Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1674

Apple avukatları firmadan milyar dolarlar çalmaya mı kalkıştı?

1

Sürekli patent trolleri ve onların milyar dolarlık tazminat davaları ile boğuşmak zorunda olan Apple, şirket avukatlarından birinin patent trolleri ile ortak olduğu gerçeği ile sarsıldı.

Her şey bir yıl kadar önce FlatWorld isimli bir şirketin Apple’a milyar dolarlık telif ihlali davası açması ile başladı. Mahkemenin kısa süre önce davacı hakkındaki belgeleri serbest bırakmasıyla Apple’ın  FlatWorld’e ait patentleri izinsiz kullandığını iddia eden firmanın %35 hissesinin Apple’da çalışan bir avukat tarafından kontrol edildiği anlaşıldı.

Davacı şirketin ortağı Apple’ın avukatı

Apple’ın bulgularına göre firmanın %35 hissesine sahip olan avukat Jennifer McAleese, Apple’ karşı başlatılan patent davalarında, patent sahibi olduğunu iddia eden kişileri dava açmaya ikna eden anahtar kişi olarak tespit edildi. Ancak Jennifer McAleese aynı zamanda 2007’den beri Apple’ın patent davalarını yürüten hukuk bürosu Morgan, Lewis & Bockius’da çalışan ve Apple davalarını kontrol eden avukat John McAleese’ın eşi çıktı. Diğer bir deyişle, McAleese ailesi hem Apple’ın patent avukatı hem de FlatWorld’un ortağı olarak, ikili oynuyordu.

Apple’a göre John McAleese, Apple’ın patentleri hakkında tonlarca gizli belgeye erişimi olan biri ve bu bilgileri eşine sızdırarak patent trollerinin Apple’dan haksız kazanç sağlamasına katkıda bulunuyor. John McAleese bu suçlamaları kabul etmese de Apple’ın avukatlarının konuyu mahkemeye götürmesine engel olamadı.

Olayın ortaya çıkmasının ardından hukuk bürosu Morgan, Lewis & Bockius, John McAleese’ı işten çıkardı. Web sitesinden ismini sildi. John McAleese’ın ofis numarasını arayanlar ise “John McAleese artık kurumda çalışmıyor,” mesajını aldılar.

Apple şimdi bu gelişmeleri öne sürerek mahkemeden FlatWorld davasının düşürmesini istiyor. McAleese’ler ise eğer başarılı olabilselerdi Apple’dan milyar dolarlara ulaşan tazminatlar alabileceklerdi. 

Google, Nvidia’ya rakip mi oluyor?

0

Grafik işlemcileri üreticisi Nvidia, büyük bir endişe yaşamaya başladı. Bu güne kadar AMD’nin zayıf rekabeti dışında piyasada ürünlerine alternatif bulunmadığından tahtın keyfini süren firma artık dev bir isimle rekabet etmek zorunda kalabilir.

Google’dan gelen haberlere göre teknoloji devi artık Nvidia’ya alternatif oluşturacak işlemciler üretecek. Ancak Google’ın yakın zamanda ekran kartları veya grafik işlemcileri üretmesi beklenmiyor. Nvidia işlemcileri ile rekabet edecek Google işlemcileri yapay zeka işlemlerine odaklanmış olacak.

Google’dan özel işlemci

Dünyanın en büyük sunucularını işleten Google, daha önce de kendi işlemcilerini üretiyor ve bunları piyasaya sürmeden kendi sunucularında kullanıyordu. Google bu kez yapay zeka işlemlerinde kullanılan Nvidia’nın GPU’larına alternatif olarak, tamamen yapay zekaya odaklanmış TPU’lar (tensor processing unit) geliştirip üretecek. Bu gelişme nedeniyle Nvidia yıllık raporunda Google’ı rakipleri arasında saymaya başladı. Hatta Google’ın Cloud servisleri bile Nvidia’nın rakipleri arasına girdi.

Google bu işlemcileri ağırlıklı olarak kendi yapay zeka servisleri için kullanacak olsa da, yapay zeka konusunda standart olarak kullanılan Nvidia’nın GPU’larından daha iyi sonuçlar alması halinde piyasadaki Nvidia müşterilerinin yapay zeka işlemleri için Google’ın kapısına dayanması bekleniyor. Bu da Nvidia’nın hisse değerinin hızla düşmesi anlamına geliyor.

2016’da 82 milyar Android uygulaması yüklendi

1

İnternet devi Google, geliştiriciler konferansı I/O’da iş ortakları ile buluştu ve Google ekosistemi hakkında önemli duyurular ve tanıtımlar yapmaya başladı. Bunlar arasında en dikkat çekenlerden biri, Android hakkındaki rakamlar oldu.

Google’ın açıklamalarına göre 2016’da 2 milyar aylık aktif Andorin kullanıcısı sayısına ulaşan Google, Android uygulamalarında da yeni bir rekora ulaştı. 2015 yılında 65 milyar adet Android uygulaması indiren Android kullanıcıları 2016 yılında 82 milyar adet uygulama indirdiler.

1 milyon geliştirici

Google Play’e uygulama yükleyen geliştiricilerin sayısı ise 1 milyonu aştı. Bu da yılda %35 oranında artış anlamına geliyor. Platformda indirilen uygulamaların sayısı arttıkça bu artıştan kazanç sağlamak isteyen geliştiricilerin sayısı da büyük bir hızla artıyor.

