Salesforce Demandware’i satın alıyor
Bulut tabanlı CRM uygulamaları geliştiren Salesforce, e-ticaret şirketi Demandware’i 2.8 milyar dolar karşılığında satın alacağını duyurdu.
Salesforce, bulut tabanlı CRM yazılımlarıyla, şirketlerin satış/pazarlama departmanlarında yoğun kullanılıyor. Firma şimdi, küçük ve orta ölçekli e-ticaret şirketleri için bulut tabanlı alt yapı sağlayan Demandware’i satın aldı. Demandware’in borsadaki değeri 1,87 milyar dolarken, CRM geliştircisi şirketin Demandware’e 2.8 milyar dolar ödemesi pazarlığın çok sıkı geçtiğinin bir işareti olarak kabul ediliyor.
CRM yazılımları geliştiricisi, satın aldığı yeni şirketle beraber artık geniş müşteri tabanına, CRM hizmetlerinin yanında e-ticaret alt yapısı da sunabilecek. Böylece e-dönüşüm gerçekleştirmek isteyen şirketler için Salesforce tam kapsamlı bir sistem entegratörü olarak hizmet verebilecek. Ayrıca şirket, Amazon, e-bay ve Magneto gibi dev e-ticaret şirketleriyle de rekabet edebilecek. Bu isimler aslında CRM entegratörü ile aynı sektörde hizmet vermiyor olsalar da, kendi yapıları içinde e-ticaret yapan küçük şirketlere CRM servisi de sağlıyorlardı.
Gartner’in raporlarına göre, şirketlerine e-ticaret altyapıları için harcayacağı paranın, her yıl +14 artarak 2020 yılında 8,5 milyar dolara çıkması bekleniyor.
Uber Suudiler’den 3,5 milyar dolar yatırım aldı
Araç paylaşım/taksi servisi Uber, Suudi Arabistanlı yatırımcıdan 3,5 milyar dolarlık yatırım aldı. Bu rakam aynı zamanda özel bir şirkete tek seferde yapılan en büyük yatırım olma özelliği taşıyor.
Suudi Arabistan’ın devlet fonlarından karşılanan yatırım ile şirketin kasasındaki nakit miktarı 11 milyar dolara çıkarken, şirketin toplam değeri de 62,5 milyar dolara yükseldi.
2014 yılından beri Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren mobil araç paylaşım uygulaması, ülkenin yöneticileri tarafından da kabul görüyor. Ülkenin yatırım fonunu yöneten Yasir Al Rumayyan’a göre Uber gibi şirketler Suudi Arabistan’ın geleceğinde önemli bir rol oynayacak. Ülke, 2030’a kadar petrol endüstrisine olan bağımlılığını azaltarak yeni sektörlerde kendine gelir yaratmak istiyor.
3,5 milyar dolarlık yatırımdan sonra Rumayyan da şirketin yönetim kuruluna girecek. Suudi Arabistan’da kadınların otomobil kullanması yasak olduğu için Rumayyan’ın, önemli ortağı olduğu şirketin diğer ülkelerdeki kadın sürücülerini de engellemek isteyip istemeyeceği şimdiden merak konusu oldu.
Piyasa araştırmaları iPhone 7 satışlarında patlama bekliyor
Apple’ın ilk defa 2015’te düşen iPhone satışlarından sonra işler tersine dönebilir. Çoğu yorumcu, yeni iPhone’ların eski modellere benzemesi nedeniyle satış başarısı yaşamasının zor olduğunu dile getirse de piyasa araştırmaları 2016’da piyasaya çıkacak iPhone 7’nin, tarihte en çok satılan iPhone olacağına işaret ediyor.
iPhone satışları tarihsel olarak incelendiğinde, iPhone kullanıcılarının yeni telefon almak için iki yıl beklediği anlaşılıyor. Yani 2013 yılında iPhone satın alan kullanıcıların çoğunluğu, telefonlarını değiştirmek için 2014’ü değil, 2015’i tercih etmiş. Aynı şekilde 2014’de iPhone satın alanların çoğunun 2016’da yeni bir iPhone satın alması bekleniyor. Bu sırada, iPhone 7’nin piyasaya çıkacağı 2016’da piyasadaki mevcut iPhone’ların %25’inin iki yaş ve daha üstünde olduğu da biliniyor. Bu da iPhone 7’nin mevcut iPhone kullanıcılarının %25’inden fazlasına satılma ihtimalini doğuruyor ki, bu rakam yaklaşık 120 milyon iPhone 7 satılması anlamına geliyor.
Satış grafikleri incelediğinde de her yıl yeni iPhone çıktığında, Apple’ın satış grafiklerinin yukarı yönlü hızlı ivme kazandığı da biliniyor. Yeni iPhone çıktığında mağazaların önünde kuyruğa girenlerin çoğunu ise iki yaş ve üstü eski iPhone’a sahip olan Apple Fanları oluşturuyor. Dolayısıyla, piyasa araştırmacıları, yedinci nesil iPhone’un bugüne kadar ki iPhone satış rekorlarını kırmasını bekliyorlar.
Ayrıca Apple’dan sızan raporlar da şirketin üretim ve dağıtım kanallarına 2016’daki iPhone 7 satışları için 72-78 milyon adete hazırlıklı olmaları uyarısını yaptığını ortaya koyuyor. Bu bile son iki yıldaki en yüksek iPhone satışı anlamına gelecek.
Microsoft Hololens diğer şirketlere açılıyor
Microsoft, geçen yıl tanıttığı ve büyük ilgi toplayan artırılmış gerçeklik gözlüğü Hololens’i diğer şirketlerin de üretim ve geliştirmesine açıyor. Böylece aynı Android ekosisteminde olduğu gibi, farklı firmalar kendi Hololens gözlüklerini üretebilecek.
