Bitcoin ATM’leri (BATM) üreticisi General Bytes, hafta sonu sunuculardan 1,5 milyon dolar değerinde bitcoin çekildiğini açıkladı. Bu hack işleminin arabirime bir Java uygulaması yükleyerek yapıldığı tahmin ediliyor.
Bitcoin ATM’leri soygunu çeşitli lokasyonlarda meydana geldi. General Bytes adlı şirketin satışını yaptığı BATM’ler, bitcoin’i diğer para birimleriyle değiştirmeye imkan tanıyor. Bunun için müşteriler şirketin yönettiği bir kripto uygulama sunucusuna (CAS) bağlanıyor.
56 BTC çalındı, iade yapılamıyor
Hacker’lar farklı cüzdanlardan 56 BTC (1,5 milyon dolar) değerinde Bitcoin çaldı. General Bytes, güvenlik açığını öğrendikten 15 saat sonra yama yaptı, ancak kripto para birimlerinin çalışma şekli nedeniyle kayıplar kurtarılamıyor.
17-18 Mart’ta gerçekleşen soygun karşısında şirket bazı güvenlik tedbirleri alacağını duyurdu.
BATM’ler, müşterilerin ana sunucu arabirimi olarak bilinen bir mekanizmayı kullanarak terminalden CAS’a video yüklemesine izin veren bir seçenek sunuyor. Hacker’ın bu aşamada bir güvenlik açığı yakaladığı tahmin ediliyor. Ayrıca şirketin bulut sistemleri için kullandığı server firmasını ve port numarasını bildiği tahmin ediliyor.
Soygunun şu adımlarla gerçekleştirildiği anlaşıldı:
Kötü niyetli uygulama bir sunucuda çalıştırıldıktan sonra, hacker (1) veritabanına erişebildi, (2) sıcak cüzdanlar ve borsalardaki fonlara erişmek için gereken şifrelenmiş API anahtarlarını okuyup şifrelerini çözebildi, (3) sıcak cüzdanlardan başkasına para aktarabildi. Hacker tarafından kontrol edilen bir cüzdan, (4) kullanıcı adlarını ve parola karmalarını indirdi ve 2FA’yı kapattı ve (5) terminal olay günlüklerine erişip müşterilerin ATM’de özel anahtarları taradığı örneklere ulaştı. 5. adımdaki hassas veriler, ATM yazılımının eski sürümleri tarafından kaydedildi.
Dijital paraları soğuk cüzdanda tutmak daha güvenli
İnternetten erişim sağlayan sıcak cüzdanlara yönelik ilk soygun bu değil. Güvenlik uzmanları uzun zamandır, dijital paralar için internet erişimi olmayan soğuk cüzdanlar kullanmayı öneriyor. BATM’ler, değişim yapılabilmesi için internete bağlı olmak zorunda ve sıcak cüzdanlardaki dijital paranın güvenliğini sağlamak çok kolay olmuyor.
FinTek alanında bugüne kadar pek çok ilki gerçekleştiren Birleşik Ödeme, 2010 yılından bu yana yazdığı başarı hikayesini farklı bir boyuta taşıyor. Bölgesel büyüme vizyonunun bir parçası ve atacağı yeni adımların habercisi olarak United Payment, yeni hikayesi ve kimliğiyle yepyeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Finansal teknolojilerin yeni adı artık United Payment olacak.
Türkiye’de FinTek sektörüne yön veren pek çok öncü işe imza atan Birleşik Ödeme, operasyonlarını yürüttüğü Türkiye, Azerbaycan, Romanya, Gürcistan ve İngiltere’nin yanı sıra açılacağı yeni ülkelerin ve globalde atacağı önemli adımların habercisi olarak marka kimliğini yeniledi. Geleneksel sistemlerin yarattığı tıkanıklıkları ve düğümleri çözmeyi markanın varoluş amacı olarak belirleyen United Payment, buradan hareketle, ‘hayatın düğümlerini çözen görünmez güç’ olmayı vadediyor.
‘FinTek denildiğinde akla United Payment gelecek’
Markanın yeni kurumsal kimliğine yönelik bilgi veren United Payment CEO’su İlker Sözdinler, “Pazara girdiğimiz ilk günden bu yana sektörde ‘yol açan vizyoner’ yaklaşımımızla fark yarattık. Sektörle birlikte dönüştük; çoğu zaman sektörü dönüştürdük. Fatura ödemek için saatlerce bekleyenlere self servis kiosk çözümümüzü sunduk. Vatandaşların, belediyelerden alacakları sosyal destekleri şehir kartlarımızla dijitalleştirdik, daha şeffaf hale getirdik. Nöbetçi Transfer ile para gönderimlerinde saat sınırlamasını kaldırdık. Yurt dışına para gönderme işlemlerini daha hızlı ve az masraflı hale getirdik. Naktin çok döndüğü endüstrilerde nakit yönetimini kolaylaştıran ve şirketlere yılda 120 gün kazandıran akıllı kasayı geliştirdik. Geliştirdiğimiz ürün, hizmet ve insan kaynağını ihraç etmeye başladık. Globalde yeni fırsatlara hazırlanırken, Türkiye, Azerbaycan, Romanya, Gürcistan ve İngiltere operasyonlarımız tam gaz devam ediyor. Bölgede lider FinTek gücü olma hedefimiz kapsamında yeni bir adım atıyor ve hikayemizi güçlü bir kimlikle taçlandırıyoruz. United Payment, aynı geçmişte olduğu gibi, bugün de önüne gelen her finansal soruna ‘Nasıl yapılır?’ değil ‘Neden olmasın?’ diyecek. Var olan sistemlerin yarattığı tıkanıklıkları gidermeyi misyon edinecek. Artık FinTek denildiğinde akla United Payment gelecek” diye konuştu.
United Payment Pazarlama Direktörü Seda Küçükfırat Arslan ise “Birleşik Ödeme’nin neredeyse FinTek kelimesinin Türkçede kullanıma girmesiyle başlayan yolculuğu, bugün marka gücünü de arkasına alarak bambaşka bir boyuta ulaşacak. United Payment, sunduğu çözümler arasında yaratacağı sinerjiyi adeta bir maestro gibi yöneterek, müşterinin tüm ihtiyaçlarına tek adresten cevap verebilecek benzersiz bir gücü oluşturuyor. United Payment hem teknolojik altyapı sağlayarak müşterilerin kendi markalarıyla çözüm sunabilmesini sağladığı hem de görünmez finansı yaratan önemli oyunculardan biri olduğu için adeta bir süper güçle hareket ediyor. Bu süper gücün adı görünmezlik” dedi.
Logo, markanın ‘görünmez’ gücünü temsil ediyor
United Payment teknolojik altyapısı ile müşterilerine kendi markalarıyla çözüm sunmasını sağlarken, aynı zamanda görünmez finansın önemli oyuncularından biri olarak öne çıkıyor. Markanın logosu United Payment’ın baş harflerinden oluşuyor; ancak harflerin belirli kısımları görünmüyor. Bu, markanın görünmez gücünü temsil ediyor. United Payment’ın logosu, açılmış bir kilide benziyor, bu da müşterileri için kaosları, düğümleri çözen, inovasyonlarıyla kilitleri açan bir markayı ifade ediyor. Logonun U harfindeki nane yeşili rengi ise markanın sunduğu çözümlerle oluşan ferahlığı anlatıyor. Tam da bu sebepten marka, varoluş amacını “Hayatın düğümlerini çözen görünmez güç” olarak sloganlaştırıyor.
Düşük karbonlu hidrojen, altyapı yatırımcılarına alternatif yatırım fırsatları sunuyor. Boston Consulting Group ve EDHECinfra, yeşil hidrojenin önümüzdeki 30 yılda 6 trilyon ila 12 trilyon dolarlık yatırım alacağını hesapladı.
Altyapı yatırımları daha hızlı büyüdü
31 Aralık 2019’dan 31 Aralık 2022’ye kadar altyapı yatırımları hem nakit getirileri hem de değerleme artışları dahil olmak üzere yıllık toplam %7,36 getiri sağladı; hatta zorlu 2022 ortamında olumlu getiriler sundu. 2021’de kaynak yaratma hacmi %50 arttı. Gayrimenkul (%-25), özel sermaye (%-21), özel borç (%-10) ve girişim sermayesi (%9) gibi diğer alternatif varlıklara yapılan yatırımlar daha yavaş bir hızda büyüdü. Bugün itibariyle, altyapı yatırımcıları enerji ve çevre, ulaşım ve lojistik, dijital altyapı ve sosyal altyapı sektörlerinde 1,1 trilyon dolarlık varlığa sahip.
Boston Consulting Group (BCG) ve EDHECinfra’nın 2022’nin üçüncü çeyreğinde yaptığı küresel altyapı fonları araştırmasına göre, yatırımcıların %67’si önümüzdeki üç ila beş yıl içinde yenilenebilir enerji sektöründeki yatırımlarını artırmayı planladıklarını söylüyor.
“Hidrojen kazançlı bir alternatif”
BCG genel müdürü ve ortağı Wilhelm Schmundt, “Hidrojen, kazançlı bir alternatif yatırım fırsatına dönüşüyor. Sürdürülebilir kaynak geliştirme yetkisi olan fonlar için mantıklı bir seçenek” diyor.
2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmak için düşük karbonlu hidrojen, temel kimyasallar, havacılık, çelik üretimi, denizcilik ve uzun mesafeli karayolu taşımacılığı gibi emisyonları azaltması zor olan endüstrileri karbondan arındırmak için önerilen yeni bir seçenek.
Gri hidrojen, doğal gaz veya metandan üretilirken, düşük karbonlu hidrojen, rüzgar veya güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları veya karbon yakalama ve depolama ile eşleştirilmiş fosil yakıtlar tarafından desteklenen elektroliz yoluyla üretiliyor.
Griden yeşil hidrojene geçiş
2021’de hidrojen talebi yaklaşık 94 milyon tondu ve bunun çoğu daha az çevre dostu olan gri hidrojen formundaydı. 2050 yılına kadar düşük karbonlu hidrojen talebi yılda 350 milyon tona yaklaşacak. Dünya Bankası da net sıfır için yeşil hidrojene geçişi tavsiye ediyor.
