Indiegogo iyi projelere alt yapı desteği sağlayacak

0
Topluluk fonlaması dünyasındaki krizler, bu alanda hizmet veren sitelere büyük darbe vurdu. Bazı projelerin büyük fonlar topladıktan sonra, proje sahiplerinin bağış paralarıyla ortadan kaybolması bu sistemin kötü amaçla kullanılabileceğini gösterdi. Üstelik, PayPal gibi dev bir ödeme servisinin de topluluk fonlaması sitelerinde yapılan bağışlarda geri ödeme garantilerini kaldırdığını duyurması, Kickstarter ve Indiegogo için tabuta çakılan çivi etkisi yarattı. Indiegogo ise şimdi kendi servisi içindeki projelerin hayata geçebilmesi için önemli bir adım atıyor. Arrow Electronics firmasıyla iş birliğine giden fonlama servisi, kendi siteleri üzerinde açılan projelerden umut vadedenleri için üretim, mühendislik ve pazarlama desteği verecek. Projelerin Arrow Electronics üzerinden üretimini sağlayacak olan bağış servisinin bu sistem üzerinden proje sahiplerine sağlayacağı desteğin maddi karşılığı 500 bin dolara kadar çıkabilecek. Proje sahipleri Arrow Electronics ile çalışmayı tercih ettiklerinde, üretim için gereken parçaların satın alımında, üretim süreçlerinde, mühendislik ve tasarım aşamalarında indirimler alacaklar ve elbette geniş bir dağıtımcı ağına kavuşacaklar. Ayrıca projenin üzerinde Indiegogo ve Arrow’un onay simgesi de yerleşecek, böylece kampanyaya bağış yapmak isteyenler kendilerini güven içinde hissedebilecekler.  

Android uygulamaları lokasyona tepki verecek

0
Google’ın geliştiriciler konferansı I/O’da ortaya çıkan etkileyici yeniliklerden biri de, Android uygulama geliştiricileri için duyurulan yeni geliştirme aracı oldu. Bu araç sayesinde artık mobil uygulamaların, lokasyona bağlı olarak tepkiler vermesi mümkün olacak. Yeni geliştirici aracının yeteneklerine örnek olarak, bir kullanıcının aracıyla ilerlerken eczaneye yakınlaşması halinde, not veya alarm uygulamasının alarm vererek, biten ilacını alması için eczaneye uğrayabileceğini hatırlatması gösterilebilir. Veya kullanıcının işe gidiş, dönüş saatlerinde navigasyon veya alarm uygulamalarının dışarıdaki hava durumu hakkında bilgi veren bir not göstermesi mümkün olabilecek. Akıllı ev uygulamaları ile birleştirilebilecek yeni yetenekler sayesinde kullanıcı işten eve doğru yaklaştığında navigasyon uygulaması akıllı ev uygulamasına müdahale ederek evdeki kaloriferi/kombiyi önceden çalıştırıp kullanıcı eve vardığında evin sıcak olmasını sağlayabilecek. Aynı şekilde sabah evden çıktıktan sonra kombiyi otomatik olarak kısarak, hatta açık kalan ışıkları, elektronik cihazları kapatarak tasarrufa katkıda bulunabilecek. Google’ın, Awareness API ismini verdiği yeni geliştirici araçları sayesinde mümkün olacak bu yeteneklerin, önümüzdeki yıla kadar Android ekosisteminde ortaya çıkması bekleniyor. Awareness API de önümüzdeki günlerde indirmeye açılacak ve geliştiricilerin kullanımına sunulacak. Yeni araç sayesinde uygulamaların diğer cihazların konumlarını okuma imkanı da olacak. Böylece küçük IOT cihazlarla etkileşim mümkün olacak. Örneğin, kapıya takılacak bir akıllı kilide internetten müdahale etmek mümkün olacağı gibi, evin sahibi telefonuyla birlikte kilide doğru yaklaştığında kapı otomatik olarak açılacak, telefon kapıdan uzaklaştığında kapı tekrar kilitlenecek. Yeni API sayesinde çok sayıda farklı uygulama geliştirilebilecek. Bakalım, yaratıcı zekalar hayatımıza hangi yeni yetenekleri katacaklar?

Area 120: Google’ın şirket içi Startup’ı start aldı

0
Teknoloji dünyasının devleri, çoğu zaman başka bir devin içinden doğuyor. Bir şirkette çalışırken yan proje olarak üzerinde çalıştığı ürünü ticarileştirebilen çalışanlar işten ayrılıp kendi şirketini kurabiliyor ve böylece piyasada yeni devler doğabiliyor. Google şimdi bu tür “yan projelere” sahip çalışanlarını desteklemek amacıyla Area 120 isimli yeni bir girişim kuruyor. Area 120, Google içinde çalışan kişilerin yan projelerini destekleyip bir startup haline getirmeyi amaçlayan bir kuluçka servisi. Bu servis, Google çalışanlarının normal mesailerinin %20’sini, kendi kişisel yan projelerine ayırmalarını sağlıyor. Serisin ismindeki 120 de buradan geliyor. Google, Area 120 hakkında henüz resmi bir açıklama yapmış değil ama şirket içindeki bu oluşumun varlığını şirketin CEO’su Sundar Pichai de bir röportaj sırasında onayladı. Area 120’nin tam fonksiyonu, şirket çalışanlarının fikirlerini destekleyerek, beraber kazanmak. Çalışanlar umut vadeden fikirlerini kolayca geliştirmek için fırsat yakalamış olacak, işten ayrılıp geleceklerini riske atmadan startuplarını kurmuş olacaklar ve Google garantisi ile projelerine fon bulmuş olacaklar, Google da bu yeni fikirlerin yaratacağı gelire ortak olacak. İki taraf da bir win-win ilişkisi yaşayacak.