Computex’te açıklanan gelişme sayesinde Windows’un holografik sistemi sadece artırılmış gerçeklik gözlüklerinde değil, sanal gerçeklik gözlüklerinde de kullanılabilecek. Microsoft AR ve VR’in birleşiminden olan bu yeni sanal deneyime, Mixed Reality (Karışık Gerçeklik) ismini veriyor.
Yine Computex’te yapılan bir demoda iki kullanıcıdan biri Microsoft Hololens gözlüğünü kullanırken diğer kullanıcı HTC Vive gözlüğünü kullanarak birbirleri ile iletişim kurdular ve üzerinde çalıştıkları 3D tasarım hakkında tartışma imkanı yarattılar.
Yazılım devi, Vive’in üreticisi HTC ile uzun süredir birlikte çalıştıklarını ve iki aygıtın uyumlu olduğunun altını çizdi ancak daha fazla bilgi verdi. Şirketin Windows Holographic platformu için Intel, AMD, Qualcomm, Acer, ASUS, Dell, Falcon Northwest, HP, Lenovo ve MSI ile birlikte çalıştığı da biliniyor.
Xiaomi ve Microsoft anlaştı
Çinli elektronik üreticisi Xiaomi, akıllı telefonlarını ABD’de piyasaya sürmeye bir adım daha yaklaştı. Çinli firma yaptığı açıklamada Microsoft ile iş birliği anlaşması imzaladıklarını ve bundan sonra telefonlarında Skype ve Microsoft Ofis uygulamalarının ön yüklü olarak geleceğini belirtti.
Eylül ayından itibaren uygulamaya girecek anlaşma ile birlikte şirketin üst segmente hitap eden akıllı telefonları Mi 5, Mi Max ve Mi 4 artık Microsoft’un Word, Excel, PowerPoint, Outlook ve Skype uygulamaları ile gelecek. Ayrıca daha ucuz modeller olan Redmi Note 3 ve Redmi 3 akıllı telefonları da aynı uygulamalara sahip olacak.
Bu anlaşma Çinli üretici ile Microsoft arasındaki ilk yakın temas değil. Daha önce de Çinli şirketin bulut servisi için Microsoft’un Azure alt yapısının kullanılması konusunda anlaşmaya varılmıştı.
Microsoft patentleri Xiaomi’nin emrinde
Çinli telefon üreticisi geçen yıl 70 milyon telefon satarak hızla büyüyen bir marka haline gelmişti. Xiaomi anlaşmanın diğer maddeleriyle Microsoft’un elinde bulunan 1500’den fazla telefon patentini de kullanma imkanına kavuşacak. Bu da firmanın çok daha güçlü ve yetenekli telefonlar üretebilmesinin önünü açacak. Elbette Microsoft da geniş satış hacmine sahip Xiaomi sayesinde Çin pazarındaki yerini sağlamlaştırmış olacak ve patentleriyle uygulamalarını kullanan telefonların satışlarından pay alarak önemli bir gelir elde edecek. Xiaomi ise ABD’li şirketlerle iş birliğini güçlendirerek ADB pazarına girip telefon satmak için gerekli altyapıyı hazırlıyor.Avrupa Birliği Uber ve Airbnb hakkında karar verdi
Avrupa Birliği, üye ülkelerin Uber ve Airbnb gibi paylaşım ekonomisini kullanan organizasyonlar karşısında nasıl bir tutum takınması gerektiğini belirledi.
Birliğin yaptığı çalışma sonrasında yayınlanacak raporun medyaya sızan taslaklarına göre, Avrupa Birliği üye ülkelere, paylaşım ekonomisine engel olmamaları tavsiyesinde bulunacak. Böylece Uber ve Airbnb gibi şirketler birlik ülkeleri içinde çok daha rahat hareket edecekler.
Rapor taslağına göre, paylaşım ekonomisini kullanan bu şirketleri yasaklamanın son tercih olması tavsiye ediliyor ve bu yeni online servisleri düzenleyecek yasaların üzerinde çalışılması gerektiği vurgulanıyor.
Rapora göre, bir ülke Airbnb gibi bir şirketin yerel işletmelere zarar verdiğini düşünüyorsa ilk yapması gereken servisi yasaklamak değil, kullanımını kısıtlandırmak olmalı. Örneğin, Airbnb ile kiralanacak evde kalış süresi maksimum 2 günle sınırlanabilir. Geçtiğimiz yıl Fransa, Uber’in Fransa’daki yöneticilerini yasa dışı iş yaptıkları gerekçesiyle tutuklamıştı.
Avrupa’da çok sayıda şehirde taksiciler veya otel işletmecileri, Uber ve Airbnb’nin işlerine darbe vurduğunu ve haksız rekabet yarattığını dile getiriyorlardı. Ancak öyle görünüyor ki bu paylaşım şirketleri artık Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olacak. Öte yandan, sadece Uber değil, dev otomobil şirketleri de kendi otomobil paylaşım servislerini kurarak yakın gelecekte otomobillerini paylaşım servisleri üzerinden pazarlamak üzerine hazırlık yapıyorlar. Dolayısıyla Avrupa Birliği, geleceğin hayat biçiminde kaçınılmaz şekilde var olacak paylaşım ekonomisini dışlamanın hata olacağını fark etmiş gibi görünüyor. Rapor perşembe günü yayınlanacak.
Atari markası IoT ile dönüyor
80’lerin video oyun dünyasındaki dev marka Atari, akıllı küçük nesneler üretmeye başlayacağını duyurdu. Firma henüz hangi ürünleri geliştireceğine dair detaylı bilgi vermedi ancak basit ürünler kadar son derece sofistike dijital cihazlara kadar geniş bir yelpazede ürün gamına sahip olacağının altını çizdi. Geliştireceği ürünler, akıllı evler, evcil hayvanlar, lifestyle ve güvenlik konularında kullanılacak.
