TechInside okurları, geçtiğimiz günlerde ABD’deki girişim sermayesi yatırımının 2015’in ilk çeyreğinde 15 milyar doları aştığını sitemizden okumuştu. Avrupa’da aynı döneme baktığımızda ise miktar ABD’deki kadar olmasa da yine ciddi bir yatırım söz konusu.
Dow Jones VentureSource tarafından hazırlanan rapora göre Avrupalı şirketler, 2001’in üçüncü çeyreğinden bu yana en yüksek yatırım tutarına ulaşmayı başardı. Yılın ilk üç ayında 2.6 milyar Avro’luk bir girişim sermayesi yatırımına ulaşılırken, en fazla yatırım 285 milyon Avro ile HV Holtzbrinck Ventures tarafından yapıldı. Bu şirketi 200 milyon Avro ile Axa Strategic Ventures ve 85 milyon Avro ile İrlanda merkezli Fountain Healthcare Partners takip etti.
3 ayda 345 anlaşma
Avrupalı şirketlerin 2.6 milyar Avro’ya nasıl ulaştığına bakıldığındaysa üç aylık dönemde 345 yeni yatırım anlaşması yapıldığı ortaya çıkıyor.
2015 ilk çeyreğin en yüksek değerde anlaşmaya imza atan şirketiyse Berlin merkezli Rocket Internet oldu. 288 milyon Avro’luk yatırıma imza atan şirket, Almanya merkezli online yemek servisi hizmeti veren Delivery Hero’ya bu miktarı yatırdı. İkinci en büyük yatırım ise 111 milyon Avro ile Grocery Delivery E-Services’a Insight Venture Partners ve Rocket Internet tarafından yapıldı.
En fazla yatırım alanlar arasında üçüncü sırada yer alan Nabriva Therapeutics ise sağlık alanındaki girişim sermayesi yatırımlarının önemini temsil ediyor. 107 milyon Avro’luk yatırım alan Avusturya merkezli şirket, sekiz farklı girişim sermayesi şirketinden fon toplamayı başardı.
Almanya ilk sırada
Ülke bazlı dağılıma bakıldığındaysa, Almanya’nın ilk sırada olduğu görülüyor. İlk çeyrekte 64 anlaşmayla 921 milyon Avro’luk yatırımın gerçekleştiği Alman şirketler, toplamda da Avrupa çapında yüzde 35’lik pay elde etti. Almanya’yı yüzde 34’lük pay ve 886 milyon Avro ile Birleşik Krallık takip ederken, Fransa yüzde 11’le üçüncü sırada kendine yer buluyor.
Bu sıralamanın toplam anlaşma değerleri üzerinden olduğunu belirtmek gerek. Anlaşma sayısı üzerinden bir sıralamaya gidildiğindeyse ilk dört ülke Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve İspanya olarak listeleniyor. Bu dört ülke yüzde 72’lik bir pay elde ederken Avrupa’nın kalanı ancak yüzde 28’lik pay elde edebiliyor. Avrupalı yatırımcılar ABD’dekileri aratmıyor
TechInside okurları, geçtiğimiz günlerde ABD’deki girişim sermayesi yatırımının 2015’in ilk çeyreğinde 15 milyar doları aştığını sitemizden okumuştu. Avrupa’da aynı döneme baktığımızda ise miktar ABD’deki kadar olmasa da yine ciddi bir yatırım söz konusu.
Dow Jones VentureSource tarafından hazırlanan rapora göre Avrupalı şirketler, 2001’in üçüncü çeyreğinden bu yana en yüksek yatırım tutarına ulaşmayı başardı. Yılın ilk üç ayında 2.6 milyar Avro’luk bir girişim sermayesi yatırımına ulaşılırken, en fazla yatırım 285 milyon Avro ile HV Holtzbrinck Ventures tarafından yapıldı. Bu şirketi 200 milyon Avro ile Axa Strategic Ventures ve 85 milyon Avro ile İrlanda merkezli Fountain Healthcare Partners takip etti.
3 ayda 345 anlaşma
Avrupalı şirketlerin 2.6 milyar Avro’ya nasıl ulaştığına bakıldığındaysa üç aylık dönemde 345 yeni yatırım anlaşması yapıldığı ortaya çıkıyor.
2015 ilk çeyreğin en yüksek değerde anlaşmaya imza atan şirketiyse Berlin merkezli Rocket Internet oldu. 288 milyon Avro’luk yatırıma imza atan şirket, Almanya merkezli online yemek servisi hizmeti veren Delivery Hero’ya bu miktarı yatırdı. İkinci en büyük yatırım ise 111 milyon Avro ile Grocery Delivery E-Services’a Insight Venture Partners ve Rocket Internet tarafından yapıldı.
