Apple Netflix’i satın mı alıyor?

0
Apple’dan sızan bir bilgi, şirketin yaklaşık bir yıldır ABD’nin en büyük kablolu yayın şirketi Time Warner Cable’ı satın almak için görüşmeler yaptığını ancak pazarlıkların olumlu sonuçlanmadığını ortaya koydu. Söylentilere göre Apple’ın başkan yardımcısı Eddy Cue ve Time Warner yöneticisi Olaf Olafsson arasında gerçekleşen görüşmelere Tim Cook hiç katılmadı ve görüşmeler sonuca yaklaşamadan son buldu. Şirket şimdiyse Netflix’in peşinde olabilir. Apple’ın 250 milyar dolara yakın satın alma bütçesiyle Time Warner Cable’ı satın alamamış olmasını, şirketin Time Warner Cable’dan vazgeçerek gözünü online film/dizi servisine çevirmiş olmasıyla açıklayanlar bulunuyor. 45 milyar dolar piyasa değerine sahip olan Netflix, sene başında etkileyici bir büyüme programı ortaya koymuş ve onlarca yeni ülkede daha erişime açılmıştı. Apple’ın Netflix’e olan ani ilgisinin, iTunes üzerinde düşen film satışlarının yerine satın aldığı servis üzerinden yeni bir gelir modeli koyma amacını taşıdığı düşünülüyor. Öte yandan Apple kendi video yayın servisini kurmak için de çaba gösteriyor.

Hyundai Tesla’ya rakip otomobil geliştiriyor

0
Güney Koreli otomobil üreticisi Hyundai elektrik otomobil üretmek için çalışmaları olduğunu geçen yıl duyurmuştu. Ancak yeni ortaya çıkan otomobil planları, Hyundai’nin otomobillerinin Tesla’yla ciddi bir rekabet oluşturacak kapasiteye sahip olduğunu ortaya çıkardı. Şirketin açıklamalarına göre Güney Koreli otomotiv devi, iki farklı elektrikli otomobil modeli üzerinde çalışıyor. Modellerden biri tek şarjla 320 kilometre yol kat edebilecek ve Tesla’nın büyük umut bağladığı, düşük fiyatlı Model 3’ü ile aynı dönemde, 2018 yılında piyasaya çıkacak. Diğer otomobil ise daha yüksek fiyatlı, lüks bir model olacak ve 400 kilometre menzile sahip olacak. Hyundai’nin ayrıca tam elektrikli modellerini piyasaya sürmeden önce üç Ioniq motorlu otomobil piyasaya sürmesi planlanıyor. Ioniq motorlar, elektrik ve benzin hibrit motorların daha gelişmiş bir versiyonu. Bu yeni motorlarla Hyundai bir depo benzinle 40 kilometre daha fazla yol kat etmeyi mümkün kılıyor. Öte yandan otomotiv devi 2018 sonrası için hararetle çalışıyor. Şirketin planları arasında 2018-2020 arasında 26 yeni elektrikli otomobil modelini piyasaya çıkarmak da var. Diğer bir deyişle, tarihler 2020’yi gösterdiğinde, dünya yollarında çok sayıda elektrikli otomobil dolaşmaya başlayacak.

Apple kendi GSM servisini kuracak mı?

0
iPhone, iPad, iWatch derken iletişim dünyasında çok büyük bir paya sahip olan Apple kendi GSM şirketini kuracak mı? Bu sorunun cevabını bütün dünya merak ediyor ve elbette şirketin GSM işine girmesi halinde dünyada dengelerin değişmemesi mümkün değil. İngiltere’de bir Start-up festivaline katılan şirketin CEO’su Tim Cook’a sorulan soruların arasında GSM işine girip girmeyecekleri de vardı. Tim Cook ise AT&T, O2, T-Mobile ve Orange gibi dev telekom şirketleri ile çalıştıklarını ve her ülkedeki GSM şirketleri ile cihaz satışı üzerinden ortak çalışmaları olduğunun altını çizerken, bir GSM şirketi olmadıklarını, bu konuda deneyimlerinin bulunmadığını ve dünyadaki GSM şirketlerinin yaptığı işlerden memnun olduklarını vurgulayarak, Apple’ın GSM sektörüne girmek gibi bir planının bulunmadığının altını çizdi. Öte yandan şirketin gelecekte en çok öne çıkaracağı ürünün Apple Watch olduğu da bu toplantı sırasında ortaya çıktı. Akıllı internet nesnelerinden akıllı otomobillere, ödeme işlemlerinden iletişim ihtiyaçlarına kadar tüm işlemlerim minik akıllı saatler ile gerçekleşeceğine inandığını belirten Tim Cook, Apple’ın akıllı saat konseptini çok geliştirip ileri götüreceğine dair ipuçlarını da vermiş oldu.

Windows ve Blackberry geliştiricileri için yolun sonu mu?

