıkça kurumsal şirketler risk altında olmaya devam edecek. Madenciler suçluların ceplerini doldurmasını sağlarken, kurumsal şirketlerin bilgisayar ağlarını sabote edip yavaşlatarak tüm iş süreçlerine hasar veriyor.

Bilgisayarları sömürüyor

Kripto para madencileri siber güvenlik alanında en çok konuşulan konulardan biri haline geldi. Bu özel “madencilik” yazılımları kurbanların bilgisayarlarının ve mobil cihazlarının işlem gücünü kullanarak yeni para üretiyor. Zararlı madenciler ise bu işlemi diğer kullanıcıların üzerinden, onların bilgisayarlarının ve cihazlarının gücünü habersiz bir şekilde kullanarak gerçekleştiriyor. Kaspersky Lab’in geçmiş araştırmasında da gösterildiği gibi bu tehdit son dönemde büyük bir hızla artarak fidye yazılımlarını tahtından etti.Ancak, PowerGhost bu trende yeni bir boyut ekliyor. Kaspersky Lab araştırmacılarının daha önceden tahmin ettiği gibi, zararlı madenci geliştiricileri daha fazla para kazanmak için hedefli saldırılara yöneliyor.

PowerGhost, kurumsal ağlarda yayılarak hem iş istasyonlarını hem de sunucuları etkiliyor. Şimdiye kadar saldırının ana kurbanları Brezilya, Kolombiya, Hindistan ve Türkiye’deki kurumsal kullanıcılar oldu. PowerGhost kurumsal ağlara gizlice girebilmek için birçok dosyasız yöntem kullanıyor. Madenci kendi gövdesini doğrudan bir diskte saklamıyor, bu da tespit ve onarımı karmaşıklaştırıyor.

Madenci, makinelere çeşitli açıklar veya uzaktan yönetim araçları ile bulaşıyor. Bir makine bu tehditten etkilendiğinde, madencinin ana gövdesi indiriliyor ve sabit diskte saklanmadan çalışıyor. Bu gerçekleştiğinde siber suçlular, madencinin otomatik olarak güncellenmesini sağlayıp ağa yayıyorlar. Kripto para madenciliği süreci de böylece başlıyor.

Kaspersky Lab Zararlı Yazılım Analisti Vladas Bulavas, “PowerGhost’un madenci yüklemek amacıyla işletmeleri hedef alması kripto madencilik yazılımları hakkında yeni endişeler doğuruyor. İncelediğimiz madenci, yalnızca kullanıcıları hedef almanın artık yeterli gelmediğini ve siber suçluların dikkatlerini kurumsal şirketlere çevirdiğini gösteriyor.Bu da kripto para madenciliğini iş dünyası için bir tehdit haline getiriyor.” dedi.


Kaspersky Lab ürünleri bu tehdidi şu isimlerle tespit ediyor:

PDM:Trojan.Win32.Generic
PDM:Exploit.Win32.Generic
HEUR:Trojan.Win32.Generic
not-a-virus:HEUR:RiskTool.Win32.BitMiner.gen

Madenci bulaşması riskine karşı şunlar tavsiye ediliyor:

-Kullandığınız tüm cihazlardaki yazılımları güncelleyin. Madencilerin açıklardan yararlanmasını önlemek için, açıkları otomatik olarak tespit edebilen araçlar kullanın ve bunların yamalarını kurun.

-Sıra yönetim sistemi, POS cihazları ve hatta yiyecek/içecek makineleri gibi daha az hedef olabilecek noktaları bile göz ardı etmeyin. Bazı ekipmanlar da kripto para madenciliği için kullanılmak üzere ele geçirilebiliyor.

-Uygulama kontrolü, davranış tespiti ve açık engelleme bileşenlerine sahip olan, uygulamaların şüpheli faaliyetlerini izleyen ve zararlı dosyaların çalışmasını önleyen özel bir güvenlik çözümü kullanın. Kaspersky Endpoint Security for Business bu özellikleri bünyesinde barındırıyor.

-Kurumsal ortamınızı korumak için çalışanlarınızı ve BT ekiplerinizi eğitin, hassas verileri ayrı tutun ve erişimi kısıtlayın.

Coinbase, kripto parayla hediye kartı satmaya başlıyor

Ünlü kripto para borsası Coinbase, hediye kartı servisi WeGift ile işbirliğine gittiğini duyurdu.

Hİster hediye et, ister kendin kullan

Buna göre artık Coinbase kullanıcıları hesaplarında bulunan kripto paralarla WeGift üzerinden hediye kartları satın alabilecekler. 

Bu elektronik hediye kartları sayesinde, online mağazalardan ve çok geniş ürün yelpazesi için alışveriş yapmak, ödemeyi de hediye kartı ile yapmak mümkün.

Ayrıca, Nike, Uber, Google Play, Ticketmaster veTesco gibi dev markalar da WeGift’in hediye kartlarını kabul ediyorlar. Coinbase, hediye kartı satın alımlarından komisyon almayacak. 

