Tüketici Elektroniği Fuarından Dersler…

0
volvo Sadece CES değil, her yerde teknoloji haberleriyle çoştu yeni yılın ilk haftası… Peki, Türkiye’de teknolojide üzerlerine toz kondurmayan şirketleri, acaba turistik gezi dışında ne yaptılar? Bir yazılım şirketinin yöneticisine, geçen gün niye Las Vegas’ta olmadığını sordum. O da, aynı soruyu bana sordu. Haklıydı… Eğer, teknolojiyle ilgili bir işiniz varsa veya yazmanız gerekiyorsa, gelişmeleri eş zamanlı takip etmek gerekiyor. Ben de orada olmalıydım, ancak bitirmem gereken işler mani oldu. Önce fuarda olanlar üzerine kısa bilgiler vereyim. Benim öngörüm tuttu ve geleneksel markaların yanı sıra yenileri de etkinliği “Sürücüsüz Araçlar Fuarına” çevirdi. Yoksa “Otonom Araçlar” mı demeliyiz? Herkesin gözü, Faraday Future’un üstündeydi. Geleceğin oyuncularından biri olacağı iddiasıyla ortaya çıkan şirket, FFZero1 aracıyla, beklentilerimi karşılamayan bir tanıtım yaptı. Eğer yeni model ve elektrikli araçların pillerinde yenilik yapabilirse kalıcı olabilir. Tesla, hala sektörü domine eden bir şirket özelliğini önümüzdeki iki yıl daha sürdürecek gibi görünüyor. Audi, 2017 model araçlarında Qualcomm Snapdragon 602A işlemciler kullanılacağını açıkladı. Demek ki teknolojiler kaynaşmaya devam edecek. Cep işlemcilerinin bilinen markası Qualcomm, her türlü cihaza girmek için yol arayacak. Audi, ayrıca araçlarındaki yolcuların sağlık sorunları yaşatmaları halinde, otomatik olarak sağlık yardımı çağırısı yapacağını duyurdu. 2015’ı emisyon skandalı ile geçiren Volkswagen de yeni elektrikli araç konsepti BUDD-e’yi tanıttı. Bakalım dünyanın en büyük motorlu araçlar grubu VW, aleyhindeki rüzgarı çevirmek için hangi atakları yapaca. Önümüzdeki dört yılda 13 elektrikli araç üretmeyi hedefleyen Ford, yeni nesil araçlarında akıllı araç yazılımları CarPlay ve Android Auto’nun bulunacak. Sürücüsüz otomobiller konusunda en iddialı adımlardan birini NVIDIA ortaya koydu. Volvo ile de stratejik partnerlik anlaşması yaptığı açıklandı. Buna göre, NVIDIA, CES’te tanıttığı otonom teknoloji, daha güvenlikli otomobiller yaratmak için yol gösterici ilkeleriyle, “Volvo’nun 2020 Vizyonu”na büyük bir katkı sağladı. Bu çalışma, otonom ve yarı otonom sürüşte yarattığı ilerleme ile dünyaya liderlik ettiği gibi, otomotiv sektörü için de yeni bir güvenlik ölçütü getirdi. Diğer taraftan Volvo, On Call isimli mobil uygulamasını destekleyen araçları, Microsoft’un Band 2 bilekliği üzerinden sesle kontrol edilebilecek. Volvo daha önce de, sürücüsüz araçlarının sigorta yükümlülüğünü üzerine alacağını açıklamıştı. Dünyanın önde gelen markaları sürücüsüz araba yapar da Çinliler boş durur mu? Fuar öncesi Çinli Baidu, BMW ile birlikte sürücüsüz otomobillerini Pekin yakınlarında test ettiler. Buna ilaveten CES’te BMW Motorrad, motosiklet kullanıcılarının güvenliğini düşünerek yol ve araç hakkındaki bilgilerini gösteren akıllı kask ve lazer destekli far sistemini duyurdu. Japon Toyota, internete bağlanabilen LTE özellikli araçlarından bir süredir veri topluyor. Topladığı bu veriyi anlamlandırmak içinse büyük veri merkezi inşa ediyor. Bu tür verileri, her ülkenin karayolu teşkilatı şimdiden toplamaya başlasa geleceğin ulaşım altyapısı için hazırlık olur. Bence bu yılın en büyük çıkışını Çinli Ehang yaptı. EHang tarafından geliştiren EHang184 adlı drone 23 dakika havada kalabilirken aynı zamanda yolcu taşıyabiliyor. Sürücüsüz helikopterin bu yılın içinde satışa başlayacak. Drone ve insansız araçlar, geleceğin ulaşım stratejisinin esasında yer alacak. CES’te gelişmeler haliyle bununla sınırlı değil ama ders alınması gereken ve önemlilerinden bir demet sundum. Geçen hafta Microsoft CEO’su Satya Nadella Ankara’daydı. Türkiye, herşeye rağmen iyi bir pazar ve insan kaynağı açısından büyük bir kaynak. Şirketler radarlarını bu topraklarda tutmak zorunda. Amerika’da en büyük data kullanan şirketi Netflix’miş. YouTube ikinci sırada yer alıyor. Dizi, film ve final maç yayınlarıyla popülerliğini artıran Neflix, artık bütün dünyaya yayın yapacak hale geldi. Haliyle Türkiye’nin de yeni yayın platformu olacak. Haftanın en popüler teknoloji gelişmelerinden biri de buydu. Haliyle kendini yenilemeyen Digiturk, Dsmart, Tivibu düşünsün, diyelim. Bilimin temeli sayılan diğer haber ise maddenin temelinden geldi. Amerikan, Japon ve Rus bilim insanları 4 yeni element buldular. Bu yıl, sadece siyasi çalkantılar, komşu ülkeler arasındaki gerginlikler, ekonomideki sarsıntılar değil, teknoloji de çok konuşulacak. CES 2016 ile başlayan teknoloji çılgınlığı, bir buçuk ay sonra Barcelona’daki GSM Zirvesi’nde yeni pik yapacak. Eğer seyirci olmaktan öte bu gelişmelerde oyuncu da olabilirsek, sadece yazmakla kalmaz, övünç de duyacağız…

John McAfee Yeni Şirket Kurdu

0
everkey Intel’in satın aldığı McAfee antivirüs şirketinin kurucusu olan John McAfeee, şirketini sattıktan sonra kazandığı milyonlarla Orta Amerika’daki tropik cennet Belize’ye yerlemiş; kadınlar, silahlar ve uyuşturucuyla dolu fotoğraflarla süslenmiş bloguyla da tüm dünyanın dikkatini çekmişti. Ardından ise Belize’de bir cinayet işlediği suçlamasıyla karşılaşmış ancak iftiraya uğradığını savunarak yasa dışı yollardan ülkeden kaçarak ABD’ye ulaşmıştı, ABD’de ise hakkındaki suçlamalar düşmüştü. ABD’de yaşanan NSA-Prism skandalı ardından, halkın güvenlik konusundaki endişelerine cevap verecek bir politikacı olacağını iddia ederek 2016’daki başkanlık seçimleri için başkan adayı olan John McAfee, şimdi ise yeni kurduğu dijital güvenlik şirketiyle gündeme geldi. Everkey isimli bir dongle üreten McAfee, bu minik cihaz sayesindeki kullanıcıların evindeki tüm dijital cihazları tek hamleyle kilitleyip açmayı mümkün kılacak. Everkey, AES-128 bit şifreleme yöntemini kullanarak ev ağını çok güçlü biçimde şifreleyebiliyor. Cihazın önemli bir avantajı, kullanıcıları şifre ezberleme zorunluluğundan kurtarması. Bu dongle ile şifrelenen ağlarda çalışan cihazları izlemek mümkün olmayacak. Böylece NSA’nın ABD’deki her vatandaşın dijital iletişimini izlemesi nedeniyle halkta oluşan “izleniyoruz,” endişesi de hafiflemiş olacak. NSA’nın gelişmiş bilgisayarlarının bile söz konusu şifreyi çözebilmesi için çok uzun süreler boyunca çalışması gerekecek. Bu da pratik olarak NSA’nın gözlerini kör edecek. Ancak elbette kullanıcıların dongle’ı çaldırmaması gerekecek. McAfee, çalınma problemine karşı yakında Everkey’e biometrik güvenlik kontrolü ekleyeceğini de belirtiyor. Yani cihaz çalınsa bile, kullanıcının parmak izi veya diğer biyometrik verileri olmadan çalışmayacak. McAfee, Everkey’i aynı zamanda başkanlık yarışında bir propaganda aracı olarak da kullanacak. Kendisini, ABD’deki dijital güvenlik ve mahremiyet sorununu çözebilecek tek başkan adayı olarak tanıtan McAfee, aslında bu iddiasında çok da haksız değil. Antivirüs alanında bir efsane olan McAfee, dünyanın ilk ticari antivirüs yazılımını yayınlayarak PC’lerin sürekli virüs tehdidi ile zarar gördüğü yıllarda, kullanıcıların hayatını kolaylaştırmış ve bu başarısıyla McAfee markasını dünya çapında ünlü bir antivirüs şirketine dönüştürmüştü.  