En fazla yatırım alanlar arasında üçüncü sırada yer alan Nabriva Therapeutics ise sağlık alanındaki girişim sermayesi yatırımlarının önemini temsil ediyor. 107 milyon Avro’luk yatırım alan Avusturya merkezli şirket, sekiz farklı girişim sermayesi şirketinden fon toplamayı başardı.
Almanya ilk sırada
Ülke bazlı dağılıma bakıldığındaysa, Almanya’nın ilk sırada olduğu görülüyor. İlk çeyrekte 64 anlaşmayla 921 milyon Avro’luk yatırımın gerçekleştiği Alman şirketler, toplamda da Avrupa çapında yüzde 35’lik pay elde etti. Almanya’yı yüzde 34’lük pay ve 886 milyon Avro ile Birleşik Krallık takip ederken, Fransa yüzde 11’le üçüncü sırada kendine yer buluyor.
Bu sıralamanın toplam anlaşma değerleri üzerinden olduğunu belirtmek gerek. Anlaşma sayısı üzerinden bir sıralamaya gidildiğindeyse ilk dört ülke Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve İspanya olarak listeleniyor. Bu dört ülke yüzde 72’lik bir pay elde ederken Avrupa’nın kalanı ancak yüzde 28’lik pay elde edebiliyor. İş hayatına ara veren kadınlar için uzaktan eğitim projesi
Aktif kadın istihdamını artırarak iş hayatında çeşitlilik, esneklik ve verimlilik sağlamak, Türkiye’nin rekabet gücüne ve ekonomik gelişimine ivme kazandırmak amacıyla 2013 yılında faaliyetlerine başlayan ve 2014 sonunda dernekleşen YenidenBiz.com, yeniden iş hayatına atılmak isteyen kadınlar için uzaktan eğitim projesi başlattı.
Enocta işbirliğiyle geliştirilen uzaktan eğitim projesi, platformun aday havuzunda yer alan herkese açık. Bilişim teknolojilerinden finansa, hukuktan iş sağlığı ve güvenliğine, müşteri hizmetlerinden sigortaya kadar birbirinden farklı sektörleri kapsayan online eğitim içerikleri, yetenekli insan gücüne ihtiyaç duyan şirketlerin aradığı çalışan profilini destekleyecek şekilde kullanıcılara sunulacak.
Uzaktan eğitim projesi kapsamında e-öğrenme fırsatından yararlanan kadın adayların başarıları ise, sınav ve rapor modülleri ile online olarak ölçülüp değerlendirilecek. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan adaylara da eğitim sonunda katılım sertifikası verilecek. 35 milyon Avro’luk fona Türk ortak
TÜBİTAK tarafından 10 yıl boyunca desteklenmeye hak kazanan ŞEHİR Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) 35 milyon avroluk Avrupa Yatırım Fonu’na yatırımcı olarak katıldı. Fon için özel bir program hazırlayan ŞEHİR TTO, 19 Mayıs 2015’ten itibaren 3 yıl boyunca tüm Türkiye’den başvurular almaya başlayacak.
Program, özellikle patentli buluşu olan akademisyenler, teknoloji sahibi büyümek isteyen en çok 5 yıllık KOBİ’ler, yeni kurulan teknoloji startuplarının başvurularına açık olacak. İlk aşamada filtreden geçirilen proje sahipleri, ikinci aşamada sözlü mülakata tabi tutulacak. Üçüncü aşamaya geçmeye hak kazananların ise Türkiye’de ilk defa uygulanacak yoğun bir “Teknoloji Transferi Hızlandırıcı Programı”na katılımı sağlanacak. Son aşamaya ulaşan projeler, teknik analiz, mentörlük ve yatırıma uygunluk raporuyla birlikte fon yönetimine önerilecek.
Haziran ayından itibaren Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Konya, Kayseri, Gaziantep gibi şehirler başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında tanıtım toplantıları düzenleyecek olan ŞEHİR TTO, resmi twitter hesabı @sehirtto‘dan program tarih ve detaylarını duyuracak. Başvurular ise teknolojiturkiye.com.tr adresinden alınacak. Fidye yazılımları artık SMS ile bulaşıyor
F-Secure tarafından hazırlanan yeni tehdit raporuna göre, artık fidye yazılımları SMS ile de bulaşabiliyor. Kullanıcılara yollanan SMS’lerdeki linklerden fidye yazılımı ve zararlı yazılımlar mobil cihazlara yüklenebiliyor.