Araştırmacılar, düşük karbonlu hidrojen üretmek ve taşımak için kamu ve özel sektörlerin 2025 ile 2050 yılları arasında 6 trilyon ila 12 trilyon dolar arasında varlığa yatırım yapması gerektiğini hesapladı. Yatırım fırsatları, hammadde geliştirme ve üretiminden hidrojen taşıma ve depolamaya kadar hidrojen değer zinciri boyunca genişleyecek ve yatırımların 2030’a kadar hız kazanacağı tahmin ediliyor.
Hidrojende ilk hamle avantajı elde etmek için dört strateji
Tarihsel olarak, erken yatırımcılar altyapı sektörlerine ilk girenler olarak daha yüksek getiri elde ediyor. Yenilenebilir enerji endüstrisinde, 2010’ların başında rüzgar enerjisi ve güneş enerjisi üretimine yatırım yapan firmalar, sonraki on yılda yatırım yapan firmalardan daha yüksek iç getiri oranları bildirdiler.
BCG ve EDHECinfra, hidrojene yatırım yapacaklara 4 aşamalı bir strateji öneriyor:
Sübvansiyonları takip edin ve yalnızca politika yapıcıların risklerini sınırlayacak parasal mekanizmalar geliştirdiği veya oluşturmayı planladığı ülkelere ve değer zinciri segmentlerine yatırım yapın.
Düşük karbonlu projelere yatırım yapmakla ilgili teknik yürütme risklerini tecrübeli ortaklara kaydırın.
Her birinin daha iyi performans göstermesine yardımcı olacak sinerjiler oluşturmak için hidrojenle ilgili çeşitli projelere yatırım yaparak bir portföy oluşturun.
Erken ivme kazanmak için risk iştahını genişletin.
Yapılan araştırmalara göre, veri ihlallerinin %82’sinin arkasındaki nedenin insan unsuru olması, kurumsal siber güvenlik söz konusu olduğunda çalışanların en zayıf halka haline geldiğini gösteriyor. Pazarlama, C-level ve BT departmanı çalışanları siber saldırılar açısından yüksek risk barındırıyor. Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri WatchGuard, kurumsal şirketlerin departmanları için dijital güvenlik önerilerde bulunuyor.
Yapılan araştırmalara göre, CFO’lar, CHRO’lar ve CMO’lar’ın %64’ü siber güvenlik tehdit yönetimi faaliyetlerine en az dahil olan kişiler olarak karşımıza çıkıyor. Ancak siber suçlular tarafından sıklıkla elde edilmeye çalışılan verilerin de koruyucuları konumundalar. C-level yöneticiler siber suçlular tarafından giderek daha fazla hedef alınıyor. Siber güvenlik artık BT departmanlarıyla sınırlı olmadığından ihlal ve saldırı riski kurumların her departmanına dokunuyor. Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideriWatchGuard; pazarlama, C-level ve BT departmanlarına yönelik yapılan saldırıları değerlendiriyor ve önerilerde bulunuyor.
Pazarlama, C-level ve BT Dünyası Siber Saldırıların Hedefinde
Şirketin dışa dönük sesi olan pazarlamacılar, siber suçlular için kolay bir hedef olarak algılanıyor. Genellikle pazarlamacıların e-posta adresleri ve diğer iletişim bilgileri kolay erişilebilir olduğundan bilgisayar korsanlarının kimlik avı saldırılarında yararlanabilecekleri kolay hedefler haline geliyor. Siber saldırılardaki artış, kuruluşlardaki çeşitli pozisyonlarda endişe uyandırıyor. C-level ve yönetim kurulu departmanları, siber güvenlik önlemlerini bu alanda güçlendirmeye teşvik ediyor.
En üst düzey yöneticilere gelince, erişilmesi halinde güvenlik tehdidi oluşturabilecek en hassas şirket dosyaları için sınırsız erişime sahip olduklarından siber suçluların ana hedefinde yer alıyorlar. Bununla birlikte, erişim noktaları ve iletişim bilgileri ortalama bir çalışanla karşılaştırıldığında ek tehdit azaltma önlemleriyle korunduklarından, kötü amaçlı yazılımların ağa girmesine izin verenler genelde yöneticilerin kendileri olmuyor. Bunun yerine, genellikle benzer erişim kimlik bilgilerine sahip olan ancak aynı siber güvenlik önlemleriyle korunmayan yardımcılar risk teşkil ediyor.
BT departmanı ise önemli kimlik bilgileri ve şifreleme anahtarları da dahil olmak üzere en kritik iş verilerine diğer departmanlara kıyasla daha geniş erişime sahip. Bu da BT departmanlarını siber suçlular için son derece kazançlı bir hedef haline getiriyor. Bunun dışında, BT’de çalışan kişiler şirketin tüm dijital altyapısını idare etmekten sorumlu ve bu altyapı bilgisayar korsanlarının eline geçerse işlerin çok kısa bir süre içinde durması tehlikesini barındırıyor.
Kurumlara Yönelik Siber Saldırıları Önlemek İçin 4 Öneri
Siber güvenlik alanında dünya lideriWatchGuard, bu alanda veri ihlallerini önlemek ve siber güvenlik önlemlerini artırmak için kurumlara aşağıdaki tavsiyelerde bulunuyor:
1. Siber güvenlik eğitimini teşvik edin. Çalışanların bilgisine yatırım yapmak, bir siber saldırının gerçekleşmesini önlemenin en iyi yollarından biridir. Eğitim düzenli olarak organize edilmeli ve tüm çalışanları kapsayan bütünsel bir yaklaşım sunmalıdır.
2. Sıfır güven ağ erişimini benimseyin. “Hiçbirine güvenme, hepsini doğrula” zihniyeti sıfır güven paradigmasına dayanır ve iş ekipmanına ve kaynaklarına, ağ segmentasyonuna ve erişim kontrol yönetimine (ACM) erişmek için kimlik doğrulama yoluyla uygulanır.
3. Periyodik veri yedekleme ve geri yükleme süreçlerini hayata geçirin ve uygulayın. Şifrelenmiş bir bulut en güvenli çözüm olabilir ve siber suçluların dosyalara erişimini çok daha zor hale getirir. Ancak veriler bulutta depoladığında, sunucuları denetleyen şirketlerin güvenlik önlemlerini sürekli olarak güncellemesi gerekmektedir.
4. Çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) etkinleştirin. MFA ekstra bir güvenlik katmanı olarak hizmet eder. Kullanıcının kimliğini doğrulamak için iki veya daha fazla mekanizma kullanan bir kimlik doğrulama yöntemidir. Bunlar ayrı uygulamalar, güvenlik anahtarları, cihazlar veya biyometrik veriler olabilir.
Bir startup’ın exit yapıp yapamayacağını algoritmayla öngörmek mümkün mü? PitchBook adlı şirket bunun mümkün olduğunu iddia ediyor. Girişim sermayesi ve özel sermaye veritabanlarını barındıran firma, VC Exit Predictor adlı aracını erişime açtı.
Yeni bir yapay zeka algoritması
VC Exit Predictor, firmanın kantitatif araştırma ekibi tarafından geliştirildi. Özel olarak anlaşma etkinliği, aktif yatırımcılar ve şirket ayrıntıları dahil olmak üzere PitchBook platformunda bulunan veriler üzerinde eğitilen bir makine öğrenimi algoritması kullanıyor. Öngörülerde doğruluk sağlamak için en az iki tur girişim finansmanı almış, girişim sermayesi destekli startup’ları değerlendirmeye alıyor.
Startup’ın satın alınma ihtimalini hesaplayan algoritma, satın alınma, halka açılma veya kendi kendine devam etme ya da satılmayı engelleyen herhangi bir olay (örneğin iflas) yaşama olasılığına göre bir puan üretiyor.
Yatırım için yapay zekadan yararlanan firmalar artıyor
Algoritmalara göre yatırım kararı vermek bir yandan yaygınlaşıyor, bir yandan da riskli. 2025 yılına kadar girişim sermayesi ve erken aşama yatırımlarının %75’inin yapay zekaya ve veri analizine göre yapılacağı tahmin ediliyor. Girişim sermayesi firmalarından SignalFire, EQT Ventures ve Nauta Capital yapay zeka kullanarak yatırım yapıyor.
2021’de bir grup araştırmacı Crunchbase’in halka açık verilerini kullanarak startup’ların halka açılması, gizli kalması veya exit yapması olasılığını hesaplayan benzer bir araç üretti.
PitchBook tarihi veri örneklerini kullanarak algoritmasını test ettiğinde, exit konusunda %74 oranında doğruluk payına ulaştığını belirtiyor.
Yine de algoritmanın hesaba katamayacağı başka değişkenler var. Pandemi, global etkisi olan çatışmalar (Ukrayna Savaşı gibi) veya doğal afetler, yapay zekanın hesaba katabileceği değişkenler değil. Bu türden değişkenler konusunda yapay zekayı eğitecek kadar veri olmadığı için algoritmaların doğru sonuç vermeme olasılığı mevcut.
Bir de önyargı sorunu var: Algoritmalar kaçınılmaz olarak eğitildikleri verilerdeki önyargıları sürdürüyor.
Harvard Business Review (HBR), Kasım 2020’de yaptığı bir deneyde bir yatırım tavsiyesi algoritması oluşturdu ve performansını melek yatırımcıların getirileriyle karşılaştırdı. Algoritma, siyah girişimciler yerine beyaz girişimcileri seçme eğilimindeydi ve erkek kuruculara sahip girişimlere yatırım yapmayı tercih ediyordu. Çünkü algoritmaya göre kadınların ve dezavantajlı grupların girişim sermayesi toplama ihtimali çok daha düşüktü. Başka firmalar da benzer deneylerde yapay zekanın avantajlı olanlara öncelik verme eğiliminde olduğunu gözlemledi.
PitchBook bir öngörü algoritmasının asla yüzde yüz doğruluk sunamayacağını kabul ediyor ama bu aracı geliştirmeye devam edeceklerini belirtiyor.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Organizasyonu (UNWTO), Suudi Arabistan’ın en büyük KOBİ konferansı Biban 2023’te “Teknolojide Kadınlar Startup Yarışması: Orta Doğu” (Women in Tech Startup Competition: Middle East) başlıklı yarışmayı açtığını duyurdu. UNWTO bu yarışmayla turizm sektöründen kadınların girişimcilik ekosistemindeki konumunu desteklemeyi hedefliyor.