Microsoft servislerindeki terörizm içeriklerini takip edip temizleyecek

1
Terör örgütlerinin interneti özgürce kullanabilmeleri, kendilerine militan ve taraftar toplayabilmek için propaganda yapabilmeleri veya bombalama gibi eylemler için gerekli haberleşmeyi internet üzerinden rahatça gerçekleştirebilmeleri dünya çapında bir sorun. ABD de güvenlik kurumları, Facebook, Twitter gibi sosyal medya servislerini terör organizasyolarına karşı mücadelede ortak hareket etmeleri için sıkıştırırken Microsoft da terör propagandasına karşı kendi politkasını açıkladı. Yazılım devinin blogunda yayınladığı yeni politikasına göre şirket artık tüm online hizmetlerini dikkatle tarayacak ve terör örgütleriyle ilintili hesapları servislerinden banlayacak. Online servislerinde terör propagandası içeren yayınları kaldıracak, Xbox Live, Outlook kullanıcı versiyonu ve doküman paylaşım servisi Docs dahil olmak üzere Microsoft’un tüm servisleri bu yeni politika ile taranacak. Bing servisi içinde de terör propagandası yapan siteler arama sonuçlarında çıkmayacak. Ancak bunun için devlet yetkililerinin Microsoft’a başvurarak ilgili web sitesinin terörle bağlantısı olduğunu bildirmesi gerekecek. Yani Microsoft yargılama yapmayacak. Firma, Docs gibi servislerinde yer alan içeriği ise, Birleşmiş Milletler’in belirlediği terörizm listesi ışığında değerlendirecek ve bu listede yer alan örgütlerle ve aksiyonlarla bağlantılı içerik ve hesapları kaldıracak. Şirket ayrıca özel bir web sayfasını da yayına alacak ve bu sayfadan kullanıcılar, rastladığı terörist içeriklere dair şikayette bulunabilecek. Firma şikayet edilen içeriği inceleyecek ve şikayeti haklı bulursa içeriği kaldıracak. Yazılım devi ayrıca bu tür içerikleri, terörizmle bağlantısı bilinen görselleri, videoları otomatik olarak bulacak özel bir tarayıcı teknolojisinin geliştirilmesi amacıyla çalışma da yapıyor. Yani, örneğin bir terörist örgütün liderinin fotoğrafı bilindiğinde o kişiye ait tüm fotoğrafları ve hatta çizimleri tespit edip bulabilmek ve böylece örgütün propagandalarını engellemek mümkün olacak.

Amazon neden otel satın aldı?

0
Dünyanın en büyük e-ticaret servislerinden birine dönüşen Amazon, şimdi de hayır işlerine mi el atıyor? Amazon, dün yaptığı açıklamada, Seattle’da eski bir oteli satın aldığını ve oteli şehirdeki evsizler için geçici barınma evine çevireceklerini vurguladı. 2017’de hizmete açılacak olan bina, bölgedeki bir hayır kurumuyla ortak yönetilecek. 60 odaya sahip otelde 200 kişiye kadar barınma sağlanabiliyor. Çocuklar için oyun odası, yemekhaneler, çamaşır odaları bulunan otelde çalışan sayısı minimumda olacak ve evsizlere temel ihtiyaçları temin edilecek. Ayrıca Amazon’un müşkül durumdaki insanlara bağış yapılmasını sağlayan Wish List isimli siteden de otelde kalan evsizlere elbise, ayakkabı, yiyecek, iletişim cihazları için bağış yapılması sağlanacak. Amazon aslında binayı tam anlamıyla “iyilik” olsun diye almış değil. Binanın bulunduğu arazi çok değerli ve Seattle’daki dev gökdelenler arasında yer alıyor. Amazon 2017’den sonra burada, kendi ihtiyacı olabilecek dev bir ofis binası inşaa etmek istiyor. Ancak o planlar netleşene kadar küçük otel binası, evsizler için barınak olarak kullanılacak. Bina yıkıldıktan sonra ise içerideki evsizler, bölgedeki diğer 6 barınağa transfer edilecek.

Tesla, Model 3 için Panasonic’ten yatırım bekliyor

0
Elon Musk’ın sahibi olduğu elektrikli otomobil üreticisi Tesla, 2018 yılı içinde 500 bin adet otomobil üretmeyi planlıyor. Bu amaçla tasarladığı düşük fiyatlı elektrikli otomobil Model 3’ün ön satışından ise şimdiden yüz milyonlarca dolarlık sipariş aldı. Ancak Tesla’nın üretimi hayata geçirebilmek bir eksiği var: 500 bin adet dev elektrik bataryası. Bu kadar büyük miktarda elektrikli otomobil üretebilmek için gereken dev pilleri üretecek bir fabrika ise şimdilik dünya üzerinde mevcut değil. Tesla o fabrikaya sahip olabilmek için geçtiğimiz yıl temel atmış ve dünyanın en büyük fabrikasının inşaatına başlamıştı. Ancak bu inşaatın tamamlanmasında Japonya’nın dev elektronik üreticisi Panasonic’e de görev düşüyor. Fabrikada Tesla ile ortak olan Panasonic’in, inşaatın tamamlanması için kendi payına düşen 1.6 milyar doları ödemesi gerekiyor. Panasonic, şimdi yaptığı açıklamada, bu fonlamayı sağlamak için acele ettiklerini vurguladı. Tesla’nın 2018 hedeflerine ulaşabilmesi adına kendilerinin bir şişe ağzı yaratmak istemediklerinin altını çizen Panasonic, fabrikanın tamamlanması gereken fonu bir an önce sağlayacaklarını açıkladılar. Böylece elektrikli otomobillerin seri üretimi için gerekli olan yüksek teknoloji ürünü yeni bataryaları üretecek olan Giga fabrika 2018’den önce faaliyete başlayacak. Panasonic, aslında küçük elektronik cihazlar üretmesiyle tanınıyor ancak bu firma bu ürünlerden çok memnun değil çünkü kar payı çok küçük olan bu cihazların hem lojistik maliyetleri çok fazla hem de piyasadaki sayısız rakiple uğraşmak zorunda kalan firma sürekli pazar payı kaybetme riskiyle karşı karşıya… Oysa otomobil bataryası üretmeye başladığında, dünyadaki az sayıdaki üreticiden biri olacağı gibi Giga fabrikanın ortağı olarak, dünyadaki hızla artan elektrikli otomobil satışlarından büyük bir pay elde edecek. Yine de Pansonic için risk yok değil. Eğer Model 3 başarısız olursa, Panasonic’in yatırımını geri alması biraz uzun zaman alabilecek. Model 3’ün başarısızlığı halinde, uygun fiyatlı elektrikli otomobillerin seri üretime girmesi 4-5 yıl daha ileri atabilir. Ancak Elon Musk’ın bugüne kadar el attığı işlerin başarısız olmadığı (Uzaya çıkarken patlayan birkaç NASA roketi hariç) düşünülürse, Panasonic için şimdilik endişelenecek bir durum yok.