Araştırmaya göre 2014 yılında 574 kullanıcıdan 259’u, SmsSend ailesine ait virüslerle muhatap oldu. Android telefonlara bulaşan bu virüs, kullanıcılara premium hizmet kazandığını iddia eden SMS’ler oluşturuyor. İşlemi otomatik olarak yapan virüs kullanıcıları bu yöntemle etkiliyor. Ayrıca, fidye yazılımları arasında, Koler ve Slocker ailesine ait virüsler de hızlı bir yükseliş gösteriyor.
PC kullanıcıları için de durum değişmiyor. Browlock adlı fidye yazılımı virüs ailesi, bilgisayar kullanıcıları için en büyük 10 tehdit arasına girdi. En tehlikeli diğer 10 virüs arasında Conficker/Downadup solucanı, Sality virüsü ve Ramnit virüsünün çeşitli versiyonları da bulunuyor. Bu üç virüsün türevleri, en tehlikeliler listesinin yüzde 55’ini oluşturuyor.
Facebook da hedefte
En tehlikeli virüsler listesinin yeni üyesi ise Kilim ailesine ait. Tarayıcılara yapışan bu virüs Facebook’u hedef alıyor. Virüs, kullanıcı adına yeni mesajlar paylaşıyor, Facebook’taki insanların bilgilerini ve hesaplarını çalıyor. F-Secure verilerine göre bu tehdit, Top 10 listesindeki tehditlerin yüzde 11’ini oluşturuyor. Kartlı geçişte cep telefonu dönemi
Elektronik güvenlik sektörünün önde gelen şirketlerinden Sensormatic, yeni çözümü HID Twist & Go ile kartlı geçişte yeni bir dönem başlatıyor. Artık akıllı telefonlar, ev anahtarı, otopark giriş kartı ya da ofis kimliğine dönüşüyor. Böylece kart ya da anahtar taşımaya gerek kalmıyor, kişiler cep telefonlarını sürekli yanlarında taşıdıkları için kart unutma ya da kaybetme derdi de son buluyor.
Bu uygulamayla işten çıkarken, sonrasında site otoparkına girerken hatta ev anahtarı olarak cep telefonları ve mobil cihazlar kullanılabiliyor. Yeni sistemde tüm giriş kartlarının yerini cep telefonları ve mobil cihazlar alıyor. Telefonu okuyucu karşısında özel bir hareketle çevirerek ya da okuyucuya yaklaştırarak rahat ve hızlı bir geçiş sağlanıyor.
Resepsiyonsuz otel
Sistem, resepsiyosuz otellere de olanak tanıyor. Müşteriler, otelde rezervasyon yaptıkları anda oda numarası cep telefonuna iletiliyor ve check-in için resepsiyona uğramaya gerek kalmadan doğrudan odaya çıkabiliyor. Oda kapısı da yine cep telefonuyla açılabilirken mobil ödeme seçenekleri sayesinde yine resepsiyona uğramadan otelden ayrılınabiliyor.
HID Twist & Go, belirli zaman aralıkları için özel geçiş hakkı vererek ofislerde de hayatı kolaylaştırıyor. Örneğin ofise toplantıya gelen bir konuğa, danışmaya uğramadan ofise ve toplantı odasına giriş yapılabiliyor. Bunu kullanmak isteyen şirketler, konuklarına ilgili uygulamayı göndererek aktif hale getirmelerini istiyor.
HID Twist & Go’nun belli zaman aralıkları için izin verme imkanı sunması, gece mal dağıtımı yapan perakendeci ve fabrikalar için de büyük kolaylık sunuyor. Yükleme ve boşaltma için gelen kamyonlara sadece belli zaman dilimleri için giriş yetkisi verilebiliyor. Böylece yükleme ve boşaltma işlerine birinin eşlik etmesi ihtiyacı ortadan kalkıyor.
Sistemde, kullanıcılar Bluetooth veya NFC özellikli cep telefonu ya da mobil cihazlarına indirdikleri bir uygulama ile kendi mobil kimliklerini oluşturup, kullanıma başlıyor. Şirketler ise web sitesi üzerinden yeni kimlik yaratma ya da kimlik iptali gibi işlemleri kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştiriyorlar. Sistem iPhone ve Android işletim sistemine sahip akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazlarca destekleniyor. ERP’de taşlar yerine oturuyor
Türkiye’de işletmelerin ERP yazılımlarını seçerken doğru karar vemelerini sağlayacak platformu sunan Trovarit, Türkiye’de 2014 yılını büyüme ile kapattı. 2015 için de çok başarılı çalışmalara imza attıklarını kaydeden Muharrem Gezer’in görüşlerini videomuzda izleyebilirsiniz.
