Akıllı havalimanları, sektörde devrim yapabilir

Havalimanları; uçakların, yolcuların, bagajların ve kargoların sürekli belirli lokasyonlara taşındığı komplike bir yer. Hâl böyle olunca şu anda havalimanları için hem ciddi bir iş yükü hem de maliyet harcanıyor.

Tüm bunlara harcamalara rağmen kaotik olabilen havalimanları, sadece yolcular için değil hava yolu şirketleri için de bir sorun. Örneğin 2013 yılında Airlines for America tarafından yayınlanan araştırmaya göre, 1 dakikalık rötarın faturası tam 78.17 dolar.

Bu nedenle akıllı bina teknolojisi ve veri analizi ile, havaalanlarını çok daha verimli bir yere dönüştürebilmek mümkün.

IoT ile akıllı havalimanları zor değil

Microsoft Inspire etkinliğinde konuşan Samsung Electronics America İş Geliştirme ve Strateji Bölümü Başkan Yardımcısı Jim Heesacker, yaptığı konuşmasında bu değişimi bir örnekle açıkladı.

İlginizi çekebilir: Avrupa için elektrikli otomobil devrimi

Heesacker, “Bir uçağın iniş yapmak üzere havalanına geldiğini ve A2 kapısına varacağını düşünün. Ancak hava koşulları nedeniyle bir gecikme olduğunda, iniş kapısı C2 olarak değişmesi gerekebilir. Havalimanının çalışanlarını hızlıca bir kapıdan diğerine transfer etmesi gerekir. Ancak böyle bir durumda tekerlekli sandalydee seyahat etmeye ihtiyaç duyan bir yolcunuz varsa durum karmaşıklaşabilir ve çalışanlarınızı hızlıca transfer edemeyebilirsiniz” sözlerine yer verdi.

IoT sayesinde ise, gerçek zamanlı yeniden güzergah belirleme ve yeniden bölüşüm yapabilir ve böylece C terminalinde yeni kapıya atanabilecek bir çalışanınızın olup olmadığını görebilirsiniz.

Samsung ve Microsoft güçlerini birleştirdi

Teknolojinin dev iki ismi olan Samsung ve Microsoft, buna benzer senaryoları gerçeğe dönüştürmek ve akıllı havalimanları için güçlerini birleştirdi.

Azure IoT Hub ve Harman tahmin analiz platformu sayesinde, havaalanı çalışanlarının uçuş sırasında alınan verileri bir akıllı telefon veya giyilebilir cihaz yardımıyla alabilmesi ve daha verimli aksiyonlar alabilmesi amaçlanıyor.

Tabii ki bahsettiğimiz senaryo şu anda odaklanılan konulardan sadece biri. Sensörler ve IoT teknolojisinin daha yaygın kullanılmasıyla beraber, bunun gibi birçok senaryo hayata geçirilebilir ve daha verimli bir performans elde edilebilir.

Harman Connected Services Direktörü Christopher Norwood,  “Birçok insanın IoT ne anlama geliyor diye sormasının ardından çok zaman geçmedi. Şimdi ise IoT’yi stratejilerinin bir parçası haline getiren birçok CEO ve CIO görüyoruz” diyor.

Uber’i SoftBank mı satın alıyor?

0

Sansasyonlarla sarsılan, şirket içi cinsel taciz iddiaları nedeniyle kurucusu ve CEO’su görevden ayrılan, Trump’a destek verdiği için ABD’de kullanıcılarının desteğini kaybeden araç paylaşım uygulaması Uber’in hissedarları, durum daha kötüye gitmeden şirketi satarak ceplerini doldurma fikrini tartışmaya başladılar.

Hissedarların, yatırım firması Benchmark yönetiminde düzenledikleri tartışmada, şirket hisselerinin önemli bir bölümünü Japonya’nın dev yatırım fonu SoftBank’a satma konusu gündeme geldi. Elbette diğer yatırımcılardan da teklif almak söz konusu olacak ancak şu anda en büyük aday olarak SoftBank görünüyor.

Uber hissedarlarının olanına göre, SoftBank’a yapılacak satıştan elde edilecek nakit ile yeni start-up’ların kurulması hedefleniyor. Böylece hissedarlar için yeni bir gelir kapısı oluşturulmuş olacak. Uber konusundaki riskler ise SoftBank’ın deneyimli yöneticiler ile hafifletilmiş olacak.

SoftBank kısa süre önce Uber’in Asya’daki en büyük rakibi olan Grab’a, Çinli ortağı ile birlikte 2 milyar dolar yatırım yapmıştı. Bu da Uber’in Uzak Doğu’daki konumu için büyük bir risk oluşturuyor. SoftBank’ın Uber’e ortak olmasıyla, Uzak Doğu’da Grab ile yaşanacak rekabetin daha yumuşak geçmesi de hedefleniyor. Ancak şimdilik SoftBank’ın bu teklife ne cevap vereceği bilinmiyor.

Yapay zeka gizlice kendi dilini geliştirmiş!

0

Yapay zeka konusundaki en büyük korkulardan biri, bu yeni ve bağımsız zekanın, insanlardan habersiz gizli işler yürüterek birgün insanlara rakip hatta düşman olması.

