Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 688

Çin, teknoloji ve sanayi entegrasyonunu “AI Plus” ile sağlayacak

Yapay zekâ, tüm dünyada hızla benimseme kazanmaya devam ediyor. Örneğin Open AI firmasının geliştirdiği üretken yapay zekâ uygulaması ChatGPT toplamda 180 milyon aboneyi geride bırakmış durumda. Üstelik Copilot, Bard, Claude, Grok ve Midjourney derken bu alanda rekabet iyiden iyiye kızışmış durumda. Tüm dünya genelinde hükümetler de yükselen yapay zekâ yarışında geri kalmamak adına çeşitli adımlar atmaya başladılar bile. Bunun en net örneklerinden birisi ise Çin hükümetinin yayınladığı yıllık faaliyet raporunda yapay zekâya özel bir vurgu yapılması oldu.

Rapor, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) istekleri doğrultusunda Çin’in bütçesini, ekonomik planlarını ve gelecek politikalarını detaylandırıyor ve ülkenin ana yürütme organı ÇKP’nin Yıllık Kongresinden önce ülkenin başbakanı tarafından sunuluyor. Raporda “AI Plus” adlı bir girişimin başlatılmasını da içeren bir dizi hamleyle dijital ekonomiyi geliştirme sözü verildi.

Başbakan Li Qiang “AI Plus” girişimini ya da bu girişimin neleri başarmasının beklendiğini detaylandırmadı. Ancak Çin devlet destekli medya, girişimi “yapay zekâ teknolojisinin araştırma ve uygulamasını derinleştirerek yapay zekâ ve reel ekonominin derinlemesine entegrasyonunu” teşvik etmek olarak tanımladı.

Pekin yönetimi ayrıca akıllı şehirler inşa etme, hizmet sektörünü dijitalleştirme, KOBİ dijitalleşmesini teşvik etme, platform işletmelerini uluslararası sahnede rekabet edebilmeleri için destekleme, temel veri sistemlerini iyileştirme ve ulusal düzeyde birleşik bir bilgi işlem sistemi oluşturma sözü verdi.

Internet Plus ile gelen başarı örneği

“AI Plus” ifadesi bazılarımıza tanıdık geliyorsa, bunun en önemli nedeni Çin’in daha önce 2015 yılında bir “Internet Plus” girişimi sözü vermiş olması olabilir. Bu girişimin amacı “mobil internet, bulut bilişim, büyük veri ve nesnelerin internetini modern üretimle entegre etmek, e-ticaret, endüstriyel ağlar ve internet bankacılığının sağlıklı gelişimini teşvik etmek ve internet tabanlı şirketlerin uluslararası pazardaki varlıklarını arttırmalarını sağlamaktı.”

Çin yönetiminin Internet Plus girişimi bazı yönleri ile son derece başarılı oldu: ByteDance üst düzey bir küresel sosyal ağ, Xioami tüketici elektroniğinde bir güç, Tencent küresel oyunlarda bir oyuncu haline geldi, Çinli e-ticaret oyuncuları ise offshore müşterilerini büyütmeye devam ediyor.

Salı günü Ulusal Parti Kongresi, kuantum teknolojileri ve diğer “geleceğe yönelik endüstriler” için kalkınma planlarını formüle ederken, diğerlerinin yanı sıra elektrikli araçlar, hidrojen enerjisi, yeni malzemeler, ileri teknoloji sektörü ve uzay endüstrisindeki liderliğini artırma sözü de verdi.

Raporda, “Aşırı kapasite ve düşük kaliteli, gereksiz gelişmeyi önlemek için kilit sektörler için koordinasyon, planlama ve yatırım rehberliğini güçlendireceğiz” denildi.

Rapora göre Çin’in gayrisafi yurtiçi hasılası yüzde 5,2 artarak 126 trilyon yuan (17,5 trilyon dolar) seviyesine ulaştı. Önümüzdeki yıl kalkınma için ana hedefler arasında GSYİH büyümesini yüzde beş civarında tutmak yer alıyor. Kongre tipik olarak yüzde yedi ila sekiz büyüme hedefleri belirlediğinden bu oran alışılmadık derecede düşük görünüyor. Büyüme hedefinin düşük tutulmasının sebebi ise, uluslararası yaptırımların ve Çin emlak sektöründe yaşanan krizin etkileri olarak yorumlanmakta. Bu bağlamda değerlendirildiğinde AI Plus girişimi, var olan sektörleri güçlendirmenin yanı sıra yeni sektörler yaratma potansiyeli açısından oldukça önemli görünmekte.

Türkiye’nin en büyük kadın girişimcilik yarışmasında ödüller sahiplerini buldu!

Halkbank, bu yıl üçüncüsünü düzenlediği Üreten Kadınlar Yarışması’yla yeni iş fikirleri ve modelleriyle girişimcilik ekosistemine katkı sunan kadınları ödüllendirdi. Ödül töreninde konuşan Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, kredi desteğinde bulundukları kadın girişimcilerin yıllık ortalama cirolarını yüzde 66, ihracat hacimlerini yüzde 56 artırdıklarını ve 75 bin kişiye ilave istihdam sağladıklarını belirterek, “Kadın girişimcilerimizin ihracat yapma konusundaki istek ve azimlerini desteklemek için ‘Büyüyen İhracatçı Kadın Destek Paketi’ni devreye alıyoruz” dedi.

Halkbank tarafından üçüncüsü düzenlenen “Üreten Kadınlar Yarışması”nda ödüller, düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Dereceye giren kadınlar, girişimcilik ekosistemine değer katan iş insanlarından oluşan Jüri üyelerinin titiz değerlendirmeleri sonucunda belirlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Üreten Kadınlar Projesine ilk günden itibaren destek veren Emine Erdoğan’ın mesaj gönderdikleri yarışma için düzenlenen törene Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve çok sayıda davetli katıldı.

Büyüyen İhracatçı Kadın Destek Paketi devrede 

İmalattan sanayiye, eğitimden turizme, moda tasarımından yazılım geliştirmeye kadar pek çok sektörde faaliyet gösteren kadınları, teknoloji ve ihracat alanında varlıklarını artırmaları için desteklediklerini ifade eden Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, Tekno Girişimci Destek Kredisi ve Teknokent Destek Paketi ile teknoloji tabanlı kadın girişimcilere finansman sağladıklarını, devreye almaya hazırlandıkları “Büyüyen İhracatçı Kadın Destek Paketi” ile de ihracatçı kadın girişimcilere kaynak sağlayacaklarını belirtti. 

Halkbank’la ihracat ve istihdam arttı

Bankanın kadın girişimci müşterileri ile yaptıkları araştırma sonuçlarına da değinen Osman Arslan, “Bugüne kadar kredi desteğinde bulunduğumuz kadın girişimci müşterilerimizin yıllık ortalama cirolarını yüzde 66, ihracat hacimlerini de yüzde 56 artırdılar.  Müşterilerimizin istihdama katkısına baktığımızda ise; kredi kullanımları sonrasında toplam 75 bin kişiye ilave istihdam sağladıklarını görmekteyiz” dedi.

Ödül

Girişimcilik ekosisteminde yenilikçi fon

Kadın girişimciler için planladıkları bir diğer yenilikçi ürünlerinin “Üreten Kadınlar Değişken Fonu” olduğunu açıklayan Arslan, “Kadın girişimciliği ekosisteminin ve cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi, kadın dostu şirketlere yatırım yapılarak kadınların iş yaşamındaki varlıklarının güçlendirilmesi amacıyla çıkaracağımız bu fonun yüzde 80’ini, Borsa İstanbul’da işlem gören, kadınların istihdam ve yönetimde söz sahibi olmalarını destekleyen yerli şirketlerin hisse senetleri, ihraç ettikleri borçlanma araçları ve kira sertifikaları oluşturacaktır” diye konuştu.

Her iki başarı hikâyesinden birinde Halkbank imzası var

Halkbank’ın daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir gelecek için tüm finansal imkânlarını seferber ettiğini ifade eden Osman Arslan, “2021 yılından bugüne kadar, farklı meslek gruplarından 220 bin kadın girişimcimize 58,5 milyar TL finansal destek sunduk. Sektörde kullandırılan kadın girişimci kredilerinin yaklaşık yüzde 50’sini tek başımıza finanse ediyoruz. Başarı hikâyesine ortak olduğumuz kadın girişimci müşteri sayımızı da 2024 yıl sonuna kadar 250 bine çıkarmayı hedefliyoruz” dedi. 

Girişimcilik ekosistemi yeniden tanımlandı

Konuşmasında Üreten Kadınlar Yarışmasının kadın girişimci ekosistemine ayrı bir değer kattığına değinen Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, bu yıl yarışmada önemli değişiklikler yaptıklarını ifade ederek, “Geçmiş yıllardan farklı olarak, teknoloji alanında faaliyet gösteren kadın girişimcilerimize özel bir kategori ekledik. Ayrıca kadın girişimcilerimizin iş fikirlerini inovasyona dönüştürebilmeleri için tasarladığımız Üreten Kadınlar Akademisi Master Class Eğitim Programını da hayata geçirdik. Yarışmada ilk 100 arasında yer alan girişimci kadınlarımız, birbirinden değerli mentorlerimiz ve gönüllü danışmanlık veren jüri üyelerimizden marka oluşturulması ve sürdürülebilirliğinden sosyal medya stratejilerine, online ticaret ve pazarlama tekniklerinden kişisel stile kadar pek çok konuda değerli bilgiler edindiler” diye konuştu.