iPad ressamları için iyi haber
Wacom ve Savage tarafından Procreate 2.3 programının Intous Creative Stylus 2 kalemi ile uyumlu hale geldiğinin açıklanmasıyla birlikte, iPad üzerinde resim yapmak daha heyecan verici hale geldi. Savage’ın geliştirdiği Procreate programı, çoğu ressamın iPad üzerinde çizim ve resim yapmak için tercih ettiği bir uygulama. Wacom, kreatif alanında çalışan profesyonelleri düşünerek baskıya duyarlı bu güçlü kalemi tasarladı ve dolayısıyla yaratıcı bir sinerji ortaya çıkardı. Müşteriler uzun bir süredir Intous Creative Stylus kaleminin verdiği hassas ve doğal hissi Procreate uygulamasının güçlü ve akıcı araçlarıyla birleştirmeyi ümit ediyordu. Bu yaratıcı vizyon, Wacom ve Procreate ekiplerinin işbirliği sayesinde artık gerçeğe dönüştü.
Intuos Creative Stylus 2, tüm uyumlu iPad’ler üzerindeki Procreate 2.3 uygulaması tarafından desteklenecektir. iPad Air 2 kullanıcıları, Procreate 2.3 üzerinden Intous Creative Stylus 2’ye bağlanarak bu kalemin tüm özelliklerini kullanabilecekler; ancak bu, resmi olarak desteklenmeyen bir özellik olacaktır. Savage ve Wacom birlikte çalışarak iPad Air 2 ile uyumluluğu iyileştirmeye ve artırmaya devam edecektir. Procreate versiyon 2.3’e eklenen diğer heyecan verici özellikler arasında, yepyeni Light Interface (Işık arayüzü) ve önceki versiyonların stabilitesinin yükseltilmesi ve hata düzeltmeleri yer almaktadır. Procreate’teki entegrasyon, desteklenen uygulamaların Intous Creative Stylus 2 ile seçilmesi konusunda getirilen önemli bir yeniliktir. Ayrıca her iki ekip, müşterilerinin yeni uyumlu araçlarıyla üretecekleri yaratıcılıkları görmeyi sabırsızlıkla beklemektedir. Amazon ve Audi’den otomobile teslimat dönemi
Geçtiğimiz günlerde Amazon ve Audi yaptığı ortak açklama ile yeni bir hizmete başladıklarını duyurdu. Şimdilik pilot bölgede süren çalışmalar kapsamında, Amazon siparişleri talep doğrultusunda müşterilerin Audi marka araçlarına teslim edilecek. Almanya’nın Münih kentinde başlayan programda iki şirket DHL Parcel ile ortak çalışacak, siparişleri bu firma taşıyacak.
Audi’nin açıklamasına göre paket geçici süre kullanılabilir olan kablosuz ağ şifresi ile otomobile bırakılacak. Amazon.com’dan alışveriş yapan tüketiciler ev adresi yerine otomobillerinin lokasyonunu iletecek ve belli bir süre için aracının sanal ortamda takibine izin verecek. DHL Parcel çalışanı dijital şifreyi aldıktan sonra müşterinin otomobiline gidecek, paketi bagaja bırakacak ve araç kısa süre sonra kendini kilitleyecek.
Audi aynı zamanda ilerleyen dönemlerde paket teslimatının yanı sıra, otomobillerden döküman ya da paket alımı gerçekleşeceğini de söylüyor. Çılgın girişimciden yatırımcılara tavsiyeler

Üretimde dijital devrim dönemi başlıyor
Dünyanın önde gelen danışmanlık firmalarından The Boston Consulting Group (BCG) tarafından hazırlanan ‘Sanayi 4.0: Üretim Sektöründe Büyüme ve Üretkenliğin Geleceği’ başlıklı rapora göre önümüzdeki 10 yıl içerisinde 4. Sanayi Devrimi tamamlanacak. ‘Sanayi 4.0’ olarak adlandırılan yeni devrimle birlikte ilk tedarikçiden, son kullanıcıya kadar tüm üretim ve değer zinciri en gelişmiş dijital teknolojileri kullanarak tamamen entegre hale gelecek.
İlk olarak buhar gücü ve makineleşme, ardından ise elektrik ve otomasyonla değişen üretim sektörü, üçüncü devrimi ise endüstriyel alandaki teknolojik gelişmeler ile yaşadı. Ancak ilk 3 devrimin telekom, mobil iletişim, bilgi teknolojileri gibi alanlardaki dönüşümle kıyaslandığında sönük kaldığı gözlemleniyor. Rapora göre, 4. Sanayi Devrimi büyük veri, simülasyon, robotik ve bulut sistem entegrasyonu gibi teknolojik gelişmelerle tetikleniyor. Parçalar, makineler ve insanlar arasındaki bağlantı ve etkileşimin, üretim sistemlerini yüzde 30’a kadar hızlandırıp, verimliliği yüzde 25 kadar yükseltmesi ve başarıyla uygulandığı ülkelerde gelir düzeyini, istihdamı ve yatırımları da hızla artırması bekleniyor.