Bu tür bir gelişmenin gerçek olabileceğine dair ilginç bir kanıt, Facebook’un yapay zeka çalışmasında ortaya çıktı. Facebook’un son derece yüksek ücretli yapay zeka uzmanları, geliştirdikleri yapay zeka botların, zaman içinde kendi aralarında diyalog kurmak için kendi özel dillerini geliştirdiklerini keşfettiler.

İki chatbot arasında oluşan diyaloglardan biri şöyle:

Bob: “I can can I I everything else.”

Alice: “Balls have zero to me to me to me to me to me to me to me to me to.”

Yapay zeka uzmanları bunun önce büyük bir hata olduğunu ve yapay zekayı geliştirirken hata yaptıklarını düşündüler ancak detaylı incelemenin sonunda bunun yapay zeka tarafından yeni geliştirilen ve son derece zekice tasarlanmış yeni bir bir dil olduğu anlaşıldı.

İnsanlar için hiçbir anlam ifade etmeyn ingilizce kelimelerden kurulu cümleler üreterek birbirleriyle iletişim kuran yapay zeka botlarının bu gizli hobisine son verildi ancak yapay zekanın bunu yapmayı nasıl akıl ettiği, neden yaptığı gibi sorular hala cevap arıyor.

Cisco güvenlik stratejilerini geliştiyor

0

Ağ çözümleri konusunda güvenlik çok önemli detaylar arasında yer alıyor. Cisco, ağ çözümleri konusundaki güvenlik kalitesini daha üst seviyelere çıkartmak adına Observable Network şirketini bünyesine dahil etti.

Cisco, Observable Network şirketini satın aldı

Son yıllarda, ağ çözümleri konusundaki güvenlik açıkları, dünyanın her noktasında her şirketin başını ağrıtan sorunların başında yer almaya başladı. Kendi bünyesindeki güvenlik çözümlerini üst seviyelere taşıma isteyen şirket, Observable Network isimli şirketi satın aldı.

Bu haber de ilginizi çekebilir!

Google’dan sürpriz yedekleme uyguluması

Özellikle güvenlik açıklarının büyük sorunlara sebep olduğu bu süreçte yapılan bu hamle oldukça kritik bir önem taşıyor. St. Louis merkezli şirket, dinamik olarak network çözümlerindeki hareketlilikleri takip eden sistemi ile daha efektif ve pratik çözümler sunan şirket,  ağlarda ve sunuculardaki anormal durumları gözlemleyip engelleyebiliyor. 

cisco-techinside

Sistem, kullanıcıların, cihazların ve ağ trafiklerinde yer alan verileri analiz ediyor ve sonrasında duruma özel farkındalıklar geliştirebiliyor. Amazon Web Services ve Microsoft Azure desteği de sistemin önemli avantajlarından biri.  Bu satın alma operasyonun maliyeti ise henüz açıklanmadı.  

 

 

Yandex.Taxi ve Uber 3.4 milyar dolarlık ortaklık anlaşması duyurdu

0

Rusya’nın çevrimiçi taksi uygulaması Yandex.Taxi ile sürücülü araç kiralama şirketi Uber, büyük bir anlaşmaya imza attı. Dijital dönüşümün dünyadaki en iyi örnekleri arasında yer alan iki marka güçlerini birleştirerek yeni bir araç paylaşım modeli oluşturdu. Bireysel otomobil kullanımına ve toplu taşımaya önemli bir alternatif oluşturacak yeni araç paylaşım modelinin Rusya özelinde taksi sektöründen de % 5-6 civarında pay alması bekleniyor.

Büyüyen dijital ekonomiye önemli bir katkı sağlayacak yeni uygulama şöyle işleyecek: Kullanıcılar için Yandex.Taxi ve Uber uygulamaları daha önce olduğu gibi çalışacak. Sürücüler ise hem Yandex.Taxi hem de Uber uygulamalarından kullanıcı almalarını sağlayan entegre bir platforma geçecek. Entegre sürücü platformu sayesinde hizmet verecek araç sayısı önemli oranda artacak. Bununla birlikte, yolcuların bekleme süreleri azalmış olacak. Yolcular daha uygun fiyatlarla seyahat etme avantajına kavuşurken, sürücüler saat başına daha fazla müşteriye hizmet verebilecek. Yeni modelin gücünü artırmak için Yandex’in dünya çapında başarılı olan navigasyon ve harita teknolojilerinden de yararlanılacak. 

Kullanıcılar yeni modelin avantajlarını global anlamda da yaşama fırsatını bulabilecek. Yandex.Taxi kullanıcıları örneğin Londra veya Bangkok’a gittiğinde Yandex.Taxi uygulamasından bir Uber aracını çağırabilecek. Paris’ten Moskova’ya gelen turistler de, Uber uygulaması üzerinden bir Yandex.Taxi aracı çağırabilecek. İki şirketin ortaklığı söz konusu altı ülkede online yiyecek dağıtımı uygulaması olan UberEATS hizmetini de kapsayacak. 

Ortaklığın değeri ise 3.4 milyar dolar olarak açıklandı. Uber 225 milyon dolar ve Yandex ise 100 milyon dolar yatırım yapacak. Yandex ortaklık oluşturulacak yeni şirketin %59,3’üne, Uber % 36,6’sına sahip olurken, geriye kalan %4,1 pay ise çalışanlar tarafından kontrol edilecek. Yeni modeli hayata geçirecek ortak şirketin regülatörlerin onayının alınmasıyla 2017’nin 4. çeyreğinde faaliyete geçmesi bekleniyor. 

