Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1652

Veri güvenliği, neden önemli? (VİDEO)

1

Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinden Metric, büyük veri ve iş analitiği alanındaki çalışmalarında izlediği yöntemleri anlatırken, stratejilerini güncellemek isteyen şirketleri bekleyen fırsat ve tehditleri paylaştı.

Firmanın geliştirmiş olduğu Monimetric ürünü sayesinde, kurumların karşı karşıya olduğu siber tehdit ve açıklar, kolayca tespit edilebiliyor. Geliştirilen yetkilendirme teknikleri ile veri güvenliği sağlanan işletmeler, düzenleyici kurumlar tarafından gerçekleştirilen denetlemelerden de sorunsuz geçebiliyor. 

Kuruluşunun üzerinden, ilk 10 yılı geride bırakmak üzere olan şirketin Satış ve Pazarlama Uzmanı Begüm Albayrak ile sohbet etme imkanı bulduk.

SAP BusinessObjects sertifikasına sahip, danışmanları ile beraber işletmelerin iş süreçlerinde katma değer sağlayan firma, SAP’nin bu kategorideki Gold Partner unvanına sahip olan az sayıda kuruluştan biri. Metric, SAP Türkiye iş ortakları arasında İş Zekası ve Veri Ambarı gelirlerine göre 1. sıradayken, Bilişim 500 araştırma sonuçlarına göre yine aynı kategoride 3. sırada yer alıyor.

İnovatif çözümlerle sektöre yön verme amacında olan Metric, aynı zamanda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından verilen Ar-Ge Merkezi Belgesi‘ne de sahip.

 

Facebook’un TV şovları başlıyor

0

Gazete okumak yerine haberleri Facebook’tan takip eden çok sayıda internet kullanıcısı olduğunu biliyoruz. İnsanların ilkokul arkadaşlarını internette bulmalarını kolaylaştırmak amacıyla 10 yıl önce yola çıkan Facebook’un zamanla dev bir dijital gazeteye dönüşmesi bugün sayısız gazetenin ve gazetecinin haberlerini/makalelerini Facebook’ta paylaşarak okur kazanmaya çalışmasının da asıl nedeni.

Facebook şimdi bir adım daha ileri giderek, televizyonların da yerini almak üzere ilk hamlesini yapıyor. Bir süredir Facebook’un orijinal TV programları hazırladığı biliniyordu. İşte o ilk TV şovu, ertelemelerin ve gecikmelerin ardından ABD’de bugün başlayacak. 

Facebook yeni TV şovlarını yeniden tasarladığı video sekmesi altında toplayacak. Kullanıcılar Facebook’taki TV şovlarını seyretme alışkanlığı kazandıkça, farklı medya gruplarının ve TV kanallarının da programlarını Facebook üzerinde yayınlamaya başlayacağı tahmin ediliyor. Böylece Facebook aslında evlerimizdeki TV makinesinin yerini almış olacak. Ancak bunu hayır için yapmadığını da tahmin edebilirsiniz.

Facebook, kendi TV şovlarıyla reklam verenlerden önemli miktarda gelir elde etmeyi planlarken, zamanla platformda yayın yapmak isteyecek diğer TV kanallarının reklam gelirlerine de ortak olacak gibi görünüyor. Bir diğer deyişle Facebook global reklam pastasından çok büyük bir dilimi koparmak üzere adım adım ilerliyor.

Apple için soruşturma başlatıldı!

0

Qualcomm tarafından yapılan açıklamaya göre, Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Ticaret Komisyonu, Apple soruşturmasına başlamış durumda. Soruşturma, Qualcomm’un 7 Temmuz’da yaptığı şikayet dilekçesindeki iddialar üzerine başlatıldı.

Apple patent ihlali gerekçesi ile araştırılıyor

Soruşturma ile birlikte Apple’ın hukuksuz olarak ihraç ettiği ve sattığı iPhone ve iPad’lerin de arasında bulunduğu belirli elektronik cihazların altı adet Qualcomm patentini ihlal ettiği iddiası araştırılacak. Qualcomm ITC’den ürünlerin Amerika Birleşik Devletleri’ne ithalatının durdurulması için Kısıtlayıcı Giriş Yasağı (LEO) ve Qualcomm iş ortakları haricindeki firmalardan tedarik edilen hücresel taban-bant işlemcileri kullanan iPhone’ların ve iPad’lerin satışını ve reklamının yapılmasını engelleyecek bir Haksız Uygulamayı Durdurma Emri çıkarılmasını istiyor.

ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu Soruşturma Enstitüsü’nün yaptığı duyuruya ise buradan ulaşabilirsiniz.

7 Temmuz‘da ITC’ye yapılan şikayetin haricinde, Qualcomm ayrıca Güney Kaliforniya Bölge Mahkemesi’ne yaptığı başvuruyla ITC şikayet başvurusunda adı geçen ve Apple’ın ihlal ettiği altı patentin araştırılmasını istedi.

Qualcomm Apple’a patentlerini ihlal ettiği gerekçesiyle Almanya’da dava açmıştı. 17 Temmuz’da başlayan davada Almanya’ya ihraç edilmiş ve satılan iPhone’lardan doğan zararların karşılanması ve ihtiyati tedbir konulması istenmişti.

Ukrayna Bitcoin ATM’leri kuruyor

Dijital para birimlerinin yükselişi hızla sürüyor. 3500 dolara ulaşan değeri ile yeni bir rekor kıran Bitcoin de yatırımcıların ilgisini üzerine toplamaya devam ediyor.