2016 ile birlikte bir milyar düzenli kullanıcı sayısını geçen Google ürünlerinin sayısı da yediye yükselmiş oldu: Android, Chrome, Google Play, Gmail, Maps, Search ve YouTube. İki ürün ise bir milyar kullanıcı sınırına doğru hızla ilerliyor: Google Drive 800 milyon kullanıcıya, Google Photos ise 500 milyon kullanıcıya ulaşmış durumda.

Google IO 2017’de olan biteni tek sayfada özetledik!

Teknoloji ile evrilen geleceğimize yön veren az sayıda şirket var. Google da onlardan biri. Masaüstü bilgisayarımızın tarayıcısında bir arama motoru olarak başlamasına rağmen, akıllı telefonlarımızda, saatimizde, evde ve arabada, internete bağlanabilen her nesnede yer almayı başarıp, dünyanın en değerli markalarında zirveye oynuyor.

Tüm bunları biliyorsunuz ama hatırlatmamızın sebebi, Google’ın her yıl düzenlediği ve geldiği son noktayı paylaştığı Google I/O etkinliği, sadece son durum hakkında bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda gelecek için de ipuçlarını barındırıyor.

Biz de TechInside.com olarak, San Francisco’da yaklaşık 3 saat süren sunumun özetini sizler için hazırladık.

Sundar Pichai

Google CEO’su Sundar Pichai’nin konuşmasıyla başlayan etkinlikte, güncel sayılar paylaşıldı.

Google, artık 1 milyardan fazla aylık aktif kullanıcıya sahip bir dünya devi. En büyük ürünlerinden biri olan YouTube ise her gün 1 milyar saatten fazla video izlenilen bir platform. Günlük hayatımızın bir parçası olan navigasyon çözümlerinde ilk sıralarda yer alan Google Haritalar ile kullanıcılar her gün 1 milyar kilometreden fazla yol gidiyor.

Bulut çözümü Google Drive, 800 milyondan fazla aktif kullanıcıya ulaşmayı başardı ve günde 3 milyardan fazla dosyanın yüklendiği, en rekabetçi bulut ortamı olmayı sürdürüyor.

2 yıl önce duyurulmasına rağmen Google Fotoğraflar, 500 milyondan fazla aktif kullanıcısı ve her gün 1,2 milyar fotoğrafın yüklendiği bir hazine haline geldi. Anahtar kelimeler kullanarak, anlamlı sorgular sayesinde fotoğrafları kolayca süzebiliyorsunuz.

iOS’ta uzun zamandır var olan, paylaşılabilen albümler de sunulan yenilikler arasında. Art arda çekilen yüzlerce fotoğraf arasından en iyisini seçmeyi başaran ve bunları bir fotoğraf kitabı haline getiren uygulamadan bahsedebiliriz artık.

En büyük rakibi iOS ile kıyaslandığında Android, ezici bir farkla üstünlük kurdu ve 2 milyar aktif kullanıcıya ulaştı.
Firmanın, bugüne kadar “Önce Mobil” olarak belirlediği vizyon, artık “Önce Yapay Zeka” olarak güncellendi. Öyle ki, elde edilen bilgi birikimi sayesinde Gmail için otomatik e-posta yanıtlama özelliği bile geliştirildi. 

Teknolojiyi kullanmayı daha da kolaylaştıran, konuşmaları anlama yeteneğinde yapılan iyileştirmeler, hataları inanılmaz azalttı. Derin öğrenme ile her saniye, bu birikimin üstüne yeni bir şeyler ekleniyor. Öyle ki, Google Asistan, evdeki 6 farklı kullanıcıyı sesinden ayırt ederek, o kişiye özel olarak hizmet verebiliyor.

Google Asistan, sadece sesi değil fotoğrafları da daha iyi anlıyor. Duyurulan Google Lens uygulaması, sadece barkod okuyarak Wi-Fi ağlarına bağlanabilirken, bir tabela fotoğrafından ilgili restoranı bulup rezervasyon yaptırabiliyor. 

Yapay zeka, sadece evde ve cepte değil, aynı zamanda veri merkezlerini de değiştirdi. Geliştirilen işlemci ve grafik üniteleri ile yapay zeka öncelikli veri merkezleri sayesinde artık CPU veya GPU değil, TPU kavramından bahsedeceğiz. Tensor Processing Unit olarak adlandırılan yapılar, öğrenen makineler için özel olarak dizayn edilen 180 teraflop gücündeki altyapıları temsil ediyor.

Yapay zeka araştırmalarından elde edilen birikimler, google.ai adresinde herkesin kullanımına sunulmuş durumda. Dünyayı, daha farklı bir yere dönüştürmek isteyenler, bu platformdaki araçlardan faydalanabilecekler.

Google Asistan’ın sadece Android platformlarına hizmet eden bir asistan olacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. iPhone için duyurulan Google Asistan, rekabet kurallarını altüst ederken, duyurulan Google Asistan SDK’sı sayesinde, Sony ve Bose gibi markaların kendi tasarımlarına sahip Google Home ürünleri geliştirmesinin de önü açılmış oldu.

YouTube için açıklanan yenilikler arasında, TV’de 360 derece içerik izleme, Super Chat özelliği ile etkileşimi bir adım öteye taşımak gibi seçenekler var.

Android O ile bir sonraki mobil işletim sisteminde, izlenen videoyu ana ekranın bir köşesinde tutmayı ve diğer işlerinizi yapmak için ekranın geri kalanını kullanabilmenizi hedefleyen Google, uygulama üzerine dokunup parmağınızı beklettiğinizde iPhone’daki 3D Touch gibi farklı seçeneklerle daha pratik olayı hedefliyor.

