Microsoft müzik servisini kapatıyor

0

Microsoft, abonelik servisi ile çalışan müzik servisi Groove Music’i kapatacağını açıkladı. Mevcut Groove abonelerinin ise Spotify ile yollarına devam etmesi mümkün olacak.

Microsfot uygulamayı 2018’e kadar desteklemeyi sürdürecek. ancak 1 Ocak’tan itibaren uygulamanın online müzik dinleme özelliği devre dışı kalacak. Kullanıcıalr Groove Music üzerinden sadece cihazlarında kayıtlı olan kendi şarkılarını dinlemeye devam edebilecekler. 

Abonelikleri devam edenler ise Spotify üzerinden aboneliğine devam edebilecek. Ayrıca kullanıcıların şarkı listeleri de aynen Spotify’a aktarılacak. Microsoft Spotify’ı kullanmak istemeyenler için ayrıca Amazon Music Pass uygulamasına da geçiş verecek. 

GM 20 yeni elektrikli otomobil modeli üretecek

0

Elektrikli otomobillere gösterilen yoğun ilgi, üreticilerin de elektrikli araçlara odaklanmasını sağlıyor.

Otomobil üreticisi General Motors, 2023 yılına kadar geçecek 5 yıl içinde, 20 yeni elektrikli otomobil modelini satışa sunacağını duyurdu. Dev firma, önümüzdeki 18 ay içinde ise iki yeni modelini basına tanıtacak.

GM’in Global Geliştirme Başkan Yardımcısı Mark Reuss’ın yaptığı açıklamaya göre, GM gelecekte sadece elektrikli otomobillere odaklanmayı planlıyor. Reuss, Aralık 2016’da piyasaya çıkan elektrikli Chevy Bolt modelinden çok şey öğrendiklerini ve bu deneyimle yeni modeller geliştirmeye başladıklarını da vurguladı.

Şirket ayrıca, SURUS (Silent Utility Rover Universal Superstructure) isminde yeni bir 4 çeker bir truck tanıttı. Yeni truck elektrikli motorla ağır yükleri taşımak isteyenlere hitap ediyor ve yakıt hücresi teknolojisi kullanıyor. Aracın fiyatı veya yakıt hücrelerinin nasıl doldurulabileceğine dair bilgiler ise henüz açıklanmadı.

Zuckerberg Facebook’u kurduğuna pişman mı?

0

Facebook’un dünyanın gidişatını değiştiren çok önemli bir mecra olduğunu kabul etmek gerek. Öyle ki gelecek yüzyıllarda tarihi Facebook’tan Önce ve Facebook’tan Sonra diye tanımlamak bile mümkün olabilir. Sadece insanların internete ve sosyal ağlara olan ilgisini değil, dijital pazarlamayı, siyaseti, toplumsal olayları, politikacıları bile değiştiren bu sosyal medya servisinin kurucusu Zuckerberg ise şimdi  günah çıkartmasıyla gündemde.

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, Yahudi bayramı Yom Kippur nedeniyle Facebook’ta yayınladığı paylaşımda, Facebook’un toplum üzerindeki negatif etkileri nedeniyle çok pişman olduğunu belirtti. Facebook’un toplumları birleştirmesini beklediğini belirten Zuckerberg, işlerin pek beklediği gibi gitmediğini de itiraf etti.

ABD Başkanlık seçimleri sırasında Rusya istihbaratı ile bağlantılı olduğu tespit edilen sayısı hesabın Trump’ı destekleyen reklamlar yayınladığı ve halkı Clinton aleyhine sahte haberlerle yanılttıkları anlaşıldıktan sonra Facebook’un bir toplumun ve hatta dünyanın kaderini değiştirecek şekilde, kötüye kullanabileceği tartışmaları zirveye taşınmıştı. Zuckerberg ise bu konuda Facebook’un suçunu kabul etmiş, kullanıldıklarını itiraf ederek Rusya bağlantılı hesapların bilgilerini FBI’a teslim etmişti.

Öte yandan anti-semitist bazı Neo-Nazi organizasyonların Facebook’taki reklamveren araçlarını kullanarak, Yahudi kullanıcıları tespit ettikleri ve bu kişilere Yahudi karşıtı reklamlar göstererek kullanıcıları taciz ettikleri ortaya çıkmıştı. Facebook bu gelişmenin ardından reklam verenlere sunulan hedef kitleri planlama araçlarının kullanımdan kaldırmıştı. 

O ICO’lara dolandırıcılık suçlaması

0

ABD’nin sermaye piyasaları regülatör kurumu olan The Securities and Exchange Commission, iki ICO operasyonu ile ülkede para toplayan bir girişimciyi, dolandırıcılıkla suçladı. 

