Lemonade.io oynayarak öğretiyor

0
yaratıcılık kreatif fikirLemonade.io kurucusu, genç tasarımcı Angad Singh’e göre 20 yıl içinde mevcut işiniz tedavülden kalkacak. İş var olsa bile, o artık yazılım veya robotlar tarafından yapılıyor olacak. Kulağa bilimkurgu filmi gibi geliyor değil mi? Bunun er ya da geç gerçekleşeceğine inanan Singh, iş doğasının değişmek üzere olduğunu ve gereksiz, yaratıcı olmayan işlerin yazılım ve robotlara devredileceğini ileri sürüyor. Elveda “sistem çöktü” diyen memur amca, elveda kepçe operatörü Selim Bey! İşlerin otomasyona bağlanacağı gelecekte adalet ve tedavi sistemi bile kısmen robotların etkisi altında olacak. Günümüz iş anlayışının teknoloji tarafından devralındığı geleceğin farklı ama harika olacağını söyleyen Angad Singh, gelişimini de zaten bu yönde olması gerektiğini savunuyor. Peki ama devasa bir işsizler kalabalığına sebep olan bir gelecek fikrine nasıl oluyor da olumlu bakabiliyor bu adam?  Çünkü Singh, herkesin kendine özgü bir  kabiliyeti olduğuna ve şirketi Lemonade.io ile bunu ortaya çıkarabileceğine inanıyor.

Lemonade.io nedir?

Lemonade.io, 2014 yılında NEA (New Enterprise Associates) tarafından desteklenerek kuruldu. Danışmanlar arasında pek çok önemli isim var ve bunlardan birisi de Yahoo’nun hem kurucularından hem de eski CEO’su olan Jerry Yang. Singh’in öngörüsüne göre gelecekte yaratıcı teknolojilerin modern iş anlayışıyla bütünleştiği noktada, Lemonade çalışanlara geri bildirimde bulunup olaya farklı bir açıdan yaklaşmaları şansı tanıyacak. Ancak Lemonade’in insanları “yaratıcı” olması konusunda eğitebilmesi için evvela kendi teknolojisini, yaratıcı bakış açısının ne olduğunu anlayacak seviyeye taşıması gerekiyor. Pek çokları için “Allah vergisi” olarak adlandırılan kişisel beceri, aslında sayısal olarak hesaplanabilir bir yetenek. 1980’lerde Teresa Amabile isimli bir Harvard profesörü, bugün dahi kullanılan bir teknikle kişilerin bir iş üzerinde ne kadar etkin ve yaratıcı olabileceklerini, sorulara verdikleri cevaplarla anlayaşılabilineceğini ortaya koydu. İnsanların yaratıcılık konusunda benzer fikirleri olduğunu dile getiren Singh, diğer bir deyişle insanların tahmin edilebilir varlıklar olarak tanımlıyor. Ortaya atılan fikirlerin iki şeye cevap vermesi gerek: “fikir eşsiz mi?” ve “fikir problemi çözebilir mi?”. Bilgisayarlar bu her iki sorunun  cevabını da bir makinenin öğrenebileceği şekilde öğrenir. Ama bunun mümkün olabilmesi için epey bir veriye ihtiyacı vardır. İşte bu noktada devreye oyunlar giriyor.

Funder ile oyun, veriye dönüşüyor

Şirketin ilk ürünü Funder isimli oyun, oyunculara bir şirket için parodi çözümler oluşturmasını istiyor. Oluşturulan çözümler diğer oyuncular tarafından oylanıyor ve en yüksek oyu alan fikir, en yaratıcı olarak kabul görüyor. Ancak Funder’in gerçek hüneri burada gizli değil. Oyuncuların işlem esnasında dokundukları her bir tuş, her geriye almaları, oluşturup silmeleri tamamen kayıt altına alınıyor ve veriye dönüştürülüyor. Singh konuya ilişkin olarak “Böyle bir şey için yeterince büyük bir veri birikimine sahip olmamız lazım. Ortaya harika fikirler koyan tüm insanlar aynı zamanda yazıya başlamadan önce bir problemi süzüp üzerine düşünen kişiler. Akıllarına ilk geleni değil, dördüncü geleni yazıyorlar.” dedi. Projenin danışmanlarından David Kelley, bir problem üzerine düşünüp üstüne çözüm yolları üretmeye çalışan bir kişinin güzel fikirler ortaya atabileceğine ve buradan elde edilen verilerin Lemonade tarafından ölçülebileceğine inanıyor. Geçtiğimiz aralık ayında çıkışını gerçekleştiren Funder’de bugüne kadar 3.000 çözüm ortaya atıldı ve 25.000 oylama gerçekleşti. İnsanların oyun düşkünü olması ve sürekli oynamaya devam etmeleri, diğer yanda Lemonade.io’nun ihtiyaç duyduğu devasa veritabanını oluşturuyor. Kelley’e göre yaratıcılığın doğasında da zaten oyuncu bir ruh var. Singh’in hedefi kuruluşların isteklere cevap verebilecek çalışanları bulmasında asistanlık yapabilecek bir araç oluşturmak. Pek çok CEO çoktan iş yerindeki en önemli yeteneğin yaratıcılık olduğunun farkına vardı.  Firmalarsa bu yeteneğin ortaya çıkması için ellerinden geleni yapıyorlar. Adobe “evlerdeki sanatçılar” adında bir program başlattı, Infosys yenilikçiliğe önder olacak bir sisteme imza attı, IBM ise tasarım fikirlerine maddi destek oluyor. Pek çok büyük firma durumun farkında ve buna göre önlem alırken, Signh, Lemonade.io için kapısının çalınmaya başladığını söylüyor ve ekliyor: “İnsanlar yaratıcı doğar. Eğer onları bu konuda güçlendirirsek, bu gerçek anlamda güç olur.”

Dikey kalkan uçak olur mu? Bu videoyu izleyin

0
vtol dikey kalkan ucakDARPA’nın son projesi dikey kalkan uçak hayal gücünün sınırlarını zorluyor. Amerikan Savunma Bakanlığına bağlı DARPA (Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı) aralarında internet, Siri ses tanıma yazılımı ve GPS’in olduğu pek çok göz alıcı teknolojinin gelişimine büyük katkı sağladı. Önemli projeleri finanse ettiğini de bildiğimiz ajansın sıradaki hedefiyse henüz emekleme aşamasında olan VTOL yani dikey iniş ve kalkış gerçekleştirebilen uçaklar. Yayınlanan videodaki  yeni bir tasarımı, uçak ve helikopter melezi çoklu pervaneye sahip bir uçağın dikey kalkış ve inişler gerçekleştirebildiğini gösteriyor. VTOL Deneysel Uçağı adını taşıyan tasarım saatte 400 deniz mili hızla uçabilmesi yanı sıra havada asılı kalma ve hatta gerektiğinde geriye doğru uçabilme çevikliğine sahip. Esasen uçağın kanatlarına entegre edilmiş ve yön değiştirebilen pervaneler serisi mevcut. Kalkış esnasında bu pervaneler yere dönerek dikey kalkışa imkan tanıyor. Uçuş esnasındaysa normal uçaklarda olduğu gibi yatay pozisyonda gökyüzünde süzülüyor. BGR.com’da yer alan habere göre DARPA’nın önemli isimlerinden Ashish Bagai tasarım için “Bu son derece yenilikçi bir yaklaşım.” yorumunda bulunurken sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tasarımı gerçeğe çevirmek epey iddiaalı bir iş ama teknoloji ibresini daha ileri taşıyarak diğer dikey uçuş ve havacılık ürünlerine katkı sağlayacak harika imkanların doğmasına sebep olabiliriz.”

