Twitter yönetim kurulu değişiyor
Twitter yönetim kurulu, internet girişimcisi olarak bilinen Martha Lane Fox ve PepsiCo’nun finansal operasyonlarını yöneten Hugh Johnston’ı bünyesine kattı. Online gezi sitesi LastMinute.com kurucusu olarak bilinen Lane Fox, henüz startup ve VC kavramlarının popüler olmadığı 2005 yılında bu girişimini Sabre Holdings’e 577 milyon pounda satmıştı.
Bilişim dünyasının önde gelen yöneticileri arasında yer alan Lane Fox, halen Channel4, mydeco.com, Marks & Spencer ve Go ON UK kurumlarında yönetim kurulu üyesi olarak bulunuyor. Fox’un ayrıca 2013’ten bu yana İngiltere’de Lordlar Kamarası bağımsız üyesi olarak çalıştığı da biliniyor.
Startup kuran her girişimcinin sorması gereken 3 soru
Maaşlı, SSK’lı işinizden ayrılıp bir startup kurmak, çocukluğu milenyuma denk gelen, Bill Gates ve Steve Jobs’ın başarı hikayeleriyle büyüyen herkesin hayalini kurduğu bir atılımdır. Bir iş kurup büyütmeyi ve sonrasında bir teknoloji devine bu startup’ı satıp voliyi vurmayı kim istemez? Ancak bu büyük adımı atmaya maddi ve psikolojik yönden hazır olduğunuzu düşünseniz de, bu senaryonun gerçekten gerçekleşmesi durumunda sizi nelerin beklediğini bilmenizde fayda var.
Genç bir startup, büyük bir şirket tarafından satın alındığında ne oluyor?
Milyar dolar değere ulaşan bir unicorn startup olsanız dahi, yolun sonunda iki seçenek görünüyor: Ya kendiniz bir teknoloji devine dönüşeceksiniz (Uber ya da Airbnb gibi) ya da daha büyük bir teknoloji devi tarafından satın alınacaksınız (WhatsApp, Instagram ve dahası). Girişimini satmayı planlayanlar için Inc.com güzel bir kılavuz hazırlamış. Gelin birlikte göz atalım: Şirketinize bir yatırımcı veya daha büyük şirket talip olduğunda size iki seçenek sunarlar. İlkinde paranızı alır, tüm haklarınızı ve hisselerinizi devredip şirketten ayrılır, erken emekliliğin tadını çıkarırsınız. Ancak anlaşmaların büyük çoğunluğunda şirkette kalmanız, ya bir departmanı yönetmeniz ya da yönetim kurulunda küçük hissedar olarak rol almanız beklenir. Bu tür anlaşmalar fazlasıyla karmaşık olacağından, eğer sizden şirkette kalmanız isteniyorsa, neye imza attığınızın farkında olun ve sözleşmeyi tamamen okuyun.Maaşlı işe dönecek misiniz?
Satın almanın ardından, kendi kurduğunuz ve patronu olduğunuz şirkette sıradan bir maaşlı çalışan, iyi ihtimalle orta seviye bir yönetici olmaya hazırlanın. Esnek çalışma saatleri, seyahat engeli olmaması ve tüm diğer o standartlar hayatınıza geri dönecek. Yeni bir şeyler üretmenin tutkusunu bu pozisyonda sürdürebilecek misiniz? En başa dönecek olursak, maaşlı işinizden zaten bu yüzden ayrılmamış mıydınız?Ne kadar pay alacaksınız?
Sanılanın aksine, WhatsApp kurucusu Jan Koum ve arkadaşları, Facebook satışından elde ettikleri 20 milyar dolara yakın parayı aralarında bölüşmedi. Onları bugünlere getiren yatırımcılar ve diğer paydaşlar da bu parada hak sahibiydi. Çoğu startup hızlı büyüme ivmesini melek yatırımcılar ve diğer paydaşlara borçludur. Olası bir satın alma durumunda da bu kişilere sahip oldukları pay karşılığı ödeme yapılır. Kurucusu olduğunuz startup için hisse karşılığı yatırım ve diğer ödemeler nedeniyle çoğu zaman elinizde yüzde 50 hisse gibi bir pay kalır. Satın alma gerçekleştiğinde de ödenen miktarın iyi ihtimalle yarısını alabilirsiniz.Kontrol kimde olacak?
Startup size ait iken her türlü karar yetkisi size aitti. Bir başka şirketin parçası olduğunuzda ise bu kadar esnek ve cesur davranmanız mümkün olmayacak. Çoğu girişimci için tutkuyla geliştirip meydana getirdiği ürünün bir başkasına ait olmasını izlemek acı vericidir. Satın alma sonrası başarıya ulaşan çok az ürün vardır. Büyük şirketler genelde ekibe ve yeteneğe önem verir, ürünün geliştirilme sürecini ise bir süre sonra ya kendi ürünüyle birleştirir ya da tamamen sonlandırır. Mark Zuckerberg tarafından şirket dışı kalmaya zorlanan Facebook kurucu ortağı Eduardo Saverin’i düşünün. Her ne kadar Zuckerberg daha sonra kendisine yüklü bir ödeme yapmış olsa da, modern dünyayı şekillendiren sosyal ağı bir zamanlar kendi emeğiyle meydana getirdi ve şu an Facebook üzerinde hiçbir söz hakkı bulunmuyor. Kısacası başarıya ulaşan bir startup sahibiyseniz, gelen satın alma tekliflerini değerlendirirken neyi satmakta olduğunuzu gözden geçirin. Ürünlere, ekibinize ve hatta yeteneğinize bile bir etiket koyulabilir, ancak sizi o noktaya taşıyan tutkuya paha biçilemez.Yahoo’yu İngilizler de istiyor
İnternetin bugünkü halini almasında erken yola koyulan firmaların varlığının büyük önemi var. Bu firmalardan biri olan Yahoo!, 12 Nisan’da yani yarın halka açılışının 20. yaşgününü kutlayacak. Ancak bu önemli dönemeç şirket için çok da iyi haberlerle medyaya yansımıyor. Zira doğumgünü kutlaması yerine, Yahoo!’nun yeni sahibi kim olacak haberleriyle karşılaşıyoruz.