Ancak dijital para birimleri konusundaki en büyük problem, gerçek paraya çevirmedeki zorluk. Çoğu ülke, dijital para biriminden gerçek para birimlerine dönüşüm yapmak isteyen yatırımcılardan detaylı kimlik doğrulaması ve yasal belgeler istediği için Bitcoin’i hızlı bir şekilde gerçek paraya dönüştürmek için uzun bir sürece katlanmak gerekiyor. Keza, Bitcoin ve diğer dijital para birimlerini satın almak için gerçek para yatırmak isteyen yatırımcılar da aynı zorlukla karşılaşıyor.

Ukrayna şimdi Bitcoin alım satımında bankacılık sistemini devreden çıkaracak bir adım atıyor. Ülkede yıl sonuna kadar çeşitli noktalara 150 adet dijital para ATM’si yerleştirilecek. Bunların otuz tanesi ise Ağustos ayı bitmeden çalışmaya başlamış olacak. 

ATM’lerden Bitcoin, Ethereum, Waves ve Golos para birimleri alınp satılabilecek. ATM’ler Ukrayna’nın resmi para birimi olan hryvnias kabul edecek.

Ukrayna’da tüccarlar özellikle online alışverişte avantaj kazanmak için 2014 yılından beri yoğun olarak Bitcoin kabul etmeye başlamışlardı. Bu nedenle ülkede çok sayıda Bitcoin sahibi bulunuyor. Bankalar ise Bitcoin ile işlem yapmakta zorluklar çıkarıyor veya yüksek komisyon oranları ile tüccarları zor durumda bırakabiliyorlar. Dolayısıyla, yeni ATM’lerin büyük ilgi görmesi bekleniyor. 

Intel otonom araç filosu kuruyor

0

Dev işlemci üreticisi Intel, yakın gelecekteki en önemli bilişim platformlarından birinin otonom araçlar olacağı tespitini yaptıktan sonra otonom sürüş teknolojisinin en önemli bileşenlerinden olan akıllı sensörleri üreten İsrailli firma Mobileye’ı satın alarak otonom sürüş teknolojisi konusunda en büyük oyunculardan biri olmak konusunda ne kadar kararlı olduğunu kanıtlamıştı.

Intel şimdi rakiplerinden geride kaldığı bir alanda kendini hızla geliştirmek üzere önemli bir adım daha atıyor. 100 araçtan oluşacak bir otonom filo kuracak olan Intel, böylece geliştirdiği teknolojinin testleri için büyük miktarda veri toplayarak hızlı bir gelişim elde etmeyi planlıyor.

Tam kapasiteli otonom araçlar olarak tasarlanacak 100 otomobil Mobileye teknolojileri ile donatılacak. Kurulacak filo tek bir marka ve model üzerine değil, farklı markaların farklı modelleri ile oluşturulacak. Böylece her aracın kendine özgü farklılıklarının otonom sürüş teknolojisine nasıl etki ettiği de testler sırasında ölçülecek.

Bu güçlü filo ayrıca Intel için önemli bir pazarlama aracı da olacak. Hedef kitlesinde son kullanıcılar değil, dev otomobil üreticileri olan Intel, geliştirdiği teknolojinin otomobiller üzerindeki başarısını göstermek için de filoyu kullanacak ve böylece kendi otonom araçlarını piyasaya sürmek isteyecek otomotiv üreticilerine Intel’in anahtar teslim otonom sürüş teknolojilerini satacak.

Intel’in test filosundaki ilk otomobiller 2017’nin sonuna doğru ABD, Avrupa ve İsrail yollarında görülmeye başlayacak.

Uber 500 çalışanını işten çıkarabilir!

0

Uber içinde bugünlerde yüksek gerilim yaşanıyor. Çalışanlar, şirket yönetiminin 500 çalışanı işten çıkarmak üzere hazırlık yaptığını öğrenmiş bulunuyor ve tüm çalışanlar diken üstünde oturuyor.

Şirketin asıl planı, ABD’de Uber ile çalışan şoförlere uygun taksitlerle otomobil satan Leasing şirketini kapatmak. Ancak bu şirkette 500 çalışan bulunuyor ve şirket kapatıldığında 500 kişi işsiz kalacak. Uber’in bununla yetinmeyeceği ve ana şirketten de bir miktar işten çıkarma yapabileceği bekleniyor.

Uber’in leasing şirketi bugüne kadar 40 bin şoföre taksitle otomobil satmış bulunuyor. Uber’in şirketi kapatma kararında, yaşanan büyük zararın da etkili olduğu vurgulanıyor. Uber şirketi kurarken, lease yöntemiyle şoförlere satılan her araçtan 500 dolar zarar etmeyi göze almıştı. Piyasaya oranla 500 dolar daha ucuza otomobil satın alan şoförlerin çalıştırdığı otomobillerden gelen taşıma gelirleri ile bu zararın giderileceği düşünülüyordu. Ancak gerçekleşen zarar beklentilerin çok üzerine çıktı ve şirketin otomobil başına 9000 dolar zarar ettiği anlaşıldı. Uber şimdi bu ağır zararı daha fazla çekmemek için leasing şirketini kapatacak. 

Uber’in şirketi bir yatırımcıya veya bir rakip şirkete satması da mümkün ancak her şekilde şirket çalışanlarının büyük bölümünün işine son verilmesi bekleniyor.

Google’ın içindeki kavga dinmiyor!

1

Google’ın kurumsal yapısı içinde kadın erkek eşitliği bulunmadığına dair yaşanan tartışma kadın çalışanları eleştiren bir mektup yazan mühendisin işten atılmasına rağmen dinmiyor.