Dikey kalkan uçak geleneksel tehditleri azaltacak

Videoda gördüğünüz tasarımın sahibi Aurora Flight Sciences, dikey iniş ve kalkış yapabilen bu uçak modeliyle DARPA tarafından ödüle layık görüldü. Aslında VTOL Deneysel Uçağı konusunda bir ilk sayılmaz. Daha önce Amerikalı üretici Lockheed Martin firmasının 2013 yılında tanıttığı F-35 Lightning II de dikey iniş kalkış yeteneğiyle göz dolduruyordu. Uçaklara dikey iniş – kalkış yeteneği kazandırılarak, havacılık yoluyla daha fazla noktaya erişilmesi, hava alanlarında alan ekonomisi sağlanması ve en önemlisi geleneksel iniş & kaşkış yönteminin tehlikeleri azaltılmış olacak.

5G Avrupa’yı nasıl değiştirecek?

0
licences-europe-culture-internet-michel-barnier1 Nisan 2016, Türkiye’de 4G’nin ya da pazarlamacıların da etkisiyle 4,5G’nin başlayacağı gün olacak. Bununla birlikte gerek Türkiye’de gerekse dünyanın geri kalanında 5G için yapılan çalışmalar da son aylarda hızlanmış durumda. Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı bir çalışma, 5G sonrası hangi sektörlerin en fazla etkileneceğini ve daha fazla değişim yaşayacağını ortaya koydu. Buna göre en fazla etkilenecek sektörler arasında beş sektörün ismi öne çıkıyor. Bunlar otomotiv, sağlık, üretim (akıllı fabrikalar), enerji ile medya ve eğlence olarak tanımlanmış durumda. Otomotive olan etkinin üretim bantlarından çok akıllı otomobillerin yaşatacağı değişim olduğunu vurgulamakta fayda var. Birbiriyle ve bulundukları ortamla (binalar ve akıllı şehirleri oluşturan unsurlar) etkileşim, otomotivin 5G’nin etkileyeceği 5 sektör arasına girmesini sağlamış. Hazırlanan çalışmada düşük gecikme oranına sahip hızlı veri iletiminin kritik olduğuna değiniliyor. Avrupa Komisyonu, üretim sektöründeki değişim için “akıllı fabrikalar” tanımını kullanmayı uygun görmüş. Buradaki etki, özellikle fabrika içindeki otomasyon, uzaktan kontrol ve kurum içi iletişimde kendini gösteriyor. Özellikle Endüstri 4.0 ile birlikte üretimde daha fazla robot kullanılacak olmasıyla 5G’nin hız faktörünü bir arada değerlendirmek gerekiyor. 5G nasıl hayat kurtaracak? 5G sonrası dönüşüm yaşayacak bir başka sektör ise sağlık. Avrupa Komisyonu, buradaki etkiyi hastanelerdeki varlık yönetimi, robot kullanımı, uzaktan hasta takibi ve teknoloji destekli tıbbi çözümler olarak sıralıyor. Akıllı kalp pilleri ya da giyilebilir teknoloji ürünleri, kullanan kişinin sağlık verilerini sürekli takip ederek acil bir durumda ilgili sağlık kurumlarını haberdar edebiliyor. Bu sistemin başarı yüzdesinin yüksek olması içinse cihazlardan toplanan verilerin zaman kaybetmeksizin iletilmesi gerekiyor. Bu da 5G’nin getireceği hızlarla faydası artabilecek bir durum. Bir başka etki ise 5G’nin getireceği hızlarla doktorların hastadan uzakta olduğu ortamlarda bile yüksek görüntü kalitesinin sorunsuz aktarımıyla cerrahi operasyonlar yapabilecek olması. Listedeki dördüncü sektör ise enerji. Ancak enerji sanılanın aksine sadece enerji şirketlerinin süreçlerini kolaylaştırmaktan daha fazlasını içeriyor. Evet, şirketler özellikle sahadaki ekipmanlarını daha etkin kullanarak avantaj sağlayacak, ancak smart grid adı verilen akıllı şebekeler ile sayıları hızla artan elektrikli otomobillerin varlığı da bir başka etmen olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle elektrikli otomobillerin şarj için şebekeye daha fazla yük bindirecek olmasının etkisinin 5G ile azaltılabileceği vurgulanıyor. Yine bu araçların tarifenin daha düşük olduğu saatlerde şarj olup, tarife fiyatının daha yüksek olduğu saatlerde evlerden bile fazla enerjilerini elektrik şebekesine geri yükleyebilme (enerji şirketine satabilme) özelliği taşımalarında 5G ile iletişim kuran cihaz ve sistemlerin rolü önem taşıyor. Avrupa Komisyonu, en fazla dönüşüm yaşayacak beşinci sektör olarak ise medya ve eğlence sektörünü karşımıza çıkartıyor. 5G’nin varlığı, özellikle yüksek kalitedeki videoların her yerden aktarılabilmesi açısından kritik. Bununla birlikte oyun tabanlı sanal gerçeklik uygulamaları, futbol ya da basketbol gibi hemen herkesin ilgisini çekecek sporlarda 3D teknolojisinin desteğiyle izleyiciye salonun, stadın içindeymiş hissi vermesinde hız önemli bir faktör. Bu da 5G ve elbette fiber sayesinde gerçek olabilecek bir durum. Kamu ve özel sektör işbirliği yapmalı Avrupa Komisyonu’nun notlarında dikkat çeken unsurlardan biri PPP (Public Private Partnership – Kamu Özel Ortaklığı) kavramına yapılan vurgu. Türkiye’de şehir hastaneleri olarak bilinen büyük ölçekli hastanelerle daha çok tanınan PPP kavramı, 5G altyapısı için de gerekenler listesinde yer alıyor. Hem iş dünyasına hem de günlük yaşama pek çok değer katacak olan 5G’nin bu faydaları sunabilmesi için güçlü bir altyapı kurulması şart. Avrupa Komisyonu da bu duruma dikkat çekerek, yüksek miktardaki bu yatırımların yapılmasında ülke yönetimlerinin de destek olması gerektiğine dikkat çekiyor. 2013 sonundan bu yana PPP kavramını Avrupa genelinde yaygınlaştırmak için çalışan Avrupa Komisyonu, yaptığı çalışmaları 5g-ppp.eu adresinde açtığı bir internet sitesinden duyuruyor. Burada yapılan etkinlik ve çalışmaları aktaran Avrupa Komisyonu, 5G’nin önemini anlatmak için bir de video hazırlatmış. 2014 yılı sonunda hazırlanan bu videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.
Avrupa’da teknoloji için kamu ve özel sektörün yaptığı ortaklıklar Avrupa Komisyonu, yalnızca 5G değil, teknolojinin getireceği dönüşümler açısından 5G ile birlikte sekiz farklı proje yürütüyor. Başka yazılarda detaylarını aktaracağımız bu çalışmalar Geleceğin Fabrikaları (FoF), Enerji Verimli Binalar (EeB), Avrupa Çevreci Araçlar Girişimi (EGVI), Endüstri için Sürdürülebilir Süreçler (SPIRE), Fotonik – Foton Bilimi, Robotik ile Yüksek Performanslı Bilgisayarlar (HPC) olarak sıralanıyor. Avrupa Komisyonu’nun yukarıda bahsettiğimiz bilgileri içeren güncel raporu şu an hazırlık aşamasında. Şubat 2015’te yayınlanan ilk 5G Vizyonu raporuna ise bu linkten ulaşabilirsiniz.