Firma yeni ürünlerini geliştirmek için, IoT ve akıllı evler konusunda deneyimli olan Sigfox ile ortaklık yapacak. Sigfox, Antarktika’daki araştırmacılar için akıllı bir üs kurmasıyla tanınıyor.
Atari’nin açıklamasına göre ürünler GPS takibi, durum ve ısı takibi, panik düğmesi, aileyle haberleşme fonksiyonu gibi işlevlere sahip olacak. Dolayısıyla, ürünlerin hedef kitlesi, çocuklar, evcil hayvanlar, spor ve seyahat sevenler olacak.
45 yaşındaki firma daha önce de piyasaya geri dönüş denemeleri yapmış ancak bu denemeler video oyun sektörü ile sınırlı kalmıştı. Şirket 80’lerden sonra çökmüş olmasına rağmen, çok geniş video oyun kütüphanesi sayesinde, oyunların yeni yapımlarından kazandığı teliflerle gelir elde etmeyi ve ayakta kalmayı başardı. Şimdi ise Atari markası evlerdeki küçük akıllı cihazların üzerine yerleşecek ancak şirket üretime ne zaman geçeceği konusunda henüz bilgi vermiş değil.
smartcon2016 liderlere ev sahipliği yapıyor
Dünyada üçüncüsü, Türkiye’de ikincisi düzenlenen smartcon2016 İstanbul Zirvesi’nde büyük veri teknolojileri ile entegre edilmiş inovatif iş modelleri üzerinden değerlendirmeler ve geleceğe yönelik tahminler sunuluyor.
Global trendler ve iş modellerinin Türkiye ve farklı sektör şartlarına göre değerlendirildiği organizasyonda, 1000’in üzerinde katılımcı Büyük Veri, Nesnelerin İnterneti (IoT) ve Start-up ekosistemini derinlemesine inceleme fırsatı yakalıyor.
Smartcon2016 İstanbul Zirvesi’nin ilk Günü 31 Mayıs Salı dünyanın önde gelen düşünce liderleri ve trend analistlerinden Barclays CDO’su Usama Fayyad, The Economist’in Data Editörü Kenneth Cukier, Vicomte LLCKurucusu ve NYU Stern Business School-Capstone Direktörü Chris Burggraeve, MIT Internet Trust Consortium MIT Connection Science Teknik Direktörü Thomas Hardjono, dünyanın ilk robotik stand-up komedyeni Marilyn Monrobot ve kurucusu Heather Knight ile Industrial Internet Consortium CEO’su ve Object Management Group Başkanı Richard Soley, Teradata International Big Data Centre of Excellence Direktörü Martin Willcox, Experian Analitik Danışmanı Leandro Guerra gibi isimlerin yanı sıra alanında uzman Oracle – EMEA İş Analitikeri Başkan Yardımcısı Cenk Kıral, Vodafone Türkiye Kurumsal İş Çözümleri Kıdemli Müdürü Halil Tekşal, HPE Satış Yöneticisi Özgür Dumlu gibi isimler katılımcılarla bir araya geldi. Ayrıca, Hürriyet CEO’su Çağlar Göğüş’ün moderatörlük yaptığı “Fiziksel ile Dijitalin Etkileşimi” adlı panelde Pegasus CEO’su Mehmet Nane, Vodafone Türkiye Kurumsal Pazarlama Başkanı Ebru Özgüç, Alterna Team CEO’su Gürol Kurt ve Hopi CEO’su Onur Erbay konuşmacı olarak yer aldı.
Sensörler bizi daha mutlu kılabilir mi?
Sunumların yanında, gün boyunca düzenlenen 5 farklı panelde “Büyük Veri ve Teknoloji”, “Büyük Veri & Çığır Açan Teknolojiler”, “IoT ile Gerçekleştirilen Başarı Hikâyeleri” ve “Sensörler Bizi Daha Mutlu, Sağlıklı, Akıllı Yapabilir mi?” gibi konu başlıkları alanında uzman panelistler tarafından değerlendirildi.
Açılış konuşmasında Hamit Hamutçu, “Büyük Veri ve Ana Global Trendler konusunda smartcon ve Analytics Center’ın Misyonu’na dikkat çekerek, Türkiye ve bölgenin yaşanan rekabetçi ortamda ön plana çıkabilmesi için bu tür konferansların düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Büyük Veri’nin fırsatların yanında tehditleri de beraberinde getirdiğine dikkat çeken Hamutçu, “Biz, bir cisim yaklaşıyor modundan çıkıp, bu cismi alıp tehditleri ve fırsatları ile birlikte değerlendirmek için bir araya geldik.” dedi. Bu yıl Türkiye’de ikincisini gerçekleştirdikleri iki günlük etkinlikte Big Data-Connected World, IoT Day ve Start-up Day olmak üzere üç farklı Zirve düzenlediklerini belirten Hamutçu, konuşmasında Yapay Zekâ bazlı müşteri hizmetleri sunan banka ve finans kuruluşları ile iş yapış şekillerini değiştiren Yapay Zeka temelli e-posta iletişimi ile ilgili örnekleri sundu.
