Mozilla, Firefox reklamlarını kaldırıyor

0
Mozilla-MWC-2014-Booth Mozilla Vakfı, Firefox internet tarayıcısını hem hızlı hem de güvenli bir tarayıcı olarak tanıtmak için uzun yıllarını harcadı ve bu çabanın sonunda kullanıcıların gönlünü kazanmayı başardı. Kısa bir süre önce Firefox’ta açılan her sekmenin üstünde reklam göstererek gelir elde etmeye başlayan Mozilla, şimdi bu uygulamadan vazgeçme kararı aldı çünkü kullanıcılardan beklemediği kadar ağır tepki aldı. Mozilla’nın içerikten sorumlu başkan yardımcısı Darren Herman tarafından yapılan açıklamada, Firefox’un reklam açısından büyük potansiyele sahip olduğu ancak kullanıcıların henüz buna hazır olmadığının altı çizilirken reklamverenlerin de daha az agresif ve daha az rahatsız edici bir reklam politikasını benimsemesinin gerektiği vurgulandı. Mozilla şimdilik Firefox’ta reklamları kaldırma kararı aldı ancak kullanıcıları daha az rahatsız edecek, daha az öne çıkan ama vakfa gelir sağlayacak yeni bir reklam modeli arayışını da sürdürüyor.

Huawei Türkiye Enterprise ürünlerini anlattı

0
Ekim 2015 tarihinde, Huawei Türkiye Enterprise Ülke Müdürü konumuna getirilen Serdar Yokuş, medya buluşması kapsamında çalışmaları ve Huawei Türkiye ile ilgili detayları paylaştı. Huawei Türkiye ile ilgili, birçok farklı ana başlığa değinen Serdar Yokuş, detaylı anlatımları ile medyaya merak edilenleri anlattı. Huawei Enterprise Türkiye’nin genel yapılanması ile başlayan Yokuş, 60 iş ortağı ve 8.000’i bulan kişilik bir sistemin içerisinde olduklarını vurguladı. Çalışma alanları arasında; IP, IT, UC&C, GSM-R ve Enerji olduğu aktarılan medya buluşmasında, ayrıca Huawei Enterprise Türkiye’nin etkin kanal yapısına da dikkat çekildi.
SERDAR YOKUŞ_HUAWEI
Huawei Türkiye Enterprise Ülke Müdürü Serdar Yokuş
Ürünler ve Sektörler ile devam etmeyi tercih eden Serdar Yokuş, en fazla satış gerçekleştirdikleri ürün grubunun Switch olduğunu ve en fazla satış gerçekleştirdikleri alanın da, Wi-Fi ürünleri olduğundan bahsetti. Solar sistemlerin ve UPS ürünlerinin de, genel itibariyle yükselişte olan alanlar olmasına ve Huawei’nin de bu alanlarda, rekabeti ateşleyeceği aktaran Yokuş, kesintisiz güç kaynaklarının da detaylarına ayrıca değindi. Firmanın geleceği ile ilgili olarak da, özellikle Huawei servis alanında ciddi geliştirmeler yapma yolunda olduğu vurgulananlar arasından öne çıkanlardan oldu. Bu noktada Yokuş, 2015 yılında hayata geçen Call Center hizmetlerine dikkat çekti. 2015 yılı içerisinde yer aldıkları projeler ile devam eden Serdar Yokuş, özellikle Fatih projesi kapsamında öncü isimlerden olduklarını belirtti. Ayrıca Yokuş, NETAŞ ile ortak çalışmaları ile 78,000 Access Point ve 20,000 Switch satışını ve projelerini gerçekleştirmiş olduklarından söz etti. Bunlarla beraber Yokuş; TARSEY(Tarım Sektörü Entegre Yönetim Bilgi Sistemi), Doğan TV, İSKİ, Avrupa ve Dünya Demiryolları Birliği, Eti Maden, Emniyet Genel Müdürlüğü, YTÜ ve SVR Bilgi Teknolojileri ile 2015 yılı içerisinde, 92 büyük ve 300 orta ölçekli projede yer alarak, referanslarını güçlendirdiklerini anlattı. Son olarak Serdar Yokuş, 2016 yılı ile ilgili detaylar da vermekten geri durmadı. Daha önce de belirtildiği gibi Yokuş, 2016 yılı içerisinde 2 yeni servis iş ortağı, geniş Huawei Enterprise ürün grubu ile, One Stop Shop tipi firmaların ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacaklarını da sözlerine ekledi.

2035’te Japonya’yı robotlar işgal edecek

0
Robotların veya diğer bir deyişle, yapay zekanın insanların işlerini elinden alması konusunu dikkatle inceliyoruz. Bu robot devriminin önümüzdeki birkaç on yıl için dünyanın en önemli sosyal değişim sancılarını yaratacağını tahmin ediyorum. Şimdi bilim insanlarının da bu konuda yaptığı çalışmalar, endişelerimizin (veya umutlarımızın) haklı olduğunu ortaya koyuyor. Nomura Research Institute’den (NRI) bir bilim insanı Yumi Wakao, yaptığı bir araştırmada, 2035 yılına geldiğimizda, yani sadece 20 sene sonra, Japonya’daki iş gücünün yarısının (%49) robotlardan oluşacağını tespit etmiş. 600 iş dalı üzerinde araştırma yapan bilim insanına göre, yazı yazmak, haber üretmek, avukatlık, hukuk gibi insan beynine ihtiyaç duyan mesleklerde insanların devre dışı kalması biraz daha zaman alacak ancak diğer birçok alanda robotlar insanların işlerini ellerinden alacaklar. Aynı araştırmanın ABD ve İngiltere için de yapıldığını unutmayalım. ABD için bu rakam %43, İngiltere içinse %35 olarak analiz edilmiş. Burada önemli bir detay da “robotlar insanların işlerini elinden alacak!” söylemi. Bugünden baktığımızda, insanların işten çıkartılması ve yerine robotların yerleştirilmesi korkutucu görünse de 20 seneye kadar robotların insanların yerini almasını sağlayacak sosyal anlayışın gelişeceğini tahmin ediyoruz. İnsanlara farklı alanlarda iş veya uğraş alanı bulunacağı gibi, Japonya ve Avrupa gibi hızla yaşlanan ülkelerde 20 sene sonra bazı işleri yapacak yeterince genç insan kalmayacağı da tahmin ediliyor. Bu durumda yaşlı toplumun ihtiyaçlarını yerine getirecek robotların varlığı bir gereklilik olacak. Evlerinde bakıma muhtaç hastalar için hasta bakıcı robotlar gibi kimi alanlarda robotların varlığı aslında toplumun büyük bir ihtiyacını karşılayacak. Belediyelerde sokakları temizleyecek robotlar istihdam edilecek, taksi şoförlüğü mesleği ortadan kalkacak ve trafik tamamen robotlara emanet edilecek. Kasiyerler, müşteri danışma merkezleri çalışanları, fabrika işçileri, ofis-ev temizlik/servis işçileri, otomobli tamir ustaları, bahçıvanlar, inşaat ustaları gibi çok sayıda alanda robotlar insanlara göre çok daha temiz, daha doğru, daha hızlı ve daha sorunsuz iş yapar hale gelecekler. Yine de bu robot devrimi nedeniyle toplumun bir bölümünün de sıkıntılı günler yaşayacağını tahmin etmek zor değil. Dünyadaki iş yükünün tamamen robotlara yıkıldığı, insanların ise refah içinde yaşadığı ütopik bir dünya düzenine doğru evrilen insanoğlu için önümüzdeki 50-100 yılın, bu sosyal değişimin sancılarıyla kıvranarak geçeceğini söylemek yanlış olmayacak.  