Tesla otomobilleri sürücülerden kurtuluyor

0
tesla Tesla, elektrikli otomobillerin imajını kökten değiştiren bir otomobil üreticisi. ABD’li firma, sadece birkaç ay önce bir gece yarısı tüm Tesla S modellerine yüklediği Autopilot uygulaması ile araçlarını sürpriz şekilde sürücüsüz otomobillere dönüştürmüş ancak, ön koltukta bile oturmayan kullanıcıların otomobil otoyolda son hızla seyrederken arka koltuktan video çektmesi gibi vakalarla karşılaşınca firma büyük bir kazaya yol açmamak için, uygulamaya bazı kısıtlamalar getirmişti. Yine de Tesla, bilerek veya bilmeyerek, Autopilot uygulamasıyla, sürücüsüz otomobil teknolojilerinde büyük yol kat ettiğini ispatlamış oldu. Firma şimdi ise, otomobilin kendi kendine otoparktan çıkarak, sürücünün bulunduğu yere gelmesini sağlayan yeni bir uygulama olan Summon uygulamasını tanıttı. Yeni uygulama, kullanıcıların evde, iş yerinde veya bir alışveriş merkezinde ya da restoranda aracın otoparktan kendi kendine çıkarak sürücünün bulunduğu yere kadar gelmesini sağlıyor. Bir anlamda, dijital vale işlevi gören Summon uygulaması, kullanıcıların araçlarını park etmek veya parktan çıkarmak için harcadıkları uzun zamandan tasarruf etmesini sağlayacak. Örneğin, bir restoranda yemeği biten kullanıcı, restorandan çıkmak üzereyken otomobili çağırabilecek ve kendisi restoran kapısı önüne çıktığında aracını da kapı önünde hazır bekliyor bulacak. Tesla’nın CEO’su Elon Musk ayrıca, ABD’deki politik engelleri aşabilirlerse, 2018 yılında ABD’yi bir kıyıdan diğer kıyıya tamamen sürücüsüz olarak geçebilecek Tesla otomobillerinin piyasaya çıkacağını da haber verdi ki, bu aslında Autopilot uygulaması ile Tesla’nın çok yaklaştığı bir sonuçtu.  

Bitcoin, bankalarla savaşmak için silaha mı dönüşüyor?

2
bitcoin Dijital para birimlerinin ilki ve en yaygını olan Bitcoin finans dünyasını endişelendirmeye devam ediyor. Dünya çapında on milyonlarca kullanıcıya ulaşan Bitcoin, bazıları için bir yatırım aracı, bazıları için anonim olarak alışveriş yapabilmenin güvenli yolu, bazıları içinse vergilerden ve finans dünyasının komisyonlarından kaçınarak para transfer edebilmenin çözümü. Aslında Bitcoin, varlığı itibariyle, para basma yetkisine sahip olan devlet mekanizmalarını devre dışı bırakan, dolayısıyla devletin varlığına karşı duran bir oluşum. Bu nedenle de çoğu devlet henüz net olarak tanımlanamayan bu organizmayı net bir tanıma oturtarak “yok etmek” için elinden geleni yapıyorlar. Devlet mekanizmasının Bitcoin’den rahatsız olmasının temelinde, Bitcoin’in kayıt dışı ekonomiye hizmet ediyor oluşu yatıyor. Örneğin, online olarak uyuşturucu satan karanlık bir şahsiyet Bitcoin kullanmadığı taktirde, yasa dışı yollardan edindiği servetini açıklayamayacağı gibi, online olarak sattığı uyuşturucu için kimlerden para aldığı kolayca takip edilebileceği için, müşteri bulması da imkansızlaşacak, dolayısıyla işine devam etmesi mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla, internet üzerinde ne kadar yasa dışı iş çeviren insan varsa, yüksek miktarda Bitcoin’e ihtiyaç duyuyorlar ve bu talep de Bitcoin’in giderek değerlenmesine neden oluyor. Elbette Bitcoin de yasa dışı faaliyetlerin para birimi olarak ünleniyor. Fakat Bitcoin sadece yasa dışı işlemler için kullanılmıyor. Güney Kıbrıs’ta yaşanan mali kriz sırasında bankalardan paralarını çekemeyen çok sayıda Kıbrıslı’nın, paralarını Bitcoin’e çevirerek sakladığı ve yurt dışındaki tanıdıklarına transfer ederek paralarını kurtarmaya çalıştığı gözlendi. Aslında bu işlem de, uluslarası para trasnferi konusundaki regulasyonların çevresinden dolanmak amacını taşıyan yasa dışı bir işlem olarak kabul edilebilir. Ancak bir diğer yandan, Bitcoin’i yasal para ile alışverişi yapılan dijital bir varlık olarak değerlendirdiğimizde, Bitcoin’i yasal çerçeve içine çekmek mümkün oluyor. Elbette parasını verip satın aldığınız dijital bir varlığı, istediğiniz kişiye göndermek, almak, vermek veya farklı bir fiyata satmak da yine ticaret kavramının sınırları içinde kalıyor. İşte Bitcoin’den nefret eden devlet ve finans kurumlarının elini bağlayan detay da bu. Tam olarak bu nedenle her Bitcoin sahibini yasadışı ilan etmek mümkün olmuyor. Bitcoin şimdi yeni bir hamle ile finans kurumlarını çok rahatsız edecek bir kapı açıyor: Vergisiz, komisyonsuz, ücretsiz para transferi. Bildiğiniz gibi, para transferi, finans kurumlarının önemli bir gelir kaynağı. A şubesinden B şubesindeki bir hesaba para göndremek istediğinizde, ödediğiniz 1-2 liralık komisyon ücretlerini hatırlayın. Sonra her gün milyonlarca insanın/şirketin birbirine para transferi yaptığını düşünün. Bir ülkedeki finans sisteminde hergün, sadece para transferinden milyonlarca liralık gelir oluşuyor. Üstelik bu para transferi uluslararası yapılacak olursa, işlem başına onlarca dolarlık ücretler alınıyor, transfer edilen paranın boyutu büyüdükçe komisyon da büyüyebiliyor. Bitcoin kullanıcıları şimdi, bu yüksek transfer ücretlerini ödememek için sosyal bir çözüm geliştirdiler. Para transferi konusunda kurulan startup şirketleri, Goabra veya Freemit gibi Bitcoin transfer sistemleri, aynı Uber’de, Kickstarter’da, Indiegogo’da olduğu gibi topluluğun gücünü kullanarak para transferinde bankaları devre dışı bırakmayı hedefliyorlar. Peki bunu nasıl yapacaklar? Aslında sistemin mantığı çok basit. Örneğin Türkiye’den Amerika’daki bir arkadaşınıza 100 dolar göndermek istiyorsunuz… Normalde bu işlem için, bankadan bankaya değişmekle birlikte, 30-40 dolar Swift ücreti ödemeniz gerekir. Ancak Goabra gibi sistemler sayesinde kullanıcılar, karışık online servislere üye olmak zorunda kalmadan, Bitcoin’i doğrudan paraya çevirebiliyorlar. Siz bir Bitcoin cüzdanına sahipseniz, ABD’deki arkadaşınızın karmaşık abonelik işlemlerine bulaşıp Bitcoin cüzdanı açmasına ve aldığı Bitcoin’i paraya çevirmek için karmaşık Bitcoin borsalarında satmak için uğraşmasına gerek kalmadan, parayı doğrudan dolar olarak almasını sağlayabiliyorsunuz. Bunun için Goabra sistemine kayıtlı olan, adı sanı, adresi, iletişim bilgileri belli olan “vezne” kullanıcılardan birine 100 doları Bitcoin olarak gönderiyorsunuz. ABD’deki arkadaşınız da bu kişiyle iletişime geçiyor %1 kesintiyle parayı kendi hesabına aktarabiliyor. Bitcoin’deki bu hızlı gelişmeleri anlayabilmek için ABD’de bir yeraltı akımı olarak yükselen “unbanked” (bankasız) yetişkinleri de anlamak gerekiyor. ABD’de yaşayan ancak herhangi bir banka hesabı olmayan yetişkinlere “bankasızlar” ismi veriliyor. Bu kişilerin sayısı tahminen 10 milyon kişiye ulaşıyor. Aralarında ülkeye kaçak yollardan girenler veya bir şekilde devletten saklananlar ya da bankacılık sistemine güvenmeyen ve banka hesabı açtırmayanlar bulunuyor. Yine de dijital çağda bu bankasız yetişkinlerin de yolu online dünyada bir ödeme işlemiyle kesişiyor ve o noktada Bitcoin devreye giriyor. Goabra gibi startup’lar da bu 10 milyon kişinin dijital para transferi ihtiyacından %1 komisyon alarak kazanç sağlamak istiyorlar. Yani yıllık yaklaşık 1-5 milyar dolarlık bir para transferinin banka hesaplarına hiç uğramadan bu yeni startupların üzerinden Bitcoin olarak geçeceğini tahmin edebilirsiniz. Bu da Goabra gibi sistemlerin yılda 10-50 milyon dolar gelir üretmesi anlamına geliyor. Elbette bu yeni sistemde güvenlik zaafları büyük soru işaretleri olarak karşımızda duruyor. Birkaç yüz dolarlık transferler büyük sorun olmasa da binlerce dolarlık ödemelerin vezne kullanıcısı tarafından alı konmayacağına dair garantinin kim olacağı da henüz belli değil ama bu yeni mekanizma eğer kabul görürse Bitcoin ekosisteminin bankacılık sistemine çok ciddi bir gol atacağını ve Bitcoin ile finans dünyası arasındaki savaşın daha da büyüyeceğini tahmin etmek zor değil.  