Başarılı uygulama LastPass’ın yaptığı otomatik form doldurma, Android O’nun bir parçası olacak. Böylece uygulamalara şifre yazmak için çok fazla uğraşmayacaksınız.

Metinleri seçerken makine öğrenmesi sayesinde, zaman kazanarak pratikleşebileceksiniz. Örneğin, bir e-posta içerisinde adres satırında bir kelimeye çift tıkladığınızda, tüm adres seçilmiş olacak. Telefon numarasına tıkladığınızda, seçim işleminin yanı sıra o numarayı aramak veya sms göndermek gibi hız kazandıran butonlar ekranda belirecek.

Zararlı yazılımlar, bir şekilde mağazadan kaçıp telefonunuza gelse de, makine öğrenmesi sayesinde Google, bu yazılımı durdurup engelleyebilecek. Şimdilik beta sürümü duyurulan Android O’nun yeniliklerini, yakında görmeye devam edeceğiz.

Telefonlarda GPS yerine, görselleri anlamlandırarak size yol gösterecek olan VPS (Görsel Konum İşareti), özellikle kapalı alanlardan en büyük yardımcılarınızdan olacak.

Sanal gerçeklik konusunda Qualcomm ve Samsung ile işbirliğinin meyvelerini yakında almaya başlayacak olan Google, Android Go ile işletim sistemine farklı bir boyut kazandıracak ve performansı az olsa bile cihazlara hayat verecek.

Programlama dili Kotlin‘in Android’e dahil olması da heyecan veren bir diğer gelişme oldu.

MasterCard istedi, kadınlar kredi kart numaralarını yayınladı

MasterCard’ın Sırbistan ofisi skandal bir uygulamaya imza atarak finans dünyası içinde büyük bir şaşkınlık yarattı.

Sosyal medyada daha aktif olmak isteyen MasterCard Sırbistan ofisi, Facebook üzerinde bir yarışma düzenleyerek MasterCard sahibi kadınlardan çantalarında neler bulunduğunu gösterecek bir fotoğraf göndermelerini istedi. Yarışma kuralları gereğince, ödül almak isteyen kadınların MasterCard’larını fotoğraf içinde göstermeleri gerekiyordu. Yarışmaya katılan fotoğraflar ise MasterCard sayfasında herkese açık olarak yayınlanmaya başlandı.

Ne şirket ne de ajans şüphelendi!

Yarışmayı kurgulayan MasterCard Sırbistan ofisinin, bu yarışma için şirket içinde en üst düzeye kadar imzaları almış olması ancak kimsenin “kredi kartı bilgilerinin açıkça yayınlanmasının” yaratacağı tehlikeleri aklına getirmemiş olması, güvenlik uzmanlarını çok şaşırttı. Sosyal medya kampanyası için hem Mastercard Europe SA hem de reklam ajansı McCann Ltd Belgrade içinde en üst seviyede imzalı onay yazışmaları yapılmış olması, durumun vahametini daha da arttırdı.

Yarışmaya ilk fotoğraflar geldikten sonra ortaya çıkan eleştiriler üzerine MasterCard Sırbistan ofisi yaptığı hatanın farkına vararak yarışmayı durdurdu ancak bu örnek, finansal kurumların çalışanlarının güvenlik konusunda ne kadar bilgisiz olduğunu da ortaya çıkarmış bulundu.

 

Türkiye akıllı şehir vizyonuyla dünyaya örnek oluyor

1

İstanbul’da düzenlenen World Cities Expo İstanbul 2017 fuarının yanı sıra, Türkiye’nin akıllı şehirler hayata geçirmek konusundaki vizyonuna ve ihtiyaçlarına yönelik bir dizi üst düzey toplantıya katılmak üzere Türkiye’ye gelen Hitachi Data Systems (HDS) Global CTO’su Hubert Yoshida, dijital dönüşüm, veri kullanımı alanındaki evrim, toplum güvenliği ve şirketin sosyal inovasyon konusundaki vizyonu üzerine bilgiler paylaştı.

Hakkı Alkan ve Hubert Yoshida

Konuşmasına, katıldığı World Cities Expo fuarından bahsederek başlayan Hubert Yoshida, “Hükümetin toplum yararını gözeterek Türkiye’nin şehirlerini daha akıllı bir hale getirmek konusuna olan ilgisi, yaklaşımı ve vizyonu dünyaya örnek olacak nitelikte. Türkiye durmadan gelişmeye devam ediyor,” dedi ve şöyle devam etti: “Akıllı şehirler, Nesnelerin İnterneti olarak da tanımladığımız operasyonel teknolojiler ile bilgi teknolojilerinin entegrasyonunu gerektirir.”

Gerçek dijital dönüşüm teknolojiden fazlasını gerektirir

Dijital dönüşümün iş dünyasını ve toplumu küresel çapta etkilediğini belirten Hubert Yoshida, teknolojik gelişmeler alanında son 10 yıl içerisinde bir patlama yaşanmasına rağmen, bir önceki 10 yıla kıyasla üretkenliğin düştüğünü, bunun ise iş süreçlerinin yeni teknolojilere ayak uyduramamış olmasından kaynaklandığını söyledi ve şöyle devam etti: “Örneğin bir banka mobil cihazlar üzerinden çok hızlı bir şekilde kredi başvuruları alabiliyor, fakat başvurunun sonuçlandırılması hala 3 hafta sürüyorsa gerçek bir fayda sağlandığı söylenemez. Gerçek dijital dönüşüm teknolojik altyapıdan fazlasına ihtiyaç duyar. Şirketlerin sonuç odaklı bir şekilde tüm süreçlerini dönüştürmesi gerekir.”