Dijital girişim Poltio’ya 1 milyon TL yatırım

0

Sosyal anket platformu poltio.com, aldığı 1 milyon TL’lik yatırımla yurt dışına açılıyor. Güncel veya farklı konularda kullanıcılara “toplumun nabzını” tutma yeteneği veren bir platform kurma hayaliyle ortaya çıkan ve 2014 Ağustos ayında kurulan Poltio’da bugüne kadar 110 binin üzerinde soru soruldu ve 150 milyonun üzerinde oy kullanıldı.

Yatırım dolu bir sene!

Teliasonera Eurasia eski CFO’su Tolga Köktürk’ün ve Karakaya Group yönetiminin melek yatırım sağladığı Poltio, StartersHub’ın liderlik ettiği yeni yatırım turunda MV Holding CEO‘su Ebru Dorman, Gedik Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Onur Topaç, Avrupa Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Balcı, Avrupa Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Mert Balcı, Misli.com Genel Müdürü Barış Tekin, Girişim Türk’ten, toplam 1 Milyon TL’lik yatırım aldı.

2017 hedefi gerçekleşti

Global açılımında destek veren iki yeni takım arkadaşıyla New York’taki ekibini de kuran Poltio ortaklarından Vildan Ay, Özge Akçizmeci ve Banu Güler İstanbul’da kalmaya devam ederken, kurucu CEO’su Ahmet Tosun ve CTO’su Güney Gökoğlu Temmuz ayı sonunda Amerika’ya taşınıyor.

2017’deki en büyük hedeflerinin yurt dışına açılmak olduğunu ve bu hedefi gerçekleştirdiklerini söyleyen Poltio’nun Kurucu CEO’su Ahmet Tosun, “Poltio’nun sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kullanılan bir platform olacağına inanıyoruz.” dedi.

Mercedes-Benz Türk, 50. yıldönümünü kutladı

0

  1967 yılında Otomarsan ismiyle İstanbul’da kurulan Mercedes-Benz Türk, 50. kuruluş yıldönümünü hikayesinin başladığı Davutpaşa Fabrikası’nda Daimler AG Yönetim Kurulu Üyelerinin de katılımıyla törenle kutladı.

Davutpaşa’daki eski fabrika binasında kurduğu özel bir dekorasyon ile katılımcıları 1967 yılına götüren Mercedes-Benz Türk, yarım asır önce ilk otobüsünü banttan indirdiği üretim holünde ise şirketin dünden bugüne yolculuğunu anlatan küçük bir müze kurdu.

Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Süer Sülün, “Mercedes-Benz Türk olarak 50 yılda pek çok ilke, yeniliğe, başarıya ve rekora imza atarak sektörde öncü ve lider olduk. Kuruluşumuzdan bu yana üretime aralıksız devam ederek ülkemizin ekonomisine ve geleceğine katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi.

1967 yılında Otomarsan ismiyle Davutpaşa’da kurulan ve bugün 1 milyar Avro’yu aşan yatırımıyla Türkiye’nin yabancı sermayeli en büyük şirketlerinden biri olan Mercedes-Benz Türk, Türkiye’de kesintisiz olarak üretim yaptığı yarım asrı geride bıraktı. Şirket, Türkiye’de kuruluşunun 50. yılını İstanbul Davutpaşa’da, faaliyetlerine başladığı eski otobüs fabrikasında görkemli bir törenle kutladı. 

Mercedes-Benz Türk üretim tesislerinin 1995 yılından itibaren peyderpey Hoşdere’ye taşınması ve 2007 yılında Davutpaşa Fabrikası’nın tamamen boşaltılmasıyla Mengerler Mercedes-Benz Türk Yetkili Bayii olarak hizmet vermeye devam eden eski otobüs fabrikası, kuruluş yıldönümü kutlamaları nedeniyle film setlerini andıran bir tasarımla özel olarak dekore edildi.

Manavından bakkalına, kahvehaneden gazete bayine kadar eski İstanbul sokaklarının canlandırıldığı giriş bölümünde konuklar, Mercedes-Benz Türk’ün kurulduğu 50 yıl öncesinin Türkiye’sine doğru yolculuğa çıkarıldı. Davutpaşa’da eski imalat holleri arasında oluşturulan sokaklarda Türkiye’de üretilen ilk otobüse, yıllardır Türkiye’nin yükünü taşıyan Mercedes-Benz’in ilk modellerinden kırmızı bir kamyonuna, klasik araç niteliğindeki minübüsüne ve efsaneleşmiş otomobillere yer verildi.

Etkinlik sonunda Mercedes-Benz Türk’ün 50. kuruluş yılı kapsamında düzenlediği “50. Yılda 50 Startup” yarışmasında ilk üçe giren girişimcilere ödülleri verildi. Programın sonunda ise tüm katılımcılara şirketin 50’nci yılı onuruna hazırlanan ve şirket tarihini anılar ile konu alan “Benzersiz 50 Sene” kitabı hediye edildi.

Sülün: “Bizimle bu yolculukta birlikte olan tüm paydaşlarımıza sonsuz teşekkürler!”

Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Süer Sülün, “Mercedes-Benz Türk’ün 50 yıldır gösterdiği üstün performansı, tarihi ve geleneği ile gurur duyuyoruz. Hikâyemiz 50 yıl önce şu an bulunduğumuz Davutpaşa Fabrikası’nda başladı.  Bugün Mercedes-Benz Türk Hoşdere Otobüs Fabrikası’nda 3.500 çalışanımız ile günde 16 otobüs ve Aksaray Kamyon Fabrikası’nda 1.800 çalışanımız ile günde 58 kamyon üretiyoruz. Bizimle bu yolculukta birlikte olan hissedarlarımıza, müşterilerimize, tüm bayi ve servislerimize, yan sanayimize, tüm paydaşlarımıza ve tabii ki Türk halkına sonsuz teşekkürler.”

Daum: “Mercedes-Benz Türk’e ve Türkiye’ye yatırımlarımız devam edecek”

Daimler AG Yönetim Kurulu Üyesi, Kamyon ve Otobüs Grubu Başkanı Martin Daum ise törende yaptığı konuşmadaMercedes-Benz Türk, bugün üretim, AR-GE ve IT ağı ile Almanya’daki merkez fonksiyonlarımız içinde çok önemli bir yere sahip. Şirket, kuruluşundan bugüne Türkiye’deki otobüs ve kamyon üretiminde sanayinin gelişmesine öncülük ederek dünyaya da örnek oldu. Mercedes-Benz Türk’e ve Türkiye’ye güveniyoruz, yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Tüm Mercedes-Benz Türk çalışanlarını, 50. yıldönümleri ve 50 yıllık başarılarından dolayı tebrik ediyoruz” dedi.

 “50. Yılda 50 Startup” yarışmasında İLK ÜÇ büyük ödülün sahibi oldu

Türkiye’nin 59 ilden 680 girişimcinin başvurduğu “50. Yılda 50 Startup” projesi, alanlarında uzman startup hub’lar, sivil toplum kuruluşu, teknoloji editörleri, şirket yöneticilerinden oluşan jürinin değerlendirmesi ile sonuçlandı. Temmuz ayı başında kazanan 50 startup’a ödülleri takdim edildi.

En beğenilen ilk üç proje sahibi Kadir Can Kırkoyun, Kadir Demircioğlu ve Umutcan Duman ise bu özel etkinlikte sahnede ödüllerini Daimler AG ve Mercedes-Benz Türk yöneticilerinden alarak onurlandırıldılar. “50. Yılda 50 Startup” yarışmasında Kadir Can Kırkoyun’ungeliştirdiği kodlama dersindeki platform ihtiyacına yardımcı olmak için oyunlaştırılmış mobil platform sağlayan Scode projesi; Kadir Demircioğlu’nun geliştirdiği kumaşları daha işlevsel hale getiren, akıllı kumaş projesi; Umutcan Duman’ın geliştirdiği atık toplama süreçlerini akıllı hale getirerek maliyetleri ve karbon salınımını yüzde 55’e varan oranda azaltan proje ilk üçe girerek 50’şer bin TL’lik büyük ödülün sahibi oldu.

Apple, Çin’de veri merkezi açıyor

0

Apple, Çin’deki varlığını sürdürmek için Çin devletinin baskılarına boyun eğmek zorunda kalmış gibi görünüyor. Şirket yeni yaptığı açıklamada, Çin’de veri merkezi kuracağını açıkladı. Böylece Çinli kullanıcıların verileri bu merkezde saklanacak ve elbette Çin devleti tarafından denetlenebilecek.

 Çin’in Guizhou eyaletinde kurulacak olan veri merkezinin işletmesi için Çin devletinin sahip olduğu büyük veri şirketi Cloud Big Data ile

çalışacak. Diğer bir deyişle, Çin’deki iOS kullanıcılarının verilerini saklayacak olan Apple veri merkezi doğrudan Çin devleti tarafından işletilecek.

Guizhou’daki veri merkezi, ülkedeki iOS kullanıcılarının cihazlarından buluta yükledikleri fotoğrafları, videoları, ses kayıtlarını depolayacak. Gelip giden e-mail’leri, mesajları yönlendirecek. Dolayısıyla Çin’deki iOS kullanıcıları artık tam anlamıyla Çin devletinin kontrolünde olacak.

Ve Amazon’a tekel soruşturması başlıyor

Amazon çok fazla mı büyüdü? Bu soruyu bütün dünya gibi ABD hükumeti de sormaya başladı. Fazla büyüyen bir şirketin, bir ülkedeki rekabeti olumsuz etkileyen, fiyatları kendi menfaati doğrultusunda yukarı çekebilen özelliği, onu anti-tekel yasalarıyla karşı karşıya getirebilir.

Kısa süre önce yayınladığımız bir makalede Amazon’un yakında ABD devleti tarafından anti tekel soruşturmasına uğrayabileceğini hatırlatmıştık. Şimdi ABD’den gelen haberler bu gelişmenin gerçekleşmek üzere olduğunu söylüyor.

ABD’de bir hedge fon yöneticisi olan Douglas Kass’ın ekonomi medyasına verdiği bir röportajda, Amazon hisselerini satmaya başlamasının nedeni olarak  ABD hükumeti içinden aldığı duyumlara göre Amazon’a karşı anti tekel soruşturmasının başlatılmak üzere olduğunun altını çizmesi, Amazon’un büyüme konusunda sınırlara ulaştığı endişesini yeniden gündeme taşımış oldu. Kass’a göre bu soruşturmanın başlatılmasıyla Amazon hisselerinde en az %10’luk bir düşüş yaşanacak.

