Facebook hangi mağazalarda ne satın aldığınızı izleyerek alışveriş verilerini reklamverenlere bildirmeyi planlıyor. Facebook’un yeni ölçüm ve bilgilendirme araçlarından yararlanan reklamverenler mağaza dönüşüm oranlarını görerek size daha alakalı reklamlar gösterebilecekler. POS ve Sanal POS verilerinin reklamlara entegre edilmesiyle Facebook’un fintech sektöründe de faktör olmaya başladığını görüyoruz.
Nasıl çalışıyor?
Telefonunuzda konum hizmetleri açıksa Facebook size uygun yerel reklamlar gösterecek. Facebook bir süredir doğum günü bildirimlerine bakarken Facebook mobil uygulamasına konum erişimi izni ver penceresini gösteriyor. Bu talebin ardında daha iyi hedeflenen reklamlar için konum bilginizi izleme ihtiyacı olduğu görülüyor.
Yüzde 100 yeni değil
Google daha 2014’te reklamların işletmelere trafik çekip çekmediğini, yani dönüşüm oranlarını görmek için benzer bir hizmet başlatmıştı. Yeni olan Facebook’un tıklanan reklamın satışa yol açıp açmadığının izleyebilmesi (hem mağazalardaki alışverişleri hem de telefondan yapılan alışverişleri izleyebiliyor).
Facebook’un kullanıma sunduğu Offline Dönüşümler API’ı ile işletmeler müşteri veritabanındaki alışveriş işlem verilerini veya POS / sanal POS işlemlerini Reklam Raporlama ile eşleştirebilecekler. Böylece alışveriş yapanların demografileri de görülecek.
Örneğin
Bir şirket 25-34 yaşındaki kimliği bilinmeyen bir erkeğin mağazaya 15.45’te girdiği ve 16.20’de dışarı çıktığını biliyorsa Facebook çıkış tarihini nakit kayıt günlükleriyle karşılaştırıp müşterinin 16.17 kredi kartıyla bir ödeme yaptığını görebilir. Elbette bu kişinin adını ticari olarak satılan diğer veritabanlarıyla karşılaştırarak bulmak mümkün.
İlgili yazı: Facebook Workplace artık kullanımda
Mağaza bulucu
Facebook aynı zamanda yerel reklamlar için mağaza bulucu da ekliyor. Bu sayede reklama tıklayan kişi reklamın karşılık geldiği ürün için en yakın mağazaya yönlendirilecek. Reklamı tıklayınca mağaza adresini, çalışma saatlerini, telefon numaralarını ve tahmini ulaşım süresini göreceksiniz.
Her durumda Facebook kişisel verileri paylaşmıyor
Gizlilik açısından bakarsak Facebook’un kişisel ziyaretçi verilerini iş ortaklarıyla paylaşmadığını görüyoruz. Ancak bu verilere başka veritabanlarıyla karşılaştırarak ulaşmak mümkün. Her durumda Facebook’un bu atılımlarını yalnızca yeni ürün ve hizmetler olarak görmemek gerekiyor. Snapchat’in Snap Inc.’e dönüşüp yeni medya reklamları ile 2017’de yılda 1 milyar dolar gelir hedeflediğini düşünürsek Snapchat’in eski taliplisi Facebook’un önce gardını alarak iş geliştirme yaptığını söyleyebiliriz.
Son dönemde, dikkat çeken şirketlerden biri olan dijital tasarım stüdyosu SHERPA’nın da çatısı altında bulunduğu DAM Bilgi Teknolojileri (Startup Stüdyo), Mert Can Çullas melek yatırımcılığında 3 milyon TL değerleme ile yüzde 25 hisse oranında yatırım aldı. DAM Bilgi Teknolojileri Başkanı Yakup Bayrak, bu yatırımın grubun Avrupa ülkelerinde gerçekleştirmeyi planladığı operasyonlarının başlatılması ve yeni girişimlerinin hayata geçirilmesinde kullanılacağını söyledi.
DAM Bilgi Teknolojileri, Yakup Bayrak önderliğinde Mayıs 2010’da yeni dünyada bireyin özgür iradesi ile iletişim kurabilmesi önündeki tüm engelleri yıkmayı kendine anayasa kabul ederek, omurgası internet üzerine oturan projelerin yaratılmasını / desteklenmesini, fikirlerin dijital ürünlere dönüştürülmesini ve organizasyonel temelleri sürekli inovasyona dayalı işletmelerin kurulmasını mümkün kılabilmek için kuruldu. Bugün, DAM Bilgi Teknolojileri (Startup Stüdyo) çatısı altında SHERPA, DAM Growth Hackers, Dijital Stüdyo ve Ciz.io olmak üzere 4 girişim bulunuyor.
DAM Startup Stüdyo’nun ilk girişimi olarak 2013’te kurulan SHERPA, masaüstü, mobil ve cihazlarda yer alan dijital ürün ve servisler için sonuç odaklı kullanıcı deneyimi tasarımları yaratmak amacıyla çalışıyor. Kurulduğu günden bugüne Samsung, Arçelik, Beko, Grundig, Unilever, Avea, Brisa, Temsa, Radore, Joy Game, n11.com, Zingat.com, Hepsiburada.com, Monitera, Koalay.com, Mealbox.com, Fleetcorp ve Bookinturkey.com gibi kendi alanlarında lider çok uluslu veya ulusal birçok kuruluş için yatırıma geri dönüşü yüksek dijital deneyim projeleri sunuyor.
Frosmo ve Optimizely’nin UX alanında resmi Türk çözüm ortağı olan SHERPA, küresel pazar atılımını, 2016 yılının son yarısında e-ticaret ve içerik sağlayıcıları için gerçek zamanlı dönüşüm optimizasyonu sağlayan dünya lideri Frosmo, A/B testlerinde dünyanın en güçlü platformu Optimizely ve Avrupa’ya ülkemizden güçlü bir giriş yapan büyük veri tabanlı Segmentify ile çözüm ortaklığı yaparak gerçekleştirmektedir. SHERPA, ayrıca gerçekleştirdiği başarılı projeler ile bu yıl alanında dünyadaki en prestijli 2 ödülden biri sayılan Awwwards’da Onur Ödülü’ne layık görüldü.
Gelişimin mühendisliğini üstlenen DAM Growth Hackers, şirketlere büyümeyi en verimli şekilde (growth) nasıl sağlayacaklarını ve bunu başarmanın sistematik yolunu anlatan hizmetler sunarken, Dijital Stüdyo farklı mesleki dallardaki profesyonellere iş hayatlarında onlara ışık tutan ileri düzey workshoplar düzenlemektedir. Grubun son girişimi olan ve bugün 5.000’e yakın girişimci kullanıcıya ve 1.950 yaratılmış iş fikrine rehberlik yapan Ciz.io ise, kullanıcı bazında aylık %13’lük bir büyüme ile ilerlemektedir. Ciz,io, 2016 sonuna kadar 10 bin girişimcinin serüveninde yola çıkış noktası olarak konumlanmayı, en değerli ve kolay kullanılabilir girişimcilik araç setini kullanıcılarına sunabilmeyi ve yatırımcı ekosistemi için rafine ve zengin bir girişimci veri tabanı sunmayı amaçlıyor.
Webrazzi Summit 2016’da konuşmacı olarak sunum yapan Arabnet Kurucu ve CEO’su Omar Christidis, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki (MENA) fırsatlar ve trendleri paylaştı. Orta Doğu’nun internet ev teknoloji ekosisteminde en hızlı büyüyen dört alan e-ticaret, dijital medya, uygulama ve oyunlar ve startup’larla ilgili çarpıcı verileri paylaşan Omar, bu pazarlardaki fırsatlara dikkat çekti.
E-ticaret
MENA‘daki en sıcak fırsat e-ticarette. 10 milyar dolarlık ürünün satıldığı bu pazarın büyüklüğü tüm online işlemlerle 40 milyar dolara çıkıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (UAE), Mısır ve Suudi Arabistan e-ticaretin en büyük olduğu üç pazar. Mobil telefonlar, uçak biletleri ve giysiler bu pazarda en çok online satışı yapılan eşyalar. Pazardaki en önemli kuralsa nakit ödemenin hala bir zorunluluk olduğu. Orta Doğu’yu hedefleyen e-ticaret girişimlerinin nakitle ödeme seçeneği sunması gerektiğini söylüyordu.