İTÜ Arı Teknkent’ten ABD çıkarması

0
arikent Programa katılmaya hak kazanarak, 1 Ocak 2016 itibarıyla Amerika’ya giden dokuz teknoloji firması, Amerika’da kalacakları 1 aylık süre boyunca müşteri ve yatırımcılarla bir araya gelmeye hazırlanıyor. ITU GATE ile 27 firma Amerika’ya açıldı Programa dahil olan firmalar perakende sektöründen, çağrı merkezlerine, sigortadan gayrimenkule kadar birçok alanda teknoloji çözümleri üretiyor. Türkiye’de aldıkları iki aylık eğitimin ardından,programın Amerika ayağında İTÜ ARI Teknokent’in ofislerinin yer aldığı Amerika’nın önemli girişimcilik merkezleri Chicago 1871 ve San Francisco Galvanize’da yatırımcı ve potansiyel iş ortaklarıyla buluşuyor. İTÜ ARI Teknokent Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Deniz Tunçalp, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “İTÜ ARI Teknokent olarak, öncelikli hedefimiz ülkemizin girişimcilik alanındaki gelişimine destek vermek ve bu projeleri uluslararası platformlarda tanıtmak. Bundan önce iki defa düzenlediğimiz programda firmalarımız önemli başarılar elde etti. Program ile şimdiye kadar 8 ITU GATE firması USA’da şirketlerini kurdu ve ticari faaliyetlerine başladı. Bu dönem giden dokuz firmamızın da önemli işbirlikleri kuracağına inanıyoruz. Türkiye’nin örnek gösterilen destek programlarından biri haline gelen İTÜ GATE Uluslararası Hızlandırma Programı’nı önümüzdeki yıllarda da sürdürerek, daha fazla firmamızın uluslararası arenada yer alması için çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi. İTÜ GATE Uluslararası Hızlandırma Programı’na katılacak dokuz firma ise şu şekilde sıralandı: Alotech: Bulut hizmetleriyle çağrı merkezlerine esneklik, maliyet avantajı, yönetim ve kullanım kolaylığı kazandırmayı hedefliyor. (alotech.com.tr ) OBASE: Detailer adlı ürünüyle perakende sektöründe , stok fazlasını azaltma, satış, müşteri sayısı, müşteri sürekliliği, işgücü verimliliğini artırmayı amaçlıyor. (www.obase.com ) ODC İş Çözümleri Danışmanlık Ticaret AŞ: SmartMessage ürünü ile kullanıcıların tek bir ara yüz üzerinden tüm kampanyalarını yönetebileceği, veritabanında etkin bir filtreleme ile grup mesajlarını anında veya zaman planlı gönderebileceği ‘’merkezi’’ bir çözüm sunuyor. (www.odc.com.tr ) Mekansal İşler: UrbanStat platformu ile sigorta, gayrimenkul ve mekansal analitik sektörlerinde büyük kurumların maliyetlerini düşürmeyi planlıyor. (en.mekansalisler.com/ www.urbanstat.com) LA Software Group: Şirketlerin maliyetlerini optimize etmesini, karlılıklarını artırmasını ve hızlı değer yaratımını sağlayan uzman çözümler sunuyor. (www.la.com.tr ) Wordego: İnternet reklamcıları ve web yayıncılarının gerçek zamanlı dijital reklam alışverişi yapabilmelerini sağlayan bir online reklam networkü sunuyor.(www.wordego.com) SFS AŞ: Sigorta Sektörü için yazılım geliştirme, danışmanlık ve bilişim hizmetleri sağlıyor. (www.sfs.com.tr) BARN Teknoloji Ticaret AŞ: Geliştirdiği 10xZone ürünü ile gıda sektöründe yer alan küçük ölçekli firmalara yönelik sadakat ve ödül programları düzenleyerek, müşteri bağlılığını artırmayı hedefliyor. (www.10xzone.com ) Monument Labs, Inc.: Monument, resim ve videoların tek bir yerde depolanarak otomatik organize edilmesini sağlayan bir akıllı depolama ürünü sunuyor. (getmonument.com)

Google, Play Store’da Temizlik Yaptı!

0
google play Mobil güvenlik uzmanı Chris Dehghanpoor tarafından Google Play Store’da tespit edilen 13 zararlı yazılım kaldırıldı. Dehghanpoor tarafından Google’a bildirilen kötü niyetli uygulamaların hepsi, yüksek indirme oranlarına ve olumlu yorumlara sahip. Google Play Store’dan kaldırılan uygulamalar; – Cake Blast – Jump Planet – Honeycomb – Crazy Block – Crazy Jelly – Tiny Puzzle – Ninja Hook – Piggy Jump – Just Fire – Eat Bubble – Hit Planet – Cake Tower – Drag Box Detaylı incelemeler yapan Dehghanpoor, uygulamaların arka planda başka uygulamalar indirdiğini, Play Store’da otomatik olarak olumlu yorumlar ve derecelendirmeler yaptığını belirtiyor. Ayrıca uygulamalar Root’lu cihazlara kurulduğunda, fabrika ayarlarına çevrilse bile sistemde kalmaya devam ediyor. Güvenlik uzmanı, bu uygulamaları kurmuş olanların telefonlarına orijinal fabrika yazılımını sıfırdan yüklemelerini tavsiye ediyor.   Kaynak: ShiftDelete.Net

2016’da internet kullanıcı sayısı 3 milyarı aşacak

0
internet Mobilite ve bulut bilişimin sağladığı avantajlarla desteklenen iş süreçleri, daha esnek çalışma koşullarını beraberinde getiriyor. Bu eğilimlerin iş hayatındaki yoğun kullanımıyla birlikte iş hayatında yeni nesil uygulamaların kullanımını da artırıyor. Değişen iş süreçlerinin hızlı, esnek ve kolay yönetilebilir olması, çalışanların motivasyonlarını doğrudan etkiliyor. Çalışanlar kişisel hayatlarında, sosyal medyada kullandıkları uygulamaların rahatlığını kurumsal uygulamalardan da bekliyor. Çalışanların beklentilerini göz önünde bulundurarak geleneksel iş süreçlerini değiştiren ve esnek çalışma modelini kullanıcıların hizmetine sunan Unify, geliştirdiği Circuit çözümü ile kullanıcıların farklı işletim sistemlerini birleştirerek, farklı cihazlar arasındaki uyumsuzluğu ortadan kaldırıyor. Bu uygulamada tüm mesajlar tek bir noktada birleşiyor. Ekip çalışanları, arkadaşlarının bulunduğu zaman dilimini görebiliyor, kullanıcının o anki ayarlarına göre uygun veya meşgul olup olmadığını anlayabiliyor. 2019’da dünyanın yarısı internete bağlanacak Sektör bağımsız her firmanın en önemli gündem maddelerinden biri olan dijitalleşmenin önemine değinen Unify Türkiye Ülke Müdürü Erda Tütüncüoğlu, “e-Marketer raporuna göre, 2016 yılı başında internete bağlanan kullanıcı sayısının 3 milyarı aşması, dünya genelinde tablet kullanıcı sayısının 1 milyarı geçmesi bekleniyor. Raporda, 2019 yılına gelindiğinde, dünyadaki her iki kişiden birinin internete bağlanmış olacağı öngörülüyor. Dünyadaki gelişmelerin yanında, 2016 yılı başında, Türkiye’deki internet kullanıcı sayısının ise 45 milyona ulaşacağı ifade ediliyor. Telefonların, tabletlerin ve birbirinden farklı birçok cihazın iş hayatımızda yer aldığını düşünürsek, dijital dünyaya uyum sağlamanın ne kadar gerekli olduğunu anlıyoruz. Bütün iş süreçlerimizi yeni nesil çalışma şekline uygun olarak dönüştürdüğümüzü söylemek mümkün. Bu doğrultuda geliştirmiş olduğumuz Circuit isimli ürünümüz, kurumların ve çalışanların beklentileri göz önünde bulundurularak geliştirildi. Kurumların internet üzerinden toplantı yapmalarını ve seyahat masraflarını en aza indirerek önemli tasarruflar elde edilmesini mümkün kılan Circuit ile çalışanlar ofise değil, ofis çalışanların ayağına geliyor.” dedi. 2018’de dünya nüfusunun yüzde 48,2’si internet kullanacak e-Marketer tarafından yayımlanan rapora göre, internet kullanıcı sayısı 2016 yılı başında yüzde 6,2 artarak 3 milyarı aşacak. 2016’da dünya nüfusunun yüzde 44,4’ü internete bağlanacak. Rapora göre, 2018 yılında dünya nüfusunun yüzde 48,2’sinin internet kullanacağı öngörülüyor. Ayrıca araştırmaya göre, İngiltere’de e-posta, iş yapış modelinde bir numaralı iletişim aracı. Bunu yüzde 75 ile paylaşılan takvimler ve linkler izliyor. CIO’lara göre, çoklu lokasyona sahip ve çalışan mobilitesi fazla olan şirketlerin çoğu, mobil iletişim işbirliğine önem veriyor ve bu konuya yatırım yapıyor. CIO’ların yüzde 46’sı saha çalışanlarını, mobil işbirliğinin en büyük yararlanıcıları olarak görüyor. Yüzde 36’sı mobil uygulama yönetimini en önemli başlık olarak görürken, yüzde 31’i ise mobil işbirliği hizmetlerinin genişlemesini stratejik bir öncelik olarak değerlendiriyor. Gönderilen veya alınan dosyaları arama derdi bitiyor, her şey elinizin altında İnternet tarayıcısı üzerinden kolayca ses, video, masaüstü ekran paylaşımı yapmayı sağlayan Circuit uygulaması, her işletim sisteminde kolayca çalışıyor. PC veya istenilen mobil cihaz üzerinden kullanıcılara bilgiye erişim, konferans, dosya paylaşımı gibi esnek çalışma imkânı tanıyan Circuit, mobilitenin ön planda olduğu yeni nesil iş hayatına yeni bir soluk kazandırıyor. Uygulama içerisinde konulara göre istenilen başlık açılabiliyor ve sadece izlenilmek istenilen konular takip edilebiliyor. Kullanıcılar, kendilerini ilgilendiren konu başlıklarında tüm yazışmaları kolayca takip edebiliyor. Circuit’in bir diğer avantajı da grup içerisinde paylaşılan dokümanların tek bir yerde toplanması. Böylece ekip çalışması içerisindeki kimin, hangi dosyayı ne zaman paylaştığı görülebiliyor, daha önce yazılanlar aranarak zaman kaybı yaşanmıyor.

