Yetenekli yazılımcılar bu kampta yetişiyor

3
Yazılım alanında kendinizi geliştirmek istiyorsanız, Pisano Yazılım Kampı ile sunulacak ücretsiz eğitim ile işe başlayabilirsiniz. Pisano ekibi ve sektöründe lider kuruluşlardan gelecek konuk eğitmenlerden 6 hafta boyunca ücretsiz eğitim alacak olan adaylar, bir ön eleme ile belirlenecek.  Web tabanlı geri bildirim uygulamalarının yaratıcısı Pisano’nun eğitmenleri ile 6 hafta boyunca kendini geliştirme imkanı bulacak adaylar, programın sonunda ayrıca ekibin bir parçası olma şansını yakalayacak. Kampın kuruluş amacını anlatan Pisano Yazılım Geliştirme Ekip Lideri Ömür Turan, “Günümüzün gözde meslek alanları arasında gösterilen ‘Yazılım’, genç yeteneklere hala doymamış durumda ve bu alandaki ihtiyaç her gün daha da artıyor. Pisano olarak hem sektöre olan vefa borcumuzu ödemek hem de genç yeteneklere fırsat yaratarak ekibimizi daha da güçlendirmek istiyoruz. Hedefimiz Pisano Yazılım Kampı’nı her yıl tekrarlayarak geleneksel hale getirmek” dedi.

Pisano Yazılım Kampı için önemli tarihler ise şu şekilde:

Başvuruların kamp.pisano.co adresinden 15 Haziran’a kadar yapıldığı kamp için 16 Mayıs-17 Haziran arası mülakat dönemi olarak belirlenmiş. Kazananlar 24 Haziran’da açıklanacak ve ardından 11 Temmuz’da başlayan Pisano Yazılım Kampı 19 Ağustos’a kadar devam edecek.

iPhone için SAP HANA dopingi

BYOD trendinin hayatımıza girmesinden bu yana değişen cihaz kullanım politikaları, kurumsal iş uygulamalarının öncelikli adresinin de akıllı telefonlar olmasına neden oluyor. Apple’ın uzun zamandır hedeflediği iş dünyasına bir adım daha yaklaşmasını sağlayacak yeni bir anlaşma, SAP ile yapıldı. Alman yazılım devinin kendi platformu olan SAP HANA ile uyumlu çalışacak iPhone ve iPad uygulamaları için Apple ve SAP yeni bir yazılım geliştirme kiti (SDK) üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Bu yeni ortak girişimle, kolayca iş ihtiyaçları için özelleştirilmiş özgün iOS uygulamaları geliştirebilmeleri için geliştiricilere, iş ortaklarına ve müşterilere yeni bir iOS yazılım geliştirme kiti (SDK) ve bir eğitim akademisi sunulacak.

iOS ve SAP HANA uyumu iki tarafa da fayda sağlayacak

“Bu ortaklık, iOS’un inovasyon ve güvenliğini SAP’nin kurumsal yazılımlardaki derin deneyimiyle buluşturarak iPhone ve iPad’in şirketlerde kullanım biçimini değiştirecek,” diyen Apple CEO’su Tim Cook şöyle ekledi: “SAP, kurumsal işlemlerin %76’sında bir SAP sisteminin kullanıldığı kurumsal yazılımlar sektörünün lideridir ve bu nedenle, tüm dünyadaki şirketlerin işlerini iPhone ve iPad’de yürütme biçimlerini gerçekten dönüştürmemize yardımcı olacak ideal ortak olduğuna inanıyoruz. Yeni SDK ile, SAP’nin 2,5 milyonun üzerindeki geliştiricisine SAP HANA Cloud Platform’dan tam olarak yararlanan ve yalnızca iOS aygıtlarının sağlayabileceği inanılmaz özelliklerden yararlanan güçlü özgün uygulamalar geliştirme olanağını veriyoruz.” SAP CEO’su Bill McDermott ise şunları söyledi: “Apple ile SAP arasındaki bu özel iş ortaklığını çığır açıcı yeni bir noktaya taşımaktan gurur duyuyoruz. İnsanlara hızlı ve kullanıcı dostu bir iş deneyimi sunarken onlara daha fazlasını bilmeleri, istemeleri ve yapmaları için güç veriyoruz. SAP HANA Cloud Platform ve SAP S/4HANA’nın güçlü özellikleri ile kurumlar için en büyük ve en güvenli mobil platform olan iOS’u bir araya getirerek, insanların çalıştıkları her yerde ve her an canlı verilere ulaşmalarına yardımcı olacağız Apple ve SAP, geleceği şekillendirmek, dünyanın çalışma biçimini geliştirmek ve insanların yaşamlarını iyileştirmek için önemli bir sorumluluğu paylaşıyor.”

SAP Fiori for iOS ile power user’ların ihtiyaçlarına yanıt bulunacak

İki şirket, şirketlere, tasarımcılara ve geliştiricilere SAP’nin bir hizmet olarak sunulan açık platformu SAP HANA Cloud Platform’u temel alan kendi iPhone ve iPad için iOS uygulamalarını hızlı ve verimli bir şekilde oluşturmalarını sağlayacak, özel olarak iOS için tasarlanmış yeni bir SAP HANA Cloud Platform Yazılım Geliştirme Kiti sağlamayı planlıyor. Bu özgün uygulamalar bir yandan SAP S/4HANA üzerindeki temel verilere ve iş süreçlerine erişim sağlarken bir yandan iPhone ve iPad’in Touch ID, Konum Servisleri ve Bildirimler gibi özelliklerinden de tam olarak yararlanacak. Yeni SAP Fiori for iOS tasarım dili, ödüllü SAP Fiori kullanıcı deneyimini tüketici sınıfı iOS deneyimiyle birleştirerek yeni bir seviyeye taşıyarak şirket içi güçlü kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verecek geliştiricilere yeni nesil uygulamalar tasarlama olanağı verecek. SAP’nin 2,5 milyon üyeye sahip global geliştirici topluluğunun, yeni yazılım geliştirme kitinin yanı sıra Apple’ın inovatif donanım ve yazılımlarından da tam olarak yararlanmasını sağlamak amacıyla yeni kurulan iOS için SAP Akademisi gereken araçları ve eğitimi sağlayacak. Yeni Yazılım Geliştirme Kiti, tasarım akademi bu yıl sonundan önce kullanıma sunulacak. Bu ortaklığın bir parçası olarak, SAP kritik kurumsal operasyonlar için özgün iOS uygulamaları geliştirecek. iPhone ve iPad için bu uygulamalar, Apple’ın modern, güvenli ve interaktif programlama dili Swift ile yazılacak ve SAP Fiori for iOS tasarım diliyle tanıdık bir kullanıcı deneyimi sunacak. Örneğin sahadaki bir bakım teknisyeninin parça siparişi verebilmesi veya servis planlayabilmesi ya da bir doktorun son hasta bilgilerini diğer sağlık çalışanlarıyla paylaşabilmesi için tasarlanmış uygulamalarla, tüm sektörlerden çalışanlar karar verebilmek ve eyleme geçebilmek için ihtiyaç duydukları kritik şirket verilerine, süreçlerine ve kullanıcı deneyimine doğrudan iPhone veya iPad’lerinden ulaşabilecekler.