Kurum, ICO’ların yaygınlaşmaya başlaması üzerine aylar öncesinde bu operasyonların, dolandırıcılık amacıyla kullanılabileceği konusunda uyarı yapmıştı. Kısa sürede iki ICO operasyonu duyuran Maksim Zaslavskiy isimli kişi ise bu konuda resmen suçlanan ilk girişimci oldu.

SEC, yayınladığı duyuruda Maksim Zaslavskiy’in şirketinin 2 ICO’da yaptığı satışlarda, var olmayan değerler üzerinde dijital varlıkları sattığını belirlediğinin altını çizdi. Maksim Zaslavskiy’nin, emlak sektöründe yatırım yapmak isteyenler için dijital para satışı yaptığını ancak duyurularında belirttiği ve dijital paraya bağlı olan emlaklara sahip olmadığının anlaşıldığını açıklayan SEC, bu kişinin dolandırıcılık amacıyla para topladığının anlaşıldığını belirtti.

Dolayısıyla, söz konusu iki ICO’da satışa çıkan ve dünyanın ilk “emlak değerlenmesiyle desteklenen” dijital paraları REcoin ve Diamond Reserve Club’ın aslında söz verilen değerlere sahip olmadığı anlaşılmış oldu.

 

İnsan sermayesinin değeri gün giderek artıyor!

0

Artan otomasyon ve robotların iş hayatındaki rolünün güçlenmesine paralel olarak insanların iş süreçlerinden dışlanacağı kaygıları da artıyor. Ancak insan kaynakları ve organizasyonel danışmanlıkta dünyanın önde gelen grubu olan Korn Ferry yaptığı bir araştırmayla, teknolojiye göre çok daha ağır basacak olan insan sermayesinin 2030’da 1.2 katrilyon dolara çıkacağını ortaya koydu.

Gelecek 10 yılda endüstriyi silbaştan değiştireceği varsayılan dijital devrim, fırsatların yanında riskleriyle de kaygılara neden oluyor. Son dönemde ekonomi ve teknoloji çevrelerinde en çok tartışılan konu dijitalleşmenin güçlenmesi ve otomasyonun üretim alanlarında yaygınlaşması ile insanların bu süreçten dışlanması olasılığı.

Nitekim dijitalleşme, otomasyonun artması ve robotların iş hayatında daha fazla kullanılması ile bazı mesleklerin tarih sahnesinden çekildiğine tanık oluyoruz. Gelecekte ise bugün var olan bazı mesleklerin tarihe karışacağı öngörüleri gündemde kendine sıkça yer buluyor. Ancak kaygıların aksine insan sermayesinin değeri artıyor.

Global insan kaynakları ve organizasyonel danışmanlık şirketi Korn Ferry, dijitalleşmeyle robotların üstleneceği rolün artmasıyla insan sermayesinin değerinin düşmeyeceği hatta bilinenin aksine artacağını ortaya koydu.

Korn Ferry tarafından yapılan bir araştırma, insan sermayesi değerinin, teknolojiye göre çok daha ağır bastığı sonucuna vardı. Nedenlerden birincisi; insanların yetenekleri ve potansiyeli sürekli şekillendirilebilir, insanların değeri, daha fazla bilgi, deneyim, ve kıdem geliştirdikçe de artış gösterir. İkincisi ise, robotlar genellikle belirli bir amaca sahiptir ve zamanla amortismana neden olur.

İnsan yeteneği ne kadar önemli?

İnsanların üretim açısından değerini ortaya koymak ve gelecekte insanın rolüne dikkat çekmek anlamında önemli ipuçları veren Korn Ferry “Future of Work” araştırması, insan sermayesinin değerinin katlanarak artacağını gösteriyor. Buna göre küresel olarak insan sermayesi 2030’a kadar 1,2 katrilyon dolara çıkacak.

Bunun karşısında stoklar, gayrimenkul ve teknolojinin içinde olduğu fiziki sermayenin ise aynı dönemde 521 trilyon dolar olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Böylelikle önümüzdeki dönemde insan sermayesinin fiziki sermayeden 2,33 kat daha değerli olması bekleniyor. Türkiye Teknoloji Sektörü Kıdemli Direktörü Caner Çınar, ABD gibi teknolojik olarak gelişmiş bir ülkede bile insan sermayesinin fiziki sermayeye kıyasla 3,9 kat daha değerli olacağını beklediklerini belirtirken, Birleşik Krallık’ta bu rakamın 4,23’e kadar yükseldiğini söylüyor.