Google’ın CEO’su Sundar Pichai’nin tatilini yarım bırakarak ofisine dönmesine neden olan tartışmalarda şimdi de kadın çalışanların şirkete dava açma aşamasına geldi. 60’dan fazla kadın çalışan şimdiden şirkete karşı dava açarak, erkek çalışanlara oranla daha düşük maaşla çalıştırıldıkları ve kariyer imkanlarının kısıtlandığı yönündeki iddialarını mahkemeye taşıyacaklarını beyan ettiler.

Sivil haklar konusunda çalışan bir avukat olan James Finberg’ın danışmanlığında sonraki hukuki adımlarını planlayan kadın çalışanların dayanağını, ABD anayasasında, çalışma haklarını düzenleyen yasalar oluşturuyor. İnsanlara cinsiyetine dayanarak ücret verilemeyeceğini öngören yasaya rağmen kadınların aynı işlerde daha düşük maaşlar aldığını savunana kadın çalışanların Google’ı çok zor duruma düşürebilmesi mümkün görünüyor.

Öte yandan bu çatışmanın sadece Google ile sınırlı kalmayacağı, teknoloji dünyasındaki diğer şirketlerde de kadın çalışanların düşük maaşlı pozisyonlarda çalışmak zorunda bırakılmaya isyan edebileceği konuşuluyor.

Diğer bir deyişle, Google kampüslerindeki bu kavga teknoloji dünyasındaki kadınların Fransız İhtilali’ne dönüşebilir.

 

Otonom araçlarda 5G ve IoT neden önemli?

0

Otomobil dünyasında, internete bağlı ve otonom araçlar, gün geçtikçe daha dikkat çekici bir hal almaya başladı. Otonom araçların yaygınlaşması yolunda, en önemli destekçi teknolojiler ise 5G ve IoT olacak. Peki bu üç kavram nasıl bir araya gelecek?

otonom araç 1

Global Mobile Suppliers Association, internete bağlı otomobillerin 2020 yılına kadar 250 milyon ile 381 milyon arasında bir rakama sahip olacağını belirtiyor. Bu rakamın, 2025 yılında ise tam 527 milyon seviyesine gelmesi bekleniyor. 

Otonom araçlar için 5G ve IoT kilit noktalar olabilir!

İnternete bağlı araçların hem değerinin hem de sayısının artması yolunda atılan en büyük hamle ise otonom araçların geliştirilmesi oldu. Ortaya çıkan değerlendirmelere göre, 2021 yılında tam anlamıyla kullanıma sunulacak olan otonom araçlar, 2035 yılına geldiğimizde 20 milyon gibi ciddi bir rakama ulaşacak. Yanlış okumadınız! Tam 20 milyon otonom araç yollarda olacak!

Şu anda yapılan testler ve demo sürüşlerde, bu araçların olası riskleri, yazılım ve donanım geliştirmeleri, performans iyileştirmeleri gibi konular gündemde. Bu testlerden yüzde 100 verim alınmazsa otonom araçlar, tehlikeli ve riskli senaryoların tam ortasında yer almaya oldukça müsait. Hem connected cars denilen internet bağlantılı araçlar hem de otonom araçlar, çok ciddi oranda data tüketiyor. Bu noktada ise teknolojik anlamda bazı geliştirmeler kaçınılmaz. 5G ve IoT ise bu noktada devreye girmekte.

otonom araç 2

İnternet bağlantılı bir araç, internete ek olarak etrafındaki her şeyle bağlantı kuruyor. Medya oynatma, güvenlik, navigasyon gibi iç donanımlara ek olarak, akıllı telefonlarla da bağlantı kurduğu için veri tüketimi oldukça yüksek.  Günümüzde Android Auto ve Apple CarPlay gibi teknolojilerle birlikte bu oran her geçen gün daha da artacak.

5G ve IoT neden gerekli? 

Otomobiller sürücüsüz hale geldiğinde, en basit örnekle medya uygulamaları için tüketimi artacak çünkü kişinin araçla sürerken harcadığı zaman ve odak başka yerlere yönelecek. Spotify gibi bir servisin ne kadar çok kullanılacağını düşünmek bile veri tüketiminin ne derece artacağını düşünmek için yeterli bir örnek olabilir. 

otonom-3

Araçların, sürücüsüz olabilmesi ve içerisindeki veri ihtiyaçlarını sorunsuz ve gecikmesiz karşılayabilmesi için ise 5G teknolojisi çok önemli bir zorunluluk. V2X olarak tanımlanan (vehicle-t0-everthing) adlı terim, araçların etrafındaki her şeyle haberleşeceğini ve bunun için gecikme yani ping süresinin olmaması gerektiğini ifade ediyor. 

Tesla Model S menzil rekoru kırdı!

Internet of Things ile birlikte bu araçlar, yollarla, trafik lambalarıyla, tabelalarla, başka araçla ve etrafında sensörler yardımıyla tanımlayabileceği her şey ile iletişim kuracak. Bu noktada verilerin gönderilmesi (upload) son derece önemli. Bu araçlar, etrafından aldığı bilgilere göre, hızını, rotasını ve alternatif yollarını belirleyecek. Park edebileceği uygun yerleri seçebilecek. Bunu yaparken, araçtan çıkan veriler bulut ortamına gönderilcek ve araç üreticileri zorunlu durumlarda bu araçların verilerinden araçla ilgili bilgiler edinebilecek. 

Bütün bunların gerçekleşmesi için de çok ciddi anlamda altyapısı ve servis kalitesiyle kusursuz olması gereken bir network yapısı oluşturulmalı. Veri yükleme, indirme hızı, ping süresi, veri taşıma kapasitesi gibi kriterler hesaba katıldığında LTE standardının çok daha üzerinde bir teknoloji gerekiyor. 

