Yenilenen marka kimliğiyle globalleşme hedefine hız katan United Payment, Gürcistan’da ödeme hizmetleri lisansı sürecini tamamladı.
United Payment, Gürcistan’ın ilk Türk FinTek şirketi olarak, ilk aşamada para transferi ve akıllı kasa ihracatına odaklanacak.
Türkiye’de FinTek sektörüne yön veren pek çok öncü işe imza atan United Payment, yenilenen marka kimliği ile birlikte global operasyonlarını hızlandırdı. Geçtiğimiz ağustos ayında Gürcistan ofisini açan United Payment’ın National Bank of Georgia tarafından ödeme hizmeti sağlayıcı lisansı, Mart 2023 itibariyle onaylandı. Gürcistan’ın ilk FaaS şirketi olan United Payment, para transferi altyapısı ve akıllı kasa ihracatına odaklanacak. Bölgenin lider FinTek’i olma vizyonu kapsamında Türkiye’ye ek olarak, Romanya, Azerbaycan ve İngiltere’de faaliyetlerini sürdüren United Payment, diğer hizmetlerini de yakın zamanda Gürcistan’daki müşterilerine sunacak.
Gürcistan’a yeni bir soluk getireceğiz
United Payment CEO’su İlker Sözdinler, “Gürcistan, FinTek açısından büyük potansiyeli olan bir ülke olmakla birlikte, Türkiye için de oldukça önemli ticari bir iş ortağı. United Payment olarak biz de FinTek alanında deneyimli ekibimiz ve güçlü ortaklık yapımız sayesinde, bugüne kadar sunduğumuz yeniliklerle sektörde fark yarattık. Geliştirdiğimiz her inovasyonumuzu ‘Neden olmasın?’ duruşumuzla hayata geçirdik. Geçtiğimiz 2 yıllık süreçte ise yönümüzü yurt dışına çevirdik. Böylece FinTek gücümüzü bölgesel liderlik hedefiyle daha da üst mertebelere ulaştırmayı amaçlıyoruz. Hedef pazarlarımızdan olan Gürcistan’da gerekli prosedürleri tamamlayarak, ülkedeki lisans onayımızı çok kısa sürede almış olmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz. Türkiye’de, para transferi ve akıllı kasa ürünlerimizle getirdiğimiz yeni soluğu, Gürcistan’da da devam ettirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
United Payment Gürcistan Ülke Müdürü Nino Chedia ise, “Gürcistan, genç nüfus ve internet penetrasyonu olarak ödeme sistemleri alanında büyük bir potansiyel barındırıyor. Gürcistan’ın nakitsiz ekonomisinin gelişmesine büyük katkılar sunmayı hedefleyen United Payment, FinTek alanındaki yenilikçi ürün ve çözümleriyle ülkenin liderliğine hazırlanıyor.Ödeme hizmeti sağlayıcı lisansını alarak, kullanıcılarımıza katma değerli hizmetlerimizi sunmaya başlıyoruz” dedi.
Yurt dışına hızlı ve kolay para transfer imkanı
Dünyanın önde gelen para transferi şirketleriyle yürüttüğü iş birlikleri sayesinde para transferi kullanıcılarına güvenilir, hızlı, masrafları şeffaf bir şekilde görüntüleme imkanı sunan United Payment, uluslararası para transferinde fark yaratıyor.
Kurumlara sahada efektif nakit yönetimi sunuyor
Kurumların nakit akışının daha efektif yönetilmesi adına geliştirilen United Payment’ın patentli ürünü akıllı kasa ise, sahada nakdin yoğun olduğu sektörlerde nakit yönetimini dijitalleştirme ve nakit optimizasyonu sağlıyor. Firmaların ilgili lokasyonlarındaki nakitler, akıllı kasaların içine konulduğu anda, gün ve saat fark etmeksizin, firmanın banka hesabına yansıtılıyor. Böylece firma nakde 7/24 erişiyor ve nakdi anında kullanabiliyor.
Tek şarjla şehir içinde 642 kilometre menzil sunabilen eSUV SKYWELL ET5, Türkiye’de!
Teknolojik donanımlarla ürettiği elektrikli araçlarını Kasım 2021’den bu yana Ulu Motor distribütörlüğünde Türkiye pazarına sunan Skywell, kesintisiz uzun menzil yol almak isteyenlerin tercih ettiği SKYWELL ET5 LR modelini kullanıcılarıyla buluşturuyor. Yüksek Ar-Ge ve üretim kapasitesi sayesinde tüm talebi karşılayabilecek sayıda üretilen ve tek şarjla şehir içinde 642 kilometre menzil sunabilen eSUV model ET5’e sahip olmak isteyenler, sıra beklemeden sipariş verebiliyor.
Karbon ayak izi salımını azaltan elektrikli araçlara olan ilgi her geçen gün artarken, ürettiği yüzde 100 elektrikli araçlarla 2021 yılından bu yana Türkiye’de tüketiciyle buluşan Skywell, eSUV model olarak tasarladığı yenilenen ET5’i satışa çıkardı. Tam dolu bir batarya ile 642 kilometre yol yapabilen SKYWELL ET5, güçlü görünümü, yüksek teknolojik özellikleri, akıllı bağlantıları ve otomatik sürüş destek sistemleriyle Türkiye’deki elektrikli araç seçenekleri arasında öne çıkan modellerin başında geliyor. Hızlı şarj olma özelliğiyle yarım saatte 320 kilometre yol yapacak kadar depolama yapabilen uzun menzilli araca sahip olmak isteyenler, sıra beklemeden ET5 modelini satın alabiliyorlar.
SKYWELL ET5, uzun menzil tercih edenler için kusursuz bir seçenek
Skywell’in özellikle son 10 yılda elde ettiği yeni nesil araçlar alanındaki tecrübesiyle tasarladığı ET5’in talebi karşılayabilecek sayıda üretildiğini söyleyen Skywell Türkiye CEO’su Mahmut Ulubaş, “86 kwh yüksek kapasiteli bataryası sayesinde, şehir içinde 642 km’ye kadar menzil sunabilen ET5, 0’dan 100 km/s hıza ulaşması 7.9 saniye sürüyor. Son teknolojik donanımlarla tasarlanan 150 kW gücündeki elektrikli eSUV modelimiz, hızlı şarj olma özelliğiyle yüzde 20’den yüzde 70 seviyesine dolumu ise yaklaşık 30 dakika sürüyor. Tüm bu özellikleriyle piyasadaki modellerden sıyrılan yeni tasarımımız, özellikle uzun menzilli ve konforlu bir sürüş tercih edenler için kusursuz bir seçenek oluşturuyor” dedi.
Geleceğin teknolojilerine sahip bir mobilite ekosistemi kurduk
Skywell ile yalnızca bir otomobil üretmenin çok ötesine geçtiklerini söyleyen Mahmut Ulubaş, “Mobilite çözümlerimiz, distribütörlük ve teknoloji ortaklığımız konusunda olduğu kadar, satış sonrasında verdiğimiz kusursuz, inovatif yeniliklerimizle Türkiye pazarına farklı bir hizmet anlayışı getirdik. Bu sayede geleceğin teknolojilerine sahip bir elektrikli araç satmanın çok ötesine geçerek, bir mobilite ekosistemi kurduk. Türkiye’de satış ve deneyim hizmeti veren Skyhouse’larımızın içerisine Skycafeler açtık. Burada müşterilerimize araçlarını şarj ettikleri sırada kahvelerini içerek bekleme ve dinlenme imkânı sağlıyoruz. Üstelik Skyhouse’larda diğer marka otomobiller de şarj edilebiliyor. Hedefimiz 2023’te Türkiye çapında 20 Skyhouse noktasına ulaşmak. Böylece Türkiye’nin her bölgesinde en az bir noktayla hizmet verir hale gelmiş olacağız” diye konuştu.
Çinli Skywell Türkiye’den dünyayı yönetiyor
Skywell Türkiye olarak yakaladıkları başarının 15 ülkenin distribütörlük ve yönetimini Ulu Motor’a getirdiğini vurgulayan Mahmut Ulubaş, “Gürcistan’dan başlayarak aralarında Bulgaristan, Hırvatistan, Slovenya, Slovakya, Bosna Hersek, Makedonya, Arnavutluk, Çekya ve Macaristan’ın da olduğu toplam 15 ülkenin yönetimi ve distribütörlüğü bize verildi. Markanın bu bölgedeki doğrudan temsilcisi olarak hem Skywell modellerinin satış ve deneyim kanallarının planlanması, hem bayiliklerin atanması ve yönetilmesinin yanında markanın vitrini olan Skywell Europe’un web sitesinin ve sosyal medyasının da yönetimini artık biz yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Farklı motivasyonlara sahip hacktivist grupların siber saldırıları yine dünyanın farklı bölgelerindeki kamu ve özel sektör kuruluşlarını hedef alıyor.