Daha akıllı, daha güvenli, daha verimli toplumlar

Hubert Yoshida, ürünlerden ziyade sonuçlara; sahiplenmeye değil, paylaşmaya; kapalı yerine açık sistemlere ve tekil alanları değil, geneli hedefleyen optimizasyona odaklanmanın, verimliliği şimdiye kadar olmadığı kadar artırarak iş modellerini de dönüştürmeye devam ettiğinin altını çizdi. 

WannaCry hacker’ları 71 bin dolar fidye topladı

0

Dünyayı rehin alan ve herkesi alarma geçiren WannaCry virüsü tüm dünyada yüz binlerce bilgisayara bulaşmışken, bilgisayarları kilitlenen ve fidye istenen bu kurbanlardan 263’sinin ödeme yaptığı ortaya çıktı.

WannaCry virüsünün ödemelerin yapılmasını talep ettiği üç Bitcoin cüzdanı hakkındaki verilerden anlaşıldığı kadarıyla hackerlar virüsün yayılmaya başladığı Cuma gününden bu yana 263 kurbandan toplamda 71 bin dolarlık ödeme aldılar.

Para toplayamadılar

Symantec Security Response’ın yaptığı araştırmaya göre, bu üç cüzdana 12 Mayıs’tan sonra, yaklaşık 300 ve 600 dolarlık ödemelere karşılık gelen 0.16 ve 0.34 Bitcoin ödemelerinde artış gözlendi. Yine de 300 bine yakın bilgisayarı etkileyen bir virüse sadece 263 kişinin fidye göndermiş olması, hacker’ların umdukları büyük vurgunu yapamadıklarını gösteriyor. Bu da ileride benzer saldırıların gerçekleşme risklerini azaltan bir gelişme. Hacker’ların insanlardan fidye almakta zorlanması, bu saldır biçiminden yakın tarihte vazgeçilmesi olasılığını güçlendiriyor.

Güvenlik uzmanları kurbanlara da, fidye ödememeleri konusunda uyarıda bulunuyorlar. Antivirüs şirketleri, fidyenin ödenmesine rağmen hacker’ların bilgisayarlardaki kilitleri açmayabileceklerini ve hatta daha fazla fidye isteyebileceklerini hatırlatıyorlar.

Uzaktan çalışmanın 5 altın kuralı

1

İş dünyası evden/uzaktan çalışma formatına hızla adapte oluyor. Pek çok şirket tüm çalışanlarını ofise kadar getirip yol masrafı ödemek, ofis kirası ödemek, lojistik masraflarıyla karşılaşmak gibi maliyetlere katlanmak yerine bazı işleri uzaktan/evden çalışan profesyonellere teslim etmeyi tercih ediyor.

Bu yeni trendin hem işletmeler hem de çalışanlar için yararlı olabilmesi içinse bazı hususlara dikkat etmek gerekiyor. İşte, uzaktan çalışmanın 5 altın kuralı.

1 İletişim kurmayı ihmal etmeyin

Ofis ortamında çalışanlar ve işverenler birbirleriyle iletişim kurma imkanı bulurlar. Bir çay molasındaki küçük bir sohbet bile bazen bir projede önemli bir konunun çözülmesine katkı sağlar. Uzaktan çalışanlar ise bu diyaloglara imkan bulamadıkları için ekip içindeki iletişim eksik kalır. İnsanlar uzakta da çalışıyor olsalar, düzenli olarak tele konferanslar düzenlemek, projeler üzerinde konuşmak, iletişim halinde kalmak çok önemlidir.

2 Birlikten kuvvet doğar

Uzaktan çalışmak insanları çoğu zaman yalnızlık hissi içine itebilir ve bu ortam içinde alınan kararlar, projeyi yanlışa sürükleyebilir. Uzaktan çalışırken bir proje hakkında kararlar vermeden önce diğer ekip arkadaşlarına sık sık e-mailler yazarak proje hakkındaki görüşlerini, alınacak kararlar hakkında düşüncelerini sormak, çözüm önerileri almak çok yararlı olacaktır. Bu şekilde tam bir ekip çalışması yaparak daha etkili çözümlere ulaşmak mümkün olur.

3 Sosyal ağları kullanın

Sosyal medyada profesyoneller için çok sayıda imkan bulunuyor. Slack, takım arkadaşlarını online olarak buluştururken, Facebook grupları aynı sektörden insanları bir araya toplayabiliyor. Linkedin’de de şu anda yarım milyara yakın insan bulunuyor. Tamamen kariyer dünyasına odaklı bu ağda, insanlar her gün işleri ve deneyimleri hakkında yeni paylaşımlarda bulunuyor, makaleler yayınlıyor, tartışmalara katılıyorlar. Bu tür mecraları aktif olarak kullanmak, iş ağınızı genişletmek, adınızı duyurmak ve sektörünüz bilinen bir isim haline dönüşmek uzaktan çalışanlar için hayati önem taşır.

4 Sosyalleşme fırsatlarını kaçırmayın

Sadece sosyal ağlardan faydalanmakla yetinmeyin, gerçek anlamda da sosyalleşmek için fırsatları kullanın. Uzaktan çalışıyorsanız ve paylaşımlı bir ofis kullanıyorsanız, tamamen ofisinize kapanmak yerine ortak kafeyi, yazıcı alanını, dinlenme salonlarını da aktif olarak kullanın, burada diğer ofislerde çalışan insanlarla diyaloglar kurun, sosyal ağların dışında gerçek dünyada var olduğunuzu hissetmek sizi daha üretken olmaya motive edecektir. Evden çalışıyorsanız, uygun fırsatlarda parkları, kafeleri ziyaret edebilirsiniz. İnsan içine karışmak mutlaka yararlı olacaktır.