Netaş Cihaz Parkuru kullanıma sunuldu

0

Netaş tüm sektörlerdeki yazılım geliştiriciler için sunduğu test hizmetlerinin kapsamını artırdı, mobil uygulamaların farklı cihazlarda test edilmesini sağlayan Cihaz Parkurunu (Device Farm) devreye aldı. Farklı platformlarda geliştirilen her tür mobil ve internet uygulamasının mümkün olan en yüksek sayıda cihaz üzerinde performans testlerini gerçekleştiren Netaş Test Merkezi, uygulamaların sistem ve güvenlik açıklarını da tespit ediyor. Netaş Cihaz Parkuru neler sunuyor?

Netaş Cihaz Parkuru kullanıma sunuldu

Yeni nesil bilgi ve iletişim teknolojileri alanında Türkiye’nin öncüsü Netaş, tüm sektörlere yönelik olarak yazılım geliştiriciler için sunduğu test hizmetlerinin kapsamını artırdı.

Mobil teknolojilerdeki hızlı gelişime paralel olarak ortaya çıkan yeni iş modelleri, ürünler ve hizmetlerle birlikte dünya genelinde mobil uygulamaların sayısı ve kullanımı da artıyor. 2017 yılı itibarıyla dünya genelinde kullanıcılar 178 milyar kez mobil uygulama indirirken, bu rakamın 2022 yılında 258 milyar adet seviyesinde yükselmesi bekleniyor. Bunun yanında, uygulama performans ve güvenliğinin hizmet kalitesini en çok belirlediği alanlardan biri olan e-ticaret Türkiye’de hızla gelişiyor. TÜBİSAD verilerine göre, Türkiye’de e-ticaretin hacmi 2017 yılı sonu itibarıyla, bir önceki yıla göre %37 büyüyerek 42,2 milyar TL seviyesine ulaştı. 2012 yılında %1,7 olan e-ticaretin toplam perakendedeki payı ise %4,1’e yükseldi. Gelişmiş ülkelerde bu oranın ortalama %9,8 seviyesinde olduğu göz önüne alındığında Türkiye e-ticaret pazarının büyüme potansiyelini koruduğu görülüyor.

E-uygulama ve e-ticaret yoğunluğunun arttığı günümüzde, en önemli gündem konularından olan siber güvenlik çerçevesinde, her tür yazılım, uygulama ve internet sitesinin güvenlik zafiyetlerinin tespit edilerek, zafiyetleri giderme yöntemlerinin belirlendiği Sızma Testleri (PenTest) Netaş Test Merkezi sunulan hizmetler arasında yer alıyor.Netas, ayrica Mobil ve internet uygulamalarının farklı cihazlarda test edilmesini sağlayan Cihaz Parkurunu (Device Farm) da devreye aldı. Netaş, genişleyen hizmet portföyüyle bankacılık, finans, telekom, sigortacılık ve e-ticaret sektörünün önde gelen kuruluşlarına hizmet vermeye başladı.

Mobil uygulamaları geliştirilirken en büyük zorluklardan biri uygulamanın mümkün olan en fazla cihazda test edilerek gerekli geliştirmelerin tespit edilmesidir. Sanal olarak kurulan cihazlar, gerçek cihazların uygulamaları çalıştırma performansını tam anlamıyla göstermemektedir. Dolayısıyla farklı marka ve modeldeki cihazlara fiziki olarak erişim sağlamak, farklı işletim sistemleri üzerinde test gerçekleştirmek uygulama veya internet sitesinin kalitesi bakımından büyük önem taşıyor. Ancak bu cihazları, kurumların bünyelerinde barındırması hem ciddi maliyet hem de stok yönetimi bakımından zaman kaybına neden oluyor.

Netaş Cihaz Parkuru ne gibi avantajlar sunuyor?

Netaş Test Merkezi bünyesindeki Cihaz Parkuru sayesinde, tüm platformlarda geliştirilen mobil ve internet uygulamaları yüzlerce farklı marka ve modeldeki cihaz üzerinde test edilerek gerekli geliştirmeler tespit ediliyor. Bunun yanında, farklı diller için kullanıcı deneyimi testleri yapılarak mobil uygulamaların kalitesi tanımlanıyor. Buna bağlı olarak da müşteri memnuniyetini yükseltmek için gerekli adımlar belirleniyor.

Netaş Test Merkezi ve yeni kurulan ‘Device Farm’ hakkında bilgi veren Netaş Test ve Yönetilen Hizmetler Direktörü Hasan Kaya, “Günümüzde tüm kurumların en az bir internet sitesi, bunun yanında giderek artan sayıda kurumun mobil uygulamaları bulunuyor. E-ticaret’in toplam perakende pazarındaki payı giderek artıyor. Verdiğimiz test hizmetleriyle, kurumların test ekipman ve personeli yatırımı yapmalarına gerek olmadan, ürün ve hizmet kalitelerini artırmalarını sağlıyoruz,” açıklamasını yaptı.

Kaya, “Dünya ölçeğindeki 120’den fazla teknoloji ortağımız ve yeni nesil teknolojilerin farklı alanlarında uzmanlaşmış 800’den fazla mühendisimizin sağladığı ArGe gücümüzle Türkiye’nin lider sistem entegratörüyüz. Bu sayede, müşterilerimize hem kendi geliştirdiğimiz, hem de dünya lideri iş ortaklarımızın çözümlerini en etkin şekilde ve optimal maliyetlerle sunma kabiliyetine sahibiz,” dedi.