Netflix Türk Yayıncıları Korkuttu mu?

6
platform-feature-multiscreen-2[1] Netflix, dünya çapında 60 ülkede 70 milyon aboneye hizmet veren, dijital bir yayın platformu. Talebe göre yayın yapan bu platformda, kullanıcılar dizilerin, programların zamanlarını beklemiyor, aksine istediği diziyi, istediği programı istediği zaman ve üstelik de istediği platformdan seyredebiliyor. Bu yayıncılık anlayışı, yani talebe göre yayıncılık, aslında yayıncılığın geleceğini oluşturuyor. Yani elbette TV programları ve dizileri belirli saatlerde yayınlanmaya devam edecek ancak artık bir diziyi ve bir programı kaçırdığınızda, oturup tekrarının ne zaman yayınlanacağı bilgisini aramak zorunda kalmayacaksınız. Netflix gibi platformlar sayesinde, tüm dizileri, filmleri, programları istediğiniz anda yeniden seyretme şansına kavuşacaksınız. Bu sistemi bir süredir Tivibu, D-Smart ve Turkcell TV gibi dijital yayın platfromlarında deneyimliyorduk ancak elbette istediğimiz her diziyi, programı bulmamız mümkün olmuyordu. Bazı dizilerin tüm bölümleri arşivde bulunabiliyorken, bazı dizilerin sadece son bir-iki bölümünü izlemeye izin veriliyordu. Netflix ise Türkiye’de alıştığımız dijital yayın platformlarından çok daha farklı bir yayıncılık anlayışına sahip. Netflix, Türkiye’deki dijital yayın platformlarının aksine, TV yayınını destekleyen bir yan hizmet değil, başlı başına bir eğlence kanalı gibi çalışan, hatta kendi dizilerini çeken, kendi şovlarını hazırlayan bir TV kanalı görüntüsü veriyor. Üstelik Netflix desteği ile yaratılan bu diziler ve şovlar, dünya çapında da çok büyük ilgi görüyor, tam anlamıyla hit oluyor. Yani Netflix’i bizim TV yayınlarını kopyalayıp dijital ortamda yayınlayan, TV yayınlarına ileri geri sarma özelliği katan dijital yayın platformlarından ayırmak gerekiyor. Netflix, dün 130 ülkeye daha hizmet vereceğini açıkladı ve Türkiye de bu ülkelerin arasında yer alıyor ancak bu hamle bizim dijital yayın platformlarını ne kadar etkileyecek, bu sorunun üzerinde biraz düşünmek gerekiyor. Sosyal medyada, Netflix Türkiye’ye de yayın yapacak haberleri büyük heyecanla paylaşılsa da, işin aslı o kadar da coşkulu değil. Netflix aslında Türkiye’ye özel bir yayın yapmıyor ve uzun süre de yapmayacak gibi görünüyor. Türkiye, Netflix’teki abonelik kısıtlamasının kaldırıldığı 130 ülkeden sadece biri. Ama Netflix sisteminde Türkiye’ye yönelik özel bir hazırlık yok. Dizilere Türkçe alt yazı hazırlanmayacak. Türk seyircisine özel diziler, programlar hazırlanmayacak. Abonelik sisteminde Türk Lirası bile geçerli değil. Türk aboneler, Euro üzerinden ödeme yapmak zorunda. Bu da her ay abonelik ücretinin değişmesi anlamına geliyor. Hatta Netflix’in Türkiye sayfası bile Türkçe değil. Üstelik yabancı dizileri seven Türk seyircileri, bu dizilerin hepsini de internetteki malum sitelerden yıllardır bedava izliyor. Şimdi, aynı dizileri alt yazısı bile olmadan izlemek için niçin para ödesin? Üstelik de HD kalitesinde izleyebilmek için ekstra bir ödeme daha yapması lazım ki, malum dizi siteleri tüm yabancı dizileri 1080p kalitesinde, Türkçe alt yazı ile, anı anına yayınlıyor. Yabancı bir dizi yayına girdikten birkaç saat sonra Türkiye’de de alt yazısı hazır halde yayına giriyor. Elbette korsan yayınları savunmamız mümkün değil ancak ortada bir gerçek var, Türkiye’de yabancı dizileri orijinal dilinden, alt yazı desteği olmadan izleyebilecek kadar iyi ingilizceye sahip dizi severlerin sayısı çok değil. Ülkenin tümü zaten, Türk televizyonlarındaki evlilik programlarına ve kadın dizilerine kilitlenmiş bir kitleden oluşurken, yabancı dizilere çoğunlukla genç üniversite öğrencilerinin küçük bir kısmı ilgi gösteriyor ki, bu kitlenin çoğu iyi ingilizceye sahip değil veya Netflix’e ayda 30 lira ödeyecek maddi güce sahip değiller.  Üniversite öğrencileri, ailelerinden zar zor aldıkları harçlıkların 30 lirasını her ay Netflix’e ödemeyi tercih etmeyecektir. Aileler ise evde İngilizce yayın yapan bir dijital platfrom için, futbol maçlarını, evlilik programlarını, kadın dizilerini gösteren yerli dijital yayın platformlarından vazgeçmeyecektir. Dolayısıyla, Tivibu, D-Smart, Digitürk veya Turkcell TV yöneticilerinin, Netflix haberlerini alaycı bir gülümsemeyle okuduklarını tahmin edebiliriz. Ancak yine de Netflix’in kendi dizilerini ve programlarını üreterek dünya çapında yakaladığı başarı, bizim yerli platformlara da örnek olmalı. Bu alanda eksik kalan dijital yayın platformlarının birkaç seneye kadar abonelerini ellerinde tutmakta zorlanması sürpriz olmayacak. Üstelik Türk dizileri dünya çapında da ilgi görüyorken, Tivibu’nun veya Turkcell TV’nin dizi yapımcılığına soyunup kendi dizilerini hazırlaması hem aboneleri kendilerine çekmek için yararlı olabilir hem de hazırladıkları dizilerin yurt dışı satışlarından güzel gelirler elde edebilirler. Bakalım, elini taşın altına ilk kim koyacak? Güncelleme: Bazı Netflix kullanıcıları, gün içinde Türkçe altyazılı diziler seyretmeye başladıklarını bildirdiler. Eğer Netflix bu hızla yerelleşecekse, Türkiyedeki dijital yayın platformları için endişe etme vakti gelmiş demektir. Ancak yine de, Türk TV seyircisinin büyük oranda yerli yapımlara ilgi duyduğunu ve yabancı dizilerin toplumda yeterince izleyici bulamadığını unutmayalım.