1994 yılında David Filo ve Jerry Yang tarafından kurulan şirket, gelir beklentilerini karşılayamadığı için eleştiriliyordu. Sonuçta CEO Marissa Mayer, geçen hafta uzun zamandır dedikodu olarak kendine yer bulan şirketin satışı için karar alındığını açıkladı. Buna göre Yahoo, temel operasyonlarını resmen satışa çıkardı.
TechInside sayfalarında sizlere detaylı bir şekilde aktardığımız haberde ABD merkezli Verizon ve Google’ın en büyük potansiyel alıcılar olduğunu aktarmıştık. Bu iki önemli isme Time Inc ile özel sermaye şirketleri Bain ve TPG de dahil olmuştu.
https://www.techinside.com/yahoo-satisa-cikti-google-verizon-talip/
Son potansiyel alıcı haberi ise İngiltere’den geldi. Bloomberg’in haberine göre İngiltere’nin en büyük yayıncı kuruluşlarından Daily Mail de Yahoo!’ya teklif vermeye hazırlanıyor. İlgili haberde Daily Mail’in şirketi alması durumunda bir özel sermaye fonu internet operasyonlarını alırken, Daily Mail’in ise medya ve haber birimlerini alabileceğinden bahsediliyor.
Yahoo! sadece Yahoo! değil
Yahoo!’nun taliplilerinin artmasının ardında şirketin arama motoru ve portal kimliğinin çok daha ötesi var. Şirket 2014 başından bu yana operasyonlarını yenilemek ve hizmet çeşitliliğini artırmak amacıyla çok sayıda alım gerçekleştirdi. 7 Ocak 2014 ile son şirket alımının yapıldığı 31 Temmuz 2015 arasında tam 20 şirketi bünyesine katan Yahoo!’nun bu alım serisinde en dikkat çekeni nakit 640 milyon dolar ödediği BrightRoll. 2006 yılında kurulan 22 çalışanlı BrightRoll, dijita video reklamcılığı çözümleri üretiyor.
Şirketin bugüne kadar yaptığı en büyük alımlardan birini görmek içinse Mayıs 2013’e gitmek gerekiyor. Yahoo!, o tarihte popüler blog servisi Tumblr’ı tam 1.1 milyar dolar karşılığında bünyesine katmıştı. Kurucusu Jerry Yang üzerinden Alibaba’ya 2006’da 1 milyar dolarlık yatırım yapmasını da unutmamak gerek. Bugün dünyanın en büyük B2B platformu haline gelen Alibaba, kuşkusuz şirketin geçmişindeki en başarılı yatırımlardan biri.
Şirketin taliplilerinin ne kadar teklif vereceği merakla bekleniyor. Ancak konuya sadece internetin en eski isimlerinden birinin satılması değil, Yahoo!’nun bünyesine kattığı ya da yatırım yaptığı şirketlerle düşünmek gerekiyor. Şirketin yöneticilerinin ve yatırımcılarının tekliflere bu gözle bakması kuvvetle muhtemel.
Apple: ABD yardım değil, hizmet istiyor!
San Bernardino şüphelisinin kilitli telefonuna erişebilmek için Apple’dan yardım isteyen ABD Adalet Bakanlığı’na şirketin yanıtı olumsuz olunca bilgi teknolojileri dünyasında yepyeni bir tartışma başlamış; araya giren üçüncü şahısların FBI’a konuyla ilgili yardım etmesi sonucu sorun çözülmüştü. Cuma günü bakanlı yetkililerinin Brooklyn mahkemelerinde bir başka telefon için aynı taleple Apple’ın karşısına çıkması ise adeta iPhone üreticisini şüphelerinde haklı çıkardı.
Kullanıcı gizliliğine devlet eliyle müdahale etmeyi doğru bulmayan Apple, devlet yetkililerinin bu gibi “destek” taleplerinin aslında gelecekte teknoloji şirketlerinden daha fazlasını, daha kolay alabilmek için emsal arayışı olduğuna inanıyor. Fast Company haberine göre Adalet Bakanlığı (DOJ – Department of Justice) dava dosyasında Jun Feng adlı bir metamfetamin kaçakçısının iPhone telefonuna erişim için desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.
Apple avukatı ise yaptığı açıklamada hükümetin San Bernardino davasındakine benzer bir isteği tekrarlamasından hayal kırıklığı duyduklarını söylerken, bunu bir “temyiz” olarak gördüklerini de sözlerine ekledi. Sözü geçen şüphelinin telefonuna erişebilecek beceriye sahip olmalarına karşın, ret taleplerini mahkemeye bildirdi.