0
Android’in giderek yükselmesi ve pazar payını yükseltmesi Windows ve Blackberry sistemlerine büyük bir darbe vurdu. iPhone satışları küçük bir oranda azalsa da Windows ve Blackberry gerçek anlamda çöküşü yaşıyor. Gartner raporlarına göre, geçen yıl pazarda %2,5 paya sahip olan Windows Phone telefonların son çeyrekte payı %0,7’ye düştü. Üstelik, Microsoft yöneticileri bile artık odaklarının Windows telefonları olmadığını itiraf etmişken Windows Phone sistemlerinin kan kaybetmesi hiç sürpriz değil. Blackberry ise geçen Ekim ayında yaptığı açıklamada artık uygulama geliştiriciler için yeni API ve SDK yayınlamayacağını duyurdu. Tüm bu gelişmeler, yazılımcıların artık Windows Phone ve Blackberry sistemleri için uygulama geliştirme motivasyonlarının ortadan kalkması anlamına geliyor. Windows Phone geliştiricileri artık uygulamalarının geniş kullanıcı kitlelerine ulaşmayacağından emin. Facebook ve WhatsApp şimdiden Windows Phone uygulaması için kullanıcı desteğini açıkladı. Blackberry’de ise işler daha da kötü. Öyle ki, Blackberry şirketi, kendi işletim sistemini terk edip Android sistemli bir telefon üreterek hayatta kalmak için biraz daha süre kazanmayı umuyor. Bu da Blackberry sisteminin gayrı-resmi ölüm ilanı olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla, uygulama geliştiriciler yönlerini Android ve iOS sistemlerine çevirdiler ve çok yakında Windows Phone ve Blackberry sistemleri için uygulama geliştiren kimsenin kalmadığını görmek büyük bir sürpriz olmayacak.

Facebook tüm internete reklam gösterecek!

0
Yılın ilk çeyreğinde 5 miyar dolar gelir yaratan Facebook, tüm teknoloji dünyasının gıptayla seyrettiği bir performans gösteriyor. 1,5 milyardan fazla kullanıcı sayısına ulaşan sosyal medya devi, bugüne kadar sadece kendi kullanıcılarına reklam göstererek reklam dünyasındaki bütçeleri hortum gibi emmeyi başarabiliyordu. Ancak şirketin politikasında önemli bir değişiklik olacak. Zuckerberg’in arkadaşlık sitesi bundan sonra, servisin kullanıcısı olsun veya olmasın, internetteki herkese reklam gösterecek. Sosyal medya servisi, Facebook Audience Network üzerinden sattığı reklamları gösterirken sadece kendi üyelerini hedef alıyordu. Bir web sitesinde dolaşırken eğer sitenin üyesi değilseniz, Facebook Audience Network’un reklamlarını göremiyordunuz. Şimdi ise, artık üye olup olmadığına bakılmaksızın, reklamın yerleştirildiği sayfaya giren herkes reklamları görecek. Zuckerberg daha önce sadece sosyal medya servisi üyelerine reklam gösterme politikasını, doğru hedef kitleye isabet oranını yükseltmek için kullanıyordu. Böylece reklam verenler ürünleriyle alakasız ziyaretçilerin gösterimi için para ödemiyordu. 1,5 milyar kişilik veri tabanıyla Facebook doğru kullanıcıları bulmak konusunda da çok başarılıydı. Ancak yeni sistemde de web siteleri ziyaretçilerine rastgele reklam gösterilmeyecek. Zuckerberg’in sosyal medya servisi tüm webe yayılmış olan like ve paylaşım düğmeleri gibi enstrümanlar sayesinde sahip olduğu geniş cookie takip yeteneğini kullanarak sitelerin profillerini çıkartacak. Örneğin, 1,5 milyar kullanıcısı arasından tatil ve gezi meraklıların çok sık ziyaret ettiği bir sitenin, turizm, tatil, gezi, seyahat odaklı kullanıcıların ilgi odağında olduğu anlaşılacak ve bu sayfayı ziyaret eden diğer ziyaretçilere de Facebook ağındaki hava yolu reklamları gösterilecek. Bu yeni politika değişimi ile birlikte sosyal medya devinin reklam gelirlerinde büyük artış bekleniyor.