Tim Cook, devlet başkanı gibi karşılandı

0
Apple’ın CEO’su Tim Cook, geçen hafta Hindistan ve Çin’e yaptığı ziyaretlerde, bir devlet başkanı kadar ilgi gördü ve özel törenlerle karşılandı. Dev şirketin CEO’su, iki ülkenin de başbakanlarıyla, bakanlarıyla ve özel sektör temsilcileriyle görüştü. Geçen yıl 234 milyar dolar kar rakamı açıklayan Apple, bu büyük geliriyle Avrupa’daki Portekiz’den ve elbette dünyadaki sayısız ülkeden daha çok para kazanan dev bir kuruma dönüşmüş durumda. 115 bin bordrolu çalışana sahip şirketin aynı zamanda yarattığı ekosistemden 1,9 milyon kişi de para kazanıyor. Bu dev ekonomik gücü yöneten kişi olan Tim Cook da doğal olarak ziyaret ettiği ülkelerde büyük ilgi görüyor. Hindistan’da yeni hizmete açılacak yüksek hızlı internet sağlayacak bir GSM operatörü ile görüşmeye giden Apple CEO’su bu yeni servis sayesinde iPhone’un yüksek hızlı bağlantı potansiyelinin ortaya çıkmasını umuyor ve Hindistan’da iPhone’un payını arttırmak istiyor. Hindistan şu anda 50-70 dolar fiyat seviyesindeki Android telefonlar tarafından işgal edilmiş durumda. Öte yandan Hindistan başbakanı Apple’ın Çin’deki üretiminin bir kısmını Hindistan’a kaydırmasını istiyor. Bu nedenle de Tim Cook Hindistan hükümetinin yakın markajı altındaydı ve sanki bir devlet başkanı gibi muamele gördü. Çin’de ise 2 milyar dolarlık sürpriz bir yatırım yapan Apple, ortak olduğu mobil taksi uygulamasının dünyaya açılarak Uber’e rakip olması için anahtar role sahip. Apple’ın ortaklığını önemli bir avantaj olarak gören sadece Çin’in mobil taksi uygulaması değil. iPhone’ların taşon üretimini yapan Foxconn’un son dönemde Sharp ve Nokia gibi markaları satın almasıyla dünya çapında bir marka ve oyuncu haline gelmek üzere olduğunun farkında olan Çin yöneticileri, hem Apple’ın iPhone üretimini Foxconn’dan Hindistan’a çekmemesi hem de Çin’e daha fazla yatırım yapması için Tim Cook’un peşinden ayrılmadı. Madalyonun diğer yüzünde ise Tim Cook’un Apple hissedarlarından aldığı eleştiriler var. Çin’de çıkan yeni internet sansür yasaları nedeniyle Çin’deki iTunes sayfalarını kapatmak zorunda kalan Apple’da eleştiri okları Cook’u gösterdi. Hissedarlar, Cook’un Çin yönetimiyle yeterince yakın temas kurmaması ve Apple’ın menfaatlerini korumamakla suçladı. Hatta Cook bu konuda hatası olduğunu medya önünde kabul ettikten bir hafta sonra Çin’e ziyarete gitti ve Çin yönetimi ile akşam yemeğine oturdu.

General Motors araç paylaşma uygulaması Maven ile iddialı

1
Araç paylaşım uygulamaları, otomobil üreticilerinin gelecekteki en büyük gelir kaynağı olabilir. Ürettikleri otomobilleri satmak yerine saatlik kiralama modeliyle pazarlamayı kafaya koyan otomobil üreticileri kendi araç paylaşım uygulamalarını hayata geçiriyor. Bunlardan en dikkat çekeni ise General Motors tarafından geliştirilen Maven uygulaması. Maven şimdi ABD’nin üç büyük şehrinde hizmete başlıyor. Artık Chicago, Boston ve Washington’da oturanlar, Maven uygulaması sayesinde Chevrolet, Cadillac ve Buick modellerinden birini kiralayabilecekler. Kiralama ücreti ise saatlik 6 ile 8 dolar arasında değişiyor. Maven’in bir diğer avantajı ise, rakiplerinin 100 dolar seviyesinde yıllık üyelik ücreti istemesine rağmen Maven’de yıllık ücretinin bulunmaması. Maven’in kullanıcıları arasında Lyft gibi başka otomobil paylaşım uygulamalarının şoförleri de bulunuyor. Bu şoförler, hafta sonu için bir Chevy Equinoxes’a 99 dolar ödedikten sonra hafta sonu boyunca şehirde gezip tozmak, arkadaş buluşmalarına gitmek, geceleri eğlenceden dönmek için Lyft ile taksi çağıran müşterilere hizmet veriyorlar. Böylece müşterilerin talep ettiği temiz ve yeni otomobillere on binlerce dolar ilk yatırım yapmak zorunda kalmadan, her hafta sonu güzel para kazanabiliyorlar. Rakip otomobil üreticisi Daimler’in de Car2Go hizmeti bulunuyor ancak Car2Go’yu kullanmak için yıllık abonelk ücreti ödemek gerekiyror ve ayrıca Maven’in otomobili müşterinin ayağına kadar götürme avantajı da bulunuyor. Yani müşteri otomobil kiralamak istediğinde GM çalışanları otomobili, müşterinin evinin önüne kadar götürüp teslim ediyor ve yine müşterinin istediği yerden teslim alıyor. Bu haliyle Maven, şahsi bir otomobil sahibi olmaktan hiç farkı olmayan bir servis olarak dikkat çekiyor, üstelik kullanıcılar otomobil satın almak için onbilerce dolar ödemeden, vergilere, tamir masraflarına, temizlik ve bakım ücretlerine katlanmadan sadece kullandıkları saat başına 6 dolar ödeyerek otomobil sahibi olmuş gibi yaşam standardı sürebiliyorlar. Bu tür otomobil paylaşım uygulamaları, haftada dört beş saatten fazla otomobil ihtiyacı olmayan şehirli/beyaz yakalı kesim için son derece uygun bir çözüm olarak görülüyor ve hızla yaygınlaşması bekleniyor.