Etkinliğin açılış konuşmacıları arasında yer alan Barclays CDO’su Usama Fayyad ise dünyada veri ile uğraşanların yüzde doksanının veriyi temizlemekle vakitlerini geçirdiklerinin altını çizerek, “Şirketler veriyi toplayıp veri göllerine atıyorlar. Bu da ipin ucunu kaçırmalarına yol açıyor ve bunun sonucunda işlerine yarayacak veri çıkarmak mümkün olamıyor. Dolayısıyla, veri çıkarmaya çalışmak bit pazarında gezinmeye benzer.” dedi. Fayyad, esas olanın yapılandırılmış veri olduğuna değinerek, “İhtiyaç duyduğunuz veriyi toplayabiliyor musunuz? 5-10 dakika önce elde edilen veriyi anında kullanabiliyor musunuz? Asıl sorulması gereken sorular bunlar. Biz buna: Klasik veriyi büyük veriye dönüştürebilmek.” diyoruz dedi.
Bilgi ekonomisi ve inovasyona yatırım şart
Açılış konuşmasının ardından söz alan Boyner Grup CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, Grup olarak Türkiye’de birçok yenilikçi teknolojinin iş modellerine dâhil edilmesine öncülük ettiklerini belirterek, “Türkiye’de inovasyonun sıçrayarak gelişmesi gerekiyor. Biz de Hopi ile Türkiye’nin bu alanda fark yaratmasını sağlamayı hedefliyoruz. Hopi’ye yeni uygulamalar eklerken ve geliştirmeler yaparken pek çok teknolojiyi nereden alırız diye dünyaca ünlü şirketlerle görüştük. Silikon Vadisi’nde aradığımızı aslında en yakınımızda bulduk: Maslak’ta İTÜ’de pırıl pırıl 3 genç aslında aradığımız her şeyi yapmış. Hem de daha iyisini yapmış. Aslında aradığımız çözümlerin çoğu etrafımızda mevcut. Tüm şirketlerin de başarılı olmak için sırtını bilgi ekonomisine ve inovasyona yaslaması, bilgiye yatırım yapması gerekiyor. İnovasyonun gücüyle Türkiye’nin dünyayla arasındaki farkı kapatacak sıçramayı yapması mümkün.” dedi.
Türkiye’nin yeni gelişen yıkıcı inovasyon ekonomisindeki yeri gibi küresel ve bölgesel konuların tartışıldığı organizasyonun birinci gününde, “Hızla Gelişen Büyük Veri Dalgasının Geleneksel İş Modellerine Etkisi”, “Dijital Pazarlamanın yarattığı fırsat ve tehditler”, “Dijital yıkım ekonomisi çağında iş analitiği ve Büyük Veri” gibi konuların yer aldığı panellerin yanı sıra, sergiler ve Nesnelerin İnterneti konusunda bireysel deneyimlerin paylaşıldığı oturumlar büyük ilgi gördü.
Zirve’nin ikinci gününde, devam eden Big Data-Connected World oturumlarının yanında, Start-up Day yarışması finalistlerinin de sahne alacağı Start-up Day’de Türkiye’de girişimcilik alanının gelişmesi ve ilerlemesi için atılması gereken adımlar tartışılırken; büyük veri, ileri analitik, yapay zekâ ve IoT gibi yıkıcı teknolojilere odaklanan 14 Start-up sunumu gerçekleştirilecek. Start-up Day yarışmasında birinci olan finalist, smartcon2016 Dubai Zirvesi’nde girişimini anlatma fırsatı yakalayacak.
EVAM ve Gram Games’ten global atak
Girişimcilere maddi ve manevi sermayeyi bir arada sunmayı hedefleyerek Etkin Girişimcileri destekleyen Endeavor, 64. Uluslararası Seçim Paneli’ni Madrid’de düzenledi. Organizasyona panelist olarak Endeavor Türkiye Mentoru Ünlü & Co PE Kerem Göktan ve uluslararası iş dünyasına yön veren önemli fikir liderleri katıldı.
25-27 Mayıs 2016 tarihleri arasında düzenenen Uluslararası Seçim Paneli için 21 ülkeden 36 girişimci şirket ve 36 panelist yerlerini aldı. Etkinlikte Türkiye’den EVAM ve Gram Games şirketlerine, Endeavor Girişimci Şirketi ünvanı verildi. Bu iki girişim, bugüne kadar Endeavor Derneği ağına dahil olan 54 şirket arasına katılarak global rekabette güç kazanmış oldu.
Seçilen iki girişimden biri olan EVAM, profesyonel iş dünyasında önemi giderek artan gerçek zamanlı, büyük ve hızlı veri analitiği alanında şirketlerin ihtiyaç duyduğu desteği sunuyor. Can Alhas tarafından 2010 yılında kurulan EVAM, başta finans olmak üzere telekomünikasyon, e-ticaret ve perakende sektörlerine yönelik olmak üzere, firmaların müşteri davranışlarını hızlı bir şekilde aksiyona dönüştürebilecekleri bir pltform sunuyor.
Seçilen ikinci şirket olan Gram Games global oyun sektöründe adını her geçen gün daha fazla duyuruyor. 2012 yılında beş arkadaş tarafından kurulan şirketin kullanıcı sayısı 50 milyonu geçmiş durumda. Oyunlarının dünya üzerindeki her telefonda yüklü olması hedefiyle çalışmalarını sürdüren Gram Games’in halihazırda 35 kişilik bir ekibi bulunuyor.
Microsoft kendi yatırım şirketini kurdu
Teknoloji dünyasındaki küçük şirketlerin, yeni oluşumların ne zaman dev şirketlere dönüşeceği belli olmuyor. Gençlerin birbiriyle tanışıp flört etmesi için kurulan bir çöpçatan sitesi kısa süre sonra dev bir sosyal ağa evrilip Facebook olabiliyor, basit bir anlık mesajlaşma yazılımı on milyarlarca dolarlık bir şirkete dönüşebiliyor. Microsoft şimdi bu gelişmelerden uzak kalmamak ve umut vadeden bu şirket ve ürünlerin ortağı olabilmek için kendi yatırım şirketini kuruyor.