Kategoriler ve ödüller

Geçtiğimiz şubat ayında hayatını kaybeden Türkiye’nin yetiştirdiği büyük entelektüellerden biri olan yazar Alev Alatlı’nın anısını yaşatmak üzere Alev Alatlı Özel Ödülü’nün de Funda Alatlı’ya takdim edildiği yarışmada; Yılın Üreten Kadın Girişimcisi, Teknoloji Tabanlı Kadın GirişimciKadın KooperatifiSıfır Atık ve Yükselen Yıldız kategorilerinde çeşitli nakdi ödüller sahiplerini buldu. Ayrıca kategori birincileri 1 yıl boyunca Halkbank’ın internet ve mobil şubelerinden yapacakları havale/EFT işlemlerini ücretsiz gerçekleştirecekler.

A. Yılın Üreten Kadın Girişimcisi Kategorisi

Bone Sante – Nezihe Filiz Toker

B. Teknoloji Tabanlı Kadın Girişimci Kategorisi

Hsb Solutions – Hazan Günay

C. Kadın Kooperatifi Kategorisi

Nevruz Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi 

D.  Sıfır Atık Kategorisi

Egglin – Şükrüye Özbilen

E. Yükselen Yıldız Kategorisi

K’ai&Vrosi – Çiğdem Kacar Selimoğlu

F. Alev Alatlı Özel Ödülü

Funda Alatlı 

Unitree H1: Dünyanın en hızlı tam boyutlu insansı robotu

Unitree Robotics’in H1 V3.0 Evolution modeli, Guinness Dünya Rekorları’na adını yazdırdı. Tam boyutlu insansı robot, düz bir zeminde 12 km/h hıza ulaşarak en hızlı insansı robot unvanını elde etti. Firmanın paylaştığı video, H1’in üst düzey hız, güç, manevra kabiliyeti ve esneklikle dünyanın en güçlü genel amaçlı insansı robotu olduğunu gözler önüne seriyor.

Unitree, H1’in genel amaçlı robotunun benzersiz güç aktarım mekanizması sayesinde yüksek performansa sahip olduğunu vurgulayarak, robotun dünyanın dört bir yanındaki kullanıcılara ulaşmayı hedeflediğini belirtiyor. Şirket, 2017 yılında kurulan ve insansı robotları daha yaygın ve uygun fiyatlı hale getirme misyonu güden bir firma olarak biliniyor.

H1 V3.0, önceki rekora imza atan Boston Dynamics’in Atlas’ını geride bırakarak dikkat çekiyor. Boston Dynamics’in 9 km/h hızla hareket edebilen Atlas’ı, Unitree’nin yeni robotu karşısında ikinci sıraya düşmüş durumda.

Hangzhou’da bulunan Unitree, demokratikleştirilmiş robot teknolojisi vizyonuyla hareket ediyor ve özellikle dört ayaklı robot teknolojisinde önemli bir oyuncu olma konusunda iddialı. Şirketin 1.600 dolarlık fiyatla satışa sunduğu Go2 dört ayaklı robotu da bu hedef doğrultusunda adımlarını atmış durumda.

H1 V3.0’ın dinamik hareket çeşitliliği, robotun sadece yürümekle kalmayıp aynı zamanda koreografili dans rutinleri gerçekleştirebilmesini sağlıyor. Robotun yerinde sıçrayabilme özelliği, kullanıcılara etkileyici bir manevra kabiliyeti sunuyor. Ayrıca, robotun dönebilme, merdiven çıkabilme ve darbe direnci sayesinde zorlu ortamlarda dengesini koruyabildiği gözlemleniyor.

H1, yaklaşık 180 cm boyunda ve 47 kg ağırlığında. Yüksek torklu eklem motoru ve özel dişli takımı ile donatılan robot, 863 Wh kapasiteli bir bataryaya sahip. Derinlik kamerası ve 3D LiDAR sensörüyle donatılan H1, bacaklarda beş, kollarda dört serbestlik derecesine (DOF) sahip.

Geçtiğimiz yıldan itibaren ön sipariş almaya başlayan Unitree, H1’in teslimatlarına 2024’ün ortalarında başlamayı planlıyor. Tahmini fiyat aralığı 90.000 dolar ile 150.000 dolar olan H1, uygun fiyatıyla Boston Dynamics Atlas, Tesla Optimus ve Agility Robotics Digit gibi rakiplerine karşı iddialı bir alternatif sunmayı hedefliyor.

THY ve Kariyer.net’ten iş fırsatı!

Dünyada en fazla uluslararası noktaya uçan havayolu firması olan THY, öğrencilere part-time çalışma imkânı sunan programı Take-Off 101 ile kariyerlerine eğitimleri devam ederken başlamak isteyenlere büyük bir fırsat sunuyor. 3. veya 4. sınıfta eğitimlerini sürdüren lisans öğrencilerine yönelik programa başvurular Kariyer.net üzerinden kabul ediliyor.

Take-Off 101 için değerlendirme süreçlerine katılan ve süreçleri başarıyla tamamlayan Lisans 3. ve 4. sınıf öğrencileri, yaklaşık iki dönem boyunca toplam 12 ay part-time çalışma fırsatını yakalayacak. Take-Off 101’e kabul edilen yetenekler THY bünyesinde Çalışan Fonksiyonu, Regülasyon ve Standartlara Uyum Fonksiyonu, Operasyon Fonksiyonu, Gelir Satış Fonksiyonu, Marka ve Müşteri Fonksiyonu, Planlama Fonsiyonu, İnovasyon ve Teknoloji Fonksiyonu, Teknik Fonksiyonu, Ticari Fonsiyonu’na ait birimlerde görev alabilecek. Ayrıca Take-Off 101 part-time öğrenci programı ile Türk Hava Yolları’na katılan yetenekler, 2025 yılında mezuniyet sonrası tam zamanlı işe alım için yeniden değerlendirilecek. Kariyer.net’in işe alım ve işveren markası danışmanlığı alanındaki kurum içi girişimi WeConsulting’in uçtan uca yürüttüğü programa başvurular 10 Mart’ta sona erecek.

Çalışma Fonksiyonları:

İlana başvuru yaparken sadece bir çalışma fonksiyonu seçilebilecektir; bu nedenle en uygun çalışma fonksiyonunu seçmeyi unutmayın! 

Heyecanla başvurunuzu bekliyoruz!

Detaylı bilgi için [email protected] adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Türk Hava Yolları, tüm insan kaynakları uygulamalarında çalışan memnuniyeti ve mutluluğunu ön planda tutarak; yetkinliği temel alan, iletişim odaklı bir kültürü sürdürür.

Lider çalışan deneyimi uygulamaları ve insan odaklı yaklaşımı sayesinde Türk Hava Yolları, en mutlu şirketlerin belirlendiği Happy Place to Work Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri Araştırması kapsamında “Olağanüstü Çalışan Deneyimi Ödülü”nü almaya hak kazanarak “Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri” arasında seçilmiştir.

Gecikmeden başvuru yapmak için kullanılabilecek link: https://www.kariyer.net/is-ilani/turk-hava-yollari-a-o-take-off-101-part-time-ogrenci-3755557?f=f15j&utm_source=ats.kariyer.net&utm_medium=referral&utm_campaign=ilan

Google’dan müjdeli haber: Arama sonuçları çöp içeriklerden arındırılıyor!

Google, kullanıcıların daha kolay ve güvenilir bilgilere ulaşmasını hedefleyerek algoritmik geliştirmeler yapma kararı aldı. Mart ayından itibaren gerçekleştirilecek olan bu değişiklikler, arama sonuçlarını düşük kaliteli ve spam içeriklerden arındırarak kullanıcı deneyimini artırmayı amaçlıyor.

Google Arama yapacağı algoritmik güncellemeler, özellikle düşük kaliteli ve sadece tıklanmak için oluşturulmuş siteleri daha etkili bir şekilde tespit edecek. Yeni algoritmalar, özgün olmayan ve düşük kaliteli içerik barındıran sayfaları daha etkin bir biçimde filtreleyecek. Bu, özellikle yapay zeka tarafından otomatik olarak oluşturulan içeriklerle mücadele etmeyi hedefliyor.

Ayrıca, Google Arama spam tanımını genişleterek popüler ve güvenilir sitelerde bile şüpheli makaleleri spam olarak işaretleyecek. Bu sayede kullanıcılar, potansiyel olarak zararlı içeriklere karşı daha iyi uyarılmış olacaklar.

Google’ın açıklamasına göre, bu değişikliklerin arama sonuçlarındaki düşük kaliteli içerik miktarını %40 oranında azaltması ve yararlı sitelere daha fazla trafik yönlendirmesi bekleniyor.

Tek amaçlı ve anlamsız içeriklerle dolu sitelerin artması, arama motorlarını kandırmayı amaçlıyor. Bu tür taktiklere başvuran siteler, kullanıcıların dikkatini çekerek daha fazla trafik ve reklam geliri elde etmeyi hedefliyorlar.