Apple: “Bugün elimizi versek, yarın kolumuzu kurtaramayız”
“Şifrelenmiş bir üründe tek bir arka kapı oluşturmak bile, yanlış ellere düştüğü takdirde milyonlarca iPhone kullanıcısının güvenliğini tehdit edecektir.” Kaliforniya merkezli teknoloji devi bu görüşe sahip. Apple’a göre hükümetin bu doğrultudaki tek bir talebine uymak, sonrasında benzer davalardaki birçok talebi de karşılama zorunluluğu doğuracak: “FBI’in bir kez daha Brooklyn’de destek talep etmesi, San Bernardino davasının aslında hiçbir zaman tek bir telefon ile ilgili olmadığını kanıtlıyor. Bu aynı zamanda terörizm ile de ilgili değil.” Brooklyn davasında yargıç tarafından açılan belgelerde FBI’ın daha önce Apple’dan en az dokuz defa iPhone için “arka kapı” talep ettiği görülüyor. Suçlamaları doğrudan hükümete yönlendirmeksizin konuşan şirketin baş avukatı Bruce Sewell, hükümetin politik bir oyun oynadığından yakındı ve “Federal bölge mahkemelerini kullanarak, bizi örnek gösterip teknoloji şirketlerinin, şifrelenmiş kullanıcı verilerini hükümet talebi doğrultusunda temin etmelerini sağlamak istiyorlar” açıklamasını yaptı. iPhone üreticisi tahmin edileceği üzere Brooklyn mahkemelerinden çıkan karara da itiraz etmeye hazırlanıyor.300 dolarlık akıllı cihaz elde patlarsa…
Google Nest’in aldığı şok Revolv kararı, Nesnelerin İnterneti sözüyle hayatımıza girmeye çalışan akıllı ev teknolojileri için yepyeni bir soruyu gündeme getirdi; akıllı ev cihazlarının kullanım ömrü nedir? Bir akıllı telefon satın aldığınızda, çoğunlukla 2-3 yıl sonra yeni güncellemeler bu cihaz için yayınlanmamaya başlar. Ancak akıllı telefonun temel işlevleri olan arama, mesajlaşma ve internete bağlanma gibi araçlar güncelleme olmaksızın çalışabildiği için bu cihazların ömrü dolmuş sayılmaz.
Oysa akıllı ev cihazlarında durum böyle değil. Örneğin evdeki diğer aygıtlara kablosuz bağlantıyla erişerek onları kontrol etmenizi sağlayan bir cihazın tüm özelliği budur ve bu özellik için üretici desteği kesildiği sürece, elinizde 300 dolarlık bir kahve altlığı kalmış olur.
“15 Mayıs 2016 Revolv rezaleti”
Google’ın ana şirketi olan Alphabet’in bir parçası olarak çalışan ve akıllı ev teknolojilerine odaklanan Nest, 300 dolarlık Revolv ürün ailesine sunduğu desteği sonlandıracağını açıkladığında yaşanan da tam olarak bu oldu. Ev içinde aydınlatma ve güvenlik alarmı gibi aygıtları yönetmeye yarayan bu ürün için desteğin kesilmesi demek, bu cihazın hiçbir işe yaramayan bir oyuncağa dönüşmesi demek oluyor. Geçtiğimiz hafta Nest tarafından yapılan açıklamaya göre şirket her bir müşteriyle tek tek ilgileniyor ve en iyi çözümü bulmaya çalışıyor. Bu çözümler arasında geri ödemenin de olabileceği belirtiliyor.Nest ve Revolv bu noktaya nasıl geldi?
Nesnelerin İnterneti kavramının popüler hale geldiği dönemde Google, akıllı ev teknolojileri geliştiren ve hızlı yükselen startup Nest’i satın aldı. Bundan 9 ay kadar sonra, 2014 yılında ise Nest kendi alımını yaptı ve ev içi aydınlatma ve alarm gibi sistemleri kontrol eden bir akıllı ev cihazı üreten Revolv adlı şirketi bünyesine kattı. Bu satın almanın önceliği, ürün geliştiricilerini Nest bünyesine dahil etmekti. Diğer bir deyişle Nest’in Revolv ürününe ihtiyacı yoktu ve bu cihazın satışını hemen sonlandırdı. Geliştiriciler ise Works with Nest adındaki yeni projeye kaydırıldı. Revolv cihazları “ömür boyu abonelik” garantisiyle satıldığı için mevcut müşterilerin ürünlerinde bir sıkıntı olması beklenmiyordu. Ne var ki bir ay kadar önce Revolv, sunduğu servisi sonlandıracağını ve ürünlerinin Mayıs 2016 sonrasında çalışmayacağını açıkladı. Kurucu ortaklar Tim Enwall ve Mike Soucie tam olarak şu açıklamayı yaptı: “Tüm enerjimizi Works with Nest için kullanıyoruz ve burada yaptığımızdan büyük heyecan duyuyoruz. Ne yazık ki bunun anlamı artık Revolv için kaynak aktaramayacağımız oluyor ve servisi kapatmak zorundayız.”Siz olsanız ne yapardınız?
Düşünün, henüz yeni gelişen bir alanda 300 dolarlık bir cihaza yatırım yaparak bir anlamda geliştiricilere de öncü olmaları için destek olmuşsunuz. Ürünü “ömür boyu çalışacak” garantisiyle satın almışsınız. Birkaç ay sonra şirketin sahipleri “biz parayı bulduk, artık bu işle uğraşamayız, servisi kapatıyoruz” anlamına gelen bir açıklama yapıyor. Ne hissederdiniz? Konuyla ilgili Nest’in Business Insider‘a yaptığı açıklamayla bitirelim: “Şubat ayında az sayıdaki Revolv kullanıcısı uygulama içi bildirim ve Revolv web sitesindeki bir mesaj aracılığıyla servisin 75 gün sonra, 15 Mayıs’ta kapatılacağı hususunda bilgilendirildi. Revolv web sayfası müşterileri iletişim adresine yönlendiriyor ve tüm taleplerle tek tek ilgilenerek en iyi çözümü bulmaya çalışıyoruz, buna geri ödeme de dahil.” Sanıyoruz bu durumda geri ödemeden daha iyi bir çözüm bulmaları pek mümkün olmayacak.Kredi kartına gerek yok, parmak basın yeter
Japonya için 2020 Tokyo Yaz Olimpiyatları için çalışmalarına hız verirken, ülkeye dünyanın dört bir yanından akın edecek turistlerin kendilerini güvende hissetmeleri için de gerekli önlemleri almakla meşgul. Bu yaz test aşamasına geçecek olan yeni bir sistem ise yabancı turistlerin ülkede gerçekleştirecekleri alışverişlerde ve kimlik kontrollerinde “parmak basarak” hızlıca işlem yapmaklarını sağlamayı hedefliyor.