Samsung, 2015 ATD Best Awards’dan ödülle döndü

0
samsung award Samsung Electronics, dünya çapında yetenek geliştirmeye yönelik girişimleriyle, dünyanın bu alanda en önemli derneği olan ABD’li Association for Talent Development (ATD) tarafından düzenlenen 2015 ATD Best Awards’ta3’üncülük ödülünün sahibi oldu. 2003’ten bu yana düzenlenen ATD Best Awards; yetenek geliştirme kültürü, eğitim uygulamaları, etkin ve yenilikçi eğitim programlarıyla öne çıkan organizasyonları ödüllendiriyor. Her yıl, hem özel sektör hem kamu sektöründe çok sayıda kurum ve kuruluşun yanı sıra sivil toplum örgütlerinin başvurduğu ödül için bu yıl başvuru yapan organizayonlardan 30’u ödüle layık görüldü. Samsung, yetenek gelişimi alanındaki çalışmaları, yaratıcı ve yenilikçi öğrenme & gelişim programlarının yanı sıra küresel eğitim stratejileriyle ATD Best Awards ödüllerinden birinin sahibi oldu. Kurumsal eğitim alanındaki en gurur verici ödüllerden biri olan ATD Best Award’a layık görülmüş olmaktan dolayı çok mutlu olduklarını belirten Samsung Electronics Kurumsal İnsan Kaynakları Ekibi Başkan Yardımcısı Patrick Chung;“Çalışanlarımızın profesyonel olarak gelişmesine katkıda bulunan en iyi uygulamaları geliştirmeye devam edeceğiz. Onların yetenekleri geliştikçe, becerileriyle şirkete sağladıkları katkının da büyüyeceğine inanıyoruz.” dedi. Samsung Electronics Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Meriç Tunç: “Amacımız, güçlüklere meydan okuyan, tutkulu yetenekler yaratmak” Samsung olarak, yaratıcı düşünceyi ve farklı fikirleri benimseyen bir şirket kültürünü benimsediklerini belirten Samsung Electronics Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Meriç Tunç ise “Global ve yaratıcı fikirlere sahip, güçlüklere meydan okuyan tutkulu yetenekler yaratmak için -hazırlanan Samsung Öğrenme & Gelişim Programları ile çalışanların kendilerini gerçekleştirebilecekleri ortamı sunarak Samsung’u geleceğe hazırlamayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda Kore’de 40 yılı aşkın bir süredir, Türkiye’de ise 5 yıldır faaliyette olan Samsung Öğrenme & Gelişim Programları ile son 4 yıldır her yıl yönetim ekibinden 4-5 kişilik bir grup, liderlik eğitimleri için Kore’ye gidiyor ve kariyer yolculuklarında onlara yardımcı olan eğitimler alıyorlar.. Bu eğtimler sonrasında bugün orta ve üst düzey yöneticilik pozisyonlarına yükselen çalışanlarımızın terfisinde bu eğitimin etkisi oldu.” dedi. Samsung’dan Çalışanlarına Harvard Eğitimi Samsung Türkiye, Samsung Global tarafından düzenlenen eğitim programlarını Türkiye’de de hayata geçiriyor. Dünyanın en önemli eğitim kurumlarından biri olan Harvard ile gerçekleştirilen işbirliği kapsamında, Samsung çalışanları yetkinlik gelişimlerine uygun eğitimlere online platformdan ücretsiz katılabiliyorlar. Türkiye’de geliştirilen ve 2015’in ikinci yarısı itibariyle uygulanan Samsung Liderlik Yolculuğu liderlik gelişim programı hakkında da bilgi veren Meriç Tunç; “Samsung’da yöneticilerimizin kendilerini tanımaları ve hedefleri doğrultusunda kendilerini gerçekleştirme yolculuklarında ihtiyaç duydukları desteği ve ortamı onlara sunmaya gayret ediyoruz. Profesyonel bir yönetim danışmanı koordinasyonunda sürdürülen ve 5 modülden oluşan bu program sayesinde, yeteneklerimizi özgürlük ve esneklik tanıyan bir boyuta taşırken, insanların farklı fikirleri getirmesini destekliyor ve bu fikirleri gerçekleştirmelerini sağlayan bir ortamı yaratıyoruz.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin 2015 yılı online alışveriş haritası

0
1449129091_G__rsel_1 Sabancı Topluluğu’nun online alışveriş platformu kliksa.com, 2015 yılının son haftalarına girerken yıl boyunca internet üzerinden en çok satın alınan ürünleri açıkladı.kliksa.com verilerine göre; 2015 boyunca Türkiye genelinde en çok akıllı telefon, oto lastiği, USB bellek, bebek bezi ve televizyon satın alınırken, telefon hafıza kartı, tablet bilgisayar ve parfüm ise tercih edilen diğer ürünler oldu. Oto lastiği, bebek bezi ve parfüm 2014’e göre en çok talep artışı gören ürünler olarak öne çıktı. En çok online ürün alınan iller sırasıyla İstanbul, Antalya, Ankara, İzmir ve Bursa’nın ardından Kocaeli, Konya, Adana ve Gaziantep olarak sıralandı.   Akdeniz Bölgesi ikinci sıraya yükseldi Konuyla ilgili bilgi veren Kliksa Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, “Türkiye’nin geneline baktığımızda bilgisayar, telefon, TV görüntü sistemleri, kişisel bakım ve elektrikli ev aletleri kategorileri yıl boyunca yoğun rağbet görürken, oto aksesuarı, anne bebek ve oyuncak kategorilerine olan rağbetin ise arttığına tanık olduk. Online alışverişin %43’ü Marmara Bölgesi’nde oturanlar tarafından gerçekleştirilirken, Marmara’yı %16 ile Akdeniz ve %15 ile İç Anadolu izledi. Sıralamaya göz attığımızda, geçen sene üçüncü sırada yer alan Akdeniz Bölgesi’nin İç Anadolu’yu geçerek ikinci sıraya yükseldiğini gördük. Marmara’da İstanbul, Akdeniz’de Antalya, İç Anadolu’da Ankara, Ege’de İzmir, Karadeniz’de Samsun, Doğu Anadolu’da Malatya, Güneydoğu Anadolu’da ise Gaziantep online alışverişte öne çıkan şehirlerimiz oldu.” dedi.   Taksitli alışverişi tercih ettik Kliksa.com verilerine göre Türkiye genelinde online alışveriş yapanların %45’i alışverişini tek çekimle, %55’si ise taksitlendirerek gerçekleştirdi. Tek çekim tercihinin en yoğun olduğu bölge Marmara, taksit tercihinin en yüksek olduğu bölge ise Karadeniz oldu.