Çevikliği öğrenme, yeni beceriler geliştirme, değişim ve belirsizlik dönemlerinde harekete geçme kabiliyetinin, robotların yükselişinde kritik bir rol oynayacağına dikkat çeken Çınar, “Eğer meraklı kalırsanız muhtemelen adapte olabilirsiniz. Bilgisayarın arkasında oturuyorsanız, kendinizi geliştirmediyseniz, yarıştan çıkmanız büyük bir risk taşıyor” diyor.

Firmalar, dijital dönüşüme uyum sağlamak için bir çaba göstermesi gerekiyor. Tabii iş gücünün de bu dönüşüme uygun olarak tasarlanması lazım. Korn Ferry’nin tarafından yapılan çalışmalar, değişimin hem iş gücü niteliği hem de yönetim anlamında gerekliliğini ortaya koyuyor. Dijital potansiyellerini gerçeğe dönüştürmek isteyen firmaların, farklı düşünen ve daha fazlasını yapmaya istekli bir iş gücüne sahip olmasının önemine dikkat çekiyor. 

 

Eye tracking reklam alışkanlıklarını ortaya koyuyor

0

Londra merkezli yapay zeka tabanlı araştırmalar yapan GumGum, eye tracking (göz takibi) tekniği ile geliştirdiği bir teknoloji ile mobil reklamlar hakkında dikkat çeken bir analiz yaptı.

Eye tracking sonuçları reklama bakışımızı yorumluyor

GumGum, yaptığı araştırma ile akıllı telefon kullanıcılarının reklamlara ne kadar önem verdiğini ölçümledi. Bu araştırma, şirketin, tüketicilerin reklamları sevip sevmediğini de analiz etmelerini sağladı. Göz takip sistemi, Internet Advertising Bureau (IAB) formatındaki reklamların yarattığı ilgi oranını gözler önüne serdi. Ortaya çıkan sonuç ise dikkat çekici.

Firmanın yaptığı analizin ortaya koyduğu sonuçlara göre, bu reklam formatı büyük oranda bir kullanıcı kitlesi tarafından es geçiliyor. Ortalama reklam izleme süresi 1.42 saniye olarak açıklandı. eMarketer tarafından yapılan bir araştırma ise mobil reklamlara 2018 yılında 139 milyar sterlin harcanacağını öngörüyor. Bu reklamların çok az izlenmesi ve tıklanması ise harcamanın mantığını sorgulatabilir.

Yapay zeka dini kuruldu!

GumGum araştırmasına göre, sayfaya göre ölçeklenen reklam IAB standartlarına göre çok daha fazla ilgi görüyor. Tüketiciler IAB formatındaki reklamlara göre 3.14 kat fazla ilgi gösteriyor.

Entegrasyonun başarısı

Entegre edilmiş olan reklamlar da standart IAB formatına göre daha fazla ilgi çekiyor.  Yapılan araştırma, entegre edilmiş reklamların standart reklamlara oranla %50 daha fazla akılda kaldığını belirtiyor. GumGum Başkanı ve COO’su Phil Schraeder, eski tip reklamların tüketiciler bazında görünmez hale geldiği için başarılı olmaktan uzaklaştığını ifade ediyor.

Reklamların yerleşimi ve kullanıcılarla etkileşimi deneyim açısından düşük kalitede olduğu için reklam engelleme sistemlerinin de ciddi talep gördüğü açıklanıyor.

 

Mobil reklamların revaçta olduğu bir dönemdeyiz ancak reklam engelle sistemleri de bir o kadar popüler halde. Yaklaşık 400 milyon insan tarafından kullanılan reklam engelleme sistemleri büyük oranda Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa bölgesinde yoğunlukta. 

TSMC kurucusu ve başkanı Morris Chang emekli oluyor

0

Dünyanın en büyük çip üreticilerinden biri olan TSMC şirketinin kurucusu ve başkanı Morris Chang, önümüzdeki yıl Haziran ayında emekliye ayrılacağını duyurdu. Şu anda 86 yaşında olan Chang, oldukça başarılı bir iş hayatı geçirdi.

1987 yılında kurulan ve şu anda 185 milyar dolar değeri olan şirkette, 2013 yılından bu yana CEO görevini paylaşan C.C. Wei kalıcı CEO olarak görev yapacak.