Evernote’a yeni özellik geldi

0
Yetenekli bir not alma uygulaması olarak hızla popülerleşen Evernote, Android uygulamasına yeni bir özellik getirdiğini duyurdu. Android üzerinde Evernote uygulamasını kullananlar artık dökümanların fotoğrafını çekerek kolayca taranmasını sağlayacaklar. Uygulama dökümanın boyutunu otomatik olarak tespit edebilecek ve yine otomatik olarak kesip kırparak dökümanı ideal boyuta indirebilecek. Ayrıca taranmış dökümanların fotoğrafları geçici olarak bilgisayarda saklanacak ama kullanıcı fotoğrafların yer kaplamasını istemiyorsa, görseller silinecek. Ayrıca uygulamada artık fotoğrafların üzerine işaretler koymak, notlar almak mümkün olacak. Bu da uygulamanın profesyoneller arasında kullanımını daha pratik hale getirecek. Kullanıcı bir fotoğrafın üzerine uzun bastığında çıkan menüden ilgili araçları seçerek fotoğraf üzerine notlar kaydedebilecek. Uygulamanın ücretsiz versiyonuna eklenen bu yeni özelliklerin yanında ayrıca ücretli Premium versiyonuna da kartvizit tarayıcısı eklendi.Taranan kartvizitteki bilgiler otomatik olarak adres ve kişi bilgisi olarak kaydedilecek. Bir diğer özellik ise PDF dosyaları üzerine not alabilmek. Premium kullanıcıları artık Evernote içine kaydettikleri PDF dosyalarının üzerine notlar ve işaretler ekleyebilecekler. Çok eski bir not alma uygulaması olan Evernote özellikle bulut sistemine geçtikten sonra hızla popülerleşmiş, zengin yetenekleri, anlaşılabilir sade tasarımı ve her platfromda sorunsuzca çalışıyor olması nedeniyle de büyük beğeni toplamıştı.

Cupertino belediye başkanı Apple’dan yaka silkti

0
Apple’ın merkezi, ABD’de küçük bir kasaba olan Cupertino’da bulunuyor. Yeşil, huzurlu, sakin, barış dolu bir kasaba olan Cueprtino’nun belediye başkanı ise Apple’ın bu kasabaya fazla geldiğini ve Cupertino’nun Apple’ı kaldıramadığını savunuyor. ABD basınına konuşan belediye başkanı Barry Chang, Apple’ın şimdi de devasa bir kampüs inşa ettiğini (Uzay Gemisi kampüsü) ve bu yeni kampüsle beraber kasabanın alt yapısının iflas edeceğini savunuyor. Uzay Gemisi kampüsünün sadece dev inşaat organizasyonunun bile semti bir şantiyeye dönüştürdüğü ve semtte huzurlu bir yaşam kalmadığı şikayetleri de hızlı yükseliyor. Apple’ın kasabada bulunması nedeniyle, başka teknoloji şirketlerinin de Cupertino’ya gelmek istediğini anlatan belediye başkanı, Cupertino’nun bu yükü kaldıramayacağının altını çiziyor. Yeni alt yapı çalışmaları için 100 milyon dolar bütçeye ihtiyaçları olduğunu dile getiren Chang, şehir meclisinde bu paranın Apple’dan alınmasını oylamaya sunduğunu ancak bir oyla kaybettiğini de belirtiyor. Apple yüzünden kasabanı eskimiş ulaşım sisteminin, elektrik, su, kanalizasyon yapısının büyük yük altında olduğunu, semtin sakinlerinin ulaşım sorunları yaşadığını, elektrik sorunlarının baş gösterdiğini herkesin şikayetçi olduğunu da anlatan Chang tam anlamıyla Apple’dan yaka silkmiş gibi görünüyor.

Apple sadece kar ediyor!

Öte yandan Apple’ın kasabada yarattığı sorunların çözümü için ödeme yapmak istemediği de anlaşılıyor. Belediye başkanı, “Apple sadece kar ediyor ama sorumluluğu ve maliyetleri paylaşmayı reddediyor,” yorumunu yapıyor. Belediye başkanının ani çıkışının, Tim Cook’un “son üç ayda 10,5 milyar dolar kar ettik”, açıklamasından hemen sonra gelmesi de belediye yönetimindeki Apple’a karşı “bilenmişliğin” bir işareti olarak kabul ediliyor. Üstelik işin garip yanı, Apple’ın kurucularından Steve Wozniak’ın, belediye başkanının yanını tutması ve Apple’ın Cupertino’daki sorunların çözümüne destek olması gerektiğini düşünmesi. Ancak Tim Cook’un böyle düşünmediği anlaşılıyor.

Google, Facebook ve Amazon banka mı olacak?

0
Fujitsu Türkiye’de sadece teknoloji markası olarak tanınıyor ancak Japonya’da aynı zamanda finansal hizmetleri de bulunuyor. Fujitsu’nun yayınladığı bir raporda, Google, Amazon ve Facebook hakkındaki gözlemleri ise bu üç internet şirketinin giderek büyük birer bankaya dönüştüklerini ve finans şirketlerine rakip olduklarını ortaya koyuyor. Rapora göre eskiden sigorta poliçeleri satın almak veya farklı finansal enstrümanları kullanmak için bankaları tercih eden müşterilerin %20’si artık Google, Facebook veya Amazon üzerinden bu ihtiyaçlarını gideriyorlar. Ayrıca %37’nin de Google, Facebook veya Amazon üzerinde uygun teklifler bulmaları halinde mevcut bankalarını terk edebilecekleri anlaşılıyor. Google şimdiden Android Pay, Google Wallet gibi hizmetlerle bir ödeme servisi sunuyor. Bu aslında bankalarla ortak çalışan bir servis ama Google’ın Android üzerinden bankaların karına ortak çıktığı da aşikar. Aynı şekilde Google Mortage hesap makinesi gibi araçlar sunuyor ve bu araç üzerinden yapılan başvuralarda, bankalarla kar paylaşımı yapıyor. Benzer hizmetleri Facebook da sunuyor. Amazon ise bir adım daha ileri gidiyor ve kullanıcılarına doğrudan kredi veriyor. Amazon’da mağazası olan kullanıcılar, bazı ürünleri satın alıp mağazalarına koymak için Amazon’dan kredi kullanabiliyorlar. Ürün satılınca krediyi faiziyle geri ödüyorlar.