Apple, Qualcomm çiplerini kullanmayı bırakıyor

0

Apple ve Qualcomm arasındaki kavga sonunda Intel’in işine yaradı.

Haksız rekabet

Qualcomm’ı tekelcilikle suçlayan ve telefon bileşenlerini satarken üreticileri haksız rekabet anlaşmalarına imza atmaya zorladığını iddia eden Apple, sonunda iPhone ve iPad ürünlerinde Qualcomm işlemcilerini ve diğer bileşenleri kullanmayı bırakıyor. 

Qualcomm tarafından hissedarlarına yapılan açıklamada da Apple ile çalışmayı bıraktıkları vurgulanırken, ünlü telefon üreticisinin artık rakip işlemci üreticileriyle çalışma kararı aldığının altı çizildi. Şirketin rakip olarak belirttiği firmanın Intel olduğu biliniyor.

Türkiye’de 6 ayda 370.477 kötü amaçlı yazılım saldırısı oldu

1

Ağ güvenliği çözümlerinde lider olan WatchGuard’ın yılın ilk yarısı için hazırladığı rapora göre Türkiye’de ilk 6 ayda 370.477 adet kötü amaçlı yazılım saldırısı gerçekleşti ve bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre %58 artış anlamı geliyor. Gizli kripto para madenciliği yazılımları siber saldırganların Türkiye’deki hedefleri için de sıkça başvurdukları bir yöntem olmaya başlarken, ağ saldırıları ise 2017’nin aynı dönemi ile kıyaslandığında 5 kat artarak endişe yaratıyor. WatchGuard Türkiye Satış Mühendisi Alper Onarangil, Türkiye’yi hedef alan saldırı çeşitlerini değerlendirerek önerilerde bulundu.

Ağ güvenliği çözümlerinde lider olan WatchGuard, Türkiye’yi 2018’in ilk yarısında etkisi altına alan siber saldırılarla ilgili önemli istatistikleri açıkladı. WatchGuard tehdit laboratuvarından elde edilen verilere göre, Ocak ve Haziran ayları arasında Türkiye’de karşılaşılan kötü amaçlı yazılım saldırılarında 2017’nin aynı dönemine göre %58 artış bulunuyor. Kötü amaçlı yazılımların sayısı her geçen gün çeşitlenerek artarken bu yazılımların en popüleri, gizli kripto para madenciliği olarak karşımıza çıkıyor.

Rapora göre gizli kripto para madenciliği yazılımları siber saldırganların Türkiye’deki hedefleri için de sıkça başvurdukları bir yöntem olmaya başlarken, ağ saldırıları ise 2017’nin aynı dönemi ile kıyaslandığında 5 kat artarak endişe yaratıyor.

Toplam 370 binden fazla kötü amaçlı yazılım saldırısı engellendi. WatchGuard’ın UTM cihazı Firebox’lar, yılın ilk yarısında 370.477 adet kötü amaçlı yazılımı tespit edip engelledi. Bu sayı, 2017’nin ilk yarısında karşılaşılan 233.120 kötü amaçlı yazılıma göre %58 artış anlamına geliyor.

Sıfırıncı gün saldırıları yine başı çekiyor. Türkiye’yi en çok etkileyen kötü amaçlı yazılım saldırılarının başında %42 ile sıfırıncı gün (zero-day) saldırıları yer alıyor. Kullanıcıların gelişmiş düzeyde bir güvenlik koruması yoksa, geleneksel imza tabanlı antivirüs çözümleriyle bu saldırıların yaklaşık yarısına karşı savunmasız durumda kalınabiliyor. Bu nedenle sıfırıncı gün ataklarına karşı davranış analizi yapabilen ve makine öğrenmesi gibi yeni teknolojileri kullanabilen güvenlik cihazları ve yazılımlarının kullanılması gerekiyor.

Cryptojacking, Türkiye’yi en çok etkileyen saldırılar arasında! Özellikle geçen yılın son döneminde hızla yükselişe geçerek birçok kişinin ilgisini çeken kripto para birimleri kötü amaçlı saldırganları da harekete geçiriyor. Geçen senenin yaygın siber tehlikesi olan fidye yazılımları yerini yavaş yavaş cryptojackinge bırakıyor. 2018’in ilk yarısındaki en zararlı 10 yazılım listesinde gizli kripto para madenciliği yapan 5 farklı kötü amaçlı yazılım bulunuyor. Saldırganlar maalesef işlemlerini iz bırakmadan gerçekleştirebilecekleri kripto para birimlerini kolayca kullanabildiğinden bu saldırı şeklini çok cazip buluyor. Bu nedenle cryptojacking saldırıları, Temmuz 2017’den beri gitgide yaygınlaşıyor.