Hükumetin henüz resmen açıkladığı bir kararı bulunmuyor ancak Amazon’un tekel konumuna yükseliyor olmasının giderek daha fazla dile getirilmesinin şirketin soruşturmaya uğrama ihtimalini de yükseltiyor.

Çin, VPN servislerini yasaklamayacak

0

Geçtiğimiz günlerde Çin’in VPN servislerini tümüyle yasaklayacağı ile ilgili haberler gündemi meşgul etmişti. Ülkede hem iş, hem de kişisel olarak ciddi şekilde kullanılan bu servisler, haliyle oldukça önemli. Neyse ki bu haberlerin ardından Çin Sanayi ve Bilişim Bakanlığı’ndan yapılan açıklama, bir nebze de olsa endişelere su serpti.

Onaysız VPN’e geçit yok

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre hem yerel hem de uluslararası şirketlerin kullandığı VPN’ler için herhangi bir yaptırım uygulanmayacak. Aynı şekilde son kullanıcılar için de böyle bir yaptırımın söz konusu olmayacağını söyleyen yetkililer, sadece “onaysız” servisler için aksiyon alınacağını söyledi.

Tabii ki bu noktada “onaysız” olarak belirtilen VPN servislere neye göre “onaysız” sayılıyor ve hangi VPN servislerini kapsıyor o önemli. Şimdilik bu düzenleme ile ilgili ne yazık ki herhangi bir detay paylaşılmadı. Ancak yetkililerin açıklamalarına göre durum korkulduğu kadar kapsamlı değil.

İlginizi çekebilir: WeWork, Türkiye ofisini açıyor

Bildiğiniz gibi Çin’de Google servisleri gibi birçok popüler internet hizmeti kapalı ve hem firmalar hem de son kullanıcılar VPN kullanımına ciddi şekilde ihtiyaç duyuyor. Bakalım bu açıklamadan sonra ülkede hangi VPN servislerine yaptırım uygulanacak ve ülke bundan nasıl etkilenecek.

Google bulut tesisi önümüzdeki yıl Londra’ya açılıyor!

Google bulut sistemi desteklemek ve ağını arttırmak adına Amazon Web Services ile aynı yola giriyor. Avustralya’da açılan veri tesislerinin ardından, şimdi de Londra’da bulut bilişime yönelik yeni bir tesis açılıyor.

Amazon’dan gelen genel bulut modeli, sunucu bilgisayarları kiralama, veri saklama ve ağ kapasiteleri üzerine müşterile hizmet veriyor. Her tesis bir bölgeyi temsil ediyor ve böylece müşteriler ile sağlıklı bir ortamın oluşması sağlanıyor. 2 yada 3 veri merkezinden oluşan bu tesisler kendi güç kaynaklarına ve güvenliklerine sahip oluyorlar.

Google bulut sistemleri Avrupa’yı kaplayacak

Google elbette bu noktada durma amacında değil. Şirket Belçika’da da üç farklı veri merkezini faaliyete geçiriyor. Aynı zamanda Almanya, Hollanda ve Finlandiya için de bulut tesislerin açılması planlanıyor. Böylece bölgedeki diğer güçlü rakipler Microsoft ve Amazon’a rakip olmak istiyor.

Microsoft, Amazon ve Google Avrupa’da veri merkezleri ve bulut tesisleri açmayı sürdürüyorlar. Yeni tesisler duyurulurken, diğerleri de hizmete açılıyorlar.

Büyük bilişim devlerinin büyük yatırımlarla Avrupa’ya açılmalarının bir sebebi var. Eğer Avrupa’ya yeterince tesis açabilirlerse, çok daha hızlı bir şekilde bulut çözümleri uygulayabilirler. 

WeWork, Türkiye ofisini açıyor!

1

Paylaşım ekonomisinin en önemli yapı taşlarından biri olan ortak çalışma alanı (Co-Working Space), hızla yayılmaya devam ediyor. Bu alanda dünyanın en geniş ağına sahip olan WeWork, aldığımız duyumlara göre, Türkiye ofisi için gerekli imzaları atmış durumda.

Ortak çalışma alanı, girişimcilere sunduğu en önemli faydalar arasında; kira, mobilya, internet gibi uzun soluklu kiralamalar yerine, tüm bu hizmetlerin eksiksiz ve modern olarak verildiği, kısa / orta / uzun vadeli çalışma alanlarını ilk olarak söyleyebiliriz. 

Sadece fiziksel ihtiyaçlar değil, birbirleriyle tanışıp işlerini büyütme imkanı bulunan girişimler, ortak çalışma alanlarındaki etkinliklere katılarak, ulaşmak istedikleri yerlere, tahmin ettiklerinden çok daha kısa sürede gelebiliyorlar. 

Düzenlenen etkinlikler sayesinde birçok girişim, diğer girişimcilerin elde ettiği deneyimlerden faydalanarak, başarılı bir ürünü ortaya koymak için yanlış adımları atıp, deneme yanılma sürelerinden dolayı görebileceği zararları da en aza indirgeyebiliyor. 

Son zamanlarda ülkemizden çıkış yapan yabancı yatırımların sayısında artış olurken, WeWork gibi geleceğin şirketlerinin cesur adımları, Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini de heyecanlandırabilir.