Her kategoriden tüm finalistler UNWTO İnovasyon Ağı’na eklenecek; bunun yanında mentorluk ve burs fırsatları yakalayacak.
Kimler katılabilir?
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Katar, Umman, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, Lübnan, Suriye, Irak, Libya ve Yemen’de kadınların sahibi veya yöneticisi olduğu startup’lar.
Fikir Aşaması, Erken Aşama veya A Serisi girişimler, geliştirilmeye ve finanse edilmeye hazır, minimum geçerli ürün veya fikre sahip girişimler.
Tam zamanlı bir ekibe, denenmiş bir pilot uygulamaya ve iş planına sahip olan girişimler.
Sosyal Etki: İyi yaşam, sağlık, kentsel gelişim, kırsal kalkınma, sürdürülebilirlik ve eğitimde teknolojiye odaklanan ve turizmle kesişen faydaları olan girişimler.
Turizm ve Seyahat Deneyimi: Yiyecek ve içecek, ulaşım ve konaklama, seyahat ve perakende sektörlerine odaklanan ve bunlara katkı sağlayan girişimler.
Geleceğin teknolojileri: Fintech, AI, AR/VR, kripto para birimi, nesnelerin interneti, blokzincir teknolojisi, dijital ikiz ve Metaverse’den yararlanan girişimler.
Etkinlikler ve Topluluk: Sosyal ve mesajlaşma platformlarına, e-spor ve oyun platformlarına, topluluk tabanlı uygulamalara, etkinliklerle ilgili platformlara ve eğitim teknolojisine odaklanan girişimler.
Başvurular Temmuz ayının sonuna kadar devam ediyor. Kazananlar 27 Eylül 2023’te Dünya Turizm Günü’nde, Riyad’da yapılacak Tourism Tech Adventure adlı etkinlikte açıklanacak.
2018’den bu yana UNWTO 150’den fazla ülkeyi kapsayan 21’den fazla girişim yarışması ve inovasyon mücadelesi başlattı. 214 milyon ABD dolarını aşan fonuyla UNWTO, turizm sektöründe küresel girişimcilik ekosistemi ile uyumlu olarak dijitalleşme ve inovasyonu desteklemeyi amaçlıyor.
UNWTO İnovasyon Ağı nedir?
Türkiye’nin 1975’ten beri üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Organizasyonu, inovasyon ağı ile hükümetler, üniversiteler, şirketler, KOBİ’ler ve startup’lar dahil olmak üzere önde gelen turizm paydaşlarını bir araya getirmeyi amaçlıyor. Yatırımcılar (melek yatırımcılar ve girişim yatırımcıları) ve destekleyici iş ortakları (hızlandırıcılar, inkübatörler vb.) inovasyonu ve girişimciliği desteklemek üzere bu ağa katılabiliyor. Üye devletler, inovasyon mücadelesi başlatarak bu ağdan faydalanabiliyor.
Milli ve yerli savunma sanayii, en yeni teknolojilerle geliştirdiği ürünleri, MÜSİAD Ankara’nın düzenlediği 4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi MRBS’de sergiledi. Robit Teknoloji, HTR, Öncü Güvenlik, Otonom Teknoloji, Verte Elektronik ve Sedsan ilk kez MRBS’de yeni ürünlerini görücüye çıkardı.
MİLLİ VE YERLİ SAVUNMA SANAYİİ ÜRÜNLERİ İLK KEZ TANITILDI
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği, MÜSİAD Ankara Şubesi tarafından düzenlenen 4. Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi MRBS, Hacettepe Beytepe Kongre Merkezi’nde 21 – 22 Mart 2023 tarihlerinde hayata geçirildi. Milli Savunma Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın destekleriyle hayata geçirilen MRBS’de milli ve yerli savunma sanayii temsilcileri yeni ürünlerini görcüye çıkardı.
Türkiye’nin ilk kamikaze İHA’sı: AZAB
MÜSİAD Ankara üyesi Robit Teknoloji’nin yerli ve milli teknolojiyle geliştirdiği intihar dalışı yaparak hedefte infilak eden ‘çok maksatlı kamikaze’ insansız hava aracı olan AZAB, ilk kez MRBS’de tanıtıldı. AZAB T-200 modeli, 15 kg faydalı yük taşıma kapasitesine ve 50 kilogram maksimum kalkış ağırlığına sahip. 500 km’ye kadar mesafeye ulaşabiliyor. Servis irtifası 300 – 3000 metredir. 200 km’ye kadar line-off side’da operatör tarafından kontrol edilerek hedef iptali yapabiliyor. Kamerasıyla da yönlendirilen AZAB’ın, üzerinde bulunan optik sensörlerle hedefine geldiğinde nasıl patlayacağı veya imha olacağı kontrol edilebilir. Dünya üzerinde T-200’ün mesafesinden üstün sadece 2 tane Kamikaze İHA bulunuyor; Türkiye’de ise tek. Yurt dışında da çok fazla ilgi gören AZAB, çok amaçlı yönüyle isterseniz at unut, isterseniz serbest dolaşım, isterseniz bir operatör yardımıyla yönlendirilebiliyor.
Taşınabilir veri merkezi: Chordata
Robit Teknoloji geliştirdiği kolay taşınabilir veri merkezi çözümü sunan Chordata ile iletişim kesildiği ortamlarda haberleşme imkanı sağlıyor. Arama kurtarma, miting, olay yeri müdahale, etkinlik gibi birçok toplumsal olayda günlük operasyonel hizmetler sunuyor.
Felaket anında hızlı müdahale sistemi: FEMİS
Felaket Müdahale İstek Sistemi, Robit Teknoloji tarafından ilk kez MRBS’de tanıtıldı. FEMİS, deprem, sel gibi felaket anlarında ortamda herhangi bir iletişim imkanı aranmaksızın belirlenen kurum veya kişi ihtiyaçlarını üzerindeki butonlara basıldığında veri olarak aktarır. Kendi haberleşme protokolü sayesinde GSM, Wi-fi veya elektrik kesintilerinden etkilenmeden veri aktarımına devam eden FEMİS, şarj edilebilir yapısı sayesinde sürekli kullanıma da uygundur. Her şarj ömrü yaklaşık 2 yıl olan FEMİS’in üzerinde çadır, gıda, giyim ve medikal ihtiyaçlara yönelik butonlar bulunuyor.
Sınırlarda 10 dakikada 15 metrelik hava kulesi kurulabiliyor
Otonom Teknoloji, Air Tower ürününü ilk kez MRBS’de sergiledi. Hava ile şişirilebilen kule, maksimum 15 m yükseklikte 10 kilograma kadar taşıma kapasitesi sunuyor. Sınırda ve sınır karakollarında özellikle gözetleme ve aydınlatma amaçlı kullanılan Air Tower’ın üzerindeki plakaya kamera, termal kamera gibi donanımlar yüklenebiliyor. 10 dakikada 15 metrelik hava kulesi elde etme imkanı sunan Air Tower, hava koşullarına da dayanıklı. Air Tower hızlı kurulum avantajının yanı sıra, hızlı bir şekilde söndürülebiliyor ve portatif bir şekilde taşınabiliyor.
Sunduğu uçtan uca hizmetlerle girişimcilerin tek bir platform üzerinden online olarak şirketlerini kurmalarına ve finansal süreçlerini yönetmelerine; kolay, güvenli ve uygun fiyatlı bir şekilde yardımcı oluyor. Üyelerin ihtiyaçlarını karşılamak için faaliyet gösterdiğimiz ülke sayısını ve hizmet çeşitliliği her geçen gün artırıyor, vizyonları ile girişimcilik ekosistemine ilham veriyor. KOSGEB girişimleri nasıl destekliyor?
Türkiye’deki ve dünyadaki girişimcilerin hayallerini istedikleri yerde gerçekleştirmelerine yardımcı olmak için basit, hızlı ve zahmetsiz çözümler sunuyor. 150’den fazla ülkeden on binlerce girişimci; şirketlerini kurmak, yönetmek ve büyütmek için mükellef.co yu tercih ediyor. Ürünlerimizi ve hizmetlerimizi, üyelerimizin sorunlarını çözerken onlara en iyi deneyimi yaşatma ilkesiyle geliştirmeyi sürdürüyor.
12 Mart 2023 tarihinde yürürlüğe giren kanun ile girişimciler ve şirket sahipleri için önemli olabilecek bazı değişiklikler yapıldı.
Bu değişiklik ile artık 29 yaş altı genç girişimciler için gelir vergisi muafiyeti sağlayan Genç Girişimci Kazanç İstisnası, her yıl güncellenmek üzere gelir vergisinin ikinci dilimine eşitlenerek 2023 yılı için 75.000 TL’den tam 150.000 TL’ye çıkarıldı.
31 Aralık 2022 tarihine kadar tahakkuk etmiş vergi borçları ve idari para cezalarının; 48 aya kadar taksitlendirilerek ödenmesi için 31 Mayıs 2023’e kadar başvurularak yapılandırma imkanı sağlandı. Deprem bölgesindeki işletmeler muaf tutulacak şekilde, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinde geçerli olmak üzere istisna ve indirim tutarları üzerinden bir defalık %10 ek vergi getirildi.
Son 5 yıl için; mükelleflerin gelir ve kurumlar vergisi matrahlarını %25 oranından az olmamak şartı ile artırmaları halinde ve belirli koşulların sağlanması durumunda ilgili yıllar için geriye dönük herhangi bir vergi takibi ve incelemesi yapılmayacak.
Bu yapılandırmadan yararlanmak isterseniz, bir girişiminiz varsa nasıl şirket kuracağınızı bilmiyorsanız Mükellef sizlere tam olarak bu konuda yardımcı olacaktır. Mükellef ile kendi şirketinizi açabilir ve girişiminize başlayabilirsiniz.
Bu yapılandırma ile birlikte şirketlere; demirbaşlar, kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar gibi işletme kayıtlarının, fiiliyata uygun hale getirilmesi fırsatı verildi.