Facebook Messenger’ın aylık kullanıcı sayısı 800 milyona ulaştı

0
Facebook-Messenger[1] Nielsen’e göre 2015 yılının en hızlı büyüyen uygulamasının Messenger olduğunu belirten ve halihazırda uygulamanın Facebook’tan sonra tüm zamanların en popüler iOS uygulaması konumunda olduğunun altını çizen Marcus, aylık Messenger kullanıcı sayısının 800 milyona ulaştığını açıkladı. Marcus’un 2016 yılı için temel beklentileri arasında Messenger’ın SMS ve mesajlaşma hizmetlerine kıyasla daha ilgili ve yaygın hale gelmesi, daha fazla markanın ticari ve kişiselleştirilmiş müşteri hizmetleri için Messenger’ı kullanması ve şu anda test aşamasında olan sanal asistan M gibi yenilikçi projelerin sürdürülmesi bulunuyor. Güncel Messenger İstatistikleri:
  • Messenger’ın 800 milyondan fazla aylık aktif kullanıcısı bulunuyor
  • Nielsen verilerine göre Messenger, 2015 yılında ABD’de en hızlı büyüyen uygulama oldu
  • Geçtiğimiz yıl Facebook üzerinden işletmelere gönderilen mesaj sayısı ikiye katlandı
  • Her ay Messenger üzerinden 9,5 milyardan fazla fotoğraf gönderiliyor
  • Her gün Messenger üzerinden ortalama 5 milyondan fazla GIF gönderiliyor
  • App Annie verilerine göre Messenger, Facebook’tan sonra en popüler ikinci iOS uygulaması konumunda
  • Messenger Android üzerinden 1 milyardan fazla kez indirildi
  • Messenger platformu piyasaya sürüldüğünden beri, Talking Tom, GIPHY, Sound Clips ve Bitmoji gibi Messenger uygulamaları 1 milyondan fazla kez indirildi
  • Facebook uygulama ailesi üzerinden günde ortalama 45 milyardan fazla mesaj gönderiliyor
  • Messenger’ın görüntülü konuşma özelliği, kullanıma sunulduğu ilk iki gün içinde 1 milyon aramaya ulaştı
  • Dünyadaki tüm mobil VoIP aramalarının %10’u Messenger üzerinden yapılıyor

TechInside’ın 17. sayısını okuyabilirsiniz

0
kapak1Değerli TechInside okurları, TechInside’ın 17. sayısı da ücretsiz olarak okumak isteyenler için hazır. 17. sayımızda 2016 yılında karşımıza çıkacak teknolojilere, teknoloji dünyasının 2016’da tanık olacağı yeniliklere odaklandık. Hem mobil alanda hem de tüm dijital teknolojilerde, 2016 büyük değişimlerin ve gelişimlerin yaşanacağı bir yıl olacak. Sanal gerçeklik/arttırılmış gerçeklik gözlükleri hayatımıza girecek, bulut ve büyük veri kavramı artık iş dünyasının vazgeçilemez bir parçasına dönüşecek, dev teknoloji şirketleri drone teknolojileri için yarışa başlayacak, kıvrılabilir ekranların yaygınlaşmasıyla giyilebilir cihazlarda önemli sıçramalar yaşanacak. İşte tüm bu gelişmeleri, 2016’nın ilk sayısında detaylıca inceledik. Ayrıca, Aralık ayının ortasından itibaren başlayan ilk siber savaşımızı da mercek altına aldık. Anonymous hacker grubunun Türkiye’ye yönelik saldırılarının perde arkasını inceledik ve bu saldırıların Türkiye’ye ne kadar zarar verdiğini analiz ettik. Elbette, dergimizde yine farklı konuları da doyurucu detaylarla okuyabileceksiniz. Teknoloji dünyasından ve şirketlerden önemli haberlerin, farklı görüş ve köşe yazılarının yanında BT çalışanları nasıl sorunlar yaşıyor, BT yöneticilerinin farklı deneyimleri, BT dünyasındaki yeni atamalar, yeni projeler, anlaşmalar, şirket evlilikleri, yeni teknolojiler gibi çok önemli haberleri ve başka bir yerde bulamayacağınız çok değerli köşe yazılarıyla analizlere de yine dergimizin sayfalarından ulaşabileceksiniz. Web sitemiz üzerinden ücretsiz olarak okuyabileceğiniz dergimiz sayfaları arasında teknoloji ve iş dünyasına ilişkin çok sayıda haber, analiz ve köşe yazıları sayesinde teknoloji dünyasına dair farklı görüş ve yorumlarla oluşmuş zengin bir içerikle karşılaşacaksınız. Eğer herhangi bir işletmede yönetici, medya veya PR ajansı çalışanı iseniz, bu formu doldurarak dergimize ücretsiz aboneliğinizi başlatabilirsiniz. Henüz kaydolmadıysanız haftalık e-posta bültenimize de dahil olmanızı tavsiye ediyoruz. İçeriğimizle ilgili görüşlerinizi her zaman olduğu gibi bekliyoruz.
TechInside dergimizin dijital kopyasını bu linkten her zaman olduğu gibi ücretsiz okuyabilir ve indirebilirsiniz.

Hacker’lar Ukrayna’yı Karanlığa Gömdü

0
blackenergy-ataque-ucrania-623x426 Hacker’ların ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteren bir örnek, Aralık ayının son günlerinde Ukrayna’da yaşandı. 23 Aralık günü Ukrayna’nın Ivano-Frankivsk bölgesinde yaşanan elektrik kesintisinin nedeninin, hacker’lar olduğu anlaşıldı. Elektrik kesintisi ülke çapında etkili olmasa da, daha organize bir saldırı halinde, tüm ülkenin de karanlığa gömülebileceği ortaya çıktı. ESET uzmanlarının bulgularına göre, elektrik santralinin yönetim bilgisayarlarında yer alan MS Office dosyalarındaki açıkları kullanan hacker’lar, basit bir saldırı ile bilgisayarların kontrolünü ele geçirerek, santraldeki elektrik üretimini durdurmayı başardılar. Rus hacker grubu The Sandworm Team tarafından üstlenilen saldırı Ukrayna’da ilk değil. Aynı hacker grubu daha önce de Ukrayna, ABD ve Avrupa’daki elektrik santrallerine yaptıkları saldırılar ile tanınıyor. Türkiye’de 2015 başında, ülke çapında tüm gün boyunca yaşanan elektrik kesintisinin, hacker saldırıları nedeniyle yaşandığı şüphesi oluşmuş ancak konuyla ilgili resmi açıklamada, elektrik sistemindeki teknik bir arıza sebep olarak gösterilmişti.

Sosyal Ağlardaki Paylaşımlar Güvenlik Riski Oluşturuyor

0
social_media Ankete göre; internet kullanıcılarının dörtte üçünün (%78) en az bir sosyal medya hesabı var. Fakat sosyal medya kullanıcıları arasında büyük bir bilinçsizlik mevcut. Anket katılımcılarının onda biri (%9), sayfalarını ve gönderilerini arkadaş listesi dışındakilerin göremediğini düşünmekte. Bu durum kişisel bilgilerinin yanlış ellere düşmesini ve hata suçlularca kimlik hırsızlığı ve finansal dolandırıcılık amacıyla kullanılmasını kolaylaştırıyor. Araştırmada kullanıcıların arkadaş eklerken kendilerini tehlikeye attıkları görülmüş; şaşırtıcı bir şekilde %12’si tanıyıp tanımadıklarına bakmadan herkesi listelerine eklediğini belirtmiş. Ayrıca kullanıcıların üçte biri (%31), ortak arkadaşları varsa diğer insanların bağlantı taleplerini kabul etmekte; bu durum kullanıcıları daha fazla sayıda tanımadığı kişiye ve hatta reklamcılık aracıları ve suçlulara karşı korunmasız bırakmakta. Söz konusu olan “arkadaşlara” güvenmek olduğunda anket katılımcılarının dörtte biri (%26), bir arkadaşından gelen bağlantıyı ne olduğunu bile sormadan ya da göndericinin hesabının ele geçirilmiş olabileceğini hesaba katmadan tıklatmakta bir sakınca görmediğini belirtmiş. Kaspersky Lab Baş Güvenlik Araştırmacısı David Emm şu yorumlarda bulundu: “Sosyal ağ kullanıcıları, siber bilince sahip olmayarak ve yabancılara kişisel ve gizli bilgilerine kolay erişim olanağı tanıyarak tehlikeli bir oyun oynuyorlar. Doğum günlerinden adreslere ve tatil planlarına kadar çok sayıda bilgi içeren sosyal medya profilleri varken siber suçlular için değerli bilgiler bulmak ve bunları kötüye kullanmak veya kimlik çalmak çok büyük bir zahmet gerektirmiyor. Bu bilgileri bir arkadaşınıza vermeniz bu işi daha da kolaylaştırıyor.” Sosyal medya paylaşımlarınızın sizi tehlikeye atmaması için Kaspersky Lab, her şey göründüğü gibi olmayabileceği için İnternet kullanıcılarının kimlerle arkadaş oldukları ve bu sitelere güven duyup duymama konusunda dikkatli olmalarını tavsiye ediyor. Şüpheniz varsa, bir arkadaşınızın talebini kabul etmeyin veya beklemediğiniz bir bağlantıyı tıklamayın. Durum güncellemelerinizi sadece en yakın arkadaşlarınızla paylaştığınızdan emin olmanız için ayrıca bu sosyal ağ hesaplarındaki gizlilik ayarlarının en üst düzeyde olması gerekiyor. Dikkatli olmanın yanı sıra güvenlik yazılımları dijital hayatınızı İnternet tehditlerine karşı korumanıza ve gizliliğiniz ve kimliğinizin güvenliğini sağlamanıza olanak tanır.