Gizlice Yapılan Kripto Para Madenciliğini Engellemenin 5 Yolu

Siber saldırganlar, başkalarının bilgisayarları üzerinden kripto para kazanmayı iki şekilde gerçekleştiriyor. İlkinde, oltalama adı verilen kimlik avı tekniğiyle kurbanlar, içinde şifreleme komut dosyasının bulunduğu bir bağlantıyı tıklamaya yönlendiriliyor. Dosya bilgisayara yerleştikten sonra kodu çalıştırıyor ve kurbanın bilgisi olmadan cihaz kripto para madenciliği için kullanılmaya başlıyor. Diğer yöntemde ise çeşitli web sitelerine virüslü reklamlar ekleniyor ve kullanıcı tarayıcısında bu reklamları açtığında cihazına komut dosyası yükleniyor. Bahsedilen komut dosyaları, bilgisayarlara veya kullanıcıların verilerine zarar vermiyor ancak cihazların işlemci güçlerini kullanarak daha yavaş bilgisayar performansı ve sistemlerin cevap verememesi gibi pek çok sorun yaratıyor.

Ağ güvenliği çözümlerinde lider olan WatchGuard’ın Türkiye Satış Mühendisi Alper Onarangil, gizli kripto para madenciliğini engellemenin 5 yolunu sıralıyor.


1. Kimlik avı saldırılarına karşı kullanıcılarınızı veya şirket çalışanlarınızı mutlaka eğitin.

2. İstemcilerinizi hedef alabilecek gizli kripto para madenciliğini engellemek için sisteminizde bir antivirüs yazılımının yüklü olduğuna ve güncellemelerinin yapıldığına emin olun.

3. Güvenlik duvarınızın uygulama kontrolü, web filtresi ve antivirüs servisi özelliklerinin hepsini gözden geçirin ve güncellemeleri bu kısımlarda da takip edin.

4. Özellikle reklam botları veya web sayfaları üzerinden yapılacak olan saldırılar için güvenlik duvarınızda HTTPS içerik denetimi özelliğini aktif tutun.

5. Sunucularınızın ve istemcilerinizin işlemci kullanımını gözlemleyin ve kullanıcılarınızdan gelen, bilgisayarlarının yavaş çalıştığına yönelik şikayetleri dikkate alın. Bir işlemcinin gereğinden fazla kullanıldığını tespit etmeniz durumunda mutlaka güncel ve güvenilir antivirüs yazılımı ile bu cihazları tarayın.

Facebook, Watch Party özelliğini duyurdu

0

Facebook, bir süredir test ettiği ve Facebook gruplarındaki insanların hep birlikte gerçek zamanlı olarak video izlemelerine olanak sağlayan özelliği Watch Party’i tüm dünyada başlattığını duyurdu.

Uzakta ama yan yana gibi

Artık, bir Watch Party başlatıldığında katılımcılar canlı ya da önceden kaydedilmiş bir videoyu izlerken aynı zamanda yeni bağlantılar kurabilecek, sohbet başlatabilecek, kısacası birbirleriyle iletişim de kurabilecek.

Watch Party’i test etme aşamasında bu özelliği kullanan gruplardan da oldukça olumlu geri bildirimler alan Facebook, bu özelliğin büyüklü küçüklü birçok grubun liderleri tarafından yemek yapma ya da zanaatkarlık gibi hobilerle ilgili soru-cevap videoları düzenlemek, bir videonun sahne arkası görüntülerini paylaşmak, ev tadilatı, dekorasyon veya makyajla ilgili ipucu ve tüyolar paylaşmak, bir egzersiz tekniği ya da müzikal beceri gibi yeni bir şey öğrenmek ve Watch Party’e katılmaları için özel konuklar çağırmak gibi farklı şekillerde kullanıldığını gördü. Bunun yanı sıra, testler Watch Party’nin etkileşimi artırmak isteyen küçük topluluklar için de yararlı olabileceğini gösterdi.

Watch Party’nin birbirine fiziksel olarak uzak olan yakın arkadaşlar arasında bir köprü görevi görmekten ailece ya da arkadaşlarla keyifli vakit geçirmeye sınırsız imkanlar sunduğunu gören Facebook, yaptığı testlerle ilgili topluluklardan aldığı geribildirimlerin ışığında, bugün iki yeni özellik duyurdu:

-Watch Party’i başlatan kişinin devam eden bir Watch Party’e videolar ekleyerek partiyi devam ettirecek başka kişiler atamasını sağlayan Co-hosting özelliği

-Watch Party’e katılan kişilere Watch Party’i başlatan kişiye eklemesi için videolar önerme imkanı sunan Crowdsourcing özelliği.

Araç paylaşım uygulamalarındaki güvenlik açıklarına dikkat

0

Kaspersky Lab araştırmacıları Rusya, ABD ve Avrupa’da dahil olmak üzere tüm dünyadan 13 adet araç paylaşım uygulamasının güvenliğini inceledi. Uzmanlar uygulamaların tümünde, suçluların paylaşılan arabaların kontrolünü gizlice veya başka bir kullanıcının görünümünde ele almasına imkan tanıyan bir dizi güvenlik sorunu tespit etti. Uygulama üzerinden erişim sağlayan bir suçlu, aracı veya bilgilerini çalmaktan zarar vermeye ve kötü amaçla kullanıma kadar istediği her şeyi yapabiliyor.

Uygulamalar hayatımızı kolaylaştırmak ve çeşitli işleri daha rahat yapmamızı sağlamak için tasarlanıyor. Bu kavram, ‘paylaşım’ uygulamalarıyla bir adım ileri taşındı. Bu uygulamalar, yemek siparişinden taksi ve araba paylaşımına kadar birçok alanda hizmeti daha uygun maliyetli bir şekilde almamızı sağlıyor. Araç paylaşım uygulamaları düşük gelirli kişilere, araba sahibi olma ve bakım maliyetlerini karşılama imkanı sunsa da beraberinde hem üreticiler hem de kullanıcılar için yeni güvenlik riskleri getiriyor.