Mercedes ev pillerinin fiyatı belli oldu

0
Tesla’nın Powerwall isimli ev pili ürününü tanıtmasıyla aynı dönemde kendi pilini tanıtan Mercedes, ürünün fiyatı ve satın alma koşulları gibi konular hakkında bilgi vermemişti. Güneş panelleri veya rüzgar jeneratörleri gibi temiz enerji kaynaklarından gelen fazla elektriği depolayabilecek ve enerji üretilmediği dönemde kullanılmasını sağlayacak olan ev pilleri aynı zamanda şehir şebekesine elektrik satmayı da mümkün kılıyor. Öte yandan temiz elektrik üretimi yapmasa da ev sahiplerinin elektriğin ucuz olduğu saatlerde bataryalarını doldurmalarını ve pahalı olduğu saatlerde evin elektrik ihtiyacını bataryadan karşılamaları da ikinci bir senaryo. Tesla kendi Powerwall ürününü ABD’de ön satışa çıkardığında sipariş rekoru kırarken, siparişleri yetiştirmek için Gigafactory isimli dev bir pil üretim fabrikası da kuruyor. Mercedes ise temiz enerjiye büyük ilgi gösterilen Almanya’dan başlamak üzere kendi pillerini tüm Avrupa ve dünyaya satmayı planlıyor. Bilindiği üzere, Almanya’da son dönemde temiz enerji üretimi nedeniyle ülke çapındaki elektrik şebekesinde büyük fazlalar veriliyor ve devlet fazla üretimin şebekeye zarar vermemesi için, elektrik tüketimini arttırmak amacıyla belli tarihlerde tüketim yapan vatandaşlara para ödeme uygulamasına gidiyor. Tesla gibi ev pilini ön siparişe açarak satışa başlamayan Mercedes fiyat açıklamak konusunda aceleci davranmamış ve ülke çapında detaylı fizibilite çalışması yapacağını vurgulamıştı. Şimdi ise ev pillerinin fiyatları ve satış koşulları netleşmiş görünüyor. Mercedes resmi duyuru yapmasa da firmadan sızan bilgiler, cihazların piyasaya çıktığında 9-10 bin dolar fiyat aralığında olacağını söylüyor. Bu fiyata inverter ve kurulum ücretleri de dahil olacak. Otomobil devinin yeni ev pili ürünü, tek bataryada 2,5 kWh enerji depolayabiliyor ve sekiz üniteyi yan yana getirerek 20 kWh depolama kapasitesine çıkılabiliyor. ABD’de bir kişinin günlük elektrik tüketimi ise 30 kWh olarak ölçülüyor. Teslanın Powerwall’ı ise ABD standartlarına daha uygun görünüyor. Toplamda 58 kWh enerji depolayan Powewall’ın bir modülü 6,4 kWh enerji depolayabiliyorken fiyatı ise 7000 dolara geliyor. Cihaza gelen tüm elektriğin depolanmadığını ve bir bölümünün evin ihtiyaçları için kullanıma aktığını da hatırlamak gerekiyor. Hiç kullanım olmadığında eve gelen tüm elektrik enerjisi pillerde birikiyor.  

Lenovo Motorola’yı satın aldığına çok pişman!

0
Google, ABD ve dünyada telefon pazarının öncülerinden olan, dünyanın ilk kablosuz telefonunu üreten Motorola’yı 2012 yılında 12,5 milyar dolara satın alarak, rakibi Apple gibi bir telefon üreticisi konumuna yükselmişti. Herkes Google’ın Motorola sayesinde büyük bir telefon üreticisine dönüşeceğini ve hatta diğer Android telefon üreticilerinin bu işten memnun kalmayacağını düşünürken Google kararından vazgeçti ve Motorola’ya ait telefon patentlerini elinde tutarak, bir anlamda içini boşaltmış olduğu markayı 2,9 milyar dolara sattı. Bu kez alıcı, Lenovo idi. Ancak Lenovo bugünlerde, hata yapmış olabileceğini düşünüyor çünkü Motorola markasını kendi ürünleri arasında yeterince entegre etmeyi başaramadı ve bu markanın satışlarından istediği verimi elde edemiyor. Çok ağır rekabetin yaşandığı Çin’de telefon satışlarının %85’e düştüğünü vurgulayan firma, ABD’de de satışların iyi gitmediğinin altını çiziyor. Çıkışı ertelenen Moto G modeli de iyi satmıyor. Üstelik, Motorola markası ile düşük bütçeli ama yüksek kaliteli telefonlar üretmeye çaba gösterseler bile bu çabanın tüketicide yankı bulmadığı anlaşılıyor. Motorola’nın yöneticilerinin,yüksek fiyatlı telefonlar ürettikleri için Apple’ı medya önünde suçladıkları tartışmalar da henüz sıcaklığını kaybetmiş değil. Ancak tüm bunlar tüketicinin Motorola ürünlerine kaymasını sağlayabilmiş değil. Yine de Lenovo için Motorola’dan vazgeçmek için erken görünüyor. Şirket yöneticileri Motorola gibi güçlü bir markanın dünya çapında büyük başarılar kazanacağına dair inançlı olduklarının altını çiziyorlar.