Netflix Türkiye’ye açıldı

0
netflix Daha önce Türkiye’den erişmeye çalışanlara, “ülkenize hizmet verilmiyor,” mesajı gösteren Netflix, 130 yeni ülkeye daha hizmet vermeye başladı ve Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor. Hizmet verdiği ülke sayısı bir anda 60’dan 190’a çıkan Netflix bu hamlesiyle abone sayısını arttırmayı amaçlıyor. Ücretli abonelik modeliyle hizmet veren servisin dünya çapında 70 milyon abonesi bulunuyor. Türkiye ve diğer 129 ülkeye de açılan serviste şimdilik bu yeni ülkelere yönelik alt yazı veya dublaj seçeneği bulunmuyor. Dolayısıyla Netflix şovlarını sadece yabancı dil bilen kullanıcılar izleyebilecek. Ancak zamanla her ülkeye özel alt yazı seçeneklerinin hazırlanacağı tahmin ediliyor. Fiyatlandırma ise şöyle: “Basic” üyelik aylık 26.99 TL. En ucuz seçenek olan Basic üyelikte HD yayın yok; yayınları sadece SD çözünürlükte izlemek mümkün. Ayrıca aynı anda sadece tek bir ekranda yayın izlenebiliyor. Standart üyeliğin fiyatı 33.99 TL ve bu üyelik tipinde yayınlar HD olarak izlenebiliyor. Aynı anda açık olabilen ekran sayısı ise 2. Son üyelik tipi olan “Premium” üyelik ise, 40.99 TL’lik aylık ödeme gerektiriyor. Premium üyelikte yayınlar Ultra HD olarak izlenebiliyor ve aynı anda 4 ekran izlenebiliyor. Hangi üyelik tipini seçerseniz seçin, daha sonra farklı seçeneklere geçiş yapma şansınız var. Yeni üyelere 1 aylık ücretsiz hizmet verildiğini de belirtmekte yarar var. Netflix’e üye olmak ve yayınları izlemek için akıllı cihazınıza Netflix uygulamasını indirmeniz ya da bilgisayarınızdan Netflix sitesine ulaşmanız yeterli olacak.  

Gençlerin analitik düşünme becerileri azalıyor

0
o-YOUNG-PEOPLE-IN-WORKPLACE-facebook Günümüzde yerli – yabancı tüm şirketlerde işe alım süreçleri eskisine oranla daha önem kazandı.  Pozisyona doğru kişiyi yerleştirmenin, verimlilik ve ciroda artış sağladığını fark eden kurumlar,  personel seçim süreçlerini yeniden gözden geçirmeye ve yapılandırmaya başladılar. Kurumların bu süreçte kullanmayı tercih ettikleri değerlendirme araçlarının başında, adayların zihinsel becerileri itibarıyla pozisyona uygunluklarının belirlenmesi amacıyla yetenek testleri geliyor. Türkiye’nin en önemli ölçme ve değerlendirme firmalarından biri olan Assessment Systems, her yıl on binlerce çalışana uyguladığı “Yetenek Testleri”nde son beş yılda yaşanan değişiklileri analiz etti. Assessment Systems tarafından geliştirilen ve bugüne kadar 500 binden fazla kişinin değerlendirildiği FVAT Yetenek Testi ölçümlemelerine göre, dört yıllık üniversite mezunu ve beyaz yaka pozisyonlar için başvuru yapan gençlerde son 5 yılda yetenek testi başarısında özellikle “Analitik Düşünme” boyutunda %25’lik bir düşüş söz konusu. 21-28 yaş arası gençler beş yıl öncesine kıyasla daha az analitik! Assessment Systems’ın istatistiklerine göre 2011 yılı ile 2015 yılı verileri karşılaştırıldığında özellikle 21-28 yaş aralığında “Analitik Düşünme” boyutunda anlamlı bir fark var. 2011 yılında 24 yaşında olan bir genç ile 2015 yılında 21 yaşında olan bir gencin analitik düşünme boyutundaki doğru cevap sayısında %25 oranında düşüş gözlemleniyor. Düşüş sadece analitik düşünme boyutu ile de sınırlı değil. Dikkat ve sayısal boyutlarda da analitik düşünme boyutundaki kadar vurucu olmasa da düşüş görülüyor. Veriler, kurumların “Nitelikli çalışan bulmakta zorluk yaşıyoruz.” ifadelerini destekler nitelikte. Verilerin, dört yıllık üniversite mezunu ve beyaz yaka pozisyonlar için başvuru yapan, 21-28 yaş arası gençlere ait olduğunu vurgulayan Assessment Systems Kurucusu ve CEO’su Levent Sevinç sonuçları şöyle değerlendiriyor: “Analitik düşünme boyutu genel tanımı ile bireyin olay ve olgular arasında neden sonuç ilişkisi kurabilme yeteneğidir. İş yaşamında, bir sorunu belirli bir sistematik ve mantık sırasında çözümleyebilme, işiyle ilgili verdiği bir kararın sonuçlarını öngörebilme gibi temel davranışlara karşılık gelir. İş yaşamında beklenen birçok yetkinliğin temelini oluşturan önemli bir zihinsel beceridir. Veriler, dört yıllık üniversite mezunu beyaz yaka pozisyonlar için başvuran gençlere ait. Bu durumda bu analiz, kurumların “Nitelikli çalışan bulmakta zorluk yaşıyoruz.” ifadelerini destekliyor.”