Sorunun boyutunu belirlemek isteyen Kaspersky Lab araştırmacıları, farklı pazarlarda önde gelen üreticiler tarafından geliştirilen ve Google Play istatistiklerine göre 1 milyondan fazla kez indirilen 13 araç paylaşım uygulamasını test etti. Araştırmada incelenen uygulamaların her birinde çok sayıda güvenlik sorunu tespit edildi. Araştırmacılar ayrıca, kötü niyetli kullanıcıların çalıntı hesaplarla araç paylaşım uygulamaları üzerinden uzun süredir gelir elde ettiğini de buldu.

Tespit edilen güvenlik açıkları arasında şunlar yer alıyor:

Ortadaki adam saldırılarına karşı hiçbir güvenlik önlemi yok. Böylece, bir kullanıcı yasal siteye girdiğini düşünse de aslında trafik saldırganın sitesine yönlendiriliyor. Saldırganlar bu şekilde kurbanın girdiği kişisel verileri (giriş, parola, PIN, vs.) toplayabiliyor.

Uygulamanın tersine mühendisliğe karşı hiçbir savunması yok. Sonuç olarak, suçlular uygulamanın nasıl çalıştığını anlayıp sunucu altyapısına erişim imkanı sunacak açıklar bulabiliyor.

Root tespit yöntemleri kullanılmıyor. Root yetkilerine sahip kötü niyetli kullanıcılar neredeyse sınırsız olanağa sahip oluyor, bu da uygulamayı savunmasız bırakıyor.

Uygulama örtme yöntemlerine karşı koruma bulunmuyor. Bu sayede, kullanıcıların karşısına zararlı uygulamaların kimlik avı pencereleri çıkabiliyor ve kişisel bilgiler çalınabiliyor.

Uygulamaların yalnızca yarısından azı kullanıcılardan güçlü parola talep ediyor. Bu da suçluların kurbanlara basit kaba kuvvet yöntemiyle saldırabilmesine olanak tanıyor.

Açıklardan başarılı şekilde yararlanan bir saldırgan, arabaları ücretsiz kullanmak ve kullanıcıları gizlice izlemekten arabaları ve bilgilerini çalmaya kadar birçok kötü amaç için kontrolü fark edilmeden eline alabiliyor. Hatta kullanıcıların kişisel verilerini çalıp, para kazanmak için karaborsada satmak gibi daha ciddi durumlar da yaşanabiliyor. Suçlular bu şekilde, başkalarının kimliğiyle yola çıkıp yasa dışı ve tehlikeli faaliyetlerde bulunabiliyor.

Kaspersky Lab Güvenlik Uzmanı Victor Chebyshev, “Araştırmamız gösterdi ki araç paylaşım uygulamaları mevcut halleriyle zararlı saldırılara karşı koymaya hazır değil. Henüz araç paylaşım servislerine yönelik gelişmiş bir saldırı tespit etmesek de siber suçlular bu tür uygulamaların değerinin farkında. Karaborsadaki mevcut teklifler de geliştiricilerin açıkları kapatmak için çok vakti olmadığını gösteriyor.” dedi.

Kaspersky Lab araştırmacıları, araç paylaşım uygulamalarını kullananların, arabalarını ve gizli verilerini olası siber saldırılardan korumaları için şunları tavsiye ediyor:

-Android cihazınıza root yapmayın. Bu işlem zararlı uygulamalara neredeyse sınırsız imkan tanır.
-Yazılımdaki açıkları ve saldırı riskini azaltmak için işletim sisteminizin en güncel sürümünü kullanın.
-Cihazınızı siber saldırılardan korumak için tanınmış bir güvenlik çözümü kurun.

Tron, BitTorrent’i satın aldı

Kripto para şirketi Tron, uçtan uca dosya paylaşım servisi BitTorrent’i satın aldığını duyurdu.

BitTorrent ve kripto para?

BitTorrent için 126 mliyon dolar ödediği vurgulanan Tron’un ünlü dosya paylaşım servisi sayesinde kendi kripto para birimini dünyanın en yaygın merkezi olmayan dijital para birimine dönüştürmeyi planladığının altı çiziliyor.

Yine de ne Tron ne de BitTorrent yetkilileri şimdilik BitTorrent uygulaması ile kripto para madenciliği yapmak veya BitTorrent üzerinden kirpto para işlemlerine destek olmak gibi bir planları olmadıklarının altını çiziyorlar.

Peki Tron BitTorrent ile ne yapacak? Şirket bunu resmen açıklayana kadar belirsizlik devam edecek gibi görünüyor.

Ford otonom araçlar için planını açıkladı

Ford otonom araçlar için 2023 yılını hedef alan planını açıkladı. yeni planlamaya göre, Ford otonom araçlar için 4 milyar dolar harcayacak.

