Bitcoin isimli single çıktı

Ünlü rapçi Soulja Boy, Bitcoin isimli single çıkardı. Soulja Boy, şarkı sözlerinde Bitcoin ve kripto paralara yer verdi.

Bitcoin isimli single kripto paraları içeriyor

Kripto paraların kullanım ağının genişlemesi ve popülerliği, şarkı sözlerini de etkiliyor. Soulja Boy isimli ünlü rapçi, Bitcoin adında yeni bir single çıkardı.

Soulja Boy şarkının giriş kısmında 100.000 dolar gelir elde ettiğini belirtiyor. Ayrıca Bitcoin’e 6000 dolar harcadığını söylüyor.

Soulja Boy şarkı sözlerinde Litecoin’e sahip olduğunu da söylüyor ancak miktarını belirtmiyor.

Soulja Boy müziklerini kripto paralara yönelik şarkı yapan ilk isim değil. Eminem, daha önce Snoop Dogg, 3lauve, Young Dirty Bastard gibi ünlü isimler de daha önce şarkılarında ve konserlerinde kripto paralara yer verdi. Ayrıca Snoop Dogg, Ripple tarafından düzenlenen topluluk gecesine katılmıştı.

Çernobil yenilenebilir enerji ile elektrik üretecek

Çernobil yenilenebilir enerji kullanarak, 18 yıl sonra elektrik üretmeye başlayacak. Çernobil’e kurulan güneş enerjisi tesisi çalışmaya başlıyor.

Çernobil yenilenebilir enerji kullanacak

Çernobil’de yaşanan 4 numaralı reaktörde yaşanan nükleer felaketin üzerinden 32 yıl geçti. Diğer reaktörler ise 2000 yılına kadar enerji üremeye devam etti. 18 yıllık aranın ardından Çernobil’de yeniden enerji üretilmeye başlanıyor.

Felaketin yaşandığı reaktörden 100 metre uzağa kurulan Çernobil Güneş Enerjisi Santrali, aktif hale geliyor. 1.6 hektarlık alanda, 3700 güneş paneli ile enerji üretimi gerçekleştirilecek.

1.2 milyon dolar yatırım ile kurulan santral, 1 MW kapasitesiyle faaliyet gösterecek. Böylelikle yaklaşık 2000 konutun elektrik ihtiyacı yenilenebilir enerjiyle sağlanacak. Ayrıca kurulacak ek paneller ile santral kapasitesi 100 MW’a çıkarılabilecek.

Tencent Music büyümeye devam ediyor

Spotify benzeri müzik platformu olan Tencent Music, ABD’de halka arz edilecek. Böylelikle Spotify’a önemli bir rakip daha geliyor.

Tencent Music Spotify’a rakip oluyor

Çin, Avrupa ve ABD’de popüler olan uygulamaların yerine, Asya’da geliştirilen uygulamaları kullanarak farklı bir yol izliyor. Bu durum müzik platformlarında da benzer. Çin’de dünyanın en büyük iki müzik platformu olan Spotify ve Apple Music yerine Tencent şirketinin altında faaliyet gösteren Tencent Music tercih ediliyor.

Şirket, ABD’de halka arz edilerek Spotify’ın en büyük rakiplerinden biri haline gelecek. Tencent Music’i Spotify’dan farklı kılan ise müzik dinlemenin ücretsiz olması. Platform Spotify gibi abonelik sistemi ile değil, sanal hediyeler ve kareoke gibi canlı performanslardan gelir elde ediyor.

Platforma her ay ödeme yapan kullanıcı sayısının ise 90 milyon civarında olduğu belirtiliyor.

Bir diğer önemli nokta ise Tencent’in yüzde 10 hisse sahibi olması nedeniyle Spotify’ın en büyük yatırımcısı konumunda olması. Bu nedenle iki platformun rekabetinden Tencent herhangi bir zarar görmeyecek.

NetApp ve Brocade NVMe All-Flash depolama çözümlerini duyurdu

0

NetApp ve Brocade’in birlikte sunduğu çözüm, performans ve güvenilirlikten ödün vermeden büyüyen verinin yönetimini sağlıyor ve ağ kaynaklarının değerini koruyor. Ayrıca, NetApp’ın yapay zekaya hazır, bulut bağlantılı NVMe All-Flash depolama çözümü, şirketlerin yapay zeka projelerini uygulamaya koymasını, mevcut uygulamaları hızlandırmasını ve sektör öncüsü bulut hizmetlerinden faydalanmasını sağlıyor.

Hibrit bulut veri otoritesi NetApp’ın Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı ve dünyanın lider depolama networking çözümleri sağlayıcısı Brocade’in Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Ülke Müdürü Aylin Çelikbilek Koca 3 Ekim 2018’de Hotel Les Ottomans’da yapılan yuvarlak masa toplantısında bir araya gelerek endüstrinin ilk uçtan-uca NVMe çözümünü sunan NetApp ve Brocade işbirliğini değerlendirdi. Ayrıca, NetApp ve Brocade yöneticileri, toplantıda günümüzün en önemli teknoloji trendlerinden biri olan yapay zeka ve makine öğrenme konusunda da paylaşımlarda bulundu.

NetApp ve Brocade işbirliği ile NVMe All-Flash depolama çözümü

NetApp’ın NVMe All-Flash depolama çözümü ile şirketler mevcut Brocade SAN altyapılarını ve NetApp AFF A-serisi sistemleri kullanarak fiber kanal protokolü üzerinden NVMe erişimi (NVMe/FC) sağlayabileceği gibi Brocade, hem yeni nesil Gen5 hem de yeni nesil Gen6 ve NetApp AFF A800 all flash veri depolama platformuna geçerek daha hızlı bir gelecek için altyapılarını modernize edebilecek. Brocade ve NetApp’ın birlikte sunduğu çözüm, Flash teknolojisi için fiber kanal protokolü üzerinden NVMe erişimi inovasyonundan faydalanıyor ve müşterilerin depolamada yüzde 30 daha fazla tasarruf sağlamasını ve temel uygulamaların yüzde 70 daha hızlı çalışmasını mümkün kılıyor. NVMe/FC mevcut iş yüklerine hız kazandırıyor ve SAP, Oracle, Microsoft SQL gibi kurumsal uygulamalar, NVMe/FC ile performanslarını çok kısa bir süre içinde artırabiliyor. Sisteme adaptasyonu son derece kolay olan NVMe/FC, performans artışını, mevcut işleyişte kesintiye yol açmayan yazılım güncellemeleri aracılığıyla sağlıyor.