Project Ara 2017’de piyasada olacak

0
Google’ın merakla beklenen modüler telefonu Project Ara nihayet kendini gösterdi. Google’ın geliştiriciler konferansı I/O’da yapılan demoda teknoloji devi parça parça sökülüp takılabilen ve modüllerle güncellenebilen telefonu basına gösterdi. Telefonun geliştirici versiyonunu I/O konferansı sırasında tanıtan Google, seyircilerden de büyük ilgi topladı. Temel bir telefon modülü bulunan cihaza ayrıca altı farklı modül daha eklenerek cihazın özellikleri belirlenebiliyor. Demo sırasında, Google mühendislik ekibinin şefi Rafa Camargo’nun cihaza eklediği kamera modülü ile anında fotoğraf çekebilen telefon böylece modüllerin çok rahatça takılıp çıkarılabileceğini ve modüllerin çalışması için zor install süreçlerinin yaşanmayacağı da anlaşılmış oldu. Rafa Camargo bu süreci şöyle tanımlıyor: “Birinci adım modülü tak. İkinci adım kullanmaya başla.” Telefon modülleri sesli komutlarla da kontrol edebiliyor. Örneğin,” Okay Google, kamerayı çıkart,” komutu verildiğinde kameranın telefonla bağlantısı kesiliyor. Google şimdilik sadece birkaç basit modülü hazırlamış bulunuyor. Hoparlör, kamera, RAM gibi.. Bunları geliştiriciler edisyonu ile birlikte telefonu satın alan geliştiricilere gönderecek. Ancak asıl modüller geliştiriciler tarafından üretilecek. Google telefonun geliştiriciler edisyonunu 2016 sonunda piyasaya sürecek. Tüketici edisyonu ise, 2017 içinde satışa çıkacak. Elbette bu süre zarfında geliştiricilerin hazırladığı yeni ve farklı modüller de satışa hazır olacak. Telefon için hazırlanan tanıtıcı video ise şöyle:

Nokia 1000 kişiyi işten çıkarıyor

0
Finlandiyalı 151 yıllık iletişim devi Nokia, hızla gelişen teknolojiye ayak uyduramamanın acısını çekmeye devam ediyor. Mobil telefon departmanını Microsoft’a satmak zorunda kalan Nokia, elindeki patentlerle iletişim dünyasında faaliyete devam ediyordu. Ancak şirketin mali durumu bir türlü rayına giremiyor. Nokia şimdi Finlandiya’da 1032 kişiyi işten çıkaracağını açıkladı. Şirket Nisan ayında 1300 kişiyi işten çıkaracağını açıklamıştı. Finlandiya’da işten çıkarılacak 1032 kişinin bu açıklamada bashedilen 1300 kişinin ilk partisi olacağı anlaşılıyor. Firma’nın işten çıkarmayla ilgili duyuruyu sadece Fince olarak yayınlaması da, konunun dünya basınında fazla yayılmasını istemediğinin bir işareti olarak görülüyor. Bir söylentiye göreyse, Alcatel Lucent ile birleşmek için anlaşan şirket 2018’e kadar 1 milyar dolarlık tasarruf sağlamak için 15 bin kişiyi işten çıkarmayı planlıyor. Fakat Nokia bu bilgiyi teyit etmiş değil. Şirketin açıkladığı 1300 kişilik işten çıkarma, dünyanın en büyük telefon üreticisi konumundan, ağ teknolojileri üreten küçük bir teknoloji AR/GE şirketine dönüşümün bir parçası olarak görülüyor. Öte yandan şirketin Microsoft ile olan anşlaması gereği belli bir süre telefon üretmemesi gerekiyordu ve o sürenin sonunda Finlandiyalı devin yeniden telefon üretmeye başlaması bekleniyordu. Yeni işten çıkarmalar ise şirketin telefon üretiminde aceleci olmayacağını gösteriyor. Finlandiyalı dev şirket işten çıkarmalarda gönüllüleri de gözetiyor. Şirketin özel bir programı sayesinde, işten ayrılıp kendi küçük işini veya start-up’ını kurmak isteyen çalışanlara özel bir fon sağlanıyor ve işini kurmasında destek olunuyor.