IDC: Akıllı telefon pazar büyümesi yavaşlıyor

0
para akıllı telefonTeknolojinin gelişimini ve şirketlerin market payını yakından takip eden International Data Corporation (IDC) akıllı telefon pazarıyla ilgili yayınladığı son tahmin raporunda, 2015 yılının çift haneli büyümenin gerçekleştiği son yıl olacağını ileri sürdü. Acaba her yıl telefon değiştiren teknoloji tutkunlarının alışkanlıkları yavaştan değişiyor mu? 2015 yıl sonu itibariyle dünya genelinde 2014’e kıyasla yüzde 10,4 artış gerçekleşmiş ve 1,44 milyar telefon pazara sürülmüştü. Tahminlere göre bu yıl sonu itibariyle dağıtım rakamı 1,5 milyar olacak, yani geçen yıla kıyasla yüzde 5,7’lik bir artış göreceğiz. Seneden seneye büyümenin tek haneli olarak devam edeceğini ileri süren tahmin raporuna göre 2020 yılında 1,92 milyarlık telefon dağıtımı yapılmış olacak. Yaşanan talep düşüşü beraberinde fiyat indirimini de getirecek. 2015 yılında ortalama 295 dolar fiyat etiketiyle satılan akıllı telefonlar, 2020 yılında 237 dolardan alıcılarla buluşacak. Bölgesel olarak baktığımızda Amerika. Çin ve Batı Avrupa gibi olgunlaşmış marketlerde büyümedeki rakamın tek haneye düşüşü 2015 yılında gerçekleşirken, yüksek seviye  market olarak tabir edilen Hindistan, Endonezya, Orta Doğu, Afrika ve Güneydoğu Asya ülkelerde bu yavaşlama gözükmemişti. Olgunlaşmış marketlerdeki yavaşlamanın Apple ve yüksek seviye Android marketler için ciddi sonuçlar doğurabileceğini dile getiren IDC’den Program Direktörü Ryan Reith, geride bıraktığımız son 5 yılda yüksek model telefon tüketiminin büyük çoğunlukla bu bölgelerde gerçekleşmesini buna sebep gösteriyor. Burada Apple’ı kurtaracak olan hareket ise geçtiğimiz dönemlerde tanıttığı takas programı. Böylelikle Apple hem takas kampanyalarını daha rahat takip edecek hem de 1 yaşındaki çiçeği burnunda iPhone’ların akıbetini tam olarak gözlemleyebilecek.

Akıllı telefon ve tablet hibritlerinin pazar payı artacak

Çeşitli işletim sistemlerinden pek çok farklı yeni ürünün uygun fiyatlardan 2016 yılına damgasını vurması beklenirken, bu ürünlerin büyük bir çoğunluğunda büyük ekran desteğinin olacağı belirtiliyor. Nitekim tüketicilerin tablet ve telefon melezi phablet’lere olan talebi artarak devam ediyor. 2015 yılında akıllı telefonların % 20’lik kısmını oluşturan büyük ekranlı telefonlar, 2020 yılına kadar yüzde 32 pay sahibi olacak. Yani dağıtım miktarı 610 milyon olarak öngörülüyor. Phablet’lerin pazardaki büyüme payına Android cihazlar önderlik ederken, Apple’ın 6 Plus ve 6S Plus’la karşılık verdiği marketin bu bölümü firma için 2015’deki yüzde 26’lık payından 2020 yılında yüzde 31’e ulaşması bekleniyor.

Mondo 90 saniyede 1 milyon euro topladı!

0
mondo mobil bankaMondo, yeni bankacılık anlayışıyla sadece dijital platformda ve uygulamalarda varolan bir banka. Yeni ama türünd ilk olmayan bu yeni anlayış, yatırımcıların güvenle baktığı yatırımlardan birisi. Zira kitlesel fonlama platformu Crowdcube’de sadece 96 saniyede 1 milyon Pound toplamayı başarırken, bahsi geçen platform yoğunluktan çöktü. İngiltere merkezli Mondo’nun CEO ve kurucusu Tom Blomfield, Business Insider’a yaptığı açıklamada, büyük bir rahatlıkla yatırımda bulunan tüm insanlara teşekkür etti ve her yıl Mondo’nun daha iyiye ulaşmasına yardımcı olan bu insanların, bir yatırımcı olarak işin parçası olduklarından duyduğu memnuniyeti ifade etti ve ekledi: “Kaçırdıkları için hayal kırıklığına uğrayan insanlardan özür dilerim. Fonlamanın mümkün olduğunca adil bir ortamda yapılması için uğraştık. İlerde bu tarz etkinlikleri yenilemeyi isteriz. Böylece umarım onlar da gelecekte yatırımcımız olabilecekler.” Blomfield, 96 saniyede 1.861 kişinin fonlamaya dahil olduğunu ve ortalama yatırımın 542 Pound olduğunu dile getirdi. Aslında teknik olarak bu fonlamaya yapan kişiler halen “yatırımcı” sıfatı kazanmış değil. Bu kişilere ulaştırılacak yasak detayları okuyup kabul etmelerinin ardından paraları kabul edilecek. Yatırımda bulunmak için yanıp tutuşan ve sırada bekleyenlere ise email aracılığıyla kaçıncı sırada oldukları bildirilecek.

Mondo için 1 milyon cepte

Gerçekleşen bu etkinlikle, şirketin 30 milyon Pound’luk başlangıç değerine ulaşması için ihtiyaç duyulan 6 milyon Pound’luk kaynağın 1 milyon Pound’u elde edilmiş oldu. Mondo mobil uygulamasıyla bağlantılı ön ödemeli kartları kullanma imkanı sunuyor. Böylece yapmış olduğunuz harcamaları gözlemleme ve ayağınızı yorgana göre uzatma şansı veriyor. Dijital bankanın beta aşaması olarak 1.500 ön ödemeli kartı piyasaya sürmesi bekleniyor. Yıl sonuna kadar piyasada bulunması hedeflenen kart sayısı ise 100.000. Yeni bankacılık anlayışıyla karşımıza çıkan Mondo’nun rakipleri arasında 45 milyon Poundluk yatırımla 150 milyon Pounda ulaşan Atom Bank, 48 milyon Poundluk değeriyle Starling Bank ve de Tandem Bank yer alıyor.

Google Fiber müşteri bulamıyor

1
google fiberMoffettNathanson isim araştırma firmasının yayınladığı rapora göre, Google Fiber ile gelen ödemeli TV servisi Amerika gibi TV izlenme rakamlarının yüksek olduğu ve benzeri servislerin rağbet gördüğü bir ülkede yeterli ilgiyi görmekten çok uzakta. Alphabet çatısı altında Google Fiber hizmeti veren ve bu hizmetin bir parçası olarak ödemeli TV servisine sahip olan sistem, 2015 yılı sonu itibariyle 53.390 aboneye sahip. 2014 yılında bu sayı 30 bin civarındaydı. 2014 yılında Fiber’in ödemeli TV servisi %136 büyümüştü ancak bu oran 2015 yılı itibariyle %78.8’e düştü. Diğer bir deyişle Google’da büyüme yavaş seyrediyor.

Rakamlar tüm Google Fiber için geçerli değil

Alphabet’in hükümete göndermiş olduğu raporda Google Fiber’in internet hizmetini kullanan müşteri sayısı yer almadığı için, bu rakamın sadece kablolu TV müşteri sayısını kapsadığını belirtelim. Yine de bu rakam Fiber adına son derece acı verici. Zira 54.000 aboneye sahip Google Fiber ödemeli TV servisi, kablolu TV hizmeti veren kendinden önceki en küçük firmadan 7 kat küçük! Bu haliyle rapor, Google’ın basındaki varlığı ve yatırımcıların aklındaki yerinin olması gerekenden daha küçük olduğunun altını çiziyor.