Tahmin edilen ve ihtiyaç duyulan süreler için 300 Mbit/s ve hatta 10 Gbit/s gibi teorik rakamlar konuşuluyor. Gecikme noktasında ise 1 milisaniye gibi neredeyse sıfır gecikme süresi olarak tabir edilen sürelere ihtiyaç duyuluyor. 

Test sahalarında belirli senaryolar altında testleri süren otonom araçların güvenli şekilde seyretmesi için saniyede 2 GB veriye ihtiyaç duyduğu tespit edildi. İşte bu yüzden 5G teknolojisi son derece kritik.

Sonuç olarak, connected car dediğimiz aktif bağlantı sahibi araçlar ve otonom araçlar, iç ve dış dünya ile sorunsuz ve hızlı bir iletişim kurabilmek için günümüz standartlarının üstünde teknolojilere ihtiyaç duyuyor. 

Airbnb hesaplayıcı ile evinizi en iyi fiyata kiraya verin

0

Airbnb, hem gittiği şehirlerde daha uygun fiyata konaklamak isteyenler hem de evinin tamamını veya bir bölümünü kiraya vererek ek gelir elde etmek isteyenler için çok güzel bir sistem.

Eğer siz de Airbnb üzerinden evinizi veya evinizin bir bölümünü kiraya vermek istiyor ancak en iyi fiyatın ne olacağını kestiremiyorsanız artık bunun için yapay zeka destekli bir hesaplayıcı var.

Airbnb hesaplayıcı: Eliot Me Estimator

Yapay zekayı kullanarak evinizin olduğu bölge, oda sayısı ve banyo sayısı gibi verileri alarak size en iyi fiyatı sunan bu hesaplayıcı, bununla birlikte faydalı istatistikleri de önünüze getiriyor. Örneğin bulunduğunuz bölgede hangi aylar fiyatlar tavan yapıyor, hangi aylar aşağıya iniyor bunu görebilmek mümkün. Ayrıca yine aylara göre bulunduğunuz bölgenin hava durumu da listeleniyor.

Eliot Me Estimator‘a bu link üzerinden hemen gidebilir ve sonuçlara göz atabilirsiniz. Bu servisin şu anda sadece web üzerinde çalıştığını ve herhangi bir mobil uygulamasının olmadığını da belirtelim.

Stadyumda girişimcinin ne işi var?

Futbola ilgim giderek azalsa da bu sabah herhangi bir maç olmamasına rağmen ilk işim, Türk Telekom Stadyumu’na gitmek oldu.

Saat 10:30’da başlayacak toplantıda konuşmacılar arasında Galatasaray Spor Kulübü Ticaret Direktörü (COO) Ali Öğüdücü ve  Workinton CEO’su Pınar Massena vardı. Konu ise son zamanlarda üzerine daha fazla düştüğüm, ortak çalışma alanları (Coworking Space) olunca, tüm açıklamaları dikkatle dinledim ve aşağıdaki notları aldım.

Workinton, hızlı büyüyor

Türkiye’deki ilk ortak çalışma alanı, Urban Station’ı duyduğumda bundan 5 sene önceydi ve bu yeniliği, heyecan içerisinde bu video ile paylaşmıştım. Urban Station’dan hemen sonra ortaya çıkan Workinton, şu sıralar Kolektif House ile beraber, bu alandaki en büyük markalardan biri konumuna geldi.

Galatasaray da, bu yükselen trendi çok iyi bir fırsata çevirerek, “Yaşayan Stadyum” vizyonuna uygun olarak, stadyumun bir bölümünü GS Workinton markası ile girişimcilere açmış durumda. Maç günleriyle sınırlı olmadan dilediğiniz her gün, bu ofislerde çalışmak mümkün.

GS Workinton, nasıl bir yer? (VİDEO)

Modern tasarıma sahip, ergonomik mobilyalarla süslenen 14. Workinton şubesi olan bu ortak çalışma alanında toplamda 16 hazır ofis, Galatasaray tarihindeki önemli kişilerin isimlerini taşıyor.

Günde 40 TL veya aylık 820 TL ile başlayan fiyatlarla, farklı alanlarda çalışmak isteyenler için inanılmaz bir seçenek olan GS Workinton, aynı zamanda maçları izlemek için tribün görevi de üstlenecek.

Toplantıda konuşan Galatasaray Spor Kulübü Ticaret Direktörü (COO) Ali Öğüdücü, oluşturulan ortak çalışma alanının yarısının daha şimdiden satıldığını, kalan kapasitenin de kısa süre içerisinde satılmasını beklediğini belirtti. Beklenen bu yoğun ilgi üzerine Workinton CEO’su Pınar Massena ise, stadyumdaki bu alanı daha da büyütmek zorunda kalacaklarını açıkladı.

Toplamda 700 metrekarelik alana sahip olan GS Workinton’da, 2 toplantı odası ve 70 çalışma masası mevcut.

Yükselen değer: ortak çalışma alanları

Workinton’ın Vodafone Stadyumu’nda açtığı 12. şubesi, bu alandaki ilk işbirliği olsa da, kapsam ve konsept göz önüne alındığında GS Workinton’ın bir ilk olduğunu söyleyebiliriz.

Geçtiğimiz günlerde paylaştığımız WeWork’ün Türkiye macerası haberi ve Kolektif House’taki gelişmelerden sonra, GS Workinton, paylaşım ekonomisinin ülkemizi yavaş yavaş ele geçirdiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Konuyla ilgili gelişmeleri, TechInside okurları ile paylaşmaya devam edeceğiz.

