Vodefone Red başarısının arkasında ne var?

0
Vodafone nı hafta içinde gerçekleştirdiği özel bir basın daveti ile Vodafone Red tariflerinin hizmet vermeye başlanılan Mayıs 2013 tarihinden bu yana 164 milyon TL’lik tasarruf değeri yarattığını açıkladı. Vodafone için hızlı bir müşteri büyüme eğilimini beraberinde getiren Red Tarifleri stratejisi için Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk; Vodafone Red’in bir ürün ya da hizmetten öte bir yaşam tarzını temsil ettiğini vurgularken, “Vodafone Türkiye olarak Red dünyası ile müşterilerine sosyal ve ekonomik anlamda değer yaratmayı amaçladıklarını kaydetti” dedi. Buruk Türkiye’de doğan Red tarifelerinin bir lokomotif vazifesi görerek 20 ülkede gerçekleşen “Vodafone Red” dijital dönüşüm sürecinin ilham kaynağı olduklarını vurguladı.   Vodafone Red tarifeleri için sadece GSM hizmetleri değil aynı zamanda havaalanına VIP transfer, havaalanında ücretsiz lounge kullanımı, araç kiralamada, restoranlarda ve tatil beldelerindeki otel ve plajlarda yüzde 50’ye varan indirim, tarifeyi yurt dışında özgürce kullanma fırsatları Red dünyasının kalbinde yer alıyor. Vodafone Red tarifesi kullanıcıları yurt içinde sahip oldukları dakika, sms ve veri hizmetlerini yurt dışındaki pek çok ülkede sadece günlük bir bedel ödeyerek aynen kullanmaya devam edebiliyorlar. Bu hizmet özellikle yurt dışında veri hizmetlerinden faydalanmak isteyenler için büyük ölçüde avantajlar sağlıyor. Vodafone bu deneyimi 4G kapsamında yakında 25 ülkede sunacak. 4G’de uluslararası anlaşmalarını tamamlayan Vodafone, çok yakında 25 ülkede 4G destekli akıllı telefonlarını kullanarak 4G hızında internetle tanışacak.

Oyunlaştırma işletmeler için neden önemli?

0
Pek çok ebeveyn inatçı çocuklarına bir şey yaptırmak istediklerinde yapmalarını istedikleri şeyi bir oyuna dönüştürmelerinin işe yaradığını bilir. Veya pek çok öğretmen okullarda öğrencilerin ödüllü oyunlar ile daha iyi öğrendiğini söyler. Görünen o ki bu taktik büyüklerde de işe yarıyor. Oyunlaştırma (gamification), ya da diğer bir ifadeyle ‘eğlenceli olmayan bir şeyi eğlenceli hale getirme sanatı’, herhangi bir alana oyun mekaniği ekleyerek kullanıcı etkileşimini arttırmayı hedefliyor. Badgeville, Bunchball, Gigya ve Pug Pharm gibi oyunlaştırma servisi sağlayıcıları puanlar, rozetler, lider tabloları, görevler ve ödüller gibi elementleri kullanarak insanların pek çok uygulamayı kullanmasını sağlayabiliyorlar. Günümüzde market yüzde 58,3 tüketici odaklı uygulamalar ve yüzde 41,7 kurumsal odaklı uygulamalar olarak ikiye bölünmüş durumda. Kurumsal odaklı uygulamalarda şirketler kendileri için oyunları özelleştirebiliyorlar. 2018 yılının sonuna doğru kurumsal odaklı uygulamaların liderliği yüzde 64,3 ile ele geçirmesi bekleniyor. gamification Peki, neden şirketler oyunlaştırmaya yöneliyorlar? Müşteri etkileşimini arttırmak: rekabet arttıkça müşterilerinin ne istediğini daha iyi analiz etmek isteyen şirketler oyunlaştırma sonucunda müşteri etkileşimini arttırarak daha rahat veri elde edebiliyorlar. Hızlı arz: şirketlerin piyasadaki taleplere hızlıca cevap verebilmesi ve karar alma mekanizmalarını etkin bir şekilde işletebilmesi için değişen durumlara hızlıca ayak uydurması ve müşteri davranışları hakkında gerçek zamanlı veri elde etmesi gerekiyor. Oyunlaştırma uygulamaları da bu veriyi sağlayabiliyor. Müşteri ilişkilerini geliştirmek: Etkili bir şekilde yönetilen müşteri ilişkileri müşteri memnuniyetini büyük oradan arttıracağı için bir şirketin günümüz çetin piyasa şartlarında hayatta kalmasına yardımcı oluyor. Oyunlaştırma da şirketlerin müşteri ilişkilerini geliştirmelerine yardımcı olacak çözümler sunuyor. Businessman Using Video Game Controls Bazı örnekler: – Amerikan Ordusu yeni asker alımı için ‘sanal askeri deneyim’ sunan oyunlardan faydalanıyor. – Jillian Michael’in spor programı insanlara gerçekleştirildiğinde ödüller vadeden hedefleri sayesinde insanları düzenli spor yapmaya teşvik ediyor. – Samsung Nation topluluğa katkıda bulunan müşterilerine ödüller vererek onları daha çok katılım yapmak için teşvik ediyor. Katılımlar soru cevap forumlarında aktif olmak, videolar izlemek ve ürünler hakkında yorum yapmak gibi farklı şekillerde olabiliyor. – 4food web sitesinde kullanıcılar kendi hamburgerlerini üretmeleri, isimlendirmeleri ve isimlerin arkalarındaki anlamları açıkladıkları takdirde indirim kuponları alabiliyorlar. – Badgeville’in çözümlerini kullanan Kaplan University, müfredatını iyileştirip öğrencileri katılıma teşvik ederek öğrencilerin daha iyi notlar almasını sağlayabilmiş.