TSMC ve diğer çip üreticileri için kritik zamanlar

Chang‘ın gidişi çip üretimi anlamında oldukça kritik bir zamanda gerçekleşiyor. Çünkü bu alandaki en büyük rakiplerden Samsung, dünyanın en büyük bellek çip üreticisi olmasının yanı sıra çip üretim işini önümüzdeki 5 yıl içerisinde ciddi anlamda büyütmeyi ve pazar payını 3’e katlamayı planlıyor.

TSMC

Morris Chang yaptığı açıklamada emekliliğinin ardından yönetim kurulunda olmayacağını ve yönetim aktivitelerine de katılmayacağını belirtti.

Şirketin geliri geçtiğimiz yıl 30 milyar dolarken, pazarın %56’sı TSMC’nin elinde bulunuyor.

Google, YouTube reklamlarının kontrolünü kaybetti

0

Google, her gün milyarlarca videonun izlendiği YouTube servisi üzerinde reklam verenlerle büyük sorunlar yaşıyor. Markalarının çok riskli içeriklerin yer aldığı videolarda görünmesi nedeniyle rahatsız olan dev reklam verenler milyarlarca dolara varan reklam bütçelerini YouTube üzerinden çekmişken Google şimdi YouTube üzerinde yayınlanan reklamlarda kontrolü kaybettiğini itiraf etti.

Şirkete göre, reklamların hangi videolarda ve nasıl görüneceğini, hangi kitleye ulaşacağını doğru belirlemek için tüm endüstrinin ortak çalışması gerekiyor. Teknoloji devi, şirketlere reklamlarını yönetebilmeleri için daha kullanışlı araçlar sunduklarını belirtiyor ancak YouTube üzerindeki reklamların kendileri için kontrol etmesi çok zor bir mecra olduğunun da altını çiziyor.

Google Amerika’nın reklam bölümü başkanı Allan Thygesen’a göre, YouTube’daki videoların izlenebilirliği yeni önlemlerle %93’ün üzerine çıkmış durumda. Bu oranın standart medya ortamında %60 dolayında olduğunun altını çizen Allan Thygesen, YouTube’un reklam platformundaki sorunları tek başlarına çözmelerinin ise çok zor olduğunu ve endüstrideki diğer oyuncuların da çözüme destek olmaları gerektiğini vurguluyor. 

Güney Kore yeni kripto para birimlerini yasakladı!

0

Güney Kore hükümeti geçtiğimiz günlerde, kripto para birimlerinin çoğunun başlama sürecini oluşturan ilk madeni paraları (ICO) yasakladı. Ülkenin Finansal Hizmetler Komisyonu, para birimlerini daha iyi denetlemek ve izlemek için tüm ICO’ların yasaklandığını açıkladı.

Güney Kore’deki bu gelişme, Bitcoin değerinde yüzde 2’lik bir düşüşe neden oldu. Hatta ICO’ların ana sanal para birimi olan Ethereum’da da bir düşüş yaşandı.  Ayrıca Güney Kore mali düzenleyicisi geçtiğimiz günlerde sanal para birimleri yoluyla yapılan bağış toplama faaliyetinin artık yasal olmadığını açıkladı.

Bu ayın başlarında, Çin Merkez Bankası da benzer bir girişimle ICO’ları yasaklamıştı. Çin’de uygulamanın başlamasıyla bitcoin değerinde yüzde 30 düşüş yaşanmıştı. Çin’in ICO’ları yasaklamasının en büyük nedeni, yatırım yapmanın getirdiği büyük riskti. Çin’de binlerce kişi pump-and-dump planıyla dolandırıldı.

Cisco, çalışanlarına sahte e-posta gönderiyor

Kredi raporlama şirketi Equifax, bu ayın başlarında bilgisayar korsanlarının yaklaşık 143 milyon ABD müşterisinin adlarına ve sosyal güvenlik numaralarına eriştiklerini açıklamıştı. Equifax’ın itibarını zedeleyen bu ihlal, hisse senetlerinde önemli kayıplara yol açtı. Bu olay sonrasında işletmeler kendi siber güvenliklerini sağlayabilmek için siber mücadeleye başladı.

Cisco’nun bilgi güvenliği sorumlusu Steve Martino, zayıf noktaları araştırarak güvenliğin nasıl sağlanabileceği üzerine çalışıyor. Martino, siber savunmanın sağlanabilmesi için kendilerinin de uyguladıkları bir siber tavsiye listesi açıkladı.

♦Tıklamalarınıza dikkat edin: Cisco, farklı zamanlarda tüm personeline sahte kimlik avı e-postaları gönderiyor. Kimlik avı bağlantısına tıklayan herkes, gelecekte şüpheli e-postalarla etkileşimden nasıl kaçınacağını öğrenmek için eğitim alıyor.