Tüsiad ve Vodafone işbirliğiyle KOBİ’ler yarına hazırlanıyor

0
1457084446_G__rsel_1 Vodafone, işletmeleri yarına hazırlamaya yönelik çalışmalarında Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ile işbirliğine imza attı. İşbirliği, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy, TÜSİAD Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Erol Bilecik ve TÜSİAD-Bilkent Üniversitesi Bilgi Toplumu Forumu (BTF) Direktörü Prof. Dr. Altay Güvenir’in katılımlarıyla gerçekleştirilen toplantıyla açıklandı. Toplantıda, Vodafone Türkiye’nin Temmuz 2014’te oluşturduğu Yarına Hazırım Platformu çerçevesinde işletmelerin en geniş kapsamlı röntgenini çeken ve dijitalleşmeye hazırlık durumlarını değerlendiren ilk rapor olma özelliği taşıyan Yarına Hazırım Raporu’nun sonuçları da açıklandı. Vodafone ve TÜSİAD arasındaki işbirliği kapsamında, “Yarına Hazırım” projesi ile ortaya çıkan tespitler, TÜSİAD-Bilkent Üniversitesi BTF tarafından analiz edilecek ve çözüm önerileri belirlenecek. Böylece firmaların daha fazla dijitalleşmesi ve bunun sonucunda ülkemizin dijitalleşme yarışında çok daha üst sıralara çıkması hedefleniyor. Engin Aksoy: “Türkiye’de işletmelerin Dijitalleşme Endeksi’ni %53’e çıkardık”  Şirketlerin %40’ı ortalama dijitalleşme skorunun üzerinde Vodafone Türkiye Kurumsal İş Birimi tarafından hazırlanan Yarına Hazırım Raporu’nda, Türkiye’deki işletmelerin geleceğe hazır olmasının önemine değinilerek dijitalleşme yolunda hazırlık seviyelerine göz atılıyor. Dijitalleşme ve teknoloji kullanımının bir yolculuk şeklinde tasarlandığı raporda sözü geçen Yarına Hazırım Platformu, işletmelere dijitalleşmeyi hayata geçirmeleri için ihtiyaçlarına uygun yol haritası oluşturma konusunda ilham vermeyi amaçlıyor. Yarına Hazırım Platformu kurulduğu günden bugüne 2 milyon defa ziyaret edildi. 81 il ve 37 farklı sektörden 22 bin işletmenin doldurduğu Dijitalleşme Endeksi uygulamasının sonuçlarına göre;
  • Türkiye’nin ortalama dijitalleşme skoru %53 olurken, en büyük şehirlerin skorları %50 ile %62 arasında değişiklik gösteriyor.
  • Türkiye’deki şirketlerin %80’ini barındıran 12 büyük şehirden sadece 6’sı Türkiye ortalamasının üzerinde.
  • En büyük 12 şehirden 7’sinde şirketlerin %70’inden fazlasının dijitalleşme skoru 70’ten düşük.
  • En büyük sektörlerden sadece 7’si Türkiye ortalamasının üzerinde.
  • Toplam şirket sayısının %39’una karşılık gelen ve dijitalleşme seviyeleri çok düşük olan inşaat, gıda, tekstil ve perakende gibi nispeten daha büyük sektörlerde önemli fırsatlar söz konusu.
  • Toplamda, tüm şirketlerin sadece %40’ı ortalama dijitalleşme skorunun üzerinde.
  • Tüm işletmeler arasında çalışan sayısı 10’dan az olan şirketler 49 ile en düşük ortalama dijitalleşme skoruna sahipken, 250 ve üzeri çalışanları olan şirketler 68 ile en yüksek ortalama skora sahip.
  • Bütün firmaların %95’ini teşkil eden ve çalışan sayısı 100’den az olan KOBİ’lerin ortalama dijitalleşme skoru ise %53 ve bu açıdan önemli bir fırsat sunuyor.

Kablosuz ağın en hızlı olduğu ülkeler

0
Türkiye ve Doğu Avrupa’daki Wi-Fi erişim noktaları
Bugün özellikle büyük şehirlerde gittiğiniz hemen her yerde çok sayıda Wi-Fi ağıyla karşılaşmak mümkün. Yapılan bir araştırma, sayıları 250 milyona ulaşan bu ağların ülkelere göre dağılımını da ortaya koydu. Tüm dünyadaki Wi-Fi erişim noktalarını listeleyen Wigle’nin verilerine göre hız lideri Litvanya. Türkiye ise, kamuya açık kablosuz ağlarda ilk 20 içinde bulunmuyor. Adet bazında bakıldığında Wigle’nin güncel verileri 240 milyon 655 bin 237 adet Wi-Fi ağının aktif olduğunu bizlere gösteriyor. Bu sayının beşte birinden fazlası, yani 50 milyonu ABD’de yer alıyor. Bunların da 6 milyondan fazlası Kaliforniya eyaletinde, onu Teksas takip ediyor. Adet bazında ikincilik ise Almanya’da. Ülkede 9 milyon Wi-Fi erişim noktasıyla karşılaşmak mümkün. Wigle’nin verilerine göre Türkiye’deki Wi-Fi ağ adedi yaklaşık 180 bin. Ancak ne ABD ne de Almanya, ortalama hız açısından ilk 20’de yer bulamıyor. Rotten Wi-Fi tarafından 2015’te 184 ülkede yapılan çalışmaya göre kamuya açık Wi-Fi ağlarında en yüksek hıza ortalama 16.1 Mbps ile Litvanya sahip. Estonya 14.8 ile ikinci, Singapur 13.1 ile üçüncü. İsviçre, Hollanda, İngiltere, Danimarka, İrlanda, Belçika, Romanya, Barbados, Letonya, Malta, Macaristan ve Slovenya ortalama hızın 10 Mbps ve üzerinde olduğu diğer ülkeler.
Yine kamuya açık Wi-Fi ağlarındaki ortalama upload hızlarına bakıldığında da Litvanya’nın 15.1 Mbps ile ilk sırada olduğu görülüyor. İkincilik ise Singapur’da. Ortalama 11.4 Mbps upload hızı bulunan ülkeyi Estonya (10.7) ve Letonya (10.4) takip ediyor. Slovenya (8.8), Danimarka (8.7), İsveç (8.4), Romanya (7.6), Hırvatistan (7.0) takip eden ülkeler. Genel dağılım böyle olsa da dünya genelinde internet erişiminin eşit dağıldığını söylemek mümkün değil. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin verilerine göre internete erişim Avrupa’da yüzde 82.1 ile ilk sırada. Yani her 10 evden 8’inde internet erişimi bulunuyor. Amerika yüzde 60 ile takip ederken Arap ülkelerinde bu oran yüzde 40 seviyesinde. Asya Pasifik ise biraz da Hindistan’ın etkisiyle yüzde 40’ın altında seyrediyor. Buna karşına Afrika’da yalnızca her 10 evden birinde internet erişimi bulunuyor.  

