Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1793

Dağıtık yapay zekâya 103.5 milyon dolar yatırım

0
TechInside Analizi:  Kabullenmekte güçlük çeksek de yapay zekâ hızla gelişmeye devam ediyor. Özellikle finans, tıp, enerji ve büyük veri madenciliği gibi alanlarda araştırma ve analizlere yönelik uygulamalar yatırımcıların ilgisini çekiyor. Tüm dünyayı kasıp kavuracak bir sonraki yüz milyar dolarlık fikrin temelinde yapay zekânın yer alacağını söylersek büyük ihtimalle yanılmayız.

Sentinent Technologies veri analizindeki büyük problemlerin çözümü için devasa büyüklükte ölçeklenebilir yapay zeka adını verdiği bir sistem üzerinde çalışıyor.

Şirket şimdi bu büyük hedefine ulaşmak için çok daha fazla sermayeye sahip: Access Industries tarafından yönetilen bir yatırım turunda 103.5 milyon dolar seri C yatırımı alarak bugüne kadar aldığı toplam yatırımı 143 milyon dolara çıkardı.

Sentinent yapay zeka işlerini dağıtık bir şekilde yönetiyor ve onları milyonlarca yapay zeka işleyici düğümü adını verdiği noktada çalıştırıyor. Bu kullanıcıların devasa veri kümelerindeki geleneksel veri analizi metotlarıyla kolayca görülemeyen modelleri keşfetmelerine olanak tanıyor. Şirket şimdiye kadar finansal ticaret ve sağlık alanındaki araştırmalara odaklanmıştı.

Tata Communications ve daha önceki yatırımcılardan Horizons Ventures’da yatırım turunda yer aldı.

Şirket San Francisco merkezli ve Hong Kong’da bir ofisi bulunuyor.

Reklam istemeyen, Google’a para verecek!

0

İnternet = Google olduğu günümüzde; video izlerken YouTube üzerinden, girdiğimiz WEB sitelerine AdSense üzerinden, mobil uygulamalarda da AdMob ile bizlere reklam gösteren Google, kısaca pek çok yerden bizlere reklam gösteriyor.

GMail ve Chrome başta olmak üzere pek çok kaynaktan bizim ilgilendiğimiz dataları alan ve ilgi yönlerine göre reklam gösteren Google, gelirlerinin çoğunu reklam üzerinden kazanıyor. Ayrıca kurulan sistemde sadece Google değil, içerik geliştiriciler de Google’dan para kazanıyorlar.

Google, gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturan dijital reklam yayıncılığı noktasında önemli bir karar alma aşamasında. Şimdilik beta olarak başlattığı uygulamada, kısaca Google’a para verenler reklam görmeyecekler.
Google Contributer adıyla başlayan ve şimdilik deneme aşamasında olan yeni hizmet, kullanıcıların Google’a ödeme yapmaları durumunda reklam görmemelerini amaçlıyor.

Google’a göre yeni hizmetin amacı, hem içerik oluşturucular ve geliştiriciler için yeni bir kazanç modeli oluşturmak hem de kullanıcıların reklamlardan sıkılmamasını sağlamak.

Google Contributer ile geliştiriciler ve site sahiplerinin katılımıyla büyüyecek bir yapıya sahip olacak. Aylık 1-4 dolar arası bir ödeme yapıp, reklam görmeyeceksiniz.
Kişilerin ödediği paradan, girilen tüm siteler kendilerine düşen payı da alacaklar. Bu da yeni bir kazanç modeli olacak.

ekran-resmi-2014-11-26-180406

10 yayıncı Google Contributer’e katıldı
Mashable, Science Daily, The Onion, WikiHow, Imgur, Urban Dictionary başta olmak üzere 10 yayıncının katıldığı ve deneme aşamasında olan Google Contributer, kullanıcılardan yoğun ilgi görürse yayılarak kullanım oranlarını artıracak.

Tabii burada reklam engelleme yazılımlarının zaten piyasada olduğunu da hatırlatmak gerekiyor. Google’a ödeme yapmadan zaten pek çok kullanıcı reklam görmemeyi sağlıyor.

Fakat şunu da belirtmekte fayda var. Özgün içerik üreten sitelerin de reklam gelirlerine de ihtiyaç var. Google, bu çözümle beraber orta yolu bulacak gibi gözüküyor. Hem kendi payını alacak, hem kullanıcılara reklam gösterilmeyecek, hem de siteler kazanacak. Tabii burada siteler ne kadar kazanacak zaman gösterecek.

Kaynak: ShiftDelete.Net

Kablosuz geniş bant ağ kullanımı 12 kat artacak

0

Kablosuz geniş bant teknolojileri geçmişten günümüze hızlı bir değişim gösterirken, önümüzdeki dönemde WiFi ekosisteminin katlanarak genişlemesi ön görülüyor. Wireless Broadband Alliance’ın (WBA) kablosuz alt yapı analiz şirketi Maravedis-Rethink ile birlikte hazırladığı rapora göre, kablosuz geniş bantlar üzerinden beklenen veri trafiğinin 2018’e kadar 12 kat artması bekleniyor. WBA’nın raporuna göre mobil veri trafiğinin daha da yüksek oranda artarak, 2018’de 11.7 exabyte/aylık seviyesine ulaşması bekleniyor.

Rapora göre, kapasitelerin artmasıyla birlikte gelişen WiFi ve LTE standartları, hızların artmasını ve gecikmelerin azalmasına sebep olacak. 2018’e kadar geniş bant ağ kullanımıyla birlikte ses ve IP tabanlı video kalitesinin artması, geniş bant bağlantının yaşamın ve çalışma hayatının vaz geçilemez kilit noktalarından biri halini almasını sağlayacak.

Cihaz ve ağ tarafında müşteri deneyimini artırmak ve maliyetleri düşürmek için entegre geniş bant ağ teknolojileriyle, bir çok teknik ve iş zorluklarının karşılanması zorunda. WBA’nın raporuna göre kablosuz teknoloji geliştikçe, kapasiteyi arttırmak için lisanslı kablosuz ağlar, spektrum sıkıntısı ve parazit problemleri ve yükselen veri trafiği gibi sorunlarla karşı karşıya kalınıyor.

Veri-kapasitesinde-beklenen-artislar-2013-2018Yeni nesil geniş bant ağ çözümleri ve WiFi standartlarının gelişmesi, yeni spektrumların kullanımıyla birlikte kullanıcı deneyimini geliştiren kablosuz geniş bantlar iş fırsatlarını genişleterek, kurumlara yeni çözümler sunuyorlar.

Sektörün taleplerine yönelik kurumsal ağ ve iletişim çözümleriyle 12 yılıdır hizmet veren Net Vizyon, geniş bant ağ çözümleri alanında tüm tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürünleri tek bir çatı altında buluşturuyor. Net Vizyon, her geçen yıl katlanarak büyümeye devam eden kablosuz geniş bant ağ kullanımına yönelik olarak, Ubiquiti Networks, Cambium Networks ve Mimosa Networks ürünlerini portföyüne dahil etti.

Ubiquiti Networks, Cambium Networks ve Mimosa Networks’ün kablosuz geniş bant çözümlerini pazarla buluşturan Net Vizyon, kablosuz servis sağlayıcılara ve kurumlara yüksek kaliteli geniş bant bağlantıyı, hızlı ve güvenli bir şekilde erişmelerini sağlıyor. Mimosa Networks’un B5 ve B5C backhaul sistemlerini, kablosuz geniş bantta yeni standartları belirleyen Cambium Networks ePMP ürünlerini ve Ubiquiti Networks’ün tüm ürün gamı, Net Vizyon portföyünde bulabilirsiniz.