Not: Her ne kadar basın mensubu olsam da, spor basınındaki arkadaşlarım gibi Galatasaray SK Başkanı Dursun Özbek’i her yerde görmem pek mümkün değil. Bir Galatasaraylı olarak, fırsattan istifade, GS Workinton’ın ilk gününde bu pozu kayıt altına aldık ??

https://www.instagram.com/p/BXi75tugRpS/?taken-by=hakki_alkan

ABD ordusu DJI drone’ların kullanımını yasakladı

0

ABD ve Çin arasındaki soğuk savaş giderek sertleşirken ABD ordusunun yeni kararı, dijital dünyada “üretici” konumunda olmanın önemini tekrar ortaya koydu.

Çin’in tüm dünyaya drone satan dev üreticisi DJI’ın drone’ları artık ABD ordusu içinde kullanılmayacak. ABD’nin bu karara gerekçesi ise dijital casusluk ve siber güvenlik açıkları olarak gösterildi.

Tüm ordu birimlerine 2 Ağustos’ta gönderilen memo ile iletilen yasağa göre, DJI markalı drone’lar ve bu firmanın ürettiği donanımlar artık ABD ordusu içinde kullanılmayacak. Buna göre, tüm ordu birimleri DJI’a ait yazılımları, pilleri, donanımları kullanmayı sonlandıracak ve bu bileşenleri orduya ait sistemlerden sökecek ve kaldıracaklar.

Yatırım bankası Goldman Sachs’ın analizlerine göre dünyada satılan tüm drone’ların %70’i DJI markasını taşıyor. Yine Goldman Sachs’a göre Çinli üreticinin önümüzdeki birkaç sene içinde 100 milyar dolar şirket değerini de aşması bekleniyor.

Ancak ABD ordusunun aldığı karar DJI için önemli bir sorun olabilir zira ABD ordusu gözetleme ve keşif gibi ihtiyaçları için çok sayıda drone kullanırken, DJI’a karşı alınan bu tavrın yakında tüm NATO üyesi ordularda da kabul görebileceği beklentisi çok yüksek.

Microsoft Outlook.com’u yeniden tasarlıyor

0

Microsoft’un Outlook ile imtihanı bitmiyor. Hotmail’i satın aldıktan sonra ismini değiştirerek Outlook olarak değiştiren Microsoft, geçen yılda Outlook.com üzerinde önemli bir güncelleme yapmıştı.

Microsoft şimdi Outlook üzerinde büyük bir değişim daha planlıyor. Outlook.com beta servisini duyuran Microsoft yeni beta hizmetiyle kullanıcılarına daha fazla kişiselleştirme imkanı, akıllı gelen kutusu ve daha yetenekli bir ajanda sunmayı hedefliyor.

Kullanıcılar normal Outlook.com mail kutusunun sağ üst kısmındaki Betayı Dene tuşuna basarak beta görünümüne ulaşabilecekler. Yeni duyurulan beta servisi, birkaç hafta içinde tüm dünyadaki Outlook.com kullanıcılarının erişimine açılmış olacak.

Microsoft, beta servisi üzerinde olgunlaştırdığı yeni özellikleri zaman içinde ana servise entegre edecek. 

Çinli Didi Orta Doğu’ya açılıyor

0

Çin’in en büyük araç paylaşım/taksi uygulaması Didi Chuxing, Çin dışına açılmak adına önemli bir yatırım yaptı.

Uber’in Çinli rakibi Didi, Orta Doğu, Afrika ve Asya’da önemli bir pazar payına sahip olan araç paylaşım uygulaması Careem’e ortak olduğunu duyurdu. Didi’nin Careem’e ne kadar yatırım yaptığı açıklanmadı ancak önemli bir miktar olduğu tahmin ediliyor.

Didi ayrıca Careem ile akıllı ulaşım teknolojileri, ürün geliştirme ve operasyonlar alanında ortak çalışma yapacaklarını vurguladı.

400 milyon kullanıcıya sahip olan Çinli Didi Chuxing şu anda Uber’in en önemli rakipleri arasında yer alıyor. 2015’te kurulan şirket bugüne kadar 15 milyar dolar yatırım aldı ve bu yatırımın 1 milyar doları da Apple’a ait. Didi, dünya çapında bir akıllı ulaştırma ağı kurmak istediğini her fırsata belirtiyor ve bu yeni hamlesi de uygulamanın özellikle Orta Doğu’da güçlenmesi adına çok önemli bir adım olarak yorumlanıyor.

Yolcular, pilotsuz uçak seyahatine sıcak bakmıyor

Havacılık uzmanları uçakların artık neredeyse kendi kendilerine uçtuklarını söylese de, pilotun olmadığı bir uçak yolculuğu fikrine pek sıcak bakmıyoruz. 

Yayınlanan yeni bir araştırma gösteriyor ki, insanların birçoğu gelişen teknolojiye ve sürücüsüz araçların başarısına rağmen pilotsuz bir uçakta seyahat etmek istemiyor.

Pilot yoksa, biz de yokuz!

Yatırım bankası UBS tarafından yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, 8,000 katılımcıdan %54’ü daha uygun fiyata olsa böyle bir uçak yolculuğunu reddedeceklerini söyledi. Pilotsuz uçak yolcuğuna rahatlıkla evet diyenlerin oranı ise sadece %17.

Sonuçları ülke bazında değerlendirecek olursak Amerikanlar bu fikre en olumlu yaklaşan millet. Fransız ve Almanlar ise tam tersi.  Tabii ki yaş aralığı da tercihleri etkileyen bir diğer faktör. 18 – 34 yaş grubu, pilotsuz uçak yolculuğuna en sıcak bakan kitle.