Siber güvenlik dünyası son dönemde oldukça hareketli günler geçiriyor. Farklı motivasyonlara sahip hacktivist grupların saldırıları yine dünyanın farklı bölgelerindeki kamu ve özel sektör kuruluşlarını hedef alıyor. Brandefense CEO’su Hakan Uzun siber güvenlik alanındaki gelişmeleri değerlendirirken hacktivist bir grubun fidye yazılımı tehdidiyle öne çıkmasının sektör için taşıdığı önemi vurguladı.
İçerisinde bulunduğumuz teknoloji çağında siber saldırılar her geçen gün artış göstermeye devam ediyor. Özellikle hacktivist grupların güç kazanmasıyla birlikte bu alandaki tehdit büyürken, 2023’ün ilk çeyreği içerisinde de bu tehditler birer siber saldırıya dönüştü. Hacktivist grupların çeşitli saldırılar özelinde birbirlerini desteklemesi veya bir mücadele içerisine girmesi gündemi oldukça ısıtırken, akıllara da “Küresel bir siber savaş mı başlıyor?” sorusu geldi.
Son günlerde siber güvenlik gündemi oldukça yoğun geçiyor
Hack gruplarının farklı ülkelerdeki kamu ve özel kuruluşları hedef alması küresel anlamda bir hareketliliğe neden olmuş durumda. Geçmişte sıkça işittiğimiz savaşların artık cephede değil siber alanda gerçekleşeceği söylemine bugün tanıklık ediyoruz. Çünkü dünya haritasına baktığınızda Rusya’dan Sudan’a, Malezya’dan İsrail’e kadar birçok saldırı yaşanıyor.
Bu saldırılardan bir tanesi geçtiğimiz günlerde AnonGhost Official isimli hacktivizm grubu tarafından İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDS) karşı gerçekleştirildi. Grup saldırıya ilişkin kanıt olarak ise İsrail’de bulunan bazı sunucuların uzaktan erişim bilgilerine sahip olduğunu iddia ederek bir IP adresi listesi paylaştı. Bununla da yetinmeyen AnonGhost, İsrail bankalarına ait binlerce müşteri hesabı erişimi olduğunu da iddia etti ve kanıt olarak “Bank Hapoalim” isimli bankanın internet bankacılığı şubesinden alınan ekran görüntüsünü paylaştı. Ancak bu kanıtın sektörel istihbarat açısından oldukça yetersiz olduğunu söylemek mümkün.
Hacktivist gruplar fidye yazılımı tehdidine mi yöneliyor?
Filistin yanlısı AnonGhost Official’ın İsrail’deki kurumlara gerçekleştirdiği saldırılar dışında Anonymous Sudan isimli hacktivizm grubunun, Fransa ve Belarus’ta bulunan bazı havalimanları ve hastanelere yönelik DDoS saldırısına başladığını duyurması da sektörel olarak yankı uyandıran gelişmelerin başında geliyor. Anonymous Sudan’ın saldırısına, Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte ortaya çıkan KillNet grubundan da destek geldi. Anonymous Sudan grubu ile KillNet’in saldırıları bunlarla da sınırlı kalmadı. Anonymous Sudan’ın Avustralya eğitim sektörünü hedef alan saldırılarına yine KillNet’ten destek geldi.
Öte yandan Anonymous Sudan şu ana dek büyük bir saldırı ilanı yayınlamadı. Çoğunlukla kıyıda köşede ve açıkta kalmış sunuculara zafiyetleri dolayısıyla erişip çeşitli tehditler yaratıyorlar. Hacktivist bir grubun fidye yazılımı tehdidiyle öne çıkmasını siber güvenlik dünyası için görece “yeni” bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.
Anonymous Sudan’ın saldırılarına verdiği destekle dikkat çeken KillNet, geçtiğimiz günlerde şirketleşmeye gittiğini ve yatırımcı aradığını duyurdu. “BLACKSKILLS” adı verilen bu oluşumun 24 farklı bölgede biriminin olduğu ve şirkete katılmak isteyen 3 binden fazla tehdit aktöründen başvuru alındığı iddia ediliyor. Girişimini “Özel askeri hacker şirketi” olarak adlandıran KillNet, başvuruları bir Telegram botu aracılığıyla toplarken, başvurusu kabul edilen adayların anonimliğinin sağlanmasının ardından şirkete katılacağı belirtiliyor.”
CloudOffix, “No-Code ve Low-Code” yaklaşımıyla hayata geçirilen App Builder modülü kodlama bilmeyen kişilerin bile kendi uygulamalarını oluşturmasını sağlıyor
MechSoft’un ana merkezi Amerika’da, Ar-Ge birimleri ise Türkiye’de bulunan ve yatırımcısı olduğu CloudOffix, sektörde çığır açıcı bir özelliğe imza atıyor. CloudOffix App Builder modülü, kodlama bilmeyen kişilere bile özelleştirilmiş uygulamalarla hayallerini gerçekleştirme fırsatı sunuyor.
Sektördeki 15. yılını kutlayan MechSoft, yatırımcısı olduğu “Bütüncül Deneyim Platformu” Cloudoffix ile ulusal ve uluslararası firmaların dijital dönüşüm süreçlerine rehberlik ediyor. Dijital dönüşüm ve müşteri deneyimi çözümleriyle CloudOffix, müşteriyi merkezine alan, tüm modüllerin iç ve dış müşteri deneyimi çerçevesinde birbirleriyle entegre çalıştığı için uçtan uca çözümler üretebilen bir sistem sunuyor. CloudOffix, “No-Code ve Low-Code” yaklaşımıyla hayata geçirilen App Builder modülü sayesinde, kodlama bilmeyen kişilerin bile kendi uygulamalarını oluşturmasını sağlıyor. Bu modülle tüm kullanıcılar “Sürükle-Bırak” yöntemiyle özelleştirilmiş çözümleri hayata geçirebiliyorlar. Tüm kurulum aşamalarının son derece kullanıcı dostu tasarlandığı ve kod gereken yerlerde devreye giren “Kod Editörü” ile tasarım süreçleri rahatlıkla tamamlanabiliyor.
CloudOffix CEO’su Gökhan Erdoğdu; “CloudOffix App Builder, Müşteri Deneyimi (CX) ile Dijital Dönüşümü (DX) buluşturan bir modül. Sunduğumuz bu çözümle; hayal edilen tasarımlar için kod engeli tamamen ortadan kalkıyor.” diye belirtti. Erdoğdu; “Sürükle-bırak gibi kolay bir teknikle ve modülün içerisinde hazır bulunan modellerden ve komponentlerden yararlanarak dakikalar içerisinde “kişiye özel” bir uygulama yaratılabilir hatta tüm iş süreçleri uçtan uca tasarlanabilir.” diye ekledi.
CloudOffix Hakkında
CloudOffix, Bütüncül Müşteri Deneyimi sunan bir dijital platformdur. Müşteri yolculuğunu odak noktasına alarak tüm ekibinizin aynı müşteri yolculuğu çerçevesinde kesintisiz bir şekilde çalışmasını sağlar. Böylelikle müşterileriniz iletişim kanalı fark etmeksizin firmanızla, markanızla etkileşim kurabilir. CloudOffix bu sayede hem müşterilerinize daha iyi bir deneyim yaşatır, hem de size sağlamış olduğu verilerle daha iyi bir müşteri deneyimi geliştirmenize ve büyümenize olanak verir.
CloudOffix, tüm ekibinizin tüm iş süreçlerini yönetebileceği bir platformdur. Kolay kullanılabilir ve hızlı öğrenilebilir bir platform olması sebebiyle dijital dönüşüm sürecindeki firmalara zaman kazandırarak rekabet gücü vermektedir. Öte yandan, dijital dönüşüm sürecini tamamlamış ancak iyileştirmek isteyen firmaların da tercih ettiği bir platformdur. Firmaların süreç gerekliliklerine uygun özelleştirilebilme ve entegrasyon özellikleri sayesinde; firmalar tüm sistemlerini CloudOffix üzerinden kullanmaya hızlıca başlayabilirler. CRM, E-posta Pazarlama, Proje Yönetimi, İnsan Kaynakları, Pazarlama Otomasyonu, Satış Yönetimi, Yardım Masası, İzin Yönetimi ve diğer farklı uygulamaların ayrı ayrı kullanılmasının önüne geçen ve hepsini bir platformda kendi çözümleri ile sunan CloudOffix, müşterilerini zaman ve büyüme kaybının önüne geçiriyor.