Ford otonom araçlara 4 milyar dolar ayıracak

Otomobil devleri, otonom araçlar için kıyasıya rekabet halindeler. VW, Ford gibi zaten sektörün geçmişten bu yana var olan şirketlerinin yanı sıra, Waymo ve Apple gibi firmalar da bu alanda lider olma yarışındalar. Dolayısıyla bu alanda ciddi yatırımların yapılması gerekiyor. Ford, 2023 yılına kadar bu alandaki harcamasını, 4 milyar dolar olarak belirledi. Yapılacak bu harcamanın 1 milyar dolarının otonom araç sektöründeki bir startup’a yapılacağı belirtiliyor.

Ford CEO’su Jim Hackett, teknolojinin geliştirilmesinden iş modelinin inovasyonuna ve kullanıcı deneyimine kadar, değer zincirinde ilerleme kaydettiklerini söyledi. Şimdi ise fırsatları daha iyi değerlendirebilmek için ekip oluşturduklarını belirtti.

Ayrıca Ford, mobilite ekibi için Corktown kampüsünde, 2022 yılına kadar 2.500 Ford çalışanı istihdam etmeyi planlıyor.

E-spor turnuvaları, kripto paralar, kameralar ve yazıcılar saldırganların hedefinde

0

Kaspersky Lab, 2018’in ikinci çeyreğinde gerçekleşen botnet destekli DDoS saldırıları hakkındaki raporunu yayınladı. Uzmanlar, son üç ay içinde siber suçluların eski açıklardan yararlanarak DDoS saldırıları için kameraları ve yazıcıları kullandığını ve kurbanların sayısını artırıp kripto para birimleriyle gelir elde ettiğini gözlemledi.

2018’in ikinci çeyreğinde DDoS botnet’leri 74 ülkedeki çevrimiçi kaynaklara saldırdı. DDoS istihbarat raporları tarihinde ilk kez, Hong Kong en çok saldırılan ilk üç ülke arasında yer aldı. İkinci sıraya yerleşen Hong Kong’un payı beş kat artarak botnet destekli tüm DDoS saldırılarının %17’sini oluşturdu. İlk sırada Çin yer alırken, üçüncü sıra ABD’nin oldu. Güney Kore’nin ise dördüncü sıraya düştüğü görüldü. Hong Kong’ta en çok saldırıya uğrayan kaynaklar arasında hosting servisleri ve bulut bilişim platformları yer aldı. İlginç bir şekilde, ikinci çeyrekte en fazla aktif komut ve kontrol sunucusuna ev sahipliği yapan ilk 10 ülke listesinde Hong Kong yerini Vietnam’a bıraktı. ABD ise rapor döneminde aktif olan tüm botnet komut ve kontrol sunucularının neredeyse yarısını (%45) barındırarak bu alanda lider oldu.

Windows tabanlı DDoS botnet faaliyetlerinin yaklaşık 7 kat azaldığı belirlendi. Öte yandan, Linux tabanlı botnet’lerde %25 artış gözlendi. Bunun sonucunda, Linux botları bu çeyrekte düzenlenen tüm DDoS saldırılarının %95’ini oluşturdu. Ayrıca SYN flood saldırılarının oranı da %57’den %80’e çıktı.

Rapor döneminde siber suçluların, saldırılarında geçmişte kullandıkları bazı çok eski açıklardan yararlandıkları görüldü. Örneğin, uzmanlar Universal Plug-and-Play protokolünde 2001’den beri bilinen bir açıktan yararlanan DDoS saldırıları raporladı. Kaspersky DDoS Koruma ekibi ise CHARGEN protokolündeki, geçmişi 1983’e kadar uzanan bir açıktan yararlanılan saldırı gözlemledi. Hizmet süresinin uzunluğu ve protokolün sınırlı kullanım alanına rağmen internette halen çok sayıda açık CHARGEN sunucusu bulunabiliyor. Bunlar genellikle yazıcılar ve fotokopi makineleri için kullanılıyor.

Ancak, eski tekniklerin kullanımı siber suçluların yeni botnet’ler oluşturmasına da engel değil. Örneğin, Japonya’da 50.000 adet video gözetim kamerası DDoS saldırıları gerçekleştirmek için kullanıldı.

DDoS saldırılarından gelir etmenin en popüler yolu ise kripto para birimlerini ve para alım satım sistemlerini hedef almak. Bunun en tipik örneklerinden biri Verge adlı kripto para birimi için gerçekleşti. Saldırganlar madencilik havuzlarını hedef alarak yarattıkları karmaşada 35 milyon XVG çalmayı başardı.

Oyun platformları da özellikle e-spor turnuvaları sırasında saldırıya uğramaya devam ediyor. Ayrıca, Kaspersky Lab’e göre DDoS saldırıları yalnızca oyun sunucularını etkilemekle kalmıyor (bu saldırılar genellikle turnuvanın devam edebilmesi için fidye talep etmek için gerçekleştiriliyor), aynı zamanda kendi platformlarından bağlanan oyuncuları da etkiliyor. Bir takımın en önemli oyuncularına yönelik organize bir saldırı, maçın kaybedilmesine ve turnuvadan elenmeye yol açabiliyor. Siber suçlular gelir elde etmek için benzer taktikleri, oyunları canlı yayınlayan yayıncılar üzerinde de uyguluyor. Bu alanda rekabet çok yoğun. Siber suçlular da DDoS saldırılarını kullanarak yayınları engelleyebiliyor ve yayıncının gelirini azaltıyor.