Microsoft Skype iş uygulamaları içine girecek

0
Microsoft, videolu görüşme uygulaması Skype için yeni planlar yapıyor. Uygulama için Microsoft Skype for Business SDK isminde bir geliştirme aracı yayınlayan Microsoft’un yeni hedefi, popüler video-chat uygulamasını iOS ve Android kullanıcıları için bir iş uygulamasına dönüştürmek. Yeni SDK sayesinde yazılımcılar, video chat servisini kendi uygulamaları içine entegre edebilecekler. Böylece iş dünyasını hedefleyen iOS ve Android uygulamaları içinden, iş arkadaşları ile Microsoft’un popüler videolu görüşme alt yapısını kullanan videolu görüşmeler yapılabilecek. Microsoft’un Skype için iş uygulamalarına yönelik bir SDK hazırlamaktaki amacının ise daha çok, müşteri temsilcilerinin müşteri ile videolu görüşme yapabilmesi olduğu anlaşılıyor. Microsfot’un uygulama örnekleri içinde daha çok bu yönde çalışmalar yer alıyor. Yeni SDK sayesinde doktorların hastaları ile uzaktan görüşmelerini sağlayan mobil sağlık uygulamaları, tamir işleri için tavsiyeler veren mobil uygulamalar geliştirilebilecek, e-alışveriş uygulamalarında müşteri temsilcileri ile video görüşme yapabilmek mümkün olacak ya da herhangi bir şirket veya servis için şirket temsilcileri ve müşteriler arsında skype alt yapısı üzerinden görüşme yapılabilecek. Daha önce Skype for Business Server vya Skype for Business Online lisansları satın almış olan şirketler ise yeni SDK’yı ücretsiz edinebilecekler.

PC pazarı bu haberle karıştı!

0
Kişisel Bilgisayar (PC) pazarında işlerin iyi gitmediği bir kaç yıldır tüm sektör tarafından biliniyor ve öngörülüyordu. Tabletlerin ortaya çıkmasıyla azalan laptop satışlarından sonra akıllı telefonların geniş ekranlarıyla Web üzerinde sörf için uygun hale gelmesi ve mobil uygulamaların hızla yaygınlaşmasıyla internete erişmek için telefonu yeterli bulan çok sayıda kullanıcı PC almaktan vazgeçti. Bu nedenle PC pazarı son birkaç yıldır küçülme eğilimindeydi. Bu atmosferde üreticiler düşen PC satışları nedeniyle kaygılıyken koltuklar da el değiştirmeye başladı. Bu güne dek Mac satışlarında Google’ın PC’lerinin önünde olan Apple artık Chromebook’ların arkasına düştü. Google’ın Chromebook PC’lerini üreten Dell, Lenovo ve HP’nin son çeyrekte 2 milyon adet Chromebook sattığı ortaya çıktı. IDC’nin raporlarına göre Apple’ın Mac’leri ise 1.7 milyon adette kaldı. Böylece, özellikle ABD’de vazgeçilmez gibi görünen Mac’ler ilk defa düşük fiyatlı, düşük donanımlı, hızlı ve pratik web bağlantısı sağlayan Chromebook’lardan daha az satılan bir ürün olarak konumlandı. Ancak bu durumun Apple’ı çok rahatsız ettiği söylenemez zira Apple kendi ürünlerini kendisi üreten ve yüksek kar marjı uygulayarak kazancını maksimumda tutan bir firma. Chromebook’lardan adet olarak daha az satış da yapsa, kazanç bakımından liderliği bırakmıyor. Yani piyasadaki paranın büyük dilimi hep Apple’a gidiyor.

Microsoft tedirgin

Öte yandan Google’ın Chromebook’lu PC’lerinin yaygınlaşması, Windows PC’lerin üzerinde büyük baskı oluşturuyor. Firmanın şimdi I/O konferansında, bütün Android uygulamalarının Chromebook PC’ler üzerinde çalışacağını da açıklaması Chromebook cihazlara olan ilgiyi arttıracak. 200 dolar seviyesinde, sade, hafif, hızlı ve pratik cihazlar olarak anılan Chromebook’lar, sadece internete girmek, yazı yazmak, e-mail okumak, işyerinden gelen dosyaları incelemek için laptopa ihtiyacı olan kesimin 500+ dolar seviyesindeki Windows PC’lerinden uzaklaşmasına neden olacak. İkinci alternatif olaraksa, Microsoft’un yakında Windows’lu PC’lerin fiyatını düşürecek, Chromebook’a rakip olacak Windows PC modellerin çıkmasını sağlayacak bir girişimde bulunması beklenebilir. Bakalım bu yeni gelişme karşısında PC pazarında nasıl bir dalgalanma olacak?

Google’dan mobil geliştiriciler için ücretsiz analitik uygulamaları

2
Google Firebase ile ilgili I/O 2016’da çok önemli güncellemeler yaptı, ama onun öncesinde buna neden ihtiyaç duyduğuna bakalım: Akıllı telefon pazarının doyum noktasına yaklaşması, mobil uygulama dünyasına da etki ediyor. Sıfırdan bir uygulama geliştirip, bunu gelire dönüştürmek eskisi kadar kolay değil. Mobil uygulama geliştiricilerin “altına hücum” çağı neredeyse sona erdi ve önümüzde bir başarı hikayesine karşı binlerce iflas, hüsran ve hayal kırıklığı bulunuyor. Hal böyleyken geliştiricilere yeni olanaklar sunarak, adeta kısır döngüye giren mobil uygulama ekosistemini canlandırmak platform geliştiricilere düşüyor. Google’ın bu yılki geliştirici konferansı I/O 2016’da tanıttığı yenilenen Firebase de bunun önemli bir örneği. Özellik havuzu genişletilen ve yepyeni niteliklerle donatılan platform sayesinde, artık her uygulama geliştirici ileri düzey analitik servislerinden faydalanarak yeni gelir modelleri kurgulayabilecek.

Dünden bugüne Google Firebase

Bir buçuk yıl önce, Ekim 2014’te Firebase adı verilen uygulama geliştirme servisi Google tarafından satın alındığında kullanıcı sayısı 110 binin biraz üzerindeydi. Bugün ise aynı ağda 470 bin geliştirici hizmet alıyor. Google da odağını Firebase kullanan geliştiricilere çevirdi ve onların ihtiyaç duydukları pek çok hizmeti (belki biraz da fazlasını) kullanıma açtığını duyurdu. firebase.google.com adresine taşınan Firebase tasarım olarak da Google’ın bir süredir tüm uygulamalarını taşıdığı Materyal Tasarım anlayışına uygun bir yapıyla kullanıcıları karşılıyor. Arka planda Google Cloud Platform ile aynı hesap sistemini kullanan Firebase, bu sayede geliştiricilere bulut servislerine de kolay erişim imkanı sağlıyor.