Boston Dynamics Toyota’ya satılıyor

0
Google’dan sızan bilgilere göre, şirketin 2013 yılında satına aldığı Boston Dynamics şirketi, Toyota’ya satıldı. Satışın gerçekleşmiş olduğunu dile getiren kaynaklar duyurunun ise kısa süre sonra yapılacağının altını çiziyorlar. Boston Dynamics, robot teknolojileri üreten bir laboratuvar ve en bilindik ürünleri,ABD ordusu için her türlü arazide yük taşıma yeteneğine sahip olan 4 ayaklı BigDog robotu. Ancak şirket her ne kadar çok hızlı, çok güçlü ve çok yetenekli robotlar geliştirse de robotların çalışırken çıkardığı yüksek gürültü problemini çözemediği için bu robotları ticari ürün haline dönüşmekte başarılı olamıyorlar. ABD askerleri de arazide yük, mühimmat ve silah taşıyan, Mule adını verdikleri robotların çok gürültülü olduğunu ve düşmana yerlerini açık ettiğini dile getirerek şikayet ediyorlardı. Şirketi satın alıp Google çatısına katan Google yöneticisi Andy Rubin, robot teknolojilerinin gelecekte çok önemli olacağını ve Google’ın bu alanda yatırım yapması gerektiğini savunuyordu ancak Rubin’in 2014’te Google’dan ayrılmasından sonra Google yönetiminde robotlara ilgi duyan kimse kalmadı ve Boston Dynamics de lidersiz kaldı. Daha önce basına sızan haberlerde de BD şirketini satın almak isteyen şirketler arasında Toyota ve Amazon’un adı geçiyordu. Öyle görünüyor ki, görüşmeler sonunda Toyota’nın teklifi daha cazip bulunmuş. Satış fiyatı hakkında ise şimdilik bir bilgi yok.

Twitter Spotify şarkılarının demosunu çalacak

0
Twitter ve Spotify arasında yeni bir ortaklık doğuyor. Mikro blog servisi artık ünlü müzik servisi üzerinden paylaşılan şarkı linklerini, 30 saniyelik demolar halinde dinlemeye izin veren ses kartlarına dönüştürecek. Spotify sadece kendi uygulaması üzerinden şarkı dinlemeye izin verdiği için, Spotify üzerinden paylaşılan şarkı linklerini web üzerindeki diğer uygulamaların içinde dinlemek mümkün değil. Bu da kullanıcıların linke bastığında doğrudan Spotify servisine gitmesine neden oluyor. Twitter şimdi, içinde Spotify linkleri paylaşılan tweetler için, 30 saniyelik demo kartları gösterecek. Daha önce iTunes ve Soundcloud için de benzer bir uygulama yapan Twitter bu sayede hem ünlü müzik servisinin linklerinin daha fazla paylaşılmasını sağlayacak hem de kullanıcıların paylaşılan şarkıları daha kolay dinleyebilmesinin önünü açacak. Böylece kullanıcılar Twitter’dan ayrılmamış olacak ve Twitter üzerindeki paylaşımlar da daha cazip hale gelecek. Spotify’da 75 milyon civarında düzenli dinleyici bulunuyor ve bunların 30 milyonu ücretli kullanıcılardan oluşuyor. Twitter’da ise en çok takip edilen üç kullanıcı ünlü müzisyenlerden oluşuyor ve yine sayısız ünlü müzisyen çok takipçili Twitter hesaplarına sahip ve bu hesaplarından sürekli duyurular yapıyorlar, yeni şarkılar yayınlıyorlar. Öyle anlaşılıyor ki Twitter müzik dünyasındaki güçlü yerini kullanarak servisin sosyal medya dünyasındaki rekabette ayakta kalmasını sağlayacak bir strateji oluşturabileceğini düşünüyor.

Apple Pay Avrupa ve Asya’ya genişliyor

0
Apple’ın dijital ödeme hizmeti Apple Pay ilk defa kullanıma girdiğinde ABD’de çok önemli işletmelerle gerekli anlaşmalar yapılmış ve kullanıcıların telefonlarıyla alışveriş yapabileceği alt yapı çoktan kurulmuştu. Google’ın dijital cüzdan uygulamasının aksine, önce hizmeti duyurup sonra üye olacak iş yerlerini beklemek yerine Apple önce iş yerlerini üye yapıp sonra hizmeti duyurmuştu. Bu stratejinin sonucunda ise Apple Pay büyük bir başarı yakaladı. Firma, Pay uygulamasını alt yapıyı genişçe kurduktan sonra kullanıma soktuğu için hizmetin tüm dünyaya yayılması ise zaman alıyor. Öncelikle ABD, Kanada, Çin, Avustralya ve İngiltere’de kullanıma giren servis şimdi Avrupa ve Asya’da yeni ülkelere yayılacak. Apple’ın üzerinde çok hızlı şekilde çalıştığını belirttiği projeye göre, Pay servisi kısa süre sonra Avrupa ve Asya’da yeni ülkelerde hizmete girebilir. Firmanın Şubat ayındaki açıklamalarında Hong Kong için bir çalışma yaptığı biliniyordu. Firmadan sızan bilgilere göre, Brezilya ve Fransa da yeni ülkeler arasında yer alıyor. Ancak Apple’ın çok daha fazla ülke için duyuru yapacağı düşünülüyor. Apple’ın kısa süre önce ziyaret ettiği Hindistan’ın da yeni ülkelerden biri olabileceği büyük ihtimal olarak görülüyor. İlk kullanıma girdiğinde ABD pazarında dijital ödemelerin sadece %4’ünü karşılayan Apple Pay, bugün %20 orana yükselmiş durumda. Dünyadaki yayılma çalışmaları devam eden servisin ABD’deki yeteneklerini geliştirmek için de çalışma yapılıyor. Apple’ın kısa süre sonra Pay servisini ATM’lerde çalışacak şekilde konumlandırması da bekleniyor. Böylece kullanıcılar, sadece iPhone’larını yakınlaştırıp dokundurarak ATM’lerden para çekebilecek veya banka hesaplarında işlemler yapabilecekler.