Netflix ve Disney’in Apple tarafından satın alınacağı uzun süredir iddia ediliyordu. Peki stratejik olarak Apple teknoloji şirketi alabilir mi?
Apple’ın Disney, Netflix ve hatta Peloton gibi önemli bir satın alma yapmayı planladığına dair söylentiler artıyor. Apple’ın yaptığı son büyük satın alma yaklaşık 10 yıl önce 3 milyar dolara Beats’i bünyesine katması olmuştu.
Her şeyden önce Apple, antitröst iddialarına yol açacak büyük satın almalar yapmak istemiyor. Şirketin Spotify, Sonos veya Peloton satın aldığını düşünün. Amazon ve Microsoft’ta olduğu gibi muhtemelen Cupertino firmasını düzenleyiciler tarafından incelemeye alacaktır. Örneğin Microsoft, 69 milyar dolar değerindeki Activision Blizzard anlaşmasını kapatmaya çalışıyor. Düzenleyiciler ve hükümetler bunun video oyun alanındaki rekabet için büyük bir sorun olabileceğini düşünüyor. Apple teknoloji şirketi satın alımlarına devam edecek olsa da düzenleyiciler nedeniyle büyük ölçekli bir satın almaya gitmeyecektir.
Bu şirketler, büyük anlaşmaların daha iyi bir yaklaşım olduğuna inanırken, Apple, yeni pazarlara yönelik yerel hamlesini artırmak için küçük girişimleri satın almaya çalışıyor.
Apple, App Store ile ilgili olarak zaten inceleme altında olduğundan, şirketin düzenleyicilerle daha fazla sorun yaratabilecek büyük bir birleşmeyi riske atması pek olası değil. Bununla birlikte fırsat oluşursa, Apple’ın bunu kabul etmeyeceğini söyleyemeyiz. Ancak son birkaç yıl, şirketin büyük oyuncularla uğraşmaktansa küçük satın almalar yapmayı tercih ettiğini gösteriyor.
Edward Jones analisti Logan Purk: “Apple, büyük bir anlaşma yapmaya çalışırsa, bu beni endişelendirirdi. Normal hareket tarzının o kadar dışında olurdu ki, nedenini sormanız gerekirdi” diyor.
Google ev güvenlik çözümlerine tek bir çatı altında devam etmek istiyor. Dropcam ve Nest Secure çözümleri, Home’da çalışıyor olacak. Google, Dropcam ve Nest Secure ev güvenlik sistemi desteğini 8 Nisan 2024’te sonlandıracak.
Mevcut Dropcam kameralar 8 Nisan 2024’e kadar çalışmaya devam edecek ve bu tarihten sonra Nest uygulamasından erişilemeyecek. Bu kesintiyi yumuşatmak için Google, Nest Aware’e abone olan Dropcam sahiplerine ücretsiz bir iç mekan kablolu Nest Cam sunuyor. Abone olmayanlar yüzde 50 indirim kuponu alacak. Promosyon 7 Mayıs 2024’e kadar geçerli olacak ve böylece Dropcam çalışmayı bırakana kadar kullanılabilecek.
Dropcam ve Nest Secure için yolun sonu
Dropcam 2012’de ve Dropcam Pro 2013’te çıktı . Ardından Google Nest’i ve Nest, Dropcam’i satın aldı. 2015 yılında Google, Alphabet’i kurduğunda Nest’i devre dışı bıraktı ve bir süre hem Google hem de Nest akıllı ev ürünleri üretiyordu. Ardından Google, 2018’de Nest’i yeniden özümsedi ve Nest ürünlerini Google Home uygulamasına entegre etmeye çalışan ve entegre edilemeyenleri öldüren bir sürü dağınık iş hacmi oluştu.
Google daha önce Nest ürünlerini en az beş yıl boyunca destekleme taahhüdünde bulundu ve bu standardı karşıladı. On yıldan fazla bir süredir bir Dropcam kullanan kişileri düşündüğümüzde aslında yapılan ödemenin karşılığnın alındığını söyleyebiliriz. Nest ve Google Home ekosistemlerinin nihayet birleşmesi önemli bir çözüm sağladı. Google bu tip üçüncü taraf uygulamalar ve hizmetler yerine Google Home ile daha entegre bir çözüm sağlayacak gibi görünüyor.
Robotik çiftçilik alanında John Deere yeni nesil çalışmalarına devam ediyor. Şirket, tarımda verimliliği artırmak ve birim maliyetleri düşürmek istiyor.
Şirket, iki yıl önce tamamen sürücüsüz bir traktörü tanıtarak Las Vegas’taki CES’te bir sıçrama yapmıştı. Bunu, bu yılın başlarındaki bir sonraki CES’te, bir traktörün çektiği uzun bir bom üzerinde yüksek teknolojili gübre ve kimyasal serpme makinesini göstererek takip etti. Şimdi ise John Deere, teknolojinin çiftliklerde işe yarayacağını gösteriyor.
Austin’de düzenlenen üç günlük özel bir etkinlik olan John Deere Tech Summit’te üst düzey yöneticiler, çiftçilerin daha yetkin ve üretken olmasına yardımcı olmak için teknolojiyi geliştirmeye ve uygulamaya koymaya yönelik vizyon, strateji ve taktikleri detaylandırdı. John Deere robotik çiftçilik ile ister mekan, isten ev tasarrufu etmenizi öneriyor.
Tarımda ileri teknolojinin önemi
John Deere baş teknoloji sorumlusu Jahmy Hindman: “Bunların hepsi gerçek şeyler. Bu bir bilim fuarı deneyi değil ve bugün müşterilerin günlerinde bir fark yaratıyor” dedi.
John Deere kısa bir süre önce Teksas, Coupland’da Austin’den bir saatlik sürüş mesafesinde 180 dönümlük bir çiftlik satın aldı ve burayı teknolojik olarak gelişmiş tarım makineleri için bir test çiftliğine dönüştürdü. Ayrıca Austin’de bir ofis açtı.
Hindman: “Bugün gezegende 1 milyar insan var. 2050’de bu sayının 10 milyar olduğu bir dünyaya gidiyoruz. Bu, gıda tüketiminde bir artışa neden olacak. Gerçek şu ki, bu yiyeceği üretmek için daha az kullanılabilir arazi olacak, bu yüzden daha azıyla daha fazlasını yapmak zorundayız” dedi.
Son yıllarda Deere, makinelerine dahil etmek için çeşitli teknolojilerden yararlanmaya odaklanıyor. Örneğin, birkaç yıl önce Deere, ekinlerin bitki mi yoksa yabani ot mu olduğunu belirlemek için bilgisayar görüşü ve makine öğrenimini kullanan bir Kaliforniya şirketi olan Blue River’ı satın aldı. Teknoloji artık Deere makinelerine dahil edilmişti. Deere: “2030 yılına kadar misyonumuz, çiftçi isterse, 10 trilyon mısır ve soya fasulyesi tohumunun otonom olarak ekilebilmesini, bakılabilmesini ve hasat edilebilmesini sağlamak” diyor.
Turkcell, istihdamdan üretime, sanattan gastronomiye, psikolojiden eğitime kadar pek çok alanda proje seferberliği başlatıyor
Türkiye’nin Turkcell’i ülkemizde yıkımlara neden olan depremlerin ardından yaraları sarmak için ‘Gönül Bağı Projeleri’ ile harekete geçiyor. İstihdamdan üretime, sanattan gastronomiye, psikolojiden eğitime kadar pek çok alanda proje seferberliği başlatan Turkcell, “Bura bizim memleket” diyerek bölgeyi iyileştirmek için yola çıkıyor.
Turkcell, ekosistemindeki markalarla depremden zarar gören şehirlerde ilk adımı istihdamla atıyor. Hatay’da Çağrı ve Mesleki Eğitim Merkezi kuruyor. Geçen ay afet bölgesi için bin 100 kişilik istihdam seferberliği başlattığını açıklayan Turkcell, Hatay’daki Çağrı ve Mesleki Eğitim Merkezi’nde ilk etapta 50 kişiyi işe alacak. Ayrıca Turkcell Akademi de 5 bin depremzedeyi teknik ve kişisel gelişim programları ile destekleyip meslek edindirerek ülkeye nitelikli iş gücü kazandıracak.