Yabancı bir ülkede kredi kartı veya yüklü miktarda nakit para taşımanın yol açtığı stresi misafirleri için azaltmayı ve aynı zamanda olası suçları önlemeyi hedefleyen Japonya, parmak izi testlerinin ardından sistemin nasıl ne ölçüde başarılı olduğunu analiz edecek ve uygun ise 2020 öncesi devreye alacak.
Parmak iziyle ödeme nasıl çalışıyor?
Japonya, turist akınının başladığı yaz aylarında gerçekleştireceği denemelerde toplamı 300’ü bulan turist noktalarındaki mağazalar, restoranlar, oteller ve diğer işletmelere parmak izi okuyucular yerleştirecek. Ülkedeki mevcut yasalar otele giriş yaparken bir pasaport bulundurmayı zorunlu kılıyor. Ancak ödemelerde parmak izi teknolojisini kullanmak mümkün olacak. Kayıp ve çalıntı banka kartlarıyla ATM makinelerinde yapılan işlemleri en aza indirmek ve kendi vatandaşları için de güvenliği artırmak isteyen Japonya, turistler özelinde geliştirdiği bu sistemden ayrı bir parmak izi altyapısını da bankaların ATM makinelerinde kullanacak. Böylelikle Japonlar sadece parmak basarak paralarını çekebilecekler. Nagasaki’deki Huis Ten Bosch tema parkında geçtiğimiz yılın ekim ayında denemeleri yapılan parmak izi sisteminin başarıyla çalıştığı belirtiliyor. Özellikle çocuklu ailelerde bir yandan çocukları takip ederken bir yandan cüzdandan para veya kart çıkarma derdi böylelikle sona eriyor.Bu uygulama sizi Instagram fenomeni yapacak
Önce fotoğraf vardı, sonra Instagram geldi ve filtreler hayatımıza girdi; bir sonraki durak ise Hippo Pics olabilir. Instagram’deki en iyi fotoğraf editörlerini bir araya getirerek, kullanıcılarına ücretsiz olarak fotoğraf düzenleme desteği veren iOS uygulaması, yüklediğiniz her fotoğrafın bir sanat eseri olmasını sağlıyor.
Fotoğraf düzenleme konusunda yetenekli insanlarla bir araya gelerek aynı fotoğraf üzerinde çalışabildiğiniz hizmet ile ayrıca başkalarının koleksiyonlarını inceleyerek neyin nasıl yapıldığı konusunda kayda değer fikirler edinebilirsiniz.
Uygulamayı indirip açtığınızda, uzman editörler tarafından düzenlenen fotoğraflardan oluşan bir galeriyle karşılaşıyorsunuz. Her biri muhteşem görünen bu fotoğrafların, daha doğrusu görsel çalışmaların, nasıl meydana getirildiğini görmek için tek yapmanız gereken herhangi bir fotoğrafa basılı tutmak: Hippo Pics görselin düzenlenme aşamalarını kademe kademe görüntülüyor ve böylelikle örnek üzerinden fotoğraf düzenlemenin inceliklerini görmeniz mümkün oluyor.
https://www.youtube.com/watch?v=r8CBJdp5rOg
Hippo Pics selfie çılgınları için değil
Mobil servisin en güzel tarafı, sadece daha iyi bir görsel düzenleyici değil, aynı zamanda daha sağduyu sahibi bir insan olmanıza da destek olması. Uygulamaya düzenlemek için yüklediğiniz fotoğraflar bir onay sürecinden geçiyor ve selfie çekimler ya da yemek fotoğraflarınız kabul görmüyor. Düzenlenmemiş manzara çekimleri, mimari yapılar ve kreatif portreleriniz mi var? Hippo Pics editörleri hizmetinizde! Eğer uzman bir fotoğraf editörü olduğunuzu düşünüyorsanız, bu uygulama aracılığıyla diğer kullanıcılara da destek olabilirsiniz. Instagram denince aklınıza sadece akşam yemeği fotoğrafları ve caps’ler gelmiyorsa, Hippo Pics kendinizi geliştirmeniz için iyi bir fırsat sunuyor.Facebook reklamları artık daha şeffaf
Facebook doğal reklam aracı, hem içerik üreticiler hem de yayıncılar için, doğal akış içerisindeki görsel ya da video gibi paylaşımlara reklam alınan “markalı içeriklerden” (branded content) daha istikrarlı bir iş modeli kurma imkanı tanıyor.
Facebook buna örnek olarak Lady Gaga’nın Intel teknolojisini kullanarak Grammy ödüllerinde sahnelediği yenilikçi gösteriyi veriyor. Ünlü popçunun kendi sayfasında doğal bir gönderi olarak paylaşılan içerik aslında bir reklam (markalı içerik) ve Facebook’un yeni markalı içerik politikası bu tür içeriklerin takibini kolaylaştırıyor.