Emergent Research’ün araştırmasına göre ortak çalışma alanı yükseliş trendi ve beklentiler, bu şekilde;

WeWork, dünya geneline yayılan bir politika üzerinden adımlarını atarken, bir yandan da iç yapılanmasında ciddi değişikliklere gidiyor. Firmada 3 yıldır farklı görevlerde çalışan ve geçtiğimiz günlerde COO görevine getirilen Jen Berret, bu politikaların yöneticisi olarak şu sıralar ülke ülke dolaşıyor.

Son dönemin en hızlı çıkış yapan şirketlerinden biri haline gelen WeWork, son turda aldığı 760 Milyon Dolar yatırımla beraber, değerini 20 Milyar Dolar’a yükseltmiş durumda.

Girişimcilik Vakfı ile birlikte ziyaret ettiğimiz Tel Aviv’de birkaç saatlik çalışma ihtiyacı için deneyimlediğim WeWork’ü, biraz pahalı (belki de dolar kurundan dolayı öyle hissettim) buldum ama sistemin içerisine dahil olduğunuzda size sunulan ağın verdiği katma değerli hizmetler, kesinlikle verdiğiniz fiyatlara değecek türden. 

https://www.instagram.com/p/BPsJMdngh-f/?taken-by=hakki_alkan

 

Ülkemizde, ortak çalışma alanları sektöründe adından bahsettiren şirketler arasında; Workinton, Kolektif House, RegusHabita gibi markalar yer alıyor.

Emlak balonunun patlaması durumunda, şu anda tahmin edilenden çok daha fazla şirketin bu alanlarda çalışmak için başvuracak olması, kazançlı çıkmak isteyen yatırımcılar için şimdiden atılmış çok iyi bir seçenek olabilir. 

Ortak çalışma alanları hakkında düşüncelerinizi aşağıdaki yorum kısmında bizimle paylaşmayı unutmayın lütfen. 

TwoDrive USB bellekleri tanıtıldı

0

Depolama çözümleri üreticilerinden Super Talent Technology firması, TwoDrive adını verdiği yeni nesil USB belleklerini duyurdu.

TwoDrive

TwoDrive bellekleri pratik ve performanslı kullanım sunuyor

Super Talent tarafından hazırlanan TwoDrive USB bellekleri, USB 3.0 ve Lightning portlarını aynı birimde barındıran bir tasarıma sahip. Bu tasarımı sayesinde USB portuna ve Lightning portuna sahip olan cihazlar arasında hızlı bir şekilde veri aktarımı sunabiliyor. 

iOS işletim sistemli cihazlarda kullanabilmek için ise AppStore’dan STT Mobile Manager isimli uygulamanın cihazda kurulu olması gerekiyor. Bu uygulamayı kurduktan sonra, USB belleğin Lightning portunu kullanarak iOS cihazlarda veri transferi sağlanabiliyor. 

Bu haber de ilginizi çekebilir!

Vestel, yeni fabrikasının temelini attı!

16 GB, 32 GB, 64 GB ve 128 GB kapasitelere sahip olan USB bellekler, Lightning girişi üzerinden 34 MB/s hızlara kadar okuma ve 16 MB/s hızlara kadar yazma hızı sunuyor. USB 3.0 portu ise 120 MB/s hızlara kadar okuma ve 60 MB/s hızlara kadar yazmaya olanak sunuyor. 

Pratik bir kullanım sunan bu belleklerin fiyatlandırması ise henüz yapılmadı. Özellikle iOS cihazlara sahip olanların oldukça işine yarayacak bu bellekler, hızlı veri aktarımı için ideal olacaktır. 

 

Türkiye spam aramalarda ilk beşe girdi

0

Truecaller, istenmeyen telefon aramalarına ilişkin 2017 yılı raporunu açıkladı. Rapora göre, Türkiye en çok istenmeyen arama sıralamasında 20 ülke arasında Meksika ve Peru ile birlikte beşinci sırada yer alıyor. Türkiye’deki bir kullanıcıya ayda gelen istenmeyen arama sayısı ortalama 12,2. Bu sayı sıralamada ilk sırada bulunan Hindistan’da 22,6 iken, ikinci sıradaki ABD ve Brezilya’da 20,7 seviyesinde bulunuyor.

Truecaller’ın, yılın ilk beş ayında kullanıcılar tarafından ‘spam’ olarak işaretlenen ya da uygulama tarafından otomatik olarak engellenen aramaları kapsayan raporuna göre, tüm dünyada 5,5 milyar istenmeyen arama gerçekleşti.

Aynı dönemde Türkiye’de gerçekleşen istenmeyen aramalarda ilk sırayı yüzde 49’la banka, kredi ve kredi kartı gibi konuları kapsayan finansal hizmetlere yönelik aramalar aldı. Telekom şirketlerinden gelen kampanya, tanıtım aramaları yüzde 31’le ikinci sırada yer alırken, tele-pazarlama aramaları yüzde 12’lik bir orana sahip. Kötü niyetli aramaların yanı sıra dolandırıcılığa, pazar araştırmasına ve sigorta ürünleri satmaya yönelik aramaların toplam oranı ise yüzde 8’de kaldı.