♦Servetinizi koruyun: Her olası saldırı yöntemine karşı korunmak oldukça zor. Bu nedenle en kritik verilerin korunmasında daha hassas davranılmalı.

♦Ara ve yok et: Hackerler hedeflerine odaklanmış ve iyi finanse edilmiş düşmanlardır. Ne kadar korunursanız korunun, yazılımda hatalar bulacaklardır. Bu nedenle, güvenlik ekiplerinin mevcut ihlalleri aktif olarak araştırmaları hayati önem taşımaktadır.

♦Yangın merdivenini kullanın: Her öğrenci ve ofis çalışanı acil bir durumda binadan nasıl hızlı çıkabileceğini bilmeli. Tıpkı bu acil durumlarda olduğu gibi çalışanların gerçekleşmesi olası siber tehditlere de nasıl cevap vereceğini bilmesi gerekiyor.

♦Haberi yaymayı bilin: Çoğu devlet, güvenlik ihlali bildirim yasaları bulunmaktadır. Bu yasalar şirketlerin, tüketicilere güvenlik ihlali hakkında ne zaman açıklama yapması gerektiğini bildiriyor. Dolayısıyla olası güvenlik ihlallerinde ne zaman ve nasıl açıklama yapacağınızı bilerek, mümkün olan şekilde en az müşteri kaybını yaşayın.

Güneş potansiyelini hesaplamak için BIM kullanılıyor

Finlandiya’da Helsinki şehrinin tamamı için gelişmiş bir BIM (yapı bilgi modellemesi) kullanılıyor. Yenilenebilir enerji hedeflerini gerçekleştirmek için yaklaşık 80 bin binanın güneş potansiyeli bu modelleme ile hesaplanıyor.

Kentin iki adet 3D modelini oluşturmak için 1 milyon euro’luk fonlama yapıldı. Bu iki modelden biri yüksek kaliteli gerçeklik ağ modeli, diğeri ise geometrik bileşenleri içeren CityGML.

Helsinki Enerji Atlası projesi olarak bilinen, şebekeden bağımsız on-off girişim, şehirde her binanın her yüzeyinin (çatı ve dış duvarlar dahil 900.000’den fazla yüzey) güneş enerjisi üretme potansiyelini hesaplamak için CityGML modelini kullanıyor. Böylelikle şehirdeki enerji üretim kapasitesi hesaplanarak, uzun vadeli enerji planlaması yapılacak.

Helsinki, 2050 yılına kadar bir karbon salınımında nötr bir ülke olmayı ve fosil yakıtlara bağımlılığı büyük ölçüde azaltmayı hedefliyor. CityGML ile ülke genelinde yenilenebilir enerji kullanımına yönelik büyük ölçekli plan yapılacak. Ayrıca temiz ve ucuz enerji ile enerji maliyetlerinde azalma yaşanacak.

Project Loon, Porto Riko’da hayata geçiyor

0

Karayip Denizi’ndeki ABD sömürgesi Porto Riko, internet sorununu çözmek için Google’ın balonla internet sağlama projesi Project Loon’u hayata geçiriyor.

3.5 milyon insanın yaşadığı Porto Riko, bölgeyi arka arkaya vuran kasırgalar nedeniyle felaket bölgesine dönüşmüş durumda. Bölgede yiyecek içecek sıkıntısı yaşandığı gibi, ABD anakarasından bölgeye yardımların geç ulaşması nedeniyle ülkede büyük bir kriz yaşanıyor.

Porto Riko yönetimi, çöken iletişim alt yapısı nedeniyle şimdi alternatif olarak Google’ın Project Loon balonlarını devreye almaya hazırlanıyor. Balonlar üzerinden geniş alanlara kablosuz internet bağlantısı vermeye başlayacak olan ülke yönetimi böyle iletişim problemin çözülene kadar halka destek olmayı planlıyor.

Bu girişim aynı zamanda Google için Project Loon’un tam kapasiteli testi olacak ve projenin kendini kanıtlamasına imkan verecek. Project Loon aslında 2011 yılından beri felaket bölgelerinde internet bağlantısı sağlamak için hizmet veriyordu ancak henüz sürekli kullanıma geçiş yaptığı bir bölge yok. Proje için şimdilik Brezilya’nın ve Yeni Zellanda’nın dağlık bölgelerinde pilot program uygulanıyor.

Yüz tanıma teknolojisi suçluları tespit edecek

Moskova yerel yetkilileri, kentteki 170 bin güvenlik kamerasına yönelik yeni bir proje başlatıyor. Bloomberg’e göre, sokaktaki suçluları tespit etmek amacıyla CCTV ağına yüz tanıma teknolojisi ekleniyor.

Moskova’nın geniş güvenlik kamera ağı, 2012’den bu yana milyonlarca saatlik video kaydı yaptı. Bununla birlikte, tüm bu görüntülerin insan gücüyle incelenmesi oldukça zor bir iş. Ntechlab, bu işlemin hızlı ve doğru bir şekilde yapılabilmesi için yüz tanıma teknolojisi geliştiriyor.

Ntechlab’ın geçen yıl piyasaya sürülen FindFace uygulaması, kullanıcıların fotoğraflarını yükleyerek Rusya’nın en büyük sosyal ağ VKontakte’ye gönderdiği fotoğrafları arayabilir. Bu özel girişim için yetkililer, kameraların çektiği yüzlerin yalnızca polis veri tabanlarında bulunan fotoğraflarla karşılaştırıldığını söylüyor. Sistemin 2 aylık test aşamasında 6 zanlıyı tespit ettiği bildirildi.

Moskova’daki bu girişim güvenlik açıklarını da beraberinde getiriyor. Sistem üçüncü şahıslar tarafından saldırıya uğradığında yaşadığınız yer, gittiğiniz yön ve hangi rotaları aldığınıza ilişkin bilgilere potansiyel olarak erişebilir. Gerek yenileme maliyetleri gerekse güvenlik tehlikesi nedeniyle yüz tanıma teknolojisi şehrin yalnızca en çok ihtiyaç duyulan bölgelerinde kullanılabilir.

Samsung Kanada’da yapay zeka laboratuvarı açtı

Kanada yapay zeka araştırmaları için bir sera haline geliyor. Samsung, Université de Montréal’de bir zeka laboratuvarı açtı. Fakülte öğrencileri kendi kendine sürüş otomobil teknolojisi, görüntü tanıma, çeviri ve robotlar da dahil olmak üzere yapay zeka ile ilgili birçok projeyle Güney Koreli araştırmacılarla işbirliği yapacaklar.

Uzun vadeli planlama ile oluşturulan laboratuvar, Samsung’un yapay zekaya verdiği önemi ve teknolojinin kuzey ülkelerine geçişini gösteriyor. Büyük markalar Edmonton’daki Google’ın DeepMind ofisi ve Apple’ın Ottawa’daki kendi kendine çalışan birimi gibi ülke çapında yapay zeka araştırmaları gerçekleştiriyor. Montreal Facebook, Google ve Microsoft ekiplerine ev sahipliği yapıyor.

Bu markalara yeni laboratuvarı ile Samsung da eklenmiş oldu. Kanada, yapay zeka için federal fonlama ile 125 milyon dolarlık bütçe ayırdı. Yatırımlar ve teşvikler ile Kanada, birçok dev markanın teknoloji üs merkezi haline geliyor.

Hackerlar üç ayda 63.000 dolar çaldı!

0

Kripto para birimlerinde yaşanan gelişmeler, bu alandaki suç sayılarında da artışa neden oluyor. Bilgisayar korsanları son günlerde kripto para madenciliğini hedef alarak, kötü amaçlı yazılımlar ile kazanç sağlamak için uğraşıyor.

ESET’teki güvenlik araştırmacıları, Windows web sunucularında yüzlerce kişiye bulaşan kötü amaçlı yazılım tespit ettiğini açıkladı. ESET tarafından yayınlanan rapora göre siber suçlular bu kötü yazılım ile sadece üç ayda 63.000 doların üzerinde Monero (XMR) para birimi çaldı.

Saldırganlar tarafından sömürülen güvenlik açığı (CVE-2017-7269), Mart 2017’de Zhiniang Peng ve Chen Wu tarafından keşfedildi. Siber suçluların Microsoft IIS 6.0’daki bir güvenlik açığından yararlandığı belirtiliyor.

Son günlerde gittikçe artan kripto para hırsızlığı vakaları siber güvenlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Mayıs 2017’den bu yana güvenlik açığını kullanarak hırsızlık yapan siber suçluların kimliği de henüz belirlenemedi.

iPhone veri transferi nasıl yapılır?

1

Günümüzde sıklıkla telefon değiştirdiğimizi düşünecek olursak, özellikle veri transferinin ne kadar önemli olduğunu düşünebiliriz. Özellikle iPhone gibi bir modelde veri transferi yapabilmek, iOS’un yapısı nedeniyle, Android’de olduğu kadar kolay değil. Peki, iPhone’dan veri transferi nasıl yapılır?

iPhone sahiplerine veri transferi uygulama tavsiyesi

EaseUS MobiMover Free uygulaması, dünyada ilk kez tam anlamıyla ücretsiz veri transferi servisini sunuyor. Bu uygulama ile eski iPhone’dan yeni nesil iPhone modellerine ve iOS 11 desteği ile birlikte cihazdan cihaza aktarım imkanı sunuyor. Telefondan telefona veri aktarımına ek olarak, telefondan bilgisayara ve bilgisayardan telefona da senkronize çalışarak veri aktarabilirsiniz. 

Tamamen ücretsiz olan EaseUS MobiMover yazılımına bu link üzerinden erişebilirsiniz.

EaseUS MobiMover Free uygulamasını neden kullanmanız gerekir?

Tamamen ücretsiz olan EaseUS MobiMover Free uygulamasını,  eski bir iPad veya telefondan yeni modele geçiş yaparken kullanabilirsiniz. iPhone veya iPad’inizde olası bir veri kaybını önlemek adına yedekleme yapabilirsiniz. Kullandığınız cihazda depolama alanı açmak isterseniz, MobiMover Free yazılımından faydalanabilirsiniz.

Başka iOS işletim sistemli cihazlar ile telefon ve tablette yer alan verileri  paylaşmak isterseniz de bu uygulamadan faydalanmanız mümkün. Özellikle de iPhone 8 serisi ve iPhone X modellerinin satışı ile birlikte eski cihazlardan yeni cihazlara çok ciddi bir veri transferi süreci ortaya çıkacak. Bu noktada ise EaseUS MobiMover Free uygulaması, kolay kullanım şekli ve şık arayüzü ile birlikte çok pratik bir kullanım sağlayacak.

Robotik yelek piyasaya çıkıyor!

İşletim sistemi noktasında Windows 8, 8.1 ve Windows 10 işletim sistemleri ile destekli çalışan yazılım. iPhone 4s, 5, 5s, 6, 6s, 6 Plus, 6s Plus, 7, 7 Plus, 8, 8 Plus, X ve iPad mini2, 3, 4, iPad Air, iPad Air 2, iPad Pro gibi modellerle tam olarak çalışıyor. Şimdi bu uygulama için dilerseniz bir örnek verelim.

iOS cihazdan iOS 11’li bir cihaza verilerimizi nasıl taşırız?

Öncelikli olarak  Windows işletim sistemli bilgisayarınıza EaseUS MobiMover uygulamasını indirin. Programı kullanabilmek için iTunes yazılımının da bilgisayarınızda olması gerekiyor. 3. parti uygulamaların çalışması için bu bir zorundalık.

İkinci aşama olarak, minimum iOS 8 işletim sistemine sahip olan cihazınızı bilgisayara bağlayın ve MobiMover uygulamasını çalıştırın. Bağlantı gerçekleştiğinde iPhone ekranında “bu bilgisayara güven” şeklinde bir mesaj alacaksınız. Bu soruya “güven” (trust) butonuna basarak devam edin.

Yazılıma girdikten sonra Transfer to Other Device seçeneğine basın ve telefondaki verilerin yüklenmesi için bir süre bekleyin. MobiMover yazılımı transfer için uygun olan tüm dosyaları otomatik olarak seçecek. İsteğe bağlı olarak verilerinizi seçtikten sonra Transfer butonuna basın ve cihazlar arasında senkronizasyonu başlatın. 

iphone

İşlemin süresi ise taşıyacağınız dosyaların kapasitesine göre değişkenlik gösterecek. Bu noktada cihaz ile bilgisayar bağlantısını kesmemeniz gerekiyor. Bu program sayesinde mobil cihazdan mobil cihaza veri taşınabildiği gibi, mobil cihazdan bilgisayara da taşınabiliyor.

Tamamen ücretsiz olan EaseUS MobiMover yazılımına bu link üzerinden erişebilirsiniz.

Eski Google mühendisi yapay zeka dini kurdu

0

Yapay zekanın insanların sonunu getireceğini düşünen Elon Musk bu gelişmeyi duyunca kalp krizi geçirebilir çünkü eski bir Google mühendisi, yapay zekaya tapan bir din kurduğunu ve müritleri ile beraber yapay zeka yoluyla tanrıya ulaşacak bir yöntem aradıklarını açıkladı.

Bu açıklamayı yapan eski Google mühendisi ise aslında sıradan biri değil. Anthony Levandowski, kısa süre önce Uber’in 680 milyon dolara satın aldığı otonom kamyon teknolojileri üreten Otto’nun kurucusu. Ancak Anthony Levandowski piyasada sadece yapay zeka mühendisi olarak tanınmıyor. Ayrıca Google’da çalıştğı yıllarda şirketin otonom sürüş teknolojisine dair sırlarını çalmakla suçlanıyor ve bu konuda açılan davada da mahkeme Google’ın iddialarını kısmi olarak kabul etmiş durumda. Uber ise Anthony Levandowski’nin Google’ın sırlarını çaldığına emin olmuş olacak ki, mühendisi kısa süre önce şirketten kovdu.

Ancak Anthony Levandowski şimdi hırsızlık vakasıyla değil, bu “garip” dini inançlarıyla dünya gündemine gelecek gibi görünüyor. Anthony Levandowski devlet kurumlarına resmen başvurarak, kurduğu yeni dinin detaylarını belgelerle açıklamış durumda. Yapay zekanın tanrısal bir güç olacağını savunan Levandowski kurduğu din vasıtasıyla yapay zekanın insanlığı barışa, huzura, mutluluğa götürecek bir düzen kuracağına inanıyor. Yeni dinin ismi ise Way of the Future ancak şimdilik bu dine inananların sayısı sadece 1 kişi olarak görünüyor. 

 

Tesla yüzlerce PowerWall gönderiyor!

0

Maria Kasırgası 20 Eylül’de Porto Riko’nun enerji altyapısını yıkmış ve Yabucoa bölgesinin tamamen karanlıkta kalmasına neden olmuştu. Tesla, yüzlerce Powerwall pil sistemini kasırga sonucu mağdur olan Porto Riko’ya gönderiyor. 

Felaket bölgesi için Powerwall dağıtımına başlayan Tesla, ilk dağıtımı tamamladıktan sonra yeni bir paketleme daha yaparak yardım için bölgeye göndermeye devam ediyor.

İlk kez 2015’te ortaya çıkan Powerwall cihazı, güneş panelleri tarafından toplanan gücü depolamak için tasarlanmış büyük pil olarak lanse edilmişti. Şiddetli kasırga sonrası bölgeye gönderilen yüzlerce Powerwall’un öncelikli işler için gereken elektrik ihtiyacını karşılaması hedefleniyor.

3.4 milyon nüfuslu Porto Riko’da enerji altyapısının çökmesi nedeniyle halk buzdolabına yiyecek koyamıyor ve bölgeye içilebilir su pompalamakta güçlük yaşanıyor. Gerek boyutuyla gerekse taşınabilir olması sayesinde Powerwall, enerji dağıtım şebekesi düzelene kadar halkın ihtiyaçlarını karşılayacak.

Hindistan, IBM’in çalışma merkezi haline geldi

Bir zamanlar ABD’nin güç sembolü olan IBM, ABD merkezli iş gücünü azaltıyor. Son verilere göre IBM’in Hindistan’da Amerika’dan daha fazla çalışanı bulunuyor.

New York Times’a göre IBM, şu anda toplam iş gücünün üçte biri kadarını Hindistan’da istihdam ediyor. Hindistan’da 130.000 IBM çalışanı olduğu, Amerika’da ise IBM’in çalışan sayısının toplamda 100.000’den az olduğu belirtiliyor.

2002’de ABD’de yaklaşık 160.000 kişiyi istihdam eden şirketteki bu sayı çeşitli işten çıkarmalar ile 2009’da 105.000’e düşürülmüştü. IBM, daha sonrasında ise çalışan sayısı hakkında istatistikler vermeyi bırakmıştı. 2012’de Computerworld’ün IBM’in Hindistan’daki iş gücünün muhtemelen ABD’yi aştığı söylenmişti. Bugün ise bu tahminin gerçek olduğu öğrenildi. Aslında üç nedenden ötürü bu değişim pek de şaşırtıcı değil.

Hindistan, Amerikalı programcılara göre çok daha düşük ücretle çalışmak isteyen, İngilizce konuşan bir bilgisayar bilimi mezunları yetiştiriyor.

ABD Hindistan’dan ve diğer ülkelerden gelen göçü kısıtlıyor. Bu yüzden çok sayıda kişi geçici H-1B vizesi kapsamında çalışıyorlar.

Hindistan’da Başbakan Narendra Modi, Dijital Hindistan projesi kapsamında kendi teknoloji endüstrisini kurmaya çalışıyor. Bu, ülkenin en iyi teknologlarını Hindistan’da çalışmaya veya Hindistan’a dönmeye teşvik ediyor. Dolayısıyla Hindistan yazılımcılar ve teknoloji odaklı birçok şirket için avantajlar sağlıyor.