Satın almadan önce internette 12 defa araştırıyoruz

0
İstanbul’da düzenlenen Sürdürülebilir Markalar Konferansına katılan Schneider Electric Dijital ve Web Pazarlama Başkan Yardımcısı Shawn Burns, B2B müşterilerin internet alışkanlıklarını anlattı. Konferans kapsamındaki konuşmasında Burns “Schneider Electric müşterileri, bir ürün veya hizmetimizi satın almadan önce ortalama 12 kez internet araştırması yapıyor.” diyerek dijitalleşmenin önemini vurguladı. Burns, bu yüzden, dijital iletişimin, pazarlama stratejilerinin temelini oluşturduğunu belirtti. Dijital dünyada markalar için kuralların değiştiğini ve müşteri olarak tasvir edilen kişilerin gittikçe gençleştiğinin altını çizen Burns ürünlerin artık videolar sayesinde satıldığını belirtti. Ticari (B2B) alıcılarının %90’nının akıllı telefonlar üzerinden işlem yaptığını aktaran Shawn Burns, mobil üzerinden arama yapma oranının son iki senede %300 arttığını belirtti. Etkinlikte biz de yer aldık ve Schneider Electric ekibiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Shawn Burns ile markalar ve sürdürülebilirlik üzerine yaptığımız röportajı, Haziran ayında yayınlanacak olan TechInside sayısında okuyabilirsiniz.

Paraşüt’ten e-Fatura ve e-Arşiv Açıklaması

0
Bu yıl pek çok vergi mükellefi için yeni bir dönem başladı; artık çeşitli tanımlamaları karşılayan işletmeler için e-Arşiv ve e-Fatura kullanımı zorunlu hale geldi. Sürdürülebilir bir ekonomi ve dijital dönüşüm için olmazsa olmaz sayılan bu iki teknoloji için ise insanların aklında hala soru işaretleri var. Bulut bazlı ön muhasebe servisi Paraşüt’ün kurucuları arasında yer alan Sean X. Yu bu konuda yaşanacak kafa karışıklıklarını önlemek için bazı açıklamalar yaptı. İşte e-Arşiv ve e-Fatura arasındaki farklar:

e-Arşiv nedir?

e-Arşiv; Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen standartlara uygun olarak faturanın elektronik ortamda oluşturulması, elektronik ortamda muhafazası, ibrazı ve raporlamasını kapsayan bir uygulamadır.

e-Arşiv faturası nedir?

e-Arşiv faturası bir elektronik fatura türüdür. Bu faturayı e-Arşiv uygulaması aracılığı ile oluşturup müşterinize iletebilirsiniz.

e-Arşiv’in e-Fatura’dan farkı nedir?

Bu iki elektronik fatura türü sıklıkla karıştırılmaktadır. Temelde bu iki fatura şu şekilde ayrılabilir: e-Fatura’yı, e-Fatura kullanıcısı olan müşterinize, e-Arşiv’i, e-Fatura kullanıcısı olmayan müşterinize gönderebilirsiniz. Örneğin; e-Fatura’ya geçmemiş bir tüzel kişiye ya da son kullanıcınıza e-Arşiv gönderirsiniz.

e-Fatura:

• E-fatura, e-fatura mükellefi olan şirketler arasında elektronik ortamda fatura gönderilebilmesini sağlar. • 421 No’lu VUK tebliği ile bazı sektörlere zorunluluk getirilmiştir. • Gelir İdaresi Başkanlığı, e-faturaların gönderilip alınmasını sağlayan gönderim merkezini bünyesinde tutar. • İsteyen her kurum geçebilir.