Veri analizi tuzakları: Geri besleme

1
Veri analizi giderek önemi artan ve bazen gereğinden fazla ilgi duyulan, çoğu zaman da gereken değer verilmeyen bir alan. Denk geldiğim ilginç bir bilgi üzerinden veri analizinde düşülebilen tuzaklardan birine dikkat çekmek istiyorum. Konu Google Flu Trends. Google grip salgınlarının daha erken ve iyi tahmin edilebilmesi için bir çalışma yapmış. İnsanların griple ilgili yaptıkları aramalardaki trendleri esas almışlar ve bam: Girip salgınları, detaylı çalışmalarla ve büyük maliyetlerle elde edilebilen saha analizlerinden daha başarılı bir şekilde raporlanabilir hale gelmiş. Peki, geri besleme işi bu işin neresinde? Sistem 2013 yılında grip salgınlarıyla ilgili gerçekleşenden daha şiddetli ve yaygın bir tahmin yapmış! Google’un kullandığı bu yöntem kamuoyunun ilgisini haberler ve benzeri unsurlarla çekince, insanlar bu tür aramaları artırmışlar. Aslında griple ilgili daha fazla tedirgin oldukları için değil ama Google’ın çalışmasıyla ilgili meraktan. Dolayısıyla yapılan analizin oluşturduğu geri besleme sistemin kendisinde değişiklik yaptığı için analiz hatalı duruma düşmüş. (Muhtemelen bu durum geçici bir dönem için geçerli bir sapma olmuştur. Ya da Google bu etkiyi de dikkate alarak verisini normalize edip sonraki dönemler için daha sağlıklı hale getirmiş olabilir.) Bu durum yaygın bir sorun. Veri analizi yaparak bunun sonucunda birtakım kararlar alan ya da alınmasına yardımcı olan her kişinin geri besleme etkisini dikkate alarak analizde sürekliliğe önem vermesi gerekir. Birkaç örneğini daha verecek olursak: Borsa alış satış programları, zarara limit koymanın önemini otomasyona sokar. Böylelikle insan psikolojisiyle ertelenip duracak satışlar yerine, kişiler pozisyonu açarken ya da taşırken kendilerine stop loss limitleri koyarlar. Bu sayede önceden göze aldıkları zararlarla pozisyonlarını kapatabilirler. Gayet güzel görünüyor ve bir müddet başarılı bir şekilde yürümüş de olabilir. Peki, sizce yaygınlaşınca etkisi nasıl olur? Düşünün: Pek çok kişi pozisyonlarıyla ilgili bu stop loss’ları koymuş durumda ve bir gün beklenmedik ufak bir etkiyle beklentilerin biraz üzerinde bir düşüş gerçekleşiyor. O da ne! Daha temkinli olan kişilerin stop loss’ları hızla devreye giriyor. Çünkü zaten bir hayli yakın limitlerdeler. Bu satışlar zaten hafif düşmüş piyasaya girince fiyatlar biraz daha düşüyor. Ve birkaç kademe aşağıdaki stop loss emirleri devreye giriyor. Ve saire, ve saire… Sonuçta gerçekçi hiçbir sebep yokken, borsa tarihin en büyük tek gün düşüşlerinden birini yaşıyor. Veri analizi sonucu alınan kararla oluşturulan bir koruma sistemi, genel sistemi değiştirdiği için beklenenden farklı bir etki yapmış oldu. Aslında bu sistemi kullananlar yeterince azınlıkta kalmış olsalar gayet güzel bir araçtan yararlanmış olacaklardı. Ama aracın kullanımı yaygınlaştı.
Belirsizlik üzerine kurulu her sistemde, daha iyi tahminlemeyi sağlayan araçlar benzer bir etki yaparlar.
Belirsizlik üzerine kurulu her sistemde, daha iyi tahminlemeyi sağlayan araçlar benzer bir etki yaparlar. Riski azaltan birtakım yöntemler bulursanız kâr edersiniz. Bu yöntemler yaygınlaşırsa sistemi değiştirerek artık işe yaramaz hale gelirler ya da sistemi çökertebilirler. Sigorta sistemini düşünün. Riskleri yüzde yüz isabetle tahmin edecek algoritmalar geliştirilebilecek olsa, sigortacılık sistemi toptan çökerdi. Borsada da benzer bir durum var. Hisse fiyatlarını yüzde yüz isabetle geleceğe yönelik tahmin edebiliyor olsak alım satımlar büyük ölçüde dururdu. Veri analizinin sonuçlarında oluşturulan karar ve eylemlerin veri kümesine nasıl etki ettiğini dikkate alarak analiz çalışmanızı güncellemiyorsanız, büyük bir belaya hızla yaklaşıyor olabilirsiniz.

Büyük veride personelinize güvenmelisiniz

0
The Economist’ten Kenneth Cukier’in işaret ettiği gibi bu ‘‘sebepleri aramayı bıraktığımız ve verinin bağlantıları ortaya çıkarmaya başladığı’’ bir ütopya gibidir. Ancak böyle bir tanım tamamen geçersiz. Aslında bunu zaten biliyoruz. Yapılan birçok ankete göre yöneticiler ısrarla verinin ne kadar önemli olduğundan bahsediyorlar ancak aldıkları kararlarda önsezilerine de güvenmeye devam ediyorlar. Bunu aşmanın yolu ise dışarıdan kiralanacak veri bilimcilere değil veriyi ve önseziyi harmanlayacak şirket içinde yetişmiş veri bilimcilere güvenmektir. Günümüzde ‘Büyük Veri’ oldukça abartılmış bir teknoloji terimi haline geldi. Ancak her ne kadar ‘Büyük Veri’ye güvenilse de yöneticiler kendi önsezilerini veriye tercih etmeye devam ediyorlar. Yapılan bir çalışma şu rakamları ortaya çıkarmış. – Pazarlama müdürlerinin yüzde 40’ı tamamen önsezilerine göre karar alıp veriyi yok sayıyorlar. – Pazarlama müdürlerinin yüzde 37’si karar verirken verileri göz önünde bulundurduklarını söylüyorlar ancak yüzde 50’si verinin en az kullandıkları araç olduğunu söylüyorlar. – Yöneticilerin yüzde 62’si önsezilerine güvenmeyi tercih ettiklerini, yüzde 61’i ise tecrübenin veri analizinden daha önemli olduğunu savunuyorlar. Şirketlerin veri bilimini kullanış şekillerine bakıldığında şaşırtıcı bir sonuç değil. Dünyadaki büyük verinin çoğu makinelerin makineler için ürettiği veri olmasına karşın pek çok şirket büyük verinin insan odaklı olanına yoğunlaşmış durumda. Aslında verinin gelecekteki insan yanlışlarını düzelteceğine inansak bile dataya bize yardım etme şansı verenin insanlığımız olduğunu göz ardı ediyoruz.
Problem ise tüm veri biliminin aynı olduğunu varsayışımızda yatıyor.
Problem ise tüm veri biliminin aynı olduğunu varsayışımızda yatıyor. Eski bir Google ve Foursquare çalışanı olan Michael Li açıkça ‘veri bilimcilerinin ya makine ya da insan verisini analiz edebileceğini, ikisinin birden analizinin farklı yetenekler gerektirdiğinden mümkün olmadığını’ belirtiyor. Li, insanların verisini analiz edecek olan veri bilimcisinin analizini insanların anlayabileceği bir formatta – hikayeler ve ‘neden’ler ile zenginleştirilmiş vurgu ile sunması gerektiğini savunuyor. Bu sebepten ötürü bir veri bilimcisinin şirketin dilini konuşması oldukça önemli hale geliyor. Böyle insanları şirket içinde bulmanın da dünyanın bir ucunda her derde deva bir veri bilimcisi bulmaktan çok daha kolay olacağı aşikar. Bir veri bilimcisi şirketin işine ne kadar aşina olursa o kadar doğru soruları sorma ve doğru cevapları bulma yetisini kazanacaktır. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da veri analizi için tek bir doğru kişiden ziyade iyi koordine olmuş bir takımın daha faydalı olduğu.