Büyük yıkımlara neden olan depremlerin yaralarını sarmak için ilk günden itibaren sahada çalışan Turkcell, ekosistemindeki pek çok markasıyla afet bölgesinde topluma dokunan kalkınma ve iyilik projelerini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Yüzyılın felaketinin ardından deprem bölgesini iyileştirmeye odaklanan Turkcell, ilk aşamadaki 3.5 milyar TL’lik yardım desteği ve geçen ay başlattığını, #TurkcellİstihdamSeferberliği’nden sonra, şimdi de toplumun her kesimine fayda sağlayacak pek çok projeyi hayata geçirecek. “Bura bizim memleket” diyerek yola çıkan Turkcell, depremden zarar gören şehirlerin tamamındaki depremzedelere, farklı projelerle el uzatarak yaraları yerinde saracak.
Murat Erkan / Turkcell Genel Müdürü
Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan,“Ülke olarak çok zor bir dönemden geçtik. Afetin ilk anından itibaren önceliğimiz, hayati önemdeki şebekeyi ve iletişimi eski haline getirmek oldu. Bu büyüklükteki bir felaketten sonra canımızı dişimize taktık. Yasımızı ve kayıplarımızın acısını daha fazla sorumluluk alarak dindirmeye çalıştık. Şimdi başka bir evredeyiz; dayanışma ve yaraları sarma vakti. Aklımız afet bölgesinin canlanmasında, kalbimiz depremde zarar gören şehirlerimizde. Yapılacak çok şey var. Biz Türkiye’nin Turkcell’iyiz. Bugüne kadar her alanda projeleriyle tarihe iz bırakan bir şirket olarak, marka mirasımızın aydınlattığı yolda durmadan yürüyoruz ve yeni ‘Gönül Bağları’ kurmak için seferberlik ruhuyla harekete geçiyoruz. İyileşmek için önce umutları yeşerteceğiz, el ele verip gönülleri bir edeceğiz. Çünkü ‘Bura Bizim Memleket’. Dün olduğu gibi bugün de elimiz taşın altında. Gücümüzü memleket sevdamızdan alarak yaraları yerinde saracağız. ‘Gönül Bağı’ bir dayanışma, birlikte çalışarak başarma projesi… Bu bir memleket projesi. Çünkü bize başka memleket yok.”
Gönül Bağı Projeleri’nde Öncelik istihdamda
Turkcell bölgede hayatı canlandırmak için işe istihdam yaratacak projelerle başlıyor. Afet bölgesinde yeniden yapılanmanın ekonomik kalkınmayla mümkün olacağı fikrinden hareketle depremzedelerin iş hayatına dönüşü için arka arkaya adımlar atılıyor. Turkcell geçen ay başlattığı #TurkcellİstihdamSeferberliği ile depremden etkilenen illerde yaşayan, depremden sonra farklı illere yerleşen veya birinci derece yakınları afetzede olan bin 100 kişiye iş imkânı sağlayacağını duyurmuştu. Şimdi de Hatay’a ‘Çağrı ve Mesleki Eğitim Merkezi’ kuruyor. İlk aşamada 50 kişinin işe alınacağı bu merkezde depremzedelerin istihdamı, eğitim alması ve meslek edinmesi sağlanacak. Mesleki eğitimlerle uzaktan ve evden çalışmaya uygun iş modelleri geliştirilerek çalışan sayısının artırılması hedefleniyor. Öte yandan Turkcell Akademi de 5 bin depremzedeyi teknik ve kişisel gelişim programlarıyla destekleyecek. Depremzedelere verilecek yazılım, yazılım test uzmanlığı, robotik kodlama, bulut teknolojiler, satış, pazarlama eğitimleriyle ülkeye nitelikli iş gücü kazandırılacak. Mesleki eğitimleri tamamlayanlar Turkcell, Paycell, Atmosware, Turkcell Global Bilgi ve Turkcell Bayii Satış kanallarında iş bulma imkanına sahip olacak.
Esnaf ve KOBİ’ler Paycell, Pasaj, İşTurkcell’le desteklenecek
Deprem bölgesinin lokomotif gücü olan yerel ve küçük işletmelerin üretime devam etmesi ve pazarda yer alması sağlanacak. Turkcell’in dijital iş servislerinden olan İşTurkcell, dijital ödeme ve finansal hizmetler platformları Financell ve Paycell ile bölgedeki KOBİ’ler, esnaf ve yeni açılacak işletmeler de farklı projelerle desteklenecek. Elektronik pazar yeri Pasaj’da her il adına kurulacak dijital çarşılar bölgeden dünyaya köprü kuracak.
Çocuklar ve kadınlar öncelikli
Depremden en çok etkilenen kadınlara ve çocuklara yönelik projeler de devreye alınacak. Paycell El Sanatları Vitrinleri projesinde; el sanatları ile geçimini sağlayan kadınlar faydalanacak. Turkcell Bizce ile bölgedeki kadın girişimcilerin kalkınması desteklenecek. Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle sürdürülen sosyal sorumluluk projesi ‘Eğitime Dönüştür’ gibi çocukların eğitimine katkı sağlayacak projelere ağırlık verilecek. Ayrıca Hatay öncelikli olmak üzere deprem bölgelerindeki çocukların moral motivasyonu için düzenlenen etkinlikler 23 Nisan’a kadar devam edecek. Benzer sosyalleşme ve rehabilitasyon çalışmaları bölgede yaygınlaştırılacak. Çadırkentlere ve yerel üreticiye yönelik hasat dönemi etkinlikleriyle Turkcell yıl boyu depremzedelerin yanında olacak.
Yapay zeka YouTube videolarını özetleyerek izleyicilerin aradıkları bilgiye daha hızlı ve kolay ulaşmasını sağlıyor.
Mevcut haliyle, yapay zeka güvenilir bir bilgi kaynağı değil. Ancak ChatGPT gibi yapay zeka botlarının halüsinasyon gördüğü ve yanlış bilgi sunduğu bilinse de gerçekten üstün olduğu bir görev var: özetleme.
Büyük dil modelleri (LLM) çok büyük miktarda veriyi sıkıştırmak ve en iyi kısımların ne olduğunu tahmin etmek için eğitiliyor. Şu anda YouTube videolarından e-postalara kadar her şeyi özetlemenize yardımcı olabilecek birçok araç var. Bu araç, uzun makaleleri veya ileri PDF belgelerini Wordtune Read gibi araçlarla kolayca özetleyebiliyor. Yapay zeka YouTube videolarını özetlemesiyle kullanıcılara zaman yönünden önemli bir tasarruf sağlıyor.
Glairty uzantısını yükleyip etkinleştirdikten sonra, videonun güvenilir bir transkript olduğu varsayılarak, tüm transkript kopyalanıp ChatGPT üzerinden çalıştırılarak otomatik olarak bir YouTube videosunun bir özeti oluşturulur. İşleme arka planda gerçekleşiyor, ancak kurulum gerektiriyor. Bunun için OpenAI web sitesinde oturum açmak ve giriş bilgilerini düzenli aralıklarla doğrulamak gerekmekte.
Glarity tüm videolar için çalışmıyor. ChatGPT’nin kendisinin 5.000 kelimelik bir sınırı vardır, dolayısıyla dört saatlik bir YouTube dökümünün özetini almanın hiçbir yolu yok. Ancak 5-15 dakika uzunluğundaki açıklayıcı videolar için en iyi sonucu veriyor. Varsayılan olarak, Glarity kısa özetler sağlıyor. Ancak uzantı ayarlarına giderek yanıtı özelleştirebilirsiniz. Komut istemini düzenleyerek size madde işaretleri, genel bir fikir veya ayrıntılı bir özet vermesini isteyebilirsiniz.
Uzun e-postaları özetleyin
Shortwave, web üzerinde Gmail’den bile daha iyi olan, Google Inbox’tan ilham alan bir uygulama. Hem mobil uygulamalarda hem de tarayıcılarda çalışan ChatGPT’yi kullanarak tek tıklamayla yapay zeka özetleri çıkartılabiliyor. Herhangi bir e-postanın kısa bir özetini oluşturmak için tarayıcınızda üst araç çubuğundaki Özet düğmesini tıklamanız yeterli. Bu özellik, beta dönemindeyken ücretsiz olarak kullanılabiliyor.
Samsung ChatGPT nedeniyle veri sızdırdığını belirtti. Üç çalışanın iş süreciyle ilgili ChatGPT’ye soru sorması, bu durumu gündeme getirdi.