Pilotsuz uçak yolculuğu mantıklı mı?

Araştırmada yer verilen bilgilere göre uçak kazalarının yaklaşık %80 insan faktörü nedeniyle gerçekleşiyor. Kalan %20’lik dilim ise donanımsal problemlerden meydana geliyor.

Havayolu şirketlerinin pilotsuz uçaklara sıcak bakmasının ana sebeplerinden biri de maliyet. Çünkü sektör şu anda pilotlara yıllık 30 milyar dolar ödeme yapıyor. Pilotların yerini bilgisayarlar alırsa, bu maliyet ciddi oranda düşecek.

TeknoSA 2017 yılı için ikinci çeyrek raporunu açıkladı

0

TeknoSA, 2017 yılının ikinci çeyreğinde 842 milyon TL’lik ciroya ulaşırken, 8 milyon TL de kar elde etti. Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) ikinci çeyrek sonuçlarını açıklayan TeknoSA, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre aynı mağazalarda yüzde 14,3’lük büyüme sağlayarak 2017’deki sonuçların üzerine koymayı başardı.

Online tarafta da performansını artıran şirket, geçen yılın ikinci çeyreğine göre yüzde 25’e yakın büyüme kaydetti. TeknoSA, FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kar) rakamlarında da ilk çeyreğe göre 1 puanlık artış sağlayarak yüzde 4’den yüzde 5’e çıkardı.

İkinci çeyrek sonuçlarını Bülent Gürcan değerlendirdi

2017 yılı ikinci çeyrek finansal ve operasyonel sonuçlarını değerlendiren TeknoSA Genel Müdürü Bülent Gürcan,

“Perakende sektörü için genelde durgun geçen ilk 3 ay içinde yükselen bir grafik, başarılı ve pozitif finansal sonuçlar açıklamıştık. İkinci çeyrek içerisinde özel günlerin yarattığı hareketlilik ve farklılaşan hizmetlerimizle aynı mağaza satışlarında hedeflediğimiz artışı yakaladık ve karlılığımızı katladık.

Öncülük ettiğimiz çoklu kanal modelinde derinleşmeye devam ediyoruz. İlk yarı toplam ciromuz 1 milyar 531 milyon TL olarak gerçekleşti. Karlılık ise 9 milyon TL’ye ulaştı. Hedefimiz, yılın diğer yarısında sektörün üzerinde büyüyerek pozitif değer yaratmayı sürdürmek” dedi.

Google o notu yazan çalışanı işten çıkardı!

2

Google bir süredir kadın-erkek eşitliği konusundaki tartışmalarla çalkalanıyor. Şirkette erkek egemen bir anlayışın hakim olduğunu savunan kadınlar daha fazla çalışanın ve yöneticinin kadın olması için gösteriler yaparken yazarı belirsiz şekilde yayınlanan bir not, şirketi daha da karıştırdı.

12 sayfalık notta, şirkette insanların yeteneklerine göre seçilerek işe alındığını, kadınların genel olarak teknolojiyle ve kodlamayala ilgilenmediği için bu alanda erkeklerin ağırlık kazandığını anlatan memo, kadın çalışanların daha da öfkelenmesine neden oldu.

Şirket içinde notu kimin yazdığı bilinse de notun yazarı anonim kalmayı tercih etmişti ancak Google yönetimi bugün o notu yazan James Damore isimli erkek mühendisi işten çıkardığını duyurdu. Öte yandan James Damore işten atılmasını gerektirecek bir suç işlemediğini, teknoloji dünyasında erkeklerin rolüne dair görüşlerini açıkladığını ve bu yüzden kovulmasının haksızlık olduğunu dile getirerek Google’ın bu hamlesine karşı yasal hakları konusunda araştırma yaptığını, büyük ihtimalle Google’a dava açacağını açıkladı.

Google, şirket içindeki kadın çalışanların öfkesini dindirmek için James Damore’i işten atmış gibi görünüyor ancak şimdi de erkek çalışanları rahatsız edip isyan etmelerine neden olabilir. Google yakın zamanda çok karışacak gibi görünüyor.

Blockchain gelecekte yaşantımızı nasıl değiştirebilir?

Son zamanlarda Blockchain’in ne olduğu ve nasıl çalıştığı ile ilgili yazılarla sıklıkla karşılaşmış olabilirsiniz. Bu yazıda, Blockchain’in ne olduğunu bildiğimizi düşünüp başka bir yerden yaklaşıyorum ve sizlere Blockchain ile neler yapılabileceği hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.

Blockchain’in amacı nedir?

Önce kısaca blok zinciri ne işe yarar onu tekrar hatırlayalım:

Blockchain;kullanıcılarının anonim olduğu, verilerin tüm kullanıcıların bilgisayarında dağıtık bir biçimde saklandığı ve veri bloklarının birbirine bağlı olmasından ötürü, geçmişteki bir bilgiyi değiştirmenizin mümkün olmadığı bir veritabanıdır.

Verilerin merkezi bir veritabanında olmamasından ötürü, kaybolma riskinin olmadığı, değiştirilme şansının olmadığı avantajlar sağlar. Verilerin sahibi kullanıcıların anonim olmasından ötürü tanınmanızı, mal varlığınızın bilinmesini engeller.

Bugüne kadar neler yapıldı?

Aslında burada genel olarak blockchain adı ile bahsedeceklerimiz, üzerinde yazılım geliştirilebilen de bir ağ olan Ethereum ağı olacak. Ethereum, Solidity adında bir yazılım dili ile üzerinde uygulama geliştirmeye müsait bir platform.