E-arşiv:

• E-arşiv, e-fatura sistemine dahil olmayan kurumlar ve kişilere elektronik ortamda fatura gönderilebilmesini, ayrıca gönderilen faturaların saklanmasını sağlar. • Öncelikle, cirosu belirli bir tutarın üzerinde bulunan e-ticaret sitelerine zorunlu tutulmuştur. • Gelir İdaresi Başkanlığı’na yalnızca arşivlenen e-arşiv faturalarının raporlaması yapılır. • İsteyen her kurum geçebilir. Kurum, öncelikle e-fatura sistemine dahil olmalıdır. e-Arşiv’i kullanmak için Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen kurallara göre önce e-Fatura kullanıcısı olmalısınız. e-Fatura ve e-Arşiv’e çeşitli entegratörler aracılığı ile başvurabilir, işlemleriniz tamamladıktan sonra e-Fatura kullanıcısı olmayan tüm müşterilerinize e-Arşiv faturası gönderebilirsiniz. e-Fatura ve e-Arşiv’e Paraşüt gibi web tabanlı ön muhasebe programlarını kullanarak ücretsiz ve zahmetsizce geçiş yapabilirsiniz.

ABD eski teknolojileri çalıştırmak için milyar dolarlar harcıyor

0
ABD 300 milyonu aşkın vatandaşıyla çok kalabalık bir ülke. Ülkenin ayrıca dünyanın en gelişmiş teknolojilerine sahip olduğunu da bilmeyen yok. Ancak tüm o gelişmiş teknolojilere rağmen ABD devletinin hala bazı alanlarda çok eskimiş teknolojileri kullanmaya devam ettiği, üstelik de bu ısrarını sürdürmek için her yıl milyarlarca dolar harcama yaptığı yeni yayınlanan raporlarla ortaya çıktı. Başkan Obama’nın 2017 yılında devletin IT ihtiyaçları için öngördüğü 89 milyar dolarlık dev bütçenin detaylarında, ülkede çoğu kamu kurumunun hala eski teknolojileri kullandığı bilgisi yer alıyor. Medyada yayınlanan sansasyonel haberlere göre ülke nükleer misillerini kontrol eden bilgisayarlarda hala 5,25 inçlik disketler kullanıyor ancak bu buz dağının sadece görünen kısmı. Bazı vergi dairelerinde, 56 yaşında bilgisayarların kullanıldığının ortaya çıkması tüm ABD’yi şoke den detaylardan bir diğeri. Vergi mükelleflerinin işlemlerini yapmak için kullanılan bilgisayarların, tarihteki ilk bilgisayarlardan bazıları olması, vatandaşlar arasında tepki çekti. Üstelik bu birimlerin, söz konusu eski bilgisayarları değiştirmek için bütçe ayırmak yerine, bilgisayarların bakım ve onarımları için bütçe ayırıyor olmaları ayrı bir gariplik olarak raporda göze çarpıyor. Yine pek çok başka devlet kurumun da eskimiş yazıcılar, eskimiş bilgisayarlar, eski telefonlar, eski televizyonlarla dolu olduğu dikkat çekiyor. Öte yandan devlet kurumlarını endişelendiren asıl mesele, modern sistemlere geçiş yapmak için sadece bilgisayarı değil, tüm alt yapı sistemini değiştirmenin gerekmesi ve bunun için aylar-yıllar sürebilecek yazılım entegrasyonu ve güvenlik testlerinin gerekmesi. Kurumlar, tüm bu güncelleme süreçlerinin ise bakım onarım, uzman yetiştirilmesi maliyetinden daha pahalıya mal olacağını düşünüyor. Üstelik, nükleer misilleri kontrol eden eski bilgisayarlar örneğinde, yeni sistemlerde meydana gelebilecek öngörülemeyen bir güvenlik açığının, tüm dünyayı yok edebilecek nükleer savaşlara yol açma tehlikesi bulunuyor. Dolayısıyla, ABD bazı eski sistemleri olduğu gibi eski bırakarak bu sistemleri kullanacak yeni uzmanlar yetiştirmeyi daha güvenli ve düşük maliyetli buluyor.

Google mahkemede Oracle’ı yendi

0
Oracle, 2010 yılında Google’ın Android işletim sisteminde, kendisine ait olan Java patentlerini izinsiz kullandığına dair iddialarla mahkemeye gitmişti. Oracle’ın iddiasına göre Google, Oracle’a ait olan Java programlama dilinin kodlarını izinsiz olarak Android içinde kullanmıştı. Bir mahkeme Google’ı önce suçsuz bulmuş ve telif haklarını ihlal etmediğine karar vermişti ancak temyiz mahkemesinde, uygulamaların API’lerinin farklı bir değerlendirmeye tabi olması gerektiği görüşü ortaya çıkmış ve dava bu kez, bu kodların adil kullanım hakkı içinde olup olmadığını sorgulamaya dönüşmüştü. Mahkeme jürisi şimdi Java programlama diline ait kodların Android içinde kullanılmasının adil kullanım olarak değerlendirileceğine kanaat getirdi.Yazılım geliştiricilerin ve Java programcılarının, açık kaynak kodlu bir yazılımla Android sistemi üzerinde uygulamalar yaratmalarının tüm taraflar için kazançlı bir ekosistem yarattığını dile getiren jüri, uygulamanın adil olduğuna ve Oracle’ın iddialarında haksız olduğuna karar verdi. Oracle avukatları ise kararı temyiz edeceklerini vurguladılar. Yani dava henüz kapanmış değil. Temyiz mahkemesinin Oracle lehine kararı bozma ihtimali hala bulunuyor.