HP, profesyoneller için en ince ve en hafif dizüstü bilgisayarını tanıttı

0
hp_eliteg1_life HP şimdiye kadar üretmiş olduğu en ince ve en hafif dizüstü bilgisayarı HP EliteBook Folio’yu tanıttı. Ödüllü HP EliteBook 1020’den yüzde 21 daha ince ve yüzde 15’e kadar daha hafif olan EliteBook Folio, 1kg’ın altındaki ağırlığı ve bir AA pilinden daha ince (12.4 mm) oluşuyla HP’nin şimdiye kadarki en ince ticari sınıf dizüstü bilgisayarı olma özelliği taşıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan HP Türkiye Ticari Bilgisayarlar Kategori Müdürü Uğur Varlıoğlu, “PC’yi işte kullandıkları için insanların şık, ince ve hafif bir cihazı istemekten vazgeçmeleri gerekmez. Bu nedenle biz HP EliteBook Folio’yu tasarladık – dünyanın en ince ve en hafif ticari sınıf dizüstü bilgisayarı – Bu bilgisayarlar ile tüketiciler üst seviyede bir tasarımın yanı sıra BT ihtiyaçlarını karşılamak için kritik öneme sahip güvenliği artırır.” dedi. Üst seviye tasarım ve performansı EliteBook Folio, üst seviye ustalığı elmas şeklinde kesimli CNC alüminyum gövde ile bir araya getiren, güç ve dayanıklılığı ultra ince bir tasarımda birleştiren ve 12.5inch diyagonal ekrana sahip bir dizüstü bilgisayar. Elite ailesindeki diğer aygıtlar gibi, EliteBook Folio da MIL-STD testlerini geçmek üzere tasarlanmış ve HP’nin 120,000 saatlik toplam test sürecinden geçmiştir. İş, gün boyunca farklı lokasyonlarda yaptığınız bir şey haline geldikçe, tipik bir dizüstünün 145 derecelik açısı üretkenliği kısıtlayıcı olabilir. Bunu çözmek için EliteBook Folio 180 derecelik açıya imkân veren uzun menteşeyle, cihazı tamamen düz bir şekilde açmayı olanaklı kılarak kullanıcılara daha büyük esneklik ve etrafındakiler ile kolayca paylaşım ve iş birliği yapma olanağı sağlıyor. Cihaz aynı zamanda tam boy ve çokça kabul gören HP Premium Klavye ve farklı parmak hareketlerini destekleyen Windows 10 uyumlu clickpad ile gelirken Thunderbolt™ 3 destekli 2 USB-C™ girişi ile daha hızlı dosya aktarımı ve 4K kalitesinde görüntü sağlıyor. Kullanıcılar isteğe bağlı olarak HP USB-C™ Travel Dock ile bağlanabilirliği daha da artırabiliyor. EliteBook Folio’nun kenardan kenara cam ekranı aynı zamanda opsiyonel olarak Ultra HD (UHD) 4K ekranı ile çarpıcı detaylarıyla birlikte net görüntüler sağlıyor. Bu da 1 inç başına 352 piksel yoğunluğu ile mümkün oluyor. UHD paneli, yüzde 95 Adobe RGB gamını da mümkün kılarak resimleri daha canlı ve gerçek hayatta olduğu gibi yansıtıyor. EliteBook Folio’nun geliştirilmesi sürecinde HP, tüm gün üretkenliğe ve performansa ihtiyacı olan kişiler için Microsoft ve Intel ile birlikte çalışarak sürücülere ince ayarlar çekerken performans ve pil optimizasyonunu da gerçekleştirdi. Windows 10 Pro ile gelen bilgisayarda yüksek performans ve verimlilik için 6. nesil Intel® Core™ M vPro™ işlemci kullanıldı. Bu sayede EliteBook Folio’da güzellik, güç, fansız çalışma ve 10 saate kadar pil ömrü en uygun şekilde bir araya geldi. Cihazın tasarımı ve materyalleri sayesinde HP mühendisleri 3 yıldan daha uzun ömürlü olan pil için alanı maksimum seviyeye çıkardı. Daha çok bağlantı için geliştirildi İnsanlar artık dizüstü bilgisayarlarını iş arkadaşları, dostları ve aileleri ile bağlanmak için kullanıyor. Müşteriler, arama ve konferans için dizüstü kullanımını hala zorlu olduğunu belirtiyor. Bu bağlantıyı sağlamak için HP ve Microsoft’un Skype Kurumsal takımı EliteBook Folio’nun geliştirilmesinde yakın işbirliği yaptı. Microsoft’tan Skype Kurumsal Ürün Müdürü Eric Wilfrid yaptığı açıklamada, “Microsoft ve HP mühendisleri en iyi Skype Kurumsal tecrübesi sunmak için bir yıldan fazla bir süredir yakın bir şekilde birlikte çalışıyor. Bu nedenle bu bilgisayarda Skype Kurumsal uygulaması üzerinden yapılan görüşmelerde konuşma ve ses kalitesi üst seviyede” dedi. HP, kişisel ve iş kullanımı için daha net ses deneyimi sunmak için aynı zamanda Bang & Olufsen mühendisleri ile de işbirliği yaptı. Donanımların kalitesi ve dizüstünü çevreleyen mühendislik sayesinde önceki HP cihazlara kıyasla yüzde 40 ses şiddeti artışı yakalandı. Böylece, Folio yeri geldiğinde bir telefon görevi de görüyor. Cihazda bulunan dört hoparlör yalnızca konuşma kalitesini artırmakla kalmıyor aynı zamanda müzik dinlerken veya video izlerken daha üstün bir ses sunuyor. Bir aramayı bitirmek veya sessize almak için pencereler arasında gidip gelmek, klavyedeki yeni tuşlar ile artık mesele olmaktan çıkıyor. Bir takvim tuşu kullanıcıların hızlıca “Skype Kurumsal” uygulamasının takvimine masaüstünde gezinmeden geçmesini olanaklı kılıyor. Üst seviye ticari cihaz ailesi HP’nin Elite serisindeki üst seviye masaüstüler, dizüstüler ve son zamanlarda duyurulan Elite x2’ye HP bugün 14” dizüstüler bilgisayarlar içerisinde dünyanın en ince (35.56cm) iş sınıfı dizüstünü HP EliteBook 1040 G3 ve HP EliteBook 800 G3 dizüstlerini de tanıttı. EliteBook Folio ile aynı ince ve hafif tasarımı sağlamak için, EliteBook 1040’ta da tamamen alüminyum elmas kesimli tasarım kullanıldı. HP, EliteBook 800 serisinde tamamen yenilenmiş gümüş magnezyum ve alüminyum gövde kullanarak daha ince, daha hafif ve dayanıklı bir tasarım ortaya koydu. EliteBook 1040 ve EliteBook 800 serileri Windows 10 Pro, 6. nesil Intel® Core™ vPro™ işlemci, PCIe Gen3 SSD ve DDR4 bellek ile geliyor. Bütün cihazlarda Bang&Olufsen ses, HP Gürültü Düşürücü yazılımlar ve HP Clear Sound Amp ile Skype for Business gibi uygulamalara uygun deneyimler sunuluyor. EliteBook 800 serileri 12.5-inch, 14.0-inch ya da 15.6-inch diyagonal HD, FHD, QHD ve UHD ekran seçeneklerine sahip iken EliteBook 1040’ta FHD ve QHD ekran seçenekleri bulunuyor. Tüm bunlar ek olarak daha fazla güce ihtiyaç duyan müşteriler için HP, yeni opsiyonel HP Notebook Power Bank’ı da sunuyor. HP Pro ve Elite serilerinde, böylelikle bir HP dizüstü ve akıllı telefon ya da tablet gibi ek bir cihaz aynı anda şarj edilebiliyor. Bu dizüstüler ile birlikte yeni tasarlanmış çanta ile birlikte HP UltraSlim Docking Station ve seyahat dock’ı gibi sock seçenekleri de bulunuyor. Üst seviye güvenlik ve yönetilebilirlik HP’nin EliteBook Folio dizüstü bilgisayarının da dahil olduğu yeni Elite ailesinin üst seviye dizüstü, masaüstü ve tabletleri sayesinde BT görevlileri, artık potansiyel riskleri şirket içerisine sokmaktan kurtulmuş oluyor. Önceki nesil cihazlara kıyasla daha kolay yönetilebilen ve daha fazla güvenlik sunan bu cihazlar, şirketlerinin güvenliğini sağlamak ve daha yönetilebilir bir BT kazandırmak isteyen kişiler için HP Client Security Software Suite, sertifikalı TPM, HP Sure Start with Dynamic Protection ile BIOS-seviyesinde gelişmiş güvenlik ve isteğe bağlı parmak okuyucu gibi güvenlik özelliklerini sunuyor. Ek yönetilebilirlik desteği için HP müşterilerine, HP Touchpoint Manager, HP Image Assistant ve isteğe bağlı Intel® Core™ vPro™ gibi araçlar sunuyor. Böylelikle BT uzmanları kablolu veya kablosuz ağlar üzerinden cihazları yönetebiliyor. HP Touchpoint Manager artık yazılım envanteri ve kurulumu ile birlikte BYOD cihazlar için destek ve yama yönetimini de mümkün kılıyor. BT yöneticilerinin tek bir ön panelden güvenliği sağlama ve aygıtları optimize etme kabiliyetini geliştiren yeni HP Image Assistant ise ticari bilgisayarlar için ilk kişiselleştirilebilir görüntü sorun giderici aracı olarak öne çıkıyor. Bu araçlar ile BT giderleri düşerken ve işletmelerin hassas verileri de koruma altına alınıyor. Fiyatlandırma ve Erişilebilirlik • EliteBook Folio’nun Mart’tan itibaren 999 eurodan başlayan fiyatlarla EMEA’da satışa sunulması bekleniyor. • HP EliteBook 1040 G3’ün, Ocak’tan itibaren EMEA’da 899 eurodan başlayan fiyatlar ile satışa sunulması bekleniyor. • HP EliteBook 800 G3 serisinin EMEA’da Ocak’ta 799 eurodan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor. • HP EliteBook Folio için HP USB Travel Dock ve HP USB-C Travel Dock’ların fiyatları satışlarından hemen önce duyurulacak. • HP Notebook Power Bank’ın fiyatı satışından hemen önce duyurulacak.

Sanal gerçeklik gözlükleri ile Web’de sörf yapabilecek miyiz?

0
browser1-1 Sanal gerçeklik gözlükleri, 2016’nın ilk çeyreğinde piyasada olacak. HTC’nin Vive gözlükleri Steam üzerinde VR oyunları oynamak isteyenleri hedeflerken, Facebook’un sanal gerçeklik gözlüğü Oculus da geliştirici sürümü ile yıllardır oyun piyasasında çoktan kazandığı güçlü yeri korumak için Vive ile rekabet edecek. Fakat, 2016’nın ilk çeyreğinde piyasaya sunulacak sanal gerçeklik gözlükleri aynı zamanda Web’de sörf yapmak için de önemli bir araç olacak. Facebook’un şimdiden, 3D web sörf teknolojisi üzerinde çalıştığını biliyoruz. Üstelik sadece sanal gerçeklik gözlükleri değil, arttırılmış gerçeklik gözlükleri de Web’de sörf için kullanılacak. Yani Google’ın arttırılmış gerçeklik gözlüğü Glass gibi ürünlerle de Web’de 3D sanal sörf mümkün olacak. Elbette, bu yeni teknoloji için özel web tarayıcıları da gerekecek. Zspace’in geliştirdiği zBrowser de bu tarayıcıların ilk örnekleri arasında yer alıyor. Yeni tarayıcı VR ve AR gözlükleri ile çalışıyor. Ancak kullanıcının özel bir stylus kullanması da gerekiyor. Böylece imleci kontrol etmek mümkün oluyor. Tabi, özel VR eldivenleri veya yüzükleri de bu iş için uygun olacak. Facebook’un kurucusu Zuckerberg’in de VR Web sörfüne büyük önem verdiğini biliyoruz. Oculus Rift’i satın almak için ödediği milyar dolarlar da bu ilginin en büyük ispatı. Ayrıca, Zuckerberg yeni yıl için yayınladığı blog yazısında, 2016’da hayata geçirmek istediği kişisel yapay zeka asistanını, ofiste Oculus ile çalışacak şekilde dizayn etmek istediğini de vurgulamıştı. Böylece Facebook’a dair devasa verileri Oculus gözlükleri yardımıyla, özel tarayıcıların ve görselize edilmiş verilerin içine girerek incelemek mümkün olacak. Elbette bu teknoloji sadece Zuckerberg’e özel bir mucize olarak kalmayacak. Kısa süre sonra herkesin kullanımına açılacak. İş adamları, şirketlerine, projelerine dair raporların görselize edilmiş 3D sunumlarına VR/AR gözlükleri ile ulaşabilecekler. Facebook’ta gezinen kullanıcılar yine VR gözlüklerini kullanarak Facebook’un özel VR versiyonu içinde dolaşabilecekler. zBrowser gibi web tarayıcıları sayesinde, VR/AR gözlükleri kullananlar artık Web’in tam içine girecekler ve interneti “karşıdan seyretmek” yerine içeriden fethedecekler. 2016, teknolojide büyük değişimlerin başlangıç yılı olacak gibi görünüyor.