5 İş arkadaşlarınızla buluşun

Uzakta çalışıyor olmanız, hayatınızı da iş arkadaşlarınızdan uzaklaştırmanızı gerektirmiyor. Sadece iş için değil, iş dışındaki sosyal fırsatlar için de buluşmaya çalışın. Hafta sonu gezileri, kafelerde sosyal buluşmalar, sinema/tiyatro buluşmaları gibi fırsatlar yaratarak iş arkadaşlarınızla ve ekibinizle bir araya gelebilmek için daha fazla zaman yaratmayı hedefleyin. Bu sayede hem sosyal hayatınız renklenecek hem de ekip arkadaşlarınızı daha yakından tanıyarak daha sağlıklı bir iş ortamı yaratmak mümkün olacaktır.

Slack video görüşmelerine ekran paylaşma özelliği geldi

0

Profesyonel alanda büyük ilgi gören grup mesajlaşma uygulaması Slack, video konferans sırasında kullanıcıların ekranlarını paylaşma özelliği ile takım çalışmasına yeni bir boyut getiriyor.

Kullanıcılar takım arkadaşları ile bir video konferans başlattıktan sonra dilerlerse “ekranı paylaş” butonu ile çalıştıkları ekranı canlı olarak videoya aktarabilecekler. Böylece görüşmenin konusu olan projeye dair dökümanların üzerinde uzaktan beraber çalışma yeteneği kazanmış olacaklar.

Masaüstü veya mobil uygulama üzerinde çalışan ekran paylaşma özelliği ile karşı taraftaki alıcılar, paylaşılan ekranı olduğu gibi ve üzerindeki imleç hareketleri ile beraber görebilecekler. Ancak bu paylaşım sırasında Slack bildirimleri otomatik olarak kapatılacak. Böylece ekranı paylaşan kişiye Slack’tan gelen özel bildirimlerin, diğer kullanıcılar tarafından görünmesi engellenmiş olacak.

Wanna Cry için nasıl önlem alınır?

2

Endüstri uzmanlarından fidye yazılımlarının potansiyel tehlikesi ile ilgili olarak çok uyarı duyduk, ancak birkaç nedenden dolayı uyarıların çoğu önemsenmedi.

Belki de gerçekleşebileceği ya da en azından başınıza gelebileceği tahmin edilmedi – veya belki de sürekli tehditlere maruz kaldıysanız bu, duyularınızın fidye yazılımının organizasyonunuz açısından yaratacağı gerçek riski algılamanızı engellemiştir. Evet, geçtiğimiz Cuma günü (12 Mayıs), potansiyel tehditler gerçeğe dönüştü. Umarım bu saldırılardan etkilenmeyen şanslılardan olursunuz; bu, şimdiye kadar dünya çapında gördüğümüz en büyük siber saldırı idi, 100’den fazla ülkedeki işletmeleri etkiledi.

Endüstrinizin bu Wanna Cry olayından etkilenmediğini mi düşünüyorsunuz?

Bu saldırı, kamu hizmetlerini, devletleri ve ticari işletmeleri vururken tekrar düşünün – birçok kişi “Benim işim gerçekten korunuyor mu?” diye soruyor.  

Yaşanan olay kesinlikle dünyanın gerçekliğini somutlaştırıyor. Saldırı aldığınızda, yalnızca iki seçeneğiniz bulunuyor: ödeme yapın (bütçenizde Bitcoin’e bir kalem olarak yer açın) veya veri kurtarma planınızı uygulayın – ve bunu hızlı yapın.

Bir veri kurtarma planına sahip olmak her zaman bir zorunluluktur, fakat bir zamanlar yeterince iyi olan bir şey, şimdi bu yeni gerçeklikte mağdur olmanıza izin verebilir. Günümüz dünyasında, fidye yazılımı saldırılarının kapsamı ve karmaşıklığı artmaya devam ediyor.

Önlemler söz konusuysa Yedekleme ve Veri Kurtarma süreçlerini kesinlikle es geçmeyin. Yalnızca anlık görüntülere veya kopya yedeklemesine güvenmeyin. Yedekleme işlemi, verileriniz bir fidye yazılımı saldırısının ulaşamayacağı güvenli bir şekilde depolanmazsa, kolayca şifrelenebilir ve bozulabilir. İşleminiz veya tedarikçileriniz, verilerinizi depolamanın doğru bir yolunu sağlayan bir fidye yazılımı koruması sunmuyorsa, o zaman yedekleme planınız büyük bir risk altındadır!

En iyi çözüm, kurum içi veya bulutta dağıtıma izin verecektir! Yeni fidye yazılımı gerçekliğinin kazanmasına izin vermeyin. Planınızı geliştirin, verileri kurtarmak için güvenilir ve doğru teknolojileri kullanın, veri kurtarma planınızın sağlam ve hızlı olduğundan emin olun ve kullanıcılarınızı eğitin.

Elon Musk’ın kuzeni Tesla’dan ayrılıyor

0

Lyndon Rive ismi çoğu insana fazla bir anlam ifade etmiyor olabilir ama Rive, ABD’nin çatılarını güneş enerjisi panelleri ile donatan SolarCity şirketinin kurucusu ve eski CEO’su idi. Aynı zamanda Elon Musk’ın kuzeni de olan Rive, SolarCity’nin Tesla’ya katılmasının ardından Tesla’da enerji departmanının satışlarda sorumlu yöneticisi olarak görev yapıyordu. 