Intel de otonom sürüş topuna girdi

0
Sürücüsüz otomobiller geleceğin en önemli teknolojik ürünleri arasında yer alacak ve bunun farkında olan teknoloji şirketleri, avuçlarını ovuşturarak bu pazarda kendilerine yer kapmaya çalışıyorlar. Şimdi Intel de sürücüsüz otomobil teknolojileri geliştiren şirketler arasına girdi. Geçtiğimiz ay gelişmiş sürüş yardımı teknolojileri üreten Yogitech isimli firmayı satın aldığını duyuran Intel şimdi de bilgisayar görüntüleme sistemleri geliştiren bir start-up’ı satın aldığını duyurdu. Bu yeni şirketin optik ürünleri, sürücüsüz otomobillerin çevreyi daha iyi görüp analiz etmesi için kullanılacak. Satın almanın fiyatı ise açıklanmadı. 2005 yılında San Francisco’da kurulan Itseez isimli şirket bilgisayarlı kamera sistemleri ve yazılımları geliştiriyor. Şirketin ürünleri arasında “gelişmiş sürüş yardımı sistemleri” gibi teknolojiler de yer alıyor. Otomobil üreticileri bu ürünleri halihazırda kendi otomobillerinde, otomatik acil durum freni, yayalara çarpmayı önleme sistemlerin içinde kullanıyorlar. Yani şimdiden müşteri potansiyeli çok yüksek olan ürünlere sahip olan Itseez, Intel ile birlikte otonom sürüş için gerekli olan yüksek çözünürlüklü ve geniş alan kapsamlı görüntü sistemlerini geliştirip otomobillere entegre etmenin üzerinde çalışacak. Intel aslında şimdiden akıllı otomobiller için gerekli işlemcileri ve devreleri üretiyor ancak Itseez ve Yogitech gibi satın almalarla piyasadaki elini güçlendiriyor ve ayrıca IoT pazarına yönelik çözümleri de paralel olarak geliştiriyor. Çevresini analiz edebilen gelişmiş bir kamera sisteminin akıllı evlerde kurulacak dijital sistemler ve IoT ürünleri için de önemli bir teknoloji olacağına dair şüphe yok.

Microsoft ve Facebook Atlantik’e kablo döşeyecek

0
Microsoft ve Facebook, Atlantik tabanı boyunca ABD’den Avrupa’ya uzanacak yeni bir su altı veri kablosu döşemek üzere işbirliği yapacaklar. 2017 yılında hizmete girecek olan 160 Tbps kapasiteli MAREA isimli kablo Atlantik altındaki en yüksek kapasiteli kablo olacak. ABD Virginia Beach’ten, İspanya’nın Bilbao kentine kadar uzanacak olan deniz altı kablonun döşenmesine iki teknoloji devinin ABD ve Avrupa arasındaki veri akışını rahatlatmak istemesinin sonucunda karar verildi. İki firmanın da ABD ve Avrupa’da dev veri merkezleri ve sayısız müşterisi bulunuyor. Dolayısıyla, ABD ve Avrupa arasında daha hızlı ve dengeli veri akışına ihtiyaç duyuyorlar. Sadece Facebook’un 1.6 miyar kullanıcısı bulunuyor ve bunların büyük kısmı ABD dışında yaşıyor. Her gün aramalar, fotoğraf yüklemeler, video seyretme talepleri, WhatsApp ve Instagram faaliyetleri derken Facebook tek başına dünyadaki en büyük trafik kaynağı konumuna yükselmiş durumda. Microsoft ise özellikle iş dünyasında yoğun olarak kullanılmaya başlayan bulut servisi Azure nedeniyle daha fazla bant genişliğine ihtiyaç duyuyor. Microsoft’un Office, Bing, Xbox Live ve Skype servisleri de hem Azure ile bağlantılı çalışıyor hem de tek başına yoğun trafik yaratıyorlar. MAREA kablosu Microsoft ve Facebook’un trafik akışı için kullanılacak ancak kablonun yönetimi Telxius isimli şirkette olacak ve başka şirketler de bu kablo üzerinden bandwith satın alabilecekler.