ABD’de rahatsızlık vermeye yönelik kötü niyetli aramaların yanı sıra dolandırıcılık amaçlı aramalar ilk iki sırada yer alırken, İngiltere’de tele-pazarlama ve sigorta aramaları, İtalya’da tele-pazarlama ve telekom aramaları öne çıktı.

Kaspersky Lab, Türkiye’deki dağıtım ağını güçlendirdi

0

Kaspersky Lab imzaladığı yeni stratejik ortaklık anlaşmasıyla birlikte, Segment, Türkiye’deki B2C ürün yelpazesinin dağıtımını yapan distribütörler arasına katıldı.

Güvenlik alanında yapılan bu anlaşma ile birlikte Segment, Geniş bir satış ve operasyon ağına sahip olan Segment’in faaliyetleri yazılım ve donanım çözümlerine odaklanıyor.

Kaspersky Lab yeni ortaklığı değerlendirdi

Yeni ortaklığı değerlendiren Kaspersky Lab Türkiye Genel Müdürü Ivan Romashko şunları söyledi:

“Türkiye bizim için önemli bir pazar. İş geliştirme tarafında kapsamlı planlarımız var. Satış kanallarımızın daha verimli olması amacıyla düzenlemeler yapmaya devam ediyoruz. Yeniden yapılanma çabalarımız doğrultusunda, Sagment’i B2C pazarı için onaylanmış distribütörlerimiz arasına kattığımız ve geniş satış ekibi aracığıyla perakende zincirlerindeki satışlarımızı artıracağımız için mutluluk duyuyoruz. Müşterilerimizin, Segment’in profesyonel satış uzmanlarından en üst düzeyde hizmet alabileceklerine inanıyoruz”

Şunu da unutmamak gerekiyor. Günümüz kullanıcıları, en değerli verileri zaten sürekli olarak risk altında. Bunun yanında, gizlilikleri ve kişisel bilgileri de tehlikeye sokan risk altına sokan fidye yazılımları, kimlik avı girişimleri, Truva atları ve daha pek çok sofistike siber tehdit bulunuyor.

Kaspersky Lab yıllardır kullanıcıların cihazlarını modern tehditlere karşı koruyor. Peki, fidye yazılımlarına karşı gerçekten kesin çözüm sunulabilir mi? Kaspersky her ne kadar dağıtım ağını genişletiyor olsa da artık her haftayı 2 veya 3 siber tehdit ile açıyoruz.

İnsanlar hayatlarını akıllı cihazlara bağladıkça IoT içerisinde biriken yığın hackerların ilgilisini günden güne cezbediyor. Bu yüzden anti virüs yazılımları kullananların da bağlı oldukları firmaya sürekli olarak geri bilgilendirmede bulunması hayati önem taşıyor.

 

İhracat desteğinde e-imza kolaylığı

0

Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle ihracata destek ödemeleri başvurularında e-imza kolaylığı getirildi. İhracat yapan firmalar tarafından destek ödemesine ilişkin belgelerin elektronik ortamda e-imza uygulaması ile gönderilmesiyle orijinal evrakların başvuru yapılan kurum ve kuruluşlara ibrazına gerek kalmayacak. Zaman tasarrufu ve güvenlik avantajları sağlayan e-imza ile başvuru işlemleri daha hızlı ve kolay şekilde yapılacak.

İhracata destek ödemeleri başvurularında yeni bir döneme girildi. Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan “İhracata Yönelik Devlet Yardımları Kapsamında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan Yapılan Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yeni uygulamayla destek ödemesine ilişkin belgelerin elektronik ortamda otomasyon sistemlerine firmalar tarafından e-imza uygulaması çerçevesinde yüklenmesi durumunda, orijinal evrakların başvuru yapılan kurum ve kuruluşlara ibrazına gerek kalmayacak.

Zaman ve maliyet tasarrufu sağlanacak

İhracata destek ödemeleri ihracatçılar açısından büyük öneme sahip. Destek ödemesiyle ilgili belgelerin elektronik ortamda e-imza uygulaması kullanılarak gönderilebilmesi, zamandan tasarruf elde edilmesini sağlayacak. Firmalar tarafından e-imza uygulaması çerçevesinde otomasyon sistemlerine yüklenen destek ödemesine konu belgelerin eksiksiz bir şekilde muhafaza yükümlülüğü ve denetime karşı sorumluluğu, destek başvurusunda bulunulmasından itibaren 10 yıl boyunca firma yetkililerine ait olacak.

İşlemler daha hızlı ve kolay yapılacak

Uygulamanın ihracata destek başvuruları alanında büyük kolaylık sağlayacağını söyleyen E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun, “Elektronik ortamda gerçekleşen işlemlerde kişilerin kimlik bilgilerinin doğruluğunu garantileyen e-imza, ıslak imza ile aynı hukuki geçerliliğe sahip. E-imza, zaman ve maliyet konularında sunduğu faydaların yanı sıra, ticari işlemlerin geçerliliğini ve inkâr edilemezliğini sağlıyor ” dedi.

Sözlerine “ E-imzanın ihracat alanında yaygınlaşması, iş süreçlerinde iyileşme ve maliyet tasarrufuyla birlikte işlemlerin daha hızlı ve kolay bir şekilde yapılmasını beraberinde getirecek. İhracat yapan işletmeler, kırtasiye, yol, kargo masraflarını ve bürokratik işlemlerden kaynaklanan zaman kayıplarını geride bırakıyor. E-imza, aynı zamanda kağıt masraflarından tasarruf etmeyi sağlarken, arşivleme kolaylığı da getiriyor.” dedi.