Sadece Almanya’da 250 milyar Avro’luk yatırım
Endüstriyel otomasyonda dünyanın lider ülkesi kabul edilen Almanya, ‘Sanayi 4.0’ın etkisini ölçmekte çarpıcı bir örnek olarak öne çıkıyor. BCG’nin raporunda, ‘Sanayi 4.0’ın Almanya’da 400 bine yakın yeni iş olanağı yaratacağı, Gayri Safi Milli Hasılanın (GSMH) yüzde 3-5’ine denk gelecek bir verimlilik artışı sağlayacağı, GSMH’yı ortalama yüzde 1 arttıracağı ve 10 senelik süreçte 250 milyar Avro tutarında yatırımı tetikleyeceği öngörülüyor.
“Dijital devrimin öncüsü olmak bir zorunluluk”
Global şirketlerde çoktan başlamış olan ‘Sanayi 4.0 unsurlarını uygulama yarışının çok yakın zamanda tüm üretim sektöründe hızla yayılacağını belirten BCG Türkiye Ortağı ve Endüstriyel Ürünler Sektör Lideri Aykan Gökbulut, “Önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde Sanayi 4.0 devrimi ile ürünlerin ve üretim sistemlerinin tasarım, üretim, operasyon ve servis süreçleri tamamen değişecek. ‘Sanayi 4.0’a tam geçiş daha uzun sürse de, önümüzdeki 5-10 yılda kritik gelişmeler yaşanacak ve kazanan ve kaybedenler belirlenecek. Bu süreçte kazanmanın yolu sistemlerin yetkinliğine, bilgi teknolojilerine, yazılıma ve veri analitiğine yapılacak yatırımdan geçiyor. Türkiye’nin üretim üssü statüsüne sağlama alması da şirketlerin ‘Sanayi 4.0’ın getirdiği teknolojik avantajları ne kadar kapsamlı ve hızlı uygulayacaklarına bağlı olacak. Üretim üssü olma konusunda yarışan Türkiye için bu devrimin öncülerinden olmak bir tercih değil zorunluluk olmalı ve bu yolda adımlar hızlı atılmalı” diye konuştu.
Sanayi 4.0’ın öne çıkan dört faydası
Üretim sektörünün verimlilik artışında ve ekonomik büyümede önemli bir katalizör olacağı öngörülen ‘Sanayi 4.0’ın faydaları dört ana alanda özetleniyor:
1. Üretkenlik: Önümüzdeki 5-10 yıl içinde pek çok şirketin ‘Sanayi 4.0’a uyum sağlayacak ve hammadde hariç üretim maliyetleri yüzde 15-25 arasında iyileşmesi bekleniyor. Bu iyileşmenin, sadece Almanya’da üretim sektörüne 90-150 milyar Avro’luk etki yapacağı öngörülüyor. Hammadde maliyetleri dâhil edildiğinde, toplam üretkenlik kazanımlarının yüzde 5 ila 8’e ulaşacağı belirtiliyor. Sektörel bazda değişiklik gösterecek iyileştirmeler mühendislik ürünleri üreticileri için yüzde 20-30 arası, otomotiv sektörü yüzde içinse yüzde 10-20 oranında iyileştirme oluşturması bekleniyor.
2. Ciro artışı: ‘Sanayi 4.0’ sayesinde üreticilerin gelişmiş ekipman ve yeni veri uygulama isteği, müşterilerin kişiselleştirilmiş ürünlere yönelik gittikçe artan talebiyle paralel olarak fazlalaşacak. Almanya örneğinde bu gelişmenin GSMH’nın yüzde 1 artmasını sağlayarak yıllık 30 milyar dolar civarında büyüme getirmesi bekleniyor.
3. İstihdam: ‘Sanayi 4.0’ sayesinde üretim sektöründe yüzde 6-10’luk istihdam artışı bekleniyor. Yeni işgücüne talep en fazla mekanik-mühendislik sektöründe hissedilecek. Öte yandan farklı yetkinliklere ihtiyaç artacak ve otomasyonun artmasıyla düşük kalifiye işgücüne yönelik istihdam olanakları azalacak. Ayrıca yazılım, bağlantı ve analitik çözümlemeye olan ihtiyaç, bu yetkinliklere sahip elemanlara olan talebi arttıracak. Oluşacak bu yetkinlik dönüşümü önümüzdeki yıllarda üstesinden gelinmesi gereken en kritik noktalardan biri olarak ortaya çıkıyor.