Microsfot Ventures ismini alan şirket Microsoft içinde bir bölüm olarak çalışacak ve henüz erken aşamada bulunan startup’lara finansman sağlayacak.
Aslında Microsoft’un halihazırda Microsoft Ventures isminde bir departmanı bulunuyordu ancak bu oluşum startup şirketleri için bir “kuluçka” hizmeti veriyordu. O oluşum şimdi Microsoft Accelerator ismini alacak, Microsoft Ventures ise doğrudan şirketleri satın almak veya ortak olmakla uğraşacak.
Qualcomm’dan transfer
Microsoft Ventures’ın başkan yardımcısı Nagraj Kashyap, aynı zamanda Qualcomm’un benzer amaçla kurduğu Qualcomm’un Ventures’in başkan yardımcısıyken sene başında Microsoft’a transfer olmuştu. Nagraj Kashyap, Microsoft’un daha önce de startup’lara yatırım yaptığını ancak bu yatırımların büyük oranda ticarileşmiş ve değer kazanmış ürünlere yapıldığının altını çiziyor. Yeni Microsoft Ventures ise henüz çok erken aşamada olan ve risk taşıyan startup’lara odaklanacak, böylece büyük potansiyel taşıyan önemli ürünleri, değerleri milyar dolarlara ulaşmadan Microsoft’un bayrağı altına almak mümkün olacak, Microsoft bu yatırımlarda riski göğüsleyecek ve ürünün başarıyla pazara çıkmasını ve değerlenmesini sağlayacak. Microsoft 2007 yılında Facebook’a 250 milyon dolar yatırım yapmıştı ancak bu yatırım Facebook’un 15 milyar dolar toplam değere ulaştığı sırada gerçekleşmişti. Yeni kurulan şirket ise Facebook örneğinde olduğu gibi geleceği parlak startup’ları araştıracak ve henüz değerleri milyar dolarlara ulaşmadan keşfedip yatırım yapmayı amaçlayacak.Intel yeni nesil işlemcileri bu yıl piyasaya sürecek
Intel, Tayvan’da düzenlenen Computex fuarında, yeni nesil işlemcileri hakkında bilgi verdi. 10 çekirdekli Core i7 Extreme Edition işlemcisini tanıtan Intel, ilk 10 çekirdeğe sahip bu işlemcinin fiyatının 1723 dolar olacağını açıkladı.
Ayrıca yedinci nesil Core işlemcileri hakkında da ipuçları veren işlemci üreticisi, yeni nesil işlemcilerin teknik detayları hakkında fazla bilgi açıklamasa da kullanıcıların onlara 2016’nın sonuna doğru erişebileceğini belirtti.
Yedinci nesil işlemcilerle birlikte Apollo Lake çipleri de satışa çıkacak. Apollo Lake işlemcileri, altıncı nesil Skylake işlemcilerinin ucuz versiyonları olacak ve bu işlemciler sayesinde ucuz, küçük bataryalı laptop/tablet cihazlarda 4K video oynatma yeteneği ve USB-C arayüzü mümkün olacak.
Ayrıca kullanıcılar, yedinci nesil işlemcilerde Thunderbolt 3 ve IR kamera desteğinin de bulunmasını bekliyor.
Bitcoin’in değeri dört günde fırladı!
Uyuşturucu ticareti ve yasa dışı işlemlerde kullanıldığına dair yoğun haberlerden sonra Bitcoin’in popülaritesini kaybettiği düşünülürken, dijital para birimi son dört günde %21 değer kazandı. En büyük dijital para borsalarından biri olan Bitfinex’te değeri 547 dolara yükselen dijital para biriminin değeri, son 21 ayın en yüksek seviyesine çıktı.
Bu hızlı artışın nedeni tam olarak çözülebilmiş değil ancak Çin’de faaliyet gösteren iki Bitcoin servisi Huobi ve OKCoin’de son günlerde görülen yeni katılımlar ve satın alma talepleri ile Çin’de dijital paraya olan talebin arttığı gözleniyor.
Para biriminin değer dalgalanmaları ile Çin’deki makroekonomik değerler arasında önemli bir korelasyon bulunduğu da göze çarpıyor. Çin’de deflasyon endişesinin artmasıyla Bit paralara olan talebin de arttığı gözleniyor. Ülkede satışların azalması ve gelirlerin düşmesi riski nedeniyle, Çinlilerin elindeki parayı, değer kaybedecek borsa hisselerinden ve diğer yatırım araçlarından çekip değer kazanmasını bekledikleri dijital para birimine yönlendirmeleri bu artışın sebebi olabilir.
Ayrıca para biriminin blockchain altyapısının önümüzdeki dönemde güçlendirilmesine dair çalışmalar da bu para biriminde yaşanan sorunların, hesaplama ve transfer konusundaki yavaşlığın ortadan kalkacağını düşündürtüyor. Bitcoin Core adı verilen proje ile dijital para biriminin geleceğinin garanti altına alınması bekleniyor. Öte yandan, para transferini saniyeler bazına indiren Lightning ağının duyurulması da Bitcoin’e olan ilginin yeniden artacağını işaret ediyor, bu da yatırımcıların Bitcoin’e yönelmesinin önemli bir nedeni kabul edilebilir.
Avustralya’da da bir operasyon sırasında polisin ele geçirdiği Bitcoin cüzdanındaki 10 milyon dolarlık dijital para biriminin satılacağının açıklanması da dijital para birimine olan ilgiyi yeniden arttıran bir diğer etmen. Devletin, dijital para birimi satışı yapacak olması, bir anlamda bu para biriminin resmi kabul gördüğünü ve yatırım için resmi bir sakınca taşımadığı şeklinde yorumlanıyor, yani bu para birimine olan güven son bir haftada gözle görülür şekilde artmış durumda.