İnnova’dan akıllı ev enerji yönetim sistemi

0
İnnova, geleceğin akıllı evlerinin ve akıllı şehirlerin temel yapı taşlarından biri olan Akıllı Elektrik Şebekesi (Smart Grid) sistemleri üzerindeki çalışmalarına devam ediyor. Daha önce de bu alandaki AB projelerine katılan İnnova, son olarak AB ITEA3 Ar-Ge programı kapsamında başlatılan “SEAS (Smart Energy Aware Systems)” projesine Türkiye konsorsiyum lideri olarak katıldı. Tüketiciye en uygun elektrik tarifesi Proje kapsamında bir “Ev Enerji Yönetim Sistemi” uygulaması geliştirecek olan İnnova’nın amacı, son kullanıcıların elektrik talebinin en az maliyetle ve en yüksek verimlilikle karşılanmasını sağlamak. Sistem, tüketicilere kendi enerji verilerine diledikleri zaman web ya da mobil cihazlar üzerinden kolayca erişebilme imkânı sunacak. Daha da önemlisi, tüketimin daha ekonomik saatlere kaydırılabilmesi için öneriler de sunarak abonelerin bilinçli karar vermelerini sağlayacak. Tüketiciler böylelikle farklı şirketlerin alternatif tarifeleri arasında karşılaştırma yapabilecek ve kendilerine en uygun teklif ve tarifeyi seçebilecekler. Proje, son kullanıcılara enerji tüketimini optimize etme olanağı verirken, enerji tedarikçilerine de tüketim alışkanlıklarını semantik (sezgisel) olarak öngörerek doğru planlama yapma imkânı sağlayacak. Ankara’da düzenlenen ve İstanbul basınından sadece TechInside’ın davetli olduğu basın toplantısında konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İnnova Genel Müdürü Ümit Atalay şunları söyledi: “Dünyadaki enerji eğilimlerine baktığımızda akıllı çözümlerin giderek önem kazandığını görüyoruz. Enerji tasarrufu artık enerji yönetimiyle başlıyor. İnnova, enerji tüketim bilgilerine anlık erişimi de içeren ve tüketicilere daha fazla kontrol olanağı sağlayan SEAS projesinin bulut bilişim çözümlerini de kapsayan Bilgi ve İletişim Teknolojileri servislerini geliştirecek. Proje, Türkiye’nin elektrik dağıtımında akıllı şebekelere geçiş sürecini başarılı bir şekilde tamamlanmasına da çok önemli bir katkıda bulunacak.”

Kaspersky Lab INTERPOL ve Europol ile işbirliğini genişletiyor

0
Kaspersky Lab, iki uluslararası emniyet teşkilatıyla işbirliği anlaşmaları imzalayarak siber suçlara karşı işbirliğini yeni bir seviyeye taşıdı. 30 Eylül günü Kaspersky Lab Başkan ve CEO’su Eugene Kaspersky ve INTERPOL Genel Sekreteri Ronald K. Noble, güvenlik şirketinin Singapur’da bulunan INTERPOL Global Complex for Innovation (IGCI) merkezi için ürün, bilgi ve kesintisiz destek sağlayacağı bir işbirliği sözleşmesinin altına imza attılar. Bugün ise Eugene Kaspersky, Europol’un Başkan Yardımcısı ve Avrupa Siber Suçla Mücadele Merkezinin (EC3) Başkanı Troels Oerting ile Kaspersky Lab ve AB emniyet teşkilatı arasındaki işbirliğini daha da geliştirecek olan bir mutabakat anlaşmasını imzaladı. İmza törenlerinin ardından konuşan Eugene Kaspersky şunları söyledi: “İmzaladığımız anlaşmalar, siber suçlara karşı verilen küresel mücadelede gerçekten büyük bir sıçrama oldu. INTERPOL ve Europol ile ortaklığımız tüm siber güvenlik endüstrisi için öncü nitelikte bir başarı olmuştur. Bu gibi bir kamu-özel sektör işbirliği siber uzayda güvenliği geliştirmek için kritik önemdedir. Bu ortalıklar ‘dünyayı siber tehditlerden temizleme’ misyonumuzla mükemmel bir şekilde uyumludur. Bu tehditlerin ölçeği ve karmaşıklığı gelişmeye devam ederken bu tehlikelerle etkili bir şekilde mücadele etmek için ulusal ve uluslararası emniyet kuvvetlerinin yanı sıra özel sektörden güvenlik şirketleriyle de güçlerimizi birleştirmeliyiz.” INTERPOL ile yapılan yeni anlaşmanın altında şirket, IGCI’nin dijital adli laboratuvarını kurmak ve işletmek ve yeni kurulan merkezin diğer çalışmalarında yardımcı olmak için tehdit bilgilerinin yanı sıra hem donanım hem de yazılım sağlayacak. Kaspersky Lab, zararlı yazılım analizleri, adli bilişim ve finansal tehdit araştırmalarından deneyim kazanmaları amacıyla INTERPOL üyeleri için bir dizi eğitim seansı düzenleyecek. Kaspersky Lab 2013 yılının Nisan ayından beri INTERPOL ile çalışıyor. Şirketin en önemli zararlı yazılım analistlerinden biri geçici olarak IGCI’de çalışacak. INTERPOL Genel Sekreteri Ronald Noble işbirliğiyle ilgili şu yorumları yaptı: “Siber tehdit ortamının karmaşık ve sürekli değişen doğası üst düzey teknik uzmanlık gerektirmektedir ve emniyet kuvvetlerinin siber suçlarla etkili bir şekilde mücadele etmek ve dijital güvenliği geliştirmek için sektörler arasında işbirliği sağlaması kritik önemdedir. INTERPOL ile Kaspersky Lab arasındaki anlaşma, siber suçlara karşı küresel bir birlik oluşturmak ve üye ülkelere bu tehditlerle mücadelelerinde en güncel desteği sağlamak için ileriye doğru atılan önemli bir adımdır.” Son olarak Europol Başkan Yardımcısı ve EC3 Başkanı Troels Oerting ise “Bu MoU, Kaspersky Lab ile Avrupa ve dünyanın geri kalanında siber suçları önlemeye yönelik ortak çalışmalarımızda halihazırda oldukça yolunda giden işbirliğimizi geliştirmek için iyi bir temel oluşturmaktadır. Çalışmalarımızı birleştirmemiz, deneyimlerimizi ve bilgimizi paylaşmamız ve siber uzayın özgür ve şeffaf olduğu kadar güvenli olmasını sağlamaya yönelik ortak hedefimizin peşinden gidiyor olmamız önemlidir. Bu, hepimiz için doğru yönde atılmış büyük bir adımdır” dedi.