4. Yatırım: Üretim süreçlerini ‘Sanayi 4.0’a adapte edebilmek için üreticilerin cirolarının yüzde 1 ila 1.5’ini yatırıma ayırması gerekeceği öngörülüyor. Bu rakamın Almanya örneğinde önümüzdeki 10 yıl için 250 milyar Avro olması bekleniyor. Facebook, YouTube’u geçiyor!

Haftanın gündemini sizin için değerlendirdik
TechInside.com’da bundan böyle haftanın gündemini #GündemInside adlı programımızla sizler için değerlendiriyoruz. Bu ilk programımızda teknoloji dünyasının gündemini bir anda değiştiren Cumhurbaşkanı’nın 5G çıkışı ana konumuz oldu.
5G dışında aslında bir füze üreticisi olan Raytheon’un siber güvenlik şirketi Websense’i satın almasını, Norveç’in radyo yayınlarını FM bandından çıkartarak tamamen dijital bir altyapıyla sunacağını açıklamasını değerlendirdik. Programımızda ayrıca Büyük Veri analizi ile depremleri önceden tespit etme çabasının geldiği noktayı konuştuk.
Keyifle izleyeceğinizi umuyoruz.
Bir sonraki #GündemInside’da görüşmek dileğiyle…
Küçük ofislerin büyük yardımcıları
Xerox WorkCentre 6025/6027 dakikada 18 sayfaya ulaşan renkli baskı hızıyla 1200×2400 dpi yazdırma çözünürlüğü sunuyor. Wi-Fi kablosuz özelliğiyle Apple Airprint, Google Cloud Print baskı yapılabiliyor. Kablosuz ağ olmadan da Wi-Fi Direct özelliği ile akıllı telefon ve tablet cihazlar üzerinden doğrudan baskı alınabiliyor. Harici bellekten tarama ve baskı, kağıttan e-posta özellikleriyle de tek bir cihazla birçok iş yapma imkanı veriyor.
Xerox WorkCentre 6025’in 4 satırlık renkli ekranı kolay kullanım ve cihaz özelliklerine hızlı erişim sağlıyor. Xerox WorkCentre 6027’nin 4.3 inç renkli dokunmatik ekranı ise tüm baskı, tarama ve kopyalama işlemleri için kolayca komut verilmesini ve kontrol edilmesini sağlıyor.
Xerox Workcentre 6025 ve Xerox WorkCentre 6027 Apple Airprint, Google Cloud Print’i destekliyor. Ortamda kablosuz ağ olmasa da akıllı mobil cihazların Wi-Fi Direct özelliği ile baskı alabilmesini sağlıyor. Tarama ünitesi ile tek seferde 15 sayfalık bir dokümanı bulut uygulamalara, bilgisayara veya harici belleğe tarayabilen Xerox WorkCentre 6025/6027 istenirse kağıt dokümanları e-posta veya faks olarak da gönderebiliyor.
600 x 600 dpi kopyalama ve 1200×2400 dpi yüksek görüntü kalitesinde yazdırma özellikleriyle Xerox WorkCentre 6025 ve Xerox WorkCentre 6027 en ayrıntılı baskıları bile rahatlıkla yapabiliyor.
525 MHz güce sahip işlemcileri ile Xerox WorkCentre 6025 dakikada 10 sayfaya kadar renkli, 12 sayfaya kadar siyah beyaz baskı yapabilirken; Xerox WorkCentre 6027 dakikada 18 sayfaya kadar renkli ve siyah beyaz baskı alabiliyor. Yüksek performansı ile kesintisiz iş yapma imkanı veren yeni Xerox ofis cihazları tüm güncel Microsoft, Mac ve Linux sürümlerini destekliyor. Xerox’un yeni renkli çok fonksiyonlu ofis cihazları Xerox WorkCentre 6025 ve Xerox WorkCentre 6027, iki yıl Xerox güvencesi ile yetkili Xerox iş ortakları aracılığı ile satılıyor.
Hangi kuşak videoyu hangi cihazdan izliyor?
TV programlarını izleyebilmek için destek sunan cihazlar son zamanlarda yükseliş gösterdi. Basit cihazlardan akıllı TV’lere ve daha pek çok platforma yayılan izleme seçeneklerinin başında ise Nielsen’ın Digital Landscape Survey adlı araştırmasına göre televizyonlar bulunuyor. 10 dakika veya altında süreye sahip video içerikler genellikle bilgisayar, tablet ve telefonlardan izlenirken, diğer içerikler için ağırlıklı olarak TV tercih ediliyor.