Dünya perakende sektöründe 100 milyar dolarlık hırsızlık yaşanıyor

1

Tyco Retail Solutions’ın dünya perakende sektörünün yüzde 80’ini temsil eden işletmelerle yaptığı çalışma, sektörün mağaza içindeki kayıplar sebebiyle üstlenmek zorunda kaldığı maliyetin büyüklüğünü ortaya koydu.

Mağazalarda kötü niyetli kişiler sebebi ile yaşanan kayıplar perakende sektörü için büyük ölçekli zararlara yol açıyor. Sensormatic’in ile küresel çapta en büyük iş ortakları arasında bulunan Tyco Retail Solutions firması tarafından yaptırılan “Sensormatic Küresel Perakende Sektörü Kayıp Endeksi” isimli araştırma, perakende sektörünün karşılaştığı tabloyu net bir şekilde ortaya koydu.

PlanetRetail RNG şirketine yaptırılan araştırma, bu konuda yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olma niteliği taşıyor. 14 farklı ülkede, tüm perakende sektörünün yüzde 80’ini oluşturan işletmelerle yapılan görüşmeler sonucu hazırlanan rapora göre kayıpların sektöre maliyeti 100 milyar USD seviyesine ulaşıyor. Araştırmaya katılan işletmelerin 2016 – 2017 döneminde yaklaşık 230 bin mağazaya sahip olması ve toplamda 1,5 trilyon USD’nin üzerindeki ciroları sonuçların doğruluğunu gösteren önemli bir detay olarak karşımıza çıkıyor.

En yüksek kayıp ABD’de, Avrupa ikinci sırada

Raporun detaylarına bakıldığında en yüksek kayıp oranının yüzde 1,85 ile ABD’de olduğu görülüyor. Avrupa 1,83 ile ikinci sırada yer alırken, Güney Amerika 1,81, Asya Pasifik bölgesi ise yüzde 1,75’lik oranlar ile sıralanıyor.

Rapor, aynı zamanda ürünlere alarm etiketi uygulama oranlarına dair veriler de içeriyor. Avrupa’da kaynakta yani ürünlerin üretim aşamasında etiketlenme oranı yüzde 32,42; mağazada etiketleme oranı ise yüzde 35,33 seviyesinde. Global oranlara bakıldığındaysa kaynakta etiketleme yüzde 31,97; mağazada etiketleme ise yüzde 34,40 seviyesinde. Hem Avrupa hem de global ölçekte satılan ürünlerin yüzde 30’dan fazlasının etiketsiz olduğu görülüyor.

En yüksek kayıp tekstil ve aksesuar mağazalarında

Sensormatic Küresel Perakende Sektörü Kayıp Endeksi’ne göre tekstil ve aksesuar mağazaları en yüksek kaybın yaşandığı yerler. Bu alanlarda kayıp yüzde 1,98 seviyesinde. Departmanlı mağazalar, tüketici elektroniği ve yerel zincir marketlerde kayıp oranları yüzde 1,84 ile 1,79 arasında değişiyor. En düşük kayıp ise yüzde 1,73 ile hipermarketler.

Kayıplarda çalışan faktörü önemli bir yer tutuyor

Rapora göre mağazalarda yaşanan ürün kaybının dört önemli sebebi bulunuyor. İlk sırayı yüzde 34,34 ile dış hırsızlık alıyor. Tedarikçilerin neden olduğu kayıplar yüzde 24,28 ile ikinci sırada yer alırken, çalışan kaynaklı kayıplar yüzde 22,95’lik paya sahip. Yönetim kaynaklı sebepler ise yüzde 18,43 ile dördüncü sırada.

Oranda İtalya, değerde ABD en fazla kaybın yaşandığı ülkeler

Ülkeler bazındaki duruma bakıldığındaysa kayıp oranı ve kayıp değeri olarak iki farklı sıralama bulunuyor. Kayıp oranlarında en yüksek payı yüzde 2,32 ile İtalya alıyor. Hindistan ve Fransa ise küçük farklarla bu ülkeyi takip ediyor. Kayıp değeri açısından bakıldığındaysa ABD 42 milyar USD’nin üzerinde bir tutarla açık farkla ilk sırada bulunuyor. Çin 13,5 milyar USD ile ikinciliği, İngiltere ise yaklaşık 7,5 milyar USD ile Çin’i izliyor. İngiltere aynı zamanda en fazla kaybın yaşandığı Avrupa ülkesi. İtalya yüzde 2,32 ile en yüksek kayıp oranına sahipken Almanya ise yüzde 1,43 ile en düşük oranla bu alanın en başarılı ülkesi unvanını taşıyor.

Avrupa’da en yüksek risk marketlerde

Avrupa perakende pazarındaki duruma ait detaylara bakıldığında indirim marketleri yüzde 2,24, istasyon marketleri yüzde 2,05, toptan marketler ise yüzde 2,01 ile en fazla kaybın yaşandığı mekanlar. Yine Avrupa özelindeki kayıp oranlarına bakıldığında en önemli sebep yüzde 38,02 ile dış hırsızlık. Tedarikçiler ve çalışan kaynaklı kayıpların her ikisi de yüzde 22’lik payla sıralanıyor. Yönetim kaynaklı sebeplerin yüzde 17’lik paya sahip olması ise dikkat çekici bir istatistik olarak göze çarpıyor.