Google’ın bu algoritma değişiklikleri, internet kullanıcıları ve webmasterlar için önem arz ediyor. Kullanıcılar, aradıkları bilgilere daha güvenilir bir şekilde ulaşabilecekler, ve web site yöneticileri, özgün ve kaliteli içerik üretmeye teşvik edilecekler. Bu geliştirmeler, internetin daha temiz ve güvenilir bir ortam haline gelmesine katkı sağlayacak.

600’den fazla yerli ve yabancı yatırımcı İstanbul’da bir araya geldi!

Türkiye’nin en büyük girişim sermayesi fonlarından Revo Capital’in, bu yıl dördüncüsü düzenlenen Revo Building Bridges etkinliği, 42 Venue Maslak’ta gerçekleşti. Türkiye ve Avrupa’dan önde gelen 600’den fazla yatırımcı, girişimci ve iş insanının katıldığı önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapan Revo Building Bridges etkinliğinin açılış konuşmasını Revo Capital Kurucu Ortağı ve CEO’su Cenk Bayrakdar yaptı. Revo Capital’in Türkiye girişimcilik ekosistemindeki katkılarına ve potansiyeline dikkat çekilen etkinlikte, ayrıca girişimcilerin ve yatırımcıların en çok merak ettiği konular arasında olan yapay zekâ, teknolojide kadın liderlik, siber güvenlik, fintek, gaming trendleri ve enerjide sürdürülebilirlik konularında tematik paneller düzenlendi.

Bayrakdar: “Son 4 yılda $100 milyon’luk ikinci fonumuzla yatırım yaptığımız teknoloji şirketleri, %92’si yabancı yatırımcılardan olmak üzere toplamda $2.9 milyar yatırım aldı. Türkiye ekonomisine üçüncü fonumuz ile katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

Revo Capital Yönetici Ortağı Cenk Bayrakdar
Revo Capital Yönetici Ortağı Cenk Bayrakdar

Üçüncü fonun detayları hakkında bilgi veren Revo Capital Yönetici Ortağı Cenk Bayrakdar şunları söyledi: Revo Capital olarak Türkiye’nin şu anda en değerli şirketleri arasında yer alan Getir’in 2017 yılında ilk yatırımcıları arasındaydık ve diğer yatırım yaptığımız Param, Midas, ikas, Massive Bio ve Akinon’da Türkiye’de sektörlerinde lider konuma ulaştı. Yatırım alanındaki 10 yıllık başarılı stratejimizi devam ettirmek için 100 milyon dolarlık üçüncü fonumuzu kuruyoruz. Yatırımlarımızın yüzde 80’ini Türkiye’ye yapmayı hedefliyoruz ve diğer 2 fonumuzda da olduğu gibi Doğu Avrupa bölgelerinde de yatırım fırsatlarını değerlendirmeye devam ediyoruz. Türkiye’deki büyüme aşamasındaki girişimciler için önemli olan yatırım boşluğunu doldurmayı hedefliyoruz. Fonumuz, stratejik olarak Ar-Ge ve yazılımcıları Türkiye’de olan ve 6 temel sektörde faaliyet gösteren şirketlere yatırım yapacak: Fintek, B2B SaaS, siber güvenlik, sağlık teknolojileri, enerji ve oyun. Özellikle yapay zekâ teknolojilerine büyük ilgi duyuyoruz ve bunların tüm sektörlerde inovasyonun katalizörleri olarak potansiyeline inanıyoruz.’’

“Son 12 yılda Türkiye’ye yapılan küresel yatırımlar 260 milyar doları aştı”

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Hisse Senedi Genel Müdürü Dirk Wener, yaptığı açılış konuşmasında, 2023 yılında 2.5 milyar Euro ile Türkiye’nin EBRD tarafından en fazla yatırım yaptığı ülke olduğuna dikkat çekti.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ise  konuşmasında, 2024-2028 stratejilerinin, Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırım pazarındaki payını %1’den %1,5’e çıkarmayı hedeflediklerini dile getirdi. Dağlıoğlu, son iki on yılda Türkiye’nin istikrarlı ekonomik büyümesini vurgulayarak, bölgede uluslararası yatırım için bir merkez olarak kilit rolünü vurguladı. Türkiye’de şu anda teknoparklarda ve AR-GE merkezlerinde faaliyet gösteren 700’den fazla uluslararası şirketin bulunduğunu ve farklı sektörlerde hizmet veren 80 binden fazla uluslararası şirketin çeşitli hizmetler sağladığını açıkladı.

“İstanbul Avrupa’nın Silikon Vadisi olarak yükselişte”

Etkinlikte, teknoloji, girişimcilik, yapay zeka, bulut bilişim, siber güvenlik, finansal teknolojiler, enerji ve oyun sektörleri üzerine paneller düzenlendi. Oyun panelinde Istanbul’un Avrupa’daki oyun alanındaki silikon vadisine dönüşmesi ve Türkiye’deki 700 aktif oyun şirketi ile bu alandaki önemine dikkat çekildi. Kurumsal girişimcilik panelinde Fortune 100 şirketlerinin yüzde 71’inin şu anda kurumsal girişim sermayesi fonlarına sahip olması ve bu sayının 2000 yılından sadece 10 olduğu vurgulandı. Borsada işlem gören şirketlerin girişim sermayesi fonlarının piyasayı neredeyse yüzde 50’ye kadar aşan bir performansla geride bırakması ve girişimcilikte aktif kurumların sayısının artırılmasına yönelik öneriler de panelde tartışıldı. Kadınların teknoloji alanında liderliği ve iş dünyasındaki yönetici rollerinde artış, girişim sermayesi yatırımları, yapay zeka ve bulut bilişimdeki gelişmeler, finansal teknolojilerin yükselişi gibi konular ön plana çıktı. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi ve ekonomik potansiyeli üzerine raporlar sunuldu. Büyük şirketlerin yapay zeka kullanımı ve ekonomik büyümeye katkısı tartışıldı.

Ayrıca etkinlik kapsamında McKinsey & Company tarafından yapılan sunumda, 2030’a kadar şirketlerin yüzde 70’inin yapay zekayı kullanacağı ve ekonomik faaliyetlerde ekstra 13 trilyon dolarlık bir artış sağlayacağı öngörüldüğü paylaşıldı.

Girişimciliği destekleyen kurumların yoğun katılım gösterdiği etkinlikte; Özyeğin Üniversitesi, İstanbul Kalkınma Ajansı, TEB ve Microsoft, PwC Türkiye ana sponsorlar olarak yer alırken, Türkiye İş Bankası ve Integra Sigorta Brokerlik ise destekçiler arasında yer aldı. 

Ekran kartlarında devrim: GDDR7 standardı resmen duyuruldu!

Bilgisayar teknolojisinin kalbinde yer alan GDDR7 bellek standardı, JEDEC organizasyonu tarafından resmi olarak duyuruldu. Ekran kartlarındaki bellek performansını bir üst seviyeye taşımayı vaat eden bu yeni standardın duyurusu, oyuncular ve teknoloji meraklıları arasında heyecan yaratıyor.

GDDR7’nin sunduğu avantajlar:

  1. %30’a Varan Bellek Artışı: İlk aşamada GDDR6X belleklere göre yaklaşık %30 oranında bellek artışı, grafik işleme birimlerinde oyun performansını önemli ölçüde iyileştirecek.
  2. Yüksek Hızlı Kalıplar: Samsung ve Micron, GDDR7 için şimdiden 37Gbps hızlarına ulaşan 16Gb-24Gb kalıplarını hazırladı. Bu, daha hızlı veri transferi ve oyun deneyimi demek.
  3. Nvidia ve AMD İle Yolculuk: GDDR7 bellek teknolojisi, bu yıl içinde Nvidia ve AMD tarafından oyuncularla buluşturulacak. Nvidia’nın önce Micron ile anlaşma yaptığı göz önüne alındığında, AMD’nin GDDR7 bellekleriyle öncü olması bekleniyor.
  4. 2026 Vizyonu: Standardın 2026 yılında zirveye ulaşması, gelecekteki ekran kartlarında muazzam bir performans potansiyeli sunacak.

Bu yenilik, oyun endüstrisinden profesyonel tasarım uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede hissedilecek. GDDR7, bilgisayar grafiklerinde bir devrim yaratma potansiyeli taşıyor ve oyuncuları daha yüksek çözünürlüklerde ve akıcı bir performansta oyun deneyimiyle buluşturmayı hedefliyor.

Bu gelişmeler, bilgisayar teknolojisinin sürekli evrim geçirdiğini gösteriyor ve GDDR7’nin bu evrimin önemli bir parçası olması bekleniyor.

Solar Duck yüzen güneş santrali en büyük olacak!

Dünyanın en büyük yüzen açık deniz güneş enerjisi santralinin inşaatı başlıyor. Açık denizde yüzen güneş enerjisi projeleri, güneş açısından zengin bölgelerde maksimum güneş ışığından yararlanırken arazi sınırlamalarının aşılmasına yardımcı olabilecek.

Dünyanın şimdiye kadarki en büyüğü olan beş megavatlık (MW) açık deniz yüzer güneş enerjisi (OFS) enerji santrali için çalışmaların başladığı duyuruldu. Tesisin tasarım, inşaat ve modüler bir çözüm kullanılarak sergilenmesini içereceği belirtildi. Tesisin teknolojisini Hollanda merkezli bir şirket olan Solar Duck sağlıyor.