Gelecek IP teknolojilerinde

0

Bircom CEO’su Burçin Bircanoğlu ile IP dünyasındaki yenilikleri konuştuk.

Pronet Plus hizmetleri 2015’te genişleyecek

0

Sağladığı hizmetlerle abonelerine emniyetli bir yaşam sunan Pronet; ‘interaktif güvenlik’, ‘görüntüleme sistemleri’, ‘akıllı ev çözümleri’ ve ‘enerji yönetimi’ gibi hizmetleri içeren akıllı güvenlik sistemi Pronet Plus ile yeni bir dönem başlatıyor.

Mevcut Pronet güvenlik sistemiyle birlikte çalışan Pronet Plus; mobil iletişim kanalları sayesinde, kullanıcıya, uzak olduğu evinden ve sevdiklerinden an ve an haberdar olup gerekli kontrolleri yapabilme imkânı tanıyor. Pronet böylece, abonelerin kendi yaşam senaryolarına göre uyarladığı güvenlik sistemini, hayatı kolaylaştıran yeni servislerle gündelik yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getiriyor.

 Pronet Yönetim Kurulu Başkanı Alp Saul:
“‘Asıl işimiz olan güvenliği, ev ve işyerlerinden devamlı haberdar olabilmeyi sağlayacak şekilde interaktif bir hale getirdik. Ayrıca bu hizmetlere akıllı ev çözümlerini de ekleyerek insanların hayatını kolaylaştıran yepyeni bir hizmet tasarladık.”

Pronet Plus ile abonelere son teknoloji güvenlik hizmetlerinden yararlanma imkanı sunduklarını belirten Pronet Yönetim Kurulu Başkanı Alp Saul; “Ana işimiz her zaman güvenlik. Öncelikli amacımız ise Pronet kullanıcılarının içlerini rahat ettirip huzurlu hissetmelerini sağlamak. Bağlantılı cihazlar sayesinde, abonelerimizi ‘akıllı yaşam’ çağına taşıyoruz.  Bu anlamda sektörde de bir ilke imza attığımız Pronet Plus hizmetleriyle, güvenliği mobil hayatın kolaylıklarıyla buluşturuyoruz” diyerek şöyle devam etti:

Pronet Plus ‘İnteraktif Güvenlik’ hizmetiyle tek noktadan kontrol
İster iş yerinde, ister trafikte veya seyahatte, evin güvenliğinden emin olma konforu sunan İnteraktif Güvenlik hizmetine abone olan kullanıcılar, Pronet Plus mobil uygulamasını ya da web sitesini kullanarak; güvenlik sisteminin kontrolünü tek noktadan gerçekleştirebiliyor.

Pronet Plus’ı, App Store ya da Google Play üzerinden akıllı cihazlarına yükleyen tüm Pronet Plus kullanıcıları, diledikleri an ve yerden evlerini ve işlerini kontrol edebilirken; ister mobil cihazlarından, ister web üzerinden evlerinin ve işyerlerinin güvenliğinden emin olabiliyor. Mekanları ve içinde bulunanları kontrol etme imkanı sunan Pronet, kullanıcıya aklının evde ya da iş yerinde kalmayacağı huzurlu bir hayat vaat ediyor.

Yiğit Yiğiter: “Enerji tasarrufunu yeni bir boyuta taşıyacağız”
Sağlıklı, güvenli ve konforlu bir yaşam hedefiyle sunulan Pronet Akıllı Ev Çözümleri; abonelere kombi, priz, kilit ve aydınlatma ayarlarının uzaktan yapılabildiği akıllı bir yaşamın kapılarını açıyor.

2015 yılında Pronet Plus özelliklerine eklenecek Akıllı Ev Çözümleri ve Enerji Yönetimi hizmetlerinin, enerji tasarrufu açısından da büyük bir artı değer getireceğine dikkat çeken Yiğiter; “Akılı Ev Çözümleri ile abonelerimize kombi gibi cihazları uzaktan açma-kapama ve gerekli ayarları yapabilme konforu sunuyoruz. Örneğin; hafta sonu kullanacağınız şehir dışındaki kışlık evinize vardığınızda, evinizi dilediğiniz sıcaklıkta bulabiliyorsunuz. Aydınlatma kontrolü, size dilediğiniz zaman ışıkları uzaktan açıp kapatma imkanı veriyor. Enerji Yönetimi hizmetiyle de elektrik ve doğalgaz tüketiminizi kontrol edip gereksiz enerji tüketimini önlemenize, dolayısıyla da tasarruf etmenize yardımcı oluyoruz” dedi.

Evdeki yardımcı kadın için paspas altına anahtar bırakma devrinin de Akılı Ev Çözümleri ile tarihe karışacağını ifade eden Yiğiter; sağlanan faydayı şöyle özetledi: “Yardımcınızın eve girişi için eğer kendisine anahtar vermek istemiyorsanız,  evinizden uzak olsanız dahi, kapınızı bulunduğunuz mekândan açabilirsiniz.”

Turizm sektörü ‘‘Vodafone CRM’’ ile yarına hazır

0

Yarına Hazırım Platformu ile KOBİ’lerin büyüme hedeflerine katkı sağlayacak çözümler geliştiren Vodafone Türkiye, turizm sektöründe müşteri memnuniyeti çıtasını yükseltecek çözümünü duyurdu. Vodafone’un müşteri ilişkileri yönetimi uygulaması “Vodafone CRM”, yıllık ortalama yüzde 7 büyüyerek dünya ortalamasının üstünde performans sergileyen Türk turizminin potansiyelini gerçekleştirmesine katkıda bulunacak. “Vodafone CRM” ile turizmciler altyapı yatırımı ve yazılım maliyeti endişesi yaşamadan müşteri ilişkileri yönetimiyle işlerini büyütebilecek.

Konuk mutluluğunun ana endeks olduğu turizm sektöründe müşteri memnuniyetinde çıtayı daha yukarı çekmek için etkin uygulamalar arasında yer alan CRM ile turizmciler, toplu e-posta ve toplu SMS çözümüyle yüzde 35 daha fazla müşteri adayına erişebiliyor. Tek bir arayüzden tüm ekiplerini aynı anda takip edebildiği şikâyet yönetimi sistemiyle müşteri destek operasyonlarının verimliliğini artırıyor. Müşteri sadakatinde yüzde 27 artış sağlayabiliyor. Vodafone CRM, turizm müşterilerinin konuk oldukları otelleri, restoranları ya da kafeleri tekrar tercih etmesine yardımcı oluyor. Etkin satış kanalı ve müşteri yönetimi sayesinde turizm gelirlerinde yüzde 28 oranında artış mümkün oluyor.

Turizmcilere rekabetçilik, verimlilik, tasarruf ve kârlılık sağlayan yenilikçi teknolojiler geliştiren Vodafone İş Ortağım’ın geliştirdiği Vodafone CRM uygulaması, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy’un katılımıyla düzenlenen basın toplantısında tanıtıldı.

Toplantıda konuşan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy, şunları söyledi:
“Türkiye’de dijitalleşmeden en çok faydalanacak sektörlerden biri olan turizmi çok önemsiyoruz ve Yarına Hazırım Platformu’yla işletmeleri yarına hazırlayacak çözümler geliştiriyoruz. Ülke ekonomisinin can damarlarından turizmin ekonomiye güçlü katkısını sürdürebilmesi için iş kapasitesini artırması gerekiyor. Turizm sektöründe en büyük ihtiyaç, daha çok müşteriye ulaşmak ve müşteri bağlılığı yaratmak. Bunun için müşterilerle sürekli iletişimde olmak ve mevcut rekabet ortamında mesajlarının ulaşmasını sağlamak büyük önem taşıyor. Eskiden müşteriye 3 günde geri dönüş yapmak yeterli gelirken, bugün müşteri memnuniyeti için 3 saat içinde dönülmesi gerekiyor. Bu noktada şirketlerin imdadına müşteri ilişkileri yönetimi, yani CRM teknolojisi yetişiyor. Konuk mutluluğunun ana endeks olduğu turizm sektöründe müşteri memnuniyetinde çıtayı daha yukarı çekmek için çözümün anahtarı olan CRM, turizmcilerin işlerini daha da büyütmesine imkân tanıyor. Turizm sektöründe faaliyet gösteren büyük gruplar bu yatırımlarını rahatlıkla yapabilirken, başta butik oteller olmak üzere küçük işletmeler altyapı yatırımlarını yapamayarak rekabette geri kalıyor. Vodafone bulut teknolojisinden güç alan Vodafone CRM ile hiçbir altyapı yatırımı ya da lisans bedeli ödemeden, turizmcileri müşteri ilişkileri yönetimiyle müşteri kitlesini ve işlerini büyütmeye davet ediyoruz. Vodafone olarak, turizm sektörünün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamaya, işletmelere rekabetçilik ve verimlilik sağlayan yeni fırsat ve çözümler geliştirmeye ve onları yarına bugünden hazırlamaya devam edeceğiz.”

TÜROFED Başkanı Osman Ayık ise, şunları söyledi:
“Türkiye’deki kayıtlı yatak kapasitesinin yüzde 80’ini kapsayan TUROFED olarak Vodafone ile turizm kapasitemizin artırılması hedefiyle iş birliğimizi hayata geçirmenin gururu içerisindeyiz. Dünya Turizm Örgütü’ne göre 2014’te turizmde yaşanan küresel artış yüzde 5. Türkiye ise turizmde yüzde 7 büyüyerek dünya ortalamasının üstünde bir performans sergiledi. Kalkınma Bakanlığımızın 2015-2017 Orta Vadeli Planına göre turizmde yıllık ortalama yüzde 6,4 oranında büyüme devam edecek. Turizm bugün Türkiye’de 26 milyar dolarlık bir iş hacmi yaratıyor. Turizm sektöründe çalışan sayısı 2013’te yüzde 17 arttı. Turizmin ülke istihdamındaki payı da aynı dönemde yüzde 6,2’den yüzde 6,8’e yükseldi. Hükümetimizin 2023 hedeflerinde 50 milyon ziyaretçi ve 50 milyar turizm geliri yer alıyor. 2023 hedefleri içinde bu rakamı tutturmak için turizmin parlak potansiyelini teknoloji çözümlerini benimseyerek gerçekleştirmesi gerekiyor. Müşteri ilişkileri yönetimi uygulamalarıyla otellerimiz yeni müşteriye daha hızlı ve kolay erişebiliyor. Mevcut müşterileriyle sürekli iletişimde kalıyor. Konuk bağlılığını artırabiliyor. Otellerin doluluk oranının artırılması ve Türkiye’deki turizmcilerin işlerini büyütmeleri hedefiyle, turizm sektörünü Vodafone teknolojisiyle CRM çözümünden faydalanmaya davet ediyoruz.”

Vodafone CRM uygulamasının işletmelere katkıları:

  • Turizmciler, müşteri hizmetleri ve destek masraflarında yüzde 25 tasarruf elde edebiliyor.
  • Müşteri sadakatinde yüzde 27 artış sağlayabiliyor.
  • Toplu e-posta ve toplu SMS çözümüyle yüzde 35 daha fazla müşteri adayına erişilebiliyor.
  • Etkin satış kanalı ve müşteri yönetimi sayesinde turizm gelirleri yüzde 28 oranında artıyor.
  • Tek bir arayüzden tüm ekiplerini aynı anda takip edebiliyor.
  • Şikayet yönetimi sistemiyle müşteri destek operasyonlarının verimliliği artıyor.
  • Turizm müşterilerinin konuk oldukları otelleri, restoranları ya da kafeleri tekrar tercih etmesine yardımcı oluyor.

Hangi programlama dilleri en çok kazandırıyor?

4
TechInside Analizi:  Programlama dilleri modern dünyanın temel tuğlalarını üretmemize yarayan fabrikalar haline geldi. İyi bir programcı sadece iyi para kazanmakla kalmıyor aynı zamanda şirketine de büyük gelirler sağlıyor. Bu sebeple bu haberi okurken sadece kişisel gelir yönüne değil, yazılım sektörünün gelir potansiyelini de göz önüne almanız gerekmekte.

Neredeyse bütüm programlama dilleri önemli bir gelirin kapısını açıyor fakat bazı programlama dilleri ve yetenekler diğerlerinden daha değerli. Quartz bu farklılıkları ortaya koymak için çeşitli verileri bir araya getirdi.

Quartz’dan Max Nisen Temmuz ayında yayınlanan daha geniş bir Brookings Institution çalışmasından en değerli programlama dilleri ile alakalı bazı grafikler çıkardı. İşte programlama dilleri ve azdan çoğa doğru ortalama yıllık getirileri:

  1. PERL – 82.513 dolar
  2. SQL– 85.511 dolar
  3. Visual Basic– 85.962 dolar
  4. C#– 89.074 dolar
  5. R– 90.055 dolar
  6. C– 90.134 dolar
  7. JavaScript– 91.461 dolar
  8. C++– 93.502 dolar
  9. JAVA– 94.908 dolar
  10. Python– 100.717 dolar
  11. Objective C– 108.225 dolar
  12. Ruby on Rails– 109.460 dolar

Bazı programlama dilleri size 100.000 dolardan fazla gelir vadetse de eğer teknoloji sektöründe en çok kazanan işi istiyorsanız Salesforce Yazılım Mimarı olmalısınız. Bilgi işlem işe alım firması Mondo’nun Mart ayında yayınladığı verilere göre Salesforce Yazılım Mimarları yılda 180.000 ile 200.000 dolar arasında kazanabiliyor.

Samsung’da büyük işten çıkarma operasyonu!

0

2011 yılı itibariyle mobil pazarda ciddi bir büyüme yakalayan Samsung, son yıllarda çıkardığı akıllı telefonlarla beklenilen etkiyi yaratamadı. Onlarca yeni modeli piyasaya süren ve her segmentte pazarı domine eden Samsung, hala pazarın lideri ve en çok kazananı fakat firmanın giderleri de bir o kadar fazla.

Samsung’un esasında orta segment modellerdeki satış başarısı, fazla modelin de etkisiyle sürüyor. Gelirlerin düşmesindeki sebep ise amiral gemilerine olan talebin azalması. Galaxy S3 ile 60 milyonluk satışı deviren Samsung, Galaxy S4 ile bu başarıyı yakalayamamıştı. Galaxy S5 ile de bu sorun devam ediyor. İlk 3 ayda 12 milyon Galaxy S5 satan Samsung, Galaxy S4’ün yüzde 4 civarında gerisine düşmüş durumda. Sürekli model çıkarmayacağı, telefon üretimini de 3’te 1 oranında azaltacağı söylenen Samsung, yine her segmente telefon çıkartacak fakat her segmentte daha iddialı telefonlar piyasaya sürecek. İlgili haberimize de buradan ulaşabilirsiniz. Anlaşılan Samsung, değiştirdiği stratejiyi sadece telefon üretimiyle sınırlandırmamış.

Samsung mobil bölümünde büyük işten çıkarma operasyonu
Sektörden gelen bilgilere göre Samsung, özellikle mobil bölüm ile ilgili yeniden bir yapılanma tasarladı. Firmanın hedefi mobil bölümde yaklaşık yüzde 30 civarında iş gücünü kısmak. 28000 çalışanı olan firmanın yüzde 30 iş gücünü eksiltmesi demek, global olarak 6700 kişinin işten çıkartılması demek.

Tutunamayan servisler de kapatılacak
Samsung’un pek çok servisi de bulunuyor. Bu servislerin de çoğu pek kullanıcıların dikkatini çekmiş değil. Bunların başında WhatsApp’a yenik düşen ChatOn geliyor. Samsung, başta ChatOn olmak üzere kar getirmeyen ve kullanıcılar tarafından benimsenmeyen pek çok birimini kapatacak.

Ayrıca mobil bölüm haricinde tüketici ilgisini çekmekten uzak kalan e-kitap ve çevrimiçi müzik hizmeti gibi yazılım ürünlerini barındıran bölümün de mobil bölüme dahil edilmesi söz konusu. Tabi bunların çoğu kapatılacak. Hizmetlerden kullanılabilir durumda olanlar mobil tarafa entegre edilecek.

Bakalım yeniden yapılanma, Samsung’u olumlu yönde etkileyebilecek mi? Çünkü zamanında Nokia gibi sektörü domine eden markalar, çıkardığı sürekli farklı modeller ve bu modellere güncelleme vermeyerek sevilmeyen bir marka haline dönmüştü. Samsung’un da benzer bir akıbete uğrama ihtimali var. Firmanın durumu bu kadar ciddiye almasındaki sebep de biraz bu.

Kaynak: ShiftDelete.Net

PureVPN ile mobil internetin “amacı” artık belli

0

Mobil internet kullanıcılarının erişim engellerini ortadan kaldıran ve daha güvenli bir internet deneyimi sunan PureVPN Android uygulaması, son güncellemeyle birlikte “Akıllı Amaç Seçimi” özelliğine kavuştu. PureVPN Android uygulamasının v2.3 sürümüyle gelen yenilikler arasında masaüstü sürümünde fark yaratan Akıllı Amaç Seçimi, VPN kullanmaya yeni başlayanlar için açıklayıcı bir Başlangıç Rehberi, detaylı iyileştirmeler ve iki farklı abonelik seçeneği yer alıyor.

Erişim engeli olan web sayfalarının yanı sıra, ülke bazlı yasaklamaları bulunan Netflix ve Hulu gibi servislere giriş yapmak için de yaygın olarak tercih edilen PureVPN, Akıllı Amaç Seçimi özelliği sayesinde kullanıcıların ihtiyaçlarına en uygun yanıtı veren ayarlamaları otomatik olarak gerçekleştiriyor. PureVPN’i tercih eden 1 milyonun üzerinde kullanıcı Wi-Fi kablosuz bağlantı güvenliği, çevrimiçi gizlilik ve anonim kullanım avantajlarından faydalanıyor.

Yeni abonelik seçenekleri
PureVPN Android kullanıcıları, mobil cihazlarının internet özgürlüğünü “Free” ve “Premium” abonelik seçenekleriyle sağlayabiliyor. Ücretsiz PureVPN kullanıcıları her ay 500 MB özgür internet erişimi ve en iyi coğrafi konumlarda bulunan 3 sunucu arasında (ABD, İsveç ve Hollanda) geçiş yapma avantajlarına sahip oluyor. Ücretli aboneliğe geçiş yapmayı tercih eden kullanıcılar ise bant genişliği, kota veya sunucu kısıtlaması olmaksızın 7/24 kullanabilecekleri, dünyanın dört bir yanında 74 ülkede bulunan 400’ün üzerinde sunucu arasında sınırsız geçiş yapabilecekleri bir dünyaya merhaba diyor.

KOBİ sayısı 8 kat arttı

0

Hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarının ana gündem maddeleri arasında yer alan KOBİ’ler, Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor.  Ekonominin temel aktörlerini oluşturması itibariyle hükümetin ekonomi politikaları arasında öncelikli bir yer edinen KOBİ’ler, Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı sırasında sahnenin ana aktörü olmaya hazırlanıyor.

Hükümetin KOSGEB aracılığıyla KOBİ’lere sağladığı KOBİ Destek Programı, bugün çok sayıda küçük ve orta büyüklükteki işletmenin temelini oluşturuyor.  Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı sırasında Uluslararası Ticaret Odası (ICC) işbirliğinde gerçekleştirmeyi planladığı dünyanın ilk KOBİ Forumu’nun da hükümetin ekonomide KOBİ önceliğinin altını çizen bir girişim olarak dikkat çekiyor.

Bu kapsamda; Türkiye’nin mavi yaka ve ara kademede lider insan kaynakları sitesi Eleman.net tarafından 180 bini aşan KOBİ üzerinden gerçekleştirilen “Türkiye’nin KOBİ Haritası Araştırma Çalışması”na göre, Eleman.net’e kayıtlı KOBİ sayısında son 5 yılda yüzde 819’a varan bir artış yaşanıyor. Eleman.net verilerine göre 2014 yılında ise bir önceki yıla göre yüzde 15 artış yaşayan KOBİ’lerden sektörel olarak en büyük payı yüzde 8,17 ile inşaat alıyor.

Hemen ardından sırasıyla; yüzde 6,87 ile gıda, yüzde 6,61 ile tekstil, yüzde 5,11 ile imalat, yüzde 4,87 ile bilgisayar, internet ve BT teknolojileri geliyor. Öte yandan hükümetin girişimiyle, KOSGEB aracılığıyla KOBİ’lere uygulanan KOBİ Destek Programı, KOBİ’lerin ekonomideki ağırlıkları destekleyen bir yaklaşım sunuyor. Geçtiğimiz yıl, 33 bin 500 kuruma 345 milyon TL destek sağlayan KOSGEB, 2014 yılının ilk 6 ayında yaklaşık 19 bin KOBİ’ye 122 milyon TL’lik bir destek sağladı. Bu rakamın ayıl sonunda 345 milyon TL’yi aşması bekleniyor.

KOBİ’lerin, Türkiye genelinde illere göre dağılımına bakıldığında, İstanbul 46,1 ile en büyük payı alıyor. Ankara yüzde 9,92 ile 2’inci büyük payı alırken, İzmir 8,34 ile 3’üncü sırada yer alıyor. Ardından sırasıyla yüzde 4,18 ile Bursa, yüzde 3,73 ile Antalya, yüzde 2,46 ile Konya ve 2,32 ile Kocaeli geliyor.

Araştırma çalışmasının sonuçlarına göre; KOBİ’lerde çalışan sayısı dağılımına baktığımızda ise yüzde 75,04 ile büyük bir çoğunluğun 11-25 arası çalışana sahip olduğu görülüyor. Çalışan sayısı arttıkça pastanın dilimleri de küçülüyor. 26- 50 arası çalışan sayısına sahip işletmeler yüzde 11,47’lik orana sahip bulunurken, 51-100 arası çalışana sahip işletmeler yüzde 4,15’lik payı alıyor.

Türkiye’nin lokomotif sektörlerinin KOBİ’lerin sektörel sıralamasında ilk sıralarda yer aldığını ifade eden Ünsal, örnek olarak inşaat sektörünü gösteriyor. Gıda, tekstil, imalat ile bilgisayar, internet ve BT teknolojilerinin, inşaatın ardından ilk sıralarda yer aldığının altını çizen Ünsal, bu sektörel dağılımın yeni girişimciler için yol gösterici niteliğinde olacağını vurguluyor.

Dell ürünleri İstanbul’da sahne aldı

0

Dell’in dünya çapında düzenlediği önemli etkinliklerden biri olan Dell Çözüm Günü (Dell Solutions Tour) Türkiye buluşması, 25 Kasım 2014’te Wyndham Grand İstanbul’da gerçekleştirildi. Dell’in, kurumların iş süreçlerini kolaylaştıran dört anahtar öneme sahip; strateji, teknoloji ve iş modellerinin tanıtıldığı etkinlik, gün boyu devam etti. Dell’in global dönüşümünü ve uçtan uca çözüm sağlayıcısı olmaya yönelik gelişiminin Avrupa’yı baştan başa dolaşarak anlatıldığı, Dell Çözüm Günü, ikinci kez İstanbul’daydı. Etkinlik, Dell Türkiye Ülke Müdürü Didem Duru’nun ev sahipliğinde ve Dell Kurumsal Çözümler Satış ve Strateji Dünya Başkanı Brian Humphries’in katılımıyla gerçekleştirildi.

Dell Ülke Müdürü Didem Duru, Dell Çözüm Günü ile ilgili olarak; “Kurumsal ağlardan tabletlere, PC’lerden IT danışmanlığa kadar uzanan geniş bir alanda sunduğumuz ürün ve çözümler ile kullanıcılarının hayatlarını kolaylaştırmayı amaçlıyoruz. Sağlık, otomotiv, perakende, finans, üretim ve eğitim sektöründe faaliyet gösteren müşterilerimiz, Dell’in uçtan uca BT modelleriyle hem iş süreçlerini kolaylaştırıyor hem de müşteriden gelen isteklere yanıt verme süresini ciddi oranda azaltıyorlar. Özellikle BT bütçelerinden en yüksek verimi almak isteyen müşteriler için, tedarikçi sadakati de önemli bir konu. Dell olarak bu ihtiyaçlara yönelik esnek çözümler sunmak için çalışıyoruz. Uçtan uca bir ürün ve çözüm sağlayıcı olarak, müşterilerimize ihtiyaçları olanı, en kısa sürede, en düşük fiyat ve mümkün olan en yüksek verimle sunabiliyoruz. Bugün Dell Çözüm Günü’nde tüm bu çözümlerimizi müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

Dell’in Türkiye için son derece önemli pazarlardan biri olduğunu vurgulayan Didem Duru, “Dell olarak Türkiye’yi bir merkez olarak konumlandırmak istiyoruz. Son dönemde Türkiye’de müşteri portföyümüzü iki katına çıkardık. Gelecekte de bu alanda yatırımlarımız devam edecek. Türkiye ayrıca, bölgedeki en fazla büyüme potansiyeli bulunan ilk dört ülke arasında yer alıyor. Dünya çapında da ilk onda bulunuyor. Türkiye, tüm gelişmekte olan ülkeler için katkı sağlayan bir merkez. Dell, Türkiye’de satış öncesi teknik destek, satış, satış sonrası teknik destek, pazarlama ve finans ekibiyle faaliyet gösteriyor. Kurumsal ve tüketici pazarına özel ürünlerimizi bütünleşik bir yapıda yönetiyoruz bu da start-up ruhuyla gelen ve bize büyük esneklik sağlayan bir iş modeli” dedi.

Geniş bir katılıma sahne olan Dell Çözüm Günü, birçok önemli başlık altında panel ve toplantıya ev sahipliği yaptı. “Microsoft, Intel, Dell İşbirliği”, “Dell HPC Çözümleri”, “Veri Merkezi Altyapı Çözümleri”, “Son Kullanıcı Çözümleri”, “Dell Yedekleme ve Yönetim Yazılımları”, “Masaüstü Sanallaştırma”, “Bilgi Güvenliği”, “Dell İş İstasyonları” ile “Dell Danışmanlık ve Destek Hizmetleri”, bu yılın öne çıkan oturum başlıkları arasında yer aldı.

Kaspersky’den patent rekoru

0

Zararlı yazılımlarla etkili bir şekilde mücadele etmek için Kaspersky Lab uzmanları sürekli olarak gelişmiş teknolojiler kullanan yeni araçlar geliştiriyor. Bunlardan bazıları son derece uzmanlaştırılmış, bazılarıysa tüm ürünlerde kullanılmakta. En ilginç geliştirmelerden biri olan antivirüs veritabanları dinamik üretim sistemi ve yöntemi, şirket ürünlerinden bir çoğunun bir parçasını oluşturuyor. Belirli bir kullanıcı bilgisayarının parametrelerini temel alan bir antivirüs veritabanı oluşturmayı olanaklı hale getiriyor.

Bu teknoloji şu şekilde çalışıyor: güvenlik çözümü sistem hakkında bilgi topluyor ve veritabanlarını bu sistemin kullanıcısına zarar veremeyeceği bilinen tehditlere karşı koruyabilen ve devre dışı alt sistemler için tasarlanmış verileri dışarıda bırakan filtreler oluşturuyor. Bu beceriler güncelleme hacmini azaltıyor, indirmeleri hızlandırıyor ve küçük bir taban daha hızlı işlem demek olduğundan çözümün performansını ve verimliliğini büyük ölçüde artırıyor.

Bazı teknolojiler Rusya ve ABD’de neredeyse aynı anda patent almış durumda. Örneğin 3. çeyrekte, mobil cihazlarda yönetim görevleri gerçekleştirme sistemi ve yöntemi patenti, hem Amerika Birleşik Devletleri Patent ve Ticari Marka Dairesi hem de Rusya Federasyonu Fikri Mülkiyet Federal Servisi tarafından sağlandı. Bu icat, cihazın desteklediği tüm yöntemler arasından en verimlisini belirleyerek mobil cihaz yönetim verimliliğini geliştiriyor.

Uzmanlardan Cryptolocker uyarısı

0

Bir dolandırıcılık yazılımı olan Cryptolocker, kısa bir aradan sonra bu kez 2.0 sürümü ile yine verileri tehdit ediyor. Gönderilen bir e-postanın açılmasıyla, bu gizli fidye yazılımı bilgisayara bulaşıyor ve tüm verileri şifreliyor. Ekranda ise şifreyi çözmek için binlerce dolar ödemek gerektiğini yazan bir mesaj beliriyor. Düzenli yedek alınmadığında, kullanıcının başı büyük dertte olabilir.

Fidye yazılımı olarak adlandırılan Cryptolocker tarzı kötü niyetli yazılımlar, bilgisayar kullanıcıları açısından en korkutucu dijital saldırılar arasında yer alıyor. Açılan bir e-posta eklentisinin ardından birden bire, ekranınızda bir uyarı, para talebi içeren bir yazı ya da fidye ödeyene kadar dosyalarınızın kilitli kalacağını belirten bir mesaj görebilirsiniz. Verileri şifreleyen siber suçlular, şifre anahtarı için akıllarına esen miktarda para talep edebiliyor. Üstelik, eğer zamanında ödemezseniz de üretilen anahtar geçerliliğini yitiriyor ve verilerinize bir daha asla ulaşamıyorsunuz.

Yedek hayat kurtarır
Dünyanın önde gelen yedekleme ve iş sürekliliği çözümleri sunan StorageCraft’ın Türkiye Ürün Müdürü Can Erginkurban’a göre, verilerini düzgün şekilde yedekleyen ve yedeklerini şirket ağı dışında saklayan işletmeler için bu tür sorunlar ölüm kalım meselesi haline gelmiyor. Sunucu veya kişisel bilgisayar fark etmeksizin yedeklerden geri dönmenin bu kullanıcılar için sıkıntı oluşturmadığını belirten Erginkurban, “Düzenli aralıklarla yedek almak bu tür sorunların üstesinden gelmenin en önemli yöntemi. Birçok iş ortağımızdan aldığımız geri bildirimler, StorageCraft ShadowProtect ile alınmış yedeklerin çoğu kez işletmelerin hayatını kurtardığından bahsediyor.”

İlk değil, sonuncu da olmayacak
Can Erginkurban, “2013’de hızla yayılan Cryptolocker, 2014’ün son aylarında da tekrar ve özellikle de Türkiye‘de agresif yayılma gösterdi” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Esasen, Cryptolocker bu türden ilk tehdit dğil ve sonuncusu da olmayacak. Antivirüs yazılımları bu tehditleri durdurabilmek için çok önemli işlev üstleniyor. Fakat antivirüs uygulamaları, çalışanlardan birinin kendi makinesine bir dosya indirmesine engel olmuyor. Dolayısıyla bu türden tehditleri bertaraf etmek için ShadowProtect ile kolayca zamanda noktalar oluşturabilir ve bilgisayarınıza virüs bulaşmadan hemen önceki duruma geri dönebilirsiniz. Düzenli olarak alacağınız yedekler, sisteminizi göz açıp kapayıncaya kadar eski haline döndürebilmenizi sağlar ve paranız cebinizde kalır.”

Formula 1’de kazanan BlackBerry mi oldu?

1

Bilindiği üzere. Birçok teknoloji şirketi Formula 1 takımlarına sponsor olarak destek veriyor. İlk aklımıza gelenler; Mercedes-BlackBerry, KasperskyFerrari, Caterham-Dell-Intel, McLaren-SAP ve Lotus-EMC işbirlikleri. Tabii bu takımlar arasına her yıl olduğu gibi bir tane birinci çıktı ve Mercedes takımı bu yılı hem takımlarda hem de pilotlarda şampiyonlukla kapatmayı başardı.

Almanya kaybettiği için kaybetmek
Çoğumuzun bilinçaltına kazınmış bir deyimdir ara başlıkta kullandığım. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu, Almanya ile müttefik olduğu ve Almanya da savaşı kaybettiği için kaybedenler kulübünde yer almıştı. Ancak bu defa tersi oldu ve Almanlar Formula 1’i kazandığı için Anadolu doğumlu bir Kanada vatandaşı tarafından kurulan BlackBerry de kazanmış oldu.

Tabii bu kazanım yapılan sponsorluk anlaşmasının ve ödenen sponsorluk ücretinin geri dönüşü anlamında bir kazanım. BlackBerry bu sponsorluğu sonuna kadar iyi değerlendirdi ve markla algısına katkı sağladı. Ancak kazın ayağı tam da öyle olmayabilir. Teknolojiyi yakından takip eden okuyucularımız hem TechInside’da hem de ShiftDelete.Net’te yazdığımız BlackBerry haberlerinden şirketi pek de iç acıcı günler beklemediği detayını yakalamıştır.

Öte yandan neredeyse 4-5 yıldır hakkında; battı, batacak, yeniliklere ayak uyduramadığı için yok olacak şeklinde dedikodular çıkan bir şirketin bu kadar uzun soluklu sektörde kalması da bence işin en ilginç tarafı. Ya nefeslerini tutacak çok paraları varmış ya da birileri bizi kandırıyor.

İyi bir hafta olması dileklerimle…

2015 Dijital pazarlama öngörüleri

2

Ben de bu bağlamda 2015’te beklenen dijital pazarlama trendlerini derlemek istiyorum.

Öncelikle geçtiğimiz yıl da büyük etkisini gördüğümüz geleneksel pazarlamacıların dijitale kayması daha da büyük ivme kazanacak, ayrıca dijitale kayan pazarlama uzmanları içerisinde, teknolojinin DNA’sını özümsemiş olanlar ile dijitalleşmeye yeni yeni ısınanlar arasında farkın daha da büyüyeceğini söyleyebilirim.

Firmalar açısından 2015’te dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri şeffaflık. Tüketici gözünde güvenilir ve samimi algılatacak kampanya ve paylaşımlar eskisinden çok daha önemli hale gelecek.

Yapılan bu kampanyaları müşteri odaklı hale getiren markalar kazanan taraf olacak. Zira küresel markalar bile geleneksel olarak kitleleri hedef alan kampanyalar yerine daha kişiselleştirilmiş, yerel ve bölgesel hedeflemeler ile pazarlama stratejileri geliştirecek.

Artık müşterilerin bir çoğu mobil dünyada yaşıyor. Hal böyle olunca mobil dostu kampanya ve reklam stratejileri bir kat daha önem kazanacak, mobil demişken sosyal medyayı da es geçmek olmaz. Sosyal medyada aktif olan, sosyal medyayı sadece facebook ve twitter’dan ibaret olmadığını anlayan marka sayısı artacak. Dolayısı ile, snapchat, vine, pinterest gibi alternatif sosyal medya mecralarının değeri aynı paralellikte artacak.

Dijital pazarlamada gelecek yıl da içerik kral olacak. Özgün içerikler üreten, içerik pazarlamasına önem veren markalar hem sosyal medyada hem de diğer mecralarda bir adım öne çıkacaklar. İçerik demişken, önümüzdeki sene en etkili içerik çeşitlerinden biri videolar olacak. Özellikle facebook’un video paylaşımarı öne çıkaran son algoritma güncellemesi ile daha trend hale gelen mobil video içerikler, 2015’te önemli bir dijital pazarlama silahı olacak.

Markalar müşterilerinin davranışlarını analiz etmek için daha yüksek bütçeler ayıracaklar. Bunun sonucunda kullanıcı deneyimlerinden yola çıkılarak yapılan kampanyalar daha çok etkileşim sağlayacak.

Sonuç olarak 2015 dijital pazarlaması, rekabetin artacağı, müşterinin odak noktası haline geleceği, kısaca herşeyin markalar için çok daha zorlaşacağı bir yıl olacak. Müşteriler ise sevdikleri markalara kendilerini daha yakın hissedecek, daha çok seslerini duyuracak ama daha zor memnun kalacak.

BizCloud şimdi Türkiye’de

0

CSC’nin Hizmet Olarak Bulut Altyapısı alanında Gartner tarafından Liderler Quadrant’ında gösterildiğini hatırlatan CSC Türkiye Genel Müdürü Alev Alp Esen, BizCloud’un da gelişmiş özellikleri ile buluta yeni bir soluk getirdiğini söyledi.

Özel bir bulut kurmanın kurumlar açısından karmaşık ve maliyetli bir süreç olduğuna dikkat çeken Alev Alp Esen, “BT sektöründeki hızlı değişim de hesaba katıldığında, kurulan bulutun kısa süre içinde eski teknoloji bir yapıya dönüşme riski var. Kurumlar, bu ve benzeri nedenlerle kendi bulut altyapılarını kurmak yerine, ‘kullandığın kadar öde’ modeli ile sunulan, güvenlik ve uyumluluk gibi konularda sorun yaşamayacakları özel bulutlara yöneliyorlar” dedi.

Alev Alp Esen, BizCloud’un 10 hafta gibi çok kısa bir süre içinde kuruluma hazır hale geldiğini vurgulayarak, “BizCloud, isteğe bağlı olarak kurumun kendi veri merkezine kurulabileceği gibi, CSC’nin dünyanın farklı bölgelerindeki veri merkezlerine de kurulabiliyor. BizCloud, açık bulutun sunduğu “kullandığın kadar öde” ölçeklenebilirliğini özel bulutun gizlilik, güvenlik ve kontrol özellikleri ile bir araya getiriyor. Bu sayede, güvenlik gibi endişeler nedeniyle kendi özel bulutunu kurmak için yaklaşık 10 ay beklemek zorunda kalan ve bu arada çok büyük harcamalar yapan kurumlara benzersiz bir alternatif olarak öne çıkıyor” dedi.

Hiçbir sermaye yatırımı gerektirmeyen CSC BizCloud, standart tarife üzerinden bir hizmet olarak faturalandırılıyor. CSC, kurumların sadece 2,5 ay içinde güvenli ve esnek bir özel bulut çözümüne kavuşmalarını sağlayan BizCloud ile birlikte herhangi bir olumsuzluk durumuna karşın felaket kurtarma hizmetlerini de sunuyor. Altyapının 7/24 izleme, bakım ve destek hizmetleri CSC tarafından veriliyor. Çözüme entegre sanal güvenlik duvarları ve CSC’nin siber güvenlik alanındaki deneyimi, güvenliğe ilişkin tüm soruları da ortadan kaldırıyor.

Apple iPad’i nasıl kurtarabilir?

3
TechInside Analizi:  Daha önce Phabletler’in neden tabletleri öldüreceğine dair bir analiz yayınlamıştık. Bu durumdan en çok etkilenen tablet pazarının lideri konumundaki Apple’ın iPad ürün ailesi olabilir. Apple’ın bu olası tehlikeden kurtulması için önündeki tek seçenek yenilikçilik ile çok daha gelişmiş teknolojileri kullanıcı ile buluşturmasından geçiyor. Aksi takdirde Apple kendi oluşturduğu pazarın çöküşü ile önemli bir cephede kaybedebilir.

iPad uzun değiştirme döngüsü adı verilen bir şeye sahip ve bu da tüketicilerin Apple her yeni iPad çıkardığında yeni bir model almaya çok gönüllü olmadığı anlamına geliyor. Bazı tüketiciler ilk nesil iPad’lerinden bile memnun!

Fakat Apple’ın satışları hızlandırmak için bir sonraki iPad’e ekleyebileceği oldukça özellik var. Kırılmaz camdan değiştirilebilir pile kadar bir sonraki iPad’i devrimsel bir cihaz olarak niteleyebilecek özellikleri inceledik.

sapphire-glass

Safir Cam. GT Advanced Display’in ultra dayanıklı safir camını iPhone 6’nın ekranında göreceğimizi düşünüyorduk fakat Apple onu sadece kamerada kullandı. Safir Cam çizilmeye önceki iPhone modellerinde kullanılan Corning’in Gorilla Glass’ından çok daha dayanıklı. iPad’e bir safir cam güncellemesinin iyi geleceğini düşünüyoruz. Bu, şirketin tabletin dayanıklılığı hakkında endişelerini de giderecektir. Ne yazık ki Apple’ın ana safir tedarikçisi iflasını verdi. İşi başka bir şirketin üstlenmesi gerekecek.
a-reversible-usb-charger

Ters de takılabilen USB kablosu. Ters takılabilen bir USB kablosu özellikle tabletleriyle yapışık olan insanlar için iPad’in kullanıcı deneyimini iyileştirecektir.

Kablosuz Şarj. Hazır şarj kablosu konusundayken: kablosuz şarj bir sonraki iPad için büyük bir avantaj olacaktır, sadece kolaylık konusunda bile. Teknoloji hali hazırda mevcut, Apple’ın sadece bunu kitlelere ulaştırması gerekiyor.

an-even-higher-resolution-screen

Daha da yüksek çözünürlük. iPad Air 2 şimdiden 264 PPI (inç başına düşen piksel) değerine sahip, fakat “gereğinden fazla piksele sahip ekran” diye bir şeyin olmayacağını düşünüyoruz. iPhone 6 Plus’ta PPI değeri 401! Hedef sayı bu olmalı.

Daha uzun pil ömrü. iPad Air 2 10 saatlik pil ömrüne sahip fakat daha da iyi bir pil ömrünün hem tüketicileri hem şirketleri kendine çekeceğini düşünüyoruz.

a-replaceable-battery

Değiştirilebilir pil. Daha uzun bir pil ömrünün dışında değiştirilebilir pilin iPad kullanıcıları için büyük bir nimet olacağını düşünüyoruz. Bu iPad’in değiştirilme döngüsünü arttıracağından Apple’ın aradığı kurumsal siparişleri teşvik edebilir.

Çıkartılabilir hafıza. Apple’ın iPad’e yakın zamanda çıkartılabilir hafıza ekleyeceğini düşünmememize rağmen bu tableti kişiselleştirmeyi çok daha kolay ve tabletin kendisini çok daha ucuz yapabilir.

a-better-front-facing-camera

Daha iyi bir ön kamera. iPad bir video konferans aracı olarak yüksek potansiyele sahip fakat bu deneyim sadece iPad’in ön kamerası kadar iyi olabilir. Bir kamera güncellemesi şu erken sabah toplantılarını daha çekilir kılabilir.

Daha fazla renk seçeneği. Apple ürünlerini gümüş, gri ve altın gibi şık renklerle sunmak istiyor, peki ya kırmızı iPad olsa? Apple’ın Apple Watch’ta sunduğu kadar kişiselleştirme seçeneğini iPad’in de hak ettiğini düşünüyoruz.

more-color-options

Apple Watch’taki gibi dokunsal geribildirim. Dokunsal geribildirim, yani bir şeye dokunduğunuzda telefonunuzun titremesi, yazı yazmak gibi şeyler için çok iyi olacaktır. Bu belge düzenlemenin ön plana çıktığı iPad için özellikle geçerlidir.

Bu teknoloji hali hazırda Apple Watch’ta mevcut ve ilk kez iPad Air 3’te bulunsa harika olurdu.

a-programmable-home-button

Programlanabilir ana ekran tuşu. Ana ekran tuşu zaten Siri ile konuşmak veya kullanıcıları ana ekrana geri döndürmek için kullanılıyor ama biz ana ekran tuşunun durumlara özel fırsatlar barındırdığını düşünüyoruz. Mesela o tuşa üç kere basıldığında kamera açılacak şekilde ayarlamayı istemez miydiniz? Veya iki uzun basışın Spotify uygulamasını açmasını?

waterproof

Suya dayanıklılık. Tüm bunların üzerine su geçirmez bir iPad muhteşem olurdu. Samsung şimdiden telefonlarını su geçirmez olarak sunmaya başladı. Elbette bu özellik tabletin şık tasarımını bozma pahasına gelmemeli ama Apple fanlarının bir sonraki ana ürünü için sıraya girmelerine yetecek bir başka sebep olabilir.

Bu yazının orjinali BusinessInsider’da yayınlanmıştır.

Çalışanlarınıza saygı gösteriyor musunuz?

0
TechInside Analizi:  Her ne kadar bu haber teknoloji ile doğrudan alakalı değil gibi görünse de aslında yenilikçilik ve çalışanlara saygı arasında çok büyük bir ilişki bulunuyor. Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinde çalışanların rahat bir şekilde çalışması üretkenliği tetikliyor ve kendini mutlu hisseden çalışanların ortaya çıkardığı yenilikler dünyaya yön verebiliyor.

Çalışanlarınızla etkileşime girdiğinizde onlara saygı göstermeniz inanılmaz derecede önemlidir. Çok bariz bir durum olmasına rağmen yeterli sayıda patron maalesef bunu yapmıyor.

Harvard Business Review’in geçtiğimiz sene 19,000 kişiyle yaptığı bir ankette, ankete katılanların yüzde 54’ü liderlerinden yeteri kadar düzenli aralıklarda saygı gördüklerini hissetmediklerini söyledi. Anketin işaret ettiğine göre saygı eksikliğinin çalışanlar için büyük neticeleri olabilir.

Anketi cevaplayanlar arasında saygı gördüklerini belirtenler aynı zamanda yüzde 56 oranında daha sağlıklı ve refaha sahip olduklarını, yüzde 89 oranında hayatlarından daha memnun ve işlerinden daha tatmin olduklarını ve yüzde 92 oranında daha iyi konsantre olarak işlerine öncelik verebildiklerini raporladılar. Aynı zamanda daha fazla anlama ve değere, daha yüksek seviyede güvene ve emniyete sahip olduklarını söylediler.

Saygı göstermek şirketin bütününü de etkiliyor. Liderlerinden saygı gören çalışanlar saygı görmeyenlere oranla şirkette kalmaya daha yatkın oluyor. Dahası, yüzde 55 daha fazla etkileşime geçiyorlar ve bu da daha iyi/etkili sonuçlar anlamına geliyor.

Peki tüm bunlara rağmen neden çok az patron çalışanlarına yeterli saygıyı gösteriyor?

Georgetown University McDonough School of Business’de doçent doktor olan Christine Porath, 125 kişiden oluşan bir grup çalışana bazı zamanlarda neden nezaketsiz davrandıklarını sordu. Yüzde 60’dan fazlası çok meşgul olduklarını ve nazik olmaya vakitlerinin olmadığını söyledi. Yüzde 25’i başkalarını göstererek organizasyonlarındaki diğer liderlerin de aynı şekilde davrandığını söyledi. Son olarak yüzde 4’ü bilerek saygısızlık ettiklerini çünkü bunun eğlenceli olduğunu ve yanlarına kalacağını düşündüklerini itiraf etti.

mobbing-2

Porath’a göre liderlerin saygılı davranmamalarının gerçek sebebi özfarkındalıklarının olmaması. Porath konu hakkında Hardvard Business Review’de “İnsanlar çoğu zaman diğerlerini nasıl etkilediklerinin farkında olmuyor. İyi niyetli olabilirler ancak kendilerinin nasıl algılandığını göremiyorlar” diye yazdı.

Lider olarak çalışanlarınızın değerli hissetmesini sağlamak zorundasınız. Örnek olarak Campbell’s Coup’un CEO’su Doug Conant’a bakın, çalışanlarına teşekkür etmek için 30.000’den fazla kişiselleştirilmiş not gönderdi ve onlarla bağ kurmak için her fırsatı kullandı. Porath’ın yazdığına göre bu önce çalışanlar üzerinde sonra da şirketin performansı üzerinde olumlu etki yarattı.

Liderler diğer çalışanlara rol model olacak ve saygılı davranmayı başaramayanları gözetleyecek nazik çalışanlar işe alarak bir saygı kültürü oluşturmak zorundalar. Porath “Ölçtüğümüz sonuçların arasında başka hiçbir lider davranışı çalışanlara bununki kadar etki etmedi. Çalışanlar için saygıyla muamele görmek tanınmak ve takdir görmekten, ilham veren bir vizyonla iletişim kurmaktan, faydalı geribildirim almaktan hatta öğrenme, büyüme ve gelişme fırsatlarından bile daha önemli” diye yazıyor.

Büyük veriye göre en kârlı 10 sektör

0

Bir büyük veri analiz şirketi olan ve milyonlarca şirkete finansal analizler sunan Powerlytics’e göre Amerika Birleşik Devletleri’nde en kârlı sektör elektrikli teçhizat üretimi.

Benzer listeler kendi sıralamalarını oluşturmak için ek anketler yapıp şirketlerden örnek gruplar alırken Powerlytics hali hazırda herkese açık olan veriyi kullanıyor.

Powerlytics CEO’su Kevin SheetzDiğer listelerde bir miktar seçim yanılgıları olabiliyor. Popülasyonun tamamı yerine bir alt parçasını baz alıyorlar” diyor.

Aralarında Census ve ABD Çalışma Bakanlığı’nın da bulunduğu 20’den fazla halka açık veri kümesinin bileşimini kullanan Powerlytics Amerika’daki 27 milyon şirketin tümünün profilini çıkarmayı başarmış.

TechInside Analizi:  Bu analiz Türkiye için geçerli olmayabilir. Muhtemelen Türkiye’de gerçekleştirilecek benzeri bir çalışmada emlak ve FMCG lider sektörler olarak karşımıza çıkabilir. Bu tarz araştırmaların sektörler ve devlet için çok önemli olduğunu göz önüne alırsak benzeri çalışmaları ülkemizde de “bilimsel şekilde” yapacak kaynaklara ihtiyacımız bulunuyor.

Sheetz, “Pek çok halka açık veri kümesi birbirleriyle uyumsuzdur, dolayısıyla bizim burada esas yaptığımız bunları alarak hem şirketler tarafında hem de tüketiciler tarafında anlamlı olacak bilgiler haline getirmekti” dedi.

Sıralamalar temettülerden, vergilerden ve satış yüzdelerinin amortismanından önceki kazançlara göre belirlendi.

Powerlytics tarafından hazırlanan araştırmaya ait Infografiği aşağıda bulabilirsiniz.

most-profitable-industries-big-data-01-1399x1940

TechInside Podcast – Bölüm 16

0

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/178090545″ params=”auto_play=false&hide_related=true&show_comments=false&show_user=true&show_reposts=false&visual=false” width=”100%” height=”100″ iframe=”true” /]

Bu hafta ele aldığımız başlıklar;

TechInside Dergi üçüncü sayısı çıktı
Apple Pay kısa sürede sektörü canlandırdı
Snapchat mobil para transferine başlıyor
Facebook’tan işletmelere özel servisler geliyor
Girişimciler için kâr mı önemli? Ciro mu?

TechInside Podcast yayınlarımıza iTunes üzerinde de abone olabilirsiniz.