Para bizim topraklarımızda bulundu, ilk antlaşmayı yapanlar da bu topraklardan çıktı mı? Baharatyolu ve İpekyolu üzerindeki bu coğrafyada hangi tüccarlar, şirketler var oldu? Peki, dünya çapında asırlık markalar niye çıkmasın?
Belçika’nın batı şehirlerinden ve İpekyolu’nun son noktalarından olan Gent’te Cafe Den Turk mekanı bu izlerden biridir. 1228 yılından beri ayakta olan mekan, Çin’den ve Türk illerinden gelen ürünlerin satış noktasıymış. 900 yıla yakındır hala ayaktadır…
Kervansaraylarıyla ünlü Anadolu’da hiç mi kalıcı işletmeler, asırlar ötesinden bugüne taşınmadı?
Anadolu’nun ekonomi tarihine doğru yol aldıkça onlarca soru hemen kendini gösteriyor. Ara sıra konuya dikkat çekerek yüzyıllık şirketlerin, markaların peşine düşüyorum ve ilgi uyandirmaya çalışıyorum.
Osmanlıda başlayıp günümüze gelen marka veya şirket sayısı tahminlerin üzerinde. Daha önce bu konuda bir tv programı yaptım ve çalışmalar yaptım. İnşallah yenilerini de başkaları yapma şansı bulur. Tespihin taneleri gibi her gün bir markanın, ailenin, şirketin öyküsünü bir Ramazan ayı boyunca ekrana taşımıştım.
Program tamamlandığında Türkiye’de ilk defa yüzyıllık markalar ve şirketler toplu olarak ekrana ilk kez gelmiş oldu. Bazı programları YouTube’da bulabilirsiniz. Hem Ramazan ayının ruhuna uygun olarak anılar, hikayeler ve başarı çizgisi konuşuldu, hem de iktisat tarihimiz için bir sayfa açılmıştı.
Bunların isimlerini sıralayarak, bundan sonra yapılacak çalışmaları sınırlandırmak istemiyorum. Çünkü her gittiğim şehirde yeni yüz yılı aşan kurum ve kuruluşlar gördüm.
İnşallah genç arkadaşlar, konuyu daha kapsamlı halde gündeme taşırlar. Çünkü dünyada 100 yılı yüzlerce yıla varan markaları var.
Dünyanın en eski şirketi Japonya’da bulunuyor. 1500 yıla yakın bir tarihi var. Ev yapımında kullanılan bambu ticareti ile başlayan süreçte inşaat faaliyetlerini sürdüren Kongo Gumi’yi hepimiz merak ediyoruz. Şirketin kökleri milattan sonra 500’lü yıllara dayanıyor.
İnşaat işiyle uğraşan Kongo Gumi, Milattan Sonra 578 yılında Güney Kore’den Japonya’ya göç eden Kongo Ailesi tarafından kurulmuş. İlk işi ise bir Budist Tapınağı’nı onarmak olmuş. O tarihten bu yana sürekli ekonomik hayatın içinde kalmayı başaran Kongo Gumi, 14 asırda binlerce inşaat yapmış.
Kongo Gumi, 40 nesildir devam eden bir başarı hikayesidir.
Göçler başarılı insanların hayatlarında önemli ivme kazandıran olaylar arasında görülüyor. Türkiye’deki en eski şirketler için de benzeri kıyaslamalar yapılabilir.
Mesela 93 Harbi sonrası Balkanlar ve Kafkaslardan gelen Türkler, İstanbul’da köklü şirketlerin kurulmasını sağlamış. Osmanlı döneminde şirket yoktu ve aile işletmeleri vardı.
Bu işletmelerden biri de Zilciyanlar’dı (Zildjian). Zilciyan ailesi de dünyanın en eski şirketlerinden biri kabul ediliyor.
1623 yılında Zilciyanlar’ın Yeniçerilere yani Mehter Takımına zil yapmaya başlamasından bugüne kadar uzanan zil üretiminin hikayesidir bu. Ailenin bir kısmı 1930’larda Amerika’ya, diğer kısmı 1960’larda Kanada’ya göç etmesiyle bir Amerikan şirketi olarak devam ediyor. 1978 yılında Türkiye’de kalan son Zilciyan’ın ölümü ile üretime ara veriliyor. O’nun yanında yetişen Mehmet Tamdeğer’in 1980’den sonra Agop ile birlikte çalışması tekrar başlıyor.
Dolap beygirleri ile tornası yapılan ziller bugün elektrik enerjisi ile üretiliyor. Zil üretimi; bakır kalay karışımı bronz kullanılarak tavalama, fırınlama, silindirden geçme, torna, çekiçlenme ve tekrar torna gibi aşamalardan geçiyor.
Samatya’daki üretim yerleri hala hüzünlü ve metruk şekilde duruyor. Ancak Zilciyan zilleri hala dünyanın en iyi ziller olarak Caz dünyasında yerini koruyor.
Aslında yüzyıllık şirketlere bakmadan önce Osmanlı’daki ekonomik faaliyetlere bakmak gerekiyor. Osmanlı tüccarları o dönemde dünyanın ulaşılabilen en uç noktalarına varmışlar. Piri Reis’in haritasının her noktasına varmış tüccarlardan bahsediyoruz.
Afrika’da, Pasifik’te, Uzakdoğu’da ve Asya’da pek çok ülkeye İslamiyet’i tüccarların götürdüğüne dair tarihi kayıtlar bulunuyor. Peki, bunlar günümüze niye taşınmadı?
17. yüzyılda Venedik uluslararası ticaretin önemli merkezlerinden biri. O döneme ait Venedik gazetelerinden biri Beypazarlı bir Türk tüccarın cenaze duyurusunu verir. Beypazarın pirinci başta olmak üzere farklı emtiaları dünya pazarına taşıyan bu tüccar, Venedik tüccarları arasında en saygınlarından biridir. İlan da onların üzüntüsünü paylaşmak için verilmiştir.
Telkâri denilen gümüş işleme Mardin ve Beypazarı’nda görülüyor. İlginç ki aynı dönemde Venedik’e taşınmış bu işleme zanaatı. İhtimaldir ki aynı tüccarlar ile taşınmış olabilir.
İstanbul Ticaret Odası 135. Kuruluş yılını kutlamaya hazirlaniyor. 135 yıl önce İstanbul’da yabancı onlarca ticaret odası bulunuyordu. İngilizler’in 8, Fransızlar’ın 5 hatta Osmanlı’dan yeni ayrılmış olan Yunanistan’ın bile 2 ticaret odası bulunuyordu.
İstanbul, bir cazibe merkeziydi ve uluslararası ticaretin önemli bir kavşak noktasıydı.
Osmanlı’nın gerilemesi, parçalanması ile binlerce ticari işletme de yok olup gitti. Özellikle sanayi devri ile birlikte iş yapış teknikleri ve Amerika’nın keşfinden sonra dünyadaki eksen kayması Osmanlı tüccarlarını etkiledi.
İspanyollar ile başlayan küresel imparatorluk ve sömürge dönemi, Hollanda, İngiltere ile devam etti. Her asır ayrı bir yıkım getirdi Osmanlı’ya.
Bugün 100’e yakın yüzyılı aşan işletme, şirket ve marka var bildiğimiz. Her birinin ayrı bir hikayesi var ve büyük sancılarla günümüze gelmişler.
Türkiye, Cumhuriyet’in 100. Yılına doğru giderken yüzyıllık markalarına da sahip çıkılmalı. Asırlık markalara sahip çıkan ailelere teşekkürü borç bilmeliyiz.
Türkiye’nin asırlık markaları…
Arena ve ASUS, Distribütörlük Anlaşması İmzaladı

Ürün Portföyüne dünyanın en güçlü markalarını dahil etmeye devam eden Arena, 2015’in 4. çeyreği itibariyle Tayvan merkezli teknoloji devi ASUS ile PC & AIO ürün grubundan sonra Notebook ürün grubunda da distribütörlük anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında ASUS, ürünlerini, Arena’nın Türkiye genelindeki 20.000’i aşkın aktif iş ortağı aracılığıyla son kullanıcıya ulaştırmayı hedefliyor.
Konuyla ilgili olarak Arena Genel Müdür Yardımcısı Kenan Akbaş, şunları söyledi:
“Arena olarak, teknolojiye yön veren dünyanın en önemli markalarından biri olan ASUS ile yapmış olduğumuz işbirliğinden ötürü çok mutluyuz. Üretici ve iş ortaklarımızın ihtiyaçlarından yola çıkarak kurduğumuz, deneyimli kadrolarımız ile ASUS’un yenilikçi son teknoloji dizüstü bilgisayarlarını Türkiye’nin dört bir yanına ulaştıracağız. Bilişim endüstrisinde 2015 yılı zor geçmesine rağmen deneyimli kadrolarımız ve stratejik iş ortaklarımızla birlikte PC pazar payımızı %15’in üzerine çıkartarak, yılın son çeyreğinde ASUS markası ile daha da güçlendik. Bu başarı ile anlaşma imzaladığımız ASUS ürünlerinin pazar payımızı daha da arttırarak %20’nin üzerine çıkarmasını hedefliyoruz. Bu başarıya ulaşmamızı sağlayan bütün iş ortaklarımıza sonsuz teşekkür ediyoruz. Yeni yıl da istikrarlı bir şekilde büyümeyi sürdürmeyi ve bu birlikteliğin her iki taraf için hayırlı olmasını diliyoruz.“
2026’yı İnsan Egosu Şekillendirecek
Klişe bir tabirle yeni yılınız kutlu, mutlu ve başarılı olsun diyerek başlamalı söze. Değişen takvim yılı gibi görünse de, ardında zamana yetişemeyen planlar bırakıyor tarih boyunca olduğu gibi. Değişimin ayak sesleri biraz daha yüksek sesle yankılanıyor iş dünyasında. Ama bilgisayarların hayatımıza girdiği günden bu yana yaşanacak, belki 10 yıllık bir dönüşüm de var karşımızda.
2016 için pek çok yerde öngörüler, tahminler ve beklentiler çıktı karşınıza. Türkiye ve teknoloji dünyasından baktığımızda biraz da pazarlama cilasıyla 4,5G’ye devşirilen iletişim dünyası oldukça hareketli geçecek. Mobil cihazların hakimiyeti biraz daha artacak. Etrafta geride bıraktığımız yıla oranla çok daha fazla tanımlanmış uçan cisim, yani drone göreceğiz. Belki birkaç parlak fikir yaşamlarımızda uzun yıllar kalmak üzere giriş yapacak. Ama dediğim gibi, 2016 bir dönüşümün giriş kapısı benim gözümde. Yazının sonunda görebileceğiniz gibi başka kişi ve kurumların da…
Mesela yapay zekanın gerçeğe yakın örnekleriyle karşılaşacağız. Sonraki 10 yılda ise otomasyon teknolojilerinin yapay zeka ile nasıl karar verici hale geldiğini göreceğiz. 2025, belki 2026’da yapay zekaya sahip makinelerin şirketlerin denetim kurullarında olmasıyla karşılaşacağız. Yönetim kurulunda Chief Artifical Intelligence Officer’lar yani CAIN’ler karşımıza çıkar mı şimdilik belirsiz. Daha doğrusu buna teknolojiden çok kontrolü elinden bırakmak istemeyen insan egosu karar verecek.
2015’te sürücüsüz otomobillerin ilk örneklerini yollarda görmeye başlamıştık. 2026’da ise otomobil kullanmayı büyük ölçüde bırakacağız. Bizim yerimize gelişmiş, belki aynı zamanda psikologumuz olan yapay zekaya yakın makineler kullanacak araçları. Yine otomobilin içinde olacağız, ama direksiyona dokunmadan işimize bakacak, otomobilimizin akıllı camından belki e-postalarımızı okuyacak, belki bir sonraki hafta şehrimize gelecek sanatçıların videolarını izleyeceğiz. Bu sırada otomobilimizi yöneten yazılımlar o anki trafik durumuna göre en ideal rotayı kendi başına çizecek, anlık değişiklikleri algoritmasında değerlendirerek yolunu değiştirecek ya da bize alternatifi kullanmak isteyip istemediğimizi soracak. Bunu belirleyecek olansa yine biz insanların egosu ve o anki ruh halimiz olacak.
Dönüşüm sadece bunlarla sınırlı kalmayacak, akıllı şehirlerin lafta kalmayan gerçekten akıllanmış halleriyle karşılaşacağız. 2026’da ikinci baharını yaşayacak olan 5G yerine 6G’ye geçme çalışmalarının akıllı şehirler üzerindeki faydalarını konuşup yazacağız. Testler zaten başlamış olacak. Teknolojiden anladığını sanan bazı medyatik yayınlar 6G ile kaç saniyede film indirebileceğimizi yazacak. Ama asıl etkinin ve faydanın tamamen dijitalleşmiş şehirlerde görüleceğini atlayacak. TechInside gibi kurumsal teknoloji yayınlarında hem bu dönüşümü hem de Endüstri 5.0’ın sektörlere getireceği etkileri okuyacak ve izleyeceksiniz.
Evimizde bugünün buzdolabı, televizyon gibi standart cihazları arasına katılan üç boyutlu cihazların aynı zamanda evimizin kendisi ve içindeki cihaz ve eşyalar için bir yedek parça deposu haline geldiğini göreceğiz. Bir ürünü alırken içinde bulunan yazılım akıllı evimizle bağlantılı hale gelecek. Eşyanın, cihazın kullanımı üretici/pazarlayıcı şirket tarafından gözlem altında tutulacak. Milyonlarca cihazdan gelen veriler hızlanan altyapılar ile işlenecek, iyice gelişmiş predictive analytic yani tahmine dayalı analiz teknikleri çıkabilecek arızaları merkeze bildirecek. Diğer yandan servis ve bakım şirketleri sizi arayıp durumdan haberdar ederek bakım için gelmelerini isteyip istemediğinizi soracak. Benzer bir bakım senaryosu otomobiliniz için geçerli olacak. Sizin ajandanıza bakarak şehir dışında olduğunuz bir gün aracınızın servise gelip bakımının yapılmasını isteyip istemediğinize karar verilecek. Bunu yaparken de yine tahmine dayalı analiz çözümleriyle size arıza çıkabilecek tarih ve maliyet bilgileri sunacak. Şimdi yaptırırsanız şu kadar indiriminiz olacak paketiyle birlikte. Kararı mantığınız belki biraz da egonuz verecek…
Sadece 10 yıl sonrası için çok ‘uçtuğumu’ düşünebilirsiniz. Ancak yazının başlarında dediğim gibi, bu konuda yalnız değilim. Bahsettiğim yeniliklerin –yönetim veya denetim kurullarında yapay zekaya sahip makineler dahil- çoğu, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2015’in ikinci yarısında yayınladığı ve 800 kadar uzmanın görüşleriyle şekillenmiş “Deep Shift: Technology Tipping Points and Societal Impact” başlıklı raporunda yer alıyor. Bunların ne kadarının ne oranda gerçekleşeceğine ise sadece ve sadece insan egosu karar verecek.
Hayatınıza anlam katan pozitif bir yıl olması dileğiyle, iyi seneler…
İtalya Apple’a 350 milyon dolar ceza kesti

Apple’ın vergi uygulamaları her zaman soru işareti oluşturmuştur. Kazancını yurt dışından elde ettiğini gösterip şirketin gelirlerini de İrlanda’daki merkezine yönlendirerek İrlanda yasalarına göre çok düşük bir vergi ödediği öne sürülen Apple’ın bu uygulaması zamanında ABD Başkanı’nın bizzat şikayetine de konu olmuştu.
Ancak şimdi İtalya da, Apple’ın İtalya topraklarındaki ticari faaliyetlerini mercek altına almış görünüyor. İtalyan vergi memurları, 2008 ve 2013 yılları arasında Apple’ın beyanlarında usulsüzlükler tespit ettikleri için şirketin İtalya ofisini ve İtalyan çalışanlarını ağır baskı altında tutuyorlar.
İtalyan’lara göre, Apple 2008-2013 yılları arasında İtalya’daki satışları nedeniyle 800 milyon dolardan fazla vergi kaçırmış bulunuyor. Bu rakamın ispatlanması halinde, Apple milyarlarca dolar ceza kesilmesi de gündeme gelebilecek.
Anca Apple, İtalyan maliyesi ile anlaşma yoluna giderek, söz konusu dönem için 350 milyon dolarlık vergi ödemeye razı oldu.
Ancak maliye ile anlaşmasına rağmen, İtalyan savcıları Apple’ın vergi kaçırmak amacıyla, şirketin uluslararası yapısını kullanarak suç işleyip işlemediğini soruşturmaya devam edecek. Bu nedenle, İtalya’daki Apple ofisinin çalışanları da ağır bir soruşturma geçirecekler. Ancak şirket yöneticileri suçlu bulunsalar da cezaları, maliye ile anlaşma olmadan yaşanacak bir cezadan daha hafif olacak.
iLab Holding, Arabam.com’u bünyesine kattı!

Arabam.com yatırımı ile birlikte araba seri ilanları alanına güçlü bir giriş yapan iLab Holding, online seri ilan kategorisinde önemli bir iş tecrübesine sahip. iLab Holding halihazırda portföyünde Türkiye’nin lider iş ilanları portalı Kariyer.net ve önde gelen emlak ilanları girişimi Emlakjet.com’u bulunduruyor.
2000 yılında kurulan Arabam.com, milyonlarca internet kullanıcısı, binlerce oto galerisi ve otomotiv şirketine hizmet ediyor. Oto galeriler ve tekil bireyler tarafından yayınlanan 100 binlerce motorlu taşıt ilanını, Arabam.com internet sitesinde ve iOS/Android mobil platformlar üzerinden son kullanıcılar ile buluşturuyor.
iLab Holding Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa E. Say, yaptığı açıklamada: “Arabam.com yatırımımız, iLab Holding’in online seri ilan pazarına stratejik büyüme alanı olarak bakışının sonucu. Doğan Grubu Arabam.com’u bugün Türkiye’nin lider araba ilanları portalı haline getirerek önemli bir başarı göstermiştir. Bizler de bundan sonra iLab olarak Arabam.com platformunu yeni hedeflere taşıyabiliyor olmaktan büyük heyecan duyuyoruz” dedi.
2016 Sanal Gerçeklik Kasklarının Yılı Olacak!
Microsoft’un HoloLens isimli artırılmış gerçeklik kaskını bir köşeye koyarsak, 2015 yılı sanal gerçeklik adımları açısından kısır bir yıl olarak geride kaldı.
Her ne kadar çeşitli tüketici fuarlarında sıkça gündeme gelse de sanal gerçeklik kaskları, son tüketiciye henüz aktif olarak ulaşabilmiş değil.
Ancak firmaların son atılımlarına göre 2016 yılı, sanal gerçeklik için elle tutulabilir bir yıl olacak.

Bilindiği gibi; Oculus, Sony, Valve ve HTC, aktif sanal gerçeklik kaskları ile tüketici duyurularını ve tanıtımlarını yapan firmalar arasından öne çıkan isimlerdendi. Bu isimler arasından son tüketiciye en yakın isim ise, Oculus Rift kaskı idi. Ancak Oculus Rift’te geliştirici versiyonundan öteye geçememişti.
Baş dönmesi, mide bulantısı ve düşük çözünürlük eksilerinin yanına eklenen içerik yoksunluğu da, yine Oculus Rift modelinin sık sık ertelenmesine sebep olmaktaydı.
Yapılan son açıklamara göre ise Oculus, Rift sanal gerçeklik kaskı için söz konusu bu sıkıntıların önüne geçmeyi başarmış ve 2016 yılı için ciddi son tüketici ürünleri ile aktif olarak pazarda yer almayı planlıyor.

Oculus tarafı için söz konusu bu beklentiler bir yana dursun, Valve ve HTC ortaklığında geliştirilen sanal gerçeklik kaskı Vive için ise, Valve tarafından ciddi bir açıklama geldi.
Yapılan son açıklama göre ise iki ismin ortak ürünü Vive sanal gerçeklik kaskı, ciddi bir gelişim gösterdi ve daha şimdiden rakiplerinin önüne geçmeyi başardı.
Henüz bu yeniliğin ne olduğu ile ilgili bir bilgi yok ancak hedef gösterilen tarih, yine 2016 yılı…
Öte yandan bahsi geçen diğer firmalar da, 2016 Mobil Dünya Kongresi kapsamında boy göstermeye hazırlanıyor. Ve özellikle Valve ve Oculus kanadından 2016 yılı için somut adımlar görmek mümkün gibi görünüyor.
Yeni yeni “saman alevi” olarak değerlendirilmeye başlanan sanal gerçeklik kaskları için beklentiler, 2016 yılına yoğunlaşmış durumda. Öyle ki markalar da bu sıkıcı sürecin olumsuz etki oluşturabileceğini düşünüyor olacak ki, çalışmalarına ciddi hız katmış durumdalar.
Özetle, 2016 yılının ilk çeyreği itibariyle sanal gerçeklik sektörünün yeniden alevleneceğini ve bu defa kalıcı adımlar atılacağını söylemek, yanlış olmayacaktır.
Türk Ailesinde Haberleşme Giderleri

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), yaptığı araştırmada oldukça ilginç sonuçlara ulaşmış. Yapılan açıklamada, sabit telefon ile interneti bulunan ve her bireyi cep telefonu sahibi olan 4 kişilik bir ailenin aylık ortalama haberleşme giderinin yaklaşık 224,6 TL olduğu söylendi. Bu hesabı 12 aya vurduğumuzda ise karşımıza 2695 TL‘lik bir sonuç çıkıyor ki bu, geçtiğimiz seneye göre %4’lük bir artışdemek oluyor.
2015 3. Çeyrek BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü Üç Aylık Pazar Verileri Raporu’na göre sabit telefona aylık ortalama 23,5 TL ödeniyor. Aynı raporda, 3 GSM operatörünün abonelerinin ortalama aylık ödemelerinin ise 24,83 TL’ye ulaştığı belirtiliyor. Sabit internet bağlantısı için ise aylık ortalama 41,7 TL ödeniyor. Bu giderlerin hepsine %18 KDV’nin yanı sıra, mobil telefon için %25, sabit telefon için %15 ve İnternet bağlantısı için %5 Özel İletişim Vergisini de eklemek gerekiyor. Devlete ödenen toplam 60 TL vergi eklendiğinde, tüm bireyleri cep telefonu sahibi olan dört kişilik bir ailenin ortalama haberleşme gideri ayda ortalama 224,6 TL’ye, yılda ise yaklaşık 2695 TL’ye ulaşıyor.
ABD Ordusu Robotları Çok Gürültücü Buldu

ABD Ordusu uzun zamandır, cephe bölgesindeki zor koşullarda ağır yükleri ve mühimmatı taşıması için özel robotlar geliştirmek için çalışıyordu. Bu amaçla üzerinde çalışılan en büyük projelerden biri, Boston Dynamics’in geliştirmiş olduğu Legged Squad Support System veya LS3 olarak bilinen, dört bacaklı robot.
Askerlerin MULE (Katır) adını taktığı LS3’ün geliştirme bütçesinin yarıya indirilmesi de son dönemdeki tartışmalardan biriydi. Ancak şimdi Ordu başka bir tartışmayı gündeme taşıyor.
Robotu sahada kullanan birlikler, robotun çıkardığı yüksek sesin çok uzaklardan fark edilebildiğini, ayrıca çatışma anlarında, düşmana yerlerini belli ettiğini de dile getiriyorlar.
Yüksek ses problemi, Boston Dynamics’in uzun zamandır başına dert oluyordu ancak sorun bir türlü çözülemedi. Ağır yük taşıma kapasitesi olan robotun güçlü eklemleri ve motoru, rahatsız edici şekilde ince bir ses yayıyor ve bu da düşman askerlerine, ABD birliklerinin yerini belli ediyor.
Öte yandan, MULE, hızlı, çevik ve güvenilir bir yük taşıyıcısı olarak, askerlerin sırtında taşımak zorunda olduğu çok ağır ekipmanları rahatlıkla her yüzeyde taşıyabiliyor.
Google, Java Kodlarını Android’den Çıkartacak

Google, bir süredir Android’de yer alan Oracle kodlarından rahatsızdı. Yeni yaptığı açıklama ile Java uygulama programlama arayüzünü (API) daha fazla kullanmayacağını doğruladı.
Ancak Google, bunun yerine, açık kaynak kodlu Java geliştirme kiti OpenJDK’ı Android’e entegre edecek.
Google, bu işlemin amacını mobil uygulama geliştirme sürecini basitleştirmek olarak açıklıyor. Ancak sorunun, Oracl’ın Google’ı 2010’da dava etmesiyle başlayan sürecin sonu olduğu biliniyor. Oracle, 2010’da, Java kodlarını düzgün şekilde Android’e entegre etmediği için Google’ı dava etmişti. Bu dava, iki şirketin arasının açılmasına neden olmuştu.
Tek bir petrol kuyusu haftada 15 terabayta kadar veri üretebilir

Dünya genelinde petrol ve doğalgaza talep sürekli artıyor. Bu talebin 2015 yılı sonu itibariyle günlük 94 milyon varilin üzerine çıkması bekleniyor. Bu nedenle petrol ve doğalgaz endüstrisindeki şirketler de günümüzde ve gelecekte dijital teknolojilere daha fazla yatırım yapmayı planlıyor. Çünkü dijital teknolojiler, şirketlere operasyonel güvenlik ve daha çevreci bir yaklaşım kazandırırken aynı zamanda daha uzak bölgelerdeki doğal kaynaklara uygun maliyetler ile erişebilmelerine yardımcı oluyor.
Yüz Yüzeyiz San Francisco yolcusu
ODTÜ TEKNOKENT tarafından modellenen TeknoJUMP, merkezi San Francisco’da yer alan, etkili bir şekilde kurgulanmış ve girişimcilerin başarısına yönelik etkin bir hızlandırma programı. Yuzyuzyeyiz.biz servisleri ile programın Türkiye ayağına seçilen ve tamamlayan Elba HR, şimdi de ABD ve Avrupa’da müşteriler kazanmak ve iş ortaklıkları ile büyümek üzere, 4 hafta boyunca program kapsamında San Francisco’da çalışmalarını sürdürecek.
Finans kurumlarından, telekomünikasyon devlerine, perakende zincirlerinden, akademik kurumlara kadar birçok sektörün önemli oyuncularına hizmet veren Elba HR, video mülakat, canlı video mülakat, denetimli online testler, anketler, online değerlendirme merkezi ve on-boarding çözümleriyle kurumlarda seçme, yerleştirme ve uyum sürecini daha hızlı ve tasarruflu hale getiriyor. Bu yenilikçi dijital deneyim sayesinde kurumlardaki insan kaynakları ekipleri çok daha kaliteli ve doğru veri analizleri yapabiliyor.
Elba HR kurucu ortaklarından ve BIC Angels melek yatırımcılarından Güçlü Özenci:
“Bugün ülkemizdeki vizyoner 50 büyük kuruma psikometrik analizler ve video alt yapımız ile birlikte yetkin, yatkın ve kurum kültürüne uygun adaylara erişilmesi için çözümler sunuyoruz. Genişleme hedeflerimiz doğrultusunda, dünyanın sayılı okullarından London Business School ile de çalışmaya başladık. Artık Londra’da MBA adayların değerlendirilmesi ve yerleştirilmesi için, ODTÜ’de ürettiğimiz çözümler kullanılıyor” dedi.
VeduBox uzaktan eğitim, web/video toplantı sistemi

Eski Çalışanı Yandex’i 40 Bin Dolara Satıyor

Rusya’nın internet devi Yandex, ilginç bir olay ile karşı karşıya kaldı. Eski Yandex çalışanlarından Dmitry Korobov, arama motorunun kaynak kodlarını ve algoritmalarını içeren Arcadia kod adlı yazılımı sunuculardan habersizce indirdi.
Milyonlarca dolar değerinde kodlar!
Asıl ilginç olan ise kendi girişimi için paraya ihtiyacı olduğunu belirten Korobov’un, milyonlarca dolar değerindeki Yandex kaynak kodlarını 40 bin dolara satışa sunması oldu.
Darknet üzerinden yazılımı satışa sunan Korobov, bir elektronik mağazasında çalışan arkadaşına yazılımı satarken yakalandı. Rus mahkemesi tarafından iki yıllık ertelenmiş hapis cezasına çarptırılan Korobov, halen kaynak kodlara ve algoritmaya sahip.
Mahkemede açıklama yapan Yandex temsilcisi, yazılımın Yandex arama motoru ile doğrudan ilişkili olduğunu ve yönetimin bu konuyu oldukça ciddiye aldığını belirtti.
Ayrıca Yandex’in yüzde 57.2 pazar payı ile Google’ı geride bırakarak Rusya’nın en popüler arama motoru olduğu ve Türkiye pazarı için yoğun çalışmalar yürütüldüğü açıklandı.
Kaynak: ShiftDelete.Net
Yeni Google Glass Ortaya Çıktı

Google’ın artırılmış gerçeklik gözlüğü Glass, ilk kez halk ile buluştuğunda tepkiler çok iyi değildi. Cihaz teknolojik anlamda beğenilse de, sosyal anlamda büyük tepki çeken cihazı sosyal alanlarda kullanmaya ısrar eden bazı kullanıcılar, mahremiyetlerinin ihlal edildiğini düşünenler tarafından ağır tepkilerle karşılaştılar, hatta bazı kullanıcılar fiziksel saldırılara uğradılar. Google Glass’ın çoğu bar, spor salonu, kafe, restoran, AVM gibi alanlarda yasaklanması da Google için büyük bir sürpriz oldu. Sonunda Google, Glass’ı sosyal alanlardan çekerek profesyonel kullanım alanında pazarlayacağını duyurarak revizyona soktu.
İşte o revizyon sonunda, profesyonel kullanıcılar için tasarlanan Google Glass ilk defa yüzünü gösterdi. Hastaneler, depolar, şantiyeler, lojistik sektörü gibi alanlar için tasarlanan yeni Google Glass, firmanın FCC’ye yaptığı başvurusunda kullandığı görsellerde ortaya çıktı.
Google’ın FCC’ye verdiği bilgilere göre, eskisine oranla daha ince, daha sağlam olan ve katlanabilir özelliği bulunan yeni Google Glass’ın katlandığında 7×3 inç boyutlarına ulaştığı görülüyor. Ayrıca, cihazın prizma ekranının da büyütüldüğü dikkat çekiyor. Böylece kullanıcının ekranda daha fazla bilgiye ulaşabileceği düşünülüyor. Google henüz yeni Glass hakkında bir açıklamada bulunmadı.
Otomobilleri Parmak Şıklatarak Kullanacağız

Otomobil firmalarının yeni teknolojilerini görücüye çıkaracağı CES fuarı yaklaşıyor. CES’te bu yıl ortaya çıkacak yeni teknolojilerden biri de BMW’nun AirTouch isimli yeni kokpit içi sürücü arayüzü olacak.
AirTouch ile BMW sürücüleri, otomobildeki dokunmatik ekrana dokunmak zorunda kalmadan sayısız veriye ulaşabilecek veya otomobilin fonksiyonlarını çalıştırabilecek. BMW bunu sağlamak için aracın içini çok sayıda sensörle donatacak. Böylece sürücünün el hareketlerini takip etmek ve analiz etmek mümkün olacak. Araç bilgisayarı, kullanıcının parmak hareketlerini anlayabildiğinde, dokunmatik ekrana dokunmaya gerek kalmadan, sayısız işlevi kontrol etmek mümkün olacak, üstelik bu sırada şoförün dikkatini yoldan ayırması da gerekmeyecek. Yeni teknoloji sayesinde sürüş güvenliği de artmış olacak.
BMW kullanıcıları bu sayede navigasyon haritalarına, multimedya uygulamalarına, telefon görüşmelerine, klima fonksiyonlarına, ayna kontrollerine ve benzeri başka kokpit yeteneklerine sadece parmaklarını havada hareket ettirerek ulaşabilecekler.
BMW, yeni teknolojinin ilk demosunu önümüzdeki hafta CES fuarında sergileyecek.
Google, 600 Milyon Dolarlık Veri Merkezi Kuruyor

Google, dünyanın günlük internet trafiğinin büyük bölümünü karşılıyor ve her gün milyarlarca kullanıcının ziyaretiyle oluşan dev bir veri yığını ile uğraşmak zorunda kalıyor.
Dev internet şirketi bu büyük veriyi işleyebilmek için bugüne kadar 14 veri merkezi kurmuştu. Ancak artan ihtiyaçlara cevap verebilmek için Google şimdi 15. veri merkezini de ABD Tennessee’de kuruyor. Google’dan yapılan açıklamaya göre bu yatırımın toplam bedeli 600 milyon dolar.
Google ayrıca Tennessee’de temiz ve yenilebilir enerji kaynaklarının kullanımı için projeler geliştirecek ve bölgenin kamu idaresi ile ortak yatırımlar gerçekleştirecekler.
Motiwe, Yazılım Geliştirici Yılın İş Ortağı Oldu

Microsoft Türkiye binasında 23 Aralık tarihinde gerçekleştirilen ödül töreninde Microsoft Türkiye başarılı iş ortaklarını ödüllendirdi. Motiwe adına ödülü, Motiwe Kurucu Ortağı Mete Bayrak, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ve Microsoft Türkiye Yazılım Geliştirme Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç’ın elinden aldı.
Motiwe Kurucu Ortağı Mete Bayrak ‘Microsoft İş Ortakları arasında Yazılım Geliştirici Yılın İş Ortağı ödülünü almak bizi çok sevindirdi. 2008 yılında kurulan firmamız o günden bu yana istikrarlı bir büyüme ortaya koydu. Son 5 yılımızda da Microsoft ile yakın çalışmalar yaparak Microsoft Teknolojileri ve Motiwe ekibinin tecrübesini bir araya getirerek başarılı projelere imza attık. 2016 yılında Microsoft’un da desteğiyle sadece Türkiye’ye değil dünyaya da açılmak en büyük hedefimiz.’ dedi.
Motiwe, çevirim içi video teknolojileri konusunda uzmanlaşmış bir firmadır. Mobil ve Internet üzerinden yayın yapmaya yönelik anahtar teslim hizmetler sunmaktadır.
Apple, Samsung’tan 180 Milyon Dolar Daha İstiyor

Apple ile Samsung arasındaki bitmek bilmez patent savaşlarının sonuncunda, Samsung Apple’a 548 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edilmişti.
Apple’ın teknolojilerini izinsiz kullanarak firmaya zarar verdiği gerekçesiyle ABD mahkemesi tarafından 548 milyon dolar ceza ödemeye mahkum edilen Samsung, bu cezayı ödese de peşindeki Apple’dan kurtulamayacak gibi görünüyor.
Apple şimdi, söz konusu kararın yetersiz olduğunu, kendi hesaplarına göre Samsung’un sattığı çok sayıda cihazdan kaynaklanan 180 milyon dolarlık bir tazminat daha ödemesi gerektiğini iddia ederek mahkemeye başvurdu.
Samsung ise 548 milyon dolarlık cezanın iptali için telif hakları yasasının yeniden gözden geçirilmesi amacıyla ABD mahkemelerinin en üst makamı olan Yüce Divan’a başvurmaya karar verdi. Bu, ABD tarihinde Yüce Divan’ın 100 yıldır ilk defa toplanması anlamına gelecek.
Türk Bilim İnsanlarından Yapay Dokunma Duyusu
Dünyada bu konuda yapılan birkaç araştırmadan biri olan çalışma TÜBİTAK 1001 projesi olarak destekleniyor. Proje sonuçları Boğaziçi Üniversitesi’nde iki günlük uluslararası bir çalıştayda bilim insanları ile paylaşılacak.
Yurtdışında nörobilim alanında doktorası bulunan Doç. Dr. Burak Güçlü, 2004 yılından beri Boğaziçi Üniversite’sinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Bu araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada, çeşitli hastalıklar ve yaralanmalar sonucu hareket işlevini kaybetmiş kişiler için tasarlanan ve kendi sinir sistemleriyle haberleşen nöroprotezlerlerin son yıllarda nörobilimin önemli uygulama alanlarından biri olduğunu belirtti.
Güçlü, çalışmaları hakkında şu bilgileri de verdi:
“Nöroprotezlerin genel çalışma prensibi, kas hareketlerini oluşturan biyolojik işaretlerin gerçek zamanlı olarak işlenerek robot eklemlerin sürülmesidir. Güncel araştırmalarda bu amaçla çevresel sinirlere veya beyine yerleştirilen elektrotlar kullanılmaktadır.
Temel nörobilim araştırmaları sayesinde nöronlardan hücresel düzeyde kayıt almak ve bunları yorumlamak rutin bir laboratuvar faaliyeti haline gelmiştir. ABD’de özellikle felçli hastalara yönelik geliştirilen BrainGate sistemi bu bilgi birikiminden yola çıkarak insanlar için en ileri nöroprotezi sunmaktadır. Kişilerin beyinlerine yerleştirilen bir implant yardımıyla nöronlarda oluşan hareket komutları algılanmakta ve bir robot kol hareket ettirilerek cisimlere erişmek, onları kavrayarak kullanmak mümkün olabilmektedir. Boğaziçi Üniversitesi’nde yürüttüğümüz ve TÜBİTAK tarafından desteklenen projemizde ise bu tür nöroprotezlere duyu özelliği kazandırmak üzere çalışmalar yapmaktayız.”
Nöroprotezler his kazanacak ve hareket performansları artacak
Güçlü, hareket işlevi sağlamayı amaçlayan nöroprotezlerin halen en büyük eksikliklerinden birinin hareketten kaynaklanan duyunun ve cisimlere temasla oluşan dokunma hissinin (mekanik, sıcaklık, acı) oluşturduğu bedensel geri beslemenin bulunmaması olduğunu da vurgulayarak,
“Bu yüzden hastalar robot el veya kollarını hareket ettirirken sürekli onları izlemeleri gerekmektedir. Ayrıca nöroprotezi kendi uzuvları gibi kabul etmekte zorlanmaktadırlar. Nöroprotezlere duyu özelliği kazandırıldığında hem hareket performansının artması hem de hastaların daha iyi uyum sağlaması beklenmektedir.
Şu ana kadar yaptığımız deneylerde ‘’rat’’ bedenduyusu korteksinde bulunan nöronlardan kayıtlar almakta ve nöronlar elektriksel olarak uyarılırken psikofiziksel yanıtı ölçmekteyiz. Elektriksel uyaranla
oluşan yapay duyu kullanılarak verilen psikofiziksel yanıtlar, doğal mekanik uyaranlar kullanılarak elde edilen performans ile karşılaştırılmakta ve hesaplamalı modeller kurulmaktadır’’ dedi.
Doğal davranış sırasında kullanılabilecek prototip cihaz donanımının geliştirilmesi içinBoğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’ndeki BUMEMS laboratuvarı (Doç. Dr. Şenol Mutlu) ve Teknopark’ta bulunan Boğaziçi ARGE Ltd. Şti. (Prof. Dr. Mehmed Özkan) ile işbirliği yapılmakta olduğunu belirten Güçlü, projenin son aşamasında ‘’rat’’ların bu cihazı arka ayaklarına giyeceklerini ve böylelikle kendi ayak yüzeyleriyle değil, cihazdaki duyargalar yardımıyla hissedeceklerini belirtti. Güçlü sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Cihaz yüzeyindeki duyargalardan gelen işaretler, Dokunma Duyusu Araştırma Laboratuvarı’ndaki ana bilgisayarda çalışan hesaplamalı modellere göre gerçek zamanlı olarak işlenecek ve nöronları uyarmak için gereken elektriksel akım darbeleri oluşturulacaktır. Böylelikle ‘’rat’’ların davranışsal testleri yapay dokunma duyusu yardımıyla tamamlaması sağlanacaktır.”
Siber Savaş Hayatı Tehdit Ediyor!

İnternet trafiğimizi ve .tr alan adlarını hedef alan siber saldırılar, ilk günlerde ODTÜ merkezli NIC.TR’ı hedef alırken bugün kamu kuruluşları ve bankaları hedefleyerek vatandaşın hayatını tehdit etmeye başladı.
Türkiye tarihinin en büyük ve en kapsamlı siber saldırısı ile karşı karşıyayız!
DDOS (distributed denial of service attack) saldırıları dağıtık bir şekilde, farklı lokasyon ve sahte IP adresleri kullanılarak yapılıyor. Bu saldırı türünün amacı, aynı anda binlerce isteğe cevap verebilecek kapasitede bir sunucuyu, kapasitesinden kat ve kat fazla istek göndererek etkisiz ve erişilemez bir hale getirmektir. Bu sayede sunucu, gelen istekleri karşılayamaz ve hizmet dışı kalır.
DDOS saldırılarının en tehlikelisi olarak görülen Amplification (yükseltme) tekniği ile saldırı etkisi katlanarak artırılabiliyor. Bu saldırı türünü “doğada bir kayanın karşısına geçip bağırdığımızda sesin yankılanarak kulağımıza gelmesi” şeklinde tarif edebiliriz.
BGA Bilgi Güvenliği A.Ş kurucu ortağı Huzeyfe Önal, Amplification tekniği kullanılarak yapılan bu saldırıyı şöyle tanımıyor: “Saldırgan bir tane istek gönderiyor, karşı taraf buna cevap verirken isteği 10 – 20 veya 50 kata kadar arttırabiliyor. Bu da saldırıların, saldırganlara maliyetini düşürerek hedefe olan yükü artırıyor”.
Huzeyfe Önal, gözden kaçan diğer bir noktaya değinerek “saldırı alan kurum ve kuruluşların da aynı zamanda bu tekniğin bir sonucu olarak saldırgan gibi davrandığını”ve bu saldırı tekniğinde kaynağını bulmanın pratikte imkansız olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dağıtık saldırıların çözümü yük dağıtmadır, saldırgan dağıtık geliyorsa siz de merkezi olarak korunmak yerine saldırıları karşılayacak dağıtık bir sistem kurmalısınız. Bir hafta önce Root DNS sunucularına gelen saldırılar kapasite olarak en büyük saldırı olarak görülebilir ancak hemen hemen hiç etkilenmediler.”
Türkiye tarihinde bir ilk olan siber saldırının gerçek hayatı etkilediğini görüyoruz.
Yapılan saldırı sonucunda dün bazı bankaların web sayfalarına erişim durdu. POS cihazlarının etkilenmesi ile gerçek hayatta bazı ödeme noktalarında vatandaşın sıkıntılar yaşadığına şahit olduk.
Bir hafta öncesine kadar yapılan saldırılar ülkemizdeki TR alan adlarının ROOT DNS sunucularına gelen saldırılardı. Zira, neredeyse benzer bir saldırıyı 2005 yılında görmüştük, Root DNS’ler bu saldırıdan zarar görmediler. Bu noktada kurumların derslerine sıkı çalıştığını söyleyebiliriz. Ancak yapılan tatbikatlar bu derecede yüksek saldırılar düşünülerek yapılmadı ve bu tür bir saldırı ön görülemedi.
Saldırılar hacklemeyi değil, sunucuların hizmet vermesini engellemeyi hedefliyor
Saldırı ilk olarak ODTÜ bünyesinde yer alan Nic.TR’a yapılarak başlamıştı. Hizmet kesintilerine uğrayan Nic.TR’dan sonra bankalar ve kurumların da hizmet verememe durumları ile karşı karşıya kalındı.
Uzmanlar yapılan saldırı sonucunda asıl önemli sorunu Türkiye dışından erişimin kesilmesi olarak görüyor. Saldırılarla ilk baş etme yöntemi olarak Türkiye dışından gelen erişimin kapatılması görülüyor. Ardından da .TR uzantılı internet sayfalarına dışarıdan erişim duruyor. Global çapta hizmet veren firmalar da bu sebeple ziyaretçi kaybetmeye başladılar.
DDOS saldırılarının dağınık yapısı ve saldırıda sahte IP adresleri kullanılması sebebiyle gelen talebin “gerçek bir talep mi” yoksa “sahte bir istek mi” olduğu bilinemiyor. Saldırganlar kimliklerini gizledikleri ve hizmet veren sunuculara çok yüksek bir talep geldiği için saldırıyı karşılamakta kimi zaman zorlanılabiliyor.
Çözüm: Gelen talebin dağıtılması.
Türkiye’nin .tr uzantılı adresleri ODTÜ bünyesinde ve tek merkezde bulunuyordu. Ancak yapılan saldırılardan sonra bu yapı geliştirilerek farklı merkezlere dağıtıldı. Bu sayede gelen saldırı talepleri tek bir merkezde toplanmak yerine farklı lokasyonlara çekilerek gelen talebin yükü dağıtması ve sistemin işlemeye devam etmesi sağlandı.
Saldırıların Kaynağı Rusya mı?
Yapılan saldırıların kaynağını Rusya olarak işaret edenler olsa da, dünyaca ünlü hacker grubu Anonymous bir tweet paylaşarak saldırıyı üstlendi. Şüpheler düşürülen Rus uçağı ardından Rusya üzerine yoğunlaşmıştı. Ancak Anonymous’un açıklamasında saldırının Rusya kaynaklı olmadığı belirtiliyor. Geçmişe baktığımızda 2007 Estonya ve 2014 Ukrayna siber saldırılarını dikkate almamız gerekiyor. Yapılan bu siber saldırılarda Estonya ve Ukrayna büyük zarar görmüş, vatandaşa bu saldırılar yansıyarak milyonlarca dolar hasara yol açmış ve hayatı olumsuz bir şekilde etkilemişti.