Reve şimdi Tesla’dan ayrılmak üzere hazırlık yaptığını duyurdu. Yeni bir şirket kuracağını ve ailesiyle de daha fazla zaman geçirmek istediğini açıklayan Reve’in görevleri ise Tesla yöneticileri arasında paylaşılacak.

Tesla ve SolarCity birleşmesi

Tesla, geçtiğimiz Ağustos ayında SolarCity’i 2,6 milyar dolara satın alarak kendi bünyesine katmıştı. Aslında SolarCity de, Elon Musk tarafından kurulmuş ve Musk’ın da halen ortak olduğu bir şirketti ancak farklı ortaklık yapısı nedeniyle ayrı bir yönetimi olan şirketin Tesla ile bütünleşerek daha etkin çalışabileceğine karar veren Musk iki şirketini birleştirme yoluna gitmiş oldu.

Yayınladığı açıklamaya göre Rive önümüzdeki birkaç ay içinde tüm görevlerini devrederek şirketten ayrılmış olacak. Lyndon Rive ve kardeşi Peter SolarCity’yi 2006 yılında kurmuş bu sırada gerekli finansmanı ise kuzenleri Elon Musk’tan sağlamışlardı. Peter Rive ise kardeşinin ayrılmasından sonra Tesla’nın enerji departmanında CTO olarak görevine devam edecek.

WannaCry’ın arkasında Kuzey Kore mi var?

0

Geçtiğimiz Cuma günü dünya çapında aniden yayılmaya başlayarak yüz binlerce bilgisayara bulaşan fidye yazılımı WannaCry’ı kimin geliştirdiği henüz bulunamadı. 

Ancak güvenlik uzmanları şimdi WannaCry’ın kodları içinde, onu Kuzey Kore’nin yarattığı şüphesi uyandıran bir detay yakaladılar.

Zararlı yazılımın kullandığı bir Windows açığının, Kuzey Kore devleti tarafından deseteklenen hacker grubu Lazarus’un sık kullandığı bir açık olduğu tespit edildi. Ancak Microsoft’un bu açığı uzun süre önce yamadığı ve bu noktadan yapılan saldırıların pek etkili olamadığı biliniyor. Dolayısıyla, bu kodu virüse yerleştirenlerin, Lazarus’u ve dolayısıyla Kuzey Kore’yi sorumlu göstermeye çalışmış olabilecekleri şüphesi de doğuyor. Ancak henüz kimse net bir sonuca varamıyor.

Fidye ödeyen de kurtulamıyor

Wanna Cry virüsü bulaştığı bilgisayarları kilitleyerek 300 dolar fidye istiyor. Eğer fidye 3 gün içine ödenmezse rakam iki katına çıkıyor. Ancak fidyeyi ödeyen kişilerin de dosyalarına tekrar kavuşamadığı konusunda raporlar da alınıyor. 

Beyaz Saray’ın danışmanlarına göre virüs şu anda 300 bin bilgisayara bulaşmış durumda ve yayılmaya devam ediyor. Cuma gününden beri ise 150 ülkede WannaCry virüsünün görüldüğü rapor edilmiş durumda.

Apple, TV içerikleri üretmeye mi hazırlanıyor?

1

Teknoloji devi Appple, medya devi olmak için gün saymaya başlamış olabilir. Uzun zamandır şov/haber programları, diziler gibi içerikler üretmek için hevesli olduğu bilinen Apple şimdilik sadece iki orijinal içerik üretip yayına alabilmişti.

“Planet of the Apps” ve “Carpool Karaoke” isimli iki eğlence şovu hazırlayan Apple bu konuda başarılı olduğunu kanıtlasa da daha büyük projeler için deneyimli bir içerik yönetmenine ihtiyaç duyduğunun farkında. 

Şirketten sızan bilgilere göre, Tim Cook Mart ayından beri Hollywood’daki profesyonel isimlerle, Apple’ın kendi içerik kütüphanesini oluşturmak için görüşmeler yaparak, şirkete bir içerik yönetmeni arıyor.

Apple’ın işe alacağı yeni isim şirketin üreteceği dizilerin ve programların seçimini yapacak, yapımcı ekiplerle anlaşacak, üretim süreçlerini takip edecek ve Apple’a hem reyting hem para kazandıracak yeni dizilerin, yeni şov programlarının üretiminde sorumlu olacak.

Bir diğer deyişle Apple yakında Game of Thrones veya The Walking Dead gibi dünya çapında ilgi gören büyük dizi filmler hazırlayıp kendi dağıtım kanallarından kullanıcılarına sunmaya başlayacak. 

Uber ve Waymo savaşında ilk karar çıktı

0

Waymo’nun, Uber’i otonom sürüş teknolojilerini çalmakla suçlaması üzerine başlayan yasal süreçte hakim son sözünü söyledi.

Waymo’nun Uber’e açtığı davada yargıç Uber’in kendi otonom sürüş teknolojisini geliştirmeye hakkı olduğuna karar verdi ancak daha önce Waymo’da çalışırken şirketin gizli teknoloji sırlarını da alarak Uber’e geçen yapay zeka mühendisi  Anthony Levandowski’nin otonom sürüş teknolojileri üzerinde çalışmasını yasakladı ve Waymo’dan aldığı dosyaları şirkete geri teslim etmesi emrini verdi.

Şubat ayında açılan davanın sonucunda mahkeme, Uber’in kendi otonom sürüş teknolojisini geliştirdiğine kanat getirse de firmanın Waymo’dan edindiği bilgilerle bu süreci hızlandırmış olduğunu da kabul etti. Bu tespit ise Uber’in ileride başını derde sokacak çünkü Waymo böylece Uber’in hırsızlık yaptığını mahkemeye kabul ettirmiş oldu. 