Solar Duck yüzen güneş santrali

Fosil yakıtları aşamalı olarak ortadan kaldırmak isteyen ülkelerle birlikte, güneş ve rüzgara dayalı enerji çözümleri hızla kuruluyor. Bu teknolojilerin enerji maliyetlerini düşürmek olumlu bir işaret olsa da daha düşük enerji dönüşüm oranları sorunlu. Hem rüzgar hem de güneş enerjisi santralleri, bir geçişi gerçekleştirmek için büyük miktarlarda enerjiden yararlanabilmek için geniş arazilere ihtiyaç duyuyor.

Gezegendeki kara kütlesi sınırlı ve halihazırda konut ve tarımdan sanayi kurmaya kadar çeşitli amaçlar için kullanılmakta. Rüzgar santralleri, daha büyük türbinler inşa edebilecekleri ve daha fazla miktarda temiz enerji üretmek için daha yüksek hızlı rüzgarlardan yararlanabilecekleri açık deniz platformlarıyla önemli bir avantaj sağlıyor. Karayipler, Japonya, Güney Kore ve hatta Umman gibi bu bölgeleri güneş açısından zengin ancak rüzgar açısından kıt. Sınırlı kara kütlesi nedeniyle bu bölgelerde kapsamlı enerji altyapısı çok pahalı hale geliyor. Yine de yakındaki sular açık denizde güneş enerjisi için ideal.

Solar Duck yüzen güneş santrali, dünyanın en büyük açık deniz yüzen güneş enerjisi (OFS) projesini inşa etmek için 8.4 milyon euroluk projeye başladı. Proje, Hollanda’nın batı kıyısındaki OranjeWind rüzgar santrali projesine entegre edilecek, sertifikalandırılacak ve yer alacak.

Tesisin inşaatı başlamadan önce Nautical SUNRISE adlı bir konsorsiyum, projenin çeşitli bileşenleri üzerinde kapsamlı araştırmalar yapacak. Bu, açık denizdeki yüzer projenin güvenilirliğinin, hayatta kalmasının, elektriksel stabilitesinin ve veriminin sağlanmasını içerir. Konsorsiyumun bulgularına bağlı olarak, karşılaşılan zorlukların üstesinden gelmek ve projenin ticarileşmesini kolaylaştırmak için ayrıntılı bir ölçek büyütme planı hazırlanacak.

Daha da önemlisi, konsorsiyum aynı zamanda projenin sürdürülebilirlik değerlendirmesini de yürütecek ve çevresel etki, tam yaşam döngüsü ve OFS sistemlerinin döngüselliği gibi faktörleri dikkate alacak. Bu sadece gösterici projeyle sınırlı kalmayacak, gelecekte ele alınabilecek gigawatt ölçekli projeleri de kapsayacak.

İtalya uydu takımyıldızı için merkez görevi görecek!

İtalya Sanayi Bakanı Adolfo Urso ü yaptığı açıklamada, şehirdeki bir uzay merkezinin Avrupa Birliği’nin uydu takımyıldızının ana kontrol merkezine ev sahipliği yapacağını söyledi.

Bu merkez, L’Aquila’nın yakınında bulunan Fucino Uzay Merkezi olarak duyuruldu. Dünyanın sivil kullanıma açık en büyük ve en önemli uzay merkezlerinden biri olduğu biliniyor.  Fucino Uzay Merkezi halihazırda Avrupa uydu konumlandırma ve navigasyon sistemi Galileo’yu yönetiyor. Aynı zamanda COSMO-SkyMed Dünya gözlem uydu takımyıldızının Kontrol Merkezi ve Görev Merkezine de ev sahipliği yapıyor.

İtalya uydu takımyıldızı merkezi görevini üstleniyor

Urso basın toplantısında bu uzay merkezinin IRIS²’nin kontrol operasyonlarını barındıracak şekilde genişletileceğini belirtti. Bu takımyıldız, Elon Musk’un  Starlink’ine ve hatta Jeff Bezos’un Kuiper’ına rakip oluyor. IRIS2, Avrupa Birliği’ndeki hükümetler için gelişmiş iletişim sağlayacak 170 uydudan oluşan bir dizi. Ayrıca 2025 ile 2027 yılları arasında yetersiz hizmet alan bölgelere yeni ticari geniş bant hizmetleri de oluşturulacak.

21.000 metrekare alana yayılan bu tesis, büyük uyduları barındırabilecek kapasitede. Ancak asıl hedefi haftada birkaç 200 kilogramlık uyduyu seri üretime geçirmek. Şirketin İtalya operasyonlarının başkanı Massimo Comparini, bunun büyük ölçüde bulduğu müşteri sayısına bağlı olduğunu belirtti.  Telespazio, Fucino Center’ın sahibi ve sırasıyla yüzde 67 ila yüzde 33’ü Leonardo ve Fransız Thales tarafından ortaklaşa kontrol edilmekte. Telespazio CEO’su Luigi Pasquali: “Bu, ulusal güvenlikle ilgili bir dizi operasyonu mümkün kıldığından ülke için kritik bir altyapı” diyor.

İtalyan havacılık ve savunma şirketi Leonardo’nun Uzay İşlerinden Sorumlu Baş Sorumlusu Franco Ongaro, IRIS2’yi çözüm olarak tanımladı. Ongaro, Reuters’e göre IRIS2’nin “telekomünikasyonun geleceği haline gelen alçak Dünya yörüngesindeki takımyıldızlara” Avrupa’nın cevabı olduğunu belirtti.

Iris2 çok yörüngeli uydu internet takımyıldızı, kırsal alanlarda geniş bant kapsama alanını etkili bir şekilde artıracak. Bu, Avrupa’daki dijital bölünmenin ortadan kaldırılmasına yönelik ilk adım. Bu aynı zamanda İtalya’yı Avrupa’da teknolojik egemenliğin ön saflarında konumlandırıyor. Urso, 50 milyon Euro’luk bu yatırımın yerel istihdam ve teknolojik ilerleme üzerindeki etkisini vurguladı. Bunun mevcut Uzay Merkezi iş gücünü etkili bir şekilde iki katına çıkaracağını belirtti. IRIS² en az 200 yeni iş yaratacak.

Önceki raporlarda, Fransa’dan Thales ve İtalya’dan Leonardo’nun Avrupa’da bir “Uzay Akıllı Fabrikası” hedeflediği belirtiliyordu. Bu fabrika, Avrupa takımyıldızı üretiminde ön sıralarda yer alabilir ve 2025 ortasına kadar hazır olabilir.

AB ayrıca gelecek vaat eden firmalara fon sağladığı IRIS2 için de yüzde 30 taahhütte bulundu. Avrupa Birliği’nin bu taahhüdü yaklaşık 2.4 milyar euro değerinde.  Sanayi bakanı, Avrupa Komisyonu’nun önümüzdeki günlerde bu anlaşmaya ilişkin resmi bir açıklama yapacağını belirtti.

Karakedi (Blackcat) nerede? Ağaca kaçtı…

ABD’de reçeteli ilaç piyasasını iki hafta boyunca sekteye uğratmaktan sorumlu fidye yazılım grubu AlphV veya daha çok bilinen adıyla Blackcat, 22 milyon dolarlık bir ödeme aldıktan sonra “sahte bir polis baskını” süsü vererek kayıplara karıştı. İlgili hacker grubu iki hafta önce ABD’nin en büyük sağlık hizmetleri ödeme işlemcisi olan Change Healthcare’i çökertmiş, eczaneleri, sağlık hizmeti sağlayıcılarını ve hastaları ilaç reçetelerini doldurmak için zor durumda bırakmıştı.

Kripto para hesap hareketlerinde grubun yaklaşık 22 milyon dolar kripto para aldığı tespit edilirken, bu paranın Blackcat grubunun fidye yazılım şifrelerini çözmesi ve çalınan verileri silmesi sözü vermesi karşılığında Change Healthcare tarafından ödendiği ileri sürülüyordu. Ana şirket Optum’un temsilcileri, şirketin AlphV’ye ödeme yapıp yapmadığını söylemeyi reddettiler.

Ancak şimdi enteresan bir başka gelişme gün yüzüne çıktı. Pazar günü, yani 22 milyon dolarlık ödemeden iki gün sonra, Blackcat/AlphV iştiraki olduğunu iddia eden bir hacker grubu kendilerinin de dolandırıldığını açıkladı. Change Healthcare sistemine AlphV adına sızarak belli bir komisyon karşılığında veri ihlalini gerçekleştirdiklerini iddia eden grup, 22 milyon dolardan kendilerinin payına düşen komisyonu alamadıklarını söylüyor. Aynı grup ayrıca elde ettiği Change Healthcare verilerini silmediğini ve verilerin tamamının kendilerinde olduğunu ileri sürmekte.