Artık her geliştiricinin mobil analitik erişimi var

Google Firebase kullanıcısı mobil geliştiriciler, bizzat Google Analytics’i geliştiren ekip tarafından hazırlanan bir dizi mobil analitik hizmetinden faydalanabiliyor artık. Bunu kullanmak için tıpkı web sitelerinin Analytics kullanırken yaptığı gibi, uygulamaya birkaç satırlık kod eklemeleri yeterli oluyor. Bu işlemin ardından tüm temel kullanıcı verileri, uygulamanın içinden Firebase veritabanına aktarılıyor. Üstelik daha detaylı bilgilere erişmek isteyen geliştiriciler, mobil uygulamalarının analiz edilmesini istedikleri tüm bölümlerde benzer işlemleri yaparak çok daha kapsamlı bir içgörüye sahip olabiliyor. google firebase Bu veriler sayesinde mobil uygulamaları indiren ve kullanan kişilerin, teknik adıyla “kitle”nin detaylar ortaya çıkıyor. Geliştiriciler, hitap ettikleri kitlenin davranışlarını daha detaylı şekilde görüntülerken, reklam kampanyalarının da performans grafiğini aynı arayüz üzerinde görüntüleyebiliyor.

Kitle hakimiyeti Google Firebase ile sağlanıyor

Ürün pazarlamanın en kritik unsuru olan “kitle”, aslında yeni tüm yeni işlevler için de temel sütun işlevi görüyor. Uygulamalar içinde uzaktan konfigürasyon değişiklikleri yapılacağı zaman, bunu kitle üzerinde A/B testler yaparak gerçekleştirmek mümkün oluyor. Örneğin bir oyun geliştiricisi, kitle segmentlerinden birini seçerek o gruba özel ekstra bir hak tanımlayabiliyor. Google Cloud Messaging tabanlı çalışan yeni bildirim sistemi ise kullanıcılara sunulan yeniliklerden bir diğeri. Hatta servisin adı artık Firebase Cloud Messaging olarak anılıyor. Şirket buradan hem iOS ve Android hem de web uygulamaları için sınırsız bildirim desteği sağlıyor. Üstelik bu bildirimlerin tamamı ücretsiz! İşin mali boyutuna girmişken, Google’ın bu hizmetler için ücretlendirme tablosunda da sadeleştirmeye gittiğini belirtmekte fayda var. Analytics, Hata Raporlama, Uzaktan Konfigürasyon ve Dinamik Linkler özelliklerinin tamamı sınırsız kullanıma açık ve ücretsiz sunuluyor. Firebase ile kullanılabilen dört ayrı ücretli ürün bulunuyor ve bunlar Test Lab, Depolama, Gerçek Zamanlı Veritabanı ve Barındırma (Hosting) olarak sıralanıyor. Bu servislerden faydalanmak isteyen mobil geliştiriciler belirli kısıtları olan bir ücretsiz plan, startup’lara özel bir aylık tarife ya da “kullandıkça öde” modeli arasında tercih yapabiliyorlar.

Facebook haber akışı için kategorilendirme mi geliyor?

0
1,5 milyar kullanıcısıyla dünyanın dörtte birine hizmet veren sosyal medya Facebook, aynı zamanda dünyanın en önemli haber mecrası haline de geldi. Çoğu kullanıcı dünyada olan bitenleri, kendi haber akışında beliren haberlerden ve arkadaşlarının paylaşımlarından öğrenirken, Facebook’un haber akışında belirecek haberleri nasıl seçtiği sorusu da tartışmalara neden oluyor. ABD’de gündemde olan yeni bir tartışmada Facebook’un kullanıcıların haber akışı için seçtiği makalelerden oluşan Instant Articles servisinde Facebook editörlerinin tamamen yanlı davrandığı ve kendi politik görüşlerine uygun olmayan “tutucu” haber ve makaleleri servisin dışında tuttuğu suçlamaları yüzünden Zuckerberg şu günlerde zor günler yaşıyor ve ABD’nin tutucu kesiminden ağır eleştiriler alıyor. Öte yandan Facebook’un beta testine soktuğu yeni bir özelliği haber akışı sayfasında yakında karşımıza çıkabilecek yenilikler hakkında ipuçları veriyor. Test aşamasından sızan görüntülere göre, Facebook akış içinde belirecek haberlerin seçimini kullanıcılara bırakıyor. Kullanıcılar çok geniş bir kategori listesi içinden kendi ilgi alanlarına uygun konuları seçerek, haber akışını kendisi belirliyor. facebook kategori Yeni kategori sisteminin ise çok detaylı olduğu vurgulanıyor. Örneğin seyahat/turizm kategorisi altında onlarca alt kategori bulunuyor ve hatta alt kategorilerin de altında yine onlarca alt kategori bulunabiliyor. Örneğin, seyahat haberleri almak isteyen bir kullanıcı, deniz kenarı tatilleri, doğa yürüyüşleri, deniz araçları ile yolculuk, tren yolculukları, Uzak Doğu, Avrupa, Güney Amerika, Afrika, Orta Doğu, Avustralya, çadır kampları, şehir turları, kültür turizmi, iş seyahatleri, gastronomi turizmi gibi onlarca farklı kategori ve bunların da alt kategorileri arasında seçim yaparak haber akışını kendi ilgi alanlarına göre şekillendirebiliyor. Sosyal medya servisinin bu yeni kategori sistemini hayata geçirip geçirmeyeceği şimdilik net değil. Sosyal medya devi çok sayıda arayüz geliştirmesini aynı anda test ediyor ve birçoğunu eleyebiliyor. Acak ABD’de büyük gürültü koparakn haber akışında taraflı yayın tartışması yüzünden Facebook’un haber akışının kontrolünü kullanıcılara bırakacak bir kategori sistemini bir an önce devreye almak istediği de biliniyor.