Cuma günü yapılan güncelleme sonrası doğrulanmış Sayfalar artık markalı içerikleri paylaşabilecekler. Bu içerik metin de olabilir, bir fotoğraf da olabilir, 360 derece ya da canlı video da olabilir. Facebook’un bu güncelleme kapsamında yayınladığı araç ise reklamı veren markayı da etiketleyerek ilgili gönderiye dahil etmeyi mümkün kılıyor. Böylelikle reklam
veren şirketin pazarlama analistleri yapılan paylaşımla ilgili erişim oranlarını ve diğer istatistikleri değerlendirebiliyor.
veren şirketin pazarlama analistleri yapılan paylaşımla ilgili erişim oranlarını ve diğer istatistikleri değerlendirebiliyor.
Facebook doğal reklam etik kodlarla geldi
Güncellenen markalı içerik politikasına göre, promosyonun ipinin ucunu kaçırmak yasak: Video öncesine standart reklam alımı ya da bir kanaat önderinin profil fotoğrafını değiştirerek reklam verenin ürününü öne çıkarması gibi durumlarda sıkıntı yaşanabilir. Buna karşın içeriğin kendisinde ürün yerleştirme veya sponsor logosu kullanılabiliyor. Doğal reklam yönteminin sıkça kullanılmaya başladığı internet dünyasında etik değerleri koruyan her yayıncı gibi Facebook’ta markalı içerik kapsamında reklam alan Sayfaların net bir biçimde ilgili paylaşımın ücret karşılığında yapıldığını bildirmesi gerekiyor. Facebook tarafı bu tür reklamlardan herhangi bir pay almıyor ve bu nedenle ödeme kısmının doğrudan yayıncı ile reklam veren arasında çözülmesi gerekiyor. Facebook’un bundan çıkarı ise daha fazla video içerik üretici ve yayıncıyı kendi platformuna çekerek, burada daha fazla paylaşım yapılmasını sağlamak ve Facebook’u hem son kullanıcılar hem de reklam verenler için (YouTube ya da diğer sosyal ağlara oranla) öncelikli yer haline getirmek.Akıllı otomobil güvenliği nasıl sağlanacak?
Otomotiv şirketlerinin internete bağlı araçlar üretmeleri için mutlaka bir teknoloji geçmişlerinin olması gerekmiyor. Yüz yıllık markalar bile iyi bir yazılımı olmayan modellerin birkaç yıl içinde tükeneceğinin farkında. Ancak bu yazılımların güçlü ve güvenlikli olması da önem taşıyor.
Yakın dönemde bir Chrysler cipin seyahat halindeyken dijital saldırıya uğraması ve federal yetkililerin konuyla ilgili yaptıkları uyarılar, “akıllı otomobillerin” tıpkı akıllı telefonların ilk dönemine benzer bir süreçten geçtiğini hatırlatıyor.
Yıllar önce akıllı telefonlar için de hack saldırısı, malware ya da virüs gibi terimler çok uzak görünüyordu. Ancak teknoloji yaygınlaşıp, siber suçlular için cazip bir platform oluşturunca mobil cihazlar üzerindeki dijital tehditler PC’yi bile solladı!
Araç içi siber güvenlik konusunda yapılan çalışmalar ve toplantılar yakın gelecekte meyvesini verecek. Bu konuda çalışmalarıyla öne çıkan oyunculardan ilki Karamba Security oldu.
Araçtaki harici cihazlara Wi-Fi, Bluetooth ya da USB yuvalarıyla bağlantıyı sağlayan Elektronik Kontrol Üniteleri (ECU) için güvenlik sağlayan Karamba, yetkilendirilmemiş hiçbir kodun araç içinde çalışmasına izin vermiyor. Böylelikle bir hacker’ın uzaktan müdahaleyle otomobilinizi ele geçirmesi önleniyor. Benzer şekilde daha sonra kötü niyetle kullanılabilecek bir “dropper” kodun da ECU’ya yüklenmesi halinde üretici uyarılabiliyor.
Karamba Security otomotiv dünyasını ikna edebilecek mi?
İsrail merkezli bir startup olarak hayata geçen Karamba, aldığı 2,5 milyon dolarlık ilk yatırım ile otomotiv şirketlerini, hem üretim bandında hem de yollarda olan araçlarda kendi teknolojilerini kullanmaları için ikna etmeye çalışacak. Her ne kadar günümüzde antivirüs ve güvenlik duvarı gibi önlemler işletim sistemlerinde arka planda çalışır hale gelmiş olsa da, yeni yükselen akıllı araç teknolojisinde sürücüler her türlü güvenlik önleminin göz önünde ve kolay ulaşılabilir olmasını tercih edecektir.WordPress CMS kullanıcıları Google’da bir adım önde!
WordPress bugün internetin dörtte birinden fazlasına hayat veriyor; bu nedenle onun daha güvenli bir internet hedeflemesi demek, internetin daha güvenli hale gelmesi demek oluyor. Bir süredir “.wordpress.com” uzantılı kişisel blog sayfalarını şifrelenmiş HTTPS’e taşıyan içerik yönetim sistemi (CMS), bundan böyle altyapı olarak kendisini kullanan tüm siteleri de HTTPS ile güvenli hale getireceğini duyurdu.
Admin paneli için WordPress kurduğunuz, kendi alan adına sahip tüm yeni web sitelerindeki sayfalar bundan böyle daha güvenli bir veri trafiği sağlayan HTTPS ile oluşturulacak. WordPress ayrıca geçmişe dönük bir çalışma da başlattı. Bunun anlamı, internetin dörtte birini oluşturan WP tabanlı web sayfaları yakın gelecekte HTTPS’e geçecek. Üstelik standart HTTP üzerinden gelen tüm istemci talepleri otomatik olarak HTTPS ile güncellenmiş yeni sayfalara yönlendirilecek.