Beklenileceği gibi seyir için TV kullanan kesim ağırlıklı olarak daha yüksek yaşlara sahip gruplardan oluşuyor. Genç kesim ise bilgisayar ya da mobil telefonları seçiyor. Z jenerasyonu ve milenyum kuşağı katılımcılarının yüzde 42’si (her biri için) video programları bilgisayarda izlerken, ikinci dünya savaşı sonrası doğan Baby Boomer kuşağı yüzde 25 ve 1920 – 1945 arası doğan “Sessiz Kuşak” ise yüzde 15 seviyesinde kalıyor.
Milenyum ve Z jenerasyonu katılımcıları (yüzde 22 ve yüzde 20) mobil telefon derken, bu oran X jenerasyonu (Baby Boomer sonrası dönemde 1980’e kadar doğanlar) için yüzde 14, Baby Boomer için yüzde 6 ve Sessiz Kuşak için de yüzde 2 olarak görülüyor. Tablet kullanımı Milenyum ve X jenerasyonu için yüzde 16 ve 15 seviyesindeyken, Z jenerasyonu yüzde 12, Baby Boomer yüzde 8 ve Sessiz Kuşak’ın yüzde 4’ü video için tablet diyor.
TV’ler asıl tercih olarak kalırken, dış mekanlarda akıllı telefonlar öne çıkıyor. Ancak bulunduğunuz yer, ne yaptığınız ve kimle olduğunuz da tercih konusunda önem taşıyor. Örneğin evde yalnızken TV izleyenler yüzde 63 iken, bilgisayarı seçenler yüzde 56 olarak öne çıkıyor. Ayrıca bu grubun yüzde 34’ü mobil telefon ve yüzde 22’si de tabletleri yalnızken video için kullandığını söylüyor.
Araştırma 60 ayrı ülkede gerçekleşmiş ve online katılımlar sayesinde neticelere ulaşılmış. Bir başka deyişle bu değerler internet kullanan izleyicilerin sunduğu veriler olarak karşımıza çıkıyor. Microsoft ilk çeyreği yükselişle kapattı
Microsoft, kendi finansal takviminde 3. çeyrek olarak adlandırılan, 2015’in ilk 3 ayını kapsayan döneme ait finansal verileri açıkladı. Verilere göre, şirket 2015 yılının ilk 3 ayında 21.7 milyar dolarlık gelir elde etti. Şirketin brüt karı ise 14.6 milyar dolar oldu. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre, karı yüzde 12 azalan şirketin gelirleri yüzde 6 oranında arttı.
Aynı dönemde Nokia’dan aldığı mobil cihaz bölümü bünyesinde 8.6 milyon adet Lumia telefon satan şirket, bu satışlardan 1.4 milyar dolarlık gelir elde etti. Lumia satışlarını bir önceki döneme göre yüzde 18 yükseltmeyi başaran Microsoft, Xbox tarafında ise Live servisinin kullanımının yüzde 30 arttığını açıkladı.
Office 365 kullanıcıları artıyor
Sonuçlardaki alt kırılımlara bakıldığında ise Office 365 kullanıcılarındaki yüzde 35 oranında yükseliş dikkat çekiyor. Bu segmentte 12.4 milyon kullanıcıya ulaşan şirketin yükselişte olan bir diğer alanı ise Surface oldu. Bu alanda yüzde 44’lük bir artış yakalayan Microsoft’un Surface geliri ise 713 milyon dolara ulaştı.
Microsoft’un bir diğer önemli alanı olan Bing ise arama motorları arasında güçleniyor. ABD’de yüzde 20.1’lik bir pazar payına sahip olan Bing üzerinden elde edilen reklam gelirlerinde yüzde 21’lik artış yakalandı.
Microsoft, bulutta güçleniyor
Açıklanan ticari satışlardan elde edilen gelirler ise yine aynı dönemde yüzde 5’lik artışla 12.8 milyar dolara çıkmış durumda. Burada Office 365, Azure ve Dynamics CRM Online ile elde edilen gelirin yüzde 106’lık yükselişle 6.3 milyar dolara çıkmış olması dikkat çekiyor.