Amazon Web Services Türkiye ofisini açtı

4
amazonwebservices Amazon Web Services Türkiye Web Pazarlama ve Tanıtım Hizmetleri Limited Şirketi (AWS) Türkiye’de hızla benimsenen bulut bilişiminin büyümesine destek vermek üzere Türkiye ofisini açtığını açıkladı. Şirketin İstanbul ofisi start-up tipi şirketlerden ülkenin en eski ve en köklü işletmelerine kadar Türkiye’de birçok kuruluşun AWS Cloud’a geçişine destek verecek. Amazon Web Services Türkiye Ülke Müdürü Murat Yanar, yeni ofisin; müşterilerin AWS ile kendi ortam ve yerel dillerinde doğrudan temasa geçebilmesi için, müşteri yöneticileri, çözüm mimarları, iş ortağı yöneticileri, destek personeli ve diğer farklı fonksiyonlara sahip bir ofis olacağını ifade etti. Ofis, AWS’in dünyanın dört bir yanındaki büyümesi ve her yerdeki kuruluşların buluta geçişini hızlandırmak için yapmakta olduğu yatırımları da gözler önüne seriyor. Aynı zamanda, hali hazırda Türkiye’de 580’nin üzerinde üye ile aktif olan AWS Kullanıcı Grubu’na da katkıda bulunuyor. Ayda bir defa gerçekleştirilen Kullanıcı Grubu toplantıları, her beceri düzeyinden müşterilerin AWS Cloud hakkında daha fazla bilgi edinmesine yardımcı oluyor. Dünya çapında birçok Türk şirketi de AWS müşterileri arasında AWS 2006 yılında hayata geçirildiğinde bulut hizmetlerini ilk kullanmaya başlayanlar arasında Türkiye’den kuruluşlar da bulunuyordu. Türkiye’de bulunan müşteriler artık geliştirme ve test ortamlarından Büyük Veri analitiğine, mobil, web ve sosyal uygulamalardan işletmelere yönelik iş uygulamaları ve kritik iş yüklerine kadar her şeyi çalıştırmak için AWS’i kullanıyorlar. Bugün, Peak Games, Yemeksepeti ve Siberalem.com gibi Türkiye’nin en tanınmış ve en hızlı büyüyen şirketlerinden bazıları ve Digitürk, Arҫelik, Vestel Elektronik, Pegasus Airlines, Metglobal ve Türk Telekom gibi dünya çapındaki birçok şirket de AWS müşterileri arasında yer alıyor. “Türk şirketleri, on yıla yakın bir süredir inovasyonlarını AWS üzerinde gerçekleştiriyor ve pazara sürüm süresini hızlandırmak ve işletmelerini dünyanın dört bir yanındaki müşterilere erişecek şekilde büyütmek için buluttan yararlanıyor” diyen Amazon Web Services EMEA Başkanı Steve Midgley, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de bir AWS ofisi açma kararı, hızla büyüyen müşteri tabanına hitap ederken, burada bulunan geniş yetenek havuzu ve ülkede bulut kullanımına geçişi desteklemek için yaptığımız yatırıma da işaret ediyor. Bir yandan kendi organizasyonları içinde inovasyona yön vermelerine yardımcı olmak diğer yandan da sektöre liderlik edecek düzeylerde güvenilirlik, gizlilik ve güvenlik sağlamak üzere Türkiye’de daha da fazla şirket ile birlikte çalışmaktan büyük bir heyecan duyuyoruz.” Ofis açılışı memnuniyetle karşılanıyor Yeni AWS ofisini memnuniyetle karşılayanlar arasında, birçok sektörden kuruluşlar bulunuyor. Türkiye’nin önde gelen yayıncısı ve hem Türk hem de uluslararası içerik portalı Digiturk, yurtdışında yaşayan müşterilerine hizmet götürmek için AWS’ten yararlanıyor. Digitürk Teknolojiden Sorumlu Başkanı Hatice Memigüven, ofisin hizmete açılması hakkında şunları söyledi: “International Play hizmetimiz için AWS’i kullanarak pazara sürüm süremizi %20 azaltırken müşteri deneyimimizi ve inovasyon çalışmalarımızı da iyileştirdik. AWS ile, müşterilerimize son derece güvenilir bir deneyim sağlarken trafikteki ani artışlara bakılmaksızın talebe uyum sağlama esnekliğini de elde ediyoruz. Türkiye’deki yeni AWS ofisini ve personelini memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, AWS üzerindeki inovasyonlarımızın hızını arttırmamıza ve daha geniş bir Digiturk ürün yelpazesi genelinde müşteri deneyimimizi daha da geliştirmemize yardımcı olacak.” AWS’in Türkiye’deki genişlemesine sevinen bir diğer büyük kuruluş Pegasus Havayolları. Kuruluş, Türkiye’nin en büyük ve en eski havayolu şirketlerinden biri olarak, bulut bilişimin şirketlerin inovasyon yapmasına yardımcı olmak konusundaki gücünün farkında. “AWS, başta Elektronik Uçuş Çantası (EFB) uygulamamızın geliştirilmesi olmak üzere, havayolumuzun modernizasyon stratejisinin kilit unsurlarından biri oldu” diyenPegasus Havayolları Başkan Yardımcısı Ömer Kaya, “AWS üzerinde çalışan EFB uygulamamız ile, tüm pilotlarımız uçuş planlarına, uçak kılavuzlarına, operasyon kılavuzlarına, kontrol listelerine ve seyir defterlerine dünyanın her yerinden, güvenli olarak erişebiliyor. Ayrıca, EFB’nin zahmetli evrak işlerini ortadan kaldırması sayesinde, uçuş başına ağırlığı 50kg azaltarak yılda 500.000 ABD dolarının üzerinde tasarruf sağlıyoruz. AWS ekibinin Türkiye’de olması, şirket olarak tüm yolcularımıza fayda sağlayacak inovasyonlarımız daha da hızlandırmamızı mümkün kılacak” diye ekledi. Uluslararası erişiminin güçlendirilmesinde AWS’den yardım alan bir diğer Türk şirketi de beyaz eşya ve elektronik devi Arçelik. Kuruluş, Arçelik, Beko, Grundig ve daha birçok marka ile tanınıyor. “AWS, Akıllı TV’lerimiz için sunduğu arka uç tekolojiler ile 24 ülkedeki müşterilerimize gelişmiş bir eğlence deneyimi sağlamamıza yardımcı oluyor” diyenArçelik Takım Lideri Hürriyet Keskin şöyle devam etti: “Bulutun talebe dayalı doğası, inovasyonlarımızı daha hızlı gerçekleştirerek müşterilerimize yeni uygulamaları ulaştırma süremizi yarı yarıya azalttı. Türkiye’deki ofisin açılması ve sahadaki AWS personelinin sayısının artması ile, yeni teknolojileri müşterilerimize ulaştırma süremizi daha da azaltmayı umuyoruz.” Vestel Grubu bünyesindeki Vestek gibi Türkiye’deki Araştırma ve Geliştirme kuruluşları da inovasyonlarına hız katmak için AWS’ten yararlanıyor. Vestel Program MüdürüGürcan Aktaş,Vestek ARGE, maliyetleri azaltmak, pazara sürüm süresini ve müşteri deneyimini iyileştirmek ve inovasyonu artırmak için AWS’ten yararlanıyor. AWS üzerinde çalışan Akıllı TV portalımız dünya çapında 30 ülkedeki müşterilerimize hizmet veriyor. Türkiye’deki yeni AWS ofisi ve yerel çalışanları ile, BT maliyetlerimizi azaltmaktaki uzmanlıklarından yararlanırken aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimize verdiğimiz hizmetin kalitesini de artırıyoruz” dedi. Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası şirketler de işlerini buluta daha hızlı taşımak için kendilerine yerel kaynaklara erişim sağlayan yeni AWS ofisini memnuniyetle karşılıyor. Bu şirketlerden bir diğeri de Coca Cola İçecek (CCI). Coca Cola İçecek CIO’su Gökhan Kıpçak şunları söyledi: “AWS Cloud’un sunduğu hız, inovasyon ve toplam sahiplik maliyetinin iyileştirilmesi gibi faydalardan yararlanmak, şirketimiz için son derece önemli. Türkiye’de de AWS ofisinin bulunması, şirketimizin dijital dönüşümünde, CCI’ın AWS ile işbirliğini daha da geliştirecek.” Genç ve yenilikçi şirketlerin yanında AWS, büyük kuruluşların yanı sıra, genç ve yenilikçi Türk start-up’ları ile de birlikte çalışarak işlerini küresel ölçekte büyütmelerine yardımcı oluyor. İstanbul’da kurulan genç ve yenilikçi şirketlerin en iyi örneklerinden biri de bugün dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca müşteriye hizmet veren Peak Games. Dünya çapında 150’nin üzerindeki ülkede yaklaşık 30 milyon aylık kullanıcısı ile Türkiye’den çıkan en başarılı genç ve yenilikçi şirketlerden biri olan Peak Games, aynı zamanda dünyanın en başarılı beş sosyal oyun şirketi arasında yer alıyor. “Artık Türkiye’de de bir AWS ofisinin bulunması bizim açımızdan harika bir haber” diyen Peak Games Bulut ve Büyük Veri Servisleri Başkanı Serdar Şahin şunları söyledi: “AWS’in kullandığınız kadar ödemenize imkan kılan yapısı sayesinde, daha ilk günden itibaren global ölçekte faaliyet göstermeye başladık. AWS’i kullanarak, beş ila 10 dakika içinde sunucu tedarik edebiliyoruz, ki bu da pazara sürüm süremizin yüzde 75 azalması anlamına geliyor. Bu, yeni oyunları müşterilerimize daha hızlı ulaştırmamızı mümkün kılıyor. AWS’in ölçeklendirilebilirliği olmasaydı, bunu başaramazdık ve buradaki ofis bunu yapmamıza daha da fazla katkı sağlayacak.” Yeni ofis, Amazon’un Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’da devam eden yatırımları ve genişlemesinin de bir parçası. 2014 yılında, Amazon bölgede 6.000’i aşkın yeni iş yarattı. Türkiye’de veya Amazon’un dünyanın dört bir yanındaki şirketlerinden herhangi birinde bir poziyona başvurmak isteyenler, çevrimiçinde, www.amazon.jobs adresini ziyaret edebilirler.