SGK borçları ve Bağkur primlerinin kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde 48 aya kadar taksitlendirilerek yapılandırılması için olanak sağlandı.
Vadesi 31 Aralık 2022’den önce olan ve 1 Ocak 2023 itibariyle ödenmemiş 2.000 TL ve altındaki borçların tahsilinden vazgeçildi.
Schneider Electric, sayıları hızla artan siber saldırılar ve fiziksel ihlallere karşı, BT altyapısındaki kesintisiz güç kaynakları gibi potansiyel olarak korunmasız erişim noktalarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Şirket, bu konuda sektöre çözüm sunmak üzere APC Smart-UPS Modular Ultra serisini mevcut özellikleri destekleyici nitelikte üç yeni siber güvenlik seviyesi ile birlikte sunuyor.
Kullanıcıları kesintisiz güç kaynaklarına yönelik siber güvenlik ihlallerine karşı uyarıyor.
Sayıları hızla artan ve donanım sistemine yetkisiz erişim yoluyla oluşan bu tehditler, kurumların güvenliği, güvenilirliği ve işin sürdürülebilirliği için risk oluşturuyor. Sektör son yıllarda yazılım ve bulut güvenliğine odaklanmış olsa da siber suç aktörleri, saldırı gerçekleştirmek için donanımlardaki güvenlik açıklarından faydalanıyor.
KGK’ler, hastaneler ve üretim tesisleri gibi farklı ortamlarda çok çeşitli uygulamalara, görev açısından kritik altyapılara ve BT sistemlerine yedek güç sağlıyor. Bu noktalardaki siber güvenlik ihlalleri toplumsal ve ekonomik sürdürülebilirliği tehdit ederken ilgili şirketler için de mali yük ve itibar kaybına yol açıyor. Aynı zamanda herhangi bir güvenlik açığı söz konusu olduğunda hem KGK hem de bağlı olduğu sistem için risk oluşturuyor. Dolayısıyla tüm KGK’ler için yüksek düzeyde siber güvenlik sağlanması önem taşıyor. Yapılan araştırmalar şirketlerin %63’ünün donanımla ilgili güvenlik sorunu yaşadıklarını ortaya koyuyor.
Güvenlik ihlallerinin önlenmesi ise sahte KGK aksesuarlarının ve kötü amaçlı donanımsal yazılımların engellenmesi ve uçtan uca güvenilirlik sağlayacak bir mimari ile mümkün. Bu kapsamda KGK sistemlerinin geliştirilebilmesi için önem taşıyan güç ve akü modülleri takma aşamasında KGK sistemine yetkisiz ve sahte parça ya da aksesuar kullanımını engelleyecek bir sisteme ihtiyaç bulunuyor. Aynı zamanda böyle bir sistem siber suçluların sisteme erişim sağlamak için kullandıkları en yaygın yöntem olan donanıma kötü amaçlı yazılımların indirilmesine karşı da koruma sağlıyor.
Bu kritik ihtiyaçlara yanıt sunmak üzere Schneider Electric, APC Smart-UPS Modular Ultra serisini mevcut özellikleri destekleyici nitelikte üç yeni siber güvenlik seviyesi ile birlikte sunuyor. Smart-UPS üniteleri, Schneider Electric’in bulut üzerinden uzaktan izleme ve bakım imkanı sağlayan EcoStruxureTM BT izleme platformuna bağlanabiliyor. Böylece APC Smart-UPS Modüler Ultra Serisi, yüksek bir finansal yük ve güven kaybı yaratan siber güvenlik ihlallerinin önlenmesinde yardımcı olabilecek birden fazla güvenlik seviyesi sağlıyor.
NVIDIA, kurumsal Microsoft kullanıcılarına bulut üzerinden endüstriyel meta veri deposu ve yapay zeka süper bilgi işlem kaynaklarına erişim sağlamak üzere Microsoft ile iş birliği yaptı. 365 ve Azure kullanıcısı işletmeler, bulut üzerinden Omniverse’e ve DGX Cloud’a erişebilecek.
Azure kullanan işletmelere Omniverse erişimi
NVIDIA, Microsoft Azure Cloud kullanan işletmeler için iki bulut ürününü Azure üzerinden kullanıma açıyor. Bunlardan NVIDIA Omniverse Cloud, endüstriyel metaverse uygulamalarını tasarlamak, geliştirmek, dağıtmak ve yönetmek için ortam sağlıyor. Endüstri alanında metaverse’te tasarım ve test yapmak, simülasyon sayesinde firmaların üretim ve lojistik maliyetlerini doğru hesaplamalarına yardımcı oluyor.
NVIDIA’nın metaverse çözümleri, endüstri planlamasında yoğun şekilde kullanılıyor. Örneğin Amazon Robotics, depolarında kullanacağı robotları önce metaverse’te yaratıp test ettikten sonra üretti. Otomobil üreticisi firmalar da yeni model geliştirmekten fabrika planlamaya kadar işlerinin her alanında metaverse’ten faydalanıyor.
NVIDIA’nın diğer ürünü NVIDIA DGX™ Cloud, işletmelerin üretken yapay zekayı kendi ihtiyaçlarına göre eğitmek için altyapı ve yazılımlara ulaşmalarını sağlayan bir bilgi işlem hizmeti.
Dijital ikiz üretme hızlanabilir
Omniverse, açık kaynaklı bir 3D sahne tanımlaması ve dosya formatı olan Pixar’ın Universal Scene Description (USD) (Evrensel Sahne Tanımlaması) sistemini temel alıyor ve işletmeler, kendi ürünleri ve ürün çevresini içeren alanlarla üç boyutlu simülasyonlar oluşturabiliyor.
Dijital ikiz ve nesnelerin interneti için kullanılan Azure Digital Twins’in Omniverse’e bağlanması sayesinde şirketler, sensörler aracılığıyla fiziksel dünyadaki gerçek zamanlı verilerin daha doğru, dinamik, tamamen işlevsel 3D dijital kopyalarını üretebilir. Bu dijital kopyalar, fiziksel ortamdaki değişikliklere otomatik olarak yanıt verebilir. Azure, kurumsal verilerin güvenle saklanması için bulut hizmeti sağladığından, Omniverse kullanmanın güvenliği artacak.
Yeni yapılan bu anlaşma kapsamında NVIDIA Omniverse, Microsoft’un 365 uygulamalarıyla da birleşiyor. Örneğin Omniverse Cloud üzerinde iş yapan çalışanlar, Teams üzerinden online toplantıyla birbirlerine bağlanıp görüşebilecekler ve gerçek zamanlı paylaşım yapabilecekler.
NVIDIA OVX destekli Omniverse Cloud, bu yılın ikinci yarısında Azure’da kullanıma sunulacak. Üretken yapay zekayı eğitmek için süper bilgi işlem ve yazılım kümeleri sağlayan DGX Cloud ise üç ay sonra Azure’da kullanıma sunulacak ve işletmelere aylık olarak kiralanacak.
NVIDIA CEO Jensen Huang’ın sunumunu YouTube’dan izleyebilirsiniz.
Küresel çevrimiçi eğitim hizmetleri pazar büyüklüğünün 2022’de 7,69 milyar ABD doları olduğu tahmin ediliyor. 2023’te bu sektörün 8,97 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Sektörün, 2023’ten 2030’a kadar yıllık %14,9 bileşik büyüme oranıyla 2030’da 23,73 milyar dolara ulaşacağı hesaplanıyor.
Pandemi sonrasında online eğitim rafa kaldırılmadı
Sektörün büyümesinde pandemi döneminde online eğitime geçilmesinin etkisi var. Dünya genelinde hükümetler çevrimiçi eğitimler için ücretsiz portallar sunuyor.
Şubat 2021’de Hindistan hükümeti, yapay zeka odaklı bir ortak çevrimiçi öğrenme platformu olan NEAT 2.0‘ı piyasaya sürdü.
Pandemi sonrası dönemde şirketler ve hükümetler online eğitimi geliştirmekten vazgeçmediler. Ocak 2023’te Hintli çok uluslu bir eğitim teknolojisi şirketi olan BYJU’S, K-12 öğrencileri için bire bir evde özel ders pilot programı başlattı. Program şimdiden yaklaşık 100 öğretmenle yaklaşık 650 sınıfa ev sahipliği yapıyor.
Gelişmekte olan ülkelerde dijital eğitime yönelik devlet desteği, üniversiteleri ve okulları çevrimiçi öğrenme oturumları sunmaya teşvik ediyor. Şubat 2022’de Güney Avustralya hükümeti Learning+ girişimiyle yerel okullardaki öğrencilere okuldan sonra ve hafta sonları nitelikli, eğitimli öğretmenlerle ücretsiz bire bir çevrimiçi ders sağladı.
Mobil uygulama geliştiricileri ve içerik sağlayıcıları arasında ortaklıklar
Kasım 2021’de çevrimiçi ders ve canlı çevrimiçi öğrenim sunan önde gelen şirketlerden biri olan Vedantu, Hindistan’ın ilk tasarım yarışmasını oluşturmak için görsel iletişim platformu Canva ile iş birliği yaptı. Her iki şirket de bu iş birliğiyle ülkedeki çocukların ve öğretmenlerin yaratıcılığını keşfetmeyi amaçlıyor.
İsteğe bağlı eğitimler, 2022 verilerine göre küresel gelirin %76’sından fazlasını oluşturuyor. Aralık 2021’de Nepal hükümeti, 1’den 10’a kadar olan sınıflardaki Nepal öğrencileri için açık bir kütüphane olan “Sikai Chautari” adlı bir e-öğrenme portalı başlattı. Bu platform Nepalce ve İngilizce dillerinde sunuluyor.
Şubat 2022’de Ontario hükümeti, öğretmenler ve öğrenciler için Eureka Tech.org ve Mathify aracılığıyla çevrimiçi öğretimin genişletilmesini desteklemek için bire bir dijital öğretime yatırım yaptı.
Analitik uygulamalarıyla birleştirilmiş isteğe bağlı özel ders, eğitmenlerin ve içerik sağlayıcıların öğrencinin ilerlemesi hakkında gerçek zamanlı bilgi almasına yardımcı oluyor.