Yeni oyunlar yolda

0
Bilkom tarafında düzenlenen basın toplantısında görüşlerini aldığımız Bilkom Satış Direktörü Fikret Ballıkaya, ‘Witcher 3’ yakında Bilkom ile Türkiye’de olacak. Merakla beklenen yeni oyunları Türkiye’ye getirmek üzere çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

Gartner, Fujitsu’yu Avrupa’nın en iyisi seçti

0
Gartner tarafından yayınlanan Gartner Magic Quadrant araştırmasına göre Fujitsu, Avrupa’nın Nihai Kullanıcıya Yönelik Dış Kaynak Kullanımı Servis Lideri seçildi. Fujitsu’nun üst üste ikinci kez ‘lider’ olarak gösterilmesine ‘Vizyonundaki Bütünsellik ve Kararlarını Hayata Geçirme Yetkinliği’ özellikleri neden oldu. Raporun 2014 sayısında ayrıca, Fujitsu ‘Kararlarını Hayata Geçirmek’ kriterinde en üst seviyede yer aldı. Fujitsu Nihai Kullanıcı Servisleri Fujitsu, kurum çalışanlarının diledikleri yerden, diledikleri zaman, en düşük güvenlik riskiyle çalışma ortamına kavuşmaların sağlamak amacıyla Fujitsu Nihai Kullanıcı Servisleri‘ni geliştirdi. Fujitsu, ayrıca kurumların farklı ihtiyaçlarına göre boyutlandırılmış ve kişiselleştirilmiş bilgisayar ve telekom imkanı sunuyor. Çalışanlar ihtiyaç duydukları uygulama, veri ve iletişim araçlarına tablet, akıllı telefon, dizüstü bilgisayar gibi herhangi bir cihazla ulaşabiliyor. CIO‘lar ise yönettikleri merkeze güvenlikli bir hizmeti sunmanın rahatını yaşayabiliyorlar. Fujitsu, Avrupa’da iki milyondan fazla cihaz ve 3,5 milyon kullanıcı ile Nihai Kullanıcı Servisleri’ni 2013 yılında da artan biçimde geliştirmeye devam etti. Fujitsu, dinamik standardizasyon stratejisi ile dünya genelinde çalışan Küresel Hizmet Merkezleri birleşiminden yerel olduğu kadar karmaşık küresel servisler de sunabiliyor. Kurumların işlerine değer katmaya odaklanan Fujitsu, uçtan uca yönetilen Nihai Kullanıcı Servisleri ile masaüstü sanallaştırma ve bulut servislerine yatırım yapmaya devam ederek kurumları mobil hale getirmeyi ve nihai kullanıcılara özel inovasyonu sağlıyor. Fujitsu’nun sunduğu boyutlandırılabilir bulut tabanlı yönetim servisi olan “Mobil Yönetim”, çalışanların kendi cihazlarını kullanma imkanı dahil olmak üzere güvenli mobil uygulamalar ve veri yönetimi imkanı sunuyor. 

Almanya’da e-ticaret pazarı hızla büyüyor

0
Almanya’da geçtiğimiz sene perakende ürünlerde çevrimiçi satışların oranı yüzde 8.4 iken, bu yıl yüzde 9.4 seviyesine gelerek 42.8 milyar Avroluk bir hacme ulaşması bekleniyor. Yetkililer 2020 yılında bu oranın yüzde 15’e ulaşacağını söylüyorlar. Geçtiğimiz sene yüzde 14 büyüyen e-ticaret piyasasının bu dönem yine iki haneli sayıda kalarak yüzde 13 büyümesi bekleniyor. IFH Köln’ün yaptığı analizde özellikle bazı kategorilerde ürünlerin çevrimiçi satışının dikkat çekici seviyede arttığı görülüyor. Moda ve Aksesuar sektörü yüzde 6.2’den yüzde 18.9’a, tüketici elektroniği yüzde 8.9’dan yüzde 19.8’e, ofis gereçleri yüzde 5.8’den yüzde 18.3’e ve son olarak hobi gereçleri yüzde 9.7’den yüzde 18.4’e yükselmiş. Türkiye e-ticaret pazarı için bu yılın ilk yarısında TÜBİSAD, Deloitte, Comscore, BKM, ETİD gibi kurumların bir araya gelerek yayınladıkları ve her yıl sürdürecekleri bir rapor yayınlanmıştı. Nüfus açısından ele aldığımızda Türkiye’nin e-ticaret pazarında hacim olarak Almanya’nın çok gerisinden geldiğini söyleyebiliriz. Ancak ekonomik açıdan gelişmekte olan Türkiye’nin gelecek yıllarda e-ticaret pazarı açısından ulaşacağı hacmi anlamak için Almanya güzel bir örnek teşkil ediyor.