Google’ın çağrısı WordPress için itici güç oldu
İçerik yönetim sisteminin bu hamlesinde, Google’ın daha önce gerçekleştirdiği atılımın da payı büyük olsa gerek. Arama motoruyla “internetin giriş kapısı” sayılan Google, web siteleri için büyük önem taşıyan arama motoru sonuçlarında HTTPS ile güvenliği sağlanan sitelere öncelik tanıyacağını duyurmuştu. Let’s Encrypt (Hadi Şifreleyelim) adlı proje kapsamında kendi platformundaki web sitelerinin HTTPS güvenlik sertifikasını alma sürecini otomatiğe bağlamak için çalışan şirketin bu geçişi gerçekleştirmesiyle birlikte, Google’ın an itibarıyla HTTPS sertifikası olmadığı için güvensiz olarak kabul ettiği CNN ve eBay gibi WP altyapısında çalışan büyük portaller de mutlu sona kavuşacak.İşte Amazon’un yeni patronları
Amazon’a tek CEO yetmedi, Jeff Bezos’un yanı sıra iki CEO pozisyonu daha oluşturdu. Online perakende işini ve bulut bilişim departmanını yöneten iki isim, Jeff Wilke ve Andy Jassy de artık birer Amazon CEO’su oldu. Şirketin resmi blog sayfasında yapılan duyuruya göre Jeff Wilke Worldwide Consumer CEO’su olurken, Andy Jassy ise TechInside sayfalarında da sıkça bahsettiğimiz Amazon Web Services (AWS) CEO’su olarak atandı.
Her iki isim de daha önce kendi bölümlerinden sorumlu başkan vekilleri olarak tüm şirketin CEO’su olan Jeff Bezos’a bağlı çalışıyordu. Business Insider haberine göre Bezos’un konumu değişmedi.
Amazon artık üç temel sütun üzerinde çalışıyor
Teknoloji devinin e-ticaret işinden bu yıl elde ettiği 100 milyar doların yanında AWS’nin yıllık 10 milyar dolar cirosu sönük gibi görünebilir. Ancak iki pazar birbirinden çok farklı ve bulut işinde büyük potansiyel olduğunu, geleceğin bulutta olduğunu Jeff Bezos da biliyor. Öte yandan AWS halen en çok kullanılan bulut servisi olarak listeleniyor. Şirketin yönetim kurulu bu nedenle üç ana sütun üzerinde konumlandırdığı işlerini, Jeff Bezos başta olmak üzere ilk çalışanlar arasında yer alan Wilke ve Jassy’e emanet ediyor. Üç CEO ile yola devam etmenin kesinlikle bir yeniden yapılanma işareti olmadığının altını çizen blog yazısında, bu atamaların daha çok “ilgili çalışanların bir süredir üstlendikleri rolü kendilerine teslim etmek” olduğu belirtiliyor.Jeff Bezos’tan sonra ne olacak?
Beş yıl önce “Steve Jobs giderse Apple ne olur?” sorusunu soruyorduk. Bugün aynı soru Jeff Bezos sonrası Amazon için gündeme geliyor. Başarılı lider, şirketin devamlılığı için bir “Bezos sonrası” planı yapmak zorunda. Daha önceki bir röportajında kendisinden sonraki şirket patronunu yetiştirme planı üzerinde çalıştıklarını belirten Jeff Bezos, yerini kimin alacağını açıklamamıştı. Ancak bu hafta açıklanan iki yeni CEO Amazon’u geleceğe taşıyacak bir sonraki “ekipler amiri” olarak uygun adaylar oluşturuyor.Ericsson Türkiye 126 yaşında
Lars Magnus Ericsson, 1876’da sadece 13 metrekarelik bir ofiste kurduğu şirketinin bugün geldiği noktayı görse ne derdi bilemiyoruz. Ancak neredeyse 1,5 asrı geride bırakan şirket bugün 180 ülkedeki 115 bin çalışanı ve 39 bin patentiyle global devlerden biri haline geldi.
7 Nisan 2016’da 140. kuruluş yılını kutlayan şirket, aynı zamanda Türkiye’deki 126. yaşını da kutluyor. Ülkemizdeki ilk işi 1890 yılında Dolmabahçe Sarayı’na telefon hattı döşemek olan şirket yıllar içinde iletişim anlamında pek çok projeyi başarıyla tamamladı.
Türkiye’de cep telefonlarının hayatımıza girdiği 1990’lı yılların ardından ismini geniş kitlelere tanıtma fırsatı bulan şirketin Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Başkanı Rafiah İbrahim, 140. yıldönümü sebebiyle yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bölgemizde, her şeyin birbirine bağlı olacağı ‘Networked Society (Bağlantılı Toplum)’ye doğru hızlı adımlarla ilerliyoruz. Bölgede pek çok ülkede önemli adımların atıldığını görüyoruz, yine de hala atılacak çok adım bulunuyor. Bu yatırımlar giderek daha fazla kurumun teknolojiden faydalanmasını, dönüşüm sayesinde gelir tabloları güçlenirken kendi alanlarında değişimi yönetmelerini sağlayacak. Bölgede belli bir altyapı olgunluğuna ulaşarak entegre ve dijital bir Bağlantılı Toplum kültürünün avantajlarını sağlamayı hedefliyoruz”.