Şubat 2023’te, Nerdy’ye bağlı Varsity Tutors, AI-Generated Chat Tutoring ve AI-Generated Lesson Plan Creator adlı iki yeni ürünü piyasaya sürdüğünü duyurdu. Bu yeni ürünler canlı ders oturumları üretmek için kullanılıyor.
Kişiselleştirilmiş eğitimler popüler
Şubat 2022’de bir çevrimiçi ders verme platformu TutorMe, Ferguson Florissant okul bölgesi ile iş birliği yaparak yaklaşık 11.000 K-12 öğrencisine isteğe bağlı, kişiselleştirilmiş çevrimiçi ders hizmetleri sağladı.
Ocak 2022’de Udemy kurumsal öğrenme platformunu beceri değerlendirmeleri, uygulamalı laboratuvarlar, bilgi teknolojisi, veri analitiği ve yazılım geliştirme gibi çeşitli yeni özelliklerle genişletti. Ayrıca, 65’ten fazla dilde deneyimli eğitmenler tarafından verilen 150.000’den fazla kurs sunuyor. Udemy’nin 50 milyondan fazla öğrencisi var.
Amazon personeline diploma fırsatı sunuyor
Mart 2022’de Amazon, üniversite eğitimi sunmak için 140’tan fazla üniversite ve kolejle iş birliği yaparak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki saatlik çalışanlar için beceri artırma olanaklarını genişlettiğini duyurdu. Amazon beceri geliştirme programı Career Choice kapsamında verilen eğitimlerde personele diploma eğitimi alarak kariyerinde ilerleme fırsatı sunuluyor.
Kısa vadeli kurslar segmentinin, en fazla büyüyecek alan olduğu tahmin ediliyor. Segment büyümesi, isteğe bağlı özel ders verme modelleriyle kısa vadeli diploma kurslarının artan popülaritesine bağlı.
İrlanda merkezli ücretsiz bir çevrimiçi eğitim platformu olan Alison, sırasıyla ortalama 2 ila 3 saat ve 8 ila 10 saatlik kısa süreli sertifika ve diploma kursları sunuyor. Alison’ın dünya çapında 11 milyondan fazla kullanıcısı var.
Kurs türlerinde bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) kursları segmenti pazara hakim durumda. 2022’de bu tip kurslar küresel gelirin %63’ünden fazlasını oluşturdu.
Çevrimiçi özel ders hizmetleri pazarında faaliyet gösteren bazı önemli şirketler: Ambow Education; ArborBridge; Beijing Magic Ears Technology Co., Ltd; BYJU’S; Chegg Inc.; Club Z! Inc.; iTutorGroup; Qkids Teacher; Varsity Tutors; Vedantu.com.
Grand View Research’ün hazırladığı çevrimiçi eğitim sektörü öngörüsü özeti:
Geçtiğimiz yıl boyunca Avrupalı karar vericiler ve ortaklarla yaptılan çalışmalarda, siber güvenlik neredeyse sürekli bir konuşma konusu olmuştur.
Kıtanın her yerinde, siber tehditler daha maliyetli ve agresif hale geldi ve bu eğilim on yıllardır ilk Avrupa savaşıyla daha da kötüleşti. Geçen ay Münih Güvenlik Konferansı’nda yayınlanan bir rapora göre, NATO üyesi ülkelerdeki insanlara yönelik Rusya destekli siber saldırılar 2022’de dört katına çıktı.
Avrupa liderleri, siber güvenliği bölgenin dijital dönüşümünün merkezine koyarak bu anı yakalamayı hedefliyor. Sistemlerin her gün saldırıya uğruyor ancak dünyadaki herkesten daha fazla insanı güvende tutuyor.
120’den fazla uygulama arasından seçilen bu 15 girişim, sekiz ülkeyi temsil ediyor ve sağlık uygulamalarını güvence altına almaktan eğitimcileri savunmaya ve temiz su tedarik zincirini korumaya kadar bölgede ve ötesinde önemli katkılarda bulunuyor. Google’ın en iyi araçlarını, en iyi uygulamalarını ve bağlantılarını sağlayarak çalışmalarını ilerletmelerine yardımcı olacağız:
Alice Biometrics (İspanya): Galiçyalı girişim, tescilli bir AI motoru üzerine inşa edilen kimlik doğrulama yazılımı için ödüllendirildi.
Astran (Fransa): Paris merkezli Gizli Veri Bulutu çözümü, şirketlerin şifreleme anahtarları olmadan bulutu benimsemenin kilidini açmasını sağlar.
BlackDice (İngiltere / İspanya): Leeds ve Malaga’da kökleri bulunan, telekomünikasyon operatörlerinin kalıpları tanımlamak için makine öğrenimi ve tahmine dayalı teknolojiyi kullanarak abonelerini siber saldırılardan korumalarına yardımcı olan şirket.
Build38 (Almanya / İspanya): Yapay zeka ve en güçlü koruma teknolojisini birleştiren ve finans sektöründen toplu taşımaya ve sağlık hizmetlerine kadar müşterilere hizmet veren mobil uygulama koruma çözümleri sunan Münich-Barselona şirketi.
CrowdSec (Fransa): Kötü amaçlı IP adreslerine karşı katılımcı davranışsal koruma sağlayan Paris merkezli tehdit istihbarat şirketi.
Cryptr (Fransa): Yazılımın çoklu oturum açma gibi tüm kimlik doğrulama stratejilerini yalnızca birkaç satır kodla yönetmesini sağlayan tak ve çalıştır kimlik doğrulama platformu sunan Lille merkezli bir şirket.
eID Easy (Estonya): Belge iş akışı platformlarını tek bir entegrasyon ve sözleşme ile dünya çapındaki sertifika yetkililerine bağlayan nitelikli elektronik imza API’leri pazarı.
Elemendar (İngiltere): İnsanlar tarafından siber tehdit raporlarını okuyan ve bunları endüstri standardı yapılandırılmış bilgilere dönüştüren Londra merkezli bir yapay zeka inşa ediyor.
GoodAccess (Çekya): Uzaktan çalışma çağı için küresel siber güvenlik platformu, dünyaya Sıfır Güven Ağ Erişimi’ni dağıtmanın en basit yolunu getiriyor.
Nymiz (İspanya): Bilbao startup, yapay zeka tabanlı kişisel veri anonimleştirme yazılımı sunarak “değerini ortaya çıkarırken verilerinizi korumanızı” sağlar.
Passbolt (Lüksemburg): Dünya çapında 15.000 kuruluşa hizmet veren şirket – “F500 şirketleri, savunma sanayi, üniversiteler dahil” – açık kaynaklı, kurumsal bir şifre yöneticisi oluşturuyor.
Secfense (Polonya): Haftalar veya aylar yerine dakikalar süren kodsuz entegrasyon sayesinde MFA’nın büyük kuruluşlarda benimsenmesini kolaylaştıran Krakow merkezli girişim.
Secjur (Almanya): Hamburg merkezli, uyumluluk, veri koruma, bilgi güvenliği ve muhbirliği “otomatik pilota” koymayı amaçlayan yapay zeka tabanlı uyumluluk araçları sağlayıcısı.
Sentryc (Almanya): Berlin merkezli, “internetteki ürün korsanlığını izlemek” ve durdurmak için çalışan marka koruma yazılımı sağlayıcısı.
Üç aylık uygulamalı programlama ve atölye çalışmalarına ek olarak, bu kohort, eski girişimler VirusTotal ) ve Mandiant dahil olmak üzere Google’daki uzmanlarla mentorluk oturumlarına erişebilecek. Ve bu yıl Avrupa’daki toplantılarda diğer siber güvenlik girişimcileriyle ağ kurabilecekler.
Küçük işletmeleri korumak (ve büyümeyi tetiklemek)
Avrupa’nın ileri savunmasına startup’ları dahil etmek sadece iyi bir strateji değil; Giderek artan bir şekilde, bu bir aciliyet meselesidir.
Bölgedeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ’ler) %92’si siber güvenliğin kendileri için önemli olduğunu kabul ediyor, ancak yalnızca %16’sı bir saldırı için çok iyi hazırlanmış hissediyor. Bu, Kantar ile ortaklaşa yayınladığımız yeni araştırmaya göre Dijital On Yılda Avrupa’nın KOBİ’leri 2030 hazırlıksız şirketleri hedef alan saldırganların, en küçük siber güvenlik açıkları nedeniyle her zamankinden daha kısa sürede daha fazla veri alabileceğini de ortaya koyuyor.
Google ile Büyüme programlarımızın bir parçası olarak, KOBİ sahiplerinin siber güvenlik becerilerini güçlendirmelerine yardımcı olmak için özel eğitimler geliştirdik. Siber risklerin temellerine hakim olmak, çalışanları eğitmek, çalışan cihazlarını, ağlarını, sistemlerini ve yazılımlarını güvence altına almak ve güvenli çevrimiçi müşteri deneyimleri oluşturmak için kaynaklar bulacaklar. Bu içeriği İngilizce olarak sağladık ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da 18 ek dilde aşamalı olarak kullanıma sunacağız.
Avrupa için “açık güvenliği” işe koymak
Bunlar sadece “açık güvenlik” olarak adlandırdığımız şeyi kullanmaya yönelik en son Avrupa girişimlerimizdir: silolardan kurtulma ve güvenlik uzmanlarının tehditleri hızla paylaşabileceği, en iyi uygulamaları geliştirebileceği ve yeni teknolojileri benimseyebileceği bir inovasyon ekosistemini benimseme ihtiyacını kabul eden bir yaklaşım.
Küresel ilişkiler başkanımız Kent Walker, geçtiğimiz Ekim ayında Avrupa’da “açık güvenlik” için bir adım attı ve birlikte çalıştığımızda inovasyonu teşvik ettiğimizi ve herkese fayda sağlayan en iyi uygulamaları geliştirdiğimizi savundu. AB siber güvenlik ekosistemini desteklemek, bunu gerçekleştirmenin bir yoludur.