The Economist Korea’ya göre, Samsung’un yarı iletken bölümü mühendislerin ChatGPT’yi kullanmasına izin vermeye başladıktan kısa bir süre sonra, çalışanlar en az üç kez gizli bilgileri bu bölüme sızdırdı. Bir çalışanın, chatbot’tan hassas veritabanı kaynak kodunu hatalara karşı kontrol etmesini istediği, başka bir kod optimizasyonu talep ettiği ve üçüncü bir çalışanın kayıtlı bir toplantıyı ChatGPT’ye aktarıp notlar oluşturmasını istediği bildirildi. Samsung ChatGPT kullanımı için henüz bir karar almadı.
Raporlar, güvenlik hatalarını öğrendikten sonra Samsung’un, çalışanların ChatGPT istemlerinin uzunluğunu bir kilobayt veya 1024 karakterlik metinle sınırlayarak gelecekteki açıkların kapsamını sınırlamaya çalıştığını gösteriyor. Şirketin ayrıca söz konusu üç çalışanı araştırdığı ve benzer aksilikleri önlemek için kendi chatbot’unu oluşturduğu söyleniyor.
ChatGPT’nin veri politikası, kullanıcılar açıkça devre dışı bırakmadıkça, modellerini eğitmek için istemlerini kullandığını belirtir. Chatbot’un sahibi OpenAI: “geçmişinizden belirli istemleri silemediği” için kullanıcıları sohbetlerde ChatGPT ile gizli bilgileri paylaşmamaya teşvik ediyor. ChatGPT’de kişisel olarak tanımlayıcı bilgilerden kurtulmanın tek yolu, dört haftaya kadar sürebilen bir işlem olan hesap silme işlemi diyebiliriz.
Samsung, belki de tüm çevrimiçi etkinliklerinizde yapmanız gerektiği gibi, sohbet robotlarını kullanırken neden dikkatli olmaya değer olduğunun bir başka örneğini ortaya koymuş oldu. Bazı şirketler çalışanlarının ChatGPT’yi kullanmasını yasaklıyor. Ancak bunun da keskin ve kalıcı bir çözüm olduğunu söylemek pek mümkün değil. Bunun yerine bilgi güvenliği farkındalığını artırmak daha kalıcı bir çözüm oluyor.
Türkiye’nin uydu teknolojilerinde yurt dışına bağımlılığını azaltacak İMECE Uydusu’nun uzay yolculuğunda geri sayım başladı. Dünyanın herhangi bir yerinden hiç bir kısıtlama olmaksızın yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsü çekebilme özelliğine sahip İMECE, 11 Nisan’da uzay taşımacılığı yapan Space X tarafından yörüngesine fırlatılacak. İşte ayrıntılar…
Türkiye’nin ilk yerli gözlem uydusu İMECE için geri sayım başladı!
Esenboğa Havalimanından fırlatmanın gerçekleştirileceği Vandenberg’e gönderilen uydu; nem, titreşim ve zararlı ışın gibi her türlü riske karşı koruyucu ve yerli olarak üretilen temiz oda özelliğine sahip kabin sayesinde güvenli bir yolculuk yaptı.
TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) tarafından yerli ve milli imkanlarla geliştirildi ve metrealtı çözünürlükte görüntü çekme kabiliyetine sahip. 2017 yılında başlayan İMECE projesi, 6 yılda gelecek nesil uydu platformlarına temel oluşturacak önemli kazanımlar elde etti.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) ve TÜBİTAK 1007 programı ile desteklenen, Milli Savunma Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı koordinasyonu ile yürütülen proje kapsamında geliştirilen İMECE Uydusu, yörüngedeki testleri tamamlandıktan sonra Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine dahil olacak.
Fırlatma töreni
TÜBİTAK Uzay tarafından geliştiren İMECE için 11 Nisan Salı günü Ankara’da bulunan TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsünde fırlatma töreni düzenlenecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın video mesajıyla katılacağı törende, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ise yer istasyonunda bulunacak. Geri sayım ile başlayacak fırlatmanın, Türkiye saati ile yaklaşık 09.50’de gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
Hopi ve Param ortaklığı ile, 15 milyonu aşkın Hopi kullanıcısı herhangi bir kredi kartına sahip olmadan da taksitli alışveriş yapabilecek.
Stratejik büyüme alanı olarak belirlediği finansal teknolojilerde (Fintek) kararlı adımlar atmayı sürdüren Hopi, Param ile önemli bir ortaklığı hayata geçirdi. Hopi ve Param ortaklığı sayesinde, Hopi’nin 15 milyonu aşkın kullanıcısı herhangi bir kredi kartına sahip olmadan da taksitli alışveriş yapabilecek.
Uygulama üzerinden sunulacak ‘Kredi Kartsız Taksit’ ürünü yapay zeka algoritmaları sayesinde her kullanıcıya kişisel limit atayacak.
Hopi fintek alanında önemli bir oyuncuya dönüşüyor!
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Boyner Grup CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, bundan 34 yıl önce Boyner’in Türkiye’ye ‘Çarşı Kart’ ve ‘Advantage Kart’ ile ‘Şimdi Al, Sonra Öde’ modelini getirdiğini hatırlatırken, “Devrim niteliği taşıyan uygulamaları sektöre kazandırmayı, yapılmayanı yapıp öncü olmayı her zaman kendimize ilke edindik. 2015 yılında hayata geçirdiğimiz Hopi de bu anlayışımızın bir sonucu oldu. Hopi ile perakendede bir icat yarattık. Ama geldiğimiz yerle hiçbir zaman yetinmedik. Teknolojiyi odağa alan yenilikçi bakış açısını Boyner Grup’un ve Hopi’nin en büyük gücü olarak gördük. Şimdi bu gücü, fintek ile bir araya getirerek, perakendede yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz.” dedi.
Boyner Grup CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner
Yapay zeka ile kişiye özel olarak atanan limitler
Hopi ve Param arasındaki stratejik ortaklığın gerek kapsamı gerekse ortaya çıkaracağı sinerjiyle yeni bir döneme ışık tuttuğunu ifade eden Cem Boyner: “Bu iş birliği sayesinde, yapay zeka ile kişiye özel olarak atanan limitler çerçevesinde, kredi kartsız taksitli alışveriş yaklaşımını Türkiye’de yaygınlaştırırken, bunu da Hopi’nin 15 milyon kullanıcısından başlayarak gerçekleştireceğiz. Bu yeni ürünümüzü, 2 ay içerisinde Hopi üyesi perakendecilerde, müşterilerimizin hizmetine sunacağız.” dedi.
100 milyon dolar yatırım
‘İş birliğimizi aynı zamanda bir ortaklıkla da sağlamlaştırmayı tercih ettik’ diyen Cem Boyner sözlerine şöyle devam etti: “Fintek alanındaki kararlığımızın ve büyüme vizyonumuzun bir göstergesi olarak, Türkiye’nin ilk elektronik para kuruluşu Param ile küçükten başlayıp çok kısa zamanda büyüyeceğini beklediğimiz bir ortaklığa adım attık. Anlaşmamız kapsamında Param, 100 milyon dolar değerleme üzerinden Hopi’ye yatırım yaptı.”
İş birliklerinin devam edeceğini de belirten Cem Boyner konuşmasını şu sözleri ile noktaladı: “Fintek alanındaki atılımlarımız farklı ürünlerle devam edecek. Yatırım ürünleri alanında, parçalı hisse ve değerli maden alımları ile kullanıcılarımızı tanıştıracağımız ikinci büyük adımımızı da önümüzdeki aylarda müjdelemeyi planlıyoruz.”
Hopi kullanıcılarına finansal hizmet
Param’ın Kurucu ve CEO’su Emin Can Yılmaz, yeni ortalığı Techinside takipçileri için değerlendirdi.
Param’ın Kurucu ve CEO’su Emin Can Yılmaz
Türkiye’nin ilk elektronik para kuruluşu olan ve bu alanda pek çok ilke imza atan Param’ın Kurucu ve CEO’su Emin Can Yılmaz ise Cem Boyner’in ‘Alışverişin Yeni İcadı’ olarak tanımladığı Hopi’nin uzun zamandan bu yana radarlarında olduğunu söyledi. Hopi kullanıcılarına finansal hizmet sunabilmenin kendileri için önemli bir hedef olduğunun altını çizen Yılmaz, “Bizler için önemli bu kararı, 15 milyondan fazla kullanıcıya ulaşma ve onlara Param’ın fintek çözümlerini sunma motivasyonuyla aldık.” diye konuştu.