Android uygulamalarında 65 milyar rekoru

0
Geliştiriciler konferansı I/O da sunumlarına devam eden Google, Android ekosistemi hakkında bilgi verdiği toplantıda, Google Play üzerinden indirilen uygulama sayısının sadece 2015’te 65 milyar’ı geçtiğini açıkladı. Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Google’ın açıkladığı rakamlarda, 12 aylık indirme sayısı 50 milyar olarak görünüyordu. Aynı dönemde iOS uygulama indirme sayısı ise 25 milyarda kalmıştı. Öte yandan, uygulamalar konusunda istatistikler tutan App Annie servisine göre, hem Google’ın mağazası, hem iOS marketlerinde (üçüncü parti mağazalar dahil) 2015 yılı için toplam 111,2 milyar adet indirme kaydedilmiş durumda. Google’ın açıkladığı diğer rakamlara göreyse, 2015 yılı içinde Google’ın mobil işletim sistemine sahip 600 adet telefon modeli piyasaya çıktı. Android Wear konusunda çalışan ortakların sayısı ise 12’ye çıktı. Yani 12 şirket artık Google’ın giyilebilir işletim sistemine sahip akıllı saatleri üretiyor. Yine Google’ın mobil işletim sistemine sahip TV modelleri artık milyon mertebesinde satılıyor ve 100 otomobil modelinde Android Auto yazılımı kullanılıyor. Google’ın mobil sisteminin dünya çapındaki kullanıcılarının sayısı ise 1.4 milyardan fazla. IDC’nin son raporuna göre, Android 2015 yılını pazarın %82,6’sına sahip şekilde lider olarak bitirdi. Öte yandan Google, mobil işletim sisteminde ne kadar kazanç sağladığını hiçbir zaman açıklamıyor ancak Oracle’ın Google’a açtığı bir dava için mahkemeye sunulan raporda Oracle’ın hesaplamasına Google’ın mobilden, çoğunluğu reklam gelirleri olmak üzere, 43 milyar dolar kazanmış olduğu vurgulanıyor.

Uber sürücüsüz otomobilleri teste başladı

0
Alternatif taksi/araç paylaşım servisi Uber, kendi geliştirdiği sürücüsüz otomobil teknolojisini test etmek için ilk prototip araçlarını Pittsburgh’ta kullanıma soktu. Uber’in geçtiğimiz yıl Pittsburgh’ta açtığı teknoloji merkezinde sürücüsüz otomobil teknolojileri geliştireceği vurgulanmıştı. Şimdi yollara dökülen prototip otomobillerin, bu merkezde geliştirilmiş kamera/sensör ve yazılımlarla donatılmış olduğu anlaşılıyor. Şirketin yöneticilerinden John Bares de, yeni teknolojilerini tanıtmak için gazetecileri sürücüsüz otomobil teknolojileriyle donattıkları bir Ford Fusion ile şehir içinde yolculuğa çıkardı. Ayrıca şirketin resmi blog sayfasında yayınlanan makaleye göre, Uber’in test için Pittsburgh’u seçmesi de tesadüf değil. Çoğunlukla karlı ve yağmurlu bir iklimi olan, dar sokaklara sahip ve eskimiş bir altyapı üzerine kurulu olan şehrin çok zor test koşulları sağladığını vurgulayan şirket, araçların bu test ortamında başarı sağlaması halinde, başka heryerde başarılı olacağının da altını çiziyor. Araçlara adapte edilen sensör ve kameralar ise Uber tarafından özel olarak geliştirilmiş bir sistem. Her yönde 100 metreye kadar görüş sağlayan sensörlerin çarpışmaları önlemek için yeterli öngörüye sahip olduğu vurgulanıyor. Uber, ABD’de otonom sürüş teknolojileri geliştiren diğer firmalarla birlikte Self-Driving Coalition for Safer Streets (Daha güvenli sokaklar için otonom sürüş koalisyonu) hareketinin bir üyesi. Bu koalisyon ABD hükumetine otonom sürüş teknolojilerini tanıması ve günlük hayata sokması, gerekli yasaları çıkarması için lobi faaliyetinde bulunuyor. Üstelik bu konuda başarıya ulaşmaları da çok yakın çünkü ABD’denin “Karayolları Yönetimi” olan The National Highway Traffic Safety Administration’ın Temmuz ayında otonom sürüş teknolojilerine sahip otomobillerin ABD karayollarına çıkışını yasallaştıracak bir kanun üzerinde çalıştığı biliniyor. Diğer bir deyişle, ABD’de sürücüler Temmuz ayından itibaren artık direksiyon başında kitap okuyabilecek, film seyredebilecek, sosyal medyada sohbet edebilecek.

Adobe yeni uygulamasını tanıttı: Spark

3
Dijital yayıncılık alanında ürünler veren Adobe, bu kez profesyonelleri değil ama sosyal medya kullanıcılarını veya işinde ya da okulundaki projeler için pratik bir görsel düzenleme uygulamasına ihtiyaç duyanları hedef alan Spark uygulamasını tanıttı. Spark, profesyonel kullanıma yönelik hazırlanan ve uzmanlık gerektiren Photoshop veya Indesign gibi bilindik Adobe uygulamarının aksine kullanıcılara hazır formatlar üzerinde birkaç tuşla düzenlemeler yaparak kendi görsellerini oluşturma imkanı sunuyor. Spark, sosyal medyada kişisel hesaplarında günlük, anlık paylaşımlar yapan amatör kullanıcılar kadar, küçük işletmelerinin dijital dünyadaki görsel ihtiyaçlarını karşılamak isteyen işletme sahiplerinin de hem masa üstünde hem de mobilde hızlıca kullanabilecekleri pratik bir görsel düzenleme yazılımı olarak konumlanıyor.