Bilkom büyümesini hızlandırdı

0

Türkiye’nin Dijital Yaşam Koçu Bilkom, yeni dönem stratejileri ve 2015 hedeflerini 30 Eylül’de düzenlenen ve Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık ile bölüm direktörlerinin katıldığı kahvaltılı basın sohbetinde paylaştı.

 

Toplantıda, 2014 yılında yeni işbirlikleriyle büyük bir başarıya imza atarak, sene sonu hedeflerine yüzde 80’i aşan bir büyüme performansıyla neredeyse şimdiden ulaştıklarını belirten Cömert Varlık, 2015’te ürün portföylerine yeni markaları ekleyeceklerinin de sinyallerini verdi: “30 yaşına bastığımız 2014 bizim için gene yenilikler ve değişimlerle dolu bir yıl oldu. Ürün portföyümüzde uzun yıllardır bulunan Apple’ın yanına bir diğer teknoloji devini, Asus’u, Zenfone ile kattık. Mevcut ürün portföyümüzle sene sonunda satışlarımızın 600 milyon TL’yi geçeceğini öngörüyoruz. Böylece geçen seneye göre yüzde 80’in üzerinde, pazarın çok üzerinde bir büyümeyi yakalayacağız. Hedefimiz orta dönemde 1 Milyar TL’lik satış rakamlarını yakalamak. Bunu gerçekleştirmek için ürün portföyümüzde onlarca markanın bulunması gerekmiyor, sadece alanında öncü 7-10 markayla bunu başaracağımıza inanıyorum.”

 

Cömert Varlık: ‘Yeni işbirliklerini değerlendiriyoruz’

Bilkom’un yeni dönem stratejisini “Tüm işletim platformlarında deneyim yaşamak isteyen müşterilere aynı mesafede olmak” olarak açıklayan Varlık, şunları söyledi: “ASUS işbirliği ile de bu stratejimizi ortaya koyduk. Müşteri beklentilerini gözlemliyor,katma değerli hizmet anlayışımızı alanında öncü global ve yerli markalarla hayata geçirmeyi istiyoruz. Tablet, giyilebilir teknolojiler konusunda araştırmalarımız devam ediyor. Dijital ve mobil yaşam tarzını merkezine alan, geleceğin teknolojilerini bugüne taşımış ürün ve hizmetler üzerinde yoğunlaşıyoruz. Yeni markaları belirlerken ‘Neden olmasın?’  sorusuyla, önyargılardan arınarak işe başlıyoruz ancak tabii ki müşteri taleplerini ve trendlerini gözeterek, son derece titiz ve seçiciyiz.”

 

Toplantıda bulunan Bilkom Ürün Grup Müdürü Can Irmak Sağıroğlu da yeni işbirliklerini ürün portföyü stratejisinin bir parçası olarak değerlendirdiklerini belirtirken, İnsan Kaynakları Müdürü Burak Sezer söz konusu başarıların arkasında dinamik ve değişimi kendisine ilke olarak benimsemiş bir organizasyonun bulunduğunu ve bunun için çok şanslı olduklarını ifade etti.

 

Yeni oyunlar yolda

Toplantıda Bilkom’un 2014 yılında oyun pazarına girişini ise Bilkom Satış Direktörü Fikret Ballıkaya değerlendirdi. Bu kararın dijital yaşam tarzını benimsemiş tüketicilere yönelik stratejik bir karar olduğunu belirten Ballıkaya, “Oyun işini bir sektör olarak görmekten çok, eğlenceyi ve büyükler için lifestyle trendleri barındıran bir alan olarak görüyoruz. Bu alanda yeni gelişmeler de var. CDProject şirketi ile anlaşma imzaladık, ‘Witcher 3’ yakında Bilkom ile Türkiye’de olacak. Merakla beklenen yeni oyunları Türkiye’ye getirmek üzere çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

Microsoft geleceği tahmin etmek istiyor

0
Microsoft, Microsoft Prediction Lab ile sahip olduğu ‘tahmin yeteneğini’ geliştirmek için kitlelerden yardım almaya başladı. Microsoft Prediction Lab, içinde insanların siyasi olaylardan spora kadar her şey hakkında tahmin yürütebileceği bir platform olarak hizmet veriyor. Ancak görülen o ki iş-ev arası mesafeniz veya kürtaj hakkındaki düşünceleriniz dahil pek çok kişisel bilginize de talip. microsoft-prediction-lab Microsoft topladığı tüm veriyi işleyerek dünya kupası maçları, Amerikan futbol ligi maçları ve hatta İskoç bağımsızlık referandumu hakkında bile tahmin yürütebiliyor. Şirket daha önce yaptığı açıklamada skor tahminleri için aralarında eski sezonlardaki galibiyet/mağlubiyet oranlarının da bulunduğu pek çok farklı kaynak kullandığını açıklamıştı. Ancak tahmin yapmanın bir yolu da biraz ‘şike’den geçiyor gibi, mesela söz konusu maç hakkında bahis oynamış bulunan insanların tahminlerinin baz alınması. Microsoft insanları tekrar tekrar oylamaya teşvik ederek zaman içinde bir kişinin fikir yapısının modelini çıkartabilecek hale geliyor. Microsoft araştırmacısı David Rothschild bu yöntem ile ilgili yaptığı açıklamada ‘‘Anketler o an ankete oy veren insanların önsezilerini takip ediyor. Benim sezgim bir seçimin sonucunun ne olacağını tahmin eder. İnsanların genelinin bir seçim sonucu hakkındaki sezgileri ise herhangi bir seçim tahminin temelindeki en kritik bileşendir – tek bileşen olmasa bile.’’ Rothschild bu yaklaşımla büyük anket şirketlerinin tahmin başarılarını yakalayabildiklerini, hatta insanların tekrar tekrar platforma gelmeleri sayesinde anket şirketlerinin elde edemediği önsezilere de ulaştıklarını söyledi. microsoft-polls Microsoft’un kurduğu sistem şöyle çalışıyor: hiçbir değeri olmayan sanal puanlar bir bahis sistemiyle herhangi bir olayın sonucuna yatırılıyor. Eğer insanların geneli bir sonuca bahis yatırmışsa ve diğer sonuç kazanırsa, kazanan sonuca yatırım yapan insanlar normalde kazanacaklarından daha fazla puan kazanıyorlar. Ancak bu ‘bahislerin’ konuları oldukça derinleşebiliyor ve neticede Microsoft’a belki de reklam verenlere kişiselleştirilmiş reklamlar için sunabileceği kadar insanlar hakkında detaylı kişisel bilgiler toplayabileceği bir maden sunmuş oluyor. Bu araştırmalar şimdilik sadece araştırma ancak gelecek yıllarda kişilik analizinden niyet okumaya varan bir süreç başlayabilir mi? Bilim kurgu filmlerinde sıkça işlenen bu konu belki sabah uyurken yatağınızdan cinayet ihtimali ile alınmanıza yol açmayacak ancak sabah kahvaltınızda ne yiyeceğinizden akşam gideceğiniz sinemanın seansına kadar hayatınızın önceden tahmin edilebilir olması biraz rahatsız edici bir durum olacaktır.