Sigortacılıkta sahtecilik Büyük Veri ile tespit edilecek

0
SabanciUni_SigortaBilgiMerkeziSabancı Üniversitesi ve Sigorta Bilgi ve Gözetleme Merkezi (SBM) stratejik bir işbirliğine imza attı. Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Laboratuvarı bünyesinde yürütülecek, “Sigorta Sektöründe Sahtecilik Tespiti Üzerine Büyük Veri Analitiği Projesi”nin imza töreni 4 Mart 2016’da gerçekleşti. Proje, Sabancı Üniversitesi ve Massachusetts Institute of Technology (MIT)’nin birlikte kurduğu Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Laboratuvarı bünyesinde yürütülecek. Akbank’ın stratejik ortaklığının bulunduğu laboratuvar, SAS’ın sponsorluğu ile güçlendirilmişti. Proje ile Büyük Veri analitiği yöntemleri kullanılarak sigorta sektöründe önemli bir maliyet kalemi olabilen sigorta suistimallerinin (insurance fraud) önüne geçilmesi ya da önemli oranda azaltılması hedefleniyor. Bu kapsamda sigorta sektörünün bilgi merkezi olan SBM’de bulunan kaza verileri ve sigortalı profilleri ile davranışları, çeşitli veri madenciliği yöntemleri ile incelenerek hileli olma olasılığı yüksek dosyaların ya da hileye karışma olasılığı yüksek kişilerin etkin bir şekilde tespit edilip gerekli önlemlerin merkezi olarak alınması amaçlanıyor. Suistimallerin azaltılması yoluyla sigorta şirketlerinin kârlılığına katkıda bulunulması ve dolaylı olarak dürüst vatandaşların ödedikleri primlerin düşürülmesi bekleniyor.

iyzico mobil uygulamasını kullanıma sundu

0
iyzicoTürkiye’nin ödeme sistemleri platformu iyzico, online ödeme alma işlemlerini hızlı, kolay ve güvenli bir şekilde yapmayı ve yönetmeyi sağlayan yenilikçi hizmetlerine bir yenisini ekledi. iyzico, mobil cihaz kullanımının ve mobil e-ticaretin giderek daha da yaygınlaştığı bu dönemde, e-ticaret alanında faaliyet gösterenlerin ödemelerini istedikleri yerden ve istedikleri zamanda kontrol etmesini mümkün kılan yeni mobil uygulamasını kullanıma sundu. iyzico’nun yeni mobil uygulaması ile üyeler akıllı cihazlarından kontrol paneline erişim sağlayabiliyorlar.

iyzico mobil uygulama mağazalarında

Google Play ve AppStore’da yer alan mobil uygulaması sayesinde kullanıcılar, tüm işlemleri kontrol edebilmelerinin yanı sıra yapılan ödemeleri istedikleri şekilde filtreleyerek, tek tek işlemlerin tüm detaylarını görebiliyorlar. Ayrıca uygulama üzerinden ödeme iptali ve iadesi gibi operasyonel işlemler de yapılabiliyor. Türkiye’de 26.000’in üzerinde kayıtlı üye iş yerine sahip olan girişim, yeni mobil uygulaması ile birlikte e-ticaret sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin yükselen mobil trendine ayak uydurmaları için önemli bir adım da atmış oldu.

“Fiber milli bir mesele olarak görülmeli”

0
telkoder_logo_YuksekTürkiye’de 4,5G’ye geçiş süreciyle birlikte yeniden gündeme oturan fiber altyapı konusu hakkında çözüm bekleyen birçok problem bulunuyor. 4,5G’nin sunduğu avantajlardan tam anlamıyla faydalanabilmek için mevcut fiber altyapısının yaklaşık 4 kat genişlemesi gerektiğini dile getiren TELKODER, öte yandan ülkemizde fiber İnternet abonesi sayısının da ancak 1,6 milyona ulaştığını belirtiyor. Teknolojinin dahil olduğu tüm sektörleri doğrudan etkileyen ve ülke kalkınmasında büyük etkisi olan fiber altyapının genişletilmesinin yıllardır engellendiğini belirten TELKODER, var olan altyapıların da adaletli bir şekilde diğer işletmecilere kiralanmasının önlendiğini dile getirdi. Bu konuda çıkarılan kanun ve yönetmeliklerin kağıt üzerinde kaldığını da söyleyen TELKODER, yerli ve yabancı yatırımcıların fiber altyapı kurmasının da bu yüzden çok mümkün olmadığını belirtti. TELKODER’in beş çözüm önerisi 1-Kablo TV şebekesinin İnternet Servis Sağlayıcılara açılması Kablo TV şebekesi, Türkiye’de geniş olarak yer alan ve kullanıma hazır bir fiber altyapıdır. Bu şebeke diğer işletmeciler tarafından kullanılamamaktadır. Özelleştirilmesi veya kiralanması yıllardır sürüncemede kalmıştır. Bu şebekenin kullanımının işletmecilere açılması çok büyük faydalar doğuracaktır. 2-Kurumların fiber altyapılarını adil fiyatlarla kiralaması Mevcut fiber altyapılarının adaletli bir şekilde diğer işletmecilere kiralanması yıllardır önlenmiş, bu konudaki mevzuat işletilmemiştir. Bu duruma son vererek, hangi kurum elinde ne kadar fiber altyapıya sahipse isteyen işletmecilere bunu adil bir şekilde kiralamalıdır. 3-Belediyelerin fiber altyapı kurulmasına ilişkin şartları belirleyen yasaları uygulaması Yerli ve yabancı yatırımcıların fiber altyapı kurma çalışmalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Burada yerel yönetimlerin daha aktif destek vermesi büyük önem taşımaktadır. Tüm dünyada yerel yönetimler, yatırımcıların fiber altyapı kurmalarına destek olmaktadır. Türkiye’de de belediyeler fiber altyapı kurulumunun kendi bölgelerine sağlayacağı katma değeri anlayıp, bu konuda çıkarılan kanun ve yönetmeliklerin uygulanmasına ön ayak olmalıdır. 4-Fiber için ortak bir altyapı şirketi kurulması Özellikle 4,5G’nin kullanıma sunulmasıyla beraber Türkiye’de fiber altyapı eksikliğinin etkisi daha çok hissedilecektir. Bu durum da artık fiber altyapıyı genişletme çalışmaları için daha radikal adımlar atılmasını gerektiriyor. Yeni bir ortak altyapı şirketinin kurulması ve herkesin elindeki altyapıyı bu şirkete devretmesi gibi öneriler de ciddi bir şekilde değerlendirmeye açılmalıdır. 5-Fiberin milli bir mesele olarak görülmesi ve hizmete öncelik verilmesi Fiber altyapı denildiğinde sadece hızlı İnternet bağlantısı akla gelmemelidir. Fibere yatırım ülkemizde teknoloji ile temas eden tüm sektörler için bir kaldıraç görevi üstlenecektir. Fiber altyapı sayesinde Türkiye hem kendi bölgesinde hem de dünya pazarında daha güçlü bir ekonomi haline gelecektir. Bu bir milli mesele olarak algılanmalıdır. Kurumlar fiber altyapı konusunda, altyapı sahipliğinden para kazanmaya değil, o altyapı üzerinden halka en iyi hizmetleri vermeye odaklanmalıdır. Bu şekilde uzun vadede anlık kazançlarına kıyasla çok daha büyük faydalar elde edebileceklerdir.

LinkedIn CEO’su hisselerini personele dağıttı

0

linkedin ceo jeff weinerlinkedin ceo jeff weinerlinkedin ceoŞubat ayı sonunda mali çeyrek raporunu yayınlayan LinkedIn’in hisse değerleri adeta dibe vurdu. Yaklaşık 192 dolardan işlem gören hisse senetleri bir anda yüzde 40 düşüşle 108 dolar seviyesine geriledi. Personelin bu kötü gidişattan olumsuz etkinlenmesini istemeyen LinkedIn CEO’su Jeff Weiner, 14 milyon dolar değerindeki hisse primini geri çevirerek personel prim havuzunda paylaştırılmasını istedi.