Emin Can Yılmaz, “Param sektörün öncüsü; zorlu yollardan geçerek ilkleri gerçekleştiren, rakiplerine de yol açan Türkiye’nin ilk elektronik para kuruluşu. Hopi ise Türkiye’nin ilk online sadakat platformu olarak kuruldu. Zaman içinde de ‘alışveriş deneyimini dönüştürme’ vizyonuyla bugün akıllı alışveriş platformu haline geldi. Bence Hopi, eşi benzeri olmayan bir uygulama. Şimdi iki öncü ve yenilikçi şirketin bu güç birliği sayesinde; milyonlarca Hopi kullanıcısının alışveriş yolculuğuna yepyeni deneyimler ekleyeceğiz.” dedi.
Günümüzde finansal servislere her kesimden insanın ihtiyacı olduğunu belirten Emin Can Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü: “Param, Kredim ile son dönemde dünyada trend olan ’Şimdi Al Sonra Öde’ modelini Türkiye’ye taşıyan ilk marka oldu. Kredim; kullanıcılara esnek, kolay ve hızlı alışveriş kredisi imkânı yaratıyor. Kullanıcılar, özel kredi skoru ölçümü özelliğiyle alışveriş yapmak istedikleri sektörlerde kredi limitlerini öğrenerek işlem yapabiliyor, geri ödemeyi de kendilerine sunulan farklı yöntemlerden biriyle gerçekleştirebiliyor. Kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda oluşturduğumuz bu yenilikçi finansman modeli, beklediğimizin de ötesinde bir ilgi gördü. Hopi ile yaptığımız bu stratejik iş birliği sayesinde ‘Şimdi Al, Sonra Öde’ seçeneği ve yapay zeka temelli kredi skorlama algoritması ile her kesime ihtiyacı olan finansal çözümleri sunma gücüne ulaşacağız.”
Alışverişin her anında kullanıcıların yanında
Kullanıcıların ödeme adımının da başka bir platforma ihtiyaç duymadan tamamlamasını sağlamanın çok değerli olduğunu vurgulayan Hopi CEO’su Yalın Özcan, Hopi – Param ortaklığını Techinside takipçileri için değerlendirdi.
Hopi CEO’su Yalın Özcan
Hopi’nin yol haritasındaki önemli büyüme alanlarından birinin fintek olduğuna değinen Hopi CEO’su Yalın Özcan: “Kullanıcılarımızın alışveriş yolculuklarının her adımına değer katmak için yıllardır çalışıyor ve farklı çözümler sunuyoruz. Özellikle ödeme adımının da başka bir platforma ihtiyaç duymadan tamamlamasını sağlamak çok değerli. Param’la yaptığımız bu güç birliği ile kullanıcılarımızın bu ihtiyacına da yanıt vermiş olduk. Hopi’nin 15 milyonu aşkın kullanıcı dünyası ile Param’ın finansal hizmetler yetkinliğini bir araya getirerek sektör adına da güçlü bir iş ortaklığı ortaya koyduk.” ifadelerini kullandı.
Kullanıcıların hem avantajlı alışveriş hem de biriktirme motivasyonuna uzun zamandır en iyi cevap veren platformlardan biri olduklarını belirten Özcan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Son dönemde ekonomide yaşanan gelişmelerle birlikte dünyada olduğu gibi Türkiye’de de farklı ödeme seçenekleri sunmak gün geçtikçe önem kazanıyor. Bu yeni dönemde, kredi kartı olmayan ya da limit sorunu yaşayan müşterilere taksitli alışveriş imkanı sunmak ve bunu alışık oldukları, yıllardır kullandıkları Hopi uygulaması üzerinden kullandırmak çok büyük kolaylık sağlayacak. Kullanıcımıza, Param’ın yapay zeka destekli altyapısı ile kredi kartsız taksit limiti atayıp kredi kullandıracağız. Başta ev kadınları ve gençler olmak üzere bankada hesabı olmayan kesimlerin de bu hizmete ulaşmasını sağlayacağız. Yani bu finansal hizmetlere ulaşımda fırsat eşitliği getirmesi adına da önemli bir adım. Param işbirliği ile daha da güçlenen Hopi, yeni iş modelleri ve ürünlerle iş dünyasına ilham vermeyi sürdürecek.”
Her programda olduğu gibi, yapay zeka sohbet uygulamaları da dikkatli kullanılmalı ve bunların bir sahibinin olduğu unutulmamalı
Yapay Zeka Sohbet Robotları teknoloji standartlarına göre nispeten eski, ancak OpenAI’nin ChatGPT’si ve Google’ın Bard’ı tarafından yönetilen en yeni ürün, her zaman olumlu nedenlerle olmasa da, atalarından çok daha yetenekli. YZ gelişimindeki son patlama, yanlış bilgilendirme, dezenformasyon, intihal ve makine tarafından üretilen kötü amaçlı yazılımlarla ilgili endişeler yarattı. Üretken YZ ortalama bir internet kullanıcısının mahremiyeti için ne gibi sorunlar yaratabilir? Uzmanlara göre bu sorunun cevabı, büyük ölçüde bu botların nasıl eğitildiği ve onlarla ne kadar etkileşime girmeyi planladığımızla ilgili.
İnsan benzeri etkileşimleri taklit etmek için yapay zeka sohbet robotları, önemli bir kısmı Common Crawl gibi havuzlardan elde edilen büyük miktarda veri üzerinde eğitiliyor. Adından da anlaşılacağı gibi, Common Crawl sadece açık web’i tarayarak petabaytlarca veri biriktirdi. Stanford’un bilgisayar bilimleri bölümünde doktora öğrencisi ve Microsoft Research’te eski yapay zeka asistanı olan Megha Srivastava, “Bu modeller internette kamuya açık büyük veri setleri üzerinde eğitim alıyor” dedi. Srivastava’ya göre ChatGPT ve Bard, Common Crawl verilerinin “filtrelenmiş” bir bölümünü kullansalar da, modelin büyüklüğü “herhangi birinin verilere bakmasını ve onları sterilize etmesini imkansız hale getiriyor”.
Sohbet robotları verilerinizi yeniden üretebilir
Ya kendi dikkatsizliğiniz ya da üçüncü bir tarafın kötü güvenlik uygulamaları nedeniyle kişisel verileriniz şu anda internetin uzak bir köşesinde olabilir. Ortalama bir kullanıcı için erişilmesi zor olsa da, bu bilgilerin bir eğitim setine kazınmış olması ve ileride bu sohbet botu tarafından yeniden üretilmesi mümkündür. Ve bir botun birinin gerçek iletişim bilgilerini ortaya dökmesi hiçbir şekilde teorik bir endişe değildir. Bloomberg köşe yazarı Dave Lee Twitter’da, birisinin ChatGPT’den şifreli mesajlaşma platformu Signal’de sohbet etmesini istediğinde, tam telefon numarasını verdiğini paylaştı. Bu tür bir etkileşim muhtemelen uç bir durumdur, ancak bu öğrenme modellerinin erişebildiği bilgiler yine de dikkate alınmaya değerdir. Güvenlik kuruluşu SANS Enstitüsü’nden David Hoelzer, “OpenAI’nin modellerini eğitmek için sağlık verileri gibi belirli bilgileri toplamak ve bunları bireylere atfetmek istemesi pek olası değil” diyor. “Ama yanlışlıkla orada olabilir mi? Kesinlikle.”
ChatGPT’nin arkasındaki şirket olan Open AI, veri gizliliğini korumak için hangi önlemleri aldığını veya eğitim setlerine kazınabilecek kişisel olarak tanımlanabilir bilgileri nasıl ele aldığını sorduğumuzda yanıt vermedi. Biz de bir sonraki en iyi şeyi yaptık ve ChatGPT’nin kendisine sorduk. Bize “kullanıcıların gizliliğini ve kişisel bilgilerini koruyan etik ve yasal standartlara uymak üzere programlandığını” ve “bana verilmediği sürece kişisel bilgilere erişiminin olmadığını” söyledi. Google ise konuşmalar sırasında kişisel olarak tanımlanabilir bilgilerin paylaşılmasını önlemek için Bard’a benzer engeller programladığını söylüyor.
Bu arada Google’ın Bard’ı bağımsız bir gizlilik politikasına sahip değil, bunun yerine diğer Google ürünleri tarafından paylaşılan (ve son derece geniş olan) genel gizlilik belgesini kullanıyor. Bard ile yapılan konuşmaların kullanıcının Google hesabına kaydedilmesi gerekmediğini ve kullanıcıların konuşmaları Google üzerinden silebileceğini söylüyor. Virginia Tech’te profesör ve seçkin beşeri bilimler uzmanı olan Rishi Jaitly, “Kullanıcı güvenini oluşturmak ve sürdürmek için, ön uçta gizlilik politikaları ve veri koruma prosedürleri konusunda çok şeffaf olmaları gerekecek” diyor.