Cep telefonu, Bluetooth teknolojisi, 4G, nesnelerin interneti ve 5G gibi pek çok yeniliğin hayatımıza girmesinde ya da girecek olmasında önemli bir rolü bulunan şirket Crea World gibi platformlarla teknoloji alanındaki girişimcilerin kendilerini göstermesinde de etkin rol oynamıştı.
TechInside olarak Ericsson’un yeni yaşını kutluyoruz.
Office 365 Türkiye’de 8 milyon kişiye ulaştı
Şirketlerin iş yaşamındaki en büyük yardımcılarından Office uygulamaları bir süredir Office 365 olarak bir bulut hizmeti olarak da kullanılabiliyor. Türkiye’deki 3,5 yılında 8 milyon kullanıcıya ulaşan Office 365 için “Şirketlere sunduğumuz buluttaki üretkenlik hizmeti” yorumunu yapan Microsoft Türkiye Office Pazarlama Grup Müdürü Çiğdem Kayalı ile Office 365’in yeteneklerini ve 2016 yılındaki yeniliklerini konuştuk.
WhatsApp şifreledi, e-posta neyi bekliyor?
Uçtan uca şifreleme bulunmayan bir iletişim sistemi, kapalı bir zarfla gönderilmemiş mektuba benziyor. Beyaz bir sayfaya yazdığınız mektubu postacıya verdiğinizde sadece onu taşıyan değil, yolda denk gelen ve merak eden herkes okuma şansına erişecektir. Dijital dünyada bunun karşılığı Aradaki Adam Saldırısı (Man in the Middle).
İstenmeyen kişilerce mesajların okunmaması için, içeriğin uçtan uca şifrelenmesi şart. Yakın zamanda anlık mesaj servisi WhatsApp tarafından kullanılmasıyla yeniden gündeme gelen uçtan uca şifreleme, mesajı göndericiden çıktığı andan itibaren şifreliyor ve alıcıya varınca çözüyor. Araya giren kötü niyetli kişiler bu mesaja herhangi bir aşamada erişse bile tek elde ettikleri anlamsız rakam ve harflerden ibaret oluyor.
Uçtan uca şifrelemeyi kullanan ProtonMail gibi güvenilir e-posta servislerini size daha önce tanıtmıştık. Ancak Kaspersky Lab Baş Güvenlik Uzmanı Aleks Gostev, Gmail ve Outlook gibi en yaygın servislerde uçtan uca şifreleme tümüyle kullanılmadıkça bu “yan alternatiflerin” gerçekçi bir çözüm üretmeyeceğine dikkat çekiyor.
https://www.techinside.com/guvenli-mail-uygulamasi-protonmail/
Kaspersky Lab’den uçtan uca şifreleme açılımı:
Hiç de sürpriz olmayan bir şekilde e-posta, siber saldırılar için öncelikli vektörlerden biridir. Kötü niyetli aktörlerin kullanıcının/şirketin ağına, bilgilerine ve hata parasına erişim sağlamasına olanak tanıyor. E-postaların içeriği saldırganlar için bir hedef teşkil ediyor. Kaspersky Lab’da biz, e-posta veritabanlarını hedefleyen saldırılarla sık sık karşılaşıyoruz. E-postalara erişim sağlama amacıyla şirketlere saldıran, Çince konuşan aktörleri her geçen gün daha sık görüyoruz. En yeni ve kesinlikle en büyük veri sızdırma örneklerinden biri olan “Panama Belgelerinin” de geçen yıl gerçekleşen bir e-posta sunucusu ihlalinin ardından ortaya çıktığı düşünülmekte. Saldırganlar için düz metinlerdeki mesajlara el atmak korkutucu şekilde kolay. Uçtan uca şifreleme, kötü niyetli aktörün kullanıcı ve sunucu arasındaki e-postayı yakaladığı Man in The Middle olarak bilinen saldırıları engelleyecektir. Ancak nedense bu seviyede bir koruma nadiren sağlanıyor. E-postayı varsayılan olarak veya kullanıma hazır olarak şifrelemek zor. Deneyimli bir kullanıcının kullanabileceği araçlar ve eklentiler bulunuyor olsa da şifreli postayı düzgün bir şekilde kurmak ve kullanmak için belirli bir seviyede bilgisayar bilgisine sahip olmanız gerekiyor. İnternet kullanıcılarının çoğu bu becerilere sahip değil. Piyasada her ne kadar ProtonMail gibi ücretsiz şifreli e-posta hizmetleri bulunuyor olsa da bir milyar kullanıcıya sahip olmadıkça bu hizmetler, güvenliksiz e-posta sorununa global bir çözüm olamaz. E-posta şifrelemeye en fazla ihtiyaç duyulan haberleşme yöntemidir. Ne kadar kısa sürede, o kadar iyi. Çözümün, Microsoft Outlook Exchange’de olduğu gibi en yukarıdaki e-posta yazılımı geliştiricilerinden gelmesi gerekmektedir. WhatsApp doğru olanı yapmıştır: bir milyar kullanıcı için her şeyi tek seferde şifreleyerek. E-posta, haydi şimdi sıra sende.Yaratıcı endüstriler ve girişimcilik ekosistemi CreateUp’da buluşuyor!
Endeavor Etkin Girişimci Destekleme Derneği’nin Girişimcilik Vakfı ortaklığında yürüttüğü ve İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA)’nın desteklediği “CreateUp” projesinin Açılış Etkinliği 5 Nisan’da gerçekleşti.
Avantgarde Collection’ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe yaratıcı sektörler ile girişimcilik ekosistemlerini temsilen özel sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarından katılımcılar, girişimciler, yatırımcılar ve akademisyenler dâhil olmak üzere yaklaşık 80 kişi katıldı.