Fransız maliyesi Google ofisini bastı!
Avrupa’da Google’a karşı sürdürülen bezdirme politikası tüm hızıyla devam ediyor. Fransa’da şirkete kesilen 1,8 milyar dolarlık vergi cezasının yankıları dinmemişken şimdi de Fransız maliyesi 100 polis ve vergi memuruyla birlikte Paris’teki Google ofisini bastı.
Fransız maliye müfettişi Éliane Houlette baskından sonra medyaya verdiği demeçte, ekibiyle birlikte bir yıldır bu baskına hazırlandıklarının altını çizdi. Böylece Fransa’nın ABD’li arama motoruna karşı uzun zamandır operasyon hazırlığı içinde olduğu da anlaşıldı.
Google’ın çok büyük bir şirket olması ve çok geniş bağlantılara sahip olması nedeniyle Éliane Houlette’un ve ekibinin ofisinin bir yıl boyunca dışarıya kapandığını ve ABD’li şirketin bu baskın hakkında şüphelenip delilleri kaçırmaması için tam bir gizlilik içinde çalışıldığı ortaya çıktı.
Müfettişin, üzerinde çalıştığı dosyayı maliyenin diğer birimlerinden bile gizlediği hatta Google’a “Tulip” takma ismi takıldığı, ofiste hiçbir şekilde Google isminin kullanılmadığı da anlaşıldı. Ayrıca, şirketin internete, mail servislerinde ve işletim sistemlerine olan erişimi ve Prism skandalıyla anlaşıldığı gibi, istedikleri insanları rahatça dinleyebilmeleri de göz önüne alınarak, çalışma dosyalarının tamamen offline tutulduğu, internete bağlanmadığı, dosyaların telefonlara, tabletlere, e-postalara yüklenmediği, USB stickler üzerinden offline olarak taşınıp offline bilgisayarlarda saklandığı da vurgulanan detaylar arasında yer aldı.
Fransa’da ABD’li şirkete karşı, tam bir organize suç örgütü muamelesi yapıldığı da bu soruşturma sayesinde ortaya çıkmış oldu. Fransa, arama motoruna karşı operasyonunu 2011 yılında başlatmıştı. Şirketin Fransa’ya hiç vergi ödememesi ve Avrupa’daki tüm kazancını, sıfır verginin geçerli olduğu İrlanda ofisine yönlendirmesi şirkete Avrupa’da vergi kaçakçısı muamalesi yapılmasına neden oldu. Avrupa devletleri, Prism skandalı nedeniyle de “bilenmiş” oldukları ABD’li teknoloji şirketlerine Avrupa’da hayatı dar etmek için başlattıkları operasyonları, milyar dolarlık vergi cezalarıyla taçlandırmak için, vergi daireleri üzerinden çalışma başlatmışlardı. Ayrıca Avrupa Komisyonu gibi siyasi kurumlar da Google’ın Avrupa’da çalışmaya devam edebilmesi için yapısal değişimler geçirmesi gerektiğine dair zorlayıcı kararlar almışlardı.
PayPal Türkiye faaliyetlerini kesiyor
Dünya çapında tanınan dijital ödeme servisi PayPal Türkiye’de 6 Haziran 2016’dan itibaren faaliyetlerini durduracağını açıkladı.
Lisans başvurusunun reddi üzerine hizmeti kapatmak zorunda kaldıklarını açıklayan dijital ödeme servisi, Türk kullanıcılarının 6 Haziran’a kadar hesaplarındaki bakiyeyi banka hesaplarına almalarını istedi.
Şirketin yaptığı açıklamada, “lisans başvurusunun reddedilmesi ve Türkiye’deki faaliyetlerini durdurmaları talimatı” aldıklarının altını çizmeleri de dikkat çekti. Açıklamada, Türkiye’de finans faaliyetlerini düzenleyen kurumların PayPal’ı Türkiye’de istemediği gibi bir görüntü ortaya çıkıyor.
Ödeme servisinin konuyla ilgili olarak, “Türkiye’deki Müşterilerimiz İçin Önemli Bilgilendirme” başlığıyla yaptığı açıklama şu şekilde:
“PayPal olarak Türkiye’deki faaliyetlerimizi durdurduğumuzu üzülerek bildirmekteyiz.
6 Haziran 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Türkiye’deki müşterilerimiz PayPal hesapları üzerinden para gönderme ve alma işlemi yapamayacaklardır. Müşterilerimiz PayPal hesaplarına giriş yapabilir ve varsa hesaplarındaki bakiyeyi Türkiye’deki banka hesaplarına aktarabilirler.
Belirtmek isteriz ki, PayPal’ın önceliği her zaman müşterileri olmuştur. Ancak yerel düzenleyici kuruluşa yaptığımız lisans başvurusunun reddi ve ilgili kurumun Türkiye’deki faaliyetlerimizi durdurma talimatı doğrultusunda uygulamak durumunda olduğumuz bu karardan dolayı üzüntü duymaktayız.
Müşterilerimiz bilgi sayfasını ziyaret ederek bu sürecin kendilerini nasıl etkileyeceğine ilişkin detaylı bilgi alabilirler.
PayPal olarak tüm müşterilerimize bugüne kadar bizi tercih ettikleri için teşekkürlerimizi iletmek isteriz. PayPal’a vermiş olduğunuz destek Türkiye’deki çalışanlarımız ve şirketimiz için her zaman önemli olmuştur.
Gelecekte Türkiye’deki müşterilerimize yeniden hizmet verebilmek için gerekli izinlerin alınması yönündeki çalışmalarımız devam edecektir.”
2 milyar dolarlık iş adamı Uber şoförü oldu
ABD’de 100 bin dolarlık lüks Tesla otomobili ile Uber üzerinden taksi hizmeti vermeye başlayan milyar dolarlık iş adamı Paul English, gören herkesi şaşırtıyor.