Logitech, konsol kulaklığı üreticisi Astro’yu satın alıyor

0

Logitech, oyuncu kulaklığı üreticisi Astro Gaming firmasını 85 milyon dolarlık bir anlaşma ile satın alıyor. Son yıllarda rekabetçi oyuncular arasında önemli bir popüleriteye ulaşan Astro Gaming firması, 2008 yılında A40 Audio System ürünü ile Major League Gaming lisansı almıştı.

Yapılan açıklamada bu satın alımın şirketin oyun pazarında uzun soluklu  büyüme hedefini desteklediği belirtildi. 85 milyon dolarlık anlaşmanın önümüzdeki ay başı itibarıyla tamamlanması bekleniyor.

İlginizi çekebilir: Amazon Alexa cephesinde büyük kavga çıkacak!

Logitech’in son yıllardaki satın alımları

2016 yılında 50 milyon dolar ile son kullanıcı elektroniği şirketi Jaybird‘ü satın alan Logitech, bu satın alımdan beş ay sonra 13 milyon dolarlık bir satın alımla Saitek markasını da bünyesine katmıştı.

Özellikle PC kategorisinde uzun yıllardır faaliyet gösteren ve güçlü bir pazar payı bulunan şirket, bu satın alımla birlikte konsol tarafında da elini güçlendirmek istiyor. Bakalım yakın zamanda konsol özelinde yeni ürünler görebilecek miyiz.

Amazon Alexa cephesinde büyük kavga çıkacak!

0

Amazon’un yapay zekalı ev asistan servisi Alexa,  kısa süre sonra kullanıcı mahremiyeti konusunda çok büyük kavgalara konu olacak gibi görünüyor. 

Bu gelişmenin sebebi ise Amazon’un, tüm gün boyunca kullanıcıların evindeki sesleri dinleyen Alexa servisindeki ses kayıtlarına erişim için Amazon uygulama geliştiricilerine izin vermeye hazırlanıyor olması.

Diğer bir deyişle, birkaç yüz dolar ödeyip Amazon uygulama geliştiricisi hesabı alan herhangi birinin, istediği Amazon Alexa kullanıcısının evindeki sesleri 7/24 dinleyebilecek olması, büyük bir tartışma başlatacak.

Amazon, rakiplerine oranla daha fazla uygulama ve fırsat yaratarak Alexa’yı daha çekici hale getirmek isterken bu verilere ulaşacak olan uygulama geliştiricilerinin yetkinlikleri ve disiplinleri kullanıcılar açısından en büyük endişe konusu.

Şirket henüz endişelere cevap verecek bir açıklama yapmamış olsa da daha önce Samsung’un, üzerinde mikrofon olan akıllı televizyonlarına uygulama geliştiren üçüncü parti bir şirketin izinsiz olarak bazı evleri 7/24 dinlediğini itiraf etmiş ve bu geliştiriciyle bağlarını kestiklerini açıklamıştı. Dolayısıyla, Alexa benzeri hizmetlerden gelen verilere kimlerin rahatça erişebileceği konusu, sadece Alexa’ya özel değil, dijital çağın en büyük tartışmalarından biri olacak. Üstelik sadece Alexa ev asistanı veya üzerinde mikrofor ya da kamera olan akıllı televizyonlar değil, akıllı telefonlarımız da 7/24 içinde bulunduğumuz ortamdaki sesleri dinleyen cihazlar olarak, uygulama ve sistem geliştiricilerine veri aktarabiliyor. Dijtital pazarlama için çok kritik veriler üreten bu cihaz ve servisler reklamverenlerin hedef kitleye ulaşmasında yardımcı olurken mahremiyet açısından büyük riskler yaratıyorlar. Bu ürün ve hizmetlerin etik kullanımını denetleyen yasal bir düzenleme ise bulunmuyor. 

Google’dan sürpriz backup uygulaması

0

Fidye virüslerinin saldırılarıyla şok yaşayan dünyada backup almak yeniden önem kazanmaya başladı. Bulut çağında ise bu işlemin artık çok daha kolay olduğu inkar edilemez. Bireyler ve işletmeler, backup almak yerine, dosyalarını bulut üzerinde saklayarak, teknik problemler veya dijital saldırılar sırasında önemli verilerin kaybetme riskini bertaraf ediyorlar.

Google şimdi bu süreci çok daha kolaylaştıracak bir masa üstü uygulamasını duyurdu. Google’ın Backup and Sync ismini verdiği yeni masa üstü uygulaması hem Windows hem de Mac sistemleri üzerinde çalışıyor ve dosyaların bulut üzerinde depolanmasını ve senkronize edilmesini çok kolaylaştırıyor.

Uygulamayı bilgisayarınıza kurduktan sonra, Google Drive hesabınızın şifresini girmeniz ve senkronize edilecek klasörlerinizi seçmeniz yeterli oluyor. Bu noktadan sonra seçtiğiniz klasörlerdeki tüm dosyalar buluta yükleniyor ve klasörlerde her değişiklik yaptığınızda, bir dosyayı save ettiğinizde, uygulama değişen dosyaları otomatik olarak senkronize ediyor.