Dijital Medya/h2>
1 milyar dolar yıllık reklam harcaması ve 500 milyon Youtube izlenme sayısıyla, MENA dünyanın en çok Youtube tüketen bölgelerinden biri. Telfoz11, UTurn, alfan group bu alandaki en güçlü oyuncular. İyi bir exit örneği ise, Shahiya.com: Yakın zamanda 13,5 milyon dolara Japonyalı bir alıcıya satıldı. Dijital medya, özellikle video ve reklamlar dikeyinde fırsatlar barındırıyor.
Uygulama ve oyunlar/h2>
Arabnet kullanıcı araştırmasına göre, bölgede akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 42’si telefonlarına beşten fazla uygulama indiriyorlar. MENA oyun pazarının büyüklüğü ise 1.6 milyar dolar.
Girişimler/h2>
MENA’da yatırımcıların yüzde 27’si Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE), onu Suudi Arabistan izliyor. Gerçekleşen yatırım işlemlerinin 137’si BAE , 74’ü Ürdün, 65’i ise Lübnan’da gerçekleşti. Bununla birlikte MENA artan hükümet desteğiyle dikkat çekiyor. Kuveyt, bilgi teknolojileri için 7 milyar dolar fon, Lübnan Merkez Bankası 400 milyon dolar ayırdı. Suudi arabistan ve Softbank yakın zamanda 100 milyar dolarlık ortak teknoloji fonunu yakında duyurdu. Haziran ayında Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun Uber’e 3,5 milyar dolar yatırım yapması, bu fonun küresel teknoloji ekosisteminde ne kadar etkin olabileceği hakkında fikir veriyor.
Alibaba Grubu Türkiye Ülke Müdürü Cüneyt Erbolat, e-ticaret özelinde önemli rakamlar paylaştı.
Cüneyt Erbolat’ın paylaştığı rakamlara göre Türkiye Alibaba Grubu’nun ECI1 indeksine göre G20 ülkeleri arasında 12. sırada. ECI1 ise Çin ve belli ekonomiler arasındaki e-ticaret bağlanırlığını gösteren bir indeks ve Alibaba’nın sınır ötesi e-ticaret ile ilgili büyük verisi üzerinden Çin ile diğer ülkeler arasındaki e-ticaret ilişkisini göstermeyi hedefliyor. Bu indekse göre Türkiye de Çin ile ticaret bağlantısı orta seviyede yer alan ülkeler arasında yer alıyor.
Gelişmekte olan ülkeler büyüme endeksine göre ise (ortalama gerçek GDP1 büyüme oranı) Türkiye 2010-2015 arasında yüzde 5,2 ile Çin, Hindistan ve Endonezya’nın ardından 4. sırada geliyor. 2016-2020 perspektifinde ise bu oranın yüzde 3,5’e düşeceği tahmin ediliyor ama Türkiye’nin yine 4. sırayı koruması bekleniyor.
Son 4 yıldır Alibaba adına Türkiye’de görevde olduğunu söyleyen Cüneyt Erbolat, büyüyen nüfus, şehirleşme oranı, harcama ve borçlanma eğiliminin Türkiye’nin olumlu temel göstergeleri olduğunu söylüyor. Türkiye, yine GSYİH oranlamasında yüzde 75 tüketici harcama oranıyla ABD, Avrupa ve Çin’in önünde ve ilk sırada yer alıyor.
Erbolat’ın sunumunda Türkiye’de ve dünyada e-ticaretin toplam ticaret içindeki payı da paylaşıldı. Alibaba Grubu’na göre Türkiye’de e-ticaretin toplam perakende içindeki payı yüzde 2. Bu oranın başka bir konuşmada yüzde 2’nin altında olduğunu paylaşmıştık ama her durumda Türkiye’nin e-ticaret alanında büyük bir potansiyele sahip olduğu görülüyor.
Cüneyt Erbolat, Türkiye’de internet yaygınlığı yüzde 62, e-ticaret oranı yüzde 39, ve GYİH/Kapita 20,4 bin dolar olarak paylaşıyor ve Türkiye’deki önceliklerinin ihracat yapmak olduğunu ekliyor. Erbolat, Alibaba’nın Türkiye hedef ticaret modelinin de hem satıcıları ve müşterileri hem de lojistik ortakları ve ödeme sitemi ortaklarını kapsadığını dile getiriyor.
Hepsiburada, kendi geliştirdiği ödeme sistemi HepsiPay’den sonra yeni bir çözümünü daha, Webrazzi Summit’de duyurdu.
Eylülde 2,4 milyon ürün teslim ettiklerini paylaşan Hanzade Doğan Boyner, Aralık ayında bu tutarı 2 katına çıkarmayı hedeflediklerini de söyledi. Güven duygusunun kendileri için en önemli şey olduğunu söyleyen Hanzade Doğan Boyner, pazar yeri tarafında ilk sırada en ucuz fiyatı vereni değil, daha iyi hizmet veren satıcıları gösterdiklerini de paylaştı.
Gebze’de 100 bin metrekare alanı olan operasyon merkezi kurduklarını paylaşan Hanzade Doğan Boyner, Hepsiburada’nın ihtiyaç duyduğundan fazla bir yatırım yaptığını dile getirdi ve Hepsiexpress‘in haberini verdi.
Hepsiexpress, dağıtım şirketleriyle iş birliği halindeyiz ama müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak için daha esnek bir teslimat çözümü geliştirdik. Şu anda İstanbul’un bazı bölgelerinde test aşamasındayız. 2017’nin başında bu işi sektör standardı haline getirmek istiyoruz. Bu şirketimiz sadece Hepsiburada’ya hizmet vermeyecek. Müşterilerine bu hizmeti vermek isteyen tüm markalara açık olacak.
Girişimcilerin Hepsiburada’yı sadece stratejik bir yatırımcı değil, birlikte ürün geliştirebilecek bir ortak olarak düşünebileceklerini söyleyen Hanzade Doğan Boyner, bu yıl 1 miyar dolar ciro hedeflediklerini de ekledi.
Hepsiburada’nın CTO ve CMO pozisyonlarında yabancı isimlerin olduğunu söyleyen Hanzade Doğan Boyner, ABD’den Türkiye’ye dönen veri bilimcileriyle çalıştıklarını da ekledi. Yurtdışına açılmak konusunda da net bir planları olmadığını ancak bazı ülkeleri izlediklerini söyledi.
Bugün başlayan Webrazzi Summit etkinliğine konuşmacı olarak katılan, Yemeksepeti ve kişisel yatırımları hakkında Arda Kutsal’ın sorularını yanıtlayan Nevzat Aydın, 2017’nin ilk çeyreğinde IPO’ya odaklandıklarını söyleyerek sözlerine başladı.
Daha önce Merve Kara’nın sorularını yanıtlayan ve yatırımcılığı sevmediğini söyleyen Nevzat Aydın, bu konudaki görüşlerini de şöyle ifade etti: “Kolları sıvayıp işe girmek istiyorum. Gece oturup A/B testi yapmayı istiyorum. Yüzde 20-30 hisse oranıyla işe gerçekten sarılmak da zor oluyor. Nihayetinde bu onu kuran girişimcilerin bebeği. Yatırımcı mı girişimci mi diye sorulsa elbette girişimci olmak istediğimi söylerim. İnşaat işine girmeyi düşünmem çünkü bildiğim, fark yaratabileceğimi düşündüğüm bir alan değil.”
Nevzat Aydın girişimcilik konusundaki fikirlerini ise şöyle dile getirdi: “Girişimcilikte en önemli parçanın ‘girişimci’ olduğuna inanıyorum. Benim yatırım yaptığım girişimlerin kurucularını bir araya toplasam hepsi birbiriyle çok iyi anlaşabilir. Kötü girişimciye en iyi projeyi de verseniz bir yere getiremez ama iyi girişimciye en kötü fikri de verseniz bir yerlere getirebilir.”