Sayfadaki pikselleri satma uygulaması ile Ether vererek satın aldığınız piksel tarlasındaki alan sonsuza kadar sizin! Ya da Ethereum ağında bir kraliyet silsilesi oluşturup bir süreliğine tahta çıkabilirsiniz. Dünyaya bırakmak istediğiniz mesajınızı, Blockchain’e yazarak sonsuza kadar orada kalmasını sağlayabilirsiniz ya da sonsuza kadar saklamak istediğiniz, bir fotoğrafınız da olabilir.

Yukarıda bahsettiğim örnekler ve bunlar gibi birçoğu aslında geliştirilmiş ve çalıştırılması durdurulmuş uygulamalar. Uygulama geliştiricilerin blockchain konseptini daha iyi anlaması için hazırlanmış olabilir. Fakat karmaşık iş yapısı olmayan bu modeller bize blockchain’in nasıl değiştirilemez olduğunu kolayca gözlemleme fırsatı sunuyor. Örneğin, bir blok içerisine yazılan mesajınız, resminiz, kraliyet silsilesindeki yeriniz ya da ekranda satın aldığınız pikseller başka birisi tarafından silinemiyor, içerisine yazıldığı blok var oldukça yaşayacaklar.

Biraz daha işe yarar örnekler:

Alan adı tescil etmenin günümüzde bir çok farklı siteden yolu var. Fakat blockchain alan adı tescil etmenin ve sonsuza kadar yaşatmanın, daha sonra da başkasına kolayca transfer edebilmenin en iyi yolu değil mi? PeerName adlı uygulama bu konsept üzerinde çalışıyor. Ethereum karşılığı aldığınız alan adı (mehmetdavut.eth), Ethereum networküne yazılıyor ve artık bu sahipliği bir başkasının değiştirmesi mümkün olamıyor. Uygulama geliştiricileri, .eth ve .bit gibi uzantıların şu an ICANN tarafından desteklenmediğini ama gelecekte farklı tarayıcılar, farklı arabirimler ile bunların çalışacağına inandıklarını belirtmişler.

Müzik üreten sanatçıların telif hakları karşılığını alabilmesi için ortaya çıkan girişim UJO, dinleyicilerin satın aldıkları müzikleri Ethereum’a yazıyor. Böylece sanatçı, satın alınan ya da dinlenen müziği için blockchain’e yazılmış rakamları görüyor hatta arada bir aracı müzik şirketi olmadan ürettiklerini son kullanıcıya ulaştırıp para kazanabiliyor.

Ve benim en çok sevdiklerim ise evlilik kontratları. Ethereum cüzdanınızla, bir başka Ethereum cüzdanını işaret ederek evlendiğinizi tüm blockchain’e bildirebiliyorsunuz. Bununla ilgili çeşitli uygulamalar görmüştüm. EtherLovers da aşkınızı tüm Ethereum ağına ilan etmek için bir başka girişim.

Tabii bu uygulamaların da konsept olduğunu ve henüz tam anlamıyla çalışmadığını belirtelim.

Daha önceki yazımda ise Blockchain ile nasıl kitlesel fonlama yapılabileceğinden bahsetmiştim:

Peki biz Blockchain’le neler yapabiliriz?

Yukarıda bahsedilen örnekler hep Ethereum ağında olsa da başka Blok Zinciri altyapıları kullanarak da uygulamalar geliştirebiliriz, ayrıca Ethereum’u sadece bizim izin verdiğimiz bilgisayarlar bağlanacak şekilde de kullanabiliriz. Bu yüzden örnekler Ethereum’dan ama buradan sonrasını Blok Zinciri’nde neler yapabiliriz diye düşünmek gerekiyor.

Bir çok yapımız şu anda Blok Zinciri’ne geçebilecek seviyede olduğunu düşünüyorum. Örneğin, evlilik; iki kişi ile yapılan ve bir nikah memuru tarafından bir deftere işlenen bir bilgi. Bunu blockchain üzerinde düşünecek olursak iki vatandaş, devletin onlara tahsis ettiği Block Zinciri cüzdanları ile anlaşmalarını arada memur olmadan blockchain üzerinde yapabilirler. Böylece kişiler de evlenecekleri kişinin daha önce evli olup olmadığı, ne zaman boşandığı gibi bilgileri cüzdan adreslerini öğrendikten sonra görebilir olacaklar. Bu veritabanı isteyen herkesin bilgisayarında bulunabileceği için kopyalarının değişmesinin mümkün olmayacağını bildirelim.

Blockchain’e kolayca eklenebilecek bir başka kurum ise Tapu ve Kadastro olabilir. Sonuçta sahip olduğunuz arsa parseli adınıza hazırlanan bir belge ile size teslim ediliyor ve Tapu Kadastro’nun belgelerine yerleştiriliyor. Bu gayet basit bir şekilde ilgili parsel, sizin blockchain cüzdanınıza yazılarak da gerçekleştirilebilir. Böylece 80 milyon’a o parselin size ait olduğunu ve kimsenin siz istemedikçe bunu değiştiremeyeceğini bildirirsiniz.

Noterde yapılan işlemler de ileride Blok Zinciri ile çözülebilir. Örneğin bir araba satışı işleminde noter bir satış belgesi hazırlayıp bunu onaylıyor ve bu saatten sonra otomobil el değiştirmiş oluyor. Aynı şekilde bir devlet kurumu tarafından verilen cüzdanlara sahip iki kişi, satılacak arabanın plakasını blockchain’e yazarak, noterin bunu kazmasını (mine etmesini) bekleyebilir. Yani noter mühür ve imzalı onaylama işleminden bir madenci gibi yazılan bloğu onaylayıcı şekline dönüşebilir.