Marketlerin bu durumu toplam kayıp içindeki payda da kendini gösteriyor. Rapordaki verilere göre global ölçekte hipermarket ve süpermarketlerde yaşanan kayıp 24 milyar doların üzerinde.

Şirketler tüketici verilerini analiz edemiyor

0

Gemalto’nun en son araştırması, şirketlerin %65’inin tüketici verilerini analiz edemediğini veya doğru sınıflandıramadığını ortaya çıkarıyor. 1050 IT uzmanının katıldığı araştırmaya göre katılımcıların %89’u veri analizinin önemini savunuyor ancak şirketlerin çok azı böyle bir analiz yeteneğine sahip. Bilişim güvenliği alanındaki dağıtım ve çözümleriyle pazarda lider konumda bulunan Komtera Teknoloji’nin güvenlik uzmanları, doğru veri analizi yapılmadığında verinin değerinin anlaşılamayacağı uyarısında bulunurken bu durumun olası veri sızıntılarına davetiye çıkaracağını vurguluyor.

Veri güvenliği araştırması

Gemalto’nun dünya genelindeki 1050 IT uzmanının katılımıyla gerçekleştirdiği veri güvenliği araştırmasına göre katılımcıların %89’u tüketici verilerini analiz edebilmenin onları rakiplerinden öne geçireceğini düşünse de, şirketlerin %65’i bu verileri doğru analiz edemiyor. Çalışanların neredeyse yarısı hassas verilerin nerede depolandığından habersiz durumdayken, %68’i de şirketlerinin veri güvenliği kanunlarına tam uymadığını itiraf ediyor. 

Gemalto’nun global araştırmasının sonuçlarına göre, Avustralya’daki şirketlerin sadece %47’si, Hindistan’daki şirketlerin ise %55’i topladığı tüketici verileri analiz etme yeteneğine sahip. Her 10 uluslararası şirketten 9’u tüketici verilerini analiz etmenin onları rekabette öne geçireceğini savunurken İngiltere’deki IT uzmanlarının sadece %19’u şirketlerinin böyle bir analiz becerisine sahip olduğunu düşünüyor. 

Sızıntılara Karşı Verilerin Güvende Olduğuna Dair İnanç Düşük

Araştırmaya göre IT uzmanlarının yarısına yakını, ağ güvenliğinin yetkisiz kullanıcıları şirket ağından uzak tutmak için etkili olduğunu düşünüyor. Buna rağmen katılımcıların %68’i, yetkisiz kullanıcıların kurumsal ağlarına kolayca bağlanabileceğini düşünüyor. Bu oran, Avustralya merkezli şirketlerde %84 ile en yüksek durumdayken, İngiltere merkezli şirketlerde %46’ya düşüyor. Veri güvenliği konusunda en endişeli olan grubu ise İngiliz şirketler oluşturuyor, zira sadece %24’ü şirketlerine bu konuda güvendiğini belirtiyor. Diğer yandan bu konuda en yüksek orana %65 ile yine Avustralya sahip.

Çalışanlar, Yasalara Uyumun Kritik Olduğunu Düşünüyor

Araştırmaya göre, veri sızıntılarına dair bilinç, veri koruma kanunlarıyla artmaya başladı. Katılımcıların %90’ı şirketlerinin veri koruma kanunlarıyla uyumlu çalışmasını önemli buluyor ve bu durum veri güvenliği anlayışının geliştiğine işaret ediyor. 

Coinbase reklamları için yasak kalktı!

Coinbase reklamları, internet sektörünün dev şirketleri tarafından yasaklanmıştı. Ancak şirketler, Coinbase reklamları için uyguladığı politikayı değiştirmeye başladı.

Google Coinbase reklamları için erişim izni verdi

Google geçtiğimiz aylarda, kripto paraların karşısında duran bir tutum sergileyerek, yatırım tavsiyesi ve ICO cüzdanı içeren bir yasak uygulamaya başlamıştı. Bu kapsamda kripto para borsası olan Coinbase’in reklamlarına yasak getirilmiş. Bu yasak, Facebook tarafından uygulanmaya başlamıştı.

Ancak çok süre geçmeden, bu yasak Facebook tarafından kaldırıldı ve reklamlara izin verildi. Geçtiğimiz günlerde ise Google da bu reklam yasağını kaldırarak, kripto para piyasasını destekleyen bir tutum sergiledi.

Google’ın ilk başta bu yasağı uygulamasının arkasındaki neden olarak ise hizmet ve güvenlik politikasından kaynaklandığı düşünülüyor. Buna göre Google; kullanıcıların kendilerine zarar verecek her türlü finansal ürün veya hizmetten korunması hedefliyor. Aldatıcı içeriklerle kullanıcı güvenliğini sağlamak isteyen şirket, bu nedenle Coinbase’e de temkinli yaklaşmış olabilir.

Ayrıca Google, geçtiğimiz günlerde kripto para birimleri değerlerini arama motoru üzerinden gösteren yeni özelliğini de aktif etti.