LinkedIn başarınızı ölçmenin 13 yolu

0
Teknolojinin hayatımızın her alanına girdiği bugünlerde sıradan bir insan tanışacağı kişilerin henüz elini sıkmadan isimlerini Google’da aratarak haklarında bilgi sahibi olabiliyor. Bu durum sanal markanızı, yani kim olduğunuzu ve sizi siz yapan özelliklerinizi dijital ortamda anlatmanızı çok önemli kılıyor. Profesyonel yaşamda bunu yapabileceğiniz en iyi ortam ise elbette LinkedIn. Google’da isminiz aratıldığında en üst sıralarda yer aldığı için bu site çoğu zaman sizinle ilgili bilgi almak isteyenlerin ilk uğrak noktası oluyor ve insanlar sizin hazırladığınız “profil özetiniz” ile karşılaşıyorlar. Peki profil özetiniz kalitenizi anlatmanız için yeterli mi? Şu 13 soruya 1-5 arası puan vererek kendinize bir skor belirleyin ve sonucu için yazının sonuna göz atın: 1- Açılış cümlesi, ifade veya başlık sizi daha fazlasını öğrenmek için teşvik ediyor mu? 2- Profiliniz hakkınızdaki gerçek bilgileri yansıtıyor mu? 3- Kendi seviyenizdeki insanlardan farkınızı ortaya koyuyor mu? 4- İlgisini çekmeye çalıştığınız insanların ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte mi? 5- Yeterince ikna edici mi? İlginç bilgiler, sözler ve benzeri elementler barındırarak okuyucuyu sizin hakkınızda daha çok bilgi almaya teşvik ediyor mu? 6- Profesyonel özellikleriniz ve kişisel özellikleriniz (hobileriniz, hayat deneyimleriniz, ilgi alanlarınız) arasındaki oran 80-20 şeklinde mi? 7- Sadece yapmış olduğunuz şeyleri listelemenin dışına çıkarak nasıl değer yarattığınızı insanlara gösteriyor mu? 8- Sizi siz yapan kişilik özelliklerinizi sergiliyor mu? 9- Estetik olarak düzgün mü? Paragraflar arasında boşluklar ve özenli, etkileyici başlıklar var mı? 10- Bir çeşit “başkaları tarafından onaylanma” içeriyor mu (“İnsanlar şöyle olduğumu düşünür..” veya “Şu ödüllere layık görüldüm..” vb.) 11- Gramer ve noktalama hatalarından arınmış, özenlice yazılmış mı? 12- Özdeşleştirilmek istediğiniz anahtar kelimeleri içeriyor mu? (Bu özellikle internet üzerinde yapılacak aramalar için önemlidir.) 13- Vermek istediğiniz mesaj resimler, videolar, sunumlar ve dokümanlar ile destekleniyor mu? (LinkedIn bazı multimedya öğelerini profilinize yüklemenize izin veriyor.) Eğer puanınız 60-65 arasındaysa profiliniz gayet güzel bir şekilde hazırlanmış demektir, tebrikler! Eğer 60’ın altında aldıysanız profil özetinizi tekrar gözden geçirmek isteyebilirsiniz. Eğer 40’ın altındaysanız en baştan başlamalısınız. Yeni bir profil özeti oluşturduğunuzda şu üç kişiden geribildirim istemeyi unutmayın: – hedef kitlenizdeki bir kişiden – sizin başarınızı isteyen bir akıl hocası/koçtan – sizi yakından tanıyan bir aile üyenizden veya yakın arkadaşlarınızdan birinden Kaynak: http://www.forbes.com/sites/williamarruda/2014/09/28/13-ways-to-know-if-your-linkedin-summary-is-a-winner-or-a-snoozer/

eBay ve PayPal ayrılıyor

0
eBay, Salı günü yaptığı açıklamada eBay pazaryeri ünitesi ve daha hızlı büyüyen ödeme ünitesini ayırarak iki ayrı şirket haline geleceğini açıkladı. 2015 yılında tamamlanması gereken ayrılma bir nevi eBay’in 2002 yılında PayPal’ı alışını tersine çevirmiş görünüyor.   Ayrılma ile birlikte American Express’in çevrimiçi ve mobil işlerinin başındaki isim Dan Schulman’ın yeni PayPal’ın CEO’su olacak.   2002 yılında PayPal işleri için büyük oranda eBay’e bağımlıydı. Açık artırma sitesinde işlerini hızlı tutmak isteyen tüccarlar çekle uğraşmak yerine PayPal’ı tercih ediyordu. Bugün ise PayPal geleceği mobil uygulamalarda görüyor ve eBay sadece bir referans müşteri haline gelmiş durumda. PayPal’ın stratejisi artık iki ürün üzerine yoğunlaşıyor: insanların yakınlarındaki mağazalarda kolaylıkla ödeme yapmalarına yardımcı olacak tüketici uygulaması ve alt şirketi Braintree’nin hazırladığı Uber veya Hotelnight gibi uygulamalar içinden ödeme yapmaya imkân veren uygulama. Artık serbest olacak olan şirket Square ve Stripe gibi rakiplerin yanı sıra Apple ile ödeme sistemleri konusunda birlikte çalışmanın da yollarını da keşfetmek zorunda.   eBay’in şu anki CEO’su ve PayPal’ı da vekâleten yöneten isim John Donahoe ayrılıştan sonra yeni şirketin yönetim kurulunda yer alırken CEO’luk görevini bırakacak.   Kaynak: http://readwrite.com/2014/09/30/ebay-paypal-spinoff