2017’nin ilk çeyreğinde Delivery Hero ile olan anlaşmada serbest kalacağını söyleyen Nevzat Aydın, Yemek Sepeti hakkında neler düşündüğünü de paylaştı: “Teknoloji ve internet sektöründe çıkan en büyük başarı hikayesi olduğumuz konusunda çok alçak gönüllü olmayacağım. Yemeksepeti için sürekli yeni teklifler geldi ve bu tekliflere ekip içinde en çok hayır diyen bendim. Bence Yemeksepeti olarak değerimiz şu anda 1 milyar dolar. Seneye 2 milyar dolar. DeliveryHero’nun en büyük parçasıyız. Günlük siparişi 150 bin. Bize en yakın ülke 40 bin, tabi paket ücretleri değişkenlik gösteriyor. 16. yılında yüzde 66 organik büyüyen bir şirketiz.”
Nevzat Aydın, DeliveryHero anlaşmasında basına yansıyan rakamın 589 milyon dolar olduğunu ancak anlaşmanın farklı detayları olduğunu da ekledi. Kendisine düşen payın da basına yansıyandan farklı, daha fazla olduğunu söyledi.
Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi olan Aydın, Twitter’ı da kişisel bir paylaşım alanı olarak gördüğünü ve iş amaçlı kullanmadığını paylaştı. En azından bir süre daha böyle gideceğinin bilgisini verdi.
IAB Avrupa ve IHS’nin açıkladığı global mobil reklam yatırımları rakamlarına göre, 2014 yılında 22 milyar Euro (29 milyar dolar) olan mobil reklam yatırımları 2015 yılında yüzde 68,2’lik artışla 37 milyar Euro’ya (49 milyar dolar) ulaştı. Bu artışta mobil odaklı tüketici dünyası ve gelişen pazarlama teknolojileri etkili oldu.
Açıklanan rapora göre mobil gösterim yüzde 92,6 oranındaki artışla en yüksek büyümeyi elde ederken, mobil arama reklam yatırımları yüzde 51,8’lik artışla ikinciliği aldı. Kullanıcıların operatörlerin sunduğu mesajlaşma servislerinden, aplikasyon bazlı mesajlaşma platformlarına kaymasıyla mesajlaşmadaki artış yüzde 20 oldu.
2015 yılında, mobil gösterim reklam yatırımları 19 milyar Euro (26 milyar dolar) ile mobil reklam yatırımlarının yüzde 52,3’ünü oluştururken, mobil arama yatırımları 16 milyar Euro (21 milyar dolar) ile tüm mobil reklam yatırımlarından yüzde 42,8’lik pay aldı. Mesajlaşma reklam yatırımları ise 2 milyar Euro (2,4 milyar dolar) ile yüzde 5 pay elde etti.
2015 yılındaki 37 milyar Euro (49 milyar dolar)’luk global mobil reklam yatırımlarının bölgelere göre dağılımı ise şu şekilde gerçekleşti:
Kuzey Amerika: %45
Asya-Pasifik: %34
Avrupa: %19
Orta Doğu & Afrika: %0,9
Latin Amerika: %0,7
Yıllık büyüme oranlarına bakıldığında ise yüzde 69’luk oranla Asya-Pasifik bölgesinin önde olduğu dikkat çekti. Orta Doğu ve Afrika haricindeki diğer tüm bölgelerde yüzde 50’nin üzerinde bir artış görüldü:
Asya-Pasifik – %69
Kuzey Amerika – %67
Latin Amerika – %60
Avrupa – %58
Orta Doğu & Afrika – %37
IAB Avrupa CEO’su Townsend Feehan, yatırımlarla ilgili şu yorumda bulundu: “Global mobil reklam yatırım rakamları bize bu kanalın dijital reklamcılığın gelişimi için önemli bir unsur olduğunu gösteriyor. Display reklamlarındaki artış ise, reklamverenlerin tüketicilerine ulaşabilmek için mobilin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Mobilin; ajansların, reklamverenlerin ve yayıncıların müşteri yolculuğunu anlayabilmelerindeki rolü giderek artıyor.”
IAB Başkan Yardımcısı ve Mobil & Video Genel Müdürü Anna Bager ise raporu şu şekilde değerlendirdi: “Global rakamlar, mobilin kritik bir platform olduğunun markalar tarafından benimsediğini gösteriyor. ABD mobil reklamcılığında, yüzde 67 gibi bir oranla olağanüstü bir yıllık büyüme yaşıyoruz. Bu noktada hedef kitlelere ulaşmada küçük ekranların gücünün tüm dünyada böylesine bir artan gidişatı sağlaması çok da sürpriz olmadı.”
IHS Reklam Araştırmaları Direktörü Daniel Knapp ise yatırımlarla ilgili şu sözleri söyledi: “Bu araştırma mobilin online reklamcılık pazarını geliştirmeye devam ettiğini gösteriyor. Rakamlar, tüm sektörün bir araya gelerek mobil reklamcılık altyapısında yaptıkları geliştirmelerle de destekleniyor. Teknoloji, ölçümleme ve yaratıcı çalışmalardaki gelişmelere ulaşmak için önemli bir destek sağlıyor.”
IAB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Kurşun mobilin Türkiye’deki gelişimini “Mobil Türkiye’de de hızla büyüyor. IAB Türkiye olarak açıkladığımız AdEx-TR 2016 ilk yarı Dijital Reklam Yatırımları Raporu’na göre, mobil display reklam yatırımları 145 milyon TL’ye ulaştı. Bu büyümenin önümüzdeki dönemlerde de sürmesini ve mobilin dijital reklam yatırımları içindeki payının artırmasını bekliyoruz.” sözleriyle değerlendirdi.
Türkiye’nin ve bölgenin sistem entegratörü vizyonuyla çalışan eden Netaş, 160’tan fazla küresel operatör için yazılım çözümleri geliştiriyor ve üst üste 5 yıldır Türkiye’nin “Yazılım İhracatı Şampiyonu” olma başarısını elinde tutuyor. 2015 yılında Türkiye’de “Yılın Sistem Entegratörü”, “Yılın Sistem Entegratörü – Yazılım”, “Yılın Sistem Entegratörü –Donanım”, “Yılın Ağ Donanımı” ve “Yılın Kurulum Bakım Destek Hizmetleri” kategorilerinde Türkiye’nin lider kurumu oldu. Şirket, son 10 yılda 10 kat büyüme göstererek satış gelirlerini 1 milyar TL’nin üzerine çıkarttı ve 2014 yılına göre 2015 satış gelirlerini TL bazında yüzde 36 artırırken ihracatta yine TL bazında yüzde 22 büyüme kaydetti.
Türkiye’nin dijital dönüşümüne ve modernizasyonuna katkı sağlayan Netaş, bilişim teknolojileri alanındaki faaliyetlerini, güçlü bir birikime sahip yeni nesil ArGe biriminin katkılarıyla sürdürüyor ve aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, savunma iletişim ağının modernizasyonunda da önemli bir role sahip. Netaş tüm iletişim faaliyetlerini Ogilvy PR üzerinden gerçekleştirecek.
Yenilikçi sosyal ağ Snapchat, veri gizliliği konusunda pek çok tartışmaya imza attıktan sonra, özellikle gençlere yönelik tasarımıyla kullanıcıların gönlünde taht kurdu ve Amerikalıların yüzde 40’ına ulaşmayı başardı. Şimdi de 25 milyar dolarlık mega unicorn olmak üzere halka arza hazırlanıyor.
26 yaşındaki Evan Spiegel tarafından 2011’de kurulan Snapchat, söylentilere göre 2017’de New York borsasında halka arz olmak için Morgan Stanley ve Goldman Sachs bankalarını tuttu. Snapchat, Facebook’tan sonra en başarılı sosyal ağlardan biri olarak tanımlanıyor ve gelir kapısı olma açısından satışa çıkan, ancak bir türlü satılamayan Twitter’dan fersah fersah önde bulunuyor.
Bununla birlikte sosyal ağların hisse senedi değerlerinin halka arz olduktan sonra düştüğünü biliyoruz. Bakalım Snapchat peşinden gelecek diğer teknoloji girişimlerine örnek olmak üzere halka arz olduktan sonra kendi gücü dışında borsayla da değer kazanmayı başaracak mı?
1 Milyar dolar nerede 40 Milyar dolar?
NetApp Kuzey EMEA ve MEEAR Bölgesinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Gos Hein ile yaptığım söyleşide, veri merkezlerindeki gelişmelerin ve bir bütün halinde bilgi teknolojilerinin startupların önünü açacağından söz etmiştik. Bu bağlamda Gos Hein girişimciler için 1 milyar dolarlık Unicorn olmanın Amerika’da artık başlangıç seviyesi sayıldığından söz etti.