Banka mı kuracaklar?

Google’ın da doğrudan kredi verebilmek, kredi kartı çıkarabilmek için kendi bankasını kurmasının yakın olduğu düşünülüyor. Böylece Android Pay ile yapılan ödemelerde komisyonu bankalarla paylaşmak zorunda kalmadan tüm Android kullanıcılarına kendi kredi kartlarını kullandırabilecek. Facebook ise böyle bir banka kurduğunda, dünya çapındaki 1,5 milyar insanın birbirine online olarak çok basit şekilde para gönderip almasını sağlayabilecek. Hatta bu iş için gerekli olan mobil uygulamalar da zaten sayısız kullanıcını telefonuna kurulmuş durumda. Dolayısıyla finans dünyası artık Google, Facebook ve Amazon’u ciddi bir rakip olarak görmeye başlıyor. Apple’ın ise şimdilik böyle bir hevesi yok. Apple daha çok yeni teknolojilerle devrimsel ürünler yaratma peşinde koşuyor. Ama orta vadede Apple’ın da bankaya dönüşme riski bulunuyor.  

Beyaz Saray’da yapay zeka korkusu

0
Yapay Zeka dendiğinde akla gelen ilk endişe, Terminatör filmindeki gibi Skynet gibi bir organizasyonun tüm dünyayı ele geçirip insanları yok etmek isteyebilecek bir yapay zeka üretmesi… Benzer bir senaryonun Matrix filmi ile de ünlendiğini ve toplumsal hafızamıza kazındığını biliyoruz. ABD’nin başkentinde, devlet yöneticilerinin de benzer endişeleri bulunduğu ortaya çıktı. Beyaz Saray’ın yayınladığı yapay zeka raporuna göre ABD yönetimi yapay zekanın insanlığı yok etmek isteyen asker robotlar dönüşmesinden değil ama bu teknolojinin yanlış kullanımı ile dünyada yaşanabilecek ekonomik ve sosyal krizlerden endişeli. Beyaz Saray’ın raporuna göre, dünya toplumları giderek daha fazla şekilde büyük verinin analizine dayalı otomatikleşmiş yazılımlar kullanıyor ve bu yazılımlar bazı algoritmalar kullanarak kararlar veriyor. Örneğin, hangi kullanıcıya hangi reklamın gösterileceği gibi kararlar artık yapay zeka tarafından alınıyor. Yakın gelecekte işe alımlar, para transferleri, kiracı-ev sahibi ilişkileri gibi sayısız alanda da yapay zekaların kulanılması bekleniyor. Beyaz Saray’ın endişeleri burada devreye giriyor. Yanlış veya zayıf bilgiyle kodlanmış yazılımlarının sosyal hayatta büyük infialler yaratabilecek sorunlara yol açabilmesini büyük olasılık olarak gören Beyaz Saray, bu sorunların yaşanmaması için yapay zekanın ortak bir etik alt yapıya ve çerçeveye dayanmasını, belli standartlara sahip olması gerektiğini düşünüyor. Rapor aynı zamanda, Beyaz Saray’ın yakında yapay zeka çalışmaları konusunda standartlaşmayı destekleyecek çalışmalara destek olacağının da işareti olarak kabul edilebilir.

Jack Dorsey’in bir şirketi daha dibe koşuyor

0
Jack Dorsey, Twitter’ın kurucularından biri olarak teknoloji dünyasında önemli bir yere sahip. Twitter’ın ilk yıllarında şirketin CEO’su olarak görev yaparken, şirket içindeki düşük performansı, toplantılara katılmak yerine odasında yoga yapması gibi garip davranışları yüzünden, şirketin yatırımcıları tarafından CEO görevinden uzaklaştırılmıştı. Ancak Twitter yatırımcıları göreve kimi getirseler de Twitter’ın zarar etmesini engelleyemeyince Dorsey’e bir şans daha vermek istemiş ve onu yeniden CEO olarak görevlendirmişlerdi. Ne var ki, Dorsey Twitter’ı kurtarmakta başarılı olamadı. Sosyal medya alanında Facebook bütün pastayı tek başına yemeye devam ederken, Twitter ancak ondan artan küçük reklam kırıntıları ile geçinmek zorunda kalıyordu. Bu gidişatın sonucu olarak, 2016 için Twitter’ın son yılı olabileceği yorumları da sene başında karşımıza çıktı. Piyasa artık Twitter’a son demlerini yaşayan yaralı bir şirket olarak bakıyor ve sene başında dört büyük yöneticinin batan gemiden kaçar gibi aynı gün istifa edip, ertesi gün Silikon Vadisi’deki büyük şirketlerde işe girmeleri de bu gidişatın ispatı oldu. Şimdi, Jack Dorsey’in diğer şirketlerinde de sorun yaşandığı ortaya çıktı. Twitter yönetiminden uzaklaştırıldığı dönemde kurduğu Square isimli start-up önceleri büyük beğeni toplarken, şimdilerde gözden düştüğü fark ediliyor. reader-010f83a7cce1cbb32ee8fee045c23eae Akıllı telefonların kulaklık girişine takılan mini kredi kartı okuyucusuyla akıllı telefonları POS cihazına dönüştüren Square sayesinde, herkes kredi kartından ödeme almayı başarabiliyordu. Özel ders verenler, otomobiline yolcu alanlar, bağış kabul edenler, küçük dükkan sahipleri vs… Ancak Square’ın artan maliyetleri artık gelirlerini geçmeye başladı. Son çeyrekte 207 milyon dolar harcaması bulunan şirketin net zararının ise 96 milyon dolara ulaştığı anlaşıldı. Bu rakam geçen yıl aynı dönemdeki zararın iki katına işaret ediyor. Bir diğer deyişle, Square kendini toplayamıyor ve zararı büyüyor.

Square çalıntı mı?

Zararın büyümesine neden olan bir sorun da Square kredi kartı okuyucusu fikrinin kendine ait olduğunu iddia ederek şirketi zor duruma sokan bir profesörün açtığı davada uzlaşmaya varmak için ödenen 50 milyon dolar tazminat. Prof Robert E. Morley Jr, 2014 yılında açtığı davada, Jack Dorsey ile 2008 yılında ortak bir şirket kurduklarını ve burada Square kredi kartı okuyucusunun temelini attıklarını ancak Dorsey’in sonra Square isminde kendi şirketini kurarak, kart okuyucusunu bu şirket üzerinden ürünleştirdiğini öne sürmüştü. Kısacası, Silikon Vadisi’de çanlar Dorsey için çalıyor. Yönetimindeki şirketler bir an önce kara geçmezse, yatırımcılar artık onun adına güvenip yüz milyon dolarlarını Dorsey’in şirketlerine yatırmayacaklar.