Küresel ölçekte rekabet edebilecek yaratıcı girişimcilerin sektöre kazandırılmasının hedeflendiği “CreateUp” projesinin açılışında, yaratıcı işleri ticari faaliyete dönüştürürken yaşanan teknik ve duygusal zorluklar, bu zorlukların aşılması için yapılması gerekenler, Türkiye’nin bu alanlardaki rekabet gücü, teşvikler gibi konular konuşuldu.
Etkinlikte proje kapsamında yürütülecek “Yaratıcı Girişimci Odaklı Atölyeler” tanıtıldı.
CreateUp projesi ile İstanbul’un yaratıcı sektörlerdeki girişimcilik ruhu ve becerisini arttırmak, yaratıcı sektörler ve girişimcilik ekosistemleri arasındaki diyaloğu arttırmak, dayanışma fırsatlarını tespit edip takibini sağlamak ve küresel ölçekte rekabet edebilecek yaratıcı girişimci kazandırmak amaçlanıyor.
Proje kapsamında Nisan ve Mayıs aylarında yürütülecek toplam dört adet “Yaratıcı Girişimci Odaklı Atölyeler” ile ürün ve iş fikri oluşturulmasından iş modeli kanvasına, sunum tekniklerinden liderlik becerilerine ve networking tekniklerine kadar birçok konu katılımcılara sunuluyor.
Reklamcılık, sinema, müzik, video oyunları, yayıncılık, mimarlık, tasarım, sanat, el sanatları ve gösteri sanatları gibi yaratıcı endüstrilerde faaliyet gösteren girişimcilerin yanı sıra sektörüyle ilgili değişim yaratacağına inandığı bir fikri olan girişimci adayları CreateUp’a başvuru yapabiliyor.
Başvuru Kriterleri
İstanbul’da ikamet eden, üniversite öğrencileri veya mezunları; Ticarileştirmeye ve markalaşmaya uygun, Ölçeklenebilir büyümeye açık, Sürdürülebilir, Yeni-istihdam yaratmaya elverişli yaratıcı ürün, hizmet, fikri olan veya geliştirmek isteyen girişimci veya girişimci adayları 11 Nisan’a kadar başvuru yapabiliyor.Sahte CEO’lara 2,3 milyar dolar gönderdiler
Patronunuzdan “acil paraya sıkıştım, üzerinde ne varsa yolla” şeklinde bir e-posta alsanız ne yapardınız? Her şeyden önce böyle bir mesajı ciddiye alır mıydınız? FBI tarafından yayınlanan son verilere göre ABD’de sadece son iki yılda 17 binin üzerinde kişi bu senaryoyu yaşadı ve sahte CEO masalını yutup olumlu dönüş yaptı.
Profesyonel e-postalar üzerinden yapılan kimlik sahtekarlıkları sonucu dolandırıcılara kaptırılan para ise iki yılda toplam 2,3 milyar doları aştı. Üstelik sadece kendi memleketlerinde değil, ABD vatandaşları 79 ülkede daha benzer şekilde dolandırıldı. Ocak 2015’ten bu yana mağdurlardan gelen şikayetlerin yüzde 270 artması ise bu yöntemin daha da yaygınlaşacağını gösteriyor.
Sahte CEO en az 25 bin istiyor
Yakın dönemde Snapchat çalışanlarından birinin de başına gelmesiyle gündeme oturan “sahte patronlar”, genelde büyük bir şirketin CEO’sunun ismine çok benzeyen bir e-posta hesabı alıyor ve gözüne kestirdiği bir şirket çalışanına profesyonel bir şablon içerisinde “acil nakit ihtiyacı olduğunu” öne sürerek kendisine havaleyle para gönderilmesini talep ediyor. Sahte CEO borç ister de personel elini cebine atmaz mı? FBI raporuna göre Arizona eyaletinde bu tür dolandırıcılıklarda tek seferde 25 bin ila 75 bin dolar arası para sahte patronlara kaptırılıyor. Sahtekarların şirket mailini taklit etmek için büyük uğraşlar gösterdiğini ya da sosyal mühendislik kullanarak CEO taklidi yaptıklarını belirten federal yetkililer, bu yüzden özellikle çok fazla yurtdışı tedarikçisi bulunan ya da çok sık havale yapan şirketlerin hedef alındığını açıkladı. FBI ayrıca bu tür kimlik sahtekârlıklarında mağduriyet yaşanmaması için bazı temel ipuçları vermekten de geri kalmadı: – Sadece e-posta ile gelen acil havale taleplerine karşı dikkatli olun – İş ortağınızın talebini mutlaka kendisine telefon açarak teyit edin – Taklit edilmiş e-posta adreslerine karşı tetikte olun – Çok adımlı doğrulama gibi güvenlik önlemleri kullanınYahoo satışa çıktı, talipler belli oldu
Hissedarların yoğun baskısına şirketin CEO’su Marissa Mayer de karşı koyamadı ve bir zamanların en büyük arama motoru Yahoo, temel operasyonlarını satışa çıkardığını duyurdu. İlk tur teklifler için 11 Nisan son tarih olarak belirlenirken, iletişim dünyası devlerinden ABD merkezli Verizon ilk teklifi yapanlar arasında yer aldı. Verizon’un karşısındaki en büyük rakip henüz teklif oluşturma aşamasındaki Google olacak.
Bloomberg haberine göre isimleri potansiyel alıcılar arasında görülen AT&T ve Comcast satışa olan ilgilerini kaybetti ve 2008 yılında eski rakibini komple ele geçirme çabası boşa çıkan Microsoft bu sefer teklif yapmayacağını söyledi.