Hareketle şarj olan piller gerçek oluyor

0
5-Myths-About-Phone-Charging-Debunked Şarj problemi mobil dünyanın önündeki en önemli şişe ağzı. Bilim insanları, mobil cihazların şarj problemini çözmek için farklı projeler üzerinde çalışıyorlar. Bu çalışmalardan en çok umut vadedeni, MIT’te yapılan ve insan hareketlerini elektriğe çevirecek olan proje. Ancak bu proje daha önce yapılan, insanların adımlarıyla oluşan basıncı elektrik enerjisine çeviren mekanizmalardan farklı olarak, elektrokimyasal bir materyal üzerine odaklanıyor. Yeni materyal, ile geri hareketi elektrik enerjisine çeviren pil benzeri kimyasal bir yapıya sahip. Böylece bu materyali giyen kullanıcılar koşarken, yürürken oluşan salınım ile elektrik üretmek mümkün oluyor. Bu enerji de mobil cihazları şarj etmeye yetecek kadar büyük boyuta ulaşabiliyor. MIT’ten bilim insanı Ju Li’ye göre, bu teknoloji henüz %15 etkinlikle çalıştırılabilir durumda ancak teknolojinin %100 etkinliğe ulaşma potansiyeli bulunuyor.

Wi-Fi 802.11ah ile Hız İki Katına Çıkacak

0
wi-fi-80211ah-halow 2015 yılında nesnelerin interneti üzerinde birçok gelişme yaşandı. Ancak mevcutta kullanmış olduğumuz kablosuz internet aktarıcı standardı802.11ac bu hizmet için pek yeterli görünmüyordu. Wi-Fi Alliance bunun için bir hamle yaptı ve yeni Wi-Fi standardını CES 2016 etkinliğinde açıkladı. Wi-Fi 802.11ah HaLow olarak isimlendirilen yeni aktarım modülü 900 MHz bandını kullanacak. 802.11ac standardında 80 MHz bandı kullanılıyordu.802.11ah ile 900 MHz bandının kullanılacak olması demek iki kat dahahızlı Wi-Fi aktarımı sağlayabileceğimiz anlamına geliyor. 802.11ah HaLow isminden de anlaşılacağı gibi düşük enerjitüketimi sunuyor. 802.11ac standardı, sadece 5 GHz bağlantıyı destekliyordu. 802.11ah ise 2.4GHz ve 5GHz bağlantıyı da destekliyor. Geleceğin Wi-Fi standardı olan 802.11ah HaLow hakkında henüz test sonuçları ile kanıtlanmış bir bağlantı testi bulunmuyor. 802.11ah HaLow standardının 2016 yılının ortalarına doğru netlik kazanması ve yıl sonu 802.11ah HaLow destekli modemlerin satışa sunulmasını bekliyoruz.   Kaynak: ShiftDelete.Net

CES 2016’da Intel Şovu

0
Teknolojinin dönüştürücü ve benzeri görülmemiş erişilebilirliği ile hayatımızda giderek daha çok rol aldığını belirten Intel CEO’su Brian Krzanich şunları söyledi: “İnsanlar ürünlerden ziyade deneyimlere göre tercihte bulunma eğiliminde.Intel teknolojisi deneyimleri mümkün kılıyor ve sonuç olarak yaşadığımız dünyayı güzelleştiren bir katalizör rolü üstleniyor.” Antreman yapma ve sporda rekabet etme yöntemlerini dönüştürmek amacıyla sektörün önde gelen markalarıyla bir dizi işbirliğine gittiklerini açıklayan Krzanich, teknoloji ve veri analizi yöntemini kullanarak insanların spor performansını ve genel sağlık düzeyini artırmalarına yardımcı olacaklarını belirtti. Intel ESPN ve Red Bull Media House ile yapacağı ortak çalışmalarla sporculara güç sağlayan ve ileri seviyede görüntüleme deneyimlerini hayata geçiren Intel destekli çözümler tasarlıyor. New Balance ve Oakley ile yapılacak yeni çalışmalar ise insanların daha aktif bir yaşam için kullandıkları araçları kişiselleştirip daha da geliştirecek. Bu işbirlikleri Krzanich’in geleceği şekillendirmekte olduğunu söylediği üç trendin çatısı altında gerçekleşiyor: Akıllı ve bağlantılı dünya, insansı duyulara sahip cihazlar ve daha da kişiselleşen teknoloji. Lady Gaga va Intel işbirliği Krzanich özel etkinlikte The Recording Academy ile resmi “Next Generation of GRAMMY® Moments” programı kapsamında da uzun yıllara yayılan bir işbirliği yapacaklarını açıkladı. Programa teknolojik inovasyon katkısı sağlayacak işbirliği ile insanların müzikte teknolojinin evrimini görerek bu evrime katılmaları amaçlanıyor. Müzik alanında eşsiz bir deneyim yaratmayı amaçlayan ilk Intel-sanatçı işbirliği altı defa GRAMMY® ödülü kazanan dünya müzik ikonu Lady Gaga ile gerçekleştirilecek. Lady Gaga ise bu programın parçası olarak inanılmaz bir deneyim yaratacakları konusunda söz veriyor. Intel, sürdürülebilir bir dünya için “çatışmasız” ürün yaklaşımını genişletiyor 2016’dan itibaren Intel’in tüm ürünlerinin “çatışmasız” minerallerden yapılmış olması taahhüdünü yerine getirmek amacıyla mikroişlemci üretiminin ötesine geçeceği açıklamasını yapan Krzanich şöyle konuştu: “Intel çatışmalı mineraller, çeşitlilik ve katılım konusundaki çalışmalarına başladığında birçok kişi bize bunun çok büyük bir amaç olduğu ve hiçbir zaman ulaşılamayacağını söylüyordu. Ortak çabalarımız sayesinde ticaretin tamamen yeni ve farklı yöntemlerinin oluşmasına katkıda bulunabileceğimizi ve bunun da insanlığın deneyimlerini iyileştirebileceğini göstermiş olduk.” CES 2016’da öne çıkanlar; Intel Spor Deneyimini Dijitalleştiriyor
  • Red Bull Media House işbirliği heyecan yarattı. Red Bull Media House CTO’su Andreas Gall, Intel Curie teknolojisinin yardımıyla atletlerin ve seyircilerin performans hakkındaki bilgilere nasıl anında erişebileceklerini göstermek üzere sahnede Krzanich’e katılarak, 2016 ve sonrasında daha fazla yeniliğin sözünü verdi.
  • Oakley ve Intel, “Radar Pace” adını taşıyan, sesle etkinleştirilen ve gerçek zamanlı bir koçluk sistemi olan akıllı gözlüğün ön gösterimini yaptılar. Oakley, Intel’in akıllı teknolojili, premium, lüks ve spor gözlükleri üreteceği ilk Luxottica Group markası olma özelliğini de taşıyor. Intel teknolojisiyle geliştirilen ve Oakley’nin yüksek kaliteli tasarımıyla ve malzemeleri ile işlenen akıllı gözlük, koşuculara, bisikletçilere ve fitness severlere anında geri bildirim ve analiz sunacak.Gerçek zamanlı olarak performanslarını geliştirmelerine yardımcı olacak.
Yaratıcılık artık daha özgür Altı GRAMMY ödüllü dünya müzik ikonu Lady Gaga, yaptığı açıklamayla Intel ile Şubat 2016’da tanıtılacak olan resmi “Next Generation of GRAMMY® Moments” programı kapsamındaki Intel ve The Recording Academy® arasındaki ilk işbirliğini duyurdu. Programın detayları Şubat ayındaki GRAMMY haftasında paylaşılacak. Sürdürülebilir bir dünya teknolojiyle mümkün Sürdürülebilirlik alanında lider markalardan Intel, “çatışmasız” mikroçipleri ile yıllardır üretim yapıyor. Tedarik zinciri organizasyonu dahil olmak üzere mikroişlemcilerin ve tüm ürün gamının “çatışmasız” olacağı konusunda da bu etkinlikte söz verildi. Intel için tedarik zincirinde hesap verebilirliği korumanın, sürekli bir süreç olduğu vurgulandı.