Ancak burada önemli bir nokta ortaya çıkıyor: 1 milyar dolardan sonra sıradaki adım 25 milyar dolar değil, 40 milyar dolarlık şirket olmak. Ancak bu aşamaya gelen bir startup mega unicorn olarak yerini sağlama alıyor. Aksi takdirde spin off durumu söz konusu oluyor. Pek yakında yayınlanacak NetApp söyleşimizde ayrıca belirteceğim gibi, Gos bu konuda çok ilginç bir tespitte bulunuyor ve 40 milyar dolarlık sınır ekonomik kapasiteyle değil, bilgi teknolojileriyle sınırlı bir barajdır diyor.
Enformasyon girişimciliği
Kısacası enformasyon ekonomiden önce geliyor ve bu dünya tarihinde bir ilk ve 5 yıldır Ray Kurzweil tekillik geliyor derken doğruyu söylediğini bu yüzden düşünüyorum; uçuk kaçık teknoloji haberleri yüzünden değil.
Mega unicornlar geçidi
Yine de bu aşamaya ulaşmaya aday olan birçok şirket var. Bunlar değeri 10 milyar doları aşan ve borsada servetlerini artırmak isteyen şirketler. Elbette ilk ikisi 68 milyar dolarlık Uber ve 30 milyar dolarlık Airbnb.
Snapchat şirketine de son fonlamada 18 milyar dolar değer biçildi ve bu da Twitter’ın 2013’te borsaya girmesinden bu yana en büyük halka arz olacak. Bunun yanı sıra, Twitter kurulduktan sonra sürdürülebilir gelir modelleri yaratamayan girişimlerin kötü sonuna en iyi örneği oluşturuyor. Twitter’ın hisseleri 69 dolardan 17,80 dolara düştü ve şirket kendine alıcı bulamıyor. Gerçi bu noktada büyük şirketler satın almayalım da iyice ayağa düşsün, sonra ölü fiyatına alırız diyor olabilirler.
Snapchat başarılı olursa
Şirketin kurucu ortakları Spiegel ve Bobby Murphy mülti milyarder olacaklar. Sohbet ve sosyal ağdan Instagram’ın hormonlu mutant versiyonu fotoğrafçılığa kayan, bunun için de geçenlerde adını Snap Inc. olarak değiştiren Snapchat’in kurucuları halka arzın ardından kişi başına 4 milyar dolarlık servetin sahibi olabilirler.
İnovasyon şart
Türkiye’de önüne gelenin girişimci olabileceği algısı ne yazık ki Facebook’un yenilikten çok optimizasyona yönelen anlayışıyla birleşerek bizde sosyal ağlar yenilik yapmaz algısına yol açtı. Twitter’ın gecikmiş yenilikleri de buna tuz biber ekti. Ancak, Snapchat sohbetten fotoğrafçılığa kayarak şirketlerin, özellikle de sosyal ağ girişimlerinin her an radikal yenilikler yapabileceğini gösterdi.
Spiegel muhtemelen bu ata oynayarak 2013’te Facebook’un yaptığı 3 milyar dolarlık teklifi geri çevirmiş ve “Bunlar bana şimdi 3 milyar dolar veriyorsa gelecekte kim bilir kaç milyar dolara erişeceğimi görüyorlar” demişti.
Money Talks!
Para para para!
Snapchat ergenler ve genç yetişkinlerden oluşan kullanıcı tabanını gittikçe genişletiyor. 150 milyon aktif kullanıcısıyla (genellikle Twitter ve Facebook’tan daha aktif kullanıcısıyla) yılda 350 milyon dolardan fazla reklam geliri üretmeyi planlıyor. Bu da geçen yıl elde ettiği 59 milyon doların yanında büyük artış. Snapchat bu bağlamda Burberry, Tiffany ve KFC gibi markalarla işbirliği yapıyor.
Yeni medya reklamcılığına hazır mısınız?
eMarketer analiz uzmanları geçenlerde şirketin 2017’de yılda yaklaşık 1 milyar dolar reklam geliri elde edeceğini söylüyorlar; çünkü markalar geleneksel reklamcılık modellerinden vazgeçip yeni medya reklamcılığına geçiyor. Bu bağlamda 18-34 arasındaki Amerikalıların yüzde 40’ı Snapchat kullanıyor.
Doğrusu ben de eski bir Friendfeed kullanıcısı olarak Facebook’un Snapchat’i o gün satın almamış olmasına ve sosyal ağın tırtıldan kelebeğe dönüşmek üzere bugüne dek yaşamış olmasına seviniyorum. Snapchat başarılı olmasını istediğim bir deney; çünkü bugüne kadar denenmemiş bir şey. Özellikle de ücretsiz içerik reklam ağı olan; ama kendine sosyal ağ diyen Facebook’un yeni medya reklamlarını Snapchat karşısında nasıl kullanacağını izlemek ilginç olacak. Elbette bunu PPC (alışveriş reklamları) ve Google aramaya etkisini görmek açısından da izlemek heyecanlı olacak.
Hedef kitle eşleme
Snap Inc. geçenlerde Snap Hedef Kitle Eşleme uygulamasını başlattı ve pazarlamacıların tüketicilerin e-posta adresleriyle telefon numaralarını Snapchat kullanıcı verileriyle eşleştirmesine izin verdi. Böylece Snapchat de Google ve Facebook gibi hedefli reklamlara geçmiş oldu. Snapchat aynı zamanda kullanıcıların ne tür içeriklere baktığını da (spor, oyun) şirketlere gösteriyor. Böylece tekil kullanıcıya değil, gruplara reklam hedeflemek de mümkün oluyor. Bütün bunlar internette kişisel bilgilerin gizliliği savunucularını kızdırıyor ama AC/DC’nin dediği gibi Dünya’da para konuşuyor.
Snap Inc. şu anda halka arz konusunda hiç bilgi vermiyor. Geliri 1 milyar doların altında olduğu için Snap Inc. ABD Menkul Kıymetler ve Borsalar Komisyonu’na gizli başvuru yapabiliyor. Bilgi teknolojilerinin ekonomiye etkileri açısından konun takipçisi olacağım.
Hitachi Data Systems Türkiye Genel Müdürü Serdar Sayar‘la yaptığımız söyleşide bulut bilişimde veri yönetimi, veri transferi, yönetişim, veri güvenliği gibi temel dijital dönüşüm konularını ele alarak HDS’nin bu alandaki Hitachi Unified Compute Platform (UCP) çözümünü inceledik.
Hitachi Data Systems (HDS), kurumlarda teknik şartnamelerle regülasyonlara uygun dijital dönüşüm girişimlerini geliştirecek ve hızlandıracak üç yeni çözüm duyurdu. HDS çözümleri şu anda pazarda bulunan ürünlerden daha fazla esneklik ve seçeneğe sahip olarak kurumların iş süreci hızlandırmaya ve teknik sorunları çözmeye yönelik optimizasyon taleplerini en iyi şekilde karşılıyor. HDS aynı zamanda bilgi teknolojileri departmanlarına çözümlerle ilgili karşılaşacakları tüm sorunlarda yardımcı oluyor ve bu anlamda dijital dönüşümün yol haritasında destek oluyor.
Dijital dönüşüm sürecini fintech ve bankacılık sektörüyle nasıl değerlendirebiliriz?
“Dijital dönüşüm ile bankaların ve diğer finans kurumlarının Blockchain kimlik doğrulama uygulamasını kullanacağı ve böylece müşteride güvenli online alışverişi destekleyeceği bir dünyaya doğru gidiyoruz. Dijital dönüşüm ile yapılan maliyet optimizasyonu ve elde edilen farklı güvenlik alternatifleri çok önemli. Dijital dönüşüm aynı zamanda müşteri memnuniyetini artırmakta kilit önem taşıyor ve kurumlara yeni gelir kalemleri sağlıyor.”
Müşteri memnuniyeti, optimizasyon ve yeni gelir kanallarısağlıyor
“Dijital dönüşüm şirketler için birkaç adımda gerçekleşiyor. Öncelikle şirketlerin şu anda kullanmadıkları verileri kullanmaya başlaması lazım. Ardından bu veriler üzerinde analiz yazılımları çalıştırıp öngörüsel analizler almaları gerekiyor. Bu analizler sonucunda piyasada oluşacak risklere karşı önlem alabilecekler.”