Bu iddiaların hemen akabinde ise ALphV’nin halka açık karanlık web sitesi, uluslararası bir kanun uygulama eyleminin bir parçası olarak FBI tarafından ele geçirildiğini belirten bir mesaj göstermeye başladı. Ancak bu mesajın sahte olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Birleşik Krallık Ulusal Suç Ajansı NCA’nın yalanlamasının yanı sıra el koyma bildiriminin farklı bir siteden kopyalanıp AlphV sitesine yapıştırıldığına dair kanıtlar, fidye yazılım grubunun el koyma işlemini sahnelediği ve komisyonlardan sıyrılıp 22 milyon dolarlık ödemenin tamamını kendisi için aldığı şeklinde yorumlanıyor. Yani siber hırsızlar, kendilerine yardımcı olan diğer hırsızları da kandırdı.

Olaylar dizisi, AlphV’nin 22 milyon doları aldıktan sonra emekli olmaya ya da en azından yeni bir grup olarak reform yapmadan önce geçici bir ara vermeye karar verdiğini gösteriyor. Bu, kolluk kuvvetlerinin gözünde fidye yazılımı grupları arasında yaygın bir hareket.

AlphV veya Blackcat ilk olarak 2021’in sonlarında, hem Windows hem de Linux’ta çalışan ve daha önce hiç görülmemiş bir şifreleyici ile ortaya çıktığında gözlemlendi. Kurbanlardan (1) verileri şifreleyen, (2) kamuya açık hale getirmekle tehdit eden ve (3) kurban altyapısına dağıtılmış hizmet reddi saldırıları gerçekleştiren üçlü bir şantaj modeli kullanarak ödeme talep etti. Benzerlerinin çoğu gibi AlphV de çekirdek grubun fidye yazılımı ve altyapıyı sağladığı ve kurbanların asıl hacklenmesini bağlı kuruluşlara yaptırdığı bir hizmet olarak fidye yazılımı modeli altında faaliyet gösteriyor. Daha sonra her iki taraf da elde edilen gelirden pay alıyor.

FBI, AlphV’nin bazı üyelerinin, ABD’nin en büyük benzin tedarikçilerinden biri olan Colonial Pipeline’a saldırdıktan sonra aniden karanlıkta kalan fidye yazılım grubu DarkSide ile bağlantıları olduğunu söyledi. Pek çok araştırmacı DarkSide’ın Colonial Pipeline’a yapılan saldırının kolluk kuvvetlerinin çok fazla dikkatini çekmesinin ardından faaliyetlerini askıya aldığına inanıyor. İddialara göre grup bir süre hareketsiz kaldıktan sonra kendisini AlphV/BlackCat olarak yeniden markalaştırdı.

Samsung 2nm’de TSMC’yi geride bıraktı mı?

Yarı iletken endüstrisindeki rekabet kızışırken, Samsung dikkat çekici bir adım atmaya hazırlanıyor. Şirketin ikinci nesil 3nm sürecini “2nm” olarak adlandırmak istediği bildiriliyor. Yarı iletken yarışı kızışırken, Samsung, TSMC ve Intel‘in sürdürdüğü rekabetin gerisinde kalmamak adına ilginç bir strateji izliyor. Güney Koreli teknoloji devi, gelecek on yıl boyunca kullanacağımız çiplerin temelini atmaya yönelik önemli bir adım atabilir. Henüz resmi olarak duyurulmasa da, yarı iletken endüstrisinden ismi açıklanmayan bir yetkiliye göre, Samsung ikinci nesil 3nm sürecini “2nm” olarak adlandırmış durumda.

Samsung‘un 3nm GAA (Gate-All-Around) teknolojisiyle mücadele ettiği biliniyor. Görünüşe göre, Samsung‘un 2nm üretiminde de dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. ZDNet‘e bilgi veren ismi açıklanmayan bir kaynağa göre, Samsung, ikinci nesil 3nm teknolojisini “2nm” olarak adlandırmaya karar vermiş durumda.

Samsung 2nm

Kaynağa göre, isim değişikliği zaten doğrulanmış durumda ve Samsung ile yapılan sözleşme de yakın zamanda güncellenmiş. Kaynak, “Samsung Electronics tarafından 2. nesil 3nm teknolojisinin adının 2nm teknolojisi olarak değiştirileceği konusunda bilgilendirildik. Geçen yıl, Samsung Electronics Foundry‘de imzalanan 2. nesil 3nm teknolojisi sözleşmesinin adı da 2nm teknolojisi olarak güncellendi ve sözleşme kısa bir süre önce yeniden yazıldı.” açıklamasında bulundu.

Birkaç hafta önce, Samsung‘un Japon Preferred Networks‘ten aldığı ilk 2nm siparişiyle ilgili bir haber yapmıştık. Ancak mevcut rapor, tamamlanan siparişin aslında ikinci nesil 3nm ürünleri olduğunu gösteriyor. Aktarılan bilgilere göre, Samsung, isim değişikliğini transistör boyutunun optimizasyonlarıyla küçültülmesinden dolayı gerçekleştirmiş.

Samsung henüz resmi bir açıklama yapmamış olsa da, bu durum firmanın müşterileri arasında kafa karışıklığına neden olabilir. Samsung, 2025 yılında resmi olarak 2nm sürecinde seri üretime geçmeyi hedefliyor.

Öte yandan, Samsung, daha önce 2020’de 7nm‘den 5nm sürecine geçtiğinde, ikinci nesil 7 nanometre sürecini de 5 nanometre olarak yeniden adlandırmıştı. Samsung‘un 7 nanometre süreci, 2019’da aşırı ultraviyole (EUV) teknolojisini kullanan dünyadaki ilk süreç olmuştu. Samsung, bu stratejisiyle transistör boyutunu küçültmüş ve önemli kazanımlar elde etmişti. Belki de şimdi yaşanan da benzer bir stratejik hamlenin bir parçası.

Elektrikli araçlarda devrim: Yeni batarya -80 derecede çalışıyor!

Lityum bataryalar, enerji depolama sistemlerinde yaygın olarak kullanılan bir teknoloji olmasına rağmen, düşük sıcaklıklarda performans kaybı yaşama eğilimindedir. Bu zorluğu aşmak için Zhejiang Üniversitesi’nde Profesör Fan Xiulin liderliğindeki bir uluslararası ekip, eksi 80 dereceye kadar çalışabilen lityum bataryaları mümkün kılan yenilikçi bir elektrolit teknolojisi geliştirdi. Bu buluş, özellikle elektrikli araçlar ve diğer soğuk iklim uygulamaları için çığır açan bir adım olarak değerlendiriliyor.

Araştırmacılar, mevcut sınırlamaları ortadan kaldırmak ve lityum bataryaların düşük sıcaklıklarda üst düzey performans göstermesini sağlamak amacıyla yeni bir elektrolit formülü oluşturdu. Bu elektrolit, çok küçük çözücü moleküllerinden oluşur ve lityum-iyon hücrelerin eksi 80 dereceye kadar değişen sıcaklıklarda yüksek kapasitede kararlılıkla çalışmasını mümkün kılıyor.

Ayrıca, bu yeni elektrolit teknolojisi, ultra düşük sıcaklıklarda lityum bataryaların hızlı bir şekilde şarj edilmesine de olanak tanıyor. Aktarılanlara göre, geliştirilen batarya, eksi 80 derecede sadece 10 dakikada yüzde 80 kapasiteye ulaşabiliyor. Bu, elektrikli araçların soğuk iklimlerde daha uzun menzillerle kullanılabilmesini sağlayarak önemli bir avantaj sunabilir.

Çalışma ekibi, geleneksel elektrolitlere kıyasla çok daha yüksek iyonik iletkenliğe sahip olan floroasetonitril adlı çözücüyü kullanarak bu başarıyı elde etti. Bu çözücü, eksi 70 derecede 10.000 kat daha yüksek iyonik iletkenlik sağlayarak, bataryaların düşük sıcaklıklarda daha etkili bir şekilde çalışmasını sağlıyor.

Bu önemli gelişme, sadece elektrikli araç endüstrisi için değil, aynı zamanda havacılık, denizcilik, demiryolları, kutup keşifleri ve telekomünikasyon gibi geniş bir uygulama yelpazesinde enerji depolama sistemlerine yeni bir perspektif kazandırabilir. Araştırma ekibi, şu anda yeni elektrolitin diğer batarya türleriyle uyumunu daha fazla araştırmak ve ürünü optimize etmek için çalışmalara devam ediyor. Bu önemli teknolojik ilerleme, gelecekte enerji depolama sistemlerinde daha verimli, dayanıklı ve çevre dostu çözümlere kapı açabilir.

AMD, Linux’ta ekran kartlarına güç limiti koydu!

AMD, Linux işletim sistemleri için Radeon ekran kartlarının güç limitlerine sınırlama getirdi. GPU devi, bu kararı güvenlik önlemi olarak açıklarken, potansiyel zararların önüne geçmek ve uzun ömürlülük sağlamak amacıyla alındığını belirtiyor. Ancak, Linux topluluğu arasında bu sınırlama konusu hâlâ tartışma yaratıyor.

Günümüzde Linux, bireysel kullanıcılar ve hız aşırtma meraklıları arasında popülerlik kazanmış durumda. Bunun nedeni, sistemde güç sınırları ve saat hızları konusunda geniş bir özgürlük sunması. Ancak, AMD’nin Linux için yeni sürücü güncellemesiyle birlikte, bu özgürlük biraz kısıtlanmış gibi görünüyor.