Lidya Grup, Egeli girişimcilerle bir araya geldi

0
Xerox ve Epson Türkiye dağıtıcısı Lidya Grup, baskı teknolojilerinde gelinen son noktanın sergilendiği İzmir Lansman Toplantısı’nda Egeli girişimcilerle bir araya geldi. İzmir ve bölge illerdeki büyük hedeflerin paylaşıldığı toplantıda Xerox Versant2100 ile dijitalde ofsete meydan okuyan bir baskı kalitesi sergileyen Lidya Grup, tarayıcının eklendiği Epson T Serisi ile de dikkatleri üzerine topladı. İzmir’in bölge illerle ciddi bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, “Xerox ve Epson know-how’ını sergilediğimiz bu toplantı aynı zamanda Egeli yatırımcıların vizyonunu ortaya koyan farklı bir anlam daha taşıyor. Ofsete rakip olabilecek baskı kalitesinde bir ürün olan Versant 2100’e Manisa’dan yatırım yapan İpek Dijital ve Ajans Renk firmaları sektörde önemli bir ilke imza attılar” dedi.   Öz “2014 yılı ilk üç çeyreğe baktığımızda bölgede önemli başarılara imza attık. Takibini sürdürdüğümüz büyük projelerin sayısının artması, ürün yelpazemizin genişlemesi sayesinde yıl sonunda Ege Bölgesi’nde 13 milyon TL ciro hedefine ulaşacak, geçtiğimiz yıllara oranla farklı büyümemizi sürdüreceğiz” dedi.

Malatya’da teknoloji rüzgarı

0
TP-LINK öncülüğünde bu yıl başlatılan “Anadolu Teknoloji Günleri” etkinliği, bu kez Malatya’da gerçekleştirildi. 25 Eylül 2014 tarihinde TP-LINK ve Western Digital (WD) işbirliği ve Çözüm Bilgisayar ev sahipliği ile Malatya’da yapılan toplantıya Malatya ve çevresindeki pek çok bayi katıldı. TP-LINK Ülke Müdür Yardımcısı Ali Dinçer, teknoloji sektörünün çok hızlı değiştiğini ve geliştiğini belirterek, “Yeni çözümlerimizi, değişen teknoloji dünyasını Türkiye’nin farklı illerindeki bilgi teknolojisi (BT) bayilerine anlatmak ve onların istek ve beklentilerini dinlemek üzere oluşturduğumuz etkinlik serisi, tüm taraflar açısından çok yararlı oluyor. Son olarak Malatya’da teknoloji bayileriyle bir araya geldik. Önümüzdeki günlerde Anadolu Teknoloji Günleri etkinliğini daha da geliştirerek farklı illerde devam ettireceğiz” diyor. Anadolu Teknoloji Günleri, İstanbul dışındaki illerde proje ağırlıklı çalışan, katma değerli hizmet üreten BT bayilerine, şirketlerin çözümlerini tanıtmayı ve onların beklentilerini dinlemeyi hedefliyor. TP-LINK öncülüğünde başlatılan bu etkinlik ile kurumların BT projelerinde gereken temel bazı çözümler (kablosuz ağ, depolama, güvenlik) tanıtılıyor. Toplantılarda ürün ve çözüm tanıtımlarının yanı sıra bayilerin değerlendirmeleri ve öneri/istekleri de ele alınıyor. Anadolu Teknoloji Günleri etkinliği, Trabzon başta olmak üzere diğer illerde gerçekleştirilmeye devam edilecek.

Dell en çok satan şirket oldu

0
IDC’nin, bu ay ikinci çeyrek sonuçları yayınlanan, güncel Dünya Disk Depolama Sistemleri Raporu’na göre, bu yılın ilk yarısında Dell, Terabayt cinsinden dünyada toplam kurumsal dâhili ve harici depolama kapasitesi satışlarında, rakiplerini geride bıraktı. IDC’nin raporuna göre Dell bu dönemde, 4.311.728 Terabayt – 4 Exabayt’ın üzerinde – depolama kapasitesi satışı gerçekleştirdi. Dell, 2013’ün ikinci yarısına göre %14,8 büyüme gösterdi. Dell Türkiye Ülke Müdürü Didem Duru konuyla ilgili olarak; “IDC’nin Dell’i, 2014’ün ilk yarısında satışı yapılan toplam (dâhili ve harici) Terabayt açısından 1 numaralı depolama sistemleri sağlayıcısı ilan ettiğini paylaşmaktan büyük heyecan duyuyorum. IDC’ye göre Dell, bu dönemde toplam 4.311.728 Terabayt, yani 4.300 Petabayt ya da 4 Exabayt’ın üzerinde depolama kapasitesinin satışını gerçekleştirdi. Biraz daha somut anlatmak gerekirse, sağlanan toplam depolama kapasitesi 57.000 yıldan uzun süre hiç durmadan çalışan yüksek çözünürlüklü videoya denk bir değer teşkil ediyor. Bu bizim için çok önemli bir konum. Çünkü Bütünleşik Altyapıların, Yazılımın ve Tanımlı Depolama’nın giderek daha fazla yaygınlaşması nedeniyle, sunucularla depolama arasındaki sınırların da belirsizleştiğini gözlemliyoruz. Dell ayrıca 2014’ün ilk yarısında gelir açısından harici DAS depolama sağlayıcısı olarak 1 numaraya oturdu. iSCSI-bağlantılı harici depolama sağlayıcısı olarak da yine gelirler açısından son 26 çeyreğin 25’inde bulunduğu birincilik konumunu korudu” diyor. Bunun yanı sıra, araştırma şirketi IT Brand Pulse tarafından yapılan bir ankette depolama sistemleri kullanıcıları Dell’i 2014 Tümüyle-Flash iSCSI SSD segmentinde Pazar Lideri olarak seçti. Kullanıcılar, Dell’in sektörde en uygun fiyatlı performansı sunma gayretlerini de ödülsüz bırakmayarak, Dell’i karma (hibrit) SSD/HDD ortamları ve Tümüyle-Flash Fiber Kanal depolama, iSCSI depolama, NAS ve flash yönetim yazılımı alanlarında genel fiyat lideri olarak seçti. Didem Duru gelinen noktayı değerlendirirken; “Bu sonuçlar, veri ve BT yönetiminin yalınlaştırılması ve maliyetlerinin azaltılması için destek vermek üzere tasarlanan Dell Storage teknolojisine yaptığımız yatırımların karşılığını aldığımızı gösteriyor. Son iki çeyrekte olduğu gibi, depolama pazarındaki payımızı artırmaya devam ederken daha önce yalnızca üst segmentte mevcut olan yenilikçi kurumsal depolama çözümlerini, artık orta segmente de sunuyoruz. Böylece her ölçekteki müşterimizin gittikçe büyümekte olan verilerini daha düşük maliyetle ve daha kolay biçimde yönetmesine olanak sağlıyoruz” diyor.