Patronlar “mutlu çalışan” denince ne anlıyor?

1

Gallup tarafından yapılan araştırmada kendini işine adayan, mutlu çalışan daha verimli, işinden daha fazla memnuniyet duyan ve müşterilere daha iyi odaklanan biri olarak tarif ediliyor. İşine adama ya da işe bağlılık (engaged) terimi ise başlı başına bir soru işareti oluşturuyor; BI Worldwide Başkan Vekili Rodd Wagner işe Fast Company için verdiği ipuçlarında bağlılık teriminin çelişkili bir ifade olduğunun altını çiziyor ve ekliyor:

“Ara sıra birilerinin işine bağlı olduğunu, birilerinin de bağlı olmadığını duyarsınız. Ancak yirmi yılı aşkın süredir İK departmanları hala bu terimi personel arasında doğal bir kullanıma oturtamadı ve ‘işe bağlılık’ büyük ihtimalle hiçbir zaman ana akımda bir kullanım alanı bulamayacak.”

Çalışan ile şirket arasındaki ilişkinin temel dinamiklerine kadar inen bu sorun, Wagner’a göre iki yollu işliyor: “İşletmeler, çalışanın işe bağlılığını istiyor, yatırım dönüşü olarak bakıldığında bu stratejik önem taşıyor. Öte yandan çalışanlar da mutlu olmak istiyor. İki taraf da karşılıklı çıkarları koruduğunda düzen sorunsuz işliyor.”

Buna karşın Wagner, özellikle üst düzey yöneticileri plazalarda şehir efsanesine dönüşen bazı mesnetsiz iddialara karşı uyarıyor:

Yanlış 1: Çalışanın mutlu olunca daha verimli olacağına dair kanıt yoktur

Araştırmalar bunun tam tersini söylüyor. Mutluluğun kahvaltıyla olduğu kadar, sıkı çalışmayla da ilgisi var. BI Worldwide tarafından yapılan araştırmaya göre mutlu olduğunu belirten her on çalışandan dokuzu, “Şirketim için tüm gücümle çalışmalıyım” diyor. Aynı açıklamayı yapabilen mutsuz çalışan oranı ise onda altı.

Aynı araştırmada mutlu çalışanların yüzde 93’ü “Şirketimin müşterileri için özellikle sıkı çalışmalıyım” derken, mutsuz çalışanların yüzde 69’u bu görüşe katılıyor.

mutlu çalışan

Yanlış 2: Mutlu çalışan, işine bağlı olmayabilir

Wagner bu algının teknik olarak doğru olma ihtimalini es geçmiyor ancak uygulamada mümkün olmadığını öne sürüyor. Yine aynı araştırmada mutlu olan çalışanlarla işine bağlı çalışanların oranları o kadar birbirine denk düşüyor ki; iş yerinde mutlu olup şirkete bağlılık hissetmeyenler ya da tam tersi; işine bağlı olup mutsuz olanlar sadece kaideyi bozmayacak istisnalar mertebesinde kalıyor.

Yanlış 3: Profesyonel mutluluk seviyesi, yetenekli personeli şirkette tutmak için yeterli değildir

Mutsuz çalışanların yarısından çoğu, önümüzdeki bir yıl içinde şirketten ayrılmayı planlıyor. Mutlu olanlarda ise ayrılmayı düşünenlerin oranı yüzde 23. “Birine iş yerinde mutlu olduğunu sorduktan sonra, işine bağlı olup olmadığını sorarsanız kaşların kalktığını görebilirsiniz. Çünkü çoğu insan için ikisi aynı şeydir.”

Yanlış 4: Çalışanların mutluluk kaynağı tembellik olabilir

Patronlar çoğu zaman mutlu bir çalışan gördüklerinde bunun iş arkadaşlarıyla yapılan muhabbetler, ücretsiz kahve ve şirket arabasıyla alakalı olduğunu düşünür. Oysa çalışanları işe bağlayan mutluluğun bununla alakası yoktur.

BI Worldwide raporunu hazırlayan Rodd Wagner, bunun mutluluk karşıtı insanlar tarafından öne sürülen yanlış bir varsayım olduğunun altını çiziyor: “Onlar mutlu bir çalışan denince zihinlerinde koltuğuna yaslanıp ayaklarını dikerek haftada kırk saat dergi okuyan insanlar geliyor. Bağımsızlık Bildirisi’nde Jefferson’ın yazdığı ‘mutluluk arayışı’, böylesi bir sefahat düşkünlüğü değildi, o amaca odaklı bir mutluluktan bahsediyordu.”

Yapılan iş ne olursa olsun, insanların çalışmayı seveceği koşullar, şirkete ve genel işleyişe daha fazla katkıda bulundukları ve stres altında, kavga gürültü içinde çalışmadıkları ortamlar olacaktır.

Elbette sık sık “arazi” olan, işe sadece ayın ilk günü alacağı maaş için gelen mutlu çalışan türevleri de asla bitmeyecek. Ancak Wagner önemli bir noktaya değiniyor: “Bir şirkette kuralları en kötü çalışanları baz alarak inşa edemeyiz. İnsanları şımarttığınızda, tembelleşeceklerine yönelik yanlış bir inanış var. Bu sadece berbat bir varsayım değil, aynı zamanda bir hakarettir. Bu, ‘gözümüz sürekli senin üzerinde olmasa işini hakkıyla yapamazsın’ demektir.”

Yeni e-ticaret yasası neleri değiştirdi?

1
Son bir yılda daha az gereksiz SMS ve e-posta alır hale geldiyseniz, bunun yeni e-ticaret yasası ile yakından ilgisi var. Geçtiğimiz yılın mayıs ayında yürürlüğe giren yeni e-ticaret yasası başta izinsiz reklam gönderimleri olmak üzere pek çok konuda kapsamlı değişiklikler yaptı. Bu değişiklikleri tüketicilere yönelik değişimler ve şirketlere yönelik değişimler şeklinde iki kırılımda değerlendiren Emarsys Ülke Müdürü Emre Güzey, yeni yasayla birlikte e-ticaret sektöründe daha emin ve doğru adımlar atıldığını ve tüketicilere ait verilerin segmente edilmesinin değer kazandığını belirtti.

Yeni e-ticaret yasası ile tüketiciler ne fayda sağladı?