HPE, Synergy’i duyurdu

0
hpe synergy Hewlett Packard Enterprise (HPE), hibrit altyapı kullanımının avantajlarından faydalanmak isteyen kuruluşlar için hem geleneksel hem de bulut temelli uygulamaları çalıştırmak üzere tasarlanmış ilk platform olan HPE Synergy’yi bugün duyurdu. Hewlett Packard Enterprise tarafından geliştirilen çığır açıcı yeni bir mimariye dayanan HPE Synergy, kuruluşların geleneksel ve özel bulut kaynaklarının birlikte doğru kullanımını sürekli optimize etmelerine yardımcı olmak üzere sıvı kaynak havuzları, yazılım tanımlı zekâ ve birleştirilmiş bir Uygulama Programlama Arayüzü (API) sunuyor. Günümüzde kuruluşların, yeni uygulama ve hizmetleri hızla sunma, yeni iş modelleri benimseme ve yeni pazarlara girme alanlarında daha önce hiç olmadığı kadar çok fırsatı bulunuyor. Bu heyecanın getirdiği baskının büyük kısmı, BT birimlerine yansıyor. BT birimlerinden, işletmelerini yöneten geleneksel sistem ve uygulamalardan eşzamanlı olarak daha fazla verimlilik almaları ve maliyet tasarrufu sağlamaları , bunun yanı sıra mobil cihaz, büyük veri ve bulut temelli teknolojilerin kullanımıyla yeni hizmetlerin hızla geliştirilmesi ve sunulması için bir temel oluşturmaları bekleniyor. IDC Araştırma Direktörü Jed Scaramella, “Şirketin taleplerini karşılamak için CIO’lar (Bilgi Sistemleri Yöneticisi) ve BT yöneticileri, gittikçe daha uygulama merkezli hizmetler sunmalıdır. Güncel kalmak için BT’nin hem eski yatırımları destekleyebilecek güvenilir ve maliyet etkin bir altyapıyı hem de hizmetleri bir bulut sağlayıcısı gibi sunacak esneklik ve hıza sahip bir altyapıyı sağlaması gerekir.” şeklinde konuştu. Birbirinden çok farklı olan bu iki işletim modelinin desteklenmesi, BT altyapısı oluşturma yöntemlerinin gözden geçirilmesini gerektiriyor. HPE Synergy, bu zorluğun üstesinden gelebilmek için, Composable Structure (Oluşturulabilir Altyapı) adı verilen yeni bir mimari geliştirdi. Bu mimari, üç temel tasarım ilkesinden oluşuyor: 1. Sıvı Kaynak Havuzları (Fluid Resource Pools) a. Uygulamanın birebir ihtiyacına uygun şekilde oluşturulabilecek ve yeniden oluşturulabilecek hesaplama, depolama ve fabric networking (ağ oluşturma) b. Dağıtıma hazır iş yüklerini çalıştırır c. Tüm iş yüklerini -Fiziksel, Sanal ve Containerized (konteyner benzeri) – destekler. 2. Yazılım Tanımlı Zekâ (Software Defined Intelligence) a. İhtiyacınız olan altyapıyı kendi kendine keşfeder ve kendi kendine birleştirir b. Dağıtıma hazır iş yüklerini çalıştırır c. Yinelenebilir, engelsiz güncellemeler 3. Birleştirilmiş API (Unified API) a. Altyapının her elemanını içeren tek satırlık kod b. % 100 altyapı programlanabilirliği c. Hizmet Olarak Altyapı için çıplak sacdan arayüz HPE Synergy, hesaplama, depolama ve ağ oluşturma işlevlerini fiziksel olarak bir araya getirir ve herhangi bir uygulamaya yönelik fiziksel ve sanal kaynakları, HPE OneView tarafından desteklenen tek bir arayüz üzerinden her türlü konfigürasyonda yapılandırabilir. Genişletilebilir bir platform olarak, çok çeşitli uygulamaları kolaylıkla çalıştırır ve ölçeklenebilir bir hibrit bulut ortamı kullanmak ve sürekli DevOps’a (geliştirme işlemleri) olanak sağlamak isteyen müşteriler için idealdir. Hewlett Packard Enterprise’ın Enterprise Group Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Antonio Neri, “Pazar verileri, önümüzdeki beş yıl boyunca geleneksel BT ve özel bulutların hibrit bir kombinasyonunun pazara hakim olacağını açıkça gösteriyor. Kuruluşlar, bulutun hızından ve çevikliğinden yararlanmak istiyorlar ancak ticari bakımdan kritik uygulamaları kendi veri merkezlerinde çalıştırmanın verdiği güvenilirlik ve emniyeti tercih ediyorlar. BT, HPE Synergy ile kod formunda altyapı sağlayabilir ve şirketlere kendi veri merkezlerinde bulut deneyimi yaşatabilir.” dedi. HPE, müşterilerine BT birimini anında ve sürekli yeni değer yaratacak ve sunacak biçimde güçlendiren bir deneyim sunabilmek için benzersiz inovasyonları piyasaya sürüyor. Fazla Tedarik ve Sermaye Harcamalarını Azaltır Günümüzün tipik BT ortamında, fazla tedarik ve kullanılamaz hale gelen kaynaklar yaygın hale geldi. Doğal Kaynakları Koruma Konseyi’ne göre, ortalama fazla sunucu tedarik etme oranı yüzde 82 ila 88’dir1. HPE Synergy’nin benzersiz dahili yazılım zekası, otomatik keşif becerileri ve sıvı kaynak havuzları sayesinde müşteriler, çalışmaya hazır fiziksel, sanal ve containerized uygulamaları anında başlatabilir. Tek bir arayüz üzerinden fiziksel ve sanal kaynakları oluşturabilirken fazla tedarik seviyesini % 60 kadar düşürebilir ve bunun sonucunda da peşin sermaye harcamaları tasarrufunu % 17’ye, devam eden sermaye harcamaları tasarrufunu ise %30’a kadar arttırabilir.2 Uygulamaları Bulut Hızında Çalıştırır İş kolları (LOB’ler), BT birimlerinden yeni uygulamaları daha hızlı geliştirip kullanıma koymaları için gereken altyapıyı sağlamalarını talep eder. HPE Synergy, BT’nin herhangi bir iş yükü için bulut hızında hazır olan bir altyapı sağlayabileceği yazılım tanımlı şablonlar ve çalıştırılabilir resimler sunar. Geleneksel altyapının yeni bir mobil uygulama veya hizmeti çalışır hale getirmesi ortalama altı haftayı3 bulabilir. Pek çok araç katmanı gerektiren karmaşık süreçlerin yanı sıra, birden çok ekibin işbirliğinin getirdiği yük sonucunda, doğru altyapıyı inşa etmek zorlu ve zaman alıcı bir iş olur. HPE Synergy, uygulamaya özel şablonları kullanarak hesaplama, depolama ve ağ oluşturma işlemlerini hızla yerine getirir; böylece altyapının kullanıma alınmasına ve düzenli olarak güncellenmesine izin verir. Ayrıca, HPE Synergy, müşterilerine tek bir kişinin oluşturulabilir altyapıyı kurabileceği, işletim ortamı resimlerini içeren bir kitaplık sunarak, BT hizmetlerinin sunumunu kolaylaştırma ve BT’ye LOB’lerin hızla değişen ihtiyaçlarına daha iyi karşılık verme fırsatını sunar. Üretkenliği ve Kontrolü Artırır Altyapının geliştiricilere sunulmasının daha basit hale getirilmesi anlamında, güçlü bir birleşik API ve Arista, CapGemini, Chef, Docker, Microsoft, NVIDIA ve VMware gibi partnerlerle büyümekte olan bir ekosistem yalnızca HPE Synergy’de mevcuttur. Birleşik API, kodu test etmek, geliştirmek ve çalıştırmak için gereken oluşturulabilir altyapıyı keşfedecek, arayacak, temin edecek, güncelleyecek ve tanılayacak tek bir arayüz sunar. HPE’nin yenilikçi Oluşturulabilir API’si, tek satırlık bir kodla uygulamalar için gereken altyapıyı tamamen tanımlayabilir ve temin edebilir; böylece haftalar sürecek zaman alıcı kodlama işlemi ortadan kalkar. HPE Synergy’nin Optimize Edilmesi HPE Synergy’ye yönelik mevcut hizmetler, ayrıca, oluşturulabilir ekosisteme tek noktadan destek, pay-as-you-grow (büyüdükçe öde) kapasitesi ve altyapıyı kod şeklinde otomatikleştirme ve optimize etme konusunda yardım sağlayarak bir ilki gerçekleştiriyor. HPE’in uzmanları, müşterilerin oluşturulabilir altyapının avantajlarını hızlıca benimseyip uygulamaya koymalarına yardımcı olmak amacıyla altyapı stratejisi ve teknoloji eğitimi vermenin yanı sıra sistem sistemin kurulması ve 7/24 işlem için desteğe hazırlar. HPE Finansal Hizmetler, müşterilerin bu yenilikçi teknolojiye kolay yatırım yapmalarına yardımcı olmak amacıyla HPE Flexible Asset Return for Servers4 programını duyurdu. Program, müşterilere yeni teknoloji kurulumlarında belirsizliği kontrol altına alabilmek için üst düzey bir yatırım yönetimi yardımı sunuyor. Müşterilere hız, kullanım kolaylığı ve zaman ayırmayla ilgili değişen taleplere proaktif olarak uyum sağlama fırsatı verilirken, ihtiyaç duyulmayan sunucuların belli bir kısmını 12 ay içerisinde iade etme seçeneği de veriliyor.

Zuckerberg 45 milyar dolar bağış yaptı!

0
zuckerberg Facebook’un CEO’su Zuckerberg dün bir kız çocuk sahibi oldu. Kızına yazdığı mektubu da basına duyuran Zuckerberg, Facebook’taki hisselerinin %99’unu eşi Priscilla Chan ile oluşturdukları Chan Zuckerberg Vakfı’na bağışladığını duyurdu. Vakfın amacı, hastalıklara çare bulmak, dünyadaki eğitimi destkelemek ve iletişim kanalları geliştirmek olarak özetlenebilir. Aslında bu hareket büyük bir sürpriz değil. Bill Gates’in başını çektiği milyarder iş adamları, “kefenin cebi yok” anlayışıyla, kazandıkları milyar dolarları bağış işlerine harcamaya karar vermişler ve bunu için oluşturdukları harekete de “Giving Pledge” ismini vermişti. Bill Gates’in vakfı da, pek çok farklı projenin yanında, Afrika’da hem sıtma salgınlarını önlemek hem de diğer hastalıklara karşı aşıyı geniş bölgelere yaymak için sivrisineklerin DNA’sını değiştirerek, sivrisineklerin vücuduna aşı yüklemek ve sinekler sayesinde bölgedeki insanları ve hayvanları aşılamak üzerine bir proje geliştiriyor. Zuckerberg’in bağışı yine de bazı şartlara bağlı. Bu şartlar göre, Zuckerberg her yıl hisselerinin sadece bir bölümünü vakfa devredebilecek. Bu miktrda yıllık 1 milyar doları geçemeyecek. Yani şu andaki değeri ile 45 milyar dolar değerindeki hisselerin tamamıyla vakfa geçebilmesi için en az 45 yıl gerekecek. Bu da Zuckerberg’in ömrü boyunca Facebook’un en büyük ortakları arasında yer almasına yetecek gibi görünüyor. Elbette Zuckerbeg minimum bir sınır koymuş değil ve bazı yıllar hisselerini hiç devretmeyebilir. Bir diğer deyişle, ölene kadar hisseleri kendi kontrolünde tutma hakkına sahip.

AİHM YouTube kararını açıkladı

0
Tarih 2008, mevsimlerden bahardı. Atatürk’e hakaret içeren bir video yüzünden dünyanın en büyük video paylaşım sitesi erişime engellenmişti. Yasak 30 Ekim 2010’a kadar sürdü. Konuyu insan haklarına engel teşkil etmesi nedeniyle mahkemeye taşıyan akademisyenler Serkan Cengiz,Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparkmak davadan ret cevabını alınca durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımıştı. 15-12/01/23.jpg Kısaca davanın neden açıldığından da bahsedelim. Davanın açılma sebebisadece bir içerik için bütün bir siteye erişimin engellenmesi, üstelik iletişimimizi teknoloji ile gerçekleştirdiğimiz bu çağda kullanıcıları bilgi, fikir alma ve yayma hakkına engel teşkil etmesiydi. Aradan geçen uzun yıllar sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi konu hakkında bir karara vardı. Mahkeme’ye göre Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesini ihlal etmiş. Davayı açan isimlerden Kerem Altıparmak bu sonucun,  5651 sayılı kanunun 8. maddesiyle ile ilgili çıkan AİHM kararının yargıçlara götürülmesi gerektiğini söyledi   Kaynak: ShiftDelete.Net