Facebook video reklam şirketini kapatıyor

0
LiveRail şirketi, video üreticileri ile reklam verenleri buluşturan bir reklam-alışveriş servisi olarak tanımlanabilir. Facebook tarafından iki yıl önce 500 milyon dolar ödenerek satın alınan servis, videolara reklam vermek isteyen reklam verenlerin teklif sunarak reklamlar içinde yer almasını sağlıyordu. Sosyal medya devi bu şirket sayesinde, daha fazla video üreticisinin kendi sosyal medya servisi içinde video yayınlayacağını ve gelir elde edeceğini umuyordu. Ancak işler istendiği gibi gitmedi. Servisi bir türlü kendi video sistemine başarıyla entegre edemeyen Facebook, sonunda ondan vazgeçti. Nisan ayında CEO’su işten ayrılan LiveRail’de bir grup çalışanın de işine son verilmişti. Zuckerberg’in planına göre, sosyal medya devi LiveRail’den vazgeçerken, kendi içinde geliştirdiği Facebook Audience Network’u hizmete sokacak. LiveRail’in reklam alışveriş platformu FBX’in devre dışı kalmasıyla, reklam verenler artık reklamlarını yerleştirmek için Audience Network’u kullanmaya başlayacaklar. Böylece, Zuckerberg’in birkaç yıldır hızla devam eden milyarlarca dolarlık ürünler satın alma dalgasında, çöpe giden 500 milyon dolar kesinleşmiş oldu. Neyse ki WhatsApp, Instagram veya Oculus gibi multi milyar dolarlık servislerde şimdilik sorun görünmüyor.

Almanlar acıyı hisseden robotlar yapacak

0
Robotların acıyı hissetmiyor olması, onların bilim kurgu filmlerinde korkusuz askerler olarak resmedilmesini sağlasa da bu gerçek fabrikalarında, işletmelerinde pahalı robotlar çalıştıracak iş adamlarını hiç de mutlu etmiyor. Robotlar geliştikçe ve günlük hayatın içinde daha fazla yer aldıkça, çok pahalı olan bu makinelerin hasar görmesini engellemek için robotların hasar alma korkusuyla tanışması gerektiğini düşünen Alman bilim insanları çalışmalarını bu alana yönlendirdiler. Hannover’daki Leibniz Üniversitesi’nde görevli bilim insanları İsveç’teki IEEE International Conference on Robotics and Automation (ICRA)’da tanıttıkları sistemleri sayesinde, robotların acıyı hissetmelerini ve böylece daha fazla hasar alabilecekleri bir durumdan kaçınabilmelerini sağladılar. Robotlar yaşadıkları acıyı hafif, orta ve ağır olarak tanımlayabiliyor ve her bir durum için farklı reaksiyonlar gösteriyorlar. Acının tekrarlanmaması için gerekli önlemleri alıp iş sürecinde değişikliğe gidebiliyor veya bu durumu yöneticilere bildiriyorlar. Böylece, yapay zekalı robotların kullanılacağı fabrikalarda ya da işletmelerde, bu pahalı makinelerin basit iş kazaları yüzünden pahalı hasarlar almasının önüne geçilebiliyor. Aynı teknolojinin ileride evlerde, hastanelerde veya kamuya açık alanlarda hizmet verecek robotların, insanlarla ve eşyalar ile etkileşimde daha hassas ve nazik hareket etmelerini sağlayabileceğinin de altı da çiziliyor.

Google, otonom sürüş için yeni laboratuvar kuruyor

0
Google, otonom sürüş teknolojileri konusunda piyasada önderlik yapan bir isim. Henüz otomobil üreticileri bile bu konuyu düşünmeye cesaret edemezken internet devi ilk prototiplerini üretmeye başlamıştı. Firma şimdi ABD otoyollarında test sürüşünde dönüp duran birkaç düzine otomobilden daha ileri seviyeye geçebilmek için Michigan da 5 bin metrekarelik bir araştırma geliştirme laboratuvarı kuruyor. Yeni otonom sürüş laboratuvarının önemli bir özelliği, sadece Google çalışanlarına ayrılmış olmaması. Yeni mekanda, Google’ın sürüş teknolojilerini geliştirmekte iş birliği yapan diğer firmaların çalışanları ve mühendisleri de bulunacak. Yani, ABD ordusunda çok sevilen bir kavram olan “Joint task force” bu kez otonom sürüş teknolojileri için oluşturulmuş olacak.  Fiat Chrysler fabrikalarından sadece 35 dakika uzaklıkta olacak merkezde çok sayıda FC mühendisinin de çalışacağı düşünülüyor. Araştırma merkezinde ilk olarak Fiat Chrysler’ın Pacifia isimli minivan modeli üzerinde çalışma yürütülecek ve otonom sürüş ekipmanlarının bu araca entegre edilmesi projesi yürütülecek. Minivan modellerinin bir özelliği, şehir içinde çok sayıda insanı ve kargoyu taşıyabildiği için hem ticari işletmelerde hem de Uber gibi araç paylaşım servislerinin şoförleri arasında popüler olması. Dolayısıyla, Google ve FC’nin ilk hedefinin otonom araçları KOBİ ve ulaştırma sektörü içinde pazarlamak olduğu anlaşılıyor. İki firma ilk aşamada 100 adet Pacifia’yı test aracına dönüştürüp yollara çıkarmayı planlıyor.