1. İstenmeyen e-posta ve SMS dönemi sona erdi Yeni kanunla birlikte internetten alışveriş anlamında en çok şikayet edilen konuların başında gelen istenmeyen e-posta ve SMS gibi uygulamalar büyük oranda azaldı. Yazılı ya da elektronik olarak alınmış herhangi bir onay olmadan, şirketlerin tüketicilere ileti gönderme oranı düştü. 2. Kişisel bilgiler yasa ile korundu Yeni kanun bilgi verme yükümlülüğü ve kişisel verilerin korunması alanında önemli değişimleri beraberinde getirdi. Kişisel veriler, eğer 3. kişilere iletilecekse veya başka amaçlarla kullanılacaksa, kişisel veri sahibinin onayının alınması zorunlu hale geldi. 3. Reddetme hakkı sunuldu Yeni yasayla tüketicilere aldıkları e-posta, SMS gibi ticari elektronik iletileri diledikleri zaman ve gerekçesiz olarak almayı reddetme hakkı sunuldu. Cezai yaptırımlar açısından ise, ticari iletinin reddedilmesi, bu iletinin içeriği, bilgi verme yükümlülüğü ve elektronik ortamda sipariş verilmesine ilişkin düzenlemelere aykırı davranan şirketlere para cezası verildi. emarsys emre guzey

Yeni yasa şirketlere neler getirdi?

1. Müşterilere yönelik haksız ticari uygulamalar ortadan kalktı Yeni kanun ve yönetmelikle, e-ticarette haksız ticari faaliyetler büyük oranda ortadan kalktı. Müşterisinden izin alan, yasa şartlarına uyan ve müşteri verisini segmente eden şirketler bir adım öne çıktı. 2. Tüketici odaklılık zorunlu oldu Tüketici odaklılık e-ticaret şirketleri için zorunluluk haline geldi. Tüm kurumlar, tüketicilerinin gizliliğine önem veren ve onların haklarına saygı duyan bir pozisyona geçti. 3. E-ticarete olan güven arttı Özellikle Türkiye’de e-ticaretin büyümesinde büyük bir bariyer olan e-ticarete güven konusunda önemli adımlar atıldı. Yasal düzenlemelerle tüketicilerin tüm hakları koruma altına alındı ve tüketicilerin kurumlara olan bakış açısı değişti. 4. Bilgi verme yükümlülüğü getirildi Yeni kanun bilgi verme yükümlülüğü alanında önemli değişimleri beraberinde getirdi. Bilgi sunma yükümlülüğüyle, e-ticaret şirketlerinin kendileri hakkında ve izlenecek teknik adımlar gibi konulara dair bilgiler vermeleri sağlanarak, tüketicilerin güvenli ve kolay bir şekilde ticari faaliyetlerini tamamlaması hedeflendi. 5. Tüketicilere ait bilgiler önem kazandı Yeni kanun ile tüketicilerin kişisel verilerinin toplanması, depolanması gibi adımlar şirketler özelinde önem kazandı. Şirketler, verileri anlamlı hale getirip kullanamadıkları takdirde, harcanan zamanın ve bütçenin çöp olacağını dikkate almaya başladı.

Apple 2015’te 15 şirket satın aldı

1
Apple, ayakta kalabilmek için yeni ve devrimsel ürünler geliştirmek zorunda olduğunu biliyor. iPhone tasarımında önceki nesile oranla yenilikçi bir gelişim göstermediğinde ne olduğunu, bu yıl gördük. Birbirine benzer yeni iPhone’lardan sonra ilk defa 2015 içinde iPhone satışları düşmeye başladı. Apple CEO’su ise, yatırımcıların endişelerini gidermek için her fırsatta, yeni iPhone’ların daha başarılı olacağı konusuna vurgular yapmaya başladı. Bu konuşmalardan birinde Tim Cook, 2015 yılında, yeni iPhone’lar ve devrimsel yeni ürünler geliştirmek amacıyla ellerini güçlendirmek için 15 şirket satın alımı yaptıklarının altını çizdi. Ancak Apple’ın geçen yıl medyaya yansıyan şirket satın almalarının sayısı 12 idi. Buna göre, Apple’ın satın aldığı 3 şirket, son derece gizli gerçeklemiş bir operasyon gibi görünüyor. Apple’ın 2015 boyunca satın aldığı ve medyaya yansıyan şirketler şunlar: 1-FoundationDB, Web uygulamaları için veri tabanı geliştiren bir firma. 2-LinX, İsrail’de kurulu bir kamera şirketi… Ürünleri bu yıl piyasaya çıkacak iPhone’larda kullanılacak. 3-Coherent Navigation, yüksek detaylı GPS verileri oluşturmak için çalışan bir harita şirketi 4-Metaio, Almanya çıkışlı bir arttırılmış gerçeklik şirketi. 5-Mapsense, lokasyon verileri üzerinde çalışan araçlar geliştirekn Kaliforniyalı bir şirket. 6-VocalIQ, ses tanıma teknolojileri için yapay zeka geliştiren bir İngiliz şirketi 7-Perceptio, a startup using deep-learning technology to identify images 8-Faceshift, bilgisayarda yüz ifadeleri animasyonları yaratan bir İsviçre şirketi. 9-LegbaCore, sadece iki kişiden oluşan bir güvenlik şirketi. 10-Emollient, Kaliforniya’da kurulu bir yapay zka start-up’ı. 11-LearnSprout, San Francisco’da kurulu, eğitimciler için veri kontrol panelleri oluşturan bir şirket. 12-Flyby Media, arttırılmış gerçeklik konusunda çalışan bir start-up. Peki, Tim Cook’un bahsettiği 15 şirket arasında olan ama ismini bilmediğimiz 3 şirket hangisi? Muhtemelen, Apple’ın çok gizli çalışmalarıyla bağlantılı, sürücüsüz otomobil veya sanal gerçeklik gözlüğü projelerine yönelik 3 şirketin satın alımının medyadan gizlendiği düşünülüyor.

CEO’ların gözünden dijital dönüşüm

1
Dijital dönüşüm hayatımızı sararken, Türkiye’nin patronları bu değişimi nasıl değerlendiriyor? Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin tepe yönetiminde bulunan 58 CEO ile yaklaşık üç aya yayılmış bir süreçte yapılan görüşmeler sonucu hazırlanan rapor, “Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı”, dijital dönüşümün bel kemiğini stratejinin oluşturduğunu gösteriyor. Rapora göre CEO’lar, dönüşümde en çok bir strateji birimine ihtiyaç duyuyor. ShiftDelete.Net Yazı İşleri Müdürü Tolga Cem Küçükyılmaz, dört büyük şirketin ortak çalışmasıyla oluşturulan bu raporun değerlendirme toplantısına katıldı ve Samsung Türkiye Mobilden Sorumlu Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen’den raporun detaylarını aldı:

Dijital dönüşüm araştırmasına kimler katıldı?