Oy verme işlemi, kullanıcının sahip olduğu bir cüzdan ile blockchain’e yazılarak, tekrar eden oyların önüne geçilebileceği gibi, oy sayımını da sağlıklı ve hızlı hale getirebilir. Ayrıca daha sık seçim yapılabilmesini ve daha fazla konuda insanlara danışabilmeyi, geçerli oy sayısının ve katılımın artmasını sağlayabilir.

Peki buna neden gerek var?

Öncelikle yapılan işlem hareketlerinin kaybolma, değiştirilme imkanı yok. Aradaki bilgi transferini daha hızlı bir şekilde yapmaya olanak sağlayabilir. İşlemlerin yapılma süresi hızlanacağı gibi, işlemi tamamlamak için bazı durumlarda onaylayıcı makamın küçülmesini ve dolayısı ile maliyetlerin düşmesini sağlayabilir. Blok Zinciri teknolojisi, maliyetleri düşürebilir ve işlem hızını arttırabilir.

Hacker’lar HBO’dan fidye istiyor

1

Televizyon tarihinin en çok merak edilen dizisi Game of Thrones’u yayınlayan HBO, dizinin final sezonunda hacker’ların eline düştü.

Kanalın sunucularına giren ve henüz yayınlanmamış bölümlerle senaryoları ele geçiren hacker’lar, final sezonunun dördüncü bölümünü de göz dağı vermek için internet üzerinden yayınladılar.

Aynı hacker’ların şimdi HBO’yu rehin aldığı ve kanal yöneticilerinden fidye istediği haberi ortaya çıktı. Dizinin diğer bölümlerini yayınlamamak için kanaldan ödeme yapmasını isteyen hacker’ların ne kadar para istediği basına açıklanmadı ancak hacker’ların Mr.Smith ismiyle HBO CEO’suna gönderdiği email içindeki şu yorum fidyenin boyutu hakkında bilgi verebilir: “HBO, Game of Thrones için 12 milyon dolar değerinde pazar araştırması ve sadece dizinin son sezonu için 7 milyon dolar reklam yaptı. Bize harcayacağınız parayı da bir tür reklam yatırımı olarak düşünebilirsiniz.”

HBO Hacker’lara para ödemeli mi?

Hacker’lar bu konuda haklı olabilirler mi? Çünkü dizinin hacker’ların eline geçtiği haberleri dünyanın tüm medya kuruluşlarında birinci haber olurken, dizi için ölçülmesi imkansız boyutlarda bir reklam da yapılmış oldu. Hacker’lar şimdi bu hizmetin karşılığını istiyorlar.

YouTube mobil mesaj özelliğini açtı

0

YouTube, kullanıcılarn birbirine video gönderebileceği, text ve sembollerle mesajlaşabileceği mobil mesajlaşma özelliğini kullanıma açtı.

Google aslında çok sayıda farklı mesajlaşma uygulamasına sahipken, bir de YouTube’un kendi mesajlaşma uygulamasını yaygınlaştırmaya çalışması eleştiri konusu oldu. Ancak YouTube, kullanıcıların birbirine mobil olarak video ve mesaj gönderebilmesini, Facebook ile artan rekabetinde çok önemli bir avatanj olarak görüyor.

Halihazırda YouTube mobil uygulamasını telefona kurmuş olan kullanıcılar böylece beğendikleri videoların linklerini arkadaşlarına gönderebilecekler ve arkadaşları da uygulama içinde linke basarak videoyu hızlıca çalıştırabilecek.

Google bu özelliği Ocak 2017’de Kanada’da teste başlamış ve o günden itibaren Kanadalı kullancıların YouTube videosu paylaşma oranı, diğer ülkelere göre çok belirgin şekilde yükselmişti. Dolayısıyla YouTube mobil mesajlaşma özelliği sayesinde YouTube’daki izlenme rakamlarının hızla artmasını bekliyor.

Akıllı Şehir Ödülleri düzenlenen etkinlikle sahiplerini buldu!

1

Akıllı Şehir Ödülleri için IDC tarafından düzenlenen törenle üçüncü kez sahiplerini buldu. Ödül törenine Yeni Zelanda ve Singapur ikişer ödülle damga vurdu. Asya Pasifik bölgesini kapsayan ödüllerde Çin, Güney Kore ve Hong Kong da ön plana çıkan ülkeler arasındaydı.

Akıllı Şehir Ödülleri’nde aslan payı Singapur’un oldu

Ödüller 14 farklı kategori üzerinden sahiplerini bulurken, 18 farklı proje bölgelerinde en iyi olmaya hak kazandı. Bu 14 kategori arasında, yönetim, arazi kullanımı, çevre yönetimi ve akıllı binalar ön plana çıkıyor.

IDC, geçtiğimiz yıl yapılan inovasyonların genel olarak insan odaklı yapı içerisinde olduğunu açıkladı. Söz konusu ülkelerin akıllı şehir projelerinde düşük bütçe-yüksek etki prensibini çok iyi uyguladığını da belirtti. Bütçelerin düşük tutulması ve masrafların en aza indirilmesi, ülke vatandaşlarının şehirler gelişirken, bunun etkisini kendi bütçeleri üzerinde çok fazla hissetmemesini sağladı.

Akıllı Şehir Ödülleri, prensip olarak bütçe yönetimini ön plana çıkartırken, inovasyonları çok konuşulan ama bütçe yönetiminde bu inovasyonları doğru bir şekilde yansıtamayan ülkeler ise IDC’den eli boş döndü.