2016’da M2M ve IoT kaynaklı siber saldırılara dikkat

0
Büyütmek için tıklayın
Siber güvenlik ve tehdit istihbaratı alanında yüksek performanslı çözümler sunan Fortinet, 2016’ya yaklaşırken, kötü amaçlı yazılımlar ve ağ güvenliğiyle ilgili en güncel ve en önemli trendleri yıllık güvenlik raporunda derledi. Fortinet’in araştırma birimi FortiGuard Laboratuvarları tarafından hazırlanan “New Rules: The Evolving Threat Landscape in 2016” adlı raporda, yeni yılda Nesnelerin İnterneti (IoT) ve bulut bilişim sistemlerinin siber tehditlere ve gelişmiş kötü amaçlı yazılımlara daha fazla maruz kalacağı öngörülüyor. FortiGuards güvenlik uzmanları aynı zamanda raporda, siber suçluların adli kovuşturmalardan ve tehdit tespit mekanizmalarından kaçınmak için geliştirdiği, üstün görünmezliğe sahip yeni ve karmaşık “hacker” tekniklerine karşı hizmet sağlayıcıları ve işletmeleri uyarıyor. Fortinet ise, araştırma sonuçları ışığında, yeni yılda kapsamlı bir güvenlik stratejisi oluşturarak proaktif davranabilen ve siber saldırganlardan bir adım önde olan işletmelerin, rekabette de öne çıkacağının altını çiziyor. Fortinet tahminlerine göre 2016’da iş dünyasını tehdit edebilecek ilk 5 siber güvenlik tehdidi ise şöyle: M2M saldırılarında artış ve cihazlar arası virüs transferi 2015, IoT cihazlarının saldırıya ne denli açık olabileceğini yazan sayısız haber ve makaleyi okumakla geçti. Arada yaşanan birkaç sıkıntılı vaka da bunları kanıtlar nitelikteydi. 2016 ise, bu cihazlar arasındaki güvenli iletişim protokollerini hedef alabilecek daha gelişmiş kötü amaçlı yazılımlarla birlikte geliyor. FortiGuard uzmanları, bu yazılımların “karaya ayak basma ve yayılma” taktiğini kullanarak  birbiriyle bağlantılı IoT cihazları arasındaki güvenlik açıklarından faydalanacağını ve kurumsal ağlar ve donanımlar içinde bu şekilde tutunacaklarını tahmin ediyor. IoT cihazlarına saldırmaya kodlanmış solucanlar ve virüsler   Solucanların ve virüslerin bu denli büyük maddi kayıplara ve sistemsel aksaklıklara neden olmasının ardında, giyilebilir cihazlardan tıbbi donanımlara kadar milyarlarca cihaz aracılığıyla kolaylıkla çoğalabilme kabiliyetleri yatıyor. FortiGuard uzmanları daha önce yayınladıkları pek çok raporda, gömülü arayüzü olmayan cihazlara bile minimum kodla, kolaylıkla yayılabilen ve kalıcılığını sürdürebilen virüs ve solucan bulaştırılabildiğini dile getirmişti. Bu nedenle işletmelerin 2016’da M2M ve IoT cihazlarda yayılma potansiyeli çok yüksek olan solucan ve virüslere dikkat etmesi gerekiyor. Bulut ve sanallaştırma altyapılarına yönelik saldırılar  2015’te Venom ile açığa çıkan güvenlik açıkları, bu kötü amaçlı yazılımın hipervizörden kaçarak sanallaştırılma ortamındaki bir ana makineye sızabilme potansiyelini ortaya çıkardı. Bu doğrultuda öngörülerini paylaşan uzmanlar; sanallaştırma, özel ve hibrit bulut teknolojilerine yönelik her geçen gün artan güvenin, 2016’da siber suçlular için ortamı daha müsait hale getireceğini düşünüyor. Aynı zamanda bulut bazlı sistemlere erişebilen çok sayıda mobil uygulama olduğundan, bilgisayar korsanları tarafından ele geçirilmiş mobil cihazların, kurumsal ağlara, özel veya genel bulut ortamlarına uzaktan saldırmak için etkili birer taşıyıcı olarak kullanılabileceği tahmin ediliyor. Saldırı delillerini ortadan kaldırabilen yeni “hayalet yazılımlar” Rombertik adlı kötü amaçlı yazılım, 2015’te piyasadaki en kritik “blastware”lerden biri olarak dikkatleri üzerinde topladı. Fakat blastware’ler tespit edildiklerinde, uzun süre gizlenerek içinde yaşadıkları ele geçirilmiş sistemi altüst etmek veya etkisiz hale getirmek için tasarlandığı için, FortiGuard uzmanlarına göre siber suçlular için 2016’nin gözdesi çok büyük ihtimalle “ghostware” olarak tanımlanan hayalet yazılımlar olacak. Bu yazılımlar, pek çok güvenlik yazılımının tespit edebileceği sisteme sızma izlerini ortadan kaldırıyor. Bu, bir işletmenin hayalet yazılım saldırısı sırasında ne kadar veri kaybına uğradığını hesap etmesini de güçleştiriyor. Gelişmiş sandbox teknolojilerinden kaçabilen kötü amaçlı yazılım 2015’te işletmelerin büyük bir kısmı, çalışma zamanı boyunca sistemdeki şüpheli dosyaları takip ederek, “sandboxing” yöntemi ile derinlerde gizlenmiş veya bilinmeyen kötü amaçlı yazılımları tespit edebildi. Bu yazılımlar, izlendiğini fark ettiklerinde normal bir davranış sergileyen, fakat sandbox filtresinden başarıyla geçtikten sonra zararlı yükleri sisteme bırakmaya başlayan yazılımlar. Uzmanlar, 2016’da gelişmiş sandbox çözümlerinin bile bu tür yazılımları tespit etmesinde işletmelerin sıkıntı yaşayabileceğini öngörüyor. FortiGuard uzmanlarının incelediği tüm bu siber tehdit trendleri, hem güvenlik çözümlerini uygulamaya koyan işletmeler hem de bu çözümleri geliştiren hizmet sağlayıcılar için zorlayıcı olacağa benziyor. Tehdit araştırmalarında ve ağ güvenliğinde son teknolojileri kullanan Fortinet, dünya çapındaki milyonlarca cihazdan gelen tehdit zekası verileriyle güvenlik çözümlerini sürekli olarak güncelliyor ve 2016 için uçtan uca ağ koruması sağlayan güvenlik altyapıları vadediyor. Fortinet Güvenlik Stratejisti Derek Manky, “200’den fazla güvenlik araştırma uzmanının görev yaptığı FortiGuard Laboratuvarları, son çıkan siber tehditleri, sıfır gün saldırılarını ve kötü amaçlı yazılımları takip ve tespit ederek müşterilerimize mümkün olan en iyi korumayı sağlamak için 10 yıl önce kuruldu. O günden bu yana küresel siber tehdit ortamındaki verileri inceleyerek kapsamlı bir tehdit zekası oluşturuyoruz. Bu da işletmelerin ve kurumsal müşterilerimizin yeni tehditler karşısında en kısa sürede önlem alabilmelerini sağlıyor” diyor. Fortinet Kurucusu ve CEO’su Ken Xie ise, konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Yeni cihazların sayısındaki artış, sürekli insanlar ve cihazlarla bağlantılı oluşumuz, bizi hem günümüzün hem de geleceğin güvenlik teknolojilerini ve altyapılarını tasarlamaya yöneltiyor” diyor.

Facebook Türkiye Direktörü değişti

0
derya matras 2 Şirketin Londra ofisinde görev yapacak olan Matraş, Facebook bünyesindeki Türkiye’de faaliyet gösteren marka ve ajansların Facebook, Instagram ve diğer ilgili şirket ürünlerini en iyi şekilde kullanmalarına yardımcı olmak amacıyla çalışan ekibe liderlik edecek. Facebook duyuruyu bugün yapmış olsa da, Matraş’ın LinkedIn sayfasında, Ekim ayından beri bu görevde bulunduğu bilgisi yer alıyor. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik – Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde alan Matraş, Columbia Business School’da MBA derecesini tamamladı. Daha önce Oliver Whyman, McKinsey & Company gibi uluslararası şirketlerde görev aldı. Matraş, Facebook’a katılmadan önce Doğan Holding bünyesinde Perakende, Eğlence ve Eğitim Grubu’ndan sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktaydı. Yeni rolü ile ilgili heyecanını dile getiren Matraş; “Facebook’ta bizim sıkça kullandığımız bir söz var: Biz bu yolculuğun henüz sadece yüzde 1’ini tamamladık – ve bu durum Facebook’un Türkiye’deki faaliyetleri için daha doğru olamazdı. Ben bu yolculuğa daha yeni başlıyorum; fakat bağlantının gücüne dair gördüklerim şimdiden çok ilham verici… Facebook ülkemizde çok yaygın olarak kullanılıyor ve bu durum şirketin sunduğu ilgili ve etkili reklam çözümleri ile birleştiğinde ortaya, Türkiye’nin günden güne gelişen ve zenginleşen ekosisteminde faaliyet göstermek isteyen marka ve ajanslar için eşi bulunmaz fırsatlar çıkarıyor. Türkiye’deki mevcut ve potansiyel müşterilerimizin etkili dijital stratejiler geliştirmesine destek olmayı ve müşterilerimizin Facebook deneyimlerini en iyi noktaya taşımak için onlarla çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.