58 CEO’nun ortamala yaşı 47, temsil ettikleri şirketlerin ortalama faaliyet yılı 35, ortalama çalışan sayısı 10.000 ve üzeri, ortalama şirket cirosu 2.2 milyar Dolar, katılan CEO’ların yüzde 84’ü erkek, yüzde 16’sı ise kadın. Türkiye’nin en büyük firmalarının yer aldığı çalışmaya 11 banka, 11 holding, 6 perakende, 4 hızlı tüketim ürünleri, 3 telekomünikasyon, 3 dayanıklı tüketim ürünleri, 2 sigorta, 2 mobilya imalat, 2 inşaat, 2 adet ambalaj firmaları katılım gösterdi. Diğer kategorisinde de 12 şirket yer alıyor. Dijital teknolojiye yatırım yapan şirketler, 2 sene içinde yeni yatırımları nereye yapacak? Mesela 2015 yılında giyilebilir teknolojilere şirketler yüzde 26 oranında yatırım yaparken, önümüzdeki 2 senelik dönemde yatırımlar yüzde 45 seviyesine çıkacak. Robot tarafında 2015 yılında yüzde 31 seviyesinde yatırım yapılmışken, önümüzdeki 2 senelik dönemde yatırım yüzde 52 seviyesine çıkacak. Yenilenebilir enerji teknolojileri, nesnelerin interneti, e-ticaret, bulut ve büyük veri de yine büyük yatırım yapılacak alanlar olarak gözüküyor.

Sanal gerçeklik Guinness rekorlarına girdi

1
Sanal gerçeklik artık gerçek oldu ve özellikle video oyuncuları bu yeni teknolojinin tadını çıkarmaya başladı. HTC Vive ve Oculus Rift gözlükleri sayesinde, oyun severler artık sanal dünyalara girerek, gerçekle bağını kopararak hayal ürünü sanal dünyalarda dolaşabiliyorlar. Sanal gerçeklik aslında video oyunlarından çok daha fazlasını ifade ediyor. Facebook’un 2 milyar dolar ödeyerek satın aldığı Oculus Rift gözlükleri, Zuckerberg’in gelecek vizyonunda büyük önem taşıyor. Online ticaretin, ev eğlencesinin, iletişimin, web gezintilerinin sanal gerçeklik veya arttırılmış gerçeklik üzerinden gerçekleşeceğini düşünen Facebook’un kurucusu şimdiden şirketine yönelik raporları, araştırmaları, grafikleri Oculus gözlükleri ile incelediğini de vurguluyor. Peki, sanal gerçeklik kavramı iyice hayatımıza girdiğinde, ortalama bir insan günde ne kadar vaktini sanal gerçeklik içinde geçirecek? Microsfot’un Hololons gözlükleri, ev içindeki eğlenceyi ve bazı ev işleirni tamamen Hololens gözlükleri içine yerleştirmeyi planlıyor. Örneğin televizyon seyretmek isteyen ev sakinleri, Hololens gözlüklerini takarak, istedikleri sanal TV ekranı üzerinde istedikleri programı seyredebilecek. Yemek yapmak isteyen ev sakini, yemek tariflerini sanal olarak izleyebileceği Hololens’i takarak yemek hazırlığına girişebilecek. Oyun oynamak isteyen ev sakini yine Hololens üzerinden arzu ettiği oyuna ulaşabilecek. Kısacası, sıradan bir ev kullanısının her gün en az 2-3 saatini başında gözlükle geçirmesi mümkün görünüyor. Elbette bu zamanı çok fazla bulan ve endişelenenlerin sayısı da fazla değil. O noktada da devreye Google, Samsung ve Sony gibi şirketlerin üzerinde çalışmaya başladığı akıllı lensler girebilir. Gözbebeği üzerine takılan lensler, insanların başına büyük gözlükler takmak zorunda kalmadan, tüm günü arttırılmış gerçeklik içinde geçirmesini sağlayabilir.

Sanal gerçeklik rekoru

Sanal gerçeklik konusunda ise şimdilik rekor denemelerinin başındayız. Gözlüğü başından çıkarmadan, sanal dünyadan çıkmadan sanal gerçeklik içinde kalmak, insanların dayanma gücüyle alakalı. Derek Westerman isimli bir sanal gerçeklik kullanıcının Guiness’a başvurması sonucu, Guness müfettişlerinin gözetimindeki rekor denemesinin 25 saat ile sonuçlandığı ortaya çıktı. 25 saat boyunca gözlüğü başından çıkarmadan Tilt Brush isimli sanal boyama uygulamasını kullanan Westerman, bu sırada gözlüğü çıkarmadan yemek yiyip, su içip, tuvalet ihtiyacını da karşıladı. Ancak bu sırada gözlük hep gözündeydi ve sanal gerçeklik uygulaması çalışıyordu. Bu gelişme şimdi yeni rekor denemelerinin de kapısını açacak ancak Guiness rekorları vasıtasıyla herkesin aklında beliren soru şu: İnsanlar gelecekte sanal gerçekliğin içinde ne kadar yaşayacaklar?

Intel’den yeni nesil havai fişek gösterisi

1
Intel, kısa süre önce sürpriz bir duyuru yaparak, önemli bir drone üreticisini satın alarak artık drone üreticisi haline geldiğini duyurmuştu. Intel’in asıl amacı, yapay zekalı drone’lar üreterek bu drone’ların endüstri tarafından kullanılmasını sağlamak. Örneğin inşaat firmaları, kargo firmaları, güvenlik kurumları gibi organizasyonların, yüksek sayıda ve yüksek kapasiteli drone’lar sayesinde, görevlerini daha hızlı ve pratik şekilde yerine getirmeleri mümkün olacak. İnşaat firmaları artık vinç kullanmak yerine, inşaat malzemelerini inşaatların tepesine taşıyacak akıllı drone’lardan yardım alacak, güvenlik kuvvetleri, büyük kalabalıkları yukarıdan akıllı drone’lar sayesinde kontrol edebilecek, şüpheli tavırlar sergileyenleri otomatik olarak tespit edebilecek vs… Intel’in şimdi drone’larını pazarlamak için yeni bir pazar daha bulduğu anlaşılıyor. Intel, eğlence ve organizasyon şirketleri için, havai fişek fırlatmak yerine drone’lar ile gökyüzünde ışık oyunları yapabilmeyi mümkün kılacak. Bu amaçla programlanacak drone’ların, çeşitli ışık oyunları yaratarak, havai fişekler kadar etkileyici görüntüler oluşturması mümkün olacak. Bu amaçla bir de demo düzenleyen Intel, Kaliforniya Palm Spring’teki bir basın toplantısının akşamında, gece karanlığını drone ışıkları ile aydınlatarak akıllı drone’larına çeşitli akrobatik  yaptırdı ve eğlence sektörü için drone’ların önünü açtı. Şimdi bakalım kaç düğün ve organizasyon şirketi, kaç otel, kaç cruise gemisi veya restoranlar, belediyeler ya da gösteriş meraklısı zenginler Intel’in havai fişek drone’larından sipariş vermek için sıraya girecekler? Intel’in drone şovunun görüntülerini aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.