Gelecek için inşa etmek
Bugünün seçicileri fayda sağlamak için özellikle iyi konumlandırılmıştır, çünkü birçoğu büyük ölçekte daha iyi güvenlik sonuçları elde etmeye yardımcı olmak için yapay zeka kullanmaktadır – tehditlerin önünde kalmak için evrimleşmenin kritik bir parçasıdır.
İspanya’nın Costa del Sol kentine yapılan bir yatırım ve küresel siber güvenlik ve kötü amaçlı yazılım araştırmaları için bir oyun değiştirici olan Malaga’daki Google Güvenlik Mühendisliği Merkezi’ndeki (GSEC) uzmanlardan bilgi edinebilecekler. Bu yılın sonlarında açıldığında, GSEC Malaga, Google’ın daha güvenli bir web oluşturma yönündeki küresel çabalarında en son Avrupa kuvvet çarpanı olarak gizlilik ve güvenlik mühendisliği ve içerik sorumluluğu merkezlerimize katılacak.
Otonom ekskavatör Exosystem’i üreten Built Robotics, dünyanın ilk tam otonom güneş paneli kazığı döşeme robotunu ürettiğini duyurdu. RPD 35 isimli robotik yöntem, geleneksel yöntemlerle kıyaslandığında, şebeke ölçeğinde güneş enerjisi panellerini beş kat daha hızlı inşa ediyor ve net sıfır hedefini karşılıyor.
Güneş enerjisi tarlası için on binlerce panel kazığı gerekiyor
Güneş enerjisi panel kazıkları genellikle, 3,6 ila 4,8 metre uzunluğunda ve 90 kilo ağırlığında çelik H-kirişlerdir. Tipik bir güneş enerjisi tarlası için on binlerce panel kazığı yerleştirmek gerekiyor. Bu panel kazıklar, güneş enerjisi tertibatının temelini oluşturuyor.
RPD 35 arazi ölçümü, kazık dağıtımı, kazık sürme ve kontrolünden oluşan tüm panel döşeme süreçlerini birleştiriyor. İki kişilik bir ekip bu sayede günde 300’den fazla güneş enerjisi panel kazığı döşeyebiliyor. Built Robotics’in yapay zeka kullanarak geliştirdiği bu modelde gelişmiş GPS ve sensörler bulunuyor.
Şimdiden 400 bin eve yetecek kadar panel kurdu
Built Robotics’in kurucusu ve CEO’su Noah Ready-Campbell, “Güneş paneli kazığı döşeme, zor ve tekrarlanan bir iş olduğu için otomasyona çok uygun. Panel kazığı döşeme robotlarımız, güneş paneli döşeme işinde şantiyelerdeki işçilerin verimliliğini önemli ölçüde artıracak” diyor. Güneş paneli kazıklarının döşenmesi işinde robot kullanılması, zorlama, çarpma ve sıkışma gibi tehlikelerin azalmasını da sağlıyor.
Built’in robotları, 2 gigavatın üzerinde güneş enerjisi kapasitesinin kurulmasına yardımcı oldu; bu kapasite ABD genelinde 400.000’den fazla eve güç sağlanması anlamına geliyor.
ABD 2030’a kadar her yıl 100 gigavatlık güneş paneli tarlası kurmayı hedefliyor
2022 Enflasyonu Düşürme Yasası’nın kabul edilmesiyle, federal teşvikler güneş enerjisinin inşasını daha da hızlandırdı. 2022’de ABD’de yaklaşık 10 gigavat şebeke ölçeğinde güneş enerjisi kapasitesi kuruldu ve 2030’a kadar tahminler her yıl 100 gigavat üzerinde kurulacağını gösteriyor. Güneş enerjisi altyapısındaki bu hızlı artışı, ABD’nin iklim hedeflerine ulaşması için önemli ve yalnızca otomasyon ve diğer ileri teknolojilerle mümkün olacak.
RPD 35 müşteriler için 2023’ün son çeyreğinde satışa sunulacak. Built daha önce ekskavatörleri tamamen otonom robotlara dönüştürmüş bir firma. Exosystem adını verdiği bu robotik sistem inşaat sektöründe kullanılmaya devam ediyor.
Finansal ürün ve hizmetleri dijital çağa uyarlama konusunda rol üstlenen finansal teknoloji şirketlerinin geliştirdiği çözümler, geride bıraktığımız son iki yılda yaygınlaştı. Güncel veriler, fintek benimseme oranının %80’e yükseldiğini ortaya koydu.
2020’den bu yana önemli bir yol kat eden dijitalleşmenin etkisi finansal ürün ve hizmetlere erişimde de kendisini göstermeye başladı. Gerek işletmeler, gerekse bireysel kullanıcılar için finansal ihtiyaçlara mobil ve web tabanlı uygulamalarla yanıt veren finansal teknoloji (fintek) şirketleri, geliştirdikleri yazılımlarla geniş bir kullanım alanına ulaştı. The Harris Poll tarafından yürütülen bir araştırmada, fintek benimseme oranının %80 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığı görüldü. Yeni nesil finansal teknolojilere yönelik yeni mevzuatlar, Türkiye pazarında da yerli fintek şirketleri arasındaki rekabeti artırdı.
Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Parolapara CEO’su Fatih Çelik, “Son kullanıcıların finansal teknolojilerin sunduğu kolaylık ve hızı fark etmesi, endüstri gelişimine ivme kazandırıyor. Fintech şirketlerinin geliştirdiği uygulamalar giderek daha fazla ana akıma dönüşüyor” dedi.
Söz konusu araştırmada 10 kişiden 9’unun 2022’de kullandığı finansal uygulamalardan fayda gördüğünü ifade ettiği kaydedilirken, fintek uygulamalarının 2 kullanıcıdan birine finansal kontrol hissi verdiği belirtildi. Bu veriler, geleneksel finansal kuruluşlara kıyasla kullanıcı taleplerini daha iyi analiz edebilen ve buna uygun, mobil odaklı deneyimler geliştirebilen fintek şirketlerinin kapsayıcılık ve kolaylık amaçlarına birkaç adım daha yaklaştığını ortaya koydu.
Dünyanın küresel salgının başından bu yana bir ekonomik mücadele içinde olduğunu hatırlatan Fatih Çelik, “Araştırmaya göre 5 kişiden üçü fintek çözümlerinin ekonomik zorlukları aşmaya yardımcı olduğunu söylüyor. Bu durumun finansal kontrol hissiyle yakından ilgisi var. Ekonominin yeni paydaşları olan genç nesilleri, alıştıkları arayüzlerle ve kolaylıkla yakalayan finansal teknoloji çözümleri, kullanıcıların ihtiyaç duyduğu güveni de inşa edebiliyor” ifadelerini kullandı.
POS cihazı ve toplam kart sayısı %16 arttı
Bankalararası Kart Merkezi tarafından yayımlanan veriler, Türkiye’de POS cihazı sayısının geçtiğimiz yıl %16,6, banka/kredi ve ön ödemeli kartları kapsayan toplam kart sayısının ise %16,8 arttığını gösterdi. Bu verilerin ödeme araç ve alışkanlıklarındaki dönüşümün olgunlaştığına yönelik işaretler taşıdığına dikkat çeken Fatih Çelik, “Ağustos 2022’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan elektronik para ve ödeme kuruluşu lisansı alarak faaliyetlerine başlayan Parolapara olarak, ‘finansal özgürlüğün parolası’ mottomuzla hem son kullanıcıya hem de işletmelere yönelik çözümlerimizle ekosisteme dahil olduk. Sanal POS çözümümüz kapsamında kolay entegrasyonla üye işyerlerini çok kısa süre içinde tahsilat yapabilir hale getiriyor, sürekli teknik destek olanağıyla daima yanlarında oluyoruz. Tüm işlemlerini detaylı olarak görebildikleri panel üzerinden hak ediş bakiyelerini istedikleri bankaya çekebilen, bakiyeleri ile ayrıca B2B ve B2C ödemelerini kolayca gerçekleştirebilen üye işyerleri, Parolaparanın sunduğu sanal pos altyapısı ile Woocommerce, OpenCart gibi e-ticaret sistemlerine entegre olarak ödeme almaya başlayabiliyor. %95 ve üzeri başarılı işlem oranı sunan ödeme altyapımız, üye işyerlerini birden fazla bankayla anlaşma yapma zorluğundan kurtarıyor” diye konuştu.
Yeni çözümler yolda
Üye işyerlerini müşteri değil, iş ortağı olarak gördüklerini vurgulayan Parolapara CEO’su Fatih Çelik, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Çok yakında link ile ödeme alma, sanal POS ve toplu ödeme gönderme çözümlerimize ek, BKM TechPos uyumlu Android POS ürünlerimizi devreye alacağız. Bu sayede işletmelerin ödeme aldığı her noktada işlerini kolaylaştırır hale geleceğiz. Bireysel ve kurumsal müşterilerimiz için yayımlayacağımız Android ve iOS mobil cüzdan uygulamalarımızın, günlük hayatta en çok tercih edilen finans uygulamaları arasında yer almasını hedefliyoruz. Kurumsal müşterilerimizin yanı sıra bireysel müşterilerimiz için de 7/24 para transferi, QR kod ile para gönderme/alma, anlaşmalı markalardan nakit iade gibi çözümlerimiz için çalışıyoruz. Halihazırda devam eden BKM üyelik sürecimizin tamamlanmasının ardından da Troy, Mastercard ve Visa kart şemalarını destekleyen fiziki kart ürünümüzü de en kısa süre içinde kullanıcılarımızla buluşturmayı hedefliyoruz.”
Avrupa İnovasyon Ekosistemleri (European Innovation Ecosystems – EIE) Avrupa inovasyon ekosistemleri arasındaki bağlantıların ve iş birliklerini artırmayı amaçlıyor. Ufuk Avrupa’nın bu programı; araştırma enstitüleri, teknokentler, kuluçka merkezleri, melek yatırımcılar, sermaye yatırım şirketleri, kalkınma ajansları, araştırma ve teknoloji kuruluşları, sivil toplum kuruluşları gibi inovasyon aktörleri ve ağları ile KOBİ’ler, startup’lar, kamuya ait işletmeler, üniversiteler ve özel şirketler olmak üzere geniş bir hedef kitleye sahip.