“Ancak, öncelikle bu verilerin işlenebilir hale getirilmesi gerekiyor. Bu verilerin işlenmesi için veri analizi uzmanları ve mühendisler gerekecek. Bu kişilerin çalışmalarının şirkete getireceği masraf, dünyanın farklı yerlerinde farklı ölçülerde ortaya çıkıyor. Uluslararası düzeyde kesintisiz iş akışı sağlamak üzere süreçlerde optimizasyon yapmak gerekiyor. Bu da verinin mobil hale getirilmesini gerektiriyor ki dünyanın farklı yerlerindeki kişiler aynı anda aynı veri üzerinde çalışabilsinler.”
“Mobilite ancak bulut bilişim teknolojileri ile mümkün ve burada veri yönetiminin iyi sağlanması lazım. Verilerin taşınmasına ve dağıtımına sektör regülasyonları ne derece izin veriyor, bu işlemlerin gizli maliyetleri nedir, verinin güvenliği nasıl sağlanacak gibi soruların yanıtlanması çok önemli. İşte biz bütün bu soru ve sorunları dijital dönüşüm yol haritasında değerlendirerek şirketlere uygun ürünler ile hizmetler geliştiriyoruz.”
“Bulut bilişimin iş yükünü optimize ederek maliyetleri azaltıyoruz”
Uygulamaya özel, kullanıma hazır HEC platformu kullanıcıların operasyonel harcamaları azaltmasına ve özel ve hibrit bulut kurulumlarını hızlandırmalarına yardım edecek ön mühendisliği yapılmış, önceden hazırlanmış hizmet kataloglarıyla; atanmış bütünleşik platform, yazılım ve HDS ya da iş ortakları tarafından sağlanan hizmetleri birleştiriyor.
“HEC ailesinin ilk örneklemesi olan Hitachi Enterprise Cloud with VMware vRealize Suite, VMware vRealize Air Cloud Management Platform’unu (CMP) destekliyor. Çözüm, geleneksel satın alma modelinde hem şirket içi hem de şirket dışı olarak sunulurken, isteğe bağlı olarak kullanıma ve sonuca bağlı yönetilmiş bulut çözümü olarak da sağlanıyor.”
“Nitekim bu ürünlerimizi şirketlerin bulut yolculuklarını hızlandıracak VMware vRealize platformuna iyi bir örnek olarak değerlendirebiliriz. Hitachi Enterprise Cloud with VMware vRealize Suite birinci sınıf sunucu ve depolama altyapısıyla inşa ediliyor. Platform ortak müşterilerimizin VMware vRealize Suite’i güçlendirmeleri için güçlü bir ilk adım atıyor. Bunun yanında bulut yönetim platformlarının operasyonel harcamalarını azaltırken iş çevikliğini de artırıyor.”
Bulut bilişimde otomasyon artıyor
“Yeni Hitachi Management Automation Strategy bulut kurulumuyla çalışan basitleştirme şartlarını karşılayacak modern altyapı yönetimi için altyapıyı sağlıyor. Ayrıca uygulamalar ister geleneksel isterse de yeni nesil olsun; hizmet olarak BT (ITaaS) kullanımını özendirmeyi destekliyor. Yeni strateji tek ve çoklu UCP 2000 sistemleri için basitleştirilmiş, akıllı birleşik yönetimi sağlayan UCP Advisor’ı içeren otomasyon odaklı yazılımın büyüyen ürün ailesinin de içinde yer alıyor.”
Kurumlar dijital dönüşümü gerçekten nasıl başlatabilirler?
Doğru bir soru. Bugün baktığımızda birçok şirketin en büyük sorununun dijital dönüşüme nereden başlayacaklarına karar vermemek olduğunu görüyoruz. Üstelik bankalar gibi finansal kuruluşların işi daha zor; çünkü kendi bünyelerinde yapacakları yenilikler bile regülasyonlara tabi. Özellikle de teknik şartname-mevzuat dijital dönüşümde birlikte yürüyor.
Bu açıdan bakarsak 451 Research Baş Analisti Eric Hanselman dijital dönüşümü ileri taşıyan üç ana iş şartının zeka, çeviklik ve müşteri merkezlilik olduğunu ve BT’nin başarı ya da başarısızlıkta merkezi bir rolü olduğunu belirtiyor. Bu şartları sağlayacak gelişmiş altyapı çevikliğine ulaşmak IT ekipleri için büyük bir zorluk. HDS olarak biz tam da bu zorlukların aşılması için ters mühendislik ve derin öğrenme kullanan, böylece dijital dönüşümde kurumların hangi bölümlerinin ne ölçüde otomasyona tabi olacağını belirleyen sistemler geliştirdik. Hitachi Management Automation Strategy içerisinde taahhüt edilen otomasyon ve basitleştirilmiş yönetim, bu zorlukların üstesinden gelmek için merkezi öneme sahip bulunuyor.
Yeni donanımlar ile hiper bileşik portföy
“Dilerseniz bu teknik ismi de biraz açalım. Burada kast edilen farklı tedarikçilerden gelen legacy ürün ve yazılımları kullanan bankalar departmanlarının uluslararası iletişim sağlamasını sağlamak gibi alanlarda, yazılım ve donanım uyumluğunu istenilen ölçekte sağlamak. Esnek ve hiper bileşik bulut bilişim derken bunu kast ediyoruz.”
“UCP Advisor yazılımının erişilebilirliğine ek olarak müşteriler için değerli yeni seçenekler yaratacak Hitachi Unified Compute Platform’un (UCP) performans, ölçek ve ekosistem desteğinde önemli yeni geliştirmeler bulunuyor. UCP 2000 ve UCP HC sistemleri daha hızlı Intel Broadwell işlemcilerini destekliyor ve Hitachi Data Ingestor, Hitachi Content Platform ve WAN Optimizer’a benzersiz ve uyarlanabilir çözümler sağlayacak opsiyonel desteği de içeriyor.”
“UCP 2000, ayrıca şimdi de 128 nodeları da dahil olmak üzere 8X sunucu ölçeklenebilirliğinin yanı sıra birçok ağ ve güvenlik geliştirmesine de sahip. Bunun dışında HDS sistemi OpenStack ortamlarını destekleyecek şekilde genişletti. UCP HC, yüksek kapasiteli 2U/1-node hibrit ve 26 TB’a kadar artırılabilen kullanılır flash kapasiteye sahip all-flash sistemiyle geliştirilerek diğer gerçek dünya fonksiyonlarının yanı sıra analitik ve işlem odaklı yüksek performans ve ölçek sağlayacak hiper birleşik portföy yetkinliğini genişletiyor.”
Yönetimi hazır bulut teknolojileri
“HDS, müşterilere ileri düzeyde geliştirilmiş seçim ve esneklikle birçok yeni hizmet olarak yönetilmiş bulut seçenekleri sunuyor. Bunun içerisinde Hizmet Olarak Depolama (STaaS), Hizmet Olarak Hesaplama çözümleri, BT hizmet yönetimi ve operasyonları için yeni hizmet olarak analitik çözümü ve uzaktan operasyon hizmetleri için yeni seçenekler de bulunuyor. Şirket ayrıca Hizmet Olarak Yedekleme, Hizmet Olarak Arşivleme ve Hizmet Olarak Felaket Kurtarma’nın veri koruma için bütüncül yaklaşımı da sunuyor.”
“Bu bağlamda dijital dönüşümü yeni inovasyon ve yaratıcılık çeşitlerini tanıtan, müşteri deneyimini geliştiren ve iş modeli ve süreçlerine yeniden şekil veren bir katalizör olarak tanımlayabiliriz. Ancak katalizörün çalışması için reaksiyona, yani dijital dönüşüme hazır bir ortam olması gerektiğini de unutmamalıyız. HDS olarak hiper bileşik bulut çözümlerimiz kapmasında, dijital dönüşümü uçtan uca bir yol haritası olarak görmemizin ve kurumsal danışmanlık sunmamızın sebebi bu.”