Canva’ya rakip

Uygulama çok basitçe, kullanıcının çekip hazırladığı görselleri veya uygulama veri tabanında ücretsiz olarak bulunan stok görselleri, mevcut formatlar üzerinden farklılaştırmaya imkan tanıyor. Spark’ı, benzer bir işlev sunan ücretsiz web uygulaması Canva ile benzeştirmek mümkün. Adobe’nin de yeni uygulaması ile internette giderek popülerleşen ve Adobe ürünlerine rakip olmaya başlayan Canva ile rekabet edebilmek için Spark’ı yarattığı düşünülüyor. Ücretsiz olarak ve sosyal medya hesapları üzerinden üye olmaya imkan tanıyan uygulama ile sadece bir görsel, bir web hikayesi veya bir video klip hazırlamak mümkün oluyor. Kullanıcı dilerse sıfırdan kendi çektiği fotoğrafları işleyerek projesini oluşturabiliyor veya hazır şekilde sunulan sayısız örnek üzerine kendi seçtiği görselleri, renkleri, metinleri uygulayarak istediği projeyi oluşturabiliyor. Adobe’nin yayınladığı tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz:

Güneş enerjisi panellerinde büyük rekor

0
Güneş enerjisi konusunda en büyük handikaplardan biri güneşten aldığı ışığı elektrik enerjisine çeviren güneş panellerinin düşük verimle çalışmasıydı. Maksimum %22 gibi verim oranlarına çıkılabilen teknolojide pek çok ucuz panel çok daha düşük verimle çalışıyordu. Bu da, anlamlı bir enerji üretimi için çok büyük alanların güneş enerjisi panelleri ile kaplanması zorunluluğunu doğuruyordu. Üstelik panellerin maliyetinin yüksek olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bilim insanları şimdi, güneş enerjisini elektriğe çevirme konusunda umut doğuran bir gelişmeye imza attı. Avustralya’daki New South Wales Üniversitesi’ndeki bilim insanları güneş enerjisi panellerinin %34,5 verimle çalışmasını sağladı. Bu yeni teknoloji, panellerinin veriminde %44 artış anlamına geliyor. Bu oran, güneşin altında normal şekilde duran bir panelde erişilen verim miktarı. Üniversite ayrıca yoğunlaştırılmış güneş ışığı altında verim oranını %40’a çıkartarak ayrıca bir rekor daha kırdılar. Yoğunlaştırılmış güneş ışığı aynalar gibi yansıtıcılarla güneş ışığının çevreden toplanıp enerji panellerinin üzerine yönlendirilmesiyle elde ediliyor. Bu sistemle çalışan büyük güneş enerjisi santralleri, ABD ve Avrupa’da orta ölçekli şehirlere elektrik sağlamak için kullanılıyor. Bilim insanları bu orana ulaşmayı çok uzun yıllar boyunca beklenmiyor olduklarını da vurguluyorlar. Yani yeni çalışma, güneşten enerji elde etmek konusundaki teknolojilerde çok büyük bir gelişme olarak kabul ediliyor.

Allo ve Duo Google’ın yeni mesajlaşma uygulamaları olacak

0
Google’ın bu yılki geliştiriciler konferansı I/O çok bereketli geçti. Home, Assistant, Duo ve Allo gibi Google ekosistemi açısından devrimsel ürünler tanıtan Google’ın en çok ilgi çeken yeni ürünleri arasında yeni sohbet uygulamaları Allo ve Duo oldu. Google’ın mevcut sohbet servisi Hangouts ile aynı anda çalışmaya devam edece Allo ve Duo uygulamaları aynı zamanda Facebook’un WhatsApp ve Messenger uygulamalarına da rakip olacak. Allo uygulaması Google’ın yapay zeka ile entegre ettiği yeni sohbet uygulaması olacak. Kullanıcıların yazışma stillerini zaman içinde öğrenecek olan Allo, sohbetler içinde belli mesajları okuduğunda, verilecek cevab için otamatik olarak bazı seçenekleri kullanıcının önüne çıkaracak. Bu sayede kullanıcılar, o cevabı yazmak için klavye üzerinde uğraşmak yerine sadece ilgili seçeneğe basarak sohbete devam edecekler. Örneğin, sohbet başlangaçlarında her zaman sorulan “Merhaba Ahmet nasılsın?” sorusu için Ahmet’in sık kullandığı “Sağol iyiyim?”, “Ne olsun, sürüklenip gidiyoruz,” gibi standart cevaplar artık seçenek şıkkı şeklinde klavyenin hemen üzerinde belirecek. Böylece kulanıcılar sıkışık anlarında, otobüste, metroda, otomobil kullanırken telefon klavyesinde yazı yazmak için enerji harcamak zorunda kalmayacaklar. Ayrıca elbette Google’ın Türkçe’de bile son derece başarıyla ses tanıyan ve sesten-yazıya çevirim yapan klavyesi de işin içine girdiğinde artık mesajlaşmalar çok daha hızlı ve kolay gerçekleşecek.

Video görüşmeler için Duo

Google Duo ise video görüşme yapmayı sağlayan, çok hızlı ve çok basit, bir diğer deyişle çok sade bir uygulama. Gogle Duo ile kullanıcıların karmaşık arayüzler ve sayısız menü seçeneği arasında boğulmadan doğrudan bir tuşa basarak video görüşmelerini başlatıp sonlandırabilmesini hedeflemiş. İki uygulamanın yanında, benzer özelliklere sahip Google’ın eski mesajlaşma yazılımı Hangouts aynı şekilde çalışmaya devam edecek ve Google bu servise yatırım yapmaya devam edecek. Google’ın amacı, Hangouts’un iş dünyasında ve ofislerde kullanılmaya devam etmesi ve iş dünyasına odaklı özel bir servis haline dönüşmesi.