CONNECT çağrıları inovasyonu artırma amaçlı
Avrupa İnovasyon Ekosistemleri programı altında yer alan CONNECT çağrıları, ulusal, bölgesel ve yerel ekosistemlerin mevcut güçlü yönlerinden yararlanarak, sürdürülebilir iş büyümesi ve ağ bağlantısını güçlendirmek için tüm aktörlerin ve bölgelerin katılımını teşvik etmeyi hedefliyor.
Projelerin yeşil, dijital ve sosyal geçişler de dahil olmak üzere toplumun yararına olan zorluklara yönelik kolektif amaçların üstlenilmesi ve gerçekleştirilmesi için Avrupa Birliği (AB) çapında birbirine bağlı, kapsayıcı inovasyon ekosistemleri oluşturma amacını taşıması gerekiyor.
6 Haziran – 19 Eylül 2024 arasında başvuru kabul edecek HORIZON-EIE-2024-CONNECT-02-01 kodlu çağrı “Akademik Çevreler ile Girişimlerin İş Birliğini Genişletmek” (Expanding Academia-Enterprise Collaborations) başlığını taşıyor.
Beklenen proje çıktıları
Yapay Zeka, Gelişmiş Bilgi İşlem, Siber Güvenlik, Yeni Nesil İnternet, Blok Zinciri, Nesnelerin İnterneti, Metaverse, Enerji, Greentech, AgriTech ve Fintech başta olmak üzere stratejik dijital teknolojiler ve derin teknoloji inovasyonlarında Avrupalı startup’ların pazar ayak izinin arttırılması,
EIT ve EIC destekli startup’lar ve Mükemmellik Mührü sahipleri de dahil olmak üzere startup’ların ilgili yerel ve/veya Avrupa ekosistemleri, toplulukları ve potansiyel yeni marketlerle bağlantısının güçlendirilmesi,
AB tarafından finanse edilen dijital ve derin teknoloji startup’ların EIC, EIT ve Bilgi ve İnovasyon Toplulukları (KICs), InvestEU, Dijital Avrupa Programı, Women TechEU gibi girişimler ve kurumsal inovasyon yatırımcıları ile eşleştirilmesinin sağlanması.
Çağrı kapsamında toplam 6 projeye 12 milyon euroluk destek sağlanacak. Başvuru yapan konsorsiyumun en az 3 farklı Ufuk Avrupa program ülkesinden (biri AB üye ülkesi olması şartıyla) üç bağımsız tüzel kişiliği içermesi gerekiyor.
Başlangıçta sadece Chrome tarayıcısını içerdiği için bilgisayar pazarında fazla yer edinemeyen ChromeOS yüklü Chromebook’lar, günümüzde işletmeler ve eğitim sektöründe tercih ediliyor. Google yakın zamanda ABD’de doktorların Chromebook kullanmasını sağlayacak bir projeye de başladı.
KOBİ’ler ve eğitim sektörü Chromebook tercih ediyor
2020 yılında Chromebook satışları global olarak pazarın %14,4’ünü oluşturarak %7,7’lik Mac satışlarının iki katı performans sergiledi. Satışların bu derece artmasında pandemi yüzünden uzaktan eğitime geçilmesinin etkili olduğu düşünülüyor.
Bunun haricinde araştırma şirketi Canalys ise Chromebook’ların KOBİ’ler tarafından tercih edildiğini tespit etti. ChromeOS’in işletmelere yeterli gelmesinde bulut sistemlerinin yaygınlaşmasının etkisi var. Çalışanların sadece internet üzerinden firmanın işlerini yapması durumunda farklı uygulamalar yüklenebilecek bir cihaza ihtiyaçları olmuyor.
Pandeminin satışların artmasına yol açtığı son yapılan analizlerle de destekleniyor. Google’ın bu işletim sisteminin pazar payı 2020-2022 arasında dünya genelinde %6,8 azaldı. Sadece ABD’de %19,7 düştü.
Google çalışanları Chromebook kullanıyor
Şirket kendi çalışanlarını standart olarak Chromebook kullanmaya teşvik ediyor. Ocak 2023’te IDC tarafından yapılan bir araştırmaya göre bunu kullanan işletmelerde üreticilik ve güvenli takım çalışması klasik cihazları kullananlara göre %24 daha yüksek. Üç yıllık verilerden yapılan hesaplamalara göre ChromeOS sayesinde bilgisayar saldırılarından etkilenme oranı daha düşük olduğu için işletmeler cihaz başına yaklaşık 4 bin dolar tasarruf ediyor.
Çağrı merkezi çalışanları işlerini yaparken sadece firmanın kendi sisteminin arayüzüne bağlanıyorlar ve işlerini yaptıkça kaydettikleri veriler tüm çalışanlar tarafından gerçek zamanlı olarak görülüyor. Bu yüzden çağrı merkezlerinde kullanılan bilgisayarlarda başka uygulamaların yüklü olması gerekmiyor.
Çağrı merkezi firmaları, kendi iş sitelerini ChromeOS Virtual Desks ile uyumlu kullanılabilecek hale getirirlerse, bu firmaların bilgisayar maliyetleri büyük ölçüde düşebilir.
ChromeOS Flex ile eski bilgisayarları yeniden iş cihazına dönüştürebilirsiniz
Chromebook satışları %76’dan fazla paya sahip Microsoft ile yarışabilecek seviyede olmasa da Google’ın kendi işletim sistemi için bazı planları var.
Chromebook’larda Microsoft uygulamaları kullanılabiliyor ama Google’ın bu konudaki stratejisi Chromebook’ları daha fazla android’leştirmek değil.
ChromeOS Flex adlı projesinde Google, eski ama çalışan bilgisayarları ChromeOS yükleyerek yeniden iş için kullanılır hale getirmeyi öneriyor. Eski bir Windows veya Mac cihazın, yazılım güncelleme alamadığı için kullanılmaz hale geldiği durumda, ChromeOS ile yeniden internet üzerinden iş yapılabilir hale gelmesi mümkün.
Flex versiyonu yüklü cihazlarda Android uygulamalar veya Google Assistant kullanılmıyor çünkü Google, Chromebook’u iş amacıyla kullanan işletmelerin bunlara ihtiyaç duymadığını tespit etti.
Eski cihazları kurtarma fırsatı sunan Flex’in işletmeler tarafından benimsenmesi firmaların işlerini bulut sistemleri üzerinden yürütebilmelerine bağlı.
Yeni nesil perakende analitiği şirketi REM People, deprem ve diğer doğal afetlere teknolojiyle hazırlık yapmayı hedefliyor. Kendi arama kurtarma ekibini oluşturan ve bu alanda personeline İK eğitimi de verecek olan REM People; olası afetler için termal kameralar, ses dinleme cihazları, drone araçları ve yapay zekâ destekli çalışmaları kullanacak
6 Şubat’ta yaşanan ve Türkiye’nin 11 ilini etkileyen büyük deprem felaketinden sonra şirketler de yardım seferberliğine ekipleri ve destekleriyle katıldı. Yeni nesil perakende analitiği şirketi REM People da bölgeye kendi ekibiyle ulaşarak arama kurtarma çalışmalarına destek verdi. Bu alanda kendini geliştirmeyi hedefleyen REM People, gelecekte teknolojiyi kullanarak felaketlere hazırlık yapmayı planlıyor.
Drone ve sismik kameralar kullanacak
Yapay zekâ tabanlı çoklu kanal perakende uygulamaları çözümleri sunan REM People, teknolojiyi kullanarak daha çok hayat kurtarılabileceğine inanıyor. REM People, bu hedefle arama kurtarma faaliyetlerinde dünyada kullanılan teknolojileri Türkiye’ye getirip kullanacak. Kurum olarak ekipmanlar için yatırım yapacak olan REM People; termal kameralar, sismik ses dinleme cihazları, drone araçları ve yapay zekâ destekli sistemlere sahip olacak.
Beklenen İstanbul depremine, hazır olabilmek için kendi sivil savunma ekibini de kuran REM People, söz konusu ekibi AFAD’dan ve ilgili akredite kuruluşlardan alacağı profesyonel eğitimlerle hazırlayacak. Böylece olası bir deprem için sivil savunma bilinci oluşturulacak. Kurum, bu eğitimi de REM Akademi içindeki eğitim müfredatına ekleyecek.
REM People’ın CEO’su Bülent Peker, 1 yılın sonunda Türkiye’nin herhangi bir yerinde bir afetle karşılaşıldığında teknoloji ve ekipmanları kullanabilecek yetkinlikte insan kaynağıyla destek vermeyi hedeflediklerini söylüyor. Depremin ilk günlerinde üst yönetim olarak bölgeye intikal ettiklerini ve REM People’ın saha ekipleri ile birlikte aktif olarak arama kurtarma çalışmalarına katıldıklarını anlatan Peker, “Bölgede çalışırken teknolojinin nimetlerinin deprem gibi felaketlerde oynayabileceği hayati rolü gördük. Bizim hedefimiz de hep yapmaya alışkın olduğumuz şeyi; teknolojiyi kullanmayı, depremde de yapmaya devam etmek. Buradan çıkardığımız en büyük derslerden biri zararı minimuma indirebilmek için yine teknolojinin gücünden sonuna kadar yararlanmamız gerektiği” diyor.
Günümüzde yaygınlaşan fidye yazılım saldırılarının hem sıklığı hem de maliyeti gün geçtikçe artıyor. IDC’nin Fidye Yazılım Çalışması’na göre, kurumların %37’si bir tür fidye yazılımı saldırısının kurbanı olduklarını söylüyor.
Bazı araştırmalar ise bu saldırıların toplam maliyetinin 11 milyar dolardan fazla olduğunu gösteriyor. Başarılı fidye yazılımı saldırıları, daha kolay hedefler arayan siber suçluları cesaretlendiriyor. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, fidye yazılımı saldırılarından korunmak için 7 ipucunu sıralıyor.