Gezi-turizm-otel rezervasyonu üzerine hizmet veren ünlü Kayak.com’un kurucusu olan ve siteyi 2012’de 1.8 milyar dolara satan English’in, standat Uber şoförlerinin görünümüne uymadığını fark eden taksi yolcuları, iş adamına aslında ne iş yaptığını sormaktan geri duramıyorlar.
“Müşterilerime mühendis olduğumu ve yan iş olarak geceleri taksi şoförlüğü yaptığımı söylüyorum,” ifadelerini kullanan Paul English ayrıca ekliyor: “Onlara ne iş yaptıklarını sorduğumda, kendilerini anlatmaları beni mutlu ediyor.”
Milyarlarca dolar sermayeye ve herhangi bir yatırımcıya başvurduğunda onlarca milyar dolarlık daha fon bulabilme imkanına sahip, Silikon Vadisi’nde çok iyi tanınan bir iş adamı olan English’in amacı elbette aile bütçesine katkıda bulunmak için boş saatlerinde taksi şoförlüğü yapmak değil. Elinde bir not defteri ile her gece yarısından sonra iki saatliğine taksiye çıkan iş adamının amacı, ulaştırma sektöründe yeni kurduğu startup’ı için pazar araştırması yapmak.
Her müşteriyle detaylıca sohbet edip öğrendiklerini, sektördeki açıklara dair fark ettiği detayları not edip yoğun bir şekilde çalışan Paul English’in bu sayede kendi ulaştırma startup’ı Lola’yı daha kullanıcı dostu bir uygulama haline getirmeye çalıştığı anlaşılıyor.
İş Hayatında Kadının Yeri Güçleniyor
Enerji yönetimi ve otomasyon alanında global bir uzman olan Schneider Electric’in, 23 bin’den fazla erkek çalışanı Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi BM Kadın tarafından cinsiyet eşitliği için başlatılan dayanışma hareketi olan #HeForShe çevrimiçi dilekçesini imzalamasının ardından, Schneider Electric Türkiye de Ülke Başkanı Bora Tuncer liderliğinde eaSE Her Life (Kadının Hayatını Kolaylaştır) sloganıyla, şirket bünyesinde bir girişim başlattı.
Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (UN Women) tarafından geliştirilen Cinsiyet Eşitliği için Dayanışma Hareketi – HeForShe IMPACT Kampanyasının pilot grubuna seçilerek dünya çapında 10 şirketten biri olan Schneider Electric, Birleşmiş Milletler Kadını Güçlendirme İlkeleri’nin (WEP) önemli bir parçası olan cinsiyet eşitliğinin yayılımına sağladığı katkılardan dolayı ‘2015 Liderlik Ödülü’nün de sahibi oldu. Schneider Electric, kampanya kapsamında 2017 yılı sonuna kadar kadınları güçlendirmek için 3 önemli taahhüdü yerine getirecek.
Schneider Electric tarafından açıklanan taahhütler şu şekilde;
- Şirkette kadınların mevcudiyetini artırmak amacıyla yeni yöneticiler ve teknisyenlerin istihdamı %40 oranında artırılacak. (mevcut oran %29) Ayrıca önemli konumlardaki kadınların temsiliyeti ise %35 oranında artırılacak.
- Kadın çalışanlarında işgücünün %85’ini kapsayan dünya çapında bir maaş düzenleme süreci gerçekleştirilecek.
- Son olarak, dünyanın her yerinden grup liderlerinin katılımıyla bu programa özel bir yönetim oluşturulacak.
eaSE Her Life kadınların yanında
eaSE Her Life etkinliği kapsamında konuşma yapan Schneider Electric Türkiye Ülke Başkanı Bora Tuncer Türkiye’de çalışan kadın olmanın büyük bir özveri, cesaret ve çaba gerektirdiğini belirtirken, “Veriler gösteriyor ki, çalışan kadın olmak zor. Hele çalışan anne olmak daha da fazla emek ve çaba gerektiriyor. Çünkü cinsiyetçi yaklaşımlardan bedensel zorluklara kadar iş hayatında pek çok engelle karşılaşan kadınlar, bunlar gibi zorluklar nedeniyle erkeklerden daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyor, daha fazla stres ve baskı yaşıyor. Ancak karşılaştıkları problemlere, daha yaratıcı çözümler getiriyorlar.“ dedi. Rekabette öne geçebilmenin en önemli unsurlarından birinin farklılaşmak olduğunu ve sıradanlığın dışına çıkabildiği takdirde farklılaşmanın mümkün olduğunu ifade eden Tuncer, kadınların duygusal zekâlarının bir erkeğe göre daha yüksek olması nedeniyle farklılaşabildiklerini belirtti. Erkek ve kadın çalışanlar arasında bir denge oluşturmanın çok önemli olduğunu söyleyen Schneider Electric Türkiye Ülke Başkanı Tuncer, “Böylece, kadın çalışanlarımızın olumlu özellikleri ile erkek çalışanlarımızın olumlu özelliklerini dengede tutarak daha iyi bir geleceğe doğru yola çıkabiliriz.” dedi. Gerçekleştirilen eaSE Her Life etkinliğinde Schneider Electric Türkiye kadın çalışanlarına konuşan Ülke Başkanı Bora Tuncer, kadın çalışan politikaları nedeniyle Schneider Electric ile gurur duyduğunu belirtirken, Türkiye’de 2015 yılı için bu kapsamda koydukları hedefleri de gerçekleştirdiklerini açıkladı. Düzenlenen kampanyanın odak noktalarından birinin de erkek çalışanların kampanyaya desteği olduğunu söyleyen Tuncer “Yürüttüğümüz çalışmalar sırasında beni mutlu eden bir diğer konu ise; Schneider Electric Türkiye erkeklerin de, kadın çalışanların haklarını savunmak konusunda kadınlarımız kadar gönüllü bir çaba içerisinde olması.” dedi.Microsoft Finlandiya ekonomisine ağır darbe vurdu
İki yıl önce Finlandiya’nın en büyük şirketlerinden Nokia’yı satın alan Microsoft’un sözlerini tutmadığını iddia eden hükumet üyeleri, Finlandiya’da baş gösteren ekonomik kriz nedeniyle ABD yazılım devini suçluyor.