Türkiye’de 4 şirketten 3’ü şirket içinde güvenlik vakası yaşıyor

0
security2 Şirketin BT altyapısı genişledikçe tehdit ortamı da genişler. Yeni bileşenler yeni zayıf noktalar demektir. Bu durumun ciddiyeti her çalışanın, özellikle de BT bilgisine sahip olmayanların değişen BT ortamının hızına ayak uyduramaması nedeniyle artar. Sonuç olarak şirketler, sadece dış tehditlere değil aynı zamanda çalışanları kaynaklı iç tehditlere de maruz kalır. Bu durum, dünyanın her yerinden şirket içi tehditlerle karşılaşmış şirketlerin %21’inin, değerli verilerini işlerine etki edecek şekilde kaybetmiş olduğunu gösteren anketle doğrulandı. Çalışmada ayrıca değerli şirket verilerinin yanlışlıkla kaybedildiği (%32) ve kasten kaybedildiği (%16) vakalar da bildirildi. Veri sızıntılarına ek olarak şirket içi kayıplar, çalışanların mobil cihazlarının kaybedilmesini ve çalınmasını da içeriyor. Katılımcıların %19’u yılda en az bir kez kurumsal verileri içeren bir mobil cihaz kaybettiğini doğruladı. Bir diğer önemli faktör de personel dolandırıcılığı. Ankete katılanların %18’i, çalışanlarının finans dahil çeşitli şirket kaynaklarını kendi menfaatleri için kullandığı durumlarla karşılaştı. Yüzde düşük olabilir ancak, bu vakaların neden olduğu kayıplar önemli olabiliyor. Kaspersky Lab Uç Nokta Güvenlik Başkanı Konstantin Voronkov şu yorumlarda bulundu: “Tek başına bir güvenlik çözümünün şirket verilerini korumak için yeterli olmadığı bir sır değildir. Bu çalışmanın sonuçları da bunu kanıtlamaktadır. Gerekli olan, güvenlik zekasıyla desteklenen entegre ve çok seviyeli bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma çalışanların eğitimi, özelleştirilmiş çözümlerin kullanımı ve erişim yetkilerinin kısıtlanması gibi güvenlik ilkelerinin kullanımı dahil edilmelidir.”

HPE ve Microsoft, bulutta ortaklık yapacaklar

0
IMG_0017HPE (Hewlett Packard Enterprise) ve Microsoft, bugün yaptıkları duyuruyla, bulut bilişim alanında ortak hizmetler sunacaklarını açıkladılar. Londra’da, Türkiye basınından TechInside’ın da katıldığı lansmanda açıklanan iş birliğine göre, iki şirket, HPE ve Microsoft servis ve ürünlerini birleştirerek, hibrid bulut bilişim servisleri sunacaklar. Microsoft’un Azure bulut servisleri, HPE müşterileri için tercih edilen bulut bilişim servisi olacak. Microsoft’un hibrid bulut bilişim tekliflerinde de HPE tercih edilen alt yapı entegratörü olacak. HPE CEO’su Meg Whiteman, “Azure gibi genel bulut servisleri, hibrid bulut bilişim sistemlerinin çok önemli bir parçası ve Microsoft Azure, müşterilerin en çok ihtiyaç duyduğu HPE çözümleri ile harika bir birliktelik oluşturuyor,” dedi. Ortaklar, mühendislik çalışmalarından yeni nesil bilişim platformlarıyla müşterilerin IT altyapılarını optimize etmeye, bilişim tüketim modellerini ayarlamaya ve iş modellerini daha hızlı çalışacak biçimde ilerletmeye değin her alanda iş birliği içinde olacaklar. IMG_0018Microsoft CEO’su Satya Nadella ise “Bizim görevimiz,  bu gezegendeki her organizasyonu HPE ile geniş yapılı ortaklığımızın arkasındaki güç ile desteklemek, Microsoft Azure, Windows 10 ve Office 365 ile güçlendirmek,” diyerek şöyle devam etti: “Uzun süreli işbirliğimizi şimdi Azure’un gücü ve HPE’nin lider altyapı, destek ve servisleriyle birleştiriyoruz. İşbirliğinin ilk parçası olarak HPE, mevcut sunucuları üzerinde Azure kullanımını artıracak. HPE kullanıcıları Azure ile bulut servislerinden hızla yararlanmaya başlayacak. HPE, önümüzdeki dönemde 5000 yeni Azure bulut mimarisi ile desteklenen servisini devreye sokmayı planlıyor. Bu sayede müşeterileri Azure’un daha esnek, daha açık ancak daha güvenli bulut yeteneklerine kavuşacak.  

Pazarlamada anlık bildirimin önemi artıyor

0
mobile-marketing-yourstoryCep telefonu veya tablet üzerinden düzenli olarak iletişime geçilebilecek tüketicilerin toplamı giderek artış gösteriyor. Bu gerçekten yola çıkan optivo, geliştirdiği anlık bildirim pazarlamasını mümkün kılan araçları ile marka iletişimine yeni bir fırsat katıyor. Cep telefonlarına gelen anlık bildirimlere kullanıcıların alışık olması ve genellikle bu bildirimlere anında tepki vermeleri, özellikle dijital pazarlamacılar için yeni fırsat kapıları aralıyor. optivo, bu tarz anlık bildirimlerin en çok sınırlı süreli kampanyalarda veya özel gün indirimlerinde işe yaradığını belirtiyor. Anlık bildirimler, ideal olarak belli bir durumda tetiklenen otomatik olarak oluşturulmuş mesajlar olarak gönderiliyor. optivo’dan e-posta pazarlama gurusu René Kulka’ya göre, kullanıcının markanın mobil uygulamasını cep telefonuna indirmiş olması, anlık bildirimlerin bir pazarlama mecrası olarak işe yaraması için ilk gerekli olan adım. Kullanıcılar uygulamayı yüklemeden önce anlık bildirimler gönderileceği ve bu konuda izninin istendiğini belirtmek, markanın saygınlığını artıracaktır. Kulka, “İdeal olarak anlık bildirimler başlı başına ayrı bir kanal olarak değil, entegre bir çapraz kanal stratejisinin önemli bir parçası olarak görülmelidir” diyor. “Anlık bildirimlerin içeriği ve zamanlamasının diğer kanallardaki pazarlama faaliyetleri ile uyum içerisinde olması, etkinliğini artırıyor. Doğru otomasyon ile her kullanıcı için özelleştirilen anlık bildirimler, diğer dijital pazarlama kanallarına göre çok daha iyi sonuçlar veriyor”. Anlık bildirimlerin diğer pazarlama kanallarına göre en büyük avantajı, tüketicinin telefon ekranında doğrudan görünmeleri. Tüketiciyi doğrudan ilgilendiren mesajlar, genellikle anında bir etkileşim başlatıyor. Eğer pazarlama mesajı tüketiciyi doğrudan ilgilendirmiyorsa ve zamanlaması da kötüyse bu sefer tam ters tepebiliyor. Bu yüzden René Kulka, cep telefonu anlık bildirimleri için en ideal çözümün, ilgi ve hız arasında kurulan oranda yattığını söylüyor.

Dünyada ilk kez halka açık 4K telekonferans yapılacak!

0
4k Açılışta, dünyada ilk kez halka açık, 4K telekonferans ile TÜRKSAT 4B uydusundan ilk yayın yapılacak ve İstanbul’da yapımı devam eden 3. Boğaz Köprüsü, 3. Havalimanı, Körfez Geçit Köprüsü ve Ankara’da bulunan TAI Uydu Test Merkezi’ne canlı bağlantı gerçekleştirilecek. Etkinliğin açılışını T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Fikri Işık gerçekleştirecek.  T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Fikri Işık’ın katılım göstereceği etkinlikte; 1 milyar dolarlık milli uydu ekosisteminin oluşturulması, 4,5 G- 5 G teknolojilerine yerli katkı desteğinin sağlanması, e-devlet kapısının bölgesel bir marka haline getirilmesi gibi konular ulusal ve uluslararası katılımcıların katkısıyla ele alınacak. 3. Havalimanı, 3. Boğaz Köprüsü ve Körfez Geçit Köprüsü’ndeki son durum, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın en önemli projelerinden biri olan TÜRKSAT 4B uydusundan yapılacak 4K telekonferans yayınıyla tüm Türkiye’ye aktarılacak. Etkinliğin dev projelerde gaza basmaya hazırlanan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı için, adeta bir “başlama vuruşu” olması bekleniyor.