“Hitachi Data Systems, iş dönüşümünü hızlandırabilen ve BT’nin karşılaştığı zorlukların üstesinden gelebilen etkili ve pratik alternatifleri sağlamaya kendini adadı. Hitachi Enterprise Cloud şimdiye kadar hiç görülmemiş şekilde şirketlerin dijital dönüşümlerini gerçekleştirmelerine yardımcı olacak seçenekler sunuyor.”
Aradığınız cevaba ulaşmak için bir dizi soru sormak, test ve ölçüm yapmak en etkili yöntemlerden biri. Hangi adayları iş görüşmesine çağırmalıyız? Hangi satış temsilcileri ürünlerimizi, şirket değerlerimizi ve pazarı daha iyi tanıyor? Kimleri terfi ettirmeliyiz? Çalışanlarımızın İngilizce seviyeleri ne düzeyde? Kimlere Excel eğitimi vermeliyiz?
Bu sorulara cevap aranırken öznel değerlendirmeler yapmak yerine; standart, geçerli ve güvenilir sorular sormak çok daha doğru, hızlı, kolay, adil ve sistematik bir yöntem. Öte yandan, liyakata önem vermek ve çalışan ilişkilerinde bilimsel yöntemleri tercih etmek, bir işverenin iş arayan adaylar ve çalışanlarının gözünde itibarını arttırıyor.
İşe alım, performans değerlendirme , eğitim ve terfi süreçlerine test ve sınav uygulamalarının dahil edilmesi, zamanla çok kritik verilerin oluşmasına olanak sağlıyor; bu verilerin daha sonra analiz edilmesi ile (performansı yüksek satışçıların analitik becerilerinin de yüksek çıkması üzerine, işe alımda yetenek testi kullanılmasına karar verilmesi gibi) şirket için çok isabetli kararlar alınabiliyor. Zira veri birikiminin sağlanmadığı her türlü süreç, geliştirilmesi şansa bırakılmış bir süreçtir.
Peki, test ve sınav uygulamalarını şirketimizin iş süreçlerine dahil etmek isterseniz, bunu güvenli, kolay ve en az maliyet ile nasıl yapabilirsiniz?
Bazen son derece iyi niyetle seçtiğimiz bir yöntem, hiç istemediğimiz sonuçlara neden olabilir. Eğer sınav güvenliği sağlanamaz ise, yanlış adayları iş görüşmesine çağırabilir, doğru adayları görmezden gelebiliriz. Hak etmediği halde bazı çalışanları terfi ettirebiliriz. Çalışanlarımız hakkında yanlış değerlendirmelerde bulunabiliriz. Online test ve sınav uygulamalarında dikkat edilmesi gerekenlere gerekli önem verilmez ise, şirketin yanlış kararlar almasına neden olunabilir. Bu yüzden şirket, tasarladığı test sürecine uygun bir yöntem tercih etmelidir.
Her test uygulaması, kendi şartları göz önünde bulundurularak, en optimum ortamda gerçekleştirilmelidir. Aşağıdaki sorular test uygulamasının tasarlanmasında size önemli noktaları işaret edecektir.
Adaylar birbirini tanıyor mu? Adaylar farklı gün ve saatte sınavı alabilmeli mi? Sorduğumuz soruların cevaplarına internet aracılığıyla hızla ulaşılabiliyor mu? Testi alan kişi, teste davet ettiğimiz kişi mi? Testi alan kişi, testi tek başına mı tamamladı?
Bütün bu sorulara, amacınıza en uygun cevapları verene kadar hiçbir online test veya sınav sistemini başlatmayın. Çünkü en ufak bir cevapsızlık, bir yerlerde hata yaptığınızı gösteriyor olabilir.
BTK’nın uzun süren çalışmaları sonucunda ülkemiz, Geliştirilmiş İşbirliği Çalışma Grubu üyeliğine seçildi. 2003 ve 2005 yıllarında iki aşamalı olarak gerçekleştirilen Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi’nde atılan önemli adımlardan birisi de, Geliştirilmiş İşbirliği Çalışma Grubu olmuştu.
İnternet ile ilgili uluslararası kamu politikalarının oluşturulmasında tüm devletlerin eşit bir şekilde fikirlerini sunabilmesi ve ilgili tüm paydaşların uygun rol ve sorumlulukları çerçevesinde görev üstlenmelerini sağlamak üzere kurulan grupta artık ülkemizde söz sahibi olacak.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun girişimleri sonucunda artık Türkiye, Geliştirilmiş İşbirliği Çalışma Grubuna dünya genelinde seçilen 22 ülke arasında yer alıyor.
Yetkililer ülkemizin bu gruba kolayca dahil edilmesinin başlıca nedeni olarak, internet kullanıcı potansiyelinin yüksek olmasını gösteriyor. Zira, ülkemiz toplam internet kullanıcısı sayısı açısından tüm dünya ülkeleri arasında yapılan sıralamada ilk 20 ülke, Avrupa ülkeleri arasında yapılan sıralamada ise Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerle birlikte ilk 5 ülke içinde yer almaktadır.
Konuyu özetlemek gerekirse artık Türkiye, uluslararası internet yönetimi konusunda dünyada daha da etkin bir aktör haline gelecek ve bilgi ve iletişim teknolojilerinde sahip olduğu potansiyele de uygun bir şekilde bu alanda daha fazla söz sahibi olacaktır.
Ödeal, yeni kampanyası ile herkesi kazanmaya davet ediyor. Ödeal’ı tavsiye ederek, aktif üye kazandıran mevcut üyeler, anında 20 TL kazanırken, tavsiye üzerine gelen yeni Ödeal üyeleri, ilk ay toplam 100 TL ciro yaptıkları durumda 20 TL, onu tavsiye eden üye de 30 TL kazanacak.
Cep telefonlarını mobil tahsilat aracına dönüştürerek, özellikle küçük ölçekli işyerleri ve bireysel girişimcilere kredi kartı ve banka kartı ile ödeme alma imkanı sunan Ödeal’ın kazandıran kampanyası 14 Kasım’a kadar sürecek. Kampanyaya katılmak isteyen mevcut üyelerin, uygulama üzerinden “Tavsiye Et” butonuna tıklayarak, tavsiye ettikleri kişinin isim, soyad ve cep telefonunu iletmelerinin ardından Ödeal çağrı merkezinin iletişime geçeceği bu kişinin, Ödeal üye iş yeri olması yeterli olacak.
Kampanya kapsamında her mevcut üye işyeri en fazla 10 üye işyeri tavsiye ederek, tavsiye edilenlerin tamamının Ödeal işyeri olup ciro hedefine ulaşmaları durumunda toplamda 500 TL ödül kazanabilecek. Kampanya süresince belirtilen şartların yerine getirilmesi durumunda kazanılan ödüller üye iş yerinin banka hesabına yatırılacak. Detaylı bilgiye www.ode.al sitesinde yer alan Duyurular bölümünden ulaşabilirsiniz.
En son Mayıs ayında arz için gong törenine ev sahipliği yapan Borsa İstanbul (BİST) yeni bir halka arza daha hazırlanıyor. Borsa İstanbul’da işlem görmek için yola çıkmış olan Turkcell iştiraklerinden Global Tower’ın halka arzında son viraja girildi. Sermaye Piyasası Kurulu, şirketin sunduğu izahnameyi 14 Ekim 2016 tarihinde onayladı. Onaylanan izahnameye göre Global Tower yüzde 21,7’sini halka açacak. Türkiye’nin ilk ve tek, Avrupa’nın ise kule sayısı bakımından beşinci büyük bağımsız kule şirketi olan Global Tower’ın halka arz fiyatı pay başına 3,82 TL ile 4,46 TL aralığında olacak. Bağımsız kule şirketi, tamamen ana mobil operatör tarafından sahip olunmayan ve sadece kule işletmeciliğine özgülenmiş şirket olarak tanımlanıyor.
Global Tower diğer şirketlere örnek olsun
Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, ülkemiz ekonomisinin özellikle yurtdışından gelen suni sebeplere dayalı baskılarla zora sokulmaya çalışıldığı bu dönemde Global Tower şirketinin halka arzının çok önemli ve değerli olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Hain darbe girişiminde, kurşunun üzerine yürüyen, tankın karşısına dikilip demokrasisine sahip çıkan halkımız, sonrasında da elindeki dövizini bozdurarak ekonomiye destek vermiştir. Böyle bir konjonktürde şirketlerin de üzerlerine düşeni yapmaları gerekir, Global Tower’ın Borsa İstanbul’da işlem görmesi halkımıza ve ekonomimize moral olacaktır. Bu teşebbüsümüzün yatırımcılarımızın ilgisine mazhar olacağına olan inancımız tamdır. Diğer şirketlerin de bizi örnek alarak planlarını ertelememelerini temenni ederim.”