YouTube kablolu kanallara rakip oluyor

1
Kablo ve uydu TV platformları yakında yeni bir rakiple tanışacak. Video paylaşım devi YouTube’un TV kanallarının internetten canlı seyredilmesini sağlayacak Unplugged isimli yeni bir platform üzerinde çalıştığı anlaşıldı. Unplugged, aynı kablo veya uydu servisleri gibi, ücretli bir servis olacak ancak izleyiciler, internet bağlantısı olan her yerde hesaplarını açarak diledikleri kanalı veya kaçırdıkları programları izleyebilecekler. Google, bu yeni servis için belirli konulara odaklanmış tematik kanalları platforma katmaya çalışıyor. Örneğin, belgesel, spor veya komedi gibi tematik kanalların Unplugged servisinde ağırlıkta olması bekleniyor. YouTube’un Unplugged servisi için abonelerden almayı planladığı aylık ücret, 35 doları geçmeyecek. Bu rakam Netflix gibi servislerin ücretleri yanında yüksek gibi görünse de YouTube’un asıl rakibi Netflix değil, kablo tv servisleri olacak. Yani sadece dizi/film seyretmek isteyenler değil, tüm TV kanallarını ve kaçırdıkları programları istedikleri her yerde seyretmek isteyenlerin platforma abone olması bekleniyor. Bir diğer deyişle, izleyiciler 35 dolarlık aylık ödemeyle, tüm TV/dizi/film izleme ihtiyaçlarını giderecekler. Haber, spor, belgesel, dizi, film, komedi, şov, müzik kanallarına erişim sağlayacaklar.

Unplugged ne zaman hizmete girecek?

YouTube şimdilik RED isimli servisi ile ayda 9.99 karşılığında tüm reklamlardan arınmış bir YouTube desteği sunuyor. Unplugged abonelerinin Red servisini de eşantiyon olarak alması gündeme gelebilecek. Unplugged’ın 2017 yılında hizmete girmesi bekleniyor. Ayrıca stream video servislerinden Hulu’nun da benzer bir proje için TV kanalları ile görüştüğü belirtiliyor. Eğer Hulu da internetten ulaşılabilen TV platformu kuracak olursa YouTube’un rekabet nedeniyle abonelik ücretlerini indirmesi de söz konusu olabilecek.

Tesla, planlarından 2 yıl önde gidiyor

Elektrikli otomobillere karşı önyargıyı kırarak elektrikli otomobillerin de son derece güçlü ve yeterli bir alternatif olabileceğini kanıtlayan elektrikli otomobil üreticisi Tesla, planlarından iki yıl önde olduğunu açıkladı. Tesla’nın kısa süre öncesine kadar 2020’de 500 bin elektrikli araç üretme planının, 2018 yılında gerçekleşeceği anlaşıldı. Yatırımcıları için bir rapor hazırlayan Tesla, 2018 yılında fabrikalarından 500 bin elektrikli araç çıkacağını teyit etti. Böylece Elon Musk’un otomobil firmasının planlardan 2 yıl önde gittiği ortaya çıktı. Firma, 2018’de piyasaya çıkacak olan, makul fiyatlı elektrikli otomobil Model 3 için şimdiden 400 bin sipariş almış bulunuyor. Müşteriler ön sipariş vermek için 1000 dolarlık depozito yatırmak zorunda. Dolayısıyla firma, 2018’deki satışları için 400 milyon doları şimdiden cebine koymuş durumda. Bazı müşterilerin siparişten vazgeçmesi ve 1000 dolarını geri istemesi halinde bile şirketin kasasındaki bu 400 milyon doların, faizsiz bir kredi gibi önemli bir finansman kaynağı olarak değerlendirileceği düşünülüyor.

35 bin dolara Tesla otomobil

Model 3 piyasaya çıktığında 35 bin dolar satılacak ancak çevre vergileri, katma değer vergileri gibi, geri alınabilen vergiler hesaba katıldığında, bu araçların şirket filolarına 30 bin dolara ulaşacağı hesaplanıyor. Tesla’nın, 2018 yılında 500 bin elektrikli aracı yollara çıkaracak olması aynı zamanda rakip otomobil üreticilerinin de iştahını kabartacağından bu gelişme otoyollardaki elektrikli otomobil dönüşümünün çok daha hızlı yaşanmasına neden olacak. Aynı şekilde otoparklara yerleştirilecek elektrik şarj ünitelerinin de daha hızlı yaygınlaşması mümkün olacak.

YouTube 6 saniyelik reklamlara başlıyor

1
YouTube artık TV’nin tahtını elinden alacak kadar güçlenmiş bir video paylaşım platformuna dönüştü. Sadece YouTube üzerinde yayın yapan, düzenli olarak içerik üreten YouTuber’ların kazançları yıllık milyon dolarlara ulaşabiliyor. YouTube bu popülerliği elbette reklam geliri oluşturmak için de kullanıyor ancak reklam seyretmek istemeyenler 5 saniye içinde devreye giren “reklamı geç” butonuna basarak reklamdan kurtulabiliyorlardı. Şimdi ise reklam sevmeyen izleyicilere kötü haber geldi. Google, izlenmesi zorunlu olacak 6 saniyelik reklam formatı üzerinde çalıştığını açıkladı. Buna göre bazı reklamlar 6 saniye uzunluğunda olacak ve “reklamı geç”  butonu görünmeyecek. 6 saniyelik yeni reklamların ismi ise “Bumper reklam” olacak.  Aslında sadece fazladan 1 saniye reklam seyretmek anlamına gelen bu açıklamanın endişe yaratan kısmı ise video paylaşım servisinin yakın gelecekte bu 6 saniyelik formata ek olarak 7-8-9-10 saniyelik yeni formatlar yaratabilecek olması. 6 saniyelik formattan olumlu geri dönüşler alınırsak YouTube daha uzun süreli zorunlu reklam formatlarını denemeye başlayabilir.

Bumper reklamları ne zaman göreceğiz?

Video paylaşım servisi şimdilik 15 saniye ile 1 dakika arasında değişen reklamlar oynatabiliyor ve 5 saniye içinde reklamı geç butonunu gösteriyor. Bazı özel projelerde ise, 8-10 dakikaya çıkan, YouTube’a özel hazırlanmış, advertorial benzeri reklamlar yayına girebiliyor. Bumper reklamlar Mayıs ayı içinde gösterime girecek ve Google’ın açıklamasına göre bu yeni format, uzun formatlı reklamların yerini almayacak aksine uzun formatlı reklamları destekleyen bir yan ürün olarak kullanılacak.  

Donald Trump’ın Silikon Vadisi ile imtihanı!