Şimdi ise Waymo’nun Uber’e karşı ağır bir tazminat davası açması bekleniyor. Uber’in Waymo teknolojilerini kullanarak sağladığı veya sağlayacağı ticari kazancın, Waymo’ya olan zararının da hesaplanarak, bir tazminat miktarına dönüştürülmesi bekleniyor. Diğer bir deyişle Uber’i önümüzdeki günlerde çok zor yasal bir süreç bekliyor.

Facebook yapay zeka için test ortamı duyurdu

0

Facebook’un yapay zeka geliştiren departmanı, Facebook Artificial Intelligence Research (FAIR), farklı alanlarda yapay zeka çalışmaları yapan organizasyonlar için ortak bir test alanı hazırladığını duyurdu.

Facebook’un ParlAI adını verdiği yeni test ortamı, farklı yapay zeka ve bot çalışmalarının birbiriyle uyumlu hale gelebilmesi için gerekli çalışma ortamını da sağlayacak. Açık kodlu bir ortam olan ParlAI, farklı çalışmaların ortak bir dil üzerinde anlaşabilmesini ve böylece yapay zeka rutinlerinin birbirleriyle iletişim kurabilmelerini hedefliyor.

Python dilinde yazılmış açık kaynak platformu

ParlAI üzerinde çalışacak yapay zeka uzmanlarının Python dilini bilmesi gerekecek. ParlAI sayesinde, insanlarla daha rahat iletişim kurabilen botları ve yapay zeka uygulamalarını da görmemi mümkün olacak. Binlerce yapay zeka uzmanını işe alan Facebook’un, sosyal medya alanında olduğu gibi yapay zeka konusunda birinci olmak için büyük emek sarf ettiği biliniyor ancak şimdilik yapay zeka konusunda Amazon ve Google liderlik konusunda birbirleriyle yarışıyorlar.

Ekonomi değişiyor, kafalar da değişmeli!

HPE Aruba Networks tarafından Paris’te düzenlenen Atmosphere 2017 etkinliğinde, 2.500’e yakın sektör uzmanı, yenilikçi düşüncenin peşinden giderek, akıllı alanla oluşturmanın yöntemlerini inceledi.

TechInside.Com olarak, yerinde izlediğimiz etkinlikte Wired Editörü David Rowan tarafından yapılan coşkulu sunum, salondaki tüm izleyicilerin beğenisini kazanırken, binlerce profesyonelin nefes almadan seyrettiği ekranda Türk bilim insanı Canan Dağdeviren’in de örnek gösterilmesi, göğsümüzü kabarttı.

Yeni nesil ağ çözümleri ile diiital dönüşümünü eksiksiz tamamlamak isteyen şirketlerin ilk başvurduğu markalardan biri haline gelen HPE Aruba Networks’ün etkinliğine, Türkiye’den katılım da epey fazlaydı.

Hem Türkiye ofisi hem de iş ortaklarının katılımıyla bilgi alışverişinin üst düzeyde gerçekleştiği Atmosphere 2017’de HPE Aruba Networks Türkiye Ülke Müdürü Ersin Uyar ve Gazeteci Sebla Kutsal ile sohbet ettik.

Videoda, etkinliğin öne çıkan gündem maddelerinin yanı sıra, Türkiye’de dijital dönüşümün önündeki engelleri de masaya yatırdık.

Turkcell ve Huawei yerli üretime başlıyor

Yaklaşık iki sene önce Çin’de imzaladıkları protokol ile yerli üretim, 4.5G ve 5G teknolojilerini geliştirmek amacıyla birlikte çalışmaya başlayan Turkcell ve Huawei, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çin’de gerçekleştirdiği resmi temaslar sırasında, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın da katılımıyla imzalanan anlaşma çerçevesinde aralarındaki işbirliğinin kapsamını genişletme yolunda önemli bir adım attı.

İki şirket önümüzdeki süreçte hem yerli teknoloji üretimi alanındaki çalışmalarını derinleştirecek hem de Türkiye’deki ortak AR-GE çalışmalarına hız verecek. İki şirket arasındaki işbirliği, akıllı şehir çözümlerinin yerli üretim ve yazılımlarla hayata geçirilmesi amacıyla ortak ekiplerin kurulmasını da hedefliyor.

İpek Yolu canlandırılıyor

İmza töreninde konuşan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan kurulmakta olan Yeni İpek Yolu’nun Türkiye’nin 31 trilyon dolarlık pazara erişmesi için çok önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “Tüm çabamız Türkiye’nin her alanda yerli teknolojiler geliştiren bir ülke olması için. Yeni İpek Yolu ile 31 trilyon dolarlık bir pazara erişeceğiz. Bu nedenle Turkcell ve Huawei arasında imzalanan anlaşmanın Türkiye’de yerli teknoloji geliştirilmesi adına önemli bir adım olduğunu düşünüyorum ”dedi.

İmza töreninin ardından konu ile ilgili konuşan Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, “ 4.5G ve 5G’de yerli teknoloji geliştirmenin, ülkemizin sadece teknolojide değil ekonomide de yeni bir sıçrama yapması adına önemli bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Bugün Huawei ile imza attığımız anlaşma ile yerli üretim, yazılım geliştirme, yenilikçi çözümler, standardizasyon, iki şirketin Çin Yuanı cinsinden ticaret yapması ve Türkiye’de ortak AR-GE faaliyetleri konusundaki çalışmalarımızın kapsamını genişletiyoruz ” dedi.