Şirket hisseleri son birkaç günde nazaran kendini toparladı ve 119 dolar seviyesine yükseldi. Jeff Weiner bu süre içinde çalışanlarının LinkedIn misyonuna ve hisse değerlerinin yükseleceğine inanmaları için yoğun bir kampanya başlattı. Toplantılarda sık sık şirketin düşüş sonrası değişmediğini ve bir gün pazar değerinin tekrar eski seviyelerine döneceğini dile getiriyor.

LinkedIn kenetlendi!

BusinessInsider haberine göre Weiner bu toplantılarda “Bilanço açıklamamızdan bir önceki gün ile aynı şirketiz. Ben de açıklamanın bir gün öncesindeki ile aynı yöneticiyim. Sizler için de aynısı geçerli. En önemlisi ekonomik fırsat yaratma becerilerimiz açısından aynı misyonu, aynı vizyonu, aynı gayeyi paylaşıyoruz. Bunların hiç biri değişmedi.” şeklinde telkinlerde bulunuyor.

Kötü gidişat sonrası kendi payından ödün veren CEO profilini daha önce Twitter’da görmüştük. Jack Dorsey, Ekim ayında bir dizi işten çıkarmanın ardından kalan personele moral sağlamak amacıyla kendi hisselerinin üçte birini, Twitter’ın toplam hisselerinin de yüzde 1’ini çalışanlara dağıtmıştı. Benzer şekilde geçtiğimiz yaz yabancı bir şirketten 589 milyon dolar yatırım alan Yemeksepeti.com, bu paranın 27 milyon dolarını şirketin 114 çalışanına dağıtmıştı.

Çalışmak için en ideal teknoloji şirketleri

0
6554-278070happyworkers[1]Dünyanın pek çok yerinde çalışılmak istenen şirketler listesi açıklanır. Türkiye’de de benzer temalı araştırmalara rastlamak mümkün. Bu tip listelerin en yenisi Fortune tarafından “100 Best Companies to Work for” başlığıyla yayınlandı. Listenin başında, son 10 yılda yedinci kez zirvede yer alan Google, daha doğrusu yeni çatı şirketinin adıyla Alphabet bulunuyor. Ancak Fortune, Alphabet’i teknoloji şirketi olarak değil, reklam ve pazarlama şirketi olarak değerlendirmiş. Bu nedenle listenin teknoloji kategorisinde Google ya da Alphabet ismine rastlamak mümkün değil. Bilgi Teknolojileri kategorisindeki şirketlere baktığımızda ise ilk sırada SAS’ın olduğu görülüyor. Türkiye’de de uzun yıllardır faaliyet gösteren SAS, aynı zamanda 100 şirketlik listede ilk 10’a girebilen tek bilgi teknolojileri şirketi. SAS geçen yıl bu kategoride dördüncü sıradaymış. Geçen yıl genel sıralamadaki yeri ise 19.’luk. Bu açıdan tüm listenin ilk 10’daki yeni ismi olduğunu söylemek mümkün. SAS’ın ardından bilgi teknolojileri kategorisinde ikinciliği alan ve genel sıralamada 15. olarak kendine yer bulan Ultimate Software’in, geçen yıl 21. sırada olduğu görülüyor. 2500’ün üzerinde çalışanı olan şirketin sadece 57 çalışanı ABD dışında. Bilgi teknolojileri kategorisi üçüncüsü Salesforce’un genel sıralamada 23. olduğu listede bulunan diğer isimler Workday, Intuit, World Wide Technology, VMware, Hyland, Autodesk, Cisco Systems, Adobe ve GoDaddy olarak sıralanıyor. Bu kategorinin son ismi olan GoDaddy, genel sıralamada ise 95.’likte yer buluyor.  
Çalışmak için en ideal teknoloji şirketleri ve genel sıralamadaki yerleri.
Çalışmak için en ideal bilgi teknolojileri şirketleri ve genel sıralamadaki yerleri.
Genel sıralamada finans ve sigorta üstünlüğü Listenin zirvesinde Google, yani Alphabet olsa da sektörel dağılıma baktığımızda finans ve sigorta dünyasının ağırlığı dikkat çekiyor. Örneğin ikinci sırada bulunan ACUITY Insurance sigorta ve finansal servisler kategorisine dahil. Beşincilikteki Quicken Loans, Altıncı Robert W. Baird ve 10. Sıradaki Edward Jones da yine bu kategoride. Danışmanlık (profesyonel servisler) hizmeti veren The Boston Consulting Group ile Kimley-Horn and Associates de ilk 10’da yer bulmayı başaran şirketler. Listenin tamamına Fortune‘un internet sitesinden ulaşabilirsiniz. Araştırma nasıl yapılıyor? Fortune bu araştırmada, Türkiye’de de çalışmaları bulunan Grate Place to Work ile işbirliği yapıyor. Araştırmaya dahil olmak isteyen şirketler Grate Place to Work’e kayıt yaptırıyor ve kendilerine yöneltilen sorular, bizzat o şirketin çalışanlarınca yanıtlanıyor. Sıralama kriterleri arasında eğitim olanakları, iç iletişim yöntemleri, çeşitlilik (diversity) yaklaşımı gibi başlıklar bulunuyor.

Bitcoin ikiye bölündü!

0

bitcoinBitcoin uzmanlarının bir süredir dilinden düşmeyen tehlike kapıya dayandı; dijital para biriminin sürekli büyümesi sonucunda Bitcoin ağında yapılabilen işlem hacmi sınırlara geldi. Her gün gerçekleşen sayısız Bitcoin işleminin altından kalkabilmek için sistemin çekirdek yazılım kodlarında köklü değişiklikler yapılması gerektiğini ısrarla hatırlatan sektör uzmanları, sorunun çözümü aşamasında yaşadıkları fikir ayrılığı nedeniyle bugüne kadar somut bir adım atamamıştı.

Bu hafta içinde ise öngörüler doğru çıktı, Bitcoin ağı maksimum kapasiteye ulaştı ve dünyanın dört bir yanındaki işlemlerin bir kısmı uzun gecikme süreleriyle gerçekleşti, bir kısmı ise hiç tamamlanamadı. Bir ödemenin doğrulanma süresi ortalama 10 dakikadan tam 43 dakikaya çıktı. Bir zamanlar dijital para birimine kucak açan mağazalar sistemden çıkış yaparken, kullanıcılar da neye uğradıklarını şaşırdı.

Bitcoin nasıl bu hale geldi?

Bitcoin’de işlemlerinin doğrulanması için madencilerin ağ zincirinde yeni bir blok oluşturması gerekiyor. Her bir blok 1 MB büyüklüğünde veri taşıyabiliyor ve 10 dakikada oluşturuluyor. Mevcut işlem hacmiyle 10 dakikada 1 megabayttan daha fazla işlem doğrulama istiyor. Oluşan bu darboğaz da işlemlerin gecikmesine ve sistemde kesintilere neden oluyor.

Bu konuda topluluktan gelen en somut öneri, blok boyutunu 2 MB büyüklüğe çıkarmaktı. Ancak bu öneri Bitcoin dünyasını adeta ikiye böldü. Sistemin orijinal kodlarını elinde bulunduran Core adlı grup ile, açık kaynaklı bu kodların 2 MB blok boyutuna sahip olanını hazırlayan Classic adlı diğer grup arasında madenciler ve kullanıcılar için bir rekabet başladı.