Kurumsal mobilite başarısı için zihniyet değişimi şart

0
Business+man+subway+benchBulut bilişim ve kurumsal mobilite alanında dünya lideri VMware, dünya çapında farklı sektörlerde faaliyet gösteren farklı büyüklükteki işletmelerin karar vericileri ve BT yöneticileriyle yaptığı Kurumsal Mobilite 2015 anketinin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. VMware’in her yıl düzenli olarak yürüttüğü anketin sonuçlarına göre, İşletmelerin yarısından fazlası (yüzde 55), güvenliği artırmak için mobiliteyi hayata geçirmeye çalışırken, yüzde 38’i işgücü verimliliğini, yüzde 29’u da son kullanıcı deneyimini artırmak için kurumsal mobil stratejileri oluşturmaya başlıyor. Bütçe ve güvenlik endişeleri kurumsal mobiliteye engel Teknolojik gelişmelerin tüm çeşitliliğiyle elimizin altında olduğu bir çağda çalışan verimliliğinin, işletme verimliliğinden daha çok öne çıktığını ortaya koyan rapor, aradaki bu uçuruma dikkat çekiyor. Rapora göre, anketi yanıtlayan EMEA bölgesindeki şirketlerin yalnızca yüzde 22’si temel iş süreçlerinden birini mobile taşımış durumda. Kurumsal mobiliteye geçişteki bu düşük rakam, karar vericilerin endişelerine de ışık tutuyor. Rapora göre, çalışan düzeyinden çok, işletme düzeyinde kurumsal mobiliteye geçmeyi planlayan şirketlerin önündeki en büyük iki engel, yüzde 49’luk paylarla bütçe ve güvenlik. ROI ortalaması yüzde 150 Rapor, aynı zamanda kurumsal mobilite stratejilerini başarıyla hayata geçirmiş işletmelerin elde ettiği operasyonel faydaları da ayrıntılı bir biçimde paylaşıyor: Mobil işgücü verimliliğinin artması (yüzde 45), iş süreçlerinin düzenlenmesi (yüzde 34) ve son kullanıcı destek maliyetlerinin azalması (yüzde 29). Kurumsal mobiliteye yapılan yatırımların geri dönüşü (ROI) sadece bunlarla sınırlı değil. Rapora göre, anketi yanıtlayan EMEA şirketlerinin yatırım ortalaması yüzde 150. Yatırım sonunda elde edilen en önemli kazançlar ise; yüzde 34 ile son kullanıcı verimliliği ve yüzde 29 ile son kullanıcılara yanıt verme süresinin kısalması olarak sıralanıyor. Bu sonuçlara ek olarak, kurumsal mobilite yazılımı kullanan şirketlerde BT ve operasyonel süreçlerde çalışanların zamandan yüzde 27 oranında tasarruf ettiği görülüyor. Risk alarak riskleri azaltmak VMware Son Kullanıcı Teknolojileri Başkan Yardımcısı Alex White, “İşletmeler mobil uygulamaları hayata geçirdiklerinde, bu uygulamaları gelir artırıcı faaliyetlerle doğrudan bağlantılı hale getirdiklerinde ve güvenliği en üst seviyeye taşıdıklarında, piyasaya rekabetlerini de artırmak için en önemli adımlardan birini atmış olacaklar” dedi. Kurumsal mobiliteye yapılan yatırımların, iş üzerindeki olumlu etkileri artırmaya dönük tasarlanması halinde, yüksek ROI oranına erişileceğinin de altını çizen White, sözlerini şöyle sürdürdü: “BT yöneticilerinin mobil güvenlikle ilgili endişeleri gayet normal. Aynı zamanda mevcut altyapılarla ROI’yi artırma konusundaki sıkıntıları da anlaşılabilir nitelikte. Fakat bu endişeler kurumsal mobiliteyle kolaylıkla çözülebileceği gibi, operasyonel düzeyde de benzersiz avantajlar getirecek. ‘Önce mobil’ yaklaşımı gerçekten de iş ve ticaret anlayışını kökten değiştirecek ve risk alarak riskleri en aza indirgemeyi hepimize öğretecek.”   Şirket ve BT yöneticileri arasında işbirliği artmalı BT departmanlarının üzerindeki baskı her geçen gün artarken, şirket yöneticilerinin de kurumsal mobiliteye geçiş konusunda istekli olmaları bekleniyor. Rapor, üst düzey şirket yönetici kadrolarının genel olarak işletme nezdinde kurumsal mobilite savunuculuğu yaptığını ortaya koyuyor. Anketi yanıtlayan BT yöneticilerinin yüzde 38’i, çalıştıkları şirketlerde üst düzey yöneticilerin başarılı bir kurumsal mobilite stratejisi yürütmenin önemini her fırsatta dile getirdiğini belirtiyor. Buna rağmen şirket ve BT yöneticileri arasındaki entegrasyonda hala eksiklikler var. Çünkü hala şirketlerin neredeyse üçte biri (yüzde 29) kurumsal mobilite alanındaki başarılarını, BT sistemleriyle ilgili kullanıcı ve müşterilerden aldıkları şikayetlerle ölçüyor. “Değişime açık olmak, temel bir hayatta kalma felsefesidir” Alex White’a göre, “Bugün iş dünyasında ayakta kalmak isteyen işletmeler, güncelliklerini yitirmemek için gelişmekte olan teknolojileri takip etmeli ve kendi faaliyet alanlarına uyarlamalılar. Çünkü onlar yapmazsa, başka bir işletme mutlaka yapacak ve rekabette öne çıkacaktır. Değişime açık olmak, artık yalnızca iş planının bir parçası değil, temel bir hayatta kalma felsefesidir.”  
  • – EMEA’daki işletmelerin yüzde 85’i e-posta gibi temel iş verimliliği ürünlerini kullanıma sokmuş durumda.
  • –  Yüzde 71’i ve yüzde 60’ı sırasıyla mobil e-posta yönetimi araçlarını ve bulut tabanlı dosya paylaşımı yazılımlarını hayata geçirmek için aktif olarak çalışıyor.
  • – Kurumsal mobiliteyi başarıyla hayata geçirenlerin yarısından fazlası (yüzde 51) yeni gelir akışlarını çok daha kısa sürede online’a taşıdıklarını ifade ediyorlar.

Samsung Mobile’ın patronu değişti!

0
Samsung-JK-Shin-Dongjin-Koh-relevo-directiva-tecnodiario-noticias-tecnologiaTelefon pazarına yön veren önemli firmalar arasında yer alan Güney Koreliteknoloji üreticisi Samsung, mobil tarafında büyük bir değişikliğe gitti. Galaxy etkinliklerinin vazgeçilmez yüzü ve Samsung Mobile’ın başındaki isim JK Shin bugün itibariyle görevini Dongjin Koh’a devretti. 2011 yılından bu yana Samsung Mobile’ın tepe yönetiminde görev alan JK Shin’ın, Samsung’un telefon pazar payındaki beklediği ivmeyi yakalayamamasından dolayı görevinden alındığı düşünülüyor. JK Shin bu değişikliğin ardından Samsung CEO yardımcılığı görevini devam ettirecek ve mobil tarafta uzun vadeli fikirleri ile firmaya katkı sağlamayı sürdürecek. Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge ile büyük bir çıkış yapan ancak bu çıkışı satışlara yansıtamayan Samsung, tüm faturayı JK Shin’a yıkmış gibi görünüyor. Dongjin Koh yönetimine giren Samsung Mobile’ın önümüzdeki yıllarda daha inovatif telefon ve tabletler ile karşımıza çıkması bekleniyor. Tahminlere göre Dongjin Koh’un ilk işi tasarımsal açıdan yenilik yapmak daha sonra da arayüz geliştirmelerinde yenilikçi fikirlerini ortaya koyması bekleniyor. Bakalım Dongjin Koh yönetiminde üretilecek olan ve herkesin merakla beklediği Galaxy S7 nasıl olacak?   Kaynak: ShiftDelete.net