Hizmetin SSS sayfasına göre, “konuşmaları temizle” eylemine sahip olmasına rağmen, buna basmak verilerinizi gerçekten silmiyor ve OpenAI belirli istemleri silemiyor. Şirket, kullanıcıları hassas herhangi bir şeyi paylaşmaktan caydırırken, görünüşe göre ChatGPT’ye sağlanan kişisel olarak tanımlayıcı bilgileri kaldırmanın tek yolu, şirketin tüm ilişkili verileri kalıcı olarak kaldıracağını söylediği hesabınızı silmek.
Hoelzer, ChatGPT’nin öğrenmek için bireysel konuşmaları almasından endişe duymadığını söylüyor. Ancak bu konuşma verileri bir yerlerde saklanıyor ve bu nedenle güvenliği makul bir endişe haline geliyor. Bu arada, ChatGPT Mart ayında bir programlama hatası nedeniyle kullanıcıların sohbet geçmişleriyle ilgili bilgiler açığa çıktığı için kısa bir süreliğine çevrimdışı olmuştu. Bu tür yapay zekâlardan elde edilen sohbet kayıtlarının kötü niyetli aktörler için değerli hedefler haline gelip gelmeyeceği, geniş çaplı dağıtımlarının bu kadar erken aşamalarında belli değil.
Google Pay’de yaşanan bir hata, kullanıcılara durduk yerde para dağıtılmasına neden oldu
Son zamanlarda bazı kullanıcılar Google Pay’in beklenmedik bir şekilde 10 ile 1.000 dolar arası para gönderdiğini ve “dogfooding” ile ilgili bir mesaj yayınladığı fark edildi. Bu cömertliğin nedeninin bir hata olduğu ortaya çıktı. Google, kullanıcılardan bu parayı geri istemiyor.
Android araştırmacısı Mishaal Rahman, bu hafta başlarında Google Pay ödül programı aracılığıyla beklenmedik nakit para yatırması alan birçok kişiden biriydi. Popüler temassız ödeme platformu, kullanıcıların alışveriş yapmak veya para harcamak gibi belirli eylemleri gerçekleştirerek ödüller kazanmalarına olanak tanıyor.
Rahman ve diğerleri nakit ödüllerini aldı. Toplamda 46 dolar kazandılar. Reddit‘teki diğer kullanıcılar yüzlerce dolar aldıklarını söyledi, hatta bir kişi Google Pay’in kendilerine 1.072 dolar verdiğini iddia etti.
Uhhh, Google Pay seems to just be randomly giving users free money right now.
I just opened Google Pay and saw that I have $46 in "rewards" that I got "for dogfooding the Google Pay Remittance experience."
Neler olduğuna dair ipucu, ön sürüm yazılımını içeride test etmeye yönelik dogfooding teriminde yatıyor; geliştiriciler kendi “köpek mamasını” yemeye zorlanıyorlar, böylece hataları bulup tam sürüm çıkmadan önce düzeltebiliyorlar.
Parayı alan kişiler daha sonra Google’dan başka bir mesaj daha aldı, bu sefer mesajda, hatalı bir şekilde hesaplarına para yatırıldığını doğrulayan bir metin vardı. Sorunun çözüldüğünü ve mümkün olduğunda kredinin hesaptan geri alındığını da belirtiliyor.
Ancak, parayı zaten harcamış veya transfer etmiş olanlar için, Google onu tutabileceklerini ve başka bir işlem yapmalarına gerek olmadığını söyledi.
Carrtell kobilerin çok sayıda kargo şirketiyle tek bir sözleşme ve tek bir entegrasyonla çalışabilmesini, gönderilerini yönetebilmesini sağlayan bir platform. Çok sayıda taşıyıcı ve servis tek bir entegrasyonla kullanımınıza hemen açılıyor ve araç kapınıza yanaşıyor.
Muavinlikten CEO’luğa!
Carrtell’e ulaşmak için: https://www.carrtell.co/
E-ticaret mağazanız veya işletmeniz için tek bir entegrasyonla 81 ilde kargo şirketlerini yönetmenin en kolay yolu. Carrtell ile geleneksel kargo şirketleriyle yaşadığınız sorunları ortadan kaldırın.
Gartner tahminlerine göre bilgi teknolojileri harcamaları küresel ölçekte artış gösterecek. Bu artışta listede ilk sırada ise yazılım hizmetleri yer alıyor.
Gartner Research‘ün bir tahminine göre, BT ürün ve hizmetlerine yapılan toplam harcama bu yıl yüzde 5,5 oranında artacak. Bu artışın ana nedeni ise yazılım hizmetleri olacak.
Bu büyüme seviyesi, toplam 4.6 trilyon dolarlık bir harcamayla sonuçlanacak. Sunucular, dahili denetleyici tabanlı sistemler ve ağ ekipmanlarını içeren veri merkezi sistemleri alanında yüzde 8,4 büyüme öngörülüyor. Raporun yazarı John-David Lovelock’a göre, veri merkezi kategorisi bir bütün olarak 2023’te yüzde 3,7 artacak. Bilgi teknolojileri harcamaları yıldan yıla artış gösteriyor olsa da tedarik zinciri sorunlarındaki çözülme, bu alanda yeni bir ivme sağlayacak.
Lovelock: “Veri merkezi sağlayıcıları halen tedarik zinciri sorunlarının altından çıkmaya çalışıyor. Üreticiler daha fazlasını üretebilseydi, daha fazla harcayabilseydi ve daha fazla sevk edebilseydi, harcamalar daha da yüksek olurdu” dedi.
Yazılım hizmetleri birinci sırada
Yazılım kategorisinin, yüzde 12,3 ile Gartner’ın tahminindeki yıllık bazda en yüksek büyüme rakamlarını göstereceği tahmin ediliyor. Lovelock, bunun büyük ölçüde analitik ve iş zekasının yanı sıra iş için özel uygulamalar tarafından yönlendirildiğini söyledi.
Bu yıl küçüleceği tahmin edilen tek kategori, yüzde 4,6 oranında uç nokta cihazları. Lovelock’a göre buradaki sorun, pazarın büyük kısmının oldukça doymuş olması ve kullanıcıların şu anda yeni cihazlar satın almak veya mevcut cihazları yükseltmek için belirli bir nedenlerinin olmaması.
Bulut pazarı ayrıca, ilk kez artan fiyatlandırma nedeniyle artan harcamaları görmeye hazırlanıyor. Lovelock, teknolojinin 2010’larda yaygın olarak benimsenmesinden bu yana bulut anlatısının çoğunlukla ölçeklenebilirlik ve daha düşük fiyatlara yol açan kurulumlar olmasına rağmen, artan işçilik ve enerji maliyetlerinin sonunda fiyatları yükseltmeye başlayacağını söyledi.
Bilgisayarınızı Windows 11’e yükseltemeden önce, Windows 11 sistem gereksinimleri kontrolü yapmakta fayda var.
Windows 8’in Ocak 2023 itibariyle kullanım ömrünün sonuna gelmesi ve Windows 10’un sadece birkaç yıl içinde aynı kaderi paylaşacak olması nedeniyle, Windows 11 çoğu kullanıcı için bir zorunluluk olacak.
İlk olarak, CPU’nuzun en az iki çekirdekli, en az 1GHz olması ve bilgisayarınızın RAM’inin en az 4GB olması gerekiyor. Bu, Windows 11’in iyi çalışması için değil, çalışması için gereken minimum özellik olarak belirtiliyor. Ayrıca birkaç istisna dışında çoğu 7. Nesil Intel Core işlemciler ve daha eski yongalar dahil olmak üzere, bu özellikleri karşılayan makinelere rağmen uyumlu olmayan birkaç işlemci var.
64 GB depolama gerektirmesinin ötesinde sisteminizin de karşılaması gereken birkaç donanım ve üretici yazılımı gereksinimi bulunuyor. Bilgisayarınızın Güvenli Önyükleme özelliğini kullanabilmesi, Birleşik Genişletilebilir Ürün Yazılımı Arabirimi (UEFI) standardını karşılaması ve TPM 2’yi etkinleştirebilmesi gerekiyor. Her üç gereksinim de sisteminizin güvenliğini artırmak için tasarlanmış.