Topluluk üyeleri tercih ettikleri kodu Bitcoin yazılımı üzerinde bir düğümde oy kullanarak belirleyebilir. Ancak son kararı madenciler verecek. Topluluğun en büyük kesimini oluşturan Çinli madencilerin çoğunluğu şu ana kadar orijinal kodları geliştiren Core grubuyla devam etmeyi seçti.

Sistemin gidişatı yokuş aşağı olunca, iki taraf da birbirini kirli taktikler kullanmakla suçlamaya başladı. Core tarafı, karşı tarafın galip gelmek için sistem ağına sürekli düşük ücretli işlem talebi gönderdiğini iddia ediyor. Classic cephesi ise kendi yazılımlarını kullanmak isteyen madencilerin sürekli DDoS saldırısına uğradığını öne sürüyor.

Bugüne kadar beklenen, darboğaza girildiğinde madencilerin büyük bölümünün tek bir tarafı seçerek, gidişata uygun bir yol izleyeceğiydi. Ne var ki günler geçmesine karşın, hala belirgin bir kazanan yok ve karşıt iki grup arasındaki savaş sürekli kızışıyor. Her gün binlerce işlemin yapıldığı -en azından yapılması gereken- Bitcoin ağı ise bu gerilime bakalım daha ne kadar dayanabilecek.

Zika virüsü için Google ve UNICEF bir arada

0
zika virüsüArama devi Google ve UNICEF, Brezilya ve  Latin Amerika’da hızla yayılan Zika virüsü karşısında güç birlikteliğine gitti. Bu ortaklıkla birlikte oluşturulacak açık kaynaklı platformda sivrisinekler aracılığıyla yayılan Zika virüsünün yayılım noktaları haritalandırılacak ve muhtemel salgınlar önceden saptanacak. Bahsi geçen haritalandırma sistemi, seyahatler ve hava şartlarının dahil olduğu geniş bir yelpazeye sahip bilgi edinme kaynağından yararlanacak. Google’a göre bu sayede hükümetler ve yardım organizasyonları kaynaklarını daha etkili biçimde kullanacaklar. Google ayrıca UNICEF’e 1 milyon dolar bağışladıklarını ve bu bağışın sivrisineklerle mücadele, aşı geliştirme ve farkındalık kampanyalarında kullanılacağını açıkladı. Bunlarla yetinmeyen Google, YouTube üstünde Sesame Street gibi içerik üretici ve kanallarla bir partnerlik gerçekleştirerek Zika virüsü hakkında bilgi ve korunma ile alakalı içeriklerin yayılmasını hızlandırmayı amaçlıyor.

Zika Virüsü Nedir?

Aedes Aegypti türü sivrisineklerin taşıdığı virüs özellikle hamile kadınları enfekte ettiğinde Mirosefali, yani nörogelişimsel bir bozukluk sonucu bebeklerde beyin gelişiminin durması ve baş çevresinin normalden küçük olmasına sebep oluyor.

Slack Calls nedir? Nasıl çalışıyor?

0
slack callsGrup iletişiminde son dönemin gözde uygulaması, bugün itibariyle Slack Calls adını verdiği özelliği devreye soktu. Bu uygulama sayesinde Slack kullanıcıları diğer Slack kullanıcıları veya kanallarıyla özel veya konferans aramaları gerçekleştirebilecekler. Slack daha önce Skype ve Google Hangouts gibi üçüncü parti firmalar aracılığıyla bünyesinde zaten bir arama özelliği barındırıyordu. Kendine has “Calls” özelliğinin ise ayrıca indirilmesi gerekiyor ve şu aşamada bazı sıkıntılar mevcut. Slack Calls ile iletişim kurmak için takım/grup yöneticisinin ayarlardan bu özelliği etkinleştirmesi gerekiyor. Bu etkinleştirmenin ardından kullanıcılar tüm konu başlıklarının altında telefon simgesi görecekler. Bu simgeye tıklayarak arama gerçekleştirebilirsiniz. Konuşmalar esnasında kullanacağınız emojiler ise konuşmayı gerçekleştirdiğiniz kişinin kamerasında gözükecek.

Slack Calls kitlenin yarısına şimdiden ulaştı

Konu hakkında açıklama yapan Slack’in önemli isimlerinden April Underwood çalışan insanların hayatlarını daha kolay, keyif verici ve üretken hale getirmenin kendileri adına bir görev olduğunun altını çiziyor ve devam ediyor: “Sesli aramalar takım iletişiminde çok önemli bir yere sahip. Bu yüzden üçüncü parti firmaların uygulamaları büyük bir kullanıcı kitlesine sahip. Halihazırda Skype, Google Hangouts, Zoom ve BlueJeans gibi uygulamalarını kullananlar için Slack Calls ile bir sesli konuşma başlatmak kolay. Ancak daha basit çözümler arayanlar için bu yeni uygulama Slack’i daha işe yarar kılacak.” Günlük 2,3 milyon kullanıcıya sahip olan Slack’in kullanıcılar kanadından en çok istenen özelliklerinden biri olan videolu/sesli sohbet özelliği şimdiden bu kitlenin yarısı tarafından kullanılmaya başlandı bile. Peki ya video aramalar? Slack bu özelliğin de yolda olduğunu duyurdu ancak ne zaman destekleyeceklerine dair net bir tarih vermedi.