Waymo ve Lyft yollarda işbirliği yapacaklar

0

Alphabet’in otonom araç teknolojileri üreten şirketi Waymo, Uber’den sonra ABD’nin en popüler araç paylaşım servisi olan Lyft ile işbirliği kararı aldıklarını açıkladı.

İki şirket, otonom araç teknolojilerini ABD caddelerinde beraber test edecekler. Buna göre, Waymo’nun yollara çıkarmaya hazırlandığı otonom sürüş teknolojisine sahip 600 adet Chrysler Pacificas, Lyft uygulaması üzerinden  taksi hizmeti verecek. Waymo böylece hem para kazanırken hem de testlerini gerçekleştirmiş olacak. 

Uber’e ceza olarak Lyft ile işbirliği

Öte yandan Waymo’nun Lyft ile işbirliğinin sembolik bir anlamı da var. Uber ile mahkemede büyük bir kavga yaşayan Waymo, teknoloji hırsızlığı ile suçladığı Uber’e karşı Lyft’i destekleyerek, Uber’in güç kaybetmesine kapı açmış oluyor. Uber ayrıca ABD başkanlık seçimlerinde Trump’ı destekleyen kampanyada yer aldığı için ABD’de ağır eleştiri almış, çok sayıda kullanıcısı Uber uygulamasını silmiş ve yerine Lyft’i kullanmaya başlamıştı. Bu ağır tepkiler üzerinde Uber’in kurucusu ve CEO’su Travis Kalanick Başkan Trump’ın danışmanlığından istifa ettiğini açıklamıştı.

Lyft ise Waymo gibi kendi otonom sürüş teknolojisini geliştiriyor ancak bu konuda Waymo’dan çok daha geride bulunuyor. Bu testler sayesinde iki şirket arasında yaşanacak olan yakınlaşmanın, Alphabet’in Lyft’i yüksek bir fiyatla satın almasıyla sonuçlanması da beklenen sonuçlar arasında yer alıyor zira otonom sürüş teknolojisi geliştiren Alphabet’in eninde sonunda kendi araç paylaşım uygulamasına ihtiyacı duyacağı biliniyor. Lyft ile yapılan işbirliğinin, satın almaya giden yolda ilk adım olabileceği düşüncesi şimdiden dile getirilmeye başlandı.

Microsoft güvenlik açıkları konusunda devletleri suçladı

0

İngiltere’nin sağlık hizmetlerine saldırarak ortaya çıkan ve bir gün içinde 100 ülkeye yayılan WannaCry virüsü hakkında gözlerin çevrildiği Microsoft, Pazar akşamı yaptığı açıklamada, bu virüs saldırısının çok önemli bir uyarı olduğunun altını çizdi.

Windows üzerindeki bir açığı kullanan virüsün geliştiricilerinin söz konusu açığı ise CIA ve NSA belgelerini sızdıran Wikileaks’ten öğrenerek harekete geçtiği düşünülüyor.

Wikileaks, ABD’nin istihbarat kurumları olan CIA ve NSA’nın, Microsoft veya diğer teknoloji şirketlerinin ürün ve hizmetlerindeki açıkları bulup bunları listelediklerini ve kapatılmaları için uyarıda bulunmadan sakladıklarını ortaya çıkarmış, ayrıca bu açıkları kullanan gizli yazılımlarla insanları dinlediklerini belgelemişti.

Milyonlarca belge içinde yer alan bu açıklardan bazılarının hacker’lar tarafından da keşfedilmesiyle ortaya WannaCry gibi saldırıların çıktığını hatırlatan Microsoft sözcüsü Brad Smith, devletlerin teknolojideki açıkları kullanmayı bırakması gerektiğini aksi halde dünyanın çok ağır bedeller ödeyeceğini ifade ederken WannaCry örneğinin çok önemli bir uyarı olduğunu belirtti.

Pazartesi itibarıyla dünyada pek çok kurumun hafta sonu tatilini bitirip işbaşı yapacak olması, WannaCry virüsünün yeniden saldırıya geçebileceği endişesini yükseltiyor.

Instagram bot’ları yasaklıyor

Sosyal medya ve mesajlaşma servislerinde, yapay zeka tarafından yönetilen “bot” hesaplarını görmeye alışmıştık. Bu hesaplar çoğu zaman gerçek bir insan gibi takip ettiği hesapların paylaşımlarını beğenebiliyor hatta yorum bile yazabiliyordu.

Ancak belli bir markanın ürün ve hizmetlerini satmak, şikayetleri dinlemek dışında, gerçek bir insanmış gibi rol yapan botlar sosyal medya servislerinde yöneticilerin keyfini kaçırmaya başladı. Reklam verenlerin botlar nedeniyle reklamlarına gösterilen ilginin ne kadarının gerçek olup olmadığını bilemiyor olmaları reklam gelirlerini tehlikeye düşürünce Instagram radikal bir kararlar tüm botları yasaklama kararı aldı.

Böylece Instagram’daki en büyük bot servislerinden ikisi bir anda kepenkleri indirmek zorunda kaldı. Bot hizmeti veren Mass Planner da Instagram’ın aldığı botları yasaklama kararı nedeniyle kapandıklarını profil sayfasında belirtti.

Böylece Instagram’da artık durup dururken on binlerce beğeni alan, neden ve nasıl beğenildiğini anlaşılamayan fotoğraf ve videolar dönemi biterken, reklam verenler de kampanyalarına ilgi gösteren hesapların gerçek insanlar olduğundan emin olabilecek.