Yazılım sayesinde çocuklar suçtan kurtarılıyor

0
OLYMPUS DIGITAL CAMERA
OLYMPUS DIGITAL CAMERA
FMV Işık Üniversitesi Kurucu Rektörü, Mütevelli Heyeti Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sıddık YARMAN, İstanbul Üniversitesi Enformatik Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. İnci Zaim Gökbay, İstanbul Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Enformatik Bölümü öğretim üyeleri; İstanbul Kalkınma Ajansı ve İstanbul Üniversitesi tarafından desteklenen bir projeye imza attı. Hayata Bir Çocuk Bir Çocuğa Hayat projesi, etik izin çerçevesinde Adalet Bakanlığıizinleriyle, Fatih ve Gaziosmanpaşa pilot bölgelerinde ilçe kaymakamlıkları, ilçe milli eğitim müdürlükleri, emniyet müdürlükleri ve belediyelerinin iştirakçiliğinde gerçekleşti. Sektörel ve dernek işbirlikçileri, Bahçeşehir Üniversitesi ve Işık Üniversitesiortaklığında; çocuklarda ve ergenlerde riskli davranışların öngörülmesi ve önlenmesine yönelik çalışmalar yapıldı. Bu projede amaç; bireyleri suça iten riskli davranışların ve etkenlerin tespit edilerek bireyin suçun bir parçası olmasının önlenmesine yönelik bir matematiksel model tasarımı ve modele bağlı önleme çalışmalarının yapılmasıydı. Fatih ve Gaziosmanpaşa ilçelerinde yaşayan, ilköğretim ve lise düzeyinde olan ya da istihdam edilmemiş 8-29 yaş arası bin 500 çocuk, ergen ve genç; suça eğilimlileri ve önleyici tedbirler belirlenerek, terapi, sanatsal ve spor aktivitelerini içeren atölyeler, mesleki eğitim ve girişimcilikte kapasiteyi arttırma faaliyetleri ile topluma yeniden kazandırılarak ‘İstanbul’un Kazanılmış Girişimcileri’ne dönüştürülmeye başlandılar. Bu amaç doğrultusunda her biri farklı bir değişim ve gelişme sağlayacak sekiz atölye ve üç eğitim çeşidi tasarlandı. ADALET BAKANLIĞINDAN ETİK İZNİ ALINDI Hayata Bir Çocuk Bir Çocuğa Hayat projesinin yürütücüsü FMV Işık Üniversitesi Kurucu Rektörü, Mütevelli Heyeti Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sıddık YARMAN, öğrencisi olan Yrd. Doç. Dr. İnci Zaim Gökbay ile beraber 10 yıldır karar verme teknikleri üzerinde çalışıyor. Yrd. Doç. Dr. İnci Zaim Gökbay, izlediği bir belgeselden etkilenerek bir proje geliştiriyor ve Prof. Dr. Sıddık YARMAN’a, “Biz bu projeyi yapabilir miyiz?” diye soruyor. Prof. Dr. Sıddık YARMAN, “Bizler mühendisiz, elbette yapabiliriz” diyor. Prof. YARMAN,Adalet Bakanlığı’ndan gerekli etik izinlerin alınması, İstanbul Kalkınma Ajansı’ndan gerekli desteğin alınması için görüşmelere başlıyor. Gerekli destekler alındıktan sonra proje hayata geçiyor. 240 SORU İLE ÖNCE CEZAEVİNDEKİ SUÇLULARIN ANALİZLERİ ÇIKARILDI SONRA SUÇA EĞİLİMLİ ÇOCUKLARLA KARŞILAŞTIRILDI Proje tasarlanırken biyolojik olarak sağlıklı olan bir bireyin aile, okul ortamı ve çevresel faktörlerin etkisi altında kalarak suça itilmesinin nedenleri ve analizi yapılarak bir model kuruldu. Maltepe Cezaevi ve Silivri Cezaevi’ne gidildi, 240 soru ile orada yasalarca suça karıştığı kesinleşen bireylerle analiz çalışmaları yapıldı. Bu çalışmaların aynısı, birebir görüşmelerle pilot bölge okullarında da yapıldı. Fatih ve Gaziosmanpaşa’da aynı çalışmalar yapılıp modele yüklediğinde Maltepe cezaevindeki kişilerle benzerlik gösteren çocuklar tespit edildi. Hatta bir tane yüzde 100 benzeyen çocuk bulundu. Suça eğilimli hatta çeşitli suçlar işlemiş bu çocuk, rehabilitasyonlara dâhil edilerek suça eğilimi önlendi. “EN BÜYÜK MİRASIMIZ OLAN ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ÇALIŞIYORUZ VE DÜNYAYA ÖRNEK OLACAK BİR YAZILIM GELİŞTİRİYORUZ” Hayata Bir Çocuk Bir Çocuğa Hayat projesinde hedef; pilot bölgelerde elde edilen başarılı çalışmayı tüm İstanbul’da uygulama fırsatı bulabilmek. Sonra Türkiye’de, sonra dünyada… Hayata Bir Çocuk Bir Çocuğa Hayat projesi yürütücüsü Prof. Dr. Sıddık YARMAN, “Biz bu işi yapan, bu konu hakkında araştırma yapan dünya çapında öncü bir ekip olmak istiyoruz” diyor ve ekliyor; “En büyük mirasımız çocuklarımız. Gencecik evlatlarımızın suça karışmasını engellemeye çalışarak işe başladık. İstanbul’da özellikle suç oranı yüksek ilçelerde yaşayan, geleceğin girişimcileri çocukların ve gençlerin, çeşitli destek ve yol gösterme faaliyetlerinden faydalanabilmeleri için, suça eğilimlerinin önüne geçilmesi, tespit ve tedavi içerikli çalışmalar yapılması gerekmekteydi. Bu çalışmalar yapılınca çocukların suça eğilimlerinin azaldığını gururla, mutlulukla gördük. Şimdi sırada tüm Türkiye ve hatta dünya var. Dünyaya örnek olacak bir model, bir yazılım geliştiriyoruz. Çünkü bizler mühendisiz.50 GENÇ İŞE YERLEŞTİRİLDİ Hayata Bir Çocuk Bir Çocuğa Hayat projesinde; 250 kişi görev alıyor. 250 kişinin büyük çoğunluğunu üniversite 3’üncü ve 4’üncü sınıflarda okuyan gönüllü öğrencileroluşturuyor. Her atölye için en az iki sorumlu, projede danışmanlık yapan 30 kişilik bir ekip var. Her pazartesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden öğrenciler, okullarda birebir görüşmeler yapmak için pilot bölgelere dağıldılar. Haftanın her günü atölyeler ve psikoterapi çalışmaları yapıldı. 19 yaş üzerine meslek edindirme kursları düzenlendi. IT eğitimlerine destek olundu ve 50 genç işe yerleştirildi. GELECEKLERİNE KÜREK ÇEKİP YARIŞLARDA DERECE KAZANIYORLAR Lise çağındaki (15-18 yaş grubu) öğrencilere kürek atölyesi düzenlendi. 20 öğrenci Türkiye Kürek Federasyonu yarışlarına katılmaya hak kazandı. İlk eleme yarışlarında kızlar takımı 2.lik alırken, tekli yarışlarda bir erkek öğrenci 4’üncü oldu. İkinci eleme yarışlarında kızlar yine 2’nci olurken, kulüpler arası amatör yarışlarda bir erkek öğrenci tekli yarışta birinci oldu. ÇOCUKLAR BU ATÖLYELERDE HAYATA KARIŞIYOR: Peyzaj atölyesi ‘Tarih Dede’ atölyesi Buz pisti atölyesi Jonglörlük atölyesi Kürek atölyesi Graffiti atölyesi Dalış atölyesi Drama ve terapi atölyesi

Oracle Cloud Day 2015

0
2015-11-20 13.35.02 (1)
Soldan sağa: -Andrew Sutherland, Oracle Ürün Geliştirme Kıdemli Başkan Yardımcısı -Filiz Doğan, Oracle Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı -Esra Ertürk, Oracle Türkiye ve Orta Asya Bölgesi Sistem Satış Direktörü -Marek Swierad, Oracle EECIS Bölgesi Sistem Satış Başkan Yardımcısı

TechInside’ın da sponsor olduğu Oracle Cloud Day 2105, İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Oracle Cloud Day 2015’te, Oracle tarafından sağlanan, pazardaki en kapsamlı bulut hizmetleriyle benzersiz avantajların tanıtıldı.

Oracle Cloud Day 2015’de, en iyi iş uygulamalarının hızlı ve kolayca yaygınlaştırılmasıyla yeni iş fırsatları için daha hızlı dönüş, pazar lideri güvenlik teknolojileri, veri merkezlerinde en üstün uygulama yöntemleri ve izole veri ile uyumluluk garantisi ve kurumunuzu sadeleştirmek için herkese açık bulut hizmetleri, yerinde uygulamalarla kolayca entegre etme konuları tartışıldı.

Oracle, etkinlik sırasında, işletmelere özel emsalsiz yeteneklerle genişleyen bulut portföyünü de tanıttı.

Oracle kuruluşların bulutta güvenilir, ölçeklenebilir ve güvenli veritabanı odaklı çözümler ve uygulamalar sunmalarını sağlayan geniş çaplı Oracle Bulut Platformu hizmetleri portföyünü daha da genişleten yeni Oracle Veritabanı Bulut özelliklerini Ekim ayında duyurmuştu. Etkinlik sırasında, bu yeni bulut servislerini yakından tanıma fırsatı yakaladık.

Oracle Bulut, 70 milyondan fazla kullanıcıyı ve her gün gerçekleştirilen 34 milyardan fazla işlemi destekleyerek gücünü sergilemeye devam etmektedir. Dünyanın çeşitli yerlerindeki 19 farklı veri merkezinde bulunan 50.000’den fazla cihazda çalışmakta ve 800 petabayttan fazla veriyi depolamaktadır.

Oracle Veritabanı Bulut özellikleri ise genişletilmiş yetenekleri ile büyük ilgi topladı.

Misyon açısından kritik önemdeki yeni özellikler arasında artık arıza halinde dahi kullanılabilirlik ve talebe göre ölçeklenebilirlik imkanı sunan kümeleme, felaket anında sıfır veri kaybıyla kurtarma ve Oracle Veritabanı Exadata Bulut Hizmeti yer almaktadır. Oracle ayrıca veritabanı yöneticilerinin ve geliştiricilerin herhangi bir maliyet ve risk üstlenmeksizin Oracle Veritabanı’nı Oracle Bulut’ta denemelerine imkan tanıyan, yeni ve ücretsiz bir veritabanı bulut hizmetini de duyurmaktadır. “Oracle, veritabanı alanında elde ettiği kırk yıllık deneyimi ve liderliği bulut alanına taşıyarak müşterilerimizin en iyi veritabanı bulut çözümlerini kurmalarını ve daha fazla çeviklik ve daha düşük maliyetle bunları gerçekleştirmelerini sağlıyor,” diyor OracleÜrün Geliştirme Kıdemli Başkan Yardımcısı Andrew Sutherland. “Bu yeni özelliklerle artık Oracle sektörün en kapsamlı veritabanı bulut hizmetleri setini sunarak geliştiricilerin, küçük işletmelerin, büyük işletmelerin bünyesindeki departmanların ve kurumsal BT departmanlarının ihtiyaçlarını benzersiz bir şekilde karşılamaktadır.”

Önemli duyurulardan bir diğeri de Oracle “SPARC M7” ile Alanında Çığır Açan İşlemci ve Sistem Tasarımı oldu. Devrim niteliğinde 32 çekirdek ve 256 thread SPARC M7 mikroişlemci üzerine inşa edilmiş tamamen yeni SPARC sistemlerin kullanıma sunuldu. Oracle, Yeni Nesil SPARC Sunucular ile gelişmiş müdahale koruması ve şifreleme için “Security in Silicon”; benzersiz veritabanı verimliliği sunan “SQL in Silicon” ile Büyük Veri, Kurumsal ve Bulut uygulamalarında Dünya Rekortmeni Performans sunuyor. Oracle EECIS Bölgesi Sistem Satış Başkan Yardımcısı Marek Swierad,Oracle SPARC M7’nin” bellek koruma, şifreleme hızlandırma ve bellek içi veritabanı işlemlerindeki çok önemli geliştirmeler ile Oracle Bütünleşik Sistem ve Sunucu ailesinde uçtan uca güvenlik ve verimlilik sağlıyor”. Aralarında Oracle SuperCluster M7 Bütünleşik Sistemi ve SPARC T7 ve M7 sunucularının da bulunduğu yeni nesil “SPARC M7” işlemci tabanlı sistemler, var olan altyapı ile sorunsuz şekilde entegre olabilecek biçimde tasarlanmış olup tamamen entegre sanallaştırma ve bulut yönetimini de içermektedirler. Var olan tüm ticari ve özel uygulamalar, güvenlik, verimlilik ve performans konusundaki önemli gelişmelerle birlikte “SPARC M7” sistemlerinde değiştirilmeden çalışacaktır. Ayrıca “SPARC M7”, “Security in Silicon” ve “SQL in Silicon” özelliklerinden faydalanan yeni yazılımlar oluşturmak için geliştiricilerin kullanabileceği, açık bir platformdur.