Aselsan raylara iniyor

0
AselsanTürkiye’nin raylı sistem yatırımlarında dünyanın ön sıralarında yer aldığı bir gerçek. Bugün başlayan Eurasia Rail Uluslararası Demiryolu, Hafif Raylı Sistemler, Altyapı ve Lojistik Fuarı’nın açılışında bir konuşma yapan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, son 10 yılda bu alanda yapılan yatırım tutarını yaklaşık 20 milyar dolar olduğunu belirtti. Yıldırım, önümüzdeki 10 yılda ise 40 milyar dolarlık bir yatırım daha planlandığını da açıkladı. Bu yıl 6. kez kapılarını açan Eurasia Rail Fuarı, ismiyle uyumlu bir şekilde Avrupa ve Asya’dan pek çok şirketin standlarıyla katıldığı bir fuar haline geldi. 30 ülkeden 300 katılımcı firmanın yer aldığı fuardaki firmaların çeşitliliği, raylı sistemlerin aslında sanılandan çok daha büyük bir sektör olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Türkiye’deki yeni yüksek hızlı trenleri getiren Siemens’in dışında CAF, Bombardier, Alstom, Hyundai Roterm gibi uluslararası üreticiler fuarda en büyük standlara sahip firmalar olarak dikkatimizi çekti. Bunun dışında gerek yerli gerekse yabancı pek çok firma da sinyalizasyon, elektrifikasyon, araç altyapı sistemleri, lokomotifleri, havalandırma ve vakumlu temizlik sistemlerini tanıttı. Bu firmalar arasındaki yeni isimlerden biri ise, daha çok savunma sanayii için geliştirdiği ürün ve çözümlerle tanıdığımız Aselsan’dı. Aselsan’ın, ürün ve teknoloji alanında fuardaki diğer firmalarla ciddi bir rekabete girmeye hazırlandığı net bir şekilde görülebiliyordu. Standta Aselsan yetkililerinden aldığımız bilgiye göre ulaşım sektörüne yönelik çalışmalar 2014 Eylül’ünde başlamış. Buna rağmen kısa sürede gelinen nokta takdiri hak ediyor. Aselsan demiryolu dünyası için neler sunuyor? Şirket, raylı ulaşım sistemleri altında altı farklı ürün ve çözüm sunuyor. Bunlar Çekiş (Cer) Sistemi, Tren Kontrol ve Yönetim Sistemleri, Demiryolu Enerji Dağıtım ve Yönetim Sistemleri, Enerji Depolama Sistemleri, Ana Hat Sinyalizasyon Çözümleri ve Şehiriçi Sinyalizasyon Çözümleri olarak sıralanmakta. Fuarda bazılarını tüm teknik detaylarıyla paylaşan Aselsan, ayrıca Tren Kontrol ve Yönetim Sistemleri için hazırladığı bir simülasyonu da fuar ziyaretçilerinin denemesini sağlıyordu. Bu sistemin Ar-Ge çalışmaları devam etse de sonuca bir hayli yaklaşıldığını söylemek mümkün. Aselsan, bu çalışmayı hızları saatte 300 kilometreyi bulan yüksek hızlı trenlerin güvenli bir şekilde işlemesini sağlamak için geliştirmiş. Bu amaçla özel bir çalışma yapan Aselsan mühendisleri, yenilikçi mimariler ve algoritmaları kullanarak yüksek güvenlik standartlarına uygun bir ürün ortaya koymuş. Görevsayar TKYB (Tren Kontrol Yönetim Bilgisayarı) adı verilen cihaz -40 ila +70 derece arasındaki sıcaklıklarda çalışabilirken yalnızca yüksek hızlı trenlerde değil, lokomotiflerde ve metro ile tramvaylarda da kullanılabiliyor. Aselsan’ın oluşturduğu tren kontrol yönetim sistemi, ekipman yönetimi, aydınlatma, havalandırma, kapı ve fren kontrolü, hata tespit aracı gibi yetenekleri barındırıyor. Standta Aselsan yetkililerinden aldığımız bilgiye göre şirket, tanklardaki çekiş kontrol sistemlerini trenlere uyarlamak için çalışıyor. Ayrıca sistemin bir benzerini akıllı şehirlere giden yolda şehir içi ulaşım sistemlerinin yönetimi için de kullanmak mümkün. Aselsan, trafikle ilgili çözümlerini ise raylı sistemlerden ayrı olarak, Trafik ve Otomasyon Sistemleri başlığı altında inceliyor.
EurasiaRail2016_Siemens
Eurasia Rail Fuarı’na bu yıl 30 ülkeden 300 firma katıldı.
Fuardaki yerli teknolojiler Fuarda, Türkiye’de geliştirilen farklı ürün ve teknolojilerle de karşılaşmak mümkün. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yan kuruluşlarından biri olan İSBAK, akıllı ulaşım sistemleri çözümlerini tanıtırken, ilk örnekleri Malatya’da kullanılmaya başlanan Bozankaya grubunun Ankara’da ürettiği Trambüs adlı aracı –elektrikli metrobüs gibi düşünebilirsiniz-, Bursa’da uluslararası standartlardaki ilk yerli tramvayı geliştiren Durmazlar Grubu’nun İpekböceği isimli aracı, geliştirdiği modern tasarımlı araçlarla Türkiye’nin endüstriyel ürün tasarımında önemli bir noktaya gelen Hexagon ilk akla gelenler. Ayrıca GE’nin TÜLOMSAŞ ile Eskişehir’de ürettiği ve pek çok ülkeye ihraç edilmeye başlanan lokomitifi ile Siemens’in Gebze’deki yeni fabrikasında üretmeye başlayacağı Avenio serisi tramvaylara ait bilgilere de ilgili stantdlardan erişmek mümkün. 5 Mart 2016 Cuma gününe kadar devam edecek olan Eurasia Rail Fuarı, Yeşilköy’de bulunan İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleniyor.

Mercari: Japonya’dan çıkan çılgın unicorn!

mercari unicornSilikon Vadisi teknoloji balonundan yakınadursun, unicorn olarak bilinen ve pazar değeri 1 milyar doları aşan teknoloji girişimlerine her geçen gün yeni bir tanesi ekleniyor. Unicorn treninde bu kez rota Japonya’yı gösteriyor. Bizdeki Gittigidiyor’a (en azından ilk yayınlandığı haline) benzeyen bir P2P pazaryeri uygulaması olan Mercari, Japonya’nın ilk halka arz öncesi 1 milyar dolar üzerinde değerlenen teknoloji girişimi oldu.

TechCrunch haberine göre ilk D Serisi fonlama turunda 75 milyon dolar yatırım alan Mercari, toplam aldığı yatırımı 111 milyon dolara çıkarırken, tahmini pazar değerini de 1 milyar dolar barajının üstüne taşımayı başardı. Temmuz 2013’te Japonya’da, Eylül 2014’te ise ABD’de kullanıma açılan Mercari’nin yaptığı açıklamaya göre bugüne kadar 32 milyon kez indirilen uygulamanın 7 milyona yakın kullanıcısı ABD sınırları içinde yaşıyor. Her ay platform üzerinden satılan ürünlerin değeri ise 88 milyon doları aşmış durumda.

https://www.youtube.com/watch?v=ec0EPqhNJno

Taze unicorn çıkış yapmaya hazır

Son aldıkları yatırımla birlikte Japonya’daki genişlemelerinin yanı sıra ABD ve Avrupa’ya da takviye yapacaklarını belirten şirketin CFO’su Kei Nagasawa, şirketin birleşme ve alım olanaklarına açık olduğunu dile getirdi. Diğer bir deyişle, şirket daha güçlü bir oyuncu tarafından satın alınarak çıkış (exit) yapmaya sıcak bakıyor.

Mobil cihazlar üzerinden e-ticarete odaklanan Mercari, özellikle ikinci el ürünlerin satıldığı bir bit pazarı felsefesini benimseyip, başarıyla uygulaması sonucu Amazon ve eBay gibi devlerin top koşturduğu bir sahada kendine yer bulabildi.

Almanya: Facebook konumunu suistimal ediyor

0

facebook mark zuckerberg angela merkel Almanya ve Facebook bir kez daha kullanıcı verilerinin işlenmesi konusunda karşı karşıya geldi. Federal Ticaret Birliği Bürosu, Facebook’un topladığı verileri reklam satışlarında nasıl değerlendirdiği hususunda kullanıcıları yeterince bilgilendirmiyor oluşundan şikayetçi.

Reklam gelirleriyle yaşayan internet servislerinde kullanıcı verilerinin büyük önem taşıdığını hatırlatan Büro Başkanı Andreas Mundt, “Bu nedenle kullanıcılardan elde edilen verinin türü ve kapsamı hakkında onların bilgilendirilmesi gerekiyor.”

Facebook rekabeti zorlaştırıyor

Avrupa’nın en katı veri koruma kanunlarına ve yönetmeliklerine sahip olan Almanya, ülke vatandaşlarının verileri nedeniyle sosyal medya deviyle daha önce de karşı karşıya gelmişti.

WSJ’ye göre Federal Ticaret Birliği Bürosu, Facebook’un pazardaki hakim konumu sayesinde abonelerinden, farklı alanlarda kişisel bilgilerin kullanımı için zorla izin alıyor. Derlenen veriler ise şirkete haksız bir rekabet avantajı sağlayarak, yeni rakiplerin ortaya çıkmasını imkansız hale getiriyor. Gelişmiş ülkeler mevcut servisleri kullanmanın yanı sıra, kendi dijital dönüşümlerini gerçekleştirerek Facebook veya Google gibi devlere meydan okuyacak katma değerli girişimleri desteklemek istiyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan Facebook tarafı ise kanun dışı herhangi bir uygulamaları olmadığını ve Federal Büro ile çalışmaktan memnun olacaklarını söyledi.