Sunucu ürünleri ve servis gelirlerine bakıldığında ise yüzde 12’lik bir yükseliş göze çarpıyor. Windows Server, System Center Server ve SQL Server birlikteliğindeki artış ise yüzde 25’e ulaşıyor. Ancak aynı durumun ticari kullanım için sunulan Office ürünlerinde yaşanmadığı görülüyor. Office ürünleri ve servis gelirleri segmentine bakıldığında yüzde 2’lik bir düşüş sözkonusu. Microsoft, bu düşüşü Office 365 için uygulanan satış yöntemi değişikliğinin ve bulut çözümlerinin etkisi olarak yorumluyor. 3 girişimciye “Ziya Abi Özel Ödülü”

Türk Telekom fiber altyapısı ile yeni teknolojilere hazır

VeriPark, enova’yı bünyesine kattı
2000 yılının başlarından bu yana kurumsal intranet portalleri, internet ve extranet portal çözümleri, kurum içi doküman yönetimi, iş süreçlerinin geliştirilmesi, kurumsal uygulama entegrasyonu ve kurumların ihtiyaçlarına yönelik özel yazılım geliştirme konularında faaliyet gösteren “enova:”nın tüm hisselerini satın alan VeriPark’ın CEO’su Özkan Erener satın almayla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi; “enova: satın alması, VeriPark’ın portal ekosisteminde çok daha etkin çalışmalar gerçekleştirmesi adına son derece önem taşımaktadır. Özellikle İnsan Kaynakları alanında kayda değer çalışmalar yürüten enova:’nın, VeriPark ürünleri ile beraber çok daha kolay ulaşılabilir çözümler sunmak konusunda rakipsiz bir noktaya gelmesini hedeflemekteyiz.”
VeriPark ile yapılan anlaşmayı değerlendiren enova: Genel Müdürü Beni Melamet, “VeriPark ile hayata geçen işbirliği enova: markasının bulunduğu pozisyonunu daha da güçlendirmesine yol açacağına olan inancımız tam. Farklı alanlarda derinlemesine uzmanlaşmış iki firmanın enerjisi ile enova:’nın yeni nesil çözümler geliştirme konusunda öncü ve lider bir konuma gelmesini planlıyoruz.” dedi.
Çoğunlukla özel sektör kuruluşlarına hizmet veren enova:, aynı zamanda Almanya, Fransa ve Azerbaycan’a da açılarak gerçekleştirdiği danışmanlık hizmetleri ve projeler ile yurtdışında da faaliyetlerini sürdürüyor.
Bankacılık, perakende, sigorta, telekom ve emeklilik sektörlerine yönelik yazılım çözümleriyle Türkiye’de ve EMEA bölgesinde saygın bir yere sahip olan ve dünya finans devleri için hayata geçirdiği başarılı projelerle küresel pazarda dikkatleri üzerine çeken VeriPark, emin adımlarla büyümeye devam ediyor.
Ocak 2015’te Londra’da açtığı ofisle uluslararası pazarda Dubai, Kahire ve Riyad’dan sonraki dördüncü ofisini açan VeriPark, İzmir’de konumlandırdığı yazılım üssü ile yazılım ihracatı konusundaki iddiasını da giderek arttırıyor. Girişim sermayesi 2015’e rekorla başladı
Girişim sermayesi şirketleri 2015’in ilk çeyreğinde rekor seviyede start-up yatırımı gerçekleştirdi. Açıklanan verilere göre değer 2000 yılından beri ilk kez bu kadar üst seviyelere ulaştı. Öte yandan yatırım bazlı şirketlerin orta gelir yatırım miktarları da dönemin en yüksek seviyesine ulaştı.
2015’in ilk üç ayında ABD’li yatırım destekli şirketler 15.72 milyar dolar yatırım aldı. Bir önceki çeyreğe göre düşük bir yükseliş gibi görünse de, değer geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 27 artış gösteriyor.
İlk çeyrekte yapılan en büyük yatırım 1 milyar dolar ile Space Exploration Technologies Corp. bir başka deyişle Space X oldu. Şirket Capricorn Capital Partners, Fidelity Investments, Google ve Valor Equity Partners tarafından destek gördü. Ayrıca bu süreçte toplam 875 anlaşma gerçekleştirildi ve bu sayı 2011’in ilk çeyreğinden beri ilk kez bu kadar düşük seviyede kalmış oldu.
Orta gelir ön yatırım değeri VentureSource’un verdiği bilgiye göre ilk çeyrekte 67.1 milyon doları bulurken, geçen yıl dördüncü çeyrekteki miktar 52 milyon civarındaydı. 80’den fazla özel şirket, yatırımcılar tarafından toplamda 1 milyar doların üzerinde bağış aldı.
Halka arz pazarında 12 yatırımcı destekli firma bu çeyreğin verisi olarak karşımıza çıkarken, mecraya göre 2014 dördüncü çeyrekteki sayı 23 idi.
Son olarak en yüksek işlem ise Flexus Biosciences’ın Bristol-Myers Squibb Co. tarafından aldığı 1.25 milar dolar olarak kaydedildi. 