Grafik kartınızın, WDDM 2.0 sürücüsüne sahip DirectX 12 uyumlu olması gerekir. Çoğu modern GPU bu gereksinimleri karşılayabilmektedir. Ayrıca etkin bir internet bağlantısına, bir Windows hesabına ve minimum 720p çözünürlüğe sahip basit bir ekrana ihtiyacınız olacak.
Sistemimin Windows 11 gereksinimlerini karşılayıp karşılamadığını nasıl kontrol ederim?
Bilgisayarınızın Windows 11’e yükseltilip yükseltilemeyeceğini anlamanın iki ana yolu vardır . İlk olarak, Windows Update’i kontrol edebilirsiniz. ‘Güncellemeleri Kontrol Et’i tıklayın, kullanıcı arayüzünüz cihazınızın uyumlu olup olmadığını gösterecektir. Ardından, yükseltme işlemine başlamak için talimatları uygulamanız yeterli olacaktır. İkinci olarak, Microsoft Store’da bulunan PC Health Check uygulamasını kullanabilirsiniz. Uygulama ayrıca yedekleme ayarlarınızı yenilemenize ve ne kadar sabit disk alanı boşaltabileceğinize yardımcı olsa da amaç Windows 11 gereksinimlerini kontrol etmektir. Donanımınızın yeni işletim sistemiyle (OS) uyumlu olup olmadığını önermenin ötesinde, TPM, CPU, GPU eksikliği veya başka bir neden olup olmadığını da özellikle belirtecek. Bunun için ‘Şimdi kontrol et’ düğmesini tıklamanız yeterli olacak. PC Sağlık Kontrolü, sisteminizin yükseltilip yükseltilemeyeceği konusunda size bir döküman verecek.
Uyguladığı fiyat politikası ve üretim hızı ile Tesla teslimat rekoru kırdı. Bu rekorda Model 3 ve Model Y en yüksek paya sahip oldu.
Tesla uyguladığı 7500 dolarlık vergi kredisi ve fiyat indirimleri ile 2023’ün ilk çeyreğinde elektrikli araç teslimatlarını artırmayı başardı. Tesla, Ocak-Mart 2023 arasında 19.437 adet üst segment Model S ve Model X elektrikli otomobilin yanı sıra 421.371 adet düşük maliyetli Model 3 ve Model Y üretti. Müşterilere sırasıyla 10.695 ve 412.180 adet araç teslimatı yaptı.
Toplam teslimat sayısı 420 bini geçti
Toplam teslimatlar, 2022’nin ilk çeyreğindeki 310.048 adede kıyasla 422.875 adede ulaştı. Yeni rekora rağmen analistler daha yüksek teslimat bekliyordu. Şirketin 10.000 araç daha sevk edebileceğini tahmin edilmişti. Böylece Tesla, toplam 440.808 adet elektrikli araç üreterek 422.875 adet aracı müşterilere teslim etti. Üretim, 2022’nin sonundan itibaren yaklaşık 1.000 araç ve 2022’nin ilk çeyreğinden itibaren 135.000 adetten fazla arttı.
Model 3 ve Model Y düşük maliyetli elektrikli araçlar, satışlardaki en yüksek payı oluşturmaya devam etti. Raporlama döneminde, 2022 yılın son çeyreğindeki yüzde 95,8’e kıyasla yüzde 97,5’i oluşturdular. Buna bağlı olarak Model S/X’in payı yüzde 4,2’den yüzde 2,5’e geriledi ve hacim bazında satışlar yaklaşık 6.500 araç geriledi.
19 Nisan 2023’te daha ayrıntılı bir üç aylık rapor yayınlanacak. 2023 yılının tamamı için Tesla, en iyi koşullar göz önüne alındığında 1.8 ila 2 milyon elektrikli araç üretmeyi planlıyor.
Günümüzde neredeyse her işletme bir teknoloji işletmesidir. Gelişen teknoloji, çok çeşitli iş fonksiyonlarının yanı sıra önemli içgörü, otomasyon ve verimlilik sağlamaktadır. Teknoloji geliştikçe, birçok çözüm küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) için daha uygun ve erişilebilir hale gelmektedir.
Inc., Fast Company ve Dell Kadın Girişimciler Ağı (DWEN) tarafından desteklenen yakın tarihli bir web seminerinde, medya ve pazarlama firması Skai Blue Media’nın kurucusu moderatör Rakia Reynolds, entegre bir teknoloji firması olan Launch Tech’in başkanı ve CEO’su Venus Quates ve içerik oluşturucular için bir e-ticaret platformu olan Tree3’ün CEO’su Katina Kenyon ile işlerini büyütmek için teknolojiyi nasıl kullandıkları hakkında konuştu.
İşte o sohbetten önemli çıkarımlar:
1. Sevdiğiniz işi yapın.
Kenyon, “Tutkulu olduğunuz bir şey bulun” diyor, çünkü bu sizi ateşleyecek ve “girişimci olarak hepimizin karşılaştığı bazı zorlukları gizleyecektir.”
2. Kendinizi geliştirin.
Quates çocukluğundan beri bir girişimciydi.
“Eğer ordu ya da bir işveren beni göndermezse, eğitime gitmek için kendi paramı kendim öderdim… Paramın gittiği yer orasıydı, kendimi geliştirmek için.”
Ordudan ayrıldıktan sonra Quates bir devlet müteahhidi oluyor. Ancak kamu kurumları onun sertifika alanlarını uygulamıyordu. “Ben de ayrılmaya ve ticarete atılmaya karar verdim” diyor. Sonunda devlet bu durumu yakalıyor. Böylece hizmetlerini sunmak için daha iyi bir konuma geldi çünkü bir geçmişi vardı.
3. “Çiğneyebileceğiniz kadar ısırın.”
Her girişimcinin alamayacağı kadar çok yeni teknoloji bilgisi var. Quates denemek için kendinizi zorlamamanız gerektiğini söylüyor. “Dün internette restoranlar için yapay zeka ve makine öğrenimi hakkında bir şey izliyordum. Çok havalı! Yani, her şeyin geleceği bu. Ama şimdi bunu uygulayan bir anne ve restoranını hayal edebiliyor musunuz? Muhtemelen mümkün değil.”
Eğrinin gerisinde kalmamak için günde 30 dakikanızı haberlere bakmaya ayırmanızı öneriyor.
4. Müşterilerinizin ve iş ortaklarınızın size yol göstermesine izin verin.
Kenyon, “her şeyi” sunmaya çalışmak yerine, müşterilerin sizden neye ihtiyaç duyduklarını söylemesine izin vermenin en iyisi olduğunu söylüyor. Forumlara katılmak, müşteri konseyleri oluşturmak ve genel olarak geri bildirimleri dinlemek gibi adımlar izleyebilirsiniz.
Ayrıca, size yeni teknolojiler satmaya çalışan potansiyel iş ortaklarından gelen aramaları yanıtlamanızı öneriyor: Size araştırma süresi kazandırmak için sundukları ürünler ve bu ürünlerin işletmenizin sorunlarını nasıl çözebileceği konusunda sizi eğitmelerini isteyin.
5. İhtiyacınız olan teknolojiyi karşılamaya öncelik verin.
Başlangıç maliyetleri külfetli olabilir, ancak teknolojiyi daha ekonomik hale getirmenin yolları vardır. Kenyon, genellikle satış kriterlerini karşılamayan yeni işletmeler için geçerli olan başlangıç indirimlerini araştırmanızı tavsiye ediyor. Quates şöyle diyor: “Her zaman yazılımın adı neyse onu yazarım ve sonra ‘vs.’ yazarım çünkü birileri her zaman karşılaştırma yapmaya çalışır.” Bu, rakip ürünlerin fiyat ve özellik karşılaştırmalarını yapmanıza yardımcı olur.
Yine de sonuçta, “Eğer isteğiniz varsa, bunu yapmanın her zaman bir yolu vardır” diyor.
6. Tüketicileriniz için bağlantılar kurun.
Kenyon, müşterilerin yeni teknolojiyi benimsemelerini sağlamak için üzerlerindeki “bilişsel yükü kaldırmaya” yardımcı olmanın önemli olduğunu söylüyor. Basit açılır pencereler ve bildirimler, ürünün nasıl kullanılacağına dair turlar, sihirbazlar ve benzerlerini kullanarak şirketinizle yaşadıkları deneyim boyunca eğitim verin.
Kullanıcıların ürününüzü kullanarak video incelemeleri oluşturması gibi kullanıcı tarafından oluşturulan içerikler özellikle değerlidir. Bu nedenle bunun için fırsatlar sağladığınızdan emin olun.