Global Tower’ın hisselerin yüzde 70’inin yurt dışı kurumsal yatırımcılara arz edilecek olmasının da ayrıca Türkiye ekonomisine güvenin önemli bir göstergesi olduğuna da dikkat çeken Akça, “Halka arz büyüklüğü ek satış dahil 329,8 – 385,1 milyon TL aralığında olacak. Yaklaşık 1,4 milyar lira piyasa değeri olan şirketimiz Türkiye, Ukrayna, Belarus ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 10 bine yakın kule portföyü işletmektedir” dedi. Global Tower 2016 yılı Haziran ayı itibarıyla, Türkiye ve Ukrayna’da toplam 4.594 kuleye sahip olup 2.388 kuleyi işletmekte ve 2.213 kule için kontrat yönetimi hizmetleri sunuyor. Ağustos ayı itibariyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 115 kule üzerinde irtifak hakkı yoluyla ve Ekim ayı itibariyle Belarus’ta 767 kule üzerinde kullanım hakkı yoluyla alt kiralama hakkı bulunuyor.
Konsorsiyuma İş Yatırım liderlik yapıyor
Global Tower’ın yurt içinde halka arzına İş Yatırım liderliğinde 23 aracı kurumdan oluşan konsorsiyum, yurt dışında ise Citigroup Global Markets Limited aracılık ediyor. Global Tower halka arzının tamamı ortak satışı yoluyla gerçekleşecek olup, arz sonrası halka açıklık oranının yüzde 21,7 olması bekleniyor. Ek satış hakkının kullanılması halinde ise bu oran yüzde 25’e çıkabilecek. Halka arz edilecek payların yüzde 70’i yurtdışı kurumsal yatırımcılara ayrılırken, yüzde 30’luk bölüm yurtiçi yatırımcılara ayrıldı. Toplam arzın yüzde 10’u yurtiçi bireysel yatırımcılara, yüzde 20’si yurtiçi kurumsal yatırımcılara yapılacak.
Karın yüzde 75’inin dağıtılması hedefleniyor
Turkcell iştiraklerinden Global Tower, Türkiye, Ukrayna, Belarus ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde işlettiği 10 bine yakın kuleyi yöneterek ve/veya işleterek kira geliri ve/veya diğer gelirler elde ediyor. Bu anlamda Global Tower, halka açılarak yatırımcıya düzenli geliri olan Türkiye’deki ilk ve tek bağımsız kule şirketine ve toplam kule varlıkları bakımından en büyük telekom altyapı operatörüne yatırım yapma imkânı sağlayacak. Global Tower, 2015 yıl sonu itibarıyla gelirinin yüzde 84 gibi büyük kısmını kira gelirlerinden elde ediyor. Şirket Yönetim Kurulu ayrıca halka arzın ardından 365 gün boyunca sermaye artırımı yapmayacağını ve dolaşımdaki pay miktarını artırmayacağını; Turktell Yönetim Kurulu ise payların BİAŞ’ta işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 180 gün boyunca BİAŞ’ta ve BİAŞ dışında satmayacağını taahhüt etmiştir. Kar payı dağıtım politikasında ise her yıl, dağıtılabilir net karın en az yüzde 75’inin nakit kar payı olarak dağıtılması yönünde hedef belirledi.
İş Yatırım liderliğindeki Global Tower’ın halka arz konsorsiyumunda 3 eş lider ve 19 üye bulunuyor.
Geçen yıl şirketin yarısı HPE (HP Enterprise) olarak ayrılan yılların devi Hewlett Packard’da (HP) tasarruf amacıyla işten çıkarma yapılacağı duyuldu. Önümüzdeki 3 yıl içinde şirketin yüzde 10’u kadar elemanı yani 3000 ila 4000 arasındaki bir sayıda eleman çıkartmayı planlandığı belirtiliyor. Bunun en önemli nedeni ise ürünlere talebin devamlı gerilemesi.
HP, geçen yıl yapılan ayrılma sonucunda sadece yazıcı ve bilgisayar satan taraf haline gelmişti. HPE ise bulut servisleri, yazılım ve hizmet bölümlerini içeriyor.
HP’nin CEO’su Dion Weisler, işten çıkarmaların yazılım ve bilgisayar sektörünün zorlu pazar koşullarında, şirketin karlı halde kalmasına yardımcı olacağını belirtirken ; “Amacımız belli, yönetimimiz sağlam ve yeni dönem için pozisyon alıyoruz. Pazarımız hala çok zorlu ama öz işimizde yaratıcılık sözü veriyor ve uzun dönemli fırsatları görüyoruz” dedi ve şirketin özellikle ticari mobilite ve servisler ile üretim sektörüne yönelik 3D ve kopyalama sektörünün de belli alanlarında fırsat gördüğünü söyledi.
Şirket, işten çıkarmaların hangi bölümlerden yapılacağına dair bir açıklama yapmadı ama ülkeden ülkeye değişeceğini söyledi. Buna karşılık analistler işten çıkarmaların yazıcı ve tedarik bölümlerinden yapılacağını düşünüyorlar.
İşten çıkarmaların 2020’li yıllarda 200-300 milyon $/yıl tasarruf anlamına geleceği belirtiliyor ama tahmin edeceğiniz gibi işten çıkarmaların da bir maliyeti var. Bunun da 350-500 milyon $ olması bekleniyor.
HP’nin şu anda 50.000 kadar elemanı bulunuyor.
Bu arada HPE’de işler iyi gidiyor gibi görünüyor. 2016 yılının üçüncü çeyreğinde HPE, 12,2 milyar dolar net gelir açıkladı. Bu rakam önceki yıla göre yüzde 6 oranında daha düşük. Hisse sahiplerine ise 1,5 milyar dolar dağıtıldı. Hisse başına kazanılan seyreltilmiş net kar 1,32 dolar olarak finansal kayıtlara geçti. Bu rakam ise, daha önce belirtilen 1,10 ve 1,14 dolar tahminlerinden daha fazla. Bu bakımdan HPE, net gelirlerinin azalmasına rağmen operasyonel performansını artırarak hissedarları için daha karlı bir şirket olmayı başardı. Zira şirkete nakit akışı aynı dönem içerisinde 1,7 milyar dolarak olarak kaydedildi. Önceki yıla göre nakit akışında yüzde 10 artış gözlemleniyor.
Samsung Electronics Türkiye, Galaxy Note7 Değişim Programını eski ve yeni tüm seri Galaxy Note 7 cihazlarını kapsayacak şekilde düzenledi. 18 Ekim – 11 Kasım 2016 arasında geçerli olacak program, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) bilgisi dahilinde hazırlandı. Programın tüm detayları resmi web sitesinden duyuruldu.
Samsung, eski ve yeni seri ayrımı olmaksızın tüm Galaxy Note7 sahiplerinin cihazlarını kapatmalarını ve Değişim Programı’na katılmalarını önemle talep ediyor.
Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen, “Samsung olarak, müşterilerimizin memnuniyeti ve güvenliği bizim için öncelik taşımaktadır. Bu nedenle alınan küresel karar doğrultusunda, Galaxy Note7 satışları durduruldu. Hiçbir kullanıcımızı mağdur etmeyecek kapsamlı bir değişim programı başlatıyoruz. Kullanıcılarımızın bu süreçte göstermiş olduğu sabır ve anlayış için teşekkür ederiz” dedi.
Samsung’dan Yapılan açıklama şu şekilde:
Samsung, BTK kaydı olan bütün Galaxy Note7 kullanıcılarını, 18 Ekim tarihinden itibaren başlayacak olan Galaxy Note 7 Değişim Programı’na katılmaya davet etmektedir.
Değişim programı, farklı şartlarda ve farklı yerlerden Galaxy Note7 alan kullanıcıların hiçbirini mağdur etmeyecek şekilde tasarlandı. Kullanıcılarımızın öncelikle ülke çapında 250’ye yakın noktada bulunan Samsung Servis Merkez’lerinden birine başvurmaları gerekmektedir.