Microsoft’un, Nokia’yı satın alırken bu satın almanın sonrasında ülkeye veri merkezleri kuracağını ve mobil cihaz operasyonunu Finlandiya’dan yürüteceğine dair sözler verdiğini vurgulayan Finlandiya hükumeti, bu sözlerin hiçbirinin yerine getirilmediği gibi Finlandiya’daki Nokia çalışanlarının işten çıkartılmaya başlandığının altını çizerek rahatsızlıklarını dile getirdiler.
Mobil telefon işine sıcak bakmayan Satya Nadella yönetimine geçen yazılım devi kısa süre önce, Finlandiya’daki Nokia çalışanlarından 1850 kişiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. 150 yıllık iletişim devi Nokia, altı yıl önce şaşırtıcı bir değişime gitmiş ve Microsoft’un en büyük hissedarlarından Stephen Elop Nokia’da CEO olarak göreve başlamıştı. Kısa süre içinde Nokia’nın kendi işletim sistemini devre dışı bırakıp Windows 8 işletim sistemli Nokia telefonlar piyasaya süren Elop, bir sene sonra ise Nokia’nın Microsoft’ta satıldığını açıkladığında, tüm bu operasyonun Nokia’nın Microsoft’a entegre olması için hazırlanmış bir geçiş süreci olduğu anlaşılmıştı. Hükumetin şimdi yaptığı açıklamalar da bu “satın alma” süreci içinde ABD’li yazılım devinin, güçlü bir marka ile telefon pazarına girmek için, Finlandiya’ya göz kamaştırıcı vaatlerde bulunarak satışa onay aldığını ortaya çıkarıyor.
Terrapattern uydu haritasında görsel arama yapıyor
Terrapattern isimli uygulama, dijital haritalar üzerinde çalışanlar için yeni bir fırsat sunuyor. Uydu haritaları üzerinde görsel arama imkanı sunan arama motoru sayesinde kullanıcılar uydu haritaları üzerinde farklı doğal şekilleri veya yapıları kolayca bulabiliyor.
Bu şekiller futbol sahası, havuz, otobüs durağı, göl, koruluk alan gibi lokasyonlar olabiliyor. Arama motoru, belirlediğiniz sınırlar içinde belirtilen şekilleri bulup işaretliyor. Böylece uydu haritaları üzerinde aramalar çok daha kolaylaşıyor.
Golan Levin, David Newbury ve Kyle McDonald tarafından geliştirilen Terrapattern, bu alanda genel kullanıma açılmış ilk örnek. Uygulama şimdilik ABD’deki dört şehir üzerinde araştırma yapmaya izin veriyor. New York, San Fransisco, Pittsburgh ve Detroit. Ancak bu teknolojinin ortaya çıkmasıyla birlikte, arama bölgesinin kademe kademe tüm dünyaya yaygınlaşması bekleniyor. Ayrıca teknolojinin otonom sürüş teknolojileri içinde de kullanılması ihtimali bulunuyor.
ABD ordusu ise benzer bir teknolojiyi uzun yıllardır kullanıyor ve bu sayede dünya üzerindeki askeri hareketleri, füze rampalarını, askeri üsleri veya askeri teçhizatları ya da gözden ırak bölgelerde açılan gizli uçak pistleri (Kolombiya veya Meksika’dan ABD’ye uyuşturucu kaçıran çetelerin sık kullandığı yöntemlerden biri) gibi hedefleri kolayca tespit edebiliyor.
Google veya Apple gibi dev bir şirketin Terrapattern’i satın almak için harekete geçmesi de yeni arama motorunun geleceğine dair tahminler içinde yer alıyor.
ZTE 23 mağaza açacak
ZTE, çok uzun süre boyunca Çinli taşeron telefon üreticisi olarak anıldı. Batılı markalara Çin’de telefon üretip gönderen firma geçtiğimiz yıllarda kendi markasıyla var olma kararı aldı ve ZTE markalı telefonlar Çin ve Avrupa’da kendini göstermeye başladı.
2016’nın ilk çeyreğinde, dünyada en çok telefon satan 6. marka konumuna yükselen Çinli devin şimdi başarısını daha ileri taşımak için Apple’ın stratejisini uygulamaya karar vermiş gibi görünüyor. Büyük şehirlerde kendi mağazalarını açarak sadece kendi ürünlerini satacak olan ZTE bu plana göre 2016 içinde 23 yeni mağaza açacak. Mağazaların 20’si Çin’de, üçü ise Almanya, Rusya ve Meksika’da olacak.
2015’teki 53 milyon adetlik telefon satışını 2016’da 70 milyona çıkarmayı hedefleyen telefon üreticisi için yeni mağazalar stratejik bir yatırım olacak. Mağazalar sadece telefon satışlarını arttırmakla kalmayacak, Apple’ın 2001’de açmaya başladığı mağazalarında olduğu gibi, marka değerini yükselten bir etkisi de olacak. Büyük şehirlerde, görünür ve prestijli noktalarda açılacak mağazalar markanın prestijinin yükselmesini ve elbette yüksek fiyatlı telefonlarını daha rahat satabilmesini sağlayacak.