2015’te herkese ücretsiz internet gelebilir

12
İnanması güç gelebilir ancak doğru ve üstelik test edilerek onaylandı. Alçak yörüngeye küçük uydular yerleştirerek dünyaya ücretsiz WiFi sağlamayı amaçlayan Amerikalı bir şirket Kuzey Amerika, Avrupa ve Orta Doğunun büyük bölümünde yaşayan 1.3 milyar insana ücretsiz Wi-Fi sinyalleri göndermeye başladığını duyurdu. OUTERNET adı verilen proje 2015 yılının haziran ayına kadar dünyada mobil telefon veya bilgisayarı olan herkesi internete bağlamayı hedef edinmiş durumda. Şu an yüksek hızlı sinyaller ile günde 200 MB trafik sağlayabilen şirket çok yakında bunu 1 GB’a çıkarmayı planlıyor. Şirket tüm insanların kullanımına açık olacak olan günlük 100 GB kotaya da gözünü dikmiş durumda.

free-internet-OUTERNET-projectBu hizmetten yararlanmak için ihtiyaç duyulan çanak anten boyutu (inch olarak)

Media Development Investment Firm adındaki şirket, günümüzde insanların sadece yüzde 60’ının internet üzerinden bilgiye erişimi olduğunu bildiriyor. Ancak gelişen teknolojinin insan hayatında edineceği yer göz önüne alındığında bu oranın çok daha arttırılması gerektiğini savunuyor. Proje aynı zamanda internet erişimi hükümetlerce kısıtlanan Kuzey Kore ve Çin gibi ülkelerin vatandaşlarının erişim problemlerini de çözmeyi amaçlıyor. Projenin gerçekleşmesi için Facebook ve Google da dahil olmak üzere pek çok şirket ve insandan bağış bekleniyor. Düşük maliyetli uyduların alçak yörüngeye yerleştirileceği projede bağlantı bu uydular ile yeryüzünde pek çok mekana yerleştirilecek yerel istasyonlar arasında sağlanacak. Geleneksel internet protokolünün aksine ‘User Datagram Protocol multitasking’ adlı teknolojiyi kullanacak sistem uydu televizyonlarının çalışma prensibiyle benzeşiyor. Projenin başındaki isim olan Sayed Karin, projenin geleceğinden ümitli. Maliyetleri iyi hesapladıklarını belirten Karin, çeşitli uzay araçları geliştirmekte yeterince tecrübeli olduklarını söylüyor. Büyük Telekom operatörleri ise şimdiden karşı lobi yapmaya başlamış durumdalar. Mobil internetin yüksek penetrasyon oranları yüzünden kısa mesaj alanında gelirlerinin sıfırlandığını söyleyen şirketler olası bir ücretsiz internet hizmetinde batacaklarını savunuyorlar. Mobil veri iletişiminin her geçen gün daha kapsamlı kullanılır hale geldiği için ses ve sms gelirlerinde önemli düşüler yaşayan mobil operatörler için duymak isteyecekleri en son haber bu olsa gerek. Görünen o ki uzun yıllardır pek çok firmanın dile getirdiği ücretsiz internet hizmeti bir gerçeğe dönüşebilir. Elbette bu hizmetin arkasında haberalma veya istihbarat teşkilatlarının bulunup bulunmadığını iki kere düşünmek gerekiyor.

Amazon akıllı ev işine yatırım yapıyor

0
Amazon Silikon Vadisi’nde kurmuş olduğu donanım araştırma laboratuvarlarına yeni akıllı ev donanımları üretmek amacıyla eleman almaya başladı. Görünen o ki Amazon’un Kindle Fire gibi donanım ürünlerinin arkasındaki grup Lab126 önümüzdeki beş sene boyunca tam performansla çalışmaya devam edecek. CEO Jeff Bezos Kindle Fire’ın tekleyen satışları ve Amazon’un gerçekleşmesi düş olan teknolojilere yatırım yaptığını düşünen yatırımcılarının eleştirilerine rağmen bildiğini okumaya devam ediyor. Kaynaklar Amazon’un Lab126 çalışmalarına 55 milyon dolar bütçe ayırarak akıllı ev donanımı yarışında Apple ve Google’a karşı yarışma niyetinde olduğunu söylüyor. Google, Apple ve Amazon böylece gelecekte nesnelerin interneti alanında sağlam bir rekabete girecek gibi gözüküyorlar. Teknoloji firmalarının bulaşık makineleri, buzdolapları ve güvenlik sistemlerinin internete bağlanacağı gelecekte yarıştan kopmadan pazardan pay almak için çabaladıkları aşikar. Ancak mobil endüstri bizlere bir şey öğrettiyse o da üçüncü parti uygulama desteğinin da en az ürünler kadar önemli olduğu. Dolayısıyla Amazon’un nesnelerin internetine yaptığı yatırımda ev aletlerini birbirine bağlayan cihazlar üretmenin yanında bu işlemi çok kolaylaştıracak sistemler de geliştirmesi gerekiyor.