Fidye yazılımlarının finansal etkileri son yıllarda ön plana çıkıyor. %37’si bir tür fidye yazılımı saldırısına maruz kalan kurumlar için toplam maliyetin 11 milyar doları aştığı belirtiliyor. Tedarik zinciri saldırıları, çifte tehdit, RaaS, yamalanmamış sistem saldırıları ve kimlik avı gibi yöntemlerle gerçekleştirilen saldırılar güvenliği tehdit etmeye devam ediyor. Siber koruma alanında küresel bir lider olan Acronis, bu tür siber tehditlerden korunmak ve tüm önlemlerin alınmasına rağmen saldırıya uğrama halinde etkilerini hafifletmeye yardımcı olmak amacıyla, kendisini ya da şirketini fidye yazılımı saldırılarından korumak isteyenler için 7 ipucunu paylaşıyor.
Fidye yazılımı saldırılarından korunmak için 7 ipucu
1. Sistemlerinizi düzenli olarak yedekleyin, Çok basit bir çözüm gibi görünse de verilerinizin her zaman yedeklendiğinden emin olmanız, fidye ödeme riskinden uzak olduğunuzu gösterir. Verileri yeniden yüklemek ve sistemlerinizi çalışır hale getirmek zor gibi görünebilir ancak günümüzün en etkili yedekleme çözümleri aslında kritik uygulamaların, sistemlerin ve verilerin hızlı ve güvenilir bir şekilde kurtarılmasını sağlar. Verileri yedekleme konusunda disiplinli bir yaklaşım benimsemek size siber saldırganlara karşı değerli bir avantaj sağlayabilir.
2. Uygulamalar ve Sistemler İçin Düzenli Yama Yönetimi Kullanın,Tüm yazılım endüstrisi güvenlik açıklarına eğilimlidir. Yazılım uygulamalarının genel olarak iyileştirilmesi ve bilinen sorunlara çözüm sunmak için güvenlik güncellemeleri gerektiren bazı açıklar ortaya çıkabilir. Siber suçlular bu açıkların farkında ve onlardan faydalanmak, bilgisayarlara ve ağlara erişim sağlamak için hızlı çalışma konusunda oldukça yetenekliler. Hatta sıfırıncı gün açıklarını bile hedef alabilirler. Bu da bir güvenlik açığının farkına vardıklarında son derece hızlı hareket edecekleri anlamına gelir. Güvenlik açıklarına karşı korunmanın en iyi yolu, daha proaktif bir şekilde yama yapmayı önemsemektir. Günümüzde en iyi siber güvenlik çözümlerinin birçoğu yüzlerce uygulama ile çalışan otomatik yama yetenekleri sunuyor. Sonuç olarak, yamalanmamış bir güvenlik açığı yoluyla saldırı tehdidini en aza indirmek ve genel güvenlik duruşunuzu iyileştirmek mümkün.
3. İki Faktörlü Kimlik Doğrulamayı Etkinleştirin, İki faktörlü kimlik doğrulama önemli bir tavsiyedir ve siber güvenlik önlemlerinizi geliştirmeniz için size iyi bir yol sunar. Siber saldırganların sisteminize girmesini zorlaştırmak için atacağınız önemli adımlar arasında yer alır ve sizi hedef olmaktan kurtarabilir. Tam bir koruma sağlamasa da siber saldırganı uzaklaştırmak için göz önünde bulundurulmalıdır. Günümüzde kolay fırsatlar arayan saldırganlar için iki faktörlü kimlik doğrulama, ekstra çabaya değmeyeceği mesajını taşıyabilir. Güvenlik önlemlerinize ne kadar çok şey ekleyebilirseniz o kadar güvende olursunuz ve iki faktörlü kimlik doğrulama başlangıç için harika bir noktadır.
4. Neye Tıkladığınıza Dikkat Edin, Siber suçlular kötü niyetli e-postalar, bağlantılar ve ekler içeren yaygın oltalama saldırılarını hala kullanıyor ve ne yazık ki düşündüğümüzden daha başarılılar. Günümüzde hepimiz çok meşgulüz ve çoğu zaman gerektiği kadar dikkat etmiyoruz. Saldırganların hasar vermek için ihtiyaç duydukları tam erişimi elde etmek için tek bir yanlış tıklama yeterli olabilir. Yakın zamanda kötü niyetli bir aktörün sahte reklamlar oluşturarak kötü niyetli web sitelerine yönlendirdiği ünlü bir Facebook örneği yaşandı. Bu potansiyel hataların üstesinden gelmenin ihtiyatlı bir yolu, bağlantılara ve reklamlara tıklarken dikkatli olmak ve internet sitesini direkt adres satırına yazarak ziyaret etmektir. Bu fazladan bir önlem gibi görünebilir ancak yanlış harflerle dikkatlice oluşturulmuş (örneğin, “o” yerine bir “0” ve benzer alan adları) kötü URL’lerden kaçınmanın önemli bir yolu olabilir.
5. Güvenli Ağlar Kullandığınızdan Emin Olun, Siz veya çalışanlarınız restoran, kafe, havaalanı veya güvenli olmayan farklı yerlerde çalışıyorsanız, siber güvenlik risklerinizi gidermek için, her zaman sanal bir özel ağ (VPN) kullandığınızdan ve oturum açar açmaz başlayacak şekilde yapılandırdığınızdan emin olmalısınız. Sadece işletmeler için kullanılmayan VPN’leri herkese açık bir ağda olacağınız zaman da kullanmayı alışkanlık haline getirmelisiniz. Ekstra bir masraf gibi görünseler de kimliğinizi kaybetmenin veya bir fidye yazılımı saldırısına maruz kalmanın yüksek maliyeti ile karşılaştırıldığında kolay önlemler arasındadır.
6. Fidye Ödemeyin, Birçok kişi ve kurum saldırı sonrasında verilerini hızlı bir şekilde geri almak ve bu kötü deneyimi sona erdirmek için tutarını önemsemeden ödeme yapmayı düşünüyor. Ancak bazı nedenlerden dolayı fidye için ödeme yapmayı tavsiye etmiyoruz. İlk olarak siber suçluların vedettiklerini gerçekten yapacaklarının garantisi yoktur. Ayrıca saldırganların dikkatini çeken ilginç bilgiler ya da özellikle hassas veriler bulduktan sonra ikinci kez geri geldikleri birçok vaka yaşanıyor. Hiç kimse ödeme yapmazsa, siber suçluların giderek daha az başarılı olacağı ve fidye yazılımı saldırılarıyla kar elde etmeyi bırakacaklarını ön görüyoruz. Uzmanlar olarak, tüm toplumun faydalanmasına yardımcı olmak için sıfır tolerans yaklaşımını benimsememiz gerektiğine inanıyoruz.
7. Kötü Amaçlı Yazılımdan Koruma ve Fidye Yazılımlarına Yatırım Yapın, Günümüzün kötü amaçlı yazılım ve fidye yazılımı karşıtı siber güvenlik çözümleri son derece etkilidir ve size siber tehditlere karşı en iyi savunma şansı tanır. Örneğin, Acronis Cyber Protect, yerleşik MI tabanlı fidye yazılımı yeteneklerini kullanan güvenli fidye yazılımı koruması içerir. Son olarak, beyaz liste ve kara liste stratejilerinin kullanılması harika bir fikirdir ve siber güvenliğin iyileştirilmesinde son derece etkili olabilir. Bu durumda, varlıklar veya uygulamalar onaylanmış bir beyaz listede değilse otomatik kurulum için onaylanmazlar.
Financial Technology Partners (FT Partners), sadece finansal teknolojilere odaklanan ilk ve tek küresel yatırım bankası. Fintek ekosisteminde 20 yılı aşkın deneyimi bulunan FT Partners’ın yeni Hisse Senedi Araştırma Platformu, firmanın küresel danışmanlık tekliflerinin kapsamını genişletiyor. Yeni açılan bu platform bankanın araştırma sektörüne adım atması anlamına geliyor. Platformda şu anda 25 şirket hakkında analizler bulunuyor.
Analiz raporları ücretsiz
Bankanın bu konuda analiz üretmesi talebinin müşterilerden geldiğini belirten CEO Steve McLaughlin, geçen yıl analistlerle çalışmaya başladıklarını ve platformun hazırlığının bir yıl sürdüğünü belirtiyor. McLaughlin, sektörde Goldman Sachs & Co.’nun eski yatırım bankacısı olarak tanınıyor. Bankanın diğer yöneticileri de Goldman Sachs, Morgan Stanley ve J.P. Morgan’da deneyim kazanmış isimler.
FT Partners Hisse Senedi Araştırma Platformu’nun bazı özellikleri şöyle:
Nitelikli kurumsal yatırımcılara hiçbir ücret ödemeden ve alım satım/komisyon ödeme zorunluluğu olmaksızın derinlemesine araştırmalar ücretsiz olarak sunuluyor.
Hem kısa hem de uzun vadeli sonuçları göz önünde bulundurarak ve birden fazla değerleme metodolojisi kullanarak derin ve daha anlamlı senaryo tabanlı analiz ve finansal modelleme içeriyor.
Kurumsal yatırımcıların gerçek zamanlı olarak en iyi bilgiye dayalı yatırım kararlarına varmaları için gerekli tüm katmanları, içeriği ve bağlamı sağlarken, işlevsel olarak estetik ve sade arayüzlü.
Başlangıçta iki düzineden fazla halka açık şirkette özkaynak araştırması kapsamını başlatan FT Partners Equity Research, fintek inovasyonunun önümüzdeki on yılını yönlendirecek önemli şirketlere odaklanıyor. Yayınlanan tüm araştırmalar, nitelikli kurumsal yatırımcılar için ücretsiz. Daha derin analizlere üyelik ücretiyle erişilebilecek.
20 Mart 2023 itibariyle analizleri hazırlanan şirketler şunlar: Adyen (ADYEN-NL),Affirm (AFRM), AvidXchange (AVDX), American Express (AXP), BILL (BILL), Coinbase (COIN), Expensify (EXFY), Flywire (FLYW), Global-e (GLBE), Robinhood (HOOD), Lemonade (LMND), Mastercard (MA), Marqeta (MQ), Nu (NU), PagSeguro (PAGS), Paymentus (PAY), PayPal (PYPL), Remitly (RELY), Shopify (SHOP), SoFi (SOFI), Block (SQ), Toast (TOST), Upstart (UPST), Visa (V), Wise (WISE-GB).
22 Mart’ta özel bir Zoom toplantısıyla platformun özellikleri tanıtılacak.