AMD Linux

Linux 6.7 sürümüyle birlikte eklenen yeni bir yönerge, Radeon GPU’ların vBIOS’una daha düşük bir güç tüketimi eşiği belirliyor. Artık Linux kullanıcıları, belirlenen sınırların ötesine geçemeyecek. AMD, bu sınırlamanın güvenlik önlemi olduğunu ve ekran kartlarının potansiyel zararlardan korunmasına yardımcı olduğunu savunuyor.

AMD’nin açıklamasına göre, “amd-gfx M/L” forumlarında yapılan tartışmalar sonucunda, belirlenen güç sınırlarının dışına çıkmanın donanıma potansiyel zarar verebileceği sonucuna varıldı. Bu nedenle, yeni güncelleme ile bu önlem tekrar eklenmeyecek.

Ancak, yüksek güç limitlerinin doğru olabileceği kabul edilse de, düşük değerlerin ne tür sorunlara yol açabileceği hâlâ belirsiz. Linux topluluğunda, kullanıcı özgürlüğü ile koruyucu önlemler arasındaki denge konusunda devam eden tartışmalar bulunuyor.

Sonuç olarak, AMD’nin güvenlik odaklı bu hamlesi, Linux kullanıcılarını potansiyel risklerden korumayı amaçlıyor, ancak bu sınırlama, özgürlük yanlısı Linux topluluğu içinde çeşitli görüşlere neden oluyor. Konuyla ilgili gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.

Ema, 25 milyon dolar destekle gün yüzüne çıkıyor!

Ema, özellikle üretken yapay zekanın çalışma şeklimizi nasıl değiştireceği konusunda yeni bir sayfa açacağına inanıyor ve aynı isimli bir ürünle bugün gizlilikten çıkıyor.

CEO ve kurucu ortak Surojit Chatterjee, bir röportajda “Hedefimiz evrensel bir yapay zeka çalışanı yaratmak.” dedi. 

Amacımız, çalışanların her gün yaptığı sıradan görevleri otomatikleştirmek… onları daha değerli ve daha stratejik işler yapma özgürlüğüne kavuşturmak.

Şirket ve yatırımcılar, söylediği şeyin arkasında duruyorlar; zaten sessiz sedasız müşteri portföyünü oluştururken Envoy Global, TrueLayer ve Moneyview gibi şirketleri içeren etkileyici bir destekçi listesinden 25 milyon dolar topladılar.

Ema’nın yapabileceklerine gelince; işletmeler, bunu müşteri hizmetlerinden çalışanlara yönelik dahili üretkenlik uygulamalarına kadar uzanan uygulamalarda kullanıyor. Ema’nın iki ürünü (Generative Workflow Engine (GWE) ve EmaFusion) “insan tepkilerini taklit etmek” için tasarlanmış ancak aynı zamanda geri bildirimle ve daha fazla kullanımla birlikte gittikçe gelişiyor.

Chatterjee’nin tanımladığı üzere; bu sadece robotik süreç otomasyonu, belirli görevleri hızlandıran bir yapay zeka veya sosyal medyada yerilmeyi bekleyen başka bir GenAI doğruluğu başarısızlığı değil.

Chatterjee, “Kurumsal Makine Asistanı“nın kısaltması olan Ema’nın 30’dan fazla büyük dil modelinden yararlandığını ve bunu patent bekleyen bir platformda kendi “daha küçük, alana özgü modellerle” birleştirdiğini söyledi.

Bu erken turda Ema’nın maaş tablosuna pek çok isim ekleniyor. Accel, Section 32 ve Prosus Ventures ortak liderlik yapıyor; Wipro Ventures, Venture Highway, AME Cloud Ventures, Frontier Ventures, Maum Group ve Firebolt Ventures da katılıyor. Üstelik bazı önemli bireysel destekçiler de var: Sheryl Sandberg, Dustin Moskovitz, Jerry Yang, Divesh Makan ve David Baszucki bunların arasında.

Şu anda işletmeler için GenAI araçları geliştiren düzinelerce, belki de yüzlerce şirket var; hem belirli sektörler veya kullanım senaryoları için çözümler üzerinde çalışıyorlar hem de Ema’nınki gibi iddialı evden çalışma tarzı salınımlar üzerinde çalışıyorlar. Bu özel GenAI girişiminin neden bu yatırımcıların dikkatini çektiğini merak ediyorsanız, bunun bir kısmı zaten iş yapmaya başlamış olmaları olabilir. Ama aynı zamanda takımın geçmişinden de kaynaklanıyor.

Ema’dan önce Chatterjee, Coinbase’in halka arzına kadar ürün sorumlusu olarak görev yapıyordu. Bundan önce Google’ın hem mobil reklamlarında hem de alışveriş işlerinde Ürün Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Makine öğrenimi kurumsal yazılımı ve reklam teknolojisi gibi alanlarda kendi adına yaklaşık 40 patenti bulunmakta.

Ema’nın mühendislik bölümünün başkanı olan diğer kurucu ortak Souvik Sen de aynı derecede etkileyici bir deneyime sahip. Son olarak Okta’da verileri, makine öğrenimini ve cihazları denetlediği mühendislikten sorumlu başkan yardımcısıydı; bundan önce Google’da mühendis lideri konumunda gizlilik ve güvenliğe odaklanıyordu. Kendisinin 37 patenti var.

Bu ikisinin ortak deneyimi, şirketin hedeflerine ve bunları gerçekleştirme olasılığına ağırlık veriyor. Ancak aynı zamanda nasıl geliştiğini iyi anlayabilecek birçok ayrıntıyı da bırakıyor.

Örneğin Chatterjee’nin e-ticaret ve reklam teknolojisi alanındaki uzmanlığını düşünün. Bunların bugün pek çok işletmenin müşterilerle etkileşiminin temel taşları olduğu göz önüne alındığında, Ema’nın uçması halinde nasıl gelişebileceğini anlamaları kaçınılmaz görünüyor.

Öte yandan, daha önce veri koruma ve mahremiyet konusunda bilgi sahibi olan ve bunları hesaba katan bir kurucuya sahip olmak; startup’a bunları berbat etmeme konusunda potansiyel olarak daha iyi bir şans verir. Ya da en azından umut edebiliriz! Sonuçta bu yapay zeka ve başarmak için teknolojinin nasıl kullanılacağına odaklanacak bir Silikon Vadisi girişimi.

Şimdilik, daha gelişmiş sonuçlar elde etmek için farklı LLM silolarını kesen ürünler geliştirmek için çalışan iddialı startup’ları görmek dikkate değer. 

Yatırımcılar, farklı kullanım durumlarını kesme yeteneğinin, girişime işini ve genel olarak kullanışlılığını büyütmeye yardımcı olabilecek potansiyel bir çeşitlendirme sağladığını söylüyor.

Prosus Ventures’ın Hindistan’daki yatırım başkanı Ashutosh Sharma, Ema ile ilgili “Genel Yapay Zeka çözümlerinin çoğu, belirli kullanım durumları için yüksek değer sağlıyor ancak kullanım senaryolarına, hatta bitişik kullanım senaryolarına genişletilmesi zor ve daha da önemlisi, büyük kuruluşlar; parçalanma ve hassas verilerine pek çok farklı uygulama tarafından erişilmesi konusunda endişe duymaktadır.” açıklamasını yaptı. 

Ema bu sorunları çözebilir ve optimum yatırım getirisi ile yüksek doğruluk sağlayabilir.

Nvidia Apple’ı tehdit ediyor!

Apple ve Nvidia, dünya ekonomisindeki en değerli ikinci ve üçüncü şirketler olarak sıralanıyor. Ancak teknoloji devi Apple, analist Ming-Chi Kuo’ya göre yapay zeka alanındaki atılımlarıyla yatırımcılarını memnun edemezse, Nvidia‘nın değer bazında öne geçebileceği konuşuluyor.

Özellikle iPhone 16 serisinin beklenen devrim niteliğindeki özelliklerinden vazgeçilmesi ve elektrikli otomobil planlarının iptal edilmesi, Apple’ın yatırımcılarını endişelendirmiş durumda. Ming-Chi Kuo, Apple’ın bu yıl sadece 200 milyon adede ulaşabileceğini öne sürerken, firmanın piyasa değerinin Nvidia‘nın gerisine düşebileceği uyarısında bulunuyor.

Nvidia ve Apple’ın A18 yongasının getireceği yeni Neural Engine ve WWDC 2024‘te tanıtılması beklenen sohbet robotu Apple GPT, şirketin yapay zeka stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Ancak Kuo’ya göre, eğer Apple yatırımcıları etkileyemezse, Nvidia‘nın değeri artabilir.

CEO Tim Cook‘un yapay zeka çalışmaları hakkında verdiği detaylar sınırlı olsa da, Apple’ın bu alanda çığır açmayı hedeflediğini belirtiyor. Ancak, Microsoft ve Google gibi rakiplerine yetişme çabasında olan Apple‘ın, Nvidia‘ya karşı rekabet avantajını koruyabilmesi belirsiz.