1
Emlak zengini iş adamı ve Cumhuriyetçi partiden başkan adayı Donald Trump, sert ve ırkçı söylemleri ile hem ABD’de hem dünyada büyük tepkiler alırken, Trump’ın Silikon Vadisi’ni ziyaret etmesi, Trump karşıtlarının daha da gerilmesine neden oldu. Başkanlığı kazandığı taktirde 11 milyon mülteciyi ülkelerine geri göndereceğini vurgulayarak sağcı kesimin beğenisini kazanan Trump, teknoloji şirketlerinde çalışan çok sayıda mültecinin bulunduğu Silikon Vadisi ziyaretinde 2000 kişilik bir protestocu ordusuyla karşılaştı. Trump’ın konuşmasını yapacağı otelin yakınlarına otomobil giriş çıkışının da engellendiği, güvenlik önlemlerinin üst düzeye çıktığı organizasyon gergin geçerken, protestoya katılanlar amaçlarını Trump’ın konuşma yapmasını engellemeye çalışmak olarak açıkladılar. Bir protestocunun, nefret söylemini dile getirmesi için birine konuşma izni vermenin yanlış olduğunu dile getirmesi de ABD medyasında yankı buldu. Protestolar sırasında Trump yandaşları ile karşıları arasında ağır kavgalar yaşandı, ABD bayrakları yakıldı, polis göstericilerin arasına girmekte zorlandı. Bir önceki gece ise Trump’ın ziyaret ettiği Orange County’de Trump karşıtları polis arabalarını yakarak olaylar çıkarmıştı. Öyle anlaşılıyor ki, Trump’ın en az oy alacağı bölgelerin başında San Francisco’daki Silikon Vadisi geliyor.

Bitcoin’i yaratan adam bu mu?

1
Dijital para birimi Bitcoin, dünyada pek çok önyargıyı kırdı ve herhangi bir maddi varlığa dayanmayan dijital bir kod parçasının da para yerine kullanılabileceğini gösterdi. Bu alana yatırım yapan çok sayıda kişi milyoner oldu, üstelik Bitcoin’i yaratmak için kullanılan şifre teknolojisi, devletlerin sırlarını korumak için oluşturulacak dijital güvenlik sistemlerine de ilham verdi. Ancak bu teknoloyi yaratan kişi kendini asla ortaya çıkarmadı ve kimliğini gizli tutmak için her şeyi yaptı. Bu gizliliğin nedeni ise, para yaratma yetkisine sahip olan devlet ve finans kurumlarının bu tekeli kırmaya kalkan kişiyi cezalandırmak isteyebileceği endişesinin yanında, sayısız suç örgütünün dijital paranın açıklarını bulup sistemi manüple etmek için sistemi yaratan kişiyi kaçırmak isteyebilecekleri düşüncesiydi. Fakat tüm bu endişelere rağmen Avustralya’da bir yazılımcı, Bitcoin’i yaratan kişi olduğunu itiraf ederek gündeme taşınmayı başardı. 1970 doğumlu Avustralyalı yazılımcı Craig Wright medyaya yaptığı açıklamada kendisinin Satoshi Nakamoto takma ismiyle bilinen Bitcoin yaratacısı olduğunu itiraf etti. Aslında bu bilgi tam anlamıyla kesinlik taşımıyor çünkü pekçok insan bunun sahte bir itiraf olabileceğini düşünüyor. Ancak Bitcoin’i yaratan kişiyi sayısız resmi soruşturma, mahkemeler, ceza alma hatta öldürülme tehlikesi bekliyor. Dolayısıyla bu itirafı yapan kişi büyük bir yükün altına girmiş oluyor. Ayrıca, geçtiğimiz yıl hackerların blok zinciri teknolojisi hakkındaki yazılımlar ve yazışmalar üzerinde yaptıkları bir analizde ipuçlarının Craig Wright’a uzandığı ortaya çıkmıştı ancak Wright o dönem sessiz kalmıştı. Wright ise BBC’ye yaptığı açıklamada, gerçek kimliğini açıklamasının nedenini, dijital para hakkındaki spekülasyonları bitirmek olarak gösterdi: “Bu kararı bir anda almadım ve üzerinde çok düşündüm ancak yaptığım işi önemsiyorum ve zarar görmesini istemiyorum. Bitcoin ve blok zinciri teknolojisi dijital para birimlerinin var olabileceğini kanıtları ve bu teknoloji dünyayı daha güzel bir yer yapacak,” ifadelerini kullandı.

10 yaşında Instagram açığı buldu, 10 bin dolar kazandı

0
Bulunan son Instagram açığı bize bir kez daha hatırlattı; sosyal ağlar ve hatta tüm online servisler, aslında birer paylaşım alanından ötedeler. En azından yetenekli kodcular, hacker’lar, yaşları kaç olursa olsun onları aynı zamanda kodlardan örülü birer altın madeni olarak görüyor. Uber’dan Twitter’a kadar pek çok popüler servis, kendi kodlarında güvenlik açığı bulan (ve bunu istismar etmek yerine kendilerine bildiren) yetenekli yazılımcılara hatırı sayılır para ödülleri teklif ediyor. Benzer bir olay da Finlandiya’da yaşandı. Henüz 10 yaşında olan Jani adlı genç bir yazılımcı, Instagram ağında kullanıcıların yorumlarını silmeye yarayan bir açık keşfetti ve bunu yetkililerle paylaştı. Sosyal ağın asıl sahibi Facebook da Jani’yi 10 bin dolar nakit ile ödüllendirdi. Yerel medyaya konuşan Jani, “Justin Bieber dahil herkesi Instagram’de ortadan kaldırabilirdim” açıklamasını yaptı. Aynı zamanda Facebook’tan ürünlerindeki güvenlik açığını bulduğu için para ödülü alan en genç “kod avcısı” olma unvanına kazanan Jani’den önce, 2013 yılında 13 yaşında olan bir çocuk benzer bir olayda ödül kazanmıştı.

Instagram açığı nasıl işliyordu?

TNW haberine göre Jani’nin olmaması gereken bir alanda dolaşırken bulduğu açık, Instagram sunucularındaki kodları değiştirerek kullanıcı yorumlarını silme olanağı tanıyor. Facebook tarafından şubat ayında yapılan testler, açığın varlığını teyit etti ve küçük hacker ödülünü aldı. Facebook tarafından yapılan açıklamada ise, “kod avı” programının beş yılda 2 bin 400’ün üzerinde doğruluğu teyit edilmiş başvuru aldığı ve 800’ün üzerinde araştırmacıya toplam 4,3 milyon dolar para ödülü dağıtıldığı belirtildi. Geçtiğimiz yıl ortalama ödemenin 1.780 dolar olduğu düşünülürse, Jani’nin bulduğu açığın ne kadar kritik olduğu daha iyi anlaşılıyor.