Kendilerine tercihleri doğrultusunda aşağıdaki iki seçenek sunulacak:
Galaxy S 7 edge’i (32Gb hafıza) tercih eden müşterilere, 600TL geri ödeme yapılacak ve telefonlarını herhangi bir Samsung Yetkili Bayi’nden alabilecekler.
Para iadesini tercih eden müşterilere, 3.600 TL ücret iade edilecektir.
Galaxy Note7 aksesuarlara ait bedeller de müşterilere iade edilecektir.
Galaxy Note 7’yi operatör üzerinden sözleşme ile almış kullanıcılar ise Galaxy S7 edge (32Gb hafıza) değişiminden yararlanabilir veya hiçbir ek maliyet yansıtılmadan sözleşmesini iptal edebilirler. Ayrıca kullanıcılar, Galaxy Note7 kampanyası dahilinde verilen Samsung Gear VR’ı kullanmaya devam edebilecekler. Daha önceden Galaxy Note 7 Değişim Programı’na katılıp telefonunu Samsung Servis Merkezi’ne bırakan kullanıcılar, bu servis merkezine gidip belirtilen seçeneklerden yararlanabilirler.
Detaylar için http://www.samsung.com/tr/note7duyuru/ adresini kullanabilir, sorularınız için Samsung Çağrı Merkezini 0850 222 0 847 numaralı telefondan arayabilirsiniz.
Salesforce’un CEO’sunun Twitter’ı satın almayı artık düşünmediklerini açıkladı. Açıklamanın yapıldığı Cuma günü içerisinde Twitter hisse senetleri New York Borsası’nda yüzde 7’den fazla değer kaybetti.
Financial Times’a açıklama yapan Salesforce CEO’su Marc Benioff, “Bu durumda anlaşmadan çekilip yolumuza devam etme kararı aldık. Bizim için uygun değildi” dedi.
Aslen San Francisco temelli bir startup olan Twitter, 2011 ve 2015 yılları arasında 2 milyar dolardan fazla para kaybetti. Son aylarda Apple’dan Google’a kadar isimleri anılan teknoloji devlerinin Twitter’ı satın alacağı düşünülüyordu. Yılın ilk aylarında yayınladığı yıllık finansal raporunda Twitter, büyüme hızının da yavaşladığını da belirtiyordu. Bu yavaşlamanın en büyük sebebinin de yeni kullanıcı çekememek olduğu raporda itiraf ediliyordu. Tüm bu gidişatı engellemek için yapılması gerekenler arasında Twitter şunları saymıştı: Yeni kullanıcı çekmek, kullanıcı etkileşimini artırmak, reklam etkileşimini artırmak, marka bilinirliğini yükseltmek, etkili bir şekilde rekabet etmek, satış girişimlerini artırmak, reklamcılar için olumlu bir ROI gösterebilmek, başarılı bir şekilde yeni ürünler ve hizmetler ortaya çıkartmak, uluslararası bir şekilde büyümek. Yani Twitter’ın para kaybetmekten kurtulması için bir şirketin yapması gereken her şeyi yapması lazım. Şimdiye kadar yapmıyor muydu, bilemiyoruz.
Twitter’ı satın almak isteyen isimler arasında en ilgi çekici ve satın almaya en çok yaklaşan şirket ise Disney.
Disney, ABC ve ESPN gibi dev medya ağlarını da bünyesinde barındıran bir medya üretim şirketi. Görünüşe bakılırsa Twitter gibi büyük bir sosyal medya platformunu satın alarak etki alanını artırmak niyetinde.
Dünya genelindeki fintech işlemleri, son üç yılda 20 milyar doların üzerine çıktı. Tahminleri aşan bu işlem hacmiyle tüketicilerin olduğu kadar yatırımcıların da ilgisini çeken fintech kuruluşları küresel finans kuruluşlarının bakış açısını da değiştirmiş durumda.
Bankaların dijital dönüşüm kapsamında gerçekleştirdikleri yeniden yapılanma çalışmaları ve finansal teknoloji kuruluşları ile yaptıkları işbirlikleri dikkat çekiyor.
Bankaların çok yakın gelecekte alternatif kanallara, dijital ve mobil bankacılığa, robot asistanlara yatırım yapmaları bekleniyor. Finansal teknoloji alanında yaşanan yeniliklerin ödeme dünyasını dönüştüreceği öngörülüyor.
Dijital dönüşüm ve mobilite bankaları iş birliğine zorluyor
Dijital dönüşüm, hayatın her alanında vatandaşa dokunuyor. Mobil kullanıcıların artması ve kullanıcıların daha fazla kişiselleştirilmiş, kolay kullanım sunan hizmetler beklemesi, bankaların yenilikçi teknolojilere yatırım yapmalarını zorunlu kılıyor. Küresel finans kuruluşlarının son dönemde izledikleri küçülme politikaları, kendini ispatlayan fintech oyuncuları ile işbirliği yapmalarını da beraberinde getiriyor.
Finansal teknoloji şirketleri, bankalar tarafından yeni hizmet ve çözüm sunma bağlamında vazgeçilmez bir ortak olarak görülüyor. Diğer dikkat çeken konu ise fintech kuruluşlarının coğrafyalara göre değişen özellikleri. Avrupa’da fintech şirket ve startuplarının amacı verimliliği artırıp maliyetleri azaltmakken, Asya’da yer alan bazı ülkelerde ise henüz banka hesabı dahi olmayan kullanıcılara özel hizmetler veriliyor. Türkiye’de banka sistemi dışındaki kullanıcılar ve finansal okuryazar olmayan kitlenin yüzde 40 seviyelerinde olduğu görülüyor.
Fintech üç ayda 9,4 milyar dolar yatırım aldı
Denetim ve danışmanlık şirketlerinden KPMG’nin raporuna göre, yalnızca 2016 yılının ikinci çeyreğinde finansal teknoloji firmalarına yapılan küresel yatırım 9,4 milyar dolar. Son günlerde bankaların mekan ve personel giderlerinden tasarruf elde edebilmek için aldıkları tedbirleri dijital dönüşümün bir parçası olarak okumak mümkün. Bankalar, yeni nesil kullanıcılara ulaşmak için her türlü kanalı değerlendirmeleri gerektiğinin farkında. Bu alanda gerek küresel gerekse yerel bazda finansal teknoloji kuruluşlarının önemli bir fonksiyonu mevcut.
Gümrük kapılarında robot kullanımı başlayan Çin’de robotlara sorulan sorular ve onlardan alınan yanıtlar ilginç diyaloglara sahne oluyor.
Alman welt.de sitesinde yer alan habere göre, Hong Kong’dan gelen ve Çin’e bir iPhone7 sokmak isteyen bir turist hanımın sorusuna robotun verdiği yanıt şu: “Çok bilinçli bir tüketici olarak bu modellerin ithalinin yüzde 15 gümrüğe tabi olduğunu bilmeniz gerekirdi”. “Nerede taksi bulabilirim” sorusuna verilen yanıt ise, “Bu salonun sonunda alt kata inip sola dönünüz” şeklinde.
1 Ekim itibariyle 3 sınır girişinde uygulamaya konan robotlar 28 dil ve lehçede, sınırda sorulma olasılığı bulunan 3.200 soruya yanıt veriyor. Sorumlulardan Zhao Min’in CCTV’ye verdiği açıklamaya göre, yakında robotlar fotoğraf çekme, kaçakçı ve sabıkalıları tanıyıp ihbar etme yetisine de sahip olacaklar. Robotun bağlantılı olduğu merkezde bulunan fotoğrafları sayesinde robot böyle kişileri teşhis edip alarm verebilecek.
Çin’in sınırsız ucuz işgücü rezervine sahip olduğu günler geride kalmış görünüyor. Bu nedenle Pekin, özellikle endüstride mevcut robot efektifini 2020 yılına kadar 4 katına çıkarmayı planlıyor. Yöneticiler, ülkeyim yüksek otomasyon kabiliyetiyle donatmaya ve bunu gittikçe daha çok kendi olanaklarıyla yapabilmeye kararlı. Kısa süre önce Augsburg’da yerleşik yüksek teknoloji sahibi robot üreticisi Alman Kuka’nı Çinli Midea tarafından alınmış olması da bu stratejinin bir parçası.