Nvidia, üretken yapay zeka konusundaki erken konumlanması ve donanım alanındaki atılımlarıyla dikkat çekiyor. Şirketin hisseleri bir yıl içinde yüzde 260 artarak rekor kırdı ve halihazırda dünyanın en değerli üçüncü şirketi konumunda bulunuyor. Apple’ın piyasa değeri 2,63 trilyon dolar seviyesindeyken, Nvidia‘nın 2,150 trilyon dolarlık değeriyle onun hemen arkasında olduğu gözlemleniyor.

Sonuç olarak, Apple’ın yapay zeka alanındaki adımları ve yatırımcılarına sunduğu yenilikler, Nvidia‘nın değer sıralamasında Apple‘ı geçme potansiyeli taşıyor. Ancak bu durum, Apple’ın gelecekteki stratejileri ve pazarlama hamleleriyle şekillenecek.

Apple belalısı Epic Games’i iOS ekosisteminden attı!

Fortnite oyununun geliştiricisi Epic Games firması ile Apple arasındaki savaş bugün yeni bir hal aldı. Apple, oyun geliştirici firmanın iOS platformundaki geliştirici hesabını sonlandırma kararı aldı. Epic Games, en ünlü oyunu Fortnite’ı AB’deki iOS cihazlarına, bölgenin yeni dijital yasası olan Dijital Pazarlar Yasası (DMA) yoluyla geri getirmek üzere bir onay sürecine girmiş ve gerekli onayların alındığı açıklanmıştı. Ancak şimdi işler yeniden tersine döndü.

Epic Games ile Apple arasındaki çekişme 2020 yılına uzanıyor. Oyun geliştirici firma özellikle amiral gemisi konumundaki oyunu Fortnite’ı iOS kullanıcılarına yaymak için büyük bir çaba harcamış ve Apple ile son derece başarılı gözüken bir işbirliğine imza atmıştı. Ancak 2020 yılına gelindiğinde, Apple Store uygulama mağazasındaki gelir paylaşım modeli ve Fortnite’ın oyun içi satış yöntemleri nedeniyle iki firmanın arası açılmıştı. Neticede de firmalar karşılıklı olarak birbirlerini mahkemeye vermişlerdi.

Epic, Apple’ın avukatlarının kendilerine bir mektup göndererek Epic Games Sweden AB hesabını feshettiğini bildirdiğini söylüyor. Epic Games’e göre “DMA’nın ciddi bir ihlali” olarak nitelenen bu hareket, Apple’ın “iOS cihazlarda gerçek rekabete izin verme” niyetinde olmadığının da bir göstergesi. İki şirketin bir kez daha mahkemelik olması mümkün gibi görünüyor.

Epic’e göre sebep Apple’ı eleştirmiş olmak

Epic şirket blogunda “Epic’in geliştirici hesabını sonlandırarak Apple, Apple App Store’un en büyük potansiyel rakiplerinden birini ortadan kaldırıyor. Uygulanabilir bir rakip olma yeteneğimizi baltalıyorlar ve diğer geliştiricilere Apple ile rekabet etmeye çalıştığınızda ya da haksız uygulamalarını eleştirdiğinizde neler olacağını gösteriyorlar,” açıklamasında bulundu ve Apple ile yazışmalarının kopyalarını da yayınladı.

Oyun geliştiricisi, Apple’ın kararını desteklemek için sunduğu nedenlerden birinin, Epic Games CEO’su Tim Sweeney’in X’teki (eski adıyla Twitter) mesajları da dahil olmak üzere, Epic’in Apple’ın önerdiği DMA kurallarını eleştirmesi olduğunu iddia ediyor. Yani firmanın iOS ekosisteminden atılmasına yükümlülüklerini yerine getirip getirmemesi değil, Apple’ı ve yöneticilerini eleştirmesi sebep olmuş.

Epic, antitröst kaygıları nedeniyle Apple’ı daha önce mahkemeye vermiş ve Apple’ın uygulama ekonomisi üzerindeki gücünü ve etkisini kırmak için birçok pazarda düzenlemeler yapılması için lobi faaliyetlerinde bulunarak Apple ile ciddi bir çekişmeye girmişti. Sonuç olarak, Apple’ın tüm bu süreci değerlendirerek Epic ile iş ilişkilerini sonlandırma kararı aldığı görülüyor.

Epic, Apple’ın kendilerine “ekosistemleri için bir tehdit” olduğunu söylediğini iddia ediyor. Ancak Epic, niyetlerini kamuoyuyla paylaştığını ve Apple’ın App Store geliştiricilerine sunduğu DMA danışmanlıklarından birini talep ettikten sonra geliştirici anlaşmalarının tüm şartlarını kabul edeceğine dair Apple’a yazılı olarak güvence verdiklerini de iddia ediyor. (Bu talep başlangıçta reddedilmişti). Epic tüm şartlara uymayı kabul ettikten sonra ise Apple’ın avukatları firmaya Epic Games Sweden AB hesabını sonlandıran bir mektup göndermiş.

Epic’in şirket blogu üzerinden yaptığı açıklamalara yanıt olarak ise Apple aşağıdaki açıklamayı paylaştı:

“Epic’in Apple’a karşı sözleşmeden doğan yükümlülüklerini korkunç bir şekilde ihlal etmesi, mahkemelerin Apple’ın ‘Epic Games’in tamamına sahip olduğu iştirakleri, bağlı kuruluşları ve/veya Epic Games’in kontrolü altındaki diğer kuruluşların herhangi birini veya tamamını istediği zaman ve tamamen Apple’ın takdirine bağlı olarak’ feshetme hakkına sahip olduğuna karar vermesine neden oldu. Epic’in geçmiş ve devam eden davranışları ışığında, Apple bu hakkı kullanmayı seçti.”

Şirket ayrıca Epic’in hesabını feshetme hakkının, Epic’in Apple’a karşı açtığı dava sonucunda Eylül 2021’de alınan karara dayandığını söyledi. Bu kararda, “Apple’ın, Epic Games’in tamamına sahip olduğu iştirakleri, bağlı kuruluşları ve/veya Epic Games’in kontrolü altındaki diğer kuruluşların herhangi biri veya tümü ile olan DPLA’sını istediği zaman ve tamamen Apple’ın takdirine bağlı olarak feshetme hakkına sahip olduğu” belirtilmişti.

Fortnite oyununun geliştiricisi Epic Games, daha önce Google ile de yine uygulama mağazası ve gelir paylaşım modeli temelli bir sorun yaşamış ve mahkemelik olmuştu.

Türkiye’deki yazılımcı sayısı belli oldu!

Son yıllarda teknolojinin ciddi seviyede ilerleme kaydetmesiyle birlikte yazılımcıların önemi giderek artıyor. Bu bağlamda diğer ülkeler gibi Türkiye de yazılımcı yetiştirmek adına çeşitli adımlar atıyor. Son gelişmelere göre bu adımlar, meyvesini verdi. Zira Türkiye için yazılımcı sayısı belli oldu.

Türkiye yazılımcı sayısı

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2023 Yılı Faaliyet Raporu’nu yayınladı. Bu rapordaki verilere göre ülkemizin yazılımcı ihtiyacını karşılamak amacıyla insan kaynağının oluşturulması için başlatılan projeler, olumlu sonuç verdi.

Türkiye yazılımcı sayısı

Raporda yer alan bilgilere göre geçtiğimiz yılın sonu itibariyle ülkemizde 245 bini aktif ve 40 bini freelancer olmak üzere 285 bin yazılımcı olduğunu görüyoruz. 2024’ün ilk ayları da dahil edildiğinde Türkiye’de yazılımcı sayısının 300 bine yaklaştığını söyleyebiliriz.

Aktarılan bilgilere göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Uluslararası Yetenek Transferi projesi kapsamında yabancı yazılımcılar tarafından yapılan 1702 başvurudan 1598’i olumlu değerlendirildi. En çok başvuru yapılan pozisyonlar yazılım tasarımcısı, yazılım geliştirici ve yazılım test edicisi (tester) oldu. En fazla başvuru ise 833 kişi ile Ruslardan geldi.

Yazılımcı sayısı daha fazla olabilir

Bu rapor, Türkiye’de yaklaşık 300 bin yazılımcı olduğunu söylese de, bu sayının daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Zira günümüzde internetin çok daha yaygın durumda olması sebebiyle eğitimlere erişmek daha kolay. Her gün yüzlerce kişi yeni bir eğitime başlıyor. Bu eğitimlere başlayanların büyük çoğunluğu ise gençlerden oluşuyor.

Türkiye yazılımcı sayısı

Ülkemizde sürekli artan yazılımcı sayısının nüfusa oranla yüksek olması, arzın fazla olduğu ancak buna karşın yeterli talebin oluşmamasına yol açabilir. Yani bu, yazılımcılar için işsizlik anlamına geliyor. Tabii bu sektörde gerçekten başarılı insanların mutlaka öne çıkacağını da unutmamak gerekiyor.

Kavga büyüyor: OpenAI Elon Musk’ın maillerini yayınladı!

Pazar fiyatlandırmasında dünyanın en değerli yapay zekâ girişimi olarak görülen OpenAI, bir blog yazısı ile yaptığı açıklamada, Elon Musk’ın yakın zamanda açtığı bir davada ileri sürdüğü tüm iddiaları reddetme niyetinde olduğunu ve şirketin kuruluşunda yer alan milyarder girişimcinin şirketin gelişimi ve başarısı üzerinde gerçekten çok fazla etkisi olmadığını öne sürdü.

OpenAI grubunun yönetim ekibi yani Greg Brockman, Ilya Sutskever, John Schulman, Sam Altman ve Wojciech Zaremba tarafından kaleme alınan bir blog yazısında, Musk’ın iddialarına yanıt veriliyor. Microsoft destekli girişim, 2015’teki kuruluşundan bu yana Musk’ın 1 milyar dolara kadar finansman sağlama taahhüdüne rağmen, Musk’tan 45 milyon dolardan daha az para topladığını açıkladı. Girişimin ayrıca araştırma çabalarını desteklemek için diğer bağışçılardan 90 milyon dolardan fazla kaynak sağladığı belirtildi.

Musk, ChatGPT üreticisini Microsoft için kâr aracı olmakla suçluyor

Bu yanıt niteliğindeki blog yazısı, Musk’ın geçen hafta Altman, Brockman, OpenAI ve firmanın diğer iştiraklerine dava açarak ChatGPT üreticisinin, kâr amacı gütmeyen kuruluşun insanlığa fayda sağlayan yapay zekâ geliştirme misyonu yerine kâr peşinde koşarak orijinal sözleşme anlaşmalarını ihlal ettiğini iddia etmesinin ardından geldi.

Musk davada, OpenAI’nin kuruluş anlaşmasının startup’ın teknolojisini “ücretsiz olarak” halka sunmasını gerektirdiğini ancak firmanın fazla mesai yaparak önceliğini Microsoft için kâr maksimizasyonuna çevirdiğini söylemişti.

Musk ve OpenAI arasındaki yüksek riskli yasal savaş, yapay zekânın geleceği için geniş kapsamlı etkilere sahip olabilir. Değerlemesi 80 milyar doları aşan en değerli yapay zekâ girişimi olan OpenAI’nin ChatGPT ile elde ettiği başarı, 2022’nin sonlarında halka açılmasından bu yana benzeri görülmemiş bir yapay zekâ yarışını ateşledi. Bu davanın sonucu, YZ gelişiminin yönünü ve hızını ve ayrıca sektördeki kilit oyuncular arasındaki güç dengesini önemli ölçüde etkileyebilir.

OpenAI yayınladığı blog yazısında, insan seviyesinde veya daha üstün zekâya sahip bir yapay zekâ sistemi olan yapay genel zekâyı (AGI) geliştirmek için gerekli olan geniş hesaplama kaynaklarının farkına varıldığında, yıllık maliyetlerin milyarlarca doları bulacağının anlaşıldığını belirtti. Bu farkındalık, gerekli finansman ve kaynakları güvence altına almak için kâr amacı güden bir yapıya geçmenin şart olduğunun anlaşılmasına yol açtı.

Musk, OpenAI’ı Tesla bünyesine katmaya çalışmış

Musk ve OpenAI yöneticileri arasındaki beş e-posta yazışmasını içeren blog yazısında OpenAI, Musk ve OpenAI’nin diğer kurucu ortakları arasında anlaşmazlıkların bu noktada başladığı belirtiliyor ve şu ifadeler kullanılıyor:  “Misyonu ilerletmek için kâr amacı güden bir yapıyı tartışırken, Elon Tesla ile birleşmemizi istedi ya da tam kontrol istedi. Elon, Google/DeepMind’a uygun bir rakip olması gerektiğini ve bunu kendisinin yapacağını söyleyerek OpenAI’den ayrıldı. Kendi yolumuzu bulmamız konusunda bizi destekleyeceğini söyledi. Şubat 2018’in başlarında Elon bize OpenAI’nin ‘nakit ineği olarak Tesla’ya bağlanması’ gerektiğini öneren bir e-posta gönderdi ve ‘tam olarak doğru… Tesla, Google’ın eline su dökmeyi umabilecek tek yol’ yorumunu yaptı.”

OpenAI yaptığı açıklamada, misyonunun AGI’nin tüm insanlığa fayda sağlamasını sağlamak olduğunu, bunun da araçlarına yaygın erişimi teşvik ederken güvenli ve faydalı AGI geliştirmeyi içerdiğini belirtti. OpenAI’nin teknolojisinin Kenya ve Hindistan gibi yerlerde insanları güçlendirmek ve günlük yaşamlarını iyileştirmek için kullanıldığını yazdı.

OpenAI blog yazısında, “Derinden hayranlık duyduğumuz biriyle yani bize daha yükseği hedeflememiz için ilham veren, sonra başarısız olacağımızı söyleyen, bir rakip girişim başlatan ve sonra onsuz OpenAI’nin misyonuna doğru anlamlı bir ilerleme kaydetmeye başladığımızda bizi dava eden biriyle işler bu noktaya geldiği için üzgünüz” diyor.

Musk henüz bu blog yazısına bir yanıt vermedi ancak kılıçlar çekilmiş durumda. Önümüzdeki günlerde OpenAI – Elon Musk savaşında karşılıklı ithamlar ve iddialar görmeye devam edeceğimiz kesin gibi duruyor.

Elektrikli Renault 5’e yoğun talep: 50.000 sipariş alındı!

Cenevre Otomobil Fuarı’ndaki tanıtımının üzerinden sadece birkaç gün geçmesine rağmen, yeni %100 elektrikli Renault 5 modeli için 50.000 kişilik bir bekleme listesi oluştu. Fransız otomobil üreticisi Renault, kısa bir süre önce Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıttığı yeni 5 E-Tech elektrikli hatchback modelinin şimdiden 50.000 siparişe ulaştığını açıkladı. Bu etkileyici rakam, aracın büyük ilgi gördüğünü ve talebin yüksek olduğunu gösteriyor.

Elektrikli Renault 5

Mayıs ayında Avrupa’da resmi olarak satışa çıkacak yeni kompakt elektrikli otomobilin fiyatı 25.000 euro’dan başlıyor. Renault CEO’su Fabrice Cambolive, Automotive News Europe‘a verdiği röportajda konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “50.000 kişilik bir bekleme listemiz var. Mayıs ayında siparişleri açacağız ve Eylül ya da Ekim ayında otomobilleri teslim etmeye başlayacağız.

Cambolive ayrıca 2023 yılında Renault’nun satışlarının %50’sinin perakende, %50’sinin filo olduğunu belirtti. Dolayısıyla, Renault 5 satışlarının da %40’ının filo olmasını beklediğini sözlerine ekledi.

Elektrikli Renault 5

Üç farklı motor konfigürasyonu ve özellikler

Renault 5 E-Tech‘in 70 kW, 90 kW ve 110 kW olmak üzere üç farklı elektrik motoru konfigürasyonuyla satışa sunulacağını hatırlatalım. Aracın 52 kWh’lik en yüksek kapasiteli batarya paketi 400 km’ye kadar menzil sağlayacak. Fransız marka, ayrıca iddialı bir hedefle yola çıkıyor: Zoe sahiplerini Renault 5’e çekmek. Ancak Cambolive, yeni otomobili geçen yıl Avrupa’da en çok satan ikinci otomobil olan Clio ile doğrudan bir rekabet içinde görmediğini söyledi.

Almanya’daki Tesla fabrikası bir süre kapalı kalacak!

Yangın, Tesla fabrikasına sıçramamasına rağmen çalışanlar tahliye edildi; yani kimse zarar görmedi. Ancak nihayetinde bölgedeki binlerce sakin, kısa süreliğine elektriğe erişimini kaybetti.

Kendisine “Volkan Grubu” adını veren sözde aktivist bir örgüt, Salı günü internette yayınlanan bir mektupta yangının sorumluluğunu üstlendi. Reuters‘e göre yetkililer olaya karıştıklarını doğrulamadı. Aynı grup, 2021 yılında da tesisin yakınında benzer bir yangının yaşanmasını üstlendi.

Grup, Tesla’yı sabotaj ettiğini çünkü şirketin “toprakları, kaynakları, insanları, emeği tüketip haftada 6.000 SUV, öldürücü makineler ve canavar kamyonları ürettiğini ve ortaya çıkardığını” belirtti. “8 Mart için hediye olarak Tesla’yı kapatmak.” Çünkü Gigafabrika’nın tamamen yok edilmesi ve Elon Musk gibi “teknofaşistlerin” ortadan kaldırılması, ataerkilden kurtuluş yolunda bir adım olarak kabul ediliyor.

CEO Elon Musk, sosyal medya platformu X’teki bir gönderide (Almanca) kundakçıların “son derece aptal” olduğunu yazdı.

Tesla’nın Avrupa’daki tek fabrikası olan fabrikanın ilk birkaç yılı çekişmeli geçti. 2021’de açılmadan önce, yerel halkın Tesla ile çevresel kaygılar konusunda pazarlık yapması nedeniyle inşaat gecikti. 

Geçen ay Tesla’nın fabrikayı genişletme planı da halk tarafından reddedildi. Ancak şu anda haftada yaklaşık 6.000 elektrikli araç ürettiği için bu, şirkein kıtadaki operasyonları açısından hayati önem taşıyor.

Üretimdeki düşüş hem müşteri tarafını hem de sebep olacağı olumsuz ortamın borsadaki hisseleri nasıl etkileyeceği yönüyle yatırımcıları ilgilendiriyor. Yakında sonuçları daha net öngörmek mümkün olacak.