Büyük veri analitiği, nesnelerin interneti ve yapay zeka/derin öğrenme uygulamaları da NVMe/FC’nin sağladığı yüksek performans ve daha düşük gecikme sürelerinden avantaj elde edebiliyor.   

  “Veri ve yapay zekadan faydalanan şirketler rekabette büyük avantaj elde edecek”

İki deneyimli isim verilerin günümüzdeki önemi ve gelecekte yaşayacakları değişimlere değinerek ortaya çıkacak yeni teknolojilerle birlikte stratejik kararlar almak için verinin ve yapay zekanın gücünden yararlanan şirketlerin rekabette büyük avantaj elde edecekleri mesajını verdi. Verilerin önümüzdeki yıllarda evrim geçireceğinin altını çizen NetApp Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı şunları söyledi: “Veriler her geçen gün adeta bilinç kazanıp giderek daha fazla çeşitli hale geliyor. Bu dönüşüm ileride verinin önceden hareket ederek taşınma, kategorilere ayırma, analiz ve kendini koruma gibi görevleri gerçekleştirmesini sağlayacak. Bunun yanında sanal makineler ortaklaşa kullanılan makinelere dönüşecek. Çok büyük oranlarda dağıtık hale getirilmiş verinin daha hızlı, kullanışlı ve ucuz bir şekilde yönetilmesi için gerçek makinelerden ziyade web ölçeğinde altyapılar ile hazırlanmış sanal makineler kullanılmaya başlanacak.”

Yapay zeka ve makine öğrenmede NetApp imzası  

Tamamı ölçeklendirilmiş, entegre, yönetilen ve korunan yapay zeka uygulamaları için doğru yerde, doğru zamanda ve doğru veri sağlamada ihtiyaç duyulan kontrol erişim ve performans sağlayan NetApp Data Fabric’ten faydalanan ONTAP AI, şirketlerin uçtan merkeze ve buluta kadar tüm altyapıları boyunca sorunsuz bir veri hattı oluşturmalarını sağlıyor. Bu veri hattı tam bir kontrol ve koruma ile çeşitli, dinamik ve dağıtık veri kaynaklarını entegre ediyor. Devasa işlemci gücü ve kapasitesiyle ONTAP AI, performanstaki problemli noktaları ortadan kaldırıyor ve birçok kaynaktan verilere ve veri formatlarına güvenli ve kesintisiz erişim sağlıyor. 

Avrupa’nın önde gelen yüksek teknoloji şirketi Cambridge Consultants’ın makine öğrenme yöntemiyle geliştirdiği yapay zeka sistemi Vincent’ı örnek veren Yumrukçallı, bu sistemin de veriyle dünyayı değiştirmeleri için müşterilerini güçlendiren hibrit bulut çözümlerinde veri otoritesi NetApp’ın depolama teknolojisi üzerine kurulduğunu belirtti: “Sanat eserlerini analiz edebilmek için derin öğrenme yöntemini kullanarak geliştirilen Vincent’a resim yapmayı öğretmek, 8 GPU ve milyonlarca çizim örneği ile birlikte yaklaşık 14 saatlik bir eğitim süreci gerektirdi. Öğrenme sistemi, NVIDIA DGX-1 sunucuları ve NetApp® depolaması üzerine kurulmuştur. Bu, basit bir uygulama için çok fazla beygir gücü gibi görünebilir, ancak öğrenme sürecinde Vincent, sinir ağları içinde 200 milyondan fazla parametreyi ayarladığı için milyonlarca yineleme ve büyük miktarda veri üretiyor.”

NetApp makine öğrenme kurulumları için de güçlü altyapı sağlıyor

Yumrukçallı aynı zamanda yapay zekayla birlikte hayatımıza giren diğer önemli teknoloji trendi olan makine öğrenme konusunda da bilgiler verdi. Yumrukçallı makine öğrenmenin önemini şu sözlerle ifade etti: “Veri artık her işletmenin ana damarlarında dolaşıyor ve sorunsuz bir şekilde akışını sürdürerek dijital dönüşümün gerçekleşmesine yardımcı olması gerekiyor. Veriye dayalı kararlar rakipleri yakalayabilme ya da rakiplerin gerisinde kalmayı belirleyen temel faktör. Makine öğrenme kurumsal veriler ile müşteri verilerinin değerinin ortaya çıkarılmasında kilit rol oynar ve bir şirketi rakiplerinin ötesine taşıyabilecek kararların alınmasını sağlar. NetApp, büyük veri analitiklerini ve yapay zekayı kendi ürün ve hizmetlerine de dahil ediyor. Örneğin, Active IQ®, milyarlarca veri noktasını, öngörü analitiklerini ve güçlü makine öğrenmeyi kullanarak karmaşık BT ortamlarında proaktif müşteri desteği sağlıyor Active IQ, çeşitli kullanım senaryoları için yapay zeka çözümleri yaratmada kullandıkları aynı NetApp ürün ve teknolojilerini kullanarak tasarlanan bir hibrit bulut uygulaması.

“NetApp ve Brocade sektöre yön vermeye devam ediyor”

Brocade Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Ülke Müdürü Aylin Çelikbilek Koca ise şunları söyledi: “NetApp ve Brocade, ürün ve çözümleriyle endüstriye yön vermeye devam ediyor. Güçlerini birleştiren bu iki teknoloji devinin işbirliği sayesinde şirketler NVMe teknolojisinin gerçek avantajlarına bugünden sahip olabilecek. NVMe over Fibre Channel bilgisayar belleği, depolama ve sistem ağlarına odaklanan bir teknoloji. NetApp’ın AFF A700 depolama sistemi, fiber kanal protokolü üzerinden NVMe erişiminin gerektirdiği kapsamlı depolama çözümünü sağlıyor.  Yeni nesil depolama sistem ağları NVMe over Fibre Channel ve Gen 6, sektörün ilk uçtan uça NVMe çözümü ile şirketler geleceğin hızına erişiyor. Bu yeni teknoloji şirketlerin mevcut SAN altyapılarını da koruyor. NetApp AFF A-serisi sistemleri kullanarak fiber kanal protokolü üzerinden NVMe erişimi (NVMe/FC) sağlayabiliyor. Ayrıca, yeni nesil Brocade Gen6 ve NetApp AFF A800 all flash veri depolama platformuna geçiş yapılabiliyor.”

Venezuela’da kripto para zorunlu olacak

Ekonomik tedbirler almak isteyen Venezuela’da kripto para zorunlu hale geliyor. Ülkeden çıkış yapabilmek için kripto para kullanılması gerekecek.

Kripto para zorunlu hale getirilebilir mi?

Venezuela para birimi olan Bolivar, dolar ve Euro karşısında büyük bir değer kaybına uğramıştı. Bu ekonomik sıkıntılar ile birlikte vatandaşlar iş bulma ve geçinme konusunda ciddi sorunlar yaşıyor. Ekonomik krize önlem olarak ise kripto paraların kullanımı hedefleniyor.

Geçtiğimiz günlerde Venezuela, devletin resmi para birimi olan, dijital para Petro’yu tanıtmıştı. Böylelikle ülkenin Petro ve Bolivar olmak üzere iki resmi para birimi oldu.

Her iki para biriminin de ülke içinde geçerliliği olsa da Venezuela, Petro kullanımını zorunlu hale getirmeyi amaçlıyor. Hatta pasaport çıkarmak için verilen ücretin Petro ile ödenmesi zorunlu kılındı. Bunun için ülkeden ayrılmak isteyen kişiler, 2 Petro (115 dolar) tutarında pasaport ücreti ödemek zorundalar.

Ekonomik sorunlar nedeniyle her gün 5 bin kişinin ülkeden ayrıldığı düşünüldüğünde, Petro kullanımına geçişin hızlı olacağını söyleyebiliriz.

Oracle’ın risk yönetimi uygulaması kendi kendini yönetiyor

0

Müşterilerinin gittikçe artan sahtekarlık ve güvenlik tehlikelerinden korunmalarına yardımcı olmak amacıyla Oracle bugün kurumsal yazılım sektörünün ilk Kendi Kendini Yöneten güvenlik ve risk yönetimi çözümünü yayınladı.

Yapay zekalı risk yönetimi

Özellikle Oracle Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) Bulutu için tasarlanmış olan Oracle Risk Yönetimi Bulutu’nun (Oracle Risk Management Cloud),  yeni Gelişmiş Erişim Kontrolleri(Advanced Access Controls) sayesinde kuruluşlar, görevler ayrılığını (SOD), finansal uyumluluğu (SOX), gizlilik risklerini, özel bilgileri ve ödeme risklerini kesintisiz olarak takip edebiliyorlar.

Bu yeni kontroller, tüm kullanıcıları, rolleri ve ayrıcalıkları aktif güvenlik kurallarından oluşan bir kitaplığa göre tutarlı bir şekilde incelemek için gereken kendi kendine öğrenim ve yapay zeka (AI) tekniklerini de bünyesinde barındırıyor. Üründe, genel muhasebe, borçlar muhasebesi, alacaklar muhasebesi ve duran varlıklar ile ilgili 100’den fazla en iyi uygulama örnekleri (yapılandırılabilir kurallar) yer alıyor.

“İşlerin temposu arttıkça kuruluşlar artık kendilerini sahtekarlıklara ve insan hatalarına karşı savunmasız bırakan ve zaman harcayan manüel süreçlere güvenerek hareket edemiyor,” diyor KPMG’de genel müdür olan Laeeq Ahmed. “Sahip olduğu Kendi Kendini Yöneten özellikleri ve yapay zeka ile Oracle Risk Yönetimi Bulutu gibi ürünler, kuruluşların değerli verilerini korumak ve riske maruz kalma olasılıklarını azaltmak amacıyla erişim kontrollerini yönetmelerine ve faaliyetleri takip etmelerine yardımcı olabilmektedir.”

Kendi Kendini Yöneten Güvenlik ve Risk Yönetimi’nin önemli avantajları arasında şunlar yer alıyor:

-Kesintisiz koruma: Kullanıcı ve uygulama faaliyetlerinin sürekli izlenmesi
Anında en iyi uygulamalar: Başarısı kanıtlanmış 100’den fazla ERP güvenlik kuralı
-Kendi kendine öğrenme: Hassas sonuçlar için gömülü yapay zeka ve kendi kendine öğrenme
-Genişletilmiş vaka müdahalesi: Sorunların takip edilmek, araştırılmak ve kapatılmak üzere ilgili analistlere yönlendirilmesini sağlar.

Kullanıma hazır ve denetim onayı da almış güvenlik kuralları, ERP’nin uygulamaya konulmasını önemli ölçüde hızlandırmak amacıyla rol tasarımı aşamasında erişim analizini otomatik hale getiriyor. Ayrıca Gelişmiş Erişim Kontrolleri bünyesindeki sezgisel çalışma alanı, görselleştirme ve simülasyon özellikleri de yeni kurallar eklemeyi ve kullanıcı erişimini çok daha uygun hale getirmeyi kolaylaştırıyor. Canlı kullanıma geçilmesinin ardından da bu çözüm vakaları sürekli olarak izliyor ve güvenlik analistlerine otomatik olarak yönlendiriyor.

Müşterilerin karmaşık, tekrarlayan ve dinamik güvenlik verilerini tüm kullanıcılar, roller ve ayrıcalıklar çapında analiz edebilmesine yardımcı olmak için Gelişmiş Erişim Kontrolleri, grafik tabanlı analizler ve kendi kendine öğrenim algoritmaları kullanıyor. Bu sayede de kuruluşlar, herhangi bir kullanıcının hassas fonksiyonlara erişebileceği ve bu fonksiyonları yürütebileceği erişim yolunun tamamını doğru ve güvenilir bir şekilde gözden geçirip görselleştirebiliyor.

e-imza ve mobil imza sertifika sayısı 3 milyonu geçti

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü 2018 yılının ikinci çeyreğine ilişkin Pazar Verileri Raporu’nu yayımladı. Açıklanan verilere göre, ikinci çeyrekte üretilen e-imza sertifika sayısı 2 milyon 992 bin 301’e yükseldi.

Elektronik sertifika sayısı 3 milyonu geçti

Mobil imza sertifika sayısı 518 bin 160’a ulaştı. Toplamda 3 milyon 510 bin 461 sertifika oluşturuldu. 2018 yılının ilk çeyreğine oranla e-imza sertifika sayısında % 3,8 artış, mobil imza sertifika sayısında ise % 2,2 yükseliş gerçekleşti.

BTK verilerine göre, 2018 yılının ilk çeyreğinde 2 milyon 881 bin 967 olan e-imza sertifika sayısı, 2018’in ikinci çeyreğinde yüzde 3,8 artarak 2 milyon 992 bin 301’e ulaştı. 2018’in ilk çeyreğinde 507 bin 183 olan mobil imza sertifika sayısı ise yüzde 2,2 artarak 518 bin 160 adete ulaştı. Toplamda üretilen elektronik sertifika sayısı ise çeyrek dönemde yüzde 3,6 artmış oldu.

Telegram IP adresi sızıntısını düzeltti

0

Güvenli mesajlaşma platformu Telegram IP adresi sızıntısı ile gündeme gelmeşti. Son güncellemeler ile Telegram IP adresi sızıntısı düzeltildi.

Telegram IP adresi sızıntısı güncelleme ile giderildi

Güvenli mesajlaşma platformu olarak tanıtılan Telegram, standart platformlardan daha fazla gizliliğe sahip. Örneğin cep telefonu numaranızla kaydolsanız bile numaranızı gizleyebiliyor, sadece kullanıcı adınızı görünür yapabiliyorsunuz. Ayrıca gizli mesajlaşma ile yapılan konuşmalar sunucuda saklanmaz ve Telegram kime, hangi mesajı gönderdiğinizi bilmez.

Ancak geçtiğimiz günlerde Hindistan’dan bir yazılım avcısı olan Dhiraj Mishra tarafından Telegram’da açık bulundu. Mishra belirli koşullar altında, Windows, Mac ve Linux için Telegram masaüstü istemcilerinin, istemcinin bu bilgileri korumak için yapılandırılmış olsa bile kullanıcıların IP adresini göstereceğini keşfettiğini söyledi.

Mishra’nın tespitine göre sızıntı sadece sesli çağrılar sırasında gerçekleşti. Bu çağrılarda IP adreslerinin sızdığı bulundu. Bu konuda Telegram oldukça hızlı davrandı ve Desktop v1.4.0 ile v1.3.17 beta sürümleriyle sorunu ortadan kaldırdı.

Tesla teslimatları arttı

1

Tesla üretim hattında sorunlar yaşamış olsa teslimat sayısını artırmayı başardı. Tesla teslimatları yüzde 80 artış gösterdi.

Tesla teslimatları 80 bini aştı

Tesla, özellikle Model 3 üretiminde önemli teknik sorunlar yaşamıştı. Sorunu çözmek için otomasyon şirketi satın alınmış, bu da çare olmayınca montaj çadırları kurulmuştu. Montaj çadırlarının eklenmesiyle Tesla üretim hedefine ulaştı. Bu durum şirketin teslimat sayısına da olumlu yansıdı.

Üçüncü çeyrek raporuna göre, geçen yılın aynı dönemine kıyasla Tesla’nın teslimatları yüzde 80 artış gösterdi. Tesla, 83.500 araç teslimatı yaptı.

Bu teslimatlarda 53.239 adet araç ile Model 3 liderliği aldı. 26.903 adet Model S ve Model X teslimatı gerçekleştirdi.

Ayrıca üretimde iyileştirmeler ve teslimat sayısındaki artış ile Tesla kar etmeye de başladı.

Kamu Teknoloji Ödülleri sahiplerini buldu!

0

IDC Türkiye’nin düzenlediği ve kamu sektörünün önde gelen kurumlarının katıldığı Kamu Teknoloji Ödül Töreni’nde öncü projeler sahiplerini buldu.Birçok Kamu Kurumunun teknoloji projelerinin yarıştığı 2018 Kamu Teknoloji Ödülleri, Kamu kurumlarında yer alan CIO, üst düzey yöneticiler ve akademisyenlerden oluşan jüri tarafından değerlendirildi.

Dijital dönüşümün hızla ilerlediği kamu sektörüne damga vuran yeni projeler, toplam 7 kategoride değerlendirilerek, proje sahiplerine bildirildi. 29 Eylül günü düzenlenen IDC Türkiye Public CIO Summit 2018 sonunda gerçekleşen ödül töreni ile, aşağıdaki kategorilerde dereceye giren proje sahipleri ödüllerini teslim aldı.

En İyi İnovasyon Projesi

1. T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı – Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Projesi

2. Bağcılar Belediyesi – Güvenlik Operasyon Merkezi Projesi

3. Ankara Altındağ Belediyesi – Açık Kaynak Kodlu CBS (Coğrafi Bilgi Sistemi) Yazılımları ile Belediye Kent Rehberi Uygulaması

En İyi Değişim Yönetimi Projesi

1. T.C. Adalet Bakanlığı – Uzlaştırmacı Portal

2. T.C. Yüksek Seçim Kurulu – Siyasi Parti Portalı (SİPPORT)

3. TBMM – e-Devlet Personel Başvuru Sistem

En İyi BT Yönetişimi Projesi

1. T.C. İçişleri Bakanlığı – Yeni Nesil 112 Projesi

2. Elektrik Üretim A.Ş. – OMİS – Online Merkezi İzleme Sistemi Projesi

3. Anadolu Ajansı – Haber Planlama Sistemi (Hps)

En İyi Akıllı Şehir projesi

1. Bağcılar Belediyesi – Bağcılar Akıllı Yol Projesi

En İyi Maliyet Verimliliği projesi

1. T.C Adalet Bakanlığı – e-Tebligat

2. Eti Maden İşletmeleri – Kurumsal Kaynak Yönetim (Kky) Sistemi Ve Rfid Ile Üretim Ve Lojistik Süreçlerinin Takibi

En İyi İş Etkinleştirme Projesi

1. T. C. Adalet Bakanlığı – CELSE Mobil Uygulaması

2. T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu – SGK DMS

Yılın CIO’su

Emrullah Ün – T.C Adalet Bakanlığı

Sancak, Cardtek’e ortak oldu

0

Sancak Ailesi’nin sahibi olduğu MT Grup, bankacılık, telekom, ödeme servis sağlayıcıları, kamu, ulaşım ve perakende sektörlerine finansal ödeme teknolojileri alanında yenilikçi ödeme sistemleri çözümleri sunan Cardtek’e, %54 hissesini alarak ortak oldu. Revo Capital ve MV Holding’in Cardtek’teki toplam yüzde 24’lük hisse sahiplikleri aynı şekilde devam ediyor.

Turgut Güney yeni kurulan ortaklık hakkında konuştu

Konu hakkında açıklama yapan Cardtek CEO’su Turgut Güney; “Cardtek, kurulduğu günden bu yana birçok ilke imza atan bir firma. Yıllar içerisinde gösterdiğimiz performansımızla yerli ve yabancı birçok yatırımcının dikkatini çektik ve çekmeye de devam ediyoruz. Hedeflerimizi gerçekleştirmemizde bize önemli katkılar sağlayan MV Holding ve Revo Capital’in ardından, çeşitli sektörlerde yatırımları bulunan MT Grup, hisselerimizin yüzde 54’ünü aldı.

Çok başarılı bir gelişim gösteren ve ürettiği teknoloji ile bir çok global ilke imza atan Cardtek, kendi alanının güçlü firmalarından oluşan hissedarlarının sağlayacağı motivasyon ile birlikte Türkiye’deki varlığını güçlendirirken, inovatif ürünlerle yurtdışına daha fazla yatırım yapma hedefini de koruyacak.” dedi.

Turla ve Sofacy zararlıları Asya’ya saldırıyor

0

Uzun zamandır ortalıkta dolaşan, Rusça konuşan, Snake veya Uroborus adlarıyla da bilinen Turla saldırısının izlerini takip eden Kaspersky Lab araştırmacıları, saldırının son varyasyonu olan KopiLuwak’ın zararlı kodlarını kurbanlarına bulaştırmak için bir ay önce Sofacy’in (diğer isimleri Fancy Bear ve APT28) bir varyasyonu olan ve yine Rusça konuşan Zebrocy ile aynı yolu kullandığını ortaya koydu.

Asya’yı hedef alıyor

Araştırmacılar her iki tehdidin merkez Asya bölgesindeki kamu ve askeri kurumlar gibi jeopolitik hedeflere odaklandığına ve aynı hedefler üzerinde sıkça çakıştığına dikkat çekti. Bulgular, Kaspersky Lab Küresel Araştırma ve Analiz ekibinin Turla ile ilişkili dört aktif kümenin gelişimine ve faaliyetlerine odaklanan raporunda yer aldı. 

İlk kez Kasım 2016’da keşfedilen ve adını ender bulunan bir kahve türünden alan KopiLuwak, aktif makro içeren dokümanlar aracılığıyla yayılarak, cihaz ve ağları gözetlemek üzere tasarlanmış Javascript tabanlı inatçı bir zararlı yazılımın sistemlere bulaşmasını sağlıyor.

Araştırmacılar tarafından 2018 yılı ortalarında keşfedilen KopiLuwak’ın son varyasyonu özellikle Suriye ve Afganistan’ı hedef alıyor. Turla, Windows kısayol (.LNK) dosyaları aracılığıyla yeni bir spear-phishing bulaşma vektörünü kullanıyor. Analizlere göre söz konusu LNK dosyaları, içerdiği PowerShell sayesinde KopiLuwak dosyalarını deşifre ederek sisteme yüklüyor. Söz konusu PowerShell geçtiğimiz ay Zebrocy’de kullanılanla neredeyse aynı.

Araştırmacılar her iki tehdidin özellikle merkez Asya’daki kamu araştırma ve güvenlik birimleri, diplomatik birimler ve askeri tesisler gibi hassas niteliğe sahip politik hedefler üzerinde çakıştığını tespit etti. 2018 yılında araştırmacılar tarafından takip edilen diğer Turla kümeleri arasında Carbon ve Mosquito da bulunuyor.

Yapılan çalışmalardan elde edilen diğer bulgular, Turla tarafından istismar edilen Wi-Fi ağlarının sistemlere Mosquito zararlı yazılımını bulaştırmak için kullanıldığına dair iddiaları destekliyor. Ayrıca halihazırda olgunlaşmış ve güçlü bir siber casusluk ağı olan Carbon frameworkün detaylı bir modifikasyondan geçtiğine ve 2019 yılında hedefli saldırılarda kullanılmak üzere daha da geliştirileceğine dikkat çekiliyor. Turla’nın 2018 yılındaki hedefleri arasında Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Batı ve Doğu Avrupa, Merkez ve Doğu Asya ile Amerika bölgesi yer alıyor.

İlk UEFI rootkit siber saldırı

0

Antivirüs yazılım kuruluşu ESET, bilgisayar sistemlerindeki en savunmasız bölüm olan UEFI’ye yönelik saldırıların oluşacağını tahmin etmiş ve 2018 sürüm ürünlerinde artık ESET UEFI Tarayıcı sunduğunu açıklamıştı.Yapılan öngörü ne yazık ki doğru çıktı. ESET araştırmacıları, kurbanların bilgisayarına sızmak için UEFI rootkit kullanan ilk siber saldırıyı 2018 Eylül ayı içinde keşfetti. ESET tarafından “LoJax” olarak adlandırılan bu rootkit, elde edilen tespitlere göre kötü şöhretli Sednit grubu tarafından kullanılıyor ve Balkanlar ile Doğu Avrupa’daki yüksek profilli hedeflere yöneliyor.

Konferanslarda konuşulan konu olmaktan çıkıp gerçek oldu

Söz konusu saldırı, bu türde kaydedilen ilk saldırı olma özelliğini taşırken, konuyu değerlendiren ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban, “Teoride UEFI rootkitlerin var olduğunu biliyorduk, araştırmacılarımızın keşfi aktif bir APT grubu tarafından olağan hayatta da kullanıldıklarını ortaya çıkardı. Yani artık konferanslarda konuşulan ilginç bir konu olmaktan öte, gerçek bir tehdit oluşturuyorlar” açıklamasını yaptı.

UEFI ve Rootkit nedir?

UEFI, bilgisayar düğmesine bastığınızda, işletim sistemi başlamadan hemen önce çalışıp sistemi ve çevre birimlerini çalışmaya hazır hale getiren temel yazılım bölümü olarak biliniyor. Eski cihazlarda BIOS olarak bilinen bu bölüm, genellikle sadece fiziksel erişim ile ulaşılabildiği için bugüne dek korumasız bırakılmıştı. Fakat UEFI ile birlikte daha kolay bir şekilde uzaktan erişilebilir, dolayısıyla da siber suçlular açısından cazip bir saldırı hedefi haline geldi. Rootkit ise diğer yazılımların ulaşamadığı bölümlere kalıcı ve yasa dışı olarak ulaşmak için tasarlanmış zararlı yazılımlara verilen addır. Rootkit, tipik olarak kendi varlığını veya diğer başka zararlı yazılımları gizler.

UEFI rootkit nedir?

UEFI rootkitleri, siber saldırıların başlatılmasında oldukça güçlü ve tehlikeli birer araç olarak kullanılıyor. Tüm bilgisayara açılan kapının anahtarı olarak, işletim sisteminin yeniden yüklenmesi ya da sabit disk değişimi gibi güvenlik önlemlerini atlatabilmesiyle tespit edilmesi oldukça zordur. Dahası, bir UEFI rootkit bulaşmış sistemi temizlemek, cihaz yazılımının yeniden düzenlenmesi gibi tipik bir kullanıcının sahip olmadığı üst düzeyde bilgiler gerektiriyor.

Hannover Messe’de gündem endüstri 4.0 ve yapay zeka

0

Bu yıl Nisan ayında Türkiye’den 200’e yakın firmanın katılımıyla gerçekleşen Hannover Messe robotlar, otomasyon teknolojisi, IT çözümleri ve yazılımların yanı sıra network platformlarıyla birbirinden görkemli show ve özel etkinliklere ev sahipliği yaptı. Her yıl endüstriyel teknolojide bir sonraki adımın ne olacağına odaklanan fuarın 2019 ana teması “Entegre Endüstri – Endüstriyel Zekâ” olarak belirlendi.

Yapay zekâ teknolojisinin üretim ve enerji sektörlerinde devrim yaratma potansiyeline dikkat çeken Deutsche Messe Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Jochen Köckler şunları söyledi:

“Müşterilerin artan talep ve beklentilerine uygun olarak makineler bir dönüşüm yaşıyor. Bilgi üreten yapay zekâ sistemleri, veri ve algoritmalardan da yararlanarak üretim süreçleri, elektrik şebekeleri ve lojistik gibi alanlarda işletmeler sürekli optimize edebiliyor. Bu sistemlerin bir diğer özelliği de hata ve arızaları güvenilir bir şekilde tahmin edebilme kapasiteleri. Bu yılki temamız olan Entegre Endüstri – Yapay Zeka teması tam olarak bu potansiyele vurgu yapıyor.”

Hannover Messe endüstriyel zekaya odaklanıyor

İnsan, makine ve veri arasındaki ağı bilgi paylaşımını sağlayan ortak platformların oluşturduğunu belirten Köckler şunları söyledi:

“Bu platformlarda insanlar, ağı etkinleştiren aktörler olarak rol alıyor. Üretimin hiçbir formunun insanların süreç bilgisi ve farklı nitelikleri olmadan harekete geçebilmesi mümkün değil. Bilgi yönetiminin genişlemesi ve bilgi taşıyanların eğitilmesi gibi önemli unsurları içeren Yapay Zeka teknolojisine odaklanırken, insan unsurunu da göz önünde bulundurmaya devam edeceğiz.”

Yeni teknolojiler ilk kez bu fuarda

Hannover Messe 2019’da yapay zeka ve makine eğitiminin; enerji verimliliği ve kullanımı ile otonom üretim süreçleri dâhil olmak üzere, üretim ve enerji sektörlerinde artan önemine vurgu yapacak. Fuarda ayrıca ara yüz, protokol ve güvenlik açısından yaşanan zorluklar ele alınacak. Yapay zekâ ve endüstri sektörlerinin düşünce liderleri, Hannover Messe’de bir araya gelerek geleceğin çözümlerini geliştirecek.

1 – 5 Nisan 2019 tarihleri arasında Hannover Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek Hannover Messe, IAMD–Entegre Otomasyon, Hareket ve Kuvvet, Dijital Fabrika, Enerji, Endüstriyel Tedarik, ComVac ve Araştırma & Teknoloji bölümlerinden oluşuyor. Fuarda yeni başlayanlar ve kariyer gelişimi için de özel bölümler bulunuyor. Fuar programında 90’dan fazla konferans ve forum yer alıyor.

Siber güvenliğin altın anahtarı blok zinciri

0

Blok zincirinin sağladığı dağıtılmış veri defteri teknolojisi, günümüzde kripto para birimlerinden tedarik zincirlerine kadar pek çok alanda uygulanıyor. Bu uygulamaya karşı duyulan heyecanın büyük çoğunluğu, sistemin doğası gereği güvenli bir teknoloji olmasından kaynaklanıyor. Blok zincirindeki iç güvenliğin tamamen güvenlik alanında uygulanıp uygulanamayacağı sorusunu tartışmaya yatıran Komtera Teknoloji güvenlik uzmanlarına göre cevap olumlu gözüküyor.

Blok zincirinin getirdiği özelliklerin verileri güvenli hale getirmede, ağlarda, kimlik doğrulamada, veri kayıtlarını saklamada, kritik altyapılarda ve daha fazlasında kolaylık yarattığını güvenlik sektörünün artık keşfettiğini belirten güvenlik uzmanları, şirketlerin güvenlik prosedürlerinde blok zinciri teknolojisi kullanımının artacağına işaret ediyor. Güvenlik uzmanları, bu teknolojinin güvenlik sektörü için getirilerini 7 maddede özetliyor.


1. Dağıtılmış Kimlik

Ağlarda biri kullanıcıya, diğeri de cihaza ait olmak üzere iki tip kimlik bulunuyor. Ağa bağlanan cihazlarda kimliği doğrulayabilmek oldukça ciddi bir konu. Blok zinciri, bu cihazların kimliğini oluşturmada ve doğrulamada kolaylık yarattığı için uzun zamandır kullanılıyor. Zincirler, sunduğu altyapıyla IoT cihazların bu ihtiyaçlarını karşılarken, cihazların tamamen tanımlanmış ve güvenli kılınmış halleriyle doğrulanmış bir zincirin parçası olmasını sağlıyor.

2. Dağıtılmış Depolama

Siber saldırganlar büyük veri tabanlarına daima bayıldığından, terabayt boyutunda bilgi içeren tek bir veriye yönelik gerçekleştirilen bir ihlal bile milyonlarca ya da on milyonlarca kaydın açığa çıkmasına sebep olabiliyor. Blok zincirinde ise veriler geniş kapsamlı sistemlerde depolanırken hem zincirdeki her bir düğümde bulunan bilgi hem de veri tabanının tamamı hesap defterinin depolama özelliğiyle garanti altına alınmış oluyor. Ayrıca, verilerin üzerinde değişiklik yapmak zor olduğundan depolama güvenliğini yönetmek de kolaylaşmış oluyor.

3. Zorunlu Mesuliyet

Güvenlik gerekliliklerine sözde bir bağlılık gösteriliyor olsa da yatırımcılar ve yasal düzenleyiciler bu yapay bağlılıktan daha fazlasına ihtiyaç duyarak doğru adımların atıldığını gösteren, doğrulanabilir kayıtlar istiyor. Blok zinciri, yapılan her değişikliği doğrulama ve kaydetme özellikleri sayesinde denetleme yapma veya bir sorun halinde adli işlem başlatma imkanı veriyor.

4. Veri Bütünlüğü

Blok zinciri, sistemlerin çalışması için gerekli olan tüm bilgileri şifrelerden kurallara kadar saklayan, merkezi olmayan bir yapıyla bozulması oldukça zor bir bütünlüğü yansıtıyor. Bu bütünlükte kimse bütün bilgilere erişip değişiklik yapamıyor. Verilerde yapılması istenen değişiklikleri doğrulama gerektiren ve her şeyi kayıt altında tutan bir yolla yapması sayesinde, bir veri setinin bütünlüğünün korunması için çok doğal bir çözüm oluşturuyor.

5. Kritik Altyapı Koruması

Hem enerji ulaştırma sistemleri hem de ağlar çeşitli güvenlik problemlerini beraberinde getiriyor. Bir süre önce Rus saldırganların uzaktan erişim sağlamak için bir elektrik şebekesine özel bir truva atı virüsü yerleştirmesi, bu konudaki tehlikeyi gözler önüne sermiş ve sektör çalışanlarının mutlaka halletmesi gereken bir sorunu doğurmuştu.

Blok zincirinin kritik altyapıları koruma açısından sunduğu avantajlar, değişim doğrulaması ve ödeme şeffaflığından geliyor. Her değişikliği kaydeden bu sistemin içerisinde kötü niyetli yazılımlar saklamak veya yasa dışı değişiklikler yapmak neredeyse imkansız bir hal alıyor.

6. Dağıtılmış Şifreleme

Bir şifreleme sisteminin en hassas kısmını şifreleme anahtarlarının depolandığı yer oluşturuyor. Eğer bir siber saldırgan bu anahtar deposuna erişebilirse, sistemin içindeki bütün şifrelenmiş mesajları anlamlandırabiliyor. Ayrıca, çeşitli seviyelerde bulunan kullanıcıların hepsinin giriş bilgilerine bile ulaşabiliyor.

Blok zincirindeki bilgilerin güvenliği ise bu anahtar depolarının değişik lokasyonlarda gizlenmesini sağlamaya çalışmak yerine sahip olduğu dağınık hale ve kullanılan algoritmaların zorluğuna dayanıyor. Kullanıcıların bilgilerini güvende bu şekilde güvende tutan zincir, çoğu siber saldırganın şifre ele geçirmek için kullandığı araçları işe yaramaz hale getiriyor.

7. Özel Bir Vaka: Sağlık Hizmetleri

Hastaların sağlık kayıtları, içerdiği verilerin niteliği ve niceliği bakımından en hassas verilerin başlarında geliyor. Blok zinciri teknolojisi, elektronik ortamda tutulan sağlık hizmetleri ve medikal bilgi kayıtlarını güvende tutmanın bir yolu olarak görülüyor.

Bazı şirketlerin bu kayıtları depolamak için blok zincirlerini kullanmaya başladığı biliniyor. Böyle bir modelde hasta kayıtları bir kez girildikten sonra hastanın tüm doktorları tarafından kolayca erişilebiliyor ve zincire bir düğüm eklenerek yeni bilgiler girilebiliyor. Elektronik kayıtların güvenliği için blok zinciri teknolojisi kullanan şirketlerin zamanla artması bekleniyor.

Sanal Singapur projesi güvenliği sağlayacak

0

3D haritalar ile oluşturulan sanal Singapur projesi güvenlik amaçlı kullanılacak. Sanal Singapur ile olası senaryolar test edilecek.

Sanal Singapur ile güvenlik testleri

Günümüzde birçok fiziksel projeyi hayata geçirmeden önce ya bir prototip oluşturuluyor ya da sanal model ile eksikler görülüyor. Artık bu durum şehir modelleri için de geçerli hale geliyor. Sanal şehir uygulamalarına Singapur ile bir yenisi daha ekleniyor.

3D haritalar ile oluşturulan Singapur’un sanal modeli halkın güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılacak. Örneğin; kamusal alanda bir patlama meydana geldiğinde veya şehri bir doğal afet etkilediğinde neler yapılması gerektiği belirlenecek. Böylelikle olası kötü senaryolara karşı halk ve kamu kurumları hazırlık olacak, can ve mal kayıpları en aza indirilmiş olacak.

Singapur’un sanal modeli kamu lansmanı ile tanıtılacak. Ayrıca bu sanal model, sadece web bağlantısı olmayan bilgisayarlar ile sınırlı olacak. Böylelikle veri hırsızlıklarının önüne geçilebilecek.

KoçSistem, KoçDigital şirketini duyurdu

0

Koç Topluluğu’nun öncü bilişim şirketi KoçSistem, The Boston Consulting Group (BCG) ile uzun vadeli bir iş birliği yaparak yeni bir teknoloji şirketi olan KoçDigital şirketini kurdu. Duyuru isei KoçSistem ve The Boston Consulting tarafından yapıldı.

KoçDigital lansmanı gerçekleşti!

KoçDigital’ın lansmanı ise Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu ev sahipliğinde, Koç Holding Turizm, Gıda ve Perakende Grubu Başkanı Tamer Haşimoğlu, KoçSistem Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca, BCG Orta ve Doğu Avrupa ile Orta Doğu Başkanı Christoph Schweizer ve BCG Türkiye Genel Müdürü ve Kıdemli Yönetici Ortağı Burak Tansan başta olmak üzere Koç Topluluğu Şirketleri’nin yöneticileri ve iş ortaklarının katılımıyla gerçekleşti.

Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde gerçekleşen lansman toplantısında, KoçDigital’in misyonu ve vizyonu açık bir şekilde, katılımcılara aktarıldı. Koç Holding’in CEO’su Levent Çakıroğlu; “Gelecek vaat eden yeni iş alanları yaratmayı ve Türkiye’de dijital dönüşüme de liderlik ederek ülkemizin geleceğine değer katmayı hedefliyoruz.” diyerek, konu hakkındaki düşüncelerini katılımcılar ile paylaştı.

BCG Orta ve Doğu Avrupa ile Orta Doğu Başkanı Christoph Schweizer ise The Boston Consulting Group (BCG) olarak müşterilerine tüm dijital dönüşüm yolculukları boyunca yardımcı olduklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Müşterilerimize, dijital çağda kendilerini geliştirmeleri için uzman ekiplerimiz, özel hizmetlerimiz ve müşterilerimize özel geliştirdiğimiz yöntemlerimizle önemli bir katkı sağlıyoruz ve çarpıcı başarı hikâyeleri yaratıyoruz. Türkiye’nin bölgesinde dijital dönüşümde öncü olmak için gerekli tüm unsurlara sahip olduğuna inanıyoruz.

Bu çerçevede, BCG olarak Türkiye’nin potansiyeline güveniyor ve Türkiye’deki yatırımlarımıza devam ediyoruz. Bu bağlamda, İleri Analitik ve Nesnelerin İnterneti çözümleriyle müşterilerimizin dijital dönüşümlerini ortaklaşa yürütmek için Koç Holding ve KoçSistem ile güçlerimizi birleştirdik. Amacımız, Türkiye’nin yanı sıra Doğu Avrupa, Bağımsız Devletler Topluluğu ve Orta Doğu gibi komşu bölgelerde de İleri Analitik, Nesnelerin İnterneti ve diğer dijital yetkinlik alanlarında önde gelen güç olmak.”

Bitcoin ile dergi abonesi olunabilecek

Çin’de bitcoin ile dergi abonelik sistemi başlıyor. İsteyen kullanıcılar, Bitcoin ile Beijing Sci-Tech Report (BSTR) dergisine abone olabilecekler.

Bitcoin ile dergi alınabilecek

Çin’in en eski ve köklü bilim-teknoloji dergilerinden biri olan Beijing Sci-Tech Report (BSTR), 2019 yılına yenilikçi bir planlama ile giriş yapıyor. Dergiden yapan açıklamaya göre, isteyen müşteriler Bitcoin ile dergiye abone olabilecekler. Dergiye abonelik ücretinin ise 0.01 BTC (65 dolar) civarı olacağı belirtiliyor. Bu uygulama, 2019 yılı itibariyle başlayacak.

BSTR yayınladığı duyuruda, teknolojideki dijital dönüşüme dikkat çekmek istediklerini ve yeni okuyucular kazanmak istediklerini belirtti. Ayrıca eğer Bitcoin fiyatı 2020 yılında şu andakinden çok daha yüksek seviyeye ulaşırsa abonelere geri ödeme yapılacağı açıklandı.

BSTR, kendi yayınladığı yazıların yanı sıra Popular Science dergisinden yayınlanan yazılarıyla da dikkat çekiyor.

Mazda elektrikli araç hedefini açıkladı

Mazda elektrikli araç sektörüne yönelik hedefini açıkladı. Mazda elektrikli araç sektöründe uzun ve kısa vadeli iki plana sahip.

2020 yılında Mazda elektrikli araç çıkaracak

Mazda Motor Corp, 2 Ekim tarihinde yaptığı açıklamada 2030 yılında ürettiği tüm araçların elektrifikasyon içereceğini duyurdu. Japon otomobil üreticisi, araçlarının yüzde 5’inin tamamen elektrikli olacağını, yüzde 95’inin ise hibrit model olacağını belirtti. Yani Mazda’nın gelecek planlarında benzinli veya dizel otomobillere yer vermediğini söyleyebiliriz.

Şirketin daha kısa vadeli planlarında ise 2020 yılında piyasaya bir elektrikli otomobil sürmek var. Henüz teknik ayrıntıları bilinmeyen bu modelin sadece elektrikli olması bekleniyor.

Gelişmiş ülkelerin benzinli ve dizel araç kullanımını yasaklama planları nedeniyle, otomotiv üreticileri elektrikli ve hibrid araç üretimine odaklanıyor.