SoftBank ve Didi, Uber’in rakibine 2 milyar dolar yatırdı

0

Japonya’nın dev yatırım fonu SoftBank ve Çin’in en büyük araç paylaşım servisi Didi Chuxing, Güney Doğu Asya’nın en önemli araç paylaşım uygulamasından biri olan Grab’a 2 milyar dolarlık yatırım yaptı.

Uber’in rakibi olan Grab, böylece Güney Doğu Asya’daki en büyük yatırım fonunu almış oldu. Bu yatırımla beraber Uber’e karşı rekabet veren SoftBank ve Didi’ye artık Grab da katılmış olacak. Böylece Uber’in Uzak Doğu’da işi artık çok daha zor olacak.

Singapur firması olan Grab ayrıca henüz adını vermek istemediği bir firmadan 500 milyon dolarlık daha yatırım almayı beklediğini de açıkladı. Grab’ın şirket değeri ise bu yeni yatırımlarla beraber 6 milyar dolara yükselmiş durumda.

Uber ise kısa süre önce ağır rekabete dayanamayıp Çin’den çıkmak zorunda kalmıştı. Ayrıca bir ABD şirketi olarak kendini halka kabul ettiremediği Rusya’daki faliyetlerini durdurmuştu. SoftBank ve Didi’nin bu hamlesiyle beraber Uber’in Asya ve Uzak Doğu’daki geleceği iyice tehdit altına girmiş görünüyor.

Microsoft, Paint’in fişini çekti

0

Windows’un içinde standart olarak gelen çizim programı Windows Paint’in sonu geldi. Yazılım devi, Windows 10 içinde yer almayacak veya daha fazla geliştirilmeyecek olan yazılımlar listesine Paint’in adını da aldı.

Windows 10 Fall Creators Update içinde yer alan liste, geliştiricilerin kendilerini Windows 10’daki yeniliklere hazırlaması için bir uyarı niteliği taşıyor.

1985 yılından beri Windows’un parçası olan Paint, artık gelişmiş imaj düzenleme yazılımlarına kolayca erişim sağlanması nedeniyle Windows’un en az kullanılan bileşenlerinden birine dönüşmüştü.

Microsoft, Paint’e son vermekle beraber, özellikle Hololens gibi artırılmış gerçeklik gözlüklerini hedef alan Paint 3D’yi geliştirmeye devam edecek. Öte yandan, Paint’in Facebook sayfasında 700 bin takipçisi bulunuyor ve bu basit çizim programı, çok hızlı ve basit presentasyonlar hazırlamak için alternatif bir uygulama olarak kullanıldığı için özellikle ödev hazırlayan öğrenciler ve şirket içi basit duyurular hazırlamak isteyen ofis çalışanları sosyal medyada bu karara tepki gösterdiler.

Akıllı asistan savaşını kim kazanır?

0

Son yıllarda gelişen akıllı asistan teknolojisi konusunda büyük markaların önemli yatırımları oldu. Amazon Alexa ile ciddi bir yola giren akıllı asistan ürünlerine Apple ve Google gibi büyük markalar da dahil oldu. Peki bunlardan hangisi yarışı önde bitirir?

Akıllı Asistan-techinside

Akıllı asistan savaşları başladı!

Apple’ın WWDC 2017 etkinliği ile duyurduğu HomePod ürünü, akıllı asistan konusunda büyük markalardan gelen son hamle oldu. Bu duyuru ile birlikte Google, Amazon ve Apple arasında akıllı asistan yarışı da başladı diyebiliriz. 

Cihazlar arasında bazı farklılıklar olsa da, markalar kendi ürünleri için kendi ekosistemlerine uygun yetenekleri geliştirdiler. Amazon’un alışveriş noktasındaki desteği, Google’ın dil ve arama noktasındaki becerileri ve Apple’ın donanım-yazılım geliştirme konusundaki becerisi, modellere farklılıklar sunuyor. 

Markalar için bu cihazların getirisi nasıl olur bilinmez ama akıllı ev ve IoT teknolojilerinin yaygınlaşması ile bu tip ürünlerin evlerde önemli bir yere sahip olacağı tahmin ediliyor.

amazon echo

Akıllı asistan ürünleri noktasında ilk adım Amazon’dan gelmişti. Amazon Echo isimli asistan Alexa desteği ve özellikle Amazon ekosistemi ile uyumu sayesinde, kolay alışveriş dönemi için büyük bir adım oldu. Desteklenen ülke sayısının yetersiz olması ise markanın önündeki en büyük engel oldu.

YouTube video editörü kalkıyor!

2016 yılının Kasım ayında duyurusu yapılan Google Home ise hem Amazon Echo’ya yanıt niteliğindeydi hem de Google’ın yazılım desteği sayesinde daha fazlasını sunabilme potansiyeline sahip oldu. Müzik çalma, arama yapma gibi geleneksel yeteneklere ek olarak Uber entegrasyonu ile taksi çağırabilmek bile heyecan verici olmuştu.

Google Home

Haziran ayının ilk haftasında düzenlenen WWDC 2017 etkinliği kapsamında duyurusu yapılan HomePod ise teknoloji devi Apple’ın önemli bir hamlesi oldu.

Ses yetenekleri ile ön plana çıkartılan HomePod, Siri desteği ve Apple ekosistemi ile uyumu gibi özelliklerle dikkat çekerken, satış fiyatı ile rakiplerinin çok ötesinde konumlandırıldı. Bu da HomePod’un Google Home ve Amazon Echo’ya karşı en büyük handikapı olabilir.

Apple HomePod’un iOS entegrasyonu, cihazı Apple ürünlerinin tam merkezine koymaya aday. Bilindiği üzere, Apple’ın en büyük başarılarından biri kendi ekosistemi içinde tüm Apple cihazlarının haberleşmesi oldu. Bu haberleşme HomePod ile daha ileri seviyelere taşınabilir.

Apple-HomePod

Google cephesi ise, soruları yanıtsız bırakmayan bir ürün olan Google Home ile evlerde gerçek bir asistan deneyimi yaşatma konusunda iddialı. Google’ın sunduğu sayısız servisi “Ok Google!” komutu ile aktif hale getirebilmek eğlenceli olacaktır. 

Bu girişen ilk isim olan Amazon ise, alışveriş alışkanlıklarını baştan aşağıya değiştirmeye niyetli. Alışverişin tek amaç olmadığını da belirtmek gerekiyor zira Alexa ekosistemi ile bundan çok daha fazlasını yapmak mümkün. Milyonlarca ürün satışı yapan Amazon’un Alexa desteğine daha yaygın hale getirmesi, ürünlerine avantaj sağlayacaktır.

Sizce akıllı asistan yarışını galibi kim olur?

 

Herkes Qualcomm’a karşı

0

ABD’de Qualcomm’a isyan eden şirketlerin sayısı hızla artıyor. Mobil işlemci devi Qualcomm’u baskıcı ve tekel bir piyasa kurmaya çalışmakla suçlayan Apple 2017 başında şirkete savaş bayrağı açarak konuyu mahkemeye götürmüşken, diğer şirketler de ona katılmaya başladı.

Google, Samsung, Intel, Facebook, Uber, Microsoft, Amazon ve Netflix şimdiden Apple’a desteğini açıklayan firmalar.

Qualcomm, müşterileriyle yaptığı sözleşmelerde ve fiyatlandırmada, rakip firmalardan ürün kullanımını dikkate alıyor ve örneğin eğer bir telefon üreticisi, cihazın bir bileşenini rakip bir firmadan temin ediyorsa, Qualcomm’dan satın alacağı diğer bileşenler için yüksek fiyat ödemek zorunda kalıyor.

Apple, bu politikaya itiraz ederek sene başında mahkemeye gitmişti. Apple’ın mahkeme hamlesi, Qualcomm’u tekelci durumuna sokarak ABD’de ve dünyada milyarlarca dolar ceza ödemek zorunda bırakabilecek. Qualcomm daha önce de Çin’de, tekelci uygulamalar geliştirdiği için milyar dolara ulaşan cezalara çarptırılmıştı.

Qualcomm ise Apple’ın iPad ve iPhone’larında kullandığı modemleri Qualcomm’a ait olan teknolojiyi çalarak geliştirdiğini savunuyor ve bu cihazların ABD’de satışının yasaklanmasını istiyor. İki firmanın savaşında şimdilik teknoloji dünyasının desteği Apple’dan yana görünüyor.

Turkcell, yerli 4.5G anten şebekesini test ediyor

Geliştirme sürecinin en başından bu yana projede yer alan Turkcell, ASELSAN’ın geliştirdiği yerli anteni çalışan şebekesi üzerinde test etmeye başladı. Yerli anteni deneyen ilk mobil operatör olan Turkcell, yerli 4.5G baz istasyonu projesiyle birlikte mobil haberleşme altyapısının millileştirilmesine destek veriyor.

Türkiye’nin teknolojide tüketen değil üreten bir ülke olması için çalışmalarını aralıksız sürdüren Turkcell, teknolojide yerli üretimin desteklenmesi yolunda yeni bir adım daha attı. Turkcell bu kapsamda Türkiye’nin ilk yerli 4.5G baz istasyonu antenini mevcut çalışan şebekesinde test eden ilk operatör oldu. İlk olarak Turkcell’in girişimleri ile gündeme gelen, çalışmalarına başlanan yerli antenler Turkcell’in İstanbul ve Ankara’daki canlı şebekeleri üzerinde test ediliyor.

Hazırlık aşaması yaklaşık bir yıl süren ve Turkcell mühendislerinin de geliştirilme safhalarında görev aldığı yerli anten projesiyle teknolojideki dışa bağımlılığın azaltılarak bu alandaki yerliliğin artırılması hedefleniyor.

Yerli antenlerin seri üretimine geçilmesiyle birlikte önemli miktarda maddi kaynağın da yurt içinde kalması sağlanacak. ASELSAN’ın geliştirdiği yerli anten, yerli baz istasyonunun da en önemli parçalarından biri olacak.

Sezgin: Turkcell şebekesini milli hale getiriyoruz

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gediz Sezgin, “Milli teknolojilerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi konusunda üzerimize düşeni en iyi şekilde yapmak için çalışıyoruz. Bu anlamda yerli teknoloji üretimine en fazla yatırım yapan şirketlerden birisi olarak, 4.5G ve 5G teknolojilerini de çok önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.  ASELSAN’la aynı zamanda yerli 5G teknolojileri geliştirmek için birlikte çalışıyoruz.” dedi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın önderlik ettiği projeyle daha önce 1799 köyü mobil iletişim altyapısıyla buluşturan Turkcell, aynı köylere götüreceği 4.5G hizmeti için kuracağı altyapıda da yerli ürün kullanacak.

Siber güvenlik kazaları, çalışanlar tarafından gizleniyor

0

Siber güvenlik son yılların en önemli konularından biri hâline geldi. Bu konuda Kaspersky Lab ve B2B International tarafından yayınlanan BT Güvenliğinde İnsan Faktörü: Çalışanlar Şirketleri Nasıl Savunmasız Kılıyor isimli rapor, dünya çapındaki şirketlerin %40’ında, çalışanların BT güvenliği kazalarını sakladığını ortaya çıkardı.

Türkiye’de oran %45 seviyesinde

Yayımlanan raporun sonuçlarına göre siber güvenlik kazalarını çalışanların saklama oranı ülkemizde %45 seviyesinde ve bu oran, dünya ortalamasının üzerinde seyrediyor. Ayrıca BT güvenliği kazalarının %46’sına çalışanlar sebep oluyor.

Zararlı yazılımlardan sonra, bir siber güvenlik olayının en muhtemel ikinci sebebi bilgisiz veya dikkatsiz çalışanlar oluyor. Zararlı yazılımlar her geçen gün daha da karmaşık hale geliyor olsa da, her zaman var olan insan faktörü aslında daha büyük tehlikeler içerebiliyor.

Hedefli saldırılar söz konusu olduğunda, kurumların siber güvenlik kalkanındaki en zayıf noktayı çalışan dikkatsizliği oluşturuyor. Saldırganlar özel yapım zararlı yazılımlar ve yüksek teknoloji içeren teknikler kullansa da, başlangıç noktaları, faydalanması en kolay giriş noktası oluyor; yani insan tabiatı.

Yapılan araştırmaya göre, geçtiğimiz yıl içerisinde gerçekleşen her 3 hedefli saldırıdan birinin (%28) başlangıç noktası oltalama/sosyal mühendislik oldu. Örneğin dikkatsiz bir muhasebeci, iş ortaklarından birinden gelen bir fatura görünümünde gizlenen zararlı yazılımı tereddüt etmeden açabiliyor. Böyle bir durumda bütün bir şirketin altyapısı çalışmaz hale geliyor ve muhasebeci de ister istemez saldırganların suç ortağı durumuna düşüyor.

Siber güvenlik ve insan faktörü

Türkiye çapında birçok şirket, çalışanlarının şirketleri için bir zayıf nokta oluşturduğunun farkına varmaya başlamış durumda: araştırmaya katılan şirketlerin %52’si, BT güvenliği konusunda en zayıf noktanın çalışanları olduğunu kabul ediyor. Birçoğu için çalışan odaklı önemler almanın gerekliliği de aşikar: şirketlerin %39’u çalışanlarını eğiterek güvenliklerini iyileştirmenin yollarını arıyor. Bu, şirketlerin %50’si için daha sofistike yazılımlar kullanmaktan hemen sonra gelerek, Türkiye’deki ikinci en popüler siber korunma yöntemi olarak karşımıza çıkıyor.

Şirketleri insan sebepli siber tehditlerden korumanın en iyi yolu, doğru araçlarla doğru pratikleri birleştirmekten geçiyor. Buna İK ve üst yönetimin, çalışanları dikkatli olmak ve bir olay halinde yardım istemek konusunda teşvik etmeleri de dahil. Şirketlerin bu konuda atması gereken ilk adımlar arasında, çalışanlara güvenlik farkındalığı eğitimleri vermek, birçok sayfa içeren dokümanlar yerine kısa ve net ilkeler sunmak, çalışanların yeteneklerini ve motivasyonlarını artırmak ve uygun bir çalışma ortamı sağlamak sayılabilir.

Güvenlik teknolojileri özelinde bakıldığında, bilinçsiz veya dikkatsiz çalışanları hedef alan tehditlerin bir çoğunu (oltalama da dahil) uç nokta güvenlik çözümleriyle ortadan kaldırmak mümkündür. Bunlar fonksiyonellikleri, ön ayarlı koruma ya da gelişmiş güvenlik ayarları doğrultusunda KOBİ’lerin ve büyük ölçekli şirketlerin ihtiyaçlarını karşılayarak riskleri en aza indirgemek konusunda yeterlidir.

BKM, 2017’nin ilk altı aylık sonuçlarını yayınladı

BKM tarafından açıklanan 2017 yılı ilk altı aylık verilere göre havayolları sektörü, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 27 oranında artışla kartlı ödemelerde en çok artışın yaşandığı sektör oldu. Havayolları sektörünü, yüzde 21’er oran artışla kamu, vergi ödemeleri, araba kiralama, yemek takip etti.   

Kartlı ödeme sistemlerinde ilk yarı verilerini değerlendiren BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko, kart kullanmanın sağladığı avantajların yanında banka hesabı sahibi nüfustaki artış, artan finansal okuryazarlık ve internet bankacılığı kullanımı gibi trendlerin de desteğiyle ödemelerde kart kullanımının artışını sürdürdüğünü belirterek, Türkiye’nin nakitsiz ödemeler toplumu hedefine emin adımlarla ilerlediğini söyledi.

Kartlı ödemelerde öne çıkan sektörleri de değerlendiren Dr. Soner Canko, “Havayolları, kamu/vergi ödemeleri ve araba kiralama gibi sektörler yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine oranla kartlı ödeme miktarları açısından ciddi artış yakaladı. Bu eğilimin sürmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Havayollarında kartlı ödemelerde artış yüzde 27

BKM’nin paylaştığı verilerde, kartlı ödemelerdeki artışla beraber en fazla artışın hangi sektörlerde gerçekleştiği detaylı incelendiğinde, 2017 yılının ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre havayolları yüzde 27, kamu/vergi ödemeleri yüzde 21, araba kiralama yüzde 21, yemek yüzde 21 ve benzin ve yakıt istasyonlarının yüzde 20 ile en fazla artış gösteren sektörler arasında yer aldığı görülüyor.

 

“Nakitsiz ödemeler toplumu hedefimize hızla yaklaşıyoruz”

Kredi kartı ve banka kartı sayıları artarken kartlı ödemelerde yüzde 11 oranında büyüme gerçekleştiğine dikkat çeken Canko, sözlerine şöyle devam etti: “Dijitalleşen dünya ile beraber internetten kartlı ödemeler de sektöre göre daha hızlı büyümesini sürdürüyor.

Hem kart hem de kart kabul noktasında büyük ivme yakalayan temassız dönüşümle vakit kazanmaya devam ediyoruz. Bu veriler nakitsiz ödemelere giden yolda hızlanan değişimi ortaya koyuyor. Kayıt dışı ile mücadele ve nakitsiz ödemeler toplumuna giden yolda kart kullanımının yaygınlaşmasını önemsiyoruz ve verileri olumlu buluyoruz.”

Kartların kullanım alanı genişliyor

BKM’nin açıkladığı verilere göre haziran ayı sonunda Türkiye’de 60,4 milyon adet kredi kartı, 124,2 milyon adet de banka kartı kullanılıyor. 2016 yılının haziran ayı ile kıyaslandığında kredi kartı sayısında yüzde 2’lik artış, banka kartı sayısında ise yüzde 8’lik artış görülüyor. Toplam kart sayısı ise 185 milyon adede yaklaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 oranında artış gösterdi.

Günümüzde vergiden bireysel emeklilik ödemesine, taksiden sigorta ödemelerine ve hatta bağış ödemelerine kadar hayatın her alanında kartlarla ödeme yapabilir duruma gelindi. Bunun sonucunda para üstü derdini ortadan kaldıran, zaman kazandıran ve üzerimizde nakit taşımamıza gerek kalmadan günlük hayatımızı sürdürmemizi sağlayan kartlarla ödemeler daha da yaygınlaştı. 2017 yılının ilk altı ayında kartlarla toplam 317 milyar TL tutarında ödeme yapılırken bu değer, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11 büyüme olduğunu gösteriyor.

Kartlı ödeme sektörünün büyümesiyle beraber nakit kullanımının hala yoğun olduğu mikro ödemelerde, banka kartı kullanımının yaygınlaştığını görüyoruz. Banka kartı kullanımının yaygınlaşması nakitsiz hayat yolunda önemli bir gelişme olurken bu yolda bir diğer önemli ödeme yöntemi olarak ise temassız teknolojisi ön plana çıkıyor.

 

Apple Trump lobisi için 2,2 milyon dolar harcadı

0

Başkan olmadan önce teknoloji şirketlerini tehdit eden Trump ile arasını iyi tutmak isteyen Apple’ın son çeyrekte Trump yönetimine lobi yapmak için 2,2 milyon dolar harcadığı ortaya çıktı.

Obama yönetiminin yumuşak yaklaşımına rağmen, Apple’ı yurt dışındaki yüzlerce milyar dolarını ABD’ye getirmesi ve vergisini ödemesi için sıkıştırdığı düşünülürse, şirketlere çok daha sert çıkışacağını en baştan belli eden Trump için Apple’ın lobi faaliyetleri yapması çok şaşırtıcı görünmüyor. Trump’ın Apple’ı ABD yasalarına göre vergi ödemeye mecbur bırakması halinde, on milyarlarca dolar ödeme yapmak zorunda kalacak olan Apple, bunun gerçekleşmemesi için Trump yönetimi ile çok yakın temas halinde bulunuyor.

Apple daha önceki çeyrekte lobi faliyetleri için 1,4 milyon dolar harcamışken yeni yapılan 2,2 milyon dolarla, toplam harcama 3,6 milyon dolara çıkış oldu. Sene sonuna kadarsa bu rakamın 10 milyon doları geçmesi bekleniyor. Şirketin bu parayı, parti yöneticilerine gönderilen araştırma raporları, minik hediyeler, yemek davetleri, kongre üyelerine yönelik PR çalışmaları gibi lobi faaliyetleri için harcadığı vurgulanıyor.

Elektrikli motorlar otomobil satışlarını patlatacak mı?

1

Otomotiv dünyası elektrikli otomobil devrimine hazırlanırken, yeni yapılan bir araştırma, elektrikli otomobillerin 2040 yılında dünyadaki otomobil satışlarının %54’ünü oluşturacağını gösteriyor.

Bloomberg New Energy Finance grubu yapılan araştırmaya göre, pil üretiminin artmasıyla 2025-2029 yılları arasında hızla düşecek olan elektrikli araç fiyatlarının satışları patlatması bekleniyor.  Güneş enerjisi kullanımının yaygınlaşması sayesinde elektrik maliyetlerinin de düşeceği, dolayısıyla ulaşım maliyetlerini sıfıra yaklaşacağı ve elektrikli araçlara olan talebin patlayacağını ön gören araştırma daha önce 2040 yılında toplam satışların %30’unun elektrikli otomobil olacağını tahmin eden araştırmaların da yanıldığını iddia ediyor.

2040 yılında elektrikli araç kullanımı günlük petrol tüketimini de 8 milyon varil azaltacak. Öte yandan global elektrik tüketiminde %5’lik bir artışa neden olacağı düşünülüyor.

2016’da 700 bin elektrikli otomobil satılmışken, 2021 yılına ulaştığımızda ise 3 milyon elektrikli araç satışının gerçekleşmesi bekleniyor. Bu rakamın da dünyadaki otomobil satışlarının %5’ini oluşturacağı tahmin ediliyor.

Elektrikli otomobillerin yaygınlaşması içinse pil fiyatlarının düşmesi gerekiyor. 2010 yılından beri Li-ion pillerin fiyatı %73 oranında düştü. 2030’a kadarsa %70 oranında bir düşüş daha yaşanacağı öngörülüyor. Bu sayede elektrikli otomobil fiyatlarının da büyük oranda düşmesi hedefleniyor.

Jeff Bezos Instagram hesabı açtı

0

Amazon’un patronu ve dünyanın en zengin ikinci insanı Jeff Bezos, sonunda Instagram hesabı açtı ve paylaşım yapmaya başladı. Bezos’un ilk paylaşımı ise, yeni kurduğu ve büyük yatırım yaptığı, şahsen de tutkuyla bağlı olduğu uzay gemisi üreten şirketi Blue Origin’i tanıtan bir video oldu.

Fabrikanın çatısında oturmuş ve elinde “Rocket Fabrikası: Çok yakında,” yazısını tutarken görülen Jeff Bezos’un bu paylaşımı, ünlü iş adamının uzaya gitmek konusundaki tutkusunun ne kadar güçlü olduğunu da gösterdi.

https://www.instagram.com/p/BWxp6MjgTrP/

Bezos, New Glenn’de inşaa dilen roket rabrikasına büyük önem veriyor. Bezos’un şahsi servetinden 1 milyar dolar yatırım yaptığı Blue Origin uzay şirketi, New Glenn’de yeniden kullanılabilir roketler üretecek. Böylece uzaya çıkmanın maliyetini düşürerek, uzaya çıkıp inmenin çok daha sıradan bir süreç haline geldiği bir dönem başlatmayı hayal eden Bezos’un ilk hedefi ise şu anda Elon Musk’ın elinde bulunan NASA’nın taşıma görevlerini alarak Blue Origin’in büyümesini sağlamak.

 

 

İngiltere drone kayıt zorunluluğuna hazırlanıyor

0

İngiliz hükumeti, ülkedeki drone kullanımına kayıt getirmek için hazırlık yapıyor. Hükumetin planına göre yakında 250 gram’dan daha ağır olan tüm drone’lar kayıt altına alınacak.

Yeni plana göre, drone üreticileri İngiltere’de drone satabilmek için geo-kafes uygulamaları geliştirmek zorunda olacak. Yani drone’lar otomatik olarak tehlikeli bölgelerden uzak duracak. Havaalanı, hapishane, askeri alanlar gibi bölgelerde sokulamayacak.

İngiltere şu anda drone teknolojileri açısından önemli bir Ar-Ge merkezi konumunda bulunuyor. Amazon drone teknolojilerini, büyük yatırım yaptığı İngiltere’deki laboratuvarlarında geliştirirken, ülkede çok yoğun şekilde yapay zeka çalışmaları yapıldığı için drone’lar konusunda çalışan teknoloji şirketleri de yapay zeka uzmanları ile dirsek temasında olmak için İngiltere’yi üs tutuyorlar.

 

Alman otomobil üreticilerine yeni darbe!

0

Volkswagen’in ABD’de ortaya çıkan emisyon sahtekarlığı ile başlayan ve başka markalara da genişleyen skandaldan sonra büyük prestij kaybeden Alman otomobil üreticileri yeni bir darbe daha alabilir.

Avrupa Birliği’nin anti tekel kurumlarının tespit ettiği yeni skandala göre Alman otomobil üreticileri Volkswagen, Daimler ve BMW yöneticileri düzenli olarak bir araya gelerek, araçlarda hangi teknolojileri kullanacaklarını ve hangi seviyenin üzerine çıkmayacaklarını ortak olarak belirliyorlar. Böylece birbirlerine karşı zorlayıcı bir rekabet yaratmamak için anlaşmaya varmış oluyorlar. Ayrıca muhtemelen bu görüşmelerde, araçların fiyat seviyeleri de ortak olarak tespit ediliyor.

Avrupa Birliği şu anda bu skandalın soruşturulduğunu ve işbirliğinin boyutunun tespit etmeye çalıştıklarını açıkladı. Dolayısıyla, Alman otomobil devleri kısa süre sonra ağır bir skandalla daha darbe alacak gibi görünüyor.

Şirket ağını çökertti, 18 ay hapis cezası aldı

0

Meksika’da, bir sistem yöneticisi, işten çıkarıldığı için çalıştığı kurumun şirket işi ağını çökertince 18 ay hapis cezası aldı.

41 yaşındaki Joe Vito Venzor, 1 Eylül 2016’da şirket yönetiminden işten çıkarıldığına dair bildirim aldı. Ancak Venzor’un işten çıkış süreci şirket yönetiminin umduğu gibi kolay olmadı.

IT departmanında help desk bölümünde çalışan Venzor, işten çıkarılmasına çok sinirlenince şirketin network şifrelerini kırarak, sistemi çalışamayacak hale getirdi.

Tamamen ağa bağlı çalışmak zorunda olan şirket, sistemleri çalışmayınca 300 çalışanını evine göndermek zorunda kaldı ve müşterilerinin taleplerine de cevap veremedi.

Sorunun giderilmesi için yapılan soruşturmadan ise Venzor’un ismine ulaşan şirketin şikayeti ile eski çalışan tutuklandı. Venzor’un bilgisayarından ise şirket network’unun bir backup’ı çıktı. Bir yıl süren mahkeme süreci sonundaysa Venzor için 18 aylık hapis kararı çıktı.

YouTube, video editörünü kaldırıyor

0

YouTube, video yayıncılığını kolaylaştırmak için 2010 yılında yayıncılar için online ve ücretsiz bir video editör yazılımını hizmete sokmuştu. Yayıncılar bu editör üzerinden, YouTube’da yayınlayacakları videoları düzenleyebiliyordu.

Ancak son istatistikler artık bu editörün hiç ilgi görmediğini gösteriyor. YouTube’a göre, yayıncıların sadece binde biri editörü kullanıyor. Diğer yayıncılar ise başka bir yazılımda hazır düzenlenmiş videoları veya hiçbir editörden geçmemiş video kayıtlarını yayınlamayı tercih ediyorlar.

Dolayısıyla video paylaşım devi, bu hizmetini artık durduruyor. YouTube’un açıklamasına göre video editing yazılımı 20 Eylül’de yayından kalkacak. 

Facebook modüler akıllı telefon mu üretecek?

0

Facebook’un dışarıya fazla açık olmayan, gizemli araştırma departmanı Building 8’in, modüler akıllı telefon üretmek üzere çalışma yaptığı bilgisi medyaya sızdı.

ABD ordusu için yeni teknolojiler geliştiren DARPA’nın eski yöneticisi Regina Dugan tarafından yönetilen Building 8’in Facebook için aylarca havada kalacak akıllı drone’lar veya yüz tanıma teknolojileri gibi çalışmalarda destek verdiği de biliniyor ancak Zuckerberg’ün Building 8’e çok daha devrimsel bir görev vermiş olduğu anlaşılıyor.

Daha önce Google’ın üzerinde çalıştığı ancak başarı sağlayamadığı modüler telefon konusunda şimdi Facebook şansını deneyecek gibi görünüyor.

Modüler telefonlar, kullanıcıların sadece değiştirmek ve geliştirmek istedikleri modülü satın alıp değiştirerek telefonlarını güncelleyebilmelerini hedefliyor. Google bu konuda daha önce Project Ara ismiyle duyurduğu bu tür bir telefonu şu anda kendi web sitesinde tanıtmaya devam ediyor ancak Ara hakkında uzun zamandır medyaya yansıyan bir gelişme söz konusu değil. 

Facebook’un ise Google’ın yaptığı hataya düşmeden, daha basit, daha küçük modellerle işe başlayarak teknolojiyi zaman içinde kullanımla beraber geliştirmesi bekleniyor. Zuckerberg’ün el attığı bir projede başarısız olmayı ve ürün veya hizmetleri iptal etmeyi sevmediği de bilindiği için, dünyanın merakla beklediği modüler telefonların bu kez gerçek olabileceği düşünülüyor.

Kalashnikov silahlı robot üretti

0

Terminatör ve Matrix filmleriyle insanlığın korkulu rüyası haline gelen yapay zekalı askerler gerçek mi oluyor? Rus silah üreticisi Kalashnikov, tamamen yapay zeka tarafından kontrol edilen ve hedefleri kendi seçerek ateş etme kararını kendisi veren silahlı robotlar ürettiğini duyurdu ve bu silahları medyaya tanıttı.

Yapay zekanın ilk kez öldürme kararı vereceği bu gelişme ile Terminatör çağı da resmen başlamış oluyor. 

Kalashnikov’un yeni silahları, üzerlerine silah sistemleri yerleştirilmiş paletli taşıyıcılardan oluşuyor ve şimdilik hareket kabiliyetleri sınırlı görünüyor. Ancak robot teknolojisindeki gelişmelerle daha atik, daha çevik, daha hızlı robotların üretilmesi ve bu robotların silah ile donatılmasıyla beraber, savaş alanlarında insan askerlerin yerini hızla robot savaşçıların alması bekleniyor. 

Öte yandan başını Elon Musk ve Stephen Hawking gibi isimlerin çektiği bine yakın bilim insanı ve entelektüel, 2015 yılında Birleşmiş Milletler’e bir bildiri göndererek, tüm ulusların silahlandırılmış yapay zeka kullanımını yasaklaması gerektiğini vurgulamışlardı. BM şimdilik bu konuda bir karar vermiş değil ancak BM ne karar alırsa alsın, orduların veya gizli servislerin artık yapay zekalı silah kullanımından geri dönmesinin çok zor olduğu düşünülüyor. Bir diğer deyişle, robotların silahlandırılması yarışı başlamış görünüyor.

New York’a Hyperloop kuruluyor mu, kurulmuyor mu?

0

ABD bu günlerde Hyperloop konusunda yeni bir tartışma yaşayacak gibi görünüyor. 

Los Angeles’ta ilk Hyperloop sistemini kurmak üzere görüşmeler yapan Elon Musk, yeni açıklamasıyla ülkede büyük heyecan yarattı. New York ve Washington DC arasında Hyperlopp kurmak için hükumetten onay aldığını açıklayan Elon Musk, 90 dakika sonra ise tweet’ini geri çekmek zorunda kaldı.

“Tam anlamıyla bir onay almak için hala zor bir süreçten geçmek zorunda olduklarını” hatırlatan Elon Musk böylece zihinlerde soru işareti yaratmış oldu.

Öte yandan Elon Musk’ın ABD başkenti ile New York arasında Hyperloop tünelleri kurmak için devletle görüştüğü ve prensipte bu operasyon için onay aldığı ancak bürokratik süreçlerde tepki çekmemek için açıklamasını geri almak zorunda kaldığı düşünülüyor. 

Yeni nesil “raylı ulaşım sistemi” olarak lanse edilen Hyperloop, Elon Musk’ın icat ettiği bir sistem ve temel olarak, basınçlı tüp içinde hareket eden yolcu kapsüllerinden oluşuyor. Ancak bu tüpler o kadar hızlı hareket ediyor ki kapsüllerin hızı yolcu uçaklarının hızını geçiyor. Dolayısıyla Hyperloop sayesinde şehirler arası yolculukların çok hızlanması bekleniyor. Bir örnek vermek gerekirse, Ankara İstanbul arasına kurulacak bir Hyperloop sistemi, bu iki şehir arasındaki yolculuğu yarım saate indirebilecek.

Eğer Washington DC ile New York arasında Hyperloop kurulacak olursa, ABD’nin başkenti ile en büyük şehri arasındaki yolculuk süresi 30 dakikanın altına inmiş olacak.

Bulut gelirleri Microsoft’u uçurdu

0

Microsoft’un yeni çeyrek dönem finansal raporları açıklandı. Rakamlara baktığımızda, yazılım devinin artık bulut devine dönüştüğünü söylemek yanlış olmayacak.

42 yaşındaki şirketin son çeyrekteki karı 24.7 milyar dolara yükselirken bulut servislerinden bir yılda kazandığı gelir 18.9 milyar dolara ulaşarak, 20 milyar dolarlık yıllık hedefe yaklaşmış oldu. Microsoft aynı zamanda bulut servisleri ile maliyetlerini de düşürdüğü için, şirketin karlılık seviyesi de %52’ye yükselmiş durumda.

Son çeyrekte Azure servislerinin satışının da %97 oranında artması, Microsoft için çok önemli bir başarı. Bulut satışlarının daha önceki yıllarda Microsoft’un kazanç sağladığı “yazılım ve işletim sistemi” satışlarından farkı, bir kez bulut servisi satın alan müşterinin, uzun yıllar boyunca bu servise abone olarak düzenli ödeme yapmaya devam etmesi. Böylece şirket her kazandığı yeni müşteri ile önündeki yıllar boyunca devam edecek düzenli bir gelir de kazanıyor.

Öte yandan şirketin bulut tabanlı, aylık ödemeli, abonelik sistemli ofis yazılımı Office 365’in satışları da son çeyrekte %43 oranında artmış durumda.

Mobil teknolojiler sağlık sektöründeki verimi arttıracak

Economist Intelligence Unit (EIU) tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, işyerinde veya dışarda mobil teknolojinin kullanımı, sağlık sektörü çalışanlarının verimliliklerine ve işten memnun olmalarına olumlu olarak etki ediyor. Mobil teknolojiler sağlık sektörü için büyük fırsatlar doğurabilir.

Çalışanların yaklaşık onda altısının (yüzde 59) mobil teknolojinin bir sonucu olarak işlerinde daha verimli olduklarını bildirirken, yaklaşık yarısı (yüzde 48) işverenlerinin mobil çalışma uygulamalarının iyi bir sağlayıcısı olduğunu hissederlerse işlerinden daha memnun oluyorlar.

Mobil teknolojiler-1

Mobil teknolojiler sağlık sektörüne avantajlar sunacak

Çalışanlar için mobil teknoloji kullanımı son yıllarda popülerlik kazanırken, bazı hastaneler tıbbi cihazlarda parazit yaratacağı korkusu ile hastane binası içinde mobil telefon kullanımını hâlâ sınırlıyorlar. Bununla birlikte raporda, çalışanların mobilite taleplerinin artık göz ardı edilemeyeceği bir noktaya gelmekte olduğumuz ileri sürülüyor: Sağlık çalışanlarının neredeyse üçte biri (%29) mobil cihazlarını iş için kullanmalarına izin vermeyecek bir şirkette çalışmayacaklarını belirtiyorlar.

Katılımcıların, daha üretken, sadık, yaratıcı ve işten memnun olmalarında neyin etken olduğu sorusuna verdikleri cevaplara ilişkin olarak, EIU raporunda birkaç önemli eğilim dikkati çekiyor:

  • Yüzde 39‘u, her zaman her yerde çalışmanın işten memnun olma konusunda en büyük etkiyi yaptığını söylüyor.
  • Çalışanların yüzde38‘i, etkin bir şekilde işbirliği yapma yeteneğinin, işlerindeki yaratıcılıkları üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu söylüyor.
  • Yüzde 31‘i, sadakat için en büyük etkinin ofiste istenen yerde çalışma özgürlüğü olduğunu belirtiyor.

Çalışma aynı zamanda, mobilite için optimize edilmiş işyerlerindeki sağlık hizmeti çalışanlarının daha sadık (yüzde 36) ve işlerinde (yüzde 41) daha yaratıcı olduklarını ileri sürüyor.

Mobil teknolojiler-2

Sağlık kurumlarının yüzde 80’i iş için mobil cihaz kullanımı eğitimi vermiyor

İlginç bir şekilde sağlık çalışanlarının yaklaşık yarısı (yüzde 47), şirketinin mobil teknolojiyi kullanımını ‘iyi’ veya ‘öncü’ olarak nitelendiriyor. Bununla birlikte araştırma, iyileştirme için hâlâ gidilecek yol olduğunu söylüyor.

Aruba Türkiye Ülke Müdürü Ersin Uyar bu konuda: “Sağlık sektörü, giyilebilir cihazlar ve hasta sağlığına inanılmaz katkılar yapan kişisel fitness uygulamaları ile birlikte, her zaman yenilikçiliği ile ilgi odağı olmuş, mobil teknoloji devriminin öncüsü olarak tanınmıştır. Spektrumun diğer ucunda da, çalışanlar için daha iyi mobil uygulama açısından net bir talep var.

Mobil teknolojiler-3

Bu bulgular, sağlık sektörünün yalnızca çalışanların memnuniyetini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda halka sağlanan hizmeti de güçlendirecek gerçek bir fırsata sahip olduğunu göstermektedir. Bu hedefe ulaşmak için, işverenler büyüyen mobil işgüçlerini genişletmek amacıyla gerekli olan eğitim ve araçları sağlamalıdırlar.

Her on sağlık kurumundan sekizi, mobil cihazların iş için nasıl daha verimli kullanılabileceği konusunda bir eğitim vermiyor. Kurumların yüzde 68’i çalışanlarına mobil cihazlar için Slack veya Gchat gibi dijital